Arama

Avustralya ve Avustralya Tarihi

Güncelleme: 8 Aralık 2017 Gösterim: 35.708 Cevap: 12
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
31 Mart 2007       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

AVUSTRALYA

Ad:  avustralya1.JPG
Gösterim: 726
Boyut:  14.9 KB

ing Commonwealth of Australia, Okyanusya'da devlet, Büyük Britanya Commonwealth'inin bir üyesidir; kendi de, asıl Avustralya ile Tasmanya'yı kapsayan bir “commonwealth" oluşturur; 7 700 000 km2; 17 300 000 nüf. Başkenti Canberra. Resmi dili İngilizce, Avustralya hem dünyanın en küçük kıtası, hem de dünyanın en büyük adası olarak nitelendirilebilir. Altı eyalet (Yeni Güney Galler, Victoria, Ûueensland, Güney Avustralya, Batı Avustralya, Tasmanya) ile Başkent federal arazisi ve Kuzey arazisi'nden (eskiden federal hükümet tarafından yönetilirken, 1978 temmuzundan bu yana kendi hükümeti vardır) oluşan bir federasyondur. Ayrıca, Hint okyanusu'ndaki Christmas ve Cocos adaları, Mercan denizi'nde bazı adalar (Norfolk), Güney Buz denizi’ndeki bazı ıssız adalar (Macquarie, Heard) ve Antarktika kıtasının üzerinde üç araştırma istasyonu kurulmuş büyük bir parçası (6 100 000 km2) Avustralya’nındır.
Sponsorlu Bağlantılar

COĞRAFYA


doğal çevre


Yüzey şekilleri


Avustralya, bütünüyle ele alındığında, çok yüksek olmayan bir ülkedir: ortalama yükseltisi 210 m'dir ve en yüksek noktası Kosciusko dağında ancak 2 228 m'yi bulur. Büyük dağ bütünleri K.’den G.’e doğru uzanır. York yarımadasından Tasmanya'ya kadar uzanan Avustralya sıradağları, genişliği yer yer değişen bir kıyı ovasının kenarında büyük diklikler biçiminde yükselir. Üzerlerinde, derin vadilerle yarılmış platolar ya da oldukça geniş vadileri ayıran sırtlar (Avustralya Alpleri, Snowy dağları) yer alır Büyük Dördüncü Zaman buzullarının aşındırması sonucu, Tasmanya’da yüzey şekilleri daha belirgindir Carpentaria körfezi ile Adelaide Grindeki bölge arasında yer alan orta çukur iki havzaya bölünür: K.'de, tabanı deniz düzeyinin altına inen (Eyre gölü), Kretase devri arazisiyle örtülü bir çanak olan "büyük artezyen havzası"; G.'de, Üçüncü Zaman oluşuklarıyla dolmuş olan, Murray ırmağı ile kollarının (Darling ırmağı) akaçladığı havza. Bu iki havzayı, yalnızca K.'de yükseltisi belli bir düzeye çıkan (Broken Hills), ama B.’da çevre yüzey şekillerinden kolayca ayırt edilebilen (Flinders dağları) bir tepeler eşiği birbirinden ayırır. Ortalama yükseltisi 200-600 m olan batı platosu, laterit, kumtaşı ve kumlarla örtülü uçsuz bucaksız bir alandır. Birkaç kütlenin (Musgrave ve Macdonnell dağları) yükseltisi 1000 m’yi aşar. G.'de kireç- taşlı Nullarbor platosu, G.-B'da dar Swanland ovası uzanır; Avustralya'nın bu batı kesimi, eski Gondvana kıtasının bir parçası ve yerkabuğunun en eski topraklarından biridir. Bu eski temel yeniden gençleşirken, toptan bir yükselme göstermiş ve kırık diklikleri oluşturan bazı kırılmalar geçirmiştir.

İklim, bitki örtüsü, fauna


Bütünüyle ele alındığında, Oğlak dönencesinin her iki yanında bulunan Avustralya'nın, karasal özellikleri (ülkenin kütlesel biçimi bu özel liği daha da belirginleştirir) sıcak ve kurak bir iklimi vardır. Bol yağış alan bölgeler, doğuda ve güney-batı'da en geniş yeri birkaç km'yi geçmeyen bir şerit oluşturur Ülkede birçok iklim kuşağına rastlanır; en geniş kuşak, iç kesimdeki kurak kuşaktır; sıcaklıklar yüksek (Alice Sprigs’te ortalama 23,3°C), yağışlar çok düşüktür (çok geniş alanlarda, 150 mm'nin altında). Hava son derece kuru, sağanak yağışlar ender ve kısa süreli, günlük sıcaklık değişiklikleri arasındaki fark.yüksektir: gündüzün bunaltıcı sıcağının ardından gece don olayı görülebilir. K. ve KD'daki (Oueensland) tropikal kuşakta, sıcaklıklar yüksektir (Darwin’de ortalama 27°C), sıcak mevsimdeki (aralık) çok bol yağışları, en soğuk mevsimde uzun bir kuraklık dönemi izler. G.D.’daki (Tasmanya, Victoria) ılıman kuşakta sıcaklıklar orta derecededir (Melbourne 14,6°C; Hobart 12,4°C); yağışlar bütün yıl sürer, ama en çok kış mevsimin de görülür. Doğu kıyısı boyunca ilerlen dikçe, yavaş yavaş ılıman iklimden yarı tropikal, Öueensland'da da gerçek tropikal iklime geçilir. K.’e doğru sıcaklıklar yükselir ve en çok yağış yoğunluğu kıştan yaza ka yar. G.B’da (Perth bölgesi) ve G.’de (Adelaide’e doğru) Akdeniz tipi iklim egemendir: sıcak ve kurak yaz (aralık-mart arası), yumuşak ve yağışlı kış. İklim koşulları nedeniyle ülkenin bitki örtüsü genellikle cılızdır. Ge.rçek ormana, yalnızca doğuda ve güney-batı’daki bol yağış alan bölgelerde rastlanır: K.'de, dalları birbirine geçmiş ağaçlar, asalaklar ve sarmaşıklardan olu şan gerçek tropikal orman; daha G.'de görkemli okaliptüs ormanı. Çoğunlukla orman, son derece seyrektir (öpen forest) ve okaliptüs ile akasya kümelerinden oluşur; ormandan savana (grassland ya da toprak tuzlu olduğu zaman saltbush) ya da akasya ağaççıklarından (mülga scrub) ve bodurlaşmış okaliptüslerden oluşan (mallee scrub) bitki topluluklarına geçilir. Sonunda , belirsiz bir geçişle tehlikeli dikenli otların (spinifex) ve yer yer dikenli çalılıkların yer aldığı taş ya da kum çöllerine varılır. Akasya ve okaliptüs türlerinin ağır bastığı bütün bu bitki örtüsünü, Avrupalılaşın yerleşmesi değiştirmiştir; tarım bitkilerinin tümü, denizaşırı ülkelerden gelir.
Ad:  avustralya2.JPG
Gösterim: 785
Boyut:  27.5 KB

Fauna


ülkenin öbür kıtalara uzaklığı sayesinde bozulmadan korunmuş ve zamanla doğal çevre koşullarına uymuş ilkel türleriyle son derece özgündür: bu nedenle Avustralya'ya canlı fosiller ülkesi denilebilir. Dingo (ülkede insanlar tarafından getirilip sonradan yeniden vahşileştiği sanılan bir köpek türü), birkaç kemirici türü ve yarasalar dışında, Avustralya'da memelilerin üstün yapılı üyeler içeren sınıflarına rastlanmaz. Yalnızca alt yapılı memeliler, tekdelikliler (karıncayiyen, gagalı-memeli), keseliler (kanguru, valabi) vardır. Kuş türleri çeşitlidir: papağan, tepeli devekuşu, yılanlar (çok sayıda ve genellikle zehirli). Bu fauna, günümüzde, insanların isteyerek (koyun, sığır) ya da farkına varmadan (fare, tavşan) getirdikleri hayvanlara karşı yaşama savaşı vermektedir ve bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Akarsular


Avustralya'nın toplam yüzölçümünün % 64'ünün denize akışı yoktur. İç kesimdeki ve batı kesimindeki uçsuz bucaksız bölgeler, yalnızca büyük sağanaklar sırasında akan geçici akarsular (creek 1er) tarafından akaçlanır. Öbür bölgelerde düzenli bir su ağı vardır, ama ırmaklar, Eyre gölü gibi iç çanaklara dökülür. Doğu kıyısındaki ırmaklar dışında, tek önemli ırmak Murray'dır; bu ırmağın yukarı kesimi (Avustralya sıradağları) iyi beslenirse de, okyanusa doğru akışı yavaş yavaş cılızlaşır.

nüfus


Avustralya’nın nüfusu azdır: ortalama yoğunluk km2'ye 2 kişiyi bulmaz. Ülkenin ilk halkı olan Avustralya yerlilerinin sayısı hiçbir zaman çok olmamış (Avrupalılaşın yerleşmesinden önce 200 000-400 000), sonra da savaşlar (Tasmanya) ya da beyazların getirdiği hastalıklar sonucu büyük ölçüde azalmıştır; ama son yirmiotuz yıldır yerlilerin nüfusu yeniden artmaktadır (1978'de 140 000). Avustralya yerlilerinin bir bölümü, kendilerine ayrılmış uçsuz bucaksız ''rezervlerde avcılık-toplayıcılık yaparak gezgin bir yaşam sürer, bir bölümü "misyonlaş’ın yakınında ya da hayvancılık merkezlerinde çobanlık yapar; geri kalanlarsa, kentlerin banliyölerinde toplanarak, yararlarına çıkarılmış bazı yasalara rağmen toplumla kaynaşmakta güçlük çeken bir proletarya durumundadır.

Ülke nüfusunun aşağı yukarı tümü beyaz ırktan ve Avrupa kökenlidir. Yerleşmenin çekirdeğini, ülkeye sürgün gönderilip cezaları bitince geri dönmeyenlerle, özellikle 1851'deki "altına hücum” sırasında ve XIX. yy. sonunda gelen birçok göçmen oluşturmuş, i 801'de 5 945 kişi olan Avrupa kökenli nüfus, 1851 'de 438 000'i, 1881'de 2 250 000'i, 1901'de 3 774 000'i bulmuştur, iki dünya savaşı sırasında oldukça azalan göç dalgası, 1945'ten sonra yeniden başlamış ve o tarihten günümüze kadar Avustralya’ya 3,5 milyonu aşkın göçmen gelmiştir. Göçmenlerin büyük bölümü Büyük Britanya kökenlidir ama, ikinci Dünya savaşı’ndan sonra gelen "yeni AvustralyalIların çoğu Orta Avrupa ("yersiz yurtsuzlar") ve Akdeniz ülkeleri (İtalya, Yunanistan ve son yıllarda Türkiye) kökenlidir. AsyalIlar'ın sayısı çok olmamakla birlikte, Avustralya, Çinhindi’nden kaçan 20 000 mülteci yi kabul etmiştir.
Günümüzde nüfus artışının önemli bir bölümü, doğumların ölümlerden çok olmasının sonucudur. Doğum oranı düşmüştür (1960’ta % 22,5'tan 1980’de %15,4’e), ama ölüm oranı da son derece düşüktür (% 8) ve doğumların ölümlere fazlası yılda 110 000 kişiyi bulmaktadır. “Yaş piramidi” hâlâ olumludur ve ortalama ömür yüksektir (erkekler için 68, kadınlar için 75).

Ülkenin az olan nüfusu, üstelik eşitsiz biçimde dağılmıştır. Orta batı kesimlerinde uçsuz bucaksız alanlar, tam anlamıyla ıssızdır. Aşağı yukarı tüm nüfus, yeterince yağışlı iklimin tarıma elverişli olduğu doğu, güney-batı ve güney-doğu bölgelerinde toplanmıştır; bunlar genellikle en kalabalık, dolayısıyla nüfusun en çabuk arttığı bölgelerdir, üstelik bu nüfusun büyük bölümü kentlidir: toplam nüfusun % 85'i kentlerde, yarısından çoğu da altı eyalet merkezinde (toplam nüfusun % 40'ı Sidney va Melbourne'da) yaşar. AvustralyalIların çoğu, konforlu, iyi donatılmış, bağımsız evlerde (ama ölçüsüz biçimde genişlemiş banliyölerde) yaşamayı yeğler; bununla birlikte, toplu konutların sayısı çoğalmaya başlamıştır.
Günümüzde nüfusun büyük bölümü hı- ristiyandır (özellikle de anglikan ve katolik). Yaşama düzeyi, ABD ile Fransa'nın yaşama düzeyi arasında yer alacak kadar yüksektir.

iktisat


Tarım


iktisadi kalkınmanın temeli tarımdır: tarım ve hayvancılık ürünleri uzun süre, birkaç madencilik ürünüyle birlikte, dışsatımın büyük bölümünü sağlamıştı. Günümüzde, tarımın dışsatımdaki oranı, sanayi ürünlerinin gelişmesinden ötürü düşmüştür (yaklş. % 43); ama Avustralya'nın, dünya buğday, şeker, yün ve et ticaretinde çok sağlam bir yeri vardır.
Uçsuz bucaksız toprakları ve çeşitli iklim kuşaklarına yayılmış olması sayesinde Avustralya'da, gerek ılıman kuşak bitkileri, gerek tropikal ve yarıtropikal kuşak bitkileri yetiştirilebilir. Ne var ki ülkenin büyük bir bölümünün kurak olması, önemli bir sakıncadır. Üstelik, nüfus yetersizliği bazı tarımların gelişmesini engellemiştir; tarım işçisi sayısı az, ücretler yüksektir ve birkaç uzmanlaşılmış tarım dışında, toprağın büyük bölümü yaygın yöntemlerle ve makinelerle işlenir. Günümüzde sayısı artan tarım işletmelerinde (yaklaşık 240 000) verimler hâlâ düşüktür. Sulamanın gelişmesine (büyük bölümü Murray havzası'nda olmak üzere sulanan alan 1 milyon hektardır) ve çok sayıda artezyen kuyusunun açılmasına rağmen, su yetersizliği sürekli bir tehdit halindedir. Avustralya, nüfusuna oranla dünyanın en büyük hayvancılık ülkesi sayılabilir. Koyun varlığı (dünyada birinci) 135 milyon baştır. Dörtte üçü ince yünlü merinoslardan, dörtte biri sütü ve eti için yetiştirilen melez ırklardan oluşan bu koyun varlığı yılda 700 000 tonu aşkın (dünya üretiminin % 30’u) yün ve 600 000 ton et (yarısı yurt dışına satılır) sağlar. Flayvancılık, karma tarım (buğday-koyun) alanlarında ve kurak bölgelerdeki (yılda 200-250 mm yağış) çok büyük hayvancılık merkezlerinde çok yaygın tarım yöntemleriyle çok farklı düzeylerde verim alınarak yapılmaktadır.

Sığırcılık da çok önemlidir: Avustralya’ da 30 milyon başı aşkın sığır vardır. Sağ mal inekler özellikle yağışlı güney-doğu kesiminde yetiştirilir, süt üretiminin bir bölümü tereyağı, peynir ve süttozuna dönüştürülür; süt ürünlerinin eski müşterisi Büyük Britanya'nın yerini giderek Doğu Asya ülkeleri almaktadır. Kasaplık sığır özellikle tropikal iklimli Avustralya'da (Oueensland, Kuzey Arazisi), birbirinden uzak, her biri birkaç bin km2'den büyük '‘istasyonlarda yetiştirilir. Sığır ve dana etlerinin (2 milyon tona yakın) yarısı yurt dışına satılmaktadır.
Buğday hâlâ temel ürünlerden biridir ve ortalama olarak, işlenen toprakların (9 Mha kadar) yarısına buğday ekilir. Wheat belt (buğday kuşağı) iki bölümden oluşur: biri Batı Avustralya’dadır; öbürü, Güney Avustralya'da başlar, Victoria'nın kuzey kesiminden ve Yeni Galler'den (başlıca buğday üreticisi eyalet) geçerek Queensland'ın güneyine ulaşan geniş bir yay oluşturur. Sulak bölgelerde, ortalama 200 ha büyüklüğünde çiftliklerde buğday tarımı ve koyunculuk bir arada yürütülür. Kurak bölgelerde makineleşmenin son derece gelişmiş olduğu birkaç bin hektarlık çiftliklerde, buğday tarlaları iki yılda bir nadasa bırakılır. Kamyonlarla ve de- miryoluyla limanlara taşınan buğdayın büyük bölümü yurt dışına satılır: yağmurlara bağlı olarak her yıl değişen ürün miktarı, genel olarak 11 Mt’u aşar (iç tüketimse ancak 3 Mt’dur); buğday dışsatımı SSCB, Çin, Japonya, Mısır'a, vb, yapılır.
Avustralya, çok daha az ölçüde olmakla birlikte, çavdar, arpa ve sorgum da satar. Pirinç (600 000 ton), Murray havzası’nda (Yeni Güney Galler) sulamayla yetiştirilir; buna karşılık, mısır üretimi düşüktür.

Başlıca tropikal bitki, Oueensland'ın kıyı gerisi ovalarında çok elverişli koşullar bulan şekerkamışıdır; şekerkamışı ekimi, son derece makineleşmiş, 40-50 ha'lık aile çiftliklerinde yapılır; verim çok yüksektir ve toplam üretim 3 Mt’u aşar. Şeker kamışının dörtte üçü Japonya’ya, Güneydoğu Asya'daki çeşitli ülkelere ve Kuzey Amerika ülkelerine satılır. Üzüm bağları güney-doğuda, Güney Avustralya, Victoria ve Yeni Güney Galler’de toplanır. Yapılan şarabın (3-4 Mhl) küçük bir bölümüyle kuru üzüm yurt dışına satılır. Son derece çeşitli sebze ve meyveler çoğunlukla Avustralya’da tüketilir.
Bazı ürünler (tütün, pamuk) yetersizdir ve dışalımı gerektirir. Okaliptüs ormanlarına ve yetiştirilen amerikan çamlarına karşın, kereste ve kâğıt hamuru üretimi iç tüketimi karşılayamaz.
Balıkçılık çok önemli değildir (ortalama 120 000 ton balık, kabuklular ve kavkılılar), çünkü AvustralyalIlar balığı pek sevmezler. Az miktarda kerevit, İstakoz ve istiridye dışsatımı yapılır.

Madencilik


Son yirmi otuz yıldır uluslararası şirketler çok önemli yeraltı kaynakları bulup işletmeye başlamışlardır ve günümüzde madencilik ürünleri, toplam dışsatımın % 30’unu bulur.
1851-61 yıllarında Avustralya'nın başlıca gelir kaynağı olan altın’ın önemi günümüzde azalmıştır; başlıca yataklar Batı Avustralya’dadır (yılda 15-20 ton üretim). Avustralya büyük bir kurşun (400 000 ton), çinko (500 000 ton) ve bakır (230 000 ton) üreticisidir. Ayrıca 800 ton da gümüş üretilir. Bu demirsiz madenlerin üretildiği başlıca iki madencilik merkezi Broken Hill ve Mount İsa'dır. Filizler Güney Avustralya’da Oueensland’da (Townsville) ve Tasmanya'da yoğunlaştırılır ve arıtılır. Manganez Kuzey Arazisi’nde, nikel Batı Avustralya’da çıkarılır. Kuzey Arazisi’nde ve ûueensland'daki uranyum yataklarındansa, 1 500 tonu aşkın uranyum elde edilmektedir.
Ad:  avustralya3.JPG
Gösterim: 671
Boyut:  32.4 KB

Weipa (Oueensland), Gove (Kuzey Arazisi) ve BatpAvustralya’daki çok önemli yataklardan elde edilen boksit (28 Mt) ya işlenmeden Japonya'ya satılır ya da ülkede alümine dönüştürülür: alüminyum üreten (300 000 ton) birçok fabrika vardır. Avustralya'da, ayrıca, ender filizler, rütii, zirkon, ilmenit ve değerli taşlar (opal) üretilir.
Ana ülkenin günümüzdeki başlıca yeraltı kaynağı demir filizidir. En eski yataklar, Avustralya demir-çelik sanayisinin ge üşmesini sağlamıştır (Güney Avustralya' da iron Knob; Batı Avustralya’da Yampi Sound ve Koolyanobbing). Pilbara ve Hamersley'deki (Batı Avustralya) yeni işletme merkezlerinden, daha çok, dışsatıma yönelik (öncelikle Japonya’ya) yüksek maden içerikli (% 65’in üstünde) filizler elde edilir. Üretimin maden içeriği 80 Mt'a (ülke, dünyada demir üretiminde ve demir dışsatımında birincidir) yaklaşmaktadır.

Avustralya büyük bir kömür üreticisidir. Nevvcastle ve illavvarra'daki (Port Kem Dia) kömür çıkarma merkezlerine, Collıe’ deki (Perth yakınında) ve özellikle de Bower bölgesindeki (Oueesland'da) yeni merkezler eklenmiş, üretim sürekli artmıştır (günümüzde 85 Mt); ender rastlanan böyle bir artışın nedeni Japonya'nın kok kömürü satın almasıdır. Victoria'da çıkarılan linyit (35 Mt), elektrik ve kimyasal ürünler elde etmede kullanılır. Kömür ve linyit, Avustralya'da tüketilen enerjinin yaklaşık % 40’ını sağlar.
Birçok yerde çıkarılan doğal gaz, ülkedeki beş eyalet merkezini besler. Üretim 9 Gm3'ü aşmaktadır. Petrol (20 Mt), özellikle Avustralya ile Tasmanya arasındaki Bass boğazı’nda bulunan denizaltı yataklarından elde edilir. Eyalet merkezleri yakınlarındaki refinerilerde ülkede çıkarılan ve yurt dışından getirilen (% 29) ham petrol işlenmektedir. Petrol ürünleri, Avustralya'da tüketilen enerjinin yarısın Vakınını karşılar.
Hidroelektrik santralların üretimi (16 TW saat) Avustralya'ya gerekli enerjinin ancak % 2'sini sağlar (hidroelektrik santrallar özellikle Avustralya Alpleri'nde Snowy dağlan ve Tasmanya'dadır). Geri kalan elektrik (toplam üretim 100 TW saat), kömür, mazot ve doğal gazla çalışan termik santrallardan elde edilir (ülkede —deneysel nitelikli — bir nükleer santral [Jervis Bay] da vardır).

Sanayi


Sanayinin gelişmesi, 1945'ten bu yana göz kamaştırıcı boyutlara ulaşmıştır. Bu gelişme, iktisadi refah, nüfus artışı ve dengeli, güvenli bir ülke olması bakımından Avustralya'ya yabancı sermayenin akmasıyla sağlanmıştır. Avustralya, günümüzde, bir sanayi ürünleri dışsatımcısı (toplam dışsatımın dörtte biri) durumuna gelmiştir. Son derece çeşitli olan besin sanayisi tesislerinde (un fabrikaları, mezbahalar, şeker fabrikaları, vb.) tarım ürünleri değerlendirilmekte, metalürji tesislerinde yerel madenler işlenmektedir. Sözgelimi demir-çelik sanayisi tesisleri, ya demir filiz yatakları (Whyalla) ya da kömür havzaları yakınında (Porto Kembla, Newcastle) kurulmuştur. Bütün üretim (8 Mt çelik), avustralya sermayeli büyük Broken Hill Proprietary Company şirketince denetlenmektedir. 130 000 ücretlinin çalıştığı otomobil sanayisinde, şirketler, ABD ya da İngiliz şirketlerinin yan şirketleri ya dajapon, alman, transız şirketlerinin montaj fabrikalarıdır. Üretim (400 000 otomobil) Yeni Zelanda ve Güneydoğu Asya' ya az miktarda dışsatım sağlamaktadır.

Altona’da (Victoria) ve Sydney yakınında Botany Bay'de, rafineriler yakınında bazı petrokimya tesisleri kurulmuştur Kimya sanayilerinin büyük ölçüde geliş tiği (gübre, eczacılık ürünleri, taşıt lastiği yapımı) ülkede, çimento ve kâğıt üretimi de artmakta, buna karşılık dokuma sanayisi, özellikle de pamuklu dokuma sanayisi duraklamakta ve bu yüzden büyük dış alımlar yapma zorunluğu doğmaktadır.

Ulaşım


Önemli ölçüde iyileşmiştir. Bu uçsuz bucaksız ülkede uçak, hem iç, hem uluslararası yolcu taşımacılığında bugün başlıca rolü oynar, iç trafiği aralarında bölüşen iki şirketin yanı sıra, birçok küçük özel şirket ve özel uçaklar hava taşımacı lığı yapar.
Demiryolları ağının uzunluğu 40 000 km'dir. Bu sayı ülke nüfusu göz önüne alındığında çok, yüzölçümü düşünülürse azdır. Araç gereçler yetersizdir ve demir-yollarıyla malların ancak altıda biri taşınır. Kara trafiğinin temel bölümü, karayollarıyla yapılır. 1 300 000'i aşkın ticaret taşıtının yanı sıra, ülkede 6 000 000 özel binek otomobili vardır (2,2 kişiye 1 araç). Karayolları ağı, çok iyi birkaç karayoluyla, yüzbinlerce kilometrelik az ya da çok bozuk yoldan oluşur.
Bazı ağır mallar (kömür, demir filizi, şeker) için denizyolundan yararlanılır; deniz taşımacılığı, yüz kadar Avustralya gemi siyle yapılır. Uluslararası deniz taşımacığındaysa, yabancı gemilerin sayısı çok daha ağır basmaktadır. Büyük eyalet merkezlerinin limanlarında (özellikle Sydney, Fremantle, Melbourne) ve bazı sanayi ve madencilik limanlarında (Port Hedland ve Dampier kömür limanları, Nevvcastle ve Port Kembla demir-çelik ve kömür limanları) trafik oldukça yoğundur.

