Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Ahmet Haşim'in şiir anlayışı nasıldır?

Gösterim: 58449 | Cevap: 8
  • ahmet hasim in siir anlayisi
  • ahmet hasim siir anlayisi
  • ahmet hasimin siir anlayisi
1
  • 1 Gönderen SEDEPH
qenCo
Cevaplanmış   |    23 Mart 2009 18:58   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Ahmet Haşim'in şiir anlayışı nasıldır?

Ahmet Haşim in Şiir AnLayışı Hakkında ßiLqi.
En iyi cevap Misafir tarafından gönderildi

Ahmet Haşim (1885 -1933)

Ahmet Haşim, Millî Edebiyat akımının etki¬li olduğu yıllarda yaşayıp şiirler yazmasına karşın bu akımın şairi değildir, iki noktada millî edebiyatçılardan ayrılır. Bunlardan bi¬rincisi şiirinin estetiği, ikincisi şiirinin içeri¬ğidir. Onun şiir estetiği saf (öz) şiir anlayışı¬na bağlıdır. Eserlerinde sadece kendi ru¬hunun sesini yansıtmış, Türk milletinin hiç¬bir millî ve sosyal problemi ile ilgili tek bir şiir yazmamıştır. Şiir dili, imge kaynakları bakımından millî özelliklere sahip değildir. Fildişi kuleye çekilen eski Yunan mitolojisindeki sanatçılar gibidir. Zira şiir dili ve im¬ge zenginliği ancak uzmanların ya da şiir fetişistlerinin zevk alabileceği bir yoğunluk ve derinliktedir. Şiirinin dağarcığını oluştururken Türk halkının konuşup anlaştığı dili değil, lügati kullanmıştır.

Hep aynı tarz şiir yazmıştır. Şiirinde aşamalı bir değişme yok¬tur. Yalnızca derinleşme ve ustalaşma söz konusudur. Şiirimize getirdiği imgeler, yeni ve özgün olmakla birlikte Türk hayal sis¬teminin ve doğayı algılama ve yorumlama anlayışının bir ürünü değildir. "Çöl, göl, akşam, gurbet, daüssıla" gibi imge ve kavramlarda ısrar etmesi sanatını sınırlamıştır.

Oysa o devirde Yeni Lisan hareketi, yeni bir şiir dili bulmuş, he¬ceyi şiirin gündemine oturtmuş, millet denen topluluğun edebi¬yatını yaratmıştır.

Ahmet Haşim Batı şiirini, özellikle de Fransız şiirini iyi incele¬miştir. Emile Verhaeren, Baudelaire, Rodenbach, Albert Sema¬in, Valery, Mallarme gibi şairlerin etkisi görülür. Fecr-i Âti toplu¬luğunun "Sanat şahsi ve kişiseldir." anlayışına ömrünün so¬nuna kadar sadık kalmıştır. Bu bakımdan Haşim'in şiirlerinde hiçbir ideolojik, sosyal ve siyasal konu yer bulmaz.

Ahmet Haşim'in şiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Ancak onun, tam anlamıyla sembolist olduğu da söylenemez. Her ne kadar, sembolizmi bazı yanlarıyla benimsemiş, Piyale önsö¬zünde bu konuda görüşler ileri sürmüşse de savunduğu ilkele¬ri şiirlerinde tam olarak uygulamamıştır.

Ahmet Haşim'i sembolistlere bağlayan belli başlı özellikler şun¬lardır: "Şiirde iç ahenge önem vermek, ruh halini yansıtan renkli doğa görünümleri çizmek, öznelci, kötümser bir dün¬ya görüşü taşımak, toplum gerçeklerine ilgisiz kalmak, sık sık akşam zamanını işlemek."

Şiirleri belli bir anı yakalamak için çaba gösteren empresyonist (izlenimci) ressamları akla getiren Haşim'in üç döneminde, üç ayrı renge düşkünlük göstermesi ilginçtir. "Şi'r-i Kamer"lerde sarı, "Göl Saatleri'nde" kara, "Piyale'de" kırmızı renkler ağır basar.

Ahmet Haşim, sembolizmin çağrışım özelliğinden yararlanma¬nın yanında, Türk şiirinin mecaz ve istiare sanatlarına da yas¬lanmış bir şairdir.

Ahmet Haşim, bütün şiirle¬rinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Heceyi "köylü vezni" diye küçümsemiştir. O dönemde aruz ölçüsü, yerini heceye bırakmış¬ken ve herkes heceyle yazarken, Ahmet Haşim, aruzdan vaz¬geçmemiştir. Şiirlerindeki uyak aksaklıkları ise daha çok yazılış benzerliğine aldırmamasından, uyak anlayışında da eski kural¬lardan sıyrılıp bir serbestlik aramasından kaynaklanır.

Ahmet Haşim'in en çok kullandığı nazım birimi dörtlüktür. Ger¬çi bu alanda tutucu davranmamış, birçok biçimi denemiştir. "Şi'r-i Kamer"ler mesnevi biçimindedir, soneleri vardır, üçlü, beşli, altılı dize kümelerini denemiş; hatta bunları aynı şiir için¬de kullanmıştır. Biçim açısından şiirimize getirdiği önemli bir yenilik ise serbest müstezat'tır. Müstezat, bir Divan edebiyatı biçimidir. Servet-i Fünûn şairleri müstezatın ölçüsüne bağlı kal¬mayıp, dizeleri istedikleri boyda, yani istedikleri ölçülerle kura¬rak değişik biçimler denemiş, anlamı da beyitlerden kurtarıp şiirin bütününe yaymışlardı. Haşim bu konuda daha da ileri git¬miş, her dizede başka bir ölçü kullanmış, sembolist şairlerin "vers libre" dedikleri özgür koşuk anlayışına yönelmiştir. Buna rağmen onun serbest müstezatları, yine de ölçülü ve uyaklıdır. Sonraki kuşaklar Haşim'in serbest müstezatını heceye uygula¬mışlardır.

Ahmet Haşim'in dili çok küçük bir sözlükten oluşur. Sözcükle¬rinin az olması, işlediği konuların sınırlılığındandır. Çünkü onun, konularında, benzetmelerinde, duygularında, düşünce¬lerinde bir çeşitlilik bulunmaz; hep aynı şeyleri, hem de aynı sözcüklerle anlatır. Kavramları sözcüklerinden de azdır. Çünkü üç dilden (Arapça, Farsça, Türkçe) eş anlamlı sözcükler kulla¬nır. Şiirlerinde "gece"nin yanında onunla anlamdaş olan "leyi" ile "şeb"i; "akşam"ın yanında "mesa" ile "şam"ı; "yıldız"ın ya¬nında "necm", "kevkeb" ve "sitare"yi kullanmıştır. Kavram darlığını bu eş anlamlı sözcüklerle örtmeye çalışmıştır. İlk şiirle¬rinden son şiirlerine doğru dilini sürekli arındırıp Türkçeleştirdi-ği söylenebilir. Kullandığı sözcükler genelde doğayla, kendisiyle ve kadınla ilgili olmak üzere üç kümede toplanır. Doğa ile il¬gili sözcükleri ise genellikle "akşam, gece, gökyüzü, aydınlık, karanlık" çerçevesinde döner. Renk bildiren sözcüklere de çok önem verir, bu konuda bir ressam kadar duyarlıdır, iç dün¬yasıyla ilgili sözcükler ise çoğunlukla üzüntü belirtir; sevinç çok azdır. Tarih, toplum, siyaset, ahlak vb. ile ilgili sözcüklerse he¬men hemen hiç görülmez. Dili konuşma dili değildir. Önceleri Servet-i Fünûn etkisindeyken, zamanla bu etkiden sıyrılmış, geleneksel şiir dilinin dışında, bütünüyle kendine özgü yapay bir dil kurmuştur.

SEDEPH
23 Mart 2009 19:02   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
İnceleyiniz
Alıntı
virtuecat adlı kullanıcıdan alıntı



Şair ve edebiyatçı (1883-1933).

Birçok bilim adamı ve şair yetiştirmiş soylu bir Irak Türk ailesinin çocuğudur. 1885'te Bağdat'tan İstanbul'a gelerek Galatasaray Lisesi'ne girdi (o zaman Galatasaray Sultanisi deniyordu). Okulda hayli yabancılık çekti. İçe dönük ve hayalci bir çocuktu. Yaşlandıkça, daha da duyarlı ve alıngan oldu. İlk şiirlerini okul sıralarında yayımladı (1901). Galatasaray'ı 1907'de bitirdi. Önce Reji İdaresi'nde çalıştı. Sonra Fransızca öğretmeni olarak İzmir'e gitti. Bir süre sonra İstanbul'a döndü ve Maliye Bakanlığı çevirmeni oldu. Bu arada Birinci Dünya Savaşı'na katıldı. Savaş bitince bir süre, Osmanlı Bankası'nda çalıştıktan sonra, Güzel Sanatlar Akademisi'ne, estetik ve mitoloji öğretmeni olarak girdi. Bir yandan da şiirler yazıyor ve yayımlıyordu.

YENİ BİR ŞİİR ANLAYIŞI

1921'de, o zamana kadar yazdığı bütün şiirleri Göl Saatleri adlı bir kitapta topladı. Bu arada bir süre Paris'e gitti. Piyale adlı ikinci kitabını Paris dönüşünde yayımladı. Ahmet Haşim'in şiirleri o güne kadar alışılagelen şiir biçimlerinin hiç birine benzemediği için, yayımlandığı sırada büyük tartışmalara yol açıyordu. Bu tartışmalara verdiği cevapta Haşim, şiiri ve şairi şöyle tanımlıyordu: «Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.; şair de, ne bir gerçek habercisidir, ne güzel konuşan bir insan, ne de bir kanun koyucu. Şiirin dili, düzyazı gibi, anlaşılmak için değil, duyulmak için oluşmuş, müzikle söz arasında, sözden çok müziğe yakın, arabulucu bir dildir». Bu savunmasıyla Haşim, sembolizm yanlısı bir şair olduğunu açıklıyordu.

Ahmet Haşim, bu yeni şiir anlayışıyla kendinden sonra gelen, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı gibi birçok önemli Türk şairini etkiledi. Haşim'in, şiirlerinden başka, düzyazıları da vardır.

ESERLERİ

Şiirler: 'Göl Saatleri, Piyale. Düzyazılar: Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan («Leylekler Bakımevi»), Frankfurt Seyahatnamesi.

Alıntı
arwen adlı kullanıcıdan alıntı

Ahmet Haşim (d. 1885, Bağdat - ö. 1933, İstanbul), sembolizmin öncülerinden Türk şair.
1885 yılında Bağdat'ta doğdu. Babası memur olarak başka yerlerde bulunduğundan, çocukluğunu annesinin yanında geçirdi. Sekiz yaşında iken annesini kaybetti. Babası İstanbul'a yanına aldırıp, zayıf Türkçe'sini kuvvetlendirmek için Numune-i Terakki Mektebi'ne verdi. Ertesi yıl, yatılı olarak Galatasaray Sultanisi'ne yazdırdı. Galatasaray Sultanisi'ni bitirince, Reji İdaresi'nde memur oldu. Mekteb-i Hukuk'a kaydoldu fakat bitiremeden ayrıldı. 1932 yılında tedavi için Frankfurt'a gitti. "Frankfurt Seyahatnamesi"ni burada yazmaya başladı ve dönüşünde bitirdi. 1933 yılında İstanbul'da öldü.
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak." mısra'ları ile başlayan Merdiven ile; "Akşam, yine akşam, yine akşam; Göllerde bu dem bir kamış olsam" beyiti ile biten Bir günün sonunda arzu şiiri ünlüdür.

Keten Prenses bu mesajı beğendi.
Misafir
28 Şubat 2010 14:17   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ahmet Haşim (1885 -1933)

Ahmet Haşim, Millî Edebiyat akımının etki¬li olduğu yıllarda yaşayıp şiirler yazmasına karşın bu akımın şairi değildir, iki noktada millî edebiyatçılardan ayrılır. Bunlardan bi¬rincisi şiirinin estetiği, ikincisi şiirinin içeri¬ğidir. Onun şiir estetiği saf (öz) şiir anlayışı¬na bağlıdır. Eserlerinde sadece kendi ru¬hunun sesini yansıtmış, Türk milletinin hiç¬bir millî ve sosyal problemi ile ilgili tek bir şiir yazmamıştır. Şiir dili, imge kaynakları bakımından millî özelliklere sahip değildir. Fildişi kuleye çekilen eski Yunan mitolojisindeki sanatçılar gibidir. Zira şiir dili ve im¬ge zenginliği ancak uzmanların ya da şiir fetişistlerinin zevk alabileceği bir yoğunluk ve derinliktedir. Şiirinin dağarcığını oluştururken Türk halkının konuşup anlaştığı dili değil, lügati kullanmıştır.

Hep aynı tarz şiir yazmıştır. Şiirinde aşamalı bir değişme yok¬tur. Yalnızca derinleşme ve ustalaşma söz konusudur. Şiirimize getirdiği imgeler, yeni ve özgün olmakla birlikte Türk hayal sis¬teminin ve doğayı algılama ve yorumlama anlayışının bir ürünü değildir. "Çöl, göl, akşam, gurbet, daüssıla" gibi imge ve kavramlarda ısrar etmesi sanatını sınırlamıştır.

Oysa o devirde Yeni Lisan hareketi, yeni bir şiir dili bulmuş, he¬ceyi şiirin gündemine oturtmuş, millet denen topluluğun edebi¬yatını yaratmıştır.

Ahmet Haşim Batı şiirini, özellikle de Fransız şiirini iyi incele¬miştir. Emile Verhaeren, Baudelaire, Rodenbach, Albert Sema¬in, Valery, Mallarme gibi şairlerin etkisi görülür. Fecr-i Âti toplu¬luğunun "Sanat şahsi ve kişiseldir." anlayışına ömrünün so¬nuna kadar sadık kalmıştır. Bu bakımdan Haşim'in şiirlerinde hiçbir ideolojik, sosyal ve siyasal konu yer bulmaz.

Ahmet Haşim'in şiirlerinde sembolizmin etkisi vardır. Ancak onun, tam anlamıyla sembolist olduğu da söylenemez. Her ne kadar, sembolizmi bazı yanlarıyla benimsemiş, Piyale önsö¬zünde bu konuda görüşler ileri sürmüşse de savunduğu ilkele¬ri şiirlerinde tam olarak uygulamamıştır.

Ahmet Haşim'i sembolistlere bağlayan belli başlı özellikler şun¬lardır: "Şiirde iç ahenge önem vermek, ruh halini yansıtan renkli doğa görünümleri çizmek, öznelci, kötümser bir dün¬ya görüşü taşımak, toplum gerçeklerine ilgisiz kalmak, sık sık akşam zamanını işlemek."

Şiirleri belli bir anı yakalamak için çaba gösteren empresyonist (izlenimci) ressamları akla getiren Haşim'in üç döneminde, üç ayrı renge düşkünlük göstermesi ilginçtir. "Şi'r-i Kamer"lerde sarı, "Göl Saatleri'nde" kara, "Piyale'de" kırmızı renkler ağır basar.

Ahmet Haşim, sembolizmin çağrışım özelliğinden yararlanma¬nın yanında, Türk şiirinin mecaz ve istiare sanatlarına da yas¬lanmış bir şairdir.

Ahmet Haşim, bütün şiirle¬rinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Heceyi "köylü vezni" diye küçümsemiştir. O dönemde aruz ölçüsü, yerini heceye bırakmış¬ken ve herkes heceyle yazarken, Ahmet Haşim, aruzdan vaz¬geçmemiştir. Şiirlerindeki uyak aksaklıkları ise daha çok yazılış benzerliğine aldırmamasından, uyak anlayışında da eski kural¬lardan sıyrılıp bir serbestlik aramasından kaynaklanır.

Ahmet Haşim'in en çok kullandığı nazım birimi dörtlüktür. Ger¬çi bu alanda tutucu davranmamış, birçok biçimi denemiştir. "Şi'r-i Kamer"ler mesnevi biçimindedir, soneleri vardır, üçlü, beşli, altılı dize kümelerini denemiş; hatta bunları aynı şiir için¬de kullanmıştır. Biçim açısından şiirimize getirdiği önemli bir yenilik ise serbest müstezat'tır. Müstezat, bir Divan edebiyatı biçimidir. Servet-i Fünûn şairleri müstezatın ölçüsüne bağlı kal¬mayıp, dizeleri istedikleri boyda, yani istedikleri ölçülerle kura¬rak değişik biçimler denemiş, anlamı da beyitlerden kurtarıp şiirin bütününe yaymışlardı. Haşim bu konuda daha da ileri git¬miş, her dizede başka bir ölçü kullanmış, sembolist şairlerin "vers libre" dedikleri özgür koşuk anlayışına yönelmiştir. Buna rağmen onun serbest müstezatları, yine de ölçülü ve uyaklıdır. Sonraki kuşaklar Haşim'in serbest müstezatını heceye uygula¬mışlardır.

Ahmet Haşim'in dili çok küçük bir sözlükten oluşur. Sözcükle¬rinin az olması, işlediği konuların sınırlılığındandır. Çünkü onun, konularında, benzetmelerinde, duygularında, düşünce¬lerinde bir çeşitlilik bulunmaz; hep aynı şeyleri, hem de aynı sözcüklerle anlatır. Kavramları sözcüklerinden de azdır. Çünkü üç dilden (Arapça, Farsça, Türkçe) eş anlamlı sözcükler kulla¬nır. Şiirlerinde "gece"nin yanında onunla anlamdaş olan "leyi" ile "şeb"i; "akşam"ın yanında "mesa" ile "şam"ı; "yıldız"ın ya¬nında "necm", "kevkeb" ve "sitare"yi kullanmıştır. Kavram darlığını bu eş anlamlı sözcüklerle örtmeye çalışmıştır. İlk şiirle¬rinden son şiirlerine doğru dilini sürekli arındırıp Türkçeleştirdi-ği söylenebilir. Kullandığı sözcükler genelde doğayla, kendisiyle ve kadınla ilgili olmak üzere üç kümede toplanır. Doğa ile il¬gili sözcükleri ise genellikle "akşam, gece, gökyüzü, aydınlık, karanlık" çerçevesinde döner. Renk bildiren sözcüklere de çok önem verir, bu konuda bir ressam kadar duyarlıdır, iç dün¬yasıyla ilgili sözcükler ise çoğunlukla üzüntü belirtir; sevinç çok azdır. Tarih, toplum, siyaset, ahlak vb. ile ilgili sözcüklerse he¬men hemen hiç görülmez. Dili konuşma dili değildir. Önceleri Servet-i Fünûn etkisindeyken, zamanla bu etkiden sıyrılmış, geleneksel şiir dilinin dışında, bütünüyle kendine özgü yapay bir dil kurmuştur.
Misafir
26 Kasım 2010 09:04   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

mülzhazalar

ahmet haşimin bazı şiirler hakkında mülahazalar da ne anlatılmak istendiğini ortalama 1 sayfa kadar veya daha az ama ayrıntılarıyla edinebilirmiyim acil...................................
Misafir
26 Aralık 2010 20:17   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ahmet haşimin doğayla ilgili şiirleri varmı lütfennn çok lazımmmmmmmm !!!!!!
Misafir
22 Şubat 2011 19:18   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ahmet haşim in hece veznine köylü vezni demesinin sebebi nedir?
Misafir
28 Şubat 2011 15:53   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ahmet haşimin eserlerin özellik leri nedir
Misafir
27 Nisan 2012 11:41   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

ahmet haşimin şiir anlayışı nasıl?

ahmet haşimin şiir anlayışı nasıldır?
Rhoney97
9 Aralık 2013 20:29   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

ahmet haşimin şiir hakkında bazı mülahazalar makalesinden yola çıkarak ahmet haşimin

ahmet haşimn şiir hakkında bazı mülahazalar makalesinden yola çıkarak ahmet haşimin şiir anlayışı ARKADAŞLAR ÇOK ÖNEMLİ PERGORMAN ÖDEVİM LÜTFEN YARDIMCI OLUN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Ahmet Haşim'in şiir anlayışı nasıldır? Konusuna Benzer Konular

Etiketler:
  • ahmet hasim in siir anlayisi
  • ahmet hasim siir anlayisi
  • ahmet hasimin siir anlayisi
Cevap: 1
Son Mesaj: 5 Mart 2013 20:53
Cevap: 0
Son Mesaj: 17 Şubat 2013 15:09
Cevap: 4
Son Mesaj: 28 Mart 2012 22:34
Karacaoğlan'ın şiir anlayışı nasıldır?
Gönderen: bayram Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 21 Ocak 2012 15:24
Ahmet Haşim
Gönderen: virtuecat Forum: Edebiyat tr
Cevap: 6
Son Mesaj: 12 Nisan 2011 16:38
Sayfa 0.386 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu