Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 174.303|Cevap: 21|Güncelleme: 22 Kasım 2016

Denizkızları gerçek midir, eski zamanlarda yaşadıkları doğru mudur?

Mesaja atla
Misafir
11 Şubat 2010 21:18   |   Mesaj #1   |   
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Denizkızları gerçek midir, eski zamanlarda yaşadıkları doğru mudur?
EN İYİ CEVABI _EKSELANS_ verdi
Deniz kızı
Alıntıdaki Ek 58533

Deniz kızları, belinden yukarısı dişi bir insan görünümünde olan, ama aynı zamanda bir balık kuyruğuna sahip olan efsaneleşmiş düşsel inanışlardır.
Dünya üzerinde birçok kültürde deniz kızları farklı, ama birbirine çok yakın şekillerde betimlenmiştir. Sirenler gibi bazı deniz kızları denizcilere şarkılar söyleyip onları büyülerler, işlerinden alıkoyarlar ve güverteden denize yuvarlanmalarına ya da daha kötüsü geminin batmasına neden olurlar. Diğer hikâyelerde ise deniz kızları boğulma tehlikesi geçiren erkekleri kurtaran iyi kalpli deniz canlıları olarak betimlenmişlerdir. Aynı zamanda bu erkekleri su altındaki krallıklarında yaşamaya da davet ederler. Hans Christian Andersen'in Küçük Deniz Kızı'ında ise deniz kızlarından bazılarının erkekleri denizin altına doğru çekerken insanların su altında nefes alamadıklarını unuttukları ya da bilmedikleri söylenir.
Sponsorlu Bağlantılar
Yunan Mitolojisi'ndeki Sirenler ise daha sonraları deniz kızlarıyla bir tutulmuş, hatta bazı dillerde iki yaratık için de aynı sözcük kullanılmıştır. Deniz kızlarına benzeyen diğer mitolojik ve efsanevî deniz yaratıkları ise su perileri (Nemfler gibi) ve başka formlara (Başka hayvanlara ya da diğer efsanevî hayvanlara) bürünebilen hayvanlardır.

Efsaneler
Bu yarı insan yarı balık vücutlu insansıların efsaneleri M.Ö. 5,000 yılına kadar dayanır.Genel bir kanı ise, bu efsanelerin oluşumunda, deniz ineklerinin büyük etkisi olduğudur. Bu teoriyi destekleyecek bir örnek olarak, Christopher Columbus'un yeni dünyaya olan yolculuğu sırasında deniz kızları gördüğünü, ama çok çirkin olduklarını ve daha cazip olmalarını beklediğini söylemesi verilebilir. Deniz inekleri gibi büyük vücutlu deniz memelilerinin kolları, yavrularını bir beşikte gibi taşıyabilmeleri için evrim geçirmiş ve insan kollarına benzemiştir. Denizcilerin bu deniz memelilerini görüp doğa üstü yaratıklar olduklarını düşünmeleri oldukça mümkündür. Geleneksel deniz kızı betimlemelerindeki, akan uzun saçların ise, deniz ineklerinin okyanus yüzeyine yakın yerlerde yüzerlerken kafalarına dolanan yosunların verdiği uzun saçlı görüntüsünden kaynaklandığı düşünülmektedir. Deniz kızı gördüğünü iddia edenlerin verdiği ortak bilgiler de yosun renkleriyle ve deniz ineklerinin özellikleriyle oldukça uygundur. Deniz kızlarını konuşmayan, yeşil, siyah, kahve rengi veya sarı saçlı, balık kuyruklu, genelde okyanuslarda ve bazen de nehirlerde yüzen doğa üstü insansılar olarak tanımlarlar.

Antik Yakın Doğu

Deniz kızı hikâyeleri neredeyse evrenseldir. Bilinen ilk deniz kızı hikâyesi M.Ö. 1,000 yılında Asurlularda görülmüştür. Asur kraliçesiSemiramis'in annesi Atargatis, ölümlü bir çobana aşık olan ölümsüz bir tanrıçadır. Fakat aşık olduğu genç çoban ölür ve o da bir balığa dönüşmek için bir göle atlar. Ama su, onun mükemmel vücudunu ve doğasını gizlemez, bunun yerine ona bir balık kuyruğu ve suda nefes alabilme yetisi verir. İlk Atargatis betimlemeleri insan kafası ve bacakları olan bir balık şeklindedir (Babil tanrısı Ea gibi). Yunanlılar ise Atargatis'i Derketo diye tanımışlar ve Afrodit'in yanında betimlemişlerdir.

M.Ö. 546'dan önce, Miletli filozof Anaximander, insanlığın hızla suda yaşayan bir tür hayvana dönüştüğü teorisini önermiştir. Ona göre, bu uzatılmış çocukluk yılları olan adam, çocukluğunun aksine uzun süre yaşayamaz. Aslında, bu "uzunluk" gelip geçici bir şeydir. Ama bu fikir, Anaximander'in ölümünden sonra bir daha hatırlanmamıştır. Zaten o yaşarken de bir çok insan tarafından anlaşılmamıştır da.
Popüler bir Yunan efsanesine göre Büyük İskender'in kız kardeşi Thessalonike, öldükten sonra bir deniz kızına dönüşmüştür.Deniz kızı formunda Ege Denizi'nde yaşadığı ve denizciler onu bulduğunda onlara tek bir soru sorduğu söylenir: "Kral İskender yaşıyor mu?" (Yunanca: Ζει ο βασιλιάς Αλέξανδρος, ve denizcilerin de ona "Yaşıyor ve hâlâ yönetiyor" (Yunanca: Ζει και βασιλεύει) dedikleri anlatılır. Bu cevaptan başkası, onu bir Gorgon'a dönüşmesine, ve gemiyi batırıp üzerindeki denizcileri öldürmesine yol açacaktır.

Suriyeli Lucian (M.Ö. 2. yy) De Dea Syria ("Suriye tanrıçasına ilişkin") adlı, ziyaret ettiği Suriye tapınaklarını yazdığı eserinde şöyle demiştir:
"Aralarında - Şimdi onların arasındaki, tapınağı ilgilindiren geleneksel bir hikâye. Ama diğer adamlar, Asya'da çok ün salmış olan Babilli Semiramis'in de bu yeri kurduğunu, ama bunun Hera Arargatis için olmadığını, kensi annesi Derketo için olduğuna yemin ederler.""Phoenicia'daki Derketo'nun benzerliğini gördüm. Vücudunun yarısı tam bir kadındı. Ama diğer yarısı, ayaklarından kasıklarına dek, bir balık kuyruğuyla kaplı gibiydi. Ama kutsal şehir Kudüs'teki görüntüsü tam bir kadına benziyordu. Balıkların kutsal olduğunu hesaba katarlar, ve asla yemezler. Ama diğer bütün kümes hayvanlarını yerler. Güvercin hariç. Onun da kutsal olduğuna inanırlar. Tamamı olağan şeyler. İnanıyorlar, çünkü Darketo'nun yarısı balıktan. İnanıyorlar, çünkü Semiramis bir güvercine dönüştü. Aslında, belki de bu tapınağın Semiramis'in işi olduğuna izin verebilirim. Ama asla inanmadığım üzere, tapınak Derketo'ya ait. Mısırlıların arasında, balık yemeyenler var. Ve bunun Derketo'nun onuruna olduğu söylenemez."Perilerin daha romantik yönünü temsil ettiğine inanılan deniz kızları mitlerin içinde en masum olanlarıydı, hastalık vb. çaresiz durumdaki kişilerin rüyalarına girerse, karşılarına çıkarsa iyileşecekleri inanışı yaygındı, denizkızları modern rüya tabirlerindede yardımseverdir, rüyada peri görmek en ümitsiz hayallerin gerçek olacağına işarettir.
Bundan başka İncinin esiri olduğu medusanın derinlerdeki başının yuttuğu balıkçılara her akşam ağlayan deniz kızının gözyaşları olduğuna ve takılmasının hüzünlü bir sevgi getireceğine inanılır.

Bin Bir Gece Masalları
Bin Bir Gece Masalları "Deniz İnsanları"na ait çok çeşitli öyküler içerir. Efsanelerden farklı olarak, Bin Bir Gece Masalları'nda bu deniz insanları karada yaşarlar, ama suya girdiklerinde de hiçbir zorluk çekmeden nefes alabilirler ve denize girdiklerinde kıyafetleri ıslanmıyor. Aynı zamanda insanlarla cinsel ilişkiye girdiklerinde doğacak çocukları da kendileri gibi "Deniz insanı" olarak doğacaktır. Deniz insanlarının, insan görünüşünden farkları yoktur. Bu efsane hâlâ yaşamaktadır. (Bkz. Pers Kralı ve Denizin Prensesi.)

İngiliz kaynakları
Deniz kızları İngiliz kültüründe uğursuz, felaketlerin haberci yaratıklar olarak gözükmüşlerdir. Bazıları devasa büyüklükte, 160 feetten uzundur.
Ayrıca deniz kızları nehirlerde ve tatlı su göllerinde de yüzebilirlerdi. Bir gün, Lorntie'li Laird, evinin yanındaki gölde, boğulan bir kadın olduğunu düşündüğü bir şey görür ve yardım etmek için suya atlar. Ama uşaklarından biri onu geri getirir ve göldekinin bir deniz kızı olduğu konusunda efendisini uyarır. Bunun üzerine deniz kızı, uşak orada olmasaydı o adamı öldürebileceğinden yakınıp yakarmaya başlar.
Yukarıdaki efsanedekinin aksine, deniz kızları çoğu zaman daha iyilikseverdirler ve insanların yaralarını tedavi ederler.
Bazı söylenceler deniz kızlarının kötü yönde kullanacakları ölümsüz bir ruhları olup olmadığı sorularını arttırmıştır.Liban adlı bir başka yaratık ise kutsal bir deniz kızı olarak kabul görmüştür. Aslında baştan insandır ama sonradan deniz kızına dönüşmüştür. Üç yüz yıl sonra, İrlanda Hristiyanlaşınca, Liban'ın da vaftiz edildiğine inanılmıştır.
İngiliz kaynaklarında, aynı zamanda deniz erkeklerinden de bahsedilmiştir. Deniz erkekleri deniz kızlarından daha vahşi ve çirkindir. Ama az da olsa insanlarla ilgilenirler.

Diğer
Karayiplerin Neo-Taíno uluslarından olanlar, deniz kızlarına Aycayía adını vermişlerdir. Aycayíanın özellikleri tanrıça Jagua ile de ilişkilendirilmiştir. Aycayíalar genellikle majagua ağacının amberçiçeği Hibiscus tiliaceus ile betimlenmişlerdir. Diğer kültürlerden örnekler ise,
Mami Wata (Batı ve Orta Afrika kültürlerinde),
Jengu (Kamerun kültüründe),
Merrow (İrlanda ve İskoçya kültürlerinde),
Russalki (Rusya ve Ukrayna kültürlerinde),
ve Oceanid, Nereid, ile Naiad - (Yunan kültüründe)
Tatlı sularda yaşayan deniz kızı benzeri bir yaratık olan ve Avrupa kültürüne yerleşen Melusine, çoğu zaman iki balık kuyruğuyla ya da bazen yılan bedeniyle betimlenir. Japon kültüründe deniz kızı eti yiyenlerin ölümsüz olacağına inanılır. Bazı Avrupa efsanelerine göreyse, deniz kızları kendilerine söylenen dilekleri yerine getirirler.
Aynı zamanda, bazı insanlar İskoçya, Malezya ve İngiliz Kolumbiyası gibi yerlerde ölü deniz kızları gördüklerini iddia etmişlerdir. En yaygın iki görüntü ise Kanada'da, Straight of Georgia'da yakalandığı iddia edilenlerdir.
Güney Afrika'nın "pelerinli" komüteleri Little Karoo'da deniz kızları bulunduğu söylentisini çıkarmışlardır. Bazı yaşlı pelerinliler ise çocukluklarında tatlı su hauzlarında deniz kızı gördüklerini iddia etmişlerdir. Little Karoo çok kuru bir alanken, çok uzun zamn önce bir okyanusun bir parçası olduğu, bulunan deniz kabuğu fosillerinden anlaşılmaktadır. Deniz kızı hikâyeleri, bilinmeyen bir türün dilden dile yayılmasıyla oluştuğunun düşünülmesine neden olabilir. Bazı yerel Güney Afrika kabileleri üyelerinin, Little Karoo yerleşkesi yakınlarında, deniz kızlarının varlığına dair 11 kanıtlayıcı taş belge gösterdikleri iddia edilir. Diğer açıklamalarda "Swallow" denen ve mağara duvarlarında rastlanan, insan başlı bir kuş resminden yola çıkılarak yapılır. Bu örnek, ruhsal ayinler sırasında ruhun beden dışındaki hâlini temsil etmektedir.

Edebiyat
Deniz kızları popüler kültürün en ünlü yaratıklarındandır ve bu yüzden olsa gerek edebî eserlerde ve filmlerde pek çok kez konu olmuşlardır. Pek çok dile tercüme edilen Hans Christian Andersen'in "Küçük Deniz Kızı" adlı öyküsü de bu tezi destekler. Andersen'in bu öyküsü, Kopenhag limanındaki bronz deniz kızı heykeliyle ölümsüzleştirilmiştir. Küçük Deniz Kızı, basıldığından beri, tartışmaları beraberinde getirse de batı dünyasında "deniz kızı"nı tanımlayan en önemli simge hâline gelmiştir. Hikâye, televizyon programları, filmler ve diğer sihirli öyküler içerisinde defalarca anlatılmıştır. Küçük Deniz Kızı, çeşitli filmlere de konu olmuştur. Bunlardan en ünlüsü 1989 Disney yapımı hikâyeyle aynı adı taşıyan filmdir.
L. Frank Baum (Oz Büyücüsü'nün yaratıcısı), deniz altındaki yaşam hakkında The Sea Fairies (Perilerin Denizi) adlı bir kitap yazmıştır. Sonradan, The Scarecrow of Oz (Oz'un Korkuluğu) adlı yapıtında da, aynı karakterler deniz kızları tarafından kurtarılmışlardır.
T.S. Eliot, "The Love Song of J. Alfred Prufrock"ta Prufock'ın kötü durumuna dikkat çekmek için bir deniz kızı mecazlaması yapar:
“Deniz kızlarının birbirlerine şarkı söylediklerini duydum.
Ama bana şarkı söyleyeceklerini hiç sanmıyorum.
”
Deniz kızları, Peter Pan, roman, çizgi roman ve filmlerinde (Hook) ve Harry Potter serilerinde (Özellikle de Harry Potter ve Ateş Kadehi'nde) ortaya çıkarlar.
Pek çok deniz kızı/insanı yapımı hayalî şeylerin anlatıldığı her türden eserde ortaya çaıkmıştır. Poul Anderson'nin The Merman's Children'ı (Deniz Erkeğinin Çocukları) da bunlardan biridir.

L. Sprague de Camp'ın The Goblin Tower kitabındaki hikâyelerden birinde de, insan krallarından biri, bir deniz kızında aşık olur. Hikâye, çiftin bedensel olarak çok zor ve enredeyse ölümle birlikteliklerinin neşeli ayrıntılarını anlatır (Kral, su altında cinsel ilişkiye girmeye çalışırken az daha boğularak ölecektir, bunun üzerine kralına adamları da intikam için deniz kızını öldürmek isterler). Hikâyenin sonunda, hâlâ deniz kızını platonik olarak seviyor olsa da, kral bir insanla evlenir.
Çizgi roman dizisi, Tales to Astonish'in, #4 (Temmuz 1959) basımında, 4 sayfalık bir hikâye (I Love a Mermaid! - Bir Deniz Kızına Aşığım!) yer alır. Hikâyede, Alethea adında bir deniz kızına aşık olan bir denizci anlatılır. Hikâyesin sonunda, zaten denizcinin de bir deniz erkeği olduğu anlaşılır ve su altı krallığında Alethea ile birlikte yaşarlar.

Süper kahraman Superman ise kendini, Lori Lemaris adlı bir deniz kızıyla romantik bir ilişki içinde bulmuştur. "Lori Lemaris" adı, muhtemelen Ren Nehri'ndeki Lorelei kayalıklarından ve Latincede okyanus anlamına gelen mare sözcüğünden doğmuştur. Başka bir not da, Superman'in diğer sevgilileri gibi onun da ad ve soyadının baş harflerinin L olmasıdır (Lois Lane ve Lana Lang gibi).

Harry Potter serisinin dördüncü filmi Harry Potter ve Ateş Kadehi'nde ise, Harry, Hogwarts arazisindeki gölün altında yaşayan bir deniz halkıyla karşılaşır. Bu gölün suyu tuzlu gibi gözükse de, dev bir mürekkep balığının orada yaşamaya başlamasından beri öyle oladığı anlaşılır. Romanda, deniz halkı da kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyettedir. Saçları ve derileri yeşil, dişleri ise sarı ve yosunlu olarak betimlenmiştir. Deniz halkı, Harry'nin katıldığı büyücü turnuvasının ikinci görevi olan "Büyücünün yaşamındaki en önemli kişi"yi ellerinde tutmaktadır. Romanda, Harry'nin en önemli "şey"i, en iyi arkadaşı Ron Weasley'dir. Harry diğer rehineleri kurtarmaya gelen olmadığını görünce, onları da kurtarmaya yeltenmiş, ama deniz halkı ona saldırmıştır. Yine de rehinelerden birini daha kurtarabilen Harry, görevi zamanında tamamlayamamıştır. Harry'ye saldırırken oldukça vahşi gözüken deniz halkı aslında oldukça uyumlu ve adaletlidir. Harry'nin göllerinde sergilediği büyük cesareti Prof. Dumbledore'a anlatmış, ve onun yüksek puan almasını sağlamışlardır. Harry Potter dizisinde anlatılan diğer büyülü yaratıklar gibi, deniz insanları da büyü yapmayı bilmezler ve yapamazlar...

Aquamarine, Alice Hoffman'ın bir romanıdır. Romanda, 13 yaşındaki iki kızın, arsız ve ergen bir deniz kızı keşfetmelerini anlatır. Roman, basıldığı dönemde genç kızlar tarafından ilgiyle okunmuştur. Romandan esinlenerek aynı adda bir film de 2006 yılında gösterime girmiştir. Filmdeki oyunculardan bazıları Sara Paxton, Emma Roberts ve JoJo'dur.
"The Tail of Emily Windsnap" adlı kitapta, yüzme dersleri sırasında kuyruğu olduğunu keşfeden Emily anlatılır. Babasını aramak için su altı krallığına gider ve buranın kralı Neptune'ü insanlarla deniz halkının birlikte yaşayabileceğine ikna eder.
Birçok mitolojik yaratık gibi, deniz kızları da Dungeons & Dragons oyununda ortaya çıkar. J.K. Rowling, "Fantastic Beasts and Where to Find Them" (Fantastik Yaratıklar ve Bulundukları Yerler) adlı özel bir kitap yazmıştır. Siren, Selkies ve Merrow'lar olmak üzere üç çeşit oldukları belirtilen deniz kızlarının dördüncü kitapta görülen cinsi Selkiestir. Orhan velinin'de bir şiirine konu olmuştur.
Son düzenleyen Safi; 22 Kasım 2016 15:06
Misafir
11 Şubat 2010 21:28   |   Mesaj #2   |   
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Hayır gerçekte böyle bir canlı yoktur.Bunlar birer efsanedir.Ama halk dilinde deniz kızı adı verilen, Akciğerli balıklar vardır.

''Bu yarı insan yarı balık vücutlu insansıların efsaneleri M.Ö. 5000 yılına kadar dayanır. Genel bir kanı ise, bu efsanelerin oluşumunda, deniz ineklerinin büyük etkisi olduğudur. Bu teoriyi destekleyecek bir örnek olarak, Christopher Columbus'un yeni dünyaya olan yolculuğu sırasında deniz kızları gördüğünü, ama çok çirkin olduklarını ve daha cazip olmalarını beklediğini söylemesi verilebilir. Deniz inekleri gibi büyük vücutlu deniz memelilerinin kolları, yavrularını bir beşikte gibi taşıyabilmeleri için evrim geçirmiş ve insan kollarına benzemiştir. Denizcilerin bu deniz memelilerini görüp doğa üstü yaratıklar olduklarını düşünmeleri oldukça mümkündür. Geleneksel deniz kızı betimlemelerindeki, akan uzun saçların ise, deniz ineklerinin okyanus yüzeyine yakın yerlerde yüzerlerken kafalarına dolanan yosunların verdiği uzun saçlı görüntüsünden kaynaklandığı düşünülmektedir. Deniz kızı gördüğünü iddia edenlerin verdiği ortak bilgiler de yosun renkleriyle ve deniz ineklerinin özellikleriyle oldukça uygundur. Deniz kızlarını konuşmayan, yeşil, siyah, kahve rengi veya sarı saçlı, balık kuyruklu, genelde okyanuslarda ve bazen de nehirlerde yüzen doğa üstü insansılar olarak tanımlarlar.'
Sponsorlu Bağlantılar
11 Şubat 2010 23:03   |   Mesaj #3   |   
RuffRyders - avatarı
Üye
Deniz kızları, belinden yukarısı dişi bir insan görünümünde olan, ama aynı zamanda bir balık kuyruğuna sahip olan efsaneleşmiş düşsel inanışlardır.

Dünya üzerinde birçok kültürde deniz kızları farklı, ama birbirine çok yakın şekillerde betimlenmiştir. Sirenler gibi bazı deniz kızları denizcilere şarkılar söyleyip onları büyülerler, işlerinden alıkoyarlar ve güverteden denize yuvarlanmalarına ya da daha kötüsü geminin batmasına neden olurlar. Diğer hikâyelerde ise deniz kızları boğulma tehlikesi geçiren erkekleri kurtaran iyi kalpli deniz canlıları olarak betimlenmişlerdir. Aynı zamanda bu erkekleri su altındaki krallıklarında yaşamaya da davet ederler. Hans Christian Andersen'in Küçük Deniz Kızı'ında ise deniz kızlarından bazılarının erkekleri denizin altına doğru çekerken insanların su altında nefes alamadıklarını unuttukları ya da bilmedikleri söylenir.

Yunan Mitolojisi'ndeki Sirenler ise daha sonraları deniz kızlarıyla bir tutulmuş, hatta bazı dillerde iki yaratık için de aynı sözcük kullanılmıştır. Deniz kızlarına benzeyen diğer mitolojik ve efsanevî deniz yaratıkları ise su perileri (Nemfler gibi) ve başka formlara (Başka hayvanlara ya da diğer efsanevî hayvanlara) bürünebilen hayvanlardır.
Son düzenleyen Safi; 22 Kasım 2016 15:06
11 Şubat 2010 23:24   |   Mesaj #4   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ben eskiden denizkızlarının gerçekten yaşayıp yaşamdığınımerak edip araştırdım pek bişi elde etmedim ama bulabildiğim tek şey belden yukarısı insan kemiği omurlar ve el kol kemikleri insan şeklindeydi belden aşşağısı ise birlesik 1.59 cm olan bir bütün kemik bulduk ama kafası insanlarınkine benzemiyordu ve kuş gagası gibi uzantılydı acaba bu havaaililer uydurdu mu yoksa gerçekmi vede bir başka araştırmam dünyada hala iki denizkızının yaşadığını ve birinin atlas okyanusunda birininde marmara denizinde olduğunu okudum bunun gerçeklik payı nedir acaba?

İlginç araştırmalarınız olmuş...Deniz kızı sadece mitolojik bir efsane olarak geçiyordur tüm kaynaklarda heryerde, özellikle yunan mitolojisinde deniz kızları sirenes adıyla anılmışlardır Bu bilgi heryerde yazar Muhtemelen bulduğunuz iskelet değişik bir başka canlı türüne ait bir fosil gibi görünüyordur Fosil diyorum çünkü eskiden yaşamış bir canlı olduğu belli oluyordur tasvirinize göre Ayrıca marmara ya da atlas okyanusu civarında deniz kızı denilen bu mitolojik canlılar yaşıyor olsaydı şimdiye kadar duyulur ve mutlaka açığa çıkarılırdı Konuyla belki alakasız ama bir kız kulesi vardır marmarada boğaz girişinde onunda hikayesi bellidir...
8 Ağustos 2011 10:46   |   Mesaj #5   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
Alıntı
nicely adlı kullanıcıdan alıntı

kuranda yeri var


Gökteki ,yerdeki,denizlerdeki kısaca kainat üzerinde yaratılmış herşeyden Kur-an bahsetmektedir Ama bunun yanında ,Kur-an'daki ayetler tefsirsiz anlaşılmaz. Tefsir ayrı bir ilim dalıdır Böyle bir cümle kuruyorsanız,ayetin tefsirini ve tefsir kaynağını belirtmelisiniz.
Sponsorlu Bağlantılar
10 Ağustos 2011 04:24   |   Mesaj #6   |   
nicely - avatarı
VIP VIP Üye
Alıntı
nötrino adlı kullanıcıdan alıntı

Gökteki ,yerdeki,denizlerdeki kısaca kainat üzerinde yaratılmış herşeyden Kur-an bahsetmektedir Ama bunun yanında ,Kur-an'daki ayetler tefsirsiz anlaşılmaz. Tefsir ayrı bir ilim dalıdır Böyle bir cümle kuruyorsanız,ayetin tefsirini ve tefsir kaynağını belirtmelisiniz.

selam bunu söyleyen hoca bu sene vefat etti ama ben genede bu konuyu inşallah iyce öğrenmeye çalışacağım eskilerden çok iyi bilen bir hoca idi ve osmanlıca ve arapça dilinde ise gayet tecrübeli idi müsait bir zamanda bunu araştıracağım.
10 Ağustos 2011 17:55   |   Mesaj #7   |   
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
Alıntı
nicely adlı kullanıcıdan alıntı

selam bunu söyleyen hoca bu sene vefat etti ama ben genede bu konuyu inşallah iyce öğrenmeye çalışacağım eskilerden çok iyi bilen bir hoca idi ve osmanlıca ve arapça dilinde ise gayet tecrübeli idi müsait bir zamanda bunu araştıracağım.

Aleyküm Selam;Yukarıda her ne kadar açıkca ifade etmişsem de ,asıl demek istediğim şu=>Araştırılan bir bilginin Kur-an da bulunup bulunmadığı kesin olarak bilinmeden bunun doğruluğundan emin olunmadan Bu bilginin ''Kur-an da yeri var'' denilerek Kur-an'a isnad edilmesi Böyle bir cümle kurduktan sonra ,ayetin tefsirini ve tefsir kaynağını belirtmelisiniz. Duyum aracılığıyla ya da her ne şekilde olursa olsun edindiğiniz bir bilginin,Kur-an da kesin olarak bulunduğundan emin olmadan,bu bağlamda kuracağınız cümlelere dikkat etmeniz gerekir.

Kaldı ki bir konunun Kur-an da yeri olup olmadığını anlamak için ciddi kaynak taraması yapılmalı(sağlam tefsir kaynakları) ve bu tefsir kaynakları dikkatli ve hassas bir şekilde incelenmelidir Bu da haliyle hiç de kolay bir iş değildir.

Tanıdığınız hocanın arapça ya da osmanlıca bilmesi de bu gerçeği değiştirmiyordur Eğer hocanız size Kur-an da şu ayette bu gerçekten şu şekilde bahsedilmektedir Bu ayetin tefsiri şu şekildedir ve tefsir kaynağı şu dur şeklinde bir bilgi vermiş olsaydı O zaman yukarıdaki cümleyi kurabilirdiniz Kısacası burada söz konusu olan hocanızın(Allah rahmet eylesin) neyi bilip bilmediği ya da ne kadar bilgili olduğu değil; Bir bilginin Kur-an da bulunup bulunmadığı kesin olarak bilinmeden bu bilginin Kur-an'a isnad edilmesidir Umarım anlatabilmişimdir.
Misafir
15 Kasım 2011 16:00   |   Mesaj #8   |   
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
bence deniz kızları gerçek değildir öyle bir şey olsaydı bütün kaptanlar ölürdü benim babam kaptan ama öyle bir şeyin olmadığını söylüyor bunlar çok yalan dolan işler ben inananlara enayi diyiyorum. bu söylelenlere kanmayın benim merak etiğim şey acaba bunu kim uydurdu. bence bu olaylardan uzak durun ben bu tür olaylara burnumu soktum başım belaya girdi................................ güle güle size hikayemi sonra anlatmalıyım şimdi babamın teknesindeyim çook işimiz var.........................
Misafir
7 Ocak 2012 16:08   |   Mesaj #9   |   
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
denizkızı var çünkü ben 53 yaşındayım.rahmetli dedem ile birlikte derin bir ırmağa girdik o zaman 6 yaşındaydım küçük bir taş gördüm sonra onu cebime koydum ama bir baktım balık,hem de gümüş rengiydi.sonra büyük bir evin yarısı kadar bir deniz kabuğu gördüm
dedeme dedim dedem çok merak etti gerçekten korkmuştum dedem içini açınca denizkızı üstümüze saldırdı.beyaz tenli
idi cin gözlü sonra dedem ile bir soruşturma başlattık kumun dibini aradık hatta bir icat yaptık ayna gibi birşey kuma tutunca nerede deniz kızı olduğnu söylüyor ama inanmazsanız inanmayın böyle bir şey var sonra ise en korkunç yeri onu öldürdük ve ölüsünü benim odamdaki bir sandığa koyduk ama en korktuğum şey gece ruhu gelip dedem ve beni rahatsız ediyordu.sakın deniz kızını öldürmeyin.başınız bir aksiyondan geçebilir...
melis26
30 Ocak 2012 19:33   |   Mesaj #10   |   
melis26 - avatarı
Ziyaretçi
Deniz kızları, belinden yukarısı dişi bir insan görünümünde olan, ama aynı zamanda bir balık kuyruğuna sahip olan efsaneleşmiş düşsel inanışlardır.
Dünya üzerinde birçok kültürde deniz kızları farklı, ama birbirine çok yakın şekillerde betimlenmiştir. Sirenler gibi bazı deniz kızları denizcilere şarkılar söyleyip onları büyülerler, işlerinden alıkoyarlar ve güverteden denize yuvarlanmalarına ya da daha kötüsü geminin batmasına neden olurlar. Diğer hikâyelerde ise deniz kızları boğulma tehlikesi geçiren erkekleri kurtaran iyi kalpli deniz canlıları olarak betimlenmişlerdir. Aynı zamanda bu erkekleri su altındaki krallıklarında yaşamaya da davet ederler. Hans Christian Andersen'in Küçük Deniz Kızı'ında ise deniz kızlarından bazılarının erkekleri denizin altına doğru çekerken insanların su altında nefes alamadıklarını unuttukları ya da bilmedikleri söylenir.
Yunan Mitolojisi'ndeki Sirenler ise daha sonraları deniz kızlarıyla bir tutulmuş, hatta bazı dillerde iki yaratık için de aynı sözcük kullanılmıştır. Deniz kızlarına benzeyen diğer mitolojik ve efsanevî deniz yaratıkları ise su perileri (Nemfler gibi) ve başka formlara (Başka hayvanlara ya da diğer efsanevî hayvanlara) bürünebilen hayvanlardır.
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen Safi; 22 Kasım 2016 15:59
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç