Kimya Bilimleri Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Bilim > Kimya
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 29-10-2006   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Kimya Bilimleri



Kimya
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kimya
, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini, uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerjiyi inceleyen bilim dalı.

Kimya'nın Dalları
Kimya Bilimi sınırsız denecek sayıda çok bileşiğin incelenmesini kapsar ve bu konudaki bilgi ve etkinlikleri sistemli hale getirmek amacıyla birbiriyle ilgili bileşikleri, sistemleri, yöntemleri ve amaçları gruplayan birçok alt dala ayrılır.
Kimya'nın alt dalları;
  • Fizikokimya
  • Biyokimya
  • Analitik kimya
  • Organik kimya
  • Anorganik kimya
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 08-11-2006   #2 (mesaj-linki)
Blue BooL
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kimya Bilimleri

KİMYA TARİHİ

Orta Çağ

İslâm Dünyası'ndaki kimya çalışmaları, daha önce Hellenistik Çağ'da İskenderiye'de yapılmış olan simya çalışmalarından yoğun bir biçimde etkilenmiştir. Bu çalışmalar sırasında yavaş yavaş belirginleşmeye başlayan Yapısal Dönüşüm Kuramı'na göre, doğadaki bütün metaller, aslında bir kükürt-civa bileşimidir; ancak bunların iç ve dış niteliklerinde farklılıklar bulunduğu için, kükürt ve civa kullanmak suretiyle istenilen metali elde etmek mümkündür.

Bilindiği gibi, simyagerler, tarih boyunca, bu kurama dayanarak, kurşun ve bakır gibi nisbeten daha az kıymetli metalleri, altın ve gümüş gibi metallere dönüştürmek istemişlerdir. İslâm Dünyası'ndaki kimya çalışmaları da genellikle bu doğrultuda sürdürülmüştür.

Yine Müslüman simyagerlerin maksatlarından birisi de bu dönüşümü gerçekleştirecek el-İksir'i, yani mükemmel maddeyi bulmaktır. Mükemmele en yakın metal, altın olduğu için, genellikle bu çalışmalarda altının kullanıldığı görülmektedir. İksir, aynı zamanda sonsuz yaşamın kapısını aralayacak bir anahtar olarak da düşünülmüştür.

Simyagerler, Yeryüzü'ndeki metallerle Gökyüzü'ndeki gezegenler arasında da ilişki kurmuşlardır. Örneğin altın Güneş'le ve gümüş ise Ay'la eşleştirilmiş ve bu metalleri göstermek için Güneş ve Ay'a benzeyen simgeler kullanılmıştır. Bu simgeler, 18. yüzyıla kadar pek fazla değişmeden gelmiştir; günümüzdeki simgeler ise 18. yüzyıldan itibaren şekillenmeye başlamıştır.

Ortaçağ İslâm Dünyası'nda, simyayı benimseyenlerle benimsemeyenler arasında süregelen tartışmaların, kimyanın gelişimi üzerinde çok olumlu etkiler yaptığı görülmektedir. Çünkü bu tartışmalar sırasında, taraflar, görüşlerinin doğruluğunu kanıtlamak için, çok sayıda deney yapmış ve bu yolla deneysel bilginin artmasında önemli bir rol oynamışlardır.

Yeni Çağ

Bu dönemde kimya alanında maddenin yapısına ilişkin deneysel çalışmalar başlamış ve özellikle Boyle, Mayow ve Hook gibi bilim adamları sayesinde yeni bir atom kuramı geliştirilmiştir.

Yakın Çağ

Bu dönemde kimya, sanayinin belkemiği haline gelmiştir; ancak kimya çalışmaları sadece sanayide değil, tıp başta olmak üzere değişik bilim dallarında da önemli rol oynamıştır. Atom konusundaki çalışmalar, genetik ile ilgili çalışmaları ve canlıların temel maddesi konusunda yapılan araştırmaları büyük ölçüde etkilemiştir.

Bu dönemde çağdaş kimya, yanma olgusunu açıklayan Lavoisier tarafından kurulmuştur. Bu sayede Lavoisier, Filojiston Kuramı'nı yıkmış ve oksijeni bulmuştur.

Modern Kimyanın Doğuşu

15. yüzyıla dek kimya, eskiden beri bilinen kalıplarını bir türlü aşamamıştı. Bu kalıplaşma, efsanevi açıklamalarla ve ilkel reçetelerle örtülmeye çalışılıyordu. Kimya, halâ simya idi. 15. yüzyıldan itibaren simya, kıpırdamaya, kimya olmaya başladı.

Fosfor, bizmut, platin gibi yeni bulunan elementlerin gösterdikleri tipik özellikleri yeni açıklamalar istiyordu; öteyandan sürekli uzmanlaşan endüstri ve ticaret de kimya sanayinin yeni şeyler üretmesini bekliyordu. Güherçile, şap, yeşil vitriol (demir sülfat), vitriol yağı (sülfürik asit) soda gibi maddelerin üretiminin arıtırlması gerekiyordu. Bütün bunlar da eski kalıpları kırmayı ve bunu önleyen geçmişle hesaplaşmayı dayatıyordu.

Rönesans kimyacılarının tek ilgi alanı elbette madenler değildi. Georgius Agricola'nın 1556'da yayınlanan ve gelecek 200 yıl boyunca madencilik ve metalürji alanlarından çalışanların el kitabı olarak işlev gören on iki ciltlik dev eseri "De Re Metalllica" da maden ocaklarının yapımı, maden filizlerinin ocaklardan çıkarılması ve ocaklarda biriken suyun boşaltılması gibi konuların yanısıra metal işletmeciliğine ilişkin çok önemli bilgiler verilmektedir.

Onun izleyicilerinden Bernard Palissy (1510-1589), seramik üretimini; Glauber, cam, güherçile ve bazı boyaların üretimini geliştirdi. Bu sırada, yani 16. yüzyılda İran ve Çin, porselen (çini) ve çömlekçilikte Avrupa'dan öndeydi. Kumaş ve deri sanayiinde önemli olan şap, Avrupa için önemli bir üretim dalıydı.

Kimya alanındaki bir başka üretim alanı damıtmaydı. Damıtma, bir sıvı karışımının ısıtılması ve buharlaştırılarak bulunduğu karışımdan ayrılması ve yoğiunlaştırılarak yeniden elde edilmesidir. 15., 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupasında kuvvetli alkollü içkiler içiliyordu. Onun için damıtma işlemi yaygın ve büyük bir üretim koluydu.

İçkiler, yalnızca aristokrasinin yemek alemleri için önem taşımıyordu; aynı zamanda cahil yerlilerin topraklarını ve vücutlarını da teslim almanın ikinci (birincisi baruttu) silahıydı.

Hava ya da daha genel olarak gazlar, 17. yüzyıl başına dek bir "ruh" ya da "kaos" olarak görülmüştü. Gaza "gaz" adını veren van Helmont (1577-1634) idi.

Helmont, Paracelsus'un izleyicilerindendi ve büyük bir deneyciydi. J. Bernal’a göre birinci sınıf bir dahiydi. Mevcut maddeler olarak sadece suyu ve havayı kabul ediyordu. O'nun görüşlerinin kaynağı eski İyonyalılardı. Ama o, felsefi bir varsayımdan çok deneysel souçlara dayanıyordu.

Su koyduğu bir kapta söğüt ağacı yetiştirdi ve yaşam için hava ve suyun alınmasının yeterli olacağını savundu. Kaosu gaz olarak o adlandırdı; kimyanın ileriki zaferlerinin yolunu aydınlattı. Ayaklanmalarla ve içsavaşlarla geçen bir dönemin ardından 17. yüzyılın ikinci yarısı bilimin gerçek doğuşuna tanıklık etti
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 26-01-2007   #3 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)
Kimya Alt Disiplinleri

Analitik kimya
Analitik kimya, kimyasal ölçüm bilimidir. Maddelerin kimyasal bileşimini, yapılarını ve fonksiyonlarını inceleyen kimyanın alt – disiplinidir.

Bu bilim dalında kullanılan teknikler maddenin bilinmeyen bileşimlerini bulmak için her geçen gün geliştiriliyor. Eskiden çoğunlukla kimyasallar kullanılarak yapılan analizler, zamanla mikroçipler, lazerler gibi ileri teknoloji ürünlerinin de kullanılmasına imkan sağladı.

Adli kimyadan arkeolojiye ve uzay bilimine, pek çok dalda analitik kimya ihtiyaçlara karşılık veriyor.

Tıpta analitik kimya, doktorların hastalığı tanımasına, tedavinin doğru sürmesini haritalayan klinik laboratuar testlerinin temelidir.

Endüstride kimyasal bileşimi önem taşıyan ham maddeleri test eder. Çıkan ürünün kalitesini belgeler. Pek çok ev araç gereci, yakıt, boya, ilaç ve benzerleri satılmadan önce defalarca analitik kimyacılar tarafından geliştirilen prosedürlerle analiz edilir.

Çevreyi kirleten şüpheli içerikler analitik kimya teknikleriyle test edilir.

Yiyeceklerin besin değeri vitamin, mineral, protein, karbonhidrat gibi değerleri analitik kimya metotlarıyla bulunur.

Biyokimya
Biyokimya canlı organizmalarda bulunan kimyasalları, kimyasal reaksiyonları ve etkileşimleri inceler. Biyokimya ve organik kimya örneğin, tıbbi kimya ve nörokimyada olduğu gibi yakından ilişkilidir. Biyokimya moleküler biyoloji ve genetikle de yakından ilgilidir.

Anorganik Kimya
Anorganik (karbon, hidrojen dışı) bileşiklerin tepkimeleri ve özellikleri ile ilgilenen kimyanın alt-disiplinidir. Organik kimya ile anorganik kimya arasında mutlak ayrılık yoktur. Örneğin hemoglobinin yapısını inceleyen "Organometallik Kimya" gibi.

Fiziko Kimya
Fiziko kimya kimyasal sistemlerin ve oluşumların enerji ve dinamikleriyle ilgili değişimleri izleyen alt-disiplin adıdır. Kimyasal Termodinamik, Kimyasal Kinetik, Elektrokimya, İstatistik, Mekanik ve Spektroskopi alanlarını kapsar.

Teorik Kimya
Kimya biliminin teorik sebep sonuç (matematik, fizik) ilişkilerinin temellerini inceleyen alt bilim dalıdır. Örneğin Kuantum Mekaniğinin uygulama alanı olan Kuantum Kimyası gibi. Komputasyon Kimyası da son 50 yılda kimya problemlerinin çözümünü hızlandırmak için matematik ve bilgisayar programlarının kullanıldığı teorik kimya araçlarından biri olmuştur. Teorik kimya, moleküler fizikle ve yoğun madde fiziğiyle iç içedir.

Nükleer Kimya
Atom altı taneciklerin nasıl atomu oluşturduklarını inceleyen kimyanın alt-disiplinidir.

Diğer Alt Disiplinler
Astrokimya, Atmosfer Kimyası, Kimyasal Mühendislik, Kiminformatik, Elektrokimya, Çevre Kimyası, Akışkanlar Kimyası, Jeokimya, Yeşil Kimya, Kimya Tarihi, Madde Bilimi, Tıbbi Kimya, Moleküler Büyoloji, Moleküler Genetik, Nanoteknoloji, Organometallik Kimya, Petrokimya, Farmokoloji, Fotokimya, Fitokimya, Polimer Kimyası, Katı faz Kimyası, Sonokimya, Supramoleküler Kimya, Yüzey Alan Kimyası, Termokimya.
fatihkoleji.com
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 30-07-2007   #4 (mesaj-linki)
sedat sencan - avatarı
Cvp: Kimya Bilimleri

