Arama

Ombudsman ve Ombudsmanlık

Güncelleme: 27 Ocak 2013 Gösterim: 3.267 Cevap: 3
SaKLI - avatarı
SaKLI
VIP VIP Üye
28 Kasım 2012       Mesaj #1
SaKLI - avatarı
VIP VIP Üye
Ombudsman

Sponsorlu Bağlantılar
Tanımı:
“Concise Oxford” sözlüğünde Ombudsman: “Kamu kurumlarının haksız uygulamalarına karşı vatandaşları korumak, onların haklarını aramak için atanan memur” şeklinde tanımlanmaktadır.


Her ülkenin kendine özgü farklı yapılanması bulunmaktadır. Her ülke bu kurumu kendi sistemine uyarlamıştır. Bu nedenle de; Ombudsmanlığı birçok değişik şekilde tanımlamak mümkün olabilmektedir. İsveççe olan Ombudsman kelimesi; vekalet verilen (Bevollmachtigter) olarak tercüme edilebilir. Ombudsmanlık için Türkiye’de Kamu Denetçiliği sözcükleri kullanılmaktadır, bunun yanında Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Sacit ADALI Ombudsmanlığı “Bilgelik Müessesesi” olarak tanımlamaktadır.

İşlevi:
Ombudsman gibi, inceleme gücü yüksek bir denetçinin varlığı idarenin kendine çeki düzen vermesini ve daha titiz olmasını sağlayacaktır (koruyucu işlev).

Ombudsman incelemeye aldığı olaylarda çözümleyici sonuçlar doğacaktır (düzeltici işlev). Gerek idare ile kurduğu uyarı ilişkisi gerekse parlamento ile kurduğu rapor etme ilişkisi yoluyla da bunu sağlayabilecektir.
Ombudsman son olarak, çalışmaları ile ve raporlarında sunduğu saptama ve öneriler ile idarenin yasal davranması ile ilgili motivasyonu sağlayacaktır (yol gösterici işlev).

Görevleri:

Ombudsmanın görevi kamu otoriteleri ile bireyler arasındaki ilişkiler nedeniyle ortaya çıkan sorunlarla ilgilenmektir. Ombudsman, kamu yönetimine karşı bireylerin şikayetlerini kabul etmekte ve ortaya çıkan sorunlara bir çözüm getirme çabasına girişmektedir. Kamu otoriteleri hep birlikte yada seçenekli olarak, (Devlet, yerel yönetimler ve bağımsız kamu yönetim ve müesseseleri) Ombudsmanın görev alanına girmektedir.


Hak ve özgürlüklerin koruyuculuğu görevini üstlenen Ombudsmanlar, kendilerine aracısız olarak ulaşan şikayetler üzerine yada kendi inisiyatifleri ile harekete geçmekte ve yönetim tarafından uygulanan kanunların kötüye kullanılmasında yada temel hakların korunması dahil, gerekli bütün hallerde soruşturma görevini yerine getirmektedirler.Hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla, yönetsel işlemlerin Ombudsmanlar tarafından denetimi, kötü yönetim nedeniyle haksızlığa uğrayan bireylerin şikayeti üzerine yapılan denetimden çok daha kapsamlı bir denetim olmaktadır.

Ombudsmanlar hak ve özgürlüklerin savunucusu olarak görüldükleri ülkelerde sadece kötü yönetim olarak adlandırılabilecek olaylarla kendilerini sınırlandırmazlar. Yapılan haksızlıkların nedenlerini bulmak için sistematik araştırmalara girişir ve böylece mevcut yönetimi iyileştirmek amacıyla önerilerde de bulunurlar. Bu açılardan Ombudsmanlar “tamamlayıcı misyon” eda ederler.

Tarihçesi:
Ombudsmanlık Osmanlıda ortaya çıkmış ve daha sonra öncelkle İskandinavya ülkeleri olmak üzere bütün Dünya ülkelerinde görülen bir sistem olarak karşımıza çıkar. Osmanlıdaki Ombudsmanlık kurumu ise Ahilik kurumundan esinlenerek hayata geçirilmiştir.


Ombudsmanlık müessesesi Osmanlıdan şu şekilde iktibas edilmiştir:
İsveç Kralı XII. Şarl 1709 yılında Ruslarla yaptığı savaşta yenilmesinde sonra 1709-1714 yılları arasında sığındığı Osmanlı topraklarında yaşamak durumunda kalmıştır. İsveç Kralı XII. Şarl (Demirbaş Şarl), bu sistemi Osmanlı devlet idaresinde, Kazasker kurumunda görmüştür. Şarl, ülkesinden uzakken, ülke idaresini ve yargısının kanunlara uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini, kendi adına denetleyecek bir kişiyi kendi gözü ve kulağı ( Hogste Ombudsman) olması için “yüksek vali” olarak atamıştır.

Kral XII. Şarl, ülkesine dönünce, atadığı yüksek vali halkının kendi yokluğundaki şikayetleri ve istekleri konusunda neler yapıldığını içeren bir faaliyet raporu verir. Bu durumu beğenen kral, bu kişinin faaliyet göstermesi ile ülkeyi daha adil yönetebileceğini ve halkın da bu durumdan memnun kalacağını düşündüğü için uygulamayı kurumsallaştırma yönünde karar verir ve bu yönde girişimlere başlar.

Osmanlı idari sisteminde yer alan Baş Kadı’nın (Kazasker) görevi, tüm hükümet görevlileri tarafından, insanların gerek birbirleri ile olan ilişkilerinde ve gerekse de devlet ile olan ilişkilerinde İslam Hukukunun uygulanabilmesini sağlamaktı. Kazasker, bu şekilde, insanların haklarının adaletsizliğe uğramasını ve kamu görevlilerinin güçlerini kötüye kullanmalarını önleyici bir fonksiyona sahipti.

Kral XII. Şarl’ın girişimleri sonunda İsveç’te uygulanan Ombudsmanlık 1809’da İsveç Anayasasına girmiş bir denetim sistemidir. Bu nedenle, pek çok kimse tarafından Ombudsmanın başlangıç tarihi olarak, anayasada ifadesini bulduğu tarih olan 1809 yılı esas alınmaktadır. Ancak çok uzun bir süre dikkat çekmemiş ve İsveç sınırları içinde kalmıştır. Bu kurum öncelikle İskandinav ülkelerinde uygulanmaya başlanmış ve ardından da tüm dünyaya yayılmıştır. 20. yüzyılın başında ilk olarak Finlandiya’da uygulanmıştır. Hukuk devletinin güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin bir elemanı olarak görülen bu kurum 20. Yüzyılın ikinci yarısında, gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de büyük bir hızla yayılmıştır. 1954’te Danimarka’da, 1957’de Batı Almanya’da, 1959’da Norveç’te Ombudsmanlık sistemi işlemeye başlamıştır. 1962’de Yeni Zelanda, 1967’de Birleşik Krallık, 1971’de İsrail, 1976’da Portekiz, 1981’de Hollanda ve İspanya bu sistemi ülkelerinde kendi bünyelerine uyarlamak sureti ile çeşitli şekillerde ve farklı isimler ile uygulamaya başlamışlardır. Etkili bir denetim mekanizmasının olduğu ülkelerde Ombudsmana ihtiyaç bulunmadığı fikrinin hakim olduğu Fransa’da dahi 1973 yılında Ombudsmanlık müessesi kurulmuştur.

Ombudsmanlığın Sağlayacağı Katkılar
Bu kurum ile;
- Pozitif hukukun vatandaşlara tanıdığı hakların yaşama geçirilmesi,
- İdareyle vatandaş arasındaki sürtüşmelerin azaltılması,
- Kamu yönetiminin iyileştirilmesi,- İdari yargı yükünün hafifletilmesi,
- Katılımcı demokrasi idealinin gerçekleştirilmesiamaçlanır.
Ayrıca, Ombudsman kurumu, yönetsel reformları desteklemekte yeni bir adım olabilir. Örneğin; Avusturya Ombudsmanı 8 yılda tasarıların yada yönetsel sistemin değiştirilmesi için yüz elliden çok öneride bulunmuş ve bunların yarıdan çoğu gerçekleşmiştir.

Türkiye’de Kurulma Çalışmaları
Dünyanın birçok ülkesine hızla yaygınlaşan bu kurumun Türkiye’de de kurulması birihtiyaç haline gelmiştir. Ülkemizde, idarenin eylem ve işlemlerine yönelik olarak idari davalarda görülen artış ve yargı organlarının geç karar vermesi, bireylerin haklarını koruma açısından mağdur duruma düşürdüğü gibi, hukuk devleti anlayışını da olumsuz etkilemektedir.

Birçok ülkede uygulanan Ombudsman kurumunda önemli olan nokta, her ülkenin Ombudsmanlığı kendi sosyal ve politik yapısına, hukuksal sistemine, kültürel ve demografik özelliklerine uyarlayarak çeşitli modifikasyonlarla ve değişikliklerle uygulanabilir hale getirebilmesidir. Diğer bir deyişle, Ombudsman kopya edilmemeli fakat ülke şartlarına uygun bir şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

Ombudsman konusunda Türkiye’de ilk inceleme yapan yazar Prof. Dr. Yılmaz Altuğ olmuştur. 1968 yılında yayımlanan bir makalesinde İsveç, Norveç, Yeni Zelanda, İngiltere Ombudsmanlık müesseseleri hakkında çok genel bilgi vermekte, müessesenin demokrasinin tamamıyla yerleşmiş olduğu, kültür seviyesi yüksek İskandinav ülkelerinde başarıyla işlediğini vurgulamaktadır.

Ülkemizde Ombudsmanlık kurumunun oluşturulabilmesi yönünde önemli bir adım “Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı” ile atılmıştır. Söz konusu planda, bir Kamu Denetleyicisi (Ombudsman) sisteminin Türkiye’de kurulmasının önemi vurgulanmıştır. Ombudsman kurumunun ülkemizde de kurulmasını öngören Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, Türkçe karşılık olarak “Kamu Denetçisi” terimi tercih edilmiştir.

Oluşturulan bir komisyon tarafından çeşitli ülkelerin Ombudsman mevzuatı derlenmiş, sadece teorik bir incelemeyle de yetinilmeyip çeşitli ülkelerin Ombudsmanları Türkiye’ye davet edilmişdir. Kendileriyle yapılan görüşmelerde hem ülkelerindeki Ombudsman kurumunun işleyişi hakkında bilgi alınmış, hem de Türkiye için düşünülen Ombudsman kurumu ile ilgili görüş alış verişinde bulunulmuştur.

Öte yandan, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında, kamu yönetimi-vatandaşilişkilerinde karşılaşılan uyuşmazlıkların etkin ve hızlı bir şekilde çözümü amacıyla,halkın şikayetleriyle ilgili konularda, yönetimi denetleyen ama yönetime bağlıolmayan bir Kamu Denetçisi (Ombudsman) sistemi kurulması öngörülmüştür. Nihayet, Adalet Bakanlığı bünyesinde başlatılan çalışmaların neticesi olarakhazırlanan Kamu Denetçiliği Yasa Taslağı’nın “Genel Gerekçe” kısmında, “yönetim-bireyilişkilerinde karşılaşılan uyuşmazlıkların etkin ve hızlı bir şekilde çözümü amacıyla yargının katı işleyiş kurallarına bağlı oluşu ve zaman alıcı işlemesi gerçeği karşısında, yönetimi yargı dışında denetleyen ama yönetime de bağlı olmayan bir denetim sistemi ihtiyacı sonucunda ortaya çıkan ve halkın şikayetleri ile ilgilenen bir kamu denetçiliği siteminin Türkiye’de de kurulması gereği” vurgulanmıştır. TBMM Başkanlığına sevkedilen kanun tasarısına ilişkin olarak 2006 yılı içerisinde Avrupa Birliğine Uyum Komisyonu’nun da görüşleri çerçevesinde, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığında kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleri temsilcilerinin de katılımı ile tasarı son şeklini almıştır. Tasarı genel kurul görüşmelerinin ardından kabul edilmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER ve ana muhalefet partisi üyelerinden oluşan 123 millet vekili Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin “kamu denetçiliği yasasını” iptal etmesiyle 2006 yılında kamu denetçiliği kurma çabaları sona ermiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, ‘kamu denetçiliği kurumunun anayasal bir dayanağı olmadığı’ gerekçesine dayanmaktadır. Yani bu kurumun kurulabilmesi için Anayasa’da yer alması gerekmektedir. 30.03.2010 tarihinde TBMM’ye sunulan Anayasa değişikliği taslağının 9. maddesinde kamu denetçiliği kurumu kurulmasına ilişkin karar yer almaktadır.

Anayasa değişikliği tasarısının yürürlüğe girmesi halinde Anayasal bir sorunla karşılaşılmadan kamu denetçiliği kurumu kurulacaktır. Böylece; yargı yükü hafifleyecek, yargı işleyişi hızlanacak ve vatandaşımızın birçok problemi pratik ve güvenilir bir yolla çözüme kavuşacaktır.



BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
..
Efulim - avatarı
Efulim
VIP VIP Üye
28 Kasım 2012       Mesaj #2
Efulim - avatarı
VIP VIP Üye
Ombudsman
MsXLabs.Org & Vikipedi, Özgür ansiklopedi
Sponsorlu Bağlantılar

Ombudsman, şikayetleri ve bir takım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf için de tatmin edici çözümler bulan kişidir.

Kelime kökeni

Kelime kökeni açısından İsveççe'de “aracı” anlamına gelen ‘ombuds’ ve “kişi” anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur ve aracı kişi anlamına gelmektedir.
Ombudsman kelimesi İsveççe'de genellikle delege, avukat, vekil veya bir diğer kişi veya kişiler tarafından o kişi veya kişiler adına hareket etmeye ve onların haklarını korumaya yetkili kılınmış kimseyi ifade etmek için kullanılır.
Kurumsal olarak Ombudsman terimi, Parlamento tarafından halkın şikayetlerini dinleyip, çözümlere ulaştırmak üzere seçilmiş kimse veya kimseleri simgelemektedir.
Ombudsman’ın Türkçe karşılığı için kamu denetçisi, arabulucu, kamu hakemi, medeni hakların savunucusu, parlamento komiseri gibi tanımlamalar teklif edilmiştir. Sonuç olarak, Ombudsman kamu hizmetlerinin yürütülüşündeki adaletsizlikler hakkında, konudan etkilenenlerden şikayetleri almak, bu konularda araştırmalar yapmak ve sorunları çözmekle görevlendirilmiş, bağımsız bir kamu otoritesidir.
Ancak; Türk Dil Kurumu (TDK) e-posta aracılığı ile kullanıcılarına gönderdiği bilgide bu sözcüğü şu ifadelerle açıklamıştır: ombudsman : İngilizce kökenli bu söz hukukta “ Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.” anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için kamu denetçisi karşılığı önerilmiştir. .

Gazetecilikte ombudsmanlık

Gazetecilikte ombudsman, halk temsilcisi, halkın sözcüsü ve koruyucusu demektir. Yayın yoluyla haksızlığa uğrayanları temsil eder. Birçoğunun, gazetelerinde köşesi vardır. 1967'de ABD'de ilk defa uygulamaya başlamıştır. Ombudsman, tarafsız ve bağımsızdır. ABD ve Avrupa'da yayın organları kendi ombudsmanını seçer.
Türkiye'de okur temsilcisi karşılığında ombudsmanlığı Emre Kongar Hürriyet'te ve Seyfettin Turhan HHA'da başlatmışlardır. Milliyet'te Yavuz Baydar 1999'da okur temsilcisi olmuş, beş yıl bu görevi surdürmüştür. Halen Milliyet, Sabah gazetelerinde uygulanmaktadır. Zaman zaman ombudsman ile yazı işleri yönetimi arasında anlaşmazlık çıkmaktadır. Süleyman Demirel bir dönem ombudsman olarak düşünülmüştür.

Kamu Yönetiminde Ombudsmanlık

Bireyle devlet organları arasında çıkan anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapan bağımsız bir kurumdur. Bu faktörleri ele aldığımızda ombudsmanlık yargı organlarının anayasa ile düzenlenmesinin 5 yönteminden bir tanesini oluşturmaktadır. Bu yöntemler devlet erkinin elinde bulunan sistematik düşünce bilincinin, krematistik ontolojisini epistemolojisinden ayıran önemli hukuk faktördür. Kamuda ombudsman olmak için siyasal alanda bilincin yüksek faktörlerde oluşması ve devlet erkinin nasıl oluştuğunu bilmek önemlidir.
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Hamzahunkar - avatarı
Hamzahunkar
Ziyaretçi
26 Ocak 2013       Mesaj #3
Hamzahunkar - avatarı
Ziyaretçi
Memurların davranışları vatandaşlık bağlarını temelden etkiliyor. Vatandaşa iyi davranan memurlar devlet millet kaynaşmasını pekiştirirken, memurların kötü davranışları bölücü/yıkıcı akımlara malzeme oluyor. Bunu kişi vicdanına bırakmadan denetlemek ve bir hızlı çözüm makamı oluşturmak lazım.

----------

Birçok terör örgütü ,memurların (öğretmen, polis, asker, doktor, vergi memuru vs) hatalı tavırlarını propaganda unsuru olarak kullanıyor. Özellikle yanlış yapanı şikayet edeceğiniz bir makam olmayınca insan rencide oluyor ve yabancılaşıyor. Mahkeme öncesi sadece bir dilekçe ile müracaat edebileceğimiz ombudsmanlar istiyoruz.

----------

Amirlerine şikayet edebiliriz belki ama meslek dayanışması tabii bir şey, çok anormal görmemek lazım. Bağımsız ve ahlaki değerleri temayüz etmiş (kadılar ve aksakallar tarihte bu görevi yapmışlar) ombudsmanlar sayesinde vatandaşlık bağları güçlendirecektir. Aslında terörün en etkili çözüm yollarından biri de budur.

----------

Memur dahi olsanız rencide olduğunuz memur davranışı hiç olmadı mı? Ne hissettiniz ve ne yapabildiniz?
Hamzahunkar - avatarı
Hamzahunkar
Ziyaretçi
27 Ocak 2013       Mesaj #4
Hamzahunkar - avatarı
Ziyaretçi
Özellikle kötü memur davranışlarını konuşalım istiyorum. Çünkü her yaştan memurların yaptıklarının neye mal olduğunu bilmeleri gerekli. Mesela; Türkçe bilmediği için yaşlı kadın hastasına bakmayan doktorun bu haraketi kaç Kürt gencini bölücü örgüte sempati duymaya itmiştir?

----------

Memurların mesleklerinden kaynaklanan tavır bozukluklarına dikkat etmeleri gerekli diye düşünüyorum. Birkaç örnek vermek gerekirse;
1. Öğretmenler ve imamlar: Hitap ettikler kitle hiç konuşmadan kendilerini dinlediği için iş dışında da her yerde her kese istediklerini söyleyebileceklerlne inanmamaya başlıyorlar ve bu bazen kırıcı konuşmalarına sebep olabiliyor.
2. Polisler: Sürekli toplumun suçlu kesimi ile uğraştıkları için her insanı suçlu gibi algılamaya başlayabiliyorlar. Bu da gereksiz güç veya küçültücü ifadeler kullanmalarına ve vatandaşları kırmalarına yol açabiliyor.
3. Doktorlar: Hastalıklara karşı mücadelede esas unsurun önleyici hekimlik olduğunu bildikleri için hastaları suçlu olarak algılayabiliyor ve özellikle gelir seviyesi düşük olan insanlara karşı küçümseyici tavırlar sergileyebiliyorlar.
Daha bu listeye askerleri ve hakim/savcıları da ekleyebiliriz. Genel geçer olan kural şu ki memurun her tavrı vatandaşı ve vatandaşlık bağını çok ciddi etkiliyor.