Arama

İslam'da Kölelik

Güncelleme: 18 Aralık 2016 Gösterim: 4.254 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
16 Kasım 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

İslam'da Kölelik

Ad:  İslam'da Kölelik.jpg
Gösterim: 185
Boyut:  47.7 KB

Kölelik bilindiği kadarı ile eski Mısır, Bâbil, Mezopatamya, eski Yunanistan ve Roma medeniyetlerinden itibaren binlerce yıllık geçmişi olan eski inanç, felsefe ve uygarlıklarda kökleşmiş bir kurumdur. İslam'ın gelir gelmez yüzlerce yıllık geçmişi olan ve hemen bütün toplum ve geleneklerde kökleşmiş olan köleliği kaldırması neredeyse imkansızdı. Köleliğin hemen kaldırılmasını pratikte imkansız ya da faydasız kılan başlıca sebepler şunlardı:
  • Kölelik, savaş esirlerinin toplu öldürülmelerini önlemesi bakımından yararlıydı.
  • Esirlerden köle olarak yararlanma beklentisi savaşlarda gereksiz kan dökülmesini önlüyordu.
  • Savaş sonunda karşı taraf müslüman esirleri kölelleştirdiğinden, İslamiyet'in köleliği tek yanlı olarak kaldırması düşünülemezdi.
  • Bu kurumun hemen kaldırılması köleler için de çok ciddi ekonomik ve sosyal buhranlar doğurması muhtemeldi.
Bütün bunlara rağmen Islam dini kölelerin durumlarını iyileştirme yönünde çok önemli yenilikler getirdi. Öncelikle İslam'ın getirdiği eşitlik ilkesine gör, hür köle ayırımı yapılmaksızın bütün insanlar bir erkek ve ile bir kadından yaratılmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar
"Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık..." (Hucurat, 13)

Resulullah (s.a.v) buyuruyor:
  • Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Onlara yediğiniden yedirin, giydiğinizden giydrin. ağır bir iş yüklemeyin; yüklerseniz onlara siz de yardım edin.
  • Kölelerinize, "kölem", "câriyem" demeyin; "oğlum", "kızım" deyin.
  • Sizden kimse "kölem", "cariyem" diye söylemesin. Hepiniz Allah'ın kölelerisiniz.
  • Kim kölesini döverse onun cezası kölesini âzat etmekle yerine getirilir.
Resulullah (s.a.v) savaş durumu dışında hür bir insanı yakalayarak köleleştirmeyi yasaklamıştır. İslam dini, savaş veya doğum yoluyla süren köleliğin hafifiletilmesini ve zamanla ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik olarak da tedbirler almış ve köle âzat etmeyi en değerli ibadetlerden sayılmıştır. Bazı suçların ve hatalı davranışların günahlarından temizlenmek için köle azat edilmesi şart koşulmuştur.

Kölelerin özgürlüğünü sağlamak üzere, devletin bütçeden bir pay ayırması öngörülmüş, savaş esirlerine kamu yararını göz önünde bulundurarak- özgürlük verme hususunda devlet başkanına takdir yetkisi tanınmıştır.

Köleliğin devam ettiği dönemlerde müslümanlar, Kur'an ve Sünnet'teki öğretiye uygun olarak, çoğunlukla köle ve cariyelerime birer aile üyesi olarak bakmılar, ayrıca köle satın alıp âzat ederek Allah rıasını kazanmayı ahlaki bir şuur olarak sürekli canlı tutmuşlardır. İslam tarihinin hiçbir döneminde kölelik önemli bir kazanç ve üretim aracı olarak görülmemiştir. Buna karşılık Batı'a köle ticareti yapmak ve köleleri bir üretim aracı olarak kullanmak temel bir zihniyet ve uygulama olarak sürmüştür. Batı'da köleliğin fiilen ortadan kalkması, bazı insani yaklaşımların yanında, daha çok sanayinin gelişmesi ve insan gücünün artık hem pahalı hem de verimsiz hale gelmesiyle mümkün olmuştur. İslam köleliği tamamen kaldırmayı hedeflediği, bunun için gerekli tedbirleri aldığı ve kapıyı açık bıraktığı için dünya köleliği kaldırmaya karar verdiğinde müslümanlar buna kolaylıkla katılabilmişlerdir; dinleri bu konuda onlar için bir engel değil, teşvik unsuru olmuştur.

BAKINIZ Kölelik
Son düzenleyen Safi; 18 Aralık 2016 01:09
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
3 Aralık 2010       Mesaj #2
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Sözlükler köle için şu tanımları ve­riyor: Savaşta esir alınan, yabancı ül­kelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan ya da başkasından satınalınan erkek. Kul. Birinin buy­ruğu altında bulunan, özgür olmayan kimse. Yaşama hakkı da dahil bütün haklarım kaybederek sahibine ait bir mal haline gelmiş kimse. Kölemen.

Sponsorlu Bağlantılar
Bütün tanımlar aşağı yukarı aynı kapıya çıkıyor.özgürlüğü olmayan, bir mal gibi işlem gören kimseyi an­latıyor.

Köleliğin tarihi insanlığın tarihi kadar eskiye dayanıyor. Bir başlan­gıç tarihi vermek mümkün değil. Es­ki çağın ünlü Yunan filozofu Sokrat'a göre insanlar doğuştan hür ya da kö­ledir. İnsan ya hür olarak doğar ya da köle. Başka seçenek yoktur. Bu an­layış yerleşince insanların birbirine muamelesi de buna uygun ol­muş,"efendi" ve "uşak" anlayışı yüzyıllarca sürmüştür.
Köleliğin tarihi bir anlamda insan­lar arasındaki eşitsizliğin de tarihidir. Günümüzde eşitsizlik olarak adlandırılan sosyal ve ekonomik farklılıklarla eskinin eşitsizliği olan kölelik-efendilik, karşılaştırılması dahi müm­kün olmayan iki farklı olgudur.

Müslümanlıkta kölelik yasaklan­mış değildir. Buna rağmen köleliğin kalkması için her tedbir alınmıştır. Müslümanlık ortaya çıktığında köle­lik bütün hızıyla sürüyordu. Peygam­berimiz dahil Müslüman olan bazı in­sanlar da köle sahibi idi. Köle ve kö­lelikle ilgili açıklamalar, sınırlamalar geldikçe Müslümanlar kölelerini azad ettiler (özgürlüklerine kavuşturdular). Fakat bu kölelerin birçoğu gidecek yerleri olmadığı için yine efendileri­nin yanında kalmak istiyordu. İsla-mm köleliğe yaklaşımının kaynağı da bu idi. Kölelik öylesine dal budak sal­mış, öylesine kurumlaşmıştı ki, köle­liğin bir çırpıda yasaklanması birçok sahipsiz insanın aç, bilaç, ortada kal­masına, sebep olacaktı. Köle denen varlık, ne ana babasını ne memleke­tim biliyordu. Kölelik, kötü bir şey ol­masına rağmen kölenin hayatını sür­dürmesinin de tek yoluydu. Onların yalnızca özgürlüklerine kavuşmaları sorunu çözmüyordu. Onların hür in­sanlar gibi iş güç sahibi olması,geçi-mini sağlayabilmesi, bir yuvaya bir barınağa kavuşması gerekiyordu. Bunlarasahip olmak bir kişilik kazan­mak demekti. Köle ise bundan henüz çok uzaktı. İşte İslamiyet köleyi öz­gürlüğüne kavuşturmadan önce böy­le bir ortama hazırlamayı hedef almış­tı.

Bu da ancak zamanla gerçekleşe­bilirdi. Müslümanlık, kölelerin özgür olduktan sonra insan gibi yaşamala­rına imkân verecek bu ortam gerçek­leşene kadar onlara birtakım haklar verdi. Belki adı yine köleydi ama, da­ha önce insandı. İşte bunun için, "kö­lelerinize yediklerinizden Yedi'nin, giydiklerinizden giydirin" buyruğu verildi. Bu köleyi de efendiyi de gele­ceğe hazırlamakta çok önemli bir adımdı. "Onlara 'kölem' demeyiniz, oğlum, kızım deyiniz" ve ''Adem'in nesli olarak köleler de sizin kardeşle­rinizde. Onların sizin hizmetinizde bulunmasını mümkün kılan Allah'tır; Unutmayın ki Allah sizi onların hiz­metine tâbi kılmış da olabilirdi. O hal­de onlara iyi davranım. Şunu da dü­şünün ki Allah'ın sizin üzerinizde sa­hip olduğu hak ve kuvvet, sizin köle­ler üzerinde sahip olduğunuzdan da­ha fazladır" gibi hadis-i şerifler bu adımları daha da ileri götürüyordu. Kölenin yemesi içmesi, giymesi efen­disine aittir. Köle sahibinin köle üze­rinde birtakım yetkileri vardır. Ona dilediği işi verebilir, yaptırabilir fakat bu iş hiçbir zaman insan gücünü aşan bir iş olamaz. Efendinin köle üzerin­de terbiye hakkı vardır ama buterbiye hiçbir şekilde incitici, aşağılayıcı olamaz. Köleler isterlerse evlendirilir.

Bu hem Allah'ın emri (Kur'an, Nur suresi, 32) hem de peygamberin em­ridir. İslâm'da köleye insan olarak nasıl saygı duyulduğunun çok önem­li bir belgesi de haksız yere bir köleyi öldüren hür bir kimsenin bunun ce­zası olarak idam edilmesidir. Kim kö­lelere karşı haksız bir muamelede bu­lunursa o yüzden cezalandırılır. Yap­tığı yanma bırakılmaz. Kölelere efen­dilerinin insanca davranıp davranma­dığı denetlenmesi gereken bir husus olarak görülür.

İslam'ın köleliğin kalkması yolun­da getirdiği önlemlerden biri de, işle­nen bazı hata ve günahların bedeli ve­ya keffareti olarak köle azadını şart koşmasıdır.

Örneğin, kasten oruç bozan bir Müslüman bunun vebalinden (güna­hından) kurtulmak isterse ilk yapaca­ğı şey varsa bir köle azad etmektir. Yemin edip bozan kimse için de aynı şey geçerlidir. Müslüman bir devletin her yıl zekât gelirlerinden bir bölümü­nü kölelerin hürriyetine kavuşturul­masına ayırması da bir zorunluluktur, özetle kölelik sürdüğü müddetçe onun insanca muamele görmesi için İslam her türlü önlemi almış, köleye birçok haklar tanımıştır. Ünlü Türk hukukçu ve tarihçisi Cevdet Paşa, kö­leye tanınan bu hakların bolluğuna bakarak "İslam'da köle almak, köle olmaktır" demiş ve bu söz bir gerçe­ğin ifadesi olarak ün kazanmıştır. İs­lam, köleliğin kalkması yolunda da önlemler getirmiş ve bunların sonuç vermesi konusunda da sıkı denetim uygulamıştır, övünerek söylenecek bir gerçektir ki İslam'ın kölelik konu­sundaki bütün önlemleri semere ver­miş ve İslam dünyasında kölelik ni­hayet bulmuştur. Bu sonuçta, İslam'­ın tüm insanları iman ve Allah'a bağ­lılık (takva) ölçüsü dışında eşit görme­sinin de çok önemli payı olduğu şüp­he götürmez.

Müslümanlık insanları hiçbir şe-ı kilde renkleri, ırkları, soy-sopları ile değerlendirmemiştir. Fakat Müslü­manlık dışı toplumlar kendilerini renk ve ırk farkı gözetme tutsaklığından kurtaramadıkları için bu toplumlar­da yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan, lslam'dakinden çok farklı, menfi ve sefil bir kölelik hüküm sür­müştür. ABD'de, Güney Afrika Cumhuriyeti'nde ve uygar milletlerin eli ve rolü bulunan başka yerlerde in­san olana utanç veren eşitsizlik olay­ları yaşanmaktadır. 21 yüzyılın eşi­ğinde bir hayvana bile layık olmayan muamele insanoğluna layık görül­mektedir. Müslüman olmayan çok sa­yıda düşünce ve devlet adamı İslam'­ın renk ve ırklar karşısındaki hoşgö­rüsüne hayranlıklarını dile getirirken yaşanmakta olan eşitsizlik olaylarını kınamışlardır.

Hint filozofu Sami Viuekananda 1899'da ABD'de Menneapolis Üni­versitesi'nde verdiği bir konferansta aristokrasiden şikâyet ederek şunları söylemiştir: "Dünyadaki bütün hü­kümdar sofralarında asalet denen ve ahmaklığa dayanan çirkin bir hiyerar­şi vardır. Ve yine dünya üzerinde sa­dece Osmanlı hükümdarının sofrası-dır ki, dil, din, ırk, farkı gözetmeksi­zin herkese açıktır. Osmanlı padişa­hının dizinin dibinde oturan bir zen­ci renginden doğan ısdırabı hissetme­den lokmalarını yutabilir." (İlhan Bardakçı, Tercüman 9.6.1982)

"Türkler, beyaz insanlar olmak­la beraber, başka renkteki insanları eşit görmeyi reddeden Batı dünyası­nın beyazlarından ayrılırlar. Türk or­dusunda renkli bir subayın beyazla­ra komuta ettiğini görmek bir anor­mallik değildir. Türkler arasındaki bu ırk hoşgörüsü ise bir İslam geleneği­dir." (Arnold Toynbee, Türkiye, S. 30)

"Bir Avrupa devleti, doğudaki bütün kölelerin kurtulmasını temin et­se, köleler buna pek memnun olmaz­lar. Çocukluğundan itibaren efendi­sinin evine alınmış olan köle ailenin bir üyesi haline gelmiştir. Ailenin ço­cukları ile ev işlerini nasıl paylaşırsa yemeklerini de öyle paylaşır. Köle so­nunda daima azad edilmekte ve bu azadla birlikte kendisine hayat boyun­ca faydalanabieceği bir varidat (gelir kaynağı) bile bahsedilmektedir." (Moltke'nin Türkiye Mektupları'ndan)

İslam Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 17 Aralık 2016 23:35
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
17 Aralık 2016       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
İslam dini köleliği daha önceki inanç, felsefe ve uygarlıklarda kökleşmiş bir kurum olarak buldu ve araştırmacılara göre şu nedenlerle bu kurumu korudu:
  1. kölelik, tutsakların toplu öldürülmelerini önlemesi bakımından yararlıydı;
  2. tutsaklardan köle olarak yararlanma umudu, savaşlarda gereksiz kan dökülmesini önlüyordu;
  3. savaş sonunda karşı taraf müslüman tutsakları köleleştirdiğinden, köleliğin tek yanlı kaldırılması müslümanların çıkarlarına ters düşecekti;
  4. bu kurumun hemen kaldırılması, köleler için de pek çok ekonomik ve toplumsal sorun ortaya çıkaracaktı.
Bütün bunlara karşın İslam dini kölelerin durumlarının iyileştirilmesi doğrultusunda önemli yenilikler getirdi. Onlara her şeyden önce, özgürlere göre eksik de olsa, dinsel ve hukuksal açıdan bazı haklar tanıdı. Kuran’a göre köle bir müslüman, özgür bir müşrikten daha değerli sayılır (II, 231). Tanrı katında takva (Tanrı saygısı) dışında bir değer farkı yoktur (XLIX, 13). Köle-özgür farkı olmaksızın bütün müslümanlar kardeştir (XLIX, 10). Hz. Muhammet bir hadisinde "Köleleriniz sizin kardeşlerinizde. Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Ağır iş yüklemeyin; yüklerseniz onlara siz de yardımcı olun”, bir başka hadisinde de "Kölelerinize, kölem, cariyem demeyiniz; oğlum, kızım deyiniz” der. Hanefilerde bir köleyi bilerek öldüren ölümle cezalandırılır. Malikilerde efendisinin döverek sakatlanmasına ya da bedensel bir özür görmesine yol açtığı köle, yargıç kararıyla özgür bırakılır. Hz. Muhammet, savaş durumu dışında, özgür bir insan yakalayarak köleleştirmeyi kesin bir dille yasaklar.

DEVAMI Kölelik
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

5 Haziran 2009 / ThinkerBeLL Müslümanlık/İslamiyet
11 Mayıs 2009 / ThinkerBeLL Müslümanlık/İslamiyet
17 Aralık 2016 / Misafir Siyasal Bilimler
17 Aralık 2016 / HipHopRocK Osmanlı İmparatorluğu
30 Temmuz 2012 / arwen Müslümanlık/İslamiyet