| | #1 (mesaj-linki) | |
| Cezayir ve Cezayir Tarihi Cezayir Cezayir çok eski tarihlerde bir yerleşim merkeziydi. Bilinen en eski halk Berberilerdir. Cezayir kıyılarına önce Fenikeliler gelmiştir. M.Ö. 814-813 yıllarında Kartacalıların eline geçen ülke, gelişerek bilhassa kıyı ticaretinin önemli bir merkezi olmuştur. Daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş olan Cezayir’de halk, bu zamanlarda Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. (Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti), Kuzey Afrika'da bulunan, Afrika'nın Sudan'dan sonra ikinci büyük ülkesidir. Cezayir'in komşuları kuzeydoğuda Tunus, doğuda Libya, güneydoğuda Nijer, güneybatıda Moritanya veMali, batıda Fas ve Batı Sahra'dır. Etnik açıdan bir İslami, Arap ve Berberi ülkesidir. Ülke ismi Arapçada (El Jazair) adalar anlamındadır. Tarih Cezayir, M. VII. asrin ortalarindan sonra Islam ordulari tarafindan fethedilerek Islam devletinin topraklarina katildi. Daha sonra çesitli hanedanliklarin hakimiyetinde kalan Cezayir 1517'de Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis) ile kardesi Oruç Reis tarafindan fethedilerek Osmanli topraklarina katildi. Ayni yil Osmanli Cezayir eyaleti kuruldu. Bu eyalet 1830 yilina kadar ayakta kaldi. 1830 yilinin Temmuz ayinda Fransizlar Cezayir'i isgal ettiler. Fransızlar, burayı kurmak istedikleri Büyük Fransiz İmparatorlugu'nun bir parçasi haline getirmeyi amaçliyorlardi. Fransiz isgaline karsi ilk bagimsizlik mücadelesini isgalin ikinci yilinda Emir Abdülkadir baslatmistir. Emir Abdülkadir isgalcilere karsi 14 yil mücadele etti ve 23 Aralik 1947'de Fransizlar tarafindan tutuklandi. Sonraki yillarda da isgale karsi ayaklanmalar ve bagimsizlik mücadeleleri oldu. Ancak Fransiz isgalciler bütün bu hareketleri siddetle ve zulümle bastirdilar. Sadece 5 Agustos 1945 tarihinde Fransizlar bir gün içinde 45 bin Cezayirlinin canina kiymislardir. Fransiz isgaline karsi ikinci bagimsizlik savasi 1954 yilinda basladi. Bu savas Milli Kurtulus Cephesi'nin öncülügünde baslatildi. Milli Kurtulus Cephesi, Cezayir halkinin suurlandirilmasinda önemli etkinligi olan Cemiyeti Ulema'nin öncülügünde olusturulmustu. Cephe, Kasim 1954'te yayinladigi ilk bildirisinde amacinin Cezayir'i isgalden kurtararak bu topraklar üzerinde Islam esaslarina göre sekillenen bagimsiz bir devlet kurmak oldugunu bildirdi. Sekiz yil süren bagimsizlik savasi süresince bir buçuk milyon Cezayirli Müslüman, isgalciler tarafindan öldürüldü. Bugün birçok cezayirliye göre Fransızların cezayir'deki katliamları soykırım anlamına gelmektedir. Cezayir 2005 yılında resmen FRansa'dan işlediği soykırım için özür talep etti. Cezayir Devlet Başkanı 2006 yılında Fransa'nın Cezayir'de sadece Cezayirlileri öldürmediğini, onların diline ve kültürüne de soykırım uyguladığını ilan etti. Fransa bu suçlamaları kabul etmediği gibi, "konu tarihçilere bırakılmalıdır" dedi. Aynı Fransa Ermenilerin soykırım iddialarına ise sonuna kadar sahip çıktı ve meclisinden 2001 yılında Ermeni iddilarını kabul eden bir karar çıkardı. Milli Kurtuluş Cephesi 1958'de geçici bir hükümet olusturdu. 5 Temmuz 1962'de de bagimsizlik ilan edildi. Müslümanlarin sekiz yil süren mücadeleleri karsisinda isgalciler bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldilar. Bagimsizlik sonrasinda geçici bir süre cumhurbaskanligi yapan Ferhad Abbas'in arkasindan 15 Eylül 1963'te Ahmed bin Bella cumhurbaskanligina getirildi. Ahmed bin Bella, 19 Haziran 1965'te gerçeklestirilen bir darbeyle cumhurbaskanligindan uzaklastirildi ve yerine sosyalist Batici bir anlayisa sahip olan Albay Huvari Bumedyen geçti. Huvari Bumedyen ülkede kati bir totaliter baski rejimini hakim kildi. Bumedyen'in dönemi onun Aralik 1978'de ölmesiyle kapandi. Yerine yine sosyalist bir anlayis sahibi olan Sazeli bin Cedid seçildi. Sosyalist rejime karsi degisik zamanlarda ayaklanmalar oldu. Bunlarin en etkinlerinden biri 1982 ayaklanmasidir. Ancak bu ayaklanma zor kullanilarak bastirilmistir. Ikinci büyük ayaklanma ise 5 Ekim 1988'de basladi ve bir hafta sürdü. Bu ayaklanma dolayisiyla hükümet güçleriyle halk arasinda meydana gelen çatismalarda en az bes yüz kisi öldü. Hükümet bu ayaklanmayi zorla bastiramadi ve bazi önemli vaadlerde bulunmak suretiyle ancak halki yatistirabildi. Hükümetin en önemli vaadi ise çok partili demokratik hayata geçmekti. Hükümet yaptigi vaadler dogrultusunda yeni bir anayasa metni hazirlayarak 23 Subat 1989'da halkoyuna sundu. Yeni anayasa ülkenin sosyalist niteligini kaldiriyor ve Islam'i devletin resmi dini olarak kabul ediyordu. Ayni zamanda birden fazla siyasi partinin ve siyasi amaçli derneklerin kurulmasina imkan taniyordu. Bunun gibi daha birçok önemli degisiklikler içeriyordu. Yeni anayasa halkin çogunlugunca onaylanarak yürürlüge kondu. Arkasindan yeni siyasi partiler kuruldu ve 12 Haziran 1990'da ilk çok partili yerel seçimler yapildi. Bu seçimlerde Islami Kurtulus Cephesi (FIS) oylarin % 55'ini alarak birçok yerde yerel seçimleri kazandi. Arkasindan 26 Aralik 1991'de ilk çok partili genel seçimlerin birinci turu gerçeklestirildi. FIS bu seçimlerde de büyük basari gösterdi. Resmi kaynaklara göre oylarin % 55'ini, kendi kaynaklarina göreyse % 80'ini aldi. Arma Islami Selamet Cephesi'nin gösterdigi basari Cezayir'de önemli çikarlari olan Fransa basta olmak üzere bütün Batili güçleri rahatsiz etti. Bu yüzden tek çare olarak Cezayir ordusunu harekete geçirme yoluna basvurdular. Sonuçta ordu, 16 Ocak 1992'de yani seçimlerin ikinci turunun yapilacagi tarihe bes gün kala gerçeklestirdigi darbeyle yönetime el koyarak seçimlerin ikinci turunu iptal etti ve genel baskan Prof. Abbasi Medeni basta olmak üzere FIS ileri gelenlerinin çogunu tutuklatti. Cunta yönetimi daha önce mahalli seçimleri kazanarak isbasina gelen FIS mensubu belediye baskanlarini ve belediye meclisi üyelerini de görevden aldiktan sonra pek çogunu tutuklatti. Ilk tutuklama kampanyasinda tutuklanan FIS mensuplarinin sayisi alti bini asti. Bunlarin pek çogu 45 derece sicaklik altindaki toplama kamplarina gönderildi. Sonraki dönemlerde ortaya çikan bazi olaylar ve birtakim provokasyonlar vesilesiyle de çok sayida FIS mensubu tutuklandi. Cunta Mart ayinda da, FIS'i tamamen kapattigini açikladi. General Halid Nezzar'in baskanligindaki askeri cunta Yüksek Devlet Konseyi adiyla bir konsey olusturdu. Bu konseyin baskanligina da 29 yildan beri Fas'ta sürgün hayati yasamakta olan Muhammed Budiyaf'i getirdi. Cunta yönetimi önce FIS ileri gelenlerinden 13 kisi hakkinda idam istedi. Ancak birkaç ertelemeden sonra Temmuz ayi ortalarinda gerçeklestirilen durusmada askeri mahkeme FIS genel baskani Abbasi Medeni ile yardimcisi Ali Belhac'i 12'ser yil, diger FIS liderlerini de 4 ile 6 yil arasinda degisen hapis cezalarina çarptirdi. Yüksek Devlet Konseyi baskani Muhammed Budiyaf 29 Haziran 1992 tarihinde orduda görevli Lembarek Binmaraf adinda bir tegmen tarafindan öldürüldü. Yolsuzluk davalari yüzünden basbakan Seyyid Ahmed Gazali ile ve bazi generallerle arasi açilan Budiyaf'in öldürülmesi olayi baslangiçta Islami Cephe'ye yüklendi. Ancak arastirmalar sonunda cinayeti isleyen subayin Islami Cephe'yle herhangi bir ilgisinin bulunmadigi ortaya çikti. Budiyaf'tan sonra Yüksek Devlet Konseyi baskanligina Ali Kafi getirildi. Cunta yönetiminin kapattigi Islami Selamet Cephesi'nin ileri gelenleri Ali Kafi'nin baskanligindaki yeni yönetime diyalog çagrisinda bulundularsa da yönetim diyaloga yanasmak istemedi. Ancak cunta yönetimi daha sonra bir çikmaz sokaga girdigini anladi ve Islami Hareket mensuplariyla bir uzlasma yolu aramaya basladi. Bu yüzden ordu sertlik yanlisi hükümeti 11 Nisan 1994 tarihinde istifaya zorlayarak yerine daha ilimli bir hükümet olusturdu. Ancak yeni hükümet de bazi siyasi oyunlara basvurmak disinda hiçbir uzlasmaci girisimde bulunmadi. 1996'da göstermelik olarak bir referandum gerçeklestirilerek yeni bir anayasa yürürlüge kondu. Cuntanin açiklamalarina göre referandumda oy kullananlarin % 86'si "evet" oyu vermisti. Ardindan 5 Haziran 1997 tarihinde yine göstermelik bir parlamento seçimleri gerçeklestirildi. Seçimlere birden fazla partinin katilmasina izin verildi ama favori cuntanin destekledigi Cezayir Ulusal Demokratik Birlik Partisi'ydi. Seçimler dürüstçe ve demokratik bir ortamda yapilmadigindan sonuçlar da cuntanin istedigi sekilde oldu. En son olarak da 15 Nisan 1999 tarihinde yine göstermelik bir cumhurbaskanligi seçimleri . Bu seçimlerde de cuntanin destekledigi Abdülaziz Buteflika'nin kazandirilacagi önceden belli oldugundan diger adaylar figüran olmak istemediklerini ilan ederek adayliktan çekildiler ve Buteflika tek aday olarak girdigi seçimlerde cumhurbaskanligina seçildi, daha dogru bir ifadeyle tayin edildi. ![]() 1989 anayasasinin siyasi amaçli dernek ve cemiyetlerin ve iktidari elinde tutan Milli Kurtulus Cephesi disinda siyasi partilerin kurulmasina müsaade etmesinden yararlanmak isteyen Islami hareket mensuplari bu alana girmeye karar verdiler. Önce Kasim 1988'de Irsad ve Islah Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin basina Cezayir'in taninmis ilim adamlarindan ve Müslüman Kardesler cemaatinin Cezayir temsilcisi Mahfuz en-Nahnah getirildi. Bunun arkasindan Subat 1989'da Islam'a Davet Birligi kuruldu. Bunun basina da bagimsizlik savasinda önemli rol oynamis bir ilim adami olan Ahmed Sahnun getirildi. Mart 1989'da da Prof. Abbasi Medeni'nin liderliginde Islami Kurtulus Cephesi (FIS) ortaya çikti. Baslangiçta Islami teblig ve davet çalismalari yürütmeyi amaçlayan Irsad ve Islah Cemiyeti daha sonra siyasi partiye (Islami Toplum Partisi'ne) dönüstürülmüstür. Islami olusumlar sosyal faaliyetlerin yani sira siyasi faaliyetlere de girmislerdir. Islami çizgideki siyasi olusumlar hakkinda bazi özet bilgiler verelim: Islami Selamet Cephesi: Prof. Abbasi Medeni'nin liderliginde, 11 Mart 1989'da kurulus çalismalarini baslatti. Resmi olarak kurulusunu 12 Eylül 1989'da gerçeklestirdi. Gerek 12 Haziran 1990'da gerçeklestirilen yerel seçimlerde ve gerekse 26 Aralik 1991'de gerçeklestirilen genel seçimlerdeki basarisiyla dikkatleri üzerine çekti. Bu parti Mart 1992'de cunta yönetimi tarafindan kapatildi. Islami Toplum Partisi: Müslüman Kardesler cemaatinin Cezayir kanadinin lideri durumundaki Mahfuz Nahnah'in baskanliginda kuruldu. Bu partinin adi daha sonra Barisçi Toplum Partisi olarak degistirilmistir. Baskanligini da halen Mahfuz Nahnah yapmaktadir. Islami Uyanis (Nahda) Partisi: Islami siyasi olusumlar içinde üçüncü sirada gelen bu hareketin liderligini Abdullah Cabullah yapmaktadir. Bunlarin yani sira özellikle cuntanin baski uygulamalarina tepki olarak bazi silahli gruplar da ortaya çikti. Ancak bunlardan bazilari provokasyonlara açik oldugundan cunta onlarin adlarini halka yönelik katliamlarinda kullandi. Cuntanin katliamlarinda adi kullanilan silahli gruplarin basinda ise GIA geliyordu. Simdi bu gruplardan da kisaca söz edelim: GIA (Silahli Islami Grup): Bu ülkedeki silahli gruplarin en radikali olarak bilinen bu hareket 1992'de ortaya çikti. Simdiye kadar birçok silahli eylem gerçeklestiren bu hareket, ülkedeki diger Islami olusumlara karsi da sert bir tutum izlemekte, hatta bazilarini tekfir etmektedir. Hareketin bu tutumu kendi içinden de birtakim sorunlar yasamasina ve bazi kopmalara yol açmistir. Hareketin kurulus merhalesindeki liderligini Cemal Zeytuni olarak bilinen Ebu Abdirrahman Emin yapti. AIS (Islami Kurtulus Ordusu): Daha önce sadece siyasi faaliyet yürüten ve genis halk tabaninin destegine ragmen iktidara gelmesi darbeciler tarafindan önlenen Islami Selamet Cephesi'nin askeri kanadi olarak ortaya çikti. 1992 ortalarinda ortaya çikan AIS'in genel komutanligini Medeni Mirzak yapti. MIA (Silahli Islami Hareket): Abdulkadir Sebuti'nin önderliginde faaliyetlerini yürüten bu hareket darbecilerin iktidara el koymalarindan kisa bir süre sonra ortaya çikti ve çesitli silahli eylemler gerçeklestirdi. FIDA (Cezayir Cihadi Için Islami Cephe): Bu cepheyi 1994'te GIA'dan ayrilanlar kurmuslardir. Darbecilerin yaninda yer alan bazi yazarlarin ve basin mensuplarinin öldürülmesi gibi birtakim ferdi eylemler gerçeklestirdiler. Islami Devlet Hareketi: Ilk önce 1992'de ortaya çikti. 13 Mayis 1994'te gerçeklestirilen bir anlasmayla GIA'ya katildi. Ancak daha sonra aralarinda ihtilaf çikmasi yüzünden bu hareketten ayrildi. Hareketin liderligini Said Mahlufi yapmaktadir. Cezayir'deki silahli gruplarda böyle bir daginikligin yasanmasinin yani sira, Islami temellere oturtulmus bir "hareket ve eylem fikhi"nin da olmadigini kabullenmek zorundayiz. Bu eksiklik eylemlerin kitle tabaninda olumsuz etki yapmasina ve tabanin yukarida zikredilen gruplara olumsuz bakmasina yol açmaktadir. Cezayir Soykırımı Fransız yönetimi altında 1,5 milyon kadar Cezayirli katledilmiştir. İşkence ve kötü muamele görenlerin sayısı ise bilinmemektedir. Cezayirliler bu döneme Cezayir Soykırımı adını vermektedir. Son olarak 2005 ve 2006 yıllarında Cezayir Devlet Başkanı Fransa'yı soykırım yapmakla suçlamış ve Paris'ten bir özür beklediklerini açıklamıştır. Ancak Fransa iddiaları kabul etmemiş ve konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini öne sürmüştür. Fransa Devlet Başkanı ve Başbakanı konunun hassas olduğunu ve tarihçiler tarafından incelenmesi gerektiğini, siyasete konu edilmemesini istemişlerdir. Coğrafya Fas'tan başlayarak doğuya doğru giden 2400 km.lik Atlas Dağları Cezayir'in kıyı kesimine paralel olarak batıdan doğuya, Tunus'a kadar uzanır. Cezayir'in kıyıları genelde dağlara çok yakın ve sarptır; çok sayıda liman yoktur. Ülkenin güneyini Büyük Sahra Çölü kaplar. Atlas dağsırasının Cezayir'deki kısmının en yüksek noktası 2900 m. civarındadır. Ekonomi Denize yakın kesimde tarıma elverişli alanlarda başta zeytin gibi Akdeniz iklimi bitkileri yetişir. Ülke ekonomisinin belkemiği petrol ve doğalgazdır. Cezayir dünyanın petrol rezervleri sıralamasında 14'üncü ülkedir ve ikinci en büyük doğalgaz ihracatçısıdır. Bunlar dışında demir, fosfat, uranyum, kurşun, çinko madenlerine sahiptir. Demografi Başlıca şehirler Cezayir (başkent), Oran, Konstantin, Annaba'dır. 32,5 milyonluk nüfusun büyük kısmı kıyıya yakın bölgede yaşar. Çok geniş toprakları kaplayan güneydeki bölgeler ise 1.5 milyon kadar insanı barındırır ve bunların çoğu da vaha'larda yaşamaktadırlar. Nüfusun çoğunluğu Müslüman'dır, etnik olarak Berberiler ve Araplardan oluşur. Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 22-05-2009 @ 00:08. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Cezayir ve Cezayir Tarihi Cezayir MsXLabs.org & Temel Britannica Cezayir, Afrika'nın kuzeydoğusunda, Akdeniz kıyısında kurulmuş bağımsız bir cumhuriyettir. Doğusunda Tunus ve Libya, güneydoğusunda Nijer, güneybatısında Mali ve Moritanya, kuzeybatısında Fas yer alır. Batı Sahra ile batıda dar bir sınırı vardır. Az sayıda doğal limanı olan Cezayir'in Akdeniz kıyılarındaki toprakları verimlidir. Hemen bu toprakların arkasında Atlas Dağları'nın bir kolu olan Tel Atlasları uzanır. Daha iç bölgelerde ise, göller ve bataklıklarla birbirinden ayrılan yüksek ovalar bulunur. Güneye doğru gittikçe Atlas Dağları'nın bir başka kolu olan Sahra Atlasları, Sahra Çölü'nün kuzey sınırını çizer. Cezayir topraklarının üçte ikisini Sahra Çölü kaplar. Güneydeki bu geniş çorak bölge, 1956'da büyük petrol yatakları bulununcaya kadar boş ve değersizdi. Gelişen petrol ve doğal gaz sanayisi Sahra'yla birlikte tüm ülkeyi büyük ölçüde değiştirdi. Cezayir'de taşımacılığa ve ulaşıma elverişli olmayan akarsulardan, daha çok sulamada yararlanılır. Şelif Irmağı ülkenin öbür ırmakları gibi yüksek ovalardan doğar ve Tel Atlasları arasından geçerek denize ulaşır. Cezayir genelde kurak bir ülkedir. Akdeniz' in nemli rüzgârlarına açık olan kıyı şeridi yağmur alır. Sağanakların günlerce sürdüğü yağmur mevsimi dışında sıcak ve yağışsızdır. Tropik iklimin görüldüğü güney bölgesinde yaz ayları çok sıcak geçer. Tel Atlasları'nda yaprak dökmeyen, kalın kabuklu meşe ağaçlarından oluşan güzel ormanlar vardır. Bir çöl bitkisi olan alfa ve başka ot türleriyle kaplı yüksek ovalarda sürüler otlatılır. ![]() Cezayir’e ilişkin bilgilerCezayir'de panter, çakal, sırtlan, yabandomuzu gibi yabanıl hayvanlar ile çeşitli ceylan türleri bulunur. Sahra Çölü'nde boynuzlu engerek yılanları ve akrepler oldukça boldur. Nüfusun yüzde 80'ini Araplar oluşturur. En büyük azınlık olan Berberiler Cezayir'in en eski halkıdır. Gerek Araplar, gerek Berberiler Müslüman'dır. Nüfusun küçük bir bölümünü de Fransızlar, İspanyollar ve İtalyanlar oluşturur. En yoğun yerleşim kıyı düzlüklerinde ve Tel Atlasları'ndadır. Sulak olan bu bölgelerde bahçecilik ve tahıl tarımı oldukça gelişmiştir. Birçok insanın geçimini hâlâ çiftçilikle sağlamasına karşın, kentlere doğru yavaş ama sürekli bir göç vardır. Daha güneyde, Sahra Çölü'ndeki vahalarda göçebe kabilelere rastlanır. Avrupalılardın büyük bir bölümü, Cezayir 1962'de bağımsızlığını kazandıktan sonra, ülkeden ayrıldı. Resmi dilin Arapça olduğu Cezayir'de Fransızca da konuşulmaktadır. Cezayir'in başlıca ürünleri buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar ile tütün, üzüm ve zeytindir. Devlet çiftliklerinde şarapçılık yapılır ve zeytinyağı üretilir. Ayrıca incir, portakal ve kayısı gibi meyve türleri de vardır. Fosfat, cıva, demir, çinko ve kurşun ülkenin başlıca madenleridir. Bunlardan başka zengin petrol ve doğal gaz yatakları bulunur. Başta petrol ve doğal gaz olmak üzere, bazı madenler ve şarap dış ülkelere satılır. Bunlara karşılık pamuklu ve yünlü dokumalar, demir-çelik, kömür ve işlenmiş ürünler alınır. Bu ticaretin çoğu modern bir liman kenti olan başkent Cezayir, Oran ve Annaba limanları üzerinden yapılır. Başlıca ihraç ürünü olan petrol borularla Arzev, Bejaia, Skikda ve Tunus'taki Skhira limanlarına ulaştırılır. Doğal gaz ise Arzev, Oran, Skikda ve Cezayir'e pompalanır. Demiryolları Fas sınırından Tunus'a kadar uzanır. Tarih Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954'te başladı. Fransız ordusuna karşı girişilen kanlı savaşlarda 150 bin kişi öldü. 1958'de Cezayir sorunu nedeniyle Fransa'da yaşanan siyasal bunalım, General de Gaulle'e başbakanlığın, bir yıl sonra da cumhurbaşkanlığının yolunu açtı. Savaşın sürmesini isteyen bazı Fransız generalleriyle göçmenlerinin kurduğu Gizli Ordu Örgütü ülkede acımasız bir kıyıma girişti. De Gaulle Cezayir'e iki seçenek tanıdı: Bağımsızlık ya da Fransa'ya bağlılık. 1962'de yapılan referandumda 6 milyon kişi bağımsızlıktan yana, 16 bin kişi ise bağımsızlığa karşı oy verdi. Bundan sonra Fransa ile olan bağlantılar azaldı, ama iki ülke arasındaki ticaret ilişkileri bugün de sürmektedir. Başkan Huari Bumedyen'in 1978'de ölmesinden sonra onun yerine geçen Şadli Bencedid 1984'te yeniden başkan seçildi. Cezayir'in ekonomik sorunlarına çözüm getirmek amacıyla, yönetimdeki Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) kongresinde tarıma öncelik verilmesi kararı alındı. Ama, bir yandan Bencedid yönetiminin Araplaştırma politikasına karşı Berberiler'in tepkisi, öte yandan İslami bir düzen kurulmasını amaçlayan dinsel muhalefetin ciddi boyutlara ulaşması ülkedeki gerginliği artırdı. 1988'de muhalefetin demokrasi talebiyle başlattığı gösteriler ülkede geniş destek buldu. Bunun üzerine siyasal çoğulculuğa olanak veren bir anayasa hazırlandı. Anayasanın Şubat 1989'da bir halkoylamasıyla kabul edilmesinden sonra ortaya çok sayıda yeni parti çıktı. Şeriat düzeni kurmayı amaçlayan İslami Selamet Cephesi (FIS) Haziran 1990'da yapılan yerel seçimlerde beklenmedik bir zafer kazandı. Bunun sonucunda FLN içinde ciddi görüş ayrılıkları belirdi. FIS'ın radikal kanadı ise kitlesel eylemlere yöneldi. Aralık 1991'de yapılan seçimlerin ilk turunda FIS ezici bir basan kazandı, FLN ise düşük oranda oy alarak üçüncü sıraya düştü. Bu gelişmeler karşısında Bencedid seçimlerin ikinci turundan önce istifa etmek zorunda kaldı. Ardından, Yüksek Güvenlik Konseyi seçimlerin ikinci turunu iptal ederek yönetime el koydu. Bu bir "anayasal darbe" olarak