Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 12 Temmuz 2016  Gösterim: 4.689  Cevap: 3

İzmir Suikastı

6 Nisan 2009 14:10       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

İzmir Suikastı

Ad:  İzmir Suikastı1.jpg
Gösterim: 312
Boyut:  57.1 KB

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e (Atatürk) karşı düzenlenen suikast girişimi (1926). Bu girişimle ilgili olarak başlatılan soruşturma ve açılan iki ayrı dava sonucunda, aralarında İttihat ve Terakki döneminin maliye nazırı Cavid Bey’in de bulunduğu çok sayıda kişi ölüm cezasına çarptınlmıştır.

Sponsorlu Bağlantılar
Haziran 1926’da Mustafa Kemal bir yurt gezisine çıktı. Gezinin programında İzmirde vardı. Cumhurbaşkanı gezinin Balıkesir
durağında iken, Giritli Şevki adlı bir motorcu 17 Haziran’da İzmir emniyetine başvurarak, İzmir’e geldiğinde Mustafa Kemal’e Kemeraltı semtinde suikast düzenleneceğini ihbar etti. Motorcunun açıklamalarına göre suikast girişiminin başını eski Lazistan milletvekili Ziya Hurşit çekiyordu. Yapılan bir baskın sonucunda yanında bomba ve tabancalarla yakalanan Ziya Hurşit geniş açıklamalarda bulundu.

Söz konusu açıklamalar ve yürütülen soruşturma sonucunda, olaya, eski İttihat ve Terakki yöneticilerinden bazılarının ve kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TpCF) önde gelenlerinin de karıştığı ve suikastçıların geniş çaplı bir hükümet darbesi hazırlığı içinde oldukları kanısına varıldı. Ankara’da görev yapmakta olan İstiklal Mahkemesi bu amaçla İzmir’e getirildi. Mahkeme aralarında Kâzım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), Cafer Tayyar (Eğilmez) ve Refet (Bele) paşalar gibi önde gelen komutanların da bulunduğu birçok kişiyi tutukladı. Bu arada mahkeme, bazı tutuklulann serbest bırakılmasını sağlamaya çalıştığı gerekçesiyle Başvekil İsmet Paşa’yı da (İnönü) suçladı.

Ankara İstiklal Mahkemesi 26 Haziran 1926’da 49 sanıkla ilgili yargılamaya başladı ve üç haftadan kısa süren dava sonunda, aralarında sekiz eski milletvekili ve iki eski nazırın da bulunduğu 15 kişiyi ölüm cezasına çarptırdı. Bunlardan 13’ünün cezası hemen o gece infaz edildi. Gıyabında ölüm cezasına çarptırılan İttihat ve Terakki’nin eski iaşe nazırı Kara Kemal yakalanacağını anlayınca birkaç gün sonra intihar etti. Eski Ankara valisi Abdülkadir Bey de daha sonra yakalanıp idam edildi. Yargılama sonunda Kâzım Karabekir, Ali Fuat, Refet, Cafer Tayyar, Bekir Sami ve Rüşdü paşalar, cumhurbaşkanının isteği üzerine beraat ettiler. Refet Paşa daha sonra milletvekilliğinden istifa etti, Kâzım Karabekir, Ali Fuat, Refet ve Cafer Tayyar paşalar da emekliye ayrıldı.

Ankara İstiklal Mahkemesi İzmir’deki yargılama sırasında bazı sanıklan davadan ayırmıştı. Bu sanıklar 2 Ağustos’ta açılan ve eski İttihatçıların ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin “hükümeti devirmeye kalkışmakla” suçlandığı yeni bir davaya katıldılar. Yargılama sonunda İttihat ve Terakki’nin eski maliye nazırı Cavid Bey, İsmail Canbulad, Nâzım Bey, Hilmi ve Nail beyler 26 Ağustos’ta ölüm cezasına çarptırıldılar. Cezalar hemen o gece infaz edildi. Aralarında eski başvekillerden Hüseyin Rauf’un da (Orbay) bulunduğu yedi kişi ise 10 yıl süreyle sürgün cezasına çarptırıldı. Bu yargılamayla birlikte yeni rejimi devirmek için gizli çalışmalarda bulunduğuna inanılan ve Cumhuriyet yönetimi için sürekli bir tehlike olarak görülen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin eski kadroları ortadan kaldırıldı.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 12 Temmuz 2016 23:30


21 Haziran 2010 14:24       Mesaj #2
The Unique - avatarı
Üye
Ad:  İzmir Suikastı2.jpg
Gösterim: 218
Boyut:  86.3 KB

İzmir suikastı


Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e (Atatürk'e) karşı hazırlanan suikast girişimi (haziran 1926). 7 haziran 1926’da Gazi bir yurt gezisine çıktı, programında İzmir de vardı, 14 haziranda Balıkesir'e geldi, buradan İzmir'e geçecekti. Suikastçılar onu 16 haziranda İzmir'de bekliyordu. Ne var ki Mustafa Kemal Paşa bu tarihte İzmir’e gelmedi. Suikastçılardan motorcu Giritli Şevki bundan işkillendi. Elebaşılarından Sarı Efe Edip'in de İstanbul'a döndüğünü öğrenince korktu. Korkusu, planın yetkili makamlarca öğrenildiğini sanmasından'ileri geliyordu. 17 haziran 1926 günü İzmir Emniyet müdür- lüğü’ne giderek suikast girişimini ihbar etti.

Giritli'nin açıklamalarına göre eski milletvekillerinden Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi ve Sarı Efe Edip İzmir'de bir kahvede buluşmuş, Gazi'nin, Kemeraltı caddesinden geçerken öldürülmesini kararlaştırmışlardı. Plana göre Ziya Hurşit, Mustafa Kemal Paşâ buradan geçerken yanında bulundurduğu bombaları otomobiline savuracak, etrafa da birkaç kurşun sıktıktan sonra çıkacak kargaşalıktan yararlanarak Çopur Hilmi' nin getireceği otomobile atlayıp Karşıyaka'ya geçecek, burada Giritli Şevki’nin motoruna binilerek Sakız adasına gidilecekti.

İhbarın ardından Ziya Hurşit Kemeral tı'nda Gaffarzade otelı'nde sözkonusu bombalar ve tabancalarla yakalandı. Böy- lece işin ciddiyeti ortaya çıktı. Ziya Hurşit Birinci Meclis'te Rize milletvekiliydi. Genç, atak ve girgindi. Mustafa Kemal Paşa'nın onun bu yanlarından hoşlanmasına karşın Ziya Hurşit eskiden beri Gazi’nin muhalifleri arasındaydı. "İkinci grup" diye bilinen gruba katılmıştı. Bu grup daha sonra Terakkiperver cumhuriyet fırkası nın özünü oluşturacak, ayrıca birçok ünlü ittihatçı da bu fırkada yerini alacaktı. Ziya Hurşit'in Mustafa Kemal'i daha önce de Meclis'te ve Anadolu kulübü'nde vurmayı planladığı sonradan anlaşıldı.

Ziya Hurşit'in açıklamalarına göre suikastın ardında bir örgütün varlığı ortaya çıkıyordu. Eski ittihatçılardan Kara Kemal ve Şükrü Bey gibi muhalifler işin içine giriyordu. Ziya Hurşit bazı Terakkiperver milletvekillerinin de olaya katıldığını açıkladı. Zaten bu fırka eski ittihatçıların etkinliği altında idi. Alı Çetınkaya başkanlığındaki istiklal mahkemesi İzmir'e çağrıldı ve bunun verdiği karar üzerine Terakkiperver cumhuriyet fırkası yöneticileri tutuklandı. Başbakan ismet Paşa (İnönü) Karabekir’i hemen serbest bıraktırdı. Bu da istiklal mahkemesi ile İnönü'nün sürtüşmesine yol açtı. Bu sırada daha birçok Terakkiperver partili milletvekili ve eski ittihatçı tutuklandı. Tutuklananlar arasında ünlü ittihatçı eski Maliye bakanı Cavit Bey de vardı. Kara Kemal Bey İstanbul'da tutuklanacağı sırada intihar etti.

İzmir'de 27 haziranda başlayan dava 13 temmuz 1926'da sona erdi. İzmit milletvekili Şükrü, Saruhan milletvekili Halis Turgut, İstanbul milletvekili İsmail Canbolat, Erzurum milletvekili Rüştü Paşa, Ziya Hurşit, eski Trabzon milletvekili Hafız Mehmet, eski teğmen Çopur Hilmi, Sarı Efe Edip, Laz İsmail, Gürcü Yusuf ve veteriner Albay Rasim idama mahkum oldular. Kâzım (Karabekir), Ali Fuat (Cebesoy) Refet (Be le), Cafer Tayyar (Eğilmez), Mersinli Cemal paşalar, eski Erzurum milletvekili Necati gibi bazı sanıklar beraat ettiler. Maliye eski bakanı Cavit Bey, eski İzmir valisi Rahmi, Ardahan milletvekili Hilmi, Erzincan milletvekili İhsan, Sivas eski milletvekili Sefahattin ile İstanbul milletvekilleri Rauf (Orbay) ve Doktor Adnan (Adıvar) beylerin Ankara'da yine istiklal mahkemesi'nde yargılanmalarına karar verildi.

Bu yargılanmadan sonra Cavit Bey, Dr. Nazım, Ardahan milletvekili Hilmi ve Nail beyler asıldı. Eski İzmir valisi Rahmi Bey ile yokluklarında yargılanan Rauf (Orbay) ve Adnan (Adıvar) beyler onar yıl kalebentlik cezasına çarptırıldılar, idama mahkûm edilen lerden eski Ankara valisi Abdülkadir, Istranca dağlarından Bulgaristan'a kaçmak isterken yakalandı ve ağustos sonunda Ankara’ya getirilip asıldı.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 12 Temmuz 2016 23:30
Misafir
16 Haziran 2011 12:53       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

İzmir Suikasti

Ad:  İzmir Suikastı3.jpg
Gösterim: 169
Boyut:  43.7 KB

Atatürk'e Hazırlanan Suikast


Giritli Motorcu Şevki'nin 15 Haziran 1926 günü İzmir Valiliğine yaptığı bir ihbarla ortaya çıkarılan Mustafa Kemal'e suikast olayının yeni kurulan cumhuriyette bir iktidar savaşı olduğu bellidir. İktidarı elinde bulunduran kadro kendisine rakip olarak gördüğü bir diğer kadroyu tasfiye etmek için bu olayı kullanmıştır. Dolayısıyla bu tuhaf davanın sanıkları durumuna sokulan ünlü şahsiyetlerin, milli mücadelenin önde gelen paşalarının başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir!

Sonuçta çoğu İttihatçı olan 18 kişi idam edilirken Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü dışında milli mücadeleyi yürüten askeri liderlerin hemen tümü şaibeli hale getirilmiştir. Hukuksal olarak nasıl bir skandal veya fiyaskonun cereyan ettiği ise olayın üzerinden sekiz ay geçtikten sonra bizzat Mustafa Kemal tarafından itiraf edilecektir.

Şevki'nin ihbarı sonucunda 15 Haziran akşamı İzmir'de ve İstanbul'da yapılan tutuklamalarla yakalanan Ziya Hurşit, Çopur Hilmi, Gürcü Yusuf, Laz İsmail gibi kişilerin verdiği ifadelerin yanı sıra yakalanan silahlar ve bazı diğer kanıtlardan Mustafa Kemal'in İzmir'i ziyareti sırasında Kemeraltı'nda bir suikast teşebbüsü olacağı söylenebilir.

Ama Enver Paşa'nın adamı olarak bilinen Hacı Sami ve İttihat ve Terakki'nin Teşkilat-ı Mahsusası'nın kurucularından Kuşçubaşı Eşref'den yurtdışında bulunan Çerkez Ethem'e kadar birçok kişiyle bağlantısı olduğu ileri sürülen olayın karanlıkta kalan yanları açığa çıkarılan yanlarından daha fazladır.

Tabii bütün bu kargaşa içinde asıl önemli olan tam bir yıl önce, Haziran 1925'te kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nda yer alan paşaların olaya dahil edilmeleri ve tutuklanarak idam talebiyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmalarıdır. Çok değil, daha birkaç yıl önce gerçekleştirilen milli mücadelenin kahramanları birdenbire cumhurbaşkanına suikast düzenlemeye kalkışacak kadar iktidar hırsından gözleri bir şeyi görmeyen caniler haline gelivereceklerdir!

Kasım 1924'de Kazım Karabekir'in başkanlığında kurulan ve Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez, Mersinli Cemal Paşa gibi ünlü komutanların da yer aldığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Haziran 1925'te hükümetin aldığı bir kararla kapatılmıştı. Ama İttihat ve Terakki'nin nasıl bir örgüt olduğunu iyi bilen Mustafa Kemal Paşa açısından bu defter tam anlamıyla kapanmamıştı.

İktidar savaşı şu veya bu şekilde devam edecekti. Bu duruma hazırlıklı olmak ve gerektiğinde hiç tereddütsüz ve acımasız bir şekilde hareket etmek zorunluydu. İşte İzmir suikastı davası bu bağlamda bir anlam taşımaktadır.

Mustafa Kemal'e yönelik bir suikast hazırlığından haberi olan hükümetin olayı denetimi altında tuttuğu ve suikastçıların içine de kendi adamı olan emekli jandarma yüzbaşısı Sarı Efe Edip'i soktuğu mahkeme sırasında paşalar tarafından ileri sürüldü. Ama üzerine gidilemediği için kanıtlanamadı. Ancak olayın bu çerçevede geliştiğini gösteren çeşitli işaretler vardır.

İzmir'de yakalanan tetikçilerin ardından İstanbul'da Bristol Oteli'nde yakalanan Sarı Efe Edip İstanbul Polis Müdürü Ekrem Bey'e verdiği ifadede suikastın, "Terakkiperver Fırkası Umumi Heyeti tarafından kararlaştırıldığını" söyleyince, İzmir'de bulunan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Ankara'daki Başbakan İsmet Paşa'ya bütün Terakkiperver paşalarının, yani Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez, Rüştü Paşa, Mersinli Cemal Paşa'nın tutuklanmasını ve yargılanmak üzere İzmir İstiklal Mahkemesine gönderilmesini isteyecektir. (Rauf Orbay o sırada yurtdışında olduğu için daha sonra gıyabında Ankara'da yargılanacak ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılacaktır.)

Ancak İsmet Paşa durumdan çok emin değildir ve ortada ciddi bir kanıt olmadan, hepsi de mebus olan ve milli mücadelenin önderliğini yapmış bu şahsiyetlerin tutuklanmasının bir skandal olacağını düşünmektedir. Nitekim Kazım Karabekir 18 Haziranda tutuklanmış ama Başbakan İsmet Paşa'nın müdahalesiyle hemen serbest bırakılmıştır. İçişleri Bakanı Recep Peker bu durumu bir telgrafla Mustafa Kemal'e ihbar edecek ve bunun üzerine İzmir İstiklal Mahkemesinin Başbakan İsmet Paşa için de tutuklama kararı çıkardığı söylenecektir ama bu da kanıtlanmış değildir.

İzmir ve Ankara arasında karşılıklı telgraflarla durum açıklığa kavuşamayıp İsmet Paşa yeterince ikna olmayınca kalkar İzmir'e gider. Orada Mustafa Kemal ve mahkeme heyetiyle yüz yüze yaptığı görüşmeler sonucunda ikna edilecek ve böylece paşaların hepsi tutuklanarak İzmir'e gönderileceklerdir.

Elbette bütün ülke ve dünya şaşkın bir şekilde olayı izlemektedir ve sadece bir kişinin, sanık paşaların "hükümet ajanı" olduğunu, örtülü ödenekten para aldığını söyledikleri birinin verdiği saçma bir ifade nedeniyle tutuklanmışlardır. Saçma, çünkü cumhurbaşkanına suikast düzenlenmesi gibi bir eylemin kapatılmış bir partinin "umumi heyeti" tarafından kararlaştırılması aklın alacağı bir iş değildir.

Sonuçta İzmir'de Elhamra Sineması salonunda yapılan İstiklal Mahkemesi duruşmalarında celladın ipini boyunlarında hisseden paşalar mümkün olduğunca durumu açıklığa kavuşturmaya çalışırlar. İp boyunlarındadır, çünkü İstiklal Mahkemeleri neredeyse önüne gelene idam cezası vermekle ünlüdür. Bu kadar uydurma bir gerekçeyle tutuklanıp mahkemeye çıkarıldıklarına göre aynı şekilde idam cezasına çarptırılmaları ve hemen infaz edilmeleri işten bile değildir.

Mahkeme çok hızlı bir şekilde çalışarak davayı en kısa sürede sonuçlandırmak istemektedir. Gerek Kazım Karabekir, gerekse Ali Fuat Cebesoy, Sarı Efe Edip'in Meclis Başkanı Kazım Paşa'nın yakını olduğunu, hatta Ankara'ya geldiğinde onun evinde kaldığını, bu tertibin içine hükümet tarafından ajan olarak sokulduğunu anlatırlar ve kendilerinin olayla bir ilgilerinin olmadığını belirtirler.

13 Temmuzda Kel Ali başkanlığındaki mahkeme kararını açıkladığında verdiği 13 idam cezası arasında tetikçilerin yanı sıra suikastın örgütleyicileri olarak adı geçen İzmit mebusu Şükrü, Rüştü Paşa, Eskişehir mebusu ve Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşı Miralay Arif, Saruhan mebusu Abidin, Sivas mebusu Halis Turgut gibi isimler de vardır, ancak Terakkiperver paşalar beraat etmişlerdir.

Mahkeme Terakkiperver Fırka içinde gizli bir örgütün Cumhurbaşkanım öldürerek yönetime el koymak istediği kararına varmıştır, ancak paşaların bununla ilişkisi kurulamamıştır.

Sarı Efe Edip de beklemediği idam cezası karşısında şaşıracak ve "Bu kararda benim hizmetim nazara alınmadı" diyecektir ama mahkeme başkanı Kel Ali tarafından "Hizmetiniz elbette nazara alınacaktır" diye susturulacaktır. Ali Fuat Paşa hatıralarında, Sarı Efe Edip'in hükümet ajanı olmasına rağmen idam edilişini "Bu hizmet esnasında yanlış bir hareketine yahut başka bir sebebe bağlıdır" diye yazacaktır.

Sonuçta paşalar boyunlarını cellatın ipinden kurtaracaklar ama siyasi hayatları da bitmiş olacaktır. Hukuki olarak ortada ciddi hiçbir şey yoktur, ama beraat etmiş de olsalar Mustafa Kemal'e suikast davasından yargılanmış olmaları siyasette artık bir rol üstlenememeleri için yeterlidir. Nitekim bazıları ancak Mustafa Kemal'in ölümünden sonra tekrar siyasetle ilgilenecekler ve mebus olabileceklerdir.

Bu davadan sekiz ay kadar sonra, Mart 1927'de bir akşam Çankaya'daki sofrasında ağırladığı çocukluk arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'a Mustafa Kemal itirafta bulunup, şöyle diyecektir: "Paşaları senin hatırın için affettirdim." Harbiye'den atılmaktan Ali Fuat'ın babası İsmail Paşa sayesinde kurtulan Mustafa Kemal bu sözlerinde herhalde samimidir ama aslında bu sözler aynı zamanda büyük bir fiyaskonun da itirafı değil midir?

Mustafa Kemal milli mücadelede omuz omuza savaştığı paşaları affettirmiştir ama onlar Mustafa Kemal'i affetmemiş, hatta Mustafa Kemal'in çağrısına ve çabalarına rağmen bazıları bir daha ölünceye kadar kendisiyle görüşmemiştir...
Son düzenleyen Safi; 12 Temmuz 2016 23:31
12 Temmuz 2016 23:08       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

İzmir Suikastı

Ad:  İzmir Suikastı4.jpg
Gösterim: 179
Boyut:  65.0 KB

14 Haziran 1926'da yurt gezileri kapsamında bulunduğu İzmir kentinde Mustafa Kemal'e karşı yapılması tasarlanmış bir suikast girişimidir. Suikast gerçekleşmeden önce ortaya çıkarılmış, suçlu görülen çok sayıda kişi idam veya hapis cezasıyla cezalandırılmıştır.

Suikast Girişiminin Ortaya Çıkması


Suikast girişimi, 15 Haziran 1926 günü Mustafa Kemal Balıkesir’deyken, İzmir’de Giritli Şevki adlı bir motorcunun doğrudan dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'e ulaşması ve ihbarıyla ortaya çıktı. Suikastçiler İzmir Kemeraltı çarşısının ana caddesine (günümüzdeki adı "Anafartalar Caddesi", o dönemdeki adı -caddedeki Mevlevi dergâhı nedeniyle- "Mevleviler Sokağı") nâzır bir otelin pencerelerinden, Mustafa Kemal Paşa gezi programı üzere caddeden geçerken ateş açmayı planlıyorlardı.

İhbara göre suikastçilerin arasında Ziya Hurşit, Gürcü Yusuf, Laz İsmail ve Çopur Hilmi vardı. Yaptıkları plana göre bu kişiler Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'i İzmir'e ziyarete geldiğinde Kemeraltı karakolu önünde ateş ederek öldürecekler, kargaşadan yararlanarak Yemiş çarşısında bekleyen bir arabayla Giritli Şevki Bey'in rıhtımda bekleyen motoruna binip Sakız Adası'na kaçacaklardı. Fakat son anda Şevki Bey'in pişmanlık duyarak suikastçıları ihbar etmesi sonucu suikast girişimi ortaya çıkmış oluyordu.

Suikastle Suçlanan Kişilerin Yargılanması


Olayın ardından silahlı ve bombalı olarak İzmir’de yakalan Ziya Hurşit’in açıklamaları doğrultusunda çok sayıda kişi gözaltına alındı ve hemen bir İstiklal Mahkemesi kuruldu. Yargılananlar arasında Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Bekir Sami Kunduh, Cafer Tayyar Eğilmez, Vasıf Karakol gibi Kurtuluş Savaşı’nın önde gelen isimleri de vardı. Bu ünlü kişilerin çoğu beraat etti. Ancak İttihat Terakki Cemiyeti’nin önde gelen bazı isimleri suikastla ilgili bulunarak idam edildi.

O gece ve ertesi gün İstanbul ve İzmir'de yapılan tutuklamalarda Ziya Hurşit, Gürcü Yusuf, Laz İsmail ve Çopur Hilmi yakalandılar. Suikastın arkasında kapatılmış Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın içindeki bir grup olduğu sonucuna varıldı. Partinin kurucuları olan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar gibi Kurtuluş Savaşı'nın ünlü isimleri suikastin diğer sanıklarıyla birlikte İzmir İstiklal Mahkemesi nde yargılandılar.
Mahkeme Ziya Hurşit ve arkadaşlarını idam cezasına çarptırdı. 14 Temmuz 1926'da on dört kişinin idam cezası infaz edildi. Suikast girişiminden sonra bir ay gibi kısa bir süre içinde yıldırım hızıyla yargılanma tamamlanmış ve idam cezaları infaz edilmiş oluyordu. Kurtuluş Savaşı'nın önderlerinden biri olan ve o sırada yurt dışında bulunan Rauf Orbay gıyabında on yıl hapis cezası aldı. Terakkiperver Partisi'nin yargılanan diğer üyeleri her ne kadar mahkeme tarafından aklandılarsa da bir çoğu uzun bir süre kuşku altında kaldılar. Hükümet görevlerinden dışlandılar. Çoğu on yıl süreyle siyasi yaşamdan uzak kaldı.
18 Haziran 1926 Mustafa Kemal Paşa suikast girişimi hakkında Anadolu Ajansı’na verdiği demeci şu cümleyle bitirdi:

Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.


Daha fazla sonuç:
İzmir Suikastı

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç