Bi insanı unutabilirsin, bi insanın sana neler yaptığınıda unutabilirsin; ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın
Freud . . .
Varsayılan Kategorisi olmayan mesajlar
BOŞ KONUŞMA
_MMia_ 15 Haziran 2011 00:51
Ağzı olan konuşuyor Hafize;
Yok konuşmaya ,sohbete karşı olduğumdan değil;boş konuşmalara tahammül edemediğimden.
Ne demiş atalarımız ..
-Dokuz yutkun bir söyle
-Boş teneke tıngırdar
-Çok konuşan,boş konuşur....
Amaa benim favorime gelince !
"Öyle bir söz söyleki sözünden ibret alsınlar,söz bilmezsen sukut et,seni adam sansınlar."
İyi laf dimi?
Sana niye mi söylüyorum?E sohbet olsun diye?
Günün sözü olarak niye mi yazmadım?Bu . . .
Yok konuşmaya ,sohbete karşı olduğumdan değil;boş konuşmalara tahammül edemediğimden.
Ne demiş atalarımız ..
-Dokuz yutkun bir söyle
-Boş teneke tıngırdar
-Çok konuşan,boş konuşur....
Amaa benim favorime gelince !
"Öyle bir söz söyleki sözünden ibret alsınlar,söz bilmezsen sukut et,seni adam sansınlar."
İyi laf dimi?

Sana niye mi söylüyorum?E sohbet olsun diye?
Günün sözü olarak niye mi yazmadım?Bu . . .
BEKİR COŞKUN _ KOYUNLARI SAYACAKSIN
_MMia_ 14 Haziran 2011 23:17
KOYUNLARI SAYACAKSIN
Bazen bir şeyi anlatmakta zorlanırsınız...
“Yani” dersiniz, “Çünkü” dersiniz, “Hani” dersiniz, “Ama” dersiniz, “Öf be” dersiniz, “Demek oluyor ki” dersiniz...
Anlatamazsınız...
Hadi baştan:
“Şöyle diyeyim...”
Bu durumlarda benim başvurduğum yol “Nasıl anlatmalı?”dır...
Artık karşı taraf düşünsün: . . .
Bazen bir şeyi anlatmakta zorlanırsınız...
“Yani” dersiniz, “Çünkü” dersiniz, “Hani” dersiniz, “Ama” dersiniz, “Öf be” dersiniz, “Demek oluyor ki” dersiniz...
Anlatamazsınız...
Hadi baştan:
“Şöyle diyeyim...”
Bu durumlarda benim başvurduğum yol “Nasıl anlatmalı?”dır...
Artık karşı taraf düşünsün: . . .
TÜRKLER GİBİ EĞLENMEK :)
_MMia_ 14 Haziran 2011 00:05
TÜRKLER GİBİ EĞLENMEK
Almanya'dan gazeteci bir dostum aradı. Bir meslektaşımızın Ankara'ya
geleceğini ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir makale yazacağını
söyledi. Gelecek arkadaş Türkiye'nin katılımına sıcak bakıyormuş.
Benim adımı, telefonumu vermiş, yardımcı olmamı istiyormuş. Kabûl
ettim. Neticede bir yerde memlekete hizmet durumu.
Ertesi gün aradı, buluştuk. Bir yerde oturduk bir-iki fincan çay
içtik. Nereye gitmek istediğini sordum. . . .
Almanya'dan gazeteci bir dostum aradı. Bir meslektaşımızın Ankara'ya
geleceğini ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir makale yazacağını
söyledi. Gelecek arkadaş Türkiye'nin katılımına sıcak bakıyormuş.
Benim adımı, telefonumu vermiş, yardımcı olmamı istiyormuş. Kabûl
ettim. Neticede bir yerde memlekete hizmet durumu.
Ertesi gün aradı, buluştuk. Bir yerde oturduk bir-iki fincan çay
içtik. Nereye gitmek istediğini sordum. . . .




