Arama

Benlik Algısı ve Sosyal Algı

Güncelleme: 18 Mayıs 2010 Gösterim: 6.976 Cevap: 0
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
18 Mayıs 2010       Mesaj #1
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Benlik Algısı ve Sosyal Algı

Değişik araştırmaların bulguları farklı benlik yapılarının farklı benlik algısına yol açtığını göstermiştir. Bu konudaki araştırmalarda, deneklerden kendi karakterleri hakkında mümkün olduğu kadar çok şey yazmaları istenmiştir. Elde edilen bir cevap türü, kişilik özelliklerine ilişkin ve soyut benlik tanımlarını içeriyordu (örneğin “ben sosyal bir insanım”).Diğer cevap türü ise, ortama bağlı bir benlik tanımıydı (örneğin “yakın arkadaşlarımla beraberken sosyal bir insanım”). Araştırma sonuçları Amerikalıların, Asyalı deneklere oranla daha fazla soyut tanımda bulunduğunu göstermiştir.
Sponsorlu Bağlantılar

Ayrışık benliğe sahip kişilerden kendilerini tanımlamaları istendiğinde, zaman, mekân ve sosyal ortamdan ayrışık olarak kişilik özelliklerini ya da yeteneklerini yazıyorlardı, çünkü bu tür özellikler onlar için belleklerinde daha ulaşılabilir. İlişkili benliğe sahip kişiler ise, kendilerini, ilişkileri ve belli sosyal ortamlar çerçevesinde düşünüyorlar (Ben ailemle beraberken nasılım? , ben okulda arkadaşlarımla birlikteyken nasıl bir insanım? vb.)

Benliğin ilişkisel veya ayrışmış yapılanmaları, kişinin kendi benlik algısı üzerinde de etkilidir. Cousins(1989) Amerikalı ve Japon öğrencilere Yirmi Cümle Testini uygulamıştır. (Kuhn ve McPartland’ın hazırladığı bu basit testte sürekli sorulan soru “Ben kimim? dir.”) Amerikalı deneklerin kendilerini tanımlarken psikolojik özellik veya sıfatları kullandığı, Japonlarınsa daha somut (ortamsal) ve role bağlı tanımlar yaptığı ortaya çıkmıştır. Yirmi Cümle Testi kullanan diğer çalışmalarda da Amerikalıların Japonlara göre daha kalıcı özelliklere dayanan benlik tanımları yaptığını ve Japonların benliklerini daha çok bir grubun üyesi olarak tanımladıklarını göstermiştir.

Benliğin nasıl algılandığı ahlaki düşünme üzerinde de etkilidir. Miller Hersoff ve Harwood Amerikalı ve Hintli deneklere varsayımsal bazı olaylarda insanların başkalarına yardım etmemeleriyle ilgili yargılarını sordular. Hintlilerin sosyal sorumluluğu ahlaki bir konu olarak gördüğünü, Amerikalıların ise yaşamsal tehlike olan acil durumlar ve ana-baba-çocuk ilişkisi dışında, bunu kişisel bir tercih veya karar olarak gördüğünü bulmuşlardır. Yani Hindistan’daki “ilişkisel benlik” için diğer insanların refahı, sosyal sorumluluk gerektiren önemli bir ahlaki değerdir. Amerika’daki “ayrışık benlik içinse, ahlaki değerler adalet ve bireysel özgürlükle sınırlıdır.

Aynı tür farklılıklar, sadece benliğin algılanışında değil, başkalarının algılamasında da ortaya çıkmaktadır. Bir arkadaşlarını tanımlamaları istendiğinde, Amerikalılar “o yardımsever bir insandır” derken, Hintliler “o bayramlarda bize pasta getirir” gibi tasvirlerde bulunmuşlardır. Görüldüğü gibi, ilişkili benlik yapısı, başkalarını da ilişkiler çerçevesinde ve daha somut olarak algılamayı beraberinde getirmiştir. Amerikalıların kişi algıları zaman ve mekândan bağımsızdır ve davranışlara dayalı soyut çıkarımlardan oluşur. Hintliler ise kişileri bir bağlamın içinde düşünürler. Çünkü bireyci, ayrışık benlik, gerçekten de çevreden (başkalarının beklentilerinden, koşullarından) daha bağımsızdır. İlişkili benlik ise, içinde bulunduğu sosyal ortam ve ilişkilerle yoğrulur.

Gördüğümüz gibi, kişilerin başkalarını ve kendilerini nasıl algıladıkları, hangi özelliklere öncelikle dikkat ettikleri benlik yapısına ve kültürden kültüre farklılık gösterebiliyor.


Kaynak:
Günümüzde İnsan ve İnsanlar / Çiğdem Kağıtçıbaşı
Kültürel Psikoloji / Çiğdem Kağıtçıbaşı

Benzer Konular

3 Haziran 2018 / YnsYlmz Parapsikoloji
30 Kasım 2007 / Asi-BeL Psikoloji ve Psikiyatri
17 Kasım 2009 / Misafir Cevaplanmış
5 Mayıs 2009 / sarisya Soru-Cevap
5 Mayıs 2010 / nötrino Genel Mesajlar