Arama

Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir'in Fikir Ayrılığı

Güncelleme: 8 Ağustos 2014 Gösterim: 31.353 Cevap: 1
toxic91 - avatarı
toxic91
Ziyaretçi
4 Ocak 2009       Mesaj #1
toxic91 - avatarı
Ziyaretçi
Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir Paşa Kurtuluş Savaşı’nın en önemli iki siması. Eskiden beri yakın dost ve arkadaşlar. Fakat Cumhuriyet sonrası araları bozulur. Hatta Karabekir Paşa Atatürk’e suikasttan idam ile yargılanır. Suçsuzluğu ispatlanınca affedilir. Peki Karabekir ile Atatürk’ün arasını açan neydi? Bunu yine Karabekir’in yazdığı hatıra notları içerisinde bulabiliriz. Karabekir’in Atatürk ile arasını açan en önemli unsurlardan birinin din reformu olduğunu görebiliriz. İşte bir örnek:

Sponsorlu Bağlantılar
Kazım Karabekir hatıralarında, din lehinde konuşması üzerine Gazinin kendisine verdiği cevabı şöyle aktarır:

— Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kal maya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.

Ve devamla:” Dinî ve ahlâkî inkılâp yapmadan önce birşey yapmak doğru değildir. Bunu da ancak bu prensibi kabul edebilecek genç unsurlarla yapabiliriz.”

Karabekir, bugün müze olarak kullanılan Ankara Garındaki Özel Kalem müdürlüğüne uğrar. Odaya girdiğinde Tevfik Rüştü Bey, «Ben kanaatimi Meclis kürsüsünden de haykırırım, kimseden korkmam» diye konuşmaktadır.

Karabekir sorar:

«Nedir o kanaat?»

Mahmut Esat (Bozkurt) yanıt verir:

«İslâmlığın terakkiye mani olduğu kanaati. İslam kaldıkça yüzümüze kimsenin bakamayacağı kanaati.

Karabekir anılarının bu bölümüne şunları yazar:

«Mustafa Kemal Paşa’yı bu sefer de kimlerin nerelere götürmek istediği görülüyordu.»

Tartışmaya Fethi Okyar da katılır. Okyar, Karabekir’in «mütahakkim bir eda» diye tanımladığı biçimde şunları söyler:

«Evet Karabekir, Türkler islâmlığı kabul ettiklerinden böyle geri kaldılar ve İslam kaldıkça da bu halde kalmaya mahkûmlar.»

Gazinin önemli görüp kurcaladığı meselelerden en önemli olanı; Kuranı Türkçeye tercüme ederek namazda da okutmaktı.

Ve bunu da şu sözleriyle pekiştiriyordu:” Evet Karabekir, arap oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’ân’ı Türkçeye tercüme ettireceğim. Ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edipde aldanmakta devam etsinler…”

İsmet Paşa ise Gaziden geri değildi. O da: ”İsmet Paşa müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:

— Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak hiçbir zaman yapamayız.” diyordu.

Böylece üç hedef belirlenmiş oluyordu:
1 — İslâmlık terakkiye manidir.
2 — Arap oğlunun yavelerini Türklere öğretmeli.
3 — Hocaları toptan kaldırmalı.
perlina - avatarı
perlina
Ziyaretçi
8 Ağustos 2014       Mesaj #2
perlina - avatarı
Ziyaretçi
Milli mücadeleyi Kazım Karabekir başlatmış

Sponsorlu Bağlantılar

Milli mücadeleyi Kazım Karabekir başlatmış
Mustafa Armağan yönetiminde çıkan Derin Tarih dergisi Türkiye’de tarihin hakikate ulaştırılmasında önemli bir adım atıyor
Mustafa Armağan’ın genel yayın yönetmenliğinde yayın hayatına başlayan “Derin Tarih” dergisi ilk sayısında Kazım Karabekir Paşa’nın itiraflarını kapak dosyası olarak seçmiş,
Kazım Karabekir, 19 Nisan 1919′da Erzurum’a çıktığını söyleyerek milli mücadelenin bu tarihle başladığını ifade ediyor. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs Samsun’a çıkışından tam bir ay önce Trabzon’a Kazım Karabekir’in çıkmasının Milli mücadele de gerçekten bir anlamı var mı?
Milli mücadelenin paşaları arasında zaman zaman ilk mücadele ateşinin kim tarafından yakıldığı tartışma konusu olmuş, Ali Fuat Paşa, Rauf Paşa, Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal ilk kendilerinin başlattığını anı günlük ve ya gazetelere verdikleri demeçlerde ifade etmişlerdi.
kazim karabekir kurtulus savasi
Kazım Karabekir’in iddiası diğer iddiaların hepsinden hem zaman hem organize açısından daha doğru olduğu görülüyor. Çünkü Kazım Karabekir Trabzon’a daha önce ayak basmasaydı, Erzurum Kongresinin de toplanması dolayısı ile Sivas Kongresi’nin de gerçekleşmesi mümkün değildi. Bu bölgede daha önceki hizmetlerinden dolayı Mustafa Kemal’den çok Kazım Karabekir tanınmakta ve yerel askeri ve sivil erkanla ilişkisi daha kuvvetliydi.
Yalnız burada Kazım Karabekir’in de Erzurum Kongresi’nde oluşturulan Temsil Heyeti başkanlığına neden kendisi değil Mustafa Kemal’in seçildiğini de açıklaması gerekli.
Kazım Karabekir, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında yenilgi almamış 15. Ordunun başındadır, milli mücadelenin ilk zaferini kazanan kumandan olup doğuda Ermenilere karşı verilen savaşlarda başarılı olmuş ve Gümrü Antlaşmasının yapılmasını sağlamıştır. Doğu’da zafer kazanıldıktan sonra Batı cephesinin oluşturulması için Kazım Karabekir’in talimatıyla bu askerler batıya kaydırılmıştır.
Kazım Karabekir Anadolu”ya geçme fikrinin de kendisine ait olduğu söylemesi önemli bir iddia olarak gözüküyor. Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit Paşa ve yakın arkadaşları Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’yı Anadolu’ya geçme konusunda ikna ettiğini iddia ediyor. Fakat burada İttihatçıların savaş sırasındaki teşebbüsleri ve Karakol cemiyetinin faaliyetlerini de göz ardı etmemek gerekli. Çünkü müdafai hukuk cemiyetlerinin eski İttihat ve Terakki şubeleri olduğunun da bilinmesinde fayda var.
Mustafa Kemal’in Şişli’deki evinde yaptığı görüşmesinde, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişi pek düşünmediğini ima ederek, onun da gelmesi halinde başkomutan olarak karşılayacağını söylüyor.
Kazım Karabekir, milli mücadeleyi bizzat başlattığını, İzmir’in işgali üzerine ilk mitingi de kendisinin düzenlettiğini ifade ediyor. Resmi tarihte Trabzon mitinginden hiç söz edilmez. Trabzon mitinginin yapılması milli mücadele açısından önem taşımaktadır. Çünkü resmi tez Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkma nedenini İzmir’in işgaline dayandırmaktadır.
Karabekir’in söylediklerinde ilginç bir detay var: Erzurumluların Mustafa Kemal’i milli hareketi önlemek için İstanbul hükümeti tarafından gönderildiğini düşünmeleri. İstanbul hükümetinin adamı olduğu gerekçesi ile kongreye almak istememeleri üzerinde konuşulması gerekli bir konudur. Çünkü Erzurum halkının İstanbul hükümeti, İttihatçılara bakışı sert olmasına rağmen halifeye bakışları yumuşak hatta Mustafa Kemal’in muhalefetine rağmen “Halifeliği kurtarmak esastır” kararını almalarıdır. Mustafa Kemal nutkunda bu kararın alınmasını tasvip etmediğini fakat halifelik yanlısı olanlarında desteğini almak için sessiz kaldığını söylemektedir.
Derin Tarih dergisi Türkiye’de tarihin hakikate ulaştırılmasında önemli bir adım atmış gibi görünüyor. Geçmiş hakkında bilinenleri değiştirmek iddiası ile yola çıkan derginin mazlum tarihin sesi olmak gibi önemli bir iddia



Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

7 Kasım 2016 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK
16 Nisan 2012 / Misafir Mustafa Kemal ATATÜRK
9 Mart 2016 / Ziyaretçi Cevaplanmış
21 Haziran 2015 / Finn and Jake Mustafa Kemal ATATÜRK
17 Kasım 2016 / Murat9999 Cevaplanmış