nitelendirildi. FIS önderlerine karşı baskılar yoğunlaştırıldı. Bağımsızlık hareketinin önderlerinden Muhammed Budiaf devlet başkanlığına getirildi. Budiaf'ın Haziran 1992'de bir suikast sonucunda öldürülmesi üzerine ülkede siyasal bunalım daha da arttı. FIS içinde radikaller ile ılımlılar arasındaki görüş ayrılıkları sonunda parti fiilen ikiye bölündü. Yönetimin radikal dinci hareketin yok edilmesi amacıyla sürdürdüğü baskılara karşın, güvenlik güçleriyle radikal İslamcı güçler arasındaki çatışmaların hızı 1992 sonlarına doğru hâlâ kesilmemişti. Uzun yıllar bağımsızlığı için savaşmış olan Cezayir, bağımsızlıklarını yeni kazanan öbür Afrika ülkeleriyle yakın ilişkiler içindedir. Sömürge döneminde baskı altında tutulan Arap kültürünün canlandırılmasına, okuma yazma oranının çok düşük olduğu ülkede okuryazar sayısının artırılmasına çalışılmaktadır. Cezayir'de bugüne kadar, tarım, sanayi ve sağlık hizmetlerini kapsayan büyük değişiklikler olmuştur. Devlet başkanı ile devrim konseyi tarafından yönetilen bu ülkede sanayi kuruluşlarının büyük bir bölümü devletçe işletilmektedir. Başkent: Cezayir ![]() | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Cezayir ve Cezayir TarihiCezayir'in "Osmanlı'ya Katılım" Talep Ettiği Mektup ![]() Oruç Reis'den sonra Cezayir Sultan’ı olan Barbaros Hayreddin Paşa, Kuzey Afrika topraklarında Cihan Hakanı'ndan başkası adına hutbe okutulup, sikke basılmasına karşı duyduğu rahatsızlığı Afrika'daki çeşitli Arap Emirlerini kabul ederek kendilerine anlattı. Bunun üzerine Cezayir'deki Kadı, Alimler, İmamlar, Hatipler, Tüccarlar, Eminler ve bütün Re'ayâ tarafından hazırlanan mektup Hacı Hüseyin Ağa liderliğindeki bir heyetle İstanbul'a gönderildi ve Cezayir'in Osmanlı Devleti'ne bağlanma isteği bildirildi: "Cezayir'deki Kadı, Alimler, İmamlar, Hatipler, Tüccarlar, Eminler ve bütün re'ayânın Sultan'a mektubudur.Yalı Köşkü'nde Yavuz Sultan Selim tarafından kabul edilen ve mektubu Sultan'a sunan heyet İstanbul'da 41 gün kaldı. Teklifi memnuniyetle kabul eden Yavuz Sultan Selim Barbaros'u Cezayir Beylerbeyliği’ne atadığını belirten Ferman-ı Hümayun'u verdi. (1519) Ayrıca Barbaros'a gönderilmek üzere mücevherli bir kılıç, sırmalı bir hil'at ile "Beylerbeylik Sancağı" Hacı Hüseyin Ağa'ya teslim edildi. Heyet Cezayir'e müjdeli haberleri getirince merasim düzenlenerek Barbaros'a kılıç kuşatılıp, hil'at giydirildi. Sancaklar çekilip, gece büyük bir ziyafet verilerek, eğlenceler tertip edildi. Artık bir Osmanlı toprağı olan Cezayir'de "sikkeler" Osmanlı Padişahı adına basılmaya, "hutbeler" Osmanlı Padişah'ı adına okutulmaya başlandı. | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Cezayir Bağımsızlık Savaşı Cezayir Bağımsızlık Savaşı, 20. yy'ın en önemli bağımsızlık savaşlarındandır. Cezayirli Müslüman Araplar ile Avrupalı Cezayirlilerin arasındaki sürtüşmenin, 130 yıllık koloni yönetimine karşı bir isyana dönüşmesiyle başlamıştır. Demokratik Özgürlüklerin Zaferi Hareketi (MTLD) adını alan Cezayir Halk Partisi 1950'de Fransız yönetimine karşı eylemlere başladı. 1952'de önemsiz bir suçtan yargılanan Ferhat Abbas'ın davası yönetimi hedef alan bir propaganda aracına dönüştü. MTLD ve Cezayir Ulema Cemiyeti yöneticileri de Arap devletlerinden destek sağlama çabalarını yoğunlaştırdı. Messali Hac'ın önderliğinden hoşnut olmayan bir grup gencin oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) 31 Ekim 1954'te Betna ve Aures'te başlattığı ayaklanma yoğun bir tutuklama kampanyasına yol açtı. Ertesi yıl Ayn Abid'de ve el-Alia madenlerinde patlak veren ayaklanma, Avrupalılara yönelik bir kıyım hareketine dönüştü; yönetim buna idamlarla karşılık verdi. 1956'da Fransa'da iktidara gelen hükümetin valiliğe atadığı Robert Lacoste, direnişi zorla bastırma politikasına yöneldi. Ülkenin iç kesimlerinde giderek denetimi sağlayan FLN'nin etkisini kırmak amacıyla Cezayir'e 500 bin kişilik bir Fransız ordusu gönderildi. Bu sırada daha önce silahlı mücadeleye karşı çıkan milliyetçi önderlerin çoğu FLN'ye katılmaya başladılar. Bağımsızlığına yeni kavuşan Fas ve Tunus'un Cezayir sorununa bir çözüm bulmak amacıyla 1956'da görüşmeye çağırdığı Cezayirli önderlerin yakalanarak hapse atılması, ayaklanmanın daha da genişlemesine neden oldu.Ertesi yıl direnişçiler şiddet eylemlerine başladı.Cezayir'e gönderilen Fransız paraşütçü birlikleri bu girişimleri engelledi ve yoğun işkence uygulaması başladı. Direnişçilerin sızmalarını engellemek amacıyla Cezayir'in Tunus ve Fas sınırına dikenli tel örgüler çekildi. Bu engelin gerisinde kalan 30 bin kişilik Cezayir ordusunun saldırılarını sürdürmesi üzerine, Fransızlar Şubat 1958'de bir Tunus sınır köyünü bombaladı. Bu olay Fransa - Tunus ilişkilerinin gerginleşmesine ve İngiltere ile ABD'nin arabuluculuk girişimlerine yol açtı. Nisan 1958'de Tanca'da toplanan Magrip Birliği Kongresi'nde alınan bir kararla Cezayir Cumhuriyeti Geçici Hükümeti (GPRA) oluşturuldu.Bu sırada Avrupalı Cezayirlilerin Fransa ile birleşme amacıyla yürüttüğü mücadele de kızıştı. Gerginliğin Fransa'da yol açtığı bunalım sonucunda geniş yetkilerle iktidara gelen Charles de Gaulle, Cezayirli Fransızların baskısına karşın, soruna siyasi bir çözüm bulmaya yöneldi. Arap devletleri ile sosyalist ülkelerden destek gören GPRA ile Mayıs 1961'de resmi görüşmelerin başlamasından sonra, Fransız göçmenlerin kurduğu Gizli Ordu Örgütü (Organisation Armée Secrète, OAS) sivil halka yönelik acımasız şiddet eylemlerine girişti. Altı aylık bir aradan sonra yeniden başlayan görüşmeler 18 Mart 1962'de anlaşmayla sonuçlandı. Geçici bir hükümetin gözetiminde yapılacak bir referandumda onaylanmak koşuluyla, Cezayir'in bağımsızlığı tanındı. Ayrıca bağımsızlıktan sonra Fransa ile ilişkilerin sürdürülmesi ve Avrupalıların uyruk belirlemede serbest bırakılması öngörüldü. 1 Temmuz 1962'de yapılan referandumda 6 milyon kişi bağımsızlık lehinde, 16 bin kişi aleyhte oy kullandı. 8 yıl süren Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda 2 milyon köylü toprağını terk etmek zorunda kalırken, 250 bin müslüman yaşamını yitirdi. Vikipedi | |
|
![]() |
| Etiketler |
| cezayir, tarihi |
| cezayir tarihi, osmanli cezayir, |
Cezayir ve Cezayir Tarihi Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Çad ve Çad Tarihi | HayLaZ61 | Ülkeler ve Tarihleri | 1 | 28-05-2009 00:40 |
| Yaşar - Cezayir Menekşesi | MaRCeLLCaT | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 27-03-2008 17:22 |
| Kırım ve Kırım Tarihi | BYAYD SPEOPLE | Diğer Türk Toplulukları | 1 | 22-09-2007 23:22 |
| Fas ve Fas Tarihi | kompetankedi | Ülkeler ve Tarihleri | 2 | 03-06-2007 11:22 |
| Tarsus Tarihi | Mystic@L | Medeniyetler Tarihi | 1 | 15-02-2007 20:30 |