Arama

Kağıt Nedir? Kağıdın Yapımı ve Kullanım Alanları - Sayfa 2

Güncelleme: 29 Temmuz 2017 Gösterim: 35.888 Cevap: 10
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
23 Temmuz 2017       Mesaj #11
Safi - avatarı
SMD MiSiM
KAĞIT
insanlar düşüncelerini yazmak için taş, kil tabletler, ağaç levhalar, papirüs ruloları (Mısır, İ.Ö. 3000), parşömen (Bergama, İ.Ö. 3000'e doğr.) ya da tirşe (koyun ya da buzağı derisi) yaprakları gibi gereçler kullandı. İ.S. 105 yılında çinli Tarım bakanı Tsai Lun dut ağacı, bambu, rami liflerini suda döverek keçeleştirmeyi düşündü. Böylece doğan kâğıdın üretim sırları Uzakdoğu'da 600 yıl boyunca büyük bir titizlikle gizli tutuldu. 751 'de Araplar kâğıtçılığı bilen çinli askerleri esir alarak önce Semerkand'da, sonra Bağdat ve Şam'da kâğıt üretimine başladılar. Arap fetihleriyle birlikte kâğıt üretimi, Kuzey Afrika, Sicilya ve ispanya'ya yayıldı. Louis IX'un haçlı seferinde esir düşen fransız askerleri Şam'daki kâğıt imalathanelerinde zorla çalıştırıldı. Bu askerler, salındıktan sonra, edindikleri deneyimlerden yararlanarak 1270’e doğru Ambert bölgesinde imalathaneler kurdu. Yavaş yavaş imalathaneler öbür bölgelere yayıldı (Troyes, Essonne vb.). Bir yandan paçavra bitkilerin yerini alırken, öbür yandan parşömen ve tirşe yerine kâğıt kullanılmaya başlandı.
Sponsorlu Bağlantılar

Düğmeleri ve agrafları ayıklanan paçavralar nemli bir mahzene konarak yavaş yavaş bozunması sağlandı (çürütme). Yeterince bekletildikten sonra şeritler halinde kesilir, bir yandan hidrolik enerjiyle çalışan ağır tokmaklarla saatlerce dövülürken, öbür yandan çok temiz ve arı suyla yıkanarak katışkılar gideriliyordu. Arıtılan bu hamur bir tekneye aktarılarak istenen derişikliğe göre seyreltilirdi. Kalıbı tekneye daldıran işçi, liflerin karışmasını sağlamak ve suyun elekten süzülmesini kolaylaştırmak için kalıbı her yönde sallayarak çıkarırdı. Suyu süzülen yaprak yün bir keçeyle kalıptan alınır, arka yüzü başka bir keçeyle kaplanırdı. Böylece, iki keçe arasına yerleştirilen ıslak yapraklar bir presin tablasına istif edilirdi. Preslendikten sonra yapraklar açık havada kurutulur, jelatinli bir tutkal içine daldırılarak soğurucu özelliği giderilirdi; daha sonra açık havada yeniden kurumaya bırakılırdı. Bu üretimin çeşitli evreleri günümüzde de kullanılır; ama açma, yaprak oluşturma ve kurutma günümüzde büyük debilerde kesiksiz olarak gerçekleştirilir. Kâğıtçılık zanaatçılıktan bir ağır sanayi haline dönüşmüştür. Bu dönüşüm sırasında geçirilen aşamalar şunlardır: tokmakların yerini hollender aldı (1660'a doğr); sürekli kâğıt yaprağı oluşumunu sağlayan uzun elek (Nicolas Robert [1798], daha sonra İngiliz Fourdrinier) kullanılmaya başlandı; reçineli ağaçlardan hamur üretimine (XIX. yy. sonu) geçildi. 1900'den sonra kâğıt makinelerinin boyutlarında ve hızında büyük gelişmeler gözlendi: geniş yapraklı ağaç kullanıldı; yarı kimyasal hamur üretildi; sürekli açma, üretimde birçok yardımcı üründen yararlanma yolunda gidildi; kuşeleme ve yüzey tutkallama yöntemleri geliştirildi; daha sonra hamur ve kâğıt üretimi süreçleriyle denetim otomatikleşti; çevre kirlenmesini önleyen işlemlere başvuruldu.

İslam ülkelerinde üretilen eski kâğıtların en değerlilerinden biri, İran-Hindistan ve Çin’de ipekten yapılan abadi'ydi (Avrupalılaşın yaptığı benzerine frenk abadisi deniyordu). Türkler de önemli ve resmi yazışmalarda ve belgelerde bu kâğıdı kullanıyordu. Bu ülkelerde üretilen öteki kâğıtlar arasında adilşahi, dımışki, haşebi, hatayi, hariri semerkandi, hariri hindi, sultani, muhayyer, nizamşahi sayılabilir. Muallim Cevdet'in Topkapı sarayı'nda yaptığı incelemelere göre XVI. yy.’da İstanbul' da hindi ve semerkandi kâğıtları ünlüydü. Yazma eserlerde ve levhalarda Doğu'dan ve Avrupa'dan gelen ham kâğıtlar aharlanıp mührelenerek kullanılıyordu. Bunlar boyutlarına göre de battal, çifte battal, İstanbul, eseri cedit, takrirlik, tezkerelik gibi adlar alıyordu.

Kâğıt üretimi


Lifli asıltıyı hazırlama


Başlıca hammadeler su, çeşitli kâğıt hamurları ve eski kâğıtlardır (döküntü açma); ayrıca yaprağa tamamlayıcı ya da özel nitelikler (dayanım, renk, geçirimsizlik vb.) kazandırmak için yardımcı maddeler katılır. Ticari hamurlar ve eski kâğıtlar lif açıcılarda açılır, ardından da katışkıları kabaca giderilir. Böylece elde edilen ilk hamur, önce inceltilir (kabarma, liflerin salaklanması), sonra lifli asıltılar seyreltilerek 50 g/l'den 19 g/I'nin altına düşürülür ve kâğıt makinesine girmeden hemen önce temizlenir. Dolgu maddeleri ve yardımcı ürünler genellikle inceltme işleminin hemen ardından katılır. Kâğıt makinesi, hamur kasası, yaprağı oluşturma ve süzme birimi, pres bölümü ve kurutucudan oluşur. Lifli asıltı hamur kasasının tüm genişliği boyunca ya bir uzun elek üzerine yayılır ya da bir ikizeleğin oluşturduğu köşeye püskürtülür. Sürekli yaprağın suyu emici kasalarda süzüldükten sonra, yaprak elekten ayrılır ve kurutucuya girmeden önce ıslak pres bölümünde bulunan keçe üzerine alınır. Elekaltı suyu devresi (elekaltında toplanan sular) tümüyle kapalıdır: bu sular lif açmak ve hamuru seyreltmek için yeniden kullanılabilir. 1980’de kâğıt makinelerinin genişliği genellikle 2,5 ile 10 m, hızlarıysa 100 ile 2 000 m/dk (120 km/sa) arasında değişiyordu.

Tamamlama


Yüzey tutkallama ve kuşeleme işlemleri ya kâğıt makinesi kurutucusunda ya da ayn bir atölyede yapılır. Kuru yaprak makinenin çıkışında sarıldıktan sonra, bobin kesme makinelerinde bobine ya da kesim atölyesinde ebat kâğıdına dönüştürülür. Pürüzsüz ve parlak kâğıtlar kalenderlerde perdahlanır.
Ad:  2.JPG
Gösterim: 383
Boyut:  54.3 KB
Ad:  3.JPG
Gösterim: 337
Boyut:  57.7 KB
Ad:  4.JPG
Gösterim: 343
Boyut:  66.8 KB

Türkiye'de kâğıt sanayisi


Türkiye'de kâğıt sanayisinin tarihi çok eski değildir. En eski kâğıt tesisi olarak Osmanlılar'ın İstanbul'u aldıkları zaman Kâğıthane köyü dolaylarında bir kâğıt imalathanesinin bulunduğu bilinmektedir. Ancak, bu imalathanenin kâğıt mı yaptığı, yoksa ham olarak gelen kâğıtları mı işlediği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Türkiye'ye kâğıt, XVI. yy. sonlarına kadar Doğu ülkelerinden gelmiş, Avrupa'da kâğıt sanayisi kurulup geliştikten sonra, daha çok Batı'dan satın alınmaya başlanmıştır. Osmanlılar döneminde, doğrudan kâğıt ürettiği konusunda kesin bilgiye sahip olunan ilk kâğıt imalathanesi, 1744’te Yalova'da kurulmuştur. ilktürk matbaasını kuran İbrahim Müteferrika öncülüğünde gerçekleştirilen tesisin çalıştırılması ve türk ustaların yetiştirilmesi için Lehistan'dan üç usta getirilmiş, bunlarla bir yıllık anlaşma yapılmış, imalathane çevresindeki su yolları onarılmıştır. Yalova kâğıt fabrikası 15 yıl çalıştıktan sonra su yollarının sık sık bozofması, teknik eleman yetersizliği, Ayctia kâğıtlarının rekabeti gibi nedenlerle kapanmıştır. 1804 te, İstanbul Beykoz'da, Hünkâr iskelesi'nin Değirmen ocağı mevkisinde kurulan Beykoz kâğıt fabrikası ise 1832'ye kadar çalışmıştır.

1843'te, İzmir Kâğıt fabrikası'nın yapımına başlanmış, gerekli makineler Londra’dan getirtilmiş ve fabrika 1846’da üretime geçmiştir. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte, bu fabrikanın da Avrupa kâğıtları ve kırtasiye eşyasının rekabetine dayanamadığı ve yapılan veresiye satışlar yüzünden mali güçlüğe düşerek kapandığı bilinmektedir. OsmanlIlar döneminde kurulan son kâğıt fabrikası ise Beykoz'da, Kır mevkisi çevresinde kurulan Hamidiye kâğıt fabrikası'dır. Bu tesis, Abdülhamit II döneminde 50 yıl için verilen bir ayrıcalığa dayanarak Serkârin Osman Bey tarafından İngilizlerle ortak olarak kurulmuştur (1893). Makineleri Masson Scott firmasına ısmarlanan bu fabrika, İstanbul ve Londra’da şubeleri olan Hamidiye kâğıt fabrikası ya da Ottoman paper manifacturing company limited adıyla kurulan şirket tarafından yönetilmekteydi. Yapıcı firma ile yönetici firma arasında çıkan mali sorunlar yüzünden üretime geçemeyen bu fabrikanın işletilebilmesi için 1912’de yeniden girişimde bulunulmuş, ancak Birinci Dünya savaşı’nın çıkması bu girişimi engellemiş, Osmanlı devletinin savaşı kaybetmesi üzerine galip devletler tesisleri parçalayarak dağıtmışlardır.

Cumhuriyet döneminde kurulan ilk kâğıt fabrikası 1936'da, Sümerbank selüloz kâğıt sanayii adıyla İzmit'te işletmeye açılmıştır. Kuruluş, 1955’te, 6560 sayılı yasa’yla bir iktisadi devlet teşekkülü niteliğine dönüştürülerek Türkiye Selüloz ve kâğıt fabrikası işletmesi genel müdürlüğü (SEKA) adını almıştır. 1983'te, 2929 sayılı yasayla "Türkiye Selüloz ve kâğıt fabrikaları işletmeleri kurumu" adını alan kuruluş, 1984’te, 233 sayılı Kanun hükmünde kararname ile yeniden düzenlenerek Türkiye Selüloz ve kâğıt fabrikaları (SEKA) adıyla çalışmalarını sürdürmektedir. SE- KA’nın İzmit’te bulunan tesislerinden başka, çeşitli tarihlerde hizmete giren Çaycuma (Zonguldak), Aksu (Giresun), Dalaman (Muğla), Balıkesir, Afyon, Akdeniz (İçel), Kastamonu ve Bolu müesseseleri olmak üzere, toplam dokuz bağlı kuruluşu vardır.

Türkiye'de, özel kesimde kâğıt üretimi ise ciddi olarak 1950 yılından sonra başlamış ve zamanla gelişme göstermiştir. Devlet planlama teşkilatı verilerine göre, Türkiye kâğıt sanayisi üretimi, dışsatımı ve dışalım değerlerini gösteren tablo sayfa 6185'tedir.

—Ciltç. Renkli, fantezi kâğıttan yapılmış, ebrulu, damarlı, boyanmış ya da basılmış yan kâğıtları, beyaz yan kâğıtlarından önce ve sonra gelir. Lüks ciltlerde yan kâğıtları, ipek ya da deriden olabilir; bir kanat kapak kartonunun iç yüzüne, öbür kanat kitaba yapıştırılır ve bir deri ekle kanatlar birbirinden ayrılır.

Fotoğraf kâğıtları


1. Gizli görüntülü kâğıtlar
gümüş bromür ya da klorür içeren bir ya da birçok jelatin katmanından oluşur (gümüş jelatinli bromür ve gümüş jelatinli klorür kâğıtları). Henkli baskı için bu tür kâğıtlar kullanılır. Bu kâğıtların üç ana katmanı vardır ve bunlar sırasıyla mavi, yeşil ve kırmızıya karşı duyarlıdır. Duyarlı gümüş tuzları renklendiricilerle birleştirilerek izhar sırasında renklerin oluşması sağlanır. Kimi kâğıtlar boyarmaddeleri de içerir (Cibachrome) ve görüntünün renkleri oluştuktan sonra kalan fazla boya, işleme (banyo) sırasında temizlenir.

Fotoğraf kâğıtlarını karanlıkta ya da aktinik olmayan ışıkta işlemek gerekir. Bu kâğıtlar çekim duyarkatları gibi izhar edilir.
Siyah beyaz fotoğrafta kullanılan kâğıtlar yumuşak, normal, medyum, sert, çok- sert özelliklerle belirtilen çeşitli gradasyonlarda üretilir. Bu özellikler, seçimin, negatifin taşıdığı gradasyonlara göre yapılması konusunda bilgi verir: yumuşak kâğıtlar kontrast klişeleri basmakta kullanılır. Tüm negatiflerin basılmasında yararlanılan "çokdereceli" kâğıtlar da vardır. Bu durumda görüntünün kontrastına göre ayarlama, büyütme sırasında kâğıt pozlandırılırken filtrelemeyle gerçekleştirilir.

2. Doğrudan karartmak kâğıtlar
“özbanyolu”, "sitratlı" kâğıtlar ve "selloidinli” kâğıtlar bu türdendir; bir tutkal, bir jelatin.katmanı ya da özel bir kdodyum, gümüş klorür ile bu klorürü görünür kolloidal gümüşe dönüştürebilecek tuzların üstünü kaplar. Bu fotoğraf kâğıtlar! için laboratuvar izharına gerek yoktur; görüntü ışıklama sırasında oluşur ve izhar tespit banyosuyla ya da yalnızca tespit banyosuyla sabitleştirilir.

3. Ayıklamak kâğıtlar
bir jelatin ya da, içinde toz halinde bir pigmentin (kömür ya da başka bir eylemsiz madde) bulunduğu bikromatlı tutkal katmanından yapılmıştır. Alkali bikromat, jelatini ya da tutkalı ışıklamayla çözünmez hale getirir; oysa, klişenin saydamsız yerlerinin koruduğu bölümler çözünme özelliğini kaybetmemiştir ve yıkama ya da uygun bir işleme sonucu giderilir.

Kaynak: Büyük Larousse

SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

3 Mayıs 2016 / Ziyaretçi Cevaplanmış
29 Kasım 2015 / Misafir Cevaplanmış
31 Ocak 2010 / Misafir Cevaplanmış