Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 9 Ağustos 2018  Gösterim: 15.651  Cevap: 9

Zekâ Nedir? Zekâ Kavramının Tanımları ve Tarihsel Gelişimi

_PaPiLLoN_
12 Ağustos 2008 23:49       Mesaj #1
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi

Zekânın Tanımları Ve Tarihsel Gelişimi


Zekâ, diğer pek çok psikolojik değişken gibi, doğrudan gözlenemeyen çok karmaşık yapılardan (construct) biri, hatta en önemlilerinden.
Sponsorlu Bağlantılar

Psikoloji bağımsız bir bilim dalı olmadan önce de zekâ ya da zekâ yerine konulan kavramlar üstüne çok şey söylendi ve yazıldı. Bugünkü testler anlamında zekâyı ilk ölçme girişimi, Fransa'daki okullarda öğrenme güçlüğü olan çocukların normallerden ayrılması amacıyla geliştirilen Binet-Simon (1905) testiyle başladı. Binet'ye göre zekâ, bellek alanı, duyum keskinliği ve tepki hızı gibi basit zihni öğelerle değil, kavrama, hüküm verme, akıl yürütme (ve 'düşünceye belirli bir yön verme', 'düşünceyi arzu edilen bir gayenin gerçekleşmesine intibak ettirme' ile 'kendi kendini eleştirme/kendi yanlışlarını bulup düzeltme') gibi karmaşık işlemlerde kendini gösterir.

Bu karmaşık zihni etkinlikleri duyumları ölçer gibi dakik olarak ve doğrudan doğruya ölçmek mümkün değildir. Bireyin zekâsı hakkında güvenilir bir fikir edinmenin yolu, bireyi çözümü yüksek zihni işlemlerin kullanılmasını gerektiren problemlerle karşı karşıya getirmek ve bireyin yaptıklarını objektif olarak saptamaktır. (Toker ve ark., 1968: s. 22-23).

Binet-Simon ölçeği 1908 yılında yaşa göre tekrar düzenlendi ve bazı değişiklikler yapıldı. 1912 yılında Stern , bireyin zekâ yaşının takvim yaşına bölünmesiyle elde edilen Zekâ Bölümü 'nü ( IQ ) önerdi. Binet-Simon ölçeği, ABD'de 1916 yılında Terman tarafından geliştirilerek, 3 ve 16 yaş grubu için standartlaştırıldı ve ölçek, Stanford-Binet Zekâ Ölçeği adını aldı.

937 Terman ve Merrill revizyonunda da amaç, genel yeteneği ( g ) değerlendirmekti; soru sayısı 90'dan 129'a çıkarıldı ve L-M formları yapıldı. Sözel yeteneği ölçen sorular ağırlıkta olduğundan, Stanford-Binet testi, zekâdan çok okul başarısını ölçtüğü yönünde eleştirilmeye başlandı. 1960 Terman ve Merrill revizyonunda ise, Stanford-Binet testinde bir oran olan Zekâ Bölümü yerine, ortalaması 100, standart sapması 16 olan sapma IQ puanı kullanılmaya başlandı.

Terman-Merrill 1973 revizyonunda, Stanford-Binet testinde pek fazla değişiklik yapmadı. 1986 revizyonunda (Thordike, Hagen ve Sattler), Stanford-Binet testine sayısal ve sözel yetenek yanında, soyut-görsel yeteneği ve kısa süreli belleği ölçen maddeler eklendi (Daniel, 1997). Tüm dünyada en yaygın kullanımda olan Wechsler ölçeklerinde de, zekânın bir bütün (g) olduğu sayıltısı yatar. Wechsler'e göre, zekâ, kişinin çevresini algılama, çevreyle başedebilme gibi yeteneklerini kapsayan genel bir doğal kapasitedir; zekâyı ölçen testler, maddelerle (item) o maddelere tepki veren birey arasında özel bir iletişim biçimidir.

Tüm Wechsler ölçeklerinin yapıları hemen hemen tümüyle benzerdir: WPPSI (okul öncesi), WISC (çocuklar) ve WAIS (yetişkinler) ölçekleri genel olarak Sözel (genel bilgi, muhakeme, aritmetik, benzerlik, kelime hazinesi) ve Performans (resim tamamlama, resim düzenleme, küplerle desen, parça birleştirme, şifre) alt testlerinden türetilen bir tek puan sağlarlar.

1939 Wechsler Bellevue Form I 'i 1944 yılında Form II takip etti; 1949 yılında 5-15 yaş grubu için Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği (WISC); 1955 yılında 16 yaş ve üstü için Wechsler Yetişkinler Zeka Ölçeği (WAIS) geliştirildi. WISC'in 1974 revizyonunda (WISC-R) alt testlerin veriliş sırası karıştırılarak yaş grubu 6-16'ya çıkarıldı. WISC-R'ın 1974 versiyonu Savaşır ve Şahin (1988) tarafından kültürümüze uyarlanmış ve standartlaştırılmış olup yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Wechsler ölçeklerinin son revizyonlarında (WISC-III, 1991) genel zekâ (g) görüşü yerini korumakla birlikte; sözel kavrama, algısal organizasyon, işlem hızı ve çeldirilemezlik şeklinde 4 faktör puanı önerilmiş; WAIS-III'de ise, kapsama akıcı zekâ (yeni sorunları muhakeme) eklenmiştir (Daniel, 1997). Yukarıda kısaca özetlenen, yaygın kullanımda olan iki ölçekten başka, grup testleri olan ve I. Dünya Savaşı yıllarında kullanılan Ordu Alfa-Beta Testleri, Raven Standart İlerlemeli Matrisler Testi gibi daha pek çok zekâ testi de geliştirilmiş ve kullanılmıştır.

BAKINIZ Zekâ Nedir?

Son düzenleyen Safi; 30 Nisan 2018 01:00

nünü
14 Ağustos 2009 12:15       Mesaj #2
nünü - avatarı
Ziyaretçi
ZEKA NEDİR?

Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandırılmaktadır.
Sponsorlu Bağlantılar

Zekanın farklı tanımlarının olmasına karşılık zekaya ilişkin kuramların tümü zekanın geliştirilebilecek bir kapasite ya da potansiyel olduğu ve biyolojik temellerinin bulunduğu noktalarında birleşir. Buna göre zeka, bireyin doğuştan sahip olduğu, kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen ve merkez sinir sisteminin işlevlerini kapsayan; deneyim, öğrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir bileşimdir.

ZEKA
Eskiden tek zeka kavramından bahsedilirken bugün 8 farklı zeka türü olduğu kabul ediliyor. Peki siz hangi zeka türüne sahipsiniz? İşte 8 farklı zeka türü…

1-Sözel zeka:
Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı, kelime oyunları severler. Kavramlarla ve kelimelerle düşünürler. Sözel zekaya sahip insanlar daha çok yazar, gazeteci ve politikacı olurlar.

2-Sayısal zeka:
Sayısal zekası yüksek olanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, “neden” demeyi severler, çok soru sorarlar. Olayları kategorize ederek bağlantılar kurmaya kafa yorarlar. Hesap yapmayı, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi severler. Nedenini bilmediği şeyi fazla akılda tutamazlar. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir.

3- Görsel zeka:
Görsel zekası yüksek olanlar işittiklerini değil de, gördüklerini akıllarında daha iyi tutarlar. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Hayal dünyaları geniştir. Resimli kitaplara, sanatsal etkinliklere yatkındırlar. Renklere çok hassastırlar. Mimar, fotoğrafçı ve dekoratör olabilirler.

4- Müzik zekası:
Ritim, nota, ses tonu, ahenk, melodi gibi müziksel unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Müziksel unsurları hemen fark ederler, değerli bulurlar ve ifade ederler. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde çalıştıklarında öğrendiklerinin kalıcılığı artar. Tempo tutma, mırıldanma, ıslık çalma, eşlik etme, müzik dinleyerek kitap okuma sevdikleri şeylerdir.

5- Bedensel zeka:
Bir sorunu çözmek, bir model oluşturmak, bir şeyler üretmek için bedenlerini, ellerini, parmaklarını kullanabilme gücüdür. Bedensel zekası yüksek olanlar, duygu ve düşüncelerini dokunarak, hareketlerle anlatmada beden dilini kullanmaya çok yatkındırlar. Koşmayı, zıplamayı, mimik ve jestleri kullanmayı, bir yerler inşa etmeyi çok severler. El becerileri iyidir, tamir işlerini çok rahat yaparlar. Başkalarının mimik ve jestlerini kolayca taklit ederler. Sporcuların, aktörlerin, heykeltıraşların çoğu bedensel zekası yüksek olan insanlardır.

6- Sosyal zeka:
Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılaştırma gücüdür. Sosyal zekası yüksek olanlar, insanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Yüz ifadelerine ve seslere, insanlardaki farklılıklara duyarlıdırlar. Yüzleri çok iyi okurlar. Analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasiteleri yüksektir. Sözlü ve sözsüz iletişimde yetenekleri üstündür. Organize etmeyi, lider olmayı, başkalarına yardım etmeyi, empatik iletişimi ve öğretmeyi severler. Genellikle danışman, öğretmen ve siyasi lider olurlar.

7-İçsel zeka:
Kendi ile ilgilenme, kendini tanıma, güçlü zayıf taraflarını fark etme yeteneğidir. Kim olduğu, neyi yapmak istediği, nelere yönelmesi gerektiğini, nelerden uzak durması gerektiğini bilme kapasitesidir. Bir şeyi düşünürken kendi duyguları, ilgisi, ihtiyaçları ve istekleriyle amaçlarını bağdaştırmaya çalışırlar. Bağımsız olma, kendilerini açık ve net dile getirme, olaylardan ders almaya yatkındırlar. Psikolog olmaya yatkındırlar.

8-Doğal zeka:
Çevre, doğa olayları, ekolojik unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Düşünürken doğa formları, hayvan-bitki figürleri ile düşünürler. Hayvan beslemeyi, doğayı, toprakla uğraşmayı önemserler. Mevsimler, iklim olayları ile ilgilenirler. Hava tahmin konularına ilgi duyarlar

Üstün Zeka Nedir?
Zeka dağılım eğrisinin bir ucunda zeka geriliği gösteren kişiler yer alırken diğer ucunda ise üstün zekalı kişiler yer almaktadır. Toplumu oluşturan kişilerin ancak %2′lik bir bölümü 130 ve üstündeki IQ derecesine sahiptir. IQ derecesi 140′ın üzerine çıkıldığında bu oran % 0.2 ye düşmektedir.

Üstün zekalıların tipik örnekleri onları sakar, utangaç, sosyal açıdan akranlarıyla uyumsuz gibi gösterse de bir çok araştırma onların tam tersine bir çok şeyi ortalama insandan çok daha iyi yapabilen, iyi uyumlu, sevilen kişiler olduğunu ortaya koymuştur.

Lewis Terman tarafından yapılan ve 1920 yılında başlatılan bir çalışma halen devam etmektedir. Bu çalışmada IQ derecesi 140′ın üzerinde olan 1500 üstün zekalı çocuktan oluşan bir grup 60 yıl boyunca düzenli aralıklarla takip edilmektedir. Başından itibaren bu gruptaki kişiler fiziksel, akademik ve sosyal açıdan, normal akranlarına göre daha ileride olmuşlardır. Genellikle daha sağlıklı, daha uzun, daha ağır ve daha kuvvetli oldukları gözlenmiş, okulda daha başarılı olmuşlar ve normal kişilere göre daha iyi sosyal uyum sergilemişlerdir.

Bütün bu avantajlar, kariyer başarısına dönüşmüş, bu kişiler normal insanlara göre daha çok ödül almış, daha fazla maddi gelir elde etmiş, sanat ve edebiyata daha fazla katkıda bulunmuşlardır. Örneğin bu gruptaki kişiler 40 yaşına geldiklerinde, toplam olarak 90 kitap, 375 oyun ve kısa hikaye, 2000 makale yazmışlar, 200 üzerinde patente imza atmışlardır. Hepsinden önemlisi bu kişiler hayattan tatmin olduklarını diğer kişilere göre daha fazla belirtmişlerdir.

Bu çalışma diğer yandan, üstün zekalı olmanın her zaman başarılı bir grafik çizmeyi garantileyemeyeceğini de göstermiştir. Terman’ın incelediği grupta bazı önemli başarısızlıklara da rastlanmıştır. Başka çalışmalardan da anlaşıldığı üzere üstün zeka her alanda düzgün bir dağılım göstermemektedir. Yüksek IQ derecesine sahip bir kişinin akademik konularda ille de başarı göstermesi gerekmemekte, ancak konulardan bir veya bir kaçında olağandışı bir üstünlük sergileyebilmektedir. Yüksek bir IQ derecesi, her şeyde başarı anlamını kesinlikle taşımamaktadır.

IQ Nedir?
İlk zeka testlerinin dayandığı nokta, belirli işler veya test elemanları üzerindeki performansın yaş ile birlikte arttığı, ve bu performansın belirli bir yaş grubunda yer alan daha zeki kişilerin daha az zeki kişilerden ayırt etmede kullanılabileceği varsayımıydı. Alfred Binet’in bu prensipten yola çıkarak, hazırladığı ilk zeka testi, düşük zeka seviyesindeki çocuklara daha iyi bir eğitim sağlayabilmek üzere onları tespit edebilmeyi amaçlıyordu.

Binet, bu zeka testlerini öğretmenleri tarafından ileri ya da geri olarak nitelendirilen aynı yaştaki çeşitli öğrenciler üzerinde uygulamaya başladı. Eğer bir problem ya da iş, ileri olarak nitelenen çocuklar tarafından yapılabiliyor ama geri çocuklar tarafından yapılamıyorsa, bu soru o yaş için test maddesi olmaya uygun kabul ediliyordu, diğer durumda ise test maddesi olarak göz önüne alınmıyordu. Bu işin sonunda Binet, aynı yaştaki ileri ve geri grupları ayırt etmek üzere bir çok sorudan oluşan testler elde etmiş oldu.

Binet testinde, test uygulanan çocukların zeka yaşlarını göstermek üzere bir sayı kullanılıyordu. Zeka yaşı, uygulanan testte aynı puanı alan çocukların ortalama yaşına karşılık gelmektedir. Örneğin, 10 yaşındaki bir çocuk testten 45 puan aldıysa, ve bu puan 8 yaşındaki çocukların ortalama puanına karşılık geliyorsa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşını 8′dir. Benzer şekilde 14 yaşındaki bir çocuk eğer testten 88 puan aldıysa ve bu puan 16 yaşındaki çocukların ortalama puanıysa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşı 16 demektir.

Öğrencilere bu şekilde bir zeka yaşı verilmesi, onların aynı yaştaki diğer çocuklara göre nasıl olduklarını gösteriyordu, ancak böyle bir sayı aynı yaşta olmayan kişilerin zeka derecelerini karşılaştırmakta problem yaratıyordu. Dolayısıyla, zeka derecesini belirlemek üzere zeka yaşı yerine, zeka bölümü, yani IQ (Intelligence Quotient) olarak adlandırılan bir değer kullanılmaya başlandı. IQ, zeka yaşının, doğum tarihine göre belirlenen gerçek yaşa bölümünün yüzle çarpılmasıyla elde edilmekteydi.

Yani;

IQ= (Zeka Yaşı/Gerçek Yaş)*100 formülü ile bulunmaktadır.
Daha önceki örneklerimize bu formülü uygulayacak olursak,
birinci öğrenci için IQ=(8/10)*100=80,
ikinci öğrenci içinse IQ=(16/14)*100=114.2 olarak bulunacaktır.

Yukarıdaki formülden de kolayca anlaşılacağı gibi, eğer bir kişinin gerçek yaşı ve zeka yaşı aynıysa IQ derecesi 100 olacaktır, zeka yaşı gerçek yaşından büyük olanlar için 100′den daha büyük diğerleri içinse daha küçük bir IQ derecesi elde edilecektir.

IQ derecesinin hesaplanmasında temel kavramlar aynı olmasına karşın, günümüzde IQ dereceleri standartlaştırılmış bir grubun ortalama sonuçlarının ve standart sapmalarının kullanıldığı istatistiksel ve matematiksel bir takım hesaplamalar içeren karmaşık bir yöntemle daha anlamlı bir biçimde bulunmaktadır.
İnsanlarda ortalama Zeka Bölümü 100 olarak kabul edilmiştir. Kabaca bir sınıflama yapılacak olursa, 130′un üstündeki IQ değerleri üstün zeka, 70′in altındaki IQ değerleri ise geri zeka olarak nitelendirilir. En çok görülen IQ derecesi ortalamaya karşılık gelen 100′dür. İnsanların %68.3′ü 85 ve 115 arasında ortalamaya yakın bir IQ derecesine sahiptir.

Son düzenleyen perlina; 11 Nisan 2018 21:00
Gabriella
17 Mart 2010 22:13       Mesaj #3
Gabriella - avatarı
Ziyaretçi

Üstün Zeka Nedir?


Zeka dağılım eğrisinin bir ucunda zeka geriliği gösteren kişiler yer alırken diğer ucunda ise üstün zekalı kişiler yer almaktadır. Toplumu oluşturan kişilerin ancak %2'lik bir bölümü 130 ve üstündeki IQ derecesine sahiptir. IQ derecesi 140'ın üzerine çıkıldığında bu oran % 0.2 ye düşmektedir.
Üstün zekalıların tipik örnekleri onları sakar, utangaç, sosyal açıdan akranlarıyla uyumsuz gibi gösterse de bir çok araştırma onların tam tersine bir çok şeyi ortalama insandan çok daha iyi yapabilen, iyi uyumlu, sevilen kişiler olduğunu ortaya koymuştur.

Lewis Terman tarafından yapılan ve 1920 yılında başlatılan bir çalışma halen devam etmektedir. Bu çalışmada IQ derecesi 140'ın üzerinde olan 1500 üstün zekalı çocuktan oluşan bir grup 60 yıl boyunca düzenli aralıklarla takip edilmektedir. Başından itibaren bu gruptaki kişiler fiziksel, akademik ve sosyal açıdan, normal akranlarına göre daha ileride olmuşlardır. Genellikle daha sağlıklı, daha uzun, daha ağır ve daha kuvvetli oldukları gözlenmiş, okulda daha başarılı olmuşlar ve normal kişilere göre daha iyi sosyal uyum sergilemişlerdir. Bütün bu avantajlar, kariyer başarısına dönüşmüş, bu kişiler normal insanlara göre daha çok ödül almış, daha fazla maddi gelir elde etmiş, sanat ve edebiyata daha fazla katkıda bulunmuşlardır. Örneğin bu gruptaki kişiler 40 yaşına geldiklerinde, toplam olarak 90 kitap, 375 oyun ve kısa hikaye, 2000 makale yazmışlar, 200 üzerinde patente imza atmışlardır. Hepsinden önemlisi bu kişiler hayattan tatmin olduklarını diğer kişilere göre daha fazla belirtmişlerdir.

Bu çalışma diğer yandan, üstün zekalı olmanın her zaman başarılı bir grafik çizmeyi garantileyemeyeceğini de göstermiştir. Terman'ın incelediği grupta bazı önemli başarısızlıklara da rastlanmıştır. Başka çalışmalardan da anlaşıldığı üzere üstün zeka her alanda düzgün bir dağılım göstermemektedir. Yüksek IQ derecesine sahip bir kişinin akademik konularda ille de başarı göstermesi gerekmemekte, ancak konulardan bir veya bir kaçında olağandışı bir üstünlük sergileyebilmektedir. Yüksek bir IQ derecesi, her şeyde başarı anlamını kesinlikle taşımamaktadır.
Son düzenleyen Safi; 30 Nisan 2018 01:05
12 Nisan 2011 03:06       Mesaj #4
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Zekâ (Anlak)
MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & Vikipedi

Zekâ (Arapça: ذكاء) ya da ruh biliminde anlak, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği, durumlarla ve ilişkilerle ilgili belirtileri kavrama yetisidir.

Başka bir deyişle anlak, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler birleşimidir. En geniş anlamıyla, genel zihin gücü olarak da tanımlanabilir. Zihnin algılama, bellek, düşünme, uslamlama, öğrenme gibi birçok işlevini içerir. Sözcük çok geniş anlamda kullanılsa da psikologlar tarafından yaratıcılık, kişilik, bilgi ve akıl gibi değişik kategorilere ayrılmıştır. Zekâ araştırmacılarının asıl alanı insanlardır, fakat hayvanların da öğrenme, anlama vs. yetenekleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

Zekâ kavramı, düşüncenin tarihî gelişimi boyunca değişik anlamlar almıştır. Eski felsefede zekâ hemen hemen zihnin tüm işlevlerini kapsardı, düşünsel yaşamın tüm edimlerini içerirdi. Zamanla bu terim zihnin yalnızca kavrayışla ilgili edimlerini karşılar oldu. Zekâyı anlıktan ayıran şey, zekânın gidimliden çok sezgisele yakın oluşudur, çağrışımsal ve duygusal düzeyde usdışı ögelere de açık oluşudur. Zekâ bir kavrama gücü olmakla, kavrayışın derinliği ve hızıyla belirlenir. Ne var ki hızlı bir kavrayış yüzeysel olabileceği gibi derinlikli bir kavrayış belli bir zaman gerektirebilir.

Zekâyı uygulamalı zekâ ve kuramsal zekâ diye ikiye ayırmak alışkanlık olmuştur. Kuramsal zekâ kavramlara ve yasalara yönelmeye yatkınken, uygulamalı zekâ somuta yönelmeye yatkındır. Elbette bu ayrım, bu yetide gerçek bir bölünmeden çok, kişilerin uygulamayla ya da kuramla daha çok ya da daha az ilgili oluşlarını karşılamaktadır.

Zekâyıölçmek için düzenlenmiş testler eğitim ve meslek alanında büyük kolaylıklar sağlarken, zekâyı bir ölçüde de olsa geliştirebilme çabalarına katkıda da bulunmaktadır. Her kişi düşüncesini geliştirerek zekâsını ilerletebilir, ancak geri bir zekâ düzeyinden ileri ya da ortalama bir düzeye ulaşmak olasılığı yoktur. Kişilerin zekâ ortalamasını bulmak için, zekâ yaşını gerçek yaşına bölmek gerekir. On yaşında bir çocuğun zihni, zekâ testlerine göre on iki yaş düzeyindeyse, bu çocuğun zekâ ortalaması 1,20'dir (12/10=1,20). Genellikle bu sonuç yüzle çarpılarak kullanılır.

1. Köken bilimi

Zekâ sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Arapçada ذكاء, "parıltı", "zihin parıltısı" gibi anlamlara gelmekte; "ateşin harlanması" gibi bir anlamda da kullanılmaktadır.
Anlak ise öz Türkçe bir sözcük olup, anlamak (anla-) eylem kökünden türemiştir ve basit anlamıyla, anlama, algılama yeteneği demektir.

2. Tanımlar

Zekânın ne olduğu ile ilgili tartışmalar yıllardan beri sürmektedir. Buna göre anlağın birkaç tanımı şu şekildedir:
  • Binet'e göre anlak, iyi akıl yürütme, iyi hüküm verme ve kendi kendini aşma kapasitesidir.
  • Davis'e göre anlak, edinilen bilgilerden faydalanarak sorunları halletme yeteneğidir.
  • Terman’a göre anlak, soyut düşünme yeteneğidir.
  • Thorndike'a göre anlak, birçok düşüncesel yeteneklerin karışımıdır ve mekanik, sosyal ve soyut anlak olmak üzere üç başlıkta incelenmelidir.
  • Weshler'e göre anlak, bireyin amaçlı davranma, mantıklı düşünme ve çevresiyle ilişkilerde etkili olma kapasitesinin tümüdür.
3. Belirleyen etkenler
Bir kişinin zekâsını belirleyen üç temel etken vardır:

3.1. Kalıtım

Temelde zekâ doğa vergisi bir yetenektir. Doğuştan gelir ve büyük ölçüde kalıtımın etkisiyle belirlenir. Yapılan çalışmalarda çocuğun zekâsı ile ana-babanın zekâsı arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır. Çocuğun zekâ gücü anasıyla babasının zekâ gücü ortalamasına yakındır. Biraz altında ya da üstünde olabilir. Ana ve babanın döl gözelerinde, gen adı verilen ve kalıtımı belirleyen özellikler rastlantısal bir yolla çocuğa geçerler.

3.2. Doğum ve öncesi

Çocuğun döl yatağında uygun beslenmesi, beyin kanlanma ve oksijen alımının yolunda gitmesi gerekir. Örneğin; zor bir doğum sırasında çocuğun soluğu uzun süre kesilirse, beyin gözeleri ölür ve sonuçta zekâsı etkilenir. Bunun gibi, beyin dokusunu doğum sonrasında örseleyen yaralamalar ve beyin yangıları da zekâ gizilini (potansiyelini) düşürebilir. Ananın gebelik süresince nasıl beslendiği de zekâ gelişimini etkileyen bir etkendir.

3.3. Çevre

Çocuk doğuştan getirdiği zihinsel gizilini kullanabilmek ve geliştirebilmek için varsıl uyarıcılarla donatılmış çevreye ihtiyaç duyar. Çevrenin zekâyı tam olarak ne ölçüde etkilediği saptanamamıştır. İlk yaşlarda ana babanın uyarması, ilgisi, zekâyı geliştirebileceği gibi, bunun tersi de olabilir. Bu konuda genellikle gözlenen, eğitim düzeyi düşük bir ana-babanın çocuğuna anlaksal yoldan ilgisinin az olduğu ve çocuğun (okul çağına gelene kadar) zekâ gelişiminin yavaş olduğudur. Genel olarak zekânın %75'i ilk dört yılda oluşur ve 20 yaşına kadar gelişimini sürdürür.

4. Ölçme

Zekâ ölçerleri (testleri) çocukların yapabilecekleri işlere, becerilerine, yanıtlayabilecekleri sorulara, yaşlarına uygun sayı, söz bilgisine ve biçim ilişkisine dayandırılarak hazırlanır.Zekâ standardize edilmiş bu zekâ testleri ile ölçülür. Bu testlerdeki sorular her yaşa göre özel olarak hazırlanır.


4.1. Tarihçe

Batıda kullanılan ilk zekâ ölçerini Fransız psikolog Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon üretmiştir. 1905'te yayımlanan bu testin adı "Binet-Simon Testi"dir. Bu ölçer, Paris ilkokullarında başarısız öğrencilere uygulanmış ve zekâsı geri olduğu için başarısız olanlarla; zekâsı geri olmayıp, olumsuz çevre etkenleri yüzünden başarısız olanları ayırt etmek amacıyla kullanılmıştır.

4.2. Zekâ katsayısı
(IQ)
Ölçerlerde çocuğun doğru yanıtladığı sorular dikkate alınarak zekâ yaşı hesaplanır. Zekâ yaşının gerçek yaşa bölümünün 100 ile çarpılmasıyla zekâ katsayısı (ZK ya da IQ) ortaya çıkar:
ZK = (Zekâ yaşı / Gerçek yaş) x 100.
Örneğin; 10 yaşındaki bir çocuk ölçerde yalnızca 6 yaş düzeyine kadar olan soruları/görevleri yapabilmişse, ZK'si (6/10) x 100 = 60 olarak belirlenir.

4.3. Sınıflandırma

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) önerdiği zekâ sınıflandırması şu şekildedir:
Ad:  zeka_sınıflandırması.png
Gösterim: 1613
Boyut:  9.0 KB
5. Akıl ile ilişki
Akıl doğru düşünce üretmekle ilgilidir. Zekâ ise genelde uygulayıcı olarak düşünülebilir. Akıl kuramlar ve kurallar ortaya çıkarırken, zekâ bunların pratikte uygulanmasını sağlar. Başka bir açıdan bakıldığında zekâ düşünebilme gücü ya da yeteneğidir. Doğru düşünceye ulaşmak ya da sahip olmak ise akılla olur.
Son düzenleyen perlina; 11 Nisan 2018 21:02
16 Nisan 2012 20:08       Mesaj #5
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Bir Gen İki Çay Kaşığı Zeka Demek



Eğer yüksek zekanızın anne-babanızdan geldiğini zannediyor veya aptallığınız için onları suçluyorsanız, biraz haklı olabilirsiniz. Ancak bu onların sizi nasıl büyüttüklerine bağlı değil. Tersine, bilim insanlarının yaptığı bir araştırma zekanın tek bir gene bağlı olduğunu gösterdi.California Üniversitesi’nde fMRI beyin taramaları ve 20 bin kişinin DNA’sı üzerinde yapılan araştırmada, zeka üzerinde küçük ama bir o kadar önemli olan tek bir gen tesbit edildi.

Nature Genetics dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, HMGA2 adı verilen gen, IQ’nun 1.29 puan sapmasına neden olabiliyor. Gendeki çeşitliliğin nedeni , DNA zincirince tek bir molekülün farklılaşmasından kaynaklanıyor.

Her ne kadar zeka üzerinde çok büyük bir etkisi bulunmasa da, bilim insanları, HMGA2’de tesbit edilen küçük kimyasal bir farklılığın insan zekası üzerinde etki göstermesinin çok önemli bir keşif olduğuna dikkat çekti. Söz konusu gen değişikliği, IQ puanını 1.29 puan artırabildiği gibi, ortamala bir beynin hacmini yüzde 0.58 artırabiliyor. Bu da yaklaşık iki çay kaşığı kadar ekstra beyin gücü anlamına geliyor.

Bilim insanları, bu küçük etkinin tesbit edilmesinde çok büyük bir veri havuzu kullanıldığına dikkat çekti. HMGA2, insan zekasının değerlendirilmesinde çok büyük bir yer edinmeyecek olsa da, tek bir gen değişikliğinin zihinsel yeteneklerimizde pay sahibi olduğunu ortaya koydu.


Kaynak : Ntvmsnbc / Nature Genetics (16 Nisan 2012,18:09)
Son düzenleyen perlina; 11 Nisan 2018 18:10
perlina
11 Nisan 2018 12:16       Mesaj #6
perlina - avatarı
Ziyaretçi
Zekatestimerkezi'nin Türkiye genelinde yaptığı araştırmada, 276.565 kişiden topladığı verilerden yola çıkarak Türk halkının şehirlere göre IQ ortalamaları sıralandı. En zeki 112 IQ ile Ankara ili belirlendiği bunun sebeplerininde araştırılacagı belirtiliyor.

1. Ankara
2. Eskişehir
3. Çanakkale
4. İzmir
5. Trabzon
6. İstanbul
7. Edirne
8. Bartın
9. Kütahya
10. Kocaeli
11. Yalova
12. Balıkesir
13. Gümüşhane
14. Sakarya
15. Karaman
16. Isparta
17. Muğla
18. Bayburt
19. Karabük
20. Antalya

Ad:  images.jpeg
Gösterim: 193
Boyut:  24.4 KB
31 Mayıs 2018 21:52       Mesaj #7
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Zekanın, Gri Maddede Nöronlar Arasındaki Bağlantıyı Azaltıcı Bir İşleve Sahip Olduğu Belirlendi!


Zeki kişilerin beyinlerinde serebral korteks ile nöronlar arasındaki bağlantıların azaldığı tespit edildi. Yapılan araştırmaya göre kişinin zeka seviyesi arttıkça beynin gri madde olarak da adlandırılan serebral korteks bölümünde nöronlar arasında daha az bağlantının meydana geldiği gözlendi.

New Mexico ve Humboldt üniversiteleri ile Lovelace Biyomedikal ve Çevre Araştırmaları Enstitüsü'nün destek verdiği araştırmada, beyindeki bağlantılara mikro yapısal seviyede bir anlayış getiren nöro-görüntüleme tekniğinin kullanıldığı kaydedildi.

Araştırma çerçevesinde 259 kadın ve erkeğin beyinlerinde, sinir hücresi uzantısı dağılımı ve yoğunluğu incelendi. Katılımcılara ayrıca zeka testleri uygulandı. Elde edilen bulguları inceleyen bilim adamları, zeka seviyesi arttıkça kişinin beyninde daha az nöron dallanmasına rastlandığını gözlemledi.

Araştırma sonucunda, zeki beyinlerin daha az, ancak yeterli nöronal bağlantılara sahip olduğu dolayısıyla düşük nöronal aktivite ile yüksek ussal performans ortaya koydukları tespit edildi.

Kaynak: Science Daily (22 Mayıs 2018)
1 Haziran 2018 22:18       Mesaj #8
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Yüksek Zeka ile Gözlük Kullanımı Arasındaki Bağlantı!


İskoçya'da araştırmalar yapan bilim insanları, gözlük kullanımıyla yüksek zeka arasında bir ilişki olabileceğini ileri sürdü. Edingburgh Üniversitesi'nden bilim insanları, toplumda yaygın olan "Gözlüklü insanlar daha zeki olur" kanısının bilimsel açıdan ne kadar doğru olduğunu tespit etme doğrultusunda bir araştırma yaptı.

Araştırma için, veri bankalarından yaşları 16 ile 102 arasında değişen 300 binden fazla insanın zihinsel ve kavramsal verileri kullanılarak analizler yapıldı. Araştırma sonucunda genel işlevsel biliş, reaksiyon zamanı, görme sorunları, hipertansiyon ve uzun ömür gibi sağlık değişkenlerinin birbirleriyle örtüştüğü görüldü.

Özellikle daha yüksek zeka seviyesine sahip katılımcıların genleri incelendiğinde yüzde 30'unun gözlük kullanmak zorunda olduğu ortaya çıktı. Yüksek zeka seviyesi, görme bozukluklarını da beraberinde getirebildiği gibi bazı sağlık avantajlarına da neden olabiliyor. Araştırmacılar, gözlük takan insanların akciğer kanseri, depresyon, kalp spazmı gibi sağlık sorunlarına daha az yatkın olduğunu da gözlemledi.

Uzmanlar, Edinburgh Üniversitesi'ndeki araştırmanın bulgularından elde edilen bağlantıların kesin bir sonuç bildirmediğine, zekayı oluşturan şeyin öznel olduğuna ve ölçülmesinin imkansız olmasa da çok zor olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca zekanın DNA ile eşleştirilmesinin, "ırk bilimi" gibi tehlikeli bir kavramın ortaya çıkmasına neden olabileceği de belirtiliyor.

Kaynak: Nature (31 Mayıs 2018)
3 Ağustos 2018 17:15       Mesaj #9
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Sudoku ve Çapraz Bulmacanın Zeka Gelişimine Hiçbir Etkisinin Olmadığı Belirlendi!


Western Üniversitesi'nde yürütülen bir çalışmayla sudoku, çapraz bulmaca gibi zeka geliştirici oyunların aslında insanlarda zeka gelişimine ya da genel IQ seviyesine etkisinin olmadığı saptandı.

Üniversitenin Beyin ve Zeka Enstitüsü'nde yapılan araştırmaya katılanlar 2 gruba ayrıldı. Birinci grup 20 gün boyunca zeka geliştirici uygulamalar ve oyunlar oynarken, diğer grup bu sürede hiçbir zeka geliştirici oyun oynamadı. Daha sonra iki grup aynı teste tabi tutuldu. 20 gün boyunca zeka geliştirici oyunlar oynayanlar testten diğer grupla benzer sonuçlar aldı.

Araştırmacılar, beyin geliştirici oyunları oynayanların bu tür oyunlar oynamayanlardan daha iyi sonuçlar almadığını belirterek, bilişsel gelişim için düzenli egzersizin, sosyalleşmenin, sağlıklı beslenmenin ve iyi uykunun daha önemli olduğunu belirtti.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / Neuropsychologia (2 Ağustos 2018)
9 Ağustos 2018 11:37       Mesaj #10
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Öfke ile Zeka Seviyesi Arasındaki Bağlantı!


Bilim adamlarının yaptığı bir araştırma doğrultusunda 500'den fazla lisans öğrencisine önce ne kadar çabuk ve ne sıklıkta öfkelendiklerini belirlemek için sorular soruldu. Öğrenciler daha sonra zekalarını kendilerinin değerlendirdikleri bir araştırmaya tabii tutularak, son aşamada nesnel bir zeka testinden geçirildi.

Çalışma sonucunda, çabuk öfkelenmeye meyilli öğrencilerin, bilişsel yeteneklerini abarttığı, öte yandan daha nevrotik olanların, genellikle zekalarını küçümsediği gözlendi.

Öfkenin zeka seviyesiyle bir bağlantısı olmadığının altını çizen uzmanlar, öfke ile zekayı abartma arasındaki neden sonuç ilişkisinin anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti.

Kaynak: Intelligence (8 Ağustos 2018)
Hızlı Cevap
Mesaj:




paneli aç