Ticaret


Avustralya, hızla sanayileşmesine karşın, ticarette henüz yeni sayılabilir: dışsatımı, özellikle tarım ve madencilik ürünleri oluşturur. Ülkenin dışsatım yaptığı başlıca ülkeler, Japonya (dışsatımın üçte biri), ABD (% 10) ve Yem Zelanda’dır (% 5). Büyük Britanya ise dördüncü sırada yer alır.
Dışalım oldukça çeşitlidir: makineler, motorlar ve ulaşım araçları (yaklş.%40), petrol ürünleri (% 10), dokuma ve kimya sanayisi ürünleri, kereste ve kâğıt, tropikal ürünler (kahve, çay. kakao).
Ülkenin dışalım yaptığı başlıca ülkeler ABD (% 20) ve Japonya'dır (% 20). Bunları AET ülkeleri (özellikle Büyük Britanya ve Federal Almanya) izler. Dış ticaret bilançosu genellikle fazlalık gösterir.
Kaynak: Büyük Larousse
BAKINIZ
Avustralya Edebiyatı
Aborjinler (Avustralya Yerlileri)

Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:47
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
3 Aralık 2007       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  avustralya4.JPG
Gösterim: 623
Boyut:  37.1 KB

TARİH


eskilerden kalmadır. Koonalda mağarasında (Güney Avustralya) rastlanan duvara kazılmış çizgisel motifler 20 000 yıl önceden kalmadır. Bu kaya resim ve gravürleri, simgesel sahneler (insanlar, hayvanlar) ve motifler içerir. Bunların kimi temaları, çağdaş yerli ressamlarca hâlâ işlenmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar

Ülkenin keşfi ve ingilizler'in yerleşmesi.


Cava’ya giden deniz yollarını bulan HollandalIlar, 1606'da Carpentarıe körfezinde Avustralya kıyılarına ulaştılar (W. Jansz). Ancak Ptoleiamos'tan beri, belki Güney kutbu’na kadar uzandığı ve kuzeyde Yeni Gine ile birleştiği sanılan bu Güney kıtası'nın (Terra australis) önemi kavranmadı. Batı kıyısı, daha sonra çeşitli yolculuklarla keşfedildi. 1642'de A.J. Tasman, güney kıyılarının oldukça ucuna inerek sonradan adının verileceği büyük adaya (Tasmanya) ulaştı; ancak burayı, ‘‘Yeni Hollanda" adaları olarak niteledi.

Avustralya’nın doğu kıyısı, ancak 1770'te Cook tarafından keşfedilebildi; Cook, bölgeye İngiltere kralı adına el koydu. Tasmanya adasına bu ad, ancak 1798'de, G. Bass tarafından verildi. 1801 ve 1802'de İngiliz Flinders, güney kıyılarını ayrıntılı biçimde inceledi ve orada fransız Baudin ile karşılaştı.

ingilizler'in yerleşmesi 1788 de yüzbaşı Phılipp'in Port Jackson’a (Sydney) getirdiği suçlularla başladı. Gerçekten de, cezaevlerinin son derece kalabalık olmasının yarattığı sıkıntılar karşısında, İngiliz hükümeti, Avustralya'yı bir ceza sömürgesi yapmaya karar vermişti: iç kesimlere doğru ilerleme oldukça yavaş oldu ve Blue Mountains'ın tam anlamıyla aşılması, ancak 1813'te G.W. Evans tarafından başarıldı. Özgür ve zengin göçmenler, Tasmanya'da ve Batı’da (Albany) birçok sömürge tarım işletmesi kurdular; Fransa'nın müdahalesinden çekinen İngiltere de böylece Avustralya'nın tümü üstünde hak iddia edebildi. Sözkonusu işletmelerin tümü, askeri valiler tarafından yönetildi. iktisadi etkinliğin temelini, hükümlülere (1830'a kadar Avustralya’ya gönderilen hükümlü sayısı 58 000'ı buldu) yiyecek, içecek, vb. gönderilmesi oluşturmak.

Tarihöncesi


Büyük buzul dönemlerinde denizlerin genel olarak çekilmesi sonucu, Avustralya'nın yüzölçümü ougüokünden çok daha büyüktü. Avustralya. Yeni Gine, Tasmanya ve daha sonra su lar altında kalacak büyük kıta platoları bu toprakların birer parçasıydı. Doğu Endonezya'da küçük deniz kolları, bu bütünü kıta Asyası'ndan ayırıyordu; ama insanlar, Würm döneminde, yine de bu deniz kollarını aşarak Avustralya topraklarına yerleştiler. Gerçekten de, Avustralya’nın güneyindeki Mungo'da bu insanların 40 000 yıl kadar önceki etkinliklerinin izlerine rastlandı. Aynı yerde, ama daha yeni bir tabakada (25 000 yıl öncesi), anatomi özellikleri günümüz yerlilerininkilerden çok az farklı bir genç kadın iskeleti bulundu. Yine aynı bölgede, ortaya çıkarılan mezarlarda, çok daha yakın dönemlerden (10 000 yıl öncesi) kalmalarına karşın, anatomi özellikleri bir öncekilere göre çok daha eski iskeletler bulundu. Bununla birlikte, bu insanların kullandıkları gereçler, İ.Ö. yaklş. 8 000 yıl öncesine kadar, bulundukları yer neresi olursa olsun, hep birbirine benzemektedir: çekirdek biçiminde kazmaçlar, kaba saba yongalar ve daha sonra, İ.Ö. 20 000 yılına doğru, kesici yanı cilalı taş aletler. Würm sonrası dönemde doğal ortamın ısınmasıyla birlikte, sayılan gereçlere, kökenleri bilinmeyen çok çeşitli ve iyice işlenmiş gereçler eklendi: tek yüzlü ya da iki yüzlü mızraklar. sırtlı kesici aletler, mikrolitler, vb Bunlar gerçekten de Yeni Gine ve Güneydoğu Asya’da bilinmemektedir. Bu gereçler Avrupalılaşın gelişine kadar kullanılmıştır. Kaya resim ve gravürleri de çoktaydı. Hükümlüler, özgür patronlar için çalışan bir alt proletarya oluşturuyorlardı. Bu arada iktisadi etkinlikleri çeşitlendirmek için birkaç deneme de yapıldı. Örneğin, J. Macarthur bu amaçla 1797'de koyun yetiştiriciliğine başladı.

Toprakların keşfi ve yerleşme ilerledikçe, yeni sömürgeler kuruldu. 1829'da Batı Avustralya’da, büyük mülklerden hareket edilerek bir örgütlenme denemesine girişildi; Güney Avustralya 1837’de E. Wakefield Sömürge şirketi’nin ilkelerine (aile, ahlak, iktisadi liberalizm) bağlı kaldı. 1851de zengin Melbourne yöresindeki Victoria sömürgesi, 1859'da da kuzeyde, çok daha güç koşullar altındaki Queensland sömürgesi, Yeni Güney Galler’den ayrıldılar. 1842-1860 arasında, Batı Avustralya dışındaki tüm bu sömürgeler, İngiltere'ninkine oldukça yakın yarı parlamenter yönetimler kurdular.

Sömürgeler arasında oldukça önemli farklar vardı, ama hiçbiri imparatorluk hükümetinin sömürge işlerine aşırı ölçüde karışmasını kabul etmiyor, Batı Avustralya dışındaki tüm sömürgeler, özgür işçilerle rekabet eden hükümlülerin getirilmesine karşı çıkıyorlardı. Koyun yetiştiriciliğine dayalı çobanlık iktisadı, çiftçilerle (settler’iar) anlaşmazlıklara karşın gelişme gösterdi. Bunun sonucu, yerlilerle çatışmalar arttı; Tasmanyalılar tümüyle yok edildi; hayvan yetiştiriciler (squatter'ler) Avustralya yerlilerini kanlı çarpışmalarla ıç kesimdeki çöllere püskürttüler. 1851'de altın bulunması, Avustralya toplumunu altüst etti ve Victoria ile başkent Melbourne'un gelişmesini sağladı.

Bu arada kıtanın keşfi sürüyordu. 1830'daC. Sturt, avustralya hidrografisinin ortaya koyduğu sorunları temelde çözerek Murray ırmağına dekindi. 1841'de E.J. Eyre, güney kıyıları 2 500 km izleyerek küçük Albany sömürgesine ulaştı. Alman L. Leichhardt daha şaşırtıcı bir yolculuk gerçekleştirerek 1844-1845 arasında 5 000 km'lik bir yolu yaya olarak geçti ve Brisbane'i Arnhem arazisi'nin (Avustralya'nın kuzeyi) uç kesimine kattı. Ama Sydney ile Perth’i birbirine bağlayacak yolu bulmaya çalışırken öldü.

Avustralya'nın güneyden kuzeye tümüyle geçilmesi, ilk olarak 1860-61 de R.O.H. Burke ve W. J. Wills tarafından gerçekleştirildi. Burke ve Wills, Darling ırmağı üzerindeki Menindee'den hareket ettiler. iskoçyalı John McDouall Stuart, Adelaide’den Port Darwin limanına gidip gelmeyi başardı (1862) ve çok geçmeden telgraf hatlarının izleyeceği yolu açmış oldu. O tarihten sonra pek çok keşif yolcu luğı ’yla Avustralya haritasındaki boşluklar dolduruldu ve uçsuz bucaksız bölgelerin değerlendirilmesine başlandı.

Benzer gelişmeler göstermelerine karşın, sömürgeler arasındaki ilişkiler azdı. Koyun yetiştiriciliği, sürekli geniştarım yöntemine de başvurularak geliştirildi ve 1890'da Batı Avustralya'da olduğu gibi yeni altın madenleri bulundu. Ama bu geleneksel etkinlikler sonucu ortaya çıkan kentleşme ve sanayileşme, Avustralya’da daha çeşitlilik içeren bir gelişme tipi yarattı, Parlamenter rejim her yerde gelişti Hükümlü "sürgün”ünün durdurulması ülkeye özellikle Asya'dan gelen insan göçünün sınırlandırılması ve anglosakson nüfusun yaşam düzeyinin yükseltilmesi, çeşitli reformların gerçekleştirilmesini sağladı; zorunlu ücretsiz öğretim, toplumsal yasalar (1856'dan sonra, bazı durumlarda 8 saatlik çalışma günü). Güney Avustralya'da,1894’te kadınlara oy hakkı tanındı. İngiliz kökenli sendika hareketi, önemli ölçüde gelişti ve Oueensland, 1899'da kısa bir süre, işçi partisi'nden bir başbakan (A. Dawson) tarafından yönetildi.

Commonweallh


Sömürgeler, 1880'de, Avrupa devletlerinin ve ABD’nin Büyük Okyanus'taki ilerlemesinden (Oueensland, 1883'te, Almanya’nın göz diktiği Yeni Gine'yi ilhak ettiyse de 1885'te burayı Almanya ve Hollanda ile bölüşmek zorunda kaldı) ve Asyalılar'ın ülkeye göçünün artmasından çekinerek bir federasyon kurmayı tasarladılar. 1885’te bir federal meclis kuruldu; ancak bu meclisin gerçek bir gücü yoktu ve bir anayasa hazırlanabilmesi, 1891 ve 1897-98'deki zorlu tartışmalardan sonra gerçekleşti. Anayasa, bir referandumla tüm sömürgelerde kabul edildi ve 9 temmuz 1900'de İngiliz parlamentosu tarafından onaylandı. 1 ocak 1901 'de Commonwealth of Australia kuruldu. Ingiliz ve ABD yönetim sistemlerinin bir uzlaşması olan (parlamento, senato, yüce divan) bu rejimde, çeşitli devletler büyük ölçüde bağımsızdılar.

iktisadi gelişme, bir önceki yüzyıldaki çizgisini izlerken, federal iktidarın önemi arttı. 1911 'de federal hükümet, Güney Avustralya’nın giderlerini hafifletmek için Kuzey topraklarının yönetimini üstlendi. E. Barton (1901-1903), A. Deakin gibi liberal-muhafazakâr ve A. Fisher (1908 -1913) gibi işçi partisi'nden başbakanlar, büyük siyaset ayrılıkları göstermeden birbirini izlediler. Ağır vergilerden beslenen büyük bütçeler hazırladılar ve çabalarını ülke savunmasını güçlendirmeye (bir donanma ve bir ordu kurulması) ve beyaz Avustralya’nın toplumsal üstünlüklerini artırmaya (1901 'den başlayarak beyaz olmayan göçmenlerin ülkeden çıkarılması, yüksek gümrük vergileri) yönelttiler.

Avustralya'nın Birinci Dünya savaşı'na İngiltere'nin yanında katılması, kamuoyunda büyük bir coşku yarattı; savaşa katılan 330 000 avustralyalıdan 59 000’i öldüyse de, Çanakkale savaşları'nda ve Flandres'da Avustralya birlikleri iyi çarpıştılar; Yeni Gine'yi Almanlar'dan geri aldılar. işçi partisi'nden Ulusal birlik partisi' ne geçmiş olan başbakan W.M. Hughes (1915-1923), Versailles antlaşması’nda alman sömürge bölgelerini geri aldı;ıancak bunları Yeni Zelanda ile bölüşmek zorunda kaldı. 1927’de merkezi hükümetin, federal başkent seçilen Canberra’ya yerleşmesiyle Avustralya gerçek bir ulusal devlet niteliği kazandı.

Yüksek gümrük vergilerince korunan ve yün dışsatımına (başlıca alıcısı o dönemde Japonya’ydı) hâlâ büyük ölçüde bağlı olan Avustralya, 1929 dünya iktisadi bunalımından büyük zarar gördü. S.M. Bruce yönetimindeki Çiftçi partisi, aynı yıl, iktidarı işçi partisi'ne bırakmak zorunda kaldı, iktisadi kalkınma için alınacak önlemler konusunda görüş ayrılıklarına düşen işçi partililer (hükümet olarak, mali denge ve giderleri kısma siyaseti izleyerek yüksek ücretlerden yana olan tabanın tepkisini çektiler), ülkenin durumunu düzeltmeyi başaramadılar. Bunun üzerine J.A. Lyons başkanlığındaki United Australia partisi iktidara geldi ve çok geçmeden başbakan olan R. Menzies, bu görevi 1941'e kadar korudu.

Avustralya, 1920'lerde Büyük okya nus’taki japon yayılmasını durdurmak için ABD’ye yaklaştıysa da, art arda iş başı na gelen hükümetlerin barışçı bir siyaset izlemeleri, ikinci Dünya savaşı arifesinde Japonya'yı yüreklendirdi. Bununla birlik te Avustralya, 1940'ta İngiltere'nin yanında savaşa katıldı ve Avrupa cephesine asker gönderdi; ama çok geçmeden ja pon saldırısı Avustralya kıyılarını ve ülke çıkarlarını tehdit etmeye başladı. Japonlar, 1942 şubatında, ülkenin kuzeyindeki Port Darwin’i bombaladılar; Yeni Gine'ye ye Salomon adaları'na çıkarma yaptılar, işçi partili başbakan J. Curtin'in etkili girişimiyle Avustralya, o tarihten sonra, Büyük okyanus savaşı'nda ABD'nin baş müttefiki oldu; general Mac Arthur genel karargâhını önce Melbourne, sonra Brisbane’de kurdu. Mercan denizi savaşı’yla tehlikeyi atlatan Avustralya, Müttefikler in karşı saldırısına katıldı ve birlikleri özellikle Yeni Gine'de yararlık gösterdi. Tüm savaş boyunca, halkın yiyecek gereksinimini düzenli olarak karşılamak ve ücretleri kararlı tutmak amacıyla, üretim sıkı biçimde örgütlendi. Çok geçmeden, 1945'e kadar J. Curtin hükümetleri, sonra da yerine geçen J. Chifley hükümeti, iktisadı denetim altında tutarak savaş sonrasına hazırlanmaya çalıştılar. Ama, liberal muhalefetin karşı çıktığı bu aşırı güdümcülük siyaseti, Avustralya’da ''komünizm tehlikesi" propagandasının başlatılmasını sağlayan "soğuk savaş" havasıyla pek uyuşmadı ve 1949 seçimlerinde, savaştan önceki Birleşik Avustralya partisi’nin çizgisini sürdüren R. Menzies liderliğindeki liberaller kesin bir zafer kazandılar.

Çağdaş Avustralya


Siyasal alanda,R. Menzies yönetimindeki liberaller-tarımcılar(Country Party) koalisyonunun durumu, zaman zaman İşçi partisi tehdi diyle yüz yüze gelmesine karşın (1961 'de olduğu gibi), alabildiğine sağlamdı. Koalisyon bu gücünü, kendi çıkarına düzenlenmiş bir seçim sisteminin yanı sıra, anglosakson Avustralya’nın refahına ve komünizm düşmanlığına dayanan açıkça' muhafazakâr bir siyasetten alıyordu. 1952 ve 1959’daki gerilemelere karşın, iktisat, doğal kaynakların işletilmesi ve sanayi yatırımı araştırmasından kaynaklanan dikkat çekici bir gelişme gösterdi. Hükümet 1956'dan sonra yabancı sermaye (özellikle amerikan ve japon sermayesi) yatırımlarından yana, çok liberal bir siyaset izledi.
Ad:  avustralya5.JPG
Gösterim: 836
Boyut:  42.4 KB

Yün üretimi için koyun yetiştiriciliği temel önemini korurken, tarım büyük ölçüde geriledi. Bu gelişmede, kitle halinde gelen göçmenlerin işçi sınıfını sürekli yenilemesinin payı büyüktü. 1945-1972 arasında, ülkeye yılda ortalama 100 000 kişi geldi; bunların yarıya yakınını ingilizler, geri kalanını da öbür avrupa ülkelerinden gelenler oluşturdu; bunlar Avustralya’daki yüksek yaşam düzeyinin ve sosyal gü vencelerin çekiciliğine kapıldılar. Çok geçmeden toplumla kaynaşmış tutarlı bir bütün oluşturmalarına karşın, Melbourne ve Sydney'in kozmopolit özelliğini artırdılar Ama beyaz Avustralya’nın bu avantajlarından, yerliler 1956'dan sonraki ender durumlar dışında ve Asya'dan gelme göçmenler yoksun bırakıldı.

Bu siyasal tercihler, R. Menzimes hükümetinin, dış siyasette Commonvveaith'e bağlı kalmasına ve 1963’te kraliçe Elizabeth'i sıcak biçimde ağırlamasına karşın, amerikan önerileri doğrultusunda tutum almasını açıklar. Bu dönemde Avustralya.Kore'ye asker gönderdi; 1954'te SEATO'ya katıldı; Malezya federasyonu'nu destekledi; Çin'e karşı savaşında Hindistan'a yardım sözü verdi; Vietnam savaşı’n- dâ (1966) ABD birliklerini desteklemek için asker gönderen (Yeni Zelanda ile birlikte) tek Batı bloku ülkesi oldu.

1966'da R. Menzies'in emekliye ayrılması ve yerine geçen H. Holt’ın 1967'de bir kazada ölmesi, belli bir siyasal istikrarsızlığa yol açtıysa da, bu sorun, 1968 ocak ayında, çoğunluk koalisyonu sağ kanadından J.G. Gorton’ın başbakan seçilmesiyle çözüldü. Gorton hükümeti sayısız sorunla yüz yüze geldi. Gerçekten de Vietnam savaşı büyük tepkilere yol açtı; komünistlikle suçlanan bir sendikacının tutuklanması üzerine, ulaşım iş kolunda 1969 ilkbaharında başlayan grevler de buna eklendi. 1969 ekim seçimlerinde E.G. VVhitlam’ın başkanlığındaki işçi partisi’nin oyları önemli ölçüde artınca, hükümet, özellikle Asya ülkelerine karşı tu tumunu esnekleştirmek zorunda kaldı.

1970'te Avustralya birliklerinin büyük bölümü Vietnam'dan çekildi. 1971 sonlarında ülkede başlayan yeni gösteriler üzerine, kalan 8 000 asker de geri döndü. 1970’te Çin Halk Cumhuriyeti ile iktisadi anlaşmalar yapıldı; özellikle Cook adaları, Batı Samoa adaları ve Nauru adasının iktisadi kalkınması için Japonya ile işbirliğine gidildi; bunlara, 1966’dan başlayarak, hâlâ 1901 tarihli yasayla yürütülmekte olan göçmen siyasetinin esnekleşmesi eklendi Beyaz toplumuyla uyum sağlamaları koşuluyla avrupalı olmayanlar da göçmen kabul edilmeye başlandı; ancak başlangıçta bundan yalnızca birkaç bin asyalı yararlanabildi. 5 yıl içinde 600 000 avrupalıya karşılık, 35 000 avrupa dışı göçmen kabul edildi.

Tüm siyasal partiler, White Australia Policy'yı desteklediler ve çokırklı bir toplum tasarısına karşı çıktılar. Bu olgu,yerlilerin (o sırada nüfusları 130 000, yani toplam nüfusun % 1’iydi) yeni hak istekleri karşısında, bazı liberal çevreler dışında, şid detli tepkilerin doğmasını açıklar. Yerliler, 1967'de özel bir bakanlık kurulmasını sağladılar; ama asıl istekleri, kültürlerine saygı gösterilmesi ve zengin boksit yatakları taşıyan topraklarının mülkiyet hakkıydı. 1972 seçimleri sonunda J.G. Gorton’ ın yerine başbakan olan William McMahon, hükümet mülkü olan rezervlerin yerlilere kiralanmasını kabul ederek isteklerini bir ölçüde karşıladı. Ama daha ilerici nitelikteki bu önlemler ve 1970'te Fransa nın Büyük okyanus’ta yaptığı nükleer denemelere gösterilen şiddetli tepkiler, ne iktidarın yıpranmasını önlemeye, ne de enflasyon, işsizlik, yün dışsatımındaki iniş-çıkışlar sonucunda ortaya çıkan iktisadi güçlükleri alt etmeye yetti. E.G.Whitlam başkanlığındaki işçi partisi, aralık 1972 seçimlerini kazanarak yeniden iktidara geldi.

işçi partisi'nin bu zaferi, başlangıçta bir toplumsal reform ve dış dünyaya açılma dönemine girildiği izlenimi yarattı. Whitlam hükümeti, 1973’te Çin Halk Cumhuriyeti'ni ve Kuzey Vietnam'ı tanıdı; Yeni Gine'ye özerklik verdi; nükleer denemeleri protesto etmek amacıyla adalet bakanını Paris’e gönderdi. Bu etkinliklerden güç alan başbakan, muhafazakârların hâlâ çoğunlukta oldukları senato, hükümete yeni krediler verilmesini reddedince, nisan 1974’te parlamentoyu dağıttı. Yeni seçimleri işçi partisi az bir çoğunlukla kazandı.

iktisadi bunalım, enflasyon, bazı bakanların adının karıştığı mali skandallar, E.G. VVhitlam’ın yeterince sertlik gösterememesi, hükümeti felce uğrattı. Bunun üzerine başbakan AET'ye yaklaşmaya çalıştı; Paris'i ziyaret ederek (ocak 1975) iki ülke arasındaki anlaşmazlığa son verdi. İngiltere kraliçesinin genel vali atadığı sir John Kerr, İngiliz tipi siyasetle yönetilen ülkelerde daha önce hiç görülmemiş biçimde, ekim 1975’te Whitlam'ı görevden aldı ve liberal muhalefetin önderi Fraser’ı geçici olarak yönetimi üstlenmeye çağırdı. Aralıkta yapılan seçimler, M. Fraser önderliğindeki liberalleri ezici bir zafere ulaştırdı. Fraser. önceki on yılda ortaya çıkan sorunları çözümlemeye çalıştı. Dünya iktisadındaki genel sıkıntılar, ülkeyi özellikle Kuzey Avustralya uranyumu için yeni pazarlar aramaya yöneltti; bu arada hükümet, nükleer silahsızlanma antlaşmasına imza attı. 1978’de ülkenin dış ticaretinde ilk sırayı alan Japonya ile yeni anlaşmalar yapıldı. M. Fraser'ın, 1978'de AET ülkelerini ziyareti, Avustralya tarım ürünlerinin bu ülkelere girmesi için tüm engellerin kaldırılmasını sağlayamadı. Parti içindeki mali skandallar ve sir John Kerr’in işçi partisi hükümetinin devrilmesinde parmağı bulunduğuna ilişkin tartışmaların ardından Unesco’ya temsilci atanmasından doğan çalkantılar, liberaller arasında karışıklıklar yarattı. Sir John Kerr, ortamı yumuşatmak amacıyla 1978'de istifa etti.

Yerliler, 1979 ilkbaharında, Canberra'nın merkezinde (1988’de, ülkenin 200. kuruluş yıldönümünün kutlanacağı yer olarak düşünülen) yeni parlamento binasının yapılacağı alanı işgal ettiler: haklarının tanınmasını ve bir anlaşmayla ortaya konmasını istediler. Başbakan yerlilere kendileriyle görüşme sözü verdi. Bu arada ülkeye binlerce gemi dolusu VietnamlI mülteci geldi. Bunlar başlangıçta pek çok avustralyalının karşı çıkmasına karşın, ülkeye kabul edildiler. Pasifik’in ve Asya'nın gerçeklerinden sıyrılmayan Avustralya, 1975-1980 arasında 30 000 mülteciye sığınma hakkı verdi.

1982'de Avustralya işçi partisi (AİP) yönetiminde değişiklik oldu, Robert J. Hawke başkan seçildi. AİP, 1983’teki seçimleri kazanınca Hawke başbakan oldu. Seçimi kaybeden M.Fraser, Liberal parti başkanlığından ayrıldı. AİP yönetiminin karşılaştığı ilk sorun, bütçe açığının, iktidarı devreden Liberal-milliyetçi parti koalisyonu yetkililerinin seçimlerde ileri sürdüğünden % 60 daha fazla çıkması oldu. Aynı yıl Avustralya doları yabancı paralar karşısında dalgalanmaya bırakıldı. Temsilciler meclisi ve Senato üyelerinin sayısı artırıldı (Temsilciler meclisi: 148, Senato: 76). Bu nedenle erken seçime gidildi. Seçimi yine AİP kazandı (aralık 1984). Yeni bütçede sosyal güvenlik harcamaları arttırıldı. Temmuz 1987 ve mayıs 1990 seçimlerinden de Avustralya işçi partisi galip çıktı. Ama partinin lideri başbakan Robert Hawke bir türlü sonu gelmeyen ekonomik durgunluğa yenildi. Partinin ve hükümetin başında yerini Paul Keating'e bıraktı (19 aralık 1991).

Nükleer silahların yayılmasına karşı yapılan antlaşmayı imzalayan ülkeler arasında yer alan Avustralya, dünyanın en büyük uranyum kaynaklarından birine sahip olduğu halde, yeni Uranyum madeni açılmasını yasakladı. Büyük okyanus’ta nükleer silah denemelerini sürdüren Fransa’ ya uranyum satışını durdurdu. ABD'nin MX kıtalararası balistik füze denemelerine hükümetin kolaylıklar sağlayacağının duyulması, uluslararası silahsızlanma gereğini ilke olarak kabul eden AİP içinde tartışmalara yol açtı. Hükümet, ABD’nin “Yıldız savaşları” programını da destekleyeceğini açıkladı.

ASKERİ TARİH


1870'te Avustralya'daki 6 sömürgede bulunan İngiliz kuvvetlerinin geri çekilmesi üzerine, Commonwealth’in ilk askeri birlikleri gönüllülerden kuruldu. Sudan'da İngilizlerle yardım eden (1885) ve Boerler’e karşı savaşan bu birlikler, 190Vde federal savunma bakanının yetkisi altında yeniden düzenlendiler. Kitchener’in öğütleri sayesinde güçlü biçimde örgütlenen Avustralya ordusu, 1914-1918 arasında 330 000 kişiyi denizaşırı savaşa gönderdi: Anzak adıyla Yeni Zelanda birlikleriyle birleştirilen bu ordudan 59 000 asker Fransa ve Çanakkale'deki çarpışmalarda öldü. 1921'den başlayarak gönüllülerden oluşan bir sürekli kuvvet ile 18-40 yaş grubundan derlenme bir milis kuvveti’nden oluşan bu ordu 1927'de bağımsız bir hava kuvvetiyle desteklendi. Bu hava kuvveti, ikinci Dünya savaşı'nda Avrupa ve Büyük okyanus’ta önemli bir rol oynadı. 1940'ta zorunlu askerlik hizmetinin yürürlüğe konmasıyla 1945’e dek 891 000 kişi silah altına alındı; bu kuvvetler Kuzey
Afrika’da, İtalya'da ve doğrudan anayurt topraklarını savunmak için Büyük okyanusla (Yeni Gine) savaştılar ve 28 000 kayıp verdiler. 1909’da kurulan Avustralya donanması iki dünya savaşına da katıldı (1914'te Avustralya kruvazörü Sydney alman kruvazörü Emden'i torpilledi). Avustralya, 1950-1953 arasında 16 000 kişilik bir kuvvetle Kore savaşları’na, 1970'te de 8 500 kişilik bir birlikle Vietnam savaşı'na katıldı. Ama sonra, ABD’nin Güneydoğu Asya'dan çekilmesinin yarattığı yeni durumu kavrayan Avustralya, komşularıyla etkili bir işbirliği kurma isteğini açıkça ortaya koydu ve ABD ile işbirliğini sürdürdü.
Ad:  avustralya7.JPG
Gösterim: 547
Boyut:  20.1 KB

Gönüllü askerlik hizmetinden vazgeçilmesinden sonra, 1979'da, Avustralya ordusunun asker sayısı 70 000 oldu. 3 milyar dolarlık savunma bütçesi, GSMH’nın % 2,7’sini oluşturur. 32 000 kişilik kara kuvvetleri .çeşitli sınıflardan oluşan 3 fa.sk -forces ile özel birlikleri kapsar. 100 kadar alman yapımı Leopard tankı, ABD yapımı 700, M 113 taşıma aracı ve 100 kadar İngiliz yapımı keşif aracıyla donatılmıştır (buna, 23 500 kişiiik aktif yedek kuvvet Citizen Military Ferce ü eklemek gerekir). Deniz kuvvetleri, bir uçak gemisi (Melbourne), 10 refakat gemisi, 6 Oberon tipi denizaltı ve küçük bir deniz uçak filosundan oluşur. 120 savaş uçağı bulunan Avustralya hava kuvvetleri,Mirage III ve ABD yapımı F 111'lerle donatılmıştır. Bu kuvvetlerin bir bölümü, Avustralya’nın teknik yardımda bulunduğu Malezya, Singapur ve Papuasya'ya gönderilmiş durumdadır.

ANAYASA


ABD anayasasından esinlenen Avustralya anayasası 1 ocak 1901 tarihinde yürürlüğe girdi. Federal yaşama gücü, İngiltere tahtının temsilcisi genel valiyle federal parlamentonun elindedir. Federal parlamento iki meclisten oluşur: yalnız tam Commonwealth’i ilgilendiren ortak sorunların görüşüldüğü 76 üyeli (6 devlet için 12’şer, 2 federal arazi için 2’şer) federal Senato ve Temsilciler meclisi. Yürütme gücü, İngiliz hükümeti örnek alınarak düzenlenen bir kabineye verilmiştir. Bu iki meclisten seçilen bakanlar, Temsilciler meclisi'ne karşı sorumludur. Konfederasyon başbakanının önerisiyle genel vali tarafından atanırlar. Anayasanın bekçisi Yüce divan, 7 yargıçtan oluşur ve federal hükümetle devletler arasında çıkacak anlaşmazlıkları çözüme bağlar. Öueensland dışındaki devletler iki meclisle yönetilir: Yasama konseyi ve Yasama meclisi. Yürütme gücü bir valinin elindedir; başbakan ve bakanlar, bu vali tarafından atanır,

GÜZEL SANATLAR


Resim sanatı üç büyük döneme ayrılabilir: sömürge dönemi (1788-1880), "izlenimci” dönem (1880-1939) ve çağdaş dönem. Bunlardan ilki kral George dönemi İngiltere’sinin etkilerini taşır ve birçok sanatçı, bu arada John Glover (1767-1849), Thomas Waınewrıght (1794-1847) ya da hareketli bir hayat süren kürek mahkûmu Thomas Watling (1769- ?), yaptıkları Avustralya manzaralarında, ayrıldıkları anayurdu yeniden canlandırırlar. Avustralya izlenimciliği Tom Roberts’te (1856-1931), sir Arthur Streeton’da (1867-1943) ya da Frederick McCubbin’de (1855-1917) olduğu gibi her şeyden önce belli belirsiz bir romantizmin anlatımıdır. 1939'da Avrupa’dan dönen sanatçıların etkisiyle ve Matisse, Picasso, Dali, vb. sanatçıların sergilerinin ardından Çağdaş sanat kurumu’nun açılmasıyla yem bir dönem başladı. Russell Drysdale (doğm. 1921), Sidney Nolan (doğm. 1917) ve Donald Friend (doğm. 1915) modern okulun öncüleridir; bu okulda özellikle sivrilenlerse Fred Willıams (doğm. 1927) ve Brett Whiteley'dir (doğm. 1939).

Mimarlık da, verandalar ve ion düzeninde sütunlarla (Francis H. Greenway, Sydney’deki St. James kilisesi nin mimarı, 1819) ve yenıgotık öğelerle (Melbourne’da St. Paul katedrali) dikkati çekeotSır sömürge dönemi üslubu yaşadjl-Vıctorıa döneminden (sir Arthur ŞîejJnenson’ın yaptığı Melbourne ve Sycîriey hastaneleri) sonra gelen çağdaş dönem, en ünlülerini Sydney opera binası (1973’te açıldı) ve önemli bir bienale sahne olan Adelaide festival kompleksi nin oluşturduğu Batı Avustralya her türde kültür yapılarının gerçekleştiril- Perth bölgesinde mesiyle dikkati çeker. Roy Grounds ^0vun vetistlricillöl (doğm. 1905), Frank Hassell (doğm.1910) ve Henry Seidler (doğm. 1923)

Avustralya mimarlık sanatının büyük adları arasındadır. Canberra’daki ulusal müze National Art Gallery bitirilmek üzeredir. Bütün eyalet merkezlerinde ve bazı taşra merkezlerinde bir resim müzesi bulunur. Avustralya’nın en zengin koleksiyonlarından biri Melbourne'da Victorian Arts Center'da sergilenir. 1975’ten bu yana Australian Council sanat ve kültürün gelişmesi için federal hükümetten yardım görmektedir.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:49
virtuecat - avatarı
virtuecat
Ziyaretçi
16 Eylül 2008       Mesaj #3
virtuecat - avatarı
Ziyaretçi

AVUSTRALYA

Ad:  avustralya6.JPG
Gösterim: 685
Boyut:  48.1 KB

dünyanın en büyük adası ve en küçük kıtasıdır. Büyük Okyanus'ta Avru­pa'ya tam karşıt konumda yer alır. Yüzölçü­mü 7.682.300 km2 olan adanın kuzeydoğu kıyısı boyunca 2.000 kilometreyi bulan ve kıyıdan uzaklığı bazı yerlerde 160 kilometreye varan Büyük Set Resifleri uzanır. Gemiler için birkaç dar boğazdan başka geçit ver­meyen adacıklar ve kum setlerinden oluşan bu doğal engel, olağanüstü güzellikte renkle­riyle, bir zincir görünümündedir.
Kıtanın güneydoğu ucunda Avustralya'ya bağlı Tasmanya Adası bulunur.

AVUSTRALYA'YA İLİŞKİN BİLGİLER

YÜZÖLÇÜMÜ: 7.682.300 km2.
NÜFUS: 16.470.000 (1988).
YÖNETİM: ingiliz Uluslar Topluluğu üyesi Federal Cum­huriyet.
COĞRAFİ ÖZELLİKLER: Kıtanın çok büyük bir bölümü kuru ve sıcak çöllerle kaplıdır ve buralarda pek az insan yaşar. En yüksek dağı 2.228 metreyle Koscius-ko'dur. Murray Irmağı ve kolları Avustralya'nın baş­lıca akarsularıdır. Ünlü Büyük Set Resifleri doğu kıyılarındadır.
ÖNEMLİ KENTLER: Sydney, Melbourne, Brisbane, Perth, Adelaide, Nevvcastle.
BAŞLICA ÜRÜNLER: Sığır, koyun, domuz, yün, buğday, şekerpancarı, arpa, pamuk, üzüm, patates, süpürge-darısı; demir, boksit (alüminyum), çinko, kurşun, ba­kır, kalay, altın; demir-çelik, çimento, fosfat, sülfürik asit, et, un, şeker, dokuma, yapı malzemeleri, motor­lu araçlar, ihracat ürünleri: Maden ve maden cevhe­ri, kömür, kok kömürü, tahıl, dokuma elyafı, petrol ürünleri, demir-çelik, et, şeker.
EĞİTİM: 6-15 yaş-(Tasmanya'da 16 yaş) arası eğitim zo­runludur.

Doğal Yapı ve İklim


Avustralya'da yüksek dağlar bulunmadığı gibi geniş ormanlık alanlar da yoktur. Doğu kıyısı­na paralel uzanan Great Dividing Sıradağla­rının etekleri ağaçlarla örtülüdür. Sıradağla­rın kuzey bölgesindeki en yüksek tepe 1.611 metreyle Bartle Dağı'dır. Yağışın çok bol olduğu bu bölgede krater gölleri, çağlayanlar, tropik ormanlar ve çeşitli çiçekler bulunur. Kuzeyde dar kıyı şeridinin ve dağların ardın­da çalılık ve salkımotu türü bitkilerle kaplı geniş düzlükler uzanır. Buradaki tek yükselti Barkly platosudur. Great Dividing Sıradağla­rında Sydney yakınlarında bulunan Blue Dağlan manzarasıyla ünlüdür. Kıtanın 2.228 metreyle en yüksek tepesi olan Kosciusko Dağı, Great Dividing üzerindeki Karlı Dağlar'dadır. Yılın yansında karlarla kaplı olan bu dağlar, yazlan da bol yağış aldıklan için, Avustralya'nın başlıca akarsuları olan Murray ve Darling ırmaklannı besler.

Kuzeyde, alçak ve düz kıyı içlere doğru yavaş yavaş yükselen bir platoya dönüşür. Bu plato kıtanın orta ve batı kesimlerinin önemli bir bölümünü kaplar. Avustralya'nın hemen hemen tam ortasına düşen Macdonnell ve Musgrave dağları bölgedeki iki yükseltidir. Kuzeyde verimli çayırlarla örtülü olan plato, batıya gidildikçe çölleşir. İç bölümler genel­likle çalılarla kaplıdır. Kıyılarda ağaçlar ve çeşitli çiçekler yetişir.
Batı bölgesi yüksekliği 300-600 metre ara­sında değişen bir platodur. Fundalıklarla ör­tülü olan bu düzlüğün batı kıyılarına doğru çıplak tepeler göze çarpar. Uçurumlar, sarp
kayalar ve çıplak tepelerden oluşan Kimberley Dağları, kuzeybatıda bulunan Hamersley Dağları ve Albany yakınlarındaki Stirling Dağlan bölgenin önemli yükseltileridir. Gü­neydeki Nullarbor Ovası platonun içlerine yayılır. Güney Avustralya'da Adelaide'den kuzeye doğru Flinders ve Lofty dağlan uza­nır. Güney bölgesinin kıyıya yakın kesiminde­ki çukur alanda en büyüğü Eyre Gölü olan birçok göl vardır.
Avustralya'nın en önemli akarsuyu Murray Irmağı'dır. Murray, Yeni Güney Galler ve Victoria eyaletlerinin doğal sınırını da çizer. Darling ve Murrumbidgee ırmakları Murray ile birleşir. Kıtadaki öbür ırmaklar çoğunluk­la denize ulaşmadan kurur.
Göllerin çoğu hemen hiç suyu olmayan tuz birikintileri durumundadır. Deniz düzeyinin 12 metre altında kalan Eyre Gölü'nün kapla­dığı alan 9.300 km2'nin üzerindedir ama için­de hemen hiç su bulunmaz. Güneybatıda, yağışlı dönemlerde sulan bollaşan tatlı su gölleri de vardır.
Avustralya çok sıcak ve kurak bir kıtadır. Az yağış alır, üstelik yağan yağmur aşın sıcak nedeniyle hızla buharlaşır. Doğu kıyıları ve dağlar bol yağış alır; içerlere gidildikçe yağ­murlar azalır, iklim kuraklaşır. Kuzeyde yağ­mur yazın, güneyde ise kışın yağar. Batı Avustralya'da kuzeyden güneye büyük iklim değişiklikleri gözlenir. Kuzeyde Timor Denizi kıyılan tropikal, güney kıyıları ise ılımandır.
Avustralya'da mevsimler kuzey yarıküre­nin tam tersidir. Aralık, ocak ve şubat yaz; haziran, temmuz ve ağustos ise kıştır. Ülke­nin üçte biri tropikal bölgede olduğu için kışlar yumuşak ve bol güneşli geçer. Kar yalnızca kıtanın güneydoğusuna ve Tasmanya'ya yağar.

Bitki Varlığı


Göçmenler Avustralya'ya yıllar boyunca Av­rupa'dan çeşitli bitkiler ve ağaçlar taşıdılar. Bunların birçoğu kıtaya uyum sağladı. Yerli ağaçlar ise yapraklarım dökmeyen herdem yeşil ağaçlardır. Cüce tiplerinden 90 metreye varanlarına kadar 500 değişik çeşidi olan okaliptüs bunlara iyi bir örnektir. Avustralya'ya özgü bir başka ağaç ise akasyadır. Çoğu mimozaya benzer güzel san çiçekleri olan 750 ayrı çeşit akasya vardır.
Ülkenin iç bölümlerinde yağış o kadar azdır ki hemen hemen hiç bitki yetişmez. Ama yağmur yağdığında, tohumlan belki de yıllar­dır toprağın altında uyuyan binlerce çöl çiçeği açıverir. Kuzeydoğunun nemli sıcağında orki­de, eğreltiotu, palmiye ve hiç görülmedik çiçekler açan ağaçlar, tropik bitkiler yetişir. Güneybatıda ise kırmızı ve yeşil, kanguru pençeleri gibi başka yerlerde eşi bulunmayan kır çiçekleri vardır.
Ad:  avustralya8.JPG
Gösterim: 497
Boyut:  111.1 KB

Hayvan Varlığı


Avustralya'da yaşayan hayvanlar da çok ilginçtir. Yavrulannı ceplerinde taşıyan memeliler dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur. Minicik cepli farelerden koskocaman kangurulara kadar pek çok çeşidi olan bu hayvanlara keseliler denir. Valabi (küçük kanguru), opossum, vombat, bandikut, sincap, tasmanyaşeytanı, tasmanyakurdu hep keseli hayvanlardır. Özel korumaya alınmış olan keseli ayı koala ise içlerinde en sevilenidir. Burada bir de gene başka hiçbir yerde rastlanmayan yumurtlayan memeli hayvanlar ya da tekdelikliler yaşar. Bunların ornitorenk ve ekidne denen iki türü vardır. Ornitorenk suda ya­şayan, ördek gagalı, perde ayaklı, kürklü ve yumurtlayan bir hayvandır. Karada yaşayan Ekidne ya da dikenli kanncayiyen ise kesesi­nin içine yumurtlar; kısa, sivri dikenleri vardır ve toprağı çok büyük bir hızla kazabilir.

Avustralya'ya özgü öteki memeliler, fareler ve yarasalardır. Koyunlara aman vermeyen yabanıl köpek dingonun Asya'dan getirildiği sanılmaktadır.
Avustralya'da yaşayan birçok değişik kuş arasında en ünlüleri bir tür yalıçapkını olan kookaburradır. Devekuşu türünden, uçma­yan emu ve tepelideyekuşu ile kuyruğu çengel biçiminde olan ve her türden sesi olağanüstü bir benzerlikle taklit edebilen lirkuşu Avus­tralya'ya özgü kuşlardır.
Rengarenk parlak tüylü papağanlar, kakadular, balkuşlan, çardakkuşları, iriayaklar, turnalar, balıkçıllar, ördekler, karabataklar, pelikanlar, siyah kuğular gibi çeşit çeşit kuş da bu ülkede yaşar.
Kıtada taypan ve kaplan yılanı gibi zehirli, piton ve ağaçyılanı gibi zehirsiz yılanlar, timsahlar, çeşitli kertenkeleler ve kaplumba­ğalar da bulunur. Avustralya'daki böcek ya­şamı da çok renklidir. Yerel böcek türleri 500.000'in üzerindedir. Ayrıca göçmenlerin getirdikleri birçok farklı böcek türü de vardır.

Halk ve Yerleşim


İki yüz yıl önce Avustralya'da Asya'dan göçmüş koyu esmer tenli Yerliler'den başka­ları yaşamazdı. 18. yüzyılda Avrupahlar'm yerleşmek üzere geldiği ilk yıllarda burada 500.000 Yerli yaşıyordu. Sayılan giderek aza­lan Avustralya Yerlileri'nin bugünkü nüfusu ancak 145.000 kadardır. Eskiden toplayıcılık ve avcılıkla geçinen Yerliler'in çoğu günü­müzde çiftliklerde ve kentlerde çalışmaktadır. Bu koskocaman ülkede yalnızca 16 milyon insan yaşar. Baş­langıçta burada yerleşen Avrupalılar'ın büyük çoğunluğu İngiltere ve İrlanda'dan göç etmiş­lerdi. II. Dünya Savaşı'ndan sonra yurtlarından kopmuş binlerce Avrupalı da Avustralya'ya göç etti. 1947-81 arasında yaklaşık 4 milyon göçmen ülkeye yerleşti. Eskiden yü­rürlükte olan Beyaz Avustralya Siyaseti, Av­rupa kökenli olmayan göçmen sayısını kısıtla­mıştı. Bu siyasetin 1970'lerde bırakılmasıyla Asya'dan da çok sayıda göçmen gelmeye başladı.

Avustralya altı eyalete ve iki bölgeye ayrı­lır. En kalabalık eyaletler Yeni Güney Galler ve Victoria'dır. İç kısımlarda ve batı kıyısında nüfus yok denecek kadar azdır. Büyük kent­ler genellikle eyaletlerin başkentleridir. Syd­ney Yeni Güney Galler'in, Melbourne Victo­ria'nın, Brisbane Queensland'in; Adelaide Güney, Perth Batı Avustralya'nın; Danvin Kuzey Toprakları'nın, Hobart ise Tasmanya' nın başkentidir. Tüm ülkenin başkenti ise Avustralya Federal Başkent Topraklan üzeri­ne kurulmuş Canberra'dır.

Sydney, Melbourne, Ade­laide, Newcastle, Brisbane ve Fremantle'dır. Avustralya büyük bir tarım ülkesi olmakla birlikte, halkın beşte dördü kentler ve kasa­balarda yaşar. Evler genellikle ahşap ya da tuğladan tek katlı olarak yapılmıştır. Avlulan ya da dışanda uyumaya elverişli taraçaları vardır. Son yıllarda duyulmaya başlanan ko­nut sıkıntısı devlet ya da özel sektörce yapılan çok katlı apartmanlarla giderilmeye çalışıl­maktadır. Çiftliklerde yaşayanlar kendi elek­trik, su ve kanalizasyon sistemlerini kurarlar. Kitle iletişim araçlannın önemi çok büyüktür. Bir bölümü devletin olan çok sayıda radyo ve televizyon istasyonu vardır. Dağınık ve birbi­rinden uzak olan yerleşim birimlerinde eği­tim, radyo ve televizyon aracılığıyla yürütülür; öğrenciler ödevlerini postayla gönderir­ler. Buna Hava Okulu adı verilir.
Avustralya'da eğitim 6-15 yaş arasında zo­runlu ve yabancı öğrenciler dışında parasız­dır. Ortaöğrenimde liseler, teknik okullar ve tanm okulları vardır.
Sağlık hizmetleri, birbirine uzak yerlerde yaşayanlara uçaklarla götürülür. Royal Flying Doctor Service'in (Krallık Uçan Doktor Ser­visi) doktor ve hemşireleri, hastalarını uçakla ziyaret eder, hastaneye taşır ya da telefon, radyo, telsiz gibi iletişim araçlarıyla öneriler­de bulunurlar. Telefonla, hemen her yerle konuşulabilir. En ıssız bölgelere bile posta düzenli olarak ulaşır.
En güçlü kilise Anglikan Kilisesi'dir. Kato­likler ise nüfusun dörtte birinden biraz fazlası­nı oluştururlar.
Ad:  avustralya9.JPG
Gösterim: 570
Boyut:  23.5 KB

Ekonomi


Avustralya'nın dışarıya sattıklarının yüzde 40'ı yün, buğday, et, meyve ve tereyağ gibi ürünlerden oluşur. Bunların en önemlisi yün­dür. Yılda 700.000 ton kırkılmış yün elde edilir. Bu dünya yün üretiminin yaklaşık dörtte biridir. 19. yüzyıl başlarında Avustral­ya'ya dışarıdan yünleri çok değerli olan meri­nos koyunları getirilerek çoğaltılmıştır. Ko­yun çiftlikleri neredeyse küçük bir Avrupa kenti büyüklüğündedir. Koyun kırkma zama­nı, ekipler bir istasyondan öbürüne dolaşır, hayvanları kırkar ve yünleri niteliklerine göre sınıflandırır.
Dış pazarlarda koyunların yünleri kadar etleri de ilgi görür. Avustralya kendi tüketi­minin dışında ABD, Ortadoğu ve başka bazı ülkelere koyun eti satar. Doğu kıyılarındaki otlaklarda sığır beslenir. Ayrıca domuz çift­likleri de vardır.
Avustralya başta Çin ve Hindistan olmak üzere her yıl dışarıya 15 milyon ton buğday satar. Öteki ürünleri yulaf, arpa, süpürgedarı-sı, mısır ve pirinçtir. Oueensland ve Yeni Güney Galler'de şekerkamışı, pamuk, keten ve tütün yetişir. İklim meyve ve sebze yetiştir­mek için çok elverişlidir. Kuzeyde tropikal meyvelerden muz, ananas, mango, guava, papav; güneyde ise portakal, limon, kayısı ve şeftalinin yanı sıra, elma, erik, çilek, frenk-üzümü ve ahududu yetişir. Bu meyvelerin çoğu taze, kurutulmuş ya da konserve olarak dışarıya satılır.

Avustralya dünyanın en kurak kara parça­larından biridir. Irmaklarının su toplamı Tuna'nınkine ancak erişir. Bu yüzden suyun bir damlası bile çok değerlidir.
başka günümüzde boksit, rutil, nikel, manga­nez, uranyum da elde edilmektedir. Ayrıca Avustralya'da petrol ve zengin doğal gaz ya­takları da vardır.
Bir tarım ülkesi olarak bilinmesine karşın, ülkede halkın büyük çoğunluğu toprakta de
ğil, fabrikalarda çalışır. Ülkede, uçaktan ta­nm aletlerine kadar her şey üretilir.
Demiryollan ve karayollan ülkenin en uzak yerlerine ulaşırlar. Devlet havayolları Trans-Australia Airlines'dan başka birçok özel ha­vayolu şirketi de vardır.

Kuzey Toprakları'nın başkenti Darwin Avustralya'nın en işlek limanlarından biridir.
Karlı Dağlar hidroelektrik projesi dünyanın en büyük projelerinden biridir. Güneydoğu Avustralya'da Snowy Irmağı ile başlayıp Mur­ray ve Murrumbidgee ırmaklarını içine alan proje hem geniş toprakların sulanmasında, hem elektrik üretiminde büyük bir artış sağlamıştır.

Madencilik, özellikle demir, kömür ve bok­sit, Avustralya'nın dışarıya sattığı malların üç­te birini oluşturur. Kömür Yeni Güney Galler'de çıkarıldığı için fabrikaların çoğu o yöre­de kümelenmiştir. Yıllardan beri al­tın, gümüş, kurşun, çinko, bakır ve kalay çıkarılmıştır.

Yönetim


Avustralya altı eyalet ve iki bölgenin birleş­mesinden oluşmuş federal bir devlettir. Ulu­sal Meclis savunma, ticaret, dış ülkelerle iliş­kiler, gümrük vergileri ve göçmen sorunlarıyla ilgili genel yasalar çıkanr. Eyalet yönetim­leri ise kendi eyaletlerindeki eğitim, yargı, ulaşım, sağlık, tarım ve sanayi konulanyla il­gilenirler. Avustralya İngiliz Uluslar Topluluğu'nun bir üyesidir ve öbür topluluk üyeleri gibi İngiltere'ye bağlıdır. Kral ya da kraliçeyi Canberra'da bulunan genel vali temsil eder.
Parlamento, Ulusal Meclis ve Senato'dan oluşur. Ulusal Meclis'te, Kuzey Topraklan ve Federal Başkent Topraklan'nın birer temsil­cisi ve altı eyaletin nüfuslarına göre dağılmış toplam 148 milletvekili vardır. Senato'da ise her eyaletten 12'şer ve her bölgeden 2'şer kişi olmak üzere 76 senatör bulunur. Küçük eya­letlerin çıkarını korumak için nüfusu ve yüzöl­çümü ne olursa olsun bu sayı değişmez. 18 yaşını bitiren herkes seçime katılmak zorun­dadır. Avustralya Yerlileri'nin seçme haklan vardır, ama seçime katılmaları zorunlu değildir.