DİKKATLE YAPILAN BİR DENEY
Antoine-Laurent Lavoisier 1743 yılında Paris’te doğdu.
8 Mayıs 1794 günü giyotin ile idam edildi.
Babası Yüksek Mahkeme’de hukuk danışmanı idi.
College Mazarin’de klasik dil,edebiyat,felsefe,matematik,astronomi,kimya ve botanik öğrendi.
Aile fertlerinde hukuk alanına eğilim olduğu için o da 1764 yılında bu dalda lisans derecesi aldı.
Ama fen bilimlerine olan ilgisi daha fazlaydı.Bu nedenle ilk ilgi odağı jeoloji oldu.
Sonra kimyaya yöneldi.Bu konudaki ilk araştırmasını jipsi (alçıtaşı) çözümlemesi ile yaptı.
1766 yılında bir makale yazarak büyük bir kentin en verimli biçimde nasıl aydınlatılacağını inceledi.
Bu çalışma kendisine Fransız Bilimler Akademisi’nin altın madalyasını kazandırdı.
*
Modern kimyanın kurucusu olarak kabul edilir.
Laboratuvardaki deneyleri en titiz bir insanı bile tatmin edecek derecede mükemmeldi.
Bilimsel çalışmaları dışında çeşitli kamu görevlerinde bulunmuştu.
Kimya dalında çok meşhur olmasına rağmen Lavoisier hiçbir element keşfetmemiştir.
Ama başkalarının keşfettiği elementleri çok iyi inceliyor ve anlamlandırıyordu.
Filojistona ve kirli havaları başından beri önemsemedi.
Yanma olayını açıklayan yeni bir kuram geliştirdi.
Oksijenin kimyasal süreçlerdeki rolünü açıkladı.
Kimyasal tepkimelerde maddenin korunumu ilkesini ortaya koydu.
Elementler ile bileşikler arasındaki farkı açıkladı.
Kimyaya yeni bir adlandırma sistemi getirdi.
*
Karısı ile birlikte hassas ölçümler gerektiren deneylerle yıllarca uğraştılar.
Paslanan bir nesnenin ağırlık kazandığını saptadılar.
Nesne paslanırken havadaki temel parçacıkları kendine çeker.
Böylece maddenin dönüşebileceğini,ama ortadan kalkmadığını ilk farkeden kişiler oldular.
Örneğin on kilo odun yakılınca odunun maddesi küle ve dumana dönüşür.
Ama evrendeki net madde miktarı aynı kalır.
*
Aslında maddenin korunumu konusunda Lavoisier’i ilginç kılan şey,bu konuya dikkat çekmesidir.
Günümüzdeki anlayışa göre kütle ile maddenin her zaman birbiriyle bağlantılı olması gerekmez.
İşin temeli atomların korunumudur,ama o çağlarda hiçkimse onların varlığını bilmiyordu.
*
Lavoisier ve karısı paslanma konusunda yapacakları deneye çok önem verdiler.
Bir metal parçasının yavaşça yanmasını,muhtemelen paslanmasını izleyeceklerdi.
Çözmeyi düşündükleri soru şuydu:Paslanan metalin ağırlığı artar mı?,azalır mı?veya değişmez mi?
Tamamen kapalı bir kutu yaptılar ve evlerindeki salonlardan birine geçtiler.
Bu kutunun içine çeşitli maddelerle birlikte bir metal parçası koydular ve sıkıca kapadılar.
Amaçlarına çabuk ulaşmak istedikleri için paslanmayı hızlandırmak gayesi ile kutuya ısı verdiler.
*
Bir müddet sonra kutu ve içindeki maddeler soğudu.
Metal parçası şeklini kaybetmiş,paslanmış ve kısmen yanmıştı.O şekliyle dikkatlice tarttılar.
Araya zaman koymadan ne kadar hava kaybedildiğini de ölçmüşlerdi.
Tartım ve ölçümleri defalarca tekrarladılar.Sonuç hep aynıydı:Paslı metal,öncesinden daha ağırdı.
Peki bu fazladan ilave olunan ağırlık nasıl oluşmuştu?
Tartı aletindeki toz ve önceki deneylerden kalmış çok ufak metal parçalarından ileri gelmiyordu.
Zira bu konuda gereken tedbirleri almışlar ve çok dikkat etmişlerdi.
*
Hepimizin soluduğu havada çeşitli gazlar vardır.
Lavoisier’in hemen anladığı şey,bu gazlardan bir kısmının metale yapışmış olması gereğiydi.
Sözkonusu ağırlığa neden olan buydu.
Deneyde kullandıkları bütün maddelerin toplam miktarı değişmemişti.
Sadece daha önce havada bulunan oksijen şimdi yoktu.
Bu oksijen yok mu olmuştu?Hayır.Metale yapışmıştı.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-10-2008   #5 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kimya Bilimleri

Kimya

Kimya, maddelerin yapısını, bileşimini, özelliklerini ve uğradıkları değişiklikleri ince­leyen bilim dalıdır. Kimya öğrenimi görenle­rin ya da kimyayla uğraşanların iki temel amaçları vardır. İlk amaçları, Dünya'daki ve evrendeki bütün maddelerin yapısını, özellik­lerini ve davranışlarını keşfetmektir. İkinci amaçları ise, doğada bulunan maddelerden, bilim adamlarının ilgilendikleri ya da genel olarak yararlanılabilecek yeni maddeler elde edebilmenin yollarını araştırmaktır.
Kimyacılar çalışmalarını deneyler yaparak yürütürler; bu deneylerden elde ettikleri sonuçlardan yararlanarak genel yasalar oluştu­rurlar, ayrıca kuram ve varsayımlarını (gözlemlerin geçici açıklamalarını) kanıtlamaya çalışırlar. Sirkeye kabartma tozu karıştırıldı­ğında köpürerek fokurdar ve karbon dioksit çıkartır; kimya, bu tepkimenin neden oluştu­ğunu açıklar. İnsanlar çok eskilerden başlaya­rak odunun yanıp küle dönüştüğünde nelerin olup bittiğini ya da demirin havada niçin paslandığını merak etmişlerdir. Baştan beri kimyacıların sorduğu soru hep şu olmuştur:
"Bir madde nasıl olup da tamamen farklı bir başka maddeye dönüşmektedir?"
Bugün kimyacılar doğada bulunmayan yeni maddeler elde etmek için sürekli deneyler yapıyorlar ve günlük kullanım için yeni mad­deler elde ediyorlar. Hepsi de günlük yaşamı­mızda önemli rol oynayan yapay (yani insan­larca üretilmiş) elyaflar, deterjanlar, plastik gereçler, kimyasal gübreler, tarım ilaçları, pek çok besin maddesi, ilaçlar, geliştirilmiş ve dayanıklılıkları artırılmış metaller, aydınlat­ma, ısıtma ve fotoğrafçılık gereçleri kimyacı­ların bu tür çalışmalar sonunda ortaya koy­dukları ürünlerin yalnızca birkaçıdır.

Maddeler Nasıl Değişir?
Maddelerin iki tür özellikleri ya da doğal nitelikleri vardır: Şekil, renk, yoğunluk ve dayanıklılık gibi fiziksel özellikler; ısıtıldıkla­rında, soğutulduklarında ya da bir başka maddeyle karıştırıldıklarında gösterecekleri davranışı belirleyen kimyasal özellikler. Bir maddenin uğrayabileceği değişiklikler de ya fiziksel ya da kimyasaldır. Örneğin su, soğu­tulduğunda buza, ısıtıldığında buhara dönü­şür. Her iki durumda da dönüşüm ya da değişim kolayca tersine çevrilebilir; bir başka deyişle, buz eritilebilir, buhar yoğunlaştırılabilir. Kimyacıların değişik fiziksel haller ya da durumlar dedikleri her üç biçim de, temelde, aynı maddedir. Bir maddenin bir halden bir başkasına ve yeniden ilk haline dönüşmesi biçimindeki değişim tipine fiziksel değişim denir. Ama eğer, sudan elektrik akımı geçiri­lirse iki gaz elde edilir: Hidrojen ve oksijen gazlan. Bu tip değişmede, farklı özellikleri olan, farklı maddeler ortaya çıkar. Bu tür değişim kimyasal bir değişimdir ve kolayca tersine çevrilemez.

Kimyanın Dalları
Bugün kimya o kadar geniş bir bilgi alanını kapsamaktadır ki, kolaylık sağlamak amacıy­la, farklı kimya dallarına özel adlar verilmiş­tir. Bu bölümde kimyanın ana dalları tanıtıl­maktadır.
Organik Kimya; bir zamanlar, hayvan ve bitkilerde bulunan bütün maddelerin, yalnızca bu canlılar tarafından yapılabileceği sanılır­dı. Bu nedenle, çoğu karbon içeren bu tür maddeleri konu alan kimya dalına organik kimya adı verilmişti. "Organik kimya" terimi bugün, temel olarak karbon bileşiklerini ince­leyen kimya dalı için kullanılmaktadır. Orga­nik kimya, Alman kimyacı Friedrich Wöhler'in 1828'de basit bir laboratuvar yöntemini kullanarak "organik" bir madde olan üreyi elde etmesiyle önem kazandı. Doğal olarak yalnızca hayvanların idrarında bulunduğu için tipik bir organik madde olan üre, böylece, herhangi bir canlının gövdesine gereksinim duyulmaksızın elde edilebilmişti. O zaman­dan bu yana, laboratuvarlarda ve sanayide yüz binlerce organik madde hazırlanmıştır. Bunların çoğunun bitkilerde ve hayvanlarda var olduğu bilinmektedir; ama pek çoğunun da, doğada var olup olmadığı saptanabilmiş değildir. Bugün bilinen bütün bileşiklerin yaklaşık yüzde 95'i organiktir. Organik kim­yanın petrokimya sanayisi gibi sanayilerde özel bir önemi vardır.
İnorganik kimya, karbon dışındaki bütün kimyasal elementlerin bileşikleriyle uğraşır. Hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan su, bir inorganik bileşik örneğidir.
Fiziksel kimya, kimyanın fizikle yakından bağıntılı olan dalıdır; örneğin, içinden elek­trik akımı geçirilen bir maddenin davranışının incelenmesi fiziksel kimyanın ilgi alanına gi­rer. İnorganik ya da organik kimyacılar, yeni bir C maddesinin oluşması için A maddesi ile B maddesinin birleşmesi gerektiğini bilebilir­ler, ama tepkime hızının ya da süresinin nasıl denetlenebileceğini bilmezler; bu gibi konu­larda da, fiziksel kimyacılar, ötekilere yar­dımcı olur ve gerekli araştırmaları yaparlar. Amonyak üretilebilmesi için azot ve hidrojen gazlarının birleştirilmesi gerekir. Alman fizik­sel kimyacı Fritz Haber, bu birleşmenin, her iki gazın 500°C'lik bir sıcaklığa kadar ısıtılma­sı ve aynı zamanda basınçlarının da atmosfer basıncının 200-1.000 katına çıkarılması duru­munda en hızlı ve verimli biçimde gerçekleşti­rilebileceğini göstermiştir.
Analitik kimya, maddelerin içeriğini, yani kimyasal bileşimlerini inceler. Analitik kim­yanın iki ana konusu vardır: Nicelik çözümle­me (kantitatif analizler) ve nitelik çözümleme
(kalitatif analizler). Birincisi, belli bir bileşi­ğin içindeki değişik elementlerin miktarlarını; ikincisi ise, bu elementlerin niteliğini belirle­meye yöneliktir.
Yapısal kimya, belli bir maddede atomla­rın yerleşim düzenini ve bu atomların arasın­daki bağları inceler.
Biyokimya, canlılardaki bileşiklerin ve bunların arasındaki kimyasal tepkimelerin incelenmesini içerir. Bazen, canlılar kimyası olarak da tanımlanır. Kimya, fizik ve biyoloji­nin türettiği kavramları kullanan bu kimya dalı tıp, tarım ve gıda sanayisi de içinde olmak üzere pek çok alanda uygulanmaktadır.
Eczacılık da, bir kimya dalıdır; aslında pek çok ülkede eczacılar kimyacı olarak bilinir. Eczacı ya da bu işlevi yerine getiren "farmasotik kimyacı", doktorların hastaları için yaz­dıkları reçetelere göre kimyasal madde karı­şımlarını hazırlar.
Sanayi kimyası, modern sanayinin gereksi­nim duyduğu kimyasal maddeleri büyük miktarlarda üretmekle uğraşır. Bu alanda çalışan kimyacıların ilgi alanları organik, inorganik ve fiziksel kimyayı kapsayabilir. Boyarmad-deler, sabun ve deterjanlar, insan eliyle yapıl­mış (yapay) dokumacılık maddeleri, plastik­ler, boyalar, patlayıcılar, kimyasal gübreler ve başka ürünlerin yapımında kullanılan asit­lerin, bazların, gazların ve başka kimyasal maddelerin doğal maddelerden elde edilmesi gerekir. Sanayi kimyacısının işi, kimyasal maddeleri büyük miktarlarda ve ucuza ürete­bilmek için güvenilir işlemler ve süreçler bulmaktır.
Kimyanın öteki önemli dalları şunlardır:
  • Yerkabuğunun kimyasal bileşimini ve uğradı­ğı kimyasal değişimi inceleyen jeokimya.
  • ato­mu ve atomun temel öğelerini, bunların başka maddeler üzerindeki etkilerini inceleyen ışı­nım kimyası.
  • Kauçuk, selüloz ya da nişasta gibi doğal maddelerin; plastiklerde, boyalar­da, tutkallarda kullanılan yapay maddelerin karmaşık yapılarını ve oluşum biçimlerini araştıran polimer kimyası.
Bu son alan özel­likle önem kazanmış durumdadır; çünkü, plastik sanayisi 20. yüzyılın ikinci yarısında hızla yaygınlaşmıştır.


MsXLabs.org & Temel Britannica
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 5 Gün Önce   #6 (mesaj-linki)
Rios - avatarı
Cvp: Kimya Bilimleri

KİMYA BİLİMLERİ Kimya, maddenin bileşimini, yapısını ve değişimini konu alan bir bilim dalıdır ve günümüzde diğer bilimlerle “kaynaşmış” olarak gelişmektedir. Kimyanın, insanlığın gelişmesine ne kadar büyük ölçüde katkıda bulunduğu her yerde görülebilir. Bugün yaşamımızda kullanılan maddelerin pek çoğu, bu yüzyılın başında henüz bilinmiyordu. Örneğin, plastiklerin yapımında kullanılan polimerlileşme ürünleri, (bakalit, naylon, pleksiglas, polietilen, teflon vb.) önce kimya laboratuarlarında hazırlanmıştır ve günümüzde, kimya endüstrisinin en çok kullanılan ürünlerindendir. Petrol ve ürünleri, y,ne kimya mühendisliği bilim dalının önemli konularından biridir. Her şeyden önce, kimya laboratuarlarında hazırlanan ilaçlar, insanları daha sağlıklı ve uzun ömürlü yaptığı gibi, bitkilerin ve hayvanların da daha güçlü ve verimli olmasını sağlar. Silikon plastiklerinin, insan vücudu için yedek parça yapımında kullanılması, günümüzde etkin araştırma konularından biridir. Bununla beraber, insan yapısı kimyasal maddelerin neden olduğu çevre kirlenmesi de yine çözümü için kimyacıların uğraştığı bir sorunudur. Önemli kimya bilim dalları, analitik kimya, anorganik kimya, biyokimya, fizikokimya ve organik kimya’dır. Anorganik ve organik kimya, sırasıyla a****ller ve ****ller ile bileşiklerinin ve organik bileşiklerin yapılarını ve reaksiyonlarını konu alır. Analitik kimya, kimyasal bileşiklerin bulunması, tanınması ve miktarlarının ölçülmesi ile uğraşır. Fizikokimya, fiziksel etkenlerin –sıcaklık, basınç, derişim vb. –madde ve reaksiyonlar üzerine etkisini inceler. Biyokimya, canlı organizmalarda kimyayı konu alır; organizmanın yapı taşları olan proteinlerin ve nükleik asitlerin organik moleküllerden oluşmuş biyopolimerler olduğunu belirtelim. Biyokimya, günümüzde çok hızlı gelişmektedir ve kimyaya benzer olarak biyoanalitik kimya ve biyoorganik kimya, bilim dallarında çalışmaktadır. Kuramsal (teorik) kimya diğer kimya bilimlerin aksine, deney yapmadan, kimyasal bileşiklerin özelliklerini ve reaksiyonların yürüyüşlerini inceler. Kimya mühendisliği, laboratuar ölçeğinde yürütülen işlemlerin endüstriyel üretime dönüştürülmesi, yani kimyasal teknolojilerin kurulması için tasarımları ve işlemleri konu alan bir bilimdir. Biyoteknoloji, biyokimya, biyoloji, tıp ve eczacılık ilim dallarındaki ilerlemeleri birleştirerek biyolojik maddelerin ilaç üretimi ve gen tedavisi amacıyla dönüşümünü endüstriyel ölçekte üretilmesini konu alır; günümüzde genetik mühendisliği olarak büyük önem kazanmıştır. Kimya, diğer bilimlerle ortak olarak yeni bilimlerin gelişmesine de yol açmıştır. Örneğin, ****lurji, ****llerin elde edilmesi ve işlenmesi ve petrol mühendisliği, petrolün ve petrol ürünlerinin elde edilmesi ile uğraşan bilim dalarıdır. Agrokimya (tarım kimyası), tarım bilimlerinde kimyasal uygulamaları konu alır. Gıda (besin) kimyası, besin maddelerinin kimyasal yapılarını ve organizmadaki işlevlerini inceler, çevre kimyası, kimyasal maddelerin yol açtığı çevre kirlenmesini ve önlenmesini konu alır; tekstil kimyası ise boyarmaddelerin elyaf boyamacılığında kullanılmasına geniş yer verir. Günümüzde gıda mühendisliği, çevre mühendisliği ve tekstil mühendisliği ayrı bilim dalları olarak da gelişmiştir. Farmasötik kimya, ilaçların kimyasal yapılarını inceler; tıbbi (medikal) kimya, kimyasal maddelerin hastalıkların tedavisinde kullanılmasını ve tedavi mekanizmasını konu alan yeni bir bilim dalıdır. Kemoterapi ise tıpta kimyasal maddeleri ilaç olarak kullanarak yapılan tedavi türüdür. ÖLÇME, HESAPLAMA, BİRİM SİSTEMLERİ Ölçme her denel bilimin temelidir. Bilim adamları bazı büyüklükleri doğrudan ölçer, bir kısmını ise alınan ölçülere dayanarak hesaplarlar. Bir ölçme sonucu elde edilen rakamlara anlamlı rakamlar denir. Aksi belirtilmedikçe, her ölçmeden son rakamda belirsizlik olduğu kabul edilir; bu belirsizlik, çoğunlukla ölçmede kullanılan araçtan ileri gelir. Örneğin, ir uzunluğu ölçerken kullandığımız cetvelde yalnız cm bölmelenmesi yapılmışsa ve uzunluk 1,9 cm bulunmuşsa 9 rakamı bir tahmindir ve elde edilen sayının ikinci rakamında belirsizlik vardır, üçüncü rakam ise bilinmemektedir. Kullandığımız cetvelde 0,1 cm bölmelenmesi de yapılmışsa, uzunluk 1,95 cm olarak okunabilir, fakat bu durumda da üçüncü rakamda belirsizlik vardır, çünkü tahmin edilmiştir. İlk ölçmede iki anlamlı rakamlı bir sayı ve ikincisinde üç anlamlı rakamlı bir sayı bulunmuştur.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
bilimleri, kimya
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Kimya Bilimleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Deniz Bilimleri Enstitüsü Bia Deniz Bilimleri 0 27-08-2008 12:04
Anadolu Üniversitesi - İletişim Bilimleri Fakültesi The Unique Fakülteler 0 26-08-2008 00:28
Davranış Bilimleri Blue Blood Psikoloji ve Psikiyatri 0 03-06-2008 20:01
Eğitim Bilimleri Blue Blood Eğitim Bilimleri 0 19-11-2007 12:23
Din Bilimleri Blue Blood Din/İlahiyat 2 05-12-2006 17:12