Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Akademik Forumlar :: > Mimarlık
Cevap Yeni Konu Aç
 
Konu Araçları
Eski 25-10-2006   #1 (mesaj-linki)
Dünyanın Yedi Harikası - Genel Bilgi Dünyanın Yedi Harikası - Genel Bilgi

Dünyanın Yedi Harikası
Bir grup öğrenciden Günümüz Dünyanın Yedi Harikası'nın neler olduğunu düşündüklerine dair bir liste yapmaları istenir. Aralarında anlaşmazlıklar çıkmasına rağmen aşağıdakiler en fazla oyu alanlardır:
1)- Mısır'ın Büyük Piramitleri
2)- Tac Mahal (Taj Mahal)
3)- Büyük Kanyon (Grand Canyon)
4)- Panama Kanalı
5)- Empire State Binası
6)- St. Peter Bazilikası (St. Peter's Basilica)
7)- Çin Seddi (China's Great Wall)
Öğretmen oyları toplarken, sessizce duran bir kız öğrencisinin henüz kağıdını vermemiş olduğunu farkeder. Sonra öğrencisine kendi hazırladığı liste ile ilgili bir problem olup olmadığını sorar. Kız öğrenci ise;
"Evet, biraz. O kadar çok şey var ki, bir türlü karar veremiyorum" der.
Öğretmen de öğrencisine;
"Peki, söyle bakalım senin listende neler var, belki biz sana yardımcı olabiliriz" der.
Kız öğrenci önce duraksar ve sonra okumaya başlar:
"Bence Dünyanın Yedi Harikası :
1)- görmek
2)- duymak
3)- dokunmak
4)- tatmak
5)- hissetmek
6)- gülmek
7)- ve sevmek...
Odada sinek uçsa sesi duyulacak şekilde bir sessizlik olur.
Basit, sıradan ve normal olarak düşündüğümüz ve gözden kaçırdığımız şeyler gerçekte ne kadar da mükemmeldirler.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 25-10-2006   #2 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyanın Yedi Harikası Cvp: Dünyanın Yedi Harikası

Dünyanın Yedi Harikası
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Dünyanın yedi harikası (ya da Antik dönemin yedi harikası), ilk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir fikirdir ve M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2. yüzyılda son şeklini almıştır.

Dünyanın yedi harikası
  1. Keops Piramidi
  2. Babil'in Asma Bahçeleri
  3. Zeus Heykeli
  4. Artemis Tapınağı
  5. Mausoleum
  6. Rodos Heykeli
  7. İskenderiye Feneri
En eskiden en yeniye kronolojik olarak harikalar:

Keops Piramidi

Keops (Khufu) Piramidi

Sanıldığının aksine Giza Piramitleri'nin üçü de dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m. yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.

Babil'in Asma Bahçeleri

Babil'in asma bahçeleri

Çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik hayvanların bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:
"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu."
Milattan önce 7. yüzyılda Babilonya kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Söylentiye göre Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamyanın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır. Bu yüzden bazen Semiramis'in asma bahçeleri olarak da anılır.)
Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

Zeus Heykeli

Olimpia'daki Zeus Heykeli

Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m. yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’ye taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri, birkaç yıkılmış kolon ve enkaz tüm kalıntılarıdır.

Artemis Tapınağı

Efes'de Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat, bu reddedilmiştir.

Mausoleum

Bodrum'daki Mausoleum

Mausoleum, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılmış bir mezardır. Bodrum (Halicarnassus) civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350'de kralın ölümünden üç yıl sonra tamamlanmıştır. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunmaktaydı. Altınla süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Mausoleum’un toplam yüksekliği 45 m. idi. Mausoleum’un dört tarafındaki dört heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştır. Bu heykeller, tanrıların değil de insanların ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Mausoleum iyi bir durumda korundu. 15. yy.da Haçlı Seferleri sırasında St. John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak bilinen kaleyi yaptılar. Kalenin yapımında Mausoleum’un nerdeyse bütün taşları kullanılmıştır. Kale duvarları arasında mezara ait mermer taşlar görülmektedir.

Rodos Heykeli

Rodos Heykeli

32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı Helios'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö. 226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u istila ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. Söylentiye göre bütün parçaları Suriye’ye 900 devenin sırtında taşınmıştır.

İskenderiye Feneri

İskenderiye Feneri

Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır. Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 25-10-2006   #3 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyanın Yedi Harikası Cvp: Dünyanın Yedi Harikası

Harikalar Dünyası

İlkçağ yapıları içinde insanı en çok yedi yapı hayrete düşürmüştü. Sidonlu Antipatros onları "harika" olarak nitelendiriyordu. Dünyanın Yedi Harikası günümüze dek ulaşmasa da ünlerinden hiçbir şey yitirmedi.

İnsanoğlu mağaralarda barındığı günlerden bu yana, karnını doyurmak, ısınmak gibi temel gereksinimlerini karşılamasının ardından ilk iş olarak, içindeki yaratma duygusunu dışa vurdu. İşe önce mağara duvarlarına resim yaparak başladı. Sonra, taptığı doğa güçlerine adamak için pişmiş topraktan heykeller yaptı. Yetinmedi, onlar için tapınaklar inşa etti. Derken insan sonu gelmez bir yarış içine giriverdi. Dinsel ve sivil yapıların en görkemlisini yapma; heykelin en büyüğünü, en güzelini, en değerlisini yontma; mezar anıtlarının en muhteşemini yaptırma gibi. Bu güzellik, estetik, büyüklük, değerlilik gibi kavramlara bir de kralların, kraliçelerin ölümsüzlük arayışı eklenince ortaya bugün bile izlemeye doyamadığımız yapı ve yapıtlar çıkmış oldu. Savaş veya ticaret ile zenginleşen krallar, kraliçeler bu uğurda keselerinin ağzını açtı. Böylece, dönemlerinin en büyük mimarları, heykeltıraşlar, ressamları da geride olağanüstü eserler bırakmış oldu. İlkçağ'ın gelişkin uygarlıklarında insanın dudaklarını uçuklatan çok sayıda eser vardır. Ancak, İÖ 2. yüzyılda yaşayan, yazar Sidonlu Antipatros bunlardan yedi tanesini diğerlerinden üstün bulur, daha da ötesi onlara "harika"der. Herkesin "Dünyanın Yedi Harikası" diye bildiği bu yedi eseri kitabında birer birer anlatır.
İşte, Antipatros'un "yedi harikası" o günden bugüne dek bir başkadır insanoğlunun gözünde. Depremler, yangınlar, savaşlar, hırsızlık ve kalıntıların başka yapılarda malzeme olarak kullanılması gibi nedenlerle yedi harikadan yalnızca piramitler sağlam şekilde günümüze kadar ulaşmıştır. Diğerlerini ise İlkçağ yazarlarının gezi anılarından tanıyabiliyoruz. Resimlerin çoğu da kitaplardaki anlatılardan esinlenilerek çizilmiş tasarımlardır. Yedi harikanın tümünü gören İlkçağ yazarlarından Pausanias, Plinius ve Bodrum doğumlu, tarihçi Herodot dönemin şanslı kişileriydi.
Annesine yazdığı mektuplardan tanıdığımız, Demetrius adında bir çocuğun da 12 yaşında iken bu yapıtları babasıyla birlikte görmüş olması kıskanılacak bir durumdur doğrusu. Demetrius mektubunda bir taraftan Rodos heykelinin (Rodos Kolossosu) büyüklüğünü anlatırken diğer taraftan şu sözlerle sızlanıyordu:
"Anneciğim, sana bu mektubu Rodos'un dev heykeli Kolossos'tan yazıyorum. Adamlar, Kolossos'un Akdeniz'e uzanmış sağ eline çıkıp meşaleyi yakıyorlar. Ben de çıkmak istedim ama, babam bırakmadı. O kadar yüksek ki."
Yedi harika eserin tümü bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaydı. Bugün sadece ikisi Anadolu'dadır. Bunlardan biri, İÖ 6. yüzyılda yapılan Efes Artemis Tapınağı'dır. Bu eser için Bizanslı Philon "Babil'in Asma Bahçeleri'ni, Olimpos'taki Zeus Heykeli'ni, Rodos Kolossosu'nu, yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausolos'un mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Ephessos'taki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim" diye yazmıştı. Pausanias ise bu tapınak için, "insan elinden çıkmış yapıtların en mükemmeli" der. Anadolu'daki iki harikadan diğeri ise Bodrum'daki "Halikarnassos Mausoleumu"dur. Mimarlığını Pytheos'un yaptığı anıt mezarın yapımına Karia satrabı Mausolos, kendi yönetimi zamanında başlar ve inşaata onun ölümünden sonra karısı, aynı zamanda kız kardeşi Artemeisia devam eder. İÖ 350 yılında yapımına başlanan yapının 1500 yıl kadar ayakta kaldıktan sonra bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor. Anıt mezarın taşları ve bazı kabartmaları, Rodos Şövalyeleri'nce Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmıştır. Anıt mezardan kalan çağının en ünlü heykeltıraşlarının yaptığı kabartmalı süsler, Artemeisia ile Mausolos'un heykelleri ve dört atlı arabanın parçaları ise Padişah I. Abdülmecit'in izniyle Londra'daki British Museum'a götürülmüşlerdir.

Kaynak: atlasmobidik.com
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 26-10-2006   #4 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyanın Yedi Harikası Cvp: Dünyanın Yedi Harikası

Keops Piramidi
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Keops piramiti

Gize’de antik Memfis mezar kentinde bulunan üç piramitten biridir. Bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin bir parçasıdır. Dünyanın Yedi Harikasın'dan günümüze kadar ulaşan tek eserdir.
Binlerce yıl boyunca Keops piramidinin bir mezar olduğuna inanılmıştır. Keops piramidinin 30 yılda yapıldığı düşünülmektedir. Önce bir kent yapılmış, taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış olmamakla beraber çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bir kurama göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir kurama göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu. Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.
İlk yapıldığında 145,75 metre olduğu düşünülen Keops piramidinin bu güne kadar 10 metresini kaybettiği düşünülmektedir. 43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olarak kalmış ancak 19. yüzyılda geçilebilmiştir. Eğimi 54 derece 54 dakikadır. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.
Piramidin her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılmaktadır.
Eski Mısırlıların neslinden gelen bir azınlık olan Kıptilerin inancına göre, bu piramit Tanrıların Çağı'na ait bilgilerin bir birleşimidir.
Büyük piramidin gizli bilgiler barındırması, ilk olarak Napolyon ordularının Mısır'ı işgali sırasında Fransız mühendislerinin çalışmalarıyla ciddiye alınmıştır. Bu mühendisler piramiti bir triangülasyon noktası olarak kullanmaya kalktıklarında, dört kenarının dört ana yöne dönük olduğunu ve boylam dairesinin de tam piramitin doruğundan geçtiğini fark etmişlerdir. Doruktan geçen diagonal çizgiler kuzeye doğru uzatıldığında Nil Deltası'nı iki eşit parçaya bölmektedir. Taban köşegenlerinin kesiştiği noktadan kuzeye uzatılacak bir doğru, kuzey kutbunun yalnızca dört mil uzağından geçmektedir (ki piramidin yapımından bu yana geçen uzun süre içinde kutup noktasının yer değiştirmiş olması da mümkündür).
Bugünün uzunluk ölçüsü olan metrik sistemin birimi metredir. Yani kutuptan ekvatora kadarki meridyen uzunluğunun on milyonda biridir. Bu ölçü Fransızlar tarafından, Mısır işgalinden kısa süre önce ortaya çıkarılmıştır. Piramidin ölçüsü olarak kullanılan kübit ise, eski Mısırlıların kullandığı ölçüdür ve Fransızların biriminden binlerce yıl önce bulunmuş bir birimdir. Bir kübit'in uzunluğu bir metreye çok yakın olmakla birlikte, metreden daha dakik bir birimdir. Çünkü bu ölçü herhangi bir meridyen çevresine değil, kutup ekseninin uzunluğuna göre hesaplanmıştır. Meridyen uzunlukları, dünya çevresine göre değişebilmektedir.
Büyük Piramid'in Mısır kübit'ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa 'kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir).
Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. İlk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor
üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 02-11-2006 @ 12:02.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 20-03-2007   #5 (mesaj-linki)
Cvp: Dünyanın Yedi Harikası Cvp: Dünyanın Yedi Harikası



Yazı: Peter Hessler Fotoğraflar: Michael Yamashita

Yüzyıllar boyunca Çinliler yabancıları sınırları dışında tutmak için yalnızca bir sur değil uçsuz bucaksız bir sur şebekesi kurmuştu. Şimdiyse biri yazar, biri fotoğrafçı iki yabancı, arabayla surları takip ederek Çin'in kırsal kesiminin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıktı.

