Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 26 Mayıs 2017  Gösterim: 47.891  Cevap: 3

27 Mayıs 1960 Darbesi (Yirmiyedi Mayıs İhtilâli)

ManantiaL
13 Ocak 2007 15:21       Mesaj #1
ManantiaL - avatarı
Ziyaretçi

27 Mayıs 1960 Darbesi

Ad:  2.JPG
Gösterim: 422
Boyut:  29.9 KB

27 Mayıs Hareketi, 27 Mayıs 1960’ta Demokrat Parti (DP) iktidarına son veren askeri müdahale.

Sponsorlu Bağlantılar
DP’nin 10 yıllık iktidarının (1950-60) son döneminde uyguladığı politikaya karşı muhalefetin güçlenmesi karşısında baskı önlemleri artırılmıştı. İktidar ile muhalefet arasında yer yer TBMM dışına taşan sert çatışmalar yaşanıyordu. Halk arasında azalan desteğini yeni yandaşlarla güçlendirmek ve muhalefeti etkisizleştirmek amacıyla Vatan Cephesi’ni kuran DP, bir yandan da Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) etkinliklerini soruşturmak üzere TBMM’de, Tahkikat Komisyonu) olarak bilinen ve olağanüstü yetkilerle donatılmış bir soruşturma kurulu oluşturdu. Basın ve aydın çevrelere yönelik baskıların üniversitelerde de kendini duyurması üzerine, İstanbul ve Ankara’da öğrenciler iktidarı protesto gösterileri düzenlediler. Bu gelişmelerin ardından 27 Mayıs 1960 gecesi bir grup subay, emirleri altındaki askeri birliklerle Ankara ve İstanbul’daki önemli yerleri ele geçirerek yönetime el koydular.

Milli Birlik Komitesi (MBK) adı altında örgütlenen darbeci subaylar her türlü siyasal faaliyeti yasaklayarak TBMM’yi ve hükümeti feshettiler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkam Refik Koraltan ile Maliye Bakam Haşan Polatkan başta olmak üzere bütün hükümet üyeleri ve DP’nin önde gelen yöneticileri aynı gün tutuklandı. Birkaç gün içinde hemen hemen bütün DP milletvekilleri ile Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun ve bazı yüksek rütbeli generaller gözetim altına alındı. Öte yandan MBK başkanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri başkomutanı Orgeneral Cemal Gürsel imzasıyla 27 Mayıs sabahı radyodan yayınlanan bir bildiriyle müdahalenin neden ve amaçları açıklandı. Buna göre 27 Mayıs Hareketi kardeş kavgasını önlemeyi, demokrasiye geçmeyi ve baskılara son vermeyi amaçlıyordu.

Müdahaleden hemen sonra yeni bir anayasa hazırlanması için girişimlere başlandı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Sıddık Sami Onar’m başkanlığında, profesörlerden oluşan bir yüksek bilim ve hukuk kurulu yeni anayasayı hazırlamakla görevlendirildi. Cemal Gürsel MBK başkanlığının yanı sıra devlet ve hükümet başkanlığı ile milli savunma bakanlığını üstlendi. MBK ise yasama yetkisini doğrudan, yürütme yetkisini ise atayacağı bakanlar kurulu eliyle kullanacak bir organ olarak düzenlendi. MBK’nın ilk uluslararası taahhütlerinden biri, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) ve Merkezi Antlaşma Teşkilatı’na (CENTO) bağlı kalınacağını duyurmak oldu.

12 Haziran 1960’ta geçici anayasa metni açıklandı. Geçici anayasada iktidar partisinin anayasayı ihlal ettiği, insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırdığı, muhalefetin denetim hakkını işlemez hale getirerek tek parti diktatörlüğü kurmaya çalıştığı belirtiliyor ve bu nedenlerle meşruluğunu yitirdiği öne sürülüyordu. İktidar organı olarak yasal bir statüye kavuşturulan ve üyeleri resmen açıklanan MBK anayasa ve seçim yasası çıktıktan sonra en kısa zamanda demokratik yöntemlerle yapılacak genel seçimle iktidarı sivillere devredecekti. DP iktidarı üyeleri ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar ise, olağanüstü bir mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı’nda yargılanacaklardı.

27 Mayıs’tan kısa bir süre sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde büyük bir tasfiyeye girişildi. 3 Ağustos’ta hükümete 25 görev yılını doldurmuş subayları resen emekli etme hakkını tanıyan yasa kabul edildi. Bunun üzerine 235 general ve amiral ile değişik rütbelerden 4 bin subay emekliye ayrıldı.

Mahkeme kararıyla 29 Eylül’de kapatılan DP’nin önde gelen yöneticileriyle birlikte cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri, 14 Ekim’de Yassıada’da (İstanbul) Yüksek Adalet Divam’nca yargılanmaya başladı. Askeri yönetimin el attığı bir başka alan üniversiteler oldu. 27 Ekim’de kabul edilen bir yasayla, üniversitede geniş bir düzenlemeye gidildi ve hükümet yasanın verdiği yetkiye dayanarak 147 üniversite öğretim üyesini görevinden uzaklaştırdı.
Ad:  1.JPG
Gösterim: 244
Boyut:  102.1 KB

Bu süreçte MBK içinde de anlaşmazlıklar ve bölünmeler ortaya çıktı. Askeri yönetimin daha uzun bir süre iktidarda kalmasını isteyen ve Ondörtler olarak adlandırılan grup ile iktidarın bir an önce yapılacak seçimler yoluyla sivillere devredilmesini savunan grup arasındaki mücadele 13 Kasım’da Ondörtler’in tasfiyesiyle sonuçlandı. Ardından MBK 7 Aralık’ta Kurucu Meclis’e ilişkin yasayı kabul etti. Kurucu Meclis, MBK ile yeni kurulması öngörülen Temsilciler Meclisi’nden oluşuyordu. İlk toplantısını 6 Ocak 1961’de yapan ve asıl görevi yeni anayasa ile seçim yasasını hazırlamak olan bu kurucu organa olağan yasama yetkisi de verilmişti.

Siyasal partilere yeniden faaliyete geçme izni verilmesine bağlı olarak, 11 Şubat 1961’de genelkurmay eski başkanı Ragıp Gümüşpala’nm başkanlığında Adalet Partisi (AP), 13 Şubat’ta da MBK’nın kurduğu hükümetlerde maliye bakanı olarak görev alan Ekrem Alican başkanlığında Yeni Türkiye Partisi (YTP) kuruldu. Her iki partinin de amacı, kapatılan DP’nin siyasal alanda bıraktığı boşluğu doldurmak, onun oy tabanından yararlanmaktı. Bir grup aydın ve sendikacı da sol eğilimli Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) kurdular. Kurucu Meclis 27 Mayıs 1961’de yeni anayasayı kabul etti. 9 Temmuz’da yapılan halkoylamasmda, 1961 Anayasası yüzde 60,4 kabul oyuyla benimsendi, da Kurucu Meclis genel seçimlerin 15 Ekim’de yapılmasını kararlaştırdı. Seçimlerden önce 15 Eylül’de Yüksek Adalet Divam’mn kararları açıklandı. Başta Celal Bayar ve Adnan Menderes olmak üzere 15 sanık ölüm cezasına çarptırılırken, 32 kişiye de ömür boyu hapis cezası verildi. MBK, Adnan Menderes, Haşan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındaki sanıkların ölüm cezalarını ömür boyu hapse çevirdi. Polatkan ile Zorlu 16 Eylül’de, Menderes ise 17 Eylül’de asılarak idam edildiler. Sivil yönetime dönüşten sonra siyasal rejimin oturması oldukça uzun bir zaman aldı. Öte yandan 27 Mayıs Hareketi’nin açtığı yolda Türkiye iki askeri müdaheleden (12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980) daha geçti.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 26 Mayıs 2017 01:29


Edd-iTöR
7 Ekim 2008 14:17       Mesaj #2
Edd-iTöR - avatarı
Ziyaretçi
27 MAYIS 1960 DARBESİ
Darbelerle anılan Türkiye tarihinin yakın dönemine damgasını vuran 27 Mayıs 1960 müdahalesini hazırlayan koşullar Demokrat Parti’nin (DP) 1950 yılında tek parti sultasını alaşağı edip iktidara gelmesiyle başladı. 14 Mayıs 1950’deki genel seçimler, Türk siyasal tarihinde “Ak Devrim” olarak nitelenmişti. DP’nin iktidarı on yıl sürdü.

27 Mayıs darbesini hazırlayan koşulları genel bir çerçeve içerisinde gözden geçirmek gerekir.
DP iktidarının son günlerinde her zamandan daha çok ihtiyaç duyduğu dış kredileri kendisine vermemekte kararlı davranan ABD ve öteki Batılı devletler, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in sermaye açığını kapatmak üzere Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek istediği ve SSCB’ye bir ziyaret planladığını açıkladığı sırada desteklerini kesini olarak DP’den çekmişlerdi. 1950-60 yıllarında Türkiye gibi başlıca avantajı tarımsal ürünlerin üretim ve ihracı ile askeri güç sağlamak olan ve bunun karşılığında döviz ve kredi elde ederek dünya pazarına bağlanan ülkelerin karşısına, dünya kapitalist sistemi, hesaplı ve planlı kalkınma modeli koydu. DP’nin popülist politikaları ise herhangi bir hesaba dayanmaksızın yalnızca antikomünist bir kale olma karşılığında Batı’dan durmaksızın kredi akacağı varsayımına dayanıyordu. 1950-60 yılları arasında DP’nin ekonomik politikaları sayesinde sermaye birikim sürecinin ilk evresini tamamlayan büyük sanayi burjuvazisi, kaynakların popülist politikalarla israfına karşı “ithal ikameciliğe” dayanan bu uluslar arası stratejiye yaklaşmıştı. SSCB ve ABD arasında soğuk savaş döneminin kapanmakta oluşu ise antikomünizmin karşılığında ABD yardımı ilişkisini giderek DP iktidarı için daha az elverişli bir hale getirmiştir.

Böylelikle ABD, önce Küba ve sonra Kore’de kendisinin iş başına getirdiği polis rejimlerinin sistem içinde kalacağı düşüncesine dayalı siyaseti uygulamaya soktu. Böylece büyük burjuvazinin toplumun ve devletin yeniden düzenlenmesi istekleriyle, dünya kapitalizminin bağımlı ülkeler için yeni seçenekler arayışının örtüştüğü bir anda, DP iktidarının çöküşünün olduğu kadar 27 Mayıs’ın sistem içindeki çıkışının da sınırları belirlenmişti.

27 Mayıs’ın iktidardan indirdiği ve itibarlarını kırdığı DP’nin siyasal yandaşlarının gerek 27 Mayısçılarının kişiliklerine, gerek onu desteklemiş solla ilişkilendirerek 27 Mayıs’ın sistem içindeki çıkışının da sınırları belirlenmişti.

27 Mayıs’ın iktidardan indirdiği ve itibarlarını kırdığı DP’nin siyasal yandaşlarının gerek 27 Mayısçıların kişiliklerine, gerek onu desteklemiş solla ilişkilendirerek 27 Mayıs’a yönelttiği “komünistlik” suçlamaları ve sürekli gündemde tuttuğu parlamenter meşruiyet tartışması, 27 Mayıs kadrolarını solla özdeşleştiren yanıltıcı bir iz bıraktı. Darbenin onu yapanlarca bir “devrim” olarak değerlendirilmesi ve MBK üyelerinin bir bölümünün darbe sonrasında sola yönelmeleri de bu izlenimi pekiştirdi. Oysa 27 Mayıs’ı gerçekleştiren ve yürüten MBK’nin siyasal hayata müdahale düşüncesinin ve örgütlenmesinin kökeninde, 1946 seçimleri sonrasında CHP iktidarına son vermek üzere hazırlıklara girişmiş bir örgütlenme çekirdeği vardır.

Açık ay, gizli sayımla, hile ve baskıyla elde edilen ve meşruiyetine pek az kimsenin inandığı 1946 seçim sonuçlarının CHP’yi yeniden iktidara getirmesi, Türkiye’nin ilerleyebilmesinin Batı ile bütünleşmesinden geçtiğine, bunun da çoğulcu bir parlamenter rejim içinde gerçekleşebileceğine inanan kamuoyunda ve orduda derin tepkiler yarattı. Seçimlerden bir ay sonra İstanbul’da Harp Akademileri ve Ankara’da Genelkurmay’da daha sonra adları ordu-siyaset ilişkileri bağlamında sıkça anılacak olan Şefik Erensü, Memduh Tağmaç, Cevdet Sunay, Cemal Tural gibi etkili orta kademe kurmaylar arasında bir “darbe”nin gerekliliği fikri güç kazanmaya başladı. Ordu çevrelerinde iktidara zorla el koymak anlamında kullanılan bu “darbe”nin amacı, Batı örneğinde bir parlamenter rejim kurmaktan öteye geçmiyordu. Ancak, bu “darbeci” çekirdeğin ordu hiyerarşisinin bütünü karşısında meşruiyetini sağlamak üzere kendisine çağrı yapılan Korgeneral Fahri Belen ve Kurmay Albay Seyfi Kurtbek ordudan istifa ederek 1950 seçimlerinde DP’den milletvekili oldular. Öteki etmenlerin yanı sıra bu ve benzeri açık, örtük girişimlerde sağlanan ordu-DP ittifakı imajı da seçimlerin DP tarafından kazanılması ve bürokrasiden gelen direnişin kırılması üzerinde etkili oldu.


Son düzenleyen Safi; 26 Mayıs 2017 01:27
30 Mayıs 2011 11:08       Mesaj #3
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
YİRMİYEDİ MAYIS İHTİLÂLİ
Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin müdahalesiyle Demokrat Parti yönetimine son verilmesi olayı (27 Mayıs 1960).

1960 ilkbaharında Türkiye'de iç politik durum son derece gergindi. DP yönetimine karşı gösteriler, Nisan 1960'ta büyük boyutlara vardı. 1950'lerin ortalarında subaylar tarafından kurulan ihtilâl grupları, 1960 yılının başında Millî Birlik Komitesi'nde birleştiler. 27 Mayıs 1960 Cuma günü sabahı, saat 03.00'te harekete geçen ordu, yönetime el koydu ve DP ileri gelenleri tutuklandı. 27 Mayısçıların hedefi, ülkeyi en kısa zamanda demokratik bir anayasaya kavuşturup özgür seçimler sonucunda belirecek iktidara ülkeyi teslim ederek çekilmekti.

27 Mayıs'ın ilk hükümeti ertesi gün ilân edildi. İkisi MBK üyesi olan 3 general ile 15 sivilden oluşan hükümet, partisiz kişilerden kurulmuştu. 10 Ağustos tarihindeki bakan değişiklikleri dışında I. Gürsel kabinesi, Kurucu Meclis'in açılmasına kadar sürdü (30 Mayıs 1960-6 Ocak 1961). Kabine, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin korunacağını, anti-demokratik yasaların kaldırılacağını, çağdaş hukuk düzenine dayalı ve iktidarların yolsuzluklarını önleyecek yeni demokratik kurumların oluşturulacağını, bir plânlama teşkilâtı kurulacağını, ülkenin ekonomik ve malî durumundaki bozukluğun alınacak önlemlerle giderileceğini ilân etti.

Dış politika konusunda MBK ve 27 Mayıs hükümetleri, NATO ve CENTO gibi askerî paktlara, ekonomik-siyasî-malî antlaşmalarla bağlı kaldılar. DP'lileri yargılamak için Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kuruldu. 13 Kasım 1960'ta, 14'ler diye anılan, askerî yönetimin sürmesi yanlısı MBK üyeleri, Türkiye dışına sürüldüler. 23 kişilik yeni bir komite kuruldu. Kurucu Meclis toplandı ve yeni bir Anayasa hazırlandı. Anayasa halkoyundan geçtikten sonra, 1961 Ekimi'nde dört partinin katıldığı ve sıkıyönetim altında yapılan seçimlerle yönetim, sivillere devredildi.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 26 Mayıs 2017 01:27
26 Mayıs 2017 01:12       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Mayıs darbesi (27)


Türk silahlı kuvvetlerinin 27 mayıs 1960’ta yönetime elkoyması ve bu eylemle başlayan siyasal, yasal ve sosyal gelişmelere verilen ad.

14 mayıs 1950’de gerçekleştirilen demokratik seçimlerle iktidara gelen DP’nin uyguladığı plansız liberal iktisat ve hızlı kalkınma modeli, ülkenin 1954’ten sonra iktisa- den darboğazlara girmesine, hızlı bir dış borçlanmaya, o günün koşullarına göre alışılmadık ölçüde yüksek bir enflasyona yol açmıştı. Toplumun çeşitli kesimleri bu iktisadi politikadan zarar gördüler. Ana muhalefet partisi CHP, bu politikaya gösterilen tepkileri siyasi propaganda malzemesi olarak değerlendirdi. Muhalefetin eleştirileri karşısında DP yönetimi sert siyasete yöneldi. Hükümeti eleştiren basın üzerinde baskı yöntemleri uygulanırken, radyo iktidarın yayın organı durumuna getirildi.

CHP önderi ismet İnönü’nün propaganda gezileri engellenmeye çalışıldı; muhalefetle iletişim koptu. CHP’nin iktidarı demokratik olmayan yollardan ele geçirmeye kalkıştığını ileri süren DP yöneticileri bu girişimleri ortaya çıkarmak için TBMM'de bir “Tahkikat komisyonu” oluşturdular. Komisyon gerekli gördüğünde siyasi faaliyetleri yasaklayabilecek, basına yayın yasağı koyabilecek, gazete ve dergileri kapatabilecekti. Bu komisyonla ilgili TBMM görüşmelerinde İnönü, demokrasinin geleceğini tehlikede gördüğünü, olayların gelişmesi karşısında DP yöneticilerini kendisinin bile kurtaramayacağını söyledi. Basına getirilen yasaklarla İnönü’ nün sözlerinin yayımlanması engellendi. Komisyonun kurulması kararı İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencilerinin tepkileriyle karşılandı (28/29 nisan 1960).

Bu iki ilde sıkıyönetim ilan edildi. Sıkıyönetim uygulamaları, DP yönetimine karşı ordu içinde 1954’ten sonra örgütlenmeye başlayan grupların darbe hazırlıklarını kolaylaştırdı. Süregiden öğrenci olaylarından sonra Harp okulu öğrencilerinin başlarında komutanlarıyla Ankara’da yaptıkları sessiz protesto yürüyüşü hareketlere yeni bir boyut kazandırdı. Bu gösterilerle giderek artan gerilim 27 mayıs 1960 sabahı noktalandı ve Silahlı kuvvetlerin yönetime elkoyduğu radyodan yayımlanan bir bildiriyle açıklandı. Bildiride, ordunun bir kardeş kavgasına meydan vermemek ve demokratik rejimi kurtarmak için memleketin yönetimine elkoyduğu; kısa zamanda seçimlere gidilerek iktidarın seçimle geleceklere devredileceği açıklanıyordu. Cumhurbaşkanı Bayar, Başbakan Menderes, bakanlar ve DP’Iİ milletvekilleri tutuklandılar; Harp okulu'na götürüldüler. Hareketin başkomutanlığını ve Devlet başkanlığını Kara kuvvetleri komutanı Cemal Gürsel üstlendi.

Kendilerine Milli birlik komitesi adını veren, harekâtı planlayan ve yürüten 38 subay ülkeyi yönetmeye başladı. Çeşitli rütbelerden oluşan komitenin yanı sıra Cemal Gürsel başkanlığında bir hükümet kuruldu (30 mayıs). Milli birlik komitesi, yönetimi sivillere devretmek için hazırlıkları başlattı. Yeni bir anayasanın hazırlanmasına girişildi. Devlet planlama teşkilatı, Devlet personel dairesi gibi kurumlar kuruldu. Komite içinde ayrı bir grup oluşturan ve yönetimin halka devrinin geciktirilerek öncelikle birtakım reformların gerçekleştirilmesini isteyen Alpaslan Türkeş ve 13 arkadaşı MBK’den çıkarıldı; tutuklanarak yurtdışında görevlere atandı (13 kasım 1960). Komite içindeki ikilik ortadan kalktıktan sonra Kurucu meclis yasası onaylandı (aralık 1960). Halkoyuna sunulan yeni Anayasa kabul edildi (9 temmuz 1961). Yeni yasaya göre yapılan seçimlerden (15 ekim), sonra iktidar sivil hükümete devredildi Komite üyeleri 1961 Anayasası'na göre tabii senatör olarak Senato'ya katıldılar.

27 mayıs 1960’ta yönetime elkoyan Milli birlik komitesi, ara dönemde, harekete devrim niteliği kazandıran büyük değişiklikler gerçekleştirdi. Bu yeniliklerin en önemlisi kuşkusuz 1961 Anayasası oldu. Bu anayasa ile tek parti üstünlüğüne dayalı bir meclis egemenliğinden çok kuvvetler ayrılığı ilkesine ağırlık veren çoğulcu bir demokrasinin temeli atıldı. Anayasa'da milletin egemenlik hakkının TBMM yanında birtakım anayasal kurumlar tarafından da korunacağı belirtildi. Anayasa mahkemesi öngörüldü; iki meclis sistemi kabul edildi. Üniversite ve Türkiye Radyo televizyon kurumu özerk kurumlar olarak Anayasa’da yer aldılar. Basın özgürlüğü de Anayasa'nın güvencesi altına alındı. Komite, Silahlı kuvvetler’in yeniden örgütlenmesini de gerçekleştirdi; 5 000 subayı emekliye sevk etti. Üniversiteden de 147 öğretim üyesi uzaklaştırıldı Yassıada'da kurulan Yüce divan'da DP iktidarının ileri gelenleri yargılandılar ve cezalandırıldılar.

Kaynak: Büyük Larousse



Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç