Arama

Gıybet nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 18 Ağustos 2015 Gösterim: 9.992 Cevap: 9
love ıs rock - avatarı
love ıs rock
Ziyaretçi
23 Mart 2010       Mesaj #1
love ıs rock - avatarı
Ziyaretçi
Gıybet nedir, gıybet çeşitleri nelerdir?
EN İYİ CEVABI plum verdi
Gıybet nedir?
MsXLabs.org
Sponsorlu Bağlantılar

Gıybet; "Bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak" demektir. Türkçe'de bu kavramın karşılığı olarak "dedikodu" ve "çekiştirme" kelimeleri kullanılır. İslam'da büyük günahlardan biridir. Hucurat suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir
Ancak, başka birinin arkasından yapılan her konuşma gıybet sayılmaz. Örneğin, herhangi bir haksızlığa uğramış birinin, sorununu, çözebilecek birine anlatması veya bir kişiyi ona zarar verebilecek birine karşı (iddia tahminlerle değil, bir bilgiye dayanıyorsa) uyarmak gıybet kapsamına girmez.

Gıybet'in çeşitleri nelerdir?

1- İnsanın bedeni ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kişi hakkında "Kördür, topaldır, keldir, şaşıdır, kısa boyludur, uzun boyludur, çirkindir.." gibi kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı kusurlarını söylemek gıybettir. Mesela, iki kişi evlendiklerinde damat tarafı; "Damat güzeldir, gelin çok çirkindir." veya gelin tarafı; "Damat kısa boyludur veya geline layık değildir." gibi sözler sarf etmektedirler. Bu tür sözler gıybettir.
2- İnsanın elbisesiyle ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Pantolonu kısadır, eteği uzundur, elbisesi eskidir, ceketi kirlidir..." gibi kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı ayıplarını söylemek gıybettir.
3- Dünya işleri ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Terbiyesizdir, çok yer, çok uyur, ailesi çok gezer, evi temiz değildir..." gibi kişinin duyduğunda rahatsız olacağı sözleri söylemek gıybettir.
4- Ahlakı ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kişi hakkında "Kötü huyludur, acizdir, zayıftır, korkaktır, cimridir, öfkelidir..." gibi kişiyi rencide edici şeyleri söylemek gıybettir.
5- Asaleti ile ilgili kusurlarını söylemek: "Annesi hizmetçidir, babası çöpçüdür, kapıcıdır, çiftçidir veya ayakkabı boyacısıdır..." gibi kişiyi küçük düşürücü sözleri söylemek gıybettir.
6- Dini işleri ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Fasıktır, yalancıdır, anne ve babasına itaat etmez, zalimdir, namaza tembeldir, daha Fatiha'yı bile düzgün okuyamıyor, üçkağıtçıdır, helal ve harama aldırmaz..." gibi duyduğunda kişiyi rahatsız edecek kusurlarını söylemek gıybettir.
7- Gıybet sadece dil ile yapılmaz: Dil ile söylemek, ancak başkasına Müslüman kardeşinin bir eksikliğini anlattığın ve hoşuna gitmeyen bir vasfını belirttiğin için haram olmuştur. Bu bakımdan ta’rizen (gizlice) kendisinden bahsetmek, açıkça kendisinden bahsetmek gibidir. Bu hususta fiil de söz gibidir. İşaret, ima, dudak bükme, göz kırpma, yazı, hareket ve maksadı belirten her türlü söz, açıkça söylemek gibidir. O halde bunların tümü gıybet ve haramdır.
8- Gıybeti dinleyen de yapan gibidir: "Gıybeti dinleyen de gıybet edenlerden birisidir." (Taberani)


Kaynak:
Son düzenleyen _Yağmur_; 3 Kasım 2014 16:40 Sebep: iç başlık
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
23 Mart 2010       Mesaj #2
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
love ıs rock adlı kullanıcıdan alıntı

Gıybet nedir?

Gıybet

Sponsorlu Bağlantılar
Gıybet; "Bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak" demektir. Türkçe'de bu kavramın karşılığı olarak "dedikodu" ve "çekiştirme" kelimeleri kullanılır. İslam'da büyük günahlardan biridir. Hucurat suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir.
Ancak, başka birinin arkasından yapılan her konuşma gıybet sayılmaz. Örneğin, herhangi bir haksızlığa uğramış birinin, sorununu, çözebilecek birine anlatması veya bir kişiyi ona zarar verebilecek birine karşı (iddia tahminlerle değil, bir bilgiye dayanıyorsa) uyarmak gıybet kapsamına girmez.
Konuyla ilgili âyet ve hadisler aşağıdadır:
"Ey iman edenler! Çokça zan etmekten kaçınınız, şüphe yok ki, zannın bazısı günahtır ve birbirinizin kusurunu araştırmayınız ve bazınız, bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? -Bilâkis- onu çirkin görmüş olursunuz. Artık Allah'tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir." (Kur'an, Hucurat/12)
"Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur'an, İsra/36)
Muhammed Peygamber "Gıybet nedir bilir misiniz?" diye sordu. Yanında bulunanlar: "Allah ve onun elçisi daha iyi bilirler" dediler. "Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu. "Kardeşimde söylediğim sıfat bulunuyorsa?" diye sorulduğunda: "Söylediğin sıfat eğer kardeşinde bulunuyorsa gıybet etmiş olursun, bulunmuyorsa iftira etmiş olursun." buyurdu. (Tirmizî)


Vikipedi, özgür ansiklopedi

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
23 Mart 2010       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Dedikodu(gıybet)
Gıybet; "Bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak" demektir. Türkçe'de bu kavramın karşılığı olarak "dedikodu" ve "çekiştirme" kelimeleri kullanılır. İslam'da büyük günahlardan biridir. Hucurat suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir.

Ancak, başka birinin arkasından yapılan her konuşma gıybet sayılmaz. Örneğin, herhangi bir haksızlığa uğramış birinin, sorununu, çözebilecek birine anlatması veya bir kişiyi ona zarar verebilecek birine karşı (iddia tahminlerle değil, bir bilgiye dayanıyorsa) uyarmak gıybet kapsamına girmez.

Konuyla ilgili âyet ve hadisler aşağıdadır:

"Ey iman edenler! Çokça zan etmekten kaçınınız, şüphe yok ki, zannın bazısı günahtır ve birbirinizin kusurunu araştırmayınız ve bazınız, bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? -Bilâkis- onu çirkin görmüş olursunuz. Artık Allah'tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir." (Kur'an, Hucurat/12)

"Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur'an, İsra/36)

Muhammed Peygamber "Gıybet nedir bilir misiniz?" diye sordu. Yanında bulunanlar: "Allah ve onun elçisi daha iyi bilirler" dediler. "Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu. "Kardeşimde söylediğim sıfat bulunuyorsa?" diye sorulduğunda: "Söylediğin sıfat eğer kardeşinde bulunuyorsa gıybet etmiş olursun, bulunmuyorsa iftira etmiş olursun." buyurdu. (Tirmizî)

GIYBET DİNLEYEN NEYAPMALI?
Engel olmazsak, bizimle konuşurken gıybet yapanla suç ortağıyız. Çünkü gıybetin devam edebilmesi, bizim en azından dinliyor görüntüsü verebilmemize bağlıdır. Başkalarının gıybetine bilinçli kulak misafiri olan da gıybetin suç ortağıdır. Bu söz sadece bizimle konuşanın yaptığı gıybeti değil; çevremizde, radyoda veya televizyonda yapılırken dinlediğimiz gıybetleri de kapsamaktadır.

İlk yapmamız gereken, “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (22) hadis-i şerifini hatırlamak olmalıdır.

O anda kendimizi gıybeti yapılan kişinin yerine koymalı, bizden gıyabımızda bu şekilde söz edildiğinde rahatsız olup olmayacağımızı sormalıyız.

Onuru zedelenen kişinin üzülmesi gerekiyorsa üzülmeli, hakkını savunması gerekiyorsa savunmalıyız.
Önce kalbimizde derin bir rahatsızlık oluşmalı, gıybeti dinlemeye tahammül edemez hâle gelmeliyiz.
Gıybeti yapılan kişi kişisel dostumuzsa, mutlaka sözel olarak müdahale etmeli, onurunu savunmalı ve gıybeti suçlamalıyız.
Susturmanın bize zararı büyük olacaksa, ‘rahatsızlığımızı hissettirmek şartıyla’ oradan hemen uzaklaşmalıyız.
Radyo veya televizyonda yapılıyorsa, hemen kapatmalıyız. Bunları yapamıyorsak, dinlememeye çalışmalıyız.
Dahası, gıybeti dinlediğimiz için Allah’tan af dilemeli,

Gıybeti yapılan kişiye dua etmeli,

Duyduklarımızın etkisinde kalarak suizan etmemeye özen göstermeliyiz.
Uyarıp düzeltemediğimiz gıybetçiden, elimizden geldiğince uzaklaşmalıyız.

GIYBET EDEN NE YAPMALI?

Yaşayan veya ölen bir insanın veya insanlar topluluğunun gıyaplarında onları üzecek doğruları söylemiş olabiliriz. Eğer yaşıyor(lar)sa, helalleşmenin bir yolunu aramalıyız. Biliyoruz ki, şehit bile olsak, kul hakkını ödemek zorundayız. Eğer vefat edenin gıybeti yapılmışsa, helallik dilemek ne yazık ki imkânsız. O zaman onun için ömür boyu dua etmekten, onun adına iyilik yapmaktan başka çare kalamaz. Zalimleri aşağılamak dışında, tarihteki insanları eleştirirken, haksızlık yapmamaya dikkat etmeli; herkesin hakkının ve onurunun Allah tarafından sonsuza dek korunacağını unutmamalıyız.

Bugünden başlayarak, gıybetlerini bilmeden yapabileceğimiz ihtimaliyle, tüm tanıdığımız insanlarla ilk karşılaşmamızda mutlaka helalleşmeli, hatta helalleşmeyi periyodik bir alışkanlık hâline getirmeliyiz. Aksi halde burada birkaç günde tamamlayabileceğimiz helalleşme faslını ihmal etmemiz, haşir meydanında binlerce yıl beklememize mal olabilir.

Gıybetini yaptığımız kişilere ismen dua etmeli, onların affı ve tüm hayatlarının rahmetle ve ihsanla kuşatılması için, ısrarlı ve vazgeçmeden gizli dualarda bulunmalıyız. Tüm bunları yaparken, —bilhassa vefat edenlerin ve toplulukların—bir daha gıybetlerini yapmamak için de ilâhî yardım dileğimizi ihmal etmemeliyiz. Çünkü, bu tür gıybetlerde helalleşmek pratik olarak neredeyse imkânsız gibidir.

GIYBET EDİLEN NE YAPMALI?

Hakkımızda yapılan gıybetler bir şekilde bize ulaşır. Ya başkaları bize aktarır, ya söz dolaştırılırken kulak misafiri oluruz, ya da kalbimizde gıybetimizi yapana karşı bir soğukluk ve sevgisizlik ilhamı alarak ondan uzaklaşma eğilimine gireriz. Toplumsal bölünmelerin ve kitleler arasında bağlılığın azalmasının ardında, kitlesel gıybetlerin ne denli etkili olduğunu hatırlamalıyız.

Şayet ‘size’ gıybet yapana küfür, hakaret ve aşağılama savurarak kendinizi savunursanız, gıybetlerinin bedelini büyük ölçüde dünyada almış olursunuz. Ancak, bunun yerine şahsınızı savunmaya girmeyip, gıybetle mücadele eder de gıybetçinin bu hasletten kurtulmasına uğraşırsanız, büyük mükafatları hak edersiniz. Hasan-ı Basrî, kendisine gıybet edene bir tabak taze hurma göndermiş ve “Duydum ki sen ibadetini bana hediye göndermişsin. Ben de buna bir karşılık vermek istedim. Kusura bakma, tam karşılığını veremedim” diye de bir not eklemiştir.

Gıybetinizi yapanlarla savaşmadığınızda, karşılarına ilâhî adalet çıkıyor ki, tevbe etmeyenleri kuşatan ilâhî ceza kimsenin intikamına benzemez. Hatalarını düzeltmedikleri sürece, ayıpladıkları şey başlarına gelinceye ve üstelik ebedî hayatta bedelini ödeyinceye kadar kurtulamazlar. Ancak kul kişisel hakkını affedip, muhatabı için hidayet dilerse, elde edeceği mükafat, aksi halde kazanacağından çok daha değerli olacaktır.

İnsan, kendine yapılan gıybete ne oranda affedici olması gerekiyorsa, başkasına yapılan gıybete o oranda acımasız ve zemmedici olmalıdır. Ayrıca, şayet bir insanın ismi ve eserleri bir topluluğa mal olmuşsa, o insana veya eserine yapılan gıybet, aynı zamanda taraftarlarına yapılmıştır. Örneğin peygamberlerin gıybetini yapan, inananlarının da gıybetlerini yapmış olur. Bir babayı haksız yere aşağılayan, çocuğunu da aşağılamış sayılır. Bu durumda, bize yapılan gıybetin yakın dostlarımıza düşen hissesini affedemeyiz. Kader başkasına ait hisselerin bedelini tahsil edecektir.

GIYBETTEN NASIL KORUNURUZ?

Başlıktaki soru üç yönlüdür: Gıybet etmekten nasıl kurtuluruz? Başkalarının gıybetimizi yapma sebeplerini nasıl yok ederiz? İnsanlar niçin gıybet yapıyorlar? İşte çözümler:

• Gıybet yapmamak: Gıybet edenin gıybeti yapılacaktır. Dilimizi gıybete karşı dişlerimizin ardına hapsedersek, başkalarının gıybetlerini dahi önleyebiliriz. Dilini tutanla alay etmeye kalkanın kalbine, gizli bir elem ve hatta korku ilham edilecektir. En güvenlisi susmaktır; övmeyeceğimiz kimsenin gıyabında konuşmamaktır.

• Övünmemek ve başkalarını küçümsememek: İnsanlar başkalarının övünmelerini veya huzurlarında küçülmeyi kabullenemezler. Aramızdaki eşitliği bozduğumuzda, izzetlerini korumak için bizi aşağılama ihtiyacı duyacaklardır. Başarılarımızı, hizmetlerimizi gizleyemeyiz, gizlememeliyiz; tecrübelerimiz dostlarımıza model olacak ve onları heyecanlandıracaktır. Ama anlatırken kendimizi onlardan büyük görüyorsak, içimizde onlara yönelik bir küçümseme varsa, bu duygu algılanacak; bu durum vücut dilimize ve konuşmamıza da yansıyacaktır. Âlimin ilmine saygı göstermeli; ama çocukla da çocuklaşabilmeliyiz.

• Kıskanmamak/kıskandırmamak: Kıskandığımız insanın güzel vasıflarını reddederiz; göreceği zarardan mutluluk duyarız. Kıskandırmanın inceliklerini burada sıralamak zor; en basit formülü şudur: Kimseyle rekabet etmeyen, başarıyı sonuçlar olarak değil, niyetler ve gayretler olarak gören insan kıskanamaz ve haklı şekilde kıskandıramaz. “Kıskandırmayayım” diye hizmetlerini gizlemek ve hiçbir şey yapmıyormuş gibi bir izlenim vermeye çabalamak, ihsana nankörlüktür; insanları başarılı modellerden mahrum etmektir, insanlara pısırık bir örnek sunmaktır. Kıskançlığın olmadığı yerde sadece takdir, sevgi, saygı ve muhtemelen gıpta vardır. Temiz bir ruh, kardeşine dua edip destek olduğunda, iyiliğine ortak olacağını bilir ve kıskanmaz.

• İkiyüzlü olmamak: İnsanlar çıkarlarının veya korkularının etkisi altında ikiyüzlü davranmaya kalkışabilirler. İkiyüzlü olmayanın gıybetini yapmaktan korkarsınız; ikiyüzlünün gıybeti ise çok kolay ve pervasızdır. Dahası, ikiyüzlü olmayanın kendisi de kolaylıkla gıybet yapamaz. Çıkarlarını düşünerek iki yüzlü davrananlar, çıkarlarından mahrum olmakla cezalandırılacaklar. Basit korkuları nedeniyle ikiyüzlülüğe teslim olanlar, dayanılmaz korkularla yüzleşecekler.

İki yüzlülük, hiç bir başarının, hiç bir kazanımın, hiç bir mutluluğun yolu olmamıştır. İkiyüzlülük insanda ne şeref bırakır, ne irade ve ne de cesaret... Bir insanın yüzüne gülüp onu takdir eden, gıyabında sözü geçtiğinde aynı şeyi yapmıyorsa ikiyüzlüdür. İnsanlara ikiyüzlülük yapan şüphe etmesin ki, ruhu Yaratıcısına da ikiyüzlülük yapıyordur.

• Kendini temize çıkarmamak: Kişisel kusurlarını reddeden insan, kusur işlediğinde suçu başkasına atacak; en azından, “Onun yüzünden yaptım” diyecektir. Böyle insanlar, başkalarını öfkelendirecek, üzecek ve haklarında gıybet yapılmasına yol açacaklardır. Kusurumuz varsa derhal kabul etmeli; başkasının suçu varsa bile, başkalarını suçlamakla vakit geçirmemelidir. Çünkü, hakkın dağıtılmadığı yerde, suçlunun kim olduğunun bilinmesinin hiçbir pratik faydası yoktur.

• Eğlence için aşağılamamak: Kimi insanlar Firavun gururuna sahiptirler. Ben merkezlidirler ve kişisel çıkarlarından başka odakları yoktur. Onların tek zevkleri başkalarını eğlence için aşağılayıp durmaktır ve bu onların hastalığıdır. Bu tür insanları insan yerine koyup muhatap olanlar, aynı geleceği paylaşacaklardır.

• Üzüntü veya öfkeye teslim olmamak: Kimi zaman da kişinin işlediği kusura üzüldüğümüz için, iyilik zannıyla gıybetini yaparız. Bazen de bu kusur nedeniyle öfkeleniriz ve kalbimiz bu duyguların etkisi altında onu manen cezalandırmak için aşağılamak ister; dilimizi tutamayız. Üzüntü, öfke veya infialin dostlarımızı ânında harcamamıza yol açmaması gerekir. Zira gün gelir, haksızlık yaptığımızı algılar, pişman oluruz.

• Alışkanlığa direnmek: Hayatımız boyunca yaşadığımız aşağılanmalar, gıybeti ruhumuza sindirmiş ve bizim için güçlü bir alışkanlığa dönüştürmüş olabilir. Ailede, mahallede, okulda, askerde, işte ve her yerde sürekli küçümsenmişsek, insan onurunu korumanın değerini idrak etmemiz zordur. Bu tür alışkanlıkları teşhis etmeli ve karşımıza almalıyız.

• Gıybet salgınına karşı korunmak: Önemli bir nokta da gıybetin içinde yaşadığımız toplumun hemen tüm bireylerine veba gibi bulaşmasıdır. TV ve gazeteler her gün gıybetle siftah yaparsa, her sabah işler gıybet seanslarıyla başlarsa, en içten dostlarımız gıybetin içerisine ölümüne saplanmışlarsa, virüsü kapmadan günün akşamına ulaşmak son derece zordur. Gıybetten ancak konuşma özürlünün kurtulabileceğini bilmeli ve gıybet karşısında çok katı ve dikkatli olmalıyız.

• Failleri gizlemek: Gıybetten korunmanın susmaktan sonra gelen en kestirme yoludur. Kötülüğü sahibinden soyutlayarak zemmedersek gıybet yapmış olmayız. “Adamın birisi sürekli yalan söylüyordu, bir tanıdığım sürekli burnunu karıştırıyordu...” Bunlar şükür ki gıybete bir şartla girmezler: Sizi dinleyenler o kişinin kim olduğunu tahmin edemiyorlarsa gıybet değildir; ama vasıflarından tanımaları hâlinde ismini söylemeseniz de gıybete girer. Kişinin kendisi kendini tahmin etse sorun değil, birisi burnunu karıştırıyorsa, bunu herkes de yapabilir. Ancak isimler meçhul olduğunda bile, iftira, aşağılama gibi şeyler her hâlükârda yasaktır.


Giybet etmek

--------------------------------------------------------------------------------

Muhterem Müslümanlar!

Aiiah Teâîâ, kullarına dünya ve âhirette zarar verecek kötülük­leri haranı kılmıştır.

Gıybet, bir Müslümam, duyduğu zaman hoşuna gitmeyecek bu­seyle anmaktadır.

Gıybet, dinî bakımdan hiçbir zaruret yok iken, bir insanı kusu­ru ile anmaktadır.

Gıybet, ölmüş bulunan kardeşinin kokmuş etini didiklemektir.

Gıybet; kıskandığı bir insanı halkın gözünden düşürmek için onun vücudundaki, soyundaki, giyinişindeki veya ahlâkındaki kusur­ları çekiştirmektir.

Gıybet, nefse esaret örneğinin en çirkinidir.
İnsan, kendi aybını görürse, başkasının aybını aramaya vakit bu­lamaz. Bir insan için, kendi aybı varken, başkasının kusurunu arama­sından daha ayıp bir şey olur mu?

Bir gün Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

«Gıybet nedir, biliyor musunuz?» Ashâb:
«Allah ve Resulü daha iyi bilendir» dediler. Resûl-i Ekrem:

«Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmaktır» buyurdu. Ashab-tan biri taraf ınddan:
«Eğer söylediğim, kardeşimde (mevcud) olursa (bir mahzur) gö­rür müsünüz?» denildi. Resûlullah:
«Şayet söylediğin onda bulunursa gıybet etmiş olursun. Eğer söy­lediğin onda yoksa iftira etmiş olursun» buyurdular (1).

Bir kimse bir din kardeşini, başının kelliği, gözünün şaşılığı ve­ya körlüğü, boynunun uzunluğu veya kısalığı, renginin siyahlığı veya kırmızılığı ile anacak olursa onu sıfatı ile gıybet yapmış olur.
Bir şahıs, din kardeşini, babasının cimriliği ile anacak veya «Fâ-sık adamın oğlu» diyecek olsa, soyu itibariyle gıybet yapmış olur.

Bir ferd, din kardeşini; pinti, kibirli, mürâî, korkak ve âciz diye anacak olursa onu huyu itibariyle gıybet yapmış olur. Ashabtan Ebû Hüreyre (r.a.) naklediyor: «Biz Peygamber (s.a.v.) in huzurunda bulunuyorduk. Bir adam kalktı (ve dışarı çıktı). Bazı kimseler:
«Falan ne kadar âciz kimsedir» dediler. Resûl-i Ekrem:

«Arkadaşınıza gıybet ettiniz ve etini yediniz!» buyurdu.

Okumuş olduğum âyet-i kerimede buyruluyor ki:
«Ey iman edenler, zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü bâ'zı zan (vardır) ki günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin. Sizden herhangi biriniz ölü kar­deşinin etini jemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'­tan korkun. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyicidir)) (2).

Bir insan, din kardeşinin arkasından konuşmanın onun kokmuş etini yemekle müsavi olduğunu, gerek âyet-i kerime gerekse hadîs-i şeriflerden öğrendikten sonra acaba bu kötülüğe dili döner mi?

İbrahim ibni Edhem, bazı kimseleri evine davet etmişti. Müsaîir-ler sofraya oturunca bir şahsı çekiştirmeye başladılar. O büyük zat,

«Bizden evvelkiler, evvelâ ekmeği sonra eti yerlerdi. Siz eti ek­mekten önce yemeye başladınız» diyerek gıybetlerine engel olmuştur.(3)-
;
Muhterem Müslümanlar!

Müslümanm Müslümana kanı (nı dökmek), ırzı (na saldırmak), malı (m gasbetmek) haramdır (4).
Gıybet yapmak, faizcilik ve tefecilik yapmaktan daha büyük bir haramdır (5).

Gıybet yapan, bu hareketine tevbe ederse, cennete en son gire­cektir. Tevbe etmez ve dedikodu devam edecek olursa cehenneme ilk girenlerden olacaktır.

Gıybet yapan, iyilik ve sevaplarını sağa sola atan kimse gibidir. Hasan Basrî Hazretlerine, «Falan senin aleyhinde konuşuyor» denildi. Bu büyük zât, bir tabak helva doldurup komşusuna götürdü ve:
«Sevaplarını bana hediye ettiğini haber verdiler. Ona mükâfat olmak üzere bunu getirdim. Çok bir şey değil amma kusura bakma» dedi Msn Demon.

Haksız yere gıybet olunan kimsenin, günahının yansını Allah Te-âlâ bağışlar. Gıybet yapanın sevabından bir kısmı, aleyhinde konuş­tuğu kimseye verilir. Kıyamette bu kimsenin amel defteri, sahifeleri açık olarak, kendisine takdim olunduğunda, kul:

«Yâ Rabbi, şu yaptığım (ibadetlerimin) şu (oruçlarımın) ve na­mazlarımın sevapları nerede? Onlar sahifelerimin arasında yok?» di­yecek. Cenâb-ı Hak:
«Halkı gıybet etmen sebebiyle (onlar) mahvoldu» buyuracak (7).

ibrahim b. Edhem Hazretleri diyor ki:
«(Ey Müslüman!) dünya malında dostlarına karşı cimrilik ya­parsın; fakat âhiret sermayesiyle düşmanlarına karşı sahavette bulu­nursun. Pintiliğinde mazur değilsin, cömertliğinde övgüye lâyık ola­madın» Msn Note.

Gıybet yapan kimse, ağzından çıkan sözlerin ne kadar nefreti mucip olduğunu bilse, bu işe asla tenezzül edemez. Ashâb-ı kiram Resûlullah Efendimiz'in huzurunda otururlarken çirkin bir koku ya­yıldı.

Peygamber Efendimiz:

«Bu koku nedir, biliyor musunuz? Bu mü'minleri gıybet edenle­rin (ağzından çıkan) kokudur» buyurdu (9). Bazı kimselerin aklına şöyle bir şüphe gelebilir:

«O zaman duyulan koku, bu gün neden lıis
sedilmiyor?». Günümüzde gıybet o kadar çoğaldı ki, bunlar o pis ko­kuya alıştı, onun çirkinliğini hissedemez oldu (10).

Gıybet o kadar büyük bir suçtur ki aleyhinde konuşulan kimse gıybet yapanı 'bağışlamazsa o kimseyi Allah da affetmez.

Bu kadar büyük günah olan gıybet, bazı zaruretler sebebiyle mu­bah olur:
. .
Zulme uğrayan kimsenin hakkını aramak için âmirlere ve adlî mercilere giderek zalimin halini anlatması; dinî bir mes'elede müftü­ye giderek, «Falan bana karşı şöyle davranıyor. Ben ona karşı nasıl hareket etmem gerekir?» demesi; bir kötülüğün önünü almak için, fe­nalığı yapan kimsenin hareketinin anlatılması; bid'at ehliyle düşüp kalkana nasihat ederek onun yaptıklarının dile getirilmesi;

fışkını or­taya koyan ve alenî olarak fenalık yapan kimsenin hâlinin anlatılma­sı gibi şeyler, gıybetten sayılmamıştır (11
ener - avatarı
ener
Ziyaretçi
19 Nisan 2010       Mesaj #4
ener - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

Gıybet ne demektir


Link'i inceleyiniz>> Gıybet Nedir?
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
29 Mart 2011       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.



Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Duyunca üzüleceği bir sözü yüzüne karşı da söylemek günahtır.



Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.



Bir müslümanın günahı ve kusuru söylendiğinde, hafızların, din adamlarının, (Elhamdülillah, biz böyle değiliz) demeleri, gıybetin en kötüsü olur. Birisinden bahsedilirken, (Elhamdülillah, bizi hayasız yapmadı) gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. (Falanca kimse çok iyidir, ibadette şu kusuru olmasa, daha iyi olurdu) demek de gıybet olur.

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

(Birbirinizi gıybet etmeyiniz.) [Hucurat 12]



Gıybet, adam çekiştirmek demektir. Birisini gıybet etmenin, ölmüş insanın etini yemek gibi olduğu bildirildi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:



(Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan kimseler gördüm. "Bunlar kim" dedim. Cebrail aleyhisselam, "Gıybet ederek insanların etini yiyen, şahsiyetlerini zedeleyen kimselerdir" dedi.) [Ebu Davud]



(Kıyamette bir kimse, sevap defterinde, yapmadığı ibadetleri görür. "Bunlar seni gıybet edenlerin sevaplarıdır" denir.) [Harâiti]



(Bir cemaat içinde bulunurken, bir kimse hakkında gıybet edildiğini görürsen, o kimse için yardımcı ol. Ve cemaatı da ondan men etmeye çalış veya oradan kalk git.) [İ.Ebiddünya]



(Din kardeşinin yüzüne söylemekten hoşlanmayacağın şey gıybettir.) [İbni Asakir]



(Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, ü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder.) [İbni Ebiddünya]


(Bir kimsenin malı az, çoluk çocuğu çok, namazı güzel olursa ve müslümanları gıybet etmezse, kıyamette onunla yan yana oluruz.) [Hatib]



(Falancanın boyu kısadır) diyen birisine, Peygamber efendimiz, (Bu sözün denize atılsa, denizi kokutur) buyurdu. (Tirmizi)



Gıybet, insanın sevaplarının azalmasına, başkasının günahlarının kendine verilmesine sebep olur. Bunları her zaman düşünmek, gıybet etmeye mani olur. (İslam Ahlakı)



Gıybetin zararı

Sual: Gıybetten kurtulmak mümkün müdür?

CEVAP

Evet, gıybeti ve zararını bilen gıybetten kaçıp kurtulur. Mesela yılanı ve zararını bilen, yılanla oynar mı? Yılanı koynuna alıp yatar mı? Gıybetten kurtulmak için:

1- Gıybetin zararını düşünmeli! Gıybet sebebiyle, sevaplarının gideceğini, hatta gıybet ettiği kimsenin günahlarını da yükleneceğini bilmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kıyamette, sevap defteri açılan bir kimse, "Dünyada iken, şu ibadetleri yapmıştım, burada yazılı değil" der. "Onlar, silinip gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı" denir.) [İsfehani]



2- Gıybet, dünyada da alında bir kara lekedir! Kendine dedikoducu dedirtmemelidir. Çünkü Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Gıybet edeni dinleyen de günahta ortaktır.) [Taberani]



3- Bir kimse, başka birine kırgınsa, onu kötülemeye çalışır, gıybetini eder. Başkasına kızıp da kendini Cehenneme atmanın ahmaklık olduğunu bilen, gıybet etmez. Gıybet etmekle, ona zarar vermiş olmuyor, kendini felakete atıyor. Üstelik sevmediği kişinin günahlarını alıp, yerine kendi sevaplarını veriyor.



4- Bazen topluluktakileri memnun etmek, onları güldürmek için gıybet edilir. İnsanları memnun etmek için, ü teâlânın gazabına maruz kalmayı istemek ne kadar yanlıştır.



5- Gıybet eden, övülmeyi, herkesin kendisinden bahsetmesini ister. Bu bakımdan kendini övmek için dolaylı yolları seçer. Mesela, (Falanca çok geçimsizdir) der. Bu, (Ben geçim ehliyim) demektir. Cömert olduğunu bildirmek için, (Falanca çok cimridir) der. Eğer böyle gıybet edeni dinleyen, akıllı birisi ise, kendini bu şekilde övene hiç değer vermez, onun değersiz olduğunu anlar. Bunları dinleyen akıllı değil de, cahil, ahmak birisi ise, gıybet ettiği için ona değer verse, ne çıkar? Kazancı ne olur?



6- Başkalarını gıybet edip kusur araştıran kimse, kendi kusurlarını göremez. Halbuki kendi kusurları ile meşgul olan başkalarının kusurlarını göremez. Başkalarının kusurları ile uğraşan birisinin, kendi kusurunu görmeyen zavallı bir ahmak olduğu anlaşılır.



7- Kıskanç olan, mal sahiplerini kötüler. (Malı çok ama yemesini bilmez, cimrinin biridir) der. Yahut mevki sahibi için, (Müdür oldu diye kendini bir şey zannediyor) der. Böyle söylemekle, gıybet edilenin ne malı azalır, ne de makamı elden gider. Buna rağmen kıskançlık ateşi, söyleyeni yakıp kavurur. Üstelik, gıybet günahına girdiği için sevaplarını sevmediği kimseye vermeye mahkum olur.
Son düzenleyen _Yağmur_; 30 Mart 2011 08:08 Sebep: reklam kaldırıldı
snackbloot - avatarı
snackbloot
Ziyaretçi
2 Haziran 2011       Mesaj #6
snackbloot - avatarı
Ziyaretçi
Değerli kardeşimiz;
Söylediğimiz sözler eğer o insanı rahatsız edecek sözlerden ise niyetimiz ne olursa olsun söylememek gerekir. Çünkü o kişinin hoşuna gitmezse bu gıybet olur.

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır.

Gıybet, insan veya insanla ilgili birtakım şeyler üzerinde olur. Kişinin bedeni, nesebi, ahlâkı, işi, dini, dünyası, elbisesi, evi, bineği... dedikodu konusu olabilir. Gözün şaşılığı, saçların döküklüğü, uzun veya kısa boyluluk, siyah veya sarı renkte olmak... Bunlardan alaylı bir şekilde bahsedilmesi sözkonusu kişinin kalbini kırar.

Kur'an ve Sünnet, gıybeti yasaklamıştır: "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz değil mi?" (el-Hucurat, 49/12); "Gıybet, kardeşini hoşuna gitmeyecek şekilde anmandır" (Tirmizî, Birr, 23; Dârimî, Rikat, 6; Mâlik, Muvatta, Kelâm,10; Ahmed b. Hanbel, II, 384, 386).

Başkalarına kardeşinin ayıplarını anlatmak onun hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek demek olduğundan, ancak dil ile söylemek haram olmuştur. Kaş-göz işareti yapmak, imâ, işaret ve yazı gibi gıybet anlamı ifade eden her hareket de gıybettendir. Meselâ elle birisinin uzun veya kısa boyluluğuna işaret etmek, bir şahsın ayıpları hakkında yazı yazmak gıybettir. Gıybeti tasdik etmek de gıybettir. Gıybet yapılan yerde susan kişi gıybete ortak olmuş olur. Diliyle gıybetçiye karşı duramayanın kalbiyle inkâr etmesi gerekir. (İmam Gazzâli, Zübdetü'l-İhya, Trc: Ali Özek, İstanbul 1969, 362, 363).
Allah Resulu şöyle buyurur:
"Bir kimse yanında hakarete maruz kalan bir mümine gücü yettiği halde yardım etmezse, Allah o kimseyi kıyâmet gününde insanların önünde rezil eder" (Tebarâni).

- "Her kim gıyabında kardeşinin kusurlarını söyletmezse, kıyâmet gününde Allah da onun kusurlarını örtmeyi tekeffül eder" (İbn Ebi'd-Dünya).

- "Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah do onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder." (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).

İslam dininde kardeşlik olgusunun, "Müminler ancak kardeştir. İhtilaf ettikleri zaman, iki kardeşinizin arasını düzeltin; ve sakının ki, merhamet olunasınız" (el-Hucurat, 49/10) ilâhi buyruğu ile kurulmuş olması, İslâm toplumunu bu iman kardeşliği üzerinde yükselen güçlü bir toplum yapmaktadır. Böyle bir toplumda gıybet yoktur.
Çünkü, Hz. Peygamber (s.a.s)'in buyurduğu gibi, "Mümin müminin aynasıdır. Mümin iki el gibidir, birisi diğerini temizler." Bu ölçüler, toplumu fitne ve bozgunculuktan uzak tutar.
Eğer bir müslüman gıybet ettiyse veya isteyerek gıybeti dinlediyse; “Allahım, bizi affet ve gıybetini ettiğimiz kişiyi de bağışla” diye dua etmelidir. Ayrıca gıybetini yaptığı kişiyle karşılaşınca helallik almalıdır. (bk. Nursi, Mektubat, 22. Mektup)

Gıybetin sebepleri:

1. İntikam duygusunu tatmin etmek,

2. Arkadaşlarına uymak,

3. Gösteriş ve büyüklük yapmak; başkalarını küçültmek, kendini büyütmek,

4. Kıskançlık,

5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarını ortaya sermek,

6. Küçük düşürmek için alay etmek. (bk. Gazzâlî, İhyâu Ulûmiddin, Trc: Ali Arslan, İstanbul 19'72; VI, 522 vd).

Gıybetten korunmak için kişinin öncelikle kendi kusurlarıyla uğraşması gerekir. Şuralarda gıybet câizdir:

İslam uleması gıybet ve ifşanın hangi durumlarda caiz veya gerekli olduğu konusunda önemli açıklamalar yapmışlar, hatta kitaplar yazmışlardır. Bu açıklamalarda caiz olan durumlar şöyle sıralanmıştır:

1. Haksızlığa uğrayan bir kimse, hakkını alabileceğini, zulmü engelleyebileceğini umduğu şahıslara durumu anlatabilir.

2. Dine ve ahlaka aykırı bir davranışını gördüğü kimsenin bu durumunu gören ve bilenler, düzeltmesi muhtemel olan kimselere aktarabilirler.

3. Dince yanlış davrandığına inandığı bir kimsenin davranışını, dini bilen bir kimseye (mesela müftüye) anlatarak doğru bilgi (fetva) alma teşebbüsünde bulunabilir.

4. Halkı korumak, onlar için hayırlı olacağı kanaatiyle ilgililere bildirmek için ayıplar ve günahlar açıklanabilir; bazı durumlarda bu caiz değil, gerekli (farz) olur. Mesela hadis rivayet edenler içinde yalancılığı, ahlak ve dindarlık bakımından gevşekliği bilinen kimselerin bu durumları açıklanır ki, uydurma hadis rivayeti engellensin. Keza mahkemede şahitlik edecek şahısların da "yalan söylemekten çekinmeyeceklerini gösteren" kusurları hakime bildirilir.

5. Bir kimse diğeri ile evlenmek, ortak veya komşu olmak, ona bir şeyi emanet etmek, onunla bir iş yapmak, ondan din ilmi öğrenmek... istediğinde kendini korumak isteyen taraf, karşı tarafı tanıyan birisine "onun nasıl bir kimse olduğunu" sorarsa, bildiği kusurlarını açıklaması gerekir.

6. Kamu görevinde istihdam edilen bir kimse ya buna ehil değilse veya görevini kötüye kullanmaktan çekinmeyeceğini gösteren bir günahı ve ahlaki kusuru varsa, bunları bilen kimse, o şahsın amirine –kamuyu korumak maksadıyla- durumu bildirmekle yükümlüdür.

7. Günahını ve kusurunu gizlemeyen, açıkça yapan ve gösteren kimsenin bu davranışlarını konuşmak, haram olan gıybete girmez.

8. Bir kimsenin "topal, kel, kör, köse" gibi bir lakabı varsa ve o kimseyi anlatmak (tarif etmek, tanıtmak) için bunları zikretmek gerekiyorsa mesela "Topal Osman" denir ve bu haram olan gıybete girmez.

Bütün bu istisnaların ayetlerde ve hadislerde dayanakları vardır.
Teusa - avatarı
Teusa
Ziyaretçi
2 Haziran 2011       Mesaj #7
Teusa - avatarı
Ziyaretçi
GIYBET,çekiştirme;duyduğu zaman insanın hoşuna gitmeyecek olan bir kusurunu gıyabında söylemektir.GIYBET BAŞLICA ŞU HUSUSLARDA OLUR.BEDENİ GIYBETözü şaşıdır,bir gözü kördür,başı keldir,yüzü sivilcelidir,boyu kısa veya uzundur,siyahtır,sarıdır,gibi duyduğu zaman kişinin canının sıkılacağı şeyleri söylemek.NESEBİ GIYBETna babası için,kötü insandır;gibi hoşuna gitmeyecek herhangi birşey söylemek.AHLAKİ GIYBETötü huyludur,cimridir,kibirlidir,riyakardır,hiddetlidi r,korkaktır,acizdir,tahammülsüzdür,yüreksizdir,dem ek gibi.DİNİ GIYBEThırsızdır,yalancıdır,içkicidir,kumarbazdır,haindir, zalimdir,namaza ve zekata tembeldir,namazı güzel kılmaz,pislikten kaçınmaz,ana babasına itaat etmez,zekatı yerine vermez,gibi sözler,DÜNYEVİ GIYBET:Edepsizdir,insanlara ihanet eder,halkın hakkına,hukukuna riayet etmez,heryerde kendisini haklı görür,çok konuşur,çok yer,çok uyur,vakitsiz uyur.oturacağı yeri bilmez,demek gibi.GİYİNİŞİN GIYBETİ:kıyafeti geniştir,dardır,uzundur,kısadır,kirlidir,gibi sözler gıybet olur.Peygamber Efendimiz(S.A.V.)"Fasıkın(yani aşikare günah işleyenin)gıybeti olmaz" buyurdular.Binaenaleyh,Ramazan-ı şerifte,bir kimse,mazeretsiz olarak oruç tutmamış olsa günahkar olur.Ancak, insanlardan utanmayıp, insanların gördüğü bir yerde orucu bozan birşey yapması fasıklık olur.mazeretsiz oruç tutmamak günah olup,bunu insanlardan utanarak gizleyen kimsenin oruç tutmadığını söylemek gıybet olduğu halde,orucu mazeretsiz tutmadığı gibi insanların gözü önünde,orucu bozan bir harekette bulunan kişi fasık olur ve onun bu hareketini konuşmak gıybet olmaz.Diğer günahlarda böyledir.Sevgili kardeşlerim;ALLAH'ım bizleri zatına layık kul,habibine layık ümmet,Kur'ana daim hizmet eden kullarından eylesin.AMİN.ALLAH c.c.hepimizden razı olsungulgulgul
Son düzenleyen Efulim; 2 Haziran 2011 23:56 Sebep: Forum dışı içerik.
plum - avatarı
plum
Ziyaretçi
5 Haziran 2013       Mesaj #8
plum - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Gıybet nedir?
MsXLabs.org

Gıybet; "Bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak" demektir. Türkçe'de bu kavramın karşılığı olarak "dedikodu" ve "çekiştirme" kelimeleri kullanılır. İslam'da büyük günahlardan biridir. Hucurat suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir
Ancak, başka birinin arkasından yapılan her konuşma gıybet sayılmaz. Örneğin, herhangi bir haksızlığa uğramış birinin, sorununu, çözebilecek birine anlatması veya bir kişiyi ona zarar verebilecek birine karşı (iddia tahminlerle değil, bir bilgiye dayanıyorsa) uyarmak gıybet kapsamına girmez.

Gıybet'in çeşitleri nelerdir?

1- İnsanın bedeni ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kişi hakkında "Kördür, topaldır, keldir, şaşıdır, kısa boyludur, uzun boyludur, çirkindir.." gibi kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı kusurlarını söylemek gıybettir. Mesela, iki kişi evlendiklerinde damat tarafı; "Damat güzeldir, gelin çok çirkindir." veya gelin tarafı; "Damat kısa boyludur veya geline layık değildir." gibi sözler sarf etmektedirler. Bu tür sözler gıybettir.
2- İnsanın elbisesiyle ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Pantolonu kısadır, eteği uzundur, elbisesi eskidir, ceketi kirlidir..." gibi kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı ayıplarını söylemek gıybettir.
3- Dünya işleri ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Terbiyesizdir, çok yer, çok uyur, ailesi çok gezer, evi temiz değildir..." gibi kişinin duyduğunda rahatsız olacağı sözleri söylemek gıybettir.
4- Ahlakı ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kişi hakkında "Kötü huyludur, acizdir, zayıftır, korkaktır, cimridir, öfkelidir..." gibi kişiyi rencide edici şeyleri söylemek gıybettir.
5- Asaleti ile ilgili kusurlarını söylemek: "Annesi hizmetçidir, babası çöpçüdür, kapıcıdır, çiftçidir veya ayakkabı boyacısıdır..." gibi kişiyi küçük düşürücü sözleri söylemek gıybettir.
6- Dini işleri ile ilgili kusurlarını söylemek: Bir kimse hakkında "Fasıktır, yalancıdır, anne ve babasına itaat etmez, zalimdir, namaza tembeldir, daha Fatiha'yı bile düzgün okuyamıyor, üçkağıtçıdır, helal ve harama aldırmaz..." gibi duyduğunda kişiyi rahatsız edecek kusurlarını söylemek gıybettir.
7- Gıybet sadece dil ile yapılmaz: Dil ile söylemek, ancak başkasına Müslüman kardeşinin bir eksikliğini anlattığın ve hoşuna gitmeyen bir vasfını belirttiğin için haram olmuştur. Bu bakımdan ta’rizen (gizlice) kendisinden bahsetmek, açıkça kendisinden bahsetmek gibidir. Bu hususta fiil de söz gibidir. İşaret, ima, dudak bükme, göz kırpma, yazı, hareket ve maksadı belirten her türlü söz, açıkça söylemek gibidir. O halde bunların tümü gıybet ve haramdır.
8- Gıybeti dinleyen de yapan gibidir: "Gıybeti dinleyen de gıybet edenlerden birisidir." (Taberani)


Kaynak:
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
14 Ağustos 2015       Mesaj #9
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Öncelikle selamın aleyküm arkadaşlar sorum şu bir çok yerde aradım tam olarak bir karşılığını bulamadım lütfen yardım edin.
Birisinin söylediği bir sözü taklit etmek gıybet sayılıyor mu?
Önünden geçen birisi hakkında aklından geçen kötü şeyler(yüzünde yanık var , pantolonu,elbisesi yırtık gibi) gıybet sayılıyor mu ?
Martinaa - avatarı
Martinaa
Ziyaretçi
18 Ağustos 2015       Mesaj #10
Martinaa - avatarı
Ziyaretçi
Gıybet; "Bir kimsenin ayıbını arkasında söylemek[1] veya aleyhine konuşma " demektir. Türkçede bu kavramın karşılığı olarak "dedikodu" ve "çekiştirme" kelimeleri kullanılır.

İslam'da büyük günahlardan biridir. Hucurat Suresi 12. ayette, gıybet yapmak, ölmüş kardeşinin (insanın) etini yemeye benzetilmiştir.[1]

Ancak, başka birinin arkasından yapılan her konuşma gıybet sayılmaz. Örneğin, herhangi bir haksızlığa uğramış birinin, sorununu, çözebilecek birine anlatması veya bir kişiyi ona zarar verebilecek birine karşı (iddia tahminlerle değil, bir bilgiye dayanıyorsa) uyarmak gıybet kapsamına girmez.

Konuyla ilgili âyet ve hadisler aşağıdadır:

"Ey iman edenler! Çokça zan etmekten kaçınınız, şüphe yok ki, zannın bazısı günahtır ve birbirinizin kusurunu araştırmayınız ve bazınız, bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? -Bilâkis- onu çirkin görmüş olursunuz. Artık Allah'tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir." (Kur'an, Hucurat/12)

"Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur'an, İsra/36)

Muhammed Peygamber "Gıybet nedir bilir misiniz?" diye sordu. Yanında bulunanlar: "Allah ve onun elçisi daha iyi bilirler" dediler. "Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu. "Kardeşimde söylediğim sıfat bulunuyorsa?" diye sorulduğunda: "Söylediğin sıfat eğer kardeşinde bulunuyorsa gıybet etmiş olursun, bulunmuyorsa iftira etmiş olursun." buyurdu. (Tirmizî)[2]

Hadis-i Şerif'te "Birbirinizi gıybet etmeyiniz"[3] buyurulmuştur.

Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.[1] Bunları dinleyenler de (gıybet) günahına ortak olurlar. Birinin kusuru söylenince üzülürse gıybet olur. Bir müslümânın günâhı ve kusuru söylendikde, hâfızların, din adamlarının, elhamdülillâh biz böyle değiliz demeleri, gıybetin en kötüsü olur. Birisinden bahsedilirken, elhamdülillâh, Allah, bizi hayâsız yapmadı gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibâdette şu kusuru olmasa, dahâ iyi olurdu demek, gıybet olur.[1]

Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.[1] Pişman olmadan helalleşilirse Riya olur. Ayrı bir günah olur.[1

Benzer Konular

1 Ağustos 2012 / asla_asla_deme Müslümanlık/İslamiyet
28 Şubat 2016 / Misafir Cevaplanmış
27 Şubat 2016 / çarşaflı doktor Cevaplanmış
15 Nisan 2012 / Centilmen Soru-Cevap
27 Mart 2010 / Daisy-BT X-Sözlük
Etiketler: Gıybet nedir?