Şanşi’de, İç Moğolistan sınırından önceki son köy olan Ninğlu’da durdum. Nüfus 120’ydi ve köyün çevresi bir kilometreden uzun tarihi bir garnizon suruyla çevriliydi. Yaşlılar köy meydanında oturmuş, güneşin tadını çıkarıyordu.

Çin köylerinde yerel tarihi bilen birileri olup olmadığını sık sık soruyordum ve bazen insanlar beni yaşlı bir adama ya da amatör bir tarihçiye yönlendiriyordu. Çin tarihinin kaynakları mütevazı olabiliyordu; devlet memuru olan arkeologlar ve tarihçiler o kadar çok çalışıyordu ve o kadar kısıtlı bütçeleri vardı ki, çoğunlukla Ninğlu gibi yerlere ayıracak zaman bulamıyorlardı. Konuştuğum bilim adamları hep aynı şeyi vurgular: Yerel belleğin değerini küçümseme.

Meydandaki yaşlılar sorumu hemen yanıtladı: “Yaşlı Çın ile konuş.” Adı Çın Cın idi ve 53 yaşındaydı. Bir dönümden küçük kurak tarlasında çalışan Çın patates ekiyordu ve beş koyunu vardı. Yıllık geliri 300 milyon lira civarındaydı. Gözlüğü kalın siyah çerçeveliydi ve kır saçları kısacık kesilmişti. Çın beni evine götürdü ve bir çekmeceden zımbalanmış bir tomar pirinç kâğıdı çıkardı. Kapakta şöyle yazıyordu: Ninğlu Tarihi/Araştırma 22 Ocak 1992’de Başladı.

Kitabı açtım ve Çın’in özenli yazısını okumaya başladım: “Şehrin etrafı, İmparator Cyacinğ’in (1543) 22. yılında surlarla çevrildi ve İmparator Vanli’nin birinci yılında (1573) surların üzeri fırınlanmış tuğlalarla kaplandı.”Onlarca sayfa, yüzlerce tarih vardı. Çizimler ve haritalar vardı. Kitabı karıştırırken otomobille hiç olmazsa üç saatlik yolda bir fotokopici olmasını diledim. Yaşlı Çın, “Yerel arşivlerde çalıştım,” diye anlattı, “sonra da burada, bir şeyler anımsayan yaşlılarla konuştum. Bu işe başladığımdan beri bazıları öldü. İşim geçen yıl bitti.”

Çın, Han hanedanından kalma bir surun yakınlarında bulduğu çömlek parçalarını gösterdi. Bu bölgede üç farklı hanedandan kalma istihkâmlar vardı ve Yaşlı Çın beni harabelere götürmeyi teklif etti. Kuzeye, dağlara doğru gittik ve Çın beni bodur çalılarla ve kuru sel yataklarıyla dolu yüksek bir vadiye çıkardı. Yaşlı Çın, tam da Çinli köylüler gibi yavaş, telaşsız yürüyordu: ellerini arkasında kavuşturmuş, başı düşünceli bir şekilde öne eğilmiş.

Çın, Kuzey Vey hanedanı (İS 386–534) surunu gösterdi, kuzeydoğuya ilerleyen, yarım metre yüksekliğinde belli belirsiz bir sırt. Han hanedanının (İÖ 206–İS 220) duvarı o kadar küçüktü ki Çın’ın yardımı olmasaydı bunu fark etmem mümkün değildi. Onun paralelinde de Minğ suru vardı, iki metre yüksekliğindeydi ve tepelerden doğuya uzanıyordu. Yolun surla kesiştiği yerdeki surun ortasına gömülü taş levhada İç Moğolistan yazıyordu. Minğ surları hâlâ siyasi bir amaca hizmet ederek, Şanşi ve İç Moğolistan arasındaki sınırı belirliyor. Surlar ekonomik bir ayrımı da temsil ediyor: Bu yöredeki köylüler, Şanşi’nin bazı yerlerinde toprak kullanım harcı daha düşük olduğu için seddin güneyinde tarım yapmayı yeğlediklerini anlattı.

Yaşlı Çın evine döndüğümüzde bir harita çıkarıp köyün asıl adının Ninğşi Hulu olduğunu söyledi. Adın çevirisiyse şöyle: Hu’yu Durdur.Çın gülümseyerek, “Aslında bu yabancıları öldür demek” diyor. “Şuna bak.’’ Haritada, 15 kilometre doğudaki bir başka köyü gösteriyor: Veylu. Hu’nun Kanını Dondur. 25 kilometre batıda: Pohubu. Hu’yu Mahvet. Bundan 30 kilometre ötede: Şahukoğ. Hu’yu Kes. Bugün bu köyler “hu” sözcüğünü “kaplan” anlamına gelen işaretle yazıyor. Bu değişiklik, Mançu asıllı yöneticileri kuzeyli kabilelerden gelen ve sınır surlarının ötesinden gelenlerin tanımı konusunda duyarlı olan Çinğ hanedanı zamanında yapılmış.

Yaşlı Çın, beni elimi sıkarak uğurladı. Çın, “Bir dahaki sefere gelirken,” diyor, “bir arkeolog getirmeye çalış. Olur mu?

Bunu Biliyor muydunuz?

Kuzeybatı Çin’in çorak topraklarında yüzyıllar boyu kumlar altında kalmış 80 kilometrelik bir duvar parçası ortaya çıkarıldı; Çin hükümeti bu haberi geçtiğimiz Ekim ayında verdi. Bu kazı çok büyük bir haber çünkü bu küçük duvar aslında çok daha büyük bir yapının parçası: Çin Seddi’nin. Her ne kadar Çin Seddi’nin tek bir duvar olduğu kanısı yaygınsa da gerçekte set, 2000 yıllık bir süreçte farklı hanedanların inşa ettikleri bir dizi duvardan oluşuyor. Geçmişte Çin Seddi savunma amaçlı kullanılmış olsa da bugün Çin’in simgesi haline geldi ve tabii turistleri cezbediyor.

Associated Press’in bildirdiğine göre seddin yeni keşfedilen bölümü, özerk Ningxia bölgesindeki Helan Dağı’nda bulunmuş. Uzmanlar duvarın 1531’de inşa edildiğini ve üç gözcü kulesinin kalenin tamir edildiği 1540’da eklendiğini düşünüyorlar. Duvar parçası 6.4 metre yüksekliğinde, altta 6 metre üstte ise 3.3 metre genişliğinde. Yedi drenaj yolu ve bazı düzlüklerde de taş destekler var.

Bunun gibi yeni keşifler pek sıra dışı sayılmaz; 2002 Ağustos’unda Ningxia’yla batıda sınır oluşturan Gansu eyaletinde arkeologlar 2000 yıllık bir başka duvar parçası bulmuşlardı.

— Christy Ullrich



Göğe Yükselen Kaleler

Rüzgara teslim olup bir yükselip bir alçalan uçurtmalara benzeyen Çin Seddi’nin Jiankou bölümü sarp dağların zirvelerinde uzanıyor. Burası onarılmamış “vahşi duvar” bölümlerinden biri. Çin Seddi tek bir yapı değil, hükümdarların kendi dönemlerinde inşa ettirdikleri bir çok farklı savunma duvarının birleşiminden oluşuyor. duvardan oluşuyor. Bedeli ise oldukça ağır: Yıllarca süren insan emeği, sakatlıklar ve ölüm. Bölümlerin toplam uzunluğu ise hâlâ kesin olarak bilinmiyor.





Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 15 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
dünyanın yedi haritası, dünyanın yedi haritası, dünyanın yedi haritası, dünyanın 10 harikası, dünyanın ilk 10 harikası, dünyanın yedi haritası, dünyanın yedi har, dünyanın yedi harihası, dünyanın yedi harikas, dünyanın yedi harikası resimleri, dünyanın yedi harikasının adları, dünyanın yedi harikasının adı, dünyanın yedi harikasının resimleri, dünyanın yedi haritası, dnyann yedi haritas,
Konu Araçları

Dünyanın Yedi Harikası - Genel Bilgi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Birleşmiş Milletler Örgütü virtuecat Siyasal Bilimler 1 1 Gün Önce 23:02
Dünya ThinkerBeLL Uzay Bilimleri 5 20-03-2008 12:44
Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Genel Bilgi ThinkerBeLL Mimarlık 1 03-10-2007 14:33
Coğrafyada Bilinmeyenler ThinkerBeLL Coğrafya 4 09-06-2007 14:51
CHP - Cumhuriyet Halk Partisi sehrazat2415 Siyasal Bilimler 0 25-01-2007 05:16
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 19:50Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.11715603 saniyede (67.96% PHP - 32.04% MySQL) 9 sorgu ile oluşturuldu
Top Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun ~ MaviKaranlik.com Have Fun @ MsXLabs! Designed by LC aka NeutralizeR