Arama

Atatürk Devrimleri / Toplumsal Devrimler - Tekke, Zâviye ve Türbelerin Kapatılması

Güncelleme: 17 Haziran 2010 Gösterim: 9.794 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Şubat 2007       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Tekke, Zâviye ve Türbelerin Kapatılması
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Sponsorlu Bağlantılar
Ad:  120px-Kemal_Ataturk_hat.png
Gösterim: 532
Boyut:  25.7 KB

Osmanlı toplum ve eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler zamanla yozlaşmış ve toplumsal alanda bölünme ve gruplaşmalara sebep olmuştu. [kaynak belirtilmeli] Milliyetçilik ideolojisini benimseyen, Türk milletini "ileri" bir millet yapma hedefini batı uygarlığına uyum sağlayarak gerçekleştirmeyi amaçlayan Türkiye Cumhuriyeti için tekke, zaviye, türbe ve tarikat gibi İslam medeniyetine ait kurumların kaldırılması gerekiyordu. Atatürk, Kastamonu’da 30 Ağustos 1925’te söylediği bir nutukta türbedarlıkların, tekkelerin ve zaviyelerin kapatılacağının ve tarikatların kaldırılacağının işaretini verdi: “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir(lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
30 Kasım 1925 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlar ile Bazı Ünvanların Men ve İlgasına Dair Kanun ile tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kabul edilmiş ve bazı geleneksel ünvanların kullanılması yasaklanmıştır. Kanun, bütün tarikatlarla birlikte; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır.
Tarikatların Türkiye'de yasaklanmasından sonra, çoğu kıymetli tarihsel yapılar olan tekke ve zaviyeler boşaltıldı, içlerindeki bir kısım mallar çalındı, binalar yıkılmaya bırakıldı. Cumhuriyet öncesinde felsefesi, müzik ve süsleme sanatları, mimarisi ve adabıyla şehir hayatının bir parçası haline gelmiş olan tasavvuf ve tarikat kültürü, halkın geniş kesimlerince unutuldu. Tarikatların bir kısmı faaliyetlerini gizlilik içinde günümüze kadar sürdürmeyi başardılar. Bunların bazıları, teşkilatlanma özgürlüğü olan başka ülkelerde (özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da) şubeler açtı. Türkiye'nin demokratikleşme eğilimi gösterdiği dönemlerde, tekke ve zaviyelerin açılması için talepler dile getirilse de, kamuoyunun bir kısmı ve bazı kamu kurumları buna şiddetle karşı çıkmaktadır.

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Şubat 2007       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
TOPLUMSAL YAŞAYIŞIN DÜZENLENMESİ

Sponsorlu Bağlantılar
1. Tekke , Zaviye ve Türbelerin Kapatılması


Sosyal alandaki inkılâblarımızı baltalayan safsata ve hurafeleri kafalardan çıkarmak , açık ve hür zihniyeti kafalara yerleştirmek bir mecburiyetti.

Memlekette , ölmüş bazı kimselerin sonradan yarı peygamber sayılmasından kuvvet alan inanışın doğurduğu türbeler , onlarla geçinenleri besleyen bir kaynak , bir vasıta idi. Türbeler çok yerlerde batıl inanışların tatmin yeri olmuştu. Halk türbelerden mucizeler bekleyen bir ruh haletine yönelmişti.

Tekkeler , tarikat mensuplarının oturdukları , tarikat ilke ve geleneklerinin öğretildiği dini ve kültürel merkezlerdi. Kuruluşunda özellikle din , dil ve felsefe gibi konularda halkı yetiştiren halk odaları niteliğinde kuruluşlardı. Tekkelerin küçüklerine de zaviye denilirdi. Zamanla soysuzlaşan ve amacından uzaklaşan bu kuruluşlar , zengin müslümanların fakirlere yardım edilsin diye vakfettiği servetlere dayanarak bedavadan yaşamak , tembellikle her türlü zevkten istifa etmek, başkalarının çalışması ile geçinmek ve din perdesi altında her türlü fenalığı yapmak gayesini güden müesseseler haline geldi.

Tarikatçılık ise , mensupları arasında dayanışma ve sevgi yaratmakla birlikte , başka tarikat mensuplarına karşıda kin ve husumete varan ayrılıklar yaratıyor ve bu sebeple de bir huzursuzluk kaynağı idi.

Medeni bir millet olma yolunda görülen bu engeller akılcı batı medeniyetine girmek isteyen toplumumuz için kaldırılması gerekli idi. Atatürk , Kastamonu’ da 30.8.1925 ‘ de söylediği bir nutukta türbelerin , tekkelerin ve zaviyelerin kapatılmasının ve tarikatların kaldırılmasının işaretini vermiştir:

“Ölülerden medet ummak , medeni bir cemiyet için şindir (lekedir).

Bugün ilmin , fennin bütün şumulile medeniyetin parlak ışıkları karşısında filân veya falan şeyhin irşadile , maddi ve manevi saadet arayacak kadar iptidai insanların , Türkiye medeni camiasında mevcudiyetini asla kabul etmiyorum.

Efendiler ve ey millet , biliniz ki , Türkiye Cumhuriyeti şeyhler , dervişler , müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru , en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır.”

30 Kasım 1925 tarihli bir kanunla Tekke , Zaviye ve Türbelerin kapatılması ve bir takım ünvanların kullanılması yasaklanmıştır. 30 Kasım 1925 tarihli kanun bütün tarikatlarla birlikte, şeyhlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürücülük ve gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak maksadı ile muskacılık gibi unvan ve sıfatların kullanılması, bunlara ait hizmetlerin yapılması ve bu ünvanlarla ilgili elbise giyilmesini yasaklamıştır.
The Unique - avatarı
The Unique
Kayıtlı Üye
17 Haziran 2010       Mesaj #3
The Unique - avatarı
Kayıtlı Üye
TEKKE VE ZAVİYELERİN
KAPATILMASI (30 Kasım 1925)

30 Kasım 1925'de Türk toplumu için zararlı hale gelmiş olan, din eğitimi yapan, tekke, zaviye, türbeler kapatıldı. (Böylece laikliğe geçiş kolaylaşmaya başladı.)
Bir bildiğim varsa hiç bir şey bilmediğimdir. (:
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

15 Şubat 2007 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK
17 Haziran 2010 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK
23 Kasım 2016 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK
15 Şubat 2007 / Misafir Taslak Konular
15 Şubat 2007 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK