Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 30 Eylül 2016  Gösterim: 28.707  Cevap: 5

Julius Sezar (Caesar)

6 Ekim 2006 09:01       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
SMD Bir Dünyalı

SEZAR (Caius Julius CAESAR)

Ad:  Julius Sezar1.jpg
Gösterim: 318
Boyut:  55.1 KB

romalı devlet adamı
(Roma İ.Û. 100 ya da 101 - ay. y. İ.Û. 44).
Sponsorlu Bağlantılar

Aineias’ın oğlu iulius'un ve iulius aracılığıyla Venüs’ün soyundan geldiğini ileri süren bir patricius ailesindendi; Marius ile evlenen halası iulia tarafından pleb çevrelerine de bağlıydı. Sulla, Sezar’a, karısı Cornelia’yı (diktatörün düşmanı Cinna’nın kızı) boşamasını emretti; Sezar, bu emre uymayınca Asya'ya gitmek zorunda kaldı (82-78). Sulla ölünce (78) Roma'ya dönen Sezar, siyaset mesleğinde ilk adımlarını atmaya başladı. Ancak isteklerinin gerçekleşmesini önleyen iki engel vardı: Senato ve Pompeius. Bu engelleri ortadan kaldırmak için Sezar ikisinin de nüfuzunu kırabilecek tek güç olan halka dayandı.

Propagandayla işlediği ve aedilis curulis sıfatıyla (65 sonbaharı) düzenlediği görkemli oyunlar sayesinde gönlünü çeldiği pleb, Sezar'ın cursus honorum basamaklarını tırmanmasına yardım etti, 68'de quaestor, 65'te aedilis curulis, 63'te Büyük pontifex (pontifex maximus), 62’de de praetor oldu. Siyaset alanındaki bu yükselişini, gösteriş hayranı Crassus kolaylaştırdı.

Crassus'un giriştiği komplonun başarısızlığa uğraması (66-65), Sezar'ın rakiplerinin demagojik vaatleri, Catilina ile kurduğu ittifak, tasarılarını aksattıysa da, halk arasındaki saygınlığının artmasını ve Senato'nun karşı çıkmasına meydan vermeden, yasalara rağmen, Marius’un heykelini Capitolium'a yeniden koymasını (65) engelleyemedi. Aynı biçimde, Catilina, 64 ve 63 konsül seçimlerinde uğradığı çifte yenilgi üzerine Senato’ya karşı ayaklanmayı tasarladığında Sezar bu komplonun manevi sorumluluğundan kurtulamadı, ama Catilina'nın ilerlemesini önleyecek kadar ustaca davrandı ve onun suç ortaklarına karşı bağışlayıcı davranarak yeni taraftarlar edindi.

Bununla birlikte, üzerine kuşku çekmemek ve yeniden servet edinip büyük miktardaki borçlarını ödemek ve özellikle büyük bir askeri komutanlık (Roma’da siyasi iktidar olmanın vazgeçilmez koşulu) elde etmek amacıyla kendisini Espaha Ulterior propraetor'u tayin ettirdi ve bu eyalette bazı askeri harekâtları yönetti (61-60).

Ustaca yürütülen bir propaganda kampanyasıyla abartılan kolay zaferlerle Ispanya'dan döndüğünde törenlerle karşılanan Sezar, alacaklısı olan ve büyük borçları nedeniyle onunla ilgilenen Crassus’a ve 61'de Doğu'dan döndüğünde ordusunu terhis etme gafletinde bulunduğu için İtalya'da tamamen tecrit edilmiş durumda olan Pompeius’a, mevki ve gelirleri paylaşmak amacıyla yeminli özel bir siyasal ortaklık kurmayı önerdi (temmuz 60): bu, Sezar’ın, 59'da konsüllüğe seçilmesini sağlayan birinci triumvirlikti. Hızla çıkarttığı yasaların etkinliği Sezar'a pleb' in desteğini (iki tarım yasası, Pompeius' un emekli askerleriyle Roma'nın en yoksulları yararına İtalya’nın ager publicus'unun [kamu topraklan] paylaştırılmasını tamamladı), Senato'nun denetimini (tutanakların yayımlanması) ve eyaletlerin sevgisini (valilerin hesap vermekle yükümlü tutulması) kazandırdı.

Ayrıca, Pompeius’un Doğu’da yaptıklarının onaylanmasını sağladı. Görev süresi sonunda kendisini, beş yıl süreyle ve 4 lejyonla illyria, Gallia Cisalpina ve Transalpina prokonsüllüğüne tayin ettirdi. Gallia Transalpina’nın fethinin uzun bir süre gerektirdiğini gören Sezar, 56'da birinci triumvirliği beş yıl için yeniledi (Lucca anlaşması) ve prokonsüllüğünü de aynı süre için uzattı. Pompeius da aynı yetkileri ispanya için alırken, Crassus Suriye'nin ve Parthlar’a karşı savaşın yönetimini üstlendi (bu savaş sırasında öldü [53]).

Sezar’ın Galya’yı seçmesi çok isabetliydi: bu ülkenin zenginliğini bilmeyen yoktu; Roma'nın en amansız düşmanları olan Galyalılar'ı yenmesiyle elde edeceği saygınlık Sezar’ı Roma'nın en önemli kişisi durumuna getirecekti. Sezar’ın Galya savaşları üstüne (De bello Gallico) Commentarii" adlı yapıtı sayesinde onun bu seferleri hakkında geniş bilgi sahibi bulunuyoruz.
Sezar, bu ülkeye, Galyalılar'tn çağrısı üzerine müdahalede bulunma kurnazlığını gösterdi. 58'de Ariovistus komutasındaki germen istilası yüzünden göç eden Helvetler’in tehdit ettiği Aedui halkının yardımına koştu. Sırasıyla Helvetler'i ve Süevler’i yendi, sonra Galya'ya yerleşti (58); komutanları Crassus ve Labienus’un yardımıyla bölgeyi sistemli bir biçimde işgal etmeye başladı. Sırasıyla, Belçikalılar'a ve Sen ile Loire arasında oturan halka (57), Armorica (Venetler’e karşı kazanılan zafer) ve Aquitania (56) halklarına boyun eğdirildi. Hatta 55'te ve 54’te, İngiltere'ye çıkmayı bile denedi.

Sezar'ın girişimleri iki tehlikeyle karşılaştı: önce Eburonlar ile Treviri halkının isyanı (54-53), sonra da özellikle galya halklarının Wercingetorix‘in yönetiminde genel ayaklanması (Gergovia) [52], Galyalılar başlangıçta birkaç başarı elde ettilerse de auvergneli önder sonunda Alesia'da teslim olmak zorunda kaldı. 51'de, Uxellodunum’un da (Ouercy'de) teslim olmasıyla Galya savaşı sona erdi. O tarihten sonra Sezar'ı mutlak iktidardan ayıran tek engel Pompeius’tu. isyancıların yol açtığı karışıklıklardan (Clodius'un öldürülmesi) korkan Senato’nun tek konsül olarak atadığı (52) Pompeius, Galya fatihine Roma'ya sıradan bir yurttaş gibi girmeyi kabul ettirebilecek kadar kendini güçlü görüyordu.

Sezar, buna karşılık ondan, kendisiyle birlikte komutanlıktan ayırılmasını ya da comitia'nın toplanmasına kadar eyaletiyle birliklerinin kendisine bırakılmasını istedi (halk meclisleri karşısında ikinci kez konsül seçilmeye çalışacaktı). Senato'nun, bu isteğe cevap olarak, konsülleri Sezar'a karşı sınırsız yetkiyle donatan bir senatus consuitum ultimıım'u oylayıp kabul etmesi (7 ocak 49) üzerine Sezar, İtalya ve Cisalpina arasında sınır oluşturan Rubico'yu aşarak Roma üzerine yürüdü (12 ocak 49): böylece, nasıl olup bittiğini yeni Com- mentarii'üen (De bello çivili) öğrendiğimiz bir iç savaş başladı ve 49'dan 45’e kadar sürdü.

Pompeius, acele Yunanistan’a kaçtı, Sezar da İtalya'yı işgal etti (ocak-şubat 49), Pompeius'a bağlı ispanya ordusunu yendi (ağustos), ayaklanan Marsilya'yı işgal etti (eylül sonu). Sezar, bundan sonra savaşın yönünü Balkanlar’a çevirdi, Pompeius'u Pharsala'da bozguna uğrattı (48), onu Mısır'a kadar izledi; Pompeius, orada kral Ptolemaios Auletes'in emrindeki bir centurio tarafından öldürüldü. Ama Sezar, rakibinin katilini cezalandırdı, Mısır tahtını kraliçe Kleopatra'ya verdi, İskenderiye isyanını bastırdı ve Doğu’yu yeniden örgütledi (47). Pompeius'un son yandaşlarını da Afrika'da Thapsus'ta (46), ispanyada Munda’da (45) yendi. Eylül 45’te Roma’ya döndü, Akdeniz dünyasının ve Cumhuriyet'in tartışmasız hâkimi olarak beşinci zaferini kutladı (ekim 45).

O tarihten sonra Sezar, Roma’yı mutlak hükümdar olarak yönetmeye başladı: zaferlerinin sağladığı saygınlık, yine zaferleri sayesinde birlikleri üzerinde kurduğu otorite, masraflı zafer törenleri kutlamasını, roma halkına unutulmaz şölenler ve gösteriler düzenlenmesini sağlayan sınırsız serveti, iktidarının gerçek kaynaklarını oluşturdu.

Ama Sezar, iktidarını meşru bir cumhuriyetçi çerçevede sürdürme bilgeliğini gösterdi. Yeni unvanlar almadı. Normal olarak birkaç magistratusun paylaştığı yetkileri üstlenmekle yetindi. 63'ten beri roma dininin pontifex maximusu olan Sezar, ayrıca kendisine bazen diktatörlük (49 ve 47), bazen konsüllük (48 ve 46), bazen de her iki görevi birden (45 ve 44) önce sınırlı bir süre için (46'da on yıl), sonra ömür boyu (14 şubat ya da 1 mart 44) verdirerek, yasa çıkarma ve kurumlarda reform yapma olanağını elde etti. Üç yıl için töreler praefectusu olarak (46), fiilen' bir censorun yetkilerini elinde topladı ve senatörlerin listesini düzenledi.

Ayrıca "tribunus kutsallığı" edindi (44'te). Senato’ nun oyladığı birçok yasa ona sınırsız yetkiler kazandırdı: savaş ve barışa karar verme, patricius unvanı sunma yetkisi. Konsülleri ve öbür magistratusların yarısını atayan, eyalet hükümetlerini paylaştıran, yasa kuvvetinde kararnameler çıkaran, halk meclislerini ve Senato'yu istediği zaman toplayan Sezar, olağanüstü ün ve onur kazandı: her zaman fatih giysisi (erguvan libas ve defne dalı) giyebiliyor, altın bir tahtta oturuyor, kendi başresmini taşıyan paralar bastırıyordu; ayrıca yılın bir ayına kendi adını (temmuz=iulius) verdi Hatta ûuirinus tapınağı'na onun bir heykeli dikildi; sanıldığına göre, bu tapınakta ona iupiter iulius adıyla bir tanrı gibi tapınılıyordu.

En yüksek yetkilerle donatılan Sezar, birkaç ayda çok büyük işler yaptı, Cicero gibi eski hasımlarını bağışlayarak iç savaşa son verdikten sonra, devlet kurumlarında önemli reformlar yaptı. Halkın desteğini yitirmemek için şenlikleri çoğalttı; ama roma hâzinesinin, felakete yol açacak bir demagoji içinde yok olmasını önlemek için bedava buğday tahsis edilen kişilerin sayısını 150 000 olarak dondurdu, büyük toprak sahiplerini topraklarında kölelerin yanı sıra özgür insanlar da çalıştırmakla yükümlü tuttu ve özellikle de emekli askerleri için roma kolonileri (başta Narbonensis'te) kurdu. Ayrıca, boşanmayı ve lüksü sınırlandırarak eski aile geleneklerini yaşatmaya çalıştı.

İleriye yönelik önemli siyasal önlemler de aldı: Senato’yla halk meclislerinin yetkileri azaltıldı; şövalyeler bundan böyle adli görevleri senatörlerle paylaşır oldular; sayıları 900'e çıkarılan senatörler artık taşralılardan ve centuriolardan da seçilebiliyordu. Sezar, magistratusların sayısını çoğaltırken (40 quaestor, 6 aedilis, 16 praetor), yetkilerini azalttı. Bir hükümdarlık yasası çıkartarak ortalığı karıştıran dernekleri yasakladı; takvimde değişiklik yaptı. Nihayet, birçok taşralıya (özellikle Galya’ da) yurttaşlık hakkı tanıdı. Kartaca ve Korinthos'ta koloniler kurarak romalı proleterlerin zengin ülkelere göçünü teşvik etti ve böylece Roma’nın iki eski büyük rakibine yeniden kalkınma olanağı sağlayarak geniş görüşlülüğünü kanıtladı. Ote yandan, ihtirasları tatmin olduğundan siyasi düşmanlarını bağışladı; sürgündeki hasımlarının oğullarına haklarını geri verdi ve eski Pompeius yandaşlarını önemli görevlere getirmekten çekinmedi.

Yeni bir dünyanın doğmakta olduğunu fark edebilen herkesi kendine ve programına bağlamak istedi. Yolsuzluklara her yerde mücadele etti, hatta taşralıları mali şirketlerin yolsuzluklarına karşı korudu. Ama diktatörlüğün, cumhuriyetin beşiği Roma için yeterli olduğunu gören Sezai; krallığın beşiği olan Doğu için yeterli olmadığını da anlıyordu, çünkü 44 yılının başında savaşmaya hazırlandığı Parth kralından üstün olmak için en azından kral olması gerekiyordu. Ne var ki, kendisine gereğinden fazla güvenen Sezar, tasarılarının ve bunların görkemli bir biçimde gerçekleşmeye başlamasının (lııpercalia şenlikleri, 15 şubat 44) yol açtığı devrimci gelişmenin neden olduğu korku ve düşmanlık duygularının derinliğini fark edemedi. Bir kez, yaveri Antonius tarafından Sezar'ın başına krallık tacının konulmasına roma halkının hoşnutsuzluğu engel oldu. Roma dışında kral unvanını almak istediği zaman, Cassius ve evlatlığı Brutus'un yönettiği bir cumhuriyetçi komplo hazırlandı. Yalnızca biri öldürücü olan otuz beş hançer darbesi yiyen Sezar, 15 mart 44'te Senato’da Pompeius'un heykelinin dibinde can verdi.

Sezar, intikam peşinde koşan eski Pompeius yandaşlarıyla ihtiraslarını tatmin edemeyen ya da tutumunun düş kırıklığına uğrattığı bazı yandaşlarının birleşik gücüne yenilmiştir Önderleri, programları olmayan fesatçılar, Sezar'ı öldürmekle yalnızca Parthlar’ı kurtarmış oldular. Sezar’ ın düşüncesi onunla birlikte ölmedi; çok ihtiyatlı bir biçimde örtülmüş olarak, vasiyetnamesiyle evlat edindiği yeğeninin oğlu Augustus'un tasarısında yaşadı. Augustus da onun gibi tüm cumhuriyetçi magistratuslukları kendinde toplayarak principatusluğu kurdu.

—Ed. Sezar, adını taşıyan edebi anıtın ilk taşını, Galya savaşı (De bello Gallico, İ.Û. 52-50) ve iç savaş (De bello çivili, İ.Û. 44) üstüne Commentarii"'slye bizzat kendisi koymuştur Antikçağ’dan beri hem edebi, hem de siyasi bir efsane haline gelen Sezar bazen hayranlık (Sallustus, Vergilius, Horatius, Tacitus), bazen de öfke (Catullus, Lucanus) uyandırdı. Suetonius'ta (On iki Sezar'ın yaşamı) ve Plutarkhos'ta (Ünlü adamların yaşamı) canlı ve çekici bir insan olan Sezar, Marcus Aurelius'ta ahlaki bir kişiliğe büründükten sonra, Ortaçağ'da ve saray edebiyatında efsanevi bir kahramana dönüşür. Dante, Petrarca (Trionh [Zaferler]) ve Marc Antoine Muret ile (Julius Caesar, 1552) birlikte yeniden ete kemiğe bürünen Sezar, Shakespeare' de (Julius Caesar, 1600'e doğr.) eşi görülmedik güçte ve derinlikte bir kişilik kazanır. Corneille'e göre (La Mort de Pompde, 1643), Sezar âlicenap ve madrigaller yazmakta usta bir hükümdar Voltaire'e göreyse (la Mort de CĞsar, 1735) duygusal bir prenstir.

La Rochefoucauld’nun saygıyla yücelttiği, Pascal'in acıdığı, Rousseau’nun aşağıladığı Sezar, Hegel'e göre tarihte tikel ile evrensel'in uyuştuğu mutlu bir anı temsil eder Bir ara, Sezar'ın yerini Napolyon efsanesi aldı. Sezar’ı bir bilge ve iradesine tam anlamıyla egemen bir kişi olarak gören Nietzsche’ye rağmen, modern yazarlar onun kahraman görüntüsü karşısında daha az duyarlı davranarak bu görüntüyü acımasızca sakatladılar: G.B. Shaw, Sezar ve Kleopatra'sında (Caesar and Cleopatra) [1899] ve özellikle B. Brecht, Bay Jul Sezar'ın işleri 'inde (Die Geschâfte des Herrn Julius Caesar) [1957], dünya fatihini pek sıradan nedenlerle davranan ve mali sıkıntılar içinde bunalan bir kişi olarak gösterdi.

—ikonogr. Genç Sezar’ın aslına uygun bir portresi yoktur. Ona en çok benzediği ileri sürülen tek heykeli musei Capitolini’dedir: bu heykel Sezar’ı, zırh ve paludamentum giymiş, başı sola dönük ve sağ elinde yuvarlak bir cisim tutar biçimde gösterir. Louvre müzesi’nde, Paros mermerinden bir Sezar heykeli vardır; geriye atılmış başı musei Capitolini’deki heykeli oldukça andırır. Ne Napoli müzesi’ndeki zırhlı heykel, ne de villa Albani'deki, aslına uygun sayılabilir. Antik büstler içinde en önemlilerinden biri de Napoli müzesi’ndekidir; bu büst, eski Farnese galerisi’nden gelmedir. Diğerleri başka müzelerdedir. Berlin müzesi’ndeki büst ve ihramlı heykel, Sezar’ı en iyi temsil eden yapıtlar olarak kabul edilir, ancak diktatörün yüz çizgilerini bilebilmek için özellikle onun, büyük bir gerçekçilikle yapılmış olan paralarına bakmak yerinde olur.

—Tar. telm. » Sezar'ın hakkını Sezar'a.Tanrı’nın hakkını TanrTya verin, incil’den (Matta, XXII, 21) sözler; kendisine, roma işgaline karşı direnenlerce Roma’ya boyun eğmenin yüzkarası bir işareti olarak görülen Sezar’a vergi ödemenin caiz olup olmadığını kurnazca bir yaklaşımla soran Farisiler’e İsa’nın verdiği yanıt. İsa, roma parası üstünde imparatorun portresinin bulunduğuna dikkati çekerek kendisine kurulan tuzaktan kurtuldu: olumlu bir yanıt verseydi, işgalciyle geçici bir uzlaşmayı ilke olarak kabul edenlerin safında yer alacaktı; olumsuz bir yanıtla da roma yönetiminin gözünde siyasal bir kışkırtıcı (daha sonra Pilatus’un huzurunda yargılanması sırasında İsa bununla suçlandı) olacaktı. İsa tartışmayı daha yüksek bir düzeye çıkardı: Krallığı, bu dünyada değildi. incirdeki anlatım, herkese hak ettiğinin verilmesi gerektiğini belirtmek için kullanılır.

Sezar'ın karısından kuşkulanılmamalıdır, Plutarkhos’un anlattığına göre (Hayatlar [Bioi paralleloi], XI, “Sezar’ın yaşamı"), kadınlara ayrılmış bir tören sırasında Sezar’ın karısı Pompeia’nın dairesinde yakalanan Clodius’un bu davranışı yüzünden hakkında dedikodu çıkarılan karısını boşayan Sezar, kendisini haklı göstermek için bu sözü söylemişti. Bu söz, bir kimseyi kuşku uyandıracak bir davranışta bulunmaması için uyarmakta kullanılır.

Sezar (On iki) [De vita XII Caesarum], Suetonius’un İ.S. 120’ye doğru yayımlanmış yapıtı. Sezar’dan Domitianus’a Sezarların yaşamlarını konu alan bir kitaptır. Suetonius, Hadrianus’un sekreteri olduğu için birçok ayrıntıyı bilebilecek durumdaydı. Yapıtta kronoloji belirsizdir ve imparatorlardan çok kişilikler vurgulanmıştır. Bununla birlikte, Suetonius, gerçek bir tarihçinin yeteneklerine de sahipti: ayrıntılar konusunda çok titizdi, otantik belgelere büyük önem verdi ve bunları kendi özgün metinlerine aktardı.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:19


23 Haziran 2009 22:07       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Ad:  Julius Sezar2.jpg
Gösterim: 230
Boyut:  53.4 KB

Jül (Julius) Sezar


(İÖ 100-44)

Julius Sezar, büyük bir Romalı asker ve devlet adamıydı.

Ailesinin soylu olmasına karşın Sezar, gençlik yıllarında, halktan yana oldu. Halkı temsil eden Marius ile soyluları temsil eden Sulla arasındaki iç savaşta Marius'un yanında yer aldı. Marius ye­nilince yaşamı tehlikeye giren Sezar, Sulla'nın bağışlaması üzerine ölümden kurtuldu. Roma' dan ayrılarak askeri görevle Anadolu ve Kilikya'ya gitti. İÖ 78'de Sulla ölünce gene Roma'ya döndü.

Soyluların yeni önderi durumunda olan zeki ve genç general Pompeius, bir süre sonra yurtdışında askeri görev alarak Roma'dan ayrıld. Jül Sezar, Pompeius'un yokluğunda Roma halkının desteğini kazanmaya çalıştı. Amacına ulaşarak kamu yapılarını ve halk festivallerini yönetmekle görevlendirildi. Ne var ki, düzenlediği eğlen­celer için çok para harcayarak ağır borç altına girdi. Bundan sonra başrahip oldu. Yüksek yönetici (praetor) sıfatıyla iki yıl İspanya valiliği yaptı. Pompeius'un Roma'ya dönmesi üzerine siyasal yaşamda yer almak için, yeni­den Roma'ya döndü. Sezar, Pompeius'u des­tekleyerek Pompeius ve Crassus'la birlikte gizli bir anlaşma yaptı. Kızı Julia'yı Pompei­us'la evlendirerek bu birliği sağlama aldı. Bu anlaşma tarihte "Birinci Triumvirlik" olarak anılır. "Üçler meclisi" anlamına gelen trium­virlik sözcüğü Latince'dir. Buna "birinci" denmesinin nedeni, sonradan kurulan bir başka üçlü meclisten ayırmak içindir. Sezar, Crassus ve Pompeius'la bu anlaşmayı yapar yapmaz konsül oldu. Roma devletini yönet­meleri için her yıl, bir yıl süreli iki konsül seçilirdi. Sezar'ın konsül seçilmesi, kendisinin ve iki arkadaşının tasarılarını gerçekleştirme­sine olanak sağladı.

Sezar Roma'daki siyasal çatışmaların gü­nün birinde gerçek bir savaşa dönüşeceğini ve hazır bir ordu bulundurmanın yararlı olacağı­nı fark etmişti. Bu nedenle önce Gallia Cisalpina, daha sonra da Gallia Transalpina valiliklerinin kendisine verilmesini sağladı. Bu sırada Roma İmparatorluğu İtalya'nın kuzeyinde, Alpler'den başlayarak Pireneler'e kadar uzanıyordu. Gallia Cisalpi­na bu sınırın içinde kalıyordu ama Alpler'in kuzeyindeki Gallia Transalpina'nın büyük bir bölümü henüz ele geçirilmemişti. Sezar, yaşa­mının bundan sonraki dokuz yılında bu bölge­yi Roma egemenliği altına almak için uğraştı.

Sezar İspanya'ya başarılı bir sefer düzenle­mişti; Gallia Transalpina'yı seçerken de Alpler'in ötesindeki bu bilinmeyen ülkenin ona Makedonya Kralı Büyük İskender'le boy ölçüşme fırsatını vereceğini düşünmüş olmalıy­dı. 42 yaşında, çıplak kafalı, sıradan bir görünüşü olan Sezar, yol yapımından, seferberliğin planlanmasına ya da bir saldırının yönetilmesine kadar, giriştiği her işi olağanüstü bir enerji ve tutkuyla gerçekleştiren bir önderdi. Sezar'a hayranlık­la bağlı olan askerleri, onun Roma'da sürdü­ğü lüks yaşamdan kolayca vazgeçerek kendi­sini zorlu bir savaşın çetin koşullarına atması­na şaşıyorlardı.

Sezar, İÖ 58'de başladığı fetihleriyle 10 yıldan daha az bir sürede bugünkü Fransa ve Belçika'yla birlikte Hollanda, Almanya ve İsviçre'nin bulunduğu bölgenin büyük bir bölümünü egemenliği altına aldı. Bu ülkeleri yalnızca fethetmekle kalmayıp, buralardaki insanların düzensiz ve yasa tanımaz yaşamla­rını değiştirdi. Aralarındaki savaşlara son verdi ve İtalya'daki gibi güzel kentler kura­rak, insanlara daha uygar alışkanlıklar ve gelenekler kazandırdı. Ren Irmağı üzerine bir köprü yaptırdı ve Germen kabilelerini korku­tarak barışı sağladı. İÖ 55 ve 54'te İngiltere'yi istila ettiyse de yeterli sayıda askeri olmadığı için adayı fethedemedi. Savaşlarını ve yapıp ettiklerini not etme alışkanlığı vardı. Galyalı-lar'ın, Germenler'in ve Britonlar'ın yaşayışla­rı, dinler, ülkeler, hatta ormanlardaki hay­vanlarla ilgili bilgilerimizin çoğunu Sezar'ın yazdığı bu yazılara borçluyuz.

Bu arada Crassus'un Anadolu'da savaşır­ken öldürülmesi, Pompeius ile Sezar'ı iktidar için rakip durumuna getirdi. Pompeius, İÖ 49'da Sezar'dan yetkilerini bırakıp Roma'ya dönmesini istemesi için senatoyu zorladı. Sezar, yetkilerini bırakmanın askerlerinden vazgeçmek demek olacağını anladı ve buna yanaşmayarak ordusunun başında İtalya'ya doğru yürüdü. Kendi eyaleti plan Gallia Cisalpina'yı İtalya'nın geri kalan bölümünden ayıran Rubico Irmağı kıyısında, ırmağı geçip geçmeme konusunda kararsızlığa düştü. Çün­kü askerleriyle burayı geçmenin İtalya'da bir iç savaşa neden olacağını biliyordu. Sonunda sınırı geçti.

Roma, Sezar'dan yanaydı. Bu yüzden Pompeius'la arkadaşları Yunanistan'a kaçarak bir ordu topladılar. Sezar peşlerine düştü ve İÖ 48'de onları Pharsalus'ta kesin bir yenilgiye uğrattı. Pompeius Mısır'a kaçtı ve orada öldürüldü. Sezar onu Mısır'a kadar izledi ve Mısır tahtına yeniden çıkmasını sağladığı gü­zel Kleopatra'nın büyüsü altında kalarak bu­rada bir yıl geçirdi. Sonraki üç yıl boyunca mutlak üstünlük elde etmek için savaşlara girişti. Anadolu'nun kuzeyinde kazandığı bir zaferden sonra "Veni, vidi, vici" (Geldim, gördüm, yendim) deyişi ünlüdür.

Sezar İÖ 45'te Roma'ya yerleşti. Kente ve imparatorluğa barış ve düzen sağlama niyetiy­le Pompeius'un bütün yandaşlarını bağışladı. Yabancı halklara Roma yurttaşlığı hakkı tanı­dı. Senatonun üye sayısını artırdı. Böylece daha geniş kesimlerin temsil edilmesini sağla­dı. Kartaca ve Korint (Korinthos) gibi kentle­ri yeniden canlandırdı. İşsizler ile terhis edil­miş askerleri bu kentlere yerleştirdi. Diktatör sanı alan Sezar'a halk bir tanrı gözüyle bakıyordu. Roma tapınaklarından birine hey­keli dikilerek, altına "Yenilmez Tanrı" söz­cükleri yazıldı. Bütün bunlar, imparatorluğu bir kişinin değil, eskisi gibi soylular meclisinin yönetmesini isteyen, Sezar'ın başarısını kıska­nan soyluların hoşuna gitmiyordu. Bir grup soylu Sezar'ı devirmek için bir plan hazırladı. Dürüstlüğü ve onurluluğuyla tanınan Bru-tus'u da kendilerine önder olarak seçtiler. Böylece İÖ 15 Mart 44'te bir senato toplantısında, tarihin en büyük hükümdarlarından biri olan Sezar'ı bıçaklayarak öldürme görevi, dost bildiği ve güvendiği Brutus'a düştü. İngiliz oyun yazarı William Shakespeare'in ünlü Jül Sezar (1599) trajedisi bu olaydan esinlenilerek yazılmıştır.

Dört kez evlenen Sezar'ın ilk karısı ile ilgili çok az şey bilinmektedir. İkinci karısı ve Julia'nın annesi Cornelia İÖ 68'de öldü. Üçüncü karısı Pompeia'dan boşandıktan son­ra İÖ 59'da yaşamının sonuna kadar birlikte olduğu Calpurnia ile evlendi.

MsXLabs.org & Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:21
9 Ekim 2012 20:10       Mesaj #3
Valeria - avatarı
VIP Çilekli

Julius Sezar


(İ.Ö. 101 Roma-İ.Ö. 44 Roma)
Romalı devlet adamı.
Lâtince asıl adı Gaius Julius Caesar'dır. Babası soylu Julius ailesindendir. Sulla ile mücadele hâlinde olan Marius'un yandaşlarından Cinna'nın kızıyla evlendi. Bu evlilikle siyasetin içine girmiş oldu.

Cinna'nın ölümünden sonra (İ.Ö. 84) Sulla Roma'ya egemen olunca, Sezar, sürgünden kurtulmak için doğuya kaçtı (İ.Ö. 82). İ.Ö. 78'de Sulla ölünce Roma'ya döndü ve yeniden siyasete atıldı. Aynı yıl konuşma sanatını geliştirmek için Rodos'a gitti. İ.Ö 73'te Roma'ya döndü. Çeşitli devlet görevlerinde bulundu ve İspanya valiliği yaptı (İ.Ö. 68). İ.Ö. 63 yılında, özellikle halk desteğiyle "pontifex maximus" (en yüksek rahip), İ.Ö. 62'de "praetor" oldu. Crassus ve Pompeius ile anlaşarak birinci triumvirliği oluşturdu (İ.Ö. 60) ve ertesi yıl da konsül seçildi. Pompeius'un askerlerine ve yoksul Romalılara toprak dağıttı, vergileri hafifletti. Konsüllük görevinin bitiminde Galya valisi oldu (İ.Ö. 58). Valiliği sırasında Ren'den Pireneler'e dek bütün ülkeleri istilâ etti ve Britanya'ya çıkarma yaptı. Başarıları Sezar'ı daha da güçlendirdi.

Bu sırada Crassus, Partlarla savaşırken öldü. Roma'da konsül seçilen Pompeius'un karısı, aynı zamanda Sezar'ın da kızı olan Julia'nın ölümünden sonra, Pompeius ile Sezar'ın arası açıldı. Senatonun Pompeius'u tek konsül seçmesi üzerine Sezar, konsül yardımcılığı ve Galya valiliği görevlerinde bırakılmasını istedi. Bu istekleri kabul edilmeyince, İ.Ö 49 başlarında Roma üzerine yürüdü ve kente girdi. Bir yıl süreyle diktatörlük ve ömür boyu halk tribünlüğü görevlerini aldı, İ.Ö. 46'da Thapsus'ta (Afrika) ve İ.Ö. 45'te Munda'da (İspanya) Pompeius ve yandaşlarını kesin yenilgiye uğratınca, diktatörlüğü on yıl süreyle uzatıldı, "censor" ve "imperator" unvanlarını aldı. Böylelikle cumhuriyet yönetimi sona erdi.

İ.Ö. 44'te yaşam boyu diktatörlük hakkını elde etti. Bunun hemen ardından (İ.Ö. 15 Mart 44), içinde evlâtlığı Brutus'un da bulunduğu bir grup senatör tarafından, senatoda bıçaklanarak öldürüldü. Egemenliği boyunca Sezar, İtalyan kentlerinin ve eyaletlerinin yönetimini bir düzene soktu, Roma takviminin yerine "Jülyen" takvimini yerleştirdi ve temmuz ayına onun adı verildi (Julius). Ayrıca soyluların savurganlığını ve ekonomik eşitsizliği sınırlamaya çalıştı.

MsXLabs.Org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:20
9 Ekim 2012 20:17       Mesaj #4
Valeria - avatarı
VIP Çilekli

Caesar, (Gaius) Julius


(d. İÖ 12/13 Temmuz 100, Roma - ö. İÖ 15 Mart 44, Roma)
ünlü Romalı komutan, devlet adamı ve diktatör (İÖ 46-44).

Galya’yı fethettikten (İÖ 58-50) ve iç savaşı (İÖ 49-46) kazandıktan sonra, bir dizi siyasal ve toplumsal reformu gerçekleştirmeye çalışırken bir grup soylunun suikastına uğramıştır. Yoz ve çürümüş aristokrasi yönetimine son vererek, Roma’nın çöküşünü geciktiren otokratik bir yönetimin yolunu açmıştır. Almancadaki Kaiser, Slav dillerindeki çar ve İslam dünyasındaki kayzer gibi hükümdarlık sanları Caesar adından gelir.
Ad:  Julius Sezar3.jpg
Gösterim: 223
Boyut:  57.3 KB

Aile kökeni ve ilk dönemi.


Caesar’ın ailesi, sayıları giderek azaİan patrici kabilelerden Julius’ların ayakta kalmış son üyesiydi. Yeni düşüncelere açık olan bu köklü aile, varlıklı ve etkili olmaktan uzaktı. En güçlü soylu ailelerden bazıları patrici kökenli olmakla birlikte, tribunus plebis (Eski Roma’da plebleri yöneticilerin keyfi eylemlerinden korumakla görevli memur) makamına seçilme hakkı bulunmayan patriciler eski siyasal üstünlüklerini yitirmişlerdi. Bir soylunun önemli kamu görevlerine seçilmesi, önde gelen varlıklı ve nüfuzlu ailelerin desteğini kazanmasına bağlıydı. Siyasal bir konum elde etme çabası sert bir rekabete yol açmıştı. Praetor’hık (yüksek yönetici) ve konsüllük gibi önemli makamlara ulaşmanın yolu, geniş yağma olanaklan sunan eyalet valiliklerinden geçiyordu. Bu sırada Roma ordularının başlıca insan kaynağı, II. Kartaca Savaşı’nın (İÖ 218-201) yol açtığı yıkımı izleyen ekonomik altüst oluşta önemli ölçüde mülksüzleşen Roma köylüleriydi. Gerek içerde, gerek dışarda Roma yönetici sınıfına karşı yoğun tepkiler vardı. Kitlesel patlamalar sürekli birbirini izliyordu. Yönetim bozukluğu ve siyasal çekişmeler mülksüzleştirilmiş köylülerin destekleyeceği bir askeri diktatörlük için elverişli bir zemin hazırlıyordu.

Caesar’ın ailesi, bu iktidar mücadelesinde önemli bir yer tutmamakla birlikte, birkaç konsül çıkarmıştı. İÖ 90’da konsüllüğe seçilen uzak akrabası Lucius Caesar, yönetime bağlı İtalya halklarına yurttaşlık hakkı tanınmasına ön ayak olmuştu. Halalarından biri de, soylu olmamasına karşın askeri yeteneğiyle konsüllüğe kadar yükselen Gaius Marius ile evlenmişti. Bu nedenle ailenin soylulara karşı olan partiyle bağları çok eskiye dayanıyordu.

Servetinin yetersizliğine karşın daha başından siyasette yükselmeyi hedef alan Caesar, İÖ 84’te Marius’u desteklemiş bir soylunun kızı olan Cornelia ile evlenerek, radikal tutumunu açıkça ortaya koydu. Ertesi yıl Doğu’dan dönerek yönetime egemen olan Lucius Cornelius Sulla’nın, karısını boşaması için verdiği emri dinlemediğinden servetinin yanı sıra yaşamını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Roma’dan uzaklaşarak Anadolu ve Kilikya’da askeri hizmete girdi. Süha’nın İÖ 78’de ölmesi üzerine geri döndü. Halk savcısı olarak, önde gelen bir Sulla yandaşına karşı açtığı davayı kazanamayınca, ünlü hitabet öğretmeni Molon’dan ders almak amacıyla Rodos’a gitti. Yolda korsanlara tutsak düştü. Gerekli fidyeyi verip serbest kaldıktan sonra, kendi başına bir filo oluşturarak bu korsanları ele geçirdi ve hepsini çarmıha gerdi. İÖ 74’te Pontus kralı Mithradates VI. Eupator Roma’ya savaş açınca, özel bir ordu toplayarak çarpışmalara katıldı.

