Arama

Nikos Kazancakis

Güncelleme: 17 Ağustos 2012 Gösterim: 3.652 Cevap: 1
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
7 Ağustos 2007       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Nikos Kazancakis (1883 - 1957)
1883'te Girit Adası’nda doğdu. Yirminci yüzyılın en önemli Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden. 1906’da Atina Hukuk Okulu’ndan mezun olduktan sonra çalışmalarını Paris’te sürdürdü. Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Yunan Ordusu’na katıldı. Savaştan sonra birçok Avrupa ve Asya ülkesini dolaşarak gezi yazıları yazdı. Nietzsche ve Bergson’un çalışmalarıyla Hıristiyanlık, Marksizm ve Budizm’in etkisi altında kaldı. Eserlerinde bu farklı bakış açılarını sentezlemeye çalıştı. 1927’de düşünce yapısını ortaya koyan en önemli eseri "Askitiki" yayınlandı. 1938 yılında 13 yıl boyunca üzerinde çalıştığı epik şiirleri "Odysseas"ı, Homeros’un bıraktığı yerden eserin orijinal anlatım biçimini koruyarak yazdı. Bu geniş şiirsel çalışma 33 bin 333 mısradan oluşur. Yaşamının son yıllarında ünlendi. 1956 yılında Viyana’da Uluslararası Barış Ödülü’nü aldı. 1957’de Almanya’da yaşamını yitirdi. Girit’i çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü. Zorba, Kaptan Mihalis, El Greco’ya Mektuplar, Günaha Son Çağrı, Kardeş Kavgası ve Yeniden Çarmıha Gerilen İsa isimli kitapları Türkçe’ye çevrildi.

Sponsorlu Bağlantılar
Yirminci yüzyılın en önemli Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden biri olan Nikos Kazancakis, 1883 yılında Girit'te doğdu. 1906'da Atina Hukuk Okulu'ndan mezun olduktan sonra çalışmalarını Paris'te sürdüren Kazancakis, Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Yunan Ordusu'na katıldı. Savaştan sonra birçok Avrupa ve Asya ülkesini dolaşarak gezi yazıları yazdı. Edebiyatın birçok alanında yapıtlar veren Nikos Kazancakis, düşünce adamı olarak Nietzsche ve Bergson'un çalışmalarıyla Hıristiyanlık, Marksizm ve Budizm'in etkisi altında kaldı. Eserlerinde bu farklı bakış açılarını sentezlemeye çalıştı.
1927'de düşünce yapısını ortaya koyan en önemli eseri "Askitiki" yayınlandı. 1938 yılında 13 yıl boyunca üzerinde çalıştığı epik şiirleri "Odysseas"ı, Homeros'un bıraktığı yerden Odyseeia'nın anlatım biçimini koruyarak yazdı. Bu geniş şiirsel çalışma 33.333 mısradan oluşmaktadır.
Pratik yaşam bilgileri yazara, daha sonraları gazetecilik konusunda olsun, ticari konularda olsun, belli yetenekler kazandırdı. Bu arada, I. Dünya Savaşı sonrasında hükümetin danışma kurulunun başkanlığını yaptı, birçok yurtdışı gezilere çıktı. Bu geziler sırasındaki anılarını, daha sonraları kitap halinde toplamayı başardı.
Bu arada birçok oyun ve hikaye yazdı, çeviriler yaptı dini-felsefi denemeler yazdı. Yunanistan'ın faşist istiladan kurtulup bağımsızlığına kavuşmasından sonra, ilerici görüşlere sahip bir politikacı olarak politik yaşama atıldı. 1945-1946 yılları arasında Liberal Sophuli Hükümeti içerisinde sandalyesiz bakan olarak görev yaptı.
Kazancakis, diğer birçok yazar gibi yaşamının son yıllarında ünlendi. 1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı. 1957 yılında Almanya'da öldükten sonra Girit'i çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü. Yapıtlarında, doğup büyüdüğü yer olan Girit'in özgünlüğüne kendi, derin gözlem ve duygularını katarak eşine az rastlanan bir dil yaratan Kazancakis'in Türkçe’ye çevrilen yapıtları; Zorba, Allah'ın Garibi, Kaptan Mihalis, El Greco'ya Mektuplar, Günaha Son Çağrı, Kardeş Kavgası ve Yeniden Çarmıha Gerilen İsa'dır.

Zorba
Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın ve insanın temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman.
Zorba aracılığıyla Kazancakis, özyaşamının yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu çıkarır. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle sokunmuş büyülü bir kumaştır denebilir. Baştan sona sürekli bir arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan bir kanaviçedir. İnsanı arayışın serüvenidir... 'Korkmamayı, yaşamı sevmeyi ve ayakta durabilmeyi bana o öğretmişti' diyor yazar. Gerçekten de Zorba, bir yaşam kılavuzudur. Özgür ufukların ve özgür insanların simgesidir. Bugün Nikos Kazancakis'in mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan Zorba'nın ağzından dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyor: 'Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.'

Allah’ın Garibi
Assisi’li Francesco’nun Tanrı’yı ararken çektiklerini anlatıyor Allahın Garibi’nde Kazancakis. Francesco, gençliğinde zevk ve eğlence düşkünlüğüyle bütün Assisi’de parmakla gösterilen bir delikanlı. Daha sonra Assisi’nin iftihar ettiği bir aziz.
Pencere altlarında sevgilisine serenat yapan aşık Francesco, meyhane arkadaşlarıyla şehirde tertip ettiği eğlencelerle de şöhretli. Fakat bunlar onun kişisel hırsını tatmin etmeye yetmez. Sonunda sırf ün kazanmak için savaşlara katılır ve küstah bir şövalye olarak döner memleketi Assisi’ye. Ve olan olur. İçinde, ta yüreğinde Tanrı’nın sesini işitir ve onu aramaya başlar. Dünyadan el etek çekerek, bütün düşkünlere, bütün yoksullara, bütün günahkârlara gönlünü açıp Tanrı’nın istediği yoldan yürümeye başlar.
O’nun Tanrı’ya götüren yolunda; bedenin istekleri yerine, ruhun istekleri geçerlidir. Açlık, dünya malından vazgeçme, insanın acziyetini kabul ederek nefsi alçaltma gibi zahidane bir yol tutar Francesco. Bütün çektiklerine şahit Leo Kardeş’in ağzından öğreniriz onun macerasını.
Tabiattaki herşeyde Tanrı’nın bir işaretini gören Francesco’yu üzen tek şey Şeytan’ın ayartmalarıdır. Kendi yoluna giren zahit kardeşleri daha sonra açlık, fedakârlık, yoksulluk ve sevgi yolu yerine daha ihtişamlı ve gösterişli bir zahidlik yolu kurmaya çalışır ve Francesco’ nun arkadaşlarını kendi yollarına çevirir. Francesco onda da bir teselli bulur ve bağışlar bir anlamda ihanet eden kardeşlerini. Çünkü o kendi varlığını da bu yolda silmeye uğraşan bir keşiştir ve Assisi’ nin sevgili azizidir.

Kardeş Kavgası
Nikos Kazancakis'in bütün romanlarında görünlen arayış, ölümünden sonra yayımlanan bu romanında da değişik boyutlarda kendini gösterir. Bir köy rahibinin, roman boyunca süren arayışı, iç savaşın kanlı çatışmaları içinde boğuşup duran yoksul insanların arayışıyla bütünleşir. Kül rengi, acılı bir köy: Akdeniz adalarının acımasız güneşi altında kavrulmuş kapkara evler; yoksullukla boğuşan, tutkularla kavrulan insanlar. Ve tutkuların en amansızı olan nefret; kardeşi kardeşe kırdırtan öldürücü bir nefret. Bu haksızlıklar selinin ortasında, çığlığı çölde yitip gittiği için umutsuz, umarsız kalmış, arayış içindeki köy papazı Yannaros'un gözünde, bu kötülükler dizisi, kendi papazlığının da saçmalığını ortaya koymaktadır.
Papaz Yannaros, özgürlüğü arayan yeni bir düşünceye kapılmıştır. Marks'ın öğretisidir bu. Hıristiyanlığa büyük eleştiriler getiren, çağdaş bir İsa arayan, bu yüzden de Yunan kilisesinin aforoz ettiği, şimdiden ettiği, şimdiden klasik olmuş bu dev yazarın en güzel romanlarından biri de Kardeş Kavgası'dır.

Biyografi Konusu: Nikos Kazancakis nereli hayatı kimdir.
buz perisi - avatarı
buz perisi
VIP Lethe
17 Ağustos 2012       Mesaj #2
buz perisi - avatarı
VIP Lethe
Nikos Kazancakis
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Sponsorlu Bağlantılar

(1885 Kandiye/Girit - 1957 Freiburgam Bresgau)
Yunan yazarı. Atina Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi gördü ve hukuk doktoru oldu. Daha sonra gittiği Paris'te Bergson'un ve Nietzsche'nin yaşam felsefelerinin etkisinde kaldı. Kendi insan anlayışına uygun düşen sosyalizm, Budizm, Hristiyanlık ve varoluşçuluk gibi çok çeşitli öğretileri araştırarak bunların sentezine vardı. Dünya görüşünün eksenini, korku ve umudun dışında kalarak kesin özgürlüğü arayan insan oluşturdu. Önceleri Athos'ta inzivaya çekildiği hâlde, daha sonra siyasal eylemlere katıldı. Kafkasyalı Rum mültecilerin geri dönmeleriyle uğraşan komisyonun başkanlığını yaptı. 1945'te bakan oldu. Avrupa ve Uzak Doğu'ya yaptığı birçok yolculuğu gezi kitaplarında anlattı. Savaş sonrasında yazdığı romanlarıyla dünya çapında ün sağladı. Homeros'un destanından yola çıkarak yazdığı "Cdissia" (1938) adlı 33.333 satırlık şiirinde; Homeros'un kahramanının başından geçen yeni serüvenleri, kendi eklektik felsefesini yansıtan bir çerçeve içinde verdi.

Başlıca Romanları
  • "Alexis Sorbas" (Aleksi, Zorba, 1946),
  • "Kapetan Mihalis" (Kaptan Mihalis, 1953),
  • "O Hristos Xanastavronete" (İsa'nın Yeniden Çarmıha Gerilişi, 1954),
  • "Adelfofades" (Kardeş Katili, 1961)

In science we trust.

Benzer Konular

23 Ekim 2015 / [WoL]bL Müzik ww
18 Şubat 2013 / _EKSELANS_ Sanat ww
9 Haziran 2013 / _EKSELANS_ Edebiyat