Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri - Türkiye Gezi Rehberi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Turizm > Türkiye Turizmi
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 28-07-2006   #41 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi



Kahramanmaraş

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü:14.327 km²

Nüfus: 892.952 (1990)

İl Trafik No: 46

Doğu Akdeniz�de bulunan Kahramanmaraş, dondurması ile ünlü bir ildir. Kahramanmaraş, mağaraları Eshab-ı Keyf Külliyesi, yaylaları ile önemli bir turizm potansiyeline sahiptir.


İLÇELER

Kahramanmaraş ilinin ilçeleri; Afşin, Andıran, Çağlayancerit, Ekinözü, Elbistan, Göksun, Nurhak, Pazarcık ve Türkoğlu'dur.



Elbistan: İl merkezinin 162 km. kuzey doğusunda yer alır. İlçede tarihi eserlere örnek olarak Elbistan Ulu Camii, Selçuklu Hamamı, Himmetbaba Camii ve Türbesi, Kalealtı köyündeki Roma dönemine ait Kızkalesi sayılabilir.

Afşin: Kahramanmaraş'ın 146 km. kuzeyinde yer alır. Çeşitli uygarlık dönemlerine ait tarihi eserler ve doğal zenginlikleri olan Afşin ilçesinde Dedebaba Türbesi, Afşin Kalesi, Hurman Kalesi, Tilavşin Kalesi, Pirali Cami minaresi ve Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) külliyesi önemli tarihi eserlerdir. Afşin ilçesinde Eshab-ı Kehf ve Mağarasının bulunması burayı turizm açısından oldukça önemli bir hale getirmektedir. Cami, kervansaray, ribat ve planı saptanamayan birçok küçük yapıdan oluşan bu külliye, M.S. 12. yy.da yapılmıştır.

Doğal güzellik olarak, Tanır, Ayrandede, Emirilyas köyü mağarası, Eshab-ı Kehf park ve ormanlığı, dikkat çeker. Ayrıca Yazıköy, Çamiçi, Örenderesi ve Binboğa ormanlık alanı gibi ormanlık alanları her türlü kampçılığa uygundur.


Göksun: İl merkezine 91 km. uzaklıktadır. Roma ve Bizans dönemlerinde Kokussos (Cocussus) adıyla anılan, Maraş-Kayseri-Kilikya yolu üzerinde, önemli bir konaklama merkeziydi. İlçe sınırları içinde Maltepe Höyüğü, Bozhöyük, Kızıl Kale, Akça Kalesi, Çakır Mağaraları gibi çeşitli önemlere ait höyük ve kale kalıntıları bulunmaktadır.

Andırın: İl merkezine 114 km uzaklıktadır. Andırının tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, ilçe sınırları içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Meryemçil (Geben) Kalesi, Azgıt (Yeniköy) Kalesi, Anacık Kalesi gibi kaleler ve kalıntılar bulunmaktadır.


Pazarcık: İl merkezine 48 kilometre mesafededir. İlçenin güneyinde Gözlügöl mevkiindeki Evri kasabası, Turunçlu köyü mevkiinde Bizanslardan kalma çok miktarda sarnıçlar ve mezar şapelleri mevcuttur. Bozlar köyü civarı Abbasilerden kalma sur kalıntıları ile çevrilidir. Aksu çayı kıyısındaki Şallıuşağı köyü mevkiinde yine Abbasilerden kalma kale halen ayakta durmaktadır.

Çağlayancerit: İlçenin doğal yapısı yayla özelliği göstermektedir. Su kenarları yeşil alanlar, halkın piknik ihtiyacını karşılayacak önemli yerlerdir.

Ekinözü: Kahramanmaraş İlinin kuzey doğusunda Çağlayancerit ve Elbistan İlçeleri arasında yer alan Ekinözü içmeceleri ile ünlüdür.İçmelerin, cilt, mide ve böbrek hastalıklarına çok iyi gelen bir suyu vardır. Ekinözü içmeleri önem ve yatırım önceliği bakımından ülkemizdeki 10 içme kaynağından biridir.

Nurhak: Nurhak ilçesi çok eski bir yerleşim yeridir. Tarihi ipek yolunun ilçe içerisinden geçtiği eski tarihi harabeler halen görülmektedir.


Türkoğlu: İlçe Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. İlçede okuma yazma oranı yüksek olup üniversite mezunu oldukça fazladır.

NASIL GİDİLİR

Kahramanmaraş Akdeniz Bölgesinin doğusunda bulunmakta ve hem kara hem de demir yolu ulaşımında güneyden ve Akdeniz'den gelen yolları doğuya ve kuzeye bağlayan önemli bir konumda yer almaktadır.


GEZİLECEK YERLER


Müzeler


Kahramanmaraş Müzesi

Adres: Azerbaycan Bul. Yenişehir Sok. No: 43 - Kahramanmaraş

Kaleler

Kahramanmaraş Kalesi

Kentin ortasında, yığma bir tepe üzerinde bulunan kale Hitit, Roma ve Osmanlı dönemlerinde kullanılmış ve çeşitli devirlerde onarımlar görmüştür.

Hurman Kalesi

Afşin'in Marabız köyünde Hurman çayının kuzeyindeki sarp kaya üstündedir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak tekniğinden Bizans döneminde inşa edildiği sanılmaktadır. İçinde su ve yiyecek depoları, asker barınakları, kilise vardır.

Köprüler


Ceyhan Köprüsü

Eski Kahramanmaraş - Göksun yolunda, Ceyhan Irmağı üzerindeki köprünün 16. yy.da yapıldığı sanılmaktadır.


Camiler ve Külliyeler

Taş Medrese

Kahramanmaraş Ulu Cami yanında bulunan Taş Medrese, Dulkadirli Alâüddevle Beyin kızı adına yaptırılmıştır.


Kahramanmaraş Ulu Cami


Ekmekçi Mahallesinde bulunan camideki kitabede Sultan Kansu Gavri zamanında Dulkadirli Alâüddevle tarafından kurulduğu yazılıdır. Ahşap çatısı ve ahşap sütunları ile, 11. yy. ahşap cami örneklerinin özelliğini taşımaktadır.


Hatuniye Cami

Kurtuluş Mahallesinde bulunan cami 1519 yılında yapılmıştır.

Elbistan Ulu Cami

Osmanlılar tarafından 16. yy.da yaptırılmıştır.

Eshab-ı Kehf Külliyesi

(Yedi Uyurlar) Afşin'in 8 km. batısında yüksek bir sırt üstündeki yapılar topluluğu 12. yy.dan kalmıştır. Cami, Kervansaray, Ribat ve planları belirlenemeyen birçok küçük yapıdan oluşmaktadır.


Mağaralar


Eshab-ı Keyf Mağrası

Afşin ilçesindedir. Roma'lı yedi gencin 200 yıllık uykudan sonra uyandıklarına inanılan mağaradır.


Döngel Mağarası


Kahramanmaraş-Kayseri yolu üzerendedir. Şehir merkezine uzaklığı 57. km dir. Mağara çevresi prehistorik devirde iskan edilmiştir. Döngel Mağarasının içerisinden Döngel Çayı büyük bir çağlayan yaparak akmaktadır. Yanında ayrıca Gençlik Spor İl Müdürlüğü kampı bulunmaktadır.

Bulut Deliği Mağarası


Pazarcık ilçesinin güneybatısında bulunan Bulut Deliği Mağarası gelişimini tamamlamış fosil bir mağaradır. İçeride son derece güzel sarkıt, dikit ve sütun damlataşları vardır.


Kaplıcalar ve İçmeler


Göksun Büyükkızılcık İçmesi

Göksun İlçesine 16 km. uzaklıkta Büyükkızılcık köyü yakınındadır. Sindirime ve idrar yollarına, yıkanmak suretiyle de cilt hastalıklarına ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir.


Ekinözü (Cela) İçmesi

Ekinözü İçmeleri Kahramanmaraş'ın 151 km. kuzeyinde, ilçe merkezine ise 20 km. uzaklıktadır. İçmelerin, cilt, mide ve böbrek hastalıklarına çok iyi gelen bir suyu vardır.

Yaylalar

Yavşan Yaylası

Sır baraj gölünün güneyindeki yükseltiler üzerinde yer alan, zengin orman dokusu ve su kaynakları ve endemik bitkileri ile, öncelik alan doğal bir kaynaktır. Yükseltisi 1300 metreye ulaşmaktadır. Yavşan Yaylası, kampçılık ve iklim kürleri açısından il düzeyinde önemli bir kaynaktır.

Başkonuş Yaylası

Başkonuş yaylası, Kahramanmaraş-Andırın yolu üzerinde, Yenicekale çevresinde yer alan zengin bir orman dokusunun oluşturduğu ve yayla karakteri gösteren bir bölgedir. Yükselti l785 m.dir. Başkonuş'ta geyik üretme çiftliği bulunmaktadır. Elektrik, telefon yol ve çevre düzenlemesi yapılmış olan alanda, orman idaresine ait sosyal tesisler (konaklama, lokal, lokanta vb.) bulunmaktadır.


Sportif Aktiviteler


Avlaklar
Kahramanmaraş'ın merkez ve ilçelerindeki tüm dağlarda keklik, çil keklik, tavşan ve yaban domuzu avı, Kahramanmaraş ovasında mevsimi geldiği zaman bıldırcın avı yapılmaktadır. Ayrıca Gavur gölü bataklığı, Karacasu gibi göl ve su kaynaklarında ördek avlama imkanları vardır. Aksu çayı ve Ceyhan nehrinde sazan, yayın ve yılan balığı avcılığı yapılmaktadır. İl merkezi ve İlçelerinde avcı kulüpleri mevcut olup, kulüpler sürek avı tertip etmektedirler.

Doğa Yürüyüşü

Ayşepınarı-Karbasan, Türkmenler-Hacınınoğlu, Ilıca-Suçatı, Suçatı-Bulutoğlu, Engizek zirvesi, Kahramanmaraş-Başkonuş yaylası trekking için elverişli parkurlardır.


Kuş Gözlem Alanı


Gavur Gölü


İl: Kahramanmaraş

İlçeler: Türkoğlu

Yüzölçümü: 1500

Rakım: 490 m

Koruma: hayır

Başlıca Özellikleri: tatlısu gölü, bataklık

Kuş Türleri: Küçük karabatak (maks. 121) sayesinde önemli kuş alanları statüsü kazanır.


COĞRAFYA

Kahramanmaraş Akdeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Güneybatısını Nur Dağlarının uzantılarının kapladığı ilde diğer önemli yükseltiler Berit, Engizek, Binboğa, Delihöbek, ve Ahır Dağlarıdır. Kahramanmaraş, Elbistan ve Göksun Ovaları ilin önemli ovaları olup, Ceyhan nehri ile Aksu çayı önemli akarsularıdır.

Kahramanmaraş ilinde, genel olarak denize uzaklık ve yükselti nedeniyle, değişikliğe uğramış karasallaşmış bir Akdeniz iklim tipi egemendir. İlde yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer.


TARİHÇE

Tekir Vadisi, Döngel Köyündeki mağaralarda yapılan araştırmalarda ele geçen buluntular yörede insan yerleşiminin Üst Paleolitik Çağda başladığını; Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağlarında da sürdüğünü göstermektedir. Şehri Hititler kurmuşlardır. Daha sonra Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Memluklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar şehre hakim olmuşlardır.

Dünyanın sayılı madalyalı şehirlerinden biri olan Maraş'a Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı 7 Şubat 1973' den itibaren TBMM tarafından Kahramanlık unvanı verilerek adı Kahramanmaraş olarak değiştirildi.

NE YENİR

Kahramanmaraş'ta kültürel değerlerin bir öğesi de yemek ve tatlılardır. Kış için tarhana, bulgur, döğme, nişasta hazırlanır ve biber, patlıcan, kabak, bamya ve fasulye gibi yiyecekler kurutularak saklanır.

Tarhana, eşkili çorba, döğmeli mercimekli çorba, yoğurtlu döğmeli çorba, Maraş paçası gibi çorbalar; simit köftesi, kısır köftesi, içli köfte, sömelek köfte, suluyağlı köfte, eşkili köfte, yoğurtlu köfte, yavan köfte, eşkili aya köftesi gibi köfte çeşitleri; keşk aşı (döğme aşı), Maraş pilavı, tavuklu pilav, peynirli ve çökelekli börek, bayram çöreği gibi pilav ve börekler yöreye özgü yemeklerdir.

Tatlı olarak ünlü Maraş dondurmasını unutmamak gerekir. Fıstık ezmesi, un sucuğu, pestil sucuğu, hapısa yörenin bilinen diğer tatlılarıdır.

NE ALINIR

Ağaç oyma tekniği ile yapılmış eşyalar, dövülerek işlenmiş bakır malzemeler, sim ve sırma işleri, yemeni adı verilen deriden yapılmış geleneksel ayakkabılar ve postallar Kahramanmaraş'tan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır. Yine ünlü Kahramanmaraş kırmızı biberi, tarhanası, fıstık ezmesi, un sucuğu ve pestil sucuğu, büyük emek verilerek elde yapılan bakır işleri Kahramanmaraş'ta yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilecek mamullerdendir.
Osmanlı Döneminden kalan büyük Kapalı Çarşı, Mazmanlar Çarşısı, Demirciler Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı ile Yer altı Çarşısı, Çinili Çarşı ve çeşitli pasajlar bu alışverişlerin yapılabileceği yerlerdir.

LİNKLER
Kahramanmaraş Valiliği http://www.kahramanmaras.gov.tr/
Sütçü İmam Üniversitesi Kahramanmaras Sutcu Imam Universitesi

YAPMADAN DÖNME
Eshab-ı Kehf, Döngel Mağarası ve Kahramanmaraş Kalesini görmeden,
Kahraman Maraş dövme dondurması yemeden,
Tarhanasını tatmadan,
Sim sırma, ağaç oyma, el işi bakır eşyalar ile kırmızıbiber, tarhana almadan,
Kahraman Maraş postalı ve yemenisi giymeden
...Dönmeyin.




Son Düzenleyen GusinapsE; 28-07-2006 @ 21:24.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-07-2006   #42 (mesaj-linki)
GusinapsE - avatarı
ABANT

ABANT


Abant her mevsim güzeldir. Ama en çok her yanın karla kaplandığı, gölün buz tuttuğu kış aylarında.
Abant, çevresi çam, köknar ve kayın ormanlarıyla çevrili küçük bir göl. Kışın hemen hemen dört ayı her taraf karla örtülüyor ve gölün yüzeyi buzla kaplanıyor. Buz çok sağlam gibi görünse de üzerinde yürümeyi hiç bir şekilde denemeyin. Abant hafta sonu oldukça kalabalıklaşıyor. Özellikle de kış aylarında. Göl çevresindeki tesislerde kalanların kalabalığına, bir de günübirlik gelenler ekleniyor. Abant’ta günü geçirmenin en keyifli yolu göl çevresinde dolaşmaktır. Tamamını olmasa da bir bölümünü yürüyerek dolaşın. Temiz dağ havasını doldurun ciğerlerinize, dinçleştiğinizi hissedeceksiniz. Dilerseniz faytonla ya da atla da dolaşabilirsiniz. Yol buzluysa kızak da kullanılıyor.
Göl turunun en keyifli yanlarından biri, yorulup karnınız acıktığında bir şeyler yeyip içmek için iyi günübirlik tesislerin olmasıdır. Abant Köşkü de bunlardan biri. Köşk gece konaklamak için de uygun ama en çok göl manzarasına hakim terası tercih ediliyor. Tereyağında alabalık ya da mangalda et tercih edilebilir. Soğuk kış gecelerinde sucuk ekmek ve sıcak şarap partileri de yapılıyor.
Abant yalnız kış günlerinde değil, diğer mevsimlerde de güzeldir. İlkbaharla birlikte gölün yüzeyi nilüferlerle dolar. Parlak yüzeye gölü çevreleyen yemyeşil dağların görüntüleri düşer. Binbir çiçek, yabani bitki fışkırır her yandan.
Gölde ücret karşılığı alabalık ve benekli mercan avlanabiliyor. Kara avcılığı da mümkün olabiliyor.
Gölün çevresinde 3 otel var. Abant Palace 5 yıldızlı ve kapalı havuzu, jimnastik salonu, saunası, oyun odaları ve çocuk odalarıyla bir ailenin dolu dolu tatil yapabilmesi için her şeyi barındırıyor bünyesinde.
Abant’da sadece haftasonu tatili değil, daha uzun süreli tatilleri de düşünebilirsiniz.
Abant’dan yaklaşık yarım saat mesafedeki Mudurnu ile Bolu, Gölcük, Yedigöller, Kartalkaya günübirlik gidilebilecek yerler arasındadır.





  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 29-07-2006   #43 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

Muş | otel,hotel,seyehat,turizm,turkey,belediyesi,resimleri,ilçeleri



GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 8.196 km²

Nüfus: 736.543 (1990)

İl Trafik No: 49

Doğal, tarihi ve kültürel değerler bakımından büyük bir turizm potansiyeline sahip olan Muş, Doğu Anadolu'nun Yukarı Murat-Van bölümünde, Çar Deresi ve Korni Deresi arasındaki ovaya kurulmuştur.

Urartulardan başlayan köklü kültür tarihi, ilin hiç şüphesiz en önemli turizm kaynağıdır. Kış ve doğa sporları bakımından büyük bir potansiyele sahip Muş ilinde henüz bu yönde yeterli turizm yapılanması bulunmamakla beraber, çalışmalar sürdürülmektedir.

ilçeler

Muş ilinin ilçeleri;Bulanık ,Hasköy ,Korkut ,Malazgirt ve Varto'dur.


GEZİLECEK YERLER


Geleneksel Muş Evleri

Yerleşim düzeni ve sokak dokusu esas itibari ile tipik bir Türk kenti havasını yansıtan Muş'un, konut mimarisinin oluşumunda temel etki, diğer yörelerimizde de olduğu gibi milletimizin örf ve adetlerinden kaynaklanan hayat tarzı ve ihtiyaçlarıdır. Ayrıca gelenekleri, iklimin ve coğrafyanın zorlayıcı gerekleri de bu oluşumdaki diğer etmenlerdir. Bölgedeki diğer illerin yerleşimlerine benzeyen sokak dokusu içinde yer alan evler, genellikle havuş (avlu) gerisinde yükselen iki katlı yapılardan ibarettir.

Eski Muş evleri genel plan şemaları itibarı ile kendisine yakın şehirlerdeki (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) evlerle paralellikler göstermekle birlikte mekan isimlendirmelerinde yer yer farklılıklar göstermektedir.

Sokakla bağlantılı cümle kapısından geçilerek girilen "havuş"un yanında tandırlık, erzak deposu ve çardak görevi gören ağaç altı oturmalıklar yer almaktadır. Çoğu evde ise bunlarla birlikte ahır da mevcuttur.

Estetik ve sade bir görünümü olan pencere kenarları, Selçuklu kültürünün etkisiyle miğfer kubbe tarzında inşa edilmekte ve dışardan bakıldığında miğfer görünümü bariz bir şekilde kendini göstermektedir. Pencerelerde cumba yerine önem verilmiş ve bu kısmı desteklemek amacıyla genelde sade olan korkuluklar kullanılmıştır.


Her iki tarafı iki sütun üzerine çiçeklik nişleri ile süslenen giriş kapıları çift kanatlı olup genelde metal ağırlıklı yapılmakta, sade görünümlü kapı tokmakları ya da kilit bağlantıları ile tamamlanmaktadır. Kapıların içeri açılan kısmında girişi sağlayan bir basamak yüksekliğinde seki bulunur. İç kısımda, alt kat, genelde mutfak, banyo, tuvalet ve zahire odası ile birlikte merdiven boşluğunu oluşturan antrelerden oluşur. Yukarı çıkıldığında ise esasen geleneksel Türk evlerinde yer alan sofa ile cepheye bakan ve daha çok sohbet amacıyla kullanılan salon görülebilmektedir. Üst katta yer alan bütün odalar bu salon etrafında sıralanır.

Evlerde mekanları birbirine bağlayan kapılar basit ve gösterişsizdir. Bütün kapılar eşikli ve demir mandallı kapı kolu sistemi ile yapılmış olup, kapı boyutları, bulundukları konuma ve fonksiyonlara göre değişik büyüklüklerde olabilmektedir.

Evlerin duvar kalınlığı (dolgu duvarlar) 60-70 cm’dir. Bu yüzden mekan içerisinden bakıldığında pencereler loş bir hava verir. Döşemeler ise zeminde (alt katta) sıkıştırılmış killi toprak veya düzgün sal taşları ile, üstlerde ise ahşap malzeme ile kaplanır. Her odanın pencere önünde yüksekliği 30-50 cm, genişliği 50-90 cm arasında değişen sedirler mevcuttur.


Evin en önemli ve en geniş yerlerinden birisi olan mutfak içerisinde ocak bulunur. Yemek odasının hemen altında bulunduğundan mutfaktan yemek odasına, yiyecek ve içecekler asansörvari bir makara sistemiyle duvar içerisindeki boşluktan çıkarılır ve indirilir. Alt katta bulunan banyonun en ilginç özelliği ise, "çol" denilen, günümüz küvetini andıran, suyun etrafa sıçramasını engelleyen, köşeye yapılmış ayrı ve açık bir kısım bulunmasıdır.

Evin iç duvarlarının tamamında sıva olarak, saman, keçi kılı ve sönmüş kireç karışımı bir tür harç kullanılmakta, sonradan badana yapılarak duvar yüzeyi tamamlanmaktadır. Duvar boyunun yarısında ‘areğan’ denilen hatıllar kullanılır. Dam kısmı ise kalın areğanlar üst üste konularak, aralarındaki boşluğunda meşe çeperi doldurularak ve akabinde bunların üstü önce çamur sonrada toprak ile örtülerek yapılır.

Günümüzde yıkılmaya yüz tutmuş, gelişen teknik yapılara yenilmiş bu evlerden bir kaçına şehir merkezinde rastlamak hala mümkündür.

Kaleler

Muş Kalesi: Muş merkezde bulunan kale, şehrin en eski yerleşim birimlerinden birisi olup kesin yapılış tarihi ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kale, Hz. Ömer döneminde Müslümanların eline geçmiş, zaman içinde derebeyleri, Bağdat’taki Abbasi halifelerine tabi olarak kale ve çevrenin idaresi için memur kılınmışlardır. Uzun süren savaşların etkisiyle büyük bir kısmı yıkılmış olan kalenin batı tarafında tahrip olmuş Arap mezarlığı, Selçuklu mezarlığı ve Osmanlı mezarlığı iç içe geçmiş ve dağınık bir halde görülebilir.

Muşet Kalesi: Muş’un güneyindeki Kızıl Ziyaret Tepesi’nde bulunan kale, Urartular tarafından yapılmış, ancak sonraki devirlerde yapılan çeşitli onarımlarla özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir.

Askeri amaçlı yapının çeşitli onarımlar geçirerek Ortaçağ’da kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Camiler, Kiliseler, Manastırlar

Ulu Camii: Avlusunda yatan Şeyh Muhammed-i Mağribi tarafından yaptırılan Ulu Cami, Alaeddin Bey ve Hacı Şeref camilerinin batısındadır. Mimari özelliklerinden dolayı 14. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen cami, moloz taştan yapılmış, dikdörtgen, planlı ve kitabesizdir.


Ana mekan, ortada kubbe, yanlarda beşik tonoz örtülü olup, kuzeyinde kesme taştan üç kubbeli son cemaat yeri vardır. Yine kesme taştan yapılmış, sade taç kapı sivri kemerli bir niş içindedir. Batı duvarı dışında öbür duvarlarda ikişer pencere vardır. Minaresi, depremden zarar görmüş olup, aslına sadık kalınarak 1968 ve 1972 yıllarında onarım yapılmıştır.
Hacı Şeref Camii: Bir Selçuklu yapısı olan Arslanlı Hanın içinde bulunan cami 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Ana mekanı kare planlı olup, ortada büyük yanlarda basık kubbelerle örtülmüştür. Sade mihrabı yuvarlak kemerli ve niş biçimindedir. Camiye sonradan eklenilen minare 1902 yılında, son cemaat yeri ise 1997 yılında inşa edilmiştir.


Alaaddin Bey (Paşa) Camii: Cami, 18. yüzyıl başlarında şehrin valisi Alaaddin Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortada büyük, yanlarda ise küçük kubbelerle örtülü ana mekan kare planlı olup, dokuz nefe ayrılmıştır. Ana mekana, üç basık kubbeyle örtülü son cemaat yerindeki taç kapıdan geçilerek ulaşılır. Taçkapının yanları, kabartma kandil motifleri, orta nefte yer alan mihrap da, sütunçeler ve bitki motifleriyle süslenmiş caminin minaresi kare kaideli silindir gövdeli olup, iki renkli kesme taştan yapılıdır.

Çanlı Kilise (Surp Garabet): Yaygın Beldesine bağlı Yukarı Yongalı köyünde bulunmaktadır. İlk yapıldığı dönemlerde “Ateş Tapınağı” olarak kullanılan kilise, Sasaniler tarafından 399 yılında Hıristiyanların ibadetine açılmıştır. Bugün halen kalıntıları mevcut olan kilise, yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği yerlerden birisidir.

Arak Manastırı: Muş merkeze bağlı Kepenek köyünde bulunan kilisenin, 499 yılında Sasaniler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilise, manastır ve alışveriş merkezi olarak kullanılmıştır.

Büyük bir alana yayılmış olan manastırın 360 odası vardır. Odalar, yılın günlerini simgelemektedir. Özellikle kabartmaları ilginçtir.

Sironk Kilisesi: Muş merkeze bağlı Kırköy beldesinde bulunan kilise, 651 yılında yapılmıştır. Günümüzde yıkık bir durumda olmasına rağmen yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir.

Meryem Ana Kilisesi: Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen Meryem Ana Kilisesi, Muş kent merkezinde bulunmaktadır. İldeki diğer kiliselere oranla daha iyi durumda olan kilisenin sadece üst tavanı yıkılmış olup ana mekanı ziyaret edilebilir durumdadır.



Hamamlar

Alaaddin Bey Hamamı: Muş şehir merkezinde bulunan hamam, Alaaddin Bey tarafından Alaaddin Bey Camii ile aynı tarihte yaptırılmıştır. Günümüzde de kullanılmakta olan hamam Osmanlı son dönem eserlerinden birisidir.

Yapı malzemesi ve mimari özellikleri, Alaaddin Bey Camii ile benzer nitelikte olan eserin iç süslemelerinde bitki motifleri kullanılmıştır. Hamamın ilginç bir özelliği de, büyük locaya girişte, kapının hemen üzerindeki kaplumbağa kabartmasının bulunmasıdır.

Güllü Hamam: Muş'un tabii afetlerde yıkılan bir diğer hamamı da Güllü Hamam’dır. Ker*** yapısı, Horasan harcı ile moloz taşlardan örülen duvarlar ile desteklenen hamamın en büyük özelliği, “Türk üçgeni” denilen ve kubbelere taşıyıcı görevi sağlayan üçgenin kullanılmış olmasıdır.

Hanlar

Yıldızlı Han: Muş kent merkezinde bulunan ve iki katlı olan Yıldızlı Han, 1307 yılında inşa edilmiştir. Alt katı kesme taştan, üst katı ise Selçuklu mimari yapısına uygun olarak ker***ten yapılmıştır. İçinde toplam 52 dükkân olan hanın bir bölümü yıkılmış cephesi, onarım görmüştür. Ancak, giriş kapısındaki taş oyma motifler zarar görmemiştir.

Türbeler


İbrahim Samidi (Zerzemi) Türbesi: Alaaddin Bey Hamamı’nın karşısındaki bahçede olan türbe, dikdörtgen planlı iki odadan oluşmakta, yapım şekli Selçuklu Türk mezar mimarisini hatırlatmaktadır. Yöre insanları, ruhi bozukluklar, çeşitli sıkıntılar ve sıtma hastalıklarına karşı şifa için türbeye dua etmeye gelmektedirler.

Kesik Baş Türbesi: Hacı Şeref Camii’nin avlusunda bulunan türbeden günümüze sadece cami duvarına bitişik iki mezar kalmıştır. Bu mezarlar yakın geçmişte onarılmış olup, caminin doğu duvarına bitişik dış cephede yer almaktadır. Mezarların orijinal yapım malzemesi ve şahideleri kayıp olmuş, ancak sonradan mozaikli beton ile yenilenmiştir. Üzeri demir kafes ile çevrili ve dış cephesi ahlat taşı ile kaplı olan mevcut mezar yapısı, dikdörtgen prizma konumunda, yerden 80-120 cm. yüksekliğindedir. Rivayete göre bu zat savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen kopan başını koltuğunun altına alarak savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek şehit olmuştur.

Göller

Haçlı (Kazan) Gölü: Bulanık ilçesinin güneydoğusunda yer alan gölün suları çoğunlukla bulanıktır. Gölde başta sazan olmak üzere çeşitli tatlı su balıkları yaşamaktadır.

Akdoğan Gölleri: (Büyük ve Küçük Hamurpet) Varto ilçe merkezinin doğusunda yer alan büyük Akdoğan gölünün yüzölçümü yaklaşık 11 km² 'dir. Gölde sazan ve alabalık yaşamaktadır. Göl çevresinde ise Kunduz Ördek ve Turna gibi av hayvanları yaşamaktadır.

Kaz (Gaz) Gölü: Malazgirt ilçesinin Aktuzla beldesinin, kuzeydoğu kesiminde yer alan bu küçük göl oluşum itibari ile karstik bir göldür.




  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 29-07-2006   #44 (mesaj-linki)
TheGrudge
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

FETHİYE HAKKINDA
Fethiye Mendos dağının eteklerine adını verdiği körfezin çevresine yerleşmiş şirin bir Akdeniz kentidir. Akdeniz iklimine has ılık ve güneşli bir kış gününde kordondaki çay bahçelerinden birinde çayınızı yudumlarken, etekleri çam ormanlarıyla bezeli başı dumanlı dağlar, doruklarındaki karla size bir kez daha cennete hoşgeldiniz diyecektir. Kurak uzun ve sıcak yazlar, yağışlı ılık ve kısa kışlar Fethiye'nin iklim özellikleridir.

ÖLÜDENİZ:
Uzun kumsalı, kıyıya kadar inen çam ağaçları, sürekli değişen mavisi ile Ölüdeniz ve Belcekız koyları, yılın on ayında denize girebileceğiniz cennetten birer köşedir.

SAKLIKENT:
Yaz aylarında Fethiye'nin vazgeçilmez bir piknik yeridir. Yüzyıllardır akan kar sularının açtığı kanyon yaklaşık 18 km uzunluğundadır.



KAYAKÖY:
19.yy'da Türk ve Rum nüfusu ile birlikte, yörenin en önemli yerleşim merkezlerinden biridir.
ÇALIŞ:
Fethiye'nin 4 Km. kuzeyinde yörenin önemli konaklama ve eğlence merkezlerinden biridir. Şairane gün batımı ve pırıl pırıl denizi görülmeye değer.
TLOS (Yaka Köy):
Likya bölgesinin en eski yerleşim alanlarından biridir. Kalesi ve kaya mezarları ile oldukça ilginç bir yapı oluşturur.
ONİKİ ADALAR - ŞÖVALYE ADASI:
Şövalye adasından başlayarak Fethiye körfezinin batı ve kuzey batısındaki Karanlıkiçi olarak adlandırılan bu adalar yumağını, günübirlik düzenlenen bir mavi yolculukla gezebilirsiniz.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 29-07-2006   #45 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

Ardahan



Ardahan İli yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir. İlimiz, M.S.628 yılında Hazar ürklerinin bir kolu olan Arda Türklerinin eline geçerek Ardahan adını almıştır. 1876-1877 Osmanlı-Rus savaşı sonunda savaş tazminatı olarak 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşmasıyla Ruslara bırakılan Ardahan, 1918 Brest-Litowsk Antlaşmasıyla Anavatana kavuşmuş ise de 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile ordumuzun çekilmesi sonucu, Ermeni ve Gürcülerin işgaline hedef olmuştur. 30 Kasım 1918 tarihinde İlimiz’ de kurulan Milli Şura Hükümeti tarafından Mondros Mütarekesi şartları reddedilmiş, Milli Şura Hükümeti, Kurtuluş Savaşımızla bütünleşerek Kazım Karabekir Paşa ve Halit Paşa Komutasındaki şanlı ordumuz tarafından 23 Şubat 1921 tarihinde kurtarılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra il olan Ardahan, 1926 yılında ilçe yapılarak, Kars iline bağlanmış, daha sonra 27.05.1992 tarih ve 3806 sayılı Kanunla tekrar il statüsüne kavuşturulmuştur.

Son Düzenleyen Hi-LaL; 01-08-2006 @ 03:07.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 31-07-2006   #46 (mesaj-linki)
GusinapsE - avatarı
AĞVA

AĞVA
Ağva, Çanak ve Göksu dereleri arasında kalmış, alüvyonlar üzerine kurulmuş bir sahil kasabası.Yazlık konut istilasından da şimdilik korunmuş.
Eski zamanlarda Ceneviz ve Venediklilerin kolonisiymiş.
Ağva’nın plajı 50 metre eninde 2.5 km. uzunluğunda ve önünde uzanan deniz pırıl pırıl. Son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlayan Ağva şirin balıkçı köyünden tatil beldesi olmaya geçiyor. Kiralayacağınız tekne ile 15 - 20 dakika uzaklıkta bulunan koyları, adacıkları, dantel gibi oyulmuş anıtsal kayaları bir çırpıda görebilirsiniz. Bu pastoral yolculuğunuzda açık hava müzesi geziyormuşcasına bir hisse kapılabilir, video kameranız ya da fotoğraf makinanızla çekebilecek bol malzeme bulabilirsiniz.
Kocaeli’nin Çal tepesinden kaynaklanıp gelen Çanak ve Göksu derelerinde motor kiralayarak gezerken zıpkınla balık avlamayı deneyebilirsiniz. Kayaların altında levrek, çinekop yataklarına da rastlarsınız. Boğazın ve Marmara’nın Karadeniz’den göçen tekir, palamut, lüfer gibi balıkları bu yolculuklarında önce Ağvalı balıkçılarının ağına takılıyorlar. Buzhane görmeden masanıza geliyorlar. Çinekop, levrek, kefal ve tabii kalkan da var. Hangi mevsimde giderseniz o mevsimin balığını yiyeceksiniz taze taze. Sazan, turna gibi tatlı su balıkları da yiyebilirsiniz. Meraklısına pavurya da bulunacağını ekleyelim.
Ağva kara avcılığına da elverişli. Mevsimine göre yaban ördeği, bıldırcın, çulluk avlanabiliyor. Deniz suyu içip taflan denilen maki türü bir bitki yiyerek beslenen dağ keçileri ise hızla çoğalıyor. Tadına bakanların dediğine göre eti de karaca lezzetindeymiş. Dere kenarında bir dizi lokanta var, fiyatları da popüler turistik yörelerden epeyce ucuz.
Ağva’da daracık sokakların keyfini çıkarmak için arabanızı meydanda bırakıp yürüyerek dolaşın. Ama tekne ile denizden yapılacak bir geziye katılanlar denizle rüzgarın oydukları ilginç kayaları gürürler. Bunların en ünlüsü de görüntüsü ve rengi ile duvaklı bir geline benzeyen Gelin Kayası. Mağara ve adacıklar kayalara eşlik ediyor. Karadan, Dilbucaklı köyü üzerinden de gidilebilen Kilimli koyu ince kumlu plajı ile güzel bir mola yeri olabilir tekne gezisinde.
Ben Ayışığı Sonatı dinleyerek, dereye olta atmak, içkimi de jazz dinleyerek içmek istiyorum, derseniz Riverside Pansiyona gideceksiniz.



Yeşille çevrelenmiş Ağva’nın bir yanı deniz, öte yanı dere. İstanbul’a, İzmit’e yakın, buna rağmen henaz yazlık ev müteahhitlerinin büyük taarruzuna uğramamış. Kimbilir ne kadar
dayanabilecek ?



Marmara Bölgesi’nde oturan ve tatil için sakin, "kafa dinleyecek yer" arayanlardansanız yaz-kış gidebileceğiniz bir yer Ağva.




Karadeniz kıyısında dere ile denizin bu kadar güzel kaynaştığı, birbirine barışık olduğu , denizin dalgalarının derenin koynuna sokulduğu başka yer azdır. Plajı da uzun kumsalı ile güzel.






Karadeniz Ağva sahillerinde kayaları bir dantel gibi işlemiş.






"Bütün ırmaklar denize akar" denir ya, bu iş Ağva’da tersine gibi.





Sanki ırmak denize akmıyor da deniz karanın içine ince uzun bir körfez gibi sokuluyor. Derede motor gezisi yapabilir, kıyısındaki lokantalara oturup, karadeniz balıklarının tadına bakabilirsiniz.











Son Düzenleyen GusinapsE; 03-08-2006 @ 16:43.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 01-08-2006   #47 (mesaj-linki)
Hi-LaL - avatarı
İstanbullu için farklı tatil yerleri...

İstanbullu için farklı tatil yerleri...

Yaz aylarını İstanbul"da çalışarak geçirecek olanlar için haftasonu özel bir değer taşıyor. Eğer bu yaz izne çıkamıyorsanız, uzaklara bir tatil planı yapacak olanak bulamıyorsanız, haftasonlarınızı yakın beldelerde dinlenerek ve eğlenerek geçirebilirsiniz.

KIYIKÖY
İstanbul"a 160 kilometre uzaklıktaki Kıyıköy, Kırklareli"ne bağlı şirin mi şirin bir köy. Karadeniz"e bakan bir yükseltide, Papuç ve Kazan derelerinin ortasında kurulan Kıyıköy, bir zamanlar Midye adıyla da anılıyordu. İstanbul"dan yola çıktığınızda Çerkezköy yolundan Saray istikametine dönerek Kıyıköy"e ulaşabilirsiniz. Saray"a vardığınızda, Kıyıköy sapağına girmeniz gerekiyor. Virajlı bir yol ama manzarası harika. Hem yolda dinlenmeniz, piknik yapmanız, temiz havayı soluyarak kafanızını dinlemeniz de mümkün.

Bu doğa harikası köy, Bizans döneminde bir sayfiye yeri olarak biliniyordu. O zamanki adı Salmidores"ti. Köyün girişindeki sur kalıntıları o dönemlerden. Bir de tarihi Aya Nikola Manastırı var. Manastırın Cenevizliler"den kaldığı da söyleniyor. Kıyıköy"ü popüler yapan özellikleri, denizi ve havası. Burada hem doğayla içiçesiniz, hem denize girebiliyorsunuz, hem de sakin bir balıkçı köyünün huzurunu yaşıyorsunuz. Kıyıköy"e İstanbul"dan turlar da düzenleniyor.

Doğa gezileri ve trekking severler bu tarihi köyün keyfini günübirlik de olsa yaşıyorlar. İlkbahar ve yaz aylarında büyük rağbet gören Kıyıköy"de balık yemenin de tadı başka.

KERPE
Kandıra" ya 10 km., İzmit" e 50 km. uzaklıkta masmavi deniziyle, sırtını çam ormanlarına dayamış şirin bir Karadeniz köyüdür, Kerpe. Eskiden pek bilinmeyen Kerpe, tanıyanların kıskançlıkla kendilerine sakladıkları bir yerdi. Yıllarca, eletiriksiz, susuz hatta yolsuz olmasına rağmen tutkunları tarafından vazgeçilemeyen bir yerleşim yeri olarak yaşadı. Popülerliği gün geçtikçe artan Kerpe"nin günümüzde böyle sorunları bulunmuyor.

Kerpe" deki eşsiz güzellikteki �Kayalıklar� ise birçok insanın buraya gelmesi için en önemli neden durumunda. Tırmanarak ya da dalarak değişik heyecanlar yaşayabileceğiniz Kerpe Kayalıkları"nda, ilginç mağaralar da bulunuyor. Özellikle kayaların altındaki boşluklar, dalış sporu meraklıları için ideal. Kaya tırmanışı, trekking, dalgıçlık, balıkçılık, hiking ve yüzme gibi uğraşlarla ilgileniyorsanız, Kerpe sizin için ayrı bir cazibeye bürünecek.

Kerpe son derece elverişli bir coğrafi konuma sahip, sırtını alabildiğine sık çam ormanlarına dayamış, bu şekilde kuzeyden rüzgar almıyor. Denizi ise çocuklu aileler için ideal. Karadenizin o meşhur dalgasını burada görmeniz mümkün değil. Kayalıkların harici ise tamamıyla kum. Su, 150 metre ileride bile bazı yerlerde boyu geçmeyecek kadar sığ olabiliyor.

SİLİVRİ
İstanbul"un 67 kilometre güneybatısında bulunan güzel bir sahil kenti olan Silivri, en çok ilkbahar ve yaz aylarında ziyaret ediliyor. Ancak Silivri dört mevsim rahatlıkla ziyaret edebileceğiniz, dinlenip güzel deniz manzarasının tadını çıkarabileceğiniz, huzurlu havasında ailenizle ve sevdiklerinizle birlikte hoşça zaman geçirebileceğini bir yer. Silivri"de zaman daha ağır akıyor ve daha şenlikli geçiyor...

Silivri"nin İstanbul"a yakınlığı ve İstanbul"un giriş kapısı niteliğini taşıması, sahip olduğu tarihi ve doğa özellikleri dikkate alındığında turizm konusunda önemli taşıdığı görülüyor. Silivri"nin 45 km uzunluğunda sahil şeridi yaz aylarında yüzmek ve serinlemek isteyen pek çok kişiyi mıknatıs gibi çekiyor. Sahil şeridinin bazı alanlarında oluşturulan park ve gezi yerleri, ilçeye gelen misafirlere dinlenme ve eğlenme imkanı sağlıyor. Deniz sporlarına meraklıysanız, Silivri kıyıları sizin için bir cennet.

MÜREFTE
Kuzeye bakan yamaçlarından ayrı bir şarap, güneye bakan yamaçlarından ayrı bir lezzetin çıktığı ıhlamur ve kekik kokusunun sarmaladığı yoldaki yolculuğunuzun ilk durağı Hoşköy Feneri. Eski ismi Hora olan fener, Hoşköy"ün Mürefte yakınlarında bulunuyor. Marmara Denizi"nde seyreden gemilerin rota feneri olan Hora, deniz seviyesinden 50 metre yükseklikte olup, kule yüksekliği ise 20 metre. 1861 yılında Fransızlar tarafından yapılmış. Fener kulesi Fransa"dan orijinal olarak getirilmiş bulunan döküm paneller ve putrel demirlerden çelik konstrüksiyon olarak yapılmış, halen günümüzde de bu orijinalliğini muhafaza ediyor. Fenerde ışık kaynağı olarak ilk olarak fitilli gaz yağı lambası, daha sonra LPG ile çalışan parlak ışıklı manşonlu ( gömlekli ) lambalar, şu anda ise 1000 W"lık elektrik lambası ile aydınlatma kullanılıyor. Deniz ve bağlıkların tam ortasındaki bu feneri dolaştıktan sonra, deniz, üzüm, zeytin ve iğde kokularının birbirine karıştığı, bir zamanların küçük İstanbul"u, rüzgarlı kasaba, Mürefte karşılayacak sizi. Yaşadığı deprem ve yangınlardan dolayı tarihi dokusundan fazla birşey bulamayacağınız Mürefte, doğal güzellikleri, tadına doyum olmaz mutfağı ile tam bir konaklama yeri.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-08-2006   #48 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

AVŞA ADASI


Tarihçe

Tarihçe Adanın ilk yerli hakkındaki ilk yazılı bilgiler, coğrafyacı strabo ile tarihçi Plinius'un kitaplarında bulunuyor. Ancak bu tarihte çok önce Ankara ile bağlantı henüz varken avcılıkla geçinen bazı ilken toplulukların bölgeye geçen hayvanları izlediği, ana kara ile bağlantı kesilince kendilerine yani bir yaşam biçimi geliştirdikleri kısıntıya uğrayan avcılığa azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçimlerini sağlamaya çalıştıklarını düşüne biliriz.Ayrıca fazla tehlike olmayan kapı dağı adalar denizini aşarak gelen topluluklar olabileceği göz ardı edilmemeli. Durum ne olursa olsun son yıllarda Avşa kumsallarında bulunan çeşitli çakmak taşı, kemik pişmiş toprak aletler ile değişik taş baltaşimin coğrafyacı ile tarihçinin yazdıklarından çok daha eskilere gittiğini ortaya koyuyor. Ayrıca kuyu hafriyatlarından deniz seviyesinin 4 metre daha derinde çıkan çanak-çömlek örneklerinden Marmara Denizi'nin en az dört metre yüksekliği veya adaya 4 metre çökertecek şiddetli bir yer sarsıntısının olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu bulgular ile ilk yazılı belgeler arasındaki Bu bulgular ile ilk yazılı belgeler arasındaki boşluğu dolduracak bilgilere henüz sahip değiliz. Dolayısıyla bu konuda arkeologlarımızın yardımına ihtiyacımız var. Kizikoslu Diogenes Propontis adalarından söz ederken Ofiousa ile Fisia'yı birbirinden ayırma gereğine duyuyor. Plinius adaya Ophiussa diyor. Bizans tarihlerinde adının adı Afousia olarak geçmekte. Adalarda incelemeler yapan tarihçi Gedeon'a patrikhane tarafından verilen 1892 tarihli tavsiye name de adanın adı Adusia olarak yazılmış. Rumlar ise buraya, göç etmeden önce Afissia adını vermişlerdi. Halen eski adı Türkçeleştirilmiş olarak kullanılmaktadır:AVŞA. Ada genelde hiçbir zaman büyük gelişmeler göstermemiş Hristiyan din adamlarının sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Halen ada da bir manastır (St.George) ile bir şapel harabesin den başka eski eser izi kalmamıştır. Avşa'ya ulaşmak çok kolaydır. Yazın her sabah Karaköy Rıhtımı'ndan bir, bazı günler ise iki vapur kalkar ve sizi altı saat te Avşa'ya ulaştırır. Temmuz ile Ağustos aylarında Sirkeci'den kalkıp Bostancı'ya uğrayan bir. bazı günler ise iki deniz otobüsü aynı yolu üç saatte alır. İsterseniz Erdek'ten büyük motorlar veya feribotla iki saatte ulaşabilirsiniz. Dilerseniz Tekirdağ-Avşa, Şarköy-Avşa seferi yapan büyük motorlar bulabilirsiniz. Onlarda sizi iki saatte Avşa İskelesine bırakırlar. Dünyada bütün yollar Roma'ya çıkıyorsa, gördüğünüz gibi Marmara'da bütün yollar Avşa'ya gider. Avşa Adasında Bulunan Manastıra Ait Görüntüler Avşa Adasında bulunan manastır 30 odalı olduğu sanılmakta ve manastırın adada daha önce yaşamış olan rumlar tarafından yapıldığı saptanmıştır. Halen adada HAGİOS GEORGİES MANASTIRI ve AYORGİ HARABESİ kalıntıları aşağıda görüldüğü gibidir


Coğrafya

Coğrafya Adanın Konumu : Marmara Denizi'nin güney batısında 3 büyük (Marmara-Avşa-Paşalimanı) ve 9 küçük (Ekinlik-Koyun-Mamali-Hasır-Pale-Fener-Asmalı ve Paşalimanı koyundaki iki adacık) ada vardır.Marmara adaları ismini taşıyan bu adalar,yapı ve yer şekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası'nın Marmara Denizi'ndeki uzantısı görünümündedirler. 4. zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması sonunda,anakara Kapıdağ Yarımadası'ndan ve birbirinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır. Avşa Adası'nın Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 m arasındadır.Sadece Ekinlik Adası'nı birleştiren kara parçası 1-4 m derinlikte olduğundan sakin havalar da bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır.Adanın uzunluğu 9 km,eni 4 km kadardır.Toplam yüzölçümü 36 km²'dir.Adanın batısında üzerinde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.

Coğrafi Yapısı :
Takım adalara adını veren ve grubun en büyüğü olan Marmara Adası orta kesiminde 700 metreyi bulan yüksek bir ada görünümünde iken, Paşalimanı, Avşa ve Ekinlik adaları yüksekliği 100-250 metre arasında değişin basık ve yumuşak görünümlü yassı adalardır ve İstanbul'a yaklaşık 65 (64.840) Mil uzaklıktadırlar. İstanbul'un kirli kıyılarından kaçanlar ile deniz ve tatil hasretlerini gidermek isteyen Ankaralılar gözlerini marmara'nın bu güzel adalarına çevirdiler. İlk öncüler Marmara Adası'na ayak bastılarsa da kıyıdaki kumsalların azlığı hemen arkada yükselen ve dikleşen arazi ile Beldeye Teşkilatının katı imar kuralları yüzünden gözlerini biraz ötede kıyıları boyunca uzanan geniş ve ince kumlu plajlar, yumuşak arazi yapısına sahip Avşa Adası'na çevirdiler. Ayrıca henüz konut yapımına daha yumuşak bakan Köy Kanunları (1992'de belediye oldu) geçerli idi. Bu nedenle 1969 yılından itibaren Avşa Adası Marmara Bölgesi'nin vazgeçilmez trustlik merkezi durumuna geldi. Bu olay köy ekonomisinin birden bire gelişmesine ve aranan her şeyi kolayca bulunduğu bir konuma getirdi. Avşa Adası, diğer adalar gibi anakara Kapıdağı'na bağlı idi. Dördüncü zamanın sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ile anakaradan ve birbirlerinden ayrıldılar. Bu nedenle Avşa ile Marmara Adası arasındaki derinlik 35 metrede kalır. Avşa ile diğer adalar ve Kapıdağ arasındaki derinlikler 16 metreyi geçmez. Özellikle Avşa ile ekinlik adasını birleştiren kara parçası 1 metre ile 4 metre derinliği ancak bulur. Sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkündür.Adanın yapılan zemin etütlerinde granit taştan oluşmuş olduğu uzmanlar tarafından belgelenmiştir.17 ağustos 1999 depreminden sonra adada hiç bir yıkım olmamıştır.

İklim:
Avşa Adası Marmara'nın orta bölümünde bulunduğu için bölge iklimi gibi bazı özellikler taşır Akdeniz ikliminin birçok özelliğini yansıttığı gibi Karadeniz'in etkisi de kendini gösterir. Kış döneminde bu bölgenin güneyinde ve Akdeniz üzerinde oluşan hava akımları alanı orta ve doğu Avrupa üzerinde bulunan kuzey cephenin güney doğru kayması sonucu batıdan gelen kar ve yağmur getiren siklonların ve bunların cephesel faaliyetlerinin etkisinde kalır. Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar. Bunun yerini farklı bir sistem alır. Bu değişiş güneşin görünürdeki hareketi ile Büyük sahra üzerindeki yüksek basınç kuşağının Akdeniz üzerine yerleşmesi ve bu iklim bölgesinin Marmara'yı etkisel altına almasında ileri gelir. Ortalama sıcaklık ile en soğuk ay Ocak'tır. Yaz döneminde bir tarafta Basra Körfezi'nde oluşan alçak basınç, diğer taraftan Avrupa üzerindeki yüksek basıncın sonucu ada kuzey, kuzeybatı yönlü rüzgarların etkisinde kalır. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için ada yazın kuzeydeki soğuk cephenin dalgalanışına bağlı olarak bazen kısa süreli fırtınaların etkisinde kalır. Bu kısa süreli fırtınalar Avşa'nın güzelliğine renk katar. Köpüklü bir denizin güzelliğini seyretmek kadar güzel şey yoktur adada. En sıcak ay 24.6 ortalama sıcaklık ile Temmuz'dur Yağmurlar en çok Aralık ayında görülür. Çok nadir olarak yağan kar Ocak Şubat aylarında düşer


Turizm

Adada son on yılda turizm de büyük bir artış görülmüştür.Günümüz Türkiye'sinin gelir sağlamada büyük ve temiz kazanç sağlayan turizm Avşa adası içinde etkili olmuştur. Avşa adası hem turistlik hem de tatil yapmak için uygun oluşu ise adaya daha fazla bir önem kazandırmaktadır.Sizler Avşa adasına hala gitmediyseniz bir an önce gitmenizde yarar var !



  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-08-2006   #49 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

A K B U K
Akbük ilçemizin; koyları dantel gibi işlenmiş mavi ile yeşilin kucaklaştığı şirin bir taitl beldesidir. Gürültüden uzak, temiz hava ve kolibasilsiz denizi ile turizmimizin de önemli merkezlerinden birisidir. Yaklaşık onbir kilometrelik bir sahil şeridinde kurulu bulunan Akbük her türlü deniz sporunun yapılmasına da müsayittir.
Yeşil alanların çokluğu ile dikkat çeken Akbük, denizin mavisi ile ormanın yeşilinin buluşma noktasında tatil arzulayanlar için bulunmaz bir cennettir. Boş bin hekrarlık bir alanı kaplayan Akbük, kooperatiflerin yanı sıra oteller, pansiyonlar, tatil köyleri, barlar, discolar ve tüm kentsel donanımları ile moderm bir kent görünümündedir.

Akbük 1991 yılında alınan bir kararla Belediye stasüsünü kazandı. O tarihten bu güne geçen kısacık zaman diliminde köyden kentleşmeye doğru gelişimin başarılı bir örneğinin hayata geçtiği Akbük'ün ekonomisi ağırlıklı olarak turizme ve balıkçılığa dayalıdır.

Balık çiftlikleri ekonomimizegirdi sağlamanın sanı sıra, Akbük'ün tanıtımında da rol oynamaktadır. Diğer taraftan hızlı gelişimi ile bugün önemli bir turistik potansiyelin varolduğu Akbük Avrupalı turistlerin gözde merkezlerinden birisidir. Tarihi eserler açısından ise Akbük'te en büyük önemli Rumlardan kalma kilise taşımaktadır. Orjinal yapısı ile günümüzde sapasağlam olan kilise her yıl binlerce turistin uğrak yeridir. Akbük'ün Belediye Başkanı 1992 yılından günümüze değin İbrahim Şam'dır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 18-08-2006   #50 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi

ALAÇATI


NASIL GİDİLİRİstanbul'dan çıkışta Yenikapı'dan feribota aracınızla binip Bandırma'da inince, direksiyona yeni geçmenin zindeliği ile yola başlıyor; 300 km sonra Balıkesir çevre yolu, Manisa üzeri İzmir'e ve Çeşme otoyolunun 71 km'sini kullanarak Alaçatı'ya ulaşıyorsunuz. Bandırma'dan sonra 4-5 saatlik yol surf tutkunları için kışın bile gelmeye değiyor.

NE YENİR?
Alaçatı'nın kumlu ve kireçli toprağında yetişen tatlı ve sert kavunu çok ünlü. Yerken genzinizden yoğun kavun kokusu geliyor. Bir de yılbaşı kavunu var. Eylül ayında ipe asıp yere temas ettirmeden saklarsanız, çürümeden aylar sonra da yiyebiliyorsunuz. Alaçatılılar, bu yöntemle yeni mahsul kavun çıkana kadar bir önceki yılın kavununu saklıyorlar. Alaçatı'nın uzantısı Mersin liman mevkiinde, çipura çiftliği var. Buradan günlük taze balık alınabiliyor. Mevsiminde küçük körpe sakız enginarı leziz oluyor. Hemen hemen her dondurmacıda sakız dondurması var. Ayrıca muhallebi ve sütlaca da karıştırılan sakız reçeli de bulunuyor. Yarımadanın karşısında Sakız Adası'ndan getirilen sakızlar kullanılıyor. Adada sakız ağaçlarından sakız damlalarını tek tek çocuklar ve yaşlı kadınlar topluyorlar. Nedeni ise sabırlı olmaları. Alaçatı'daki Özlin cafe'de, kabak çiçeği dolması ve mantısını aile işletmesi tesisin büyük keçiboynuzu ağacı altında yiyebilirsiniz. Büke Pansiyon'da ise Güngör hanımın özel asma filizi yaprak dolması ve surf'çü böreği tadılması gerekenlerden. Alaçatı liman içindeki Fahir Balık Restoranı kömür ateşinde ızgara balık yapıyor. Salaş ama temiz. Surf Paradise Club Cafe'de ise fast-food yiyecekler; 15 günde bir yapılan surf yarışları ya da akşamları danslı barbekü partileri eşliğinde yeniliyor. Kışın mevsim çorbaları yapılıyor. Kalafatoğlu Beach Club surf okulu restoranı, Süzer Oteli restoranı ve günübirlik kalınan tesislerin restoranları diğer seçenekleri oluşturuyor.



NEREDE KALINIR?
Süzer Otel, Çark Pansiyon, Herman Pansiyon, Büke Pansiyon konaklayabileceğiniz tesisler.

Süzer Otel
204 odalı otel 4 yıldızlı konfor sunuyor. Açık havuz, çocuk havuzu, Türk hamamı, jakuzi, sauna, masaj, fitness, restoranlar, barlar, su aktiviteleri ve dalış okulu etkinlikleri ile hizmet veriyor.
Tel: (0-232) 716 97 74

Çark Pansiyon
Alaçatı Surf Okulu'na en yakın olan pansiyonu Nazım Sancaklı'nın aile işletmesi. Surfçülerin tercihi olan Çark Nako Pansiyon'un bahçesi ve otoparkı bulunuyor.
Tel0-232) 716 73 09


Herman Pansiyon
Alaçatı liman mevkiinde yer alan Herman Surf Paradise Pansiyon deniz manzaralı 11 odasında Digiturk TV ve balkon bulunuyor. Pansiyonda Oda+kahvaltı imkanı bulunuyor.
Tel: (0-232) 716 62 95

Büke Pansiyon
Surf cennetine, plaja yakın 12 odalı Büke Pansiyon'a oda-kahvaltı konaklama yapılıyor. Özellikle hafta sonu rezervasyon şart.
Tel: (0-232) 716 78 71 (Değer Büke)


Alaçatı Surf Paradise Club'da çadır kurmak ve karavanla gelip konaklamak için imkanlar bulunuyor. Alaçatı kamp sahasına çadır kuran surfçüler kamp sahası içinde bulunan restoran, duş, WC gibi hizmetlerden yararlanırken
gece düzenlenen özel partilere katılabiliyorlar...


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
bölgeleri, gezi, güzel, rehberi, tatil, türkiye, yurdumun
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri - Türkiye Gezi Rehberi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Türkiye Gezi Rehberi - Kapadokya ThinkerBeLL Türkiye Turizmi 1 02-07-2009 20:51
Türkiye Gezi Rehberi - Liste Eleftheria Türkiye Turizmi 2 04-06-2009 21:53
Dünya Gezi Rehberi: Hawaii estudiantes Dünya Turizmi 6 26-10-2008 17:30
Türkiye Gezi Rehberi - Manavgat CrasHofCinneT Türkiye Turizmi 0 10-10-2008 09:23
Dünya Gezi Rehberi: Alcatraz Hapishanesi nigra Dünya Turizmi 0 09-09-2008 21:45