Yokluğunda siyasal ve dinsel nitelikli rahipler kuruluna seçilen Caesar, dönüşünde tribunus militum’hıga (Eski Roma’da piyade komutanı) getirildi. Süha’nın kurduğu yöntemi yıkmak için, onun ölümünden sonra saf değiştiren Gnaeus Pompeius ile işbirliği yapmaya başladı. İÖ 69 ya da 68’de quaestor'luğa (konsül yardımcısı) seçildi. Aynı yıl ölen karısı ile Marius’un dul eşi halasının cenaze törenlerinde Cinna ve Marius’u övücü konuşmalar yaptı. Daha sonra Pompeius’un uzak bir akrabası olan Pompeia ile evlendi.

Bugünkü Andalucia ve Portekiz’i içine alan Uzak İspanya eyaletindeki quaestor’luk görevinin ardından, İÖ 65’te curule aedilis (yüksek belediye görevlisi), İÖ 63’te de pontifex maximus (başrahip) oldu. Marcus Licinius Crassus ile birlikte Catilinus’un başarısız darbe girişimine karışmakla suçlandı. Praetor’hığa seçildiği İÖ 62’nin sonlarına doğru bir skandal nedeniyle karışından boşandı. Ardından iki yıllığına Uzak İspanya valiliğine getirildi. Daha önceki görevlerinde savurganca harcamalar yüzünden büyük bir borç altına girdiğinden, Roma’dan ancak Crassus’un borçlarının dörtte birine kefil olmasıyla aynlabildi. Eyaletin kuzeybatı sınırlarının ötesinde giriştiği askeri seferlerde yüklü bir ganimet toplayarak mali durumunu bir ölçüde düzeltti. Roma ya döndüğünde İÖ 59 yılı için konsüllüğe aday oldu.

Birinci triumvirlik ve Galya’nın fethi.


Senato’daki karşıtlarının çeşitli girişimlerine karşın konsüllüğe seçilmeyi başaran Caesar, Doğu’da düzeni sağladıktan sonra Roma’ya dönen ve terhis ettiği askerlerine toprak dağıtma girişimi Senato’nun engeliyle karşılaşan Pompeius ile gizli bir anlaşma yaptı. Pompeius’a karşı düşmanlık güden Crassus’u yumuşatarak bu ittifaka katılmasını sağladı. Tek çocuğu Iulia’yı Pompeius ile evlendirerek, triumvirliği (üçler meclisi) pekiştirdi. Kamu topraklarının dağıtılması tasarısını önleyen muhalefeti, Pompeius’un terhis edilmiş askerleri aracılığıyla karışıklıklar çıkararak sindirdi. Bu arada Gallia Cisalpina ve Illyricum valiliklerinin dört yıllığına kendisine verilmesini sağladı. Gallia Transalpina için atanan valinin ölmesi üzerine, Pompeius’un yardımıyla bu eyaleti de aldı. Böylece kuzeybatı sınırları ötesindeki fetihler için gerekli asker kaynağını ve sıçrama tahtasını elde etmiş oldu.

Bu sırada Roma’nın kuzeybatı sınırı Alpler’den başlayarak yukarı Rhöne Irmağının sol yakasına ve Pireneler’e kadar uzanıyordu. İÖ 58’de bu sınırı geçerek batıya doğru göç eden Helvetleri geri püskürten Caesar, ardından kiralık bir Germen komutanı olan Ariovistus’u yenilgiye uğrattı. İÖ 57’de kuzeydeki Gal kökenli Belgae halklarına boyun eğdirdi.

Komutanlarından Publius Licinus Crassus da bugünkü Normandiya ve Bretanya topraklarını ele geçirdi. İÖ 56’da Bretanya’nın güneyinde yaşayan Venetler, Dover Boğazının Galya kıyılarında oturan Moriniler ile Aşağı Ren’in güney kıyısındaki Menapilerin desteğiyle ayaklandı. Caesar güçlükle bastırdığı Venetlere karşı barbarca bir misihemeye girişti. Ama Morinler ve Menapileri tam anlamıyla sindiremedi. Ertesi yıl Menapileri yurtlarından kovan göçmen Germen kabilelerini kılıçtan geçirdi. Koblenz’in hemen aşağısında bir köprü kurarak, Germen topraklarına akınlar düzenledi. Ardından Manş Denizini geçerek Britanya’ya çıktı. İÖ 54’te yeniden Britanya’ya bir sefer düzenledi ve Galya’nın kuzeydoğusundaki ciddi bir ayaklanmayı bastırdı.

İÖ 52’de Arvernius’lu Vercingetorix’in önderliğinde birleşen Orta Galya halkları, Alpler’in ötesinde kışlamakta olan Caesar’ın ordularıyla bağlantısını koparmaya yöneldiler. Vercingetorix, ekinleri yakma ve süvari baskınları yoluyla Romalıları ikmalsiz bırakarak yenmeyi tasarlıyordu. Ama Galyalıların kentlerini savunmada diretmesi, Roma ordularının saldırıya geçmesine fırsat verdi. Vercingetorix’in çekildiği Gergovia önünde ilk doğrudan yenilgisini alan Caesar, sonunda Galya önderini Alesia’da desteksiz bırakarak teslim olmaya zorladı. Birbirinden kopuk son direnişleri sert yöntemlerle kırdıktan sonra, İÖ 50’de yeni fethedilen toprakları düzenlemeye girişti.

İç savaş.


Galya’daki fetihleri sırasında Roma’daki konumunu güçlendirmeye de önem veren Caesar, giderek artan servetinin bir bölümünü siyasetçileri kazanmaya ayırdı. Karşılıklı güvensizlikler nedeniyle çözülme belirtileri gösteren triumvirliğe, IÖ 56’da Luca’da düzenlediği bir toplantıyla yeniden işlerlik kazandırdı.

Böylece Pompeius ve Crassus’un ertesi yıl konsüllüğe seçilmesi ve üçlünün elindeki valilik görevlerinin beş yıl uzatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ama Crassus’un İÖ 53’te Partlar karşısında ağır bir yenilgi alarak safdışı kalması ve Iulia’nın ölümünün ardından Pompeius’un adım adım Caesar’dan uzaklaşarak soyluların safına geçmesi, triumvirliğin dağılması sonucunu getirdi.

Bu sırada Caesar için en önemli sorun, valilikten ve ordu komutanlığından ayrılmasından hemen sonra konsüllüğe getirilmesini sağlamaktı. Arada bir boşluğun doğması durumunda, sıradan bir yurttaş olarak düşmanlarının saldırılarına karşı koyması güç olacaktı. Bu nedenle daha Luca toplantısında komutanlığını devretmesi sorununun İÖ 1 Mart 50’den önce gündeme getirilmemesi için Pompeius ile gizli bir anlaşmaya varmıştı. Ama bu konu IÖ 51’den başlayarak birkaç kez Senato’da ele alındı. Caesar, Gaius Scribonius Curio ve Marcus Antonius gibi yandaşları aracılığıyla bu önerilerin veto edilmesini sağladı. İÖ 50’de konsüllerden Gaius Claudius Marcellus, Senato’dan Caesar’ın Pompeius’tan önce komutanlığı bırakması yönünde bir karar çıkartınca, siyasal bir bunalım doğdu. Curio 1 Aralık’ta her iki komutanın aynı anda görevden ayrılmasını öngören bir karar aldırdıysa da, Marcellus Senato’nun onayını almadan Pompeius’a İtalya’daki bütün birliklerin komutanlığını ve yeni asker toplama yetkisini verdi. Caesar’dan emir havası taşıyan bir mesaj alan Senato, Caesar’ın “belirlenecek bir tarihte” komutanlığı bırakmaması durumunda halk düşmanı ilan edileceğini açıkladı. Geri adım atmanın sonu olacağını gören Caesar’ın İÖ 10-11 Ocak 49’da Roma üzerine yürümesi, kaçınılmaz iç savaşı başlattı.

Caesar, güç gösterisi niteliğindeki ilk çarpışmaların ardından karşıtlarını Otranto Boğazının doğusuna çekilmeye zorladı. İspanya’da Pompeius’un ordusunu dağıttıktan sonra, İÖ 49’un sonlarında Pompeius’u izleyerek Adriya Denizini geçti. Dyrrachium’da içine düştüğü kötü durumdan kısa sürede kurtularak, Pharsalos’ta kesin bir zafer elde etti (İÖ 9 Ağustos 48). Tesalya’dan Mısır’a kadar kovaladığı Pompeius, burada Kral Ptolemaios’un bir subaymca öldürüldü. Kışı İskenderiye’de geçiren Caesar, halkın başlattığı bir ayaklanmayı bastırdıktan sonra Kraliçe Kleopatra ile eğlenceye daldı. İÖ 47’de Anadolu’nun kuzeydoğusundaki Pontus Krallığı’ın babasından almak isteyen Bosporos kralı Pharnakes’i kısa süren bir savaşta yendi. Caesar’ın ünlü sözü Veni, vidi, vici (“Geldim, gördüm, yendim”) bu seferle ilgilidir.

Diktatörlük.


Roma’ya dönerek diktatör unvanı alan Caesar, birkaç ay geçmeden karşıtlarının ayaklandığı Afrika’ya gitti. 1Ö 46’da Thapsus’ta karşıt orduları yenilgiye uğratarak döndüğü Roma’dan, bu kez Uzak İspanya’daki yeni bir direniş için ayrılmak zorunda kaldı. Bu ayaklanmayı İO 17 Mart 45’te Munda’da ezici bir zaferle bastırdıktan sonra, sürekli Roma’da kalarak imparatorluğu yeniden düzenlemeye yönelik taşanlarını gerçekleştirmeye girişti.

İÖ 46’da yanlışlarla dolu Roma takvimini değiştirerek bugünkü Gregoryen takviminin temelini oluşturan bir sistem kuran Caesar, yerel yönetim birimleri municipium’lm tekörnek bir yapıya kavuşturdu. Kartaca ve Korinthos gibi büyük kentleri yeniden canlandırarak, terhis edilmiş askerleri ve Roma’daki işsizleri buralara yerleştirdi. Yabancı halklara Roma yurttaşlığı hakkını tanıdı. Senato’nun üye sayısını artırarak temsil niteliğini yükseltti. Barbarlara karşı acımasız davranışlarıyla tanınmasına karşın, Romah karşıtlarını bağışlayarak önemli görevlere getirdi. Partlardan İÖ 53’teki yenilginin öcünü almak ve Fırat’ın batısındaki toprakları ele geçirmek amacıyla yeni bir sefere hazırlanırken, Senato’da önceden hazırlanmış bir suikast sonucu öldürüldü.

Sayılan 60’ı bulan suikastçılar arasında Caesar’ın yetkileri elinde toplamasından ve ayncalıklarım yitirmekten çekinen bazı eski Caesar yanlıları da bulunmakla birlikte, başı cumhuriyetçi eğilimleriyle tanınan ve Caesar’ın eski düşmanları olan Gaius Cassius Longinus ile Marcus Iunius Brutus çekiyordu. Caesar, bağışladığı ve güvendiği Brutus’un bıçak darbelerine hedef olmaktan duyduğu üzüntüyü tarihe geçen Et tu, Brüte (“Sen de mi Brutus?”) sözleriyle karşıladı. Suikast, Roma’yı 13 yıl sürecek yeni bir iç savaşa sürükledi.

Kişiliği.


Komutanlık ve yöneticilikteki dehasının yanı sıra perde arkasından iş yürütmede ve propaganda sanatında da usta olan Caesar, aynı zamanda çağdaşları Hortensius ve Cicero çapında yetenekli bir konuşmacıydı. Gerek yendiği düşmanlara karşı gösterdiği hoşgörülü tutumda, gerek yazılarında, siyasal tutkularının gerektirdiği katılığı aşan bir yumuşaklık görülür.

Caesar’ın Galya seferleri ve iç savaşa ilişkin, eksik ve sonradan ekler yapılmış yazıları dışındaki bütün konuşma, mektup ve broşürleri kaybolmuştur. Galya seferine ilişkin kitabı Türkçede Gallia Savaşı adıyla yayımlanmıştır (1942; 1973). Yazılarında okuyucunun olaylara kendi istediği gibi bakmasını sağlayacak ince bir kurgu vardır; nesnel bir anlatım izlenimi uyandıran, olgulara dayalı özlü ve kuru bir rapor üslubu kullanır. İÖ 46’da inançları uğruna yaşamını veren siyasal rakibi Marcus Porcius Cato için Cicero’nun kaleme aldığı övgü yazısına yanıt niteliğini taşıyan Anticato adlı kayıp broşüründe ölü bir kahramanın gölgesini silmeye çalışması, bunu başaramamış olsa bile, siyasal uzak görüşlülüğünü yansıtır. Caesar’m yazıları propaganda amacına yönelik olmakla birlikte, parlak bir sanatsal değer taşır.

En ilginç özelliklerinden biri de olağanüstü zihinsel ve bedensel enerjisiydi. Birçok yazısını seferler ve yoğun olaylar şırasında kaleme alma fırsatını bulmuştur. İÖ 57-56 kışında kendisine bağlı iki eyaleti dolaşması, İÖ 55 ve 54 seferleri arasındaki boşluktan yararlanarak Gallia Cisalpina’da bayındırlık işleriyle uğraşması, İÖ 49’jda aynı sefer mevsimi içinde Rubicou’dan Brundisium’a oradan da Ispanya’ya uzanan bir yolu alması ve İskenderiye’de ileri yaşına karşın beklenmedik bir ölüm tehlikesini uzun bir mesafeyi yüzerek atlatması enerjik yapısının çarpıcı örnekleridir. Kamuoyunun tepkisini çekmeyi göze alarak Kleopatra’yı Roma’ya getirtmesi, aralarında Pompeius’un karısı Mucia’nın da bulunduğu sayısız kadınla düşüp kalkması ve yaygın bir söylentiye göre Bitinya kralı Nikomedes’le eşcinsel ilişkiye girmesi içindeki taşkınlığı bastıramamasıyla açıklanabilir.

Caesar’ın yozlaşmış aristokratik oligarşinin yerine güçlü bir otokratik yönetim kurması, barbar istilalarının ve Partlann tehdidi altında olan Yunan-Roma uygarlığının uzun bir süre daha ayakta kalmasını sağlamıştır. Böylece Yakındoğu’da filizlenen Helenistik öğeler Hıristiyan ve İslam dünyası üzerinde önemli etkiler bırakırken, Akdeniz uygarlığıyla ilişkiye giren Galya da Frank istilası sırasında barbar kabileleri bünyesinde eritebilmiştir.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:22
9 Ekim 2012 20:36       Mesaj #5
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
Ad:  Julius Sezar4.jpg
Gösterim: 210
Boyut:  40.1 KB

Julius Sezar


Caius İulius Caesar, Romalı general ve devlet adamı
(M.D. 101-44).

Gelmiş geçmiş devirlerin en parlak savaş komutanlarından ve devlet adamlarından biri sayılan Julius Sezar aynı zamanda yazar olarak da çok ünlüdür.

Aineias'ın oğlu İulius'tan ve dolayısıyla, soyunun tanrıça Venüs'ten geldiğini iddia eden bir patrici ailesindendi. Çok genç yaşta gururu ve tutkularıyla göze çarptı: «Roma'da ikinci olmaktansa bir köyde birinci olmayı yeğ tutarım!» diyordu. Zaten zekâsı ve iradesi sayesinde kısa, zamanda ün kazanmağa başladı. Önemli bir komutanlığa gelme kaygısındaydı ve o tarihlerde bir Roma eyaleti olan İspanya'ya giderek orayı bir yıl başarıyla yönetti (61-60). Roma'ya döndüğünde, zengin Crassus ve ünlü Pompeius ile siyasî bir birlik kurdu: bu, birinci triumvirlik'ti. Ertesi yıl Sezar konsül seçildi (59).

İKTİDAR VE ZAFER


O zaman Galya'ya gidip birkaç yıl süren bir savaşla (58'den 51'e kadar) bütün ülkeye boyun eğdirdi; Galyalıların ayaklanmasını bastırdı ve bu arada Vercingetorix'in örgütlediği genel isyanı bastırdı. Bu uzun savaşı, Galya Savaşı Üstüne Yorumlar adlı eserinde, kendisi anlatacaktır. Sezar askerleri yönetmeyi biliyor, onlar da, kendi çetin koşullarını ve yorgunluklarını paylaşmaktan geri durmayan bu komutana değer veriyorlardı. Ama Roma'daki şöhreti, senatoyu ve özellikle iktidarı kendi başına yürütmek sevdasında olan Pompeius'u kaygılandırmaktaydı. Bunu anlayınca Sezar meşruluk dışına çıkmağa karar verdi: askerleriyle Rubico Irmağı'nı aşıp şehre yürüyerek iç savaşı başlattı. Pompeius Yunanistan'a kaçtı, orada, 48 yılında Pharsale'de yenilgiye uğradı, taraftarları ise Afrika ve İspanya'da darmadağın edildiler, kılıçtan geçirildiler. 45 yılında iç savaş sona erdi.

Zaferi kazanan Sezar, artık mutlak hükümdar olarak ülkeyi yönetebilecekti. Diktatör, ömür boyunca konsül ve en yüksek majistra seçildi. Kuruluşlarda derin bir reforma girişti. Bir yıl içinde cumhuriyeti imparatorluğa dönüştürdü. Yerine geçecek vârisi olmadığından, yeğeninin oğlu, müstakbel Augustus olacak Octavius'u evlât edindi. Ama düşmanları ona karşı, himayesindeki Brutus ve Cassius yönetiminde bir suikast hazırladılar. Sonunda senatoda, Pompcius'un heykelinin dibinde öldürüldü.

SEZAR'IN ADI


Augustus ile halefleri tarafından Sezar adı, «imparator» ile eşanlam!: olarak kullanıldı: imparatorlara «sezar» deniyordu. Bu terim sonradan değişime uğrayarak Avrupa'da kayser ve Rusya'da çar terimlerine köken olmuştur.

VENİ, VİDİ, VİCİ


«Geldim, gördüm, yendim». Bu sözlerle Sezar, senatoya, Küçük Asya'da, Zela yakınlarında, Pontus kralı Pharnekes'e karşı kazandığı zaferi bildiriyordu (M.Ö. 47'de).

SEZAR'IN YAZARLIĞI


Sezar'ın bize kadar gelmiş olan çeşitli eserleri (şiirler, siyası yazılar) arasında en ünlüsü, Galya Savaşı Üstüne Yorumlar'dır. Bu, Sezar'ın askeri taktiğinin gizemini korumak ve saygınlığını arttırmak için gerçeği saptırdığı bir propaganda eseridir: yardımcılarının oynadığı rolü küçümser, düşman birliklerinin kalabalığı ve kuvveti (özellikle Vercingetorix'in) üzerinde ısrarla durur; böylece zaferi daha da parlak görünür. Bu kusurlarına karşın Galya Savaşı Üstüne Yorumlar, tarihçilerin, Sezar'ın yaptıklarını ve kişiliğim aydınlatmalarına yardımcı olmuştur.

Sezar Tapınağı


(Latince: Aedes Divus Iulius ya da Templum Divi Iulii) Yapımına Sezar'ın evlatlık oğlu Octavian tarafından M.Ö. 42 yılında Jül Sezar'ın Senato tarafından ölümünün ardından tanrılaştırılmasıyla birlikte başlanmış olan ve 18 Ağustos M.Ö. 29 tarihinde İyonik çıkmalara sahip bir yapı olarak tamamlanan Roma tapınağı. Roma Forumunda bulunanan ana meydanın doğu tarafında, Castor ve Pollux Tapınağı ve Basilica Aemilia arasında yer alan ve Sezar'ın cenaze törenin yapılıp, Marcus Antonius tarafından vasiyetinin okunduğu Regia'da bulunur.

Sezar, Roma'nın kurucusu Romulus'tan sonra tanrılaştırılan ve adına tapınak yapılan Roma'da muhkim ilk kişidir. M.Ö. 44'den sonra 4. flamen maior ona ithaf edilmiştir ve Marcus Antonius onun flamen'i olarak atanmıştır. Sezar tapınağı ile Augustus kişisel ibadetten halk ibadetine geçisi sağlamıştır.

Tapınağın üzerine inşaa edildiği yüksek platform Rostra (Rostra Juli) olarak kullanılmış ve tıpkı Forumun karşısında bulunan Rostra gibi Aktium savaşına katılmış gemilerin burnu ile süslenmişti. Platformun ön yüzünde gömme bir yarım daire niş ve Sezar'ın üzerinde yakıldığı bir sunak vardı. Roma mimarisinden tek örnek olan bu değişik detayın nedeni büyük ihtimalle Roma forumunda var olan yer problemin bir sonucudur. Genede bu tapınağın mimarisi, antik Regia ve Forumun ana meydanındaki Vesta tapınağından hariç tutulmuştur.
Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:22
17 Nisan 2016 16:46       Mesaj #6
Finn and Jake - avatarı
VIP Antika adam
Köklü aristokrat bir aileden gelen Caesar [MÖ. 100-44], tek başına başına iktidara geçmek uğruna MÖ 48 yılına kadar Pompeius ile iç savaş halindeydi. Galya Krallığı'nı [bugün Fransa] ele geçirerek [s. 91] kendi siyasi politikalarını gerçekleştirebilmesi için gereken yolu açtı. MÖ 44'te, ömür boyu diktatör oldu. Aralarında en çok senatörlerin yer aldığı pek çok düşmanı vardı.

kaynak: ntv yayınları
Julius Sezar (Caesar)



Son düzenleyen Safi; 30 Eylül 2016 21:25


Daha fazla sonuç:
Julius Sezar (Caesar)

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç