Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Türkiye'de Müzecilik ve Başlıca Müzeler

Bu konu Türkiye Turizmi forumunda asla_asla_deme tarafından 4 Kasım 2008 (14:11) tarihinde açılmıştır.
81420 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 8 Nisan 2013 (16:59) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 4 Kasım 2008, 14:11

Türkiye'de Müzecilik ve Başlıca Müzeler

#1 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Türkiye'de Müzecilik

Türkiye'de müzecilik ilk kez 1846'da Damat Fethi Ahmed Paşa'nın girişimiyle başladı. Aya İrini'de silahlar ve çeşitli tarihsel yapıtlar bir araya getirildi. Ama bu ilk müze ziyaretçi­lere kapalı tutulmuştu. Türkiye'de müzecilikbgerçek anlamda ilk kez 1881'de, Osman Hamdi Bey'in müze müdürü olduğu dönemde gelişti. Sonradan Topkapı ve Dolmabahçe sarayları, Ayasofya, Kariye gibi birçok tarih­sel yapı müzeye dönüştürüldü. Bugün İstan­bul, İzmir, Afyonkarahisar, Hatay gibi kent­lerdeki çok önemli müzelerden başka hemen her kentte bir müze bulunmaktadır. Resmi müzelerin yanı sıra İstanbul'daki Sadberk Hanım Müzesi ve Konya'daki Koyunoğlu Müzesi gibi özel kuruluşlara ait müzeler de vardır.


mzeis9




TÜRKİYE'DEKİ BAŞLICA MÜZELER


Adana
Karatepe Açıkhava Müzesi. Kadirli ilçesinde İÖ 8. yüzyılda yaşamış olan Hitit Kralı Asistavandas'ın kendi adını vererek kurmuş olduğu kale ve kent 1945'te bölgede başlatılan kazılar sonucu ortaya çıkarıldı.

Afyonkarahisar
Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi (1937). Taş Devri ve Tunç Çağı'ndan kalma kaplar, madenden bıçak, silah ve baltalar, fildişinden cerrahlık araçları, Kibele, Apollon, Eros ve Zeus heykelleri, ölü göm­me töreni kabartmalarından başka kitaplığında 8 bin kitap vardır.

Ankara
Anadolu Medeniyetleri Müzesi (1967). Taş Devri ve Tunç Çağı'ndan kalma arkeolojik buluntular, Hitit, Frig, Urartu sikkeleri ve altın süs eşyaları sergilen­mektedir.
İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi (1961). 1923'te cumhuriyetin ilan edildiği bu binada ilk meclisten kalma mobilya ve eşyalar, Kurtuluş Savaşı'na ilişkin harita, plan ve belgeler, meclis üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır.
Etnografya Müzesi. Ankara'nın başkent oluşundan sonra kurulan ilk müzedir. Anadolu'dan derlenmiş çeşitli giysi, el işi, halı, ikilimden başka sini, kazan, mangal gibi bakır işçiliği örnekleri; yazma yapıtlar ve minyatürler; çeşitli tekkelere ait eşyalar sergi­lenmektedir.
Gordion Müzesi (1965). Polatlı'nın Yassıhöyük köyün­de Tunç Çağı, Hitit ve Frig dönemi buluntuları sergilenmektedir.

Hatay
Hatay Arkeoloji Müzesi (1948). Çeşitli tarihsel yapıtla­rın yanı sıra dünyanın ikinci büyük mozaik koleksi­yonunu barındırmaktadır. 2. ve 3. yüzyıl Roma ve Bizans mozaiklerinden Sarhoş Dionysos ile Orphe-us bunların en güzellerindendir.
Tel Açana Açık Hava Müzesi. İÖ 5500 - İÖ 3500 döneminden kalma saray ve tapınak kalıntıları vardır.

İstanbul
istanbul Arkeoloji Müzesi (1880) üç bölümden oluşur: istanbul Arkeoloji Müzesi'nde Eski Yunan ve Roma yapıtları; Eski Şark Eserleri Müzesi'nde Mezopo­tamya, Mısır Anadolu ve islamiyet öncesi Arabis­tan uygarlıkları yapıtları; Türk Çini ve Seramikleri Müzesi'nde çini ve seramikler sergilenir.
Resim ve Heykel Müzesi (1937). Ünlü Türk heykelci ve ressamlarının yapıtları sergilenmektedir.
Topkapı Sarayı Müzesi (1924). Dünyanın sayılı birkaç müzesinden biridir. Osmanlı Devleti'ne ilişkin çok zengin bir eşya koleksiyonundan başka, değerli Çin ve Japon porselenleri. Kutsal Emanetler, elyazma-ları, minyatürler, hazine eşyaları ve Harem Dairesi görülebilir.
Türk-lslam Eserleri Müzesi, ilk kez 1913'te Evkaf-ı islamiye adıyla kuruldu. 1927'de bugünkü adını aldı. 1984'te çağdaş müzecilik anlayışına uygun biçimde yeniden düzenlendi. Anadolu, Iran, Kafkas ve Selçuk halıları, elyazmaları, etnografik eşyalar sergilenmektedir.

İzmir
izmir Arkeoloji Müzesi. 1927'de kurulduktan sonra 1951'de Efes, Bergama, Milet, Afrodisias, Sart başta olmak üzere ilin çeşitli yerlerinde yapılmış kazılardan buluntular sergilenmektedir.
Efes Arkeoloji Müzesi (1929). Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı yapıtları görülebilir.
Bergama Müzesi (1936). Arkeoloji ve etnografya olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Arkeoloji Eski Yunan, Roma ve Bizans buluntularını kapsar. Yöreye özgü bakır ve ahşap araçlar, halı, kilim ve giysiler etnografya bölümünde sergilenir.

Konya
Mevlana Müzesi. 1925'te tekke ve türbeler kapatıldık­tan sonra Mevlana Dergâhı ve Türbesi müze olarak düzenlendi. Mevlana'nın yapıtlarının eski kopyala­rı, elyazmaları, ney, rebap, kudüm, tanbur gibi müzik aletleri, tespihler, halılar, kumaş örnekleri ve dergâha özgü çilehane, mevlevi sofrası ve dervişle­rin semah öğrendikleri yer gibi görülebilecek ilginç bölümleri olan bir müzedir.




MsxLabs & TemelBritannica
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 19 Ocak 2012, 11:08

Türkiye'de Müzecilik ve Başlıca Müzeler

#2 (link)
why did you go why
CeLebRindaL - avatarı
Müze Nedir ?


TDK Türkçe Sözlük’te müze “sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı” olarak tanımlanmaktadır.
ICOM (International Council of Muzeum) tarafından yapılan bir tanıma göre müze, “Sadece kar amacı gütmeyen, toplumun ve gelişiminin hizmetinde olan, halka açık, insana ve yaşadığı çevreye dair tanıklık eden malzemeler üzerinde araştırma yapan, onları toplayan, koruyan, bilgiyi paylaşan ve sonunda inceleme, eğitim ve eğlence gibi amaçlar doğrultusunda sergileyen ve sürekliliği olan bir kurumdur.”

Türk Müzeciliği Tarihi

Türk Müzeliğinin temelini ve gelişimini maddeler halinde özetleyecek olursak
  • Selçuklular Döneminde 1221’de Konya Alaeddin Tepe’sinin etrafı surla çevrilirken daha önceki dönemlere ait taş eserler duvarda süsleme amacıyla kullanılmıştır.
  • Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra mimari eserlerin özenle korunduğu, birçok mimari parçanın sarayın avlusunda toplandığı bilinmektedir.
Ülkemizde ilk müze 1846 yılında Tophane-i Emire Müşiri Ahmet Fethi Paşa tarafından İstanbul Aya İrini Kilisesi ’nde kurulmuştur.
  • İlk Müze, Mecmua-i Asar-ı Atika (Eski Eserler Koleksiyonu) ve Mecmua-i Esliha-i Atika (Eski Silahlar Koleksiyonu) adı verilen iki bölümden oluşuyordu.
  • Kurulan bu ilk müze daha çok bir depo görünümündeydi.
  • 1869’da müzehane adı “Müze-i Hümayun” (İmparatorluk Müzesi) olarak değiştirilir.
  • Müzenin müdürlüğüne 1869 yılında Galatasaray Lisesi tarih öğretmenlerinden Edward Goold getirilir.
  • 1871 yılında Ali Paşa’nın yerine Mahmut Nedim Paşa geçince müze müdürlüğünü kaldırır.
  • Ressam Teranzio bir yıl eserlere muhafızlık yapar.
  • 13 Şubat 1869 tarihli Âsar-ı Âtika Nizamnamesi

Maarif Nezaretinden izin alınmadan kazı yapılamayacağı, kazı sonucu bulunan eserlerin başkalarına satılabileceği, ancak yurt dışına çıkarılamayacağı, şahısların kendi mülkleri içinden çıkan eserlerin kendi malı olacağı, sikkelerin yurt dışına çıkarılabileceği, bir devlet tarafından resmen eski eser talebi halinde olabilecek iltimas kabulünün yalnızca padişaha ait olduğu belirtilmiştir.
  • 1872 yılında Ahmet Vefik Paşa müze müdürlüğünü yeniden kurarak, müdürlüğüne Avusturya Lisesinin Müdürü Alman Dr. Philipp Anton Déthier’i getirir.
  • Déthier, müzeye yeni eserler kazandırmaya ve mevcut eserlerin tasnifini yapmaya çalışır.
  • Müze 1875 yılında Çiniliköşk’e taşınır.
  • 1881 yılında ziyaretçilerden para alınmaya başlanır.
  • Déthier, 1874 yılında o zamana kadar hiçbir yasağa bağlı olmayan eski eser kaçakçılığını önleyebilmek amacıyla bir Âsar-ı Âtika Nizamnamesi (Eski Eserler Tüzüğü) hazırlayarak yürürlüğe koydurur.
  • 7 Nisan 1874 tarihli Âsar-ı Âtika Nizamnamesi
Tüzüğe göre kazılardan çıkan eserlerin üçte birinin kazı yapana, üçte birinin devlete, üçte birinin de arazi sahibine verilmesi öngörülüyordu. Tüzükte, yurtdışına eser kaçırılamayacağına dair herhangi bir madde bulunmadığı için, yabancılar kazı yaptıkları arazileri satın alarak arazi sahiplerinin hisselerini de yurtdışına kaçırmışlardır. Déthier’in 1881’de ölümünden sonra Müze-i Hümayun’un başına bir Türk, Osman Hamdi Bey getirilir.
  • İlk Türk Müzecisi Osman Hamdi Bey, 1881’den 1910 yılına kadar müdürlük yapar.
  • Osman Hamdi Bey’in babası İbrahim Ethem Bey Osmanlının eğitim için Avrupa’ya önderdiği ilk dört gencinden birisidir. Osmanlı ve batı kültürüyle yetişmiştir. Dahiliye Nazırlığı ve Sadrazamlık görevlerinde bulunmuştur. Osman Hamdi Bey, Fransa’da hukuk, arkeoloji ve resim eğitimi almıştır.
  • Osman Hamdi Bey, Müzeye yeni eserler kazandırabilmek ve ülkemizden eser kaçırmasının önüne geçebilmek için Müze-i Hümayun adına 1883-1895 yılları arasında kazılar yapmıştır.
  • İlk kazısını 1883 yılında Nemrud Dağı’nda yapmıştır
  • 1887 yılında Lübnan’da yer alan Sayda’da kazılar yaparak ünlü İskender Lahdi’nin de içinde bulunduğu çok önemli eserleri müzeye kazandırır.
  • Geniş yankı uyandıran bu keşif onu tüm dünyada üne kavuşturur.
  • 1891 – 1892 yıllarında
Muğla - Lagina Hekate Tapınağı’nda kazı yapar.
Planları mimar A. Vallaury tarafından çizilen Türkiye’nin ilk müze binası olan Müze-i Hümayun (İstanbul Arkeoloji Müzesi) 13 Haziran 1891 yılında hizmete açılır.
Osman Hamdi Bey, yaptığı kazılar ve düzenlemelerle Müze-i Hümayun’u dünyanın en önemli birkaç müzesinden biri haline getirmiştir.Ülkemizde müzeciliğin temeli onun zamanında atılmıştır.
  • 1884 yılında eski eserlerimizin
  • yurt dışına kaçırılmasını önlemek amacıyla bir Âsar-ı Âtika izamnamesi hazırlayarak yürürlüğe girmesini sağlar.
  • 21 Şubat 1884 tarihli Âsar-ı Âtika Nizamnamesi
  • Nizamnamede kazı yapmak için ruhsat alınması zorunluluğu getirilmiş, kazılarda çıkan tüm eserlerin devlete verileceği ve ülke dışına çıkartılamayacağı belirtilmiştir.

“ Memalik-i Osmaniye’de zuhur eden her türlü asarı atikanın diyarı ecnebiye nakil ve ihracı kattiyen memnudur .”
  • 23 Nisan 1906 tarihli Âsar-ı Âtika Nizamnamesi:
Türk-İslam eserlerinin de devlet malı olduğu belirtilmiş ve eski eser ticareti ruhsata bağlanmıştır.

Cumhuriyet döneminde de kullanılan nizamname 1973 yılına kadar, tek koruma mevzuatı olma özelliğini korumuştur.Osman Hamdi Bey 1910 yılında arkasında Avrupa düzeyinde bir müze bırakarak vefat etmiştir.
  • Osman Hamdi Beyin ölümü üzerine yerine kardeşi Halil Ethem Bey getirilmiştir.
  • 1910 – 1931 yılları arasında 21 yıl müze müdürlüğü yapmıştır.
  • O da ağabeyinin izinde ve temposunda çalışmış, özellikle anıtların korunması için amansız bir mücadele ermiştir.
  • 31 temmuz 1912 tarihinde Halil Ethem Bey zamanında “Muhafaza-i Abidat Hakkında Nizamname” yürürlüğe sokulur.
Nizamname ile taşınmaz kültür varlıklarının korunması amaçlanmıştır.
1917 yılında müze dışındaki eski eserleri ve anıtları korumaya yönelik çalışmalar yapmak üzere
“ Muhafaza-i Âsar-ı Âtika Encümen-i Daimisi “ (Eski Eserler Koruma Kurulu) kurulmuştur.
  • Müze-i Hümayun adına Priene, Milet, Efes ve Sard’da kazılar yapmıştır.
  • Gustav Mendel’e 1912-1914 yılları arasında üç ciltlik ”Cataloque de Sculptures Grecques, Romaines et Byzantines” isimli İstanbul Arkeoloji Müzesini dünyaya tanıtan taş eserler katalogunu hazırlatmıştır.
n Thedor Makridi 1892 – 1930 yılları arasında arkeolog-müzeci olarak Müze-i Hümayun’da çalışmıştır.
  • Müzenin kazı ve teşhir-tanzim işlerinde görev almış, birçok kazıya komiser olarak görevlendirilmiştir.
  • 1906-1907 ve 1911-1912 yıllarında Almanların Boğazköy’de yaptığı kazılara katılmıştır. Ancak kısa bir süre sonra patlak veren I. Dünya Savaşı nedeniyle kazılara ara verilmiştir.
  • 1925 yılında Ankara tren garının arkasındaki tümülüslerde yaptığı kazı, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı adına gerçekleştirilen ilk bilimsel çalışmadır.
  • Büyük Millet Meclisi’nin açılışından hemen sonra kurulan
  • ilk hükümet tarafından 10 Mayıs 1920 günü Maarif Vekaletine bağlı olarak, "Türk Âsar-ı Âtikası Müdürlüğü" kurulur
.

Müdürlük, her türlü arkeolojik ve etnoğrafik buluntunun toplanması ve korunmasına yönelik çalışmaları üstlenmiştir.

Atatürk’ün emriyle 5 Kasım 1922 yılında Milli Eğitim Bakanı İsmail Safa tarafından “Müzeler ve Âsar-ı Âtika Hakkında Talimat” başlığı adı altında bir genelge yayınlanır.
  • Türk Müzeciliğinin geleceği için önemli bir adım olan bu genelgede; müzelerin görev ve sorumlulukları açıklanarak, çalışmaların ne şekilde yapılacağı ifade edilmiştir.
  • Atatürk’ün emriyle 5 Kasım 1922 yılında Milli Eğitim Bakanı İsmail Safa tarafından “Müzeler ve Âsar-ı Âtika Hakkında Talimat” başlığı adı altında bir genelge yayınlanır.
  • Türk Müzeciliğinin geleceği için önemli bir adım olan bu genelgede; müzelerin görev ve sorumlulukları açıklanarak, çalışmaların ne şekilde yapılacağı ifade edilmiştir.
  • Atatürk’ün direktifleri ile 1923 yılında Heyet-i İlmiye kurulmuştur.
  • Heyet-i İlmiye’nin görev alanları arasında; Ankara’da bir Milli Müze kurulması,
  • Türk Etnografya Müzesi’nin hemen açılması
  • ve Âsar-ı Âtika Nizamnamesi’nin
  • gözden geçirilmesi konuları da yer almıştır.
  • 3 Nisan 1924 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Topkapı Sarayı Müze olarak ziyarete açılmıştır.
  • Konya Mevlana Türbesive Dergahı 1926 yılında Müze olarak ziyarete açılmıştır.
  • Ankara Etnografya Müzesi Cumhuriyet’in müze olarak inşa edilen ilk binasıdır. Bizzat Atatürk’ün emirleri ve denetimi altında inşa edilerek 1930 yılında ziyarete açılmıştır.
  • Ülkemizde Osman Hamdi Bey’in kişisel çabalarıyla başlayan müzecilik, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün akılcı politikalarıyla çağdaş bir seviyeye erişmiştir.

mardinmuzesi.gov.tr
Rapor Et
Eski 8 Nisan 2013, 16:59

Müze

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
enes05252 - avatarı
Müze Nedir?
MsXLabs.org

Kültürel ya da tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi, toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar.

Ayrıca müzeler, toplumu aydınlatmak amacıyla insan soyunun gelişimi, doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir.

Müzenin Amacı
Müzeler, tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek, hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır.
Müzelerde bulunan nesnelerin anlam ve önemi müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak, ayrıca rehber eşliğinde yapılan gezilerle açıklanır. Böylece, ziyaretçilerin müzede yer alan eserler hakkında ayrıntılı bilgi edinmeleri sağlanır. Sergiledikleri geçmişe ait eserlerle, ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunan müzeler, aynı zamanda etkin katılım ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan eğitim kurumlarıdır.

Müze Türleri Nelerdir?
Müzeler bilim, sanat, folklor ve antika eşyalar gibi çeşitli konularda toplanmış eserleri bir arada sunabileceği gibi doğa tarihi, etnografya ve havacılık gibi sadece tek bir konuyu içeren eserleri de sergileyebilir. Müze türlerini şu şekilde sınıflara ayırabiliriz:

Arkeoloji Müzeleri:

Arkeologların yaptıkları kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların sergilendiği müzelerdir.

Örneğin; İzmir Arkeoloji Müzesi

Etnografya Müzeleri:

Geçmiş uygarlıklara ait gelenek, görenek, giysi ve gündelik hayat ile ilgili çeşitli eserlerin sergilendiği müzelerdir.

Örneğin; Ankara Etnografya Müzesi

Tarih Müzeleri:

Bir ülkenin, bir toplumun ya da bir kişinin tarihsel gelişimini, sistemli bir biçimde inceleyen ve açıklayan müzelerdir. Tarih müzeleri, yazılı ve görsel belgeleri bir araya getirerek hem ziyaretçilerin hem de araştırmacıların hizmetine sunmaktadır.

Örneğin; Selçuk-Efes Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Güzel Sanatlar Müzeleri:

Resim, müzik ve heykel gibi güzel sanat dallarında ortaya konulan yapıtların sergilendiği müzelerdir.

Örneğin; İstanbul Arkeoloji Müzesi

Açık Hava Müzeleri:


Tiyatro, arena, agora gibi kapalı bir mekânda sergilenmesi mümkün olmayan yapıtlar, açık hava müzelerinde sergilenmektedir.

Örneğin; TCDD Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi

Bilim Müzeleri:

Bilim ve teknolojinin tarih boyunca geçirdiği değişim, bilim müzelerinde sergilenmektedir.

Örneğin; Atatürk Eğitim Müzesi

Askerî Müzeler:

Çeşitli dönemlere ait askerî malzeme ve silâhların sergilendiği müzelerdir.

Örneğin; Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi (1. TBMM Binası)

Özel Müzeler:

Kişi veya kuruluşlar tarafından, çeşitli konularda bir araya getirilmiş eserlerin yer aldığı müzelerdir.

Örneğin; Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi

Türkiye'de Müzecilik
Müzedeki yapıtların saklanması, korunması ve sunulması için gerekli teknik bilgileri içeren bilimsel çalışma alanına müzecilik adı verilir. Müzecilik; müzenin kurulması, müzede yer alan eserlerin kimin tarafından ne zaman yapıldığının belirlenmesi, sınıflanması, gerekliyse onarılması ve ısı, nem gibi dış etkenlerden korunması gibi konularda faaliyet gösterir.

Ülkemizde müzecilik, 19. yy. ortalarında başladı. 1846 yılında, Sultan Abdülmecit'in emri ile, bazı eski eserler ve eski silâhlar Aya İrini Kilisesi'nde toplandı. Daha sonra1868 yılında, Ali Paşa'nın sadrazamlığı sırasında, bu kilise ve içerisindeki eserler "Müze-i Hümâyûn" adı altında ilk müze olarak açıldı. Bu dönemde Maarif Nezareti, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan tüm tarihî eserlerin İstanbul'a gönderilmesi konusunda bir emir yayınladı. 1881 yılında, Osman Hamdi Bey müze müdürü olunca, gerçek anlamda müzecilik çalışmaları başladı. Osman Hamdi Bey 1883 yılında eski eserlerin yurt dışına çıkışını önleyen "Eski Eserler Kanunu"nu hazırladı. Yine bu dönemde, Anadolu'daki kazılar denetim altına alındı.

Müzecilik, özellikle Atatürk'ün ilgisiyle, Cumhuriyet Dönemi'nde büyük önem kazandı. Atatürk'ün emri ile, bir yandan yeni müzeler kurulurken bir yandan da bazı tarihsel anıt ve yapılar müze olarak kabul edildi. Yine bu dönemde, müzecilik ayrı bir bilim dalı olarak ortaya çıktı. 1945 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, bugün Anadolu'yu bir açık hava müzesi durumuna getiren önemli çalışmaların temelini attı. Ülkemizde son yıllarda, müzecilik alanında önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bugün yurdumuzun her ilinde ve ilçelerimizin bazılarında halka açık müzeler yer almaktadır

Müzelerde Uyulması Gereken Kurallar
Müzelerde sergilenen özgün ve eşine az rastlanır nitelikteki eserlerin, yangın, hırsızlık, nem, ısı, ışık ve toz gibi koşullardan zarar görmemesi için müze yönetimleri tarafından önlem alınması gerekir. Ayrıca, müzelerde yer alan tarihî eserlerin korunması için müzeyi gezen ziyaretçilerin de uymak zorunda olduğu bazı kurallar vardır. Bu kurallar şöyle özetlenebilir:
  • Eserlere zarar vermemek ve hiçbir şekilde dokunmamak,
  • Yaydığı zararlı ışınlarla tarihî eserlere zarar verebileceğinden dolayı, fotoğraf çekerken flâş kullanmamak,
  • Müze içerisinde başkalarını rahatsız edecek şekilde yüksek sesle konuşmamak,
  • Müze bir grup halinde ziyaret ediliyorsa gruptan ayrılmamak,
  • Sergi salonu içerisinde herhangi bir şey yiyip-içmemek.
Türkiye'deki Sanal Müzeler

Eczacıbaşı Sanal Müzesi

Eczacıbaşı Koleksiyonu'ndan 75 Resim , Fikret Mualla Seçkisi gibi bölümleri bulunan “sanal müze” oldukça geniş kapsamlı. Dünyadaki müzelere de ulaşabileceğiniz site, Türk sanatçıların eserlerini görme fırsatı sağlıyor.

ECZACIBAŞI SANAL MÜZESİ/

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi

Sadberk Hanım Müzesi’nde sergilenen eserleri görebileceğiniz site, eserler hakkında detaylı bilgi vermesi nedeniyle çok da faydalı. Sayfalardaki, “Java Versiyonu” yazısına tıklarsanız, fotoğraf üzerinde eserlerin tanımlarını görebilirsiniz.

Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne Bağlı Müzeler

Siteden, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne bağlı müzelerin genel bilgilerine ve sergilenen eserlerin resimlerine ulaşabilirsiniz.

MÜZENİN GÖREVLERİ NELERDİR ?
Yasalara göre kültür varlıkları ( Eski Eserler ) devletin malıdır. Müzeler de, tıpkı devletin hazinesi adına para ve kıymetle kağıtlarla diğer taşınmaz mal ve değerlerin işlemlerini yürüten merkez bankası, maliye vb. gibi, devletin malı olan taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarını korurlar. Diğer kurumlardan farkı ise, özel bir ihtisas ve inceleme gerektirdiğinden genel hükümlerin yanı sıra özel yasa ve yönetmeliklerle çalışma alanının ve sınırlarının belirlenmiş olmasıdır. Bu nedenle Müzeler, koruma ve güvenlik önlemleri, halka açık ziyaret günleri ve saatleri ile çalışma düzeni ve disiplini açısından birinci derecede hassasiyet gösterilmesi ve başka kurumların da bu hususa dikkat etmesi gereken yerlerdir.


Saygılar





+++++++++++++++++++++++ REP
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.286 saniyede (79.47% PHP - 20.53% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 04:16
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi