Arama

Anne karnındaki bebeğin beyninde su olmasının riski nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 16 Şubat 2016 Gösterim: 76.044 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
10 Haziran 2010       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
ben 5 aylık hamileyim doktora gittim bana çocuğumun beyninde su var dediler düzelme durumu var mı çok korkuyorum eğer beyninde su varsa çocukta ne gibi durumlar ortaya çıkar şimdiden saolun.
EN İYİ CEVABI OneNight verdi
1 ) Ventrikülomegali Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar
Beyin içerisinde yer alan ventriküler, sistemde bulunan genişleme olarak ifade edilmektedir (ventrikülomegali).

2 ) Görülme sıklığı nedir? Kimlerde Ventrikülomegali görülür?

Yaklaşık olarak 1000 doğumda 0.1 ile 2 oranında görülmektedir. Ventrikülomegali, erkek bebeklerde çok daha fazla rastlanmaktadır.

3 ) Ventrikülomegali Nedenleri(etyoloji) Nelerdir?

Anne karnında gelişimine devam eden bebeğin enfeksiyon geçirmesi(intrauterin enfeksiyon)
Genetik anormallikler( kromozomal anomaliler)
X ile alakalı olan kalıtım
Özel sendromların bulunması
Tümörler
Kanamalar.
Görüldüğü gibi çok fazla sebebi bulunan Ventrikülomegalinin, anne karnında yalnızca teşhisi yapılabilmektedir. Ancak Ventrikülomegalinin sebebi, genellikle pek bilinememektedir. Tek taraflı veya iki taraflı olabilmektedir. Tek taraflı olan, çok az da olsa, daha iyi sonuçları bulunan vakalardır. Bir başka ayrım ise, hafif ve şiddetli görülen ayrımıdır.

Hafif form(lateral ventrikül genişliği): yaklaşık olarak 10 mm ile 12 mm genişliğindedir. Çeşitli klinikler, burada sınırı 10 ile 15 mm arasında tutmakta ve 10 ile 12 mm’yi normal ölçüler arasında kabul edilmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda da, bu neticeler daha da netlik kazanmıştır.

Orta derece: 15mm ile 20 mm arası

Şiddetli form: 20 mm ve üzeri

4 ) Tanı nasıl yapılır?

Ventrikülomegali veya hidrosefali, hamilelik döneminde ultrason ile yapılan incelemeler sonucunda genellikle tanınmaktadır. MR (magnetik rezonans) tanıya destek olabilmektedir. Bu duruma neden olan şey, daha çok aquduktus kanalında bulunan doğumsal darlık ile alakalıdır. Bu darlık, bazı durumlarda CMV veya toksoplazma gibi enfeksiyonlara veya kafa içerisinde yer alan bir kitleye veya kafa içi kanama ile de alakalı olabilmektedir.

Ventrikülomegaline 15 mm’den daha büyük rastlandığı zaman, ilk olarak ultrasonda izole görülse de, yani başka anomaliler görülmese dahi, ilerleyen zamanlarda diğer çeşitli anomaliler ile beraber geldiği görülmektedir. (Nöral tüp defekti, Arnold-Chiari malformasyonu, corpus callosum agenezisi, araknoid kist, Dandy-Walker sendromu gibi)

5 ) Tanının ardından yapılması gerekenler nelerdir?

Ventrikülomegali izolemi?
Tek taraflımı yoksa her iki tarafta da bulunuyor mu?
Hafif, orta ve şiddetli mi?
Bunun haricinde ek anomalinin bulunup bulunmaması?
Enfeksiyon testleri
Genetik araştırma testleri
İhtiyaç duyulması hakinde fetal MR incelemesi
6 ) Ailenin bilgilendirilmesi

Yapılan bütün araştırmalar neticesinde, aile ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilerek, var olan hamileliğin devamına veya hamileliğin sonlandırılması ile ilgili kesin bir neticeye varılır.

7 ) Ventrikülomegalinin Tekrarlama riski Nedir?

Gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde, kromozomal anormalliklerin teşhis edilmesi halinde, tekrarlama riski normal den daha çoktur. Ancak izole olması halinde ise, tekrarlama riski çok fazla olmaz.

Bebeğinizde bu anomalinin varlığından söz edilmesi halinde, uzman bir perinatolog tarafından ayrıntılı ultrasonu yeniden yaptırmanız ve perinatoloğun fikrini almanız oldukça önemlidir.

8 ) Hamileliğin takibi nasıl yapılmalı?


Ventrikülomegali veya hidrosefalinin teşhisi koyulduğu zaman, amniyosentez ile fetusun kromozomal incelemesi, ekokardiyografi ve ultrason ile ayrıntılı anomali taramasının muhakkak yapılması gerekmektedir. Ultrasonografi incelemesi sonucunda, ventrikülomegalinin beraberinde gelen başka anomalilerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Amniosentez hafif ventrikülomegalilerde dahi, yapılması tavsiye edilmektedir ve beraberinde gelen kromozomal genetik anormalliğin bulunup bulunmadığı araştırılır. Amniosentezde eşlik eden nöral tüp defekti varmı (AFP, asetilkolinesteraz ile) araştırılabilir, ayrıca enfeksiyon etkenleri de araştırılabilir.

Hidrosefaliye neden olabilecek bir enfeksiyonun, hamilelik esnasında geçirilip geçirilmediği hakkında bilgi sahibi m olunmalıdır. Toxoplazma, CMV, suçiçeği, kızamıkçık, HSV gibi.

Aralıklı ultrason kontrolleri ile ventrikülomegalide azalma veya artma olması takip altına alınmalıdır. Hafif ventrikülomegaliler, daha çok hamilelik döneminin son ayları içerisinde düzelirler. Anne karnında gelişmeye devam eden bebeğin, beyin yapısının daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi amacı ile, bazı durumlarda MR a ihtiyaç duyulabilir.


Ventrikülomegali saptanan hamileliklerde, hamileliğin devam etmesi veya sonlandırılması ile ilgili kararı ailenin vermesi gerekmektedir. Hamileliğin sonlandırılmaması halinde ve devam ederse aileye doğumun gerçekleştirilmesi ardından, bakım ve tedavi ile alakalı gerekli bilgiler verilir.

Kafa çapının normal boyutlarda olması halinde ve başka bir gerekçe bulunmuyor ise, doğumun normal yollar ile gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Kafa çapının normal boyutlardan büyük olması halinde, doğum sezaryen olarak yapılır.
qaptan Lady - avatarı
qaptan Lady
Ziyaretçi
4 Aralık 2011       Mesaj #2
qaptan Lady - avatarı
Ziyaretçi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. İbrahim Sözen, anne karnında bebek ölümleriyle ilgili olarak anne adaylarını bilgilendiriyor.

Sponsorlu Bağlantılar

1960’larda her bin bebekten 11 tanesi anne karnında 20. haftadan sonra ölürken, günümüzde bu rakam binde 5 civarına inmiştir. Bebek ölümlerinin yaklaşık yüzde 90’nın nedeni ölü doğum sonrasındaki otopsiyle aydınlatılabilmektedir. Bu ölümlerin nedenlerini 3 ana grupta toplamak mümkündür:

BEBEĞE BAĞLI NEDENLER
Anne karnında ölümlerin yüzde 25 ila 40’ı bebeğe ait nedenlere bağlıdır. Bunlar içinde en ağırlıklı yeri doğumsal yapısal anormallikler alır. Tüm rahim içi ölümlerin yaklaşık yüzde 30’undan bu anormallikler sorumludur. Bunlar içinde kalp anormallikleri (kalp kapakçığı darlığı vb.) ve beyindeki anormallikler (beyinde sıvı toplanması vb.) en önemlileridir. Ayrıca, spina bifida denilen ve bebeğin sırtında omurga üzerinde kapanmadan kalan bir delikten omuriliğin bir kısmının dışarı fıtıklaşması olarak özetlenebilecek durum da bebeğin ölümüne neden olabilir. Bunun oluşum riskini azaltmak için gebe kalmadan 3 ay önce başlamak üzere günde 400 mikrogram folik asit tableti almayı öneriyoruz. Bu yapısal bozuklukların birçoğu gebeliğin 20. haftasında yapılan detaylı ultrason ile ortaya çıkartılabilir.

Kromozom bozukluklarına bağlı sendromlar da ölüme yol açar. Bunlar içinde en sık görüleni Down Sendromu’dur (mongol çocuk). Bunun tanısı gebeliğin 11-14. haftaları arasında yapılan bir kan testi ve ultrasonda ense kalınlığı ölçümü ile konulabiliyor. Bu testler sonucu riski artmış bulunan kadınlara amniyosentez (bebeğin çevresindeki sıvıdan örnek alımı) öneriyoruz.

Bebeğe bağlı nedenlerden bir diğeri bebeğin rahim içinde bir enfeksiyona tutulmasıdır. Bunlar arasında frengi gibi cinsel yola bulaşan hastalıkların yanı sıra kızamıkçık, CMV, parvovirüs, varicella ve listeria sayılabilir. Bunlar tüm ölü doğumların yüzde 6’sından sorumludurlar.

Kan uyuşmazlığı nedeniyle de bebek ölümleri olabilir. Annenin kanı Rh negatif ve babanın kanı Rh pozitif olması halinde, bebeğin kanı da Rh pozitif ise, bu sorun oluşturabilir. Özellikle bu annenin ikinci bebeği olumsuz etkilenir. İlk bebeğin Rh pozitif olan kanı, anne dolaşımına geçtiğinde anne bu kana karşı antikor (savaşçı hücre) üretir. Anne kanındaki bu antikorlar ikinci bebeğin kan hücrelerine hücum eder ve onu kansız bırakır. Bu durumu önlemek için gebeliğin 28. haftasında ve gebelik sonrasında bir enjeksyon (iğne) yapılması gereklidir.

PLASENTAYA BAĞLI NEDENLER
Plasentaya bağlı nedenler karın içinde bebek ölümlerinin yüzde 25-35’ini teşkil ederler. Plasenta (halk arasında bebeğin eşi) bebeğin anneden gelen kan akımına aracılık eden ve rahim duvarına yapışmış bulunan bir yapıdır. Bir ucundan da kordon (göbek bağı) çıkar ve bebeğin göbeğine bağlanır. Bazı durumlarda plasenta doğumdan önce yapıştığı rahim duvarından ayrılabilir. Özellikle yüksek tansiyon ve pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi) durumlarında plasenta ayrılabilir. Plasenta erken ayrılırsa, bebeğe giden kan akımı azalır ve sonucunda bebek kaybedilebilir. Tüm rahim içi bebek ölümlerinin yüzde 14’ü buna bağlıdır.
Plasentayı ve bebeği saran zarların enfeksyonu da bebeğe kan götüren damarların harabiyetine yol açarak bebek ölümlerine yol açar. Plasentadaki damarların fiziksel travma nedeniyle kanaması bir diğer ölüm nedenidir. Anne karnına alınan şiddetli darbeler veya karın üzerine şiddetli düşmeler bu tür plasental kanamaları başlatarak ciddi tehlike oluştururlar.

ANNEYE BAĞLI NEDENLER
Ölümlerin yüzde 5 ila 10’u anneye ait nedenler dolayısıyla olur. Bunlar arasında en önemlileri diyabet ve hipertansiyondur. Gebelik öncesi diyabeti olanlar ve insülin kullananlar mutlaka kan şekerleri iyi düzenlenmiş olarak gebe kalmalıdırlar. Gebelik süresince de insülin dozları gebeliğin artan ihtiyaçlarına göre çok iyi ayarlanmalıdır. Gebeliğin yarattığı bir diyabet türü de vardır. Bunun tanısı için gebeliğin 26-28. haftalarında şeker yükleme testi yapılmalıdır. Gebeliğe bağlı diyabeti var çıkanlar, önce diyet ve gerekirse ilaçla normal kan şekeri düzeyine getirilmelidirler.

Anneye bağlı bir diğer neden ise Antifosfolipid Sendromu’dur. Bu sendromda gebe kadının plasentasındaki damarlar içinde küçük pıhtılar oluşmakta ve damar tıkanıklığı yaratarak bebeğin kan akımını engellemektedir. Bu sendromun altında yatan neden ise kadının kendi hücrelerine karşı nedensiz olarak ürettiği antikorlar yani savaşçı hücrelerdir. Bu antikorlar plasenta damar harabiyetine ve pıhtı oluşumuna yol açarlar. Bu kadınlarda aspirin ve diğer kan sulandırıcı ilaçlar kullanılması düşünülmelidir.

KORDON DOLANMASI
Kordon dolanması anormal bir durum değildir. İster normal, ister sezeryan olsun bütün doğumlarda rastlanan bir durumdur. Özellikle kordonu uzun olan bebekler böyle doğar. Göbek kordonu 80 cm civarı olur. Kordonun bir ucu bebeğin göbeğine bağlıdır, diğer ucu ise plasentaya. Yani halk arasında “bebeğin eşi” diye bilinen ama aslında annenin rahmine yapışmış şekilde duran damarlar yumağına... Annenin kanı rahimden plasentaya geçer. Plasentadan da kordon vasıtasıyla bebeğe. Kordon, anne ile bebek arasındaki kan akımını sağlar . Çok önemli bir işlevi vardır. Kordon ne kadar uzun olursa dolanma riski de o kadar çok olur. Uzunluğu 100 cm’ye kadar olan kordonlar normal kabul edilir. 100 cm’den uzun olanlar “çok uzun ve riskli” kabul edilir.

Birçok bebek kordon dolanmasıyla doğar. Bütün doğumların yüzde 20 ila 34’ünde bebek, kordon boynunun etrafında “bir tur” atmış şekilde doğar. Doğumların yüzde 2.5 ile 5’inde ise kordon iki tur atmıştır. Kordonun üç kere tur attığı bile görülür. 200 doğumdan biri böyledir. Kordonun boynun etrafına dolanması bebekte doğum öncesinde herhangi bir sorun yaratmaz. Yani ölüm nedeni de olamaz. Önemli olan, normal doğumlarda rahmin kasılmaları, yani sancıları sırasında bebeğin vücudunun ve kordonun ezilmesidir. Böyle bir durumda bebeğe giden kan akımı geçici bir süre için azalır. Böyle bir ezilme söz konusuysa, bunu setal kalp monitöründe bebeğin kalbinin çizdiği patenlerden anlayabiliyoruz. Yani bebeğin kalp atış hızında geçici düşmeler olabiliyor. Boynuna kordon dolanmış bebeklerin yüzde 20’sinde kalp atış hızındaki düşmeler bazen ciddi bir şekilde oluyor.

Kordon dolanması doğum sırasındaki kasılmalar nedeniyle olabilir. Anne karnında da kordon dolanabilir ama bu bebekte bir sıkıntı yaratmaz. Doğum başladıktan sonra rahim kasının kasılmalarıyla kordonda kısmi ezilmeler söz konusu olacağı için bazı bebeklerde bu kalp atış hızına küçük düşmeler şeklinde yansır. Doktor, bu durumda sezaryene gider. Mutlaka kordonla ilgili bir sorun varsa, düğümlenme nedeniyle olabilir. Yani kordon düğümlenmişse ve düğüm çok sıkı bir düğümse, bebeğe giden kan akımı durur ve bebek ölür.

Avatarı yok
OneNight
Yasaklı
16 Şubat 2016       Mesaj #3
Avatarı yok
Yasaklı
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
1 ) Ventrikülomegali Nedir?

Beyin içerisinde yer alan ventriküler, sistemde bulunan genişleme olarak ifade edilmektedir (ventrikülomegali).

2 ) Görülme sıklığı nedir? Kimlerde Ventrikülomegali görülür?

Yaklaşık olarak 1000 doğumda 0.1 ile 2 oranında görülmektedir. Ventrikülomegali, erkek bebeklerde çok daha fazla rastlanmaktadır.

3 ) Ventrikülomegali Nedenleri(etyoloji) Nelerdir?

Anne karnında gelişimine devam eden bebeğin enfeksiyon geçirmesi(intrauterin enfeksiyon)
Genetik anormallikler( kromozomal anomaliler)
X ile alakalı olan kalıtım
Özel sendromların bulunması
Tümörler
Kanamalar.
Görüldüğü gibi çok fazla sebebi bulunan Ventrikülomegalinin, anne karnında yalnızca teşhisi yapılabilmektedir. Ancak Ventrikülomegalinin sebebi, genellikle pek bilinememektedir. Tek taraflı veya iki taraflı olabilmektedir. Tek taraflı olan, çok az da olsa, daha iyi sonuçları bulunan vakalardır. Bir başka ayrım ise, hafif ve şiddetli görülen ayrımıdır.

Hafif form(lateral ventrikül genişliği): yaklaşık olarak 10 mm ile 12 mm genişliğindedir. Çeşitli klinikler, burada sınırı 10 ile 15 mm arasında tutmakta ve 10 ile 12 mm’yi normal ölçüler arasında kabul edilmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda da, bu neticeler daha da netlik kazanmıştır.

Orta derece: 15mm ile 20 mm arası

Şiddetli form: 20 mm ve üzeri

4 ) Tanı nasıl yapılır?

Ventrikülomegali veya hidrosefali, hamilelik döneminde ultrason ile yapılan incelemeler sonucunda genellikle tanınmaktadır. MR (magnetik rezonans) tanıya destek olabilmektedir. Bu duruma neden olan şey, daha çok aquduktus kanalında bulunan doğumsal darlık ile alakalıdır. Bu darlık, bazı durumlarda CMV veya toksoplazma gibi enfeksiyonlara veya kafa içerisinde yer alan bir kitleye veya kafa içi kanama ile de alakalı olabilmektedir.

Ventrikülomegaline 15 mm’den daha büyük rastlandığı zaman, ilk olarak ultrasonda izole görülse de, yani başka anomaliler görülmese dahi, ilerleyen zamanlarda diğer çeşitli anomaliler ile beraber geldiği görülmektedir. (Nöral tüp defekti, Arnold-Chiari malformasyonu, corpus callosum agenezisi, araknoid kist, Dandy-Walker sendromu gibi)

5 ) Tanının ardından yapılması gerekenler nelerdir?

Ventrikülomegali izolemi?
Tek taraflımı yoksa her iki tarafta da bulunuyor mu?
Hafif, orta ve şiddetli mi?
Bunun haricinde ek anomalinin bulunup bulunmaması?
Enfeksiyon testleri
Genetik araştırma testleri
İhtiyaç duyulması hakinde fetal MR incelemesi
6 ) Ailenin bilgilendirilmesi

Yapılan bütün araştırmalar neticesinde, aile ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilerek, var olan hamileliğin devamına veya hamileliğin sonlandırılması ile ilgili kesin bir neticeye varılır.

7 ) Ventrikülomegalinin Tekrarlama riski Nedir?

Gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde, kromozomal anormalliklerin teşhis edilmesi halinde, tekrarlama riski normal den daha çoktur. Ancak izole olması halinde ise, tekrarlama riski çok fazla olmaz.

Bebeğinizde bu anomalinin varlığından söz edilmesi halinde, uzman bir perinatolog tarafından ayrıntılı ultrasonu yeniden yaptırmanız ve perinatoloğun fikrini almanız oldukça önemlidir.

8 ) Hamileliğin takibi nasıl yapılmalı?


Ventrikülomegali veya hidrosefalinin teşhisi koyulduğu zaman, amniyosentez ile fetusun kromozomal incelemesi, ekokardiyografi ve ultrason ile ayrıntılı anomali taramasının muhakkak yapılması gerekmektedir. Ultrasonografi incelemesi sonucunda, ventrikülomegalinin beraberinde gelen başka anomalilerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Amniosentez hafif ventrikülomegalilerde dahi, yapılması tavsiye edilmektedir ve beraberinde gelen kromozomal genetik anormalliğin bulunup bulunmadığı araştırılır. Amniosentezde eşlik eden nöral tüp defekti varmı (AFP, asetilkolinesteraz ile) araştırılabilir, ayrıca enfeksiyon etkenleri de araştırılabilir.

Hidrosefaliye neden olabilecek bir enfeksiyonun, hamilelik esnasında geçirilip geçirilmediği hakkında bilgi sahibi m olunmalıdır. Toxoplazma, CMV, suçiçeği, kızamıkçık, HSV gibi.

Aralıklı ultrason kontrolleri ile ventrikülomegalide azalma veya artma olması takip altına alınmalıdır. Hafif ventrikülomegaliler, daha çok hamilelik döneminin son ayları içerisinde düzelirler. Anne karnında gelişmeye devam eden bebeğin, beyin yapısının daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi amacı ile, bazı durumlarda MR a ihtiyaç duyulabilir.


Ventrikülomegali saptanan hamileliklerde, hamileliğin devam etmesi veya sonlandırılması ile ilgili kararı ailenin vermesi gerekmektedir. Hamileliğin sonlandırılmaması halinde ve devam ederse aileye doğumun gerçekleştirilmesi ardından, bakım ve tedavi ile alakalı gerekli bilgiler verilir.

Kafa çapının normal boyutlarda olması halinde ve başka bir gerekçe bulunmuyor ise, doğumun normal yollar ile gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Kafa çapının normal boyutlardan büyük olması halinde, doğum sezaryen olarak yapılır.

Benzer Konular

23 Ocak 2012 / Ziyaretçi Soru-Cevap
4 Mart 2015 / bir umut Soru-Cevap
31 Ağustos 2010 / _Yağmur_ Sağlıklı Yaşam
5 Aralık 2016 / Misafir Tıp Bilimleri
4 Ağustos 2014 / Misafir Soru-Cevap