Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 14 Nisan 2017  Gösterim: 68.347  Cevap: 11

Besmele Nedir? Besmele Hakkında

15 Haziran 2007 16:28       Mesaj #1
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  besmele.jpg
Gösterim: 677
Boyut:  57.3 KB
“ Bismillahirrahmanirrahim ” Yani Türkçe olarak Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla."Genel kabule göre Fatiha Suresi'nin ve Kur'an'ın ilk ayeti.
Fatiha Suresi'nin başında bulunan Besmele'nin İslam'da özel bir yeri vardır. TevbeNeml suresinin 30. ayetinde de zikredilir. Kur'an okunması veya dua edilmesi haricinde de İslam'da yapılan her işe Allah'ın adıyla başlanması gerektiği inancından ötürü İslam âleminde geniş bir kullanım alanı vardır. Bununla birlikte gündelik hayattaki kullanımında her zaman ayetin tamamı tekrarlanmaz. Çoğunlukla suresi hariç bütün surelerin başlangıcında bulunmaktadır. Ayrıca Bismillah (Allah'ın adıyla) olarak kısaltılır.
Besmelenin her surenin bağımsız bir ayeti mi yoksa tüm surelerin başında okunan tek bir ayet mi olduğu tartışmalı bir meseledir. Geçerli görüşe göre besmele sadece Fatiha suresi ve dolayısıyla da Kur'an'ın ilk ayetidir. Çünkü bu sayede surenin ayet sayısı yediye tamamlanır ve Hicr suresi 87. ayetteki ifade tasdik edilir:
Sponsorlu Bağlantılar
"Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur'an'ı verdik" (Hicr, 87).
Nitekim Fatiha besmele ile birlikte yedi ayettir, her namaz rekatında tekrarlanır ve ikişerli bir zincir oluşur. Bununla birlikte cemaat ile birlikte namaz kılınırken imamFatiha Suresi'nin diğer altı ayetini sesli okur.besmeleyi içinden okur, ancak

Besmelenin fazileti
Sual: Besmelenin fazileti nedir?
CEVAP
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, BesmeleBesmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.

Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm),
Besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir.

Hadis-i şerifte, (Kur'an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) buyuruldu. Sure okurken, Euzü BesmeleBesmeleBesmele okumak sünnettir.

Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle) buyuruyor. (Nahl 98)

Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.

İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]
(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]
(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]

(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]
(Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [İ. Ebiddünya]

(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]
(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]

(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]
(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]
(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele

Sual: İşlere başlarken kısaca Bismillah demek yetişir mi?
CEVAP
Yetişir. [“h” harfinin iyice belli olması için] (Bismillahi) de denir. (Bismillah) demek de caizdir.

Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!

İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)



kaynak_dinimizislam

Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:22


DrAm3vLH
15 Haziran 2007 22:11       Mesaj #2
DrAm3vLH - avatarı
Ziyaretçi

Besmele'nin Mucizesi



Moheet.com sitesinde yer alan habere göre, Suriye'nin muhtelif üniversitelerinde tıbbın farklı alanlarında uzman 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, Şam'da üç sene süreyle Besmeleyle kesilen, hayvan etleriyle Besmelesiz kesilen hayvan etleri arasındaki farkı ortaya koymak üzere laboratuvar ortamında deneysel incelemeler de bulundular.

Bilim adamları, hayvan ve kuş kesimi esnasında dinen yerine getirilmesi zaruri olan 'Bismillahi Allahü Ekber' sözünün kesilen etler üzerindeki etkisi, tam mânâsıyla mucize denilebilecek sonuçlarla karşılaştılar. Grup adına bir açıklama yapan Prof. Dr. Halid Halave, incelemeler esnasında laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçük baş ve kuşların et dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tesbit edilirken, Besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade ederek, araştırmanın bu sürpriz sonucu insan sağlığı açısında tıpta bilimsel bir devrim olduğunu belirtti.

Besmele ile kesilenlerin farkı

Gruptan sözkonusu araştırmaya öncülük eden başka bir araştırmacı olan Dr.Abdulkadir Dirani, araştırma ve sonuçları konusunda şunları söyledi; "Kur'ân'da Allah adı zikir edilmeden kesilen hayvan etini yemeyin" şeklindeki İlâhî emre rağmen ve hayvan kesiminde çekilen Besmelenin ardındaki hikmeti bilmeyen insanların, hayvan kesiminde besmeleyi ihmal etmeleri, beni bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya sevk etti. Besmele ve tekbir ile hayvan kesimi konusunu araştırmaya başlarken ekipteki bir kısım arkadaşlar konuya ilk önceleri soğuk baktılar ancak araştırmalar esnasında her safhada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkınca ekibin konuya olan merak ve ilgisi artmaya başladı.

Besmele ve tekbirle kesilen hayvan etlerinde, Besmelesiz kesilen hayvan etlerinin aksine, et dokularında kan ve mikropların bulunmaması Besmelenin bir büyük mucizesi olarak karşımıza çıktı." Besmeleli etlerde mikrop yok

Araştırma metot ve tekniği konusunda da grubun başka bir üyesi, Şam Üniversitesi Eczacılık eski dekanı Prof Dr. Nebil Şerif de şu açıklamada bulundu; "Besmele ile kesilen kuş, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve besmelesiz kesilen aynı hayvanların etlerinden numuneler alarak özel laburatuvarlarda mikroskopik incelemelerini yapmaya koyulduk. Bazı icraatlarla her iki numune etleri kuru bir ortamda 48 saat beklettik, 48 saatlık zamanın sonunda Besmele ile kesilen hayvan etleri numuneleri açık kırmızı gül rengi alırken, besmelesiz kesilen et numuneleri ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renk aldı. Buna ilaveten Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba da rastlanmadı. Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tesbit edildi. Ayrıca ikincisinin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tesbit edilirken birinci grup et dokularında ise, buna benzer herhangi bir tesbit yapılmadı."
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:10
16 Haziran 2007 14:38       Mesaj #3
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  bismillahirrahmanirrahim.gif
Gösterim: 1760
Boyut:  149.8 KB

Biz herşeye Besmele ile başlamalıyız


Besmele
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:
Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.

1 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
2 Ve sâdece Ondan yardım dileriz.
3 Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve asâbına salât ve selâm olsun.
İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi; diğeri mağrur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıü’t-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Şakî def’ olur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.
İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir, şu sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.
Evet, bu kelime öyle mübârek bir defînedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabt edip, Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun nâmına, devlet nâmına der. Her işi yapar, her şeye karşı dayanır.
Başta demiştik: "Bütün mevcudât lisân-ı hal ile, ’Bismillâh’ der." Öyle mi?
Evet. Nasıl ki, görsen; bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi nâmiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet nâmına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.
Öyle de, her şey Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç "Bismillâh" der; hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.
Her bir bostan, "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlar.
Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan taş ve toprağı deler, geçer. "Allah nâmına, Rahmân nâmına" der; her şey ona musahhar olur.
Evet, havada dalların intişârı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişâr etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor. Ve diyor ki: "En güvendiğin salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-i Mûsâ (a.s.) gibi,--------------------------------------------------------------------------------

emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrâhim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı, âyetini okuyorlar."
Mâdem herşey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah’ın ni’metlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.
Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?
Elcevap: Evet, o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.
Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san’at olan ni’metler Ehad, Samed’in mu’cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.
Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün’imleri medih ve muhabbet edip Mün’im-i Hakikiyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.
Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.

"Asânı taşa vur!" dedik. (Bakara Sûresi: 60.)

Ey ateş! Serin ve selâmetli ol. (Enbiyâ Sûresi: 69.)

Ayetlerinde geçer.
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:23
DrAm3vLH
16 Haziran 2007 15:08       Mesaj #4
DrAm3vLH - avatarı
Ziyaretçi
^^Bismillâhirrahmânirrahîym^^

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...

Her işe başlarken besmele çekmek iyi bir alışkanlıktır. Çünkü Allah'ın adıyla işe başlanmış olunuyor. Sevabı çok olan ve her niyette söylenmesi gereken bir cümledir. Ayrıca El-Fatihâ süresinin ilk ayet-i kerimesidir. (=ayettir) .

Eûzu-Besmele ise;
^^Eûzubillâhimineşşeytânirracîym, Bismillâhirrahmânirrahîym^^

Taşlanan ve (Allah'ın huzurundan) kovulan şeytandan Allah'a sığınırım - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...

Eûzu Besmele, Besmeleden daha tesirlidir. Çünkü hem şeytanın şerrinden Allah'a sığınma sözcüğü, hemde Allah'ın adıyla başlamak var.
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:11
1 Eylül 2007 13:14       Mesaj #5
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Besmelenin Fazileti


Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın " Bismillahirrahmanirrahim " diye besmele çekmeden, hiçbir işine başlamazdı. Kocası,onun bu haline kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için Allah'a dua ederdi.
Birgün,kadının kocası iyice öfkelenmişti..Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine :
" Şuna bir oyun çevireyimde görsün ; bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak ? " diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı,artık bütün çirkinliğiyle,içinde dolup taşmıştı.
Hanımını çağırdı,ona bir kese altın vererek :
- Bunu iyi sakla !!! diye tenbih etti. Kadında kocasının emri üzerine hemen gitti,besmeleyi çekerek keseyi iyice sakladı. Bu arada kocasıda onu gizlice takip ediyordu. Sonra karısının haberi olmadan keseyi, karısının sakladığı yerden aldı. İçindeki altınları boşaltarak, keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden karısını çağırdı ve :
- Sana verdiğim bir kese altını hemen getir. dedi.
Kadın koştu ; keseyi sakladığı yere,
" Bismillahirrahmanirrahim " diyerek elini uzattı.
Tam o anda, Allahu Tealanın emriyle, kese kadının sakladığı yerde içindeki altınlarla beraber aynen duruyordu. Islanan keseden suları damlıyordu. Kadın kesenin neden ıslak olduğunu anlayamadı ve keseyi kocasına getirdi. Adam içi altınla dolu keseyi görünce çok şaşırdı ve karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı.
Sonra karısına ;
- Sana çok zulmettim,çok canını yaktım,beni affet. diye yalvarmaya başladı. Allah'a tevbe ve istiğfar etti. İbadetlerine bağlı bir insan oldu. O günden sonra dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi ;
- Ya Rabbi ! Bana dünyam ve ahiretim için hayırlı, Saliha bir kadını eş olarak verdiğin için,sana hakkıyle şükretmekten acizdim,beni affet Alah'ım...
O saliha kadın ise ;
- Ya Rabbi ! Sana şükürler olsun ki,duamı kabul edip kocamı salihlerden eyledin,diye dua ediyordu.
Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur.Büyükler demişlerki ; " Sabrın kendisi acıdır,lakin meyvesi tatlıdır."

Kaynak : Ahmed Şihabuddin El-Kalyubi'nin," Dini Hikayeler ", Çeviri : Hüseyin
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:12
H€L€N
10 Kasım 2007 15:46       Mesaj #6
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi

BESMELE


"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîym" sözünün kısaltılmış şekli. Hayırlı ve helâl bir işe başlarken, Allah Teâlâ'nın adını anmak ve bu adla işe başlamak anlamına gelir. İslâmiyet'ten önce Araplar, herhangi bir işe başlarken, bağlı bulundukları ilâhlarının adlarını anarak başlarlar, meselâ, Bismi'l-Lat (Lat'ın ismiyle), Bismi'l-Uzza (Uzza'nın ismiyle) derlerdi. Her kavimde buna benzer sözlerin kullanıldığı ve meselâ bir hizmetlinin, âmirinin verdiği bir emri yerine getirirken,

"Bunu falanın adına yapıyorum" demesi âdettendir.

Resulullah (s.a.s.), İslâm dinini tebliğ etmeğe başladıktan sonra, cahiliye Arapları'nın kullandığı sözü değiştirmiş ve, "Ey Allah'ım, senin adınla" anlamına gelen, "Bismike Allahümme" ve "Allah'ın adıyla" anlamına gelen, "Bismillahi" sözlerini kullanmıştır. Ancak Kur'an-ı Kerîm'de Neml suresinin otuzuncu ayeti nazil olduktan sonra besmele son şeklini almıştır. Bu ayette Süleyman (a.s.) tarafından yazılan bir mektup söz konusudur. Mektupta "Bu mektup Süleymandan'dır ve Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla başlamaktadır." denilmektedir. Kısaca besmele dediğimiz ve "Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla" anlamına gelen Bismi'llahi'r-Rahmani'r-Rahim'in Kur'aân-ı Kerîm'den bir ayet, yahut bir ayetin bir kısmı olduğu anlaşılmaktadır.

"İşime, Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlıyorum. O'nun emriyle ve O'nun için bu işin başındayım ve O'nun adına teşebbüste bulunuyorum, O'nun emriyle yapıyorum. Çünkü bu başladığım işin tamamlanmasında gerekli olan kuvvet ve kudret O'rıun tarafından bana verilmiştir ve O'ndandır. O bana bu kuvvet ve kudreti vermezse ben bu işi tamamlayamam."

Helâl ve hayırlı bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerindendir. Kur'an-ı Kerîm'de buna işaret eden pek çok emirler, vardır.

"Atalarınızı andığınız gibi, hatta daha çok Allah'ı anın. " (el-Bakara, 2/200).

"Namazlarınızı kıldıktan sonra, ayakta otururken ve yanlarınızın üzerinde iken Allah'ı anın. " (en-Nisa, 4/103).

"Rabbı'nın adını an. İhlâs ile O'na yönel. " (el-Müzzemmil, 73/8)

"Rabbı'nın adını sabah akşam an" (İnsan, 76/25).

Resulullah (s.a.s.)'den nakledilen bir hadîsde şöyle denilmiştir: "Bismillah ile haşlamayan her ciddi iş noksandır. "

Besmele, Neml suresinde bir ayet olmasına rağmen, gerek Fatiha suresinin, gerek diğer surelerin başındaki "besmele"lerin, o surelerden bir ayet olup olmadığı konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Hatırlanacağı üzere Fatiha suresi başındaki besmele, surenin bir ayetidir. Bu, diğer surelerin başındaki besmele gibi değildir. Berae suresi dışındaki diğer bütün sureler ise besmele ile başlar. Fatiha suresinin ilk ayetinin besmele olduğunu kabul eden Şafiî mezhebi âlimleri ayrı bir besmeleyi öteki surelerde de kabul etmez ve sure başlarındaki besmeleyi sureden sayarlar.

Bilindiği gibi, bugün müslümanların ellerinde bulunan mushaflar, Hz. Osman b. Affân (r.a.) zamanında yazılan, sonra çoğaltılarak çeşitli vilayetlere gönderilen nüshaların kopyasıdır. Bu nüshalarda Berae suresi dışındaki bütün surelerin başına besmele yazılmıştır. Hz. Osman'ın (r.a.) bu işi yaparken, şüphesiz, ne yaptığını çok iyi bildiği ve yazılan mushaf nüshalarına herhangi bir sözün girmemesi için büyük dikkat ve titizlik gösterdiği muhakkaktır. İşte bu görüşten hareketle sure başlarına yazılan besmelenin, ilgili oldukları surelerden bir ayet olması düşünülebilir. Nitekim İmam Şâfiî, bu görüşe kâni olarak, Fatiha suresi başındaki besmelenin bu sureden bir ayet olduğunu söylemiş ve namazda okunmasını farz saymıştır. Diğer sureler hakkında ise, kendisinden, bir defasında, besmelenin surelerden bir ayet olduğu, bir defasında da olmadığı tarzında iki değişik rivayet mevcuttur.

Hanefilere göre, besmelenin mushafta yazılmış olması, onun Kur'an' dan olduğunu işaret eder. Ancak namazda, Fatiha suresinin başında okurken, Fatiha gibi cehren (sesli) okunmaması, besmelenin Kur'an'dan bir ayet olmadığını gösterir. Diğer surelerin başında yer alan besmeleler de böyledir. O halde her sure başındaki besmele, Kur'an'dan bir ayet olsa bile, başında bulunduğu sureden bir ayet değildir. Sadece surelerin arasını ayırmak için, teker teker indirilmiştir.

İmam Mâlik'in bu konudaki görüşü diğerlerinden farklıdır. O'na göre, sure başlarındaki besmele, Kur'an' dan değildir. Bununla beraber yeni bir sureye başlarken her işte olduğu gibi, başlama alâmeti olarak yazılmıştır. Bu sebepledir ki İmam Mâlik, farz namazlarda, Fâtiha'dan önce besmelenin cehren okunmasına karşıdır. Aynı şekilde o, sessiz (sırren) okunmasını da meneder.

Bismillahi'r-rahmani'r-rahim sözü dört kelimeden oluşan bir cümledir. Bunlar: İsim, Allah, Rahman, Rahim kelimeleridir. Ancak isim kelimesinin başına bir "b" harfi getirilmiştir. Bu harf, kendinden önce var olduğu düşünülen bir fiile, sonraki cümleyi bağlamak için kullanılmıştır. 'b' harfinden önce var sayılan fiil başlarım, 'okurum', 'yaparım' olabileceği gibi 'başla', 'oku', 'yap' şeklinde emir de olabilir. Buna göre besmele, bu fiillerden birisinin var kabul edilmesiyle beş kelimeden meydana gelmiş olur.

"(Rahim) ve (Rahman) olan Allah'ın adıyla başlarım" gibi

Besmeledeki ilk kelime olarak görülen isim, bir hususa işaret etmek üzere konulmuş addır. Ahmet, Ali, ağaç, su gibi isimler, özel isim ve cins ismi olmak üzere iki kısımdır. Şahıs isimleri ile yer veya şehir isimleri özel isimdirler. Bu isimler kimin adı ise, hangi yer, şehir, kurumu belirtiyorsa başkalarında bulunmayan, kendilerine özgü özellikleri vardır. Buna karşılık, tahta,masa,ağaç,insan gibi isimler cins ismidirler. Genel bir anlam belirtirler. Bu sebeple "Ahmet" denildiği zaman, onun insan olduğu anlaşılır. Çünkü Ahmet, insan cinsi içinde yer alır. Fakat insan denildiği zaman mutlaka Ahmet anlaşılmaz. Çünkü Ahmet'ten başka insanlar da vardır.

Özel isim olan Ahmet kelimesi ile, cins isim olan insan kelimesi arasındaki bu farklılık, Ahmet'in her insanda müşterek olan sıfatlarla tarifini imkânsız kılar. Meselâ Ahmet, iki eli ve kulağı olan, iki göze ve bir buruna sahip bulunan kimsedir demekle tarif edilmez. Çünkü bunlar, her insanda bulunan uzuvlardır. Bu sebepledir ki, bir kişiye veya bir şeye and olarak verilen özel isim, sadece ona hastır. Ve onu diğer benzerlerinden ayıran özelliklerin alâmetidir. Yine bu sebeple özel isimlerin eş anlamlısı aranmaz. Başka bir kelimeye tercemesi yapılmaz.

Besmele'de yer alan ikinci kelime Allah ismidir. Allah, kendine has doksandokuz sıfatı olan zatın yüce ismidir. Gerçek mabudun adıdır ve özel ismidir. Allah Teâlâ'nın kendine has sıfatlarından bazılarını, Kur'an-ı Kerîm'in aşağıdaki birkaç ayetine işaret ederek gösterebiliriz.

"O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka ilâh yok'tur. O, gizliyi de aşikârı da bilendir. O, esirgeyen, bağışlayandır. O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hükümrandır. Mukaddestir, selâmdır, mümindir, müheymindir, azizdir, cebbardır. Allah müşriklerin ortak koşmasından münezzehtir. O öyle Allah'tır ki, yaratan, yarattıklarına şekil verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nu tesbih eder. O, hüküm ve hikmet sahibidir. " (el-Haşr, 59/22-24)

İşte Allah, bazılarını işaret ettiğimiz bu ve buna benzer, üstün sıfatları zatında toplamaktadır.

Besmele'de yer alan üçüncü kelime, 'Rahman' kelimesidir. Bu kelime kendinden önce ismi zikredilen yüce zatın sıfatıdır. Yani Allah Teâlâ'nın sıfatıdır. Rahman kelimesi, rahmet kelimesinden türetilmiştir. Rahmet, sözlükte, insan kalbinin bir kimseye acıma ile birlikte meydana gelen bir yakınlık duygusudur ki, bu acıma ile yakınlığın artması ve şiddet kazanması halinde, o kimseye karşı fiilî yardıma dönüşür. Bu sebepledir ki, o kimse hakkında 'çok merhametli' denir. Ancak insandaki bu merhamet duygusunu, Allah Teâlâ'nın merhametini arılamakta bir ölçü olarak kullanmamız mümkün değildir. Çünkü insandaki merhamet duygusu geçici bir haldir. Ancak bir üzülme ve acıma neticesinde ortaya çıkar. Üzülme ve acımanın ortadan kalkması ile merhamet duygusunun da yok olduğu görülür. Allah Teâlâ ise üzülme ve ani olan, sönüp geçen acıma duygusundan münezzehtir. Acıma kelimesindeki insanî haslet geçicidir. Allah Teâlâ bu geçici hasletlerden münezzehtir. Bu sebeple Allah Teâlâ'nın rahmeti, kullarının merhametiyle kıyas olunamıyacak bir üstünlük arzeder ve ezelden ebede, eser ve neticesi nimetler ve bağışlar olarak ortaya çıkan sonsuz bir merhameti gösterir.

İlâhi rahmetin ezelden ebede sonsuzluğu, Allah Teâlâ'nın zatına has olan, zatıyla birlikte kadîm olan irade sıfatının bir sonucudur. Bu kulları için daima hayrı murat ettiğini gösterir.

Allah Teâlâ'nın iradesi, olabilecek veya olmayabilecek her şeyi, irade sıfatının taalluku ile dilediği zamanda ve dilediği şekilde yapması veya yapmaması anlamına gelir. Bir şeyi yapmasında veya yapmamasında, O'nun iradesine dışarıdan tesir edecek, yapmaya zorlayacak veya yapmamaktan vazgeçirecek hiç bir güç yoktur. Allah Teâlâ'nın bu sıfatı, O'nun zatına has bir sıfat olması dolayısıyla, zatıyla kaim ve kadîm bir sıfattır. İşte ilâhî rahmet, böyle bir sıfatın insanların hayrına, yahut iyiliğine ortaya çıkmasını gösterir.

Allah Teâlâ'nın bütün âlemleri, canlı cansız bütün varlıkları iradesiyle yaratması, yaşayışlarını sürdürebilmeleri için çeşit çeşit rızıklar vermesi, bunlar arasında insana ayrı bir mertebe vererek, onu akıl, duygu ve düşünce ile diğerlerinin üstüne çıkarması, kısacası, her şeyi yerli yerinde sevk ve idare etmesi, O'nun sonsuz rahmetinin bir neticesidir.

Rahman, yukarıda da işaret edildiği gibi, rahmet kelimesinden türemiş olup, son derece merhametli, çok rahmet sahibi anlamlarına gelen bir sıfattır. Ancak bu sıfat, ezelî ve ebedî bir rahmeti işaret ettiği için hiç kimse hakkında kullanılmamış, yalnız Allah Teâlâ'ya tahsis edilmiştir.

Rahman kelimesinin diğer bir özelliği de Kur'an-ı Kerîm'de, Allah ismi makamında özel bir isim olarak kullanılmış olmasıdır.

"İster Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın, hangisi ile çağırırsanız, en güzel isimler O'nundur. " (el-İsra, 17/110).

"Senden evvel gönderdiğimiz resullerimizden sor: Biz, Rahman'dan başkasını ilâhlar yapmış mıyız?" (ez-Zuhruf, 43/45).

"Sen ancak Kur'an'a uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseleri korkutacaksın. " (Yâsin, 36/1 I ).

"(Cennet), görmeden Rahman'dan korkan ve (O'nun tâatına) yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere hastır. " (Kaf 50/33).

"Ey babam, şeytana tapma, Çünkü şeytan Rahman'a çok asi olmuştur. " (Meryem, 19/45).

"Rahman'ın yaratışında hiç bir düzensizlik göremezsin." (Mülk, 67/3).

Mealleri zikredilen bu ve sayıları elliye varan diğer ayetlerde Rahman' kelimesinin Allah'a has ve Allah ismine eşit bir anlamda nasıl kullanıldığı açıkça görülmektedir. Bu sebepledir ki, Rahman özel bir isimdir. Ve diğer özel isimler gibi herhangi bir dile terceme edilemez.

Besmele'de de görüldüğü gibi, Rahman kelimesi, Allah Teâlâ'nın sıfatı olması ve ezelden ebede O'nun sonsuz rahmetine delâlet etmesi dolayısıyla, kapsamı geneldir. Yani gözle görülsün veya görülmesin, yoktan var edilmiş veya yaratılmış her ne varsa, hepsi de Rahman'ın eseri neticesidir. Bu rahmetin dışında kalmış hiç bir varlık düşünülemez. Bu bakımdan her şeyin vücut buluşu, ortaya çıkışı, veya yaratılışı kesbî değil, vehbîdir, irâdî değil cebrîdir, Rahman'ın eseridir. İşte bundan dolayıdır ki "Allah Teâlâ, dünya ve ahiretin Rahmanı'dır" denilmiştir.

Allah Teâlâ, hiç bir şeyi sebepsiz ve kıymetsiz yaratmamış, yarattıklarını başı boş bırakmamıştır. Rahmet-i Rahman'ın bir eseri olarak insanı yarattığı zaman, ona kendi iradesinden bir de irade ihsan etmiş; böylece insanın kendi irade ve ihtiyariyle çalışıp kazanmasını ve değişip gelişmesini sağlayacak yolu göstermiştir. Zira insana çalışmakla tembelliği, ilim ile cehaleti, hak ile haksızlığı, adalet ile zulmü, şükür ile nankörlüğü, itaat ile isyanı, iman ile küfrü, kendisini dünya ve ahiret saadetine kavuşturacak doğru yol ile hüsrana götürecek eğri yolu biribirinden ayırt etmesini sağlıyacak bir akıl vermiş; aklını kullanıp doğru yolu bulana rahmetini artıracağını; akılsız davranıp eğri yolu seçeni bu rahmetten mahrum bırakacağını, üstelik akılsızlığının cezasını çok ağır bir şekilde ödeteceğini bildirmiştir.

İşte, Allah Teâlâ'nın, Rahman sıfatının bir eseri olarak, âlim, cahil, çalışkan, tembel, haklı, haksız, adil, zalim, mutî, âsi, mümin, kâfir ayırımı yapmadan herkese ve her yarattığına teşmil ettiği rahmetine ilâve olarak; sadece, âlime, çalışana, haklıya, adile, mutîye, mümine hasılı kendi iradelerini Allah'ın iradesiyle ahenk içerisinde tutabilen herkese ihsan ederken diğerlerini mahrum bıraktığı rahmeti, O'nun Rahîm sıfatının icabıdır. Bu Rahîm sıfatı, besmelenin dördüncü kelimesi olarak yer almıştır. O halde bunu kısaca ifade etmek gerekirse; başlangıçta çalışana ve çalışmayana bakmadan, onu vücuda getirerek öylece idare etmek, Allah Teâlâ'nin Rahman sıfatının eseri iken, sonradan çalışana çalıştığının semeresini vermek de O'nun Rahîm sıfatının sonucudur. Bir başka ifadeyle denebilir ki, insan istese de istemese de, kendisine vücut verilmiş ve bunun bekâsı için gerekli nimetler ihsan edilmiştir. Bu, ezelden ebede Rahman olan Allah Teâlâ'nın rahmetidir. Fakat insan, Allah Teâlâ'nın irade ve ihtiyarını temsil etmek ve O'na yakınlaşarak rızasını kazanmak için yaratılmıştır. Bunun için kendisine irade ve akıl verilmiştir. Bunları doğru yolda kullanarak rızasını kazanan insan, Allah Teâlâ'nın mükâfatına nail olur. Doğru yoldan sapan ise bundan mahrum olur. Bu da Cenâb-ı Hakk'ın Rahîm sıfatından yayılan rahmetidir. Bu sebeple denilir ki "Allah Teâlâ, ahiretin Rahîmidir. Yani ahiret günü bütün müminlere rahmeti ile muamele eder."

Allah Teâlâ'nın Rahman sıfatı, kendisine has zât sıfatı olduğu halde; Rahim sıfatı, kendi iç güdüleri veya iradeleriyle hareket eden yaratıklara bir nebze olsun bahşedilmiş bir sıfattır. İnsanların kendi yavrularına veya biribirlerine besledikleri şefkat ve merhamet dolu yardım duygusu, yahut bir kuşun, yavrusu başında kanat çırpışı, sahip oldukları bu rahîm sıfatının bir eseridir. Bundan dolayı insanın, Allah Teâlâ'nın zatına has olan Rahman sıfatıyla nitelendirilmesi mümkün olmadığı halde rahîm sıfatıyla nitelendirilmesi mümkün olabilir. Nitekim bir kimse hakkında çok merhametli anlamına rahîm denilmesi bundandır.


Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:13
_KleopatrA_
29 Kasım 2009 16:31       Mesaj #7
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Sual: Euzü ve Besmele’nin manası nedir?
CEVAP
Euzübillahimineşşeytanirracim
demek, Allah'ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

Sual: Besmelenin fazileti nedir?
CEVAP
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. Peygamber efendimiz, (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.

Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm); besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir.

Hadis-i şerifte, (Kur'an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) buyuruldu. Sure okurken, Euzü Besmele okunur. Âyet-i kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız Euzü okunur. Sure veya âyet okumaya başlarken Euzü okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken Besmele okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.

Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle) buyuruyor. (Nahl 98)

Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.

İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.)
[Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan,
“Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.)
[Tergibussalat]

(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.)
[Deylemi]

(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.)
[İ. Rafii]

(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.)
[Taberani]

(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.)
[İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.)
[Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.)
[Tergibussalat]

(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.)
[T. Salat]

(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.)
[Tergibussalat]

(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.)
[İbni Sünni]

(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!)
[Taberani]

(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!)
[İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!)
[Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

Sual: İşlere başlarken kısaca Bismillah demek yetişir mi?
CEVAP
Yetişir. [“h” harfinin iyice belli olması için] (Bismillahi) demek daha uygundur.

Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!

İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)

Besmeleyle başlamak
Sual:
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamak gerektiğine göre, mektuplara, maillere de Besmeleyle başlamak gerekmez mi?
CEVAP
Besmeleyi İslam harfleriyle yazmak gerekir. Ancak Besmele şimdiki mektuplarda yerlerde sürünebileceği için mektuplara yazmamak daha uygun olur. Maillerde ve mektuplarda, İslam harfleriyle yazılı şeklini Latin harfleriyle karışık yazmak caiz olmaz. İslam harfleriyle yazılı olup elden götürülecek mektuplara ve yine İslam harfleriyle yazılan maillere Besmeleyle başlamak sünnettir. Büyük İslam âlimi Hindistanlı Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:

Peygamber efendimiz, mektupların başına, (Bismillâhirrahmânirrahîm) yazardı. Mesela, Dıhye-i Kelbî aracılığıyla Rûm kayseri Herakliyus’a gönderdiği mektuba Besmeleyle başladı. Kâfire bile yazılan mektuba Besmeleyle başlamak sünnettir. Hudeybiye barışında Hazret-i Ali’ye Besmele yazmasını emretti.

Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.
Besmele; bütün mevcudatın lisan-ı haliyle ve kavliyle dillerinde devamlı tekrar edilen dua, zikir ve anahtardır.

BESMELE'NİN ANLAMI
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlar ve ancak Ondan yardım dileriz. Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

HERŞEY ALLAH'I TESBİH EDER
Besmele Allah’a uzanan manevî bir hat ve irtibattır. Bu duaya insanlar, hayvanlar ve bitkilerden tutun, cansız varlıklara kadar her şey iştirak etmektedir. Zira Kur'ân-ı Kerîm’deki “O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların tesbihini anlamazsınız” (İsrâ sûresi, 17/44) âyeti, bu hususu ortaya koymaktadır.

BESMELE BİR ANAHTARDIR
Besmele, dinî açıdan da İslâm nişanını gösteren bir definenin anahtarıdır. Çünkü “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım” diyerek, yapacağımız işlerin gerçek faili, yaratanı olmadığımızı, bizi de fiillerimizi de yaratan bir güç ve kudrete bağlı bulunduğumuzu, ancak O’nun müsaadesiyle işe başlayabileceğimizi, yapacağımız her şeyi O’nun için yapmamız gerektiğini ilan ederiz.

İNSAN BESMELEYLE YÜKSELİR
Besmeleye devam etmek ve ona karşı hürmet ve saygı göstermek, kişinin dünyevî ve uhrevî yükselmesine vesiledir. Meselâ ilk devir sûfîlerinden olan Bişr el-Hâfî’nin (ö.227/841) seyr u sülûku ve seyr u sülûktaki mertebesi şu hadiseye dayanmaktadır: O, yolda bulduğu ve üzerinde “Besmele” yazılı bir kâğıdı itina ile temizledikten sonra levha haline getirerek muhafaza etmiş, bunun üzerine rüyada bir ses kendisine, besmeleye karşı bu hürmetinden dolayı adının dünya ve ahirette saygın kılındığını bildirmiş, böylece Bişr, zühd ve takvada zirveye ulaşmıştır (Ebu Nuaym, 8:336). Bişr el-Hafî, kaç asır sonra günümüzde bile bilinen, hayır ve sena ile anılan evliyâdandır.

BESMELE MANEVİ BİR BAĞ VE DUADIR
Netice olarak besmele, dünyevi kapıları açan, âdetleri ibadete çeviren (yemek yerken, su içerken v.s de çekilen besmeleler gibi) sihirli bir anahtardır. Besmele, aynı zamanda Allah ile kul arasındaki irtibatı sağlayan manevi bir bağ ve duadır.
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 20:51
15 Mart 2010 15:20       Mesaj #8
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Besmele’yi oluşturan kelimeler Kur’an’da en çok tekrar edilen kelimelerdir. “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesini meydana getiren kelimelerden “ism” (isim) kelimesi, türevleriyle birlikte 71 yerde geçer; aynı kökten gelen semâ ve çoğulu semâvât kelimelerini de ilâve edersek, isim kelimesinden türeyen kelimeler toplam olarak 381’e çıkar.
Besmeleyi meydana getiren ikinci kelime olan “Allah” lafzı ise, Kur’an’da tam 2697 yerde kullanılır; ayrıca “ey Allah’ım” anlamına gelen “Allahümme” kelimesi de 5 yerde geçer. Üçüncü kelime olan “Rahmân” kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de 57, “Rahîm” kelimesi ise 115 yerde tekrar edilir. Rahmân ve Rahîm kelimelerinin kendisinden türediği “rahmet” ve türevleri ise Kur’an’da toplam 339 yerde geçer.

Helâl ve hayırlı bir işe başlarken Allah'ın adını anmak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerindendir. Kur'an-ı Kerim'de buna işaret eden pek çok emir vardır .
İlk inen âyette besmele çekmek emredildiği gibi, mushaf olarak tertip edilen Kur'an-ı Kerim'in ilk âyeti de besmeledir. Besmele, Kur'ân-ı Kerim'in 114 sûresinden 113'ünün giriş cümlesi olarak yer almaktadır. Neml: 27/30. âyetinin de bir bölümüdür. Dolayısıyla Kur'an'da 114 yerde "bismillâhirrahmânirrahîm" vardır.

“O Süleyman’dandır, ve o "bismillâhirrahmânirrahîm"ledir.” (Neml: 27/30)
“(Nuh) dedi ki: ‘Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim Ğafûr’dur, Rahîm’dir.” (Hûd: 11/41)
“Atalarınızı andığınız gibi, hatta daha çok, daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı zikredin.” (Bakara: 2/200)
“Namazı kıldıktan sonra da, ayakta, otururken ve yanlarınız üzerinde yatarken Allah’ı zikredin.” (Nisâ: 4/103)
“Rabbinin adını an. Bütün varlığınla, ihlâsla O’na yönel.” (Müzzemmil: 73/8)
“Sabah akşam Rabbinin adını an.” (İnsan: 76/25)
Besmeleye vücut veren 4 kelime (isim, Allah, Rahmân, Rahîm) 'den 3'ü Allah'ın isimleri olup, bunların 2'si bağış, merhamet, cömertlik, affetmek gibi anlamlar taşımaktadır. Kur'an'ın ilk cümlesine bunları koyarak, temel konusu ülûhiyet ve insan-Allah ilişkisi olan Kur'an'da hâkim olan ögenin rahmet ve merhamet olduğuna Rabbimiz dikkat çekmektedir. Rahmân ve Rahîm'in kökü olan rahmet kelimesi Kur'an'ın açık beyanlarına göre Allah'ın hâkim niteliğidir. Enbiyâ: 21/107. âyette Son Rasulü de Kur'an "âlemlerin rahmeti" olarak nitelendirmektedir. O halde, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Kur'an'ın tanıttığı Allah, yarattığı mahlûkata, her şeyden önce rahmet sıfatıyla tecellî etmektedir.

İslâm’ı korku dini, Allah’ı sadece korkulacak bir zât olarak göstermeye çalışan besmelesizlere en büyük darbe, besmeledeki rahmet ve merhamet ifadeleridir
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:14
26 Mart 2010 13:45       Mesaj #9
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Besmele,

kainatı yaratan ve idare eden yüce varlığın adının ve en çok kullanılan doksan dokuz isim içinde başta söylenen Rahmân ve Rahîm sıfatlarının yer aldığı bir âyettir. Esirgeyen, bağışlayan, lütuf, merhamet ve ihsanını eksiltmeyen anlamındaki Rahmân ve Rahîm sıfatları İlâhî rahmet ve koruyuculuğun bütün âlemi ku­cakladığını ifade etmektedir.

Türkçede "besmele çekmek, bismillâh demek" deyimleri Bismil- lâhirrahmânirrahîm'i okumak demektir. "Euzü besmele" ise "kovulmuş şeytanın şerrinden Allâh'a sığınırım" anlamındaki "Eûzü billâhimineşşeytânirracîm" cümlesiyle besmelenin ortak adıdır (İA: 530). Nemi süresindeki besmele âyeti (27/30) nazil ol­duktan sonra son şeklini almış, Hz. Muhammed, hayatının sonu­na kadar hep bu ibareyi kullanmış, besmelenin yazıldığı ilk satı­ra da başka hiçbir şeyin yazılmamasını emretmiştir.

İslâmiyet'te gerek dünya gerek ahiretle ilgili olsun her önemli ve meşru işe Besmele ile başlamak tavsiye edilmiştir. Hz. Peygam- ber'in (Acluni II. 174) "Besmeleyle başlamayan her iş bereketsiz ve güdüktür" hadisiyle onun bir çok iş münasebetiyle besmele çekmesi ve besmele çekmeyi ve yazmayı tavsiye etmesi besmele­nin hem inanç, hem ibadet, hem de müslümanların günlük ha­yatlarında önemli bir yer tutmasına sebep olmuştur (Gözübüyük, 1977:31). Ayrıca her işe besmele ile başlamak, uluhiyyet ve ubu- diyyet arasında sevgiye dayalı bir münasebetin sembolü hâline gelmiştir. Çünkü besmele, hakikate ulaşmak için bir vesiledir.
Ad:  bismillah.gif
Gösterim: 806
Boyut:  967.6 KB
Besmelenin başındaki "ba" edatı Arapça'da yapışma, sığınma,yardım isteme, bir şeyi araç ve sebep edinme anlamlarını ver­mektedir. Dolayısıyla besmele "Allâh'ın adına yapışarak O'ndan yardım dileyerek, O'na sığınarak, O'nu araç kılarak işe başlıyo­rum" demektir (Öztürk, 1996: 30). Bu bilinçle mümin, her işin başında besmeleyi okur. Besmele Allâh'ın insanlara en büyük ih­sanıdır. Çünkü besmelede Allâh adıyla birlikte O'nun acımak, esirgemek, bağışlamak, korumak, merhamet etmek anlamlarına gelen Rahmân ve Rahîm sıfatları yer almaktadır. Ba, isim, Allâh, Rahmân ve Rahîm kelimelerinden oluşan besmeleyi Kuşeyri, Le- tâif adlı eserindeki "Besmele" tefsirinde her surenin başındaki besmeleyi -Tevbe suresinde niçin bulunmadığını da dikkate ala­rak- farklı mânâlara gelecek şekilde açıklamıştır. Kuşeyrî, besme­le kelimesini hem yazım ve harf hem kavram hem de mânâları ile tefsir etmiştir (Akpınar, 2002: 53). Seyyid Muhammed Nûrü'l- Arabî de Fatiha Suresi Tefsirinde şöyle demektedir. Malum ola ki Besmele-i Şerîf'te üç isim vardır. Biri ism-i Celâl ki Allâh, ism-i zât. İkincisi ism-i kemâldir ki er-Rahmân, ismi sıfat. Üçüncü, ism-i Cemâl'dir ki er-Rahîm, ism-i ef'âl'dir. Bundan malûm oldu ki, besmele; ism-i zât ve sıfat ve ef'âl'dir. Yani tecelli-i ilâhî, zâtı, sıfatı ve ef'âliyle âlem, vücûda gelip mevcûd oldu. Zât, sıfat ve ef'âl olmayınca bir şey vücûda gelmez (Kumanlıoğlu, 1995: 130). Kur'an'da 113 kere tekrarlanan bu âyet (114 sûreden Be­raat sûresi hariç), Allâh'ın merhamet ve bağışlamayı esas alan bir kudret olduğuna dikkat çekmektedir. Bu görüş Kur'an'da tanıtı­lan insan, evren ve hayat anlayışının merhamet, hoşgörü ve ba­ğışlama üzerine oturduğunu da göstermektedir.

Ayrıca hem Fatiha sûresinin ilk âyeti olması, hem de "Bütün ilim­ler besmelenin 'bâ'sında dere olunmuştur." fikriyle Hz.Ali'den ri­vayet edilen "Eğer yazmak isteseydim besmelenin 'bâ'sı hakkın­da bir deve yükü kitap yazardım" sözüyle besmelenin ihtiva etti ği kutsal ve mühim mânâ, toplum hayatında önemli bir yer tut­masını sağlamıştır (Ramazanoğlu, 1984: 17).


MsXLabs.org & DİB
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:30
27 Mart 2010 13:18       Mesaj #10
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

1. Süsleme Sanatında Besmele


Besmele, özellikle süsleme sanatında en fazla yazılan âyetlerin başında gelir. Besmelenin yazımına özen gösterilmesiyle ilgili Hz. Enes'ten gelen bir rivayette "Bismillâhirrahmânirrahîm'i özene­rek güzel yazan kişiyi Allâh affeder." buyurulması ve Hz. Ali'nin "Besmeleyi güzel yazan kişi affedilmiştir." sözü hattatların bu konuda gereken itinayı göstermelerinin başlıca sebebi olduğu gibi besmelenin çokça yazılmasının da esas âmili olmuştur (DİA, V, 534).
En güzel örneklerini Osmanlı hattatları elinde bulan besmele, çe­şitli süslü hatlarla Kur'an dışında bazen tek başına levha olarak, bazen de hilye levhalarının üst kısmına yazılmıştır. Oklu besmele en güzel örneklerden biridir.
Besmeleyle oluşan çeşitli tabir ve deyimler ve "Bismillâhirrahmâ- nirrahîm", çeşitli mimarî eserler ve hat sanatından başka, edebi­yatta ve folklorda önemli bir malzeme olarak kullanılmıştır.

2.Türk Edebiyatında Besmele


1. Eski Türk Edebiyatında Besmele
Eski Türk Edebiyatında, her eserin besmeleyle başlaması kaidesi­ne uyulduktan başka, çeşitli tür ve beyitlerde; halk edebiyatında türkü, ninni, destan gibi eserlerde; az olmakla birlikte yeni Türk edebiyatında; çeşme alınlıkları, mezar taşları, dükkanlardaki lev­halar gibi folklor ürünlerinde çokça kullanılmıştır (Duran, 2003).
Türk Edebiyatında besmele daha çok mısra ve beyitlerde telmih ve iktibas yoluyla kullanılmıştır. Her eserin besmeleyle başlaması kaidesine hemen hemen bütün edebî eserlerde uyulmuştur. Eski Türk Edebiyatında divan mukaddimeleri, tevhid, münacaat ve na'tlardan önce besmeleyle başlamaktadır

Gül-i gül-zâr-ı kelâm-ı kadîm
Bismillâhirrahmânirrahîm (Kasidenin başında yer almaktadır.) Eyledim yâ Rab senin hamdinle buna ibtidâ Bilmeyince tâ senânı kimse bulmaz çün bekâ (Çelikoğlu, 1985: 113)

Sûretünün safhasında gör ne yazmış ol Kadîm Ohıdum ol hattı Bismilâhirrahmânirrahîm
Merhamet kıl sen Nesîmî'ye eyâ bedr-i Münîr Ger hatâ kıldum ise estağfiru'llahe'l-azîm (Kürkçüoğlu, 1985: XXVL)

Eyledim yâ Rab senin hamdinle buna ibtidâ Bilmeyince tâ senânı kimse bulmaz çün bekâ (Şahver, 1969: 113)

Zikr-i Bismillahirrahmanirrahim Aşikâre gizliye Sensin alîm Son nefesde sakla imânım benim Bulmaya yol ana şeytâni'r-racîm Rûz-i mahşerde Muhibbî bendeni Irma anı rahmetinden yâ RahîmMuhibbî (Kanunî Sultan Süleyman 1494-1566) (Ak, 1987: 41)

Her eserin besmeleyle başlaması geleneğinin yanı sıra aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi sevgilinin güzelliğine yine aynı se­beple telmîhen kullanılmıştır.
Hat yazılsa tan mıdur yâkût-ı la'l-i yârda Besmele yazarlar evvel mahzenü'l-esrârda (Kılıç, 1998: 214)

Mushâf-ı hüsnünde ebrû medd-i Bismillâh'dır Vâkıf-ı sırr-ı cemâlin 'ârif-i bi'llâhdır (Çelebioğlu, 1998: 93-97)

"Güzellik kitabında veya yüz mushafında kaş, besmeledeki Ce- nâb-ı Hakk'ın Rahmân sıfatının imlasındaki med gibidir." mânâ sınadır.

2. Yenileşme Devri Türk Edebiyatında Besmele
Yenileşme Devri Türk Edebiyatında, genel özellik olarak gelenek­ten kopma söz konusu olduğu için şairlerin çoğu divan tertip et­meyerek, çeşitli şiirlerinin toplandığı şiir kitapları neşretmişlerdir. Dolayısıyla yazmaya besmeleyle başlama geleneği de yok olmuş­tur. Buna rağmen çeşitli sebeplerle kaleme alınan şiir kitapların­da besmele kelimesine oldukça çok yer verilmiştir.
Arif Nihat Asya'nın Süleymaniye şiirinde;
Gün batıp doğdukça dünya durdukça Üzerinde kalacaktır başların Öpülüp alnından besmelelerle Yerlerine konmuş kilit taşların (Asya, 1990: 25) şeklinde besmele geçmektedir.
Besmele münâcât tarzında yazılmış eserlerde de sık sık karşımıza çıkmaktadır.
Yakarı şey hiç yoktan varlığımı bir balçıktan var edenim nimetine şükürlerle binlerce kez hamd ederim.ey başıma bir taç gibi Muhammed'i yar edenim huzurunda günahımdan utanırım ar ederim evvel Allâh âhir Allâhbismillâh kimsenin önünde eğilmez başım senden başka yar olmaz kimse bize senden başka ey dünün ve bu vaktin sahibi ey sahibi bir hesap gününün bir tek sana eğilir secde ederiz kulluklar bilmeyiz başkaca bâtın Allâh, zâhir Allâh bismillâh
sabit kadem kıl bizi müstakim yolda kaybolmamış insanlar grubunda bir olsun eylemimiz sözümüz dostlarla arkadaşlarla bir olsun yüreğimiz gönlümüz mağfiret eyle bağışla bizi
sensin bizim tek sahibimiz ey merhameti bol ikramı sonsuz şanı yüce Rabbimiz Rahîm Allâh, Rahmân Allâh bismillâh(Kurnaz, 1992: 96).

3. Türk Halk Edebiyatında Besmele


Türk Halk Edebiyatında da besmelenin iktibas edildiği pek çok örneği görmek mümkündür. Aşık Edebiyatında tevhid tarzı eser­lerde, aşık tarzı destan ve şiirlerde karşımıza sıkça çıkmaktadır. Bayburtlu Zihni'den:

Tevhid
Müstecâb eyle duamı yâ Rahîm Sırr-ı Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm Hamd sad el-hamdü li'llâhi'l-mu'în Sad hezâr şükr-i Rabbü'l-âlemîn
Sen ki Rahmân-ı Rahîmsin yâ İlâh Yevm-i dînin mâliki bî- iştibâh (Sakaoğlu, 1988: 138).
Seyrânî kuluna rahmeyle Rahîm Bin bir ismin dilde hatmoldu Rahîm Çağırınca seni yâ Gafûru'r-rahîm Kerem eyle medet yâremiz anda (Yüksel, 1987: 31).

Bayburtlu Celâlî'den: Biri safi "sad" İmlâsı Biri besmele'nin "bâ"sı Biri "elif-lâm"ın "râ"sı Gamz-ı müjgânım merhaba
Habâsetler gibi pistir her işi Kör olsun gözleri dökülsün dişi Besmelede seksen sekiz yanlışı Gidip fetvâneye mânâ beğenmez
Arifler dilinde harf-i Bismillâh Seng-i hâre değse gül-anber eyler Her kime yetişse "nârun mina'llâh" "Lentebur" sırrına ol mahzar eyler
Öyle bir Leylâ'ya Mecnûn'um billâh İsminde okunur harf-i Bismillâh Tutuştu her yanım hasbeten li'llâh Mevlâ'yı zikr eden kul kınanır mı

Yemek Destanı
Bismillâh okundu ince taâma
Zağbal kuru kaymak durdu selâma
Baklava bal börek koz içi helvâ
Döktük orta yere harmân eyledik
(Kurnaz, Tatçı, 2000: 177, 203, 139, 172, 251).
Sümmanî'den:
Der Sümmânî kırklar ile görüştüm Bûs edip destin ummâna düştüm

Hakk'ın lutfu ile ben de yetiştim Her işin başında Bismillâh dedim
Maşallâh yakışmış o kadd ü kâmet Öğmüş halk eylemiş Cenâb-ı Kudret Besmelesiz hâsıl olsa bir velet Eremez kemâle şargadan olur
Senin bildiğin esrâra çeken var bir Bismillâh Sana kimler hüccet verdi bana mülk ettin günâhı Yirmi dokuz harf içre cem etmiş ilm-i Kur'ân'ı Hem bir sen mi öğrendin hocam şerîat-ı garrâyı Bizi halk eyleyen Hâlık bilir âlâyı ednâyı (Rayman, 1997: 232, 305).

4. Dinî ve Tasavvufî Türk Edebiyatında Besmele


Yine Tekke Edebiyatında Yûnus'ta, Yesevî'de Hâcı Bektaş'ta her hayırlı işe besmele ile başlama geleneğine uygun kullanımların yanında besmelenin mânâ ve öneminden bahseden şiirler de var­dır. Bunlardan bir tanesi 1865-1928 yılları arasında Prizren'de yaşamış, Melâmî tarikatına mensup, aynı zaman da Prizren'de Melâmî halifesi ve şeyhi olan Abdulmâlik Hilmi'dir.
Besmelenin bütün ilimlerin toplamı olduğu; bâ-i Besmele'nin Hz. Muhammed Mustafa, bâ'nın noktasının Hz. Ali ve mimin ise Cenab-ı Kibriyâ'yı gizleyen bir örtü (Hz. Peygamber ve kâmil in­sanların sureti) olduğundan bahsedilmektedir.
Şurû ettim besmeleyle evvelâ İsm-i zâtıyla edipdir ibtidâ Kâinatın fâtihidir besmele Hem sıfât u zât u fi'ldir zâhire

Besmeledir câmi'-i cümle 'ulûm Nokta-i vahdet rumûz-ı mübtedâ
Lüb içinde sırr olunmuş sır durur Bunda bilindi nedir sırr-ı 'amâ
Sırr-ı zât mestûr durur âdem ile Hep Celâlu'llâh cemâldir bu nümâ
Bâ-i besmeledir Muhammed Mustafâ Nokta-i bâ'dır Ali'yyü'l-Murtazâ
Her kişiye lâzım olur bilmeğe Mebde' ile hem meâdı canıma
Cennet-i ma'nâ içinde yazılı Mîm-i besmeledir ridâ-ı kibriyâ
On sekiz bin âlemin sırrı budur Âlemi halk etmede hubb-ı Hudâ
Aşk ile yanmak gerekdir ey ahî Aşk içinde bulunur zevk u safâ
Tad-ı aşkı bilmeyen hayvân durur Ot ile yem yimeğe anlar sezâ
Üç hurûfun sırrı oldu besmele Biri hırka biri tâc u bu ridâ
Hırkada var üç 'alem bil ey dedem Biri sarı biri ahmer bir kara

Tâcının dört terki dahi bilesin Terk-i dünyâ biridir terk-i ukbâ
Terk-i hestî birisine dediler Terk-i terk oldu biri hem mahviyâ
Yediye oldu bu sırlar müştemil Bu durur cümle cihâz-ı evliyâ
Hem ridânın otuz iki rengi var Anın ile zâhir oldu Hilmiyâ (Özcan, 1994: 28).

Yûnus Emre' den.
Sensin Kerîm sensin Rahîm Allâh sana sundum elim Senden artık yoktur umum Allâh sana sundum elim (Tatcı, 2005: 181).
Ahmed-i Yesevî'den, Bismillâh dip beyan eyley hikmet aytıp Tâliplerge dürr ü güher saçtım muna Riyâzetni katıp tartıp kanlar yutup Min defter-i sâni sözin açtım muna (Erarslan, 1983: 48-49).
Hâcı Bektâş-ı Velî'den,
Pes zâhidlerün tâ'atı dün ü gün Tanrıyı zikretmektür ve hem Bis- millâhirrahmanirrahimi cümle işdeyâd kılmakdur (Esad Coşan, tarihsiz: 7)

Şah Hatayî'den:
Alnımızda yazılı böyle bir yazı
Mümin Müslim Hakk'a eyler niyâzı

Besmeleyle okunur Elham suresi Okudum da geldim yolun üstüne
Şah Hatâyim eydür şem'i çırası er-Rahmân'dır iki kaşın arası Besmeleyle okunur Elham suresi Okudum da geldim ölün üstüne

Türkülerimizde:


Can özümden besmeleyi çekince Dil yanmazsa ben yanarım sultânım Ekrem Çelebi
Kaşların bismillâh yüzün Beytu'llâh Seni öz nurundan yaratmış Allâh
Mani ve ninnilerimizde de: Besmeleyle çıktım yola Selam verdim sağa sola A devletli benim beyim Ramazanın mübârek ola (Üçok, 2002: 305).
Ninni der uyuturum Besmeleyle büyütürüm Ne yapalım böyle durum Ninni yavrum ninni (Çelebioğlu, 1987: 20,41).

C. Türk Folklorunda Besmele


Besmelenin Türk folkloru, eğitim ve kültür tarihinde de önemli bir yeri vardır. Çeşme alınlıklarında, dükkanlardaki levhalarda, mezar taşlarında besmeleyle ilgili beyit ve mısraları görmek mümkündür. Evlerin en yüksek ve en güzel yerlerini ağaç oyma, sedef kakma, gümüş ve genç kızların çeşitli şekillerde işledikleri besmeleler süslemektedir.
Okula başlama törenlerinden biri olan, halk arasında "Âmin Ala­yı", yüksek tabaka arasında da "Bed'-i Besmele şeklinde anılan "Mahalle mektebine başlama merasimi" okuma yaşına gelmiş çocukların, hoca önünde merasimle besmele çekerek, okumaya başlamalarını ifade etmektedir. Dua alayı ya da Besmele cemiye­ti olarak da bilinmektedir (DİA, V, 540).
İnsan hayatında yeni bir dönemin başlangıcı sayılan okula başla­ma; hem çocukluktan çıkma yolunda atılan ilk adım hem de ço­cuğa yeni bir statü kazandırmada ilk adım sayılmaktadır.
Bed'-i Besmele törenine bağlı olarak okul ilâhîleri de ortaya çık­mıştır. Bunlar arasında besmele ilâhîleri de vardır.

İlâhîlerden birisi;
Yâ İlâhi başlayalım ism-i bismillâh ile Bu duâya el açalım ism-i bismillâh ile Sen kabûl eyle duâmız besmele hürmetine İlmini eyle müyesser yâ İlâhe'l-âlemin şeklinde devam etmektedir (Birinci, 1982: 37-57).

Çeşme Alınlıkları


Allâh'ın (c.c.) Hayy sıfatının gizlendiği suya, İslâmiyet büyük önem vermiş ve insanlara su sağlamanın en hayırlı ve sevap işlerden olduğunu kabul etmiştir. Hz. Muhammed'in "Sadakanın en fazi­letlisi su teminidir." şeklindeki hadisi, maddî durumu iyi olanla­rın su ihtiyacını karşılamak üzere kuyular vakfetmesine sebep ol­muştur.
Bu sebeple özellikle Türk topluluklarında çeşme yapımı ve çeşme vakfı önemli bir hayır sayılmıştır.

Hayrat olarak yapılan çeşmelerin, yalnız şehir, kasaba gibi yerle­şim yerlerinde değil, yol kenarlarında, kırlık yerlerde de yapılmış­tır. Yollardaki çeşmelere "menzil çeşmeleri", açık arazideki çeş­melere de "çoban çeşmeleri" denir.
Bu çeşmelerin, özellikle de şehirlerdeki çeşmelerin kitabeleri ya­pıldığı dönemin üslûbuna uygun olarak yazılmıştır. Genellikle besmele ile başlar, hayır sahibine dua isteğiyle biter. En meşhur­larından birisi, III. Ahmed'in çeşmesi için yazdığı beyittir.
Çek Besmeleyi iç suyu Hân Ahmed'e eyle dua

Dükkan/ardaki Levhalar:


Osmanlı İmparatorluğunun her yerinde esnaf, sanatkâr ve mes­lek sahiplerinin, ahîlik geleneğine uygun olarak pîre bağlılıkları son zamanlara kadar sürmüş, her sanat, meslek ve iş yerinde o sanat, meslek ve işini belirten levhalar asılmıştır. Bunlardan bazı­ları şunlardır:

Muhallebici dükkanı:
Bu seherde besmeleyle açılır dükkanımız
Hazret-i Şeyh Şâzelî'dir pîrimiz üstâdımız

Berber Dükkanı:
Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız Hazret-i Selmân Pâk'tır pirimiz üstâdımız

Kiremitçilerde:

Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız Hazret-i Abdullah Mekkî'dir pirimiz üstâdımız
Edirne'de Selimiye Kapalı Çarşısı'nda: Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız Hazret-i İbrâhîm peygamberdir pirimiz üstâdımız (Çağatay, 1989: 167-168).
Buraya kadar besmelenin kullanımı ile ilgili verdiğimiz çeşitli ör­nekler toplum hayatındaki kutsal ve mühim manayı vurgulamak­tadır.

MsXLabs.org & DİB
Son düzenleyen perlina; 14 Nisan 2017 13:35



Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç