| | #51 (mesaj-linki) | |
| Akçakoca - Bolu- Gölcük AKÇAKOCA İstanbul ile Ankara, Bolu dağı kesimi dışında otoyolla birbirine bağlanınca, yol çevresindeki tatil merkezlerine her iki büyük kentten ulaşmak kolaylaştı. Akçakoca artık İstanbul’dan sadece 2.5 saat uzaklıkta. İstanbul içinde bile nefes alınabilecek bir yere ulaşmak için en az 1-1.5 saat gitmek gerektiği düşünülürse, 2.5 saat süren ve büyük bölümü otobanda geçen rahat bir yolculuğu göze alıp bir haftasonu Akçakoca’da geçirmenizi öneririz. Yalnızca Akçakoca’yı görmekle kalmayacak, yol üzerindeki ve çevredeki mesire yerlerini, doğal güzellikleri ve önemli bir antik kenti görme imkanı bulacaksınız. Kalınacak yer kaygınız olmasın ikisi büyük, biri küçük üç nitelikli oteli var Akçakoca’nın. 1998’de açılacak yenileri de sırada. Hepsi de deniz kenarında ve havuzlu. Akçakoca, Düzce’nin sayfiyesi gibiydi önceleri. Henüz Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahilleri bilinmezken yerli turistlerin ilgi gösterdikleri yerlerden biriydi. Sonra bu ilgi giderek azaldı. Şehir nüfusu fazla kalabalık değil, 15.000 civarında. Roma ve Bizans uygarlıklarının iz bıraktığı kentin Diapolis olarak anıldığı biliniyor. Çevredeki en önemli tarihi kalıntı, şehrin 3 km. batısındaki Ceneviz Kalesi’dir. Deniz kenarında küçük bir tepe üzerine kurulmuş kalenin adı Ceneviz Kalesi ama Cenevizliler tarafından yapıldığı konusunda kesin bir kanıt yok. Osmanlılar döneminde onarılmış kalenin bugün sadece giriş duvarlarının bir bölümü ayakta. Kalenin içi bir mesire alanı olarak düzenlenmiş. Piknik masaları bulunan alanda bir de küçük kafeterya var. Özellikle günbatımının renk cümbüşünü izlemek için akşam üzeri gitmenizi öneririz. Kalenin her iki tarafında iki küçük kumsal var. Batı tarafında soyunma kabinlerinin bulunduğunu ve bir pidecinin hizmet verdiğini hatırlatalım. Ünlü karadeniz pidelerinden tadabileceğiniz çok sayıda lokanta var Akçakoca’da. Şehir merkezindekiler dışında, Karadeniz Ereğlisi yolu üzerinde de pideci bulabilirsiniz. Ayrıca Karadeniz Ereğlisi yolu üzerinde ve şehir merkezinin 7 km dışında Çayağzı-Kumlupınar plajı uzanıyor. Kilometrelerce uzunluktaki plajın ince kumu var ve deniz derin değil. Çevredeki tesislerden yararlanabilirsiniz. Güzel plajın kötü yanı karayolunun hemen dibinde oluşu ve trafiğin kulağınızın dibinde işlemesi. İyisi mi, yoldan uzağa, denize yakın yere yerleşin siz. Akçakoca şehir merkezi girişinde, Akçakoca oteli önünden de denize girmek mümkün. Kentin batısında Karasu’ya doğru biraz virajlı bir yolla ulaşılan çok sayıda koy bulunuyor. Yeşilliklerle bezenmiş yamaçların arasına sıkışan bu küçük koyların birinde, doğayla başbaşa bir gün geçirebilir, denize girip piknik yapabilirsiniz. Ya da yola devam edip Karaburun’un ince kumlu plajından yararlanabilirsiniz. Akçakoca şehir merkezinin 3 km kuzeyinde, tarihi Akçakoca evlerinin ve fındık bahçelerinin arasından geçerek ulaşılabilecek Cumayeri piknik alanı da görmeye değer. Dere kenarındaki piknik alanı dev bir çınar ağacının gölgesinde. Cumayeri’nde bir hamam kalıntısı ve Mehmet Ağa camisi-türbesi de bulunuyor. Akçakoca’ya gitmişken Fakıllı mağarasını mutlaka görün. Akçakoca’nın 7 km güneyinde fındıkçılıkla geçinen Fakıllı köyündeki mağaraya 15 km. uzunluğundaki bir dehlizle giriliyor. Tavandaki küçük sarkıtlar ilgi çekici. Mağaranın 1.5 km uzunluğunda olduğu ileri sürülüyor. Köy çocukları mağara için rehberlik yapıyorlar. Aydınlatma düğmesini bulmak, dar ve ıslak dehlizden geçmek için onların rehberliğine ihtiyaç duyacaksınız. Çıkışta da soğuk bir ay ran ya da çay ikramlarına evet deyin. Küçük bir bahşiş gönüllerini almaya yetecektir BOLU-GÖLCÜK-KARTALKAYA-YEDİGÖLLER BOLU Bolu çevresindeki antik yerleşimler tarihte Bithynium, Claudiopolis, Hadriana olarak anılmış. Bu kentlerden bugüne kalan görülmeye değer kalıntı yok. Kent merkezinde, Kargatepe, Hisartepe ve Hıdırlıktepe’de bu eski yerleşimlerden izler bulundu. Kalıntılar Bolu Müzesi’nde sergileniyor. Kent merkezinde Osmanlı dönemine ait en önemli yapı Kadı Camisi’dir. Orta hamam, Tabaklar hamamı ve Şemsi Paşa Camii de tarihi öneme sahiptir. Gölcük Bolu içinden 15 km’lik asfalt yolla çıkılabilen Gölcük, Abant Gölü’nün doğal yapısını andırıyor. Ama Abant’tan daha küçük. Denizden yüksekliği ise 950 metre. Çevresi sık çam ormanıyla kaplı Gölcük, hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Ankara’dan, İstanbul’dan günübirlik gelinebilir. Sabah erken yola çıkıp 2.5 saatte Gölcük’e ulaşmak mümkün. Göl çevresinde konaklama tesisi bulunmuyor. Yanınızda getirdiğiniz yiyeceklerle piknik yapabilirsiniz. Yeteri kadar piknik masası bulunuyor. Ya da dilerseniz göl manzaralı kır gazinosunda oturabilirsiniz. Et mangal yapabilir, kiremitte alabalık yiyebilirsiniz. Gezi’nin fotoğraf editörü ve yazarı Haluk Özözlü "Gölcük Kebabı"nı tavsiye ediyor. Lokanta işletmecileri, isteyene mangal, kiloyla et ve çiğ balık servisi de yapıyor. Göl çevresini çepe çevre dolaşan patika yolda yürümelisiniz. Kayık kiralayıp dolaşabilirsiniz. Keyifli ve dinlendirici bir gün geçireceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Kaplıcalar Bolu kaplıcalarıyla da ilgi görüyor. Gölcük yolu üzerinde ve Bolu’dan 7 km uzaklıkta, Aladağların eteğinde Büyük ve Küçük Kaplıca’lar bulunuyor. Sıcaklığı 44° olan kaplıca suyu yeni restore edilen Bolu Termal Otel tesislerinde değerlendiriliyor. Kartalkaya Bolu’dan Ankara’ya doğru giderken 3-4 km sonra Filiz Makarna fabrikasını göreceksiniz. Fabrikanın yanında kaliteli ve geniş kapasiteli bir lokanta var. Makarna çeşitlerinin yanısıra et yemekleri de yiyebilirsiniz. Uludağ’dan sonra büyük merkezlere yakın ikinci önemli kayak merkezi olan Kartalkaya’ya Filiz Makarna’ya gelmeden sağa ayrılan yolla çıkılıyor. Asfalt yolun bu noktadan sonraki uzunluğu 28 km. (Bir başka çıkış ise yaklaşık 7-8 km. sonra.) Kış aylarında zincir takmanız gerekebileceğini unutmayın. Takmayı bilmiyorsanız, yolunuzu gözleyen çevre köylüleri size yardımcı olacaklardır. Tabii ücret karşılığı. Zinciriniz yoksa satın alabilir veya kiralayabilirsiniz. Parasını ödeyip dönüşte iade ediyorsunuz. Kirayı kesip paranızı ödüyorlar. Kartalkaya’da farklı eğim ve zorluk derecelerine sahip kayak pistlerinin Uludağ pistlerinden daha uygun ve uzun olduğu biliniyor. Üstelik 5000 kişi kapasiteli telesiyejler için eğer otellerin birinde kalıyorsanız ücret ödemiyorsunuz. Hiç kayak yapmamış olanların pratik yapabilecekleri ayrı ve uygun pistler de var. Hocalardan ders alabilir, kayak kiralayabilirsiniz. Yedigöller Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise yeşil, sarı , kahverengi ve kızılın her tonunun birarada bulunduğu renk cümbüşünü yaşayabilmek, ağaçlar arasından sızan ışık hüzmelerinin büyüsüne kapılmak için Yedigöller’i mutlaka görmelisiniz. Fotoğrafa düşkünseniz, daha iyi bir plato bulamazsınız. Kayın, meşe, karaağaç, kızılağaç, karaçam, kavak ve köknarın birarada bulunduğu sık orman dokusu içinde 7 küçük gölden oluşuyor Yedigöller. Yedi gölün yedi ayrı adı var. Büyükgöl, Küçükgöl, Deringöl, Seringöl, Nazlıgöl, Sözlıgöl ve İncegöl. Adları bile güzel değil mi? 2900 hektarlık koca bir alanı kaplayan bölge 1965 yılında Milli Park ilan edildi. Yedigöller Milli Parkı’na giriş için aracınızın büyüklüğüne ve kişi sayısına göre ücret ödeniyor. Göllerin bulunduğu alana kadar araçla giriliyor ve park edilebiliyor. Orman işletmesinin düzenlediği piknik alanında masa ve ocaklar var. Yanınızda getirdiğiniz yiyeceklerle piknik yapabilir, canınız çektiyse alabalık üretme çiftliğinden alacağınız balıkları pişirebilirsiniz. Eskiden Milli Park içinde geyik sürüleri dolaşırmış. Sonra kalmamış. Şimdi geyik üretme çiftliği kurulmuş ve yörenin eski sakinleri yeniden boy göstermeye başlamışlar. Bolu ve çevresi turizmin her türünü içeriyor. Kayaktan termale, yeşilliklerle çevrili göllerden, trekking ve piknik yapılacak alanlara kadar her türlü turizm aktivitesi için elverişli. Gölcük bir orman denizi içinde, şirin ve küçük bir göldür. Çepeçevre piknik masaları donatılmıştır ve isterseniz kayık kiralayıp gölde bir gezinti yapabilirsiniz. Kartalkaya kayak merkezi Yedigöller Yedigöller gerçek bir doğa harikası her mevsim bir başka güzel. Yedigöller'den başka bir görüntü. | |
|
| | #52 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi İstanbul'da tatildeymiş gibi... 25 Ağustos, 2006 Plajlar bu sezon tıklım tıklım Fırat Kayakıran / cnnturk.com İstanbul'da yaşıyorsunuz... Yaz tatiline doyamadınız.... Ya da henüz tatile çıkamadınız... Üzülmeyin, Türkbükü ayarında butik plajlarda keyfinize bakın. Kilyos sahili ve Demirciköy'ün gizemli koylarında yeralan plajlar, Ege ve Akdeniz'de sunulan elegan ve düzenli tatil havasının Karadeniz'de de yaratılabileceğini kanıtlıyor. Tatil için ya İstanbul'da kalın ya da izninizi harcamadan haftasonları bu plajlardan yararlanarak tatilinizi uzatın. Burç Beach Son iki yıla kadar sadece Boğaziçi Üniversitesi akademisyen, öğrenci ve mezunlarına özel olan plaj, Mars Entertainment Group tarafindan halka açık bir şekilde işletiliyor. Rahatlatıcı atmosferi ve profesyonel işletme mantığıyla Kilyos sahilinde tatil yapanlara çok lüks bir beach club'daymış hissi tattıran Burç Beach, misafirlerin güvenliğine verdiği önemle de en çekici mekanlardan biri. ![]() Plaja ait beş cankurtaran denize girenleri akıntılara karşı megafonlarla uyarıyor, gerektiğinde de peşlerinden gidip kıyıya güvenli bir şekilde dönmelerini sağlıyor. Plajı sezonluk abone olan üyeler kullanabiliyor ancak giriş ücreti karşılığında hizmetlerden yararlanmak da mümkün. GİRİŞ ÜCRETLERİ: Haftaiçi: 20 YTL Haftasonu: 25 YTL 0-12 yaş ücretsiz Kapasite: 2 bin 500 minder ve şezlong. Konser sırasında 3 bin 500 olabiliyor. Plajın işletmesinden sorumlu Burak Gencay, Burç Beach'teki tüm aktivitilerle birlikte konser düzenlemelerine rağmen sloganlarını "parti mekanı değil, plaj mekanı sağlamaya çalışıyoruz" şeklinde özetliyor. AKTİVİTELER: Su sporları: Kite Board ve Rüzgar Sörfü. Plaj voleybol ve futbolu Petanque Masaj Bazı dönemlerde konser, dans gösterileri Haftasonları Latin grupları performansları. Burç Beach, hafta içi 09.00-20.00 ve hafta sonu 09.00-21.30 saatleri arasında açık. Adres: Kilyos Telefon: 0212 359 58 00 / 134-135 Dalia Beach Zekeriyaköy'ü geçip Demirciköy yoluna saptıktan sonra köyün içinde bir işaret sola doğru Dalia Beach'i gösteriyor. Plaj alanına etrafı ağaçlarla kaplı yemyeşil ve huzurlu bir yoldan ulaşılıyor. 2002 yılı yaz sezonunda faaliyete geçen Dalia'nın çok lezzetli deniz ürünleri sunan lokantasının yanısıra plaja bu yıl Hot Dog bar eklendi. Amigo’s tarafından işletilen barda döner, hamburger, köfte, tavuk gibi fast food menüsü de bulunuyor. ![]() Sahibi ve işletmecisi Halil Bilgin, Dalia’nın özelliklerini özetliyor: “40 dönüm tapulu arazi üzerinde kurulu. En yakın yerleşim birimi 4 kilometre mesafede. O yüzden bizim plajımız en temiz suya sahip. Çimlik alanin altı kanalizasyon deposu, dört yılda bir boşaltılıyor. Hiçbir şekilde doğaya karışmıyor. Bu yıl yeni bir iskele kurduk.” GİRİŞ ÜCRETLERİ: Haftaiçi: 20 YTL Haftasonu: 25 YTL Kahvaltı: 20 YTL Dalia’da kahvaltı serpme usulü sunuluyor. Kahvaltida Eski Toprak markalı yöresel ürünler kullanılıyor. Kuşburnu, bal, peynir, ceviz reçeli gibi ürünlerin tamamı ise ekolojik. Su sporlarından deniz bisikleti ve kano yapılabiliyor. Haftasonları ise dalgıç okulu var ve emekli bir SAT komandosu dalmayı öğretiyor. Plajda voleybol sahası da mevcut. Konaklama konusunda talep olduğunu da belirten Halil Bilgin, plajin üst bölümünde bir butik otel yapma planları olduğunu söylüyor. Plaj, sabah saat 08.00'de açılıyor. Adres: Demirciköy - Kilyos Telefon: 0212 204 01 69 - 204 03 68 Uzunya Beach Uzunya’da plajın yanı sıra restaurant, kamp ve piknik alanı da bulunmakta... Kum ve çim olmak üzere iki tarz plajı olan Uzunya, son dönemlerde yaşadığı butikleşme süreciyle birlikte bölgede huzur arayanları çekmeyi başarıyor. Kapıda insan seçimi yapılıyor, içeride herhangi bir hırsızlık olayının olmayacağı garanti ediliyor. ![]() “Müşteri profili geliştikçe, gelen insanlar daha sofistike oldukça, bizim de tesise yaptığımız yatırımın kalitesi artıyor” diyor, Uzunya'nın müdürü Sinan Kayacı. Gerçekten de çok güzel kokan ve Kilyos sahilinde alışılmışın dışında temiz bir tuvalet var. GİRİŞ ÜCRETİ: Haftasonu: 20 YTL Haftaiçi: 15 YTL 0-10 yaş ücretsiz Sinan Bey, Uzunya’ya has nitelikleri şöyle özetliyor: “İstanbul’da diğer plajlarda göremeyeceğiniz en önemli özelliğimiz şezlonglarımızın dahi ahşap olması... Böylesi daha güzel, önceleri plastik kullanıyorduk, daha pratik oluyordu ancak insanın göz zevkini bozuyordu. Ahşap çok daha doğal ve sade duruyor.” Tesisin 500 adet eski tip hasır şemsiyesi ve bin adet şezlongu var. Misafirlerin kullanabilecekleri alanlar arasında açık hava salonu da bulunuyor. Salonda iki bilardo masası ve tavla mevcut. Bu alana 'Efes Pilsen salonu' da denebilir. Efes, sponsor olduğu alana, masa, sandalye yerleştirmiş ve bir de bira satış köşesi oluşturmuş. Tesisin bir de piknik alanı var. Dışarıdan kendi yiyeceklerini getiren müşteriler, bu alanda bulunan piknik masaları üzerinde sakin bir alanda ve dere kenarında dinlenebiliyorlar. Piknik alanına dere üzerine yapılmış iki şık iki ahşap köprüden ulaşılabiliyor. Uzunya sahilinde karavan ve bungalov tarzı kamp şekli de bulunuyor. Karavan için verilen alandan yıllık 750 euro kira alınıyor. Bungalovlar ise yıllık bin 500 euro karşılığında kiralanıyor. Bungalovlar müşteriler tarafından yaptırılıyor, yaklaşık 20 bin YTL’ye mal oluyor. KAHVALTI: Ücret: 20 YTL (08.30-13.00) Serpme usulü kahvaltıya ise üç çeşit peynir (Ezine beyaz, tulum ve k aşar), zeytin, domates, salatalık, tereyağı, reçel, bal ve sınırsız çay dahil... Bunlar arasında eksik olursa mutlaka isteyin, garsonlar eksikleri fazlasıyla telafi etmeye hazır ve güleryüzlü. Saat 13.00’ten sonra da öğle yemeği servisi başlıyor. Yaz mevsimi boyunca deniz çuprası, deniz levreği, kalkan, kılıç (Akdeniz’den geliyor) yenebilir. Avlanma sezonunda ise kendileri balık avlıyorlar ve restarurantın önünde yeralan su tankında canlı olarak sergiliyorlar. Adres: Demirciköy-Kilyos Telefon: 0212 204 07 33 | |
|
| | #53 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi Side (Antalya-Manavgat) Side, 1 km. uzunluğunda ve 400 m. genişliğinde bir yarımada üzerine kurulan Side hakkında Strabon"İzmir yakınındaki Kymeliler tarafından kuruldu"diye bahsetmekte ise de yerli dilde "nar" anlamına gelen Side’nin daha eskiden var olduğu anlaşılmaktadır.Şehir, M.Ö.VI. yüzyılda Lydia’nin, M.Ö.546’da Persler’in M.Ö.334’te İskender’in eline geçmiş ,onun ölümünden sonra M.Ö.301-218 yılları arasında güçlü bir donanmaya sahip ptolemaioslarin, M.Ö.218’de Seleukoslarin egemenliği altına girmiştir .Rodos’un ve Bergama Krallığının desteklediği Romalılar ile Suriye Krallığı arasındaki deniz savası Side önlerinde olmuş, sonuçta Sidelilerin de Seleukoslarin yanında yer aldığı deniz harbinden Roma galip çıkmış , M.Ö. 188’de yapılan Apameia Antlaşması ’na göre Pamphylia, Side ile beraber Bergama Krallığına verilmiştir. Ancak Side’nin önemi devam etmiş ve Side, Bergama Krallığı’nın egemenliğine hiçbir zaman girmemiştir. M.Ö.II.yüzyılda en parlak dönemini yaşayan kent, asrin sonunda korsanların eline geçmiş, M.Ö.78’de Romalı Konsül Servilius Isouricus tarafından korsanların elinden kurtarılarak Roma topraklarına katılmıştır.M.Ö.25’te Augustus zamanında eyaletlerin düzenlenmesi sirasinda Galatia eyaletine baglanan Side ,daha sonra Pamphylia eyaletinin bir şehri olarak M.S.III.yüzyıla kadar refah içinde yasamıştır.Daha sonra dağlık bölgeden gelen kavimlerin saldırısına uğramıştır, bu yüzdende M.S.IV.yüzyıl ortalarında şehri ikiye bölen iç surlar yaptırılmıştır. Kentin kuzey doğu bölümü ise terkedilmiştir .Gittikçe fakirleşen ve parlak dönemini kaybeden Side V. Ve VI. Yüzyılda bir Piskoposluk Merkezi olmuştur. X.yüzyıldaki Arap akınlarından sonra ve korsanların Side ye yerleşmesinden dolayı halkı Antalya’ya göç etmiş ,şehir terkedilmiştir.1895’lerde Girit’ten gelen Türk göçmenler yarımadanın ucuna yerleştirilmiş, zamanla bu köy büyüyerek tüm yarımadayı kaplar duruma gelmiştir. Prof.Dr.Arif Müfid Mansel’in ölümü ile, Prof.Jale İnan’ın devam ettiği Side kazıları bu günde devam etmekte ve restarasyon çalışmaları sürmektedir.Ana yoldan ayrıldıktan sonra şehri çeviren ve M.Ö.II.yüzyıla ait kara surlarının ana kapısından içeri girilir. Bu kapı Perge ’deki Hellenistik Devir kapısına benzemektedir.Yanlardan iki kuleyle korunmakta ve yarim daire seklinde bir avlu oluşturmaktadır .Bu kapının karsısında,yol kenarında bulunan üç büyük nişli anıtsal çeşme M.S.II.yüzyıla ait, üç katli ve çok güzel bir islemeye sahiptir. Bu çesmenin bugün birinci kat kalıntıları görülmektedir.Çeşmeye, Manavgat Çayı’nın kaynağından su kemerleri ile su getirilmekteydi. Eski Side’nin ana caddesi üzerinde ilerleyerek tiyatronun yanına kadar gitmek mümkündür.Yolun sağında , bu gün müze olarak düzenlenen ve M.S.V.yüzyıla ait Roma hamamı yer alır.Burada kazılardan çıkan Hermes, Herakles ve Nike gibi oldukça sağlam ele geçen Roma Çağı’na ait heykeller ,büstler ve lahitler sergilenmektedir. Müzenin önünde, tiyatronun doğusunda yer alan geniş alan Side’nin Ticaret Agorası ’dır. M.S.II.yüzyıla ait, 90.80x94.m. ölçüsünde, etrafı dükkanlarla çevrili, sütunlu portikolarla sınırlandırılmış Agoranın ortasında, Tyche adına yapılmış, yuvarlak bir tapınak vardır.Agoranın kuzeybatı kösesindeki eski tuvalet iyi durumdadır. Deniz kenarındaki yapı, Side’nin Devlet Agorasıdır.Devlet Agorası ,bir avlunun etrafını çevreleyen 7 m. genişliğindeki ion sütunlu koridorlar ile doğudaki üç büyük odadan oluşan, 69.20x88.50m.ebadındaki bir yapı topluluğudur. Avlusu Pazar yeri olarak kullanılan bu yapının simdi ayakta kalan doğu kısmından anladığımıza göre ,imparatorlar salonu denen bu salon sütun ve heykellerle zengin bir şekilde süslenmişti.İki katli olan yapının orta odasının törenlerde kullanılmak üzere imparatorlara tahsis edildiği anlaşılmaktadır.Orta odanın iki yanındaki odalar ise kütüphane veya arşiv odası olarak kullanılmış olmalıdır. Ana kapıdan kente açılan ve M.S.II.yüzyıla ait Bizans bazilikası görülür.Onun karsısında da M.S.VIII. yüzyıla ait küçük bir Bizans kilisesi vardır. Tiyatroyu görmek için geri dönüldüğünde anıtsal kapının yanındaki restorasyon görmüş Vespasianus Çeşmesi ile karşılaşılır.Bu yapı şehrin başka bir yerinden Vespasianus’a armağan olarak buraya getirilmiş ve çeşmeye çevrilmiştir.Bu alanda ,bundan başka iki çeşme kalıntısı vardır. Çeşmenin yanındaki anıtsal kapı M .S.IV.yüzyılda kapatılarak küçük bir kapı haline sokulmuştur .Buradan geçtiğimizde Side’nin tiyatrosunu görme imkanını buluruz. M.S.II.yüzyıla ait tiyatro 20m.boyunda , iki katli, kemer tonozlu galeriler üzerine inşa edilmiştir.15.000 kişilik tiyatronun sahne kısmi üç katli olup burayı heykeller ve mitolojik tasvirli kabartmalar süslemekteydi.12 merdivenle 11 bölüme ayrılan oturma sıralarının alt kısmında 29, üst kısımda ise 25 merdiveni bulunmaktaydı. Bugün ise sadece 22 merdiven kalmıştır.Geç Roma Devri’nde tiyatronun orkestra kısmı gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan mücadeleleri için korkuluklarla çevrilmiştir. Tiyatronun dışındaki galeride 14 dükkan ve beş giriş yeri bulunmaktadır. Tiyatro, M.S.V.yüzyıl ve VI.yüzyılda açık hava kilisesi olarak kullanılmıştır. Tiyatronun yanında, yolun kenarında Dionysos Tapınağı yer alır.7.23x17.55m.ölçülerinde ve 65 cm. yükseklikte bir podyum üzerine kurulan tapınak, Erken Roma Dönemi’ne aittir.Tiyatronun yanındaki köye doğru giden sütunlu cadde kıyıya kadar uzanmaktadır. Cadde takip edildiğinde,yolun sağında Bizans bazilikası, solunda ise, hamam kalıntıları ile Bizans Dönemi’nden kalma ev kalıntıları görülür. Caddenin sona erdiği yerde, deniz surları ile cadde arasında merdivenlerle çıkılan M.S.III.yüzyıla ait, Korinth düzeninde ve yarim daire planlı tapınağın Tanrı Men’e ait olduğu ileri sürülür. Bugün alışveriş merkezi halini almış olan ana caddenin sonundaki limanın batısında yer alan iki tapınak şehrin en anıtsal Roma dönemi yapılarıdır. Kısa kenarlarında 6, uzun kenarlarında 11 sütunla çevrelenmiş olan tapınaklarından biri Athena, diğeri ise Apollon’a ait olup Apollon tapınağının 6 sütunu Prof. Dr. Jale İnan ve ekibinin inanılmaz gayretleri ile yeniden ayağa kaldırılmıştır. Tapınak alanı gerisindeki kemerli ve devşirme malzemeli kalıntılar ise Bizans dönemi bazilikasına aittir.
| |
|
| | #54 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi Davraz Kayak Merkezi 2637 m. doruk yüksekliği, doğal dokunun yumuşaklığı, ve mükemmel kar kalitesi ile yeni başlayan kayakçılara tehlikesiz rotalar, profesyonellere ise gönüllerince kayabilecekleri 4 km.ye ulaşan benzersiz parkurlar sunmaktadır. Saatte 1000 kişi taşıyabilen, 1670 m.den başlayıp 1958 m.ye, 1211 m. uzunlukta çıkaran telesiyej ile doyumsuz Eğirdir Gölü görüntüsünü izleyebilirsiniz. 8 dakikada ulaşılan dağ evi kafeteryasında dinlendikten sonra, Kuzey disiplini, Alp disiplini, Tur kayağı, Snowboard, Dağcılık, Botanik gözlemcilik ya da Trekking etkinliklerinden dilediğinizi gerçekleştirebilirsiniz. Kayak merkezi Isparta il merkezine 26 km., Eğirdir ilçesine 30 km. dir. Kayak merkezinde bulunan konaklama tesislerinin yanı sıra il merkezinde ve Eğirdir ilçesinde bulunan 600 yatak kapasiteli otellerden yararlanılabilir. Gölcük Krater Gölü Milli Parkı Isparta'ya 12 km uzaklıkta, sönmüş yanardağ kraterinde bulunmaktadır. Gölün büyüklüğü yaklaşık 3000 m2 dir. Çevresi ağaçlarla kaplı göl sahili, piknik, trekking, jogging ve benzer etkinlikler için elverişlidir. Göle yakın bir restoran hizmet vermektedir.Isparta'ya 11 km. uzaklıkta Gölcüğün eteklerinde, yemyeşil ağaçları ve akan suyuyla yeşil alanlarında gerginliğinizi atabileceğiniz ve yüksek oranda oksijen alabileceğiniz dinlenme ve piknik alanı. Isparta şehir merkezinde Halıkent Mahallesi'nin yanı başında dağın eteklerindedir. Buz gibi akan suyu, yeşil alanları, yüzyıllık kestane ağaçları ve havuzlarıyla piknik için ideal bir alan. Isparta şehir merkezinde Huzur Evinin karşısındadır. Tarihe yön vermiş Türk büyüklerinin, bilim adamları ve halk ozanlarının yer aldığı Türk Tarih Yolu, otağ çadırı, yörük çadırları, köşkleri, yeşil alanları, havuzları, sandal gezisi yapılabilen göleti ile gezip, yeşil alanlarında piknik yapabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir yer. Isparta şehir merkezindedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarının en gözde caddesidir. Isparta Belediye Başkanı Sn. Yusuf Ziya GÜNAYDIN tarafından yeniden düzenlenmiş ve kullanıma sunulmuştur. Bisiklet yolu, yürüyüş yolu, çay içerisine inerek suda yürüyebileceğiniz alanları, içi boş göğe yükselen anıt çınar ağacı ve oturabileceğiniz kafeleri ile gerginliğinizi atacağınız bir yer. Isparta Sütçüler ilçesi, Kasımlar yolu üzerinde, orman içindedir. Ağustosun yakıcı sıcağında akan suda elinizi bir dakikadan fazla tutamazsınız. Soğuk suyun karpuzları çatlattığı söylenmektedir. Bol oksijeni ve sessizliğiyle huzur bulacağınız bir dinlenme yeridir. Çıkan suyun mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle yaz aylarında gelenlerce çadır kurulmaktadır. Yakın köylerden gereksinimler sağlanabilir. | |
|
| | #55 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberiEski Foça ![]() Eğer kendi aracınız ile gelecek iseniz; İzmir - Çanakkale yolunun 39 km'sinden sola sapıp 26 km. sonra Foça'ya ulaşılır. İzmir'den çıktıktan sonra Karşıyaka, Çiğli ve Menemen'i geçtikten biraz sonra sağda Elf Benzin İstasyonu'nu görünce sinyal verip, sol şeride yanaşabilirsiniz demektir. Işıklardan sola döndüğünüzde artık Foça yolundasınız. Ne yenir Foça her bakımdan bir deniz ve balık kenti... Burada mevsimine göre her türlü balık yemeniz mümkün... Yöresel balık yemekleri de var. Sarımsaklı yoğurt sosu dökülerek yenilen kupa balığı bunlara bir örnek... Balıkla yoğurdu bir arada duyunca, insan biraz tereddüt etse de Yoğurtlu Kupa, Foça’nın spesiyali... Fokai Restoran bizim size tavsiye edebileceğimiz restoranların başına geliyor. Yine Kenya Leylek Restoran ilginç ve zengin mönüsüyle ziyaretçilerine bir ziyafet sunuyor. İncir Adası’nda, yeşillikler içerisinde, zengin balık çeşitlerinden birini seçerek, denize karşı nefis bir yemek yiyebilirsiniz. Ayrıca Foça’ya gitmişken Foça şarabının tadına bakmanızı öneriyoruz. Nerde kalınır İyon Pansiyon Foça'ya geldiğinizde kalmanız gereken yer, İyon Pansiyon'dur... Foça'daki eski bina yapıdan oluşan ve bahçeli TEK pansiyon. Orjinalliği korunmuş Eski Rum Evi (1870) ve yeşillikler içindeki bahçesi ile size tarihi yeniden yaşatması muhtemel. Bahçe odaları arka avluda yeşillikler arasında. Tüm bahçe odalarında banyo + tuvalet + sıcak su + televizyon + buzdolabı + saç kurutma makinesi + cibinlik ve de klima var. Taş bina odaları sokak (deniz) ve arka bahçe - dağ manzaralı; taş bina olması nedeniyle doğal serin. Eski Rum evindeki 1 odada banyo + tuvalet + sicak su + televizyon + buzdolabi + sac kurutma makinesi + cibinlik ve vantilator var. Tas binadaki diger 2 oda banyo ve wc yi ortak kullaniyor. Her iki odada televizyon + buzdolabi + cibinlik + vantilator var. - Bahçesinden girer girmez içinizi kaplayacak olan sıcaklığa siz de şaşıracaksınız. Foça'daki diğer pansiyonlardan farklı olarak, apartman ortamından ziyade, bahçe içindeki ve taş binadaki odaları ile de yazın en sıcak günlerinde serinliğini koruyabiliyor, doğal ! İyon Pansiyon sağladığı arkadaş - aile ortamı nedeniyle her sene gelen devamlı müşterilere sahip. Yoğunluk turist - öğrenci ve ailelerde. İspanya'dan - Fransa'dan, İtalya'dan, Yunanistan'dan ve hatta hatta dünyanın bir ucu : TASMANIA'dan bile gelen sürekli müşterileri var. Ayrıntılı bilgi almak için web sitelerini ziyaret edebilir, ya da telefon ile ulaşabilirsiniz Güzel mutlu tatiller | |
|
| | #56 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi Fethiye, Muğla Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Ölüdeniz, FethiyeHarita Turkiye'de yeriBilgilerŞehir nüfusu50.689[1] (2000)İlçenüfusu154.209[2] (2000)Yüzölçümü3.059 km²KoordinatlarPosta kodu48x xxAlan kodu0252İl plaka kodu48YönetimİlMuğlaKaymakamHasan KarakaşBelediye başkanıBehcet SaatcıYerel yönetim sitehttp://www.fethiye.bel.trİlçe kaymakamlık sitehttp://www.fethiye.gov.tr/Fethiye, Muğla iline bağlı turistik bir ilçedir. Konu başlıkları [gizle]
Coğrafi Konum [değiştir] Fethiye, Akdeniz Bölgesi'nin batı kesiminde, Muğla iline bağlı bir ilçedir. Yüzölçümü 3.059 km²'dir.Muğla ili de dahil en geniş yüzölçümüne sahiptir.Doğu ve Güneydoğu'da Antalya ili, güney, güneybatı ve batıda Akdeniz, kuzeybatıda Dalaman ilçesi, kuzeyde de Denizli ve Burdur illeriyle çevrilidir. Antik Telmessos kentini de içinde saklayan Fethiye ilçesi, Fethiye Körfezi'nin doğusunda, Fethiye Ovası'nın güneybatısında yer alır. İzmir - Muğla üzerinden gelerek Antalya'ya ulaşan kıyı yolu 1 km. doğusundan geçer. Bu yolla il merkezi Muğla'ya uzaklığı yaklaşık 130 km'dir. Fethiye pek çok önemli deprem geçirmiştir. 1856 ve 1957 yıllarındaki depremlerde kentin neredeyse tamamen yıkılmıştır. Tekrar inşa edilen Fethiye'de şu an modern bir liman vardır. Tarihi [değiştir] Bugunkü Fethiye kenti yakınlarındaki Belen'de, MÖ. 3000'lerde kurulduğu sanılan antik Telmessos kenti, Lykia'nin Karia sınırında yer alıyordu. Uzun bir süre Lykia'ya karşı bağımsızlığını koruduktan sonra, MÖ. 6. yüzyıl ortalarında Pers egemenliğine girdi. MÖ.5. yüzyılda Delos Birliği'ne, MÖ.362'de de Lykia'ya katıldi. Ardından Karia Kralı Mausolos'un eline geçti. MÖ.333'te yöreye gelen İskender'in egemenliğini Selevkoslar'ın yönetimi izledi. MÖ.3. yüzyıl sonlarında Mısır'daki Lagos Hanedanı'na bağlandi. MÖ.188'de Pergamon (Bergama) Krallığı'nın egemenliğine girdi. Pergamon Krallığı'nın MÖ.133'te yıkılmasından sonra kısa bir süre bağımsız kaldı ve Rodos'la işbirliği yaparak Pontus Kralı Mithradates'e karşı koydu. Daha sonra Roma ve Bizans yönetiminde yaşadı. 8. yüzyılda Anastasiuopolis, 9. yüzyıldan sonra da anılmaya başlandı. 1284'te Menteşeoğulları'nın yönetimi altına girdi; 1424'te Osmanlı topraklarına katıldı. Zamanla Megri'ye dönüşen adı, 1913'te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey'in anısına Fethiye olarak değiştirildi. 19. yüzyıl sonlarında Aydın vilayetinin menteşe sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Fethiye, 11 Mayıs 1919'dan 20 Haziran 1920'ye değin İtalyan işgali altına alındı. Turizm [değiştir] Ölüdeniz gibi dünyada eşi bulunmayan bir plajı bulunan Fethiye Türkiye'nin turizm merkezlerinden biridir. Af Kule gibi dalış bakımından çok uygun yerlere sahiptir. Turizme açılmış birçok mağara mevcuttur. Doğal yapısı ile Paraglide gibi alternatif sporlar yapılmaktadır. Kelebek Vadisi ve Kabak Koyu gibi doğası bozulmamış çok özel bölgeler vardır. Günlük turlar ile 12 Adalar diye adlandırılan adalar ziyaret edilebilir. Ölüdeniz dışında Fethiye civarındaki birbirinden güzel plajları: Belcekız (Belceğiz), Çalış, İztuzu Plajı (Dalyan) Bu kadar alternatifin yanında antik çağlardan kalmış kent kalıntıları ile kültür turizmine de açıktır. Fethiye çevresindeki antik kentlerin bazıları şöyledir: Telmessos, Kaunos, Kadyanda, Tlos, Pınara, Letoon ve Xanthos. Bunların dışında zengin eserleriyle Fethiye Müzesi'de turizme hizmet etmektedir. Şövalye Adası: Tarihte Meğri adası, Fethiye adası isimleriyle de anılan Şövalye adası; Fethiye körfezini kapatan ince uzun, lades kemiği şeklinde bir adadır ve limanı korunaklı bir yer haline getirir. Bölgeyi çevreleyen adalar zincirinde üzerinde yerleşim yeri bulunan tek adadır. Şövalye adası nın batısında Kızılada, doğusunda Çalış Plajı, güneyinde Fethiye, kuzeyinde açık deniz vardır. Limanın tam göbeğinde olan yerleşiminden dolayı gün boyu tüm güneş ışığını takip eder ![]() | |
|
| | #57 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberiGezi rehberi Yeni Foça Kuzeydoğusunda Aliağa güneyinde Foça bulunmaktadır. Foça Yenifoça arasındaki 20km uzunluğundaki sahil eşsiz güzellikte küçük koylarla doludur. Çam ormanlarının arasından masmavi denize girerken şaşıracaksınız. Güneydoğusunda Gülercelerin yarış atı harası vardır ki burada Yenifoçalı gibi şampıyon atlar yetiştirilmektedir. Yenifoça yakınlarında köpek çiftliği, balık çiftliği, İnek ve tavuk çiftlikleri bulunmaktadır. Mandıralarda herzaman taze yoğurt, peynir, yumurta bulunur. Balıkları balıkçılardan ucuza alabilirsiniz. Mercan, barbun, çupra, karagöz, kefal, istavrit balıkları lezzetli ve boldur. Zeytinyağı, yeşil sabun ve mevsiminde domates kolaylıkla bulabileceğiniz ürünlerdendir. | |
|
| | #58 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri-Gezi rehberi ANTALYA - GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 20.815 km² Nüfus: 1.132.211 (1990) Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır. Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye'nin en önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. İLÇELER: Antalya ilinin ilçeleri; Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Serik'tir. Akseki: Alanya'dan sonra Antalya ilinin en eski ilçesi olan Akseki Torosların yapısına uygun engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir. Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki ilçesinde turizm faaliyetleri gelişmektedir. Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, "KARDELEN ÇİÇEĞİ' nin ana yurdudur. Kış aylarında Kardelen Çiçeğini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder.Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır. Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi son aylarda keşfedilen 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe merkezindeki Ulu Camii ve Medresesi görülmeye değer diğer eserlerdir. Elmalı: Likya bölgesi içerisinde yer alan Elmalı'nın kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Doğuda Semahöyük yakınlarında Karataş'ta, batıda Beyler Köyü yakınındaki Beyler köyünde yapılan kazılar bölgenin bronz çağından bu yana iskan edildiğini göstermektedir. Höyükler: Şehre bağlı köylerde üç höyük bulunmaktadır. Bunlardan ilki şehrin batısındaki Müğren Köyü'ndeki höyüktür. Arkeolojik yüzey araştırmaları burada çeşitli uygarlıklara ait izler olduğunu göstermektedir. Yine batıda Semahöyük Köyü'nde bulunan ikinci höyüğün üstünde Osmanlı ve Türk mezarlığı bulunduğu için bugüne kadar araştırma yapılmamıştır. Üçüncü ve en büyük höyük ise şehrin güneyinde, Elmalı - Kaş yolu üzerinde, Beyler Köyündeki Beyler Höyüğüdür. Bu höyükte yapılan kazılarda, bronz çağından bu yana devamlı bir yerleşimin izleri görülmektedir. Kazılarda çıkarılan arkeolojik buluntular Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir. Tümülüsler: Şehrin doğusunda, Elmalı'ya 6 km. uzaklıktaki Bayındır Köyü yakınlarındadır. Yan yana duran birkaç tümülüsten birinde yapılan kazılarda M.Ö. 7. yy.a ait buluntulara rastlanmıştır. Antalya Müzesi'nin özel bir bölümünde sergilenen bu buluntular bölgenin bu dönemdeki yaş**ından kesitler vermektedir. Anıt Mezarlar Bilinen iki anıt mezar vardır. Bunlardan ilki Karaburun diğeri ise Kızılbel'dedir. Antalya - Elmalı yolu üzerindeki Karaburun Kral mezarı odasının duvarları av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslüdür. Kızılbel mezar anıtı ise şehrin batısında Elmalı - Yuvayol yolu üzerindedir. Kalker bloklardan oluşmuş bir odadan ibarettir. Define: 1984 yılında Antalya - Elmalı yol çizgisinin hemen kuzeyinde, Kral Mezarı ile Gökpınar Köyü arasında bulunmuştur. 190 adet gümüş antik sikkeden oluşan bu define antika kaçakçıları tarafından Amerika'ya kaçırılmıştır. Halen özel bir kişinin malı olarak Boston Museum Fine Arts'da bulunmaktadır. Yeryüzünün en kıymetli antik sikkesi olarak nitelenen Atina Decadrachmeleri (14 adet, her biri 600.000$) bu büyük define yer almaktadır. Camiler: İlçede yer alan Selçuklu Camii, Kütük Camii, Sinan-ı Ümmi Camii, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi kentin görülmeye değer eserleridir. Korkuteli: Antalya'ya 67 km. uzaklıktadır. Korkuteli'nin 3 km batısında, bugün yalnız kapısı ayakta kalan Alaaddin Camii ve yine aynı yörede, 1319'da Hamidoğulları'ndan El Emin Sinaeddin tarafından yaptırılan ve aynı adla anılan Selçuklu Medresesi görülebilir. Gündoğmuş: Antalya'ya 182 km. mesafedeki Gündoğmuş ilçesinde pek çok antik kent kalıntısı bulunmaktadır. Güzel Bağ Bucağı'nın kuzeyinde 7 km. mesafede ve halen kazı yapılmamış olan Ayasofya Şehri, Gündoğmuş şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 7 km. mesafede Sumene mevkisinde, Asar Harabeleri, Senir Köyü' nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiindeki harabeler, Gündoğmuş Şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 11 km. mesafedeki Gedfi Harabeleri önemli antik kent kalıntılarıdır. İlçe merkezindeki Cem Paşa Camii, Gündoğmuş/Pembelik Köyü arasında ilçe merkezinin doğusundaki, 15 km. mesafedeki Sinek Dağı'nın tepesindeki harabeler, Alanya/Konya Kervanyolu, Gündoğmuş/ Antalya karayolu üzerinde Taşağır mevkisinde Kazayir Şehri Harabeleri diğer görülebilecek eserlerdir. Gazipaşa: Antalya'ya 180 km. mesafedeki Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir. İskele, Koru ve Kahyalar plajlarının bulunduğu kumsallar, Caretta Caretta kaplumbağalarının önemli bir üreme merkezidir. Bugüne kadar bakir kalmış Gazipaşa, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri, yapımı süren havaalanı ve yat limanı ile gözde bir turizm merkezi olma yolunda ilerlemektedir. Antik Kentler Antiocheia Adcragum: Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus'dan gelmektedir. Kalesi, sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, kentin nekropol alanı kalıntıları bulunmaktadır. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur. Adanda-Lamos: Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabilir. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır. Nephelis: Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.'sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır. Selinus: Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki yamaçlarında yer alan antik Selinus kenti, dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Tepe üzerindeki Orta Çağ Kalesinin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.Kentin diğer yapıları hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol'dur. Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir. Kumluca: Alakır Çayı ile Gavur deresinin dağlardan sürükleyip getirdiği alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiştir. Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir. Kumluca'nın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliği, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır. Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Alanya: Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir. Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akş** saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası. Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir. Finike: Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir. Kaş: Likya'nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü'; Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi" ile düşsel bir mekandır. Manavgat: Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm merkezidir. Serik: Antalya'nın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos'u barındırmaktadır. Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Kale (Demre): Antalya, iline bağlı olan Kale Noel Baba' nın yaşadığı yer olarak önemli bir inanç turizmi beldesidir. ![]() ![]() | |
|
| | #59 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri - Türkiye Gezi Rehberi Artvin Geçmişte Çoroksi, Çorok, Kollehis ve Klarceti, Osmanlı döneminde ise Livane olarak bilinen Artvin''in bu ismi nereden aldığı ve hangi tarihten itibaren kullanıldığı tam olarak bilinmemektedir. İlk adların ise Çoruh Irmağı ile ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Artvin''in tarihsel geçmişi Şavşat''ın Meşeli ve Yusufeli''nin Demirköy yakınlarında tesadüfen bulunan bakır baltalara dayandırılarak M.Ö. 3000''li yıllara, yani "Tunç Çağına" indirgenmektedir. M.Ö 4. yüzyıllarda bölgeden geçen Ksenophan''agöre Artvin ve çevresinde Kolklar, Makaronlar ve Taoklar gibi bir takım kavimlerin yaşadığı doğrulanmaktadır. M.Ö 1'' inci yüzyıllarda yaşayan Coğrafyacı Strabon Roma''nın Anadolu''daki hakimiyeti sırasında, Artvin ve yöresinin yerel krallıkların hakimiyetinde olduğu belirlenmektedir. Bunun sonrasında Arsaklı ve Sasan yönetiminde kalan Artvin, ortaçağ dönemi ile birlikte Bizans''ın himayesinde Bagratlı Kırallığı''nın yönetiminde kalmıştır. 1015 tarihi itibariyle başlıyan Selçuklu seferleri 12''nci yüzyılda Saltuklu''larla pekiştirilmeye çalışılmıştır. Moğol istilasının ardından İlhanlı''ların kontrolünde Çıldır Atabeklerinin yönetiminde kalmak üzere Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi gibi Türk devletlerinin himayesinde bulunmuştur. Yavuz Sultan Selim zamanında başlayan Osmanlı Egemenliği Kanuni Sultan Süleyman dönemi Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa''nın Atabeklerin başkenti durumundaki Ardanuç kalesini fethetmesiyle tamamlanmıştır. Osmanlı döneminde Hopa ve Borçka Trabzon''a Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli merkezi Ahiska olan Çıldır Eyaleti''ne bağlı olarak yönetilmiştir. 1828 de Osmanlıların Ruslara yenilmesi sonucu Çıldır kaybedilince buraya bağlı birimler Erzurum Eyaleti''ne dahil edilmiştir. 1877 - 1878 Savaşı sonucunda 3 Mart 1878 de imzalanan Ayastafanos Anlaşması gereği o zaman Batum Liva''sına bağlı Artvin, Ardanuç, Borçka, Şavşat ve Hopa''nın Kemalpaşa bucağı savaş tazminatı olarak Ruslara terkedilmiştir. 3 Mart 1918 de imzalanan Brestlitovsk antlaşması gereğince Ruslar Artvin topraklarından çekilmişlerdir. Peşine İngiliz''lerin ve Gürcü''lerin geçici işgalleri olmuşsa da TBMMM nin girişimleri sonucu 23 Şubat 1921 de Artvin Anavatana kavuşmuştur. 16 Mart 1921 de imzalanan Moskova Antlaşması ile durum kesinlik kazanmıştır. ![]() DOĞA TURİZMİNİN BAŞKENTİ...ARTVİN Doğu Karadeniz Bölgesinin en uç noktasında yer alan ARTVİN,engebeli arazi yapısı,sarp ve gecit vermeyen ama doğal güzelliklerle süslenmiş karlı dağları, buzul gölleri, otantik yapılı yaylaları,Çoruh nehri ve kollarının asırlardan beri sabırla işleyip oyduğu derin vadileri,yaban hayati,bitki çeşitliliği,tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Doğa Turizm alaninda Türkiye'nin gözbebeğidir. İlin en büyük akarsuyu olan Çoruh nehri,Türkiye içinde 335 Km lik bir uzunlukta olup,Tortum çayı,Oltu çayı,Berta çayı,Barhal çayı onu besleyen önemli akarsu kollarıdır.Çoruh nehri, akarsu debisinin yüksek olması dolayısıyla dünyanın önemli Rafting parkurları arasındadır. Çoruh vadisinin Doğusunda KARÇAL DAĞI (3.428 m),Batısında bir bölümü Rize il sınırları içinde yer alan KAÇKAR DAĞI (3.932 m), Artvin-Kars il sınırında yer alan Yalnızçam Dağları, Altıparmak dağları,Büyükyurt gibi önemli yükseklikte ve görülesi dağlarla çevrilidir ARTVİN... Artvin'in toplan alanının % 37 si ormanlıktır.Özellikle Borçka-Macahel (Camili) bölgesindeki ormanlar bitki ve hayvan çeşitliliği açısından Turkiye'nin ender güzellikteki bölgelerindendir.Ormanlşarda Ladin,kayın, köknar, kızılağaç, kestane,meşe ve gürgen,hayvanlardan ise,dağ keçisi,vaşak, boz ayı,yaban domuzu,kurt,tilki, tavşan,çakal ve karaca en çok görünen çeşitlerdir.Ayrıca,atmaca,şahin,kartal,doğan gibi yırtıcılar,keklik,yaban ördeği,çulluk,üveyik,sarıasma, dağ horozu ve sarısandal gibi kuş türleri Çoruh vadisi ve Kaçkar dağlarında gözlenebilen kuş türleridir. Çoruh vadisi, iklimsel özellikler açısından da Karadeniz ikliminden farklılık gosterir.Çoruh vadisinin iklim yapısı yağışlar daha az,iç kesimlerde kışlar kar yağışlı,yazlar serindir. Artvin zengin folklorik özellikleri yanında her yıl yapılan yayla şenlikleriyle de bir festivaller şehri haline gelmektedir.Bunların başında da her yıl Haziran ayının son haftasında Kafkasör yaylasında yapılan boğa güreşleri gelir ve oldukca ilgi görmektedir." Kafkasör Festivali " olarak bilinen bu festivalde İlin her yanından getirilen boğalar,Boyun kalınlıkları ve kilolarına göre sınıflandırılarak güreştirilirler.İspanya boğa güreşlerinin aksine kan dökülmeden gerçekleşen,yerli ve yabanci izleyicilerin 4 gün boyunca heyecanla takip ettikleri farklı güzellikte bir etkinliktir. Ardanuç "Karakucak güreşleri ve Efkari Aşıklar şenliği", Arhavi " Altın Atmaca Kültür ve sanat festivali",Şavşat ilçesininin "Şavşat Sahara Pancarcı Festivali" Artvin'in neşeyle kutlanan festivallerinden sadece birkacıdır. Tarih boyunca bir çok uygarlığın geçiş noktasında bulunan ARTVİN,doğal güzellikleri kadar Tarihi eserleri ve mirasları açısından da oldukca zengindir.Önemli bir kavşak noktasında bulunmasından dolayı ARTVİN bir kaleler ve kiliseler şehri olma özelliği de göstermektedir.Çoruh nehri boyunca bölgeye hakim tepeler üzerinde birçoğunun yapılış tarihi dahi bilinmeyen çok sayıda karakol kalesi ve haberleşme kuleleri mevcutdur. Artvin kalesi,Ardanuç kalesi,Demirkent kalesi,Tukharis kalesi,Söğütlü kalesi,Ferhatlı kalesi,Köprügören kalesi, Civarhisar kalesi,Okumuşlar kalesi,sarıbudak kalesi bunların en onemli olanlarıdır. Bunun dışında bölgedeki önemli tarihi eserlerden bazıları da Kiliselerdir.Barhal kilisesi,Cevizli kilisesi,İşhan kilisesi,Hamamlı kilisesi,Dört Kilise,Köprülü Kilisesi,Bulanık Kilisesi,İbrikli kilisesi ve Porta Manastırı bunların en belirgin olan ve bilinenleridir.Kiliselerin yanında Artvin yöresinde ahşap işlemeyle yapılan camiler de görülmesi gereken yerlerdir. Artvin merkezdeki,salih bey camii,Ardanuç ilçesindeki İskenderpaşa camii,Borçka-Muratlı köyündeki Demirkent camii,Arhavi-Dikyamaç köyündeki kesme taşlardan yapılmış Dikyamaç camii bölgede görülebilecek camilerden sadece bazılarıdır. Ayrıca bölgedeki akarsular üstünde Osmanlı dönemine ait kemerli taş köprüler bölgenin dğal ve kültürel güzelliklerine renk katan diğer tarihi eserlerdir. Ne Yenir ? Yöresel isimleriyle akılda tutmak zor olsa da siz buldugunuz her yemeğin tadına bir bakın..Özellikle de Bölgede özel bir ilgiyle korunarak yetiştirilen Kafkas arılarının BALI'nı tadmadan dönmeyin... Çoruh vadisinin meyveleri ve zeytininin de tadına bakmayı unutmayın. Yapmadan Ayrılma : Artvin'in Göllerini görün.Kaçkar dağlarında yürüyün.Kafkasörde boğaları seyredin.Ormanlarını ve yesil doku içindeki her güzelliğini fotoğraflayın.Atabarını seyredin.İşhan Kilisesini gezin.Artvin-Ardanuç arasındaki Cehennem deresini görün.Yaylalarını gezi...Bütün bunları yaparken de Doğayı korumayı ve bunun sizin göreviniz oldugunu unutmayın... Son Düzenleyen Eleftheria; 29-08-2008 @ 13:36. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi | |
|
| | #60 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri - Türkiye Gezi RehberiBu bayram bütün sahillerde yoga kampı var ![]() Alışılmadık bir bayram tatili mi geçirmek istiyorsunuz? Ya da bu süre zarfında kendinizi keşfetmek? Yoga kampları hem şehirden uzaklaşma, hem de doğanın kucağında yoga yapma imkanı sunuyor. Üstelik programlar geniş: Şifalı ot gezileri, şelale yürüyüşleri, zeytin ağaçlarının gölgesinde yoga ve tekne gezileri. Gökova, Bodrum, Fethiye, Datça, Kaz Dağları gibi Türkiye’nin yaz tatili yapılan bütün önemli noktalarında mutlaka bir veya iki yoga kampı düzenleniyor bu bayramda. Hariom Yoga’nın kurucusu Bora Ercan "Bazı insanlar doğayla kişisel gelişimi bir arada yaşamak istiyor. Arınmak ve hayattaki amaçlarını keşfetmek için, tatillerde alternatif yöntemlere daha geniş zaman ayırıyorlar. İçlerine temiz hava çekerek, hormonsuz meyve ve sebze yiyerek bir tatil geçiriyorlar, şehrin gürültüsünden uzakta grup halinde çalışmanın sinerjisinden yararlanıyorlar" diyor. Yoga kampına neler götürülür? Kampa giderken yanınızda el feneri, sabun, şampuan, havlu, mayo, güneş kremi, yürüyüş ayakkabısı, sandalet, soğuğa duyarlıysanız uyku tulumu, meditasyon sırasında giymek için rahat ve akşamları sıcak tutan kıyafetler götürmelisiniz. YOGA ACADEMY-GÖKOVA Tekne turunda yoga Yoga Academy, Gökova Körfezi’nde Yogaçarya Maha Yogi Akif Manaf ile kış mevsimine hazırlık olarak bir tur düzenliyor. 30 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan etkinlik sırasında, Gökova Ottaman Konak’ta kalınacak. Doğayla baş başa geçecek üç gün boyunca, çimenlerin üstünde ve tekne gezileri sırasında yoga yapılacak. 2 gece yarım pansiyon konaklama ücreti, 4 pratik, 1 teorik yoga dersi, tüm gün tekne turu ve seyahat sigortasıyla Bodrum ve Muğla’dan Akyaka’ya ulaşım dahil 480 YTL. CİHANGİR YOGA-KAZ DAĞLARI İki kurs programı birden Kaz Dağları’nın eteklerinde Zeytinli Çayı’nın kenarındaki Hızır Kamp’ta, yeşillikler arasında meditasyon ve yoga kampları düzenliyor. İlk defa yogayı deneyenler Mey Elbi ile yumuşak başlangıç I kursuna katılabilecek. İlk kurs programı 27-30 Eylül arasında. Asanaları iyi bilenler, 2-5 Ekim tarihleri arasındaki Nicole ile İngilizce yapılacak kursa katılabilir. Ayrıca refleksoloji, aromaterapi gibi masajlar da mevcut. Konaklamak için ağaç evler, taş evler ya da çadırlar öneriliyor. Konaklama, yemek ve 3 gecelik kurs programının fiyatı 385, 5 gece 475 YTL. Tel: 0539 572 84 37 Cihangir Yoga HARİOM YOGA MERKEZİ-DATÇA Datça’da yoga ve Thai masajı 29 Eylül-5 Ekim arası Hariom Yoga’nın kurucusu, "Muson Şarkısı: Bir Yoga Yolculuğu" kitabının yazarı Bora Ercan’ın rehberliğinde Datça’da Surya Yoga’da yoga ve Thai masajı var. Yogik temizlenme, yoga masajı, meditasyon dahil günde 6 saat yoga yapılacak. Ayrıca ayurvedik masaj ve reiki hakkında da teorik ve uygulamalı bilgi verilecek. Bahçede geniş bir yoga çadırı da bulunuyor. Ücret konaklama, yemek ve eğitimler dahil 750 YTL. Hatırlatalım, kurs yeni başlayanlara uygun değil! Derslere katılım da mecburi. Tel: (216) 414 69 86 yoga Turkey Health and Yoga Holidays>Surya Turkey>yoga retreats, yoga events, yoga cl Kabak Vadisi’nde yoga 30 Eylül-5 Ekim tarihlerinde Kabak Vadisi’nde farklı bir kamp sizi bekliyor. Yoga çalışmalarını doğayla baş başa yapmak isteyenlere bir fırsat sunan kampın süresi 5 gün 4 gece. Katılımcılar kamp süresince Engin Yüce eşliğinde günde 2 veya 3 seans yoga duruşları, meditasyon, partner yoga ve masaj uygulamaları yapacak. Ayrıca doğa yürüyüşleri de düzenleniyor. Konaklama 2-3 kişilik bungalovlarda gerçekleşiyor. Kurs ücreti ulaşım, konaklama, yemek dahil 750 YTL Tel: (216) 369 94 04 Yoga, hatha yoga, tibet yoga, ashtanga yoga, yoga, yoga mat, yoga candle, nefes tekni SULTAN KAMP-FETHİYE Ot toplama gezileri YogaŞala’nın yoga kampı Fethiye’de Kabak’taki Sultan Kamp’ta 28 Eylül-4 Kasım arasında gerçekleşiyor. Eğitmense Michael Saunders. Yoga eğitimine 30 yıl önce Hindistan-Kavailydharma Enstitüsü’nde başlayan Michale Saunders 25 yıldır yoga eğitimi veriyor. Kamptaki yoğun hatha yoga kursunda günde 4 saat yoga yapılacak. Günlük yoga aktivitelerinin dışında şifalı ot toplama gezileri, şelale yürüyüşleri ve tekne turlarına da katılabilirsiniz. Konaklamanın ağaç evlerde yapılacağı kursun ücreti 970 YTL. Bu ücrete 2 kişilik odalarda konaklama, 2 öğün yemek ve Ölüdeniz’den transfer de dahil. Oda paylaşmak istemeyenler günlük 10 YTL ekstra ödeme yapacak. YogaSala - Yoga Dersleri - Nisantasi - Etiler- Ankara Tel: (0212) 241 00 67 PERVİN CULLINGWORTH YOGA MERKEZİ-BODRUM Zeytin ve çam ağaçlarının gölgesinde Bodrum Gölköy’deki merkezde bayram boyunca, yerli ve yabancı öğretmenlerin yoga kursu veriyor. Anasara yoga, hatha yoga, okido yoga ve dynamic yoga gibi pek çok yoga türü yaklaşık bir haftalık kurslar halinde öğretiliyor. Bir haftalık yoğun kursların fiyatı yemek dahil 410 sterlin. Sadece dersleri izlemek için 280 YTL ödeniyor. Egzersizlerin çam ve zeytin ağaçları arasında yapıldığı mekanda her ay 3-4 farklı yoga kursu düzenleniyor. Ayrıca shiatsu ve hiking (tempolu yürüme) kurslarına da katılmak mümkün. Tel: (0252) 357 72 07 ATAMİ HOTEL-BODRUM Cennet Koyu’nda meditasyon Bodrum’daki Cennet Koyu’nda bulunan Atami Hotel’de Melek Mjaanes eşliğinde yoga ve meditasyon kursları düzenleniyor. Her seviyeden öğrencinin katılabildiği bir haftalık kursların en yakın tarihlisi 4 Ekim’de. Kurs ücreti 750 Euro. Program her gün iki yoga ve bir meditasyon ya da nefes egzersizinden oluşuyor. İki kişilik odada konaklama, kahvaltı, öğle ve akşam yemeği ücrete dahil. tek başınıza kalmak istiyorsanız ekstra ücret ödüyorsunuz. Yoganın yanı sıra ikebana kursu, yürüyüş, İsveç masajı ve su sporları da var. Tel: (0536) 344 29 74 | |
|
![]() |
| En popüler 5 etiket
Bu Konunun Etiketleri
|
| ankaradan bodruma nasıl gidilir, ankaradan muğlaya nasıl gidilir, istanbuldan bodruma nasıl gidilir, meis adasına nasıl gidilir, sedir adasına nasıl gidilir, |
Güzel Yurdumun Tatil Bölgeleri - Türkiye Gezi Rehberi Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Türkiye Gezi Rehberi - Kapadokya | ThinkerBeLL | Türkiye Turizmi | 1 | 02-07-2009 20:51 |
| Türkiye Gezi Rehberi - Liste | Eleftheria | Türkiye Turizmi | 2 | 04-06-2009 21:53 |
| Dünya Gezi Rehberi: Hawaii | estudiantes | Dünya Turizmi | 6 | 26-10-2008 17:30 |
| Türkiye Gezi Rehberi - Manavgat | CrasHofCinneT | Türkiye Turizmi | 0 | 10-10-2008 09:23 |
| Dünya Gezi Rehberi: Alcatraz Hapishanesi | nigra | Dünya Turizmi | 0 | 09-09-2008 21:45 |