Arama

Fizik Paradoksları

Güncelleme: 2 Hafta Önce Gösterim: 4.381 Cevap: 4
kompetankedi - avatarı
kompetankedi
VIP Bir Dünyalı
22 Şubat 2007       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
VIP Bir Dünyalı

Fizik Paradoksları:

Ad:  paradoks.JPG
Gösterim: 13
Boyut:  32.0 KB

Olbers Paradoksu


Sponsorlu Bağlantılar
Bu paradoks, biraz da Astronomi ile ilgili.

Olbers, araştırmaları neticesinde, şu fikirlere vardı:
a) Kâinatın (uzayın), başlangıcı ve sonu yoktur.
b) Kâinatın bir sınırı yoktur.
c) Kâinattaki yıldızlar, düzenli bir şekilde dağılmıştır.
d) Kâinatın büyüklüğü sabittir.
e) Diğer yıldızlardan gelen ışığı engelleyici bir faktör yoktur.

Bütün bunlara dayanarak, Olbers'e göre gece gökyüzünün çok parlak olması gerekir. Çünkü sonsuz adet ışık kaynağı yani yıldız mevcuttur. Gece, karanlık olduğuna göre yanlış olan birşeyler var. Yapılan araştırmalar, kâinatın bir başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Kâinatın saniyede 60 bin km. hızla genişlediği de ilmî bir gerçektir. Yıldızlardan gelen ışığı engelleyen bir faktör mevcut olsa idi, bu faktörün ısınması ve daha sonra da ışık kaynağına dönüşmesi gerekirdi.

O halde gökyüzü gece parlak değilse bunun birkaç sebebi vardır:
a) Kâinatın mutlaka bir başlangıcı vardır.
b) Kâinatın büyüklüğü sabit değildir. Yani genişliyor.
c) Yıldız sayısı sınırlıdır.
d) Yıldızlar kâinatta düzenli olarak dağılmamıştır.

Aristodan:
Kabul edelim ki eşit ağırlıkta ve özellikte iki cismi belli bir yükseklikten attığımızda ikisi de aynı zamanda yere düşer. Şimdi bu iki cismi birbirine bağlayıp tekrar atalım. Aristo'ya göre bu cisimler daha hızlı düşmelidir. Çünkü artık ağırlıkların iki katı olan tek bir nesne olmuşlardır. Ya da olayı bir de şöyle düşünelim:
Ağırlıkları A ve a olan iki cisim düşünelim. Aristo'ya göre daha ağır olan A, daha hızlı düşer. Hızlarına da B ve b diyelim. Bu iki cismi birbirine bağladığımızda, A, a'yı kendine yani aşağı doğru çekecek; a da A'yı yukarı doğru çekecektir. Bu cisimler, yere B ve b arasında bir hızla yere düşmelidir. Ama Aristo der ki:

-" Cisimleri birbirine bağladığımızda ağır olandan daha ağır bir cisim elde etmiş oluruz. O halde A'dan daha hızlı düşmeliler."

Amperler:
Üç fazlı dağıtımda, 2 amper ile 2 amper, dört amper etmez. Yani üçgen bağlama motorda:
2 amp + 2 amp = 3.4641 amp olur.

İkizler:
Fizikte en önemli paradokslardan biride ikizler paradoksudur.

Buna göre ikiz olan kardeşlerden biri ışık hızı ile uzaya fırlatılsa ve 50 sene sonra Dünya'ya tekrar gelse Dünya'da kalan ikizin yaşı "x+50", uzaydan gelenin yaşı ise "x+50>gelen" olacaktır. Yani biri yaşlı biri genç ama bir çok bilim çevresi zamanda böyle bir yolculuğun ışık hızına dahi çıkılsa mümkün olmayacağını iddia eder. Çünkü eğer böyle olsa idi ışık sürekli geçmişe yol alır. Evrende sürekli yer değiştirmeyen ışık bütün evreni aydınlatırdı.Fakat atmosferimize çarpan mezonların 1sn lık anı, 10 dk gibi geçirdikleri ıspatlanmıştır"
Son düzenleyen Safi; 2 Hafta Önce 22:56
sedat sencan - avatarı
sedat sencan
VIP VIP Üye
10 Mayıs 2007       Mesaj #2
sedat sencan - avatarı
VIP VIP Üye

SONSUZLUK


Günlük konuşmamızda kullandığımız niceliksel (sayısal) ifadeler 'sonlu' özellik taşır.
Sponsorlu Bağlantılar
Kazandığımız ve harcadığımız para,sahip olduğumuz nesneler,karşılaştığımız insanlar.
Bütün bunların hepsi sayılabilecek durumdadırlar,sonsuz değillerdir.
Sonsuz parası,sonsuz arabası olan birisi söz konusu değildir.
Konumuzu dünyanın tümünü kapsayacak şekilde genişletelim.
Dünya üzerindeki insan, hayvan,bitki sayısı gibi cansız nesnelerinin sayısı da sınırlıdır.Yani sonsuz değildir.
Ancak uzaya açılınca durum değişir.
Evren sonsuz mudur?
Dünyadaki nesneleri sınırlı ve sayılabilir olarak kavrayan beynimiz,sonsuzluk terimini algılamada zorluk çeker.
Çevremiz veya mekanımız hacım olarak bir sınıra sahiptir.
İnsanların bahçeleri,arazileri,ülkelerin toprakları,kıtalar ve nihayet yerkürenin kendisi mekan olarak sınırlıdır.
Bütün bunları ölçmek mümkündür.Söz konusu bu ölçüm uzayda olamaz.
Evrenin sınırının olmayışı veya sonsuzluğu ileri sürülünce aklımıza 'nereye kadar?' sorusu gelir.
İ.Asimov’un bir açıklaması vardır:
Diyelim ki evrenin sınırına ulaştık. Olmaz ama, sınırın ötesine adım attık.
Kendimizle birlikte evreni de genişletmiş oluruz.Attığımız her adımla bu genişleme devam eder ve sonu gelmez.
Bu konuda İ.Asimov’un diğer bir örneği de şöyledir:
Amerika kıtasının tam ortasında akıllı bir karınca olduğunu varsayalım.
Elinde çok nitelikli bir dürbün olsun.
Bu dürbünle etrafına bakınca, sonu gelmeyen toprak ve arazi görecektir.
Görebildiği sınırın ötesinde de bu arazinin devam edeceğini anlayacaktır.
''Bu arazi nereye kadar gidiyor?''diye merak edecektir.
Karınca, okyanusun varlığını bilmediği için şöyle bir tahminde bulunacaktır:
''Eğer bu arazinin sonunda başka bir şey varsa doğallıkla araziden başka bir şeydir.
Biz de kendi evrenimiz için aynı fikirdeyiz.
Eğer evrenin bir sınırı varsa,bu sınırın ötesinde olan şey,başka bir şeydir.
Dolayısı ile bizim için anlamsızdır ve tartışılması gereksizdir.
Bunlar İ.Asimov’un düşünceleri.
Mekan olarak düşündüğümüz bu sonsuzluk kavramını zaman açısından ayrı tutamayız.
Zaman, evren içinde elimizde tutabileceğimiz, gözümüzle görebileceğimiz bir nesne değildir.
Ama her olayı anlatırken mutlaka zamanını belirtiriz.
Zaman nasıl başladı? Zamanın sonu nedir?
Bunun cevabı da mekanın sonsuzluğu gibidir.
Ama burada zamanın başlangıcı olarak Big Bang kabul edilir.
Big Bang’den önceki zaman anlamsız bir kavram olarak kabul ediliyor.
Peki zamanın sonu gibi bir konuyu tartışabilir miyiz?
Bir son kabul edersek,o sondan sonrası nedir?
Buna verilecek en mantıklı cevap ‘sonsuzluk’ mudur?
Veya evrenin son bulmasından sonraki zamanı düşünmek te anlamsız mıdır?
Son düzenleyen Safi; 2 Hafta Önce 12:43
sedat sencan - avatarı
sedat sencan
VIP VIP Üye
5 Mayıs 2008       Mesaj #3
sedat sencan - avatarı
VIP VIP Üye

Kelime,anlamlı söz veya sözcüktür.


Kavram,bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır.Felsefede de nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım olarak kullanılır.

Bazı olguları kelime anlamı ile algılamak zordur.Onların kavram olarak ele alınması gerekir.

Sonsuzluk ta böyledir.Sözcük anlamı ile düşünürsek,sonu olmayan,sonu gelmeyen gibi açıklamalar yaparız,ama bu olguyu yeterince kavrayamayız. Zihnimizde canlandırabilmek için kavram özelliğine başvurmalıyız.
*
Evrenin sonsuz olup olmadığını tartışmayacağım.Sadece sonsuzluktan ne anlamamız gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

Bazı maymun türlerine bazı hareketleri öğretmek mümkündür.Bir maymuna klavyedeki tuşlara parmakları ile basmasını öğretelim.Elbette o,bu işi rastgele yapacaktır.Zaten benim istediğim de o.Vereceğimiz bir uyarı ile sürekli klavye tuşlarına dokunacak.

Bu maymun sayısını çoğaltalım.Yani önündeki klavyenin tuşlarına rastgele basan maymun sayısı giderek artsın.Ve sonsuz sayıya ulaşsın.

Henüz sonsuzun kelime anlamındayız.
*
Bu sayıdaki maymunun nereye sığacağı sorusunun cevabı,sonsuz mekan içinde oluşudur.Zaman olarak ta bir sınırın olmaması gerekiyor.Ama bu işe,diyelim ki iki milyar yıl önce başlanmış olması bize zaman olarak bir kısıtlama getirmiş olmaz.Zira önümüzdeki zaman süresi gene sonsuzdur.

Halen sonsuzun kelime anlamındayız.
*
Artık şu soruyu sorabiliriz:

Sonsuz sayıdaki maymun,sonsuz zaman içinde,önlerindeki klavye tuşlarına rastgele basarak,kaç tane anlamlı yazı,örneğin kaç tane Hamlet eseri ortaya çıkarabilirler?

Yıllar önce duyduğum bu örneğin cevabı çok ilginç:Sonsuz sayıda.
İşte bu cevapla,sonsuzun kavramsal olarak algısına varabiliriz.
Son düzenleyen Safi; 2 Hafta Önce 12:43
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
6 Ağustos 2018       Mesaj #4
Avatarı yok
Yasaklı

Olbers Paradoksu!


Olbers Paradoksu, kozmolojide gece gökyüzünün neden karanlık olduğu sorusuyla ilgilenen bir paradokstur. Söz konusu paradoksa göre evren sonsuz ve tekdüze aydınlık yıldızlarla doldurulmuşsa, o zaman her görüş açısı bir yıldızın yüzeyinde sonlanmalıdır. Bu nedenle gözlemin aksine, bu argüman gece gökyüzünün her yerde parlak olması gerektiğini ve yıldızlar arasında karanlık alanlar olmadığını ima eder.

Ad:  esh_29455.jpg
Gösterim: 78
Boyut:  7.8 KB
Sonsuz statik bir evren varsayımıyla gece gökyüzüne bakan herhangi bir gözlemci, gökyüzündeki her noktayı bir yıldız kadar parlak görmek zorundadır. Ama gerçekte böyle değildir. Olbers bu paradoksal durumun, sonsuz statik bir evren varsayımından kaynaklandığını, bu varsayımın hatalı bir varsayım olduğunu ileri sürmüştür.

Kaynak: AnaBritannica
Fulmen - avatarı
Fulmen
Kayıtlı Üye
2 Hafta Önce       Mesaj #5
Fulmen - avatarı
Kayıtlı Üye
İkizler paradoksunda, olayı paradoks yapan şey şudur; Eğer bir ikiz uzaya IŞIK HIZINA YAKIN (bakın ışık hızı değil)ve sabit hızla (bunlar olması gerek durumlar) yollanırsa, diğer dünyada kalan ikize göre zaman daha yavaş akar. Evet bu kısmı herkes biliyor ama paradoksun olduğu durum şu eğer ben uzay gemisini referans alırsam dünyada uzay gemisine göre relatif bir şekilde ışık hızı ile uzaklaşmış olacak yani bu sefer uzay gemisine göre Dünya'da yaşam daha yavaş olacak. İşte paradoks olan şey bu hangisi daha genç hangisi daha yaşlı senin referansına göre değişebilir. Şimdi gelelim her zaman konuşulan ama paradoksluk olmayan kısmına : sen uzay gemisinin Dünya ya geri döndüğünü söylersen, oratada paradoks kalmıyor çünkü sabit hızla hareket eden birşey kalmıyor. Buda uzay gemisindeki ikizin doğal olarak genç kalmasını sağlıyor.
Ad:  ikiz.JPG
Gösterim: 37
Boyut:  70.8 KB
Belki biraz karşık yazdım ama burada bahsettiğim durum Newtonun eylemsizlik yasasına karşılık geliyor. SABİT hızla hareket eden ve durağan durumda cisimler aynı kuvvete maruz kalırlar çünkü üzerlerindeki toplam net kuvvet sıfırdır.

Bununla ilgili Arthur Beiser'ın Modern Fiziğin Kavramları kitabını incelerseniz daha detaydı bilgiler edinebilirsiniz.
Son düzenleyen Safi; 2 Hafta Önce 23:18
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

16 Eylül 2013 / Pollyanna Meslekler
22 Ekim 2008 / ressam91 Fizik
9 Eylül 2008 / GÜLGECELER Fizik
30 Ocak 2008 / Misafir Felsefe
29 Ağustos 2012 / Annabeth X-Sözlük