Arama

Turing Testi

Güncelleme: 2 Mart 2018 Gösterim: 2.278 Cevap: 0
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
2 Mart 2018       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Turing Testi
Yapay Zeka sonunda Turing Testini geçti
Sponsorlu Bağlantılar
İnternette bir kullanıcının gerçek mi yoksa bilgisayar tarafından üretilen bir yazılım mı olduğunu ortaya çıkarmak için kullanılan Turing testi, ilk kez kandırıldı.
2014 yılında yazılan bir bilgisayar programı, 13 yaşındaki bir çocuğu taklit etmek için hazırlandı ve Turing testi ilk defa geçildi.Yapay zekanın karşısındaki en büyük sınav olarak kabul edilen Turing testi, ilk kez bir yazılım tarafından başarıyla geçildi. 13 yaşındaki bir çocuğun kişiliğini taşıyan yazılım, uzmanlardan oluşan jüriyi insan olduğuna ikna etmeyi başardı.
Alan Turing tarafından yapay zekâ için tarihi bir dönüm noktası olan test, sonunda süper bilgisayar Eugene Goostman tarafından ilk kez geçildi. Turing testi verilen test bugüne kadar geçilememişti. Turing testine göre bilgisayar programı 13 yaşındaki bir çocuğu simüle ediyor. Yazılım Rusya, Saint Petersburg’dan Vladimir Veselov ve Eugene Demchenko tarafından geliştirildi.
Test, İngiltere'nin Londra şehrinde Reading Üniversitesi tarafından düzenlenen yarışmada geçildi. Bilgisayar mühendisi Rus Vladimir Veselov ve Ukraynaylı meslektaşı Eugene Demchenko tarafından geliştirilen özel bir program, bu testi geçmeyi başardı. İkili tarafından yazılan program, 13 yaşında Eugene Goostman isimli Ukraynalı bir gence hayat verdi. Yazılım tarafından kontrol edilen sanal karakter Turing testini geçmeyi başardı.
Turing testini geçen ilk programın, Alan Turing'in 60'ıncı ölüm yıldönümüne denk gelmesi de büyük bir tesadüf olarak belirdi.
Ad:  Eugene Goostman.png
Gösterim: 322
Boyut:  181.9 KB
Eugene Goostman otuz kişilik jüriye 13 yaşındaki bir Ukraynalı çocuk olarak tanıtıldı ve beş dakikalık sohbet sırasında on jüri üyesini insan olduğuna ikna etti. Ancak yazılımcılar, Goostman’ın İngilizceyi iyi konuşamayan bir çocuk olduğunu söylemiş ve jüri üyelerinin çocuğun bir bilgisayar yazılımı olduğunu gösteren hataları görmezden gelmesini sağlamıştı.
Kısacası Goostman jüriyi tek başına kandıramadı ve jürinin insan olduğuna inanması için gerçek insanlardan yardım aldığından Turing Testi’ni geçemedi. Nitekim Eugene Goostman gibi sohbet programları (chatbot’lar) 1970’lerden beri kullanılıyor. Bu programlar son yıllarda güçlü bilgisayarlardan yararlansa da hiçbiri Turing Testi’ni geçecek kabiliyete sahip değil.
Turing Testi Nedir?
Yapay zeka ile gerçek insanı ayırmaya yarayan Turing testi, 1950 yılında bilgisayar bilimlerinin öncüsü ve matematikçi İngiliz bilim insanı Alan Turing tarafından ortaya atılan bir kavramdı. Alan Turing'in yazdığı "Computing Machinery and Intelligence" isimli makelesinde bahsettiği bu kavram, daha sonra yapay zekanın temellerini teşkil etti.
Turing makalesinde, 'düşünmenin ifade edebilmek için çok zor olduğunu, önemli olanın, bir makinenin insan taklidi yapıp yapamayacağı olduğunu' yazmıştı. Turing'in çalışması, 1950 yılından bu yana yapay zekanın felsefesi olarak kabul ediliyor. Testte bir dizi soruyla karşıdaki kişinin gerçekten insan olup olmadığı ölçülüyor. Yazılı olarak gerçekleştirilen testi bugüne kadar geçebilen bilgisayar olmamıştı. Test mantığı ile geliştirilen birçok algoritma özellikle internette form doldururken kullanılıyor.
Ad:  Alan Turing.jpg
Gösterim: 1025
Boyut:  21.4 KB


Taklit Oyunu

Testin amacı bir bilgisayarın insan zekasına sahip olup olmadığını tespit etmekti. Turing "Mind" adlı felsefe dergisindeyayınlanan "Bilgisayar Mekanizması ve Zeka" (Computing Machinery and Intelligence) başlıklı makalesinde kendine şu soruyu sordu:
“Bilgisayarlar düşünebilir mi?”

Turing bu soruya yanıt vermenin çok zor olduğunu biliyordu. Örneğin, insanlar konudan uzaklaşarak önce bilgisayar ile düşünme kavramlarının ne olduğunu tartışacaklar ve kelimelerin içini doldurmaktan soruya cevap verme fırsatı bulamayacaklardı. Alan Turing’in amacı, makalede ortaya koyduğu testi kullanarak düşünen bilgisayarlar sorusuna objektif bir cevap vermekti.
Alan Turing’in öne sürdüğü “İmitasyon (Taklit) Oyunu” isimli test, belki de makine zekası kavramının ne olduğunun nihayet ortaya konmasını sağlıyordu. Bu oyunun Turing'in açıkladığı ilk versiyonu, herhangi bir tür bilgisayar zekasını içermiyordu.
Turing’in taklit sınavı olarak adlandırdığı teste üç kişi katılacaktı: Bir kadın veya erkek test sorularını soracak ve biri erkek diğeri kadın iki katılımcı da bu soruları cevaplayacaktı. Soru soran kişi katılımcılardan hangisinin erkek, hangisinin kadın olduğunu anlamaya çalışacaktı. Erkek katılımcı sorgulayıcıyı kandırmaya çalışırken kadın ona yardım etmeye çalışacaktı. Tabii kimin erkek kimin kadın olduğunun ilk bakışta anlaşılmaması için katılımcılar ayrı bir odada olacak ve testi yapan kişi katılımcıların yüzünü göremeyecekti. Bunun yerine katılımcılar soruları telekslerin öncüsü sayılan bir telli daktilo makinesiyle yanıtlayacaktı (teletip).
Birbirlerine bu şekilde bağlanmış üç odanın ilkinde bir erkek, ikinci odada bir kadın oturacak, üçüncü odada oturan kişi ise hakem olacaktı. Hakemin görevi kendisiyle teleks aracılığı ile konuşan iki kişiden hangisinin erkek olduğunu saptamak. Erkek, erkek olduğunu ispatlamak için sunabildiği tüm delillerle hakeme yardımcı olmaya çalışacak; kadın ise kararın yanlış çıkmasını sağlamak, yani hakemi kandırarak ve karşı tarafın delillerini çürüterek hakemin kendisini erkek olarak tanımlamasını sağlamak olacaktı.
Turing oyunun bu aşamasında, bir değişiklik önerdi: Bir erkek ve bir kadın katılımcı yerine, cinsiyeti fark etmeksizin bir insan ve karşısına bir makine koymak. Hakemin buradaki görevi katılımcılardan hangisinin insan hangisinin makine olduğunu tespit etmek. Turing'in burada öne sürdüğü düşünce şuydu: Eğer hakemin kararı % 50’den daha az isabetli ise, yani hakemin bilgisayar veya insan seçiminde bir fark yoksa, bu durum bilgisayarın insanoğlunun kabul edilebilir bir kalitedeki simülasyonu olabileceğini, yani zeki olduğunu gösterecekti.
Bu oyun son zamanlarda tek katılımcı içerecek şekilde yeniden tasarlandı. Artık hakemin görevi iki katılımcı arasından seçim yapmak değil, tek katılımcının bilgisayar mı yoksa insan mı olduğunu anlayabilmekti.

Turing Testi’nin temel mantığı, insanla bilgisayarın yerini değiştirerek soruları soran kişiyi kandırmak ve bu sorulara akılcı cevaplar veren bilgisayarın bir insan olduğunu düşünmesini sağlamaktı. Kısacası, testi yapan kişinin katılımcılar arasında hangisinin bilgisayar ve hangisinin insan olduğunu anlaması gerekiyordu.
Turing işte bu testin “Bir bilgisayar düşünebilir mi?” gibi sübjektif soruların yerini alacağını söyledi ve makalesinin devamında 2000’li yılların başında bilgisayarların ne kadar zeki olacağı konusunda tahminler yürüttü:
“Günümüzden elli yıl sonra 10depolama kapasitesine sahip olacak bilgisayarları programlayarak bunları taklit oyununa sokabileceğiz ve bu durumda, ortalama bir sorgulayıcının beş dakikalık sorgunun ardından doğru kimlik tespiti yapma olasılığı yüzde 70’ten yüksek olmayacak. Bilgisayarlar taklit oyununda bunu başaracak kadar iyi olacaklar. Böylece yazının başında sorduğumuz ‘Bilgisayarlar düşünebilir mi?’ sorusu da anlamını yitirecek ve bunu tartışmaya bile gerek kalmayacak.”
Dikkat ederseniz Turing “Yapay zeka 2000’li yıllarda geliştirilecek” demiyor. Bunun yerine, 2000 yılında geliştirilen bir bilgisayar yazılımının jüri üyelerinin sadece üçte birini beş dakika için kandırabileceğini ve bilgisayarın insan olduğunu düşünmelerini sağlayabileceğini söylüyor. İkisi arasında büyük fark var. 2014 Haziran ayında teste giren Eugene Goostman sohbet programı da jüri üyelerinin yalnızca üçte birini insan olduğuna inandırabildi ama, bunun için gerçek insanlardan yardım alması gerekti. Yine de Turing Testi’ni geçmek sanıldığından kolay, çünkü Ray Kurzweil ile Mitchell Kapor’un söylediği gibi Alan Turing bu testi “özellikle genel olarak” tasarlamıştı.
İnsan zekası sadece bulmaca ve problem çözme yeteneğinden oluşmuyor. İşin içinde sosyal zeka, duygusal zeka, pazarlama zekası, bilim, felsefe, edebiyat, sanat, siyaset, inanç gibi pek çok kriter var. Google Mühendislik Direktörü ve Gelecekbilimci Ray Kurzweil ile PC sektörünün öncülerinden Mitchell Kapor’un "Turing Testi Çok Uzadı İddiası" başlıklı makalede söylemek istediği de bu. Bilgisayarlar sosyal zeka ve duygusal zeka gibi insan zekasının farklı alanlarında aşama aşama başarı gösterecekler. Öyle ki bir gün karşımıza her yönüyle insana benzeyen bir yapay zeka çıkacak ve uzun tartışmaların ardından onun düşünen bir bilgisayar olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız.
Turing makalesinde bunu görmüş ve yapay zekayı test etmek için objektif bir yöntem geliştirmekle birlikte, “Yapay zeka’nın özellikleri nedir?” sorusu gibi detayları gelecek kuşaklara bırakmıştı.

Turing Testinin Geçerliliği
Alan Turing'in İmitasyon Oyunu, zaman içerisinde seyrinde sadece çok az bir yavaşlama görülen 40 yıllık tartışmalarla beslendi. Tartışmanın bir tarafında insansı etkileşim, insan benzeri zeka için mutlak bir esas olarak görüldü. Unresponsive (tepkisiz) bir programın sınırları içerisinde tıkalı kalan bir yapay zeka başarılı olsa bile değersizdi. Bazıları Turing Testini daha da genişletti. Steven Harnad “Total Turing Testi”ni öne sürdü. Makine bu testte sadece dil yerine insan emeğinin dahil olduğu bütün alanlarla etkileşime geçebilmeliydi. Ve test beş dakikalık bir konuşma yerine, yaşam boyu devam edebilmeliydi. James Sennett de Turing Testi için benzer bir kapsam genişlemesi önerdi: Yapay zeka sadece insan düşüncelerini değil, birey karakterini de taklit edebilmeli idi. Yazar, vurgulamak istediği noktayı örneklendirmek için Star Trek’i kullanıyor: Sonraki neslin karakteri, “Data”.
Karşı görüşte olan kişiler tarafından, Turing’te uygulanan zekanın davranışsal kriterleri ya yetersiz olmakla ya da belki de tamamen alakasız olmakla eleştiriliyor. Onların iddialarına göre davranış bir kenara bırakırsa bile, önemli olan şey bilgisayarın kavramsal bir kapasitesi olduğunu ispat etmesi. Bir program konuşabilmek için zeki olmak zorunda değil. Turing testinden kalabilecek insanlar bile var, ve bazı zeki olmayan bilgisayarlar ise bu testi geçebilir. Muhaliflere göre bu test, zekanın ölçülebilmesi için ne zorunlu, ne de yeterli.

Turing Testi’nin Çeşitleri
Turing Testi’nin çeşitli varyasyonları var. Örneğin jüri üyelerinin sayısı, sohbet süresi ve sınavı geçmek için gereken barem testten teste değişiyor (jüri üyelerinin yüzde kaçının kandırılması gerektiği vb.).
Elbette Turing testleri artık teletip değil de anlık mesajlaşma ve benzeri programlarla yapılıyor. Sorular yazılı soruluyor ve cevaplar yazılı veriliyor. Bazen teste birden fazla bilgisayar katılıyor.
Burada amaç kazanmak değil. Kurzweil Turing Testi’ni geçecek bir bilgisayar geliştirmek için en az 20 yıl olduğunu düşünüyor ve konunun uzmanları da yapay zeka geliştirmenin zor olduğunun farkında. Her ne kadar Eugene Goostman programının yazılımcıları reklam yapmak için ucuz PR taktiklerine başvurarak Turing Testi’ni geçtiklerini iddia etseler de programcıların asıl amacı yapay zeka yazılımlarını insan karşısında test ederek geliştirmektir.

Sonuç
Bilgisayarların işlem hızı ve kapasitesi insan beyninin kapasitesini aşsa da bilgisayarlar desen tanıma, değişen durumlara uyum sağlama, çağrışımlı düşünme, sembolik dil kullanma, öğrenme ve yaratıcılık gibi alanlarda insan zekasına yetişemiyor. Oysa Turing Testi bu becerileri de ölçüyor.

Gerçekten de Turing Testi’ni geçmesi gereken yapay zekanın her yönüyle insana benzemesi gerekiyor. Bütün sorulara süper hızlı ve kusursuz cevaplar veren bir yazılım, gerçekten insan zekasına sahip olsa bile jüri üyelerini insan olduğuna inandıramaz. Sonuçta biz insanlar kusursuz varlıklar değiliz. Bu yüzden de yapay zeka adaylarının sorulara insanlar gibi yavaş cevap vermesi, bazen olayları yanlış hatırlaması, klavyede vuruş hatası yapması, olumlu ya da olumsuz duygusal tepkiler vermesi, hatta zaman zaman konuyla ilgisiz şeyler söylemesi gerekiyor.
Yapay zeka açısından ilginç bir durum bu. Güçlü yapay zeka geliştirmeliyiz diyoruz ama aynı zamanda, güçlü yapay zekanın hem insan zekasını taklit etmesini hem de insanlar gibi hata yapmasını istiyoruz. Bu nasıl olacak? Bu mümkün mü?
Turing’in yapay zekayı "insan gibi düşünebilen bilgisayarlar geliştiremeyiz" diyen kişilere karşı canla başla savunduğunu biliyoruz. Yapay zekanın insan zekasına benzemesi gerektiğini düşünen Turing, aslında insan bilincini kast ediyordu ve makalesinde İngiliz Nörolog Geoffrey Jefferson’dan alıntı yapmıştı:
“Bir bilgisayar rastlantısal sembol akışından yararlanmak yerine insan gibi düşünüp insan gibi hissederek bir sone veya konçerto yazmadıkça o bilgisayarın beyne eşit olduğunu; yani sadece yazmakla kalmayıp aynı zamanda yazdığının farkında olduğunu söyleyemeyiz.”
Gerçekten de insanlar bunu yapabildiği için türümüzü Homo sapiens sapiens olarak adlandırıyoruz; yani farkında olduğunun farkında olan insan. Bu da bize bilincin temel şartının farkındalık olduğunu gösteriyor.
Turing Testi’nin bilgisayar zekası için insana benzemek dışında bir kriter getirmediğini ve bu yüzden de testi geçmenin sanılandan kolay olduğunu söylemiştik. Her ne kadar biz bunu başarana kadar en az 20 yıl geçecek olsa da Turing Testi’ni geçmek aslında sanılandan çok daha kolay. Aynı sebeple, testi geçen bilgisayarın gerçekten insan gibi düşündüğünü anlamak da imkansız.
Toparlayacak olursak, Turing Testi’nde jüri üyelerinin üçte birini veya yarısını insan olduğuna ikna eden bir programın aslında gerçek yapay zeka olduğunu kanıtlamadığını görebiliyoruz. Bu yüzdeli sonuçlar yalnızca bilgisayarların güçlü yapay zeka hedefine gittikçe yaklaştığını gösteriyor.
Sonuç olarak Turing Testi’ni laboratuar ortamında yapmak yanlış olacaktır. Bilgisayarların benzemeye çalıştığı biz insanlar sadece çalıştığımız işyerinden, ofis ortamından ve kariyerimizden ibaret değiliz. Tatile çıkıyoruz, akşam eğlenmeye gidiyoruz, eşlerimiz, ailemiz, sevdiklerimiz ve karmaşık bir iç dünyamız var.

Derlemedir.

Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!

Benzer Konular

11 Kasım 2006 / Misafir Bilgisayar
11 Haziran 2008 / Misafir Sağlıklı Yaşam
28 Kasım 2011 / Ziyaretçi Soru-Cevap
18 Ekim 2018 / KisukE UraharA Bilim ww
17 Ocak 2013 / _Yağmur_ Sosyoloji