Arama

Uygarlığın gelişmesinde sanatın önemi nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 1 Ocak 2018 Gösterim: 17.650 Cevap: 4
mğffdvgşm - avatarı
mğffdvgşm
Ziyaretçi
12 Aralık 2011       Mesaj #1
mğffdvgşm - avatarı
Ziyaretçi
Uygarlığın gelişmesinde sanatın önemi nedir?
EN İYİ CEVABI Misafir verdi
Uygarlık bir insan topluluğunun temelini oluşturur. Her halk uygarlığını kendinde taşır, kendisiyle götürür. Uygarlık yayıldığı zaman insanlığın ortak mirası zenginleşir, kendi üzerine kapanırsa hiçbir topluma hiçbir şey kazandırmaz, gelişmez, olduğu yerde sayar. Doğma, büyüme, olgunluk ve ölüm şeklindeki hayat sürecinin gelişigüzel bir şekilde insan topluluklarına uygulanması, uygarlığın alışverişsiz, etkisiz, kabul ve retsiz olamayacağını bizlere kanıtlar.
Uygarlık sürekli bir arayış içindedir. Kendi içinde çakıştığı noktalarda, bulunduğu halk tarafından düzlüğe çıkarılır. Halkın uygarlığı reddedememesinin kaçınılmaz olduğu sonucu uygarlığın halkla birlikte doğup yaşamasından çıkarılabilir.
Reklamlar

Descartes’ e göre, nasıl ki matematiğin mükemmelliği, verilerinin doğrulunda ve az şeyle çok şey anlatma gücündeyse; özdeyişlerin de mükemmelliği, söylenenlerin doğruluğunda ve az sözle çok şey anlatma gücündedir. Örneğin Einstein’ın bilim tanımı şöyle: “ Bilim, duyumsal yaşantılarımızın karmakarışık çeşitliliğini mantıksal yönden düzgün bir düşünce sistemi haline koymak çabasıdır.”

Ünlü Alman yazar Goethe’ nin bilimle ilgili kısa bir paragraflık düşünceleriyse şöyle: “ Eğer bilgiye, bilime kendimizi verebiliyorsak bu, hayata daha donatılmış, daha güçlü olarak dönebilmek içindir. Hayatta sağlık ve erdemden sonra, bilgi ve bilimden daha değerli hiçbir şey yoktur; aynı zamanda onun kadar kolay ulaşılan, bedava elde edilen bir şeyde yoktur. Bütün iş sakin olmak ve bütün masraf da harcamaktan kurtulamayacağımız zamandır.” Elbetteki Goethe’ nin burada kolay ulaşılabilirlikten kastettiği bilimin internetle olan ilişkisi değildi. Gerçektende bilime ulaşmak zannedildiği kadar zor, karmaşık bir süeç değildir. Harcanması gereken zaman bilinçli bir biçimde kullanıldığında bilim avcumuzun içinde kıpırdayan bir varlık gibidir.

Atatük’ ün “hayatta en hakiki müşit ilimdir.” sözü oldukça yerinde bir değer biçmedir. Binlerce yıldan beri birikmiş ve insanlığa miras kalmış bilim hazinesine sahip olmaya kalkışmayan kimse, Cicero’nun sözlerine hak vermek zorundadır. “Doğmadan önce neler olduğunu bilmemek daima çocuk kalmak demektir.” diyor Cicero. Yanlızca güç ve özgülük bilimdir. Süekli olan mutluluk da bilgi ardından koşmak ve anlamaktan zevk almaktır.
Son düzenleyen Safi; 1 Ocak 2018 17:25
WestWizard - avatarı
WestWizard
Ziyaretçi
12 Aralık 2011       Mesaj #2
WestWizard - avatarı
Ziyaretçi
Çağlar boyunca insan, güzel sanatların tümünü, kendini ve ait olduğu toplumu geliştirme, zenginleştirme ve güçlendirme yolunda vazgeçilmez bir unsur olarak görmüş, kendi kültür birikimini yarınlara aktarma konusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bundan yararlanmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen Safi; 1 Ocak 2018 20:37
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ekim 2012       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Çağlar boyunca insan, güzel sanatların tümünü, kendini ve ait olduğu toplumu geliştirme, zenginleştirme ve güçlendirme yolunda vazgeçilmez bir unsur olarak görmüş, kendi kültür birikimini yarınlara aktarma konusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bundan yararlanmıştır.
Sanat eğitimi ile ilgili literatür tarandığında dış kaynaklı yayınlarda ilk dikkati çeken şey, ülkelerin eğitim politikalarında yaratıcılık eğitimine verilen önem ve bunun sonucu olarak sanat eğitimi konusundaki yayınların çeşitliliğidir. Bu yayınlara dayalı olarak ABD ve Avrupa ülkelerinde sanat eğitimi derslerinin müfredatları incelendiğinde; özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarının programlarında "Art, Kunst" vb. derslerin haftalık ders saatlerinin fazla olduğu, ders kapsamlarının farklılığı, içeriklerinin bireyi yarınlara hazırlamada etkili olduğu, ayrıca öğrencilerin gelecekte iyi birer sanat tüketicisi olmalarının hedeflendiği dikkati çeker.
Batı ülkelerindeki program geliştirme çalışmalarında ise; yaş grubu özelliklerinden yola çıkılarak eğitim süreçlerinin incelendiği, eski yöntemlerle birlikte değişen dünya koşulları içerisinde bireyin ihtiyaçları dikkate alınarak durumun bilimsel verilerin ışığında değerlendirildiği ve planlandığı, örneğin "Bilgisayarla Resim ve Tasarım" anlayışının kapsam içine alındığı gözlenmektedir.
Batı, sanat eğitiminin birey üzerindeki etkisini çok iyi kavranmış konuya ilişkin devamlı bir arayış içerisindedir. Bireyin gelişiminde sanat eğitiminin önemini daha iyi ortaya koymak üzere konunun detaylandırılması bizde de kurum ve kişileri harekete geçirerek belki sanat eğitimini müfredat içerisinde hakettiği yere koydurabilir.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ekim 2012       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Uygarlık bir insan topluluğunun temelini oluşturur. Her halk uygarlığını kendinde taşır, kendisiyle götürür. Uygarlık yayıldığı zaman insanlığın ortak mirası zenginleşir, kendi üzerine kapanırsa hiçbir topluma hiçbir şey kazandırmaz, gelişmez, olduğu yerde sayar. Doğma, büyüme, olgunluk ve ölüm şeklindeki hayat sürecinin gelişigüzel bir şekilde insan topluluklarına uygulanması, uygarlığın alışverişsiz, etkisiz, kabul ve retsiz olamayacağını bizlere kanıtlar.
Uygarlık sürekli bir arayış içindedir. Kendi içinde çakıştığı noktalarda, bulunduğu halk tarafından düzlüğe çıkarılır. Halkın uygarlığı reddedememesinin kaçınılmaz olduğu sonucu uygarlığın halkla birlikte doğup yaşamasından çıkarılabilir.

Descartes’ e göre, nasıl ki matematiğin mükemmelliği, verilerinin doğrulunda ve az şeyle çok şey anlatma gücündeyse; özdeyişlerin de mükemmelliği, söylenenlerin doğruluğunda ve az sözle çok şey anlatma gücündedir. Örneğin Einstein’ın bilim tanımı şöyle: “ Bilim, duyumsal yaşantılarımızın karmakarışık çeşitliliğini mantıksal yönden düzgün bir düşünce sistemi haline koymak çabasıdır.”

Ünlü Alman yazar Goethe’ nin bilimle ilgili kısa bir paragraflık düşünceleriyse şöyle: “ Eğer bilgiye, bilime kendimizi verebiliyorsak bu, hayata daha donatılmış, daha güçlü olarak dönebilmek içindir. Hayatta sağlık ve erdemden sonra, bilgi ve bilimden daha değerli hiçbir şey yoktur; aynı zamanda onun kadar kolay ulaşılan, bedava elde edilen bir şeyde yoktur. Bütün iş sakin olmak ve bütün masraf da harcamaktan kurtulamayacağımız zamandır.” Elbetteki Goethe’ nin burada kolay ulaşılabilirlikten kastettiği bilimin internetle olan ilişkisi değildi. Gerçektende bilime ulaşmak zannedildiği kadar zor, karmaşık bir süeç değildir. Harcanması gereken zaman bilinçli bir biçimde kullanıldığında bilim avcumuzun içinde kıpırdayan bir varlık gibidir.

Atatük’ ün “hayatta en hakiki müşit ilimdir.” sözü oldukça yerinde bir değer biçmedir. Binlerce yıldan beri birikmiş ve insanlığa miras kalmış bilim hazinesine sahip olmaya kalkışmayan kimse, Cicero’nun sözlerine hak vermek zorundadır. “Doğmadan önce neler olduğunu bilmemek daima çocuk kalmak demektir.” diyor Cicero. Yanlızca güç ve özgülük bilimdir. Süekli olan mutluluk da bilgi ardından koşmak ve anlamaktan zevk almaktır.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
31 Aralık 2017       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Uygarlığın gelişiminde sanat daha önemlidir.Sanat öznel bir görüş içerir.Uygarlığın gelişimi için herkesin aynı fikri değil farklı fikirleri savunmaları gerekir.Eğer herkes aynı görüşü savunursa geriye tek bir yol kalır. Çok partili hayata geçiş sırasında da Mustafa Kemal tek bir parti olması yerine birden fazla parti olup herkesin farklı fikirleri savunmalarını istemiştir.Farklı fikir demek öznel görüş içerirken; aynı fikirler nesnel görüş içerir.
Bu yüzden uygarlığın gelişiminde sanat daha önemlidir.
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

8 Şubat 2016 / Ziyaretçi Soru-Cevap
20 Şubat 2014 / turan Soru-Cevap
11 Şubat 2013 / önemliii Cevaplanmış
16 Aralık 2016 / akıllı kıss Soru-Cevap