| | #21 (mesaj-linki) | |
| Kahveci : Serap Ezgi TOPRAKSIZ Elleri sıcak, sımsıcak, taze, kırmızısı güzel bir kana bulanmıştı. Ellerine şöyle bir baktı, korktu, şaşırdı, sanki kan elinden bütün bedenine, ruhuna, beynine kadar bulaşmıştı. Üzerine sürüp ellerini temizlemeyi düşündü ama sadece düşünebildi bunu, yapamadı. Kendinden kaçarcasına, kaybolmuşluk içinde koşmaya başladı. Nefesi kesilene, boğazı kuruyana, ciğerleri göğsüne dar gelene kadar koştu. Durdu; kendini dinledi; istediği yere kadar koşamamış, bir yere varamamış gibi hissetti. Dermanı kalmamıştı. Dizlerinin üzerinde olduğu yere çöktü. Üzerinde gömlek, kazak, yelek vardı ama bacakları; yer yer elenmiş, eskilikten incelmiş tek kat kumaşa sarınmıştı. Bacaklarının değdiği yerden toprağın soğukluğunu hissediyordu. Bu soğukluk ona huzur veriyordu. Nedenini bilmeden öylece kalakalmak istedi orada, hiç kıpırdamadan tek damla su ve sese ihtiyaç duymadan, kalakalmak. Zor olmamalıydı; bir dileğini de kabul edeydi tanrısı. Kime ne yapmışlığı vardı da, bu ona reva görülmüştü? Duymadan, işitmeden tek bir şey hissetti. Canı yanıyordu, yüreği yanıyordu. Yüreğinin olduğu yerde yumruğundan büyük bir ateş vardı. Kor gibiydi, eritiyordu bedenini ama bu erime yanmak gibiydi. Yok olmasına bile izin verilmiyordu. Nefesi boğazına düğümlendi. Geçememesini, orada kalakalmasını istedi. Sanki toprak yumuşadı altında, inanamadı elini uzatıp usulca toprağı okşadı. İlk çöktüğünden daha da yumuşak geldi. Bacakları kendine yer bulmuştu bu toprakta. Bacaklarını bile kabul etmişti, şeklini alıp rahat ettirmişti de bu toprak, yüreğindeki acıyı niye sarıp sarmalayamıyordu ki? Elleriyle göğsünü delip olduğu yerden yüreğini sökebilir miydi? Ellerinden damla damla kan akarken, toprağı avuçlarıyla açıp, sıcak yüreğini oraya koyuverseydi. Hemencecik gömseydi. Bastırıp toprağı, ellerinin nasır olmuş avuç içleriyle düzleseydi. Yavaşça ayağa kalkıp onu orada bırakıp arkasını dönebilse, yürüyüp gidebilseydi. Her şey o toprağın altında gömülü kalsaydı. Hiçbir şeyi hatırlamasaydı. Ayakkabısı bileğini acıttı. Şaşakaldı bunu hissettiğine. Şekilsizce düşüvermişti olduğu yere. Ayağı neredeydi, eli, kolu nerede kalmıştı. Ya beli, sanki yoktu. Diliyle usulca dudaklarına dokundu. Çok mu kuruydular? Hayır, yüzü ıslaktı. Az önce toprağı okşadığı eli yavaşça havaya kalktı. Ellerine bulaşıp kurumuş kan toprakla karışınca bir garip olmuştu. Bunu görmek gözlerini iyice halsiz bıraktı. Yüzüne götürdü elini, ıslaktı yüzü. Ağlamış mıydı? Oysa anası ''sen doğarken bile ağlamadın oğul'' der; saçını, elini, yüzünü okşamaz mıydı? Hani doğarken bile ağlamayacak kadar güçlüydü. Neden ağlamıştı? Ağlamıştı da nasıl fark etmemişti. Bir kuş kondu az ötesine, öylece baktı ona. Özgürlüğünü kıskandı. Hele ki şimdi, kanatları kıskanılmayacak gibi değildi. Ayaklarından toprağa bağlanmış gibi, bacaklarından kök salmış gibi toprağa aitti. Onu oraya görünmez bir demir mıhlamıştı. Gerçekliğini sorgulayarak, gözlerini kırpmadan bakmaya devam etti. Kuş minikti. Avucuna alsa, kaybolurdu. Avuç içlerinde kuşu hayal etti. Yumruk olmuş elleri, yüreği kadar büyüktü. Bir ellerine baktı, bir yüreğine, birde kuşa. Kuş gidecekti birazdan. Elleri duracak, yüreği yanacak, bedeni orada öylesine kalacaktı. Gözleri acıyordu. Islık öttürüp kuşun dikkatini çekmek istedi. Sesi çıkmadı. Dudaklarını birbirine yaklaştıramadı bile. Oysa ıslaktı, biliyordu. Genzi yanıyordu, acıyordu. Yoksa az önce uzaktan duyduğu o haykırış sesleri kendisininki miydi? Zamansızlık buydu, buna inandı. Zamanın yok olduğuna tanık olmuştu işte. Hayatında geçmeyen, akmayan geceler olmuştu. Özlemden hasretten ağlayan anasına yandığı, nazlı yarine aklının takıldığı gecelerde. Hepsi, hepsi bitmişti gün doğmuştu sonunda da, bu günün gecesi ne zaman olacaktı. Ne kadar vardı daha karanlığın basmasına? Karanlık gelip kuşataydı her yanını bu utancı, acısı kaybolur muydu, biter miydi? Hiçbir utancı olmamıştı ki bugüne kadar. Böyle gömülmek istememişti karanlığa. Sevmezdi ki zaten geceyi. Arkadaşına ava çıkalım gece demişti; canı, ciğeri, dostu, kardeşi her şeyi de; ''gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir'' dememiş miydi? Ne gündüzün şerri kurtarabilirdi onu ne gecenin hayrı. Hangisi aldığı canı geri getirebilirdi ki? Olacaklardan değil, olmuş olandan yana korkuyordu. Savaşamayacak kadar pişmandı yaptığından. Şaka olacaktı hani, hep güreştikleri gibi sonunda sarmaş dolaş olup, gülüp eğleneceklerdi. İkindiye doğru kapısına gelen yine o değil miydi? Ondan yardım dilemişti. Pek sevinmişti, pek severdi yardım etmeyi. Silahı temizlerken yardım et bana demişti. Yarın beraber, erkenden ava çıkacaklardı. Yarın olsa ne olurdu olmasa ne? Gün erken olsa Güneş hemen batsa Yarının olmamasını mı dilemeli tanrıdan Yoksa bugünün yaşanmadığını mı? Düşünemiyordu, düşünemeyecek kadar yok olmuş, kaybolmuştu, topraksızdı… Serap Ezgi | |
|
| | #22 (mesaj-linki) | |
| Hadi Tatile Çıkalım Kızlar Hadi Tatile Çıkalım Kızlarrr Uslu Uslu Geçmiyor Yazlar Arabadayız Sabaha ÇoK Var Arkada Sarı Ördekler Var Tatile Çıkıyoruz Araba Çoşuyoruz Uzun Yollar Aşıyoruz Havalara Giriyoruz Hopluyoruz Kopuyoruz Arabada Zıplıyorum Tam Gaz Gidiyoruz Moruk İşi Biliyoruz Kimseye Çaktırmadan Malı Götürüyoruz Saman Altından Deniz Yürütüyoruz. Anlayan Anladı Pantolona Damladı Şamata İle Beraber Hakladım Gambazı Şakladım Cambazı Unutma Kız Bu Yazı.. | |
|
| | #23 (mesaj-linki) | |
| Harry Potter'a Yasak![]() 'Harry Potter ve Ateş Kadehi' filmini, korkunç sahneler yer aldığı gerekçesiyle 12 yaşından küçük çocuklar tek başına izleyemeyecek. Harry Potter serisinin son olarak beyazperdeye uyarlanan bölümü 'Harry Potter ve Ateş Kadehi', içerdiği korkutucu sahneler nedeniyle, İngiltere'de 12 yaşın altındaki çocuklara yanlarında bir yetişkin olmadan izletilmeyecek. İngiliz Film Sınıflandırma Kurulu, filmdeki şiddet ve korku öğeleri içeren sahneler ile bazı bölümlerde kullanılan dilin çocuklar için sakıncalı olabileceğini, ancak bu sahnelerin kesilmesine gerek görülmediğini belirtti. İlk kez oldu 'Harry Potter ve Ateş Kadehi', İngiltere'de önümüzdeki ay gösterime girecek. İngiltere'de daha önce vizyona giren 3 Harry Potter filmi için böyle bir uyarı yapılmamıştı. | |
|
| | #24 (mesaj-linki) |
| http://members.home.nl/saen/Special/zoeken.html biri şunun cevabını verebilir mi yalnız sesi iyice açıp öyle baksanız daha iyi olur | |
|
| | #25 (mesaj-linki) |
ehuehhe Flash..Flash..Flash..! Msx moderatörlerinden CrasHofCinnet, üyelerden melish ile bugün kızılay sokaklarında yakalandı...Basına poz wermeyen ikilinin resimleri yakında msx'te olacak... | |
|
| | #26 (mesaj-linki) | |
| Ay Ay :) ![]() Kim O Beni Yakalayan Nerde Kimle Nasıl Yalan Skandal Oluşturmayın Madem Flash Flash Yerine Koyalım O Zaman.. | |
|
| | #27 (mesaj-linki) | |
| Never...This story has not yet ended... | |
|
| | #28 (mesaj-linki) |
| KAYITLI KURT ADAM OLAYLARINDAN ÖRNEKLER * 12.yy.da İngiltere'de bir kadın, kurt adam olan kocasının giysilerini saklayarak eve dönmesini engellediğini söyler. Kocasının kaybolmasından kısa süre sonra da başkası ile evlenir. Olay kıralın ilgisini çeker ve konu mahkemeye intikal eder. Mahkeme sonucunda kadın ve yeni kocası, kurt adam olduğu iddia edilen eski kocayı öldürdüklerini itiraf ederler. * 1573'de Fransa Dijon'da, Gilles Garnier adında bir kişi kurt adam olduğu için köye zarar vermek ve çocukları parçalamakla suçlanır. Gilles Garnier, işkencelere dayanamayarak suçunu itiraf eder ve kazığa geçirilerek yakılır. * 1589'da görgü tanıklığı yapan kimseler, Peter Stubbe'nin bir kurda dönüştüğünü gördüklerini söylerler. Mahkeme kurulu Peter Stubbe'yi işkenceyle idam etmek için başka kanıt aramaz. Peter Stubbe, tüm Avrupa'da ''Cologne Kurt Adamı'' olarak tanınır. * 16.yy.ın sonlarında Fransa'da Bordoeaux kentinin yakınlarında birkaç genç kızı vahşi bir yaratık öldürür. Margaret Poiret adında adında bir çocuk da bu yaratığın saldırısına uğrar; ama kaçmaz ve bir şiş ile yaralayarak ele geçirilmesini sağlar. Küçük Margaret saldırganın kurt gibi baktığını ileri sürer. Zeka özürlü genç Jean Grenier sanık olarak mahkemeye çıkarılır. Tanıklar, onun özel bir merhemle kurda dönüşebildiğini övünerek anlattığından söz ederler. Jean Grenier, genç kızları öldürerek yediğini itiraf eder. Mahkeme sonunda zeka özürlü ve 13 yaşındaki Jean Grenier'in halusinasyon gördüğü ve tedavi edilmesi gerektiği kararına varılır. Bu mahkeme, kurt adamlığa bakış açısını değiştirir. Artık, bu tür olaylar, gerçek kurt adamlık ve akıl hastalığı biçiminde ikiye ayrılır. * 1598'de Fransa'nın Caude bölgesinde köylüler, bir gencin cesedini parçalayan 3 kurt görürler. Anlattıklarına göre, kurtlar kendilerini görünce ormana kaçarlar. Köylüler kurtları izler. Çalıların içinde uzun saçlı, sivri tırnaklı, tırnaklarının arasında kanlı et parçaları bulunan Jacques Rollet'i bulurlar. Jacques Rollet, mahkemede kurt adam olduğunu, öteki iki kurdun da kendisi gibi kurt adam olan arkadaşları olduğunu itiraf eder ve idama mahkum olur. Ancak, Paris mahkemesi kararı bozar ve sanığı akıl hastahanesine gönderir. Jacques Rollet, bir daha kurt adama dönüşemez ve iki arkadaşı da bulunamaz. * 1949'da İtalya'da polisler, kurt adam olduğunu sanan ve dolunaylı gecelerde uluyan bir adamı izlemekle görevlendirilirler. * 1975'de İngiltere'de Staffordshire'da yaşayan 17 yaşındaki bir genç dolunayda kurt adama dönüştüğünü öne sürer. Birgün arkadaşına telefon edip yüzü ve ellerinin renk değiştirdiğini, giderek tam bir kurt adama dönüştüğünü söyler. Genç, kısa süre sonra yüreğine bıçak saplayıp kendini öldürür. | |
|
| | #29 (mesaj-linki) |
a$kTan anLayana.. Beni yak kendini yak her şeyi yak Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak İster öp okşa istersen öldür Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk Seni içime çektim bir nefeste Yüreğim tutuklu göğsüm kafeste Yanacağız ikimiz de ateşte Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk Beni yor hasretinle sevginle yor Sevgisizlik ayrılıktan daha zor Dilediğin kadar acıt canımı Yokluğun da varlığında yetmiyor Allahım Allahım Ateşlere yürüyorum Allahım acı ile Aşk ile buyuyorum | |
|
| | #30 (mesaj-linki) | |
| Senmisin ? Acaba cennet dedikleri yer, Kuşların uçarken avlanmadığı, Ağaçların yeşilinin kurumadığı, Çiçeklerin solmadığı, Karşımda hayalinin değilde, Bizzat senin olduğun bir yer mi? Acaba cehennem dedikleri yer, Sensizliğin ta kendisi mi? Ve ateşleri, Senin hasretinden mi? Kimsenin görmediği, Meleklerin meleği, Rüyaların tek dileği, Herkesin peşinden koştuğu, Yoksa birtanem, O Peri Sen misin? | |
|
![]() |
| Etiketler |
| asla bitmeyen konu, mavi karanlık, msxlabs, neutralizer | asla arkana bakma dostum, asla bitmeyen, asla bitmeyen konu, babadan yenilen dayak, |
Asla Bitmeyen Konu Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Neyi Asla Reddetmezsiniz? | ahmetseydi | Forum Oyunları/Online Oyunlar | 3322 | 1 Hafta Önce 16:49 |
| Asla - Asla Nedir - Asla Hakkında | Kral_Aslan | X-Sözlük | 3 | 09-01-2010 00:48 |
| Rüzgar - Bitmeyen Geceler | Naesse | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 26-08-2008 00:13 |
| Nalan - Bir Daha Asla | nünü | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 16-06-2008 15:27 |
| Baha - Bitmeyen Çile | Mystic@L | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 26-02-2008 16:05 |