Arama

Nesnellik

Güncelleme: 28 Mart 2020 Gösterim: 12.491 Cevap: 4
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
14 Kasım 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Nesnellik, yaygın olarak her tür öznel etki ve öğelerden bağımsız olabilme durumunu ifade etmek icin kullanılan bir terimdir. Nesnel bilginin temellendirilmesinde ileri sürülen argümalar aynı şekilde burada da geçerlidir. Nesnellikten kastedilen, özneden kesin bir şekilde bağımsızlıktır, daha doğru bir değişle öznenin (tüm öznellilerinin ötesinde kalarak) birebir nesnenin kendisine uygunluğudur. bunun nasıl olabildiği, kuramsal düzlemde açık değildir; dolayısıyla da bu haliyle nesnellik bir varsayımdan ibarettir.
Öznenin kendi duygu, bakışaçısı ve değer yargılarından tamamen sıyrılması ve hic bir etki altinda olmaksızın bir nesneyi kavraması anlamında nesnellik nasıl mümkün olabilecektir?Bu anlamda nesnelliğin hiç olmadığı söylenebilir.Ama nesnellik öte yandan gündelik kullanımda genel geçerlilik anlamına gelmektedir.Almanca'da Objektivität, Fransızca'da Objektivite, İngilizce'de Objektivity olarak geçen kavramlar Nesnellik anlamındadır.
Sponsorlu Bağlantılar
Belli bir zamanda kabul edilegelmiş olan "genel geçerliliği" dile getirmektedir nesnellik, ancak bununla birlikte kavrama yüklenen epistemolojik ayrıcalığın karşılığı yoktur.Genel geçer olanların, her zaman gerçek ya da nesnel olmadıkları bilinmektedir.Tek tek bireyler üstü bir gerçeklikten söz edilmesi anlamında nesnellikten sözedilmesi olanaklı olmakla birlikte, kategorik olarak birey-üstü ya da birey-ötesi, yani her tür öznellikten bağımsız ve yalıtık olma anlamında bir nesnellikten söz etmek olanaklı değildir.Nesnellik, yalnızca belli bir zamandaki genel geçerlilikle sınırlıdır.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
16 Kasım 2006       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yansızlık / Nesnellik üzerine
Kolay değildir, yansız/nesnel bakışa ulaşmak. İnsanın çevresine ve kendine karşı bağımsızlığını ilan etmesidir, bu.
Sponsorlu Bağlantılar

Özellikle iki insan, bilim adamı ve yargıç, yansız olmak için bağımsız olmak zorundadır. Topluma karşı, kendi inançlarına/görüşlerine karşı. Bağımsızlık, gerçek bilgiye/bilime ve doğru hukuka/yargıya ulaşmak için bir araç-değerdir.

Kendi zaaflarınıza kıymaya hazır değilseniz, ne yargıç olun ne de bilim adamı.

Spencer, gerçeğe/doğruya ulaşabilmek için aile, yurt, din sevgisi ya da bağımlılığı gibi önyargı kaynağı etkenlerden sıyrılmasını salık vermiş; Bachelard, önceki bilgi kırıntılarından kendisini arındıramayan bir beynin gerçeklere ulaşmak için çok yaşlı olduğunu söylemiş; Husserl, bunları ayraç içine almayı önermiştir.

Bilim adamı, ulaştığı gerçekleri dış dünyaya eğip bükmeden yansıtmak zorundadır. Yargıç hukukun ne dediğini, yasanın bütün zamanlar için geçerli temel/nesnel mantığına (ratio legis) göre, söyleyecektir. Hem de kimileyin yüreği yana yana. Çünkü yargıcın yazılı hukuku beğenmeme/uygulamadan çekme hakkı yoktur. Bilim adamı gerçekleri yansıtırken, yargıç yasayı yorumlarken artık bir kişi değil, bir kurumdur. Bilim adamı da, yargıç da, her tür güç ve etken karşısında üçüncü kişidirler.Bunun adı ‘nesnel/görevsel/kurumsal yansızlık ilkesi’dir. Özellikle hukukta ‘herkesin yasa önünde eşitliği’ni bu ilke sağlar. Nesnellik/yansızlık için bu da yetmez. Bu ilkenin bir başka ilkeyle bütünleşmesi gerekir. Çünkü kendi inançlarını/görüşlerini laboratuarının ya da duruşma salonunun eşiğinde bırakamayan bir bilim adamı ya da yargıç, ne gerçek bilgilere ne de doğru kararlara ulaşabilir. Cüppesini giyen bilim adamının da, yargıcın da gerçek bilgi ve doğru karar uğruna kendi inançlarına, görüşlerine, hatta duygularına karşı da bağımsız olmaları, tutkuları ve önyargılarıyla yüklü insanı silmeleri zorunludur. Dış ve iç dünyanın şeytanlarına karşı direnmenin başka yolu yoktur.

Bunun adı da ‘öznel/bireysel yansızlık’ ya da ‘kişisellikten arınmışlık ilkesi’dir. Bu sayede ‘bilimde evrensellik ilkesi’, hukukta adalet terazisindeki tartının değişmezliği ve ‘yasa herkes için eşit uygulanır ilkesi’ yaşama geçirilmiş olur.

Bilim adamı ve yargıcı kucaklayan bir örnek vermek istiyorum.

Saburo İenega bir bilim adamı, Japon tarihçisidir. ‘Japon Tarihi’ adlı yapıtında Japon ordusunun Çin’de, Singapur’da 2. Dünya Savaşı’nda kimyasal silah kullanarak suç işlediğini yazmış, yönetim kitabın okullarda okutulmasını yasaklamıştır. Ancak Japon Yüksek Mahkemesi, bilimsel/tarihsel gerçeklerin yasaklanamayacağına karar vererek yönetimin işlemini iptal etmiştir.

Burada Japon tarihçi hiç kuşkusuz, çok sevdiği ulusuna ve ülkesinin yararlarına karşın, gerçek bilgiyi yansıtmaktan vazgeçmemiştir. Japon Yüksek Mahkemesi yargıçları da öyle. Onlar da elbette ülkeleri, ulusları üzerine titremektedirler. Ancak, onların görevi, ülkelerini/uluslarını kurtarmak değil; hukuku kurtarmaktır. Bu nedenlerle nesnel mantıkla hukuka göre karar vermişlerdir.

Görülüyor ki bilim adamı için de, yargıç için dedüşünsel, etik, toplumsal ve mesleksel boyutuyla yansızlık/nesnellik ilkesi vazgeçilmez bir değerdir.

Eğer bu değerler göz ardı edilirlerse, o ülkede bilim de, hukuk da sıkı düzen ideolojilere kurban edilmiş, bilimsel gerçekler ve doğru hukuk toplumdan gizlenmiş; son çözümlemede halk sahte ve ikiyüzlü bir düzenin kucağına teslim edilmiş olur.
Entrepreneur - avatarı
Entrepreneur
Ziyaretçi
20 Kasım 2012       Mesaj #3
Entrepreneur - avatarı
Ziyaretçi
Bu soru daha önce burada sorulmuş ve sayfa sayfa cevaplanmış ancak nedendir ki anlamayanlar fazlalıkta.
Nesnel: Herkesçe doğru olandır.
Öznel: Kişiye göre doğru olandır.

Mesela
"Türkiye 4 mevsimi yaşayan bir ülkedir." Bu yargı nesneldir, çünkü doğruluğu herkesçe kanıtlanabilir. Mutlak doğrudur.

"Matematik öğretmenini herkes seviyor." demek öznel bir yargıdır. Senin görüşündür. Herkesçe doğru değildir.
Çünkü sen seviyor olabilirsin, herkesin sevdiğini düşünebilirsin, ama elbet bir sevmeyenler tayfası vardır.

"Matematik dersi çok kolay." dersin, bu da öznel bir yargıdır. Çünkü herkese kolay gelmeyebilir.
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
30 Aralık 2015       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM
NESNELLİK a.
1. Yargılarına kişisel tercihlerini katmayan bir kimsenin, bir topluluğun, onun düşüncesinin niteliği, tarafsızlık: Sizin nesnelliğinizden hiçbir biçimde kuşkuya düşmedik.
2. Gerçeğe uygun olan, olayları doğrulukla betimleyen şeyin niteliği: Açıklamaları büyük bir nesnellik taşıyor.

—Fels. Nesnel olan bir şeyin ayırtedici özelliği. (Bk. ansikl. böl.)

—Huk. Hukuksal nesnellik, hukuksal zorunluluğun kişilerin iradelerine değil, onlardan bağımsız bir kurala dayanması ilkesi.

—ANSİKL. Descartes felsefesinde, nesnellik kavramı anlığın etkinliğine yaklaşır. Hegel nesnelliği (alm. Objektivitat) daha kesin ve belirgin bir biçimde tanımladı. Ona göre "salt nesnel” denen şey, dünyanın özneye yabancı bir gerçeklik olduğuna ve özne dışında kendiliğinden var olduğuna ilişkin ortak yanılsamaya dayanır. Gerçekte, “nesnellik, kavramın, soyutlanmasını ve dolayımını ortadan kaldırıp kendisini belirlerken göz önünde tuttuğu dolayım- sızlıktan başka şey değildir".
Günümüzde, nesnellik sanının ve öznelliğin karşıtıdır. Nesnellik, bilimsel söylemin özgül yanıdır. "Gerçekte bilimsel nesnellik, ancak ilk seçimin çekiciliği bir yana atıldığı, ilk gözlemden doğan düşünceler engellendiği ve çürütüldüğü zaman ortaya çıkabilir Gerektiği gibi doğrulanmış her nesnellik, nesneyle kurulan ilk ilişkinin yanlışlığını göz önüne serer" (G. Bachelard, Psychanalyse du teu [Ateşin psikanalizi], 1).

Kaynak: Büyük Larousse
Pcderen - avatarı
Pcderen
Kayıtlı Üye
28 Mart 2020       Mesaj #5
Pcderen - avatarı
Kayıtlı Üye
Nesnel; öznel, kişiye özgü olmayan, tamamen kanıtlanabilir yargılardır. Hiçbir zaman nesnel yargılara kişi kendi düşüncesini katmaz. Eğer katarsa nesnel değil, öznel bir yargı besler.

Benzer Konular

5 Aralık 2012 / Misafir Soru-Cevap
21 Eylül 2013 / Misafir Cevaplanmış