Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 20 Mart 2017  Gösterim: 28.833  Cevap: 3

Christopher Columbus (Kristof Kolomb)

BARIŞ
21 Aralık 2006 00:16       Mesaj #1
BARIŞ - avatarı
Ziyaretçi

Kristof Kolomb

Ad:  kolomb4.jpg
Gösterim: 394
Boyut:  69.9 KB

İtalyanca CRİSTOFORO COLOMBO, İspanyolca CRİSTÖBAL COLÖN
(d. 26 Ağustos - 31 Ekim arası? 1451, Cenova - ö. 21 Mayıs 1506, Valladolid, İspanya)
Sponsorlu Bağlantılar
Yenidünya’nın keşfine öncülük etmiş ünlü denizci.

Batı yönünde giderek Asya’ya ulaşmak için çıktığı dört yolculukla Amerika’nın İspanyol sömürgeciliğine açılmasında oynadığı önemli role karşın, yeni topraklardaki despotik ve kötü yönetimi, elde ettiği serveti büyük ölçüde yitirmesine ve ününün gölgelenmesine yol açmıştır.

Önce Cenova’da, ardından Savona’da oturan ve İspanyol Yahudisi olduğu sanılan Domenico Colombo ile Suzanna Fontana- rossa’nın oğluydu. Çocukluk ve gençlik dönemine ilişkin bilgiler son derece sınırlıdır. Bazı kaynaklar bir süre babasının mesleği olan dokumacılıkla uğraştığını, kendisi ise bir yazısında daha 14 yaşındayken denize açıldığını belirtir. 1470’lerin başlarında bir korsan olarak Anjou dükü Rene’nin hizmetine girdiği bilinen Kolomb, birkaç yıl sonra Ege Denizindeki Sakız (Khıos) Adasına gitti. Ağustos 1476’da Portekiz’in Sâo Vicente Burnu açıklarında ki bir deniz çarpışmasında gemisinin yanması üzerine, bir küreğe tutunarak Portekiz kıyılarına çıktı ve denizcilere geniş olanaklar sunan bu ülkeye yerleşti. Kolomb’un 1476’da Savona’dayken bir Ceneviz konvoyuna katıldığını ve bu konvoyun bir Portekiz saldırısına uğradığını örte süren bazı araştırmacılar da vardır.

Asya'ya ulaşma tasarısı.


Portekiz’in başkenti Lizbon 15. yüzyılın ikinci yarısında keşifler peşinde olan denizcilerin buluşma yeriydi. O sırada Portekizliler Madeira Adalarını keşfetmiş, Batı Afrika kıyılarında Atlas Okyanusuna doğru uzanan tehlikeli Bojador Burnunu aşmış ve Yengeç dönencesine kadar ulaşmış bulunuyordu. Bu atılımlarm odak noktası olan Lizbon’da çeşitli bilim dallarına, özellikle de kozmografya ve astronomiye ilgi çok yoğun bir düzeydeydi. Öte yandan ilk kez Floransak kozmografya bilgini Paolo Toscanelli’nin ortaya attığı sanılan, denizyoluyla batıya doğru giderek Doğu’ya ulaşma düşüncesi doğrultusunda, Portekiz sarayından da destek gören girişimlere de rastlanıyordu. Genç Kristof Kolomb’un, kendisi gibi denizci olmak için evden ayrılan ve haritacılıkta karar kılan küçük kardeşi Bartolomeo ile karşılaştığı yer de büyük olasılıkla bu hareketli kentti.

Portekiz’e yerleştikten kısa bir süre sonra bir İzlanda seferine katılan Kolomb, Avrupa’da “Hitay” olarak bilinen Çin’e denizyoluyla gitme düşüncesine bu yolculukta kapıldı. 1478’de varlıklı bir Portekizli aileden gelen Felipa Perestrello e Moniz’le evlendi; bu evlilikten Diego adlı bir oğlu oldu (1479/80). Daha sonra kayınbiraderinin askeri valilik yaptığı Madeira Adalarına bağlı Porto Santo’ya giderek, Atlas Okyanusundaki denizcilik koşulları üzerine önemli bir deneyim kazandı. Orada kaldığı süre içinde Altın Kıyısı’ndaki Portekiz ticaret merkezi Mina’ya bir, bazı kaynaklara göre de iki yolculuk yaptı. Bu yolculuklarda denizde rastladığı ağaç ve tahta parçalan batıdaki uçsuz bucaksız suların ötesinde karanın varlığına ilişkin kanısını daha da güçlendirdi.

Lizbon’a dönüşünde büyük bir coşkuyla Kardinal Pierre d’Ailly’nin Image Mundi (Dünyanın Görünümü) adlı yapıtını ve Marco Polo’nun Doğu anılannı içeren kitabını okumaya koyuldu. Ptolemaios ve Toscanelli’nin yapıtları gibi kaynakların yanı sıra, Esdras’ın İkinci Kitabı’m da inceleyerek denizyoluyla Asya’nın uzaklığını hesaplamaya yönelik bir çabaya girdi. Bazı yanılgılar da içeren bir dizi varsayımdan yola çıkarak Kanarya Adaları ile “Hindistan” arasındaki mesafenin yaklaşık 6.275 km olduğu sonucuna vardı. Aslında bu uzaklık kabaca Amerika’nın bulunduğu yere denk düşüyordu.

Geliştirdiği plana dayanarak batı yönünde bir deniz yolculuğuna çıkmaya karar veren Kolomb, 1484’te Portekiz kralının başvurusunu reddetmesi üzerine Ispanya’ya geçti. Bazı soylulardan yardım alma girişimlerinin sonuçsuz kalmasından sonra, 1486 ilkbaharında Kral Fernando ile Kraliçe Isabel’e önerisini sunma olanağını buldu. İspanyol hükümdarların öneriyi incelemek üzere Hernando de Talavera başkanlığında oluşturduğu komisyonun çalışmaları dört yıl sürdü. Bu dönem boyunca kraliyet maiyetiyle birlikte kentten kente dolaşan Kolomb, tahtın vârisi Don Juan’ın özel öğretmeni Diego de Deza’yla kurduğu dostluk sayesinde hâzineden belirli bir yardım aldı. Bu arada gönül ilişkisine girdiği Beatriz Enriquez’den ikinci oğlu Fernando oldu.

Talavera komisyonunun 1490’da verdiği olumsuz rapor Kolomb’u derin bir hayal kırıklığına uğrattı. Bununla birlikte La Râbida’da karşılaştığı rahip ve astronomi bilgini Antonio de Marchena ile kılavuz ve gemi sahibi Martın Alonso Pinzön’un düşüncelerine gösterdiği yakınlık, Asya yolculuğu tasarısına yeniden sarılmasını sağladı. Bu girişim için Pinzön’la bir ortaklık kurdu ve Marchena’nm arabuluculuğuyla yolculuk için isteklerini görüşmek üzere yeniden saraya çağrılmasını sağladı. Ama şövalyeliğe getirilme, sonradan ailesine geçme koşuluyla büyük amiral ve genel vali makamlarına atanma ve yetki alanı içindeki ticari işlemlerden yüzde 10 pay alma gibi isteklerde direttiği için bir anlaşmaya varılamadı. Ocak 1492’de mali destek için Fransa ve İngiltere’ye gitmek üzere denize açılınca, saraydaki dostlarının araya girmesiyle geri çağrıldı ve bütün istekleri kabul edildi.
Ad:  kolomb2.JPG
Gösterim: 286
Boyut:  116.1 KB

Birinci yolculuk


Kolomb’un sefer için hazırladığı küçük filo, güverteli bir gemi olan 36 m boyundaki “Santa Mana” ile “Pinta” ve “Nina” adlı, 15 m boyundaki iki karaveladan oluşuyordu. Ağır ve hafif toplarla donatılan teknelere “Asya”ya ulaşıldığında altınla değişmek üzere ucuz ticari mallar da yüklenmişti. Filo mürettebatına da gerektiğinde çevirmenlik yapması için bir Yahudi alınmıştı. Sefer için gerekli'mali kaynak Kutsal Kardeşlik (Santa Hermandad) adlı tarikatın verdiği para ile Kolomb’ un Pinzön’dan aldığı borca dayanıyordu. Kolomb “Santa Marfa”nın, Pinzön “Pinta” nın, onun kardeşi Vicente Yânez Pinzön ise “Nina”nm kaptanlığını yapıyordu.

Palos’tan 3 Ağustos 1492’de denize açılan küçük filo, 12 Ağustos’ta Kanarya Adalarına ulaştı. Son hazırlıkların ardından 6 Eylül’de sürekli batı rotasını izlemek üzere yeniden yola çıktı. Bir süre sonra yalnızca gündüzleri yol almaya karar veren Kolomb, zaman zaman kötü hava koşullarında süren ağır yolculuğun ve karanın görünmemesi nedeniyle mürettebat arasında başlayan umutsuzluğun yarattığı kötümserlikten ancak Pinzön’un yardımıyla kurtuldu. Ama Pinzön’un rotayı güneybatıya çevirme yolundaki önerisini ancak bu yönde uçan kuşların görüldüğü 7 Ekim’de kabul etti. Sonunda 12 Ekim geceyarısı bir gemici “Pinta”nm pruvasından karayı gördü. Kolomb’un şafakla birlikte Fernando ve Isabel adına bayrak diktiği ve San Salvador adını verdiği bu ada Bahamalar’a bağlı Guanahanfydi.

Daha sonra ulaşılan küçük adalardaki Yerlilerin sözünü ettiği güneydeki büyük adayı (Küba) altın zenginliğinin kaynağı “Cipango” (Japonya) sanan Kolomb, keşif için gönderdiği heyetten adada geniş tütün tarlalarının bulunduğunu öğrendi. Bunun üzerine kıyı boyunca batıya doğru ilerledi. Şiddetli rüzgârın etkisiyle kaybolan “Pinta”yı ararken bugünkü Haiti kıyılarına ulaştı ve güzelliğine tutulduğu adaya “İspanyol adası” anlamında Espanola (bugün Hispaniola) adını verdi.

Yeni adayı kolonileşmeye elverişli bulan Kolomb, 1492 Noel gecesi “Santa Mana” nın karaya oturması üzerine, bazı adamla- nm Villa de la Navidad adlı üste bırakara'k 4 Ocak 1493’te elinde kalan “Nina” ile Ispanya’ya doğru yola çıktı. İki gün sonra “Pinta” da “Nina”ya katıldı. Dönüş yolculuğunun ilk haftalarında hiçbir güçlükle karşılaşmayan iki gemi, 14 Şubat gecesi şiddetli bir fırtınada birbirini kaybetti. 18 Şubat’ta Asor Adalarının en güneyindeki Santa Maria’da demirleyen Kolomb, 4 Mart’ta Portekiz kıyılarına vardı. Portekiz kralının huzuruna çıktıktan sonra 15 Mart’ta büyük bir coşkuyla karşılandığı Palos limanına girdi.

Kolomb’un ardından limana ulaşan Pinzön, İspanyol hükümdarlara Kolomb’un başarısını bildiren bir mektup gönderdikten kısa bir süre sonra öldü (20 Mart). Kolomb’dan da mektup alan Fernando ve Isabel, Portekiz kralının daha önce harekete geçmesini önlemek için Kolomb’u hemen Barselona’daki saraylarına çağırdılar. Bu arada papalıktan aldıkları iki fermanla Hint Adaları üzerinde egemenliklerinin tanınmasını ve Asor Adalarının 345 mil batısından geçen çizgi sınır olmak üzere keşfedilmemiş toprakların iki güçlü İber krallığı arasında paylaştırılmasını sağladılar. Barselona’ya varan Kolomb zengin armağan ve unvanların yanı sıra karayı gören ilk gemiciye verilmesi gereken para ödülünü de aldı.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 1 Ağustos 2016 21:52


MeLiSSiA
21 Şubat 2010 19:51       Mesaj #2
MeLiSSiA - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  olomb5.jpg
Gösterim: 267
Boyut:  66.6 KB

İkinci yolculuk


Kolomb’un “Hint” topraklarıyla ilgili konularda sorumlu kılınan Juan de Fonseca ve öteki krallık görevlileriyle birlikte hazırlıklarını yürüttüğü ikinci yolculuğun temel hedefi koloniler kurarak yeni toprakları ekime açmak, ayrıca Hıristiyanlığı yaymaktı. Büyük ölçüde daha önce el konmuş Yahudi ve converso mallarıyla finanse edilen bu sefere katılan gemilerin sayısı 17’yi, değişik mesleklerden kişilerin ve Kolomb’un kardeşi Giacomo’nun da (Don Diego) yer aldığı mürettebatın sayısı ise 1.000-1.500’ü buluyordu.

Câdiz’den 25 Eylül 1493’te yola çıkan filo, Kanarya Adalarına uğrayarak buradan ikmal malzemeleri ve canlı hayvanlar aldıktan sonra 13 Ekim’de yeniden denize açıldı. Anakaraya ulaşmak için bu kez güneybatı yönünde bir rota izleyen Kolomb, alize rüzgârlarının da yardımıyla sorunsuz geçen bir yolculuğun ardından 3 Kasım’da Marie- Galante’de karaya çıktı. Guadeloupe ve Porto Riko adalarına uğradıktan sonra Espanola’ya geçti. Birinci yolculukta bıraktığı koloninin Yerlilerce ortadan kaldırıldığını görünce, adanın daha elverişli bir yerinde Yenidünya’nın ilk Avrupa yerleşmesi olan Isabella’yı kurdu.

Isabella’dan yolculuğun gelişimini ve yeni tasarılarını bildirmek üzere Antonio de Torres’i Ispanya’ya gönderen Kolomb, bu sırada kendisini hedef alan bir komployu açığa çıkararak elebaşıları sert önlemlerle sindirdi. Ardından Isabella’yı henüz deneyimsiz olan kardeşi Diego’nun yönetimine bırakarak, altın yataklarının bulunduğuna inanılan Cibao bölgesine gitti (12 Mart 1494). Burada Santo Tomâs adıyla müstahkem birryerleşme kurarak başına M. P. Margarite’yi getirdi. Isabella’ya dönüşünde (29 Mart) yiyecek sıkıntısı nedeniyle baş gösteren huzursuzluğu gidermek için başvurduğu baskıcı yöntemler, dinsel işlerden sorumlu rahip Bernardo Buil ile çatışmaya girmesine yol açtı.

Her iki yerleşmede de sorunlar sürerken, Küba’da bir keşif gezisi yapmak üzere 24 Nisan’da yeniden denize açıldı. Beş gün sonra Küba açıklarındayken kararını değiştirerek güneye yöneldi ve 5 Mayıs’ta Santiago adını verdiği Jamaika’ya ulaştı. Yolculuğunu batı yönünde sürdürerek Küba kıyılarını 240 km kadar izledikten sonra, Küba’nın anakara olması gerektiği sonucuna vararak geri dönmeye başladı.

197 Kolomb, Kristof Evangelista adını verdiği Juventud Adasına uğrayarak ve Jamaika’nın güneyinden geçerek 29 Eylül’de Isabella’ya vardı.
Kolomb’un Yenidünya’ya gelmiş olan öteki kardeşi Bartolomeo’yu adelantado unvanıyla komutanlığa getirmesi, Isabella’ da süregelen hoşnutsuzlukları daha da artırdı. Bu sırada Margarite ve Buil de yakınmaları saraya bildirmek üzere Isabella’dan ayrılmış bulunuyordu. Ispanya’dan dönen Torres’in İspanyol hükümdarlardan getirdiği destekleyici mektuplardan cesaret alan Kolomb, Yerlilerin rahat durmadığını öne sürerek Mart 1495’te bir “cezalandırma” seferine girişti.

Gerçekte Yerlileri köleleştirmeye yönelik olan seferin başarıyla tamamlanmasından sonra, Torres’i ve kardeşi Diego’yu 500 kadar Yerli tutsakla birlikte İspanya’ya gönderdi. Ama bu girişim Margarite ve Buil’in Ispanya’da Kolomb aleyhine yarattığı olumsuz havayı dağıtamadı. Sarayın durumu incelemekle görevlendirdiği Juan de Aguado Espanola’ya ulaştığında (Ekim 1495), Kolomb’un koymuş olduğu altın vergisi nedeniyle Yerlilerin ayaklanmanın eşiğine geldiğini gördü. Aguado ile girdiği yetki çatışmasında büyük ölçüde yıpranan Kolomb, Bartolomeo’yu valiliğe atadıktan sonra adada inşa edilen bir karavelayla 10 Mart 1496’da İspanya’ya doğru yolculuğa çıktı. Birkaç haftayı yolu üzerindeki adalarda kalarak geçirdikten sonra 20 Nisan’da okyanusa açıldı ve 11 Haziran’da Cadiz’de demirledi.

Üçüncü yolculuk


İspanya’ya ulaştığında yeni topraklar için hazırladığı kolonileştirme programıyla hakkındaki olumsuz yargılan silmeyi başaran Kolomb, eski ayrıcalıklarını koruduğu gibi bazı yeni maddi destekler de elde etti. Ayrıcalıklarının bütün Yenidünya’yı kapsadığı düşüncesiyle, sarayın markilik unvanıyla birlikte önerdiği Espanola’daki geniş bir mülkü geri çevirdi. Mali güçlükler nedeniyle hazırlıkları ancak 30 Mayıs 1498’de tamamlanan üçüncü yolculuğuna altı gemiyle Sanlücar’dan başladı. Kanarya Adalarına ulaştıktan sonra üç gemiyi doğrudan Espanola’ya göndermeye ve öteki üç gemiyle güneybatı rotasını izlemeye karar verdi. Cabo Verde (Yeşil Burun) Adalarına uğrayarak bir süre Sâo Tiago’da demirledi.

Burada daha güneyde bazı adaların varlığından söz edildiği için 13 Temmuz’a değin güney yönünde ilerledi, ardından batıya döndü. Amazon’un ağzına dört günlük bir mesafeye ulaştığında rotasını değiştirdiği için anakaraya koşut olarak yol almaya başladı. Anakarayı bulma umudunu yitirerek rotayı kuzeye çevirme emri verdiği bir sırada üç doruğun yükseldiği bir kara parçasını gördü. Trinidad adını verdiği adanın çevresinde dolaşarak Paria Körfezine girdikten sonra anakaraya ayak bastı. Ama çıktığı yeri yeni bir ada sandığından bir an önce Küba’ya ulaşmak üzere yeniden denize açıldı. Körfeze büyük miktarda tatlı su boşaldığını gözlemekle birlikte, bunu armut biçimli olarak tasarladığı Yer’in tepesindeki dört efsanevi Cennet ırmağından birinin ağzına ulaştığı biçiminde yorumladı. Bu arada Paria Yarımadasına çıkan bir ekibin inci gerdanlıklar takmış Yerli kadınları görmesi, Doğu’ya ulaşıldığının bir kanıtı olarak İspanyollar arasında büyük heyecan uyandırdı.

Kolomb Espanola’ya vardığında, Isabella’ ya alcalde olarak atamış olduğu Francisco Roldân’ın adanın güneybatısındaki Xaraguâ’da bulunan kardeşlerine karşı başkaldırdığını gördü. Uzun çabalardan sonra çeşitli ödünler vererek ayaklanmayı bastırdı.

Bu sırada Paria’daki incileri duyarak keşif izni alan Alonso de Ojeda’nın küçük bir filonun başında Espanola’ya ulaşması (Eylül 1499) Kolomb’a yeni güçlükler çıkardı. Ojeda’yı karşılamak için gönderilen Roldan’ın Xaraguâ’daki karışıklıkları bastırmak için Kolomb’un emriyle giriştiği baskılar, Kolomb’un İspanyol sarayındaki konumunu iyice sarstı.

Kolomb’un kötü yönetimine ilişkin haberler üzerine sarayın Espanola valisi ve başyargıcı olarak geniş yetkilerle donattığı Francisco de Bobadilla, Ağustos 1500’de Santo Domingo’ya vardı. Bu sırada adanın her yanma yayılmış olan ayaklanmayı sindirmek için Kolomb Concepciön’da, Diego Santo Domingo’da, Bartolomeo da Xaragu⒠da geniş çaplı idamlara girişmiş bulunuyordu. Santo Domingo’yu zorla ele geçiren Bobadilla, Kolomb kardeşleri tutuklatarak Ispanya’ya götürmek üzere gemiye bindirdi. İdam edilmekten çekinen Kolomb, yolculuk boyunca kendisine iyi davranılmasma karşın zincirlerinin çözülmesini reddetti. Kasım 1500’de zincirli olarak Câdiz’de karaya çıktıktan sonra saraydan yakınlık görmekle birlikte, Yenidünya’nın yönetiminin elinden alınmasını önleyemedi. Bunun üzerine yeni topraklar üzerinden bir geçit bularak Kudüs’ü ele geçirmeye yönelik bir sefer için saraydan izin almaya çahştı.

Dördüncü yolculuk


Bobadilla’nm yerine atanan Nicolas de Ovando’nun yola çıkmasından birkaç ay önce (Ekim 1501) sefer hazırlıklarına başlayan Kolomb, dört gemi satın aldı ve yeni bir mürettebat oluşturdu. En büyük oğlu olan 21 yaşındaki Diego’yu temsilcisi olarak sarayda bırakırken, 13 yaşındaki Femando’yu yanına aldı. Bu arada Espanola’ya uğramak için izin alma girişimi sonuçsuz kaldı. 9 Mayıs 1502’de Câdiz’den yola çıktı.
Ad:  kolomb3.JPG
Gösterim: 398
Boyut:  103.1 KB
Gene Kanarya Adalan üzerinden okyanusa açılarak 15 Haziran’da Matininö (bugün Martinik) adını verdiği adaya ulaştı. Daha sonra krallık yasağını çiğneme pahasına Santo Domingo’ya yöneldi; Bobadilla’nm el koyduğu mülklerini geri verme emri verilmiş olan Ovando’nun kendisiyle görüşmemesi üzerine Jamaika’ya geçti. Filosundaki bir ayaklanmayı bastırdıktan sonra Honduras kıyılan boyunca ilerleyerek 14 Temmuz’da Gracias a Dios Burnuna ulaştı. Adamlarının disiplinsizliği, Yerlilerin saldınlan, yiyecek sıkıntısı ve şiddetli fırtınalar nedeniyle büyük güçlükler içinde geçen bir yıllık yolculuğundan önemli bir sonuç elde edemedi. Sonunda bitkin ve terk edilmiş olarak Jamaika’da bir koya sığındı (23 Haziran 1503).

Ovando’nun gönderdiği iki karavelayla Espanola’ya giderek dönüş yolculuğuna başladı. Kasım 1504’te eklem iltihabından kötürümleşmiş olarak Sanlûcar’da karaya çıktı. Güçlükle sürdürdüğü bir yolculuğun ardından Mayıs 1505’te Segovia’da Kral Femando’nun huzuruna çıktı. Ferüando Kolomb’un isteği üzerine eski dostu Diego de Deza’ya sorunlarıyla ilgilenme görevini vermekle birlikte, “Hint Adalarının yönetimi ve mülkiyeti”yle ilgili hak iddialarını kabul etmedi.

Bu arada yolculuklarına ilişkin anılarını yazan Kolomb, hastalığının giderek kötüleşmesi üzerine Valladolid’de vasiyetini yazdırdı, iki gün sonra da öldü. Aynı yerde gömülen cenazesi 1513’te Sevilla’daki bir Chartreuse manastırına taşındı. 1542’de mezarından çıkarılan kemikleri Espanola’ya götürülerek Santo Domingo Katedrali’ne gömüldü.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 1 Ağustos 2016 21:54
1 Ağustos 2016 21:51       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM

KOLOMB (Kristof)

Ad:  kolombo6.jpg
Gösterim: 267
Boyut:  66.6 KB

isp. Cristöbal Colön
Amerika kıtasını keşfeden denizci
(Cenova 1450 ya da 1451 - Valladolid 1506).

Kolomb, haklı olarak, Yeni zamanları başlatan kişi sayılır ve 1492'de yaptığı yolculuk onu bütün çağların herkesçe kabul edilen en büyük gemicisi durumuna getirmiştir. Bununla birlikte kişiliği tartışmalıdır. Bazıları Kolomb’u, Katolik Krallar’a yeni bir haçlı seferi için gerekli kaynakları sağlamak tutkusuna kapılmış bir tür aziz olarak gördüler. Bazılarına (özellikle Anglosaksonlar’a) göre ise, aşağılık ticari çıkarların harekete geçirdiği, oldukça kuşkulu biçimde edinilmiş bilgilerden yararlanmasını iyi bilen büyük bir serüvenciden başka bir şey değildi.

Kolomb'un girişimi de, bu girişimle ilgili çok sayıda belgenin birbirine karşıt yorumlara yol açabilecek nitelikte olmasından ötürü, çelişkili biçimlerde ele alındı ve incelendi; acaba Kolomb, genellikle sanıldığı gibi, efsanevi zenginliklerle dolu Asya’ya doğru yeni bir yol mu arıyordu? Yoksa, yeni ele geçirilen bazı notlarından anlaşıldığı gibi, aslında yeni bir dünya “yaratmak” amacında mıydı? Genellikle, Kolomb’un, Asya ile herhangi bir ilişkisi olmayan bir kıtanın harita taslağını çıkardığını hiçbir zaman bilmemiş olduğu düşünülür. Kolomb’un gerçekleştirdiği işle ilgili çeşitli yorumlar arasındaki uyuşmazlık her şeyden önce, kendisine ilişkin belgelerin niteliğinden kaynaklanır. Bunlar çoğunlukla onun kendisinden ya da mirasçılarından kaynaklanan belgelerdir: bu nedenle, bu belgelerde anlatılan olayları kuşkuyla karşılamak yerinde olur. Amerikalı H. Vignaud'ya göre, "Kolomb kendisiyle ilgili konularda tek bir doğru sözcük bile söylememiştir”. A. Cioranescuya göre ise, Kolomb'un çok karmaşık kişiliğini ve çelişkilerini anlayabilmek için, her şeyden önce, onu yaşadığı çağ içinde ele almak gerekir: bu büyük gemici kendi zamanında artık geride kalmış olan bir mistisizmin etkisinde, bir Ortaçağ insanıydı, tarih için temel bir anahtar oluşturacak, ancak sonuçta bu anahtarı gerektiği gibi kullanmak yalnızca bazı çağdaşlarına nasip olacaktı. Yeni Dünya'ya simgesel açıdan Kolomb'dan birkaç yaş büyük floransalı Amerigo Vespucci'nin adının verilmesi de üzücü bulunabilir.

Günümüzde Kolomb'un kökeni konusunda artık herhangi bir kuşku kalmamıştır: birbirini doğrulayan belgeler, onun 1450’nin sonunda ya da 1451’in başında Cenova’da doğduğunu ve bir dokumacının oğlu olduğunu kanıtlamaktadır. Ancak, gençlik yılları konusunda bilgiler çok kıttır: belki de başlangıçta bir ticari görevli olarak birçok seyahat yapmıştır; fakat, denizciliği nasıl öğrendiği konusunda ağzı son derece sıkıdır; bunun nedeni, korsanların hizmetinde geçen bu öğrenimin bazı yönlerinin büyük amacını gerçekleştirmeye hazırlandığı bir sırada yardımlarına gereksinme duyduğu hükümdarların gözünde kendisini kuşkulu duruma düşürmesinden kaygılanması olabilir Bu büyük amaç, onun 1476 ya da 1477’de Lizbon’a yerleşmesinden sonra belirginleşir.

Ancak, Kolomb’un Lizbon'a yerleşmesinin Las Casas’ın, hiç de inandırıcı olmayan, hayal ürünü öyküsünde ileri sürülenin tersine, bir deniz kazasından sonra gerçekleşmediği kesindir. Kolomb, Portekiz’de bir haritacı dükkanı işleten kardeşi Bartolomeo’nun yanına gitti. 1479’da soylu bir kadınla evlendi, kayınpederinin valilik yaptığı Porto Santo adasında (Madeira yakınında) oturdu. Bir olasılıkla, buradan kalkarak Batı Afrika kıyılarındaki Sâo Jorge da Mina kalesine yapılan bir ticari sefere katıldı. Özellikle, Asya’ya bağlı olduğu sanılan, Batı’da ve çok uzakta bulunan topraklara ilişkin bazı bilgiler topladı. Fakat, dünyanın boyutlarıyla ilgili değerlendirmeler Klaudios Ptolemaios’tan beri gerçeğe oldukça yakın olarak bilinmekteydi: Batı Avrupa ile Uzakdoğu arasındaki okyanusun enginliklerini XV. yy. gemileriyle aşmak kesinlikle olanaksızdı.

Bu arada Kolomb, Doğu ile bağlantı kurma tasarısını, çağdaşlarının bazı değerlendirmelerine dayanarak geliştirdi. Bunlar, onun işine gelen, ama son derece yanlış bazı değerlendirmelerdi; çünkü, yeryuvarlağının boyutlarını fazla küçültüyorlardı. Bu yüzden, Portekiz kralının, Kolomb’a destek verilip verilmemesi konusunda düşüncelerine başvurduğu çok bilgili uzmanların bu girişimi eleştirip engellemesinde (büyük olasılıkla 1484 sonlarında) şaşılacak bir şey yoktur Kolomb, bunun üzerine başka hükümdarlardan destek aramaya çıktı: 1485’te ispanya’ya geçti, La Râbida fransisken manastırının yardımını elde etmeyi başardı ve fransiskenler yardımıyla kraliçe isabel ile bir görüşme olanağını elde ORTA AMERİKA’NIN etti. Kraliçenin danışmanları, sözkonusu KEŞFİ girişim konusunda, Portekiz kralının danışmanlarından daha hoşgörülü davranmadılar.

Katolik Krallar'ın bu konuda küçük bir çaba göstermeye razı olmaları için (o da, hiç kuşkusuz, pek uzak bir olasılık bile olsa, elde edilecek bir başarının Kolomb'un daha önce başvurduğu öbür hükümdarların [Portekiz kralı Joâo II, Fransa kralı Charles VIII ve İngiltere kralı Henry VII] işine yaradığını görüp pişman olmamak kaygısıyla) Granada'nın alınışıyla Reconquista’nın sona ermesini beklemek gerekti. Kolomb'a fazla güvenilmediği, başarılı olması durumunda kendisine verileceği vaad edilen şeylerin büyüklüğünden de anlaşılabilir: çocuklarına da kalmak üzere Okyanus amiralliği unvanı ve özellikle, keşfedilecek ülkeler üzerinde kral vekilliği ve genel valilik, son olarak da elde edilecek kazançlardan onda bir pay.

Palos de Moguerliler’in zoraki desteğiyle, Kolomb üç gemi donatıp tayfalarını toplayabildi. Büyük yolculuk 3 ağustos 1492'de başladı Kanarya adalarına ulaştıktan sonra, kendisini batıya götürecek olan alize rüzgârlarına kavuştu. Yolculuk sırasında tayfaların huzursuzluğunu ve kaygılarını katedilen mesafeyi olduğundan büyük göstererek yatıştırmaya çalışan Kolomb sonunda, 12 ekimde, Bahamalar’daki San Salvador adını verdiği bir adaya ulaştı. Altın peşinde olan Kolomb, bundan sonra Küba'yı, buradaki yerlilerin kullandıkları tütünü, daha sonra da Hispaniola adını verdiği Haiti'yi keşfetti. Bir ihmal yüzünden Santa Marı'a gemisi battı: gemicilerin bir bölümünün, bir sonraki seferi beklemesi kararlaştırıldı. 16 ocak 1493’te, Kolomb Avrupa’ya dönüş yolculuğuna başladı. Korkunç fırtınalar atlattıktan sonra, Lizbon'a sığınmak zorunda kaldı. Burada, talihin kötü tecellisini hoşgörüyle karşılayan Joâo II tarafından kabul edildi. Sevilla'ya dönüşü ve o sırada Barcelona'da bulunan krallık sarayına varmak üzere ispanya topraklarında yaptığı zafer yolculuğuyla birlikte, Kolomb için ün ve şan da başladı.

Bu umulmadık başarı, Kolomb'a o zamana kadar Batı’da görülmemiş büyüklükte yeni bir seferi (17 gemi ve 1 200 -1 500 kişi) yönetmek olanağını sağladı. 25 eylül 1493'te yola çıkan Kolomb Dominica'yı ve Guadeloupe'u keşfetti. Haiti' ye varıldığında, burada bırakılan ispanyollar'dan hiçbir ize rastlanmadı. Daha sonra öğrenildiğine göre, bunlar birçok zorbalıkta bulunmuş ve bu yüzden "Yerliler” tarafından yavaş yavaş yok edilmişlerdi. Haiti’de yeni bir yerleşim yeri kuruldu, Kolomb Asya kıtasının bir öğesi olduğuna inanmak istediği Küba'nın güney kıyılarında araştırma gezisini sürdürdü. Haiti'de yerlilerin sömürülmesine başlandı ve bunların kırımı korkunç bir hızla gelişti.

Okyanus amirali, 1496 haziranında Ispanya'ya döndü, ama bu kez heyecan biraz azalmıştı. Bundan başka, Katolik Krallar, Fransa ile yapılan bir savaşın büyük masraflarını karşılamak çabasındaydı. Bu yüzden, üçüncü bir yolculuk için ancak altı gemi verildi; bunların da yalnızca üçü asıl keşif içindi. Kolomb, bu kez Trinidad'ı keşfetti (31 temmuz 1498) ve Paha körfezi bölgesinde Amerika kıtasına ulaştı: hâlâ büyük ölçüde Ortaçağ coğrafyasının etkisindeydi ve birçok kişi tarafından varlığına inanılan Dünya Cennetinden çok uzakta olmadığını sanıyordu. Haiti'de işler çok kötü gidiyordu; kolonların bir bölümü, amirale vekâlet eden kardeşi Bartolomeo'ya başkaldırmalardı. Kralın gönderdiği bir görevli olan Bobadilla, belki Kolomb’un da bir ölçüde sorumlu olduğu düzensizlik ve yolsuzlukları bir raporla saptadı. Bunun üzerine Kolomb ispanl ya’ya geri getirildi (1500) ve mallarına el” konuldu. Birçok dostunun yardımıyla hükümdarların gözünde kendisini temize çıkarabildiyse de yerine Nicolâs de Ovando adında yeni bir kral vekili gönderildi.

Bununla birlikte, Kolomb'a son bir şans daha tanındı, çünkü Portekiz, Vasco da Gama’nın seferiyle, gerçek Hindistan'a ulaşmış bulunuyordu; İspanyol hükümdarlar için, henüz yarım olan bir başarıyı, efsanevi niteliğini hâlâ koruyan Doğu'ya doğrudan bir açılışı sağlayacak gerçek bir başarıya dönüştürmenin tam sırasıydı.
Ad:  Santa_Maria.jpg
Gösterim: 208
Boyut:  18.2 KB

1502'de, büyük kâşif, dört karavela ile, korkunç fırtınalar atlatarak, Malay yarımadası sandığı amerikan berzahı kıyılarını dolaştı. Jamaika'da gemisi karaya oturdu ve en sonunda Hispaniola'daki yetkililer istemeye istemeye yardımına geldiler Kolomb, batıya açılan geçidi bulamadan 1504’te ispanya'ya geri döndü. Denizcilik tutkusu, büyük bir düş kırıklığıyla sonuçlanmıştı. Gene de büyük bir gelire sahipti ve romantik efsanede yazıldığı gibi yoksulluk içinde ölmedi.

—Güz. sant. Kristof Kolomb’un gerçeğe uygun hiçbir portresi yoktur. Kolomb'un Amerika'ya ayak basışını Solimena (Cenova'daki büyük boyutlu resim yok olmuştur; taslakları Rennes müzesi'ndedir), Jean-François De Troy, John Vanderlyn (1844, VVashington'daki Capitol) işledi. Ignazio Merino, Kolomb'un Salamanca Üniversitesi’nde (Lima) bir portresini yaptı. Cenova'da (Arnaldo Zocchi), Madrid'deki Castellana'da (Arturo Mâlida ve JerönimoSuhol, 1893), Barcelona’da(1887, C. Buhigas), Kolomb'un anısına anıtlar yapıldı. Washington'daki Capitol'da da bir heykeli vardır (P Bartlett). Sevilia katedralindeki boş mezarı Mâlida’nın yapıtıdır.

Kaynak: Büyük Larouss
20 Mart 2017 11:04       Mesaj #4
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

KRİSTOF KOLOMB

(1450 - 1451 Cenova/Savona ? - 1506 Valladolid),
Amerika'yı bulan ünlü denizci. İtalya'daki yaşamı hakkında pek bilgi yoktur. Kolomb'un 1492'de gerçekleşen tarihî yolculuğuna kadarki yaşamı ve kişiliği hakkında birçok söylentiler vardır. On yıl boyunca tasarılarını gerçekleştirmek için önce Portekiz, sonra İspanya krallarının yardımını sağlamaya uğraştı, fakat başaramadı. Sonunda Granada'nın alınışı onuruna İsabel de Castilla, Kolomb'un bir filo kurup yola çıkmasına, bulacağı topraklara kral vekili ve genel vali atanmasına karar verdi.

Ad:  Kristof Kolomb.jpg
Gösterim: 123
Boyut:  43.9 KB
Böylece Kolomb, Santa Maria, Pinta ve Nina adlı gemilerle, Pinzon kardeşlerin eşliğinde 3 Ağustos 1492'de İspanya'nın Palos Limanı'ndan yola çıktı. Zaragoza Denizi'nden ve Kanarya Adaları'ndan geçerek Atlas Okyanusu'nda, batıya doğru açıldı. 11-12 Ekim gecesi bir adaya vardı (Bahama Adaları'ndan bugünkü Watling Adası) ve bu adaya San Salvador adını verdi. Batıya doğru yolculuğunu sürdürerek Büyük Antiller, Küba ve Haiti'yi buldu. Haiti kıyısında Hispaniola adlı bir garnizon kurdu ve İspanya'ya geri döndü. Kendisine amirallik rütbesi verildi.

Kısa süre sonra 17 gemilik büyük bir filoyla yeniden yola çıktı ve Dominik, Guadeloupe; Porto Riko, Jamaika ve Küba'nın öteki kıyılarını buldu (Eylül 1493 - Haziran 1494). Yerliler ile İspanyollar arasında yoğun savaşlar başladı. Kolomb yeniden İspanya'ya döndü ve yeni güçlerle üçüncü yolculuğuna çıktı (1498 - 1500). Amerika Kıtası'nın Orinoco'ya dek kıyılarını aldı, Trinidad, Tobago ve Granada Adaları'na çıktı. İspanyol güçlerinin yerlilere karşı giriştikleri soykırımlara karşı çıktığı için görevinden alındı, zincire vurulup İspanya'ya yollandı. 1502'de bulduğu topraklara dördüncü kez gitti. Antiller, Orta Amerika ve Honduras kıyılarını taradı. İspanya'ya döndüğünde iyice gözden düştüğünü anladı. Yalnızlık ve yoksulluk içinde ölürken, bulduğu toprakların Hindistan olduğunu sanıyordu.

İlk Seyahatler


Kristof Kolomb daha Cenova’dayken 19-21 yaşları arasında ilk defa denize çıkmaya başlamış, Ege Denizi’ne, bir, iki seyahat yapmıştır. 1476’da dört Cenova gemisinden kurulu bir filoyla İngiltere’ye giderken korsanların hücumuna uğradı. Kurtulan gemilerden biriyle Lizbon’a ulaşabildi. Bundan sonra İngiltere’ye giden Kolomb daha sonra 1477’de İzlanda’ya gittiğini de iddia eder.

1478’de yeniden Portekiz’e giden Kristof Kolomb orada bir kaptanın kıziyle evlendi. Bu arada Lâtince’yi, Portekizce’yi öğrenerek coğrafya kitaplarını incelemeye başladı, dünya hakkındaki görüşü iyice belirdi. Bu arada dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyor, hep batıya doğru gidilirse Asya’ya ulaşılacağını ileri sürüyordu. Yalnız, iki hatası vardı. Biri, dünyayı olduğundan küçük sayması, öteki de Asya’yı olduğundan büyük tahmin etmesiydi. Ona göre, Asya’nın doğuya doğru çok yayılmış olması, gittikçe batıya yaklaştığını gösterirdi. Bütün bunlardan başka, o devirde batıya doğru açık denizlerde yolculuk eden birkaç kaptan yüzlerce fersah uzaklarda acayip yapıda sallar gördüklerini söylüyorlardı.

Büyük Plân


Kristof Kolomb, devamlı araştırmaları, görmüş – geçirmiş denizcilerle devamlı temasları sonunda, büyük batı yolculuğuna çıkmaya karar vermişti. Topladığı bilgilere göre, Asya’yı olduğundan büyük kabul ettiği için, 2.500 mil kadar batıya gitmekle Asya’nın doğusundaki adalara ulaşacığını sanıyordu. (Halbuki Kanarya Adaları’ndan Japonya’nın uzaklığı kuş uçuşu 11.000 mildir.)

Bu arada Kristof Kolomb, Portekizlilerin hizmetinde çeşitli deniz seferleri yapmış, kaptan olmuştu. Batıya gitme kararını verince Portekiz Kralı II. Juan’a baş vurarak plânını ona açtı. Kral önceleri Kolomb’un fikrini benimsediyse de çeşitli sebepler yüzünden onun istediği gemileri veremedi. Kolomb da 1484’te İspanya’ya geldi.

Burada sonradan dük olan Medina Celi Kontu ile temasa geçti, ondan büyük misafirperverlik gördü, gene onun vasıtasiyle 1486’da plânını İspanya Kraliçesi İsabella’ya açtı. Yapılan toplantı sonunda teklif orada da geri çevrildi. Kristof Kolomb yalnız seyahat için gerekli masrafın yapılmasını değil, aynı zamanda başka haklar da istiyordu. Bulduğu bütün toprakların kral naipliği ona verilecek, ele geçen ganimetten oda bir pay alacaktı; ayrıca, kendisine derhal amirallik verilmesini de istiyordu. Aynı teklif 1492 ocak ayında İspanyollar tarafından yeniden geri çevrilince, Kolomb Fransa’ya gitmeye karar verdi. Ancak, bu arada ileri görüşlü bazı İspanyollar Kraliçe İsabella’ya çok büyük bir fırsatı kaçırmakta olduğunu söyleyerek onu bu işe razı ettiler. Hemen bir haberci gönderildi, 1492 nisanında Kristof Kolomb’la İspanya sarayı arasında anlaşma imzalandı.

İlk Yolculuk


Yıllardan beri düşündüğü şeyin gerçekleştiğini gören Kolomb büyük bir hızla çalışmaya koyuldu. Birkaç ay içinde üç gemi sefere hazır duruma gelmişti. Bunlar sancak gemisi «Santa Maria» ile «Pinta» ve «Nina» adında daha küçük iki gemiydi. «Santa Maria» nın tayfası 52 kişi, ağırlığı 100 tondu; öteki iki geminin tayfası 18’er kişiydi, «Pinta» 50, «Nina» da 40 tondu. Böylece, amiral ve kaptanları ile birlikte 88 kişiden kurulu filo 3 ağustos 1492’de yola çıktı. İspanya’nın Palos limanından hareket eden gemiler 9 gün sonra Kanarya Adaları’na vardı. Burada ufak-tefek tamirlerden sonra 6 eylülde batıya doğru yola çıkıldı.

Yolculuk önceleri gayet rahat geçiyor, yelkenleri dolduran rüzgârlar gemicileri o çağın bilinmiyen ülkelerine doğru götürüyordu. 17 eylülde tayfalar arasında hoşnutsuzluk başladı. 18’inde bazı kuş sürülerine rastlanması, alçak bulutlar tayfalarda karaya yaklaştıkları kanısını uyandırdı. İki gün sonra kuşlar göründüyse de bir türlü karaya varamıyorlardı. Bundan sonra gene günlerce yollarına devam ettiler. 7 ekimde «Nina» dakiler karayı gördüklerini sandılarsa da yanılmış oldukları çabuk anlaşıldı. 11 ekimde «Pinta» dakiler denizde yüzen bir sırıkla bir sopa buldular. Sopanın üstü demirle işlenmişti. Bu, yolculara rahat bir nefes aldırdı. Aynı günün gecesi Kolomb çok uzakta bir ışık gördü. Birkaç saat sonra, 12 ekim cuma günü sabahın saat 2’sinde, «Pinta» gemisindekiler, ay ışığında, karayı gördüler.

Amerika Topraklarında


Ertesi gün öğleye doğru karaya vardılar. Kristof Kolomb, tayfanın büyük bir kısmiyle birlikte, elinde İspanyol bayrağı, karaya çıktı. Hepsi birden toprağı öperek Tanrı’ya şükrettiler. Burası Bahama takımadalarından Guanahani adasıydı. Kristof Kolomb adaya «San Salvador» adını verdi. Bu, yeni bir kıtaydı. Amerika kıtası keşfedilmişti. Yalnız, Kolomb, bunu bilmiyor, ya Çin, ya da Japonya yakınlarındaki Hindistan Adaları’na geldiğini sanıyordu. Bunun için, o adalara «Batı Hint Adaları» adı verildi, yerlilere de «Hintli» denildi. Bugün de Amerikalılar, İngilizler, daha birçok Batılılar Amerika yerlilerine (kızılderililerine) «Indian», (Hintli), Antil Adaları’ na da «West Indies» (Batı Hint) derler.

Kristof Kolomb bu ilk seferinde şu adaları keşfetti: Santa Maria de la Concepcion (bugünkü Rum Cay), Fernandina (Long Island), İsabella (Crooked Island), Juana (Küba), Hispaniola (Haiti). Bu sonuncu adadan ayrılacakları sırada dümencinin dikkatsizliği yüzünden «Santa Maria» gemisi kayalara çarparak parçalandı. Can kaybı olmadıysa da en büyük gemi elden çıkmıştı. Bunun üzerine, Kolomb tayfadan 44 kişiyi orada bıraktı. Bunlar için geminin enkazından bir kale yapıldı, oraya «La Navidad» adı verildi. Böylece Amerika’da ilk Beyazlar yerleşmiş oluyordu.

4 ocak 1493’te dönüş yolculuğuna çıkan iki gemi çok şiddetli fırtınalarla boğuştuktan sonra martta Avrupa’ya vardılar. Kolomb’un idaresindeki «Nina» önce Lizbon’a uğradı, 15 martta da hareket limanı olan Palos’a vardı. Arkasından da «Pinta» geldi. Kral Fernando ile Kraliçe İsabella Kolomb’u Barcelona’da karşılayacaklardı. Kâşifin Palos’tan Barcelona’ya gidişi muzaffer bir komutanın gidişine benzedi. Yanında, esir ettiği Kızılderililer, Yeni Dünya’dan getirdiği çeşitli hediyeler vardı. Kral ile Kraliçe onu büyük bir törenle karşıladılar. Kendisine «Okyanus Amirali», «Hint Adaları Kıral Naibi» unvanlarını verdiler.

İkinci Yolculuk


Kristof Kolomb ikinci Amerika yolculuğuna 1493 eylülünde başladı. Bu sefer 17 gemiden kurulu bir filoya komuta ediyordu. Gemilerde Amerika’da yerleşmeye giden, hepsi erkek, 1.500 kişi, birçok hayvan, orada yerleşmeye yarıyacak çeşitli malzeme vardı. Ayrıca, yerlileri Hıristiyaniaştırmak için iki de papaz götürüyorlardı. Bu defa 21 günde okyanusu geçerek doğrudan doğruya Antiller’e geldiler. Bu ikinci yolculuk sırasında ilk vardıkları ada Dominica oldu, oradan kuzeye ve batıya doğru giderek Marie Galante, Guadeloupe, Antigua, San Martin, Santa Cruz adalarına ayak bastılar, en sonunda şimdiki Puerto Rico Adası’na gelerek buraya «San Juan Bautista» adını verdiler. 22 kasımda Hispaniola (Haiti) Adası’na gidip La Navidad’ı bulduklarında, kalelerinin yakılmış, bu küçük yerleşmenin dağılmış olduğunu gördüler.

Kolomb bu İkinci seferinde Haiti Adası’nda ilk esaslı yerleşmeyi kurdu, altın madenlerini işletmeye başladı. Adayı kardeşi Diego’nun idaresine verdi. Bu yolculuğunda Jamaika’yı da keşfettikten sonra 1496’da İspanya’ya döndü.

Güney Amerika’nın Keşfi


Kolomb, 1498 yılının 30 mayısında, 6 gemiden kurulu bir filoyla üçüncü yolculuğuna başladı. Bu sefer daha çok güneye doğru gidiyorlardı. Kolomb, uzun bir yolculuktan sonra vardıkları adaya «Trinidad» adını taktı. Daha sonra batıya doğru yola devam ederek Güney Amerika’yı gördü. Burayı da önce bir ada sanmıştı. Günlerce kıyı boylarında dolaştıktan, Orinoko nehrinin çatalağzını gördükten sonra burasının büyük bir kıta durumu gösterdiğini anladı.

Öte yandan, Haiti’de yerleşenler arasında şiddetli anlaşmazlıklar, geçimsizlikler oluyor, Kıraliçe’ye Kolomb’la kardeşleri hakkında sayısız şikâyetler yapılıyordu. Bunun sonucu olarak, Kıraliçe Haiti’nin idaresini devralmak üzere Francisco de Bobadilla’yı Haiti’ye gönderdi. Bobadilla oraya varır varmaz Kristof Kolomb’Ja iki kardeşini yakalattı, zincire vurdurarak ispanya’ya göndermek üzere gemiye bindirdi. Yolda geminin kaptanı, Kolomb’a saygısından, zincirleri çıkarmak istediyse de Kolomb buna razı olmadı, Kıraliçe’nin emriyle yaptığı çalışmaların mükâfatı olan bu zincirleri taşıyarak İspanya’ya gideceğini söv-ledi, öldüğü zaman da zincirlerin kendisiyle beraber gömülmesini istedi.

Kolomb dediğini yaptı, üçüncü yolculuğundan zincirler içinde döndü. Ancak, ölümünden sonra vasiyetinin yerine getirilip getirilmediği bilinmiyor.

Kolomb, İspanya’ya gelince, saraya yazdığı bir mektup sayesinde durumunu düzeltti, hem halk, hem Kıraliçe ona karşı büyük bir sevgi beslemeye başlamıştı. 1502’de Bobadillo’yu yakalayıp memlekete göndermek üzere 30 gemiden kurulu bir filo yola çıkarıldı.

Son Yolculuk


Kolomb’un son yolculuğu 1502 mayısında başladı. Dört gemiyle, 150 kişilik tayfayla yola çıktı. Bu seferinde Jamaika’ya kadar gittikten sonra oradan batıya yöneldi, 30 temmuzda Orta Amerika’ya bugünkü Honduras’a vardı. Ondan sonra, bütün kıyı boyunca güneye doğru indi. Buradaki yerlilerden, karadan birkaç günlük yol ötede bir başka okyanus bulunduğunu öğrendi. Yalnız, oraya gidecek bir yol bulamadı, 1503 yılbaşını Panama’da bir koyda demirlediği gemisinde geçirdi. Kristof Kolomb bu dördüncü, son yolculuğunda birçok fırtınalarla karşılaştı, yerlilerle çarpıştı, birçok kayıp verdikten sonra 1504 haziranında İspanya’ya döndü.

Artık sağlığı iyiden iyiye bozulmuştu. Öte yandan Kraliçe İsabella ölmüştü, Fernando da kendisiyle pek ilgilenmiyordu. Hayatının son yıllarını hasta olarak bir köşede geçirdi, 20 mayıs 1506’da hayata gözlerini yumdu. Ölüsü 1542’de, oğlunun ölüsüyle birlikte, yakıldı, külleri Haiti adasında Dominikan Cumhuriyeti’ne getirildi.

Kristof Kolomb ve Keşifleri Hakkında İlginç Bilgiler:


  • Kristof Kolomb Amerika’yı keşfettiği zaman Amerika kıtasında 90 milyon insan yaşamaktaydı ve bu rakam dünyanın o dönem 3. en kalabalık kıtası demekti.
  • Amerika kıtasına ilk limonu getiren Kristof Kolomb’dur.
  • Leif Erikson, Komomb’dan 500 yıl önce Amerika’ya ilk ayak basan Avrupalı olarak kabul edilmiştir.
  • Kolomb Mısır çalan bir adamın kulaklarını ve burnunu kestirmiş sonrada adamı köle yapmıştır.
  • 2200 yıl önce Mısır’da yaşayan Eratosthenes, matematik hesaplamalarıyla dünyanın çevresini doğru tahmin etmiştir. Hayatında Mısır’ın dışına çıkmamış bu bilginin çalışmaları üzerine Kolomb incelemeler yapmıştır.
  • Kristof Kolomb, ay tutulmasını doğru tahmin ederek Jamaika yerlilerini onlardan yiyecek almak için kandırmıştır.
  • Bugün Kolomb’un soyundan geen 1 kişi yaşamaktadır ve o da Ispanya’da soylular arasında yer almaktadır.
  • Kolomb yönetimindeki Hispanyola’da 3 milyon kişi kölelikten, ağır caslışma koşullardan ve savaşlardan dolayı ölmüştür.
  • Kristof Kolomb’un gerçek fotoğrafı yoktur. Bilinen resimler sadece kitaplarda bahsi geçen tasfirlerden uyarlanmıştır.
  • Kolomb dünyanın şeklinin bir kadın göğsü gibi olduğunu düşünmekteydi.

Kristof Kolomb Heykeli – Barcelona


Ad:  Kristof Kolomb-2.jpg
Gösterim: 116
Boyut:  31.1 KB
60 metre yüksekliğindeki Kolomb heykeli Barcelona – La rambla’da bulunmaktadır. Heykeli görmek için birçok turist bu kente gelmektedir her yıl. Heykel Amerika’yı keşfeden Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra Barcelona’ya dönüşünü sembolize etmektedir. Rafael Arche tarafından yapılmıştır. 1888’de açılmıştır.
-derlemedir.


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç