Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 20.431|Cevap: 4|Güncelleme: 3 Temmuz 2016

Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı

4 Temmuz 2011 17:09   |   Mesaj #1   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı

Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı1.jpg
Gösterim: 1042
Boyut:  85.3 KB

Amerikan Devrimi olarak da bilinen Amerikan Bağımsızlık Savaşı, 1775–1783 yılları arasında Birleşik Krallık ve Kuzey Amerika'daki On Üç Koloni arasında geçen ve Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasıyla sonuçlanan savaştır.
Amerika 1492'de Kristof Kolomb tarafından keşfedildikten sonra;
Sponsorlu Bağlantılar
  • İspanyollar Meksika ve Güney Amerika'ya, Portekizliler Brezilya'ya, Fransızlar Kanada'ya,
  • İngilizler de bugünkü Birleşik Amerika'daki Atlas Okyanusu kıyılarına yerleştiler.
İngilizler daha sonraki dönemlerde kıtanın iç kısımlarına doğru ilerleyerek yeni topraklar kazandılar ve Kuzey Amerika Kıtası'nda 13 koloni oluşturdular. Bu kolonilere çoğunluğu İngiliz olmak üzere Avrupa'dan getirdikleri göçmenleri yerleştirdiler ve kolonileri İngiltere'den atadıkları valiler aracılığı ile yönetmeye başladılar.

Amerikan Devrimi,


18. yüzyılın ikinci yarısında Onüç Koloninin Britanya İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını kazanarak Amerika Birleşik Devletleri adını aldığı dönemi içine alır.
1760’ların başında Britanya İmparatorluğu ile Amerika’daki kolonileri ve Amerikan yerlileri (Indianlar) arasında patlak veren anlaşmazlıklar ve çatışmalar, 1775-76’da Britanya (İngiliz) sömürge yönetimine karşı bağımsızlık savaşına dönüştü. Bu savaşın önderleri George Washington (Amerikan Kuvvetleri Komutanı), Benjamin Franklin, Thomas Jefferson ve Samuel Adams idiler.
Britanya İmparatorluğu'na karşı ayaklanan koloniler, 1775 ile 1783 yılları arasında Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlattılar.
4 Temmuz 1776’da Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan Bağımsızlık Deklarasyonu (Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi) ile birlikte Amerika’daki 13 İngiliz kolonisinin bağımsızlığı ilan edildiBu deklarasyonda insan haklarının ilk formülasyonu yapıldı ve ilan edildiği tarih (4 Temmuz) ulusal bayram olarak benimsendi. 1781'de de savaş alanında zafer elde edildi. Böylece Amerika’da “yeni bir ulus doğdu”.

Fransa yeni ulus Amerikalılara para ve mühimmat sağlanmasında önemli bir rol oynamış, Britanya'ya karşı bir koalisyon örgütlemiş ve savaşı sona erdiren Yorktown'daki muharebede belirleyici bir rol oynayan bir ordu ve filo gönderdi. Öte yandan Amerikalılar kraliyet ve aristokrasiye karşı ayaklanmışlardı ve Fransa'yı bir model olarak almadılar.
Amerikan devrimi Amerikan halkını saran yeni cumhuriyetçi idealler gibi bir dizi entelektüel ve sosyal değişikliği de içinde barındırıyordu. Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu. Cumhuriyetçiliğe kayış ve giderek yayılan demokrasi geleneksel sosyal hiyerarşide karışıklıklara neden oldu ve Amerikan siyasi değerlerinin temelini oluşturan siyasi ahlâkı yarattı.

Devrim dönemi, Fransa'nın Amerika'daki kolonilere yönelik askerî tehdidinin sona erdiği 1763 yılında başladı. Britanya İmparatorluğu, kolonilerin savunulması için yapılan harcamalarının büyük bir bölümünün yine koloniler tarafında ödenilmesi gerektiğine karar vererek kolonicilerin hiç de hoş karşılamadığı vergiler dayattı. Ayrıca kolonilerin Britanya parlamentosunda temsilcisi olmadığından birçok kolonici hareketi yasadışı kabul etti. Boston'daki protestolardan sonra Britanya buraya savaş birlikleri gönderdi. Buna karşılık olarak kendi milislerini seferber etti ve 1775'te savaş başladı. Nüfusun yüzde 15-20 kadarı Britanya'ya sadık olsa da savaş boyunca Vatanseverler savaş boyunca genellikle toprakların yüzde 80-90 kadarını ellerinde bulundurmuşlardır. Britanya, öte yandan yalnızca birkaç kıyı şehrini kontrol etmekteydi. 1776 yılında 13 koloninin temsilcileri oybirliğiyle Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran bir bağımsızlık bildirgesi kabul ettiler.

İnsan Hakları Bildirisi'nin kabul edilmesinden sonra koloniler ile İngiltere arasında savaşlar başladı. Amerikalılar 1777'de Saratoga'da İngilizleri yendiler. Bu gelişme üzerine Yedi Yıl Savaşları'nda İngilizlere yenilerek kolonilerini kaybeden Fransa, İspanya ve Hollanda da İngiltere'ye karşı savaşa girdiler. 1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular. 1781'de Amerikalılar York Town Savaşı'nda bir İngiliz ordusunu teslim aldılar. İngiltere yenildi ve barış istedi. 1783'te Paris Versay Antlaşması ile barış sağlandı.

İngiltere, 1783'de imzalanan Versay Antlaşması ile kolonilerin bağımsızlığını tanıdı. Versay Antlaşması, Almanya'nın I. Dünya Savaşı sonunda imzaladığı Antlaşma ile aynı adı taşımaktadır. Koloniler bağımsızlıklarını kazandılar; fakat yeni rejimin ne olacağı tartışmaları yüzünden 1783 - 1787 tarihleri arasında koloniler birbirleriyle savaştılar. Savaşı, merkezi cumhuriyetçileri mağlup eden federalistler kazandı. 1787'de koloniler bir kez daha toplanarak; laik ve federal Cumhuriyet Anayasası'nı kabul ettiler (III. Philadelphia Kongresi). Böylece George Washington başkanlığındaki ABD'nin kuruluşu sağlanmıştır. ABD'deki bu gelişmeler, 1789 Fransız İhtilali'nin başlamasında da etkili olmuştur.
Birleşik Devletler'in kuzeyinde Britanya Kanadası, güneyinde İspanyol Floridası ve batısında da Mississipi Nehri bulunuyordu.

Savaş

Ad:  abd_devrimi.PNG
Gösterim: 1616
Boyut:  9.5 KB

Amerikan Bağımsızlık Savaşı, aslında tam bir bağımsızlık mücadelesi olarak başlamamıştır. Savaş İngiltere'nin yedi yıl savaşları sonucu harcadığı paraları tekrar kazanabilmek adına Amerika'da bulunan kolonilere ağır vergiler yüklemesiyle başlar.
Çatışma önce İngiltere'nin sömürge sorunlarından kaynaklanan bir iç savaş olarak başladıysa da, 1778'de Fransa'nın, 1779'da İspanya'nın 1780'de Hollanda'nın Amerika'nın yanında yer almasıyla uluslararası bir savaşa dönüştü. Amerikalılar kara kuvveti olarak hem eyalet milisleri, hem de çoğunluğu çiftçilerden oluşan 20.000 kişilik düzensiz bir Kıta Ordusu topladılar. İngiliz Ordusu ise 42.000 kişilik iyi eğitilmiş düzenli bir kuvvetten ve Alman kökenli 30.000 paralı askerden oluşuyordu.
Savaş, ayaklanmacıların levazım depolarını imha etmek amacıyla General Thomas Gage'in Boston'dan Concord'a (Massachusetts) kuvvet göndermesiyle başladı. 19 Nisan 1775'te Lexington ve Concord'da çarpışmalar çıkınca, ayaklanmacılar Boston'u kuşattı. Amerikan generali Henry Knox'un Ticonderoga Kalesi'nden ele geçirdiği toplarla yetişerek, Gage'in yerine geçen General William Howe'u kenti boşaltmaya zorlamasıyla 17 Mart 1776'da kuşatma sona erdi.
General Richard Montgomery komutasında bir Amerikan kuvveti 1775 sonbaharında Kanada'yı işgal ederek Montreal'i aldı; Quebec'e yapılan başarısız bir saldırıda Montgomery öldü. Amerikalılar baharda İngiliz yedek kuvvetleri yetişene değin kenti kuşatma altında tuttuktam sonra Ticonderoga Kalesi'ne çekildiler.

İngiliz hükümeti General Howe'un ağabeyi Amiral Lord Richard Howe'u, kardeşinin güçlerine katılmak üzere büyük bir filoyla New York'a gönderdi. Howe'lar, Amerikalılarla bağlantı kurmak ve teslim olmaları durumunda affedilebileceklerine ilişkin güvence verme yetkisine de sahipti.

4 Temmuz 1776'da bağımsızlıklarını ilan eden Amerikalılar barış önerisini geri çevirince, General Howe, Long Island'a yürüdü ve 27 Ağustos'ta Amerikan ordusunun başkomutanı General George Washington'ın güçlerini yenilgiye uğrattı. Washington'ın Manhattan içlerine çekilmesi üzerine Howe onu kuzeye sürdü ve ordusunu, 28 Ekim'de White Plains yakınlarındaki Chatterton Hill'de yenilgiye uğrattı. Daha sonra Washginton'ın Manhattan'da bırakmış olduğu garnizonun üzerine yürüdü, çok sayıda tutsak alıp silah ve erzağa el koydu.

Lord Cornwallis de Washington'un Lee Kalesi'ndeki garnizonunu ele geçirerek Amerikan ordusunu New Jersey boyunca Delaware Irmağının doğu yakasına sürdü ve kış için, New Jersey'deki ileri karakollarda karargah kurdu. Ama Washington, Noel gecesi Delaware Irmağı'nı geçerek Cornwallis'in Trenton'daki garnizonuna saldırdı ve 1000 kadar tutsak aldı. Cornwallis, Trenton'ı kısa sürede geri aldıysa da kaçtı ve Washington İngiliz ordusunun Princeton'daki yedek kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.
Washington'ın Trenton-Princeton seferi tüm ülkede heyecan yarattı ve bağımsızlık savaşına canlılık kattı. General John Burgoyne komutasındaki bir İngiliz ordusu 1777'de Kanada'dan güneye doğru hareket etti. Yarbay Barry St. Leger komutasında daha küçük bir kuvvet de Mohawk Vadisi boyunca St. Lawrence Irmağını izleyerek Albany'de Burgoyne'la birleşecekti. Burgoyne 5 Temmuz'da Ticonderoga Kalesi'ni alıp, acil at gereksinmesini karşılamak üzere Bennington'a (Vermont) Alman paralı askerlerden oluşan bir kuvvet gönderdi; ama New England kuvvetleri Almanları yenilgiye uğrattı.
Bu arada 6 Ağustos'ta General Benedict Arnold'un ordusu St. Leger'ı Oriskany'de durdurdu. General Horatio Gates'in komuta ettiği başka bir Amerikan ordusu da Albany'ye yaklaşmakta olan Burgoyne'u iki kez yenilgiye uğrattı; Burgoyne 17 Ekim 1777'de Saratoga'da ordusuyla beraber teslim olmak zorunda kaldı. Bundan bir süre önce de Howe gemilerle New York'tan Chesapeake'e gitmiş ve karaya çıkar çıkmaz 11 Eylül'de Brandywine Creek'te Washington'ın kuvvetlerini yenmiş, 25 Eylül'de de Amerikan başkenti Philadelphia'yı işgal etmişti.

Washington, 4 Ekim'de Germantown'a başarılı bir darbe indirdikten sonra 11.000 askeriyle Valley Forge'da kışlık karargahını kurdu. Buradaki çetin koşullara ve yiyecek sıkıntısına karşın, Amerikan birlikleri Prusyalı bir subay olan Friedrich Wilhelm von Steuben gözetiminde sıkı bir silah eğitiminden geçirildi. Von Steuben'in katkıları, Washington'ın 28 Haziran 1778'de Monmouth'da (New Jersey) kazandığı başarıyla belli oldu. Bu çarpışmadan sonra kuzeydeki İngiliz kuvvetleri New York kenti ve çevresinde çakılıp kaldılar.
Amerikalılara 1776'dan başlayarak el altından para ve malzeme yardımı yapan Fransa, 1778'de filolarını ve ordularını hazırlamaya başladı ve sonunda Haziran 1778'de İngiltere'ye savaş ilan etti. Kuzeyde durumun büyük ölçüde sürüncemede kalmış olmasına olmasına karşılık Fransızlar güneyde, İngilizlerin elindeki Savannah'ı ve büyük önemi olan Yorktown'ı kuşattılar.

Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı.jpg
Gösterim: 578
Boyut:  61.9 KB

Cornwallis 16 Ağustos 1780'de Camden'da (Güney Karolina) Gates'in komutasındaki bir orduyu dağıttıysa da, 7 Ekim'de Kings Mountain'da ve 17 Ocak 1781'de Cowpens'te ağır kayıplar verdi.15 Mart 1781'de Guilford Court House'da (Kuzey Karolina) pahalıya mal olan bir zaferden sonra, öbür İngiliz birlikleriyle birleşmek üzere Virjinya'ya girdi ve Yorktown'da üslendi. Washington'ın ordusuyla birlikte Fransız Comte de Rochambeau komutasında bir kuvvet Yorktown'ı kuşattı; Cornwallis 19 Ekim 1781'de 7 bin kişilik ordusuyla teslim oldu.

Bundan sonra kara harekatı sona erdi ve savaş açık denizlerde sürdü. Amerikalılar 1775'te bir Kıta Donanması oluşturdularsa da, savaş ilerledikçe, denizdeki varlıkları büyük ölçüde resmi görevli, silahlı özel gemilerle (privateers) sınırlı kaldı.
1780'den sonra deniz savaşı daha çok İngilizlerle Amerikalıların Avrupalı müttefikleri arasında geçti. Britanya Adaları çevresinde toplanan Amerikalılara ait gemiler ve komutanları John Paul Jones, savaş boyunca 1.500 İngiliz ticaret gemisiyle 12.000 İngiliz denizcisini ele geçirdiler. 1780'den sonra İspanya ve Hollanda, Britanya Adaları'nı çevreleyen sularda büyük ölçüde denetim kurarak İngiliz deniz gücünün açık denize çıkamaz hale gelmesine yol açtılar.
Paris Antlaşması (1783) ile İngiltere, batıda Mississippi Irmağını da içine alan geniş sınırlarla, Amerika'nın bağımsızlığını tanıdı. Kanada İngiltere'nin elinde kaldı, ama Doğu ve Batı Florida İspanya'ya verildi. Antlaşmanın imzalanmasından 3 ay sonra, son İngiliz askerlerinin 25 Kasım 1783'te New York'tan ayrılmasından sonra George Washington şehre girdi.

Amerika Bağımsızlık Savaşı'nın başlama nedenleri

  • Yedi Yıl Savaşları sırasında Kanada ve Florida'ya yerleşme vaadi ile İngiltere'ye para, malzeme ve insan yardımı yapan kolonilerde birleşme duygusunun oluşması,
  • Yedi Yıl Savaşları'nı kazandığı halde İngiltere'nin; Fransa'dan alınan Kanada'ya ve İspanya'dan alınan Florida'ya kolonilerden göçü yasaklaması.
  • Yedi Yıl Savaşları'ndan galip çıkmasına rağmen kendi ekonomisi de oldukça sarsılan İngiltere'nin kolonilere yeni gümrük ve damga vergileri koyması.
  • Kolonilerin, İngiltere Parlementosu'nda seçilmiş temsilcileri bulunmadığından, "halkın oluru alınmadan vergi konamaz" ilkesinden hareketle buna karşı çıkmaları.
  • Bu gelişme karşısında İngiltere'nin pul ve damga vergilerini kaldırması; ancak temel tüketim mallarına yeni vergiler koyması.
  • 1773'de Boston Limanı'na gelen çay yüklü bir İngiliz şilebindeki çayların koloni halkları tarafından denize dökülmesi üzerine, İngilizlerin Boston Limanı'nı kuşatması sonucunda kolonilerin İngiltere'ye karşı isyan başlatması.

Amerika Bağımsızlık Savaşının gelişimi ve sonuçları


1774'de koloni temsilcileri I. Philadelphia Kongresi'ni toplayarak İngiliz Hükümeti'nden;
  • Koloni meclislerinin onayı alınmadan vergi konulmamasını ve ticareti engelleyici yasaların kaldırılmasını istediler. Fakat İngiltere bu istekleri reddetti. Bu kongre aynı zamanda Amerikalı kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
  • İstekleri reddedilen koloni temsilcileri 1776'da 2. Philadelphia Kongresi'ni toplayarak savaşa karar verdiler.
  • George Washington'u başkomutan seçtiler. Aynı zamanda bağımsızlık ilan eden koloni temsilcileri "Bağımsızlık ve İnsan Hakları Beyannamesi"ni de yayınladılar (04 Temmuz 1776).

Bağımsızlık ve İnsan Hakları Beyannamesi'ne göre;


İnsanların doğuştan devredilemez ve vazgeçilemez birtakım hakları vardır:
  • Yaşama
  • Özgürlük
  • Mutluluğu arama hakkı
Bu hakları, kuvvetini halktan alan ve halkın arzusuyla işbaşına gelen hükümetler korur.
Hükümetler bu hakları çiğnediği takdirde, yerine yenisini koymak milletin hakkı ve ödevidir. Bu bildirideki düşünceler dünyaya yeni bir yönetim şekli olan demokrasiyi getirmiştir.

- Derlemedir -

Son düzenleyen Safi; 3 Temmuz 2016 03:12
19 Aralık 2011 02:14   |   Mesaj #2   |   
CeLebRindaL - avatarı
VIP why did you go why

AMERİKAN DEVRİMİ.


Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı2.jpg
Gösterim: 111
Boyut:  59.5 KB

Devrimin öncesi.


İngiltere ile Fransa arasındaki savaşın kısa dönemli sonucu, İngiltere’nin Kuzey Amerika’daki imparatorluğunun daha da genişlemesi ve sağlamlaşması oldu. Uzun dönemli sonuçları ise bunun tam tersiydi. Çünkü İngiltere savaşı kazanarak imparatorluğu bir arada tutan en güçlü öğeyi ortadan kaldırdı. Savaş öncesinde, ortak çıkarlar, ortak düşmanlar, “İngilizlerin haklarına” ve bütün tarafların tanımlamaktan özenle kaçındıkları bir imparatorluk anayasasına duyulan ortak saygı imparatorluğu bir arada tutan en önemli öğelerdi. İngiltere’de olduğu gibi kolonilerde de uyruklar, geniş ve kapalı bir ortak pazarın korunmasından kazanç sağlamaktaydı. Koloni halkı imparatorluğun dışındaki dünyayla ticaret yapmak isteyince mevcut yasaların gevşekliği gizli ticareti olanaklı kılıyordu. Benzer biçimde, İngiliz kolonilerinin güneyinde, batısında ve kuzeyinde İspanyol ve Fransız kolonilerinin bulunması, İngiltere ve Amerika’nın askeri ve siyasal çıkarlarını birbirine bağımlı kılmıştı.

Fransa’nın 1760’tan sonra aradan çekilmesi İngiliz-Amerikan stratejik bağımlılığını bozdu ve ekonomik çıkarların ortaklığına da son verdi. İngiltere’yle koloniler arasında çatışmalar belirdi. Bu çatışmalar arttıkça, her iki tarafın sözcüleri haklarını istemeye ve imparatorluk anayasasını kendi anladıkları gibi tanımlamaya başladılar. On üç yıl boyunca tanımlamalar çatışmaları, çatışmalar yeni tanımlamaları izledi. İmparatorluğun bütünlüğünü barışçı yollardan koruma olanağının kalmadığı açıkça ortaya çıktı.

Orta Koloniler’de (Pennsylvania, New York, New Jersey ve Delaware) genel bir ekonomik zenginlik, ama aynı zamanda İngiltere’yle toplumsal ve siyasal sürtüşme va anlaşmazlık vardı. Buğday ve un üretimi patlama düzeyine varmış, çiftçiler ve tüccarlar için güzel günler getirmişti. Bölgede önem bakımından ikinci sırayı alan demir ürünlerinin üretimi de düzenli olarak artıyordu. Ama yeni göçmen dalgaları bu kolonilerin her birinde toplumsal gerginliğe yol açtı. İngiltere Parlamentosu’nun 1760’ta kabul ettiği yasalar yeni ticari düzenlemeler getirerek kolonilerin ekonomik gelişmesini engellemeye başladı. Kolonilerde bu yasalara karşı tepki giderek artıyordu.

1760’ların ortalarında kolonilerde yaşayanlar kendi aralarında derin bir biçimde bölünmüşlerdi. Parlamento’nun çıkardığı yasalara karşı tepki güçlü ama dağınıktı. Parlamento 1765’te kolonilerden sağladığı gelirleri artırmayı ve İngiltere’deki ağır vergi yükünü hafifletmeyi amaçlayan Damga Yasası’m kabul etti. Pek çok İngiliz, ülkedeki ağır vergilerin geniş bir sömürge
imparatorluğunu korumanın maliyetinden kaynaklandığına inanıyordu. Amerika’da, başta Boston olmak üzere birçok liman kentinde damga vergisinin toplanmasına karşı tepki şiddetli oldu. Koloni sakinleri birçok yerde bu vergi kaldırılıncaya değin İngiliz mallarını ithal etmeyi reddetti. Ekim 1765’te 9 koloni New York’ta toplanan bir kongreye temsilci yolladılar. Kongre, Damga Yasası’m, özellikle vergilerin halk tarafından krala gönüllü olarak verilen bir armağan olduğu ilkesini çiğnediği gerekçesiyle protesto etti. Parlamento, daha çok Amerikalıların boykotundan zarar gören Londralı tüccarların baskısıyla yasayı kaldırdı.

Kolonilerin sözcüleri Parlamento’nun geri adım atmasını coşkuyla karşılarken, aynı gün geçirilen Açıklayıcı Yasa’yı önemsemediler. OysaLu yasa, Parlamento’nun her durumda koloniler adına yasa çıkarma yetkisine sahip olduğunu tekrarlıyordu. Haziran 1767’de Parlamento, Amerika’nın ithal ettiği kurşun, cam, boya, kâğıt ve çaya vergi koyan Townshend Vergi Yasaları’nı kabul etti. Bunun üzerine John Dickinson, kolonilerdeki direnişi harekete geçiren bir dizi yazı yayımladı ve görüşleri Amerika’nın çoğunluğunca kabul edildi. Buna göre Parlamento, ticareti ve imparatorluk içindeki öbür ilişkileri düzenlemek amacıyla kolonileri vergilendirebilirdi, ama hiçbir zaman gelir elde etmek için kolonilerden vergi isteyemezdi. Yeni boykotlar ve İngiltere’deki siyasal baskılar karşısında çay vergisi dışındaki bütün Townshend Vergileri kısa bir süre sonra kaldırıldı. Bu, olayların bir süre yatışmasını sağladı.

1772’deki yapay ekonomik gelişmenin sona ermesiyle bozulan ekonomik durum olayların yeniden başlamasına yol açtı. Massachusetts’in iç kısımlarında, genellikle tutucu olan ağır borç yükü altındaki çiftçiler, Bostonlu radikalleri desteklemeye başladılar. Virginia’da iflasın eşiğindeki tütün yetiştiricileri New Englandlı çiftçilerden daha fazla borca girmişlerdi. Ote yandan Doğu Hindistan Kumpanyası da iflasa sürüklenmekteydi. Parlamento şirketi kurtarmak için 10 Mayıs 1773’te şirkete yeni ayrıcalıklar veren karmaşık bir yasayı kabul etti. Tanınan ayrıcalıklar arasında, Londra’da depolanmış olan çayın Amerika’ya sevkedilmesi durumunda, ödenmiş olan çay ithalat vergisinin iadesi de vardı. Dolayısıyla, Townshend Vergi Yasaları’na karşın, yüksek kaliteli İngiliz-Hint çayı, Amerika’ da ucuz ama düşük kaliteli Hollanda çayından daha ucuza satılacaktı.

Çay Yasası, Amerika’daki muhalif öğeleri yeniden birleştirdi. New York, Philadelphia ve New England limanlarındaki gizli çay ticaretinden kazanç sağlamaya alışmış olan tüccarlar, mali çöküntü tehlikesi karşısında yeni direnişi parasal olarak desteklediler. Bu yeni yasanın Amerikan özgürlüklerini rüşvet yoluyla yıkmaya yönelik olduğu propagandası yapılmaya başladı. Çünkü Amerikalılar daha ucuz olduğu için vergili çayı almaya yönelecekti. Radikaller Boston’da çayları denize dökerken Charleston’ da da gemilerin çay yüküne el koydular.

Öbür yerlerde ise çay siparişleri geri çevrildi. Amerikalıların bağımsızlık için komplo hazırlamasından korkan Parlamento 1774’te kabul ettiği bir dizi yasayla Boston limanı için boğucu ticari sınırlamalar getirdi.

Dayanılmaz Yasalar adı verilen kısıtlamalar karşısında Amerikalıların genel yanıtı, ekim ayında bir Kıta Kongresi toplamak oldu. New Englandlıların ve Virginialılarm radikalleşmelerine karşın, kongrede egemen ses tutucu John Dickinson’un sesiydi. Dickinson, yeni yasaların İngiliz anayasasını ortadan kaldıracak nitelikte olduğu görüşündeydi. Ona göre direniş tarih ve gelenek tarafından doğrulanmaktaydı.Orta Koloni- ler’in ve Güney’in temsilcileri Dickinson’u desteklediler. Kongrede radikal görüş sahipleri azınlıktaydı. İngilizlerin Nisan 1775’te şiddete başvurmalarına karşın hiç kimse imparatorluktan ayrılmayı ciddi bir biçimde savunmuyordu. Ama aralık ayında Thomas Paine, Common Sense (Sağduyu) adlı yapıtıyla krala bağlılık yolunda ileri sürülen her türlü iddiayı çürüttü. 1776’da direniş savaşa dönüşmek üzereyken bağımsızlıktan yana olanların sayısı da hızla artıyordu. Ancak Orta Koloniler’de ve Güney’de halkın çoğunluğu sonuna kadar bağımsızlığa karşı çıktı. Çünkü imparatorluk onlar için iyiydi ve ayaklanma, Yerlilerle, kölelerle ve sınırlarda yaşayan öğelerle yeni sorunlara yol açabilirdi, imparatorluğun meyvelerinden daha az yararlanan New England ve Virginia riskleri göze almaya hazırdı. Kongre 4 Temmuz 1776’da bağımsızlıktan yana bir oylama yaptı. İki gün sonra ise Jefferson tarafından kaleme alınmış olan ve “insanlığın düşüncelerine” seslenen Bağımsızlık Bildirgesi’ni ilan etti.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 3 Temmuz 2016 03:16
3 Temmuz 2016 02:15   |   Mesaj #3   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Bağımsızlık Savaşı.


Amerikan Devrimi diye de bilinen Bağımsızlık Savaşı, 1778 başına değin İngiliz imparatorluğu içinde bir iç savaş olarak sürdü. 1778’de Fransa’ nın, 1779’da İspanya’nın ve 1780’de Hollanda’nın kolonilerin yanında yer almasıyla uluslararası bir savaşa dönüştü. Başlangıçtan itibaren deniz gücü savaşın gelişimini belirleyen önemli bir etken oldu. Deniz gücü sayesinde, İngiltere askerlerinin sayısının daha az olmasının doğurduğu açığı kapattı, Fransa da İngiltere’yi Yorktown’da kesin teslime zorladı.
Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı3.jpg
Gösterim: 491
Boyut:  77.3 KB

Amerikalılar karadaki savaşları temel olarak iki ayrı örgütlenmeyle sürdürdüler: Kıta (ulusal) ordusu ve eyalet milisleri. Savaş boyunca ordunun toplam sayısı 231.771’e, milislerin sayısı ise 164.087’ye ulaştı. Ama herhangi bir belirli dönemde Amerikan güçleri genellikle 20 binin üzerine çıkmadı. Yeterli düzeyde kıta gücünün toplanamamış olmasının nedeni, kolonilerde düzenli ordulara karşı duyulan güvensizlik ve hoşnutsuzluktu. Buna karşılık, İngiltere profesyonellerden oluşmuş, güvenilir ve kararlı bir orduya sahipti. Asker sayısı 42 bini ancak bulduğundan yaygın askere alma programlarına başvuruldu. Asker sayısı gene yetersiz kalınca İngiltere Alman prenslerinden parayla 30 bin asker kiraladı.

Savaş Massachusetts’te, General Thomas Gage’in, koloni askerlerinin Boston yakınında Concord’da bulunan depolarını imha etmek için asker yollamasıyla 19 Nisan 1775’te başladı. General George Washington Kıta Kongresi tarafından Amerikan kuvvetlerinin başkomutanlığına getirildi. Washington hem Ingilizleri Boston’da durdurmak, hem de ulusal bir ordu toplamak zorundaydı.

Amerikalılar Kanada’daki Montreal’i alma girişimlerinde başarılı olamadılar. İngiliz hükümeti ayaklanmayı bastırmak için General Howe ve kardeşini 34 bin kişilik bir donanmayla New York’a yolladı. Howe kardeşlere ayrıca Kongre’yle uzlaşma görevi de verildi. Howe’lar barış elde edemeyince kuvvete başvurdular. General Howe 27 Ağustos 1776’da Long Island’a çıktı. Delaware Irmağının batı kıyısına kadar geri çekilmek zorunda kalan Washington, aralık sonunda karşı saldırıya geçti. Ocaktaki ’Trenton-Princeton çarpışmaları bağımsızlık mücadelesinin seyrini değiştirdi.

1777’de İngiltere’nin stratejisi, New England’la öbür koloniler arasında bir boşluk meydana getirmekti. Ama bunda başarılı olamadılar. Amerikalılara 1776’dan beri gizlice mali ve askeri yardımda bulunan Fransa, Haziran 1778’de resmen savaşa girdi. Amerikalılarla Fransızların ortak harekâtı savaşın sonucunu belirledi. İngiliz ordusu 19 Ekim 1781’de Yorktown’da teslim oldu. Bundan sonra kara savaşı durdu, ama açık denizde çarpışmalar sürdü. Son İngiliz askerlerinin 25 Kasım 1783’te New York’tan ayrılmasından sonra Washington kente girdi.

Koloni güçleri, çatışmaların başından itibaren İngiltere donanmasına birçok kez meydan okudu, ama deniz savaşları asıl İngiltere ile Amerika’nın Avrupalı müttefikleri arasında oldu. Amerikalıların rolü korsanlıkla sınırlı kaldı. Denizin önemi baştan anlaşılmıştı. Kıta Kongresi Ekim 1775’te bir Kıta Donanması, kasım ayında da Deniz Piyadeleri Birliği kurulmasını kararlaştırdı. Ama donanmanın etkisi sınırlıydı. Amerikalılar 1776’da İngiltere’nin 270 gemisine karşılık 27 gemiye sahipti. Savaşın sonunda da İngilizlerin gemi sayısı 500, Amerikalılarınki 20’ydi. Denizcilerin en iyileri korsanlığa yöneldiklerinden Kıta Donanması bir eğitim ve disiplin eksikliği sorunuyla karşı karşıyaydı.

Fransa’nın, Ispanya’nın ve Hollanda’nın savaşa girişi denizdeki çatışmanın yönünü değiştirdi. Ispanyollarla HollandalIlar etkin bir rol oynamadılar, ama İngiliz donanmasını Avrupa’ya bağlamakta başarılı oldular. İngiliz donanması hem Amerika kıyılarını, hem de düşman limanlarını aynı anda abluka altında tutamazdı. Ayrıca İngiltere’ nin gemileri, yılların ihmali ve tasarruf politikaları sonucunda günün koşullarının gerisinde kalmıştı, sayıları yetersizdi. Bu yüzden Fransa’nın Toulon filosu kolaylıkla Amerika’ya ulaşabildi. Fransızlar bazı deniz çatışmalarında Amerikalılara yardım ettiler.

1783 Paris Antlaşmasıyla İngiltere, batıda Mississippi Irmağını da içine alan geniş sınırlarla, Amerika’nın bağımsızlığını tanıdı. Kanada İngiltere’nin elinde kaldı, ama Doğu ve Batı Florida İspanya’ya verildi. Amerikalıların İngiliz yurttaşlarına olan özel borçlarını ödemeleri ve Newfoundland’m balık alanlarından yararlanmalan kararlaştırıldı. Kongre, eyaletlerden krala bağlı olanlara adil bir şekilde davranılmasını istedi.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 3 Temmuz 2016 03:17
3 Temmuz 2016 02:18   |   Mesaj #4   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Amerikan Bağımsızlık Savaşı


AMERİKAN DEVRİMİ olarak da bilinir.


Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı4.jpg
Gösterim: 497
Boyut:  72.1 KB

Kuzey Amerika’ daki 13 İngiliz sömürgesine siyasal bağımsızlık kazandıran ayaklanma (1775-83). Çatışma önce İngiltere’nin sömürge sorunlarından kaynaklanan bir iç savaş olarak başladıysa da, 1778’de Fransa’nın, 1779’da Ispanya’nın, 1780’de de Felemenk’in Amerika’nın yanında yer almasıyla uluslararası bir savaşa dönüştü. Amerikalılar kara kuvveti olarak hem eyalet milisleri, hem de çoğunluğu çiftçilerden oluşan 20 bin kişilik düzensiz bir Kıta Ordusu topladılar. İngiliz ordusu ise 42 bin kişilik iyi eğitilmiş düzenli bir kuvvetten ve Alman kökenli 30 bin paralı askerden oluşuyordu.

Savaş, ayaklanmacıların levazım depolarını imha etmek amacıyla General Thomas Ga- ge’in Boston’dan Concord’a (Massachusetts) kuvvet göndermesiyle başladı. 19 Nisan 1775’te Lexington ve Concord’da çarpışmalar çıkınca, ayaklanmacılar Boston’u kuşattı. Amerikan generali Henry Knox’un Ticonderoga Kalesi’nden ele geçirdiği toplarla yetişerek, Gage’in yerine geçen General Wilham Howe’u kenti boşaltmaya zorlamasıyla 17 Mart 1776’da kuşatma sona erdi General Richard Montgomery komutasında bir Amerikan kuvveti 1775 sonbaharında Kanada’yı işgal ederek Montreal’i aldı; Quebec’e yapılan başarısız bir saldırıda Montgomery öldü. Amerikalılar baharda İngiliz yedek kuvvetleri yetişene değin kenti kuşatma altında tuttuktan sonra Ticondero- ga Kalesi’ne çekildiler.

İngiliz hükümeti General Howe’un ağabeyi Amiral Lord Richard Howe’u, kardeşinin güçlerine katılmak üzere büyük bir filoyla New York’a gönderdi; Hovve’lar, Amerikalılarla bağlantı kurmak ve teslim olmaları durumunda affedileceklerine ilişkin güvence vermek yetkisine de sahipti. 4 Temmuz 1776’da bağımsızlıklarını ilan eden Amerikalılar bu barış önerisini geri çevirince, General Howe, Long Island’a yürüdü ve 27 Ağustos’ta Amerikan ordusunun başkomutanı General George Washington’ın güçlerini yenilgiye uğrattı. Washington’ın Manhattan içlerine çekilmesi üzerine Howe onu kuzeye sürdü ve ordusunu, 28 Ekim’de White Plains yakınlarındaki Chatterton Hill’de yenilgiye uğrattı. Daha sonra Wash- ington’ın Manhattan’da bırakmış olduğu garnizonun üzerine yürüdü, çok sayıda tutsak alıp silah ve erzağa el koydu. Lord Cornwallis de Washington’m Lee Kalesindeki garnizonunu ele geçirerek Amerikan ordusunu New Jersey boyunca Delaware Irmağının doğu yakasına sürdü ve kış için, New Jersey’deki ileri karakollarda karargâh kurdu. Ama Washington, Noel gecesi Dela- ware Irmağını geçerek Cornwallis’in Trenton’daki garnizonuna saldırdı ve 1.000 kadar tutsak aldı.

Cornwallis, Trenton’ı kısa sürede geri aldıysa da Washington kaçtı ve İngiliz ordusunun Princeton’daki yedek kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Washington’m Trenton-Princeton seferi tüm ülkede heyecan yarattı ve Bağımsızlık Savaşı’na canlılık kattı. General John Burgoyne komutasındaki bir İngiliz ordusu 1777’de Kanada’dan güneye doğru hareket etti. Yarbay Barry St. Leger komutasında daha küçük bir kuvvet de Mohawk Vadisi boyunca St. Lawrence Irmağını izleyerek Albany’ de Burgoyne’la birleşecekti. Burgoyne 5 Temmuz’da Ticonderoga Kalesi’ni alıp, acil at gereksinmesini karşılamak üzere Bennington’a (Vermont) Alman paralı askerlerden oluşan bir kuvvet gönderdi; ama New England kuvvetleri Almanları yenilgiye uğrattı. Bu arada 6 Ağustos’ta General Benedict Arnold’un ordusu St. Leger’ı Oriskany’de durdurdu. General Horatio Gates’ in komuta ettiği başka bir Amerikan ordusu da Albany’ye yaklaşmakta olan Burgoyne’u iki kez yenilgiye uğrattı; Burgoyne 17 Ekim 1777’de Saratoga’da ordusuyla birlikte teslim olmak zorunda kaldı. Bundan bir süre önce de Howe gemilerle New York’tan Chesapeake’e gitmiş ve karaya çıkar çıkmaz 11 Eylül’de Brandywine Creek’te Washing- ton’ın kuvvetlerini yenmiş, 25 Eylül’de de Amerikan başkenti Philadelphia’yı işgal etmişti.

Washington, 4 Ekim’de Germantown’a başarılı bir darbe indirdikten sonra 11 bin askeriyle Valley Forge’da kışlık karargâhını kurdu. Buradaki çetin koşullara ve yiyecek sıkıntısına karşın, Amerikan birlikleri PrusyalI bir subay olan Baron Friedrich Wılhelm von Steuben gözetiminde sıkı bir silah eğitiminden geçirildi. Von Steuben’in katkıları, Washington’ın 28 Haziran 1778’de Monmouth’da (New Jersey) kazandığı başarıyla belli oldu. Bu çarpışmadan sonra kuzeydeki İngiliz kuvvetleri New York kenti ve çevresinde çakılıp kaldılar.

Amerikalılara 1776’dan başlayarak el altından para ve malzeme yardımı yapan Fransa, 1778’de filolarını ve ordularını hazırlamaya başladı ve sonunda haziranda İngiltere’ye savaş ilan etti. Kuzeyde durumun büyük ölçüde sürüncemede kalmış olmasına karşılık Fransızlar güneyde, İngilizlerin elindeki Savannah’ı ve büyük önemi olan Yorktown’ı kuşattılar. Cornwallis 16 Ağustos 1780’de Camden’da (Güney Carolina) Gates’in komutasındaki bir orduyu dağıttıysa da, 7 Ekim’de Kings Mountain’da ve 17 Ocak 1781’de Cowpens’te ağır kayıplar verdi. 15 Mart 1781’de Guilford Court House’da (Kuzey Carolina) pahalıya mal- olan bir zaferden sonra, öbür İngiliz birlikleriyle birleşmek üzere Virginia’ya girdi ve Yorktown’da üslendi. Washington’ın ordusuyla birlikte Fransız Rochambeau kontunun komutasında bir kuvvet Yorktown’ı kuşattı; Cornwallis 19 Ekim 1781’de 7 bin kişilik ordusuyla teslim oldu.

Bundan sonra kara harekâtı sona erdi ve savaş açık denizlerde sürdü. Amerikalılar 1775’te bir Kıta Donanması oluşturdularsa da, savaş ilerledikçe, denizdeki varlıkları büyük ölçüde resmî görevli, silahlı özel gemilerle (privateers) sınırlı kaldı. 1780’den sonra deniz savaşı daha çok İngilizler ile Amerikalıların Avrupalı müttefikleri arasında geçti. Britanya Adaları çevresinde toplanan Amerikalılara ait gemiler ve komutanları John Paul Jones, savaş boyunca 1.500 İngiliz ticaret gemisiyle 12 bin Ingiliz denizcisini ele geçirdiler. 1780’den sonra İspanya ve Felemenk, Britanya Adalarını çevreleyen sularda büyük ölçüde denetim kurarak İngiliz deniz gücünün açık denize çıkamaz hale gelmesine yol açtılar.

Savaşın gidişini ve sonucunu açıklayan uzmanlar, Ingiltere’nin hiçbir zaman kazanmaya yönelik kapsamlı bir stratejisi bulunmadığına, orduları arasında iletişim ve işbirliğinin hep yetersiz kaldığına dikkati çeker. Oysa Amerikalıların, Von Steuben’in Valley Forge’da yaptırdığı eğitim öncesinde bile, savaş için yetersiz oldukları söylenemezdi. Öte yandan, zorlu anlarda eyalet milisleri de Kıta Ordusu’nun yambaşmda övgüye değer bir savaş yeteneği göstermişti. Fransızlardan 1776-78 arasında aldıkları malzeme ve para yardımı, 1778’den sonra da kara ve denizlerde gördükleri doğrudan askeri destek, Amerikan kuvvetlerinin Ingilizlerin dağınıklığından yararlanmasını, Saratoga ve Yorktown’da İngiliz ordularını yenilgiye uğratmasını ve Kasım 1783’te 13 Amerikan eyaletinin bağımsızlığını güvence altına almasını sağladı

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 3 Temmuz 2016 03:18
3 Temmuz 2016 02:41   |   Mesaj #5   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Bağımsızlık öncesi gelişmeler.


1. Üç sömürge grubu.


Kuzeyde, New England’ da (New Hampshire, Massachusetts, Rhode island, Connecticut), 1700'de 94 000,1763’te 495 000 kişi (19 000’i köle) yaşamaktaydı. Çeşitli işler aşağı yukarı Avrupa’daki.gibi bir arada ve uyumlu biçimde yürütülüyordu: küçük çiftliklerde çeşitli tarım ve hayvancılık, çağlayanlar boyunca orman işletmeciliği; gemi yapımı; Fransız Antilleri ile kereste, rom ve melas kaçakçılığı (Portsmouth ve Newport bu kaçakçılığa geçiniyordu). Büyük kentler ve üniversiteler ülkesi olan burjuva, kapitalist ve koyu püriten nitelikte Kuzey bölgeleri her türlü yeni düşünce akımlarına açıktı.
Sponsorlu Bağlantılar
Ad:  Amerikan Devrimi ve Bağımsızlık Savaşı5.jpg
Gösterim: 1083
Boyut:  133.0 KB

Güney'de (Maryland, Virginia, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Georgia) 1700’de 108 000 olan nüfus, 1763’te 735 000’e (281 000’i zenci ticaretiyle takviye edilen köle topluluğu) yükseldi. Yalnızca Virginia’da, 550 000 kişi yaşamaktaydı. Çok büyük mülklerde (Virginia’da 2 000 ile 70 000 ha arası) köleler, tütün (Maryland, Virginia), pirinç ve indigo (Güney Carolina, Georgia), tütün ve pirinç (Kuzey Carolina) tarımında çalışıyorlardı. Zengin toprak sahipleri aristokrasinin egemen olduğu Güney’de kent ve liman sayısı azdı ve sanayi gelişmemişti. Tüm siyasal mevkileri ele geçiren bu tarım işletmecileri, güç koşullarda çalışmaktan yılmayan, iyi yiyip içmekten ve eğlenceden hoşlanan, anglikan mezhebine bağlı kişilerdi ve bu yüzden püritenler tarafından küçümseniyorlardı; bunlar kültürlü, gösterişe ve eğlenceye düşkün kimselerdi ve kendilerine yeniklasik üslupta konutlar yaptırmaya meraklıydılar.

Merkezde ise (New York, New Jersey, Delavvare, Pennsylvania) 1700'de 53 000 olan nüfus, 1763’te 410 000’i (23 000'i köle) bulmuş, ırk karışması daha o dönemde yöresel bir özellik haline gelmişti: halkın üçte ikisi transız (huguenot'lar) alman ve isveçliydi. Büyük kentlerin bulunduğu bu bölge (örneğin Philadelphia, öteki iki bölge arasında bir bağlantı görevi yapıyordu.

2. Kızılderili ve fransız-ispanyol tehditlerine karşı ortak direniş.


Kızılderililer’e karşı XVII. yy.’daki sistemli yok etme çabalarına (1636-37’de Peguot Kızılderilileri’ ne karşı Connecticut ve Massachusetts savaşı, 1675-76 savaşı) karşıçı, kızılderili tehdidi devam ediyordu; bunda, kürk satıcısı iroquois Kızılderilileri ile ilişki içindeki İngiliz tüccarlarının rekabetini kırmak isteyen Kanadalılar'ın kışkırtmalarının da büyük payı vardı.

Ispanya Veraset savaşı sırasında, Küba’dan, Kuzey ve Güney Carolina’ya yapılan fransız ve İspanyol seferleri ile Fransızların ve Kızılderililer'in New England'a yaptıkları akınlar (1704-1708) arasında kalan sömürgeler direnişlerini sürdürdüler; ama Utrecht antlaşması, Allegheny ırmağının ötesine geçmek isteyen İngiliz tüccarları ile topraklarını ve Louisiana ile serbest ulaşımı korumak isteyen montröalli tomruk satıcıları arasındaki anlaşmazlığa hiçbir çözüm getirmedi. 1744'e kadar, iki yan da Büyük göller bölgesinde ve Öhio’da kaleler yaptılar ve birbirlerine karşı giriştikleri kıyımlarda Kızılderilileri kullandılar. Avusturya Veraset savaşı sırasında hâlâ yerel özelliğini koruyan silahlı çatışmalar, 1748 barışından sonra da sürüp gitti (1754 temmuzunda, George VVashington ile virginialı milislerin Fort -Duquesne’e karşı savundukları Fort Ne- ceassity'de teslim olmaları). İngiltere yararına sonuçlanan (1763 Paris antlaşması) Yedi Yıl savaşı, Kuzey Amerika’daki İngiliz sömürgelerinin Apalaş dağları hattının ötesine, Ohio'ya ve Mississippi ırmağına kadar yayılmasını sağladı; aynı dönemde Mississippi ırmağının sağ kıyısı da, Florida'nın İngiltere’ye bırakılmasına karşılık, Fransa tarafından ispanya'ya devredildi.

Sömürgeler Fransa’dan kurtulunca, bu kez de karşılarında anavatanı buldular; gerçekten de İngiltere, baskı yanlısı George lll’ün zorlamasıyla, 1763’teki zaferinden yararlanmak ve 1696'dan beri Board of Trade aracılığıyla sürdürdüğü sömürge tekelciliği siyasetini daha etkili hale getirmek istiyordu.
Bu amaçla birçok önlem alındı: Grenville şeker yasasına (Sugar Act, 1764) işlerlik kazandırmak için, wirts of assistance’larla kendilerine arama yetkisi verilen gümrük görevlileri aracılığıyla kaçakçılığa karşı daha etkin mücadele; resmi işlemler ve gazetelere konan yeni harçlar (1765 Stamp Act’ı, yani pul yasası); 10 000 kişilik bir askeri birliğin kurulması; meclislerin keyfine bağımlı olmaktan kurtarmak için valilere belli bir aylık bağlanması. Bu önlemlerin ilki Amerika'daki sömürge halkına yeni yükler getirmekle birlikte, krallığın yetkilerini aşmıyordu, ama öbür önlemler, kuramsal açıdan imparatorluğu temsil etmekle birlikte içinde hiçbir amerikalının yer almadığı bir parlamentonun sözde yasal onayıyla, vergilerin ancak sömürgelerin rızasıyla konulabileceği önkoşulunu çiğnemekteydi. Amerika’daki sömürge halkına yeni yükler getirmekle birlikte, krallığın yetkilerini aşmıyordu: ama öbür önlemler, kuramsal açıdan imparatorluğu temsil etmekle birlikte içinde hiçbir amerikalının yer almadığı bir parlamentonun sözde yasal onayıyla, vergilerin ancak sömürgelerin rızasıyla konulabileceği Ohkoşulunu çiğnemekteydi.

Amerika’daki İngiliz "uyruk"ları, George lll'ün önlemlerine, yasal haklarını savunarak (Virginia meclisinin 30 mayıs 1765 "Kararlar"ı), İngiliz ürünlerini boykot ederek, noterlik belgelerini yakarak (New York,Philadelphia, Boston) ve New York'ta toplanan bir kongre sonunda krala bir dilekçe sunarak karşılık verdiler: bunun üzerine Grenville yasası ve pul yasası yürürlükten kaldırıldı (mart 1766); bununla birlikte bu geri adımı gizlemek isteyen İngiliz hükümeti, Declaratory Act ile, sömürge yasaları üzerinde tam yetkisi olduğunu ilan etti.

Townshend yasalarıyla (mayıs 1767) hükümetin bir dizi ürüne daha ağır vergiler koydurması, daha şiddetli bir direnmeye yol açtı (Boston kıyımı, 5 mart 1770). Bunun üzerine hükümet, sözkonusu vergileri kaldırmak zorunda kaldı. İngiliz Doğu Hindistan şirketi, Amerika'da çay satışı tekelini elde edince (1773), New England’daki kaçakçı tüccarlar, çay yüklü gemilerin yola çıkmasını engellediler ya da çayları imha ettiler vb. İngiltere krallığı özellikle Boston ve Massachusetts'i hedef alan beş baskı yasası (the intolerable Acts) çıkardı; ayrıca Nevv England'ın zararına (Ouöbec yasası) kanadalı katoliklere Ohio bölgesi üzerinde haklar tanıdı. Philadelphia'da toplanan ilk kıta kongresi (5 eylül-21 ekim 1774), krala ve Kanada halkına seslenen bir dizi dilekçeyle amerikalı vergi yükümlülerinin hakları üstüne bir bildiri kaleme alırken, radikal muhalefet, sömürgelerde milisleri ve silahlı birlikleri örgütlediler. General Gage yönetimindeki İngiliz birliğinin Lexington’da yok edilmesi ve 16 000 milisin Boston'u ablukaya alması (20 nisan 1775), Bağımsızlık savaşı’nı (1775-1783) başlattı.
4 temmuz 1776 tarihli Bağımsızlık bildirisi yayımlandı ve savaş İngiliz ordularının yenilgisiyle sonuçlandı.

Kaynak: Büyük Larousse

Daha fazla sonuç:
amerikan devrimi

acebook yorumları
paneli aç