Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 15 Haziran 2017  Gösterim: 24.277  Cevap: 4

Radyasyon Kirliliği

zhsjzd
16 Mayıs 2009 13:56       Mesaj #1
zhsjzd - avatarı
Ziyaretçi

Radyoaktif kirlenmeler

Ad:  2.jpg
Gösterim: 33
Boyut:  43.8 KB

Nükleer yakıt çevrimi'nde kirlenmeye yol açan olaylar, öncelikle cevherlerin çıkarılması ve işlenmesi, uranyumun zenginleştirilmesi, reaktörlerin çalıştırılması, kullanılan yakıtların taşınması ve artişlemi, artıkların zararsız duruma getirilmesi, taşınması ve depolanması işlemleridir.

Sponsorlu Bağlantılar
Genellikle % 0,1-0,3 oranında uranyum 238 içren uranyum cevherlerinde (uranyum 238, yarıömrü çok uzun a radyoaktif) uranyum soyundap gelen tüm a ve j3 yayıcılar, özellikle her ikisi de oc yayıcısı olan radyum 226 ile gaz halindeki radon 222 bulunur. Cevherin aktarılması ve depolanması, artıkların biriktirilmesi ve maden ocaklarının havalandırılması, yerel olarak havanın (toz, radon) ve suların (akıntıyla sürüklenen cişimler) kirlenmesine yol açar. Uranyum zenginleştirme fabrikalarından, gaz ya da sıvı akışkan artıklar içinde az nicelikte a yayıcıları atılır. Radyoaktif sıvı ya da gaz akışkan artıkların atılması, reaktörlerin olağan çalışmaları sırasında görülür. Trityum, soy gazlar (kripton, ksenon) ve iyot izotopları (iyot 129, iyot 131) gibi /3 yayıcılar gaz atıklarda, trityum ve iyot izotoplarının yanı sıra sezyum, rubidyum, stronsiyum gibi eser miktardaki metallerse sıvı akışkan artıklarda bulunur.

Kullanılan yakıtların artişlemi, son derece radyoaktif elementler olan uranyum ile plütonyumu, parçalanma ürünlerinden ayırarak yeniden kazanmaya dayanır. Art- işlem sonunda oluşan gaz halindeki akış.

BAKINIZ Çevre Kirliliği
Son düzenleyen Safi; 15 Haziran 2017 05:40


16 Mayıs 2009 17:32       Mesaj #2
UnknowN - avatarı
VIP VIP Üye
RADYASYON KİRLİLİĞİ
Ad:  3.jpg
Gösterim: 36
Boyut:  28.0 KB

Radyasyon bazı maddelerin yaydığı ışınlardan meydana gelir. Radyasyon ışınları alfa, beta, gama gibi ışınlardır. Bu ışınlardan gama bütün vücuda zarar verirken, alfa ışınları derinin dış yüzeyine etki eder. Beta ışınları ise deri ve deri altı dokusuna zarar verir.

Sponsorlu Bağlantılar
Duyu organlarımızla radyasyonu algılamamız mümkün değildir. Bunun için radyasyon ölçen özel cihazlar geliştirilmiştir. Ozon tabakası radyasyondan korunmak için çok önemlidir.

Teknolojinin gelişmesiyle üretilen elektronik aletler(bilgisayar, televizyon vb.), çevreyi kirletmemiz, nükleer silah denemeleri, röntgen, tomogrofi vb. birçok şey radyasyon yaymaktadır.

Çernobil faciasını hepimiz biliriz. Karadeniz Bölgesi bu olaydan en çok etkilenen yer olmuştur. O kadar büyük bir radyoaktif patlama oldu ki etkisi çok uzun süre ve çok geniş alanlarda sürdü.

Doğaya iki şekilde radyasyon yayılmaktadır.
Doğal Radyasyon: Güneşten ve uzaydan gelen ışınlardan kaynaklanan ve yeryüzünde var olan bazı kayaçlardan yayılan radyasyondur.
Yapay Radyasyon: İnsanlar tarafından enerji elde etmek için kullanılan radyoaktif maddelerden ve nükleer silahlardan ortama yayılan radyasyondur.

Radyasyonun Etkileri

  • Radyasyon insanlarda çeşitli kanserlere ve ölüme neden olmaktadır.
  • Radyasyona maruz kalmış kişilerde kalıtsal hastalıklar meydana gelmektedir veya o kişi mutasyona uğrayabilir. Sakat doğumlar olabilir, dokulara zarar gelebilir.
  • Toprakta ve havada bulunan radyasyon canlıların yaşamını olumsuz yönde etkilemekte ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. O kadar ki bitkilerde anormal derece büyümeler olabilir.
Radyasyondan Korunma Yolları
  • Enerji üretmek için kullanılan nükleer santrallerde kazalara karşı gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Nükleer artıklar, gelişigüzel yerlere atılmamalı ve mümkün olduğu kadar çok oranda yok edilmelidir.
  • Dünya uluslarının nükleer silah üretmeleri anlaşmalarla engellenmeli ve savaşlarda nükleer silah kullanımı yasaklanmalıdır.
  • Nükleer enerjinin, kullanılması ile ilgili kesin kurallar belirlenmeli ve uymayanlar cezalandırılmalıdır.
  • Radyasyonlu cihazlarla yapılan teşhis ve tedaviye fazla başvurulmamalıdır.

Son düzenleyen Safi; 15 Haziran 2017 05:41
16 Mayıs 2009 17:42       Mesaj #3
The Unique - avatarı
Üye
Ad:  1.jpg
Gösterim: 33
Boyut:  45.1 KB
Radyasyon Kirliliği

Radyasyon kirliliği, günümüzde hem dünyada hemde ülkemizde son derece büyük sorunlar haline gelen bir durumdur. Radyasyon son derece tehlikeli ve dünyaya gelecek olan yeni nesilleri tehdit eden büyük problemlerden biridir. Dünya ülkeleri arasında özellikle Japonya'da sorun haline gelen radyasyon problemi hızla büyüyen bir sorundur.

Radyasyon, bazı maddelerin dünya üzerine yaydığı bir ışın türüdür. Bu işin insan vücudundaki DNA kodlarının değişmesine neden olarak bu kişilerin çocuklarında ya da torunlarında özür durumlarını meydana getirmektedir. Öyle ki genel olarak günümüzde artış gösteren radyasyon kirliliği son derece büyük bir problem haline gelmiştir. Genellikle gama ışınları denilen bu ışınlar insan vücuduna kişi bu durumu hemen fark etmeden büyük zararlar vermektedir. Artan radyasyon kirliliği ise tabi ki toplu olarak insanların bu durumlardan etkilenmesine neden olarak sorunları meydana getirmektedir. Günümüzde fiziki ya da ruhsal olarak birçok özür, bu durumlardan dolayı meydana gelmektedir. Kişide meydana gelen özür durumu kesinlikle kişinin sülalesinden birinin radyasyona maruz kalması durumundan dolayı meydana gelmiş olmaktadır. Tabi ki ülkemizde ve dünyada görülen radyasyon kirliliğinin birçok nedeni bulunmaktadır.

Nedenleri:
  • Radyasyon kirliliğinin en büyük nedeni tabi ki insanlardır. İnsanların doğaya müdahalesi durumunda radyasyonların ozon dışına çıkması tabi ki engellenmiş ve çok büyük radyasyon etkileri günümüzde görülmeye başlanmıştır. Tabi ki bu durumların meydana gelmesinin nedeni eski zamanlarda meydana gelen radyasyon sorunlarıdır.
  • Günümüzde meydana gelen radyasyon kirliliğinin meydana gelmesine etki eden büyük etkenlerden biri ise tabi ki kullanımı son derece artan telefon kullanımıdır. Meydana gelen radyasyonların telefonlar üzerindeki payı çok büyüktür. Hemen hemen kullanım yaşı 4-5 yaşlara kadar düşmüş olan iletişim araçlarında oldukça radyasyon açığa çıkmaktadır.
  • Radyasyon kirliliği ülkemizde olmasa da diğer ülkelerde yapılmış olan nükleer enerji santrallerinden meydana gelmektedir.
  • Radyasyon Kirliliği
  • . Oldukça yüksek oranda radyasyon saçan bu santraller günümüzde meydana gelmiş olan radyasyon kirliliği sorununun başlıca nedenlerindendir.
  • Son olarak eskilerden beri hala etkisini sürdüren Japonya'ya atılan atom bombasının saçtığı radyasyon yine günümüzdeki radyasyon kirliliğine katkıda bulunmuştur.
İki tür radyasyon kirliliği bulunmaktadır. Bu radyasyonların biri tabi ki doğal radyasyon denilen ve doğa olayları sonucu ortaya çıkan radyasyonlardır. Bu radyasyon özellikle güneş ışınları ile meydana gelen ve bunun yanında diğer kaynağı uzaydan gelen radyasyonlardır. Bu radyasyonları engellemek için yapacak çok bir şey yoktur. Zaten bu radyasyonların kirlilik üzerindeki etkisi oldukça azdır. İnsanoğlunun bu durumda yapabileceği tek şey ozon tabakasının zarar görmesini engellemektir. Bu durum gerçekleştiğinde bu radyasyon ışınları engelleyebiliriz.

Diğer radyasyon türü ise tabi ki yapay radyasyondur. Bu radyasyon türünün radyasyon kirliliği üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Öyle ki dünyada meydana gelen radyasyon kirliliğinin en büyük nedeni tabi ki bu durumdur. Yapay radyasyon insanların etkisi ile meydana gelerek sorunlara neden olan radyasyonlardır. Özellikle teknolojik gelişmeler bu durumun meydana gelmesinde son derece etkilidir.

Radyasyon kirliliğinin önlenmesi için;
Bu durumda yapılması gereken en önemli önlem nükleer santraller ile ilgili önlemlerin alınması ve belli kurallar koyularak kuralların çiğnenmesi engellenmelidir. Bu şekilde radyasyon kirliliği azalacaktır. Bir diğer önleme yöntemi ise Nükleer santrallerde meydana gelen atıkların gelişi güzel yerlere atılmaması ve bunların uygun şekilde önlenmesidir. Bu durumda da yine sorunlar azalacaktır.
Son olarak radyasyon kirliliğinin önlenmesi için radyasyon etkisi gösteren cihazların kullanımı gereksiz ise azaltılmalıdır.
Son düzenleyen Safi; 15 Haziran 2017 05:41
Misafir
16 Mayıs 2010 13:44       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Radyasyondan nasıl korunabiliriz?
Japonya’daki deprem ve tsunami sonrası Fukuşima nükleer santralindeki sızıntı ile daha sık gündeme gelen radyasyonun aslında hiç de yabancımız olmadığını, evrenin ve hayatın bir parçası olduğunu belirten uzmanlar patates veya havuç yerken bile radyasyon aldığımızı söylüyor. Peki radyasyondan nasıl korunabiliriz? İşte cevaplar…

İnsanlar yeryüzünde var oldukları günden bu yana radyasyonla birlikte yaşıyor, doğal ve yapay yollardan radyasyona maruz kalıyor.
Radyasyon doğal, yapay veya iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Doğal radyasyon kaynaklarının başında toprak ve güneş geliyor. Güneşin yanı sıra uzayın derinliklerinden ve hatta galaksilerden, atmosfer içindeki atomlarla etkileşerek gama radyasyonu olarak dünyaya gelen kozmik ışınlar da doğal radyasyon kaynakları olarak biliniyor. Işık görünen, ısı da hissedilen bir radyasyon kaynağı.

Dünyamız da bir miktar radyoaktif. Yani havasında, suyunda, toprağında doğal radyoaktif maddeler bulunuyor. Yeryüzünde granit, kum taşı, kireç taşı gibi bazı kayalar, uranyum, toryum ile potasyum-40 gibi doğal radyoaktif maddeleri yapısında bulunduruyor. Bunlardan elde edilen malzemelerle kullanılarak yapılan binalar da doğal radyasyon kaynağı.

Radyasyonun tehlikeli olması ışınlama derecelerine, yani maruz kalınan radyasyon miktarına bağlı. Yapay radyasyon kaynaklarından korunmak için pek çok yöntem bulunmakla birlikte, doğal radyasyonun tümünden korunmak mümkün olmuyor. Ancak miktarın azaltılması için bazı önlemler alınması gerekiyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının verilerine göre, doğal radyasyon nedeniyle tüm canlılar yıllık ortalama 2,8 milisivert (mSv) radyasyona maruz kalıyor. Bu miktarın yüzde 85′i doğal kaynaklardan yani topraktan, güneşten ve uzaydan gelen kozmik ışınlardan kaynaklanıyor. Geriye kalan yüzde 14′ü tıbbi ışınlamalar ve yüzde 1′i de insan yapımı (nükleer silah denemeleri nedeniyle atmosfere salınmış radyoaktivite ve nükleer santral) unsurlardan kaynaklanıyor.

En sağlıklı ev ahşap ev
İnsan hayatı boyunca en fazla maruz kaldığı doğal radyasyon radon gazı (Dünyanın oluşumundan itibaren yerkürenin içinde bulunan uranyum, toryum gibi radyoaktif maddeler bozunarak radon gibi maddelere dönüşüyor). Topraktan sızan bu gaz özellikle kapalı alanlarda toplanıyor.
Brezilya, Hindistan’ın bazı plajları, İran’ın bazı bölgeleri ile Norveç, İsveç gibi kuzey ülkelerinde doğal radyasyon daha çok bulunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının verilerine göre radonda dünya ortalaması 400 Bekerel/metreküp (Bq/m3), Türkiye ortalaması ise 52 Bq/m3. Yani Türkiye’de korkulacak düzeyde bir radon birikimi söz konusu değil.

Buna rağmen kapalı ortamlara çok dikkat etmek gerekiyor. Bu gaz binalarda yer altından sızarak binalarda duvar ve tesisat boşluklarına sızarak odaların içerisine giriyor. Ortalama olarak da kapalı bir ortamda 24 saate bir en üst seviyeye ulaşıyor.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Dairesi uzmanı, “Bu gazdan korunmanın tek çaresi en az 24 saatte bir evleri 15 dakika havalandırmaktır” diye konuştu.

Radon gazı topraktan çıkan ve yerden yükselen bir gaz olduğunu, bu nedenle giriş veya bodrum katlarında oturan insanların radona daha çok maruz kaldığına da işaret eden Arıkan, “Havalandırılmamış odada bir de sigara içilirse, radon ve sigara kanseri tetikleyen en önemli unsurlardan biri” dedi.
Öte yandan eski evlerde yıpranmış tesisat ve duvar boşluklarından da radonun daha hızlı çıktığı ifade ediliyor. Radon, çimento, kiremit gibi topraktan üretilen yapı malzemelerinde de bulunduğu için ahşap evlerin daha sağlıklı olduğunu da belirtiliyor.

Gıdalardaki radyasyon
Toprakta olan doğal radyasyon nedeniyle gıdalarda da radyasyon bulunuyor. Gıdalar içinde de ayçiçeği, havuç, patates, kuru yemiş, maden sularında diğer gıdalara göre daha yüksek radyasyon bulunuyor.
Düşük düzeyli radyasyondan korkulmaması gerektiğini, hatta bunların vücut için ihtiyaç olarak bile nitelendirilebileceğini kaydeden TAEK uzmanı, “Toprakta bulunan her şey bizim vücudumuzda da var. Bu zararlı radyasyon değil ama radyoaktivite vardır. Bu şuna benzer vücudunuzun demire de ihtiyacı var, çinkoya da. Bunları almanız gerekiyor” dedi.

Röntgen çekilince radyoaktif olunmuyor
Hastanede çekilen filmlerin de iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olduğuna işaret eden TAEK uzmanı, film çektirince radyoaktif olunmadığını ve film çektiren kişinin de sanıldığı gibi etrafa radyasyon yaymadığını belirtti.
TAEK uzmanı, “Filmler x ışını denilen radyasyonla çekiliyor. Lambadan gelen ışık gibi düğmeye basıldığı zaman ışık geliyor, düğmeye basıldığında da bitiyor. Vücutta birikimi söz konusu olmuyor” diye konuştu.
Nükleer tıpta vücuda verilen radyoaktif maddeler nedeniyle hassa belli bir süre dışarıya çıkarılmıyor, hatta bu kişilerin idrarları, dışkıları bir süre korunuyor, zararsız seviyelere çekildikten sonra da atılıyor.

Yapay radyasyon kaynakları
Yapay radyasyon kaynakları, insan yapısı yapay radyasyon kaynakları x ışınlarının ve nükleer reaktörlerin keşfinden sonra insanlığın hizmetine yaygın olarak sunuldu.
Yapay radyasyonun fabrikalarda, eğitimde, endüstride, tarımda bir çok uygulama alanı bulunuyor. Cep telefonları, elektrikli aletler, fön makinesi, traş makinesi, mikrodalgalar iyonlaştırıcı olmayan radyasyon kaynaklarından bazıları.
İyonlaştırıcı olmayan radyasyonun çok net sonuçları olmasa da bazı bilim adamları psikolojik etkilerinden kansere kadar birçok şeye yol açtığını belirtiliyor. Radyasyonun zararları tam olarak tespit edilmediği için bu tür kaynakların minimize edilmesi gerektiğine işaret eden Arıkan, TAEK olarak bu nedenle hava alanlarına konulmak istenen insan görüntüleyen cihazlara izin vermediklerini belirtti. Arıkan alışveriş merkezleri ve havaalanlarındaki güvenlik kapılarının metal dedektör olduğunu ve radyasyon bulunmadığına da dikkat çekti.

Yapay radyasyondan korunmak için öneriler
Yapay radyasyon konusunda araştırma yapan Gazi Üniversitesi Noniyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi’nin elektromanyetik radyasyondan korunmak için önerileri şöyle:
  • Kullanmadığınız elektrikli aletleri ya kapalı tutunuz ya da fişten çıkarınız. Çünkü cihazlar “stand by” konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik yaratıyor.
  • Düşük radyasyonlu bilgisayar ekranı kullanmaya özen gösteriniz ya da ekran filtresi kullanınız, mümkünse plazma ekran tercih ediniz.
  • Ekonomi (halojen ve flüoresan) lambaları okuma lambası olarak kullanmamaya özen gösteriniz.
  • Dinlendirici bir uykuya geçmek için en ideal koşulun yatak odasında TV ve bilgisayar bulundurmamak veya bu cihazların tamamen kapalı konumda olmasını sağlamak olduğunu hatırlayın.
  • Elektrikli battaniyeyi yatağa girmeden kapatınız.
  • Elektrikle çalışan radyolu çalar saatleri başınızdan mümkün olduğunca uzakta tutunuz, mümkünse pille çalışanlarını tercih ediniz.
  • Güçlü elektromanyetik alanlar pineal bezden melatonin salgılanmasını etkiler. Saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksektir, bu nedenle sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanınız.
  • Yatak odasında başucunuzdaki duvarla komşunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalışınız.
  • Cep telefonlarını sohbet amaçlı kullanmayınız. Cep telefonunuz kullanmadığınız sürede mümkünse kapalı olsun.
  • Cep telefonu kullanımının beyin aktivitesinde etkili olduğu gösteren çalışmalar var. Çocuklarda sinir sistemi ve başın gelişimine devam ediyor olması dolayısıyla, çocukların ve gençlerin yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu bir gerçektir. Bu nedenle 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmamaları, kullanmalarının zorunlu olması durumunda ise günde 10 dakikayı geçmemeleri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilmektedir.
  • Cep telefonu kullanırken kesinlikle kulaklık kullanınız. Cep telefonunu açıksa kendinizden en uzak mesafeye bırakınız.
Son düzenleyen Safi; 15 Haziran 2017 05:37
Misafir
17 Mayıs 2010 20:40       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Radyoaktif kirlilikler insanoğlunun radyoaktif maddelere müdahalesi ile açığa çıkmıştır. Modern hayat, sağladığı birçok kolaylıklarla birlikte enerji gereksinimi ve bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Yüzyılımızın ilk yarısında barajlardan ve termik santrallerden elde edilen enerji bir süre sonra yetersiz kalmıştır. Dolayısıyla bilim adamları radyoaktif izotopların fizyonundan açığa çıkan nükleer enerjiyi kullanma yolunu seçmişlerdir. Bilim, nükleer enerjiyi keşfettikten sonra bunu kullanma yollarını aramaya başlamıştır. Bu amaçla, Amerika Nevada Çölü’nde, Rusya Kazakistan çöllerinde, Fransa Pasifik’te nükleer denemeler yapmıştır. Bu denemelerde çevrenin radyoaktif kirliliğe maruz kaldığı bir gerçektir. Çeşitli çevreci örgütler bu konuya duyarlılık gösterseler bile, nükleer enerjinin getireceği ekonomik güç baskın gelmiştir. Özellikle denemelerin yapıldığı bölgelerdeki radyasyon hava, su ve toprak kirliliğine yol açmıştır. Hava ve suyla taşınan radyasyon deneme yapılan bölgelerin dışındaki bölgeleri de etkilemiştir.

Ayrıca bazı ülkeler nükleer reaktörden sağladığı enerjiyle hareket eden gemi, denizaltı ve uçak gemisi gibi araçlar üretmişlerdir. Ekonomik olarak düşünüldüğünde çok etkin olan bu araçlar; bir arıza, kaza veya teknik problem gibi aksi durumlarda ise potansiyel tehlike özelliğini korumaktadır. Nükleer enerji ile sadece elektrik enerjisi üretilmekle kalınmayıp, bazı ülkeler tarafından silah yapımında da kullanılmıştır.

Radyoaktif izotoplar ayrıca tıpta ve biyolojik araştırmalarda da kullanılmaktadır. Bu amaçla üretilen maddelerin kullanıldıktan sonra çok iyi saklanması ve kontrollü olarak yok edilmesi gereklidir.
Son düzenleyen Safi; 15 Haziran 2017 05:38


Daha fazla sonuç:
Radyasyon Kirliliği

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç