Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib

Bu konu Türk Edebiyatı forumunda ThinkerBeLL tarafından 9 Mart 2009 (03:21) tarihinde açılmıştır.
14714 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 20 Ocak 2013 (10:26) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 9 Mart 2009, 03:21

Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib

#1 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Kutadgu Bilig
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kutadgu Bilig, günümüz Türkçesi ile Mutluluk Veren Bilgi, 11. yüzyıl Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han (Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan)'a atfen yazdığı ve takdim ettiği Türkçe eserdir.
Uygur alfabesiyle yazılan "Kutadgu Bilig" (15.yy, 4. satırında Arap alfabesiyle besmele yazılmaktadır.)
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  QutadughuBiliq_wien_p.10.jpg
Gösterim: 13
Boyutu:  76.1 KB

1. Eserin Genel Özellikleri
  • 11. yüzyılda yazılmıştır.
  • Yusuf Has Hacib yazmıştır.
  • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • Siyasetname türünün ilk eseridir.
  • Eserde kullanılan bazı sözcükler günümüzde de kullanılıyor.
  • Türk dilinin Hakaniye (Çağatay) lehçesi ile yazılmıştır.
  • Nazım birimi beyittir. (Redif ve kafiye kullanılmıştır.)
  • İslamiyet'in Türklerce kabulünden sonraki ilk yazılı eserdir.
  • Allegorik ve didaktiktir.
  • Bazı bölümlerinde ansiklopedik bilgiler içerir.
  • 'Kutlu Olma Bilgisi' veya 'Mutluluk Veren Bilgi' olarak Türkiye Türkçesine aktarılabilir.
  • 18 ayda tamamlanmıştır.
  • 4 soyut kavram üzerine kurulmuştur. Bunlar:
    • Kün Togdı (Hükümdar, kanun, adalet)
    • Ay Toldı (Mutluluk, saadet)
    • Odgurmış (Akıbet, hayatın sonu)
    • Ögdülmiş (Akıl, zeka)
2. Yusuf Has Hâcib
Yusuf Has Hâcib hakkındaki bilgilerin tek kaynağı, yine kendi eserine sonradan eklenmiş olan manzûm ve mensûr mukaddimelerdir. Yusuf, XI. yüzyılda, Balasagun (Kuz-Ordu)’da doğmuştur. Asil bir aileye mensup olup, ilmi, fazîletleri, zühd ve takvası ile cemiyetin içinde en yüksek hizmet mertebesine ermiş bir zattır. Eserine Balasagun’da başlamış, daha sonra gittiği Kaşgar’da tamamlamış (1069-1070) ve Karahanlı hükümdarı Tavgaç Kara Buğra hânlar hânının huzurunda okumuştur. Hâkan, şâirin kalem kudretini takdir ederek, ona iltifat etmiş ve yanına alarak, ona “has hâcib” unvanını vermiştir. Bundan dolayı nâmı Yusuf Has Hâcib olarak yayılmıştır. Üzerinde 18 ay uğraştığı eserinin bazı beyitlerinde (365- 371) 50 yaşında olduğunu belirtmektedir. Bu beyitlerden hareketle O’nun 1019 yılı civarında doğduğunu söyleyebiliriz. Ölümü hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Eserin ilave kısmında kendisinden bahsederken, ihtiyarladığını, hayatını insanlara hizmet etmekle geçirerek ibâdete geç kaldığını belirtmektedir.

3. Yusuf Has Hâcib’in Eseri “Kutadgu Bilig”


3.1. Kitabın Adı

Yusuf Has Hâcib,eserinde kitabın adını ve mânasını şu beyitlerle açıklamaktadır:
  • Kitabın adını Kutadgu Bilig koydum; okuyana kutlu olsun ve ona yol göstersin (beyit 350).
  • Ben sözümü söyledim ve kitabı yazdım; bu kitap uzanıp, her iki dünyayı tutan bir eldir (beyit 351).
  • İnsan her iki dünyayı devletle elinde tutarsa mes’ud olur, bu sözüm doğrudur (beyit 352).
R. Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig’in “kutlu olma bilgisi” anlamına geldiğini söylemiştir.
S. Maksudi Arsal’a göre; Kutadgu Bilig’deki “kut”, “siyasî hakimiyet” kavramını ifade etmektedir ve talih, saadet ve bahtiyarlık ikinci planda kalan ve ancak sonraları ortaya çıkan talî mânalardır.
G. Doerfer, “kut” tabirini, “insanın bir nevî otonom ruhî kudretidir ki, bilhassa hükümdar için Gök ve Yer tarafından desteklenmeye muhtaçtır.” Şeklinde açıklamaktadır.

3.2. Kutadgu Bilig'in Yazım tarihi

Eserini Balasagun’da yazmaya başlayan Yusuf, 1068 yılında memleketinden ayrılarak Doğu Karahanlı Devleti’nin merkezi olan Kaşgar’a gitmiş ve eserini 18 ay sonra, 1069 (Hicrî 462) yılında burada tamamlamıştır. Kitabını bitirince bunu, Karahanlı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han (Ebu 'Ali Hasan bin Süleyman Arslan Kara Han)’a sunmuş, Han da eseri çok beğendiği için Yusuf’u, takdiren “Hâs Hâcib (Uluġ Hâcib)” tayin etmiştir.

3.3. Kutadgu Bilig'in Konusu

Kutadgu Bilig, her iki Dünya'da da mutluluğa kavuşmak için gidilmesi gereken yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yusuf Has Hâcib'e göre, ahireti kazanmak için bu Dünya'dan el etek çekerek sadece ibadetle zaman geçirmek yanlıştır. Zira böyle bir insanın ne kendisine ne de toplumuna bir yararı olur.; oysa başka insanlara faydalı olmayan kişiler ölüleri andırır; bir insanın erdemi, ancak başka insanlar arasındayken belli olur. Asıl din yolu, kötüleri iyileştirmek, cefaya karşı vefa göstermek ve yanlışları bağışlamaktan geçer. İnsanlara hizmet etmek suretiyle faydalı olmak, bir kimseyi, hem bu Dünya'da hem de öteki Dünya'da mutlu kılacaktır.
Yusuf Has Hâcib bu yapıtında bilimin değerini de tartışır. Ona göre, alimlerin ilmi, halkın yolunu aydınlatır; ilim, bir meşale gibidir; geceleri yanar ve insanlığa doğru yolu gösterir. Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir. Eğer dikkat edilirse, bir alimin ilminin diğerinin ilminden farklı olduğu görülür. Mesela hekimler hastaları tedavi ederler; astronomlar ise yılların, ayların ve günlerin hesabını tutarlar. Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır. Alimler, koyun sürüsünün önündeki koç gibidirler; başa geçip sürüyü doğru yola sürerler.
Yusuf Has Hâcib, astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin, önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söyler. Aritmetik ve cebir, insanı kemâle ulaştırır; toplama, çıkarma, çarpma, bölme, bir sayının iki katını, yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen, yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.
Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib'in ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Platon'un devlet ve toplum anlayışı çok iyi bilinmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Bilimin ve bilginlerin değeri anlaşılmıştır; bilim, güvenilir bir rehber olarak düşünülmektedir.
Kutadgu Bilig, Türk dillerinin en temel eserlerinden ve Türk dilleri araştırmalarının önemli kaynaklarındandır. İslamî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun’lu Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınmıştır.

3.4. Kitabın İçeriği

Eser, dört ana unsur ve bu dört unsuru temsil eden sembolik şahsiyetler üzerine kurulmuştur. Kutadgu Bilig'de ana karakterler şöyledir:
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  kutadgu_bilig.PNG
Gösterim: 16
Boyutu:  4.2 KB
Kitap, baştan sona bu dört sembolik şahsiyetin karşılıklı konuşma ve münarazalarından oluşmuşmaktadır. Eserde Tanrı, Muhammed Peygamber, Dört Halîfe ve Kara Buğra Hân methedilikten sonra; iyilik etmenin faydaları; bilgi ile aklın meziyet ve faydaları; devletin sıfatı; adalet vasfı; hükümdarın vasıfları; vezirin, kumandanın, ulu hâcibin, kapıcıbaşının, elçilerin, kâtibin, hazinedârın, aşçıbaşının, içkicibaşının, hizmetkârların vasıfları; dünyanın kusurları; ahiretin kazanılması; beylere hizmet etmenin usûl ve nizâmı, hizmetkârlarla nasıl geçinileceği, avâm ile nasıl münâsebet kurulacağı, Ali evlâdı, âlimler, tabipler, efsûncular, rüya tâbircileri, müneccimler, şâirler, çiftçiler, satıcılar, hayvan yetiştirenler, zenâat erbâbı, fakirler ile münâsebet; evlilik; çocuk terbiyesi; hizmetçilere nasıl muâmele edileceği; ziyafete gitme âdabı; ziyafete davet usûlü; memleketi tanzim etme usûlü; doğruluğa karşı doğruluk, insanlığa karşı insanlık gösterilmesi; zamanın bozukluğu ve dostların cefası konuları işlenmiştir.
Eser, insanlara dünyada tam anlamıyla kutlu olmak için gereken yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yusuf Hâs Hacib, eserinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. İlâveler ile birlikte yaklaşık 88 başlık altında toplanan eserin esas kısmını oluşturan bölüm kısaltılmış mütekarip yani fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūl ve vezniyle yazılmıştır (eserde yalnız bir dörtlük içinde tam mütekarip geçmektedir: bkz. 3800-3801). 1.-6520. beyitler mesnevi tarzında kendi arasında kafiyelidir. Eserin sonuna eklenmiş olan parçalardan gençliğine acıyıp ihtiyarlığından bahseden 44 beyitlik bir kısım (beyit 6521-6564) tam mütekarip (fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun fa‘ūlun) vezninde olup, kaside tarzında ve aa ba ca şeklinde devam etmektedir. Zamanenin bozukluğundan ve dostların cefasından bahseden 40 beyitlik bir parça (beyit 6565-6604) ise evvelki parçanın vezninde ve tarzındadır. Kitap sahibi Ulu Hâs Hâcib Yusuf’un kendi kendisine nasihat vermesinden bahseden 41 beyitlik parça da (6605-6645. beyitler) eserin aslı gibi, kısaltılmış mütekarip vezninde ve kaside tarzındadır.
O dönem için Türk edebiyatında yeni olduğu tahmin ve tasavvur edilen aruz ölçüsünün ilâve parçalardaki kafiye dışında, şair tarafından pürüzsüz bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Kaşgârlı Mahmut ve onun eseri Divânü Lügati't-Türk ile çağdaştır, hatta hemen hemen aynı yıllarda yazılmış olması o dönem Türkçenin gördüğü itibar açısından da dikkate değer bir durumdur. Yarı hikâye ve yarı temsil tarzında yazılmış olup, arada hareketi hazırlayıcı ve izah edici monologlara ve canlı tasvirlerin bulunduğu sahnelere yer verilmiştir.
Eser, 6645 beyit, 85 bâbdan oluşmaktadır. Beyit numaraları parantez içinde belirtilmekle birlikte 85 bâb aşağıdaki gibidir:

  • Mensûr Mukaddime (1-38)
  • Manzûm Mukaddime (1-77)
  • (Kutadgu Bilig)
  1. Tanrı Azze ve Cellenin Medhi (1-33)
  2. Peygamber Aleyhi's-Selâmın Medhi (34-48)
  3. Dört Sahâbenin Medhi (49-62)
  4. Parlak Bahar Mevsiminin ve Büyük Buğra Han'ın Medhi (63-123)
  5. Yedi Yıldız ve On İki Burç (124-147)
  6. İnsanoğlunun Değerinin Bilgi ve Akıldan Geldiği (148-161)
  7. Dilin Meziyeti ve Kusru, Faydası ve Zararı (162-191)
  8. Kitap Sahibinin Özrü (192-229)
  9. İyilik Etmenin Medhi ve Faydaları (230-286)
  10. Bilgi ile Aklın Meziyet ve Faydaları (287-349)
  11. Kitabın Adı, Mânası ve Yazarın İhtiyarlığı (350-397)
  12. Sözün Başı: Hükümdar Kün Togdı Hakkında (398-461)
  13. Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün-Toldı Hizmetine Girmesi (462-580)
  14. Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün Togdı'nın Huzuruna Çıkması (581-619)
  15. Ay-Toldı'nın Hükümdara Kendisinin Saâdet Olduğunu Söylemesi (620-656)
  16. Ay-Toldı'nın Hükümdara Devlet Sıfatını Söylemesi(657-764)
  17. Hükümdar Kün Togdı'nın Ay-Toldı'ya Adâlet Vasfını Söylemesi (765-791)
  18. Hükümdar Kün Togdı'nın Ay-Toldı'ya Adâlet Vasfının Nasıl Olduğunu Söylemesi (792-954)
  19. Ay-Toldı'nın Hükümdara Dilin Fazîletini ve Sözün Faydalarını Söylemesi (955-1044)
  20. Saâdetin Devamsızlığı ve İkbâlin Dönekliği (1045-1157)
  21. Ay-Toldı'nın Oğlu Ögdülmiş'e Nasîhat Vermesi (1158-1277)
  22. Ay-Toldı'nın Oğlu Ögdülmiş'e Öğüt Vermesi (1278-1341)
  23. Ay-Toldı'nın Hükümdar Kün Togdı'ya Vasiyetnâme Yazması(1342-1547)
  24. Hükümdar Kün Togdı'nın Ögdülmiş'i Çağırması(1548-1580)
  25. Ögdülmiş'in Hükümdar Kün Togdı'nın Huzuruna Çıkması (1581-1590)
  26. Ögdülmiş'in Hükümdar Kün Togdı'nın Hizmetine Girmesi (1591-1849)
  27. Ögdülmiş'in Hükümdara Aklın Tarifini Söylemesi (1850-1920)
  28. Ögdülmiş'in Beyliğe Layık Bir Beyin Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (1921-2180)
  29. Ögdülmiş'in Beylere Vezir Olacak Kimsenin Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2181-2268)
  30. Ögdülmiş'in Hükümdara Kumandanın Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2269-2434)
  31. Ögdülmiş'in Hükümdara Ulu Hâcib'in Nasıl Bir İnsanOlması Lazım Geldiğini Söylemesi (2435-2527)
  32. Ögdülmiş'in Hükümdara Kapıcı-Başının Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2528-2595)
  33. Ögdülmiş'in Hükümdara Elçi Olarak Göndermek İçin Nasıl Bir İnsan Lazım Geldiğini Söylemesi (2596-2671)
  34. Ögdülmiş'in Hükümdara Kâtibin Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2672-2742)
  35. Ögdülmiş'in Hükümdara Hazinedarın Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2743-2827)
  36. Ögdülmiş'in Hükümdara Aşçı-Başının Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2828-2882)
  37. Ögdülmiş'in Hükümdara İçkici-Başının Nasıl Olması Lazım Geldiğini Söylemesi (2883-2956)
  38. Ögdülmiş'in Hükümdara Hizmetkârların Beyler Üzerindeki Haklarının Neler Olduğunu Söylemesi (2957-3186)
  39. Hükümdar Kün Togdı'nın Odgurmış'a Mektup Yazıp Göndermesi (3187-3288)
  40. Ögdülmiş'in Odgurmış'ı Ziyaret Etmesi (3289-3317)
  41. Odgurmış'ın Ögdülmiş İle Münâzara Etmesi (3318-3511)
  42. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Dünyanın Kusurlarını Söylemesi (3512-3645)
  43. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Dünya Vâsıtası ile Âhiretin Kazanılmasını Söylemesi (3646-3712)
  44. Odgurmış'ın Hükümdara Mektup Yazıp Göndermesi (3713-3895)
  45. Hükümdar Kün Togdı'nın Odgurmış'a İkinci Mektubu Göndermesi (3896-3970)
  46. Odgurmış'ın Ögdülmiş İle İkinci Defa Münâzara Etmesi (3971-4030)
  47. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Beylere Hizmet Etmenin Usûl ve Nizâmını Söylemesi(4031-4164)
  48. Öğdülmüş'ün Kapıdaki Hizmetkârlar İle Nasıl Geçinileceğini Söylemesi (4165-4319)
  49. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Avâm ile Nasıl Münâsebet KurulmasıLazım Geldiğini Söylemesi (4320-4335)
  50. Ali-Evlâdı İle Münâsebet (4336-4340)
  51. Âlimler İle Münâsebet (4341-4354)
  52. Tabipler İle Münâsebet (4355-4360)
  53. Efsûncular İle Münâsebet (4361-4365)
  54. Rüyâ Tâbircileri İle Münâsebet (4366-4375)
  55. Müneccimler İle Münâsebet (4376-4391)
  56. Şâirler İle Münâsebet (4392-4399)
  57. Çiftçiler İle Münâsebet (4400-4418)
  58. Satıcılar İle Münâsebet (4419-4438)
  59. Hayvan Yetiştirenler İle Münâsebet (4439-4455)
  60. Zenâat Erbâbı İle Münâsebet(4456-4468)
  61. Fakirler İle Münâsebet (4469-4474)
  62. Evlilik (4475-4503)
  63. Çocuk Terbiyesi (4504-4526)
  64. Hizmetçilere Nasıl Muâmele Edileceği (4527-4572)
  65. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Ziyâfete Gitme Âdabını Söylemesi (4573-4643)
  66. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Ziyâfete Davet Usûlünü Söylemesi (4644-4679)
  67. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Dünyadan Yüz Çevirip, Olana Kanâat Ettiğini Söylemesi (4680-4933)
  68. Hükümdar Kün Togdı'nın Odgurmış'ı Üçüncü Defa Davet Etmesi (4934-5030)
  69. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Gelmesi (5031-5034)
  70. Hükümdar Kün Togdı'nın Odgurmış İle Görüşmesi (5035-5131)
  71. Odgurmış'ın Hükümdara Öğüt vermesi (5132-5466)
  72. Ögdülmiş'in Hükümdara Memleketi Tanzim Etme Usûlünü Söylemesi (5467-5631)
  73. Ögdülmiş'in Geçen Hayatına Acıyarak, Tövbe Etmesi (5632-5720)
  74. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Tavsiyede Bulunması (5721-5761)
  75. Doğruluğa Karşı Doğruluk, İnsanlığa Karşı İnsanlık Gösterilmesi (5762-5952)
  76. Odgurmış'ın Hastalanarak, Ögdülmiş'i Çağırması (5953-5992)
  77. Ögdülmiş'in Odgurmış'a Rüya Tâbirini Söylemesi (5993-6031)
  78. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Rüya Gördüğünü Söylemesi (6032-6036)
  79. Ögdülmiş'in Odgurmış'ın Rüyasını Tâbir Etmesi (6037-6046)
  80. Odgurmış'ın Bu Rüyaya Başka Bir Tâbir Söylemesi (6047-6086)
  81. Odgurmış'ın Ögdülmiş'e Nasîhat Etmesi (6087-6285)
  82. Kumaru'nun Ögdülmiş'e Odgurmış'ın Ölüdüğünü Söylemesi(6286-6292)
  83. Kumaru'nun Ögdülmiş'e Baş Sağlığı Dilemesi (6293-6298)
  84. Ögdülmiş'in Odgurmış İçin Matem Tutması (6299-6303)
  85. Hükümdarın Ögdülmiş'e Baş Sağlığı Dilemesi (6304-6520)
  • (İlaveler)
    1. Gençliğine Acıması ve İhtiyarlığı (6521-6564)
    2. Zamanın Bozukluğu ve Dostların Cefâsı (6565-6604)
    3. Kitap Sahibi Yusuf'un Kendisine Nâsîhat Etmesi (6605-6645)
3.6. Şekil ve Anlatım
Yusuf Has Hâcib’in eseri, dil itibariyle Karahanlı devri Hakâniye Türkçesi’nin bir metni olarak sınıflandırılmıştır. Arapça’nın ilim, Farsça’nın şiir dili olduğu bir dönemde, Türkçe yazılan bu eserde kullanılan alfabe, kesin olarak belli değildir. Ancak bugünkü mevcut nüshalara esas olan üçüncü defa yazılışında kullanılan alfabenin Arap harfleri ile yazıldığı kesindir. Eser, Türkçe yazılmasına rağmen, ölçüde Fars edebiyatı ölçüsü olan “aruz vezni” (faûlun faûlun faûlun faûl), nazım biriminde Fars edebiyatı nazım birimi “beyit” kullanılmıştır. Eserin nazım biçimi, yine Fars edebiyatına ait olan “mesnevi” nazım biçimidir.

4. Nüshalar

Yazıldıktan bir süre sonra unutulmuş ve çok dar bir kesimin istifâdesiyle sınırlı kalmış olduğu anlaşılan eser, iki kere ortaya çıkarılmıştır. İkinci kez ortaya çıkarıldığında manzûm mukaddime ilave edilmiştir. Daha sonraki bir devreye ait olan üçüncü kez ortaya çıkışında ise ilk ortaya çıkışında ilave edilen manzûm mukaddimenin eksik ve kötü bir hulâsası olan mensûr bir mukaddime eklenmiş, ancak ne zaman ve nerede yazıldığı hakkında bilgi verilmemiştir. Kutadgu Bilig’in bugün elimizde bulunan her üç nüshası, eserin bu üçüncü tedvinine aittir. Aynı nüshaların birer istinsahlarıdır.

4.1. Herat Nüshası

Kutadgu Bilig’in ilk defa bulunan ve dolayısıyle bu eser üzerindeki çalışmalara esas olan bu nüsha, 1439’da, Herat’da istinsah edilmiştir. Bu nüshanın Anadolu’ya geçmesi, önce Tokat’a ve sonra 1474’de, Fatih döneminde, İstanbul’a gelmiş olması hakkında, esere sonradan eklenmiş şu kayıt vardır: “sekiz yüz yetmiş dokuz tarihinde, yılan yılında, Abdurrezzak Şeyh-zâde Bahşı için, Fenârî-zâde Kadı Ali, İstanbul’dan mektup göndererek, Tokat’tan getirttiler; mübarek olsun, devlet gelsin, mihnet gitsin.” (Bahşı: Osmanlı devlet teşkilâtında Orta Asya Türk ülkeleri ile resmî muhâbereyi idare eden hususî kalemlerde çalışsan memurlara verilen unvan) 1839 yılında, İstanbul’da Avusturya elçiliği müsteşarı ünlü Türkolog ve tarihçi Von Hammer tarafından ele geçirilmiş, Viyana İmparator Sarayı kütüphanesine hediye edilmiştir. Macar müsteşrik Hermann Vambery, 1870 yılında, eserin bin kadar beytinin Almanca tercümesini neşretmiş, transkripsiyonunu yapmıştır. 1910 yılında Radloff, transkripsiyonunu ve Almanca tercümesini neşretmiştir. Türkiye’de ilk defa 1942’de Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıbasım taksimile halinde basılmıştır.

4.2. Fergana Nüshası

Kutadgu Bilig’in ele geçen nüshaları arasında en önemlisidir. Bu nüshayı Türkistan’da, Fergana’da bulan Zeki Velidi Togan, eser hakkında genel bir bilgi vermiştir. Buna göre, kitabın dağınık sahifeleri sonradan bir araya getirilerek dikilmiş ve dörtlükler altın suyu ile yazılmıştır. Diğer nüshalara göre daha itinalı yazılmış olan bu nüshanın baş ve son kısmı eksiktir ve nerede, ne zaman, kimin tarafından, kimin için yazılmış olduğu hakkındaki kayıtlar da, bu eksik sahifeler ile birlikte kaybolmuştur. Herat ve Mısır nüshalarında başta mensûr mukaddime, sonra manzûm mukaddime, ardından babların fihristi ve sonunda Kutadgu Bilig metni gelirken Fergana nüshasında manzûm mukaddime yoktur. Türkiye’de, 1943 yılında, Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıbasım halinde yayınlanmıştır.

4.3. Mısır Nüshası

Bu nüsha, 1896’da, Kahire’de, Hidiv (bugünkü Kral) Kütüphanesi'nin o zamanki müdürü Alman âlim Moritz tarafından bulunmuştur. Kütüphane tanzim edilirken, bodrum kata atılmış olan dağınık kitap ve sahife yığınları gözden geçirildiği sırada, Kutadgu Bilig’e ait parçalar toplanarak, bir araya getirilmiş ve böylece bu nüsha, kaybolmaktan kurtarılmıştır. Nüshanın bazı kısımları zâyi olmuş, başında ve ortalarında bazı sahifeler, rutubet tesiri ile zedelenmiş, geri kalan kısmı ise iyi muhafaza edilmiştir. Nüsha çok dikkatle yazılmış ve atlanılmış kelime ve beyitlerin yerleri işaretlenerek sahife kenarına eklenmiştir. 1943 yılında bu nüshanın da tıpkıbasımı Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 16 Nisan 2010, 17:30

Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib

#2 (link)
cHatLaqLady
Ziyaretçi
cHatLaqLady - avatarı
KUTADGU BİLİG (11. yüzyıl)
MutLuluk veren bilgi anlamına gelen bu eserin yazarı Yusuf Has Hacib'dir.Sanatçı eserini 1069 yılında Balasagun'da yazmaya başlamış 1070'de Kaşgar'da bitirip Karahnlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunmuştur.
İslam kültürü etkisindeki Türk Edebiyatı'nın edebi değer taşıyan ilk örneğidir.İdeal bir toplumun nasıl yönetilmesi,ideal bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini ve çevresindekilerin ona nasıl nasıl hizmet edeceğini anlatan dini,siyasi,ahlaki,alegorik,ve didaktik bir eserdir.
Mesnevi biçiminde yazılan eserde 6645 beyit 173 dörtlük vardır.Hem aruz ölçüsü hem de hece ölçüsü kullanılmıştır.
Hakaniye Lehçesiyle yazılmış olup Arapça ve Farsça sözcüklere az yer verilmiştir.Aruz ölçüsüyle yazılan ilk Türkçe eserdir.Türk Edebiyatı'nın ilk mesnevi örneğidir.Devlet adamlarına öğüt verdiği için ilk siyasetname örneğidir.Divan Edebiyatı özelliklerini taşıyan ilk eserdir.

Eserdeki Semboller ve Temsil Ettikleri Kavramlar

  • Kün togdı hükümdardır (köni töri): Doğruluk ve adaleti temsil eder.
  • Ay Toldı vezirdir (kut-saadet devlet): Mutluluğu ve talihi temsil eder.
  • Ögdülmış vezirin oğludur (ukuş-bilgi): Akıl ve anlayışı temsil eder.
  • Odgurmış vezirin kardeşidir (akıbeti,kanaati): Yaşamın sonunu temsil eder.
Özellikleri
  • İslami devir Türk edebiyatının bilinen ilk eserlerinden biridir.
  • "Mutluluk Bilgisi" anlamına gelen eser Yusuf Has Hacip tarafından Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.Her iki dünyada da mutlu yaşanması için insana gerekli yolu göstermeyi amaçlayan Kutadgu Bilig aruz ölçüsüyle yazılmış, didaktik bir eserdir.
  • Eserde ideal bir toplumun nasıl meydana geleceği ve devlet idarecelerinde bulunması gereken nitelikler öğüt verici tarzda dile getirilmiştir.
  • Sembolik eser adaleti, aklı, saadeti ve devleti temsil eden 4 sembolik şahıstan oluşur.Ay-toldu (Saadeti), Ögdülmüş (aklı), Odgurmuş (akibet,geleceği), Kün-toğdı (kanun) gibi sembolik kişilerle sosyal düzenin nasıl olması gerektiği anlatılır.
  • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • 6645 beyitten meydana gelmiştir, dörlüklere de rastlanmaktadır.173 dörlükten oluşur.
  • Edebiyatımızda aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser ve ilk mesnevidir.
  • Nasihatname ve siyasetname olarak kabul edilir.
  • İlk siyasetname olarak da geçmektedir.
Kutadgu Bilig'den Sözler
  • Akıl senin için iyiy ve yeminli bir dostur.Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
  • Allâh'a sığın, onun emrine itaatsizlik etme!
  • Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
  • Allah'tan ne gelirse ona râzı ol!
  • Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
  • Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.
  • Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..
  • Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
  • Bütün halka içten gelen merhamet göster.
  • Bütün iyilikler bilginin faydasıdır. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur.
  • Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
  • Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
  • Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
  • Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
  • Dünya ve âhireti her ikisini birden elde etmek istersen, şu birkaç işi bırakma; muktedirsen bunları mutlaka yerine getir!
  • Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
  • Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
  • İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah'a kulluk et ve O'nun kapısına yüz sür.
  • Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.
  • Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.
  • Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.
  • Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.
  • Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hakim ol.
  • Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.
  • İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.
  • Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.
  • İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
  • İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir. Mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebalı altında kalır.
  • Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.
  • Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.
  • Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap.
  • Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.
  • Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.
  • Gönlünü ve dilini doğru tut!
  • Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.
  • Halka faydalı ol, onlara zarar verme!
  • Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.
  • Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.
  • Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.
  • Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.
  • İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.
  • İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.
  • İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
  • İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.
  • İnsana insanlığı nisbetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.
  • İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.
  • İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.
  • İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!”
  • Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.
  • Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.
  • Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.
  • Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.
  • Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.
  • Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.
  • Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.
Rapor Et
Eski 14 Nisan 2011, 14:17

Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib

#3 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Kutadgu Bilig
MsXLabs.org & İslam Ansiklopedisi

Türk-İslâm edebiyatının en eski yazılı ürünüdür.
Yusuf Has Hacip tarafından H. 462 (1069/1070) yılında yazılıp Karahanlı hükümdarı Ebu Ali Hasan b. Süleyman Arslan Han'a ithaf edilmiş manzum eserdir.
"Kutlu, mesut olma bilgisi" ma­nâsına gelen Kutadgu Bilig, isminden de anlaşıldığı gibi, insana, her iki dünyada saadete ermek için takip edile­cek yolu göstermek gayesi ile yazıl­mıştır.
Eser kuru bir nasihat kitabı değil­dir. Yusuf Has Hacib eseri ile insan hayatının manâsını, onun cemiyet ve devlet içindeki yer ve vazifelerini tayin etmeye çalışmıştır. Bu özellik ese­re, o devir Türk felsefesini ortaya koyması bakımında da ayrı bir değer kazandırır. 11. yüzyılın en büyük ve en önemli edebî eseri olan Kutadgu Bilig sade ve sağlam Türkçe'si ile ge­niş Türk ülkelerinde zevkle okunmuş ve toplumlar üzerinde büyük tesir ic­ra etmiştir. Muhtelif ülkelerde esere değişik isimler verilmiştir. Çinliler "Edebü'l-mülük", Maçinliler "Aynü'l-memleke", Maşrıklılar "Zinetü'l-ümera", İranlılar "Şehna­me", bazıları da "Pendnâme-i mülük" demişlerdir.
Kutadgu Bilig dört esas ve bu esasları temsil eden dört kişi üzerine tanzim edilmiştir:.
1. Kanun ve ada­let (temsilcisi hükümdar Kün Togdı)
2. Mutluluk (temsilcisi vezir Ay-Toldı)
3. Akıl ve ilim (temsilcisi vezi­rin oğlu Ögdülmüş)
4. Hayatın sonu, akıbet (temsilcisi Zâhid Odgurmuş)
Ayrıca eserde sembolik ma­nâlar taşıyan bazı şahıs isimleri de ge­çer ki, bunlar saray hizmetlilerinin adlarıdır.
Kutadgu Bilig'de üzerinde en fazla durulan hususlardan biri hayatın faniliği ve ölümlülüğüdür. Eserde mad­di ve manevi hayat arasında sağlam bir denge kurma yolları üzerinde de durulur. Yazar kendisini ilk Türk-İslâm devleti olan Karahanlı Devleti'nin ideoloğu olarak kabul eder ve bu devletin yükselmesi için ideal devlet teşkilâtını anlatmaya çalışır.
Rapor Et
Eski 9 Ekim 2012, 14:13

Cvp: Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib

#4 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
Kutadgu Bilig
MsXLabs.org


Kutadgu Bilig, Türk dilinin en temel eserlerinden ve Türk dili araştırmalarının en mühim kaynaklarındandır. İslâmî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun'lu Yusuf Has Hacibtarafından kaleme alınmıştır. Eserini Balasagun'da yazmaya başlayan Yusuf, 1068 yılında memleketinden ayrılarak Doğu Karahanlı Devleti'nin merkezi olan Kaşgar'a gitmiş ve eserini 18 ay sonra, 1069 (Hicrî 462) yılında burada tamamlamıştır. Kitabını bitirince bunu, Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunmuş, Han da eseri çok beğendiği için Yusuf'u, takdiren "Hâs Hâcib (Ulug Hâcib)" tayin etmiştir.

Kutadgu Bilig'deki kahramanların temsil ettikleri değerler
Kutadgu Bilig, dört ana karakter arasında geçen diyaloglardan oluşmaktadır. Eserdeki bu dört ana karakterin her birinin belirli bir sosyal rolü vardır ve her biri belirli bir değeri temsil eder.

  • Küntogdı: Hükümdardır ve hukuku/adaleti temsil eder.
  • Aytoldı: Vezirdir ve saadeti/devleti temsil eder.
  • Ögdülmiş: Vezirdir ve aklı temsil eder.
  • Odgurmış: Akibeti/kanaati temsil eder.
"Kutadgu" kelimesi, "saadet, kut" manasındaki "kut" kelimesinin üzerine isimden fiil yapan "+ad-" ekiyle fiilden isim yapan "-gu" ekinin eklenmesi sonucu oluşmuştur ve "bilig"le beraber "saadet, mutluluk veren bilgi/ilim" anlamını taşımaktadır.

Eser, insanlara dünyada tam anlamıyla kutlu olmak için gereken yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yusuf Hâs Hacib, eserinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. İlâveler ile birlikte yaklaşık 88 başlık altında toplanan eserin esas kısmını oluşturan bölüm kısaltılmış mütekarip yani fa'ulun fa'ulun fa'ulun fa'ul ve vezniyle yazılmıştır (eserde yalnız bir dörtlük içinde tam mütekarip geçmektedir.

Eserin sonuna eklenmiş olan parçalardan gençliğine acıyıp ihtiyarlığından bahseden 44 beyitlik bir kısım (beyit 6521-6564) tam mütekarip (fa'ulun fa'ulun fa'ulun fa'ulun) vezninde olup, kaside tarzında ve aa ba ca şeklinde devam etmektedir. Zamanenin bozukluğundan ve dostların cefasından bahseden 40 beyitlik bir parça (beyit 6565-6604) ise evvelki parçanın vezninde ve tarzındadır. Kitap sahibi Ulu Hâs Hâcib Yusuf'un kendi kendisine nasihat vermesinden bahseden 41 beyitlik parça da (6605-6645. beyitler) eserin aslı gibi, kısaltılmış mütekarip vezninde ve kaside tarzındadır.


O dönem için Türk edebiyatında yeni olduğu tahmin ve tasavvur edilen aruz ölçüsünün ilâve parçalardaki kafiye dışında, şair tarafından pürüzsüz bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Eser, yarı hikâye ve yarı temsil tarzında yazılmış olup, arada hareketi hazırlayıcı ve izah edici monologlara ve canlı tasvirlerin bulunduğu sahnelere yer verilmiştir. Kaşgârlı Mahmut ve onun eseri Divânü Lügati't-Türk ile çağdaştır, hatta hemen hemen aynı yıllarda yazılmış olması o dönem Türkçenin gördüğü itibar açısından da dikkate değer.

Yusuf Has Hacip ve Kutatgu Bilig
pdf2 Kutadgu Bilig 1. Bölüm (1990) (7.8 MB)
pdf2 Kutadgu Bilig 2. Bölüm (1990) (8.3 MB)
pdf2 Kutadgu Bilig 3. Bölüm (1990) (10.3 MB)
pdf2 Kutadgu Bilig 4. Bölüm (1990) (7.2 MB)
pdf2 Kutadgu Bilig 5. Bölüm (1990) (3.6 MB)
pdf2 Kutadgu Bilig 6. Bölüm (1990) (3.8 MB)
Rapor Et
Eski 20 Ocak 2013, 10:26

KUTADGU BİLİG (11. yüzyıl)

#5 (link)
Starz
Ziyaretçi
Starz - avatarı
MutLuluk veren bilgi anlamına gelen bu eserin yazarı Yusuf Has Hacib'dir.Sanatçı eserini 1069 yılında Balasagun'da yazmaya başlamış 1070'de Kaşgar'da bitirip Karahnlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunmuştur.
İslam kültürü etkisindeki Türk Edebiyatı'nın edebi değer taşıyan ilk örneğidir.İdeal bir toplumun nasıl yönetilmesi,ideal bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini ve çevresindekilerin ona nasıl nasıl hizmet edeceğini anlatan dini,siyasi,ahlaki,alegorik,ve didaktik bir eserdir.
Mesnevi biçiminde yazılan eserde 6645 beyit 173 dörtlük vardır.Hem aruz ölçüsü hem de hece ölçüsü kullanılmıştır.
Hakaniye Lehçesiyle yazılmış olup Arapça ve Farsça sözcüklere az yer verilmiştir.Aruz ölçüsüyle yazılan ilk Türkçe eserdir.Türk Edebiyatı'nın ilk mesnevi örneğidir.Devlet adamlarına öğüt verdiği için ilk siyasetname örneğidir.Divan Edebiyatı özelliklerini taşıyan ilk eserdir.


Arkadaşlar bu kısaca bilgidir..
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.460 saniyede (89.23% PHP - 10.77% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 10:36
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi