Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 197.257|Cevap: 5|Güncelleme: 17 Kasım 2016

Bakteri Nedir? Bakteriler Hakkında

Kısaca
Birhücreli canlıların bir bölümüne verilen ad. Eski sınıflandırmalarda bitkiler âleminde gösterilen bakteriler, son sınıflandırmalarda "protista" âlemine alınmışlardır.
Mesaja atla
9 Eylül 2006 10:29   |   Mesaj #1   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Bakteri

Ad:  Bakteriler.jpg
Gösterim: 79
Boyut:  29.3 KB

Çekirdek zarı ve organelleri olmayan (prokaryotik), tekhücreli mikroskopik canlılar grubu. Genellikle benimsenmiş bir sınıflandırmaya göre Schizomycophyta bölümünün Schizomycetes sınıfını oluşturan bakteriler hemen hemen tüm doğal ortamlarda bulunur ve sayıları inanılmaz boyutlara ulaşır; örneğin bir gram bahçe toprağında milyarlarca, bir damla tükürükte milyonlarca bakteri vardır. Bu canlılardan bazıları hastalıklara yol açmakla birlikte, çoğu türleri zararsızdır, hatta doğrudan insanın yararına sonuçlanan birçok biyokimyasal süreçte etkin biçimde rol alır. Özellikle biyosfer süreçlerindeki etkisi yadsınamayacak kadar önemli olan bakteriler olmaksızın toprak verimini koruyamaz ve bitkilerin yetişmesine, dolayısıyla bitkilerle beslenen hayvanların yaşamının sürüp gitmesine yardımcı olamaz.

Sponsorlu Bağlantılar

Bakteri Çeşitleri

Ad:  Bakteriler-2.jpg
Gösterim: 69
Boyut:  31.1 KB

Bakteriler, yakın türler olarak kabul edilen riketsiyalar ve virüslerden sonra, bilinen tüm canlıların en küçük örneklerinden biridir. Boyudan mikron (1 mikron p =1/1.000 mm) cinsinden ölçülür. Biçimlerine göre üç tip bakteri hücresi tanımlanmıştır: Küresel (kok ya da koküs), silindirimsi ya da çomak biçimi (basil) ve sarmal biçimli (spiril) bakteriler. Koşullar elverişli olduğunda hızla çoğalarak, genellikle koloniler oluşturacak biçimde bir araya toplanırlar; bazıları ise hücrenin çevresini saran kirpiklerin ya da kamçılann yardımıyla hareket edebilir. Çevre koşullarına son derece iyi uyum sağlayarak büyük bir dayanıklılık gösteren bakteriler, toprakta, suda, organik maddelerde, bitkilerin ve hayvanların vücudunda kendibeslek, çürükçül ya da asalak olarak yaşamlarını sürdürebilir.

Her bakteri hücresinin bir hücre zarı ve bu zarı saran sert bir hücre duvarı vardır. Bazı bakteri türlerinde, bu zarlarla birlikte hücreyi dış etkenlerden koruyan, jelatinimsi yapıda bir de kapsül bulunur. Bazılarının kamçısı vardır, bazılan da kirpik denen kısa tüysü uzantılarla örtülüdür. Genellikle çevre sıcaklığı 5° C’nin üstünde olduğu zaman etkinlik gösterebilen bu canlıların denizde ve toprakta yaşayan bazı türleri 0°C’de bile etkinliğini sürdürebilir. Toprak bakterileri için üst sınır 30 °C, hayvanlarda asalak yaşayan türler için 37° C dolaylarıdır; sıcaklık 70°C’yi aştığında bakteri üremesi tamamen durur. Bakterilerin çoğu, aşın sıcak, aşın soğuk ve kuraklık gibi elverişsiz koşullarda, son derece dirençli olan sporlar biçimine dönüşür (ya da uyuklama evresine girer) ve koşullar düzeldiğinde yeniden etkin duruma gelir. Bakterilerin yeryüzünde belki de en bol bulunan canhlardan biri olması bu sporlanma yeteneğine bağlanır.

Bakrerilerin Çoğalması ve Gelişmesi


Bakterilerin çoğalması ve gelişmesi incelenirken, tek bir bakterinin değil, bütün bir bakteri kolonisinin çoğalması ve gelişmesi göz önüne alınır. Bakteriler genellikle, eşeysiz bir üreme biçimi olan hücre bölünmesiyle çoğalırlar. Bir hücrenin iki yeni hücre oluşturacak biçimde ikiye bölündüğü ve oğul hücrelerden her biri yeniden ikiye bölünerek çoğaldığı için geometrik bir dizi oluşturan bu çoğalmada, yeni kuşakların oluşma süresi 15 dakika ile 16 saat arasındadır. En elverişli laboratuvar koşullarında (besiyerinde yeterince besin bulunması ve uygun fiziksel ortamın sağlanması durumunda), bazı bakteri türlerinin logaritmik büyüme evresinin bitiminde oluşturduğu kolonide mililitre başına 10 milyar bakteri hücresi bulunabilir. Bölünmeyle çoğalma özellikle Eubacteriales takımından özbakterilerin temel ve ayırt edici üreme biçimi ise de, bakteriler arasında başka üreme biçimlerine de rastlanır. Örneğin sınıflandırmanın daha üst basamaklarındaki bazı takımlarda, bakterilerin tomurcuklanmayla, spor zincirleri oluşturarak, hücre içindeki temel birimlerin parçalara ayrılmasıyla ve daha ender olarak, eşeyli üremeye benzer bir genetik madde alışverişiyle (çiftleşme) ürediği gözlemlenmiştir.

Bakterilerin çoğunun DNA’ları (dezoksiri- bonükleik asit) halka biçiminde tek bir kromozomun üzerinde yer alır ve çekirdek zarında değil, sitoplazmada dağınık halde bulunurlar. Sitoplazmada, plazmit adı verilen daha küçük ve yuvarlak DNA dizeleri de bulunur. Bakterilerin sitoplazmasmda ribozomlar gibi bazı yapılar da dağınık olarak yer almıştır.

Bazı bakteriler besinlere bulaşarak hızla çoğalabilir ve mide bozukluğundan ölüme kadar varabilen (botülizmde olduğu gibi) hafif ya da ağır besin zehirlenmesine yol açabilir. Sulara bulaşmış bakterilerin su arıtma yöntemleriyle temizlenmesi gibi, süte bulaşmış bakteriler de pastörizasyon yöntemiyle yok edilir. Sağlıklı bir ineğin sütünde doğal olarak daha az bakteri bulunmakla birlikte, gene de steril değildir; üstelik sağma, şişeleme ya da kutulama sırasında gerekli önlemler alınmadığında, çevredeki bakteriler de bu çok elverişli ortama hemen yerleşebilir.

Çeşitli maddelerin ve ürünlerin mikroorganizmalardan temizlenmesinde (sterilizasyon), yüksek ısı, ışınlama, etilen oksit, çeşitli antiseptik ve mikrop öldürücü maddelerin kullanılması gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal yöntemlere baş vurulur.

Hastalık yapıcı (patojen) bakterinin toksin salgıladığı olgular dışında, genellikle bakterilerin hastalık yapma gücünü artıran etkenlerin neler olduğu henüz tam olarak açıklanamamıştır. Toksin salgılayan bakterilerin en bilinen örneklerinden biri, insanın üst solunum yollarına yerleşerek doku yıkımına yol açan difteri basilidir. Dokulara yerleşen bakteriler genellikle konak canlının zararına yaşarsa da, hastalık yapıcı bakterilerin çoğu konağın ölümüne neden olmaz.

Bazı hastalık yapıcı bakteriler vücudun belirli bölgelerine özgüdür: Meningokoklar beyin zarlarına, tüberküloz bakterileri en çok akciğerlere yerleşir. Oysa bazıları vücutta daha genel bir yayılım gösterebilir; stafilokok bakterileri deriye yerleşerek çıban oluşumuna, kana bulaşarak kan zehirlenmesine, kemiklerde çoğalarak kemik iltihabına (osteomiyelit) neden olur.

İnsanların ilgisi daha çok bazı bakteri türlerinin zararlı etkileri üzerinde yoğunlaşmışsa da, bakterilerin büyük bir çoğunluğunun insanlar için zararlı olmadığını, hatta bir bölümünün son derece yararlı olduğunu önemle belirtmek gerekir. Örneğin çürükçül bakterilerin ölü organizmaları ve organik artıklan parçalaması, çevrebilim açısından yaşamsal önem taşır. Böyle bir parçalama olmasaydı, canlıların varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan azot, karbon, fosfor gibi elementlerin doğadaki çevrimi de gerçekleşemezdi.

Çürükçül bakterilerin azot çevrimindeki katkısından başka, bazı bakteriler de atmosferdeki serbest azotu bağlayarak, bu elementi bitkilerin yararlanabileceği bileşiklere dönüştürür. Bu azot bağlayıcı bakteri türlerinin çoğu baklagillerin köklerindeki yumrucuklarda yaşar.

Bazı bakterilerin konak canlı üzerindeki asalak yaşamı, karşılıklı yarar ilişkisine dayanır. Örneğin gevişgetirenlerin midelerine yerleşen bakteriler selülozu parçalayarak inek koyun gibi tüm gevişgetiren hayvanların otları sindirebilmesine yardımcı olur. İnsan da, sindirim kanalının son bölümlerine yerleşen ve K vitamininin bireşimini sağlayan bazı yararlı bakterilerin konağıdır.

Ayrıca çeşitli sanayi dallarında, özellikle de besin sanayisinde ayran, yoğurt, peynir, sirke, turşu gibi ürünlerin üretimindeki mayalanma süreçlerinde bakterilerden yararlanılır.

Bakterilerin, evrensel olarak kabul edilen bir sınıflandırması henüz yapılamamıştır; özellikle üst basamaklardaki türlerin sınıflandırması son derece güçtür. Böyle bir çalışmada, bakteri hücresinin biçimi ve boyudan, oluşturduğu kolonilerin görünümü, beslenme biçimi ve temel besini, metabolizma ürünleri, özgül kimyasal maddelere tepkisi, antijen bileşimi ve çevre koşullanna direnme yeteneği gibi çok çeşitli ölçütlerin göz önüne alınması gerekir.

Bugün bazı biyoloji bilginleri, bakterileri (Schizomycetes sınıfı) riketsiyalar ve virüslerle (Microtatobiotes sınıfı) birlikte Schi- zomycophyta bölümü içinde sımflandınrlar. Bu bölüm de, Protista ya da Procaryotae alemi (bitkiler ve hayvanlar aleminden ayrı bir canlılar alemi) içinde bir Monera altalemi oluşturmak üzere Cyanophyta filumu (mavi-yeşil algler) ile birlikte gruplandınlır.

ABD’li bakteriyoloji ve taksonomi bilgini David Hendricks Bergey, özellikle bakteri hücresinin biçimine ve hareket yeteneğine dayanarak yaptığı sınıflandırmada, bakterileri Schizomycetes sınıfı içinde 10 takıma ayırmıştır.

Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Kasım 2016 17:07
25 Nisan 2011 18:46   |   Mesaj #2   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  bakteri-3.jpg
Gösterim: 53
Boyut:  28.9 KB
Birhücreli canlıların bir bölümüne verilen ad. Eski sınıflandırmalarda bitkiler âleminde gösterilen bakteriler, son sınıflandırmalarda "protista" âlemine alınmışlardır. Bakterileri bitki olarak kabul edersek, bunları en ilkel bitkiler olarak nitelendirmemiz gerekir. Kural olarak klorofilleri yoktur. Diğer renk maddelerine de rastlanmaz. Gerçek anlamda bir hücre çekirdekleri de yoktur. Biçimleri küre, silindir, virgül ya da vida (spiral) gibi olabilir. Hücre çeperi, bitki selülozuna tam olarak benzemeyen bir selülozdan yapılmıştır. Bu çeper çok dayanıklıdır ve elverişsiz koşullarda, örneğin kuraklık ya da aşırı soğukta daha kalın bir kapsül oluşturabilir. Bakteriler eşeysiz yolla ürerler. Bu, iki türlü olur. Birinci yolda bakteri hücresi bir spor meydana getirir. Bu spor kuraklığa, yüksek sıcaklığa kolaylıkla dayanır, yüzlerce yıl canlılığını koruyabilir; uyku hâlinde kalır ve elverişli ortamda yeni bakteriyi oluşturur. İkinci yolda bakteri hücresi ikiye bölünerek çoğalır. Son araştırmalara göre kimi bakterilerin de eşeyli olarak üredikleri anlaşılmıştır. Elverişli koşullarda bir bakteri hücresi yaklaşık olarak saatte bir bölünür. Buna göre bir tek bakteri hücresinden, 24 saatte 16 milyondan fazla bakteri meydana geliyor demektir. Gerçekteyse bu sayıya ulaşılmaz, çünkü ortam, organizmaların metabolizmaları sonucu bozulmakta, çoğalma yavaşlamaktadır. Kimi bakteriler ortak bir kılıf içinde bir arada yaşarlar. Bu kılıf içindeki bakteri hücreleri tek tek üremelerini sürdürür ve zamanla kını parçalayarak yeni kollar oluştururlar. Bakteriler hareket edebilirler. Çoğunluğu dışbeslektir ya asalak ya da yarı asalak olarak yaşarlar. Asalak olan birçoğu için bile bu yaşam biçimi kesin değildir; cansız ortamlarda da yaşatılabilmektedirler. Az rastlanan kimi türleri ise kendibeslektir. Bakteriler oksijene olan gereksinmelerine göre de "aerob" ve "anaerob" olarak ayrılırlar, yani kimileri yaşamak için oksijene muhtaçtır, kimileriyse değildir. Bakterilerin incelenmesi Robert Koch'un bu canlıları yapay ortamlarda yetiştirmesinden sonra mümkün olmuştur. Bugün bilinen 1.500 kadar bakterinin içinde çok az bir bölümü canlılarda (bitkiler, hayvanlar ve insanlarda) hastalığa neden olurlar. Geri kalanlarıysa yararlıdır. Doğada çürüme ve mayalanmayı sağlayan, bakterilerdir. Eğer bakteriler çürütmeseydi, doğada bir kez oluşan organik madde bozulmadan kalır ve yaşamın sürekliliği söz konusu olamazdı. Bundan başka insan ve hayvanların bağırsaklarında yaşayan bakteriler besinlerin sindirilmesini, baklagillerin köklerinde yaşayanlar, havanın serbest azotunun bağlanarak bitkiler tarafından alınabilmesini, enzim çıkaran bakteriler, mayaların hazırlanmasını ve mayalandırmayı vb. sağlarlar. Kimi bakteriler demir, kükürt depo eder, kimileri de boyamaddesi çıkarır. Bakteriler ayrıca etkinlikleriyle atmosferdeki gaz oranının değişmesinde de rol oynarlar.

Sponsorlu Bağlantılar
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Kasım 2016 10:44
17 Kasım 2016 11:01   |   Mesaj #3   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

BAKTERİ

Ad:  Bakteri-4.jpg
Gösterim: 52
Boyut:  25.5 KB

Bakteriler ancak güçlü bir mikros­kopla görülebilen çok küçük canlılardır. Bu tekhücreli canlıları ilk kez 1680'de Antonie van Leeuvvenhoek gözlemlemiştir. Hollandalı bir kumaş tüccarı olan Leeuvvenhoek'un en büyük merakı, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük nesneleri kendi yaptığı mercek­lerle incelemekti (bak. mikroskop). Bazıları bir topluiğne başı büyüklüğünde olan bu küçük, ama güçlü mercekler nesneleri 200 kez büyütebiliyordu. Leeuvvenhoek bu mercek­lerle önce durgun bir sudaki küçük hayvan­cıkları, ardından daha da küçük olan bakteri­leri görmeyi başardı. Daha sonra kendi tükü-rüğündeki bakterileri gözlemleyerek şekilleri­ni çizen Leeuvvenhoek, böylece yepyeni bir âlemi, gözle görülemeyen canlıların dünyasını keşfetmiş oldu.

Bakteriler ne bitki, ne de hayvandır. Mik­roskobun bulunmasından önce yeryüzündeki bütün canlılar bitkiler ve hayvanlar âlemi olarak iki büyük gruba ayrılırdı. Bu grupların her ikisiyle de ortak özellikleri olmayan yeni canlıların varlığı anlaşılınca, bütün bu mikro­organizmalar, yani mikroskopik canlılar ayrı bir âlemde toplandı. Ama hücrenin içyapısını inceleme olanağı veren çok daha güçlü mik­roskopların geliştirilmesinden sonra bütün tekhücreli canlıların aynı yapıda olmadığı anlaşıldı ve yeni bir sınıflandırma gerekti. Bu sınıflandırmaya göre bakteriler, bütün çok-hücreli hayvanların, bitkilerin ve mantarların yanı sıra hayvanlara, bitkilere ve mantarlara benzeyen tekhücrelilerin toplandığı ökaryot (Eukaryotae) üstâleminden ayrı bir prokaryot (Prokaryotae) üstâleminin üyeleri sayılır. Çok daha basit olan prokaryotik bir hücrede, ökaryotlardaki gibi zatla çevrelenmiş gerçek bir çekirdek ve "organel" denen özel işlevli organcıklar yoktur. Böylesine basit tek bir prokaryotik hürceden oluşan bakteriler, bazı bilim adamlarına göre yaşamın başlangıcında yeryüzünde beliren ilk canlılardır.

Bütün bakteriler son derece küçüktür. 10 bin tanesi yan yana dizildiğinde uzunlukları yaklaşık 2,5 santimetreyi bulur. Gene de bu bakteri dizisini kolay kolay göremezsiniz, çünkü bu minik canlıların çoğu renksizdir. Bu yüzden bakterileri mikroskopta inceleyebil­mek için, ortama özel boyalar katarak renk­lendirmek gerekir. Bakteriler mikroskop al­tında genellikle küre, çomak ya da spiral biçiminde görünür. Küresel olanlara kok ya da koküs, çomak ya da silindir biçiminde olanlara basil, tirbuşonu andıranlara da spiril denir. Son yıllarda bu üç gruptan başka kare biçiminde bakteriler de bulunmuştur. Aynı biçimdeki birçok bakteri bazen bir zincir gibi arka arkaya dizilir, bazen de bir üzüm salkımı biçiminde kümelenir. Bazı bakterilerde kamçı denen incecik kıllar vardır; tekhücreli canlı bu kılları bir kamçı gibi sağa sola sallayarak istediği yöne hareket eder. Spiriller ise tıpkı bir tirbuşon gibi döne döne ilerler.

Bakteriler ikiye bölünerek çoğalır. Eğer ortamda yeterince besin varsa ve bütün koşul­lar uygunsa, bir tek bakteriden 15 saat içinde 1 milyon bakteri üreyebilir. Ama bu bölünme hep aynı hızla sürmez. Çünkü hem ortamdaki besin bu kadar büyük bir koloniye yetmeme-ye başlar, hem de bölünme sırasında açığa çıkan asitler bakterilerin üremesini durdurur.

Yararlı ve Zararlı Bakteriler

Ad:  Bakteriler-5.jpg
Gösterim: 54
Boyut:  12.5 KB

Yeryüzünde bakterilerin bulunmadığı bir tek nokta bile yoktur denebilir. Bu küçük canlılar topraktan okyanusların derinliklerine ve ha­vaya kadar her ortamda yaşayabilir. Yiyecek­lerin bozulmasının nedeni genellikle bakteri­lerdir. Daha da önemlisi insan ve hayvan hastalıklarının büyük bölümü ile bazı bitki hastalıkları bakterilerden ileri gelir. Buna karşılık bazıları, özellikle ölmüş bitki ve hayvanların çürümesini sağlayan bakteriler çok yararlıdır. Bunlar ölü dokuları parçalaya­rak canlıların yapısındaki temel maddelerin ayrılmasına yardımcı olur. Bu maddeler de yeniden toprağa, havaya ya da suya karışarak öbür canlıların beslenmesinde rol oynar. Eğer bu bakteriler olmasaydı bütün yeryüzü ölü bitki artıkları ve hayvan leşleriyle kaplanırdı.

Bakterilerin sanayi ve tarımda da çeşitli yararları vardır. Hayvan postlarının sepilene­rek (tabaklanarak) ayakkabı ya da buna benzer deri eşya yapımına elverişli duruma getirilmesinde, bu postlardaki kılların gevşe­mesini ve kolayca temizlenmesini sağlayan bakterilere iş düşer. Keten dokumaların yapı­mında da, keten liflerini saran yapışkan mad­deyi çözerek lifleri ayırmak için bu lifler suya bastırılır ve bakterilerin yardımıyla üstündeki yapışkan sıvıdan temizlenir. Hoş kokulu ve lezzetli peynirlerin çoğu da bu özelliklerini bakterilere borçludur. Bazı bakteriler ise çay yapraklarının olgunlaşarak kararmasını sağlar.

Genetik mühendisleri bakterileri özel iş­lemlerden geçirip değişime uğratarak aşı, ilaç, hormon ve öbür kimyasal maddelerin yapı­mında kullanırlar (bak. genetik mühendis­liği).

Soluduğumuz havanın beşte dördünü oluş­turan azot gazı bitkilerin büyümesi için gerek­li olan bir maddedir. Ama bitkiler bu elemen­ti gaz halindeyken dokularına alıp yararlana­mazlar. Azotu nitrat denen tuzlarına dönüştü­rerek bitkilerin kullanabileceği duruma geti­ren de gene bazı bakterilerdir (bak. azot).

İnsanlarda ve hayvanlarda çeşitli hastalıkla­ra yol açan bakteriler, hasta bir insana dokun­makla, aynı havayı solumakla ya da bakterile­rin üremiş olduğu yiyecek ve içeceklerle sağlıklı insanlara da bulaşır. Tifo, kolera, verem, zatürree ve cüzam bakterilerden kay­naklanan hastalıkların yalnızca birkaçıdır. Açık yaralardan vücuda giren bazı bakteriler de kangrene yol açar.

Buna karşılık vücutta bazı bakterilerin bu­lunması sağlık açısından zorunludur. Örneğin kalınbağırsakta yaşayan yararlı bakteriler be­sinlerin sindirilmesine yardımcı olur ve yiye­ceklerin çok az bir bölümüyle kendileri yeti­nip geri kalanının bağırsaklardan emilmesini sağlar. Antibiyotikler bu bağırsak bakterileri­nin çoğunu öldürdüğünden, bilinçsiz ve ge­reksiz antibiyotik kullanımı ishale ve buna benzer hafif sindirim bozukluklarına yol aça­bilir.

Leeuvvenhoek'un 1683'te İngiltere'deki Kraliyet Derneği'ne bakterilerin çizimlerini göndermiş olmasına karşılık, bilim adamları­nın bu buluştan yararlanmaları için 100 yıl geçmesi gerekti. 18. yüzyılda bazı bilim adam­ları bu mikroskobik canlıların hastalıkların etkeni olabileceğini öne sürdü. Ama birçoğu da bu canlıların çürümenin nedeni değil sonu­cu olduğuna inanıyordu. Sonunda 1860'ta Fransız mikrobiyoloji bilgini Louis Pasteur (bak. Pasteur, Louis) bakterilerin bir çürüme ürünü değil, ikiye bölünerek çoğalan canlılar olduğunu kanıtladı. Pasteur'den kısa bir süre sonra Alman bilgin Robert Koch da laboratu-varındaki bir besi yerinde bakterilerin üreme­sini sağladı. Bakterilerin hastalık yapıcı etkisi bulunduktan sonra, vücudun zararlı bakteri­lere karşı savaşabilmesi için aşı ve serum gibi koruyucu yöntemler bulundu (bak. Aşi; bağı­şıklık). Günümüzde, vücudun iç dokularına yerleşmiş olan bakterileri öldürmek için peni­silin ve streptomisin gibi antibiyotikler, deri üzerindeki ve açık yaralardaki bakterileri öldürmek için de antiseptikler kullanılır (bak. antibiyotikler; antiseptik).

MsXLabs.org & TemelBritannica
17 Kasım 2016 15:24   |   Mesaj #4   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Bakteriler nedir?

Ad:  Bakteriler-10.jpg
Gösterim: 47
Boyut:  46.4 KB

Ancak mikroskopla görülebilen, tek hücreli, bitkisel özellikler gösteren, cinsiyetleri olmayan canlılardır. Başlıca üç kısma ayrılırlar: 1. Hastalık yapanlar, 2. Zararsız olup ölülerle geçinenler, 3. Faydalı bakteriler. Faydalı bakterilerin başlıca iki görevi vardır: a) Bitkilerin toprak ve havadan, hayvanlarla insanların da bitkilerden, havadan ve hayvanlardan yeme, içme, soluma ile alıp gövdelerine sindirdikleri maddeleri parçalar, eski haline sokarak toprağa geri verirler, b) Yeryüzündeki canlıların yaşayış şartlarını ve aralarındaki bağlantıları denkleştirirler.

Zararlı bakteriler, girdikleri organizma içinde normalin üzerinde üreyerek hastalıklara sebep olurlar. Bazıları da «toksin» adlı salgılarıyla dokuların çalışma sistemini bozarlar. Verem, kolera, difteri ve tifoya sebep olan mikroplar hep birer bakteridir. Bakteriler «flagella» denen tüycüklerini hareket ettirerek yer değiştirirler. Üreme kabiliyetleri çok yüksektir. Hücrenin bölünmesiyle ürerler. Sıcaktan çok, soğuğa dayanırlar. Soğukta kurutulan bakteriler uzun zaman yaşarlar. Genel olarak güneş ışığında ölürler.

Bazı bakteriler birbirlerinin üremelerine ve yaşamalarına engel olurlar. Antibiyotik ilaçlar bu özellikten yararlanarak hazırlanır. Mayalaşma, çok eskiden beri insanların dikkatini çeken bir olaydır. Mayalaşma yapan bakteriler çoktur. Besin maddelerinin hazırlanmasında mayalaşmadan yararlanılır. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu olabilir. Bakteriler ortalama 0,5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır. Hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler. Büyüklükleri normal ökaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır.

Hastalık yapan bakteri türleri


Hastalığa neden olan bakteriler patojenler olarak bilinir ve şekline göre üç temel gruba ayrılır: koküsler (yuvarlak şekilli), basiller (çubuk veya çomak şekilli) ve spiroketler veya spirilla (spiral şekilli) bakterilerdir.

Koküsler bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Koküsler (yuvarlak şekilli) bakterilerin neden olduğu çok sayıda hastalık arasında pnömoni (zatürre), tonsilit (bademcik iltihabı), bakteriyel endokardit (kalbin iç tabakasının enflamasyonu), menenjit (beyni ve omuriliği çevreleyen zarların enflamasyonu) toksik şok sendromu ve çeşitli deri hastalıkları gibi hastalılara neden olur.

Basiller bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Basiller (çubuk ya da çomak şekilli) bakterilerin neden olduğu hastalıklar arasında tüberküloz (verem) hastalığı, boğmaca (pertussis) hastalığı, tifo hastalığı, difteri hastalığı, tetanoz hastalığı, salmonelloz hastalığı, şigelloz (basilli dizanteri) hastalığı, lejyoner hastalığı ve botulizm hastalığı gibi hastalıklar yer alır.

Spiroketler bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Üçüncü ve en küçük gruptaki bakteriler olan spiroketler, sifilis (frengi), verem dutu enfeksiyonu (frambezi), leptospiroz ve Lyme hastalığından sorumludur.

Bakteri Çeşitleri


Bakteri Çeşitleri, Arkeabakteriler, 1970′li yılların sonlarına doğru bulunan arkeabakteriler birçok biyoloğu oldukça şaşırtmıştı, zira bu bakteriler çok ilginç ortamlarda yaşarlar. Örnek vermek gerekirse, Metanojenik arkea bakteri (methanogenic archaebacteria), anaerobik ortamlarda yaşar ve metabolizmasının sonucu olarak metan üretir. Büyük baş hayvanların karınlarında yaşar, zaten bu cins hayvanların meydana getirdiği bağırsak gazlarından da sorumlu olan bu bakteri cinsidir.

Eksi derecede Halofilik arkeabakterile ise tuz seviyesi oldukça yüksek ortamlarda yaşayabilir. Halo Yunanca ‘tuz’ manasına gelmektedir. Termoasidofilik arkeabakteriler ise fazla sıcaklıklara sahip asit gölcüklerinde yaşayabilir ki bu tür yerlerde sıcaklık 100°C’un üstüne, pH ise 2 seviyesinde olabilir. Arkeabakterilerin, ekstrem ortamlara tolere olabildikleri için, hem öbakterilerin hem de ökaryotların atası oldukları bilinmektedir. Öbakteriler, Yunanca eu, iyi, doğru ve bakterion, yani çubuk kelimelerinden gelmiştir. Dünyada fazla ekstrem ortamlar dışında düşünebileceğimiz her yerde vardırlar.

Bakterilerin adlandırılması, Bakterilerin bilimsel adları iki kelimeden meydana gelir. İlk kelime cinsini, ikinci kelime ise, türünü gösterir. Bakteriler, biçimleri, kamçı durumları, beslenmeleri ve boyanmaları gibi çeşitli özellikler şeklinde gruplandırılırlar. Biçimlerine göre Bakteriler, Çubuk biçimindeki bakteriler, çubuk biçimdeki bakteriler silindirik yada buna yakın bir şekle sahip olduklarından boyları ve enlerin den daha uzundur. Fakat, bu formları cins ve türlere göre farklılık görülebileceği gibi, aynı cins mikroorganizma kültürünün çeşitli üreme fazlarında da değişiklikler olabilir. Örneğin, E. coli ‘nin logaritmik üreme zamanlarında, çoğunlukla, morfolojik acıdan bir örneklik çok görülmesine karşın, üremenin durma yada mikroorganizmaların ölme zamanına flamentöz formlara veya farklı bireysel biçimlere rastlamak mümkündür.

Besi yerinin bileşiminin ve diğer çevresel şartlarında bakterilerin morfolojilleri üzerinde etkileri mevcuttur. Yuvarlak olan bakteriler, Bunlar, çomak yada spiral form biçimindeki olanlara oranla, morfolojik olarak, cins yada tür içerisinde daha çok homojenite gösterirler. Çapları, ortalama, 0.8-1.0 mikrometre (µm) arasında farklılık göstermesine karşın, daha küçük (0.4-0.8 mm) yada daha büyük (1.2-2.0 µm) olanları da vardır. Genel olarak bir kaide bulunmamakla beraber, hastalık meydana getiren cinslerin çapları 0.8-1.5 µm. arasında bulunmaktadır. Koklar, her ne kadar, yuvarlak şekilde olmalarına karşın bazı cinslerde morfolojik değişiklikler bulunmaktadır. Coccus bakterileri kendi aralarında gruplara ayrılırlar: Monokok Bakteriler (Coccus): Grup şeklinde olmayan coccus bakterileri vardır.

Diplokok Bakteriler (Diplococci): İki adet coccus bakterisinin meydana getirdiği grupları vardır. Örnek olarak bel soğukluğu hastalığına sebep olan Neisseria gonorrhoeae cinsini verebiliriz.

Stafilakok Bakteriler (Staphylococci): Coccus bakterilerinin üzüm salkımı biçiminde dizilmeleri neticesinde oluşan grupları içerir. Bu bakteriler parmakta dolama, göz kapağı iltihaplanması gibi hastalıklara neden olurlar.

Streptekok Bakteriler (Streptococci): Tıpkı bir zincir biçiminde dizilen coccus bakteri gruplarını içerir. Spiral olanlar bakteriler, Uzun bir eksen çevresinde helezoni biçiminde sarılmış bir vücudu olan, bükülebilir ve uzun eksen çevresinde dönerek hareket edebilirler.

Uzunluk, sarmal sayısı ve sarmal yüksekliği cinsler arasında değişiklikler gösterir. Örnek olarak frengi hastalığına sebep olan Treponema pallidum cinsini verebiliriz. Virgül biçiminde olan bakteriler, Flagella'ları ile birlikte virgül şeklini andırırlar. Boyanmalarına göre bakteriler, Gram boyası ile boyandığında mavi ve mor renk veren bakterilere gram (+), kırmızı ve turuncu renk veren bakterilere ise gram (-) bakteriler denir. Değişik renklerin meydana gelmesi, hücre çeperinin özelliklerinden kaynaklanır.

Bakterilerin Yapısı Ve Özellikleri

Ad:  Bakteri-7.jpg
Gösterim: 52
Boyut:  69.2 KB

Bakteriler prokaryot hücleridir. Bakterilerde hücre etrafını çeviren iki tip örtü tabakası vardır. İçte hücre zarı(plazma zarı) , onun üzerinde kalın hücre duvarı protein, yağ ve karbonhidratlar meydana gelir.Çok sayıda bakteride hücre duvarına ek olarak polisakkaritlerden oluşan bir dış tabaka (kapsül) bulunur.

Bakteri sitoplazmaları içinde glikojen, protein ve yağ vardır.Organellerden mitokondri ve endoplazmik retikulum bulunmazken, ribozomlar sitoplazma içinde serbest olarak bulunur.

Aerob bakteriler mezozom adı verilen mitokondri zarlarına benzeyen kıvrımlara sahiptir.Solunum enzimleri mezozom zarlarında ve sitoplazmada dağınık halde bulunur. Bakterilerin, çekirdekli hücrelerde olduğu gibi zarla çevrili çekirdekleri yoktur.Kalıtım maddesi DNA’dan yapılmış olup, çekirdek sahası denilen kısımlarda yer alır.

Bir çok bakteri çeşidi hücresel çıkıntılara, kamçılara sahiptirler ve bu sayede sıvı ortamda yüzebilirler.Yuvarlak bakteriler, kamçıları olmadığından pasif hareket ederler.Toz parçacıklarına ve su damlacıklarına tutunarak uzaklara taşınabilir.

Bakteri hücresini oluşturan etmenler


1. Çekirdek (Nükleus)
2. Sitoplazma
3. Hücre Zarı (Sitoplazmik Zar)
4. Hücre Duvarı
5. Kapsül
6. Kirpikler (Flageller):
7. Fimbria (Pilus):
8. Spor

Bakterilerin beslenmesi ve üremesi için gerekli maddeler


1. Su
2. Karbon Kaynağı
3. Azot Kaynağı
4. Mineraller
5. Hidrojen Verici ve Hidrojen Alıcı Maddeler
6. Gelişme Faktörleri ve Vitaminler
7. Oksijen
8. Karbondioksit

Bakteriler Nerede yaşarlar?

Ad:  Bakteri üremesi.jpg
Gösterim: 46
Boyut:  45.4 KB

Bakteriler her yerde bulunurlar. Çevremizdeki havayı ciğerlerimize çekerken bunların binlercesini de solumuş oluruz, ağzımıza aldığımız her lokmada binlerce bakteri bulunur. Ne kadar yıkanırsak yıkanalım cildimizin kırışık ve buruşukları arasında yaşayan milyonlarca bakteriden kurtulamayız. Çok çeşitli olan bakteriler, yeryüzünün her yönüne yayılmıştır. İster kullandığımız suda, deniz suyunda, havada ve toprakta, ister vücudumuzda olsun bunlardan binlercesi çeşitli biçimlerde yaşamaya devam ederler. Eğer onları gözlerimizle görebilseydik, bakterilerden meydana gelmiş bir okyanus içinde yaşadığımız kolaylıkla anlayabilirdik.

Bakteriler Nasıl Yaşarlar?


Bakterilerin hiçbirinde klorofil bulunmaz. Bitkiler gibi kendi yiyeceklerini kendileri yapma yetenekleri yoktur. Bundan ötürü ya hayvan ve bitki gibi canlı organizmalar (Asılak bakteriler) veya gübre, leş v.b. ölmüş organik maddeler üzerinde yaşarlar (Çürükçül bakteriler).

BAKTERİLER VE VİRÜSLER ARASINDAKİ FARKLAR NEDİR?


Virüsler bilinen en küçük ve en basit varlıklardır. 2 kısımdan oluşurlar (baş kısmı, kuyruk kısmı). Dışında protein kılıf (kapsül) , iç kısmında DNA ve ya RNA (genom) bulunur.Virüslerin canlı olup olmadığı halen tartışılmaktadır.Virüslerin içinde canlı hücrelerdeki gibi sitoplazma yoktur.Virüsler ancak bir konak hücre içinde çoğalabilirler, hücre dışındayken Kristalleşirler, cansızdırlar.Birçok hastalığa neden olabilirler (AIDS, grip,kuduz…).

Bakteriler tek hücreli canlılardır.Prokaryot sınıfında bulunurlar. Küresel, spiral, çubuksu şekillerde olabilirler.Bakteriler neredeyse her ortamda yaşıyabilirler. Bazıları yararlı (probiyotik) bazıları zararlı (patojen)dir. Bakteriler yoğurt, peynir üretimi, biyoteknoloji, antibiyotik ve diğer kimyasal maddelerin imalatında kullanılırlar.Solunum yolu enfeksiyonları bakterilerin neden olduğu ölümcül hastalıklardandır. Neden oldukları diğer bazı hastalıklar şunlardır: verem, kolera, frengi, şarbon …

Aralarındaki Farklar:
  • Virüsler ancak elektron mikroskobuyla görülebilir. Bakteriler normal bir mikroskobla görülebilir.Virüsler bakterilerden yaklaşık 100 kat daha küçüktür.
  • Virüsler sadece genetik bilgiyi taşırlar, gelişmek ve çoğalabilmek için canlı hücrelere ihtiyaç duyarlar. Bakterilerin buna ihtiyacı yoktur gerekli mekanizmayı hücre içinde bulundururlar.
  • Virüslere antibiyotik etki etmez. Bakterilerden kaynaklanan hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanılır.
  • Virüsler ısıya karşı dayanıksızdırlar. Bakterilerin bazıları sıcaklığa dayanıklıdırlar, kaplıcalarda bakterilere rastlanabili

ANTİBİYOTİKLERİN BAKTERİLERE ETKİSİ


Yaşadığımız yüzyılın özellikle ikinci yarısı yıllarından sonra, bakteri ve virüs genetiği, bunların morfolojik yapıları, kapsadıkları komplike protein, nükleoprotein ve diğer kimyasal bileşimleri, enzimleri saptanmıştır. Enfeksiyon etkenlerinin organizmada üreyip çoğalabilmeleri, patolojik yerleşimlerini oluşturabilmeleri için, gerekli olan yaşam kapsamlarının biri üzerinde etkili olabilecek antimikrobikler üzerindeki araştırmalar da yönünü bulmuş ve üretilen çeşitli antibiyotik ve kimyasal bileşimler, etki mekanizması ve kapsadıkları ana maddeler bakımından gruplara ayrılmıştır.

Bakterinin hücre duvarının yok edilmesi bakterinin yaşmasına izin vermez. Yoğun etkili bir antibiyotik hücre duvarının yapımını tümüyle engelleyecek olursa, bakterinin üremesi durur ve sonucunda kapsamları dağılır. Hücre duvarındaki defektler de patojen etkiyi yok edecek biçimde ise, organizmanın doğal immun karşılığı, enfeksiyon etkenini nötralize eder, hücre erir ve fagosite edilir. Hücre duvarına etkileyen antibiyotiklerde gram negatif ve pozitif bakterilere karşı bazı değişiklikler vardır bu durum duvarlarının kapsadıkları çeşitli kimyasal bileşimlerle ilgilidir.

Hücre zarı oluşumlarındaki bir defekt sonucunda pürin, pirimidin ve nükleotidler gibi yaşam ve oluşum maddeleri dağılır sitoplazma proteinleri hücre dışına çıkar. Bu durum bakterinin patojen etkisinin engellenmesine veya tümüyle yok olmasına neden olur. Bazı bakterilerle bazı mantarların hücre zarları, hayvansal hücre zarlarından daha duyarlıdır ve çabuk denatüre olur. Bu tipte etki yapan antibiyotikler enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde uygulanabilirler.

Bakteri hücrelerinde ana yaşam maddesi olan protein sentezinin önlenmesi ile, etken patojenliğini kaybeder. Antibiyotik etki hücre duvarı ve sitoplazma ile ilgili değildir. Bu grupta bulunan antibiyotiklerin sayısı fazlacadır. Bazı antibiyotikler bakterinin ribozom birimlerini ve aminoasitlerin oluşumunu engelleyerek peptit zincirlerinin düzenini bozar, bakteriostatik (bakterini üremesini engelleyen)etki yapar. Bazı antibiyotikler de RNA oluşumunda ribozomları etkiler, makrolid gurubu ile ribozomlara katılması gereken gerçek aminoasitlerin yerini alarak bakterinin patojen kapsamlı yapımını engeller. Bazı antibiyotikler ise ribozomların doğal oluşmasın önleyerek RNA sentezinin değişik bir yapıda gelişmesiyle RNA sentezi aşamasındaki bakterinin patojenliğini kaybetmesine neden olur.

Nükleik asit yapımını etkileyen antibiyotikler DNA sentezini engeller. Örneğin bu grupta bulunan Antinomisin deoksiguanosinlere bağlanarak bakteri gelişim ve patojenliğine yararsız DNA’lar üretirler, ayrıca RNA sentezini de olumsuz yönden etkileyerek bakterilerin patojen niteliklerini giderirler.

MsXLabs.org
-derlemedir.
17 Kasım 2016 15:49   |   Mesaj #5   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Bakteriler
Ad:  Bakteriler-9.jpg
Gösterim: 41
Boyut:  59.8 KB

Sponsorlu Bağlantılar
17 Kasım 2016 16:53   |   Mesaj #6   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

FAYDALI BAKTERİLER NASIL OLUŞUR?

Ad:  Bakterilerin yararları.jpg
Gösterim: 42
Boyut:  12.3 KB

Doğum anında, bebeğin bağırsaklarında bir tane bile bakteri bulunmaz, sterildir. Bebeğin doğum kanalından geçtiği andan itibaren annenin doğum kanalından aldığı bakteriler ile bağırsaklarda faydalı bakteriler oluşmaya başlar. Bu nedenle, normal doğum ile doğan bebekler ile sezaryen ile doğan bebekler arasında faydalı bakteri bakteriler açısından farklılıklar vardır. Normal doğum ile doğanlarda faydalı bakteriler daha erken ve daha zengin olarak meydana geldiği için, daha dirençli bebekler olurlar.

Aynı şekilde, anne sütü almak da faydalı faydalı bakterileri arttırır. Anne sütü “prebiyotik”tir, yani faydalı bakteri bakterilerin gelişimi ve çoğalması için uygun ortam hazırlar. Emzirmek, çocuğunuzun sadece karnını doyurmak için gerekli değildir, aynı zamanda daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır.

Yani bağırsaklarınızdaki faydalı mikropların oluşması için, öncelikle sizin o mikroplarla temas etmeniz, tabir caizse biraz “kirlenmeniz” gerekiyor!

Bağırsaklarda bulunan faydalı bakterilerin büyük çoğunluğu, yenidoğan döneminde bağırsaklara yerleşir. Dolayısıyla, yenidoğan döneminde bebeği emzirmek ve süt veren annenin doğal gıdalarla beslenmesi, faydalı bakterilerin sağlıklı gelişimi açısından son derece önemlidir.

Hayat boyunca kullanılan antibiyotikler, bağırsaklardaki faydalı bakteri bakterilerin sayısını ve çeşitliliğini etkiler, dengesini bozar. Yerli yersiz ve doktor kontrolü olmadan antibiyotik kullanımı, faydalı bakteri kayıplarına yol açar.

Aynı şekilde, beslenme yetersizlikleri de faydalı bakterileri olumsuz yönde etkiler. Vitamin ve mineral açısından zayıf, lif oranı düşük besinler tüketmek, yeteri kadar protein almamak, faydalı bakterilerin sayılarını azaltır.

FAYDALI BAKTERİLERİMİZİ NASIL KAYBEDİYORUZ?

  • Besleyici özelliğini yitirmiş işlenmiş besinler:
“Ne yerseniz siz osunuz”
Özellikle de, pastörize edilmiş hazır sütler ve homojenize yoğurtlar. Bunlar pastörize edilirken yüksek basınç altında ısı uygulandığı için besleyici özelliklerini yitirirler. Vücut için hiçbir besleyici değeri olmayan faydasız besinlere dönüşürler. Faydalı bakterilerinizi korumak için kendi yoğurdunuzu evde kendinizin yapmasını tavsiye ediyoruz.
  • Dengesiz beslenme
Alınması gereken temel gıda maddeleri, vitamin ve minerallerin alınmaması, faydalı bakteri dengesini bozar. Faydalı bakterilerinizi aç bırakmayın.
Unutmayın, beslenirken sadece kendi vücudunuzu değil, aynı zamanda bağırsaklarınızda bulunan faydalı bakteri bakterileri de besliyorsunuz. Onlara iyi bakmalısınız, onlar sizin vücudunuzu koruyan savaşçı askerleriniz.
  • Aşırı ve gereksiz antibiyotik kullanımı
Kullanılmaya başlayalı henüz 70 sene olmasına rağmen, kontrolsüz ve yersiz kullanılan antibiyotikler faydalı bakteri dengesini alt üst etti. Antibiyotiklerin gereksiz kullanılmaması, doktor reçetesi olmadan verilmemesi ve doktorların da antibiyotikleri kolayca yazmaması gerekiyor.
Bir kür antibiyotik kullanımının faydalı bakterilerin %90’ını öldürdüğü gösterilmiştir. Enfeksiyon nedeni ile antibiyotik kullanan hastaların tamamında faydalı bakteri takviyesi yapılması gerekir.
  • Hijyen takıntısı:
Yediğimiz sebze ve meyveler mikroptan arındırılmış değildir ve doğru olanı da budur. Yediğimiz gıdalar ile vücudumuza faydalı bakterileri de alırız ve bu faydalı bakteriler, zararlı mikropların vücuttan uzaklaştırılması için çalışırlar. Fakat modern Batı toplumunun hijyen takıntısı nedeniyle, yenilen her gıdanın mikroptan arındırmak için işlemden geçirilmesi, faydalı bakterilerin sayısında azalmaya sebep olmuştur. Aşırı hijyen takıntısının alerjileri arttırdığı tıbbi çalışmalarla gösterilmiştir.
  • Genetik müdahale:
GDO’lu besinler. Eğer bitkinin genetik yapısını değiştiriyorsa, acaba benim genetik yapıma ne yapıyor? Faydalı bakterilerimin dengesini bozduğu kesin.
  • Aşırı ve gereksiz mide ilaçları kullanımı
Mide asidindeki dengesizlikler, sindirimi ve faydalı bakteri dengesini bozar. En ufak bir şikâyette bile hemen mide asidi üzerine etkili ilaçlara başvurulması, faydalı bakterilerle ilgili problemlere yol açar. Hemen ilaç almayın, bunun yerine doğal yöntemlere başvurun, sağlığınızı korumak için yapın bunu.

Bakterilerin sağladığı faydalar nelerdir?


  • Bakteriler sayesinde ölen canlılar, hayvan dışkıları gibi birikmesi problem yaratacak şeylerin ayrışması ve toprağa karışması sağlanır. Bu bakteriler çürükçül bakteriler olarak adlandırılır ve besin zinciri döngüsünde ayrıştırıcı olarak görev alır.
  • Toprağın üzerinde de olumlu etkileri vardır. Azot bağlayıcı bakteriler havadaki azotu bitkilerin yararlanabileceği şekilde toprağa aktarır. Ayrıca baklagillerin köklerinde yaşayan bakteriler de bu bitkiler için azotun bağlanmasına yardımcı olur.
  • Sanayide de bakterilerden yararlanılır. Peynir, ayran, sirke gibi besinlerin elde edilme işlemlerinde bakteriler kullanılır.
  • Çeşitli antibiyotiklerin yapımında bakterilerden faydalanılır. Bu sayede bazı hastalıkların tedavi süreçlerinde etkin rol almış olurlar.
  • Tütün işlenmesinde, organik atıkların aratılma süreçlerinde bakteriler kullanılır.
  • Keçi, koyun, inek gibi hayvanların bağırsaklarında selüloz sindirimini gerçekleştiren bakteriler vardır. Bu sayede bu hayvanların beslenmelerine yardımcı olurlar.
  • Bakterilerin fotosentez yapabilenleri de mevcuttur. Bu sayede canlılar için gerekli olan oksijen üretilmesine de yardımcı olabilirler.
  • Üzüm suyunun şaraba dönüştürülme işleminde ve sütten yoğurt yapılmasında bakteriler doğrudan görev alır. Ayrıca hamurun mayalanma işlemini de gerçekleştirir.
  • Kan şeker seviyesinin ayarlanmasında, alerji hastalıklarının tedavi süreçlerinde, karaciğer hastalıklarında bakterilerden yararlanılır.
  • İnsanların bağırsaklarında yer alarak gerekli olan B ve K vitaminlerinin üretilmesine ve emilmesine yardımcı olur.
  • Bazı bakteriler vücuttaki toksik maddelerin ve zararlı bakterilerin vücuttan dışarıya atılmasına yardımcı olur. Böylelikle vücudun bağışıklık sistemine de katkı sağlar.
  • Laktoz ve proteinin vücut içerisindeki sindiriminin daha kolay bir şekilde yapılmasını sağlar.
  • Kalsiyum mineralinin bağırsaklardan emilimini kolaylaştırır. Böylelikle ilerleyen yaşlarda sık sık görülebilen kemik erimesinin görülmesini azaltıcı etkileri vardır.
MsXLabs.org
-derlemedir.
Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç