Arama

Vladimir Lenin

Güncelleme: 29 Aralık 2016 Gösterim: 31.824 Cevap: 5
TiglonBoYs - avatarı
TiglonBoYs
Ziyaretçi
24 Temmuz 2008       Mesaj #1
TiglonBoYs - avatarı
Ziyaretçi

Vladimir Ilyich Lenin

Ad:  Vladimir Lenin1.jpg
Gösterim: 1975
Boyut:  46.9 KB

Vladimir Ilyich Ulyanov
Sponsorlu Bağlantılar
Влади́мир Ильи́ч Улья́нов
(d. 22 Nisan 1870, Simbirsk [sonradan Ulyanovsk], Rus Çarlığı - ö. 21 Ocak 1924, Gorki [bugün Nijni Novgorod], Moskova yakınları, SSCB)
1917 Sovyet Devrimi’nin esin kaynağı ve önderi olan Marksist düşün, siyaset ve eylem adamı.

İlk başkanlığını yaptığı (1917-24) yeni Sovyet devletinin temellerini atmış, dünya işçi hareketinin yeni öncü örgütü olarak III. Enternasyonal’i (Komintern) kurmuştur. Tarihin en büyük devrimcilerinden biri ve Marx sonrası dönemin en etkili sosyalist düşünürü olarak kabul edilir. Marx’ın kuramlarına yaptığı katkılardan dolayı, 20. yüzyılda komünist hareketin dayandığı ideolojik ve siyasal platform genellikle Marksizm-Leninizm olarak anılmıştır.

Gençliği.


Lenin iyi eğitim görmüş kültürlü bir ailenin altı çocuğundan üçüncüsüydü. Annesi bir hekimin kızı, babası ise müfettişliğe kadar yükselmiş bir öğretmendi. Zeki ve sağlam bünyeli bir çocuk olan ve sıcak, mutlu bir aile ortamında yetişen Lenin, beş yaşındayken annesinden okumayı öğrendi ve piyano dersleri aldı. Okumaya ve öğrenmeye daha küçük yaşlarda doymak bilmeyen bir tutkuyla bağlandı. Lise öğrenimi sırasında özellikle Latince ve Yunanca derslerindeki başarısıyla dikkat çekti ve okulu birincilikle bitirdi. On altı yaşma geldiğinde devrimci akımlarla tanışıklığı yalnızca ateizme yönelik düşüncelerle sınırlıydı. Ama çarlığın seçkin aydınlara bile medeni ve siyasal haklar tanımayan baskıcı yapısı, ailenin bütün çocuklarını hızla devrimci saflara itti.

Lenin’in delikanlılık yıllarında uğradığı iki darbe devrimci harekette yer almasında önemli rol oynadı. Bu darbelerin birincisi babasının, zamansız ölümünden kısa bir süre önce eğitimle ilgili ilerici görüşlerinden dolayı erken emeklilik tehdidiyle karşılaşmışıydı. 1887’de de Petersburg Üniversitesinde (bugün Sankt Petersburg Devlet Üniversitesi) okuyan, çok sevdiği ağabeyi Aleksandr, Çar III. Aleksandr’a suikast planlayan Narodnaya Volya’ya. bağlı bir gruba katıldığı için yakalanarak asıldı. Böylece Lenin daha 17 yaşındayken, “devlet aleyhine suç işlemiş bir kişi”yi yetiştirmekle damgalanan bir ailenin en büyük erkeği durumuna geldi.

Çeşitli siyasal baskılar görmeye başlayan aile, annenin aldığı dul aylığı ve anneye kalan mirasla maddi olarak ayakta kalmayı başardı. Lenin lise müdürünün (1917 Şubat Devrimi’nden sonra başbakanlık yapan ve Ekim Devrimi’yle devrilen Aleksandr Kerenski’nin babası) verdiği olumlu referansla 1887 sonbaharında Kazan Üniversitesi’ne bağlı hukuk fakültesine girdi. Ama üç ay geçmeden yasadışı bir öğrenci toplantısına katıldığı gerekçesiyle okuldan atıldı. Ardından güvenlik gözetiminde tutulmak üzere, ablasının da bir süreden beri sürgün kaldığı Kokuşkino köyüne gönderildi. 1888 sonbaharında Kazan’a dönmesine izin verildiyse de yeniden üniversiteye girmesi önlendi. Bu sırada daha yaşlı sürgün devrimcilerle tanışarak, büyük bir istekle devrimci siyasal literatürü okumaya yöneldi. Özellikle Marx’ın Das Kapitali, üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu okuma süreci içinde Marksizmi benimsedi.

Devrimci bir parti kurma çalışmaları.


Mayıs 1889’da ailesiyle birlikte Samara’ya taşman Lenin, uzun çabalardan sonra hukuk fakültesi sınavlarına dışarından girme izni alarak Kasım İ891’de mezun oldu. Özellikle yoksul köylülerin ve zanaatçıların davalarına girdiği Samara’daki ilk avukatlık yıllarında hukuk sisteminin temelinde yatan sınıf ayrımcılığına karşı derin bir nefret beslemeye başladı. Ağustos 1893’te Petersburg’a (1914-24 arasında Petrograd, 1924-91 arasında Leningrad) yerleşti; avukat olarak çalışırken Marksist çevrelerle de ilişkilerini geliştirdi. 1895’te Rusya’nın en etkili Marksist düşünürü Georgi Plehanov ve öteki sürgün devrimcilerle bağlantı kurmak üzere arkadaşları tarafından Avrupa’ya gönderildi. Dönüşünde L. Martov ve başka önderlerle birlikte başkentteki Marksist grupları İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği’nin çatısı altında birleştirmeyi başardı. İşçiler arasında Marksist düşünceleri yaymaya çalışan örgütün öteki yöneticileriyle birlikte Aralık 1895’te tutuklanarak 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu cezayı çektikten sonra üç yıllık bir dönem için Sibirya’daki Şuşenskoye’ye sürgün edildi. Daha önce Petersburg’ daki Marksistlerin bir toplantısında tanışmış olduğu nişanlısı Nadejda Krupskaya ile orada evlendi. İkilinin Sibirya’da Sidney ve Beatrice Webb’in Industrial Democracy (1897; Sanayi Demokrasisi) yapıtını çevirme görüntüsü altında gizli parti yazışmalarını yürütmekle başlayan beraberlikleri ömür boyunca sürdü.
Sürgün cezasını bitirerek Ocak 1900’de yurtdışma çıkan Lenin, ilk iş olarak Marksist bir yayın organı kurma tasarısını gerçekleştirmeye koyuldu. Rusya ve Batı Avrupa’daki dağınık Marksist Rus gruplarını bir araya getirerek tutarlı bir partinin temellerini atmayı amaçlayan İskra'nın yayın kurulunda Plehanov, Martov ve öteki üç üyeyle birlikte yer aldı. Derginin yayın politikasının belirlenmesinde önemli rol oynadı.

Lenin’in İskra’ya katılmadan önceki yazılarında üzerinde durduğu üç temel konu kapitalizmin Rus toplumunda yarattığı değişiklikler, Sosyal Demokratların ve işçilerin mücadelesini ekonomik hedeflerle sınırlama eğiliminin eleştirisi ve köylülük sorunuydu. Bu sırada Rus aydınları arasında etkili olan Narodniklerin görüşleri Marksizmin yayılmasının önünde büyük bir engel oluşturuyordu. Ortak toprak mülkiyeti ve köy komünleri nedeniyle Rusya’da kapitalizmin gelişemeyeceğini savunan Narodniklere göre, proletaryanın yok denecek bir düzeyde olduğu bir köylü toplumuna Marksist kuramlar uygulanamazdı. Bu yaklaşımı daha 1880’lerde eleştiren Plehanov, hızlı sanayileşmenin de gösterdiği gibi kapitalizm evresine geçen Rusya’da geleceği proletaryanın temsil ettiğini savunmuştu. Plehanov’a göre Rusya’daki gelişmeler iki aşamalı bir devrim sürecini zorunlu kılıyordu. Birinci aşamayı oluşturan burjuva devrimi demokratik bir cumhuriyetin kurulmasını ve kapitalizmin serpilmesi için gerekli koşulların oluşmasını sağlayacak, olgunlaşan kapitalizmin yüksek bir siyasal örgütlenme, sosyalist bilinç ve kültür düzeyine ulaşmış kalabalık bir proletaryayı doğurmasından sonra proletarya devrimiyle sosyalizme geçilecekti.

Bu görüşü 1880’lerin sonunda benimseyen Lenin, Narodniklere karşı tartışmalarında köylülere toprak dağıtımının serbest piyasa mekanizması aracılığıyla yeniden kapitalizmi doğuracağını ve kırsal kesimde üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti ve piyasa sistemini yalnızca sosyalizmin ortadan kaldırabileceğini belirterek köylü sorununa yeni bir bakış açısı getirdi. Köylü sorunuyla ilgili olarak sürgün yıllarında da yürüttüğü araştırmaların ürünü olan Razvitie kapitalizma v Rossi (1899; Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi, 1971, 1988) adlı yapıtında kapitalizmin köy komünlerini hızla yıktığını ortaya koydu. Buna bağlı olarak da Narodniklerin homojen bir sınıf olarak nitelendirdiği köylülüğün gerçekte hızla ayrışmaya uğradığını ve köylülüğün yaklaşık yansını oluşturan yoksul ve mülksüz alt katmanın sanayi proletaryasının müttefiki durumuna geldiğini savundu.

İskra'nm Rus aydınlarını Marksizme çekmede sağladığı başarılardan sonra Lenin ve yoldaşları devrimci bir parti kurma zamanının geldiğine karar verdiler. Bundan önce 1898’de Minsk’te aynı amaçla düzenlenen I. Kongre, delegelerin çoğunun kongreden hemen sonra tutuklanması nedeniyle hedefine ulaşamamıştı. 1903’te Brüksel’de toplanan, ama polis baskısı üzerine çalışmalarını Londra’da sürdüren kongrenin oturumları üç haftaya yakın bir zaman aldı. Rus Sosyal Demokrat işçi Partisi’nin (RSDRP) gerçek bir örgüt kimliğiyle ortaya çıkmasını sağlayan kongrede birçok konuda yürütülen çetin tartışmaların odak noktasını partiye üyelik koşullan, parti disiplini ve partinin işçi sınıfıyla ilişkisi sorunu oluşturdu. Kongrede bu noktada beliren görüş aynlığının temeli Lenin’in Marksist çevrelerdeki dağınıklığı gidermek için kaleme aldığı Çto Delat (1902; Ne Yapmalı?, 1968, 1990) ve parti örgütlenmesiyle ilgili öteki yazılannda yer alıyordu. Kapitalizmin işçileri kendiliğinden sosyalizme doğru çektiği görüşüne karşı çıkan Lenin, işçilerin günlük mücadelede “sendika bilinci”nin ötesine gidemeyeceğini, kapitalizmi yıkarak kesin kurtuluşa ulaşmak için gerekli “sosyalist bilinç” öğesinin işçilere dışarıdan taşınması gerektiğini savunuyordu. Lenin’e göre “proletaryanın öncü gücü” olan devrimci parti son derece disiplinli ve merkezî bir yapıya dayanmalı, işçiler arasında sosyalist bilinci yaymaya çalışmalı ve gerçek sınıf çıkarlarının nerede yattığım gösterme konusunda eğitici ve yol gösterici bir rol üstlenmeliydi.

İkinci kongrede Iskra grubunun parti yapısı konusunda bölünmesiyle azınlık durumuna düşen Lenin, mutlak bir disiplini öngören “demokratik merkeziyetçilik” ilkesine dayalı “yeni tipte bir parti” tezini kararlı biçimde savunarak daha da geliştirdi. Deneyimli profesyonel devrimcilerin oluşturduğu, ideolojik balamdan homojen, dar kapsamlı ve çelikten bir çekirdeğin çevresinde kenetlenmiş olan ve işçi sınıfıyla öteki muhalif gruplan toplumda dal budak salmış örgütler aracılığıyla yönlendiren bir parti modelini ortaya koydu. Görüşlerini “Bize bir devrimciler örgütü verin, Rusya’yı altüst edelim!” biçiminde özetleyen Lenin, İskra günlerinde sıkı işbirliği yaptığı Plehanov, Martov ve Troçki gibi karşıtlanmn “Jakobenlik”, “parti içi özgür tartışma ortamını bastırma”, “diktatörlük” gibi sert saldınlarına karşın, bu türden bir partinin inşası için her çabayı gösterdi.

Yahudi sosyal demokrat birliği Bund’un kongreden aynlmasıyla az farkla çoğunluk durumuna geçen Lenin’in öncülük ettiği Bolşevikler ile Martov’un başını çektiği Menşevikler arasındaki görüş ayrılığı, sonraki yıllarda politika, taktik ve program düzlemine de çıkarak sürekli derinleşti. Bolşevik grup 1912 Prag Konferansında Menşevik grupla bütün bağlarını kopararak ayrı bir partiye dönüştü.

1905 Devrimi ve I. Dünya Savaşı.


Rusya’yı sarsan 1905 Devrimi sırasında Lenin’in sınıf ittifakları ve devrim sonrası yönetimin karakteri konusunda ortaya attığı yeni görüşler, RSDRP’nin iki kanadını yeniden karşı karşıya getirdi. Menşevikler proletaryanın demokratik devrime önderlik etmesi gereken burjuvaziyle ittifak kurması ve iktidarı alan liberal burjuvaziye karşı muhalefet konumunu benimsemesi gerektiğini savunuyordu. Ocakta başlayan ayaklanmalar sırasında İsviçre’de sürgün bulunan ve ancak kasımda Rusya’ya dönebilen Lenin, proletaryanın demokratik devrimde “hegemonya”yı ele geçirmesi gerektiği yolundaki görüşlerini daha da netleştirerek devrimin itici gücü olan proletaryanın tek güvenilir müttefikinin köylülük olduğunu savundu. Bu dönemdeki tartışmaların ürünü olan Dve taktiki Sotsial-Demokratii v demokratiçeskoy revolyutsii (1905; İki Taktik, 1967, 1974/Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği, 1976,1978) adlı yapıtında, liberal burjuvazinin devrimden ürkerek karşı devrim saflarına geçmesi nedeniyle, işçi-köylü ittifakına dayanarak “proletarya ve köylülüğün devrimci diktatörlüğü”nü kurma hedefini ortaya koydu. Ayrıca devrimin birinci aşamada kalmayarak kesintisiz bir biçimde ikinci aşamaya geçebileceğini öne sürdü. Devrimci dalganın sosyalist devrime gebe Batı Avrupa’nın sanayi işçilerini harekete geçirmesiyle ortaya çıkacak elverişli koşulların, tarım proletaryası ve yanproleterlerin desteğini alan Rus proletaryasına kapitalizmin üstesinden gelerek sosyalizme geçme yolunu açacağını belirtti.
Ad:  Lenin.gif
Gösterim: 365
Boyut:  422.3 KB

1905 Devrimi’nin yenilgisinden sonra partide yeniden birliği sağlama çabalarına karşın, iki kanat arasındaki sınır çizgileri daha da belirginleşti. 1907’de yeniden sürgün yaşamına dönmek zorunda kalan Lenin, Menşeviklerin yanı sıra Bolşevikler içinde de çeşitli eğilimlerle yoğun bir mücadele yürüttü. Çarlık rejiminin ağır baskısının ve bazı alanlarda gerçekleştirdiği sınırlı reformların parti saflarında yarattığı yılgınlığa ve uzlaşmacılığa karşı devrim hedefini sürekli önde tuttu. Bu çerçevede felsefeden ulusal soruna, tarım programından seçim taktiklerine kadar uzanan bir dizi alanda sert tartışmalara girişti. Menşeviklerin ülke içinde giderek artan gücüne karşın, ilkelerde anlaşma sağlanamadığı sürece birlikte hareket edilemeyeceğini savundu. Prag’da bir parti konferansı düzenleyerek (1912) Bolşevikleri ayrı bir örgüt çatısı altında toplama yoluna gitti.

I. Dünya Savaşı başladığında (Ağustos 1914) Avrupa’daki sosyalist partiler, II. Enternasyonalin emperyalist savaşa karşı direnmeyi öngören savaş öncesi kararlarına uymayarak kendi hükümetlerinin yanında yer aldılar. Bu tutumu “sosyal-şovenizm” olarak niteleyen Lenin, sosyalistlerin önüne “emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürme” hedefini koydu. Cepheye gönderilen işçilerin ve askerlerin silahlarını kendi burjuvazilerine çevirmeleri yönünde propaganda yapmak gerektiğini savundu. Ama bu görüşleri Bolşevikler arasında bile tam bir destek bulmadı. Bunun üzerine tarafsız bir ülke olan İsviçre’ye geçerek (Eylül 1914) savaş karşıtı Bolşevik ve Menşevik siyasal göçmenlerden oluşan küçük bir gruba katıldı. Savaş koşulları yüzünden Rusya’yla hemen hemen bütün bağları koptu. Benzer görüşleri savunan sosyalist çevrelerin 1915- 16 yıllarında Zimmerwald ve Kienthal’da düzenlediği iki savaş karşıtı konferans, Lenin’in “emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürme” formülü yerine “ilhaksız ve tazminatsız hemen barış yapılmasını ve ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını” öngören bir karan benimsedi. Böylece Lenin ve Bolşevikler savaş karşıtı sosyalist hareket içinde de azınlık durumunda kaldı.

Savaşın gerçek nedenleri
, sosyalistlerin enternasyonalizme ihanetinin gerisinde yatan etkenler, adil ve demokratik bir barış için devrimin zorunluluğu gibi sorunlara ağırlık veren Lenin, görüşlerini çağın kuramsal bir çözümlemesi olan ve ilk kez tmperializm, kak noveyşi etap kapitalizma adıyla basılan İmperializm, kak vısşaya stadiya kapitalizma (1917; Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması, 1965, 1989) adlı yapıtında sistemleştirdi. Yayılmacı ve açgözlü bir karakteri olan emperyalizmin 19. yüzyılın ikinci yansında sermayenin belirli ellerde toplanmasıyla gelişen tekelci mali kapitalizmin ürünü olduğunu, sömürge ve yan-sömürge ülkelerdeki hammadde ve pazarlann sağladığı yüksek kazançların dünya ölçeğinde bir rekabete yol açtığını ve rakip emperyalist kamplar arasındaki dengesizliğin yeniden paylaşımı gündeme getirerek savaşı zorunlu kıldığını savundu. Aynca emperyalist devletlerin yüksek kazançların küçük bir bölümünü işçi sınıfının belirli bir kesimine aktararak bir “işçi aristokrasisi” yarattığını ve “satın alman” bu kesimin sosyalist hareket içinde “teslimiyetçi ve sosyal-şoven” eğilimleri besleyip ayakta tuttuğunu belirtti. Emperyalizmle birlikte kapitalizmin bağrındaki çelişkilerin daha da keskinleşmesi nedeniyle çağın dev- rimlere gebe olduğu sonucuna vardı.

Sovyet DevrimVne önderlik.


Avrupa’da bütün yıkıcılığıyla süren savaş, 1917’ye gelindiğinde artık kitlelerin coşkulu bir desteğine dayanmıyordu. Tersine işçiler ve askerler arasındaki tepkiler giderek artıyordu. Savaşın olumsuz etkileri yoğun çelişkilerin yaşandığı, geri ve zayıf bir sisteme dayalı Rusya’da çok geçmeden sarsıcı boyutlara vardı. Petrograd’da ayaklanan işçiler ve askerler kısa sürede çarlık düzenini yıktı (8-15 Mart 1917). Bu gelişmeler üzerine bir an önce yurda dönmek isteyen Lenin, Alman yetkililerden aldığı izinle Almanya ve İsveç üzerinden gizlice Rusya’ya geçti.

Lenin’in Petrograd’a ulaştığı sırada (16 Nisan) iktidarda burjuva liberal partilerin önderlerinden oluşan Geçici Hükümet bulunuyordu. Devrim sonrasında fabrikalardan seçilen işçi temsilcilerinin yer aldığı Petrograd Sovyeti’nin en etkili siyasal güç olmasına karşın, bu organda çoğunluğu ellerinde tutan Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler iktidarı Geçici Hükümet’e bırakma yoluna gitmişti. Öte yandan ülkenin hemen bütün büyük kent ve kasabalarında işçi, asker ve köylü sovyetlerine dayalı bir örgütlenme hızla yayılıyordu.

Bolşeviklerin de büyük ölçüde Geçici Hükümet’in otoritesini tanıdığını gören Lenin, hemen ünlü Nisan Tezleri’ni açıklayarak siyasal gelişmeleri çok değişik bir yaklaşımla ele aldı. Lenin’e göre ülke bir “ikili iktidar” dönemi içinde bulunuyordu. Burjuva ve emperyalist bir karakter taşıyan Geçici Hükümet, hemen barışı sağlama, köylülere toprak dağıtma ve işçilerin temel taleplerini yerine getirme gibi sorunları çözemezdi. Bu sorunların üstesinden ancak işçilerin, askerlerin ve köylülerin doğrudan yönetimi gelebilirdi. Bu nedenle Bolşeviklerin işçileri, askerleri velcöylüleri “oportünist” önderlerin burjuvaziye teslim ettiği iktidarı geri almaya ikna etmesi gerekiyordu. Hükümetin devrimci partileri bastırmaması koşuluyla bu geçişin barışçı yoldan da sağlanabileceğini savunan Lenin, dönemin temel siyasal hedefini “Bütün İktidar Sovyetlere!” biçiminde özetledi.

Lenin’in sabırlı ve kararlı bir mücadeleyle Bolşevik Parti Merkez Komitesi’ni kendi çizgisine çekmesinden sonra toplanan parti konferansı, onun görüşlerine uygun bir program benimsedi. Buna göre Bolşevikler Geçici Hükümet’e verdikleri desteği çekerek bütün güçlerini sovyetlerde çoğunluğu ele geçirme hedefi üzerinde yoğunlaştıracaktı. Konferans, kurulacak sovyet iktidarının yapacağı ilk işleri de bütün cephelerde genel bir barış için hemen görüşmeye oturma, toprak sahiplerinin mülklerine el koyma, bütün topraklan kamulaştırarak köylülere dağıtma ve özel sanayi üzerinde işçilerin yararına sıkı bir denetim kurma biçiminde belirledi.

Temmuzdan sonra Aleksandr Fyodoroviç Kerenski’nin başkanlık ettiği Geçici Hükümet, savaş bitkinliğinin ve çöken ekonominin yarattığı hoşnutsuzlukların da etkisiyle giderek halk desteğini yitirmeye başladı. Kerenski’nin düzenin sağlanmasından sonra kurucu meclis seçimlerine gitme yolundaki kararı, devrime sırt çevirmenin bir işareti olarak işçiler arasındaki hayal kırıklığını daha da derinleştirdi. Bu ortamda “Barış, Toprak ve Ekmek” sloganını işleyen Bolşevikler, sonbahara doğru başta Petrograd olmak üzere ülkenin hemen her yanındaki sovyetlerde çoğunluğu kendi saflarına çekmeyi başardılar.

Kerenski hükümetince “Alman ajanı” olarak suçlandığı için temmuzda yeraltına geçmek zorunda kalan Lenin, koşulların olgunlaştığını savunarak partinin Geçici Hükü- met’i devirmek üzere silahlı ayaklanma hazırlıklarına girişmesi gerektiğini öne sürdü. Gizlilik koşullarında yaşarken yazdığı Gosudarstvo i revolyutsiya (1917; Devlet ve İhtilâl, 1934, 1989) adlı broşürde Marksizmin öğretileri doğrultusunda kapitalizmden sosyalizme geçişin “proletarya diktatörlüğü” aracılığıyla gerçekleşeceğini vurguladı. Buradan hareketle var olan devlet mekanizmasını parçalayarak yerine silahlı işçilerin ve köylülerin yönetimini kurma hedefini ortaya attı. Lenin’e göre Rusya’daki devrimin ortaya çıkardığı sovyetler tam da bu devrimci iktidarın organlarını oluşturuyordu. Rusya’nın o sırada “savaşan ülkelerin en özgürü” olmasına karşın, açıkça karşıdevrim saflarına geçen Geçici Hükümet “burjuva diktatörlüğü”nü temsil ediyordu. Bu nedenle Rusya’nın önünde sovyet cumhuriyeti ya da parlamenter cumhuriyet biçiminde kesin bir yol ayrımı bulunuyordu.

Finlandiya’da kaçak olarak yaşayan Lenin, eylülün son günlerinden başlayarak Petrograd’a birbiri ardı sıra gönderdiği makale ve mektuplarda Merkez Komitesi’ni gecikmeksizin silahlı ayaklanmayı örgütlemeye çağırdı. Bütün zorlamalarının sonuç vermemesi üzerine, 20 Ekim’de gizlice Petrograd’a giderek Merkez Komitesi’nin 23 Ekim’de düzenlediği gizli toplantıya katıldı. Yaklaşık 10 saat süren hararetli tartışmaların ardından çoğunluğun yanında tutum almasını sağladı. Böylece Bolşevikler Petrograd Sovyeti’ni savunma görüntüsü altında işçi milislerini silahlı ayaklanma için hazırlamak ve askerlerin desteğini kazanmak üzere yoğun bir çalışmaya girişti. Ama Merkez Komitesinde ciddi bir muhalefet sürdüğünden hazırlıklarda da duraksamalar ortaya çıktı. Bu arada ayaklanma konusunda Lenin’in görüşlerini destekleyen Troçki’nin Petrograd Sovyeti’nin başkanlığına getirilmesi, Bolşeviklere önemli bir mevzi sağladı. Ayaklanmanın daha fazla ertelenmesinin ele geçirilen uygun fırsatı kaçırmaya yol açmasından çekinen Lenin, II. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’nin bir gün sonra toplanacağını da göz önüne alarak, 6 Kasım gecesi Merkez Komitesi üyelerine hemen harekete geçme yolunda bir mektup gönderdi.

Bolşeviklerin yönettiği Kızıl Muhafızlarla devrimci asker ve denizciler 7-8 Kasım gecesi pek bir direnişle karşılaşmadan Geçici Hükümet’i devirdiler. Hemen ardından II. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi, Bolşeviklerin ve Sol Sosyalist Devrimcilerin oylarına dayanan ezici bir çoğunlukla bütün iktidar yetkilerini elinde topladığını ilan etti, Lenin’i Halk Komiserleri Konseyi’nin başkanlığına getirdi ve onun hazırlamış olduğu barış ve toprak kararnamelerini onayladı.

Devrimi koruyup geliştirme.


Bir kaçak durumundayken 47 yaşında dünyanın en büyük ülkesinin başına geçen ve iktidar duygusunu “insanın başını döndüren bir şey” olarak nitelendiren Lenin, kararlı bir tutumla devrimci iktidarı pekiştirme ve banşı gerçekleştirme hedeflerine yöneldi. Bazı Bolşevik önderlerin hükümette öteki sol partilere de yer verilmesi yönündeki baskıları üzerine, Menşeviklerin ve Sağ Sosyalist Devrimcilerin karşı çıktığı sovyetlere dayalı bir yönetim biçimini kabul etme koşuluyla bir koalisyona razı olabileceğini açıkladı. Sol Sosyalist Devrimciler dışındaki partiler bu çağrıya olumsuz yanıt verdi. Böylece iktidarı paylaşma yükünden kurtulan Bolşevikler, hükümete bazı sol sosyalist devrimcileri almakla yetindi. Ocak 1918’de toplanan Kurucu Meclis’in çoğunluğu oluşturan Menşeviklerin ve Sağ Sosyalist Devrimcilerin etkisiyle sovyetizmi reddetmesi karşısında, Lenin aynı kararlı tutumu takınarak hiç duraksamadan meclisin dağıtılması emrini verdi.

İtilaf Devletlerince tanınmayan Sovyet yönetimi, Lenin’in talimatı doğrultusunda ittifak Devletleri’yle tek başına barış görüşmelerine oturdu. Brest-Litovsk’ta yürütülen görüşmelerde çok ağır koşulların öne sürülmesi üzerine, bazı Bolşevikler Sovyet yönetimini tehlikeye atma pahasına devrimci bir savaşın savunuculuğunu yapmaya başladı. Ama halk arasındaki güçlü barış özlemini ve darmadağın olmuş bir ordunun etkili bir direniş gösteremeyeceğini göz önüne alan Lenin, istifa tehdidini de kullanarak, Merkez Komitesi’nin büyük toprak ödünlerini öngören Brest-Litovsk Antlaşmasını (Mart 1918) onaylamasını sağladı.

Barış yönünde atılan adım, karşıdevrimci güçlerin ve onlara destek veren itilaf Devletlerinin Sovyet yönetimini devirme çabalarını daha da şiddetlendirdi. Önceki hükümetlerce alınmış bütün dış borçların tanınmaması ve yabancılara ait malların tazminatsız millileştirilmesi, bu çabalan silahlı ayaklanmaya dönüştürdü. 1920’ye değin milyonlarca kişinin ölümüne ve büyük yıkıma yol açan iç savaştan ilk zarar görenlerden biri Lenin’in kendisi oldu. Ağustos 1918’de konuşma yaptığı bir fabrikadan ayrılırken Fanni Kaplan adlı bir Sosyalist Devrimcinin saldınsına uğrayan Lenin, ağır biçimde yaralandı. Ama sağlam bünyesi sayesinde kısa sürede iyileşti.

Genellikle eski çarlık generallerince yönetilen ve İtilaf Devletleri’nden geniş çaplı para, silah ve asker yardımı alan karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya bağlı kuvvetlerin amansız saldırıları boşa çıkarıldı. Lenin, Troçki’nin komuta ettiği Kızıl Ordu’nun kuruluşuna ve izlediği stratejiye yön vermenin yanı sıra Sovyet yönetiminin halk desteğiyle ayakta kalmasını sağlayan etkili önlemler aldı. Ayrılma hakkını da kapsamak üzere ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını tanıyarak Rus olmayan milliyetlerin etkin desteğini, bazı yerlerde de hayırhah tarafsızlığını kazandı. Ayrıca bu politikayla çokuluslu bir devlet yapısına dayanan Rusya’nın bütünüyle dağılmasını önledi. Yiyecek karneleri, konut ve siyasal katılım gibi alanlarda sanayi işçilerine öncelik vererek yönetimin sınıf temelini sağlamlaştırdı. Toprak dağıtımı programıyla köylülerin yönetimin yanında yer almasını sağladı.
Ad:  Vladimir Lenin2.jpg
Gösterim: 663
Boyut:  65.6 KB

Ama iç savaşın yarattığı ekonomik çöküntü bir süre sonra Sovyet yönetimini güç duruma düşürdü. Kızıl Ordu’yu ve kentleri beslemek için gerekli tahıl ürünlerini almada para ve mal sıkıntısı baş gösterince, Lenin “Savaş Komünizmi” çerçevesinde köylülerin tahıl fazlasını karşılıksız olarak devlete teslim etmesini öngören bir sistem kurdu. Köylülere karşı bu politika değişikliği başlangıçta güçlü bir direniş doğurdu. Ama Beyazların egemen oldukları yerlerde toprakların eski sahiplerine geri verilmesi ve topraklara el koyan köylülerin acımasızca cezalandırılması, köylüleri yeniden Sovyet yönetiminin safına çekti. Beyaz Ordu tehlikesinin alt edilmesinden sonra köylüler bir kez daha tahıl fazlasını devlete vermeyi reddetmeye yöneldiler. Bu davranışın kitlesel bir ayaklanmaya dönüşme eğilimi göstermesi üzerine, Lenin hemen geri bir adım atma gereğine işaret etti. Sovyet yönetimi Mart 1921’de NEP olarak bilinen Yeni Ekonomi Politikası programını benimseyerek köylülerin ürünlerini açık pazarda satmasına izin verdi.

Lenin devrimin ilk günlerinden başlayarak öteki Avrupa ülkelerinde devrimci mücadeleyi yükseltmeye ve Sovyet yönetimine karşı birleşik bir emperyalist cephe oluşmasını önlemeye yönelik bir dış politika izledi. 1924’e gelindiğinde ABD dışındaki bütün büyük devletlerin Sovyet yönetimini resmen tanımasıyla ikinci hedefine büyük ölçüde ulaştı. Ama devrimin dünya çapında zafer kazanması yolundaki beklentisi sonuçsuz kaldı. Böylece Sovyet Devrimi kapitalist devletlerin oluşturduğu düşmanca kuşatmayı kıramadı.

Lenin bu kuşatmaya karşın Sovyet Devrimi’ni uluslararası düzeyde etkili bir güç odağı durumuna getirmeyi başardı. Bu doğrultuda atılan adımlardan biri yeni adıyla Rus Komünist Partisi’nin (Bolşevik) öncülüğünde Mart 1919’da III. Enternasyonal’in (Komünist Enternasyonal-Komintem) kurulması oldu. Program ve örgütlenme açısından Bolşevikleri örnek alan partilerin yer aldığı bu kuruluş, uluslararası işçi hareketi içinde II. Enternasyonal’in çizgisine karşıt yeni ve güçlü bir akımın gelişmesini sağladı. III. Enternasyonali bağlı partiler hükümetlerinin Sovyet Devrimi’ne yönelik askeri müdahalesini engellemek amacıyla etkili bir mücadele yürüttü. Lenin Proletarskaya revolyutsiya i renegat Kautski (1920; İşçi Sınıfı İktidarı ve Kautsky Melunu, 1934 Proletarya İhtilâli ve Dönek Kautsky, 1969-1989) adlı yapıtında II. Enternasyonal çizgisine sert ideolojik darbeler indirirken, Detskaya bolezn levizni” v kommunizme’de (1920; “Sor Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı, 1970, 19181Komünizmin Çocukluk Hastalığı “Sol” Komünizm, 1991) III. Enternasyonal içindeki “sol” eğilimlerle de mücadele ederek Rusya’daki devrimci deneyimlerden çıkan dersleri özlü bir biçimde ortaya koydu.

Son yıllan.


Lenin iç savaşın sona ermesiyle birlikte Sovyet yönetimini pekiştirmek üzere muhalefete karşı sert bir sindirme kampanyası başlattı. Bu politikası parti içinde de geniş çaph bir temizlik hareketini getirdi. Ama parti ve yönetim sisteminde bozuklukların uç vermeye başladığı 1922’de sosyalizm için en büyük tehlikeyi bu alandaki “yozlaşma” olarak saptadı. Parti ve devlet aygıtının bürokratlaşarak hantallaşması, yetkilerin sovyetlerin elinden çıkarak merkezî organlara kayması, Rus olmayan milliyetlere karşı Büyük Rus şovenizminin hortlaması gibi olumsuz gelişmelere işaret ederek sosyalizme karşıt eğilimleri düzeltmeye ağırlık verdi. Bu arada Nisan 1922’de parti genel sekreterliğine getirilen İosif Stalin’in elinde geniş yetkiler toplanmaya başladı.

1922 ilkbaharında ciddi biçimde hastalanan Lenin, suikast sonrasında boynunda kalan kurşunun çıkarılması için ameliyat masasına yattı. Ameliyatın ardından hızla iyileşme belirtileri göstermesine karşın, bir ay sonra kısmi felç geçirerek konuşma yeteneğini yitirdi. Haziranda durumu biraz düzelince, devlet yapısının Stalin tarafından öngörülen üniter sistem yerine, federal sistem temelinde yeniden düzenlenmesine yönelik çahşmalara girişti. Aralıkta sağlığının bozulmasıyla yeniden parti ve devlet çalışmalarından elini çekmek zorunda kaldı. Bununla birlikte 23-26 Aralık 1922 ve 4 Ocak 1923 tarihlerinde sekreterine Lenin’in Vasiyeti olarak bilinen belgeyi yazdırdı. Öu yazılarda Stalin ve Troçki gibi birbirine aykırı güçlü kişilerin önderliği altında partinin çatışmalara sürüklenebileceğine ilişkin kaygılarını dile getirdi. 10 Mart 1923’te yeni bir rahatsızlık geçirip konuşma yeteneğini tümüyle yitirmesinden sonra parti ve devlet yönetimiyle bağı koptu. Yaklaşık bir yıl felçli olarak yaşadıktan sonra 54 yaşında öldü.

Lenin’in İskra, Vperyod, Proletari, Sotsial-Demokrat, Raboçaya Gazeta, Prosveşçeniye ve Pravda gibi dergi ve gazetelerde çıkan makalelerle birlikte büyük bir hacmi bulan yazılan ve konuşmalan ölümünden sonra Soçineniya (Toplu Yapıtlar) adı altında yayımlanmıştır. En eksiksiz derleme olan yapıtın beşinci baskısı (1958-65) toplam 55 cilttir. 1970-71 yıllarında üç cilt olarak yayımlanan İzbrannıya Proizvedeniya (Seçme Yapıtlar) ise en önemli kitap, broşür ve makalelerini içermektedir.

Lenin’in Batı dillerinde çeşitli konu başlıklan altında derlenerek yayımlanan çok sayıda kitabı Türkçeye de çevrilmiştir. Sayıca 100’ü geçen bu kitaplar arasında Marksist Felsefe Yazıları (1976), Materyalizm ve Ampiriokritisizm (1968, 1988), Din Üzerine (1975, 1990), Kadınların Kurtuluşu (1975, 1978), Sanat ve Edebiyat (1968,1990), Sosyalizm ve Savaş (1970, 1987), Bir Adım İleri, İki Adım Geri (1969, 1979), Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi (1969, 1989), Kitle İçinde Parti Çalışması (1971, 1989), Toprak Meseleleri (1969, 1977), İşçi ve Köylü İttifakı (1970, 1975), Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı (1968, 1979), Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri (1970, 1978), Seçme Yazılar (1966, 1976), Mektuplar (1969, 1976), Son Yazılar Son Mektuplar (1975,1989) sayılabilir.


Son düzenleyen Safi; 29 Aralık 2016 23:13
Biyografi Konusu: Vladimir Lenin nereli hayatı kimdir.
Rower - avatarı
Rower
VIP MazessezaM
2 Ağustos 2012       Mesaj #2
Rower - avatarı
VIP MazessezaM
Ad:  Vladimir Lenin3.jpg
Gösterim: 566
Boyut:  81.3 KB
Vladimir Ilyich Lenin

(1870 Simbirsk-1924 Gorki)
Sponsorlu Bağlantılar
Rus siyaset adamı, düşünürü ve Sovyetler Birliği'nin kurucusu.

Çarlık yanlısı ve dindar bir kişi olarak tanınan babası İlya Ulyanov, Simbirsk eyaleti ilkokullar müfettişliği görevindeydi. Ağabeyi Aleksandr, Çar III. Aleksandr'a karşı yapılan başarısız bir suikast girişiminden ötürü tutuklandı ve idam edildi (1877). Ağabeyinin ölümü Lenin üzerinde büyük bir etki yaptı. 1877 yılında Simbirsk Lisesi'ni bitirdi ve aynı yıl Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ancak, arkadaşlarıyla birlikte, öğrencilerin isteklerini içeren bir dilekçeyi dekanlığa vermekten ötürü tutuklandı ve Kazan dışına sürüldü. 1888 yılında yeniden Kazan'a döndü.

1889 yılında Samarra'ya göçtü ve bu kentte küçük bir Marksist grup oluşturdu. 1891 yılında St. Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni dışardan bitirdi ve Samarra'da avukatlığa başladı. 1893 yılında St. Petersburg'a gitti ve Marksist bir yeraltı örgütüne katıldı. İlk önemli yapıtı "Şto Takoye Druzya Naroda'i Kak Oni Voyuyut Protiv Sotsial - Demokratov?"u (Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Savaşıyorlar?, 1894) bu sırada yazdı. 1895 yılında Almanya, Avusturya ve İsviçre'ye yaptığı gezide, Plehanov ve Akselrod ile tanıştı.

Rusya'ya döndükten sonra tutuklandı ve St. Petersburg cezaevine kondu (20 Aralık 1895). Önde gelen yapıtlarından olan "Razvitiye Kapitalizma Rossii"yi (Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi, 1899) tutukluyken yazmaya başladı. On dört ay tutuklu kaldıktan sonra, üç yıl süreyle Sibirya'da sürgüne yollandı. Burada hayat ve mücadele arkadaşı Nadejda Krupskaya ile evlendi (1898). Sürgün günlerinde eşiyle birlikte çeviriler yaptı ve "Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi"ni tamamladı. Sürgünlüğü sona erdiği yıl Almanya'ya geçti (1900). Burada Plehanov ve Akselrod ile birlikte "Iskra" (Kıvılcım) adlı gazeteyi çıkarmaya başladı.

Güçlü bir parti örgütünün kurulmasına çalışan Lenin, Iskra'nın Rusya içindeki dağıtımının örgütlenmesinden yararlandı. 1902 yılında eşiyle birlikte Londra'ya yerleşti ve Iskra, Londra'da yayımlanmaya başlandı. Aynı yıl, Iskra yazı kurulunda ilk görüş ayrılıkları belirdi ve Lenin "Şto Dyelat?" (Ne Yapmalı, 1902) adlı yapıtını kaleme aldı. 1903 Nisanı'nda Londra'dan ayrılarak Cenevre'ye yerleşti. Brüksel'de toplanan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi Kongresi'nde görüş ayrılıkları kesin olarak su yüzüne çıktı. Daha sonra Londra'da sürdürülen kongrede parti, Bolşevik ve Menşevik olarak iki kanada ayrıldı. Kongre çoğunluğu, yani Bolşevikler, Lenin'den yana tavır aldılar. Kongre ertesinde "Iskra"nın yönetimi konusunda da Plehanov ile anlaşmazlığa düştü ve yazı kurulundan ayrıldı.

1904 yılında "Şag Vperyod, Dva Şaga Nazad" (Bir Adım İleri, İki Adım Geri) adlı yapıtını yazdı. Aynı yılın Aralık ayında arkadaşlarıyla birlikte Vperyod (İleri) adlı gazeteyi çıkardı. 1905 Devrimi'nin belirtileri üzerine Lenin, Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi Kongresi'ni toplantıya çağırdı. Yalnız Bolşeviklerin katıldığı kongre, Londra'da toplandı (25 Nisan - 10 Mayıs 1905) ve devrimin etkin olarak desteklenmesi kararı alındı. Lenin, "Dve Taktiki Sotsial-Demokratii v Demokratiçeskoy Revolyutsii"yi (Sosyal Demokrasinin Demokratik Devrimde İki Taktiği, 1905) bu sırada yazdı. Kasım ayında Rusya'ya dönen Lenin, St. Petersburg'da Novoya Zhinzn adlı gazeteyi çıkarmaya başladı. 1905 Devrimi'nin başarısızlığa uğraması üzerine, Stockholm'de Bolşeviklerin ve Menşeviklerin katıldığı bir kongre düzenlendi. Kongreye katılan Lenin, daha sonra Fransa'ya ve oradan da İsviçre'ye geçti. Bu dönemde, bir yandan Proletari (İşçi) adlı bir gazete çıkardı, bir yandan da karşıtlarıyla mücadeleyi sürdürdü. Özellikle Alman Sosyal Demokratları arasında destek bulan görüşlere karşı "Materializm i Empsriokritisizm, Kritiçeskiye Zametki ob Odnay Reaktisionnoy Filosofii" (Materyalizm ve Ampriokritisizm, Gerici Bir Felsefe Üzerine Eleştirel Notlar, 1908) adlı yapıtını bu sırada yazdı.

1912'de Prag'da Bolşevik Kongresi'ni topladı ve Menşevikler ile tüm ilişkiyi kopardı. I. Dünya Savaşı başladığı sırada İsviçre'de bulunan Lenin, bu savaşı, emperyalist güçler arasındaki bir paylaşım savaşı olarak nitelendirdi. Lenin'e göre savaşın nedeni, İngiliz ve Alman emperyalizminin sömürgeler üzerindeki çıkar kavgasıydı. Bu yıllarda "İmperializm, Kak Vışşaya Stadiya Kapitalizma"yı (Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması, 1917) yazdı. 1917 Şubat Devrimi'nden sonra Rusya'ya dönen Lenin, kısa süre için Finlandiya'ya gitti. "Gosudarstvo i Revolyutsiya" (Devlet ve Devrim, 1917) adlı yapıtını burada kaleme aldı.

Ülkesine döndükten sonra "Aprelskiye Tezisiy"i (Nisan Tezleri, 1917) yazdı ve devrim hazırlıklarını yürüttü. 7 Kasım 1917'de gerçekleşen Rus Devrimi'nden sonra Halk Komiserleri Konseyi Başkanı oldu. İç savaşın sonuçlandırılmasına, tüm dünya uluslarıyla barış yapılmasına ve yeni Sovyet Devleti'nin kurulmasına ağırlık verdi. Novaya Ekonomiçeskaya Politika'nın (Yeni Ekonomi Politika - NEP) temel ilkelerini belirledi. Tüm bu çalışmalarının yanı sıra, Mart 1919'da Moskova'da III. Enternasyonal'i topladı. "Proletarskaya Revolyutsiya i Renegat Kautskiiy" (Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky, 1919) ve gerek Rusya'da, gerekse diğer ülkelerdeki yanlış ve maceracı eğilimlere karşı "Detskaya Bolezn `Levizniy'v Kommunizme" (Komünizmin Çocukluk Hastalığı; `Solculuk', 1920) adlı yapıtlarını yayımladı.

30 Ağustos 1918 günü, Fanny Kaplan'ın suikast girişimi sonucu iki zehirli kurşun yarası aldıysa da iyileşti. Bir felç nedeniyle 1922'den başlayarak siyasî çalışmalarını azalttı. 21 Ocak 1924'te Gorki'de öldü ve Moskova'da Kızıl Meydan'daki kabrine kondu. Ölümünden sonra "Filosofskiye Tetradi" (Felsefe Defterleri, 1920 - 30) adlı yapıtı ve tüm yapıtlarıyla notları, 45 cilt olarak, "Toplu Eserler" adı altında çeşitli dillerde yayımlandı.

MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 29 Aralık 2016 23:17
Gölgen misali yanındayım!Msn Thunder
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
26 Aralık 2015       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Vladimir Ilyich Lenin

Ad:  Влади́мир Ильи́.jpg
Gösterim: 2903
Boyut:  83.2 KB
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
29 Aralık 2016       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

LENİN, Vladimir İlyiç

Ad:  Vladimir Lenin4.jpg
Gösterim: 666
Boyut:  85.0 KB

(1870-1924).

Dünyada çok az sayıda insan, Rusya'da 1917 Ekim Devrimi'ne önderlik eden Lenin kadar büyük siyasal değişimlere yol açabilmiştir. Gerçek adı Vladimir İlyiç Ulyanov'dur. İlk kez 1901'de yazdığı bir yazıda "Lenin" takma adını kullanmış ve yaşamı boyunca da bu adı taşımıştır.

Volga Irmağı kıyısındaki, sonradan onun anısına Ulyanovsk adı verilen Simbirsk'te dünyaya geldi. Babası ilkokul müfettişi, annesi ise bir doktorun kızıydı. Simbirsk'teki öğrenciliği sırasında Latince ve Yunanca öğrenen Lenin, özellikle tarih ve edebiyatla yakından ilgilendi. Okumaya olan düşkünlüğüyle, aile kütüphanesinde bulunan Rus yazarlarının kitaplarını daha küçük yaşlardayken okudu.

Çarlık Rusya'sında geniş halk kesimlerinin kendi temsilcilerini seçmek gibi en temel siyasal haklardan yoksun bırakılması; işçi ve köylüler yoksulluk içinde yaşarken, soyluların ve toprak sahiplerinin çok zengin olması, ülkede hoşnutsuzluk ve huzursuzluk yaratıyordu. Bu dönemde genellikle aydın ailelerden gelen okumuş genç insanlar, farklı yöntemlerle de olsa toplumsal yapıyı değiştirmeye yönelik siyasal örgütler kurmaya başlamışlardı.

Lenin'in ağabeyi Aleksandr da 1887'de çara suikast düzenlemeyi tasarlayan bir gizli örgüte üye olduğu gerekçesiyle yakalandı ve asıldı. Aynı yılın sonbaharında Kazan Üniversitesi'nde hukuk fakültesine giren Lenin, üç ay sonra gizli bir toplantıya katıldığı gerekçesiyle okuldan atıldı ve ancak 1890'da üniversiteyi dışarıdan bitirmesine izin verildi. Okul dışında kaldığı dönem boyunca Karl Marx ve öbür sosyalist düşünürleri okuyan Lenin komünizmi benimsedi. Rusya'da halkın kurtuluşunun ancak işçi sınıfının (proletaryanın) iktidara gelmesiyle gerçekleşebileceğine inandı.

1891'de hukuk diploması alan Lenin, yoksul köylü ve işçilerin savunmalarını üstlenerek avukatlık yaptı. 1893'te St. Petersburg'a (bugün Leningrad) taşındı ve buradaki devrimcilerle ilişki kurdu. İki yıl sonra, sürgündeki Rus ve Avrupalı Marksist önderlerle tanışmak üzere kısa süren bir Avrupa yolculuğu yaptı. Geri döndüğünde siyasal etkinlikleri yüzünden tutuklanarak 15 ay hapse ve üç yıl için Sibirya'da sürgüne mahkûm edildi. Sürgündeyken, St. Petersburg'da birlikte çalıştığı ve ölünceye kadar kendisiyle birlikte olan Nadejda Krupskaya ile evlendi. Bu yıllarda yazdığı Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi (1899) adlı kitabında, köylü sorununu ve kapitalizmin köylüleri nasıl mülksüzleştirdiği-ni ve yoksullaştırdığını inceledi. Topraklarını yitiren yoksul köylülerin Rus işçi sınıfının yanında yer alacağını savundu.

1900'de sürgün cezası sona erince Avrupa' ya geçti ve burada, Batı Avrupa'da ve Rusya'da yaşayan Marksistler'i bir araya getirecek devrimci bir parti kurmak amacıyla İskra (Kıvılcım) adlı gazeteyi çıkardı. Gazete Rusya'ya gizlice sokuluyordu. Lenin, 1903'te Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin (RSDİP) Brüksel'de başlayıp Londra'da süren kongresindeki (üyeleri tutuklanabileceği için bu toplantı Rusya'da düzenlenemezdi) görüşmelerde ve kararlarda önemli bir rol oynadı. Üyeler arasında partinin örgütlenme biçimi ve ilkeleri konusunda beliren anlaşmazlık kongrede iki kanadın doğmasına yol açtı. Devrim yapmayı amaçlayan bir partinin disiplinli, deneyimli, öncü kadrolardan oluşan, dar ve "demokratik merkeziyetçi" yapıda bir parti olmasını savunan Lenin, bu görüşlerini Ne Yapmalı (1902) adlı kitabında açıkladı. Bir sonraki RSDİP Kongresi'nde az farkla çoğunluğu ele geçiren Lenin ve yandaşları bundan böyle Bolşevikler (çoğunluk) olarak anıldılar. Karşıt grup Rusça'da azınlık anlamına gelen Menşevik adını aldı. 1912'de iki grup birbirlerinden tümüyle koptu ve iki ayrı parti ortaya çıktı.

1905'te Rusya'da devrimci ayaklanmaların patlak vermesi üzerine gizlice ülkesine dönen Lenin, siyasal çalışmalarını gizli olarak sür-dürdü. 1907'de, 1905 Devrimi'nin başarısızlığa uğramasından sonra, yeniden Avrupa'ya döndü ve 1917'ye kadar yurtdışında kaldı. Bu dönemde felsefe üzerinde çalıştı. Görüş ayrılığı içinde bulunduğu öbür Marksist gruplarla siyasal tartışmalarını ve devrime yönelik siyasal etkinliklerini sürdürdü. Lenin'in Marksizm'e en büyük katkısı olarak bilinen Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (1917) adlı kitabında kapitalizmin yeni bir aşamaya geçtiğini savundu. Bu aşamada, ileri kapitalist ülkelerin azgelişmiş ülkeleri sömürerek ayakta kalabildiğini ve dünya pazarlarını ele geçirmek isteyen emperyalist ülkelerin kendi aralarındaki rekabetin kaçınılmaz olarak savaşlara yol açacağını anlattı.

I. Dünya Savaşı'nda Rusya, Almanya'ya karşı savaşıyordu. 1917'ye gelindiğinde, ülkede savaşa, yoksulluğa ve çarlığın baskıcı yönetimine karşı duyulan hoşnutsuzluk en yüksek düzeye ulaşmıştı. Sonunda Petrograd (1914'ten önce St. Petersburg), Moskova ve öbür büyük kentlerde işçiler ve askerler kendi temsilcilerini seçerek oluşturdukları Sovyetlerin önderliğinde ayaklandılar. 8 Mart'ta başlayan bu ayaklanma 12 Mart'ta çarın tahttan çekilmesi ve Geçici Hükümet'in kurulmasıyla sonuçlandı. Bu arada, tüm ülkede işçi, asker ve köylü Sovyetleri hızla örgütlenmeyi sürdürdü. Bu süre içinde Avrupa'da olan Lenin, Alman hükümetinin özel izniyle Almanya ve İsviçre üzerinden nisanda Petrograd'a döndü ve devrimin sürdürülmesini, parlamenter cumhuriyetle yetinilmemesini, yönetimin doğrudan Sovyetlerin eline geçmesini savundu.
Ad:  Vladimir Lenin6.jpg
Gösterim: 757
Boyut:  89.0 KB

Savaşa son vermeyen, işçi ve köylülerin istemlerini yerine getiremeyen hükümet, halkın desteğini giderek yitiriyordu. Geçici Hükümet'in baskısı sonucu bir ara Finlandiya'ya kaçan Lenin, burada Devlet ve İhtilal (1917) adlı kitabını kaleme aldı. Bu kitapta, komünist topluma ulaşabilmek için sosyalizm aşamasından geçilmesi gerektiğini, sosyalizmin de ancak proletarya diktatörlüğü aracılığıyla kurulabileceğini savundu. Ekimde yeniden Petrograd'a dönen Lenin, parti örgütünü silahlı ayaklanma doğrultusunda örgütlenmeye çağırdı. Bu arada Bolşevikler, Petrograd ve Moskova sovyetlerinde çoğunluğu ele geçirmişlerdi. Ayrıca silahlı ayaklanma konusunda Lenin'le aynı düşünceyi paylaşan Lev Troçki, Petrograd Sovyeti başkanlığına seçilmişti. Böylece büyük kentlerde işçilerin önemli bölümünün desteğini kazanan Bolşevikler, 7-8 Kasım gecesi Geçici Hükümet'i devirerek iktidarı ele geçirdiler. Lenin, Halk Komiserleri Konseyi başkanlığına seçildi. Konseyin ilk uygulamaları arasında tüm toprakların kamulaştırılması, üretimde işçi denetimi ve Rusya'da yaşayan bütün halklara kendi kaderlerini belirleme hakkının verilmesi bulunuyordu. 1918'de Lenin'in isteği sonucu Rusya, İttifak Devletleri ile Brest-Litovsk Antlaşması'nı imzalayarak savaştan çekildi.

1918 Ağustos'unda karşıt sol görüşlü bir eylemcinin düzenlediği öldürme girişiminde ağır yaralanan Lenin yaşamının sonuna kadar tam olarak iyileşemedi. 1918-20 arasında yabancı devletlerce desteklenen karşıdevrimci-lerle çıkan iç savaş sırasında uygulanan "savaş komünizmi" ekonomi politikasını, iç savaş sonrasında Yeni Ekonomi Politikası (NEP) izledi. Dünya üzerinde kurulan ilk sosyalist devletin önderi olan Lenin, ölümünden sonra mumyalanarak Moskova'nın merkezindeki anıtkabire kondu.

kaynak: Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 29 Aralık 2016 23:18
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
29 Aralık 2016       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

LENİN (Vladimir İliç ULYANOV, —denir)

Ad:  Vladimir Lenin5.jpg
Gösterim: 779
Boyut:  62.2 KB

rus devrimci ve devlet adamı
(Simbirsk 1870 - Gorki, Moskova yakınında, 1924).

Bir ilkokul müfettişinin oğluydu; 14 yaşında, Herzen ve Çernışevskiy gibi liberal ve demokrat büyük rus yazarları okumaya başladı. Halkçı Narodnaya Volya (Halkın özgürlüğü) grubunun üyesi olan ağabeyi Aleksandr Ulyanov, çar Aleksandr lll’e karşı düzenlenen bir suikasta katıldığı için tutuklandı ve mayıs 1887’de idam edildi. Lenin, aynı yıl Kazan Üniversitesi hukuk fakültesi'ne girdiyse de, devrimci etkinlikleri yüzünden kısa sürede buradan çıkarıldı. Öğrenimini gözetim altında sürdürdü. 1888'de marxçı bir gruba katıldı ve 1891‘de dışardan Petersburg Üniver sitesi sınavlarına girerek mezun oldu. Kısa bir süre Samara'da kaldıktan sonra, 1893' te başkente yerleşti ve işçi çevrelerde marxçılık propagandası yapmaya başladı. Köylü kesimini devrimci bir sınıf olarak gören halkçılar ve burjuvaziye, işçi sınıfından daha üstün bir siyasal işlev tanıyan "yasal marxçılar"la kalem tartışmasına girişti. Halk çılara karşı, "Halkın dostları" kimlerdir ve sosyal demokratlara karşı nasıl savaşırlar? (Çto takoye "Druzya Naroda" i kak oni voyuyut protıv Sotsial Demokratov?) [1894] adlı bir kitap yazdı. Ona göre o günkü görev, Rusya'daki marxçı gruplarla yurtdışında yaşayan rus grupları birleştirmekti. Bu amaçla 1895'te İsviçre'de Plehanov'la görüştü. Aynı yıl Berlin'de Kari Uebknecht'ı, Paris’te Paul Lafargue'ı ziyaret etti. Dönüşünde Petersburg'daki marxçı grupları, işçi sınıfının kurtuluşu için savaşım bitliği adıyla bir federasyon haline getirdi. 21 aralık 1895’te çarlık polisince tutuklandı.

14 ay hapiste kaldıktan sonra, Sibirya’da üç yıl gözetim altında oturma cezasına çarptırıldı (1897-1900). Nadejda Konstantinova Krups- kaya ile burada evlendi. Rusya'da kapitalizmin gelişmesi'ni (Razvitıye kapitalisma v Rosii) [1899'da yayımlandı] burada yazdı. Sibirya sürgünü sırasında, 1898'de Minsk'te Rusya Sosyal demokrat işçi partisi (RSDİP) doğdu; yokluğunda yeni parti gazetesinin başyazarlığına getirildi. Ocak 1900'de Sibirya’dan ayrıldı. Temmuz’da İsviçre'ye gitti ve orada hem "kolektif propagandacı", hem de "kolektif örgütçü" olarak düşündüğü parti gazetesi Iskra'yı ("Kıvılcım") yönetti. Almanya, İngiltere, Fransa ye İsviçre’ de dolaştı. Daha önce Vladimir İlin takma adını kullanan V. i. Ulyanov, aralık 1901'de Zarya ("Şafak") dergisinde yayımlanan bir makaleyi ilk kez olarak N. Lenin adıyla (Lena nehrinin adından) imzaladı Mart 1902' de yayımladığı Ne’ yapmalı? (Çto delat) ad lı yapıtta, marxçı bir devrimci partinin işlevini, marxçı sosyalizmi işçi sınıfına dışardan sokmak ve “yalnız emek gücünün satılmasında elverişli koşullar sağlamak için değil, toplumsal düzeni değiştirmek için de” savaşmak biçiminde tanımladı.

Bunun için, yasadışı bir partinin olanaklı tek örgütlen me biçimi olarak, "profesyonel devrimci ler"den oluşan "istikrarlı" bir yönetim altın da sağlam bir biçimde örgütlenen bir par ti gerekiyordu. Ancak proletaryanın, yen mek için müttefiklere de gereksinimi varc ve yoksul köylü kesimiyle bağlaşması zc runluydu. 1903'te yazdığı yoksul köylülen yönelik ve köylülere sosyal demokratlarıı neler istediklerini açıklayan bir broşürde d bu görüş işleniyordu. RSDİP'nin Brükselde başlayıp Londra'da tamamlanan II. kongresinde (temmuz-ağustos 1903), Plehanov'un desteklediği Lenin'in görüşleri, Troçki'nin desteklediği.Martov’un görüşleri karşısında ağır bastı. Böylece leninciler, menşevikler'e (azınlıkta olanlar) göre bolşevikler (çoğunlukta olanlar) durumuna geldiler Kongreden sonra Aehanov ve dostlarının beklenmedik bir dönüş yapmaları, çoğunluğu menşeviklere kazandırdı. Bunun üzerine Lenin iskra'dan ayrıldı ve Bir adım ileri, iki adım geri (Şag vpered dva şaga nazad) [1904] adlı yapıtında, devrimci ve disiplinli bir işçi partisinin zorunluluğu üzerinde bir kez daha durdu; ardından ocak 1905'te Vpered ("ileri”) adlı yeni bir gazete çıkardı.

Londra'da RSDİP'nin, yalnız bolşeviklerin katıldıkları III. kongresini (nisan 1905) düzenledikten sonra Lenin, silahlı ayaklanmayı örgütlemek amacıyla, kasımda devrimin patlak verdiği Rusya'ya döndü. Ancak devrimci geri çekilme başlamış ve Moskova ayaklanması bastırılmıştı. Lenin bu durumu, "sosyal demokrat proletaryanın yöneticileri olan bizler" tarafından işlenen hataların (kararsızlık, propaganda konusunda ve askeri alanda güçsüzlük) yol açtığı bir sonuç olarak görüyordu. Devrimin, kısa vadede kazanma şansının kalmadığına kesinlikle inandığı tarih olan aralık 1907'ye kadar, bazen gizlice Rusya'da. bazen de ülke dışında yaşad1 ve RSDİP'nin nisan 1906'da Stockholm'de toplanan ve menşeviklerin de katılarak Lenin'in yandaşları karşısında üstünlük sağladıkları IV. kongresi, nisan-mayıs 1907'da, Lenin’in çoğunluğu kendi yararına çevirdiği V. Londra kongresi, ağustos 1907'de Stuttgart'ta toplanan Sosyalist enternasyonal kongresi gibi çeşitli kongrelere katıldı. Sosyalist enternasyonal kongresi'nde, proleterlerin savaşa karşı çıkmaları ve savaşı önleyemedikleri takdirde ondan "kapitalist egemenliği" yıkmak için yararlanmaları gerektiğini belirten önergeyi Lenin kaleme aldı.

Lenin ve karısı, bir yıl boyunca Avrupa'yı baştan başa dolaştıktan sonra, 1908-1911 arasında Paris'e yerleştiler. Bu dönemde bazı bolşevikler, menşevik- lerle yeni bir siyasal uzlaşma taktiği önerirken, bazıları tersine, her türlü yasal siyasal çalışmanın bırakılmasını savunuyor, bazıları da marxçılıkla dini bağdaştırmaya çalışıyorlardı. Lenin, bu çeşitli görüşlerle savaştı. Tarihsel maddeciliği eleştirmeye yönelik ve özellikle Bogdanov ve Lunaçarskiy'in öncülük ettikleri felsefi girişimlere karşı çıkmak üzere, Materyalizm ve ampiriokritisizm'i (Materializm i empiriokriticsm) [1909] yazdı. Bu yapıtta “idealist" filozoflarla polemiğe giriyor ve marx- çılığın ilkelerini savunuyordu. Paris'teki Biblioth6que nationale'de birçok felsefe kitabı okudu ve 1911'de Longjumeau'da bir parti okulu kurdu. Prag konferansı'nda (ocak 1912), menşevikler partiden atıldı ve mayısta Petersburg'da, RSDİP'nin yasal günlük gazetesi Pravda ("Gerçek") doğdu. Ancak 1912'de Rusya'da işçi hareketin yeniden canlanması üzerine Lenin, Rusya'ya yaklaştı ve Krakövv'a yerleşti.

Temmuz 1914'te savaş patlak verdiğinde, Lenin Krakövv'daydı. Kısa bir süre tutuklu kaldı, sonra İsviçre'ye gitti. Dünya savaşının başından başlayarak, sosyal demokrat partilerin kendi ulusal burjuvazileriyle kutsal birlik siyasetlerini kınadı. Ona göre devrimcilerin ödevi son derece açıktı: savaşa karşı savaşmak ve onu devrime dönüştürmek. Lenin, uluslararası Zimmerwald (eylül 1915) ve Kienthal (nisan 1916) konferansları sırasında önemli bir rol oynadıysa da, tezlerini tam olarak kabul ettiremedi. Emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşaması (Imperyalizm, kakvıysşaya stadya kapitalizm) [1916] adlı yapıtında, devrimin tek bir ülkede zafer kazanmasının olanaklı olduğunu ileri sürdü, 12 mart 1917'de (eski takvime göre 27 şubat), Rusya'da devrim patlak verdi. Birkaç gün içinde çar, tahttan feragat etmek zorunda kaldı ve yerini, biri Duma'dan kaynaklanan geçici hükümet iktidarı, öteki Petrograd işçi ve asker sovyetinin iktidarı olmak üzere, ikili bir iktidara bıraktı. Petrograd işçi ve asker sovyetinin iktidarı, geçici hükümetin iktidarına kendi isteğiyle boyun eğiyordu.

Ancak savaş sürüyor ve bolşevik parti, geçici hükümete karşı açıkça savaşıma girişmemekle birlikte, barıştan yana savaşıyordu. Lenin, İsviçre’den gönderdiği Uzaktan mektuplarında farklı bir siyaset önerdi: “iktidarın sovyetler tarafından ele geçirilmesi" için çalışmak, geçici hükümeti desteklememek. Müttefikler Rusya'ya dönmesi için ona geçiş hakkı tanımayınca, Lenin ve otuz kadar öteki rus devrimci, alman hükümetinin onayıyla Almanya içinden geçtiler Petrograd'a varınca Lenin, 20 (7) nisan 1917'de Nisan tezleri'ni (O zadaçah proletariata v dannoy revolyutsi) yayımladı. Uzaktan mektuplarda dile getirilen düşünceleri geliştirdiği ve sovyetlerin "ekmek, toprak, barış" sloganlarını yinelediği bu tezlerde Lenin, gerçekte hemen barış yapılması ve tüm iktidarın sovyetlere geçmesi zorunluğu üzerinde duruyor, kararsızları partiden uzaklaştırmak için, sosyal demokrat parti adının, komünist parti olarak değiştirilmesini öneriyordu (bu değişiklik mart 1918’de gerçekleşti). Siyaset arkadaşlarının ilkin çekingenlikle karşıladıkları bu tezler, sonunda bolşevik parti içinde benimsendi. Barış yanlısı bir gösterinin hükümetçe bastırılması ve bolşevik saflardaki birçok tutuklamadan sonra Lenin, Finlandiya'da saklanmak zorunda kaldı (ağustos Devlet ve devrim (Gosudarstvo i revoljucija) [1917] adlı kitabını burada yazdı.

Bu yapıtta her devletin, bir sınıfının bir başka sınıf üzerindeki egemenlik aletinden başka bir şey olmadığı yolundaki marxçı düşünceyi savunuyordu: "burjuvazi diktatörlü- ğü"nden sonra, halk için gerçek demokrasiyi simgeleyen "proletarya diktatörlüğü" gelecekti, öyleyse iktidarın proletarya temsilcileri tarafından alınması, ancak burjuva devlet aygıtının yıkılmasıyla gerçekleştirilebilirdi. Güncel siyasal durum konusunda Lenin, uygulanan baskının, bolşevik partiyi iktidarı alma yoluna girmeye zorladığı görüşündeydi. Buna koşut olarak, orduda vp işçiler arasında bolşeviklerin etkisi yayılıyordu. O zamana kadar sovyetlerde azınlıkta olan bolşevikler, eylülden başlayarak sovyetlerin çoğunda çoğunluğu ele geçiriyorlardı, öte yandan işçi grevleri, köylü ayaklanmaları ve barış gösterileri de yeni bir canlılık kazanıyordu. Lenin'e göre silahlı ayaklanma, bir zorunluk durumuna gelmişti. Ancak mektuplarla partisine bu yolda yaptığı önerilerin kabul edilmemesi üzerine, bolşevik parti merkez komite toplantılarına katılmak üzere gizlice Petrograd'a dönmek zorunda kaldı. O zaman merkez komite, Lenin'in önerisi uyarınca, ayaklanmayı hazırlamak kararı aldı.

7 kasım (ya da eski takvime göre 25 ekim, “Ekim devrimi" deyimi de buradan gelir) 1917’de Lenin, artık bolşeviklerin çoğunlukta oldukları Petrograd sovyetini topladığı Smolnıy enstitüsü’ ne yerleşti. Birkaç saat içinde başkentin kilit noktalan, bolşeviklere katılmaları sağlanan askerler ve silahlı işçiler tarafından işgal edildi. 8 kasımda, bir gün önce Petrograd'da açılmış olan Rusya İşçi ve asker sovyetleri II. kongresi'nde Halk komiserleri kurulu başkanı seçilen Lenin'in önerisiyle, barış ve toprak konusundaki kararnameler kabul edildi Sonraki günlerde bu kararnameler, Kilise'yle devletin ayrılması, medeni nikâh, kadınlarla erkekler arasında hak eşitliği, işletmeler üzerinde işçi denetimi, özel bankaların ulusallaştırılması, ulusal topluluk hakları, vb. önlemlerle tamamlandı. Kasım 1917 sonunda, köylü sovyetleri kongresi sırasında Lenin, sol sosyalist devrimcilerin de kendisine katılarak hükümete girmelerini sağladı, Ayrıca, aralık 1917'de Brest-Litovsk'ta yapılan görüşmeler sırasında, Troçki'nin karşı çıkmasına rağmen, Almanya'yla bir ateşkes imzalanmasını da sağladı, Bunların yanı sıra Çeka’yı (20 [7] aralık 1917) ve Kızıl ordu'yu (28 [15] ocak 1918) kurdu, Kurucu meclis'i dağıttı (19 [6] ocak 1918) ve Buharin'le Troçki’nin ilk muhalefetlerine rağmen, partisine ve hükümete Brest-Litovsk barışı'nın imzalanmasını kabul ettirdi (3 mart 1918).
Ad:  Vladimir Lenin7.jpg
Gösterim: 603
Boyut:  57.5 KB

Bununla birlikte, savaşın son derece güçsüz düşürdüğü bir Rusya’daki yeni iktidar, birçok bölgeyi tümüyle egemenlikleri altında tutan ve temmuz 1918'den başlayarak birçok yabancı ordunun desteğini kazanan hasımlarının güçlü muhalefetleriyle karşılaştı. Bunun üzerine Lenin, ortaya yeni bir slogan attı: “Her şey savaş için". Böylece "savaş komünizmi" dönemi başlıyordu. Köylülerin müsaderelere karşı çıkmaları üzerine sol sosyalist devrimciler, 6 temmuz 1918’de bir darbe girişiminde bulundular ve 30 ağustosta Fanny Kaplan, Lenin'e ateş ederek ağır şekilde yaralanmasına yol açtı.

1918-1921 dönemi boyunca Lenin, kendini özellikle siyasal ve yönetsel görevlere adadı. Üretim artışı, iş disiplini ve işletmelerdeki yönetim birliği zorunluluğu üzerinde durdu, iktisadi etkinlikte yeni tekniklerin kullanılması gerektiğini vurguladı. Aralık 1920'de, "komünizm, sovyetler iktidarı artı ülkenin elektrikleştirilmesidir" diyor ve 1921'deT)evlet planlama komitesi’nin (Gosplan) kurulmasına girişiyordu. Aynı yıl içinde askeri durum kesinlikle bolşeviklerden yana geliştiyse de, halkın gücü ve olanakları tükenmişti. Açlıktan yüz binlerce insan ölür, mart ayında Kronştadt denizcileri ayaklanırlarken, köylüler müsadereleri kabul etmiyor ve teslim edilen ürünleri kasten azaltıyorlardı. Bunun üzerine Lenin, iktisat siyasetinde bir değişiklik önererek Yeni iktisat siyaseti (NEP), yeni kapitalist üretim biçiminde kısmi bir dönüşle birlikte, büyük sanayi, bankacılık ve dış ticaret üzerinde devlet denetiminin güçlendirilmesi dönemini başlattı.

Lenin, uluslararası işçi hareketi sorunlarıyla çok yakından ilgileniyordu. 2 mart 1919'da onun girişimiyle bir Komünist enternasyonal kuruldu. Bu yeni örgüt, 1914 savaşı'na boyun eğen ya da bolşevik deneyimi kınayan sosyalist partiler yönetimlerine karşı bir örgüt olarak kuruluyordu. Proleter‘ devrimi ve dönek Ka- utsky (Proletarskaya revolyutsiya ı renegat Kautskiy) [1918] adlı yapıtını Lenin, alman sosyal demokratlara karşı işte bu anlayış içinde yazdı. Aynı zamanda bütün ülkeler komünistlerini, parlamenter yoldan yararlanmanın sistemli olarak reddedilmesine karşı uyarmak için de, Komünizmin çocukluk hastalığı (Detskaya bolezm "leviznıy" v kommunizm) [1920] adlı yapıtını yazıyordu.

Ancak 1918 yazından başlayarak, sağlığı bozuldu. Mayıs 1922'de yarıfelce uğradı ve etkinliklerini azaltmak zorunda kaldı. 1922 sonunda, sosyalist yasallık, eğitim, bürokrasi, köylü kooperatifçiliği, devrimci hareketin doğuya kayması ve partinin işleyişi üzerine, pek de uygun olmayarak "Vasiyet" diye adlandırılan siyasal notlar yazdırdı. Bu notlarda, Stalin ve Troçki karşısında ("çok kaba" bulduğu ve parti genel sekreterliğinden alınmasını önerdiği Stalin’e karşı daha sert ve çok yetenekli olmakla birlikte işlerin yalnızca yönetsel yönünü görmek eğiliminde olduğunu söylediği Troçki'ye karşı biraz daha yumuşak olmak üzere) eleştirel bir tavır takınıyordu, Bununla birlikte parti merkez komitesi, bu notların, XII. kongrede okunmasını kabul etmedi. 1923 mart ayından başlayarak felçli ve konuşma yeteneğinden yoksun yaşayan Lenin, 21 ocak 192.4'te öldü.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 29 Aralık 2016 23:19
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
29 Aralık 2016       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM

LENİNCİLİK


Lenin'in kuram ve uygulamalarının tümü. (Eşanl. LENİNİZM.)

—ANSIKL. Lenin'in kendi deyişiyle, “lenincilik" deyimi, yalnız Rus sosyal demokrat işçi partisi'nin II. kongresi kulislerinde ortaya çıkmış bir deyimdir. Deyim, bu kongre sırasında, Lenin'in görüşlerini savunanları belirtmek amacıyla Martov yandaşları tarafından kullanıldı. Bu polemik bir yana bırakılırsa, lenincilik deyimi 1923 yılına kadar herhangi bir kuramsal değer taşımadı. Bu tarihte Kamenev, partinin kuramsal yayın organı Bolşevik te, ilk defa olarak leninciliğin tanımını yaptı. Kamenev'in girişimi, bir siyasal polemik (Troçki’ye karşı) amacı taşımakla birlikte, marxçılığın uzantısı olarak anlaşılan marxçılık-lenincilik yönünde bir kapı açıyordu. Gene aynı dönemde ve aynı polemik çerçevesi içinde, Stalin, Sverdlov üniversitesi'nde, Leninizmin temelleri üstüne bir konferans verdi (1924).
Lenincilik, Marx'ın kuramsal yapıtını, örgütlenme, olaylara müdahale ve tarihsel konjonktürü çözümleme ilkeleri olarak anlaşılan bir siyaset görüşüyle tamamlamaya çalışır. Lenincilikte siyaset, özü bakımından pratik bir sorun olarak anlaşılır; siyaset, kuramsal ya da felsefi her müdahalenin temeli ve gerekçesidir. Lenincilik, marxçılığa oranla daha büyük ölçüde olmak üzere, siyasal iktidarın ele geçirilmesine yönelik bir stratejidir. Bu anlayışa göre parti, proletaryanın mücadelesini yönlendirmenin aracı olarak belirleyici bir rol oynar. Gerçekten de Lenin, daha popülistlere karşı yazdığı ilk yazılardan (Halkın dostları kimlerdir..., 1894) başlayarak, partinin siyasal yöneticilik rolü üzerinde ısrarla durmuştur (Ne yapmalı?, 1902).

Stalin, leninciliği, emperyalizm ve proletarya devrimi döneminin marxçılığı olarak tanımlar. Gerçekten de Lenin, kapitalizmin yeni gelişme aşaması olan emperyalizmin bir çözümlemesini yapmıştır. Stalin ve komünist partilerin yöneticileri, marxçı-leninci ideolojiyi Lenin'in metinlerinden yararlanarak kurdular. Lenin’in ölümünden sonra komünist partiler leninciliği benimsediklerini ilan ettiler ve bu öğretisel bağlılığı sürekli olarak korudular.

1970'li yıllarda Batı Avrupa ülkelerinde (Ispanya, İtalya, Fransa, vb.) gelişen "Avrupa komünizmi" akımı, Lenin'in politikasının, dönemin Rusya'sına özgü olduğu gerekçesiyle leninciliği reddetti. Avrupa komünistlerine göre Batı ülkelerinde ancak, daha açık ve daha demokratik, daha az merkeziyetçi bir komünist partinin başarı şansı olabilirdi. Ayrıca komünistlerin Batı'da iktidara gelebilmeleri için, leninciliğin öngördüklerinden farklı sınıfsal ve siyasal ittifaklar kurmaları, sözgelimi devlet aygıtını parçalamaktan çok, onu içeriden dönüştürmeye çalışmaları gerekirdi. Bu yaklaşımın doğal uzantısı, en azından Batı Avrupa (ve daha bir dizi ileri kapitalist ülke) için, proletarya diktatörlüğü düşüncesinin terk edilmesidir. Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinin komünist düzeni terketmelerinden sonra leninciliğin itibarı bütün dünyada daha da çok sarsılmıştır.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 29 Aralık 2016 23:27
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

20 Kasım 2015 / ThinkerBeLL Edebiyat ww
1 Haziran 2011 / ThinkerBeLL Edebiyat ww
22 Ekim 2015 / _EKSELANS_ Müzik ww
25 Mart 2010 / _KleopatrA_ Edebiyat ww
18 Haziran 2015 / Safi Sanat ww