Avustralya'nın bölge siyasetinde önemli bir yeri vardır. Büyük Okyanus'ta Norfolk Ada­sı, Timor Denizi'nde Ashmore ve Cartier adalan, Hint Okyanusu'nda Cocos Adalan, Christmas Adası, Heard ve McDonald adala­rından başka Antarktika'nın bir bölümü de Avustralya yönetimindedir.

Tarih


Avustralya'da insan yaşamı 10 binlerce yıl ön­ce başlamıştır. Tarihöncesi yerleşimler biri­kinti tabakalannın altında kaldığı ve henüz, örneğin Afrika'da olduğu gibi, yerkabuğunun hareketleriyle ya da toprağın aşınmasıyla yeryüzüne ulaşamadağı için ilk Avustralya Yerlileri'nin kıtaya geldikleri tarih kesin ola­rak bilinmemektedir. Bugün var olan arkeo­lojik buluntular, Yerliler'in kıtaya 40.000 yıl kadar önce Güneydoğu Asya'dan göç ettikle­rini göstermektedir.
Göçmenlerin Avustralya'ya vardıklan dö­nemde Kuzey ve Güney kutupları çevresinde büyük miktarlarda su donmuş durumdaydı. Suyun önemli bir bölümünün kutuplar çevre­sinde toplanması, denizlerde su düzeyinin düşmesine ve birçok yerde bugün su altında kalmış karaların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Bu nedenle Asya'dan göç eden Yerliler'in yolun çoğunu yürüyerek aştıkları, kalan kısa deniz yolunu ise kanolarla ya da sallarla geçtikleri tahmin edilmektedir.
Avrupalılar'ın Avustralya'ya gelmelerin­den önce Yerliler deniz, ırmak ve göl kıyılarındaki verimli alanlarda yerleşmişlerdi. Tasmanya Adası'yla bağlantı, su düzeyinin dü­şüklüğü nedeniyle kendiliğinden oluşmuş bir köprüyle sağlanırdı. Avustralya köpeği dingo buraya İÖ 6000'de Yerliler tarafından getiril­di. Tam o sıralarda sular yükselip Tasmanya kıtadan ayrıldığı için dingo Tasmanya'ya hiç geçemedi.

Dış Dünya ile İlk İlişkiler


Portekizli gemiciler 16. yüzyılda Avustralya' ya ilk ayak bastıkları zaman burada yaklaşık 500.000 Yerli yaşıyordu. Bunlar 250 deği­şik- dil konuşan 600 kabileye bölünmüşler­di. Avustralya Yerlileri burada, insanların 10.000 yıl önceki yaşamlarına benzer bir ya­şam sürdürüyor, yiyecek toplayarak, hayvan­ları ve böcekleri avlayarak yaşıyorlardı. De­niz ya da ırmak kıyılarında yaşayanlar kendi kabile topraklan içinde balık da avlarlardı. Herkesin kendi silahı vardı ama toprak, yiye­cek ve öteki mallar kabilenin mülküydü. Krallan ya da şefleri yoktu. Dışandan gelebi­lecek herhangi bir saldınya karşı korunmak için örgütlenmiş değillerdi (bak. avustralya yerlileri). Avustralya'ya dışandan ilk gelen­lerin her yıl Karpentarya Körfezi'nde avlan­maya gelen Endonezyalı Macassanlar olduğu sanılmaktadır.
Birçok tarihçi kıtaya Avrupa'dan ilk olarak Portekizli gemicilerin geldiğinde birleşiyorlar.

Portekizliler 1516 ve 1536'da kıtayı inceleyip haritasını çizdiler. 1606'da İspanyol Kaptan Louis de Torres Avustralya ve Yeni Gine'yi ayıran ve bugün kendi adını taşıyan boğazdan geçti. Aynı yıl Hollandalı bir kaptan kuzey kıyılannda araştırmalar yaptı ve haritasını çı
kardı. Ama buranın yeni bir kıta olduğunu anlayamadı ve Yeni Gine'nin bir parçası san­dı. Doğu Hint Adalan'na (günümüzde Endo­nezya ve Malezya) en iyi yolun Avustralya' nın güneyinden geçtiği anlaşılınca, 1611'den başlayarak çok sayıda Hollanda gemisi Avus­tralya'ya geldi. Hatta buraya Yeni Hollanda denmeye başlandı. Ama Avustralya Yerlileri ile kârlı ticaret ilişkileri kuramayacaklannı düşünen Hollandalılar, adaya hiç yerleşme­diler.

İngilizler'in Gelişi


İlki 1688 ve ikincisi 1699'da olmak üzere Avustralya'ya iki kere gelen İngiliz William Dampier, ilk ziyaretinin ardından gezi anılan-nı yayımladı. Kitap, Avustralya Yerlileri'ni dünyanın en zavallı halkı, Yeni Hollanda'yı ise tehlikeli kayalıklann ardındaki bir dizi ku­ru tepe olarak tanıttı ama İngiltere'de Avus­tralya'ya karşı bir ilgi uyanmasına da neden oldu. 70 yıl sonra İngiltere'nin büyük kâşifle­rinden James Cook, gemisiyle Büyük Okyanus'a açılarak 1770 Nisan'ında Avustralya'nın doğu (günümüzdeki Victoria) kıyılarına var­dı. Ağustosta tüm doğu kıyısını İngiltere'ye bağladı ve bölgeye Yeni Güney Galler adını verdi.

Cook'la aynı gemide bulunan bilim adamı Joseph Banks, geminin demirli kaldığı sekiz gün boyunca çevredeki insanlan, hayvanlan, bitkileri inceledi; o zamana kadar hiçbir yerde görülmemiş bitkiler keşfetti. Bu konuda yaz­dığı kitap ve Cook'un yolculuk raporları ya­yımlanınca İngilizler, Yeni Güney Galler'in Avustralya'nın batısına ve kuzeyine benzeme­diğine, buralann yaşanabilecek yerler olduğu­na karar verdiler. Avustralya Yerlileri'nin o topraklann asıl sahipleri olduğu kimsenin ak­lına gelmedi.
Bu arada İngiltere'nin Kuzey Amerika kıyı-lanndaki 13 kolonisi bağımsızlıklarını ilan ederek ABD'yi kurmuşlardı. Bu İngiltere'yi iki sorunla karşı karşıya bırakıyordu. Sorun­lardan birincisi doğu denizlerinde İngilte­re'nin ticaret haklannı koruyacak yeni deniz üssünün nerede kurulacağı; ikincisi ise o za­mana kadar Amerikan kolonilerine gönderi­len hükümlülerin bundan böyle nerede barındırılacağı idi.

İngiltere'de, Amerika ile savaşın başladığı 1776'dan beri sürgüne mahkûm edilen hükümlüler eski gemilerin içinde, İngiliz liman­larında ve ırmaklarında bekletiliyorlardı. Sayılan her geçen gün artan bu mahkûmlann nereye gönderilecekleri sorununun bir an önce çözülmesi gerekiyordu. İngiliz Başbakanı William Pitt, sonunda Yeni Güney Galler'de kurulacak bir yerleşim biriminin hem üs, hem sürgün yeri sorununu çözeceğine karar verdi.

Kadın ve erkek 788 mahkûmu getiren ilk gemi, 26 Ocak 1788'de Sydney Cove olarak adlandırılan körfeze girdi. Avustralyalılar bu günü Avustralya Günü olarak kutlamayı sür­dürüyorlar.

Kolonilerin Kurulması


İlk yerleşimi izleyen iki yıl boyunca Sydney' de açlıkla boğuşuldu. Mahkûmların hemen hepsi toprak konusunda bilgisizdi. Bu yüzden buraya ilk gelenler yiyecek bakımından tü­müyle İngiltere'ye bağımlı kaldılar. Ama, za­manla çiftçiliği öğrendiler. Yünün ülkenin başlıca zenginlik kaynağı olacağı da çok geç­meden anlaşıldı. Yünü çok değerli olan meri­nos koyunlannın üretimi hızla arttı.

Tasmanya ve Batı Avustralya'da ilk yerle­şimler Fransızlar'ın gelebileceği korkusuyla çabucak kuruldu. Tasmanya 1825'te ayn bir koloni oldu. Batı Avustralya'ya 1826'da yer­leşildi; 1829'da Yeni Hollanda bölgesinin İn­giltere'nin yönetimine alındığı açıklandı. 1851'e kadar Yeni Güney Galler'e bağlı kalan Victoria'da ilk yerleşimler Tasmanya'dan ge­lerek buradaki topraklara el koyan bir grup tarafından kuruldu. Victoria, 1851'de toprtfklarında altın bulunduktan sonra ayn bir kolo­ni oldu.
Oueensland Avustralya'da suç işleyen hü­kümlülerin gönderildiği bir istasyon olarak 1826'da yerleşime açıldı ve 1859'da Yeni Gü­ney Galler'den aynldı.
Güney Avustralya'da yerleşim ise öteki bölgelerden farklı gelişti. Avustralya'yı hiç görmemiş olan İngiliz Edvvard G. VVakefield koloni kurma konusunda yeni bir kuram ge­liştirdi. Bu kurama göre bölgeye yerleşmek isteyen zenginlere toprak parayla satılmalı ve elde edilen gelir, İngiltere'den getirtilecek iş­çilere ücret olarak ödenmeliydi. Güney Avus­tralya yerleşime açılırken bu ilkeler göz önün­de bulunduruldu.
Ad:  avustralya10.JPG
Gösterim: 2295
Boyut:  106.5 KB

Birleşik Avustralya'ya Doğru


Altın bulununcaya kadar Avustralya'nın nü­fusunda fazla bir artış olmadı. Yeni Güney Galler ve Victoria'da altının bulunduğu 1851'i izleyen 10 yılda, nüfus 740.000'den Macdonnell Dağları'ndan çıkan Todd Irmağı, ancak şiddetli yağmurlardan sonra akmaya başlar.

1.100.000'e sıçradı. Ondan sonraki 30 yılda yeni sanayilerin kurulmasıyla bu sayı üç katı­na çıktı. Altı koloni arasında demiryolu ve deniz bağlantısının sağlanmasıyla halk kendi­ni Tasmanyalı ya da Victorialı olarak tanımla­mak yerine Avustralyalı saymaya başladı. 1901'de koloniler Avustralya Uluslar Toplu­luğu adıyla tek bir ulus olarak birleştiler. Baş­langıçta federal başkent Melbourne'du; 1927'de Canberra'ya taşındı. 1931'de İngiliz­ler ülke üzerindeki denetimlerinden tümüyle

Birliğin Kurulmasından Sonra Avustralya


1901'de Avustralya'nın nüfusu 3 milyonu geç­miyordu. Bugün ise 16 milyonu aşmıştır. Bu gelişmenin temelinde çeşitli ülkelerden birçok göçmenin Avustralya sanayisinin açtığı yeni iş alanlarına çekilmesi yatar. Birliğin gerçekleş­mesinden I. Dünya Savaşı'na kadar olan dö­nem madencilik ve sanayinin gelişme yıllan­dır. İngiltere'nin Almanya'ya savaş ilan etme­siyle, İngiltere'nin yanında savaşa giren Avus­tralya askerleri Çanakkale, Ortadoğu ve Fransa'da savaştılar.
I. ve II. Dünya savaşları arasında Avus­tralya'da sanayinin gelişimi hızlandı. 1939'da savaş çıkınca Avustralya bir kez daha İngilte­re'nin yanında yer aldı. Savaştan sonra nüfu­sunu artırmak için geniş bir kampanya açan Avustralya, birçok ülkeden gelen göçmenler­le çok renkli bir toplum oldu. Bu süre içinde Avustralya Yerlileri'nin durumlannı düzeltici önlemler de alınmaya başlandı.
Bugün Avustralya hem ileri bir sanayi top­lumudur; hem de tanmı ve madenciliği çok gelişmiştir.

MsXLabs.org & Temel Britannica
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:50
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
9 Nisan 2010       Mesaj #4
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Avustralya ve Avustralya Tarihi

Nüfus Bilgileri

Ad:  avustralya11.JPG
Gösterim: 579
Boyut:  50.1 KB
  • Nüfus: 21,262,64 (Temmuz 2009 verileri)
  • Yaş yapısı: 0-14 yaş: %19.6 (erkek 2,031,313; kadın 1,936,802)
    • 15-64 yaş: %67.3 (erkek 6,881,863; kadın 6,764,709)
    • 65 yaş ve üzeri: %13.1 (erkek 1,170,589; kadın 1,478,806) (2006 verileri)
  • Nüfus artış oranı: %0.85 (2006 verileri)
  • Mülteci oranı: 3.85 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)
  • Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
    • 15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın
    • 15-64 yaşlarında: 1.02 erkek/kadın
    • 65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın
    • toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri)
  • Bebek ölüm oranı: 4.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)
  • Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.5 yıl
    • erkeklerde: 77.64 yıl
    • kadınlarda: 83.52 yıl (2006 verileri)
  • Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 verileri)
  • HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri)
  • HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 14,000 (2003 verileri)
  • HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 den az (2003 verileri)
  • Ulus: Avustralyalı
  • Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %92; Asya Kökenli %7; Aborjinler ve diğerleri %1
  • Din: Anglikan &.1; Roman Katolik &; Diğer Hıristiyan Mezhepleri %24.3
  • Dil: İngilizce ve diğer yerel lisanlar
  • Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler
    • toplam nüfus: %99
    • erkek: %99
    • kadın: %99 (2003 verileri)

Yönetimi

  • Ülke adı: Avustralya
    • ingilizce: Australia
  • Yönetim biçimi: Federal Parlamenter Demokrasi
  • Başkent: Canberra
  • İdari bölümler: 6 eyalet New South, Wales, Victoria, Queensland, Güney Avustralya, Tasmania ve 2 büyük bölgeden oluşmaktadır. Buna ek olarak kıta çevresindeki bazı adalar üzerinde bulunan 7 bölge de Avustralya'ya bağlıdır. Avustralya halkının yüzde 66'sı şehirlerde yaşamaktadır.
  • Bağımsızlık günü: 1 Ocak 1901
  • Milli bayram: Avustralya Günü, 26 Ocak (1788)
  • Anayasa: 9 Ocak 1900, 1 Ocak 1901 tarihinden itibaren yürürlüktedir.
  • Hukuk sistemi: Avustralya üç seviyeli hükümete sahiptir; Federal Hükümet, Eyalet Hükümeti ve Yerel Hükümet. Federal hükümet başbakanlıkla yönetilir ve savunma, dış işler ve haberleşme gibi ülke konularından sorumludur. Eyalet hükümeti ; eğitim, sosyal refah ve hukuk alanlarında Federal hükümet faaliyetlerini destekler. Yerel hükümet ise şehir planlaması, binaların yerleşimi, kanalizasyon gibi belediye aktivitelerinden sorumludur.
  • Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ANZUS (ABD, Avusturalya ve Yeni Zelanda Örgütü), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM , NEA (Nükleer Enerji Ajansı), NSG, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), Sparteca, SPC (Güney Pasifik Komisyonu), SPF, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC

Ekonomik Göstergeler

  • Ekonomiye genel bakış: Dünyanın en çok kentleşmiş ve teknolojik açıdan ileri düzeyi yakalamış ülkelerinden biridir. Avustralya'nın gayri safi milli hasılası 20 milyonun altında bir nüfusu olan bir ülke için yüksektir. Eğitim, öğretim, sağlık ve ulaştırma dahil olmak üzere sosyal altyapıya büyük ölçüde yatırım yapmıştır. Avustralya kalkınmış, iyi eğitilmiş ve endüstrileşmenin doruğundaki yapısı ile kendi ihtiyaçlarını iç kaynakları ile karşılayabildiği gibi yüksek oranlarda gıda ve maden ürünleri ihracatında bulunmaktadır.
  • İş Gücü: 10.42 milyon(2005)
    Ad:  avustralya12.JPG
Gösterim: 477
Boyut:  38.0 KB
  • Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.7 (2005 verileri)
  • Sektörlere göre işgücü dağılımı: İşgücünün %34'ü finans ve hizmet sektörü, %23'ü maden ve kamu kurumları, %20'si toptan ve perakende ticaret, %17'si üretim ve endüstri, %6'sı tarım ile uğraşmaktadır.
  • İşsizlik oranı: %5.1 (2005)
  • Bütçe: gelirler: 249.8 milyar $; giderler: 240.2 milyar $ (2005)
  • Endüstri: madencilik, endüstri ve taşımacılık ekipmanları, gıda ürünleri, kimyasallar, çelik
  • Endüstrinin büyüme oranı: %1.1 (2005 verileri)
  • Elektrik üretimi: 237 milyar kWh (2004)
  • Elektrik üretimi için kaynaklar: fosil yakıtlar: %89.93
    • hidro: %8.36
    • nükleer: %0
    • diğer: %1.71 (2004)
  • Elektrik tüketimi: 221 milyar kWh (2004)
  • Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003)
  • Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003)
  • Tarım ürünleri: buğday, arpa, şekerkamışı, meyveler; büyükbaş hayvan, kümes hayvanları
  • İhracat tutarı: 103 milyar $ (2005 verileri)
  • İhracat ürünleri: kömür, altın, et, yün, alüminyum, demir, buğday, makine ve ulaşım araçları
  • İhracat ortakları: Japonya %20.3, Çin %11.5, Güney Kore %7.9, ABD %6.7, Yeni Zelanda %6.5, Hindistan %5 (2005)
  • İthalat tutarı: 119.6 milyar $ (2005 verileri)
  • İthalat ürünleri: makine ve ulaşım araçları, bilgisayar ve ofis makineleri, telekomünikasyon araçları ve parçaları, ham petrol ve petrol ürünleri
  • İthalat ortakları: ABD %13.9, Çin %13.7, Japonya %11, Singapur %5.6, Almanya %5.6 (2005)
  • Dış borç tutarı: 770.3 milyar $ (2008)
  • Para birimi: Avustralya Doları (AUD)
  • Para birimi kodu: AUD
  • Mali yıl: 1 Temmuz - 30 Haziran

İletişim Bilgileri

Ad:  avustralya13.JPG
Gösterim: 485
Boyut:  37.3 KB
  • Kullanılan telefon hatları: 11.46 milyon(2005)
  • Telefon kodu: 61
  • Radyo yayın istasyonları: AM 262, FM 345, kısa dalga 1 (1998)
  • Radyolar: 25.5 milyon (1997)
  • Televizyon yayını yapan istasyonlar: 104 (1997)
  • Televizyonlar: 10.15 milyon (1997)
  • Internet kısaltması: .au
  • Internet servis sağlayıcıları: 264 (2000)
  • Internet kullanıcıları: 14,663,622 (2006)

Ulaşım ve Taşımacılık

  • Demiryolları: toplam: 47,738 km (2,540 km elektriklendirilmiş)
  • Karayolları: toplam: 810,641 km
    • asfalt: 336,962 km
    • asfalt olmayan: 473,679 km (2004)
  • Su yolları: 2,000 km
  • Boru hatları: ham petrol 2,500 km; petrol ürünleri 500 km; doğal gaz 5,600 km
  • Limanları: Adelaide, Brisbane, Cairns, Darwin, Devonport (Tasmania), Fremantle, Geelong, Hobart (Tasmania), Launceston (Tasmania), Mackay, Melbourne, Sydney, Townsville
  • Hava alanları: 455 (2006)
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:52
®TuRK - avatarı
®TuRK
Ziyaretçi
2 Aralık 2010       Mesaj #5
®TuRK - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  avustralya14.JPG
Gösterim: 521
Boyut:  52.8 KB
Avustralya, dünyanın nüfusça seyrek ülkelerinden biri olduğu halde, şehirlerinden iki tanesi Sydney 3.656.000 ve Melbourn 3.080.000 nüfusuyla yeryüzünde kalabalık 30 şehir arasında yer almaktadır. Ülkenin toplam nüfusu 20,555,3002 (53. sırada) kişidir. Nüfus yoğunluğu son senelerde yükselmekle beraber, hala kilometrekareye 2,2 kişi düşer. Bununla beraber, nüfus, batılı ülkelerin çoğundan daha fazla süratle artmaktadır. 1946 ve 1960 arasında, sadece göçle 1.600.000 kadar insan katılmıştır.

Kıtanın çoğunun kurak olması, nüfusun 2/3 kadarının sıcak olan güneydoğu köşesinde yerleşmesine sebep olmuştur. Şehir mıntıkalarına doğru akın gittikçe artmaktadır. Nüfusun %54 kadarı altı eyalet başkentinde oturur. Bunlar; Sidney (New South Wales), Melbourne (Victoria), Brisbane (Oueensland), Alelaide (South Australia), Perth (Western Australia) ve Hobart (Tasmanya)’ dır. Bu şehirler ve federal başkent Canberra’ dan başka, nüfusu 20.000′ den daha fazla olan on iki kadar daha şehir vardır. Kasaba merkezleri 5.000 ile 10.000 nüfus arasında olup, genellikle küçüktürler. Çoğu bölgelere hizmet vermek için kurulmuş merkezlerdir.

Okyanusya Kıtasında Göç
1945′ ten beri İngiliz olmayanların büyük akımına ve bunların Avustralya örf ve adetleri bakımından üzerinde yoğunlaşan etkiye rağmen nüfus bakımından yine de baskın olan İngiliz asıllı olanlardır. İtalya, Polonya, Danimarka, Almanya ve İkinci Dünya Savaşı’ ndan sonra çeşitli Avrupa ülkelerinden insanlar geldiği halde, bütün göç edip gelenlerin hemen hemen yarısının kaynağını, birleşik kraliyet vatandaşları teşkil etmiştir. Avustralya hükümetinden burslu binlerce Asyalı öğrenci üniversitelerde okumaktadır.

Okyanusya Kıtasında Yerliler
Avustralya yerlileri Commonwealth (İngiliz Milletler Topluluğu) nüfus sayımına dahil edilmemiştir. Fakat bugün sayılarının 70.000 civarında olduğu tahmin edilmekte ve bunun 40.000′ i safkan, 30.000 kadarı da melezdir. Avrupalılar geldiğinde 300.000 civarında olduğu tahmin ediliyordu. Fakat meydana gelen çarpışmalar, kendilerinden başkasına yaşama hakkı tanımayan İngilizlerin yaptığı toplu katliamlar, salgın hastalıklar ve diğer sebepler kabilelerin azalmasına sebep olmuştur. Hükümet, yerlilerin eğitim yoluyla, gezici sağlık ekipleriyle tekrar eski haline gelmesine çalışmaktadır.

Okyanusya Kıtasında Din
Kurulmuş kilise olmamasına rağmen, din bakımından Avustralya, İngiliz ve Avrupalıların dinlerindedirler. İngiliz kilisesi, nüfusun %38′ inin kendine bağlı olduğunu iddia etmektedir. Son yıllarda İngilizlerin engellemelerine rağmen, İslamiyet burada da hızla yayılmaktadır. Avustralya’ nın birçok bölgesinde camiler yapılmıştır.

Okyanusya Kıtasında Sosyal Yapı
Avustralya toplumunun hakim özelliği, kıtanın her tarafında örf, adet ve görünüş bakımından göze çarpacak derecede aynı olmasıdır. Çevre benzerliği, devlet müesseselerinin farklı olmaması, eğitim beraberliği bu durumu meydana getirmiştir. Aynı zamanda iyi eğitilmiş geniş meslek gruplarına sahip bir toplumdur. Kanun, yaşlılık aylığı, sosyal haklar ve maaş gibi yardımlar sağladığından hayat standartları bakımından dünyada en iyiler arasındadır. Halk okumayı çok sevdiğinden Avustralya’ da kitap sanayi çok gelişmiştir. Gazete okumaya son derece düşkündürler.

Okyanusya Kıtasında Eğitim
14 ve 16 yaşına kadar ilk öğretim mecburi olduğu için, eğitim devlet tarafından kontrol edilir. Çocukların çoğu, özel okullardan daha çok devlet okullarında okur. Üç tane önemli üniversitesi vardır.

Avustralya Hükümeti
Avustralya dünyada en ileri ve istikrarlı demokratik ülkelerden biridir. Hükümet sistemi tamamen geleneksel İngiliz parlamenter sistemidir. Uygulanan anayasa biraz değiştirilmiş, bir dereceye kadar Amerikan sistemi örnek alınmıştır. Oy kullanma her seçmen için mecburidir.

Avustralya Federal Hükümeti
Avustralya, İngiliz Milletler Topluluğu içinde hür bir millettir. Başkenti Canberra, Newsouth Wales’ ten alınan topraklar üzerinde 1911′ de kurulmuş ve Avustralya Başkent arazisi adı verilmiştir.
Kanun yapma yetkisi, bir senato ve temsilciler meclisi olan, İngiliz kral ve kraliçesinin seçtiği Avustralya genel valisi tarafından temsil edilen federal parlamentonundur. Senato üyelerinin yarısı her üç senede bir yenilenir ve altı sene için seçilir; 60 üyelidir. Temsilciler Meclisi yaklaşık olarak Senatonun iki katı üyeye sahiptir. Bunlar, eyalet nüfusu esasına göre üç seneliğe seçilir. Her eyalet en az 5 temsilciye sahiptir.

Avustralya Hukuk Sistemi
Avustralya hukuk sistemi umumi olarak İngiliz hukuk sistemi üzerine kurulmuştur. Ancak zaman zaman bu kanunlarda değişiklikler yapılmıştır. Adalet mekanizması, yargı mahkemeleri, eyalet ve federal mahkemelerle Avustralya Yüksek Mahkemesine bağlı birçok mahkemeden meydana gelir. Bazı durumlarda mahkemeler yüksek mahkemelerdeki bazı kararları Londra’daki İngiliz Gizli Konseyine gönderebilir. Bu davalar sulh ve ceza davaları ile ilgilidir.
Federal ve eyalet mahkemelerinin hakimleri, genellikle çalışan tecrübeli savcılar arasından hükümet tarafından tayin edilir. Federal tayinler hayat boyudur. Bütün hakimler icra kontrolünden tamamen serbest olup, sadece parlamento oylamasıyla uzaklaştırılabilirler.
Ad:  avustralya15.JPG
Gösterim: 556
Boyut:  47.5 KB

Ekonomik şartlar ve dış ticaret

Avustralya ekonomisi geleneksel olarak hammadde ihracatına dayanır. Her ne kadar son yıllarda imal edilmiş malların satılması önem kazanmışsa da, yün, buğday, et ve mineraller ihracatta başta gelir.
Önemli ithalat malları ham petrol, makine, metaller, tekstil ve kimyevi mallardır. Avustralya’ nın dış ticaretinin yarısından fazlası İngiltere ve diğer İngiliz sömürgeleri iledir. Avustralya malları için Japonya önemli bir pazardır. ABD önemli bir ithalat kaynağıdır.

Avustralya Kıtasında Ziraat

Avustralya’ da 20.000.000 dönümden daha fazla olan ekili arazinin yarısını işgal eden buğday, devletin ana mahsulüdür. Bütün diğer hububatlar yetiştirilir. Arpa ve yulaf en önemlilerindendir. Sulanan bölgelerde pirinç ekilir. Şeker kamışı hem iç tüketim, hem de ihracat için üretilmektedir. Tropikal meyveler, bilhassa muz ve yerelması Qeensland’ da yetiştirilmektedir.

Avustralya Kıtasında Hayvancılık

Avrupalıların yerleşmeleri ile birlikte koyun besleme ve yetiştirmeye önem verilmiştir. Son senelerde tahmin edilen koyun sayısı 175.000.000 ile rekor seviyededir. Et önemli ihraç ürünüdür. Yağ, peynir ve süt ürünleri bu sanayinin ihraç mallarıdır.

Avustralya Kıtasında Ormancılık

Avustralya tahminen 120.000.000 dönümlük ormanlık sahaya sahiptir. Fakat sadece 44.000.000 dönümü işletilmektedir. Çeşitli okaliptüs türleri ülke kerestesinin % 90′ını karşılar. Batı Avustralya’ da bulunan Karri ve Jarrah ağaçları dünyanın en kıymetli keresteleridir. Kuzeydoğu kıyısının tropik yağmurlu ormanları mobilya sanayiinde tercih edilen kıymetli ağaçlarla doludur. 500.000 dönüm kadar bir saha çam ağaçları ile ağaçlandırılmıştır.

Avustralya Kıtasında Madencilik

Madencilik Avustralya’ nın önde gelen sanayilerinden biridir. Yeni maden kaynaklarının tespiti bu sanayinin önemini arttırdı. Bir zaman dünyanın en büyük altın üreticisi olan Avustralya’da, bugün hala Kalgoorlie’ de çok miktarda altın çıkarılmaktadır. Güneydeki Broken Hill, dünyanın en zengin gümüş, çinko ve kurşun kaynaklarından biridir. Tasmanya zengin bakır üretim sahasıdır. Kömür, doğu kıyısı boyunca ve biraz daha az ölçüde Güney Avustralya’ da ve Batı Avustralya’ daki Collie ve Leigh Greek’ de çok miktarda çıkarılır. Uranyum, kuzey mıntıkasında çıkarılır ve işlenir. Broksit, tungsten, kalay, molibden titanium, antimon ve rulite gibi her çeşit maden çıkarılmaktadır.

Avustralya Kıtasında İmalat

Avustralya imalat endüstrisinin hepsine sahiptir. Önceleri nispeten küçük çapta kurulan bu sanayi dalı, harp sonrası yıllarda üretimini %300 arttırarak çok gelişmiştir. Üretim; jet uçağından, dizel lokomotiflere, arabalardan elektronik, ilmi ve tıbbi aletler, ilaç, gübre, işlenmiş gıdalar ve her çeşit tüketim maddelerine kadar sıralanır. Ağır endüstri önemli merkezleri Sydney, Hewecastle, Wollongong ve Poxt Kembla’ dır. Çeşitli hafif endüstriler, eyalet başkenti civarlarında ve bir çok daha geniş merkezlerde kurulmuştur.
Ad:  avustralya16.JPG
Gösterim: 512
Boyut:  43.6 KB

Avustralya Kıtasında Enerji

Avustralya fabrikalarının enerjisinin çoğunu hala kömür temin ediyorsa da, hidroelektrik de önem kazanmaktadır. Bu konuda Tasmanya önde gelir. Fakat Victoria ve New South Wales de önemli hidroelektrik santrallerine sahiptir. Snowy River hidroelektrik santralı saniyede 3.000.000 kilowat enerji üretmektedir. Avustralya Atom Enerjisi Komisyonu Lukas Heights’ de iki tane nükleer reaktöre sahip atom enerjisi üzerinde çalışmalar yapmaktadır.

Avustralya Kıtasında Taşıma ve Ulaşım

1600 km kadar olan imkansız ve yolsuz çöl, kıtayı ortasından baştanbaşa doğu ve batı Avustralya diye ikiye ayırır. Karayolu uzunluğu 864.000 km kadardır. Perth dışındaki bütün eyalet başkentleri modern karayolları ile birbirine bağlıdır. Ülkede 40.000 km tren yolu bulunmaktadır. Avustralya’ nın deniz trafiğini sağlayan deniz nakliyesi en ucuz ulaşım vasıtasıdır. Önemli limanı Fremantle hariç, her eyalette önemli liman, eyaletin başkentidir. Telgraf, telefon sistemleri ve radyonun teknik bölümleri devlet tarafından işletilir. Bunun yanında özel şirketler tarafından işletilen tesisler de vardır.
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:54
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
2 Haziran 2011       Mesaj #6
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  avustralya17.JPG
Gösterim: 540
Boyut:  49.1 KB
Avustralya

(Fr.: Australie, İng.: Australia)
Okyanusya'da devlet.

Güney yarıkürede, özellikle Pasifik Okyanusu'na dağılmış, pek çoğu küçük ada gruplarından oluşan, karasal yüzölçümüyle küçük, fakat üzerine dağıldığı deniz alanıyla son derece geniş bir kıta olan "Okyanusya"nın en büyük iki adası üzerinde kuruludur. 1901'den beri, bir yandan İngiliz Uluslar Topluluğu'nun üyesi, öte yandan da kendi siyasal kuruluşuyla "federal" bir devlet olan Avustralya, aynı adı taşıyan büyük adayla (7.686.700 km2), Tasmanya Adası (67.900 km2 ) üzerinde bulunur. Kuzeyde Timor Denizi ile Endonezya'dan, Arafura Denizi ile de Yeni Gine'den ayrılır. Batı ve güney kıyıları Hint Okyanusu ile çevrilir. Güneydoğuda Bass Boğazı ile Tasmanya'dan ayrılır. Bütün doğu kıyıları Pasifik'e ve bu okyanusun kenar denizleri olan Tasman ve Mercan denizlerine açılır.

Federal başkent Canberra'nın yüzölçümü 2.432 km2, nüfusu 285.800'dür (1986). Ülkede Güney Avustralya (yüzölçümü 984.730 km2, nüfusu 1.378.900, başkenti Adelaide), Batı Avustralya (yüzölçümü 2.525.567 km2, nüfusu 1.915.000, başkenti Perth), Yeni Güney Gal (yüzölçümü 801.500 km2, nüfusu 5.360.000, başkenti Sydney), Queensland (yüzölçümü 1.727.600 km2, nüfusu 2.472.000, başkenti Brisbane), Victoria (yüzölçümü 227.620 km2, nüfusu 3.908.000, başkenti Melbourne) ve Tasmanya (yüzölçümü 67.800 km2, nüfusu 433.000, başkenti Hobart) adlı 6 özerk eyalet bulunur. Ayrıca yönetimi federal başkente bağlı "Kuzey Toprakları" (Melville Adası ile birlikte yüzölçümü 1.346.176 km2, nüfusu 112.000) adlı bir bölge bulunur.

Avustralya'nın kitlesel bir biçimi vardır. Kuzeyde Karpentarya Körfezi, York Yarımadası ve Arnhem arazisi, güneyde Büyük Avustralya Körfezi, kıtanın başlıca girinti ve çıkıntılarını oluşturur. Doğuda Pasifik kıyıları boyunca Avustralya Alpleri, Bass Boğazı'ndan York Yarımadası'na kadar kesintisiz uzanır. Batı yarısında geniş bir plato bulunur. Doğu ve batı arasında kalan orta bölge, Karpentarya Körfezi'nden Adelaide çevresinde Büyük Körfez'e kadar uzanan ovalar ve havzalardan oluşur. Avustralya Alpleri'nden inen başlıca akarsular Murray ve Darling'in aşağı çığırları da bu bölgededir. Büyük bölümüyle bir "küvet" meydana getiren orta bölge, özellikle yeraltı sularıyla hidrografya bakımından ülkenin en zengin kesimidir. Oğlak Dönencesi, adayı hemen hemen ortasından keser. Bu nedenle adada farklı iklim tipleri ve bölgeleri görülür. Kuzeyde, bol yağışlı tropikal ilkim, güneybatı ve güneyde kışları yağışlı Akdeniz iklimi, güneydoğu ve Tasmanya'da orta kuşak iklimi ve ülkenin yer yer çöllerle örtülü hemen bütün batı yarısında kurak tropikal iklim görülür.

Bazıları melezleşmiş olan Avustralya yerlilerinin sayısı bugün 125.000 kadardır. Yerliler bu büyük adada, tarihi kesinlikle bilinmeyecek kadar eski dönemlerden beri yaşar. Fakat Avrupa kökenli nüfusun adaya gelip yerleşmesi ve Avustralya'nın kuruluşu çok yakın zamanlarda olmuştur. 1605'te Karpentarya Körfezi'nde karaya çıkan Hollandalı gemici Williem Jans adaya çıkan ilk Avrupalı oldu. 1606'da İspanyol Luis Vaez de Torres, 1642-43'te yine Hollandalı Tasman kendi adlarını taşıyan boğaz ve adayı keşfettiler. 18. yüzyılın ikinci yarısında James Cook'un keşiflerinden sonra yerleşmeler başladı. Britanya Adaları'ndan, önce hükümlüler, sonra da özgür göçmenler geldi. Bu göçler adada altının bulunmasıyla arttı. Fakat Avustralya yakın yıllara kadar yine de çok az nüfuslu bir ülke olarak kaldı. Bu niteliğini hâlen korumaktadır. Sadece 16.188.300 olan bugünkü nüfusun çoğunluğunu Anglosakson kökenliler oluşturur. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında artan göçleri daha çok İtalyan ve Yunanlı göçmenler gerçekleştirdi. Anglosakson kökenlilerin dışındakilerin nüfusu 1 milyondan fazladır. Bu nüfusa az sayıda Türk de dahildir.
Ad:  avustralya18.JPG
Gösterim: 534
Boyut:  41.4 KB

Tarım, hayvancılık ve yeraltı kaynakları bakımından geniş bir potansiyeli olan Avustralya ekonomisi, nüfus artışına koşut olarak gelişmektedir. Japonya ve Batı'nın büyük sanayi ülkeleri düzeyinde olmamakla birlikte Avustralya gelişmiş bir sanayi ülkesidir. Yine de ekonomide tarım ve hayvancılığın büyük ağırlığı vardır. Dünyanın en çok koyun beslenen ülkesi Avustralya'dır. Daha çok ortadaki ovalarda, sayıları 10.000'e yaklaşan artezyen kuyularından sağlanan suyla sulanan otlaklarda beslenen bu koyunlar yünü değerli "merinos" türündendir. Koyun sayısı yağış koşullarına bağlı olarak yıldan yıla oynar. Avustralya dünya yün üretiminin dörtte birini gerçekleştirir. Büyükbaş hayvan besleme olanakları ve sayısı daha kısıtlıdır. Tarım, iklim bölgelerine bağlı olarak son derece çeşitlilik gösterir. Baş ürün buğdaydır. Nüfusunun az olması nedeniyle dünyanın başlıca buğday satıcıları arasında yer alır. Yetiştirilen diğer tarım ürünlerinin başlıcaları şekerkamışı, pirinç, üzüm, çok çeşitli meyve ve sebzelerdir. Orman bakımından zengin değildir. Ancak okaliptüs ağacının vatanı ve dünyanın başlıca okaliptüs üreticisidir.

Kurşun, çinko, demir, bakır, tungsten, uranyum, kömür, petrol, doğal gaz, gümüş ve altın üretilir. Yıllık demir ve çelik üretimi 14'er milyon tondur. Çeşitli imalat sanayileri özellikle büyük kentlerin çevrelerinde toplanmıştır. Uçak, gemi, tarım araçları, makineler, batılı işletmelerle ortak otomobil ve kimya ürünleri üretilir. Kara ulaşım ağı Yeni Güney Gal ve Victoria dışında yoğun değildir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:54
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Aralık 2017       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Avustralya


Güney Yarıküre’de, Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasında; 10° - 44° güney enlemleri ile 112° - 154° doğu boylamları arasında yer alan dünyanın en küçük kıtası. Bütün kıtayı dünyanın altıncı büyük ülkesi olan Avustralya (Avustralya Uluslar Topluluğu) kaplar. Yüzölçümü, Tasmanya ile birlikte 7.682.300 km2 olan Avustralya’nın kuzey-güney doğrultusunda en uzun yeri 3.940 km; doğu-batı doğrultusunda en geniş yeri 4.350 km’dir. Kıta, kuzeybatısındaki Timor ve Arafura denizleriyle Endonezya’dan; kuzeydoğuda Torres Boğazı ile Papua Yeni Gine’den ve Büyük Set Resifleri ile Mercan Denizi Adalarından; güneydoğuda Tasman Denizi ile Yeni Zelanda’dan ve güneyde de Hint Okyanusu ile Antarktika’dan ayrılır.

Avustralya, büyük bölümü Prekambriyen Zaman (y. 4 milyar-570 milyon yıl önce) kayaçlardan oluştuğu için Antarktika dışında en yaşlı kıta; AvrupalIlar tarafından keşfedilen en son kıta olduğu için de son kara olarak bilinir. Oysa James Cook ve Abel Tasman gibi kâşiflerden binlerce yıl önce, Malakka Takımadalarını aşarak Asya’dan gelen Yerliler hem anakaraya, hem de Tasmanya’ya yerleşmişlerdi. 18. yüzyıl sonlarında Ingiliz Kraliyet Deniz Kuvvetleri Avustralya’ya ayak bastığında burada dağınık göçebe topluluklar halinde yaşayan yaklaşık 300 bin Yerli vardı.

Kıtanın en belirgin özellikleri, öteki kara parçalarıyla bağlantısının olmaması, alçak yüzey şekilleri ve kuraklığıdır. Avustralya’nın oldukça kendine özgü bitki örtüsü ve hayvan varlığı kıtanın başka yerlerle bağlantısı olmamasından kaynaklanır. Alçak yüzey şekilleri ise, kıtanın, uzun jeolojik zamanlar boyunca rüzgâr, yağmur ve ısı gibi etkilerle aşınmaya uğramasının sonucudur. İngiliz Uluslar Topluluğu üyesi olan Avustralya’nın en yakın komşuları kuzeyde Papua Yeni Gine ve Endonezya, doğuda Polinezyalılar ile Melanezyalıların yaşadığı Pasifik Adaları, güneydoğuda ise gene İngiliz Uluslar Topluluğu’na bağlı olan Yeni Zelanda’dır. Başlıca iki müttefikinden Büyük Britanya’ya Hint Okyanusu ve Süveyş Kanalı üzerinden 19 bin km, ABD’nin batı kıyısına ise 11 bin km uzaklıktadır.

Günümüzde Avustralya, merkezî bir hükümete bağlı altı eyaletten oluşan bir federasyondur. Yeni Güney Galler, Victoria, Oueensland, Güney Avustralya, Batı Avustralya ve Tasmanya adlı eyaletlerin dışında, ülkede Kuzey Toprakları ve Federal Başkent Toprakları adlı iki özerk bölge bulunur. Kuzey Toprakları 1978’de kurulmuştur; federal başkent Canberra’yı barındıran Federal Başkent Toprakları ise doğrudan Uluslar Topluluğu tarafından yönetilir. Ayrıca, denizaşırı topraklar olan Norfolk Adası, Cocos (Keeling) Adaları, Yılbaşı Adası, Ashmore and Cartier adaları, Mercan Denizi Adaları ve Heard and McDonald Adalarını da yöneten Uluslar Topluluğu, Avustralya Antarktika Toprakları üzerinde de uluslararası antlaşmayla belirlenmiş haklara sahiptir. Cocos Adalarında 1979’dan bu yana, seçimle gelen bir konsey bulunur; önceden Avustralya’nın denizaşırı toprağı olan Papua Yeni Gine ise 1975’ten beri bağımsız bir devlettir.

JEOLOJİK YAPI


Avustralya’nın, kıtaların en yaşlısı olduğu doğrulanmamış bir görüştür. Aslında tüm kıtaların çekirdeği aşağı yukarı aynı yaştadır ve Avustralya’da tüm jeolojik zamanları temsil eden kayaçlar bulunur. Yüzey şekillerinin alçak oluşu, kayaç dokusunun yaşlı olmasından değil, kıtanın kabuğunu biçimlendiren ve yakın jeolojik zamanlarda Hi- malayalar, Alpler, And Dağları ve Kuzey Amerika’daki Kayalık Dağlar gibi genç sıradağların oluşmasına yol açan güçlü hareketlerden etkilenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Ad:  avustralya8.JPG
Gösterim: 470
Boyut:  23.0 KB

Avustralya, yaşlı bir çekirdeğin genç dağ kuşaklarıyla çevrelendiği Kuzey Amerika kıtasından çok, Avrasya ve Afrika’ya benzer. Ancak, doğu kıyısı boyunca uzanan
kıvrımlı kayalıklar kıtaya bakışımsız bir görünüm kazandırır.
Öteki kıtalar gibi Avustralya da üç tür yapısal birimden oluşur. Batıda, Batı Avustralya Kalkanı (Batı kratonu) olarak bilinen ve son bir milyar yıl içinde kıvrılmaya uğramamış yaşlı kayaçlardan oluşmuş yapı yer alır. Doğuda, büyük ölçüde aşındıktan sonra yeniden yükselmiş kıvrımlı bir dağ kuşağı; orta kesimde ise kıvrımlı kayaçların üstünü örten ince tortul katmanların oluşturduğu, platform benzeri düzlükler bulunur.

Kıtanın görünümü, Güney Amerika, Afrika ve Hindistan Yarımadasında olduğu gibi, sivri ucu güneye bakan bir üçgen biçiminde değildir. Ancak Tasmanya’nın konumu ve biçimi bu kıtaları çağrıştırmaktadır. Avustralya’yı çevreleyen kıta sahanlığı dış sınır olarak kabul edilirse, Tasmanya da kıtanın bir parçası sayılabilir. Avustralya’yı okyanusun derinliklerinden ayıran kıta sahanlığı özellikle kuzeybatıda Timor Denizine doğru epeyce genişler (470 km); 200 m’yi bulan derinlikler ise kıyıdan 400 km kadar açıkta başlar. Avustralya’nın kuzeyinde Yeni Gine’ye kadar uzanan kıta sahanlığı doğu kıyılarında daralarak, Büyük Set Resiflerinde son bulur. 900 m derinlikteki bir tektonik vadi Büyük Set Resiflerini, büyük bölümü su altında olan Queensland Platosundan ayırır. Brisbane ve Sidney açıklarında 48 km’ye kadar daralan kıta sahanlığı Tasman Denizinin tabanına sarp yamaçlar halinde iner.

Avustralya’da bol miktarda değişik mineral çökellerinin bulunması kıtanın jeolojik tarihine ve yapısına ilgiyi artırmıştır. Ancak kıtaların kayması ve deniz dibi yayılması gibi kavramları içeren yeni kuramlar, Avustralya’nın eskiden öteki kıtalarla, özellikle Antarktika’yla bağlantısı olduğu biçimindeki soruları da gündeme getirmektedir. Bu nedenle Avustralya kıtasının değil, onu çevreleyen denizlerin de jeolojik tarihini incelemek gerekir.

PREKAMBRİYEN KAYAÇLAR


Kıtanın güneybatısında bulunan en yaşlı kay açlar, Prekambriyen Zamandan bu yana kıvrılma geçirmemiş olan Batı Avustralya Kalkanının bir bölümünü oluşturur. Batı Avustralya Kalkanının, yaklaşık 3 milyar yaşındaki bu kayaçlardan oluşmuş çekirdeği Yilgarn, 6OO.CH0O km2’lik bir alana yayılmıştır. Çoğunlukla granitten oluşan çekirdekte, erimiş kayaçlar ve mineral çökelleri içeren yeşim türlerinin yanı sıra, başkalaşmış tortul kayaç kuşakları da bulunur.

Batı Avustralya eyaletinin batı ve güney kıyılarında daha genç Prekambriyen kayaçlar vardır. Bunlar batıda Perth Havzası ve Darling kırık (fay) oluşumu ile Batı Avustralya kalkanından ayrılırlar. Fraser kırığı ise kalkanın 2,5 milyar yıl önce başkalaşmış olan bölümündeki kayaçları, 2 milyar yıl önce başkalaşım geçirmiş olanlardan ayırır. Kuzeybatıdaki Pilbara çekirdeğinin çevresinde ise 3 milyar yıl ve daha öncesine ait granitler ile başkalaşmış korkayaçlar, bir tür yeşim ve tortul kayaçlar bulunmaktadır. Batı Avustralya Kalkanının çekirdekleri Yilgarn ve Pilbara, kıtanın öteki kesimlerindeki yaşlı birimlerden geniş platform ve havzalarla ayrılır. Ancak, öteki bölgelerde rastlanan kayaçların, batıda bulunanlarla aynı yaşta olup olmadığı bilinmediğinden, kıtanın başlangıçtaki coğrafi görünümünü kesin oıarak saptamak olanaklı değildir.

Prekambriyen sonrası çağlar konusunda daha kesin veriler vardır; bu dönem, Alt, Orta ve Üst Proterozoyik, ya da bölgesel adlarıyla Nullagine, Carpentaria ve Adelai- de sistemleri adlı zaman dilimlerine bölünür.

Nullagine Sistemi


Pilbara çekirdeğinin güneyinde bulunan ve büyük demir cevheri çökellerine sahip Hamersley Sıradağlarını da içeren geniş platformdan ve Kimberley’nin doğusundaki kayaçlardan oluşur. Carpentaria Sistemi, Carpentaria Körfezinin güneybatısında bulunan, 1,5-1,8 milyar yaşlarındaki tortul kayaçları, Katherine-Darwin bölgesindeki genç granitleri ve Isa Tepesi-Cloncurry bölgesindeki tortullarla, derinlik granitlerini içine alır. Bu kayaçlar zengin mineral çökelleri içerir.

Adelaide Sistemi ise Geç Prekambriyen kayaçlardan oluşmuştur. Kıtanın orta kesimindeki Musgrave bloğunun, bundan 1,4-1 milyar yıl önce sıkışıp pekişmesi ve çeşitli erimiş kayaçların katmanlar arasına girmesi sonucu Batı Avustralya Kalkanının bir uzantısı oluşmuştur. Adelaide Jeosenklinali tortul kayaçlarla dolmuş ve bu tortullaşma Adelaide’ın güney kıyısından başlayıp, Lofty Tepesi ve Flinders sıradağları ile Torrens Gölü üzerinden Broken Hill’in ötesine uzanan, 1.025 km uzunluğundaki sığ bir tektonik vadinin içinde, Kambriyen Dönem (y. 570-500 milyon yıl önce) ortalarında da sürmüştür. Adelaide tortul silsilesinin Yer’in jeolojik tarihi içinde özel bir yeri vardır; tortulların çoğu, büyük bir buzul dönemine ilişkin belirgin kanıtlar ve zengin bir fosil hayvan topluluğu içerir. Benzer oluşumlara rastlanan Peake ve Denison sıradağları ile Amadeus Havzası ve Kimberley Blokunda da Prekambriyen buzullaşmaya ilişkin açık kanıtlar vardır. Yaklaşık 740-660 milyon yıl öncesini kapsayan ve öteki kıtalarda da kanıtlarına rastlanan bu buzul dönemi, yeryüzü tarihinin en uzun sürmüş soğuk dönemidir. Daha yaşlı Prekambriyen katmanlarda ilkel su bitkilerinin fosilleri bulunmakla birlikte, bu buzul çağı öncesine ait kayaçlarda hiçbir canlı kalıntısına rastlanmamıştır.

PALEOZOYİK ZAMANDA DOĞU AVUSTRALYA


Avustralya’nın doğusundaki kıvrım kuşaklarının, Adelaide Jeosenklinalinden sonra oluştuğu genellikle kabul edilir. Daha geniş bir alana yayılmış olan bu kıvrımlar da Tasman Jeosenklinalini oluşturmaktadır. Adelaide Jeosenklinalindeki kayaçlar Üst Kambriyen Dönemde kıvrılarak yükselmiş; Tasman Jeosenklinali ise, Paleozoyik (Birinci) Zamanın (y. 570-225 milyon yıl önce) ilk çağlarını oluşturan Kambriyen Dönemde daha yeni oluşmaya başlamıştır.

Kambriyen katmanlar


Avustralya’nın doğusundaki Tasmanya, Victoria’nın orta kesimleri ve Yeni Güney Galler’in batısındaki Broken Hill’de bulunan Kambriyen katmanların yaşı, kıtanın doğusundaki tortullaşmanın farklı koşullarda gerçekleştiğini gösterir. Doğudaki kayaçlar, derin jeosenklinallerde çökelmiş olanlara benzerken, kıtanın güney, kuzey ve orta kesimlerindeki Kambriyen kayaçlar çoğunlukla sığ sularda oluşmuştur. Paleozoyik dönemlerde doğunun jeolojik yapısı hızla değişirken, batı görece kararlı bir yapı kazanmıştır. Tasman Jeosenklinalinin sınırları kabaca batıda Queensland’in kuzey kıyılarından, güneyde Willcannia’ya, oradan da güney-güneybatı yönünde Kanguru Adasına uzanır. Bu jeosenklinal kuşağının, güneydoğuda Lachlan Jeosenklinali, batıda ise New England Jeosenklinali olarak iki ayrı birim halinde ele alınması gerekebilir, çünkü bu kuşaklardaki kayaç türleri benzer olmakla birlikte, yaş ve coğrafi konum olarak farklıdırlar.
Ad:  avustralya7.JPG
Gösterim: 537
Boyut:  42.1 KB

Ordovisiyen kayaçlar


Avustralya’nın doğusunda, Ordovisiyen Döneme (y. 500-430 milyon yıl önce) ait bilgiler, Kambriyen’e göre daha fazladır. Lachlan Jeosenklinali, sarp sırtlarla birbirinden ayrılan bir dizi tektonik vadide gerçekleşen tortullaşmaya sahne olmuştur. Jeosenklinalin batıda nereye kadar uzandığı bilinmemekle birlikte, Broken Hill bölgesindeki Ordovisiyen kayaçların niteliği ve Güney Avustralya eyaletinin kuzeydoğusundaki çukurlar, bu bölgelerin jeosenklinal kuşağının dışında kaldığını göstermektedir. Snowy Dağlarındaki (Karlı Dağlar) kayaçların bileşim ve dokusunun da, Ordovisiyen Dönemin sonlan ile Silüriyen başlanna rastlayan Benambran dağ oluşumu sırasında değiştiği sanılmaktadır.

Silüriyen kayaçlar


Benambran dağoluşumu Silüriyen Dönemde (y. 430-395 milyon yıl önce) gerçekleşen tortullaşmanın coğrafi görünümünü değiştirmiştir. Lachlan Jeosenklinalinin doğu sınırı Melbourne bölgesinden, kuzeydeki Adavale Tektonik Vadisine kadar uzanmıştır. Melbourne Tektonik Vadisinde, graptolit ve başka fosiller içeren, Silüriyen Dönemden kalma kaim çamurtaşları ve grovaklar bulunur. Tortullaşma alanının güneyde Tasmanya’ya doğru uzamasıyla, buradaki sığ sularda kayaçlar çökelmiş; daha doğudaki Yeni Güney Galler’de ise şeyi ve kireçtaşı gibi volkanik ve tortul kayaçlardan oluşmuş ve bugün fosilleriyle ünlü Yass sahanlığı ortaya çıkmıştır. New England Jeosenklinali ve Oueensland’ in güneyindeki Silüriyen kayaçlarla ilgili fazla bilgi bulunmamakla birlikte, bu dönemde daha kuzeyde başka bir sahanlık oluşumu görülür. Tasman jeosenklinal kuşağının batı sınırı ile Chillagoe sahanlığı ve güneydeki uzantısında Silüriyen kireçtaşları bulunmaktadır.

Devoniyen kayaçlar


Alt ve Orta Devoniyen dönemlerde de (y. 395-345 milyon yıl önce) Lachlan Jeosenklinalinin içinde kayaçlarm çökelmesi sürmüş; Silüriyen Dönem sonlarında başlayan Bowning dağoluşumu da, gene Devoniyen Dönemin ilk çağlarında devam etmiştir. Canberra-Yass bölgesindeki tortul kayaç katmanlarındaki düzensizlikler bu olayın kanıtlarıdır. Bu dönemde, Victoria’nın doğusundaki Buc- han mağaralarından, Yass-Taemas yöresine kadar kireçtaşı çökeli içeren bir sığ su platformu oluşmuştur.

Orta Devoniyen Dönemin sonlarında ortaya çıkan yerkabuğu hareketleri Avustralya’nın doğusundaki coğrafi gelişimi derinden etkilenmiştir. Aynca Lachlan Jeosenklinalindeki deniz tortullaşması sona ererek, Kuzey Avrupa’da benzerlerine rastlanan kırmızı kumtaşları çökelmiştir. Yeni Güney Galler’in batısında, başta Bothriolepis cinsi olmak üzere bu dönemden kalma zırhlı balık fosillerine bolca rastlanır. Leptophlo- eum cinsinden ağaç kalıntıları da yaygındır. Yükselmiş bölgelerdeki kayaçların aşınmaya uğraması da, Victoria’nın batısındaki Grampian Dağlarında bulunan kumtaşları gibi malzemelerin oluşmasına yol açmıştır.

Karbonifer ve Permiyen kayaçlar


Doğudaki tektonik vadilerdeki jeosenklinal çökelme, yanardağ etkinliklerinin de etkisiyle sürmüş ve New England’ın orta kesimi yükselmiştir. Karbonifer Dönemde (y. 345- 280 milyon yıl önce) güney ve batı bölgelerinde karasal kayaçlar çökelirken; doğuda deniz kökenli tortullar birikmiştir. New England Jeosenklinalindeki en genç kayaçlar Permiyen Dönemde (y. 280-225 milyon yıl önce) çökelmiş olup, deniz kökenlidir. Güneyde, Hunter Irmağının ağzından, Bowen Havzasının doğu sınırına uzanan hat Tasman jeosenklinal kuşağında görülen son önemli dağoluşum evresi olan Hunter-Bowen dağoluşumunun batı sınırını çizer.

TORTUL HAVZALAR VE MEZOZOYİK (İKİNCİ) ZAMAN (y. 225-65 milyon yıl önce)

.
Avustralya kıtasındaki tortul havzalar, jeolojik anlamda oldukça hareketli olan tektonik vadilerin oluşmasından bağımsız bir gelişme göstermiştir. Bunların bir bölümü çeşitli zamanlarda, kıtanın batı ve orta kesimini kaplayan Prekambriyen taban üzerinde oluşmuş, bir bölümü ise, kıvrımlı Paleozoyik kayaç kuşaklarının pekişmesinin ardından ve bu kuşakların sürekliliğini bozarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca, farklı biçimlerde, önceden var olan havzaların üzerinde gelişmiş olanları da vardır.

Batı Avustralya eyaletindeki Carnarvon Havzası ile onu güneye bağlayan Perth Havzasındaki Geç Paleozoyik Zamana ait buzul çökellerinin yerini, Üst Kretase (Tebeşir) Döneminde (Kretase Dönemi y. 136- 65 milyon yıl önce) kireçtaşı ve tebeşirin almış olması suların ısınmaya başladığını gösterir. Kıtanın batı kıyısı son 400 milyon yıl içinde jeolojik açıdan oldukça hareketli bir kıta sahanlığı bölgesi olmuştur; kıyıda, denizin art arda ilerleyip çekilmesini gösteren deniz ve kara çökelleri bulunur.
Avustralya’nın kuzeybatısındaki sığ Canning Havzası ile bitişiğindeki derin Fitzroy Tektonik Vadisi, Batı Avustralya Kalkanı ile Kimberley Bloku arasında geniş bir çöküntü alanı oluşturur. Avustralya’daki havzalarda bulunan fosil kalıntılarının birbirinden çok farklı oluşu, havzaların da birbirinden bağımsız geliştiğini göstermektedir.

Amadeus Havzası.


Kıtanın orta kesimindeki Amadeus Havzası, güneydeki Musgrave Bloku ile kuzeydeki Arunta oluşumu arasında yer alır; doğu-batı doğrultusunda 720, kuzey-güney doğrultusunda 260 km uzunluğundadır. Alice Springs yakınlarındaki Macdonnell Sıradağlarının kıvrılması sırasında çökelen tortulların sonradan aşınmaya uğramasıyla bugünkü etkileyici görüntü ortaya çıkmıştır.

Eucla ve Officer havzaları


Batı Avustralya kalkanı ile Eyre Yarımadasının taban kayaçları arasında yer alan Eucla Havzası geniş, ama sığ bir çöküntüdür. Üst katmanı oluşturan ve Tersiyer (Üçüncü) Dönemden (y. 65-2,5 milyon yıl önce)kalma kireçtaşlarının düz yüzeyi kıraç Nullarbor Ovası olarak bilinir. Musgrave Blokunun güneyinde yer alan Officer Havzası ise, Prekambriyen Zaman sonları ile Kambriyen ve Ordovisiyen dönemlerden kalma kayaçlarla dolu bir çöküntüdür.

Büyük Artezyen Havzası


1.735.000 km2 genişliğindeki bu havza Jura Döneminde (y. 190-136 milyon yıl önce) çeşitli bağımsız havzaların birleşmesiyle oluşmuş bir çöküntüdür. Jura Döneminden kalma kara kökenli kumlar havzanın su kaynağını oluşturur. Kretase Dönemi ortalarında havza, kuzeydoğu ve güneybatıdan gelen deniz sularıyla dolmuştur. Çoğunlukla Tersiyer Dönemden kalma kayaçlardan oluşmuş olan güneydeki düzlükler ayrı bir birim olarak ele alınan Murray ile Otway havzalarını birbirinden ayırır. Otway Havzası Victoria’nın batısına doğru uzanır, kıta sahanlığında da devam eder ve Kretase-Tersiyer kayaçlar içerir. Buradaki petrol aramaları 20. yüzyıl sonlarına değin sonuç vermemişse de, bitişik Bass Havzası, Gippsland Havzası açıklarında bulunan ve Alt Tersiyer Dönemden kalmış olan kayaçlarla birlikte Avustralya’nın en önemli petrol bölgesini oluşturur.

Sidney Havzası


Tasman jeosenklinal kuşağındaki kıvrımlı kayaçlar üzerinde oluşan Sidney Havzası, kuzeybatıdaki Büyük Artezyen Havzasıyla örtüşür ve kıta sahanlığının altından güneydoğu yönünde uzanır. Burada yanardağ etkinlikleri, deniz ilerlemesi ve kömür çökelmesi birbirini izlemiştir. Triyas Döneminden (y. 225-190 milyon yıl önce) kalmış olan ve Sidney limanının çevresinde sarp kayalıklar oluşturan kireç- taşları inşaat işlerinde kullanılır.

Clarence-Moreton ve Maryborough havzaları


Yeni Güney Galler ile Queensland arasındaki sınırda yer alan Clarence-Moreton Havzası, Büyük Artezyen Havzasının uzantısıdır ve çeşitli zamanlarda çökelmiş bazik volkanik kayaçlar ile kömür yatakları içerir. Avustralya’daki tortul havzaların en doğuda yer alanı olan Maryborough Havzası da benzer bir yapıya sahiptir. Burada kara kökenli Triyas kayaçları ve kömür içeren Jura katmanları bulunur. Kömür yatakları, Avustralya’nın doğusundaki Paleozoyik sonrası katmanlar içinde en çok kıvrılma geçirmiş olanlardır.

Tasmanya


Mezozoyik Zamanda Tasman- ya’da gerçekleşen en önemli olay çok büyük hacimlerde (yaklaşık 8.000 km3) volkanik kayacın katmanlar arasına girmesidir. Bu süreç bölgede Güney Afrika, Brezilya, Antarktika ve New York çevresindekilere benzer kayaçlann ortaya çıkmasına yol açmıştır.

SENOZOYİK ZAMAN


Jeolojik tarihin son 65 milyon yılını kaplayan Senezoyik (Yakın) Zamanda dağoluşum hareketleri yalnızca kuzey ve doğudaki ada yaylarında gerçekleşmiştir. Güneydoğu ve doğu bölgelerindeki kırılmalar Victoria’da geniş çapta bazalt taşmalarına neden olmuş ve aynı dönemde doğu kıyılarında önemli yanardağ etkinlikleri gerçekleşmiştir. Yeni Güney Galler ve Queensland’deki Miyosen Bölüm (y. 26-7 milyon yıl önce) ortalarından kalma yanardağlar bu etkinliklerin en önemli kanıtlandır. Gene Yeni Güney Galler’in kimi yörelerinde ve Victoria’da, eski vadilerden akan bazaltlı lavlar, buradaki akarsularda çökelmiş çakılların üstünü kaplamıştır. Bu bölgelerde yer yer altın bulunur.

Geç Senozoyik Zamanda doğudaki dağlık bölgenin ve Güney Avustralya eyaletindeki Flinders Sıradağlarının yükseldiği ve aynı sıralarda deniz sularının Murray Havzasından çekildiği bilinmektedir. Tersiyer Dönem boyunca süren bu olaya kıtadaki en yüksek dağın adından esinlenerek Kosciusko Bölümü adı verilmiştir. Pleyistosen Bölümde (y. 2,5 milyon - 10 bin yıl önce) bu dağ ve çevresindeki vadilerle, Tasmanya’daki dağlık alanların büyük bölümü buzlarla kaplanmıştır. Fosillerden elde edilen bilgilere dayanarak, Tersiyer Dönem başlarındaki Eosen Bölümde (y. 54-38 milyon yıl önce) iklimin güneyde ılıman, kuzeyde tropik, güney yönünde akan ırmaklar sayesinde nem oranının yüksek olduğu; güneyde denize dökülen ırmakların ve Eyre Yarımadası ile Gippsland’in güneyinde kömür oluşumuna elverişli bataklıkların bulunduğu öne sürülebilir. Miyosen Bölümde günümüzdekilerden daha sıcak olan akıntıların güney kıyılarına ulaştığı, ancak Geç Miyosen ve Pliyosen bölümlerde (y. 7-2,5 milyon yıl önce) sıcaklığın düşmesiyle birlikte bitki örtüsünün de değişikliğe uğradığı anlaşılmaktadır. Böylece yalancıkayın (Nothofagus) yerini okaliptüs ve akasyaya bırakmıştır. İklim değişikliğinin bir başka kanıtı da yağışlı ve kurak mevsimlerin dönüşümlü olarak birbirini izlemesi sonucu oluşan, kırmızı renkli ve bol demir içeren kalıntıların birikmesidir. Kıtanın iç kesimlerinin ne kadar sürede bugünkü kurak durumunu aldığı ise henüz bilinmemektedir. Ama ülkenin orta bölgelerindeki Eyre ve Callabonna gibi büyük göllerin tuzlalara dönüşmesiyle birlikte, suaygırına benzeyen keseli otçulların son temsilcilerinin (Diprotodon, Nothotherium) ve uçmayan dev kuşların (Genyornis) yok olmaları birkaç bin yıllık bir olgudur.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:07
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Aralık 2017       Mesaj #8
Safi - avatarı
SMD MiSiM

DOĞAL YAPI


YÜZEY ŞEKİLLERİ


Dünyanın en düz ve en kurak kıtası olan Avustralya, havadan bakıldığında, rengi boza çalan olağanüstü bir çölü andırır. Ortadaki çöküntü alanının ve batıdaki platonun büyük bölümü gerçekten de çöldür. Ama Oueensland ve Yeni Güney Galler’deki kırmızı ve kara topraklı düzlükler, yıllardan beri dünyanın en büyük yün sanayisini beslemiştir. Kıtanın en kıraç ve sarp bölgelerinin altında zengin cevher yatakları vardır. Kıyı kesimleri, özellikle de nüfusun büyük bölümünü barındıran doğu kıyıları son derece sulak ve verimlidir.

Oueensland’in kuzeyindeki York Burnundan Tasmanya’nın güney kıyılarına kadar uzanan Avustralya Cordillerası, 32 km ile 320 km arasında değişen genişliği ve zaman zaman 1.500 m’yi aşan tepeleriyle, aslında dev bir platolar zinciridir. Nullarbor Ovasının denize kadar sokulduğu güney kıyıları dışında, bütün kıyı şeritleri boyunca buna benzer daha küçük engebeli ve sulak alanlara rastlanır. Kıyıdan içerilere doğru gidildikçe, genelde yağış azalır.

Avustralya gerek iklim, gerek görünüm açısından büyük bir çeşitlilik gösterir. Avustralya Cordillerası’nm sık ormanları ile bu dev platonun ve kıyı şeridinin hemen ötesinde uzanan kurak ve çorak topraklar arasında büyük bir zıtlık göze çarpar. Orta Avustralya’daki kırmızı kayalar ve yüksek tepelerle Oueensland’in kuzeyindeki tropik yağmur ormanları ve şeker plantasyonları arasında da hiçbir benzerlik yoktur. Bütün kıtada ortak sayılabilecek özellikler, kırmızı renkli topraklar, pırıl pırıl gün ışığı ve soluk yeşil yapraklı okaliptüslerdir.

Avustralya bir düzlükler ülkesidir; 7,5 milyon km2’yi aşkın yüzölçümünün yalnızca yüzde 6’sı 600 m’den daha yüksektir. Kıtanın en yüksek noktası olan Kosciusko Dağı ancak 2.228 m’ye ulaşır. Kıtayı geniş bir düzlüğe dönüştüren başlıca etkenler, Avustralya’nın yakın jeolojik zamanlarda önemli yerkabu- ğu hareketlerine sahne olan bir kuşağın hemen kıyısında yer alması ve uzun jeolojik dönemler boyunca sürekli ufalanma ve aşınmaya uğramasıdır. Kıraç bir kıta olan Avustralya’nın üçte biri çöllerle, bir o kadarı da stepler ve yan çöllerle kaplıdır; bitki gelişimine olanak verecek kadar yağış alan kuzey, doğu ve güneydoğu kesimleri ise öteki üçte biri oluşturur.

Avustralya’nın batı kesimi jeolojik olarak kalkan ya da kraton niteliğindedir. Bu kalkanın çekirdeği, kuzeyde ve batıda çok belirgin olan, düz ve uzun kırıklarla ayrılır. Bu kırıkların arasında, kimi yükselerek yayla, kimi de çökerek alçak havza biçimini almış dikdörtgen benzeri alanlar yer alır. Kalkanın kuzey, kuzeybatı ve güneydoğu kesimlerindeki kırıklar, kuzeybatı-güneydoğu ve kuzeydoğu-güneybatı doğrultusundadır; iç kesimdeki kırıklar doğu-batı, batı ve güneybatıdaki kırıklar ise kuzey-güney doğrultusunda uzanır.

Kimberley Dağları, Isa Platoları ve Pilbara gibi yapısal olarak belirgin bölgelerde, toprak yüzeyinin durumu kayaç çıkıntılarının türüne ve konumuna göre değişir. Kimberley Dağları ve Mueller Platosunda, geniş ve yassı kumtaşı kütlelerinin parçalanmasıyla plato, masadağ ya da seki olarak adlandırılan çarpıcı tekil kaya biçimleri oluşmuştur. Pilbara ve Arnhem’de de ağırlıklı olarak benzer plato biçimleri görülür. Pilbara’da büyük kumtaşı kütleleri ve yere yatay ya da hafifçe eğik uzanan demir cevheri kütleleri, plato topluluklarını çevreleyen sarp uçurumlar meydana getirmiştir. Arnhem’de kireçtaşı yüzeyli alanlarda karst oluşumları ortaya çıkmıştır. Kimberley Dağlarının eteklerinde (Fitzroy bölgesinde ve Durack Sıradağlarında, Pilbara’nm güney kesiminde ve Ophthalmia Sıradağlarında) eğimli kayaç katmanları, aşınma ürünü sırtlar ve vadiler oluşturmuştur. Benzer oluşumlara kıtanın iç kesimindeki Macdonnell, James ve Kirchauff sıradağlarında, Isa Platolarında ve güneybatıdaki Stirling Sıradağlarında da yaygın olarak rastlanır. Bütün bu bölgelerdeki yükselmiş sırtların ya da araya oyulmuş vadilerin tabanı kumtaşı ya da kuvarsittir; gerek sırtların, gerek vadilerin görünürdeki dokusu, alttaki ana kayaç kütlesinin kıvrılma dokusunu yansıtır.

En güneybatıdaki Darling Sıradağları, ana kütlesi granit olan, ufalanma sonucu oluşmuş demirce zengin, kırmızımsı bir laterit katmanıyla kaplı yükselmiş bir bloktur. Güneybatıdaki Gawler bloğunun yapısı ise karmaşıktır; doğuda kumtaşı ve kristalli yükseltiler yer alırken, kuzeydoğuda kumtaşı platolar, merkezde ve kuzeyde ise Prekambriyen lav akıntılarından oluşmuş Gawler Sıradağları bulunur. Eyre Yarımadasının büyük bölümü durağan kum tepeleri ile bölünmüş dalgalı bir düzlüktür; kuzeybatı kesiminde, adatepe denen, alçak tekil granit kütlelerine sık rastlanır. Güney Avustralya’nın kuzeybatı kesiminde, Musgrave, Everard, Birksgate, Mann ve Tompkinson sıradağlarındaki birçok tekil yükselti de aslında birer adatepedir.

Bu yükselmiş kütlelerin arasında yer alan düzlükler değişken bir topografya gösterir. Örneğin Barkly Platosu, aslında yüksek ve son derece düz bir ovadır. Nullarbor Ovası, kabaca Eucla Havzasını kaplar. Batı Avustralya’nın güneybatı kesimindeki geniş bir alan ise, Salinaland denen ve tuzla kaplanmış eski ırmak yataklarınca kesilen, geniş ve yüksek bir düzlüktür. Gibson Çölünün büyük bölümü, lateritle örtülü bir ovadır. Avustralya’nın orta ve kuzey kesimindeki geniş ovalar devingen kum tepeleri, Güney ve Batı Avustralya’daki geniş alanlar ise durağan kum tepeleriyle kaplıdır.

Canning Havzasının (Çöl Artezyen Havzası), Büyük Victoria Çölünün, Amadeus çöküntüsünün ve Arunta-Sturt karmaşığının büyük bölümünü, oluşum halindeki kum tepeleri kaplar. Doğudaki Büyük Artezyen Havzasına doğru ilerleyen kum tepeleri, burada ünlü Simpson Çölünü oluşturur. En kurak alanlara bile zaman zaman yağmur düşer ve arada bir akarsular oluşur. Koruyucu bitki örtüsünün azlığı ve Kayaç katmanlarının geçirimsiz oluşu nedeniyle, su akışı oldukça hızlıdır. Akarsular çeşitli yarıntılar oluşturarak yüksek kesimlerden ovalara doğru büyük tortul kitleleri taşır. Rüzgârın etkisiyle çöl tepelerine dönüşen kumların kaynağı bu birikintilerdir. Batı Avustralya kalkanının en güneybatısı, bir bitki örtüsü ve mevsimlik akarsular oluşmasına yetecek ölçüde yeterli ve düzenli yağış alır. Burada akarsuların yüzey şekilleri üzerindeki etkisi daha belirgindir. Vadiler yerel koşullara göre değişik biçimler alan su bölüm çizgileriyle birbirinden ayrılır.
Ad:  avustralya6.JPG
Gösterim: 453
Boyut:  29.0 KB

Batı Avustralya Kalkanındaki yüzey şekillerinin çoğu geçmişteki değişik iklim koşullarının bir sonucudur. Darling Sıradağları, Salinaland, Isa Platoları, Mueller Platosu, Danvin bölgesi ve Eyre Yarımadasının güney kesimlerinde bulunan laterit kalıntıları, buraların Tersiyer Dönemde aşınmaya uğrayarak alçaldığını ve yine o dönemlerde nemli tropik iklimin egemen olduğunu göstermektedir. Salinaland’de olduğu gibi, Amadeus çöküntüsünde, Nullarbor Ovasında ve Büyük Victoria Çölünde de, eski akarsu yatakları görülür. Barkly Platosunun güneyinin bir zamanlar büyük bir bataklıkla kaplı olduğu bilinmektedir. Önceleri 1.760 km2’lik bir alanı kapladığı anlaşılan Woods Gölü de, günümüzde kurumuştur. Bulunan fosillerden, Avustralya’da, geçmişte günümüze göre daha nemli bir iklimin egemen olduğu anlaşılmaktadır. Güneyde bitki örtüsü oluşumu sonucu durağanlaşan kum tepelerinin varlığı, burada iklimin sonradan nemli bir özellik kazandığını göstermektedir.

Flinders ve Lofty sıradağları, Batı Avustralya Kalkammn güneydoğu uzantısına bitişiktir. Adelaide Jeosenklinalinin bulunduğu yeri kaplayan bu dağlar, Alt Paleozoyik Zamanda başlayan ve sonra da devam eden kıvrılma ve kırılmalar sonucu oluşmuştur. Flinders Sıradağları, kumtaşı sırt ve vadi oluşumlarıyla belirlenen son derece aşınmış bir kıvrımlar dizisidir. Willochra Ovası, dağlar arasına sıkışmış uzun bir havzayı kaplar; yükselmiş bir ana kütledeki yaklaşık 6.100 m’lik bir tortul tabakanın aşınması sonucu oluşmuştur. Özellikle kuzeyinde, yüzeye çıkmış kayalar, son derece engebeli bir yapı ortaya koyar.

Daha güneydeki Lofty Sıradağları, eskiden yükselmiş yapısal bir bloktur; çok parçalı ve karmaşık bir yapısı vardır. Doğuda ve batıda, Alt Paleozoyik Zamanda başlayan hareketler sonucu ortaya çıkmış olan boylam doğrultulu basamaklar ile çevrilidir. Pek çok yerde laterit ovaların kalıntıları ile kaplıdır. Bu sert kayaç örtüsü, öteki kesimlerde genellikle aşınma sonucu ortadan kalkmıştır. Lofty Tepesi’nin ve sıradağların öteki önemli sırt ve tepeleri büyük ölçüde kumtaşından oluşmuştur. Küçük granit çıkıntılar dağınık kayaların yer aldığı bir yüzeyin oluşmasına yol açmıştır; yüzeye çıkmış gnays kayaçlar “mezartaşları” ya da “keşiştaşları” diye bilinen kütük biçimli bloklar meydana getirmiştir.

Lofty Tepesi ve Flinders Sıradağları arasında, karmaşık olmayan geniş bir kıvrımlar bölgesi bulunur. Buradaki kuzey-güney doğrultulu kumtaşı sırtlar arasında Tersiyer Dönemde göllerle kaplı olduğu bilinen geniş ve açık vadiler vardır. Kuzeydoğuya doğru geniş bir eğri çizerek uzanan ve az engebeli yükseltilerle belirlenen Olary Ya- yı’nın genel yayvanlığını kristal yapılı kayaç kubbeleri bozar.

Büyük Artezyen Havzası denen geniş platform alanı, Carpentaria, Eyre ve Murray adlı üç ana havzadan oluşur. Carpentaria ve Eyre havzaları arasındaki Euroka-Kynuna Platosu üzerinde Brown Tepesi ve Fort Bowen Tepesi gibi alçak engebeler vardır. Eyre ve Murray havzaları Wilcannia eşiği ile birbirinden ayrılır. Murray Havzası ile Otway Havzası ve Antarktika Okyanusu arasında Padthaway sırtları yer alır. Güneydeki iki havza bütünüyle karasal bir özellik gösterir; buna karşılık Carpentaria Havzası kısmen deniz suları altında kalmıştır.

Carpentaria Havzasında yer alan ve aynı adı taşıyan ovalar, Isa Platoları ile Einas- leigh yükseltileri arasında dar ve alçak bir koridor oluşturur. Leichhardt, Flinders ve Gilbert ırmaklarınca akaçlanan bu ovalar, güneyde, kireççe zengin topraklarla kaplı geniş dalgalı düzlükler biçimini alır. Kuzeyde ise, Pleyistosen yaşlı bataklıklardan ya da şimdiki taşkın ovalardan oluşan geniş ve yayvan çökelti ovaları yer alır. Bu ovaların üst kesiminde, örneğin Normanton çevresinde, Tersiyer Dönem lateritleri ile kaplı pek çok plato ve masadağı kalıntısı vardır.

Laterit kalıntıları ile kaplı benzer dalgalı ovalara Eyre Havzasında, özellikle Kynuna yakınındaki Diamantina kaynaklarında da rastlanır. Ancak güneye, daha kıraç iç kesimlere gidildikçe, ovalar daha yayvanlaşır ve üzeri taşlarla kaplı kaya çölü (hammada) ya da yanova denen düzlüklere geçilir. Queensland’in güneybatı, Güney Avustralya’nın kuzeydoğu ve Yeni Güney Galler’in kuzeybatı kesiminde silisli bir kabukla kaplanmış platolar ve engebeler vardır. Bu kesimler yer yer kıvrılmış ve kıvrılmayı izleyen aşınma sonucu, silisli kabuk parçalanıp dağılmıştır. Bu süreç, Avustralya’nın orta kesiminde yaygın biçimde görülen kaya çöllerinin ve özellikle de Eyre Gölü çöküntüsünün taş molozlan için de geçerlidir.

Avustralya’nın orta ve kuzey kesiminde 800.000 km2’lik bir alanı kaplayan ve deniz düzeyinin 14 m altında olan Eyre Gölü havzası, kıtanın en alçak yeridir. Kıtanın en kurak bölümlerinin suyunu toplayan birçok büyük ırmak bu göle dökülür. Eyre Gölünün yatağı bir yüzyıl içinde iki kez sel suları ile dolar. Hem bu sel sularının, hem de Georgina, Diamantina, Thomson ve Bar- coo gibi ırmakların taşıdığı büyük miktarda tortu ve tuz, iç akaçlama havzasına birikir. Bu süreç Simpson Çölündeki kumulları beslemenin yanı sıra, birçok kurumuş göl yatağını da tuzlaya dönüştürmüştür. Bu yoldan çökmüş bloklardan oluşan büyük tuzlaların çoğunun çevresinde geniş alüvyon ovaları yer alır.

Avustralya’da kum fırtınaları sık görülür. Tortul kayaçlann yüzeyindeki ince kum, rüzgârla çok uzaklara, hatta zaman zaman Yeni Zelanda’ya kadar taşınır. Murray Havzasının büyük bölümü, durağan kum tepeleri ile kaplıdır. Havzanın doğu kesiminde, özellikle Doğu Dağlarının (Avustralya Cordillerası) eteklerinde, birçok eski ırmak yatağı vardır; batı kesiminde ise çöl iklimi ile birlikte taş ovalarına rastlanır. Başka bir yöreden doğan Murray Irmağı, bu ovalardaki kalker ve kireçtaşı oluşumlarının arasından giderek incelerek akar. Murray’in başlıca kolları havzanın doğusundaki geniş alüvyon ovalarından doğar. Irmak, Echuca yakınlarında, Cadell Fay bloğu olarak bilinen yükselmiş kütle nedeniyle yolunu değiştirir.

Doğu Dağları (Avustralya Coıdillerası) yüksek sırtlar, ovalar, platolar ve havzalardan oluşmuş bir dizidir. Kuzeydeki York Yarımadasından güneydeki Tasmanya ve batıdaki Victoria’ya doğru da birer çıkıntı yapar. Doğu Dağları, yaşlı bir dağ dizisinde yakın zamanlarda meydana gelen kırılmaların aşınmış kalıntılarıdır; Tasman jeosenklinal kuşağının bulunduğu yeri kaplar. Lav alanları, taşlık yükseltiler, toprakla dolmuş çöküntüler, lav mağaraları bu yörenin karakteristik özellikleridir. Oueensland’in güneyinde, Yeni Güney Galler’in Monaro kesiminde ve Victoria’nın batısında sönmüş volkan konileri ve kraterlere rastlanır.
Yeni Güney Galler’in Kosciusko bölgesi ile Orta Tasmanya Platosunun, 2 milyon yıl kadar önce, buzlarla kaplı olduğu bilinmektedir. Bu bölgeler günümüzde de kış aylarında yoğun bir kar örtüsü altında kalır; bu mevsimde Kosciusko’daki kar kalınlığı İsviçre’dekinden bile daha fazladır.

Büyük Set Resifleri, birçok bakımdan Doğu Dağları ile bağlantılıdır. Oueensland açıklarındaki bu dev mercan atol ve resif sistemi, varlığını bir ölçüde, Pleyistosen Dönemde meydana gelen deniz düzeyi değişikliklerine borçlu olmakla birlikte, daha çok kıyı açığındaki bölgenin kırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Uzun bir sürede gerçekleşen bu kırılmalar, kalın mercan katmanları oluşturmuş, bu temelin üzerinde de Mercan Denizinin resif ve atolleri birikmiştir.

İKLİM


Kurak Avustralya kıtasının üçte ikisinden fazlası, yılda ancak 500 mm kadar yağış alır; geri kalan kesimde ise yıllık yağış 250 mm’yi bile bulmaz. Yıllık yağış ortalamasının 1.000 mm’yi geçtiği yerler, kıtanın ancak yüzde 10’unu oluşturur. Yoğun kar yağışı alan kimi yerler olmasına karşın, genelde kıta çok sıcaktır; sık sık görülen sıcak dalgaları, yüksek buharlaşmayla birlikte, yağışların etkisini iyice azaltır.

Avustralya ikliminin temel özelliklerini, kıtanın konumu, biçimi ve boyutları belirler. Tropik ve astropik bölgede yer alan anakara, denizin içerilere sokulamadığı büyük bir kütledir. Doğu kıyısındaki tek geniş dağlık kütle bile fazla yüksek sayılmaz.

Yaz aylarında güneşi tam tepeden alan Avustralya’nın kuzey bölgesinde, sıcaklık çok yüksektir. Sıcaklığın genellikle 38° C’nin üstüne çıktığı iç kesimlerde ise gece-gündüz sıcaklıkları çok farklıdır. Genel olarak, Tasmanya dışında tüm Avustralya’da yazlar çok sıcak geçer. En yüksek sıcaklıklar ve en uzun sıcak dalgaları, Batı Avustralya’nın kuzeydoğusunda kaydedilmiştir. Örneğin Marble Bar’da sıcaklık 162 gün boyunca 38 C’nin altına hiç inmemiştir. Kar yağışının sık görüldüğü Tasmanya yükseltileri ve Avustralya’nın güneydoğu kesimi dışında, kışlar genellikle yumuşak geçer. Güney ve iç kesimlerde kış geceleri sık sık don olayı görülür.

Avustralya, coğrafi konumu nedeniyle, kuzeyden güneydoğu alizelerine, güneyden de batı rüzgârlarına açıktır. Kuzey musonları Avustralya’nın kuzey kıyılarına ve iç kesimlerine yaz yağmurları getirirken, Gueensland’in ve Yeni Güney Galler’in Büyük Okyanus kıyıları da, alizeler nedeniyle yoğun yağış alır. Tropik siklonların da etkilediği bu alanlar, kıtanın en yağışlı alanlarıdır; Oueensland’in kuzeyindeki Cairns, kıyı şeridinin en çok yağış alan bölgesidir.
Avustralya’nın güneyinde kışlar, batı rüzgâr kuşağının etkisiyle, yağışlı geçer. Yüksek kesimler ovalara göre daha çok yağış alır. Lofty sıradağlarının güney kesimlerinde yıllık yağış ortalaması 1.000 mm iken, Adelaide’de 500 mm’ye, Murray Ovalarında ise 250 mm’ye düşer.
Avustralya’nın iç kesimindeki büyük kütlede, yıllık yağış ortalaması 500 mm’den azdır; birçok yerde ise 250 mm’yi bile bulmaz. Örneğin Eyre Gölü çevresinde yıllık yağış 125 mm’de kalır. Yağışların azlığının yanında düzensizliği de bir başka sorundur. Uzun süren kuraklıkları, sellere ve su baskınlarına yol açan ani yağışlar izler. Yağışların düzensizliği, bütün Avustralya için geçerli bir olgudur.

AKARSULAR VE GÖLLER


Sürekli akan ırmaklar Avustralya’nın doğusunda ve Tas- manya’da toplanmıştır. Bu kuralın dışına çıkan tek örnek, Doğu Dağlarının karları ile beslenen Murray Irmağıdır. Öteki tüm akarsular mevsimlik, hatta kurak iç kesimlerde daha da kısa sürelidir. Avustralya’da birçok alan yüzey akaçlamasından yoksundur. Haritalara göl olarak geçen ve iç kesimde yer alan bazı alanlar, artık birer tuz gölüdür.

TOPRAK DOKUSU


Avustralya’nın toprak dokusu iklim özellikleri ile yakından ilgilidir. Kıtanın büyük bölümü organik madde içermeyen ve derinliği olmayan mineralli topraklarla kaplıdır. Bu toprakların çoğu ufalanmış kay açlardan ibarettir. Çöllerde ve kıraç kırmızı toprakların çoğunda alçıtaşı bulunur. Yarı kıraç alanların topraklan da alkali özelliği gösterir. Tuz açısından zengin kahverengi topraklar ile gri-kahverengi topraklar da organik madde açısından pek zengin değildir. Gerek kıraç, gerek yan- kıraç alanlarda, killi toprakların nemlenip kuruması, dolayısıyla şişip daralması sonucu oluşmuş gilgai denen peteğimsi tepecik ve çöküntülere rastlanır. Yıllık yağışın 380 mm ile 635 mm arasında olduğu yerlerde, kara, kahverengi ve kırmızı-kahverengi topraklar tipiktir. Podzoller nemli yörelerin karakteristik toprağıdır. Alp tipi alanlarda ise humuslu topraklara rastlanır.

Toprak dokusunu, iklim özellikleri yanında, topografya, yeraltı sularının varlığı ve toprağın üzerinde oluştuğu zemin de belirler. Avustralya’nın doğusunda yaygın olarak görülen bazalt kayaç çıkıntılarında krasnozem, kalker yapılı alanlarda ise terra rossa ve rendzina kırmızı toprak türleri oluşmuştur. Çok eski jeolojik dönemlerden kalan laterit örtüsüne, Tasmanya dahil kıtanın her yerinde rastlanır. Silis kabuk ise, yalnızca kıraç bölge ile Batı Avustralya, Güney Avustralya ve Oueensland’in yarı nemli kesimlerine özgüdür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ


Avustralya’nın bitki örtüsü iki yüzyıl kadar önce, daha gelişmesinin ilk evresinde bulunuyordu. Bugünkü ağaçlık bölgeler ve ormanlardaki en yaşlı ağaçlar kıtanın Avrupalılarca istila edilmesinden kısa süre önce gelişmeye başlamıştı. Kıtanın tarihöncesi dönemleri öylesine yakın bir geçmişte yaşanmıştır ki, pek çok okaliptüs ağacında Yerlilerin kano ya da kalkan yapmak için ağaçları keserken açtıkları izler ya da AvrupalIların kıtaya ilk yerleştikleri yıllarda ağaç gövdelerine kazılmış işaretler ve yazılar bulunur.

Avustralya’nın kısa tarihi boyunca bitki örtüsü önemli değişiklikler geçirdi. Tarım alanlarının genişlemesi sonucu, var olan doğal doku yerini yeni tarım ürünlerine, geniş otlak ve plantasyon alanlarına bıraktı; kereste elde etmek için en sık ormanlardan, bozkırlardaki ağaçlıklara kadar her yerde ağaçlar kesildi. Ayrıca, yeni yabani otlar, tavşan gibi zararlı otçullar ve çalılıklarda sık sık çıkan yangınlar da bitki örtüsündeki yıkımı daha ileri boyutlara götürdü. Koruma bölgeleri kurulmasına ve yabanıl alanların varlığına karşın yerli bitki örtüsü yeterince korunamamaktadır.

Avustralya’da 15-20 bin kadar tohumlu bitki türü bulunur. Bu floranın uzun bir dönem içinde, değişik bölgelerden gelen bitkilerden oluştuğu sanılmaktadır. Var olan bitki örtüsünü belirleyen en önemli etkenlerden biri, eskiden Güney Yarıküre’deki kıtaları birleştiren kara bağlantısıdır. Avustralya’da, Güney Afrika, Madagaskar, Yeni Zelanda ve Güney Amerika’da da bulunan yalancıkayın gibi bitki cinslerinin olması bu varsayımı desteklemektedir. Kıtanın kuzey komşularıyla paylaştığı bitki türleri de vardır: Iğneyapraklı ağaçların oluşturduğu Callitris cinsi, herdemyeşil ağaç ve çalıları barındıran Banksia cinsi ve okaliptüs (Eucalyptus) Endonezya, Malezya ve Selebes’te de bulunur.

Avustralya’ya özgü bitki türlerinin (endemik türler) başlıca özelliği, kalın, dayanıklı ve sert yaprak oluşumu ve kıtaya yayılmış çok çeşitli yaşam ortamlarına uyum sağlama yeteneğidir. Altı yüzü aşkın okaliptüs türüne yağmur ormanlarından, kar örtüsüne ve çöl sınırlarına kadar her yerde rastlanır. Akasya türleri de benzer biçimde değişik alanlara yayılmıştır. Banksia cinsi, Proteaceae familyasından herdemyeşil çalılar ve küçük ağaçlar, zambakgiller (Liliaceae) familyasından çiçekli bitkiler, ayakotu benzeri bitkileri barındıran Haemodoraceae familyası ve Xanthorrhoeaceae familyasından bitkiler Avustralya’nın endemik bitkileri arasındadır. Kıtada bulunan bitki türlerinden bağımsız olarak ele alınması gereken orman, otlak ya da otlu bataklık gibi, çevreyle yapısal ilişki içindeki bitki örtüsünü öteki kıtalara uygulanan ölçütlere göre sınıflandırma çabalan sonuç vermemiştir. Bitki örtüsünün bölgelere göre dağılımında, iklim koşullarından çok toprak dokusu ve jeolojik tarih belirleyici olmaktadır. Aynı biçimde, Kuzey Yarıküre’ye özgü iğneyapraklı ve yaprakdöken ağaçlar gibi tanımlamalar, Avustralya’nın oldukça geniş herdemyeşil bitki örtüsünü tanımlamaya yeterli olmamaktadır.

Avustralya’nın bitki örtüsü üç iklim kuşağı içinde ele alınabilir: Tropik ve ılıman kuşaklar ile çöl kuşağı. Kıtanın kuzey kıyısı üzerinden bir yay çizerek doğu-batı doğrultusunda uzanan tropik kuşak, yer yer çok yağışlı, genelde kuru bir muson ikliminin etkisi altındadır. Ilıman kuşak güney kıyıları üzerinden Tasmanya’yı da içine alan bir yay biçiminde doğu kıyılarına varır. Burada ılıman ve astropik özellikler içeren bir iklim egemendir; yağışlar ise genellikle kışın ya da mevsime bağlı olmaksızın görülür. Batı kıyısına kadar Avustralya’nın tüm orta kesimini kaplayan iklim kuşağının başlıca özelliği ise kuraklıktır.

Bu coğrafi dağılım içindeki başlıca yapısal öğeler yağmur ormanı, sert yapraklı (sklerofil) orman, ağaçlık, çalılık, savan ve otlaktır. Tropik kuşakta yaprakdöken ormanlar ve sert yapraklı bodur ağaçlarla kaplı savanların yanı sıra, doğal otlaklar, kıyılarda kümelenmiş mangrovlar ve tropik yağmur ormanları yer alır. Endonezya- Malezya bölgesinin etkisi tüm kıyıda görülür. Özellikle York Yarımadasının kuzeydoğusunda yöreye özgü pek çok bitki vardır. Sınıflandırma açısından cangıl kapsamına giren yağmur ormanlarında gövdesi köküyle desteklenen büyük ağaçlar ve ağaçların gövdesinde büyüyen tırmanıcı bitkilerle epifitler yer alır. Bu ormanlarda çeşitli katmanlardan oluşan kaim bir bitki örtüsü görülür.

Ihman kuşakta yağışlı ya da kuru, sert yapraklı ormanlar, ılıman iklime özgü çeşitli ağaçlıklar, savan ağaçlıkları, bodur okaliptüs çalılıkları Çmallee), fundalıklar, yer yer Alp tipi bir bitki örtüsü, ılıman yağmur ormanları ve sert yapraklı fundalar (Erica) görülür. Özellikle, Batı Avustralya eyaletinin güneybatı ucu, kıtaya özgü bitkiler açısından çok zengindir. Tasmanya’nın başlıca bitki örtüsünü oluşturan yalancıkayın ormanları Yeni Zelanda ve Güney Amerika’yla bağlantılıdır. Bu kuşaktaki ağaçlar çoğunlukla okaliptüs {Eucalyptus) ve akasyadır (.Acacia). Ancak tarımsal etkinliklerle bitki örtüsü önemü bir yıkıma uğramıştır.
Çöl kuşağının bitki örtüsü kıraç çöllerin dışında kalan yerlerde yan kurak çalı savanları, çalı bozkırları, yan kurak doğal otlaklar ve sert yapraklı bitkileri banndıran engebeli otlaklardan oluşur. Kurak koşullara uyum sağlamış pek çok çalı türü de bulunur. Acacia, Eremophila ve Casuarina gibi cinsler Eucalyptus cinsinin yerini almaya başlamıştır. Yöredeki bitkisel doku fazlasıyla yozlaşmış durumdadır.

HAYVAN VARLIĞI


Avustralya kıtasının faunası insan etkinliklerinden önemli ölçüde etkilenmiştir. 30 bin yıl kadar önce kıtaya yerleşen Yerlilerin yerel fauna üzerindeki zararlı etkileri, yalnızca 200 yıl önce kıtaya yerleşen AvrupalIların yaptığı yıkımın yanında oldukça önemsizdir. Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen Yerliler ekolojik dengeyi korudular. Yalnızca kıtaya getirdikleri dingo adlı eteneli etçil memeli, buradaki keseli memelilere zarar verdi. Oysa kıtaya kedi, fare, tilki, tavşan, sığır ve koyun gibi hayvanlan ve gelişkin teknolojilerini getiren AvrupalIlar, özellikle kıyı kesimlerindeki yerel hayvan varlığını bir daha geri dönülemeyecek biçimde değişime uğrattı.
Ad:  avustralya4.JPG
Gösterim: 464
Boyut:  36.9 KB

Avustralya faunası en yakın kara olan Endonezya’daki hayvanlardan bile büyük ölçüde farklıdır. Bu durum kıtanın son 50 milyon yıl boyunca (Senozoyik Zaman) Endonezya Takımadalarıyla hiç bağlantısının olmamasıyla açıklanabilir. Daha önce Yeni Gine ve Tasmanya ile kara bağlantısının oluşu nedeniyle, kıtanın faunası bu bölgelerle ortak özellikler gösterir.
Kıtada 108 tür eteneli memeli, 2 tür tekdelikli memeli (Monotremata takımından, yumurtlama yoluyla üreyen ilkel memeliler), 119 tür keseli memeli (sonradan 125 olarak belirlenmiştir), 520 tür kuş, yaklaşık 380 tür sürüngen, 122 tür kurbağa, 180 tür tatlı su balığı yaşar. Ayrıca 750 yumuşakça ve 54 bini aşkın böcek türü saptanmıştır. İnsanlar tarafından getirilenlerin dışındaki eteneli memeliler arasında fok, yarasa ve çeşitli kemiriciler de bulunur.

Amerika’da tek tük kalmış, Avrupa’da soyu tükenmiş olan keseliler Avustralya’ya özgü hayvanlar sayılırlar. Kıtada görülen çeşitli keseli türlerine canlı ya da fosil olarak başka kıtalarda rastlanmamıştır. Bu keselilerin 25 milyon yıllık bir geçmişleri olduğu, dolayısıyla da 15 milyon yıla yakın bir süre adada yalnız başlarına yaşadıkları bilinmektedir. Böylece eteneli yırtıcılar gibi rakipleri ya da düşmanlan olmadan geçirdikleri bu uzun süre içinde, farklı özellikler kazanarak özelleşme olanağı bulmuşlardır. Başka kıtalarda atlann ve antilopların yaşadığı ortamlarda yaşayan otçul kangurular, ağaçlarda yaşayan kuskuslar (Phalanger) ya da uçankuskuslar (Petaurus), ayıyı andıran ve okaliptüs yapraklarıyla beslenen koalalar Phascolarctos), toprağı oyan vombatlar Vombatus), keselisansarlar (Dasyurus), keselifareler (Smifıthopsis ve Arıtechinus), numbatlar (Myrmecobius), köpek boyundaki tasmanyakurtları (Thylacinus), keselikös-tebekler (Notoryctes) keselilerin çevre koşullarına uyum sağlamak için geçirdikleri değişimlerin örnekleridir.

Avustralya yasalarıyla korunmaya alınmış iki tekdelikliden ornitorenk (Ornithorhynchus anatinus) türüne doğudaki ırmak ve göllerde sık rastlanır. Kısa burunlu ekidne (Tachyglossus aculeatus), Tasmanya ve Avustralya’nın hemen her yerinde yaşar. Akrabası uzun burunlu ekidne (Zaglossus bruijni) ise yalnızca Yeni Gine’de bulunmaktadır.

Keseli türlerinin yok olmaya yüz tutması geniş çaplı mera tarımı ve kanguru avının sonucudur. Kanguru etinin ve kürkünün taşıdığı ekonomik değer bu kıyımın engellenmesini güçleştirmektedir. Öte yandan koalalar kamuoyunun baskısıyla 1920’lerde korunmaya alınmıştır. Ulusal parklara ve koruma alanlarına karşın, özellikle ıssız iç kesimlerde denetim sorun olmaktadır.

Avustralya’daki kuşlar da benzer tehlikelerle karşı karşıyadır. Kıtaya özgü kuşlar arasında uçmayan emu (Dromaeus), kuluçkaya yatmak için tümsek biçimli bir yuva yapan ve buradaki sıcaklığı ustalıkla denetleyen iriayak (Leipoa), kakadu türleri (Cacatuinae), adını kuyruğunun biçiminden alan lirkuşu (Menura), balkuşu (Meliphagidae), avustralyasaksağanı (Cracticidae) ve çardakkuşu (Ptilonorhynchidae) sayılabilir.

Avustralya’nın tek tatlı su timsahı olan Crocodilus johnstoni tropik kuzey bölgede yaşar; burada aynca çeşitli tatlı su kaplumbağaları, kertenkeleler ve taypan (Oxyuranus scutellatus), kaplan yılanı (Notechis scutatus), kobragillerden Acanthophis an- tarcticus, kahverengi yılan (Demansia textilis) gibi zehirli, öldürücü yılanlar vardır.

Milyonlarca yıl hiçbir değişime uğramadan kıtadaki akarsularda yaşamış olan akciğerli-balık (Neoceratodus) 200 milyon yıl önce Avrupa’da yaşayan atalarına çok benzer.
Yapraklarla ağaçlan kemiren, koyun ve sığırların kanını emerek beslenen pek çok böcek türü ise her yıl milyonlarca dolarlık zarara yol açmaktadır.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:14
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Aralık 2017       Mesaj #9
Safi - avatarı
SMD MiSiM

YERLEŞME DOKUSU


Avustralya’ya yerleşip, bu kıtayı geliştirmek AvrupalIlar için pek kolay olmadı. Doğal koşullann daha elverişli olduğu doğu kıyılarına ilk yerleşenler bile Avustralya Cordillerası’nın sarp yamaçlanndan geçerken büyük güçlüklerle karşılaştılar. Geçmeyi başardıklarında ise aşın kuraklık, ani seller ve çalılıklarda çıkan yangınlarla sürekli savaşmak zorunda kaldılar. Kıtanın doğal koşulları, AvrupalIların karşısına Yerlilerden ve hayvanlardan daha amansız bir düşman olarak dikildi. Kıtayı yaşanır hale getirmek için verdiği mücadele, Avustralya insanının çetin ve bağımsız ruhunun oluşmasında en önemli etken oldu.

20. yüzyılın ikinci yarısında otomobil, uçak ve radyo kırsal kesimde yaşamı büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Gene de pek çok aile başka bölgelerde yaşayanların alışık olmadığı bir ıssızlığın ortasında yaşamını sürdürür. Ama Yeni Güney Galler’in ötesinde ya da Queensland’in kuzeybatısındaki büyük koyun ya da sığır çiftliklerinde yaşayanlar bile acil durumlarda telsizle cankur-taran-uçak çağırabilirler.
Kendi çiftliğinde ya da arazisinde koyun ve sığır besleyen hayvancılar ile kıyılardaki tarlalarında tahıl ya da meyve yetiştiren küçük çiftçiler arasındaki keskin ayrım, II. Dünya Savaşı’ndan sonra azalmışsa da, 40 bin hektarı bulabilen genişlikteki arazilerde hayvancılık yapanlar gene de sayıca az değildir. Büyük bir hayvan çiftliğinde yaşamak hâlâ ayrıcalıklı bir durumdur. Ancak iyi bir gelir, yüksek refah düzeyi ve uçsuz bucaksız topraklara sahip olmanın getirdiği gururun bedeli yalnızlık ve kuraklık ile doğal örtüde çıkan yangınların getirdiği kaçınılmaz yıkımdır.
Küçük çiftçilerin durumu ise çok farklıdır. Çoğunun geliri sıradan bir sanayi işçisinin ücretinden daha düşüktür. Bu yüzden yaşamlarını devlet yardımıyla sürdürebilmektedirler.

Oldukça uzak mesafeler ve seyrek yerleşim nedeniyle Avustralya’da Avrupa köylerine benzer bir yerleşim biçimi gelişmemiştir. İç kesimdeki kasabalarda bir ana cadde, bir büyük' mağaza ve birkaç otel vardır; nüfusları çoğunlukla 25 bini geçmez. Ancak kıyılara yakın kasabalarda eğitim, sağlık hizmetleri ve alışveriş merkezleri gibi olanaklar oldukça gelişmiş durumdadır. Avustralya’daki en büyük çelişki, çok geniş bir alan üzerinde, yedi eyalet merkezinde yoğunlaşmış çok az bir nüfusun yaşamasıdır. AvustralyalIlarımda pek hoşnut olmadıkları bu durum, tarihsel ve ekonomik nedenler ile iklim etkeni göz önüne alındığında, gelecekte de değişeceğe benzememektedir. Ülkenin en büyük ve gelişmiş iki kenti olan Sidney ve Melbourne bu dengesizliği bir ölçüde giderir. Uluslararası düzeyde iş ve sanat merkezleri olan Sidney ve Melbourne’u, Queensland eyaletinin merkezi Bris- bane, Güney Avustralya’nın merkezi Ade- laide ve Batı Avustralya’nın merkezi Perth izler.
Federal başkent Canberra birer ticaret kenti olan eyalet merkezlerinin tersine yapay olarak kurulmuştur. Amerikalı mimar Burley Griffin’in hazırladığı plana göre 1913’te yapımına başlanan kentin merkezinde yapay bir göl, ağaçlıklı geniş caddeler vardır; ayrıca Ulusal Kütüphane, Ulusal Galeri, Yüksek Mahkeme ve Parlamento gibi önemli resmî binalar buradadır.
İyi seçilmiş konumuna ve planına karşın Canberra da öteki Avustralya kentleri gibi kent merkezinin kilometrelerce dışına yayılmaktadır. Ne ulaşım güçlüğü ve kamu hizmetlerine ilişkin sorunlar, ne de yükselen arsa fiyatları ortalama AvustralyalIyı kendi evine ve bahçesine sahip olma kararlılığından vazgeçirebilmektedir. Bazı yazarlara göre banliyö yaşam biçimi çağdaş AvustralyalInın dünya görüşüne damgasını vurmuştur.

NÜFUS


1991 nüfusu 17.337.000 olan Avustralya’da kilometre kare başına düşen kişi sayısı 2,3’tür. Doğal nüfus artışının yılda binde 8,4 düzeyinde olmasına karşın, göçler nedeniyle genel nüfus artışı yüzde 1,2’yi bulur.
Avustralya’nın nüfusu çarpıcı bir homojenlik gösterir; büyük çoğunluğunu İngiliz kökenliler ile öteki AvrupalIlar oluşturur. Beyaz ırktan olmayan azınlıkların başında 1989’da nüfusun yüzde 4,3’ünü oluşturan Asyahlar gelir. Sayıları 228 bin dolayında olan ve nüfusun yüzde 1,5’ini oluşturan Yerliler ikinci sırayı alır.
II. Dünya Savaşı sonuna değin Britanya Adalan’ndan gelen göçmenler içinde, İngi- lizlerin yanı sıra çok sayıda İrlandalI, İskoç ve Galli de yer almıştır. Bugünkü Avustralya nüfusunun yaklaşık yarısı İngiliz, beşte biri İrlandalI, onda biri de İskoç asıllıdır. Savaş sonrasında nüfusu artırmak amacıyla, öteki Avrupa ülkelerinden göçler de özendirilerek, yurtsuz kalmış pek çok mülteciye sığınma hakkı verilmiştir. Koşullara çabuk uyan Avrupalı göçmenlerin çoğu beş yıllık ikamet süresinin ardından yurttaşlık için başvuruda bulunmuştur. İlginç olan nokta, bu dönemde Avustralya’ya gelen her altı İngiliz ailesinden birinin geri dönmüş olmasıdır.
Nüfusun homojen oluşunun ardında, geçmişte sıkı bir biçimde izlenen Beyaz Avustralya siyaseti yatmaktadır. 1901’de kabul edilen göçleri sınırlayıcı yasalarla getirilen katı koşullar beyaz olmayanların kıtaya gelişini olanaksız hale getirmiştir. Siyah, sarı ve kahverengi derililere sürekli oturma izni vermemeye dayanan bu siyaset, 1966’da bir ölçüde gevşetilmiş ve 1973’te İşçi Partisi hükümetinin göçlerde ırk ayrımına son verildiğini açıklamasıyla, Asyalı göçmenlerin sayısında belirli bir artış görülmüştür. Bunun bir sonucu olarak 1970’lerde ve 1980’lerde Avustralya’ya gelen göçmenlerin yüzde 40’mı Asyalılar oluşturmuştur.
Ad:  avustralya3.JPG
Gösterim: 594
Boyut:  54.0 KB

İki yüz yıldan beri beyazların baskıları ve aldırışsız tutumu altında yaşayan Yerliler unutulmuş bir azınlığı oluşturmaktadır. Avustralya’nın ulaştığı refah düzeyinden pek az yararlanan Yerlilerin büyük bölümü Kuzey Toprakları ile Queensland ve Batı Avustralya’nın kuzeyinde otururlar. Bazıları hâlâ kabileler halinde yaşarken, pek az bir bölümü de eski göçebe avcılık yaşamını sürdürür. Geriye kalanlar sığır çiftliklerinde hayvan yetiştiriciliği gibi işler yaparlar. Çok sayıda Yerli de, misyoner evlerinde ya da devletin kendilerine ayırdığı özel alanlarda oturarak, geçimlerini geçici işlerde çalışarak sağlar. Güney eyaletlerinde oturan melez Yerliler, iş bulma olanakları daha yüksek olmasına karşın, benzer bir yaşam sürdürürler. 19. yüzyıldaki kıyımdan sonra Tasmanya’da hemen hiç Yerli kalmamıştır.

Yerlileri Avustralya’nın toplum yaşamına katma doğrultusundaki resmî siyaset beyazların önyargıları, Yerlilerin yerleşmiş kuşkuları ve daha da önemlisi içinden çıkamadıkları yoksulluk-cehalet-hastalık çarkı yüzünden bir sonuç vermemektedir. Doğum oranları yüksek olmakla birlikte, bebek ölüm oranı beyaz AvustralyalIların beş katıdır. Yaşayabilen çocuklar da kötü beslenme ve hastalıklar yüzünden sağlıklı bir biçimde yetiştirilememektedir.
Günümüzde oy hakkına sahip olan Yerlilere yönelik ayrımcı yasalar Queensland dışında her yerde kaldırılmıştır. 1976’da Kuzey Toprakları’nda Yerlilere mülk edinme hakkının tanınmasından sonra, Güney Avustralya eyaletinde de Bicancara (Piçançaçara) halkına belli yerlerde toprak edinme izni verilmiştir. Öteki eyaletlerde ise Yerlilere üzerinde yaşadıkları özel alanlarda mülkiyet hakkı verme konusu gündemdedir.
Yüksek ölüm oranına karşın nüfusları hızla artan Yerliler siyasal açıdan bilinçlenmekte, toprak ve tam eşitlik konularında seslerini giderek yükseltmektedir. Kentli beyazlar.

Yerlilerin bu isteklerini anlayışla karşılarken, kırsal kesimdeki kasabalarda Yerlilerle bir arada yaşayan beyazlar bu gelişmeye tepki göstermektedir. Günümüzde Avustralya’da bir ırk çatışmasının bulunduğu söylenebilir.
Büyük çoğunluğu Hıristiyan olan Avustralya nüfusu beyaz ve Anglosakson ağırlıklı olmakla birlikte, Protestanlar çoğunlukta değildir. Bunun başlıca nedeni İrlanda kökenlilerin Katolik oluşudur. Katolik- Protestan ayrımı Avustralya’nın toplumsal ve siyasal yaşamında önemli rol oynar. 1989’da ilk kez Katoliklerin sayısı Anglikanları geçmiştir.

EKONOMİ


Serbest piyasa ekonomisini benimsemiş olan Avustralya’da GSMH 242 milyar ABD Doları, kişi başına GSMH de 14.440 ABD Doları’dır (1989). 1980-89 arasında yüzde 3,2 olan yıllık ortalama büyüme hızı büyük ölçüde ticaret, imalat ve hizmet sektörlerinden ve mali kuruluşlardan kaynaklanmıştır.
Ülkenin başlıca gelir kaynağı olan tarım, II. Dünya Savaşı sonrasında yerini madenciliğe bırakmıştır. Avustralya, geniş topraklarının altındaki ve çevre denizlerdeki zengin maden yataklarıyla günümüzde Japon sanayisinin maden gereksinimini karşılayan başlıca ülke haline gelmiştir.
Kıtada madenlerin bulunmasının ardından sanayi ve hizmet sektörü hızla gelişmiş ve AvustralyalIların yaşam standartları ileri ekonomiler düzeyine yükselmiştir.

DOĞAL KAYNAKLAR


Yeraltı kaynakları


Sanayi Devrimi’nin başlarında kıtaya ilk gelen göçmenler Sidney ve Melbourne çevresinde kömür yatakları buldular. Sidney’in batısında, ardından Victoria ve Batı Avustralya’da altın bulunması, gerek ülke içi nüfus hareketlerini gerekse dışardan göçü hızlandırdı. 1949’dan sonra birbirini izleyen maden yatağı keşifleri günümüzde de artan bir hızla sürmektedir.
Avustralya dünyanın sayılı demir cevheri ve boksit rezervlerine sahiptir. Kurşun, çinko, bakır yataklarının yanı sıra, rutil, zirkonyum, ilmenit gibi ender bulunur maden rezervleri de çok geniştir.
Ülkenin başlıca maden yatakları Batı Avustralya’da (demir, nikel, boksit, elmas, altın), Queensland’de (boksit, kurşun, çinko, gümüş) ve Victoria kıyısı açıklarındadır (petrol ve doğal gaz).
Başlıca taşkömürü damarları Sidney Havzası ve Queensland’deki 250 milyon yıllık Permiyen tortul katmanları arasında bulunur. 80 milyar ton kadar olan kömür rezervlerinin yarısından çoğu iyi cins taşkömürüdür. Victoria’da ve Melbourne’un batısında çıkarılan linyit kömüründen elektrik üretiminde yararlanılır.
Kıyı açıklarında ticari gaz yataklarının bulunması ve 1969’da buralardan önemli kentlere boru hatlarının döşenmesi sonucu, ülkenin yakıt gereksinimi doğal gazla karşılanmaya başlamıştır. Kuzey Topraklarındaki Ördovisiyen kumtaşı katmanları arasında da önemli doğal gaz rezervleri vardır.

Ticari petrol ilk kez 1961’de Moonie-Alton’da, 1964’te Surat Havzasında bulunmuştur. Ham petrol gereksiniminin üçte ikisi ülke kaynaklarından sağlanır. II. Dünya Savaşı sonrasında atom enerjisine dayalı sanayilerin talepleri nedeniyle yoğunlaşan maden arama çalışmaları sonucunda ülkenin çeşitli yörelerinde uranyum bulunmuştur. Dünya uranyum rezervlerinin yüzde 18’i Avustralya’dadır. Kıtanın güney kıyısındaki Ben Lemond en zengin uranyum bölgesidir. Öteki önemli yataklar Kuzey Topraklarında, Batı Avustralya’daki Frome Gölü ovasında ve Yeerlirrie bölgesindedir.

Demir ve çelik üretiminde kullanılan ve ihraç edilen demir cevheri, çağdaş teknolojik işlemlerden geçirilerek geniş bir biçimde değerlendirilir. Başlıca demir yatakları Güney Avustralya’daki Middleback Sıradağları ile Avustralya’daki Yampi Boğazı ve Koolyanobbing sıradağlarında yer alır. Avustralya’da her geçen gün yeni demir cevheri yatakları bulunmaktadır. Tom Price Tepesi yataklarının kalitesi çok yüksektir; Whaleback Tepesi ve Newman Tepesindeki yataklarda milyonlarca ton demir rezervi bulunduğu bilinmektedir. Robe Irmağı yöresinde yakın bir dönemde yüzde 56-57 oranında demir içeren birkaç milyar tonluk rezervler saptanmıştır.
Dünya tungsten üretiminin yirmide birini Avustralya karşılar. Tungsten, Bass Boğazındaki King Adasında ve Queensland’de bulunan volframit ve şeelit madenlerinden elde edilir. Carpentaria Körfezindeki yataklardan yılda 2 milyon ton kadar manganez çıkartılır. Nikel, Kalgoorlie yakınlarındaki Kambalda yataklarından ve Queensland’deki Greenvale yataklarından çıkarılır.

Avustralya aynı zamanda dünyanın başlıca kurşun ve çinko üreticilerindendir. Yeni Güney Galler’deki Broken Hill’de 1883’ten beri işletilen yataklar ülkenin kurşun ve çinko üretiminin yarısını karşılar. Queens- land’in batısındaki Isa Tepesinde, kuzeydeki McArthur Irmağı çevresinde ve Tasmanya’da da kurşun ve çinko rezervleri vardır. Miktarca düşük olmakla birlikte, Prekam- briyen ve Paleozoyik kayaçlarda da dağınık bakır yatakları bulunur. Alüminyum üretiminde kullanılan ve Carpentaria Körfezindeki Weipa’da, kuzeyde Arnhem bölgesinde ve batıda Darling sıradağlarında bulunan boksit yatakları çok zengindir. Batıda, doğuda ve Tasmanya’da kalay, doğu kıyılarında rutil (titanyum oksit) ve zirkonyum gibi ağır madenler çıkarılır.

Avustralya’da altın ilk kez 19. yüzyıl ortalarında Yeni Güney Galler’de, ardından Victoria, Oueensland’in kuzey kesimi ve Batı Avustralya’da bulunmuştur. 1904’te 112 tonla doruğuna çıkan yıllık altın üretimi, 20. yüzyılın sonlarında bu düzeyin yaklaşık yedide birine düşmüştür. Zengin kurşun-çinko yataklarında gümüş bulunur; nikel için yapılan maden arama çalışmaları sırasında az miktarda platin ve palladyuma rastlanmıştır.
Avustralya kil, mika, tuz, dolomit, yapı malzemesi, tuğlamsı ve aşındırıcı maddeler, talk ve asbest gibi sanayide kullanılan doğal kaynaklar açısından da çok zengindir. Fosfat yataklarının giderek tükenmesi üzerine yürütülen yoğun arama çalışmaları sonunda, yüksek maliyet nedeniyle henüz tam olarak işletilemeyen yeni fosfat rezervleri bulunmuştur. Avustralya’nın kıymetli taşlarından beyaz ve siyah opal, dünya çapında ünlüdür. Gökyakut ve topazın yanı sıra 1979’da Kimberley yöresinde geniş elmas yatakları bulunmuştur.

Su kaynakları


Dünyanın en kurak kıtası olan Avustralya’nın güneydoğu, güneybatı ve kuzey kesimleri dışında düzenli yağmur görülmez. İç kesimde yüksek buharlaşma oranı ve yüzey şekillerinin alçak oluşu yüzünden akarsular son derece azdır. Kıtanın en geniş akaçlama alanına sahip olan Murray Irmağı sistemi Nil’in yaklaşık üçte biri uzunlukta olmasına karşın, su akışı Nil’in ancak altıda birini bulur. Su kaybını önlemek için yapılan pek çok baraj gölü içinde en önemlisi Snowy Dağları hidroelektrik projesidir. Su toplama, sulama ve enerji üretimi amaçlı bu dev proje 1974’te tamamlanmıştır. Snowy Dağlarından denize doğru akan bazı akarsuların yönü Murray Havzasına çevrilmiştir.

Büyük Artezyen Havzasında 25 bin su kaynağı saptanmıştır. Ancak havzaya giren su miktan havzadan çıkan sudan düşüktür; yörenin hidrolojisi üzerine çalışmalar sürdürülmektedir. Murray Havzası ve öteki tortul havzalarda önemli yeraltı su kaynakları bulunmakla birlikte, bunlar tam anlamıyla keşfedilmemiştir. Ülkenin orta kesimindeki Alice Springs önemli oranda su sağlar. Bütün bu sular genellikle çok tuzlu olup tuzdan arındırma işlemi de henüz pahalıya mal olmaktadır.

Biyolojik kaynaklar


Kıtanın kendine özgü biyolojik kaynakları kısıtlıdır. Okaliptüs ağaçlarından kâğıt yapımında, güneybatıdaki jarrah ve karri ormanlarından bıçkıcılıkta, pek çok yöredeki el değmemiş yerel bitki örtüsünden de hayvan otlatmakta yararlanılır. Kıtanın kurak kesimi toplam hayvan varlığının ancak üçte birini barındırır. Dışarıdan getirtilen bazı sığır soylan iklim koşullarına uyum sağlamıştır. Ilıman bölgelere yonca ve tirfil gibi otlak bitkileri ekilmiştir. Ayrıca gübre olarak kullanılan süperfosfat ve toprağı geliştirici öteki katkı maddeleri sayesinde, Avustralya otlakları giderek daha verimli hale getirilmiştir.
Enerji kaynakları. Büyük hidroelektrik enerji santrallarını işletebilecek yeterli su kaynaklarına sahip birkaç eyaletten biri olan Tasmanya, ülkenin hidroelektrik enerjisinin yarısını karşılamaktadır. Bu konuda ileriye dönük önemli bir gelişme de beklenmemektedir. Ülkenin başlıca enerji kaynağı petrol ve madenkömürüdür. Kurulu elektrik kapasitesinin dörtte üçü termal enerji yoluyla elde edilmektedir.

KIRSAL EKONOMİ


Dünyanın en büyük yün üreticisi ve önemli tahıl, süt ürünleri, et, şeker ve meyve üreticilerinden biri olan Avustralya, tarım ürünlerinin yaklaşık üçte birini dış ülkelere satar. Ekilen ve otlak olarak kullanılan topraklar, yararlanılan toprakların ancak yüzde 10’unu oluşturur. Bunun nedeni başta su kıtlığı olmak üzere, toprak türlerinin ve topografyanın elverişsizliğidir.

Hayvancılık


Avustralya’nın tanma ayrılmış topraklarının yarısında koyun beslenir. Dünyadaki yün koyunu varlığının altıda birini barındıran Avustralya dünya yün üretiminde dörtte bir oranında bir paya sahiptir. Avustralya koyunlarının büyük bölümünü ülkenin iklim düzensizliklerine uyum sağlamış olan, yününün kalitesiyle ünlü merinos soyu oluşturur. Geri kalanlar özellikle etleri için yetiştirilen Avustralya ve İngiliz kırmalarıdır.

Koyunların yaklaşık üçte biri otlatma kuşağı olarak bilinen ve yılda 380 mm’den az yağış alan kesimde yetiştirilir. 950 mm’ye kadar yağış alan yörelerde koyunculuğun yanı sıra buğday ekimi yapılır. Avustralya’ daki koyun sürülerinin yüzde 40’ını barındıran buğday-koyun kuşağında daha çok merinos dışındaki koyun soyları yetiştirilir. Ülkenin çok ve düzenli yağış alan yörelerinde yetiştirilen koyunlar en kaliteli yünü verirler. Kuzu ve koyun eti üretiminde ise Victoria başta gelir.
Sığırcılık değişik iklim bölgelerinde yapılır. Yüksek yağış alan zengin otlaklar besi sığırlarına ayrılmıştır. Besi sığırcılığı daha çok Oueensland ve Yeni Güney Galler’in ılıman ve büyük otlaklarında yapılır. Kuzeye yakın zamanlarda getirtilmiş olan zebu soyundan sığırlar kısa sürede tropik otlaklara uyum sağlamıştır. ABD’den getirtilen ve gene zebu kanı taşıyan Santa Gertrudis soyundan da iyi sonuç alınmaktadır. Süt sığırcılığı ılıman kuşağın çok yağış alan kıyı kesimlerinde yapılır.

Tarım


Ekilebilir alanlar toplam yüzölçümünün yüzde 6’sı kadardır ve bu toprakların üçte birinde sulama gerekir. Avustralya’nın en önemli tahıl ürünü buğdaydır; hemen ardından arpa ve yulaf gelir. Orta derecede yağış alan yerlerde ve çoğu kez koyunculuk da yapılan çiftliklerde yetiştirilen tahılların tanesinden un, yeşil saplarından ve samanından hayvan yemi elde edilir. Buğdaydan sonra Avustralya’nın en önemli tarımsal ürünü olan şeker, Yeni Güney Galler ve Oueensland kıyılarındaki küçük çiftliklerde yetiştirilen şekerkamışından elde edilir.

Ormancılık, balıkçılık.


Avustralya’da ticari olarak işletilmeye elverişli milyonlarca dönümlük ormanların yanı sıra yerel gereksinimleri karşılayan küçük ormanlar da vardır. Büyük ormanların çoğu Avustralya’nın güneydoğu, doğu, batı, güneybatı kıyıları ve kıyıya yakın dağlık bölgeleri ile Tasmanya’da bulunur. Başlıca ağaç türü olan okaliptüsün dayanıklı kerestesi inşaat ve ambalaj sanayisinde kullanılır.
Avustralya’yı çevreleyen denizlerde ve kıtanın ırmaklarında kefal, morina, tatlı su levreği, orkinos, mezgit yassıbaş ve uskumru avlanır. Batı Avustralya tatlı su ıstakozu dünya çapında ünlüdür. 1978’de kıtayı ve Dış Toprakları çevreleyen 200 millik bir avlanma alanı saptayan Avustralya, bu bölgedeki balık ve öteki canlı türleri üstünde yapılacak düzenlemeleri de üstlenmiştir.

SANAYİ.


Tarımsal sanayi.


Tarım sektörünün GSMH’ye katkısı yüzyılın ortalarına göre üçte ikilik bir düşüşle yüzde 4 düzeyine inmiştir. Tarım sektöründe çalışanların sayıca çok azalmasına karşın, tarımsal üretim II. Dünya Savaşı’ndan bu yana yüzde 80’lik bir artış göstermiştir. İhracat gelirlerinin yüzde 10’unu yün üretimi sağlar. Sık sık görülen kuraklıklar yüzünden inişli çıkışlı bir grafik çizen buğday üretimi yerine sığırcılığa ağırlık verilmesi sonucu, Avustralya dünyanın başlıca et ihracatçılarından biri haline gelmiştir. Ormancılık ve balıkçılık gelirleri GSMH’nin ancak yüzde l’ini oluşturmaktadır.

Madencilik.


Avustralya, kısmen ithal ettiği petrol ve doğal gaz dışında, maden gereksinimini büyük ölçüde kendi-kaynaklarından karşılar. Maden rezervleri ve üretimi, çoğu madenlerin ihraç edilmesine elverecek bir düzeydedir. Maden ihracatı gelirlerinin dörtte üçü kömür ve demirden sağlanır. Ayrıca gümüş, kurşun, çinko, bakır, altın, nikel, boksit ile yol yapımında kullanılan kırıktaş ve çakıl, kil, kireçtaşı ve yapı taşı gibi inşaat malzemeleri de ekonomiye önemli bir katkıda bulunur. Madencilik ve taşocakçılığının GSMH içindeki payı yüzde 7, istihdam içindeki payı ise yüzde 1 dolayındadır.
Ad:  avustralya5.JPG
Gösterim: 543
Boyut:  46.6 KB

İmalat sanayisi.


İmalat sanayisi 1950’ lerden bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir ve günümüzde GSMH’nin yaklaşık beşte biri bu sektörde üretilir. Başlıca ürünler ham çelik, pik demir, metal eşya, petrol ürünleri, çimento ve beton ürünleri, yünlü kumaş, dokuma ve giyim eşyası, elektrik- elektronik donanımı ve makineler, tarımsal gereçler, kara ve demir yolu taşıtları, uçak, gemi, ev eşyası, kiremit, fayans, kimyasal maddeler, yapay gübre, plastik, sentetik kauçuk, taşıt lastikleri, ahşap inşaat malzemesi, mobilya ve deri eşyadır. Hassas makineler, bazı elektrikli gereçler ve karmaşık bilimsel aletler gibi çok özel ürünler dışında, iç pazarda sürümü olan hemen her tür mal yerel olarak üretilir. Bu sanayilerin çoğu yüksek gümrük duvarlarıyla korunmayı gerektirmeyecek ölçüde gelişmiştir.
Ülkedeki işgücünün yaklaşık yüzde 15’i imalat sektöründe çalışır. Mühendislik, kara taşıtları, petrol arıtma, petro-kimya ve inşaat malzemesi üretimi özellikle gelişmiş sanayi kollarıdır.
Motorlu taşıt üretimi Avustralya ekonomisinde önemli bir yer tutar. Dünyada kişi başına düşen motorlu taşıt bakımından ilk sıralarda yer alan Avustralya’da, bu araçların çoğu yerel olarak üretilir ya da monte edilir.
Elektrik üretiminin beşte dördünden fazlası termik santrallarda, geri kalan bölümü hidroelektrik santrallarda gerçekleştirilir.

BANKACILIK VE TİCARET.


Avustralya’nın bankacılık sistemi büyük ölçüde İngiliz modeline göre kurulmuştur. Avustralya Merkez Bankası, özel ticaret ve tasarruf bankaları, Avustralya Uluslar Topluluğu Kalkınma Bankası, Avustralya Doğal Kaynakları Geliştirme Bankası ve Avustralya Sanayi Destekleme Bankası sistemin başlıca kuruluşlarını oluşturur.
Avustralya’nın bankacılık sistemi büyük ölçüde İngiliz modeline göre kurulmuştur. Avustralya Merkez Bankası, özel ticaret ve tasarruf bankaları, Avustralya Uluslar Topluluğu Kalkınma Bankası, Avustralya Doğal Kaynakları Geliştirme Bankası ve Avustralya Sanayi Destekleme Bankası sistemin başlıca kuruluşlarını oluşturur.
Bir devlet kuruluşu olan Avustralya Uluslar Topluluğu Bankacılık Şirketi’ne bağlı ticaret, tasarruf ve kalkınma amaçlı üç banka vardır. Avustralya Doğal Kaynakları Geliştirme Bankası madencilik projelerini finanse eder; Sanayi Destekleme Bankası yatırıma girişen yeni sanayicilere uzun vadeli krediler açar. Avustralya Merkez Bankası para politikası uygulamaları aracılığıyla gerektiğinde enflasyonist baskıları yumuşatıcı önlemler alır.

Avustralya para piyasasının önemli bir öğesi de finansman kuruluşlarıdır. İzlenen resmî para politikasının bankacılık sistemi üzerindeki kısıtlayıcı etkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan bu kuruluşlar, 1950’lerden bu yana çok gelişmiştir. Bellibaşlı Avustralya bahkalarmın yanı sıra, pek çok yabancı banka da Avustralya para
piyasasına girebilmek için bu kuruluşlara ortak olmuştur; federal yönetim ülkede yabancı banka kurulmasına izin vermemektedir.
Avustralya gelişmiş bir kısa vadeli para piyasasına