Arama

Bilim Nedir? - Sayfa 2

Güncelleme: 13 Ekim 2016 Gösterim: 104.600 Cevap: 15
_AERYU_ - avatarı
_AERYU_
Ziyaretçi
3 Kasım 2012       Mesaj #11
_AERYU_ - avatarı
Ziyaretçi
Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.

Sponsorlu Bağlantılar
» Bilim Nedir? Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. 2. Türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad.

» Bilim Nedir? Neden, merak ve amaç besleyen bir olgu olarak günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş, insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olan genellemedir. Bilim sanat tarafından temelleri atılmış olup her aşamada sanat ve yaratıcılıkla beslenerek insanların hayat koşullarını iyileştirmek için yapılan çalışmaların bütünüdür. Bilim, temelde, deney ve gözleme dayalı bilgi bütününü anlatır.

» Bilim Nedir? araştırma bulgularına dayanarak, neden -sonuç niteliğinde ilişkiler bulmaya çalışan, olay ve olguları yöntemlere dayalı olarak çözümleyip genellemelere ulaşmaya çalışan sistematik bilgiler bütünüdür.

» Bilim Nedir? Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır.

» Bilim Nedir? Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.

Yüzyıllardır insanoğlunun yeryüzündeki yaşama ortamına duyduğu merak, yaşam standartlarını yükseltecek bir etkinliğe bürünmeye başladı. Olağan gibi görünen olayları anlama çabası, aslında dünyanın gizemlerle dolu bir yer olduğunu ve bunları çözümlemek gerektiği gerçeğini doğurmuştur. Geleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim hissetse de, ileri safhalara bölünen bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar. Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana hâlâ yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.

Bilim deneye çok önem verir ve bilimsel yöntem deneye dayanır. Bu evre, işlenen konuyu daha inandırıcı kılmanın yanında belirli bir çerçeveye oturtur. Zaman içinde alt dallara bölünen bilim sayısal ve sosyal alanlarda ayrı konulara bürünmüş; fakat nitelik açısından aynı amaca hizmet etmeyi sürdürmüştür.

Başlıca Bilim Dalları

- Astronomi ve Fizik
- Kimya
- Matematik ve Geometri
- Tıp
- Biyoloji
- Sosyoloji
- Siyaset bilimi
- Psikoloji
- Antropoloji

Bilimleri Nasıl Sınıflandırabiliriz?

- Konu ve kullandıkları yöntemlerine göre;

*Formel Bilimler: Duyularımızla kavrayamadığımız, zihinsel olarak düşüncede var olduğunu kabul ettiğimiz ilke ve sembolleri konu edinen; genelleme ve tümdengelim yöntemlerini kullanan; Matematik, Mantık…

* Doğa Bilimleri: Doğayı , doğada yer alan varlıkları ve olayları inceleyen ve tümevarım yöntemini kullanan ve doğa yasalarını bulmaya çalışan; Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji …

* İnsan Bilimleri: İnsanı; insanın tarihsel, kültürel, toplumsal dünyasını konu edinen hem tümevarımı hem tümdengelimi kullanan; Tarih, Antropoloji, Psikoloji, Sosyoloji, Siyaset Bilim, Dil Bilim

- Konu, yöntem ve ulaştiklari sonuçlarina göre;
* Rasyonel Bilimler: Akla mantiga dayali ideal varligi konu alan bilimler: Matematik, Mantik …

* Normatif Bilimler: Sonuçlarında yönlendirici kurallara ulaşan bilimler: Hukuk, Mantık, Siyaset Bilim…

* Pozitif Bilimler: Konularını deney yöntemi ile araştıran bilimler: Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji


Bilim felsefesi:
Bilim felsefesi, bilim kavramının veya bilim dallarının içeriklerini, temellerini, sonuçlarını, uygulamalarını ve bunlarla ilgili yaklaşımları ve yöntemleri felsefî anlamda irdeleyen felsefe dalına verilen isimdir. Özellikle bilim tarihinde önemli bir yere sahip olan bilim felsefesi, genel olarak "bilim" kavramı ile ilişkili olabileceği gibi belirli bir bilim dalı ile ilişkili (örneğin biyoloji felsefesi, fizik felsefesi, kimya felsefesi) gibi de olabilir.


Bilim Tarihi Nedir ?

Bilim tarihi kısaca bilimin doğuş ve gelişme öyküsüdür. Amacı nesnel bilginin ortaya çıkma, yayılma ve kullanılma koşullarını incelemektir.
Bilim çoğu kez sanıldığı gibi ilk defa ne Rönesans’tan sonra, ne de Batı dünyasında ortaya çıkmıştır. Bilim; insanlığın kafa ürünüdür. Kökleri ilkel toplumların yaşamına kadar uzanır.


Bilimsel Yöntem Nedir ?

Amacı evreni anlamak ve açıklamak olan bilimin, bu amaca ulaşmak için izlediği yola bilimsel yöntem adı verilir. Bilimsel yöntem, Bilim Adamlarının ortaklaşa olarak kullandıkları betimleme ve açıklama yollarını kapsayan bir süreçtir.

Kaynak:
Bozkurt - avatarı
Bozkurt
VIP The Lightbringer
21 Eylül 2013       Mesaj #12
Bozkurt - avatarı
VIP The Lightbringer
Asalakbilim Nedir?
MsXLabs.Org
Sponsorlu Bağlantılar


Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini, yaptığı hastalıklarla, bu hastalıklara karşı uygulanacak sağaltımı konu alan bilim dalı, °parazitoloji.
Üzülme, Bazen Ölmek Bile İnsan İçin Umuttur !
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
24 Haziran 2015       Mesaj #13
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YERBİLİM a.
1. Yer'in bileşenlerini inceleyerek bunların yapısını, dağılımını, tarihini ve oluşumunu anlamayı amaçlayan bilim. (Eşanl. JEOLOJİ.) [Bk. ansikl. böl.]
2. Dinamik yerbilim, JEODİNAMİK'in eşanlamlısı. || Yapısal yerbilim, tektonik tarafından oluşturulan yapıları nicel ve nitel bakımdan çözümleyen yerbilim dalı.

—ANSİKL. Daha Antikçağ'da başlayan taş ve metal ticaretinin yanı sıra birkaç bilgi nin doğa olaylarına duyduğu ilgi (Herodotos tarafından betimlenen yanardağ püskürmeleri ve yer sarsıntıları, Plinius ta rafından aktarılan Vezüv püskürmesi) yer bilimin ilk adımlarıdır. Bu dönem XVI. yy.’a dek sürdü. Leonardo da Vinci ve Agrico la gibi bazı öncülerin yerbilimde ilk kez descartesçı anlamda gerçek yöntemler kullanmalarıyla son buldu. Çeşitli doğa olayları için geçerli olan ilk yasalar açık landı ve böylece yerbilim bilim katına yük seldi. Daha sonra George Owen katman bilimin temellerini attı, Conrad Gesner de Avrupa'da derlenen ilk fosil kataloğunu yayımladı.
XVII. yy.’da İngiliz Robert Böyle mine ralojinin, danimarkalı N. Stenon ve E. Bartholin kristalografinin, hollandalı C Huygens kristal optiğinin, ıngiliz Richard Hooke paleoklimatolojinin, alman A, Kir cher dinamik yerbilimin, transız P Perra- ult ve Mariotte hidrojeolojinin ve modern paleontolojinin temellerini attılar. XVIII. yy.'da yerbilimin temelleri sağlamlaştırıldı, yasalar ve temel ilkeler açıklandı, yerbilimin çeşitli dalları doğdu. Buffon, dört bölüm halinde yerkürenin tümüne ilişkin ilk kronolojiyi veren ve katmanbilim ilkeleri ne dayanan Epoçues de la nature (Do ğanın dönemleri) [1749-1778] adlı kitabı nı yayımladı. Româ de l'isle Essai de cristallographie (Kristalografi denemesi) [1772] adlı yapıtında, aynı mineral türden kristallerin yüzlerindeki açıların değişmez liği yasasını açıkladı; R. J. Haüy bu değişmezlik kavramından yararlanarak âğ kristal gözü kavramını ve buradan yola çıkarak kristal bakışım yasalarını ortaya koydu. Petrografi bu yüzyılın sonunda doğdu ve farklı görüşleri savunan iki ayrı okulun tartışmalarıyla gelişti: alman A. G. Wer- ner tortul deniz olaylarına aşırı derecede büyük bir önem verdi ve bütün kayaçla rın bu olaylar sonucu oluştuğunu savundu (neptünizm); İngiliz J. Hutton ise ünlü Theory of the Earth (Yer kuramı) [1785] adlı yapıtında kayaçların hem tortullaşma, hem de magmatizmanın ürünü olduklarını ortaya koyarak ve ilk kez petrolojik çevrimi betimleyerek plütonist okulu kurdu. Aynı dönemde yerine konan cevher yatağı kavramı ortaya atıldı (Zimmermann); bugün bu kavramın yerini ornatma almıştır. Paleontoloji, özellikle yeni fosil omurgalıların betimlenmesi ve paleobotanikle birlikte ilerledi (Fontenelle). J. G. Lehmann eski azoyik arazilerle fosil bakımından zengin daha yeni araziler arasındaki ayrımı belirledi. Giraud-Soulavie, başlangıçta düşey sıralanma ilkesinden yararlanarak katmanların palşontolojik içeriklerine göre tarihlendirilebiieceğini gösterdi. W. Smith Londra Plavzası'ndaki katmanlarla Paris Havzası’ndaki katmanların paleon- tolojik içeriğinin birbirine benzediğini göstererek bu düşünceyi genelleştirdi (süreklilik ilkesi). Lavoisier açıkta oluşan çökel- lerle (pelajik) kıy da oluşan çökellerin birbirinden ayrılab.leceğini gösterdi. Dinamik yerbilim, depremleri inceleyen John Mitchell ve Pignataro ile Baltık'ta deniz düzeyinin değiştiğini ve bunu kıtanın deniz sıfırına göre yükselmesine bağlayan Celsius'un çalışmalarıyla doğdu. Yapısal yerbilimin ilk betimsel öğeleri açıklandı: isveçli Ferber'in kıvırımlı sıradağların eksen kuşaklaşması, P S. Pallas’ın kıvrım tiplerindeki değişim, Desmarets’nin dışbükeyliği yukarı (senkl nal) ya da aşağı (antıklinal) doğru olan kıvrım düşünceleri.
XIX. ve XX. yy.'larda yerbilim büyük bir atılım yaptı, ilki 1807'de Londra'da kurulan yerbilim dernekleri çalışmalarına başladılar. Bilgi ve düşüncelerin bireşimi olan yerbilim haritalarının ilki 1815’te Ingiltere' de W. Smith tarafından basıldı. Paleontoloji, art arda yaratımlar kuramını ve biçimlerin korelasyonu ilkesini ortaya atan Cu- vier ve daha sonra, paleontolojik içeriklerinden yola çıkarak 27 jeolojik dönemi belirleyen Orbigny'nin çalışmalarıyla gelişti. Nihayet Lamarck, Geoffroy Saint-Hilaire ve Darvvin evrim kavramlarını ortaya attılar. 1830'da İngiliz C. Lyell yayımladığı Principles ot Geology (\ferbilim ilkeleri) adlı kitabında gûncelciliği savundu. Aynı yıl Fransada Yerbilim derneği kuruldu ve böylece yerbilim sağlam temellere oturdu, terimler belli bir düzene kondu, çeşitli bölgelerde çok sayıda yerbilim haritası gerçekleştirildi. Bundan sonraki gelişimi belirleyen önemli olaylar şunlardır: kutupla- yan mikroskobun kullanılması (F. Zirkel, daha sonra L. Cayeux), sürükleme örtüleri kuramı (A. Heim, 1878), denizlerde transgresiyon ve gerileme olaylarının ös- tatizmle açıklanması (E. Suess, 1897), kıta türevi kuramı (Taylor, 1910 ve VVegener, 1912), minerallerin incelenmesinde X ışınlarının kullanılması (W. Bragg, 1920), daha sonraları Castaing'in icat ettiği elektron mikrosondasından (1966) kayaçların mutlak yaşının belirlenmesinde radyoaktiflik ten, Yer malzemelerinin oluşumu izleyicisi olarak izotop kimyasından yararlanılması, yerkürenin yapısını incelemek için jeofizik yöntemlerinin uygulanması, dağların yükselmesi olayının derin termodinamikle açıklanması. Denizaltı teknolojisi gelişince okyanus dipleri üstüne bilgi edinildi ve jeofizik sayesinde levhalar* kuramı açıklandı (McKenzie, Morgan, X. Le Pichon, 1968). Yerbilim bugün arlık niceliksel bir bilimdir ve kullanılan teknikler karmaşıklaştıkça, bileşimden yararlanılarak işlenmesi gereken çok büyük miktarda veri depolanabilmektedir.
Canlı varlıklar gibi jeolojik nesneler de, en yalından en karmaşığa doğru birbirinden farklı düzeylerin bir parçasıdır: mineral, kayaç, kayaç kompleksi (volkanik, plü- tonik, stratigrafik), yapısal kompleks (eski kütle, kıvrımlı sıradağ, tortul havza, kıta kenarı, derin deniz ovası, okyanus sırtı), levha (bugün belli başlı altı türü bilinmektedir), Yerbilimin bu farklı nesneleri inceleyen dalları şunlardır: mineraloji ve kristalografi, petrografi (amaçlanan nesneye göre yanardağbilim, çökelbilim, petroloji), yapısal yerbilim ve genel yerbilim. Dinamik yerbilim ya da jeodinamik özellikle bu nesneleri etkileyen olayları ele alır ve iki kola ayrılır: yüzey dinamiği (fiziksel coğrafyanın da konusudur) ve derinlik dinamiği. Petrografi, katmanbilim ve paleontolojiyi kapsayan "tarihsel yerbilim" giderek geçerliliğini yitirmektedir. Paleontoloji pek çok uzmanlık dalına aynlır: omurgasızlar, omurgalılar paleontolojisi, mikropa- leontoloji, palinoloji. Yerbilimde geniş bir uygulama alanı bulan kimi modern bilimler paleoönekiyle başlar: paleoekolojı, paleoklimatoloji, paleocoğrafya vb. Toplumsal ve iktisadi zorunluluklar sonucu yerbilimin bazı dalları daha hızlı gelişmiş tir: hidrojeoloji (su), uygulamalı yerbilim (yerbilimin uygulamaları, inşaat mühendisliği, maden ve taş ocakları vb ), yatak- bilim, metalojeni, mıneralurjı (cevherler incelemesi), hidrokarbon jeolojisi (petrol) vb. Bazı bilim dallarının giderek artan ölçüde yerbilime uygulanması, yeni uzmanların yetişmesini gerektirmektedir; jeofizik, jeokimya (baskın elementler, izler ya da izotoplar), jeoistatistik ya da jeomatematik (sayısı gün geçtikçe artan verilerin işlenmesini amaçlar) ve uzay çalışmalarıyla bıı likte gelişen uzaktan algılama (deniz, hava, uzay) için durum böyledir.

Ad:  yerbilim1.jpg
Gösterim: 66
Boyut:  12.2 KB

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 23 Mart 2016 18:01
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
27 Haziran 2015       Mesaj #14
Safi - avatarı
SMD MiSiM
YORUMBİLİM a.
1. Fels. Göstergeleri, bir kültürün simgesel öğeleri olarak yorumlama kuramı.
2. Dinsel metinler üzerine bilimsel yorumlarda, aynı zamanda hem metnin sözcük anlamını, hem de varoluşsal anlamını, yani insanlık tarihindeki evrensel değerini belirlemeye olanak sağlayan kuralların tümü. (Eşanl. HERME- NEUTİK.)

Kaynak: Büyük Larousse
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
19 Ağustos 2015       Mesaj #15
Safi - avatarı
SMD MiSiM
TOPLUMBİLİM a.
1. insan toplumlarına ve toplumsal olgulara ilişkin bilimsel inceleme. (Eşanl. SOSYOLOJİ.) [Bk. ansikl. böl ]
2. Bir iş yapan (örneğin köylü toplumbilimi), bir inancı savunan, bir inanış gösteren (örneğin din toplumbilimi), bir kültür ya da sanat olayıyla ilgilenen (örneğin edebiyat toplumbilimi) insan gruplarına ilişkin sistemli inceleme.

—Bot. Bitki toplumbilimi, FİTOSOSYOLOJI' nin eşanlamlısı.

—ANSİKL. Toplumbilim, bireylerin toplumsal gruplar içine katılma model ve kipliklerini, grupların örgütlenme biçimlerini, gruplar arasında kurulan bağıntı tiplerini ve grupların bireysel davranışlar üzerindeki etkilerini inceler. Kurucuları tarafından toplumbilim, toplumların genel bir bilimi olarak tasarlandı. 1836'da bu bilime toplumbilim adını veren Auguste Comte, onu genel toplumsal gerçekliğin bilimi durumuna getirmek istiyordu. Bilimsel olduğunu iteri süren bütün bilgi kolları gibi toplumbilim de, günümüzde deneysel, analitik ve niceliksel bir özellik kazandı Kamuoyu yoklamalarıyla yapılan soruşturmalarla birlikte istatistiklerin kullanılmaya başlanması ve genellikle matematik modellerden alınan özgül bir yöntemin gelişimi, XIX. yy.'ın bireşim ve kehanete pek düşkün büyük toplumbilim sistemlerine hiçbir şey (ya da büyük bir şey) borçlu değildi. Bütünsel toplumsal gerçekliği kavramak şöyle dursun toplumbilim, deneysel gözlem kaygısıyla analitik bir nitelik kazanmaya yöneldi ve birçok inceleme alanına bölündü.
Toplumun incelenmesine yönelik düşünce biçimi olarak toplumbilim, köklerini felsefe geleneğinin derinliklerinden aldı. Ön sıradaki öncüleri arasında Platon, Aristoteles, aziz Augustinus, aziz Thomas, ibni Haldun ve bize daha yakın olarak Machiavelli, Hobbes, Locke, Bossuet, Rousseau, Condorcet ve Montesquieü sayılabilir, ister siyasal yazar ya da filozof, ister tanrıbilimci ya da hükümdar danışmanı olsun, düşünce nesnesi olarak bunların hepsi toplumu, toplumun ne olduğu kadar ne olması gerektiğini, toplumun dönüşüm mekanizmalarıyla birlikte yeniden üretim mekanizmalarını ete aldı.
Auguste Comte toplumbilimi, tam da ona adını koyduğu anda bir bilim durumuna getirmek yeteneğini gösterdi. Ona göre toplumbilim, "toplumsal olaylara özgü tüm temel yasaların olgucu bir incelemesine dayanıyordu. Aynı ereği izleyen Kari Marx, ondan biraz daha sonra, her şeyden önce iktisadı bir nitelik taşıyan altyapı ve çeşitli üstyapı öğeleri, özellikte ideolojiler dünyası arasındaki karşılıklı bağımlılığı ortaya koydu. Sınıflar savaşımını tarihin itici gücü, toplumların evriminin başta gelen etkeni durumuna getirerek "toplumsal bütün, parçaların toplamından başka bir şeydir” koyutunu iteri sürdü.
Toplumbilimin kurucuları arasında, toplumbilim ya da çağdaş siyaset biliminin babası Alexis de Tocqueville ve her şeyden önce betimleyici bir bilim olarak tasarlanan bir toplumbilime öncülük eden Frödöric Le Play'ye de yer vermek gerekir. Ne var ki, çeşitli toplumsal olguların gerçekteli bilimsel bir incelemesine ilk yol açanın Emile Durkheim olduğundan da hiçbir kuşku yoktur. Toplumbilim yönteminin kuralları bugün de, yeni bilimden yana bir tür bildirge gibi görünmektedir. Toplumbilimsel yöntemin kuralları (Rögles de la möthode sociologique) [1894] adlı yapıtında Durkheim, toplumbilimde nedenlerin araştırılmasının önemini ortaya koydu. Ayrıca, nesnellik istekleriyle birlikte, tipleme yönteminin çeşitli yönleri üzerinde de önemle durdu. Çeşitli yorumlara yol açmakla birlikte bu yapıt, bilimsel bir toplumbilimin, “toplumsal olguların nesneler gibi ele alınmaları gerekir" ilkesini ileri sürdü.
intihar konusundaki incelemesi (intihar [LeSuicide], 1897), Durkheim'ın toplumbilime karşı beslediği tutkuyu gösterdi. Toplumbilimci bu yapıtta, toplumsal olguların incelenmesine yasa kavramını, İçtimai taksimi amal (De la division du travail social) [1893] adlı yapıtta uyguladığından daha çok uyguladı. İstatistiklere dayanarak, değişimlerini ölçtüğü bazı etkenlere göre, zaman ve mekân içinde saptanan intihar oranı değişikliklerini açıklamaya çalıştı. Durkheim çevresinde toplanan bir araştırmacılar ekibi, yükselişi ’Anne sociotogique (Toplumbilim yılı) dergisi tarafından sağlanan bir transız okulunun üstünlüğünü gösterdi.
Durkheim'dan sonra toplumbilim, alanının genişlemesi ve kuramsal çerçevelerinin artan çokluğuyla belirginleşti.
iş toplumbilimi, toplumsal sınıflar toplumbilimi, din toplumbilimi, bilgi toplumbilimi, hukuk toplumbilimi vb. gibi büyük geleneksel alanlarının yanında toplumbilim sanat, edebiyat, yığın kültürü, moda, şehircilik, dinlenme, bürokrasi, kırsal çevre, kitle iletişim araçları, iktisat, gelişme, uluslararası ilişkiler vb. alanlara da uygulandı. özel ve kamusal araştırma merkez ve ekipleri gitgide toplumbilimin, bütünsel bir incelenmesinden daha çok özel bir dalının sorumluluğunu yüklenmeye başladılar Araştırma yöntem ve teknikleri alanında çağdaş dönemde, matematik ve istatistik araçların genel bir yaygınlık kazandığı, bazı sosyometri kavramlarının geliştiği, sorudizisi ve test tiplerinin çoğaldığı, etnografi yöntem ve betimlemelerinin yetkinleştiği, dilbilim modellerinden gitgide daha çok yararlanıldığı saptandı. Yöntemler ve teknikler arasındaki birlik yetersizliği, kısmen bunların kuramsal temellerini genellikle toplumbilimden başka bilim kollarına (ruhbilim, matematik, iktisat, dilbilim vb.) dayandırmalarına, kısmen de aynı zamanda hem somut toplumsal olayların incelenmesini temellendirmeye, hem de bu incelemeyi daha geniş açıklamalarla bütünleştirmeye yetenekli, birleşik bir toplumbilim kuramının yokluğuna bağlıdır. Bununla birlikte, J. Piaget tarafından harekete geçirilen ve toplumbilimcileri, ruhbilimcileri, tarihçileri, coğrafyacıları, nüfusbilimcileri, antropologları, iktisatçıları vb. bir araya getiren karşılaştırmalı ve çok- dallı incelemelerin gelişmesi, daha sonraki araştırmaları büyük ölçüde verimli kılabilecek niteliktedir.

• 1970'ten sonra toplumbilim. 70'li yılların dönüm noktasında toplumbilimde, çağdaş toplum konusundaki tartışma başladı. Bundan sonra toplumbilim, toplumların kendileri üzerine kendiliğinden edindikleri tasarımın tamamlayıcısı durumuna geldi. 60'lı yılların sonundaki öğrenci ayaklanmaları, toplumbilimin hem sözvarlığına, hem de bazı tanılarına, en az toplumbilimcilerin kitabevi başarıları kadar yaygınlık kazandırdı.
XIX. yy.'daki öncülerinin etkisini taşıyan transız toplumbilimi, günümüzde yaklaşımların, gözlem tiplerinin ve doğrulama yöntemlerinin çokluğu yüzüı ıoen donup kalmış gibi göründü. Hiçbir genel kuram ve hiçbir paradigma, özel ve sınırlanmış bir uygulama alanı içinde de olsa, kendini tartışma götürmez bir biçimde kabul ettiremedi. Yol açtığı hayranlıkların, hatta yöntemlerinin çeşitliliği ve kuramlarındaki ayrılıkların ötesinde toplumbilim, belli bir bilgi bakımından zengin düşünce biçimiyle özgül ve insan etkinliklerinin incelenmesini bu etkinlikleri belirleyen ve onlara kaynak hizmeti gören toplumsal çerçeveye bağlamasıyla tekil bir bilim niteliği taşır.

• Türkiye’de toplumbilim, ikinci meşrutiyet döneminde siyasal değişime koşut olarak, toplumsal yapının da yeniden düzenlenmesi gerektiği düşüncesiyle kendini göstermeye başladı. 1895-1908 yılları arasında Batı Avrupa'da sürgünde bulunan türk aydınları arasında Abdülhamit H'ye karşı gelişen muhalefet, özellikle A. Comte ve E. Demolins'in toplumbilimsel yaklaşımından etkilenmişti. A. Comte'un toplumbilimsel yaklaşımı, Türkiye'de ilk kez sistemli olarak Salih Zeki Bey tarafından tanıtıldı. Salih Zeki Bey, Ulumu iktisadiye ve içtimaiye dergisindeki çeviri ve telif yazılarıyla A. Comte’un olgucu felsefesini ve siyasetini savundu, ikinci meşrutiyet'in ilanı yıllarında yayımlanan bu dergi, ilk kapsamlı ve ciddi sosyal bilim yayınlarındandı ve kurucuları arasında Ahmet Şuayip, Rıza Tevfik, M. Cavit gibi yazarlar bulunuyordu. Dergi, ilkin olgucu, daha sonra Spencerin yaklaşımına yönelik bir toplumbilim anlayışını benimsedi. Spencer'in doğacı-organizmacı evrim kuramının önde gelen savunucusu Ahmet Şuayip'ti ve bu görüş Cumhuriyet dönemi öncesinde en çok ilgi gören toplumbilimsel yaklaşım oldu. Dergi yazarlarından Bedi Nuri ise organizmacı toplumbilimin kuramcısı Renö VVorms'un etkisini taşıyan makaleleriyle, toplum yapısını ampirik olarak çözümlemeye yönelik ilk adımları atanlardan sayıldı. Bu dönemde toplum kurallarına ilişkin ilk temel çeviri ve telif yapıtlar da birbirini izlemeye başladı.
Türkiye'de toplumbilimsel düşünce konusunda yerleşik kanıya göre, en ağırlıklı kutuplaşmanın Prens Sabahattin'in bağlandığı “ilmi içtima" görüşüyle Ziya Gökalp’in bağlı olduğu “içtimaiyat" görüşleri arasındadır. Le Play’in etkilerini taşıyan toplumbilimsel yaklaşımında Prens Sabahattin, ağırlıklı olarak tarım ve eğitimin (bireysel girişkenliliğin geliştirilmesine yönelik) yeniden düzenlenmesini savundu. Ona göre, sınıf ve zemin olarak burjuvazinin ve burjuvanın gelişmesi zorunluydu ve elitler, toplumda örgütleyici bir işlevi yerine getirmek durumundaydılar. Devlet yapısının federatif bir örgütlenmeyle merkeziyetçilikten uzaklaşması gerekiyordu. Prens Sabahattin'in bu görüşleri, modern liberal anlayışın ülkemizdeki önemli bir aşaması olarak değerlendirilir. Prens Sabahattin'in toplumbilimsel görüşünün yaygınlaşması ve bu doğrultuda yayın faaliyetine geçilmesi, esas olarak, Mehmet Ali Şevki’nin öncülüğünde Mesleki içtimai cemiyeti İlmiyesi adlı derneğin kurulması ve derneğin 1919'dan başlayarak Mesleki içtima dergisini yayımlamasıyla gerçekleşti.
Şerif Mardin', Türkiyede toplumbilimin gelişme çizgisini açıklarken, kurduğu model çerçevesinde iki toplumbilimsel eğilim ile osmanlı toplum yapısı ve siyasi yapı arasında bağlantı olduğunu öne sürer OsmanlI toplumundaki temel siyasi bölünme ve merkezi çatışma, “merkez'le “çevre" arasındadır. Comte-Durkheim çizgisi "merkez"; Demolins-Le Play çizgisi “çevre" geleneğine denk düşer. Merkeze denk düşen Ziya Gökalp yaklaşımı ulus bilincini, modern ulusal kültür kurma yolunda ulusal idealizmi canlandım',aya yöneliktir. Gökalp’ in düşünce sisteminde en etkili kuram, Durkhcim'ın toplumbilimi olmuştur Gökalp, yazıları ve İstanbul Üniversitesi’nde 1915' ten başlayarak verdiği ders ve konferanslarla durkheimcı toplumbilimi ülkemizde tanıttı. Aynı dönemde içtimaiyat dar ül-mesaisi'nin kurulması gündeme geldi ve içtimaiyat dergisi (1917-1924) yayımlanmaya başladı. Gökalp’in görüşü bir yandan Cumhuriyet ideolojisi üzerinde etkili olurken, öte yandan 1924'te lise düzeyinde başlayan toplumbilim eğitiminin de belirleyici etkenlerinden birini oluşturdu. Ziya Gökalp'in anlayışını benimseyen Mehmet izzet, felsefe ile toplumbilimsel düşünceyi bir araya getirmeye çalışmış ilk toplumbilimcilerdendir. Felsefe ve içtimaiyat dergisinin çıkartıldığı ve Türk felsefe derneği'nin kurulduğu bu dönemde felsefi arayış ve yaklaşımla toplumbilimin ilgi odaklarının birbiriyle örtüştüğü görülür.
1933'teki üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi'ndeki sosyal bilim eğitiminde, Türkiye'de sürgün yaşayan alman profesörler etkili oldu. 1933-1934'te İstanbul Üniversitesi hukuk fakültesi'nde iktisat ve içtimaiyat enstitüsü kuruldu. Bu dönemde toplumbilim eğitiminde iktisadi toplumbilim anlayışı ağırlık kazandı; 1934’te yayımlanmaya başlayan iş dergisiyle de bu görüşün akademik dış çevreye tanıtılması sağlandı. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Z. F. Fındıkoğlu, Orhan Tuna gibi bilim adamlarıyla temelleri atılan kooperasyon toplumbilimi, 1960'ların sonlarına değin ağırlığını sürdürdü.
1930’lu yılların başında toplumbilim eğitimi Ankara Gazi terbiye enstitüsü'nün de programına girdi. Amerikan toplumbilimi yaklaşımının ilk kalıcı etkileri bu kurum aracılığıyla varlığını duyurdu.
Gerçek anlamda toplumbilim araştırma girişimleri ilk kez 1940’larda Ankara Üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi’nde Niyazi Berkes, Behice Boran ve Muzaffer Şerif Başoğlu'nun da bulunduğu bir araştırmacılar grubu ile başladı. Birden çok tekniği kullanan ve saha araştırmalarına yönelen bu çalışmalar, Türkiye’de birer ilk- örnek oldu. 1940 kuşağı sosyalbilimcilerin özellikle Behice Boran ve Niyazi Ber- kes'in yaklaşımları, bütünleşmeye dayalı bir toplum modelinden, çatışmaya dayalı bir toplum modeline yönelmişti.
1950-1960 arası, sosyal bilimler açısından bir durgunluk dönemi olarak kabul edilir. Bu dönemde İstanbul Üniversitesinde Hilmi Ziya Ülken, eklektik bir toplumbilim anlayışını geliştirmektedir.
1960'ların ortalarından sonra kapsamlı saha araştırmalarının verilerini esas alan ve sosyal değişmenin yönünü, boyutlarını, mekanizmasını çözümlemeyi temel alan toplumbilimcilerin etkinliği görülmeye başladı. Ortadoğu teknik üniversitesinde toplumbilim ve kentleşme eğitim ve araştırmacılığının temellerini atan Mübeccel Kıray"ın sosyal değişmenin ara mekanizmaları, süreçleri ve “tampon kurumlarinı çözümlemeye yönelik yaklaşımı, İbrahim Yasa, İsmail Beşikçi gibi bir dizi araştırmacıya yol gösterici oldu. 1960'ların ortalarında kurulan Türk sosyal bilimler derneği, sosyal bilimlerde ülkedeki ilk kapsamlı ekip çalışmasını başlattı. Aynı yıllarda Türkiye'deki toplumbilim çalışmalarında odak noktası, siyaset toplumbilimi ve tarih toplumbilimi olan yeni bir bakış açısı gelişti. Bu alanın öncüsü olan Şerif Mardin, 1970’lerin başında, Boğaziçi üniversitesinde toplumbilim ve sosyal bilimler eğitiminin yerleşmesine de öncülük etti.
Adı anılanlar dışında Nurettin Şazi Kösemihal, Cavit Orhan Tütengil, Cahit Tanyol, toplumbilimin Türkiye'de gelişmesine katkıda bulunmuş bazı toplumbilimcilerdir. 1993 yılı itibariyle Türkiye'de Ankara Üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi, Atatürk üniversitesi, Boğaziçi üniversitesi, Cumhuriyet üniversitesi, Ege üniversitesi, Fırat üniversitesi, Hacettepe üniversitesi, İnönü üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Koç üniversitesi, Mimar Sinan üniversitesi, Ortadoğu teknik üniversitesi, Selçuk üniversitesi ve Uludağ üniversitesinde toplumbilim eğitimi verilmektedir.


Kaynak: Büyük Larousse
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Mart 2016       Mesaj #16
Safi - avatarı
SMD MiSiM
yerbilim ingilizcesi
  • geology.
Quot capita, tot sententiae..
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

11 Mart 2012 / Misafir Müslümanlık/İslamiyet
3 Ekim 2006 / GusinapsE Akademik
23 Eylül 2009 / Ziyaretçi Soru-Cevap
10 Ocak 2015 / Misafir Cevaplanmış