Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Psikoloji ve Psikiyatri
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 26-12-2006   #6 (mesaj-linki)
Cvp: Öğrenme Bozukluğu (Disleksi)

ÖZEL ÖĞRENME BOZUKLUĞU
Hepimizin okul yaşantımız süresince derslerde zorlandığımız ya da arada sırada kendimizi Öğrenme konusunda sorunlu hissettiğimiz zamanlar olmuştur. Ancak, biraz çaba, çalışma ve sabırla bunların üstesinden gelmeyi başarabilmişizdir. Oysa, ne kadar çalışırsa çalışsın, ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü okurken, yazarken ya da matematik işlemlerini yaparken diğerleri kadar başarılı olamayan çocuklar var. Bunlar, genellikle diğer derslerde başarılı olurken, bütün ayların adını bildikleri halde sıralarken zorlanan, yazı yazarken ayna görüntüsünü kâğıda geçiren, okurken bazı sözcükleri anlamlarını bildikleri halde birbirinin yerine kullanan ya da gördükleri çok basit bir şekli kâğıda geçiremeyen zeki çocuklar. Bu çocukların sorunlarının ortak bîr adı var: Özel öğrenme bozukluğu.

OKULA başlayana kadar her şey yolundaydı; yaşıtlarıyla oynuyor, oyunların hiçbirinde diğer çocuklardan geri kalmıyordu. Hatta birçok konuda cin gibiydi. Fazla zeki olduğunu bile düşünüyorduk. Ancak, ne olduysa okulda oldu; yaşıtları okuma yazmayı çoktan öğrendi; ama o hâlâ doğru düzgün okuyamıyor, yazamıyor. Tembel de sayılmaz; her akşam büyük bir gayretle ödevlerini yapmaya, sınıf arkadaşlarını yakalamaya çalışıyor. Acaba, sandığımız kadar zeki değil mi? Ya da zekâsı yaşıtlarından geri mi? Aslında hep benzer hatalar yapıyor; belli harfleri birbiriyle karıştırıyor; kimi matematiksel İşlemleri yaparken hep aynı yanlışları yapıyor; sözcükleri aynadan görüyormuş gibi ve bitişik olarak yazıyor. Ne yapmamız gerek bilmiyoruz." Bunlar, özel öğrenme bozukluğu bulunan bir çocuğun ailesinin "çocuğumuza neler oluyor?" sorusuna yanıt ararken kendi kendilerine yaptıkları değerlendirmeler. Böyle özelliklere sahip bir çocuk içinse, sorun gerçekten de "tembellik", "eğitim sistemindeki hatalar" ya da "zekâ düzeyinde düşüklük" olmayabilir

Özel öğrenme bozukluğu, ilk kez 1962'de tanımlanmış, daha sonra sürekli olarak üzerinde çalışılmış ve zenginleştirilmiş bir kavram. Günümüzdeyse, en çok kabul gören tanımlardan birine göre, "Genel bîr terim olan Özel Öğrenme bozukluğu dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütmeyle matematik yeteneklerinin kazanılmasında kendini gösteren heterojen bir bozukluk grubu." Bu bozukluğun, daha çok doğuştan geldiği ve merkezi sinir sistemi işleyiş bozukluğuna bağlı olduğu varsayılıyor. Ayrıca, özel öğrenme bozukluğu yalnızca çocuklarda ya da çocuklukta görülen bir bozukluk olmayıp, her yaşta görülebilen bir bozukluk. Uzmanların bu bozuklukla ilgili altını titizlikle çizdikleri noktaysa, zekâ düzeyi normal ya da normalin üstünde çocukların dinleme, okuma, yazma, konuşma ve matematik beceriler gibi kimi konularda kendilerinden beklenen başarıyı yakalayamıyor olması. Özellikle bu alanlarda Öğrenme süreci ilk öğretimle başladığından, bir çocuk İçin öğrenme bozukluğu bu dönemde ön plana çıkıyor. Bununla birlikte özel öğrenme bozukluğu olan kişilerde, bu durumun görme ya da işitme gibi herhangi bir duyuyla ilgili güçlükten ya da herhangi bir fizyolojik rahatsızlıktan kaynaklanmadığını da belirtmek gerekir. Bir başka deyişle, özel öğrenme bozukluğunda kişinin çektiği öğrenme güçlüğünün birincil nedeni, görsel, işitsel yetersizlikler, zekâ geriliği, duygusal karışıklık, ekonomik ya da kültürel sorunlar değil. Bu sorunlar nedeniyle öğrenme güçlüğü çeken bir çocuk için, bunlar ortadan kaldırıldığında ya da koşullar iyileştirildiğinde öğrenme güçlüğü de ortadan kalkacaktır. Ancak, özel öğrenme bozukluğunda sorun yapısaldır.
Belirtileri ve Türleri
Özel öğrenme bozukluğu, beynin bilgiyi algılama, işleme, depolama ve kullanma becerisini etkileyen nörolojik bozukluklar olarak da tanımlanabilir. Bu terim daha çok, normal ya da normalin üstü düzeyde zekâya sahip olduğu halde, kimi temel akademik becerileri bulunmayan kişiler İçin kullanılıyor. Okul Öncesi dönemde özel öğrenme bozukluğu tanısı koymak güç olsa da, çocukta dil gelişiminde gecikme, konuşma bozuklukları, algısal yeteneklerin zayıf olması, motor gelişimin yetersiz olmasıyla, bellek ve dikkat sorunları özel öğrenme bozukluğu belirtileri olarak kabul edilebilir.
Okul dönemindeyse, özel öğrenme bozukluğu olan çocuklar, zekâ düzeyleri yaşıtlarına göre normal, hatta normalin üstünde olmasına karşın kimi derslerde başarısız olurlar.
Aslında, öğrenme bozukluğu tek değil, birçok farklı bozukluğu kapsadığı için, okul döneminde çocukların başarısız olduğu ders ya da alanlar da farklılık gösterir. Bu farklı bozukluk genellikle okuma, yazma, aritmetik, sözlü ifade, dinleme ve yoğunlaşma gibi akademik anlamda ve İş yaşamında önemli olan alanlarda kendisini gösterir.
Disleksi de denen okuma bozukluğunda, okurken atlama, anlamı bozma, harf - ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi birtakım bozukluklar görülür.
Dİsgrafi denen yazma ya da yazılı anlatım bozukluğunda yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı , bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.
Diskalküli diye de bilinen aritmetik bozukluktaysa, matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeü sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde İzlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır.
Bunların dışında, ödevlerini eksik alma, çok yavaş ve verimsiz biçimde ödev yapma, ders çalışma, çabuk sıkılma, organize olmada güçlük, dağınıklık, zamanını ayarlamada zorlanma, yönünü bulmada beceriksizlik, sağını solunu ve zamana ilişkin kavramları karıştırma, herhangi bir şeyi sıralamada güçlük, sözlü ifadede ve top tutma, ip atlama, ayakkabı bağlama ya da çatal - kaşık kullanma gibi motor becerilerde zorlanma gibi bozukluklar da özel öğrenme bozukluğu belirtilerinden kabul edilebilir. Ancak bunun için, bütün bu bozuklukların akademik başarıyı ve günlük yaşamı olumsuz etkiler boyutta olması gerekiyor.
Nedenleri
Özel öğrenme bozukluğunun kesin nedeni henüz bilinmemekle birlikte, bu bozukluk çoğu zaman kalıtsal olarak aile bireylerinde de (Özel öğrenme bozukluğu olan çocukların % 25 -60'mda) görülebiliyor. Bunun dışında, beyinde oluşan hasarların da bu tür bozukluklara yol açabileceği düşünülüyor, özellikle hamilelikte, doğum sırasında ve doğum sonrasında kimi etkenler merkezi sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Hamilelik süresince kötü bakım, çok genç ya da yaşlı anne olma, hamilelikte enfeksiyon hastalıkları, İlaç kullanma, ışın tedavisi görme, sigara ya da içki kullanma, annenin sahip olduğu diyabet, hipertireöz gibi hastalıklar özel öğrenme bozukluğunda etkili olabilir. Ayrıca uzmanlar kötü doğum koşullarıyla doğum sırasında yaşanan bazı anomaliler ve yeni doğan dönemi de denen doğum sonrasında yaşanan birtakım hastalıklar, uğranan hasarların da özel öğrenme bozukluğuna yol açabileceğini söylüyorlar.
Bir başka neden olarak gösterilen gelişimsel olgunlaşmada gecikmedeyse, çocukların kimi gelişimsel alanlarda diğer çocuklara oranla daha yavaş olgunlaştığı ve gelişmedeki bu sapma ve boşlukların da öğrenme bozukluğuna neden olabildiği düşünülüyor.
Ayrıca görsel, işitsel, dokunmaya değin, mekansal algı bozukluklarının da özel öğrenme bozukluğuna yol açabileceği söyleniyor. Görsel ve İşitsel algı hataları, çocuğun yazarken ve okurken sürekli hata yapmasının sebebi olabilir. Harfleri ters yazmak, karıştırmak ya da açıların farkını ayırt edememe gibi yazma bozukluğunda, görsel algı bozuklukları rol oynayabilir. İşitsel algı kusurlarıysa, sesleri karıştırma, algılayamama gibi bozukluklara neden olabilir.
Nörolojik fonksiyon bozukluğu tezine göre, özel öğrenme bozukluğu birden fazla alanda işlevsel bozukluğa bağlı. Öğrenmenin dört aşaması bu süreçte önem taşıyor. Bu aşamaların ilki olan giriş, duyu organlarından gelen bilginin doğrudan beynimize gitmesi sürecini kapsar. Öğrenme bozukluğu çeken bir çocuk öncelikle görsel ya da işitsel algılamada güçlük çekiyor olabilir. Bu yüzden de, örneğin harfleri ters ya da dönmüş olarak algılayabilir, birbirine karıştırıyor olabilir. İkinci aşama olan işlemde, beyne giden bilginin kaydedilmesiyle anlaşılabilmesi gerekir. Sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon, bu aşamanın üç temel adımı. Bu adımlarda ortaya çıkan bozukluk, özel öğrenme bozukluğunun da nedeni olabilir. Gelen bilginin beyinde kaydedilmesi, anlaşılması, yorumlanması ve daha sonra kullanılmak üzere depolanması, bellek aşamasında gerçekleşir, özel Öğrenme bozukluğunda, genellikle kısa süreli görsel - işitsel bellek bozuklukları görülür. Evde çarpım tablosunu ezberleyip okula gidince unutmak, bu kısa süreli bellek bozukluğundan kaynaklanır. Son aşama olan çıkıştaysa, bütün bu bilgilerin geri verilmesi sözcüklerle ya da yazma, çizme ve diğer hareketler gibi kas etkinlikleriyle gerçekleşir, özel öğrenme bozukluğu olan bir çocuk için bunları yapabilmek zordur.
Nasıl Yardım Edilebilir?
Özel öğrenme bozukluğu, birçoğumuz için yeni bir olgu. Genellikle, okulda başarısız olan çocuklar tembellikle, haylazlıkla ya da aklı havalarda olmakla suçlanır. Eğer, çocuğun zekâsından yana hiçbir kuşku taşınmıyorsa, bu defa da "inadına" yaptığı düşünülür. Çok az aile ya da öğretmen, çocuğun gerçekte çok farklı bir sorunu olduğunu anlayabiliyor. Oysa, özel öğrenme bozukluğunun görülme sıklığı toplumdan topluma değişse de, hiç de azımsanacak gibi değil. Erkeklerde kızlara oranla 4-6 kat fazla ve Avrupa ülkelerinde okula giden çocukların % 15 - 20'sinde, ABD ve Kanada'da % 10 - 15'İnde özel öğrenme bozukluğu saptanmış durumda. 16 ülkeyi kapsayan bir araştırmaya göreyse, özel öğrenme bozukluğunun görülme ortalaması yaklaşık % 8. Çin, bu ülkeler arasında % 1'le en düşük orana sahip ülke. Bu da, Çin yazısının Latin alfabesi kullanılan dillere göre daha farklı yapısından kaynaklanıyor olabilir. Uzmanlar Türkçe'nin de yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu için, özel Öğrenme bozukluğunun ülkemizde daha az görülebileceğini söylüyorlar. Ancak, aileler ve öğretmenler Özel öğrenme bozuklukları konusunda yeterince bilgili ya da deneyimli değillerse, çocuğun böyle bir sorunu olduğunu anlamaları güç olabilir. Bununla birlikte, özel öğrenme bozukluğu yaşam boyu sürdüğü için, çocuğun bu sorununun fark edilmesi ve uzmanlardan yardım alınması, ilerdeki yaşamının kalitesini de etkileyecektir.
Erken tanı, çocuğun akademik başarısı kadar, toplumsal yaşamını da etkileyecektir. En azından, yaşıtları kadar zeki olan ve derslerine çalışma konusunda bir sorunu olmayan bir çocuğun akademik başarısızlığa uğraması, arkadaşlarınca dışlanmasına yol açabilir. Bu da, hem kendisine olan güvenini sarsar, hem de okuldan soğumasına neden olabilir. Ayrıca, normal ya da normalin üzerinde kavrama becerileri olmasına karşın, öğrenme bozukluğu yaşadıkları için bütün okul yaşamı boyunca kendilerince özel yöntemler geliştirebilirler ya da yalan söylemek zorunda kalabilirler. Örneğin, okuma sorunu çektiği için, üstün kavrama becerisi sayesinde kitaptaki bütün bir paragrafı ezberleyen ve oku-ibi yapan ya da bir matematik sorusunun çözümünü optik olarak beynine işleyen çocuklar var. Bu nedenle, ne kadar erken tanı konur ve ne kadar çabuk tedaviye başlanırsa, çocuğun akademik ve toplumsal yaşamı bundan o kadar az etkilenir. Eğer anne - baba ya da öğretmen, çocukta özel öğrenme bozukluğu belirtileri gözlemliyorsa, önce sakin olup çocuğun okuma, yazma, konuşma ve motor becerilerindeki gelişme bir süre izlenmeli. Unutmamak gerekir ki, her yavaş Öğrenme durumu, özel Öğrenme bozukluğu anlamına gelmeyebilir. Özel öğrenme bozukluğu tanısı bir uzman tarafından konulmalıdır. Önce, çocuk tıbbi bir muayeneden geçirilir ve öğrenme sorununun başka bir hastalık ya da rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılır. Daha sonra, hem çocukla, hem de çocuğun anne - babası ve öğretmeniyle görüşmeler yapılıp tam olarak ne tür bir öğrenme bozukluğu olduğu saptanır. Özel öğrenme bozuklukları kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, her çocuk için farklı bir yönteme gerek duyulabilir. Bunun İçin özel olarak hazırlanan birtakım tarama testlerinden yararlanılır. Böylece nasıl bir psikopedagojik terapi ve teknik kullanılacağına karar verilir. Gerçekte, özel Öğrenme bozukluğunun diğer hastalık ya da bozukluklar gibi kesin bir tedavisi bulunmuyor. Bir başka deyişle, özel bir diyet yapmak, vitamin kullanmak ya da gözlük takmak gibi hemen çözüm olabilecek yöntemler uygulanmıyor. Tedavi olarak sunulan şey daha çok, bu bozuklukla başa çıkma becerisinin çocuğa kazandırılması biçiminde. Çocuk için en doğru tedavi yöntemi, algılama, sıralayabilme ve motor becerilerinin ve zekâsının ortaya çıkarılmasına ve duyu organlarının birbirlerine etkisini anlayabilmesine yönelik bir programa dahil edilmek olabilir. Ayrıca, son yıllarda özel Öğrenme bozukluğu tedavisi için birçok bilgisayar programı geliştirildi. Bu programlar ve özel deneysel yöntemler de kimi ülkelerde okuma ve yazma bozukluğu tedavilerinde kullanılıyor. Doğru bir tedavi yöntemiyle, çocuk bu bozukluğun üstesinden rahatlıkla gelebilir. Özel öğrenme bozukluğu bulunduğu bilinen birçok büyük bilimadamı ve sanatçı bunun üstesinden gelmeyi başarmışlar.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 10-01-2008   #7 (mesaj-linki)
Cvp: Öğrenme Bozukluğu (Disleksi)

Disleksi (Okuma Güçlüğü) Nedir?

Disleksi, Türkçe karşılığıyla okuma güçlüğüdür. Özel bir öğrenme güçlüğü olup her türlü zeka düzeyinde görülebiliyor.

Kişi yazıdaki kelimeleri doğru ve akıcı olarak okuyamıyor. Kelimeleri seslendiremiyor ya da seslerin şifresini çözümleyemiyor. Aşina olmadığı kelimeleri konuşurken kullanmasına karşın basılı haliyle çözümlemekte zorlanıyor.

Seslerin farkındalığı ve ayırt edilmesi etkileniyor. Okuma ve dolayısıyla yazma güçlüğü yanında kişide kısa süreli bellek, matematik, faaliyete yoğunlaşma, kişisel organizasyon ve sıralama alanlarında zorluklar da gelişebiliyor. Okuma güçlüğü tamamen biyolojik kaynaklı bir sorun olarak nitelendiriliyor.

Duygusal bozukluklar, olanakların kısıtlı olması gibi nedenlerden kaynaklanmıyor. Toplumun yüzde 4-5’inde değişik düzeylerde okuma güçlüğü görülüyor. Disleksi gelecekte meslek seçimini kısıtlamıyor. Her dislektik bireyin zayıf ve güçlü olduğu alanlar var.

Matematik, sanat, tasarımcılık gibi alanlarda çok başarılı olabiliyorlar. Önemli olan bu sorunun erken saptanıp kişinin doğru eğitimi alması ve bireysel yeteneklerin ortaya konulması.


Semptomları Nelerdir?

Kelimelerin ve bazen de simgelerin kullanımında güçlük ilk belirtisini oluşturuyor.

Kelimelerin içinden sesleri ayırt etmekte zorluk olduğu için bu sorunu yaşayan kişilerin yüzde 60’ında fonolojik sorun, yani seslerin telafuzunda bozukluk görülüyor.

İlkokula başlandığında okuma güçlüğü ile birlikte yazma ve seslendirme hataları belirginleşiyor.


Nasıl Oluşur?

Gelişimsel nörobiyolojik bir bozukluk olarak tanımlanıyor. Ailevi yönü kuvvetli olmakla beraber çevresel faktörler de kolaylaştırabiliyor.

Nedeni henüz bilinmiyor. Beyinde bazı yapısal anomaliler ile beraber gelişiyor. Sağlıklı kişilerde işitme ve konuşma merkezlerinin bulunduğu temporal lobunun planum temporale bölümü karşı beyin yarısına göre daha büyüktür. Disleksisi olan kişilerde ise fizyolojik olan bu asimetri kayboluyor.

Ayrıca sol temporal lob, beyincik ve iki taraflı temporo-parieto-oksipital bileşke, frontal (ön beyin) lob ve bazı olgularda tüm beyin ve gri cevherde azalma saptanmış. Bu bulgular, bilginin işlemlenmesinde bir aksaklık olduğunu destekliyor.

Beyinde disleksiye neden olan anomali yanında görsel, uzamsal ve yan düşünme gibi adeta telafi edici yeteneklerin fazlaca geliştiği ve bunlar ile öğrenmenin sürdürüldüğü düşünülüyor.

Disleksi tanısı konursa?

*Disleksi tanısı konan çocuğu eğitimi süresince olabildiğince iyi desteklemeli ve bunu da okul içinde yapmalı. Sorun yaşadığı alanda haftada 1-3 saatlik özel eğitim ile desteklenerek çocuğun normal sınıfında başarılı olması sağlanabiliyor.

*Bu aşamada aileye düşen görev, çocuğun güçlüğü nedeniyle sarsılan özgüvenini tazelemek. Bu sorunun kendisinin bir hatası olmadığı, güçlü alanlarının da olduğu konusunda onu kna etmeli.

Nasıl tedavi ediliyor?

Günümüzde disleksi’yi ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi mevcut değil. Ancak uzmanlaşmış eğitimcilerin yardımıyla disleksinin etkileri azaltılıyor.

Michael Roizen-Mehmet Öz
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 31-07-2008   #8 (mesaj-linki)
Cvp: Öğrenme Bozukluğu (Disleksi)

Can Dündar'dan bir yazı..Disleksi

1 Gün Önce 10:03 kelrapunzell tarafından yazıldı


Can Dündar dan bir yazı

DİSLEKSİ

“Her şey ben ilkokula yazıldıktan sonra başladı. Bir akşam evde ders çalışırken annemin bana tuhaf baktığını fark ettim. Yazdıklarımı dikkatle inceledikten sonra mırıldandı. Az sonra elinde düz beyaz bir kağıtla çıkageldi.
“Bir ağaç çiz” dedi, bana.
Çizdim. Önce köklerini, sonra aşağıdan yukarıya doğru gövdesini ve daha sonra dallarını ve yapraklarını... ben çizerken annem “Allah Allah” diye söyleniyordu. Sonra kendisi bir tane çizdi. Önce kalın bir gövde, sonra dallar ve yapraklar, en son kökler... Ne fark eder ki?..
Sonra yazı yazdırdı. Yazdım. Hemen yanına kendisi yazdı. Baktım B’leri, D’leri, N’leri benimkilere benzemiyor. Onunkiler ters.
Sabah ayakkabılarımı bağlarken (ben hala bağlayamıyordum)
- “Öğretmenin bu yazdıklarına bir şey demiyor mu? diye sordu. Zaman zaman bana kızdığını söyledim. Tahta da yazılanları deftere geçirirken zorlandığımı, gecikince de “Tembel” diye fırça yediğimi anlattım.
“Niye zorlanıyorsun?” diye sordu annem.
“Çünkü tahta da yazılanlar da senin gibi...” dedim. “Ters aynı...”
Öyleydi gerçekten de, benim “ev” diye yazdığımı sınıftakiler “ve” diye okuyorlardı. N’leri, P’leri, K’ları ters yazıyorlardı. Herkesin sağ bildiği benim solumdu.Tahtadakileri defterime geçirirken düzeltmeye çalışıyordum. O yüzden gecikiyordum.
O gün öğleden sonra annem okula geldi. Öğretmenle bir şeyler konuştu. Ertesi günde kapısında “Davranış Bilimleri Enstitüsü” yazan bir yere götürdü.
“Bak bu abla doktor. Seninle biraz konuşacak” dedi. Güler yüzlü bir abla adını söyleyip tokalaşmak için elini uzattı. Uzattığı eli tersti. Tokalaşamadık. Sonra o da bir şeyler yazıp çizmemi istedi. Bunun çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olduğunu söyledi. O sözcüğü ilk kez orada duydum.... DİSLEKSİ....
Doktor dönüp arkasındaki dosyalardan bir kağıt çıkardı.
- “Bu çizimler ve yanındaki notlar Leonardo da Vinci’ye ait” dedi. Yazılar bana çok tanıdık geldi. Benim gibi düz yazan birini bulmuştum işte.Sonra masanın üstündeki aynayı elindeki kağıda tutup bize gösterdi.Annem hayretler içinde kaldı.Notlar onların diline tercüme edilmişti sanki. Ayna bir şifre çözücü gibi düzeltmişti yazıları... doktor abla bunun bir hastalık değil, bazı çocuklar da rastlanan türden bir bozukluk olduğunu anlattı uzun uzun. Disleksilerin bazı harfleri ve sayıları ters yazdıklarını, ancak bunun bir zeka eksikliğinden kaynaklanmadığını, hatta tersine, disleksil çocukların çoğunda üstün zeka saptandığını söyledi.
Edison’un, John Lennon’ın, Michelangelo’nun, Steven Spielberg’in, Prens Charles’ın, J.F. Kennedy’nin disleksil olduklarından söz etti. Yine bir disleksil olan Einstein’ın okumayı 9 yaşında söktüğünü ve normal okulda başarılı olamayınca da babası tarafından askeri okula yazdırıldığını anlattı.
- “ Bu saydığım isimlerin hepsi birer dahi idi. Bize göre ters yazmalarına itiraz edilmediği, tersine hoşgörü ile bakıldığı için dehalarını kanıtlayabildiler.” dedi. Çıktığımızda hastalığımı sevmeye başlamıştım. Yanılmamıştım işte. Ben değildim ters yazan onlardı.... farklılığımdan utanmamaya başladım. Ertesi gün okula cebimde bir ayna ile gittim. Ayna benim tercümanım olmuştu adeta. Yazdıklarımı onların diline çeviriyordu.Onların yazdıklarını da benim için düzeltiyordu.
Ancak o gün resim dersinde koptu kıyamet. Öğretmen hepimizden bayrak çizmemizi istemişti. Bir ay yıldız çizip, boyayacak ve sıramızın üzerine asacaktık.Önce yıldızı çizip, yanına bir hilal kondurdum. Sonra öğretmen tepemde bitti.
“Bu hilal ters” dedi.
“Hayır, düz “ dedim. Kağıdı önümden çekip, sınıfa gösterdi.
“Sizce bu hilal ters mi, düz mü?” diye sordu. Çocuklar hep bir ağızdan “ ters, ters” diye bağırmaya başladılar.Öğretmen tahtaya kalkıp doğrusunu çizmemi istedi.Kalktım, çizdim. Sınıf katıla katıla gülüyordu. Öğretmen “bak yine ters yazıyor” diye bağırdı. “Sen benimle alay mı ediyorsun? Bu ülkenin bayrağını ters çizemezsin herkes gibi çizeceksin” diye gürledi. Korkarak cebimden aynamı çıkardım. Tahtaya doğru tutup bakmalarını istedim. Aynaya yansıyan görüntü tam onların çizdiği gibiydi. Tersti.Aldırmadılar... hem alay ediyor, hem öfkeyle “Düz çiz... düz çiz” diyordu. Öğretmen, elimi avuçlarının içine aldı ve zorla bana ters bir hilal çizdirdi. Sınıfa döndü “Şimdi düz mü?” diye sordu.Herkes hep bir ağızdan düz dedi.”Haydi şimdi yerine” dedi öğretmen. İşte ben de terstim artık. Sırama doğru yürürken ensemde öğretmenin sinirli ses dalgalarını hissettim. “ Sözümü dinlerseniz, yarın hepiniz birer Leonardo olabilirsiniz” diyordu. Güldüm. Oturduğumda ay, tahtadan ters ters bana bakıyordu.



Hayal gücü ve yaratıcılık bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırları var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar... (serbest ceviri)- EINSTEIN

“ÖZEL (ya da özgül ) ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ” nedir?

Zekası normal ya da normal üstü olan, herhangi bir duyusal,nörolojik, fiziksel, ruhsal ve kültürel özrü olmayan okuma – yazma, matematik, kendini ifade etme, düşünme, zaman ve mekan da yönelme alanlarından biri veya birkaçında yetersizliğe yol açan bir bozukluktur "Disleksi" okuma konusunda "disgrafi" ,yazma konusunda ,"discalculi "matemetik konusunda bireyin yaşı ve zekasının altında başarı göstermeleri ile tanımlanan özel öğrenme güçlüğüdür.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların yüzde 1O ila yüzde kırkında özel öğrenme güçlüğü de birlikte görülür.

Disleksiyle ilgili yanlış kanıların en önemlilerinden biri de bu bozukluğun zekâ düzeyi yüksek olanlarda görülemeyeceğine ilişkin olanı. Oysa, disleksililer zekâ düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yetenekli de olabiliyorlar. Buna en önemli kanıt, disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılar: Albert Einstein, William Butler Yeats, George Patton, Harry Belafonte, Leonardo da Vinci, Auguste Rodin ve Cher gibi.
Yukarıdaki bulguların da ortaya koyduğu gibi disleksi bir hastalık değil. Disleksililer de toplumların ilgilenip destek vermesi gereken "farklı"lardan. Onları kelime dünyalarında zorlukları olan bireyler olarak görmek gerekiyor. Günlük yaşamda dile ve kelimelere dayalı bir kültür söz konusu. Böyle bir kültür içinde yaşam disleksililere birçok güçlük sunuyor. Adres yazmak ya da tren tarifesi okumak onlar için çok zor oluyor. Günümüzde toplumlardaki bilgi paylaşımı giderek daha dile dayalı hale geldiği için disleksililere destek vermenin önemi de artıyor.

Albert Einstein :Çocukken altı yaşına kadar konuşamamış ve dokuz yaşına kadar okuyamamıştı. Öğretmenleri tarafından geri zekalı, anti-sosyal ve dalgacı olarak tanımlanmıştı. Üniversite sınavını kazanamamıştı ama "izafiyet teorisini" yaratan oydu.
Hans Christian Andersen:Bu genç okuma güçlüğü olmasına karşın, Dünyanın en sevilen hikayelerini yazmıştı


Tom Cruise: ,ünlü bir film aktörü, dislektik olduğu için; rolünü kasetten dinleyerek öğreniyor


Ögretim, ögrencinin tatsız bir görev değil, değerli bir armağan olarak algılayacagı sekilde olmalı...A.EINSTEIN


BEYİNDEKİ YAPISAL İŞLEVSEL FARKLILIKLAR




Beyin her iki yanında işitsel algılama bölgesi (Planum Temporale) var. Burada duyulan sesler görsel bilgiye dönüştürülüp anlamlandırılıyor. Bu bölge normal kişilerde solda daha büyüktür. Disleksisi olanlarda her iki taraf eşit ya da sağda daha büyüktür.

Genelde her birey beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşır. Bunun anlamı daha az kullanılan tarafın güçlendirilmesi gerektiğidir. Aşağıdaki listede sağ veya sol beyin ile yapılan işlemler gösterilmiştir. Bu bilgilere bakarak beyninizin hangi tarafını ağırlıklı olarak kullandığınızı ve daha az kullandığınız tarafı nasıl güçlendirebileceğinizi bulabilirsiniz.

Doğrusal – Bütünsel İşlem

Beynin sol tarafı genelde bilgileri doğrusal bir yapı içinde, parçadan bütüne giderek işleme koyar. Parçaları alır, sıraya koyar ve mantığa uygun olarak düzenler ve sonra bir sonuca varır.
Buna karşılık sağ beyin bütünden parçaya doğru ilerler yani bütünseldir, detaylardan önce bütün resmi görür. Sağ beynini ağırlıklı olarak kullanan kişiler, önceden genel bir özet verilmez ise ders takip etmekte zorlanabilirler. İşte bu nedenle sağ beyni ağırlıklı olan kişilerin bir seminere yada derse katılmadan önce işlenecek konu ile ilgili hazırlık yapmaları ve ilgili kaynaklara göz gezdirmeleri oldukça önemlidir. Ayrıca bu kişiler önceden taslak hazırlamakta zorlanırlar. Bu gruptaki kişiler bir işi yapmadan önce neden yapması gerektiğini bilmeye ihtiyaç duyan kişilerdir.

Düzenli(Lineer) – Rastgele İşlem (random ya da non lineer thinking)

Doğrusal bir yapı içinde çalışmaya ek olarak beynin sol tarafı bilgileri düzenli bir şekilde işleme koyar. Bu kişiler genelde liste yapıcılardır. Eger beyninizin sol tarafını ağırlıklı olarak kullanıyorsanız sizde günlük plan yada program yapmak yada envanter çıkarmak gibi çalışmalardan zevk alıyorsunuz demektir. İşlerinizi sıra ile bitirmeye ve her biten işi listenizde işaretlemeye özen gösteriyorsunuz. Aynı şekilde yeni bilgileri sıra ile öğrenmek sizin için daha kolaydır. Örneğin: Matematik.




"Matematik ile ilgili sorunu olanlar üzülmesin, emin olsunlar ki benim sorunlarim onlarinkilerden cok daha fazla.."A EINSTEIN

Buna karşıt olarak sağ beyin bilgileri rastgele işleme koyar. Eğer siz bu gruba giriyorsanız muhtemelen bir konudan bir konuya atlıyorsunuz demektir. Önceliklerinizi ortaya koymadanda en az beyninin sol tarafını kullanan birisi kadar iş yapabilirsiniz. Projeleriniz yarım kalabilir yada bitirmekte gecikebilirsiniz. Fakat bunun nedeni çalışmadığınız yada tembel olduğunuz için değil muhtemelen başka bir iş üzerinde daha çalıştığınız içindir. Sizden günlük, haftalık yada yıllık program yapmanız istendiğinde isyan etmeye hazırsınızdır. Fakat gerçekte rastgele düşünce yapınız nedeni ile program yapmanız gerçekten gerekir. Bu sizin başarılı olmanız için yapmanız gereken en önemli işlerden biri sayılabilir.

Sağ beyni baskın kullanma ve özgül öğrenme güçlüğü arasındaki ilginç bağlantı:

"Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. 1978 ve öncesine kadar bu alanda birbirine çok ters düşen düşünceler vardı. Disleksililere sanat eğitimi vermemek gerektiği, çünkü sağ beyin yarımküresinin daha da gelişeceği ve sol beyin yarım küresinin daha zayıf kalacağı gibi. Bu düşünce de artık terk edildi. Davranış bozukluklarıyla disleksililere özgü dil bozuklukları arasında da özel bir ilişki olmadığı belirlenmiş. Davranış bozukluklarının olma sıklığı normal insanlarda ne kadarsa, disleksililerde de o kadar. Bu çocuklarda yaratıcılığın oldukça yüksek olduğu da belirlenmiş.

Disleksililerde, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi diğer sorunlar da olabiliyor, ancak koşul değil. Disleksi bir lanet (!) değil de, bir takdir gibi yaşandığında, diğer insanların okuma düzeyini yakalamak ve yetenek sahibi olduğu diğer özelliklerini de ortaya koyabilmek şansı doğuyor. Disleksinin tanınmadığı aile ve okul ortamlarında yetişen çocuklarda okuyamamak ve varsa diğer öğrenme bozukluklarını da yaşamak yüzünden güven kaybı oluyor ve bu temel güvensizlik duygusu yaşamın her alanına yansıyor. Başarılı oldukları kabul edilen disleksililerin özgüven sahibi oldukları, benlik algılarının olumlu olduğu, kim olduklarının ve nasıl düşündüklerinin farkında oldukları da belirlenmiş. Fikirlerinin ve yaklaşımlarının genelden değişik olduğunu fark ettiklerinde zihinsel becerilerinin yetersiz olduğu düşüncesinden vazgeçip, yaratıcılıklarını yaşamlarında kullanma yönünde güdülendikleri de ortaya konmuş.

"Büyük zekalar, sıradan ruhlar tarafından engellenmiştir. A.Einstein"

Disleksi özel eğitimi

Özgül öğrenme güçlüğünün eğitimle tedavisi zihinsel özürlülere verilen özel eğitimden farklı bir uygulamadır. Bu alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmelidir. Normal ilk okul öğretmenleri ya da bu alanda eğitim almamış olan özel eğitimciler tarafından verilmesi uygun değildir. Ülkemizde bu alanda eğitim almış ve bu sorunun eğitimini uygulayabilen kişilerin sayısı son derecede azdır.


Bilgi için bkz : Prof Dr.Ümran Korkmazlar.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) derneği.
http://www.hiperaktivite.org.tr/index.html


Samuel T. Orton, disleksi üzerinde ilk çalışan nörologlardan biri olup, 1920’lerde disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemişti:


* Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
* b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.

* Okurken kelime atlamak.* Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.* Yazı yazmada zorluk.


* Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.* Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.* Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.* Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik; okunamayan el yazısı.

Ögretim, ögrencinin tatsız bir görev değil, değerli bir armağan olarak algılayacagı sekilde olmalı...A.EINSTEIN



LEONARDO DA VİNCİ NİN EL YAZISI

Disleksili çocukların çoğunda bu sorunların birkaç tanesi var; ancak bunlardan yalnızca bir tanesinin var olması bile çocuğun özel eğitim gereksinimi duymasına yeterli. Bir de disleksiyle ilgili yanlış kanılar var. Ayna yazısı adı verilen yazıyı tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun yalnızca disleksililerde görüldüğü görüşü bunlardan biri. Oysa, yazmayı yeni öğrenen her çocukta ayna yazısı yazma durumu ortaya çıkabiliyor. Ayna yazısı, yazmayla ilgili acemilik döneminin olağan görüntülerinden biri; ancak acemilik döneminden sonra da sürerse, disleksiden şüphelenilmesi gerekiyor. Disleksililer kelimeleri kopyalarken değil, adlandırırken zorluk çekiyorlar. Disleksinin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesi de artık kabul görmüyor. Bozukluk yetişkinlikte de sürüyor. Disleksililerin çoğu yetişkinliklerine kadar okumayı öğrenmiş oluyorlar, ancak yavaş okuyorlar.

Can Dündar’ın bu güzel yazısı bize eğitim sistemimizin kısa ve net bir özetini yapıyor aslında. Disleksi veya diğer özel durumlar yaşayan çocuklar eğitim sisteminin içinde öylesine örseleniyor ve zarar görüyorlar ki! Büyüdüklerine bırakın Leonardo olmalarını, liseye bile geçebilmeleri büyük bir şans oluyor onlar için.Bu ve benzeri durum yaşayan çocuklardan kendilerince oluşturulmuş normal diye adlandırılan bazı kriterlere uymaları, hatta boyun eğmeleri beklenir. Kriterler dışına çıkıldığında ise çok rahatlıkla aforoz edilip etiketleniyor ve silindirden geçiriliyorlar.


“Öğrenmemi engelleyen tek şey aldığım eğitim olmuştur.”


Albert Einstein
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 31-07-2008   #9 (mesaj-linki)
Cvp: Öğrenme Bozukluğu (Disleksi)


HİPERAKTİVİTE DİKKAT EKSİKLİĞİ VE DİSCALCULİ


Bu konu kişisel olarak beni ilgilendiriyor çünkü bende ADHD (dikkat eksikliği hiperaktivite) ve discalculi var .Yani matematik öğrenme bozukluğu .Bu yalnızca matematik öğrenmemi zorlaştırmıyor ayrıca ayakkabı bağlayamama ,tarife okuyamama (üniversitede ders programı tablosunu hep arkadaşlarımdan yazılı olarak alırdım -tablodan okuyunca hep yanlış derslere giriyordum) ,sık sık yollarda kaybolma (yön duygusunun olmaması ) gibi gündelik minik sinir bozucu zorluklar yaşamama neden oluyor.Örneğin benim ayakkabılarım cırtbantlıdır
Ortaokul lisede akrobatik sandık atlama gibi egzersizlerde ,yakartop gibi oyunlarda çok iyiyken 19 mayısa doğru kabus başlardı .Niye ? 19 Mayıs hareketleri ..Hem sırasını şaşırmadan herkesle birlikte ,hem ritmle hem de yanlış tarafa dönmeden yapmak gerekiyordu ..Bende dikkat yok,yön hiç yok !
Sonuç felaket elbette..
...eveet çocuklaar şimdi sağa dönüyoruz
(..sağ neresiydi...)
Sonuçta her yıl nisandan mayısa dek beden eğitimi derslerine girmezdim.
Ama düz duvara tırmanma konusunda üstüme yoktu .


Özgül öğrenme güçlüğünün eğitimle tedavisi zihinsel özürlülere verilen özel eğitimden farklı bir uygulamadır. Bu alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmelidir. Normal ilk okul öğretmenleri ya da bu alanda eğitim almamış olan özel eğitimciler tarafından verilmesi uygun değildir.

Ülkemizde bu alanda eğitim almış ve bu sorunun eğitimini uygulayabilen kişilerin sayısı son derecede azdır.Her özel eğitimci bu eğitimi veremez.

Bu eğitim ülkemizde Dikkat eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği tarafından verilmektedir.
(İlgili fakülteler dışında,ayrıca her fakültede de bulunmuyor bildiğim kadarıya)

Eğitmenlerin Eğitimi Semineri 2.Düzey bilgi derneğin ana sayfasında.

Dikkat eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve özel öğrenme güçlüğünün (ÖÖG),
  • Erken tanınması,
  • Uygun tedavi ve eğitim olanaklarının sağlanması ve yaygınlaştırılması,
  • Karşılaşılan sorunlara uygun ortak çözümlerin bulunması yönünde çalışmalar yapmak, yapılacak olan çalışmalara öncü ve destek olmak üzere,
  • Aileleri,eğitimcileri ve tedavi ekibini bir araya getirerek bu alanda güç birliği oluşturmak amacıyla kurulmuştur.

Eğitim cd leri ve konu ile ilgili kitaplara ulaşabilirsiniz .
(Bunlar özel öğrenme güçlüğü özel eğitimci yetiştirme CD si değil, konu ile ilgili aile ,okul ,öğretmenlere konu ile ilgili bilgi veren konferanslar halindedir.Özel öğrenme güçlüğü semineri yalnızca uzman kişilere ve yerinde katılım yoluyla verilmektedir)

Dernek başkanı Nezih Çıngır
Onursal üye Prof dr Ferhunde Öktem
Prof Dr Ümran Korkmazlar
Uzm Dr Özlem Sürücü



Özel öğrenme güçlüğüne sahip çocuklar öğretmenler tarafından çoğu zaman yanlışlıkla mental retardasyon(zihinsel gerilik ) ile karıştırılıyorlar .

Oysa özel öğrenme güçlüğünün tanımında ön şart zihinsel engel bulunmamasıdır.

Herhangi bir zihinsel ,duyusal,nörolojik, fiziksel, ruhsal ve kültürel özrü olmayan okuma – yazma, matematik, kendini ifade etme, düşünme, zaman ve mekan da yönelme alanlarından biri veya birkaçında yaş ve zekasının gerektirdiği başarıyı gösteremeyen bireyler için kullanılır . "Disleksi" okuma konusunda "disgrafi" ,yazma konusunda ,"discalculi "matemetik konusunda bireyin yaşı ve zekasının altında başarı göstermeleri ile tanımlanan özel öğrenme güçlüğüdür.

Üstün Zekâlılarda Öğrenme Güçlüğü

IQ puanı yüksek olduğu halde öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar olduğunu ve ülkemizde böyle çocuklar için bir program bulunduğunu biliyor muydunuz..

Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi/Özel Eğitim/( Üstün Zekalılar öğretmenliği /dersler/ders içeriği/öğrenme güçlüğü yasayan üstün zekalı çocuklar
link:
http://www.istanbul.edu.tr/hay/bolum.../ustunzeka.htm
Üstün Zekâlılarda Öğrenme Problemleri
Özel öğrenme güçlükleri tanımı, özellikleri; Üstün çocukların özellikleri; Özel öğrenme güçlüğü gösteren çocukların özellikleri ve teşhis edilmesi; Özel öğrenme güçlüğü gösteren üstün zekâlı çocukların okul ve aile ortamında yaşadıkları sorunlar;
650802 – Üstün Zekâlılarda Öğrenme Güçlüğü (2-0) 2



Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ile birlikte özel öğrenme güçlüğü görülme oranı yüzde 10 ile kırk arasında yani her 10 ila kırk hiperaktif çocukta aynı zamanda özel öğrenme güçlüğü de bulunabiliyor.

Diskalküli diye de bilinen aritmetik bozukluktaysa, matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeü sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde İzlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır.
Bunların dışında, ödevlerini eksik alma, çok yavaş ve verimsiz biçimde ödev yapma, ders çalışma, çabuk sıkılma, organize olmada güçlük, dağınıklık, zamanını ayarlamada zorlanma, yönünü bulmada beceriksizlik, sağını solunu ve zamana ilişkin kavramları karıştırma, herhangi bir şeyi sıralamada güçlük, sözlü ifadede ve top tutma, ip atlama, ayakkabı bağlama ya da çatal - kaşık kullanma gibi motor becerilerde zorlanma gibi bozukluklar da özel öğrenme bozukluğu belirtilerinden kabul edilebilir. Ancak bunun için, bütün bu bozuklukların akademik başarıyı ve günlük yaşamı olumsuz etkiler boyutta olması gerekiyor
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 31-07-2008   #10 (mesaj-linki)
Cvp: Öğrenme Bozukluğu (Disleksi)




EJDERİ SALIVERMEK


Kederin dersliğinde
Baştan aşağı hırs kesilmişken

elindeki ders kitabı bir gizem

Ve yerine getiremeyeceğin

onlara ait düşler


Derler ki sana :hiç konsantre olmuyorsun



Tam tersi
Sen aşırı zorlayarak kendini
Yakalayayım diye debelenip durmakla
Bu karınca duası gibi karman çorman çizgileri
Satırlardan kayıp zıplayıp atlayan şeyleri
ne var ki bir cümlesini dahi kavrayamadan
Didinir durursun çaresizce



Derken bu karınca duası şeyler
Vara vara varır bir itiş kakış yere
Böylece fırlatıp atarsın o kalemi elinden
Kollarını kavuşturup dalar gidersin uzaklara
Umarak bir gün anlayacağın
Ve onları yalancı çıkaracağın gün gelecek diye




Ve moralin çökmüş bir halde

Adeta yürürken bir labirentte


Dışarı bak ,pencereden dışarı
Ejderi gör ,uzun uzun bak ona
Şimdi derler ki :bu çok aptalca
Şu ejderler
saçmalığın ta kendisi
Fakat ,yalnızca sen görebilirsin
çok yukarılarda
Bu şey bir ejder
kuş değil
Ve duyarsın sessiz kükreyişini




Bilirsin ki yolu yarılamışsın

Çünkü onun sırtına bindiğin an

Seni götürecek istediğin her yere
Üstünde yaşadığın topraklardan
çoook uzak bir ülkeye
Göklerdeki sihirli krallığa
Alay ederler belki sen koşmaya çalışırken



Ama bir de görebilselerdi
uçtuğunu



Yine de her şey olabilir
Bir dost ya da düşman
Çünkü ejder
eninde sonunda bir canavar değil mi?
Bazıları için de sırf bu yüzden
korku verici




Ama yalnızca sen onunla iyi geçinebilir

Onunla gelen coşkuyu anlar bilirsin

Onunla her dağı fethedebilirsin




Ejder kanatlarını çırptığında

Seni alıp götürünce sihirli buharlara

Denizler altındaki gökkuşağına




Ah ,eger anlayabilselerdi onlar da

Ve öylece bırakabilselerdi ejderlerini



Ama hayır

onlar yalnızca bir canavar

görmek istiyorlar


Çünkü ejder avındalar

Ejderi katletmek için ordalar

Ve çocuğun da önüne bakması için




Ejderi yakalamak isterler

Vurup öldürecekler

onu eğer yapabilseler



Sen de merak etmeye başlarsın bu kez
ejderin bir tek
senin kafanın içinde mi var olduğunu



Bu yuzden mi
ejderden söz etmek istedikçe
Ejder diye bir şey yok dediklerini




Böylece tek başına öne doğru tökezler

Hala sislerin arasındayken el yordamıyla aranır

Kaygı hiç sonu yokmuş gibi görünür
Böyleyken çığlık atmak bağırmak istersin
İçinde yatanı özgür bırakmak için
Ejderi salıvermek için




Ama zindanın derinlerinden

Bu bağırışlar duyulmaz ki


Çünkü ejder rakamlarla bağlanmış

Satırdan kafeslere

sözcükten kilitlerle hapis
Zincirler sarılmış kudretli kanatlarına
Tökezleyecek düşecek
güçlüler güçlüsü o ejdere
bak neler oldu
Zindanın duvarına zincirlenen




Ama bilirsin ki yapabilirsin

Eğer bir denesen

Onların inançsızlığını iyileştirmeyi
Ve kanıtlasan
ejderlerin uçabileceğini




Fakat ,

onların yolculuğu kolay bir yolculuk

Onlar için yol dümdüz
O yüzden devamlı ileri bakarak koşuştuyorlar.



Beklemeye zamanları yok


Ama ejder bambaşka bir rota tutturmuş

Mavi tepeler ve altın tarlalar üzerinden geçen

Yalnızca ve yalnızca onun sahip olabileceği bir gururla
Ve hiç tükenmez bir iradeyle
Onu dağlardan aşırıp götüren
aydan aşıp marsı geçen




Ejderi düşle

Heryerde

O seni yıldızlara taşıyacak
Sen büyüdükçe o da büyüyecek
Ejdere zaman tanı
Efendinin kim olduğunu gösterecek
O öyle yüce bir yaratık




Çünkü

O bir ejder

savaşmak için yaratıldı
Bırak onu savaşsın
Bırak kırsın zincirlerini
Bırak içindeki alev parlasın



Çünkü ejder hazır olduğunda bakmışsın ki
Sen de öğrenmişsin umursamamayı
Kanıt beyaz kağıdın üzerinde serildiğinde
Ve öğretmenin yasasını çiğneyivermişsin




Çünkü bir gün olacak bu

o gün ,

önüne geçilmez bir tutkun
olduğu gün
çünkü hepsi bir bir anlaşılmıştır artık
Kırmızı kalemin ateşle boy ölçüşemeyeceği




İşte böylece ejderi görmeleriyle

İnanmaları bir olacak

İyi olduğun her şeyde
Başarabileceğine



Sen de kabul ettin artık
Ki senin bir parçan o ejder
Zamanı geldiğinde
Efsaneyi gercekleştirecek




İşte son bölümü burada

Altın anahtarı bulacağın yer burası

Tüm gücünü ,gururunu , kudretini



SALIVER GİTSİN ……………………………EJDERİ



Anna Evans




Anna Evans ın Disleksi-okuma alanında özel öğrenme güçlüğü bulunan bir şair Yukarıdaki şiiri disleksi ile ilgili kendi deneyimlerini yansıtıyor

Çeviriyi ben yaptım ,çok iyi olmayabilir .Şiir çevirisi konusunda çok bilgim yok.





.
Anna Evans 1968 İngiltere doğumlu, Biri 8 diğer 6 yaşındaki kızlarınının doğumuna dek pazarlamacılık ,dizayn kimya mühendisliğini içeren pek çok kariyer denemesi oldu.
Kalıcı olarak bir yere yerleşebilmesini ailesi ile birlikte 2000 yılında eşi buraya atandığı için Amerikaya taşınmasına borçlu.Evans New Jersey Burlington Yerel Şairler derneği şimdiki başkanı Qucik and Dirty poets in kurucu üyesi.Princiton da Cafe İmprov ,Camden da Walt Whitman Merkezi ve yine Princitondaki Delaware Valley Poets de pek çok yazısı yer aldı.(bunları da arastıracağım..yazın zaman geçmiyor ki)The Formalist, The Edge City Review, Light Quarterly, Asphodel, One Trick Pony, Exit 13, Verse Libre Quarterly, The Absinthe Literary Review and Tattoo Highway. i içeren çeşitli dergi ve e-yayınlarda 90 üzerinde şiiri basıldı.2004 yılında Byline Magazine’s şiiir ödülünü kazandıı.2005 yılı içinde şiir dalında Jeanette Gottlieb ödülü , Philadelphia Writers Conference, Writer’s Digest en iyi uyak ödülü and a Pushcart Prize ödülünü tek başına aldı.Burlington İlçesi kütüphanesinde çocuklar için şiir öğrettiği workshop yaz programında çalıştı i ve şu anda yaratıcı yazarlık master programına baslamak üzere Şu anda şiir sitesi olan The Barefoot Muse.un resmi editörlüğünü yapıyor.




_
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
beyaz ölüm mp3 dinle, discalculi, disgrafi, disgrafi tedavi, disgrafi tedavisi, kolay çarpım tablosu öğrenme yöntemi, sayıları simgeleri algılayamaz einstien, çarpım tablosu öğrenme, çarpım tablosunu ögrenme yöntemleri, ümran korkmazlar,
Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Duygudurum Bozukluğu Camilla Psikoloji ve Psikiyatri 0 2 Hafta Önce 14:24
Öğrenme Stilleri _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 0 4 Hafta Önce 23:33
Çocukluk Dezintegratif Bozukluğu _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 0 18-06-2008 15:31
Konversiyon Bozukluğu _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 1 19-01-2008 20:26
Antisosyal Kişilik Bozukluğu Pasakli_Prenses Psikoloji ve Psikiyatri 0 22-10-2007 19:55
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 16:49Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.22933102 saniyede (57.86% PHP - 42.14% MySQL) 9 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz