Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 22 Aralık 2017  Gösterim: 62.040  Cevap: 5

Herodot (Herodotus)

virtuecat
5 Ekim 2006 21:18       Mesaj #1
virtuecat - avatarı
Ziyaretçi

HERODOT (Herodotos)

Ad:  Herodotus.jpg
Gösterim: 91
Boyut:  28.3 KB

(d. İÖ 484 ?; Halikarnassos ? [bugün Bodrum] - ö. İO 430-420)
Eski Yunanlı tarihçi.
Sponsorlu Bağlantılar

Pers Savaşları’nı (IÖ 490- 449) anlatan ve İlkçağın ilk tarih kitabı olan HistoriaVnin (Herodot Tarihi, 1973, 1991) yazarıdır.

Gençliği


Halikarnassos’un önde gelen ailelerinin birinden olduğu sanılmaktadır. Halikarnassos tiranı Lygdamis tarafından sürgün edilen Herodotos, daha sonra, tir anlığın yıkılıp yasaya dayanan bir yönetimin kurulması için mücadele etmek amacıyla geri döndü. Destan şairi Panyassis’in yakını olduğu, bir süre Samos (Sisam) Adasında kaldığı, Halikarnassos’a yaptığı hizmetlere karşın sonunda gözden düştüğü ve bir daha dönmemek üzere kenti terk ettiği de söylenmiştir. Daha sonra, Güney İtalya’daki Thuria’da (Turii) Atina’nın kurduğu koloniye yerleşti, orada öldü ve pazar alanına gömüldü. Yaşamına ilişkin bu ayrıntıların hepsi kesin değilse de, genel çizgileriyle doğru olduğu kabul edilir.

Herodotos’un Anadolu’da doğup büyümüş olması, daha sonra buradan ayrılıp Atina’ya ve Batı’ya gitmesi aynı derecede önemli iki olaydır; çünkü ikisi de onun düşüncelerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Anadolu’da, Ionyalı filozofların geleneğinden, yeni bir bilimsel araştırma yöntemi olan histoneVden yararlanmayı öğrendi. Bu yöntemde önce ortaya bir soru atılıyor, daha sonra bu soruyla ilgili bilgi toplanıyor ve sonunda toplanan verilerle bir sonuca ulaşılıyordu. Herodotos bir süre Atina’da kalmamış ve sürgün yaşamının kazandırdığı geniş bakış açısına ulaşmamış olsaydı, belki de “Pers Savaşları neden çıktı?” ya da “iki tarafın anımsanmaya değer başarıları nelerdir?” gibi, tarihçi olmasına yol açan soruları hiç sormayacaktı. Bu nedenle Herodotos’un HistoriaV si, yaşamındaki gerçeklerle yakından ilgilidir ve bu gerçeklerin çoğu ancak bu yapıta başvurularak ortaya çıkarılabilir.

Coğrafyayla ilgilenmesi


Herodotos çeşitli bilgiler toplamaya başladığında Pers Savaşları üzerine yazmaya karar vermiş değildi; belki akimda Miletoslu Hekataios’unkine benzer bir coğrafya yapıtı oluşturmak vardı. Hekataios’un Periegesis (Dünya Turu) olarak bilinen kitabından günümüze kalan bölümler, bu yapıtta İspanya’dan başlayarak Afrika’nın kuzeyine kadar uzanan çeşitli Akdeniz ülkelerinin anlatıldığını göstermektedir. Hekataios’tan önce de filozof Anaksimandros fiziksel coğrafyayla ilgilenmiş ve Eski Yunan’ın ilk dünya haritasını çıkarmıştı. Anaksimandros’un çalışmasını geliştirmeye çalışan Hekataios gibi, Herodotos da Hekataios’un yapıtını geliştirmeye çalışmıştır. Gerçekten de HistoriaV de Herodotos’un, bilgi toplamaya başladığında henüz Pers Savaşları’nı yazmayı düşünmediğini belirten birçok bölüm vardır. Örneğin Karadeniz yöresine yaptığı bir gezide, Dareios’un İskitlere karşı giriştiği sefer sırasında geçtiği yerleri anlatmaya girişmez, ama daha sonra bu seferi ayrıntılarıyla anlatır. Tyros’a (bugün Sur) ve Thasos (Taşoz) Adasına da, efsane kahramanı Herakles’le (Hercules) ilgili (tarihten çok ilahiyata ilişkin) bir soruya yanıt aramak amacıyla gitmiştir.

Herodotos’un en ünlü gezisi Mısır yolculuğudur. Daha sonra Pers Savaşları’nı anlatmaya karar verdiğinde, HistoriaV nin ikinci bölümünü tümüyle dolduran Mısır’la ilgili araştırmalarını anlatmaktan kendini alamaz. Büyük bir olasılıkla Mısır’a, Hekataios’un Periegesis'iyle Anaksimandros’un haritasının geliştirilmiş bir kopyasını da götürmüştür. Fransız bilgin Camille Sourdille’in, Mısır gezisinde Herodotos’un hangi yolu izlediği konusunda 1910’da yazdıkları, tarihçilerin çoğunca benimsenir. Herodotos. ağustosta Nil Deltasının batısındaki Kanobos’tan Mısır’a girmiş ve aralıktan önce deltanın doğusundaki Pelusion’dan ülkeyi terk etmiştir. Bu tarihler arasında birçok ünlü yeri, Memphis’i, piramitleri gezmiştir. Nil’de yolculuk yaparak ilk çağlayana ulaşmış, bu arada kısa bir süre Teb’de kalmıştır. Ne var ki bu gezinin kesin tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte, Herodotos’un Papremis’teki savaş alanında Mısır ve Pers askerlerinin kafataslarım gördüğünden söz etmesi, savaşın yapıldığı İÖ 460 tarihinden bir süre sonra oraya gittiğini ortaya koymaktadır.

Bilimsel düş gücü


Herodotos’un yapıtında, anlatılanlardan çok, çıkarılan sonuçlar önemlidir; çünkü bunlar onun asıl ilgi alanının, Mısır tarihinden çok, coğrafya ve anıtlar olduğunu göstermektedir. Buna iyi bir örnek, Nil Irmağının her yıl taşmasının nedenlerini tartıştığı ve bu konudaki eski açıklamaları eleştirerek kendi görüşünü ileri sürdüğü bölümdür. Herodotos burada daha çok yıllık taşkınların uzun süreli etkilerine değinir. Daha önceki yazarlar yalnız Mısır’da değil, iç bölgelerde de rastlanan deniz hayvanı fosillerinden yola çıkarak, ırmak milinin yeni kara alanları yaratacağına işaret etmişlerdi. Mısır Deltasını Nil’in oluşturduğu çoktandır biliniyordu. Herodotos daha da ileri gitmiş, Nil’in önceki taşkınlarda ulaştığı yükseklikle, o sıralarda ulaştığı yüksekliği karşılaştırarak, ırmağın taşıdığı milin yalnızca deltayı değil, bütün Mısır’ı oluşturması için kaç yıl geçtiğini bulmaya çalışmıştır. Böylece Nil’in hafifçe yön değiştirerek, yaklaşık Mısır büyüklüğündeki Kızıldeniz’e dökülmesi durumunda 5 bin yıl içinde burada yeni bir kara yaratacağını ileri sürmüştür. Verileri yetersiz, ama yöntemi bilimseldir. Herodotos, Mısır’ın siyasal tarihini özetlerken, piramitleri yaptırmış olan firavunların, inanıldığı gibi Eski Krallık döneminde değil, daha yakın bir tarihte yaşadıklarını ileri sürmüştür. Bu görüşün yanlışlığı çeşitli yollarla açıklanmışsa da, aslında yanıt son derece basittir. Herodotos’un hesaplamaları onu, Memphis’in kuzeyinde kalan topraklar Eski Krallık döneminde sular altında olduğu için, piramitlerin o dönemde yapılmış olamayacağı sonucuna götürmüştü. Herodotos kuşkusuz yanılmıştı, ama yaptığı yanlışlık hayranlık uyandırıcıydı; çünkü tarihte ilk kez o, insanla doğal çevresi arasında bir ilişki kurmuştu.

Us ile inanç çelişmesi


Herodotos gene de her zaman ve bütünüyle usçu davranmamıştır. Yapıtında, Delphoi kâhininin yanlışlıklarına ilişkin pek çok kanıt bulunmasına karşın, gene de onu saygıyla anması buna bir örnektir. Herodotos, tanrısal bir gücün denetimindeki bir evrene duyduğu inançla, olayların doğal nedenlerine . duyduğu aynı güçteki inancı birleştirmeyi başarmıştır. Onun nasıl bir insan olduğunu anlamak için, doğaüstü konusundaki tutumunu göz önünde bulundurmak gerekir. 20. yüzyıl İtalyan tarihçisi G. De Sanctis gibi birçok bilim adamı Herodotos’un, döneminde geçerli dinsel görüşler konusunda kendisinden önce gelen Miletoslu Hekataios’tan daha az kuşkucu olduğunu söyler. Belki de Atina’da oldukça uzun bir süre kalması, gençliğinde edindiği köktenci felsefi görüşlerinin yumuşamasına yol açmıştır. Nedeni bu olmasa da, Herodotos, inançla us arasındaki karşıtlığı uzlaştırmaya çalışan daha sonraki yazarlardan önce bu yönde çaba harcamış görünmektedir.

Lidyalı Kroisos üzerine anlattıkları buna iyi bir örnektir. Kroisos, soyunun kurucusu Gyges’in tahtı zorla ele geçirmiş olması dolayısıyla yıkılmaya mahkûmdur. Delphoi’ deki kâhin, Gyges’in vârislerinin beş kuşak sonra devrileceğini söylemiş, ama bu kehanet Kroisos’un zamanına gelindiğinde unutulmuştur. Öyküde bir başka usdışı öğe daha vardır. Sardes Akropolisi, surlarının çevresinde bir aslan yavrusu gezdirilerek ele geçmez kılınmıştır. Ama aslan yamacın, hiçbir düşmanın tırmanmaya cesaret edemeyeceği kadar dik olan küçük bir bölümünden geçirilmemiştir. Sonunda Persler akropolise buradan girer. Kehanet böylece gerçekleşir. Herodotos bu doğaüstü açıklamaları vermekle yetinmeyip, usçu açıklamalar da eklemiştir. II. Kyros’la (Kuraş) giriştiği sonuçsuz savaşın ardından Kroisos Sardes’e çekilir ve Kyros’un da çekileceğini sanarak müttefiklerini geri gönderir. Kyros birden Sardes kapılarına dayandığında ise artık çok geç olmuştur. Bu durumda Sardes’in, Gyges’ in işlediği suçun öcünü alan tanrılar yüzünden mi, yoksa Kroisos, düşmanının davranışı konusunda yanlış bir değerlendirme yaptığı için mi düştüğü sorusu yanıtsız kalmaktadır.

Herodotos’un us ve inanç çelişkisinin bir başka örneği de düşlere yer vermesidir. Historiade, Astyages’in kızı Mandane’yi ya da Kyros’un I. Dareios’u (Büyük) gelecekte büyük bir adam olarak gördükleri düşler gibi kehanet niteliği taşıyan birçok düş vardır. Bu iki kehanet de, engellemek için gösterilen bütün çabalara karşın gerçekleşir. Ama I. Kserkses’in düşü değişiktir. Onun düşünde, yanma yaklaşan biri, Yunanistan’ın işgalinden vazgeçmesinin çok kötü sonuçlar doğuracağı tehdidini savurur. Hemen danıştığı amcası Artabanos, Kserkses’i yatıştırarak, düşlerin doğal nedenleri olabileceğini, insanın, uyanıkken aklını çelen sorunlarla ilgili olarak geceleyin düş görebileceğini ve düşlere doğaüstü bir anlam vermemek gerektiğini söyler. Ama Artabanos, gördüğü bir düş sonunda savaşa karşı çıkmaktan vazgeçer. Kserkses’in yenilgisine tanrıların mı karar verdiği, yoksa onun, sırf bir düş yüzünden sağduyuyu bir yana bırakarak kendi yenilgisine ortam mı hazırladığı konusundaki kararı, Herodotos okura bırakmıştır.

Perikles Atinası’na borcu


Herodotos Pers Savaşları konusunda yazmaya Atina’da karar vermiştir. Bu kararı verdikten sonra coğrafya, etnografya ve mitoloji konularında topladığı bilgi ve belgeleri yeni bir çerçeveye oturtmuştur. Bu çerçevede bütün geçmiş tarih İÖ 480’de Kserkses’in istilasıyla doruğuna ulaşan bir Doğu-Batı çatışması olarak ele alınmıştır. Herodotos bu arada Tarihöncesi çağlarla sonrası arasında kesin bir ayrım yapmaktadır. Yunanistan için bu ayrım noktası İÖ 600’lerdir. Herodotos’un Giritli Minos ya da Troya kahramanları gibi efsane kişileriyle Kroisos ya da Peisistratos gibi tarihsel kişileri ele alışı farklıdır. HistoriaV sinden bölümleri okuyabileceği değerbilir dinleyicilerin eksik olmadığı Perikles Atinası, Herodotos’un düşünsel gelişimine olumlu katkılarda bulunmuştur. Sophokles’in arkadaşı olduğu, Aiskhylos’un oyunlarının etkisinde kaldığı, genç Thukydides’in ise onun dinleyicileri arasında bulunduğu söylenir.

İlkçağda Herodotos çapında başka tarihçi yoktur. Thukydides, Ksenophon ve Polybi- os gibi başka büyük tarihçilerde, Herodotos’un umutsuzluk taşımayan kinikliği, iğneleyici olmayan mizah anlayışı görülmez. Onu bir Atinalı ya da bir Akha saymak doğru olmaz, o her şeyden önce tek gerçek Yunanlı tarihçidir. Herodotos evrenselliğin ilk örneğini veren tarihçidir ve sonraki tarihçiler arasından ancak birkaçı bu konuda onunla karşılaştırılabilir.
kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2017 00:38

Misafir
24 Aralık 2007 11:34       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  420px-AGMA_Herodote.jpg
Gösterim: 909
Boyut:  53.8 KB
Herodot

M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış, ''Herodot Tarihi'' olarak bilinen eseriyle Avrupa ve Anadolu tarihinin ilk kitabının yazarı, Cicero'nun deyimiyle 'tarihin babası', Yunanlı tarihçi.

Sponsorlu Bağlantılar
Herodotus, Anadolu'nun güney batısında, bir Karya şehri olan Halikarnas'da M.Ö. 484'de doğdu. O tarihlerde Halikarnas'ı korkusuz savaşçı kraliçe Artemisia yönetiyordu. Herodot'un gençlik yıllarında ise Artemisia'nın torunu, büyük Pers Kralı Artaxerxes'e bağlı bir diktatör olan Lygdamis kral olmuştu.

Herodot, amaçları Lygdamis ve Pers kralının boyunduruğundan kurtulup yine özgür bir Yunan şehri yapmak olan devrimciler arasına katılmıştı. Herodot'un amcası epik şair Panyasis, bu devrimci partinin öncüsüydü. Lygdamis amcasını yakalayıp öldürtünce, Herodot, Damos'a kaçmış ve orada kaldığı sekiz yıl boyunca yazılarında kullandığı lon lehçesini öğrenmişti.

En sonunda diktatör yenilgiye uğratılıp tahttan indirildiğinde vatanına geri döndü ama yeni yöneticilerde kendisine Lygdamis gibi düşmanca davranmaya başlayınca Herodot, Halikarnas'ı tamamen terkederek, gezgin bir hayat yaşamaya başladı. O sıralarda dünyanın kültür merkezi olan Atina, Herodot'un ikinci vatanı oldu. Burada kendi vatanında bulamadığı saygıyı ve ilgiyi buldu. Atina halkı Herodot'un yazdıklarından çok hoşlanıp kendisine maaş bağladılar. Hatta yazdığı tarihçeler, Olimpiyat Oyunları'nda okunmuş ve beğeni toplayarak alkışlanmıştı. Ancak Herodot bütün hayatını bu eğlenceli şehirde geçirmedi; dünyanın birçok yerini dolaştı.

Herodot'un eserlerinde anlattığı olaylar, kendi gözlem ve yaşantılarına dayanır. Dünyayı dolaşmanın o çağlardaki tehlike ve zorlukları düşünülürse, bu yolculukların da sonuçları olan yazılar kadar ilgi çekici olduğu kolayca anlaşılır.

Nil Nehri'nin kuzeyine varıp yukarı Mısır'a, hatta Babil'in ötesine, Sus'a ve yeni bir Hamadan şehri olan Ectaba'yakadar bütün Asya'yı, Karadeniz, Ege ve Akdeniz'in bütün kıyılarını gezdi. Yunanistan'ı karış karış dolaştı, Epirus, Teselya, Atika ve Pelepones'de bütün önemli yerleri gördü.

Atinalılar, M.Ö. 444 yılında zenginliği atasözlerine geçen Sybaris şehrinin yıkıntıları üzerinde Thurii şehrini kurdular; burada her ulustan insan yaşamaya başladı. Aralarında Atina'nın büyük söylevcisi Lysias, Syracusan ve Heradotus da vardı. Herodotus'un burada ne kadar kaldığı bilinmiyor, fakat M.Ö. 426-415 yılları arasında öldüğü sanılıyor.

Tutumu ve metoduyla bilimsel bir tarihçi olan Herodotus, ilgi çekici hikayelere de olan tutkusu yüzünden gerçek olsun olmasın bunları da anlatmıştır. Bu yüzden de bir çok kez bönlükle, gerçeğe sadık kalmamakla suçlandı. Oysa onun bu gelişigüzel gevezeliği okuyucunun ya da dinleyicinin ilgisini çekmek içindi. Herodotus, gerçeği okuyucuya ayrıntılı ve ilgi çekici bir biçimde vermeye çalışmıştır. Herodotus'un eseri, tarihlerin ilki ve düzyazının öncüsü olmasının yanısıra, anlatımının akıcılığı ve güzelliği yönünden de ilginçtir.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 10:06
27 Ekim 2008 18:25       Mesaj #3
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  Herodotos.jpg
Gösterim: 67
Boyut:  22.6 KB
Herodot

(yaklaşık İÖ 484-430).
Tarih biliminin babası olarak bilinen Herodot var­lıklı bir ailenin çocuğu olarak Halikarnassos'ta (Bodrum) doğdu. Amcası destan şairi Panyassis'in ön ayak olmasıyla toplum yö­netimi, şiir, dilbilgisi, söylev öğrenimi gör­dü.

Halikarnassos'u o yıllarda Persler'e bağlı Lygdamis yönetmekteydi. Halkı baskı altında tutan Lygdamis'e karşı olan Herodot'un ailesi Samos (Sisam) Adası'na göç etmek zorunda kaldı. Yaşamını bir süre Samos Adası'nda sürdüren Herodot'un gençliği dünyanın bir­çok yerine yaptığı gezilerle geçti. Mısır'da Assuan'a kadar indiği, Mezopotamya'yı, Fi­listin'i, Güney Rusya'yı dolaştığı, Afrika'nın kuzey kıyılarını gördüğü sanılmaktadır. Bir süre Atina'da kalan Herodot burada çağının bilgeleriyle birlikte olma olanağını buldu; Sofokles'le sıcak bir dostluk kurdu. Yaşlılı­ğında çekildiği İtalya'daki Thuria (Turii) Adası'nda ünlü yapıtını kaleme aldı.

Herodot'un düşünsel gelişmesini içinde ye­tiştiği İyon uygarlığı ile Atina'ya ve batıya yaptığı geziler biçimlendirmiştir. Herodot Ta­rihinde (Historiai) yazar olayları ortaya çıktıkları biçimde ele alır ve onları gerektiği yerlerde ince ayrıntılara girerek anlatır. Hero­dot Tarihi Helenistik Dönem'de bir İskende­riyeli yayıncı tarafından dokuz kitaba bölün­müştür. İlk üç kitap Asya'da, ikinci üç kitap Avrupa'da, üçüncü üç kitap da Yunanistan'da geçen olayları kapsar. İlk üç kitapta Persler ağır basar. İkinci üç kitapta Pers-Yunan savaşlarında tarafların karşılıklı kayıplarından söz edilir. Persler'in İskitler ve İyonlar karşı­sında aldıkları yenilgiler, Yunanlılar'ın Mara­ton yenilgisi bu bölümde anlatılır. Son üç kitaptaysa Yunanlılar'ın Thermopilai yenilgi­sinden sonra kazandıkları Salamis, Plataya ve Mikale zaferlerine yer verilir. Herodot'un yapıtında kullandığı dil seçtiği konuya göre farklılık gösterir. Bazen alaycı, bazen de coşkulu ve övücü olur. Ayrıca çeşitli dillerden örnekler verir. Herodot Tarihi yalnızca bir tarih kitabı değildir. Çeşitli ulusların inançla­rı, gelenekleri, yaşam biçimleri ve uygarlıkları birbirleriyle karşılaştırılarak anlatılır. Hero­dot, amacının insanların yaptıklarının unutul­maması, insanın anlaşılması ve başarılarının daha geniş bir alana yayılması olduğunu açık­lar. Bu nedenle yapıtında insanı, içinde yaşadığı olaylarla birlikte ele alır.
MsxLabs & TemelBritannica
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2017 00:24
Mavi Peri
21 Haziran 2012 19:18       Mesaj #4
Mavi Peri - avatarı
Ziyaretçi
Heredot
(İ.Ö. 485 Halikarnassos [Bodrum] - İ.Ö. 425 Thurioi/Aşağı İtalya),
Yunan tarihçisi.

Soylu bir ailenin oğludur. İ.Ö. 460'larda Halikarnassos'un zorba hükümdarı Ligdamis'e karşı ayaklanma girişiminden ötürü Samos Adası'na sürüldü. Ligdamis'in devrilmesine katkısı oldu (İ.Ö. 454). Ardından uzun yolculuklara çıktı. Mısır, Mezopotamya, İran, İtalya ve Yunanistan'ı dolaştı. Atina'da Sophokles ve Perikles ile yakın ilişki kurdu. İ.Ö. 440'larda Atina'nın sömürgesi Thurioi'de yerleşti. Heredot, yolculukları sırasında "Histories Apodeksis" adlı tarih yapıtı için bilgi topladı. Dokuz kitaptan oluşan yapıtında, İ.Ö. 700 yılından İ.Ö. 478 yılına dek uzanan bir zaman parçası içinde Doğu Akdeniz ülkelerinin ve halklarının tarihini ele aldı. Yapıtının ağırlık noktasını Pers Savaşları oluşturur.

Dünya tarihinin bu büyük çatışmasına yol açan nedenleri tarihsel başlangıçlarına değin izler ve bundan ötürü yapıtının birinci bölümüne Lidya, Pers, İskit, Babil, Mısır, Libya ve Yunan tarihlerini anlatarak başlar. Bu bölüm tüm yapıtının üçte ikisini kapsar. Herodot, anlattığı tarih olaylarında destan ve trajedi üslubundan yararlanır. Onun için tarihi oluşturan güç sonuçta tanrılardır. Herodot Tarihi'nin modern anlamda bir tarih yapıtı olduğu söylenemez. Yine de, Cicero'nun deyişiyle o, "tarihin babası"dır.

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2017 00:15
22 Aralık 2017 00:23       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM
HERODOTOS
Ad:  Herodot.jpg
Gösterim: 53
Boyut:  18.0 KB

yunanlı tarihçi
(Halikar- nassos İ.Ö. 484’e doğr. - Thurium İ.Ö. 420'ye doğr.).

Persler’e bağlı kalan Halikarnassos tiranı Lygdamis'e karşı koymakla tanınmış ve Sisam adasına göç etmek zorunda kalmış bir aileden geliyordu. Tiranı kovmak için çalışanlara katılmak amacıyla Halikarnassos’a döndü; sonra uzun yolculuklara çıktı; Asya (Sus kentine kadar gitti), Afrika (Nil nehrinden yukarı Elephantine adasına kadar ilerledi) ve Avrupa'yı dolaştı (kuzeyde Kimmerios Bosphoros'a ulaştı, kıta Yunanistanı'nı ve Büyük Yunanistan'ı gezdi). İ.Ö. 446-445'e doğru Atina’ya yerleşti. Perikles ve Sophokles ile tanıştı. İ.Ö. 443'te atinalı göçmenlerle Thurium’a gitti.

Herodot tarihi


(hellenistik dönemden beri dokuz kitap halinde bölümlendirilmektedir), Med savaşlarını ve bu savaşlara katılan kavimleri incelemek isteyenler için en önemli kaynaktır; bu yapıt meraklı bir zihnin araştırmalar'ının (historiai sözcüğünün asıl anlamı bu olmalı) sonucudur: Herodotos, bazen Nil’in taşmalarını tartışan bir coğrafyacı, bazen bir etnolog, bazen de yazılı kaynakları inceleyen meraklı bir kişi olarak çıkar karşımıza (tapınakların arşivleri hakkında bilgisi vardır, kitabeleri okumasını ve yönetimle ilgili belgeleri kullanmasını bilir).

Bununla birlikte, yapıtının önemi (uzun süre ona tarihin babası olarak bakılmasına rağmen), yapay bir dünya yaratmış olmasından (anlattığı kavimlerden her biri, dünya denilen satranç tahtasında, bulunmak zorunda olduğu yerdedir; her kavmin, ince bir geometrinin ölçütlerine göre değişiklik gösteren, kendine özgü bir davranışı vardır; her siyasal rejim kendine uygun olan iktidarı yaratır ve her bölge kendine uygun düşen toplumu meydana getirir) ve meskûn dünyanın evrenbilimini kurmuş olmasından kaynaklanır. Herodotos'un yapıtı bir filozofun yapıtıdır; alçakgönüllü olduğu için, kendini "barbarların ve Yunanlılar’ın yiğitlik öykülerinin" gölgesinde bırakır ve Med savaşlarının nedenleri üzerinde duruyor gibi görünse de, gerçekte araştırmasının konusu insanlığın durumu ve dünyanın düzenidir.

Kaynak: Büyük Larousse
22 Aralık 2017 00:43       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
HERODOT
(M.Ö. 484-424) Antik felsefenin ilk dönemi, her şeyden önce, bir doğa felsefesidir. Bu dönemin felsefesi, öncelikle, nesneler evrenini tanımak ister. Bunun için olacak, bu dönemde sorulan başlıca sorular şunlardır: Bu evrenin yapısı nasıldır? Bu nesneler evreninde ne tür olaylar ortaya çıkar?

Bu olayların ortaya çıkısını etkileyen şeyler nelerdir? Olayları doğuran sebepler, güçler nelerdir? Bu dönemde felsefe, insana ve onun tarihine ait konularla geçici olarak ilgilenilmiştir. Nitekim Demokrit'ten kalan yazılardan yalnızca birinde insanlık tarihi konusu ele alınmıştır.

Eski Yunan'da tarih ile ilgilenme çok eskilere kadar gider. Yunan tarihçilerinin gerçek babası Heredot'tur. Çeşitli geziler yapan Heredot, gittiği yerlerin insanları ve tarihleri ile ilgilenmiştir. O, daha çok bir öykücüdür. Dolaştığı yerlerde gördüklerini, kendisine anlatılanları aktarır ve bu yerlerin insanlarını, onların özelliklerini, tarihlerini tasvir eder. Heredot'a bugüne kadar bir eleştiri yapılmamıştır, çünkü o yalnızca aktarmıştır.
Hızlı Cevap
Mesaj:




paneli aç