Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 8.089|Cevap: 0|Güncelleme: 20 Ağustos 2009

Osmanlı Kurumları - Sadaret (Sadâret) Kaymakamı

Mesaja atla
Blue Blood
20 Ağustos 2009 15:07   |   Mesaj #1   |   
Blue Blood - avatarı
Ziyaretçi
Sadaret (Sadâret) Kaymakamı

Arapça “vekil” demektir. Osmanlılarda, sadrazam, hükümet merkezinden ayrıldığı zaman kendisine kubbe vezirlerinden “vezir-i sâni” vekâlet eder, bu vekâleti müddetince ona “sadâret kaymakamı” “kaymakam paşa” veya sâdece “kaymakam” denildiği gibi “kaymakam-ı rıkâb-ı hümâyûn” veya “kaymakam-ı âsitâne-i seâdet” de denirdi.
Sponsorlu Bağlantılar

Kaymakam paşalar, vekâleti müddetince asıl gibi hareket eder, sadrazamın bütün salâhiyetlerini (yetkilerini) kullanırdı. Yalnız, seferin olduğu ve ordunun bulunduğu bölge, yetkisi dışında kalırdı. Buralardaki ilgili hüküm ve beratları veremezdi; bunların verilmesi doğrudan doğruya pâdişaha ve sadrâzama âitti. Yabancılarla ilgili işlere de sadrazam bakardı.

Pâdişahlar sefer yerlerine sadrazamı gönderdikleri zaman merkezde sadrazama vekâlet edecek ve pâdişahla olan irtibâtı sağlayacak bir memura ihtiyaç hâsıl oldu. Bu makama sadrazamın itimat ettiği kimsenin tâyin olması gelenek hâline gelmişti. Göreve getirilen vezir, sadrazam ile birlikte padişah tarafından kabul olunur. Kendisine samur kürk giydirilerek memuriyeti îlân edilirdi. Ayrıca, pâdişah Edirne’de olursa, İstanbul’a kaymakam veya muhâfız tâyin ederdi.

Kaymakamın başkanlığında toplanan dîvâna “kaymakam dîvânı” denirdi. Kaymakamlar, sadrazam gibi dîvân günlerinde evlerinde dîvân kurarlardı. Dîvâna katılan vezirlerle, kazaskerler, şıkk-ı evvel defterdarı, nişancı ve reis-ül küttâb, ordu ile birlikte gittiklerinden kaymakamın kurduğu dîvânda İstanbul kâdısı, şıkk-ı sâni ve sâlis deftardârları ile nişancı ve reis-ül küttap vekilleri bulunurdu.

Çarşamba dîvânına ise, İstanbul kâdısından başka Galata, Üsküdar ve havass-ı Kostaniyye kâdıları ile sekbanbaşı gelir, fakat sekbanbaşı yeniçeri ağasının vekili olarak fazla kalmayıp geri dönerdi Cumâ dîvânına yalnız sekbanbaşı gelmezdi.

Kaymakam paşaların kendine mahsus kıyâfetleri vardı. Kaymakamlar, sadrazam gibi zaman zaman gezerek eşyâ fiyatlarını kontrol ederler, narha riâyet edilip edilmediğine bakarlar ve yine sadrazam gibi tersâneye gidip bahriye işlerini teftiş ederlerdi.


Osmanlı ordusunda, bugünkü yarbay karşılığında olan rütbeye de kaymakam denirdi.

kaynak


Daha fazla sonuç:
sadaret kaymakamı

Hızlı Cevap
Mesaj:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç