Et, Et Ürünleri ve Beslenmedeki Önemi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: GLOBAL :: > Sağlıklı Yaşam
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 13-10-2008   #1 (mesaj-linki)
asla_asla_deme - avatarı
Et, Et Ürünleri ve Beslenmedeki Önemi



ET, genellikle sığır, koyun, kuzu, domuz ve kümes hayvanları gibi çeşitli evcil hayvanlar­dan ve balıktan elde edilen değerli bir besin­dir. Fransa'da at eti, Türkiye, Yunanistan ve Jamaika gibi başka bazı ülkelerde keçi eti de yenir. Çin'de köpek eti yemek çok yaygındır. Bazı ülkelerde ise gelenekler ve din bir ya da birkaç çeşit etin yenmesini yasaklar. Hindis­tan'da Hindu dininin yaygın olduğu birçok bölgede inek kutsaldır ve eti yenmez. Müslü­manlık ve Musevilik domuz etinin yenmesini yasaklar.

İnsanların yabanıl hayvan ve kuşları yemek için yakalamalarına "av" denir. Geyik, yaban domuzu, tavşan, sülün ve ormantavuğu av hayvanlarındandır. Av hayvanlarından bazı­ları günümüzde özel çiftliklerde yetiştirilmek­tedir. Etin besin olarak kullanılmaya başlan­dığı insanlığın ilkçağlarında, tüm etler yabanıl hayvanlardan elde edilirdi. Tarihöncesi insan­ları avcılık ve toplayıcılıkla geçinirlerdi. Daha sonra, toprağı ekerek ekin yetiştirmeyi ve hayvanları evcilleştirmeyi öğrendiler. Hay­vanları evcilleştirme Avrupa'da İÖ 8000 yılla­rında başladı. Arkeolojik buluntular, domuz etinin Mısır'da İÖ 3400, Çin'de ise İÖ 2900'de yendiğini gösteriyor.

Çağdaş Et Sanayisi

Dünya nüfusunun hızla artışı ve kentlerde yoğunlaşması sonucu besin üretimi dünyanın önde gelen, sanayileri arasına girmiştir. Et tüketimi de giderek artış gösteriyor. En çok et tüketen ülkeler Avustralya, ABD, Yeni Ze­landa ve Arjantin'dir.
Et, vücudun gelişmesi için gerekli protein ve bazı vitaminler bakımından zengin bir besindir. Ne var ki, belli bir yaşın üzerindeki kişiler için fazla et yemenin zararlı olabileceği de anlaşılmıştır.
Dünyada artan et talebini karşılamak için besi hayvancılığı ve et işleme sanayisi gelişti­rilmiştir. En yaygın olarak sığır, koyun ve domuz besiciliği yapılır.
Türkiye'de en çok koyun, kuzu, sığır, dana, keçi, tavuk ve balık eti üretilir. 1984'te 2 milyon 834 bin baş sığır ve dana; 6 milyon 241 bin baş koyun ve kuzu, 1 milyon 643 bin baş keçi ve oğlak kesilmiştir. Bunlardan, 165 bin tonu sığır ve dana, 159 bin tonu koyun ve kuzu, 25 bin tonu keçi ve oğlak, 15 bin tonu da manda, deve gibi öbür hayvanlardan ol­mak üzere, toplam 364 bin ton et elde edilmiştir.
Ayrıca, Türkiye'de aynı yıl kesilen tavuk ve hindi sayısı 64 milyonu bulur. Balık üretimi de 1987 verilerine göre 606 bin tondur. Böylece, balık ve kümes hayvanlarını dışarıda tutarsak, Türkiye'de kentsel yerleşim birimle­rinde kişi başına düşen et tüketimi yılda 14 kg dolayındadır. Bu miktar sanayileşmiş ülke­lerdeki et tüketiminin oldukça gerisindedir.
Günümüzde modern çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar çeşitli yöntemlerle geliştirilmişler­dir. Bugünün evcil sığırı, ortaçağda Avrupa' da yaygın olan yaban öküzünün soyundan gelir. Yıllar boyunca tür içi ve ırklar arası çiftleştirme yöntemleri kullanılarak bu sığırda istenen özellikler yaratılmıştır. Bazı sığır tür­leri eti, bazıları ise sütü için yetiştirildi. Bir bölümü de hem etinden, hem sütünden yarar­lanmak üzere geliştirildi (bak. SlGlR).
Sığır
1.Kürek
2.Kol
3.Kotlet-Antrkot
4.Göğüs
5.Bonfile-Kontrfile
6.Pançeta
7.Sokum
8.Tranşnuar
9.Bacak



İlk önceleri yabanıl koyunlar yalnızca Orta Asya ve Kuzey Afrika'da yaşarlardı. Bugün ise daha çok, her iki yarıkürede ılıman bölge­lerde bulunurlar. Sığırda olduğu gibi koyun türleri de insanlarca geliştirilmiş, özel iklim ve çevre koşullarına uyabilmelerinin yanı sıranayide olduğu gibi toplu üretim ilkelerine göre kurulmuş geniş, çağdaş fabrikalar biçi­mindedir. Bir montaj hattı gibi çalışan mezba­hada, bir yandan giren canlı hayvan kesilir, yüzülür, parçalanır, dondurulmaya ya da sa­tılmaya hazır olarak öbür yandan çıkar. Bazı büyük et işleme kuruluşları kesim ve parçala­ma, dondurma, paketleme gibi bölümlerin yanı sıra salam, sosis, sucuk tütsülenmiş et gibi et ürünlerini de üretebilecek makinelerle donatılmıştır. Kesim işlemi, dinsel inanışlar ve geleneklerin yanı sıra kullanılan teknoloji­ye göre de ülkeden ülkeye değişir. Kesilen hayvanların yenebilecek bölümleri uygun bi­çimde parçalanır. Sığırlar genellikle dörde bölünürken, koyun ve kuzular bütün olarak bırakılır. Etler kasap dükkânlarında ya da süpermarketlerin et satan bölümlerinde alıcı­nın isteğine göre daha küçük parçalara bölü­nerek satılır.
Kesilen hayvanların dil. karaciğer, böbrek, yürek, beyin gibi yenebilen iç organları da ayrıca satılır. Öteki işe yarar bölümler de sucuk ve sosis yapımında kullanılır.



Etin İşlenmesi

Et kurutularak, soğutularak ya da dondurula­rak, tuzlanarak, tütsülenerek ve konserve
özel nitelikler kazanmaları sağlanmıştır. Bazı koyun türleri, yünlerinin nitelik ve miktarı, öbürleri ise etlerinin özelliği nedeniyle değer­lidir .Domuzlar Asya. Avrupa ve Afrika köken­lidir. Ortaçağ boyunca Avrupa'da yaşamış olan, bildiğimiz yaban domuzunun soyundan üretilmişlerdir. Domuzların önemli bir bölü­mü domuz pastırması ve jambonu yapılmak üzere beslenir ve kesilir
Hayvanların mezhabaya getirilmeleriyle birlikte besi hayvancılığının işlevi sona erer ve et işleme sanayisi devreye girer. Etin işlenme­si iki aşamaya ayrılabilir. İlki, hayvanın kesil­mesi ve yüzülmesidir. Kesilen et satılmak üzere hemen kasap dükkânına ya da et pazarına gönderilmeyecekse, ikinci aşama etin saklanması için gerekli olur.Günümüzde mezbahalar, başka birçok yapılarak saklanabilir. Kurutma, etin korun­masındaki en eski yöntemlerden biridir. Mı­sırlılar eti kurutarak saklarlardı. Amerika Yerlileri eti bugün başka ülkelerde de yapıldı­ğı gibi ince şeritler biçiminde kuruturlardı. Bir başka yöntem de kurutulmuş ya da yarı kurutulmuş etin kuru sebze ve meyvelerle birlikte dövülerek, üstlerinin erimiş yağla kaplanmasıydı. Günümüzde severek yediği­miz bir kurutulmuş et türü olan pastırmanın geçmişi de Orta Asya'ya kadar uzanır.



Et ve et ürünlerinin sıcaklık ve nemin denetlendiği koşullarda kurutulması bakteri gibi eti bozan organizmaların üremesini zor­laştırır. Böylece salam ve sucuk gibi işlenmiş etler aylarca bozulmadan kalabilmektedir. Etin kurutulmasında, ilginç ve görece yeni bir gelişme de soğuk kurutma işlemidir. Donmuş et bir vakum içinde belli ölçüde ısıtılır. Bu, et çözülmeden içindeki buz kristallerinin doğ­rudan su buharına dönüşmesini sağlar. Bu yöntemle kurutulmuş et hafiftir, kolay taşına­bilir, rahatlıkla yeniden sulandırılabilir ve lezzetini korur. Kurutulmuş etler ve öbür besinler dağcılıkta ve uzun yürüyüşlerde yay­gın olarak kullanılır.
Eti buz ya da kar altında sistemli biçimde dondurmaya başlayan ilk insanların Romalı­lar olduğu sanılmaktadır. 19. yüzyılın sonları­na doğru dondurma teknolojisinin bulunması ve bu alanda sağlanan ilerlemelerin, dünyada et işleme sanayilerinin gelişmesindeki en ya­şamsal öğe olduğu söylenebilir. Böylece, gü­nümüzde dünyanın her yerindeki pazarlara dondurulmuş ve soğutulmuş et sunulabilmek­tedir. Dünya pazarlarına dondurulmuş et satan ülkelerin başında Arjantin, Avustralya ve Yeni Zelanda gelir.
Kurutma gibi tütsüleme, salamura yapma ve tuzlama da yiyecek saklamanın en eski yöntemlerindendir. Etin tuzla yoğrularak, ge­ne tuz içinde tutulduğu kuru tuzlama en elverişli yöntemlerden biridir. Tütsülemek de etin bozulmadan uzun süre saklanabilmesini sağlar, ayrıca ete özel bir lezzet katar. Jam­bon ve isli et gibi salamuraya yatırılmış ve tütsülenmiş etler belirli kimyasal maddeleri içerir. Bu maddeler potasyum ve sodyum nitratlardan elde edilen nitratlar ve ete pişiril­diği zaman pembe rengini veren renk verici maddelerdir. Günümüzde etlerin bozulma­dan korunmaları için katılan sodyum nitrat gibi katkı maddelerinin sağlığa zararlı olduğu tartışılmaya başlanmıştır.
Anadolu'ya Selçuklular tarafından getiril­diği sanılan pastırmanın yapımında, çemen to­humu, sarmısak, tuz ve kırmızı biber karışımı büyük parça etlerin üzerine sıvanır, daha sonra etler güneşte ya da tütsülenerek kurutulur. Pastırmanın üzerindeki çemen karışımına boya ya da yabancı maddeler katılmaz.
Konserveyi 1809'da, Fransız Nicholas Appert'in bulduğu söylenir. Birçok başka sanayi­de olduğu gibi, konserveciliğin gelişimi de savaşlarla birlikte hızlanmıştır. Bu kez de Napolyon Savaşları kolayca taşınabilen, bo­zulmadan dayanabilecek ete büyük bir talebin doğmasına yol açarak konserveciliğin geliş­mesine katkıda bulunmuştur,
Türkiye'de, 1952'de yasayla kurulan Et ve Balık Kurumu ülkede hayvancılık ve balıkçılı­ğın geliştirilmesi ve et üretimine katkıda bulunmak, et ve balık fiyatlarındaki dalgalan­maları önlemek, kendi kuruluşlarında kesilen hayvanları satış mağazalarında halka satmak gibi işlevleri üstlenmiştir. Satın alınan hay­vanlar Et ve Balık Kurumu mezbahalarında, sağlık koşullarına uygun olarak kesilir, bir bö­lümü doğrudan satış mağazalarına gönderilir­ken kalanı dondurularak soğuk hava depola­rında bekletilir.
Et ve Balık Kurumu ayrıca, sosis, sucuk, salam, konserve et, jöle işkembe gibi et ürünleri de üretir. Mezbahalarda değerlendi­rilmeyen artıklar gübre ve yem sanayilerinde kullanılır. Et ve Balık Kurumu dışında kalan bazı büyük özel kuruluşlarda da hayvan kesi­mi ve et üretiminin yanı sıra çok çeşitli et ürünleri üretilmektedir.
Hayvan kesimi ve etin işlenmesinde, çok az artık kalır. Kesilen hayvanların artıkları ve yenmeyen bölümlerinden, bir dizi yan ürün üretilir. Sığır ve koyun postları işlenerek dericilikte; yağlar sabun üretiminde kullanı­lır. Kemiklerden bıçak saplan, düğmeler ve tutkal yapılabilir ya da öğütüldükten sonra kurutulmuş kanla karıştırılarak bir çeşit gübre elde edilir. Bazı hayvanların bağırsakları ise iyice temizlenip kurutularak, sucuk ve sosis yapımında kılıf olarak kullanılır .


Kaynak:MsxLabs & Temel Britannica

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 01-12-2008   #2 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Et, Et Ürünleri ve Beslenmedeki Önemi

Balık kalp hastalıklarından ölüm oranını yüzde 40 azaltıyor




Uzmanlar, beslenmede çok önemli yeri olan Omega-3 yağ asitlerinin balıkta bolca bulunduğunu, bu nedenle haftada iki öğün balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyorlar.


Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Telefoncu, yaptığı açıklamada, yağın insan beslenmesinde önemli bir yeri bulunduğunu, özellikle Omega-3 yağ asitlerinin beslenmede daha da önemli ve faydalı olduğunu söyledi.

Omega-3 yağ asitlerinin meme kanseri, kalp ve damar hastalıkları ile iltihaplı hastalıklara yakalanma riskini azalttığını, hipertansiyonun önlenmesinde son derece etkili olduğunu ifade eden Telefoncu, ''Balıkta bulunan bu yağ, ruhsal bozuklukların tedavisi yönünden de fayda sağlamaktadır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirme özelliği bulunuyor. Özellikle kadınlar ve çocukların beslenmesinde önemli yeri vardır. Hamile bayanlar, emziren anneler ve çocuklar, Omega-3 yağ alımına dikkat etmeliler. Omega-3 yağ asitleri çocuklardaki beyin ve görme gelişimine büyük oranda olumlu şekilde etki etmektedir'' dedi.

Prof. Dr. Telefoncu, Omega-3 yağ asitlerinin mükemmel şekilde balıkta yer aldığını vurgulayarak, ''Beslenme rejimimizde balığa haftada bir, eğer mümkünse iki kez yer vermeliyiz. Balık yağında bulunan asitler insan sağlığı için birçok açıdan önemlidir. Yapılan araştırmalar, haftada iki öğün balık tüketilmesinin kalp hastalıklarından ölüm oranını yüzde 40 oranında azalttığını göstermektedir'' diye konuştu.

BALIK SEVMEYENLER KONSANTRE ÜRÜNLER KULLANABİLİRLER

Omega-3 yağ asitlerinin özellikle soğuk suda yaşayan somon, sardalye ve uskumruda yüksek oranda bulunduğunu anlatan Azmi Telefoncu, şunları kaydetti:

''Balığın yanı sıra diğer deniz ürünlerinde, sebzelerde, çekirdek yağında da Omega-3 yağı bulunuyor. 100 gram kerevizde 5 miligram Omega-3 yağı vardır. Aynı orandaki brokoli ise 162 miligram Omega-3 yağı içermektedir. Yağ, beslenmede önemli bir yer tutmaktadır. Yağsız bir diyet yapan kişi kısa sürede sağlığını yitirebilir. Tamamen yağsız bir diyet canlılıkla bağdaşmaz. Bu nedenle diyet yapan kişiler de sağlıklarını korumak için balık tüketmeye dikkat etmeliler.''

Telefoncu, balık sevmeyenlerin ya da balık kokusuna tahammül edemeyenlerin özellikle son yıllarda üretilen ve eczanelerde satılan konsantre ürünlerden kullanabileceklerini, bunların hiçbir şekilde kokmadığını sözlerine ekledi.


A.A

GAZETEPORT
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-12-2008   #3 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Et, Et Ürünleri ve Beslenmedeki Önemi

Balık yağındaki sır




Balıktaki Omega-3 yağ asitleri vücut için çok gerekli. Uzmanların ısrarla balık yiyin tavsiyesinin altında yatan neden ne?

Uzmanlar, beslenmede çok önemli yeri olan Omega-3 yağ asitlerinin balıkta bolca bulunduğunu, bu nedenle haftada iki öğün balık tüketilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Telefoncu, yağın insan beslenmesinde önemli bir yeri bulunduğunu, özellikle Omega-3 yağ asitlerinin beslenmede daha da önemli ve faydalı olduğunu söyledi.

Omega-3 yağ asitlerinin meme kanseri, kalp ve damar hastalıkları ile iltihaplı hastalıklara yakalanma riskini azalttığını, hipertansiyonun önlenmesinde son derece etkili olduğunu ifade eden Telefoncu, "Balıkta bulunan bu yağ, ruhsal bozuklukların tedavisi yönünden de fayda sağlamaktadır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirme özelliği bulunuyor.

Özellikle kadınlar ve çocukların beslenmesinde önemli yeri vardır. Hamile bayanlar, emziren anneler ve çocuklar, Omega-3 yağ alımına dikkat etmeliler. Omega-3 yağ asitleri çocuklardaki beyin ve görme gelişimine büyük oranda olumlu şekilde etki etmektedir" dedi.

Kalp krizi riskini yüzde 40 azaltıyor

Prof. Dr. Telefoncu, Omega-3 yağ asitlerinin mükemmel şekilde balıkta yer aldığını vurgulayarak, "Beslenme rejimimizde balığa haftada bir, eğer mümkünse iki kez yer vermeliyiz. Balık yağında bulunan asitler insan sağlığı için birçok açıdan önemlidir. Yapılan araştırmalar, haftada iki öğün balık tüketilmesinin kalp hastalıklarından ölüm oranını yüzde 40 oranında azalttığını göstermektedir" diye konuştu.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-12-2008   #4 (mesaj-linki)
Eleftheria - avatarı
Balık Yağı Kullanımı ve Balık Yağı Faydaları

Balık yağı kullanımı son yıllarda giderek artan ve ilgi gören bir beslenme desteği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Balık yağıyla ilgili çok sayıda araştırmalar yapılmış ve balık yağının faydaları üzerine önemli tespitler elde edilmiştir. Kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok hastalıkta balık yağının yararları daha fazla bir şekilde gündeme gelmektedir. Balık yağın faydaları içerdiği omega 3 yağ asidinden kaynaklanmaktadır. Balık yağının içinde EPA ve DHA adı verilen Omega-3 yağ asitleri vardır.

Balık yağı çeşitleri: Balık yağı çeşitleri 2 şekildedir.
1-Fish body oil: Balığın gövdesinden elde edilen balık yağı.
2-Cod liver oil: Balığın karaciğerinden elde edilen balık yağı.
Her ikisinde de omega 3 bulunur. Cod liver oil A ve D vitamini bakımından da zengindir.
Balık Yağı Faydaları

Balık yağı faydaları denilince ilk akla gelen kalp damar hastalıklarına olan olumlu katkılarıdır. Balık yağının içinde bulunan omega 3 yağ asitleri kalbi korur, kanı inceltici, kolesterolü düşürücü ve kalp ritmini düzenleyici etkisi balık yağı yararları arasında en fazla bilinenlerdir.
Omega 3 yağ asidinin beynin yaşlanma sürecini azaltıcı etkisinin olduğu ve de Alzheimere karşı koruyucu özellik taşıdığı belirtilmiştir.
Omega 3 sağlıklı nöral yolları oluşturmak için temel teşkil eder. Yeterli omega 3 yoksa depresyon, bipoler bozukluk ve birçok başka psikolojik rahatsızlıklara yol açar.
Çocuklarda balık yağı kullanımı: Omega 3 ün çocuklarda zihinsel gelişimlerini olumlu etkilediği ve öğrenme kapasitesini artırdığı gözlemlenmiştir.
Hiperaktivite görülen çocuklarda, omega 3 bu sorunun giderilmesinde önemli katkılar sağladığı tıp adamlarının dile getirdiği bir tespittir.
Diyabetin neden olduğu hasarları önleyici etkisi bir diğer balık yağı faydaları arasında yer alır . Yaşlılıkta görülen göz bozukluğu(maküler dejenerasyonu) görülme oranını azaltır.
Omega 3 kansere karşı koruyucu ve önleyici nitelik taşıdığı yapılan çalışmalarda ifade edilmiştir.
Balık yağının faydaları arasında romatizmal artritte görülen eklem şişliği ve ağrı gibi şikayetleri hafifletme etkisi de bulunmaktadır.
Gebelikte balık yağı kullanımı: Vitamin mineral takviyelerin yanında omega 3 kullanımı da hamile bayanlara tavsiye edilmektedir. Hamilelikte balık yağı kullanımı gebeliğin son üç ayında ve de doğumdan sonraki ilk birkaç ayda emziren annelerin kullanması için önerilmektedir. Gebeliğin son aylarında anneden bebeğe fazla oranda omega 3 geçer. Balık yağının bebeklerin merkezi sinir sistemine ve bedensel gelişimine olumlu katkı bulunduğu dile getirilen bir tespittir.

Uyarı:
1-Balığın karaciğerinden üretilmiş olan balık yağlarını hamileler kullanmamalıdır. Çünkü bu balık yağı çeşidinin içinde (retinol) A vitamini yüksek oranda bulunur ve de A vitamini vücutta depo edilen bir vitamin olması sebebiyle yüksek dozları anne karnındaki bebeğe zarar verir. Hamileler Balığın gövdesinden üretilen ve A vitamini içermeyen balık yağı çeşidini kullanmalıdır.
2-Balık yağının yararlarından faydalanmak için civa kurşun ve diğer ağır metaller ile kirletilmemiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede balık yağı kullanmak gerekir.
Kullandığınız balık yağının bu tür zararlı maddeler içermediğinden emin olmalısınız. Kalitesinden emin olmadığınız balık yağı takviyesini kullanmayınız. Aynı risk besin olarak tüketilen balıklarda da olabileceği için aynı uyarı bunun içinde geçerlidir. Bu tür maddeler beyin gelişimine zarar verir.
Her balıkta omega 3 bulunmaz. Somon, uskumru, ringa balığı, sardalye, alabalık omega 3 içeren balıklardır. Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar da omega 3 yağ asitleri daha fazladır. Balıklar bu maddeyi planktonlardan üretirler.
Diğer omega 3 kaynakları ceviz semizotu, keten tohumudur.
Balık Yağı Takviyesi Nasıl Seçilmelidir?

Besin uzmanlarının omega 3 ihtiyacınızı balıktan karşılamanıza nazaran balık yağı takviyesi almanızı önermelerinin bir nedeni balıkta bulunan yüksek düzeyde cıva ve diğer tehlikeli kimyasallardır. Maalesef, aynı toksik düzeyler de kirleticiler bazı balık yağlarında ve balık yağı takviyelerinde bulunabilirler.
Balık yağından gerçek anlamda sağlığa yarar elde etmek için cıva, kurşun veya diğer ağır metaller ile kirletilmemiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede balık yağı ile yapılmış bir balık yağı desteği seçmek önemlidir. Buna ilaveten, balık yağı toplanıldıktan sonra da şayet nakledilmişse veya şişe ile balık arasında başka şekilde işleme tabi tutulmuşsa kirletilmiş olabilir. Süreç de ne kadar az el devreye girerse, kirletilme ihtimali o kadar azdır.
Farmasötik Kalite Balık Yağı Neden Seçilmelidir?

Araştırmalar balık yağı takviyelerinin başlıca sağlık için yararlarının docosahexaenoic asit (DHA) ve eicosapentaeonic asitten (EPA) kaynaklandığını belirlemiştir. Bedeniniz fiilen balık yağının faydalarını kullanmaya başlamadan önce, DHA ve EPA ‘yı çıkarmak için balık yağını bileşenleri olan esterlere ayırması gerekmektedir.
Piyasadaki balık yağı takviyelerinin birçoğu, doğal olarak yüksek düzeylerde DHA içeren bir balık yağı desteğine nazaran daha az etkili kılan çok düşük düzeyde DHA içermektedirler.
Omega 3 ‘ün sağlığa olan yararları tartışılmazdır, fakat balık yağındaki bütün omega 3 bedeninizin kullanımına hazır durumda değildir. Farmasötik sınıf balık yağı her türlü kirleticiden arınmıştır ve vücudunuz için yüksek omega 3 kaynağı sağlamak için rafine edilmiştir.

Balık yağı kullanımı: günde 1-3 gr tavsiye edilmektedir. Bazı durumlarda daha fazla miktarda da kullanılmaktadır.
Kan sulandırıcı sentetik ilaç kullananlar doktora danışmadan balık yağı takviyelerini kullanmamalıdır.
Ameliyat olacak kişiler ameliyattan önce balık yağı kullanımını kesmelidir.
Zararlı PCB’ler-kanserojen kimyasallar- ve cıvaya maruz kalmayan balıklardan elde edilen balık yağı takviyeleri kullanılmalıdır.
Balık yağı takviyeleri balık yağı kapsülü ve balık yağı şurubu olarak satılmaktadır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
beslenmedeki, Ürünleri, Önemi
et urunleri ve faydalari, et ve et urunleri yararlari, et ve et urunlerinin faydalari, et ve et urunlerinin yararlari, et ve urunleri,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Et, Et Ürünleri ve Beslenmedeki Önemi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Spor Ürünleri Sedef 21 Moda 14 13-10-2009 12:10
Endüstri Ürünleri Tasarımcısı P.u.S.u Meslekler 1 07-05-2009 00:52
Margarin ve Beslenmedeki Yeri CrasHofCinneT Sağlıklı Yaşam 0 13-10-2008 15:28
Türkmenistan'ın Tarım Ürünleri Gabriella Türkmenistan 0 22-05-2008 20:58
Et ve Et Ürünleri İşlemecisi P.u.S.u Meslekler 0 09-06-2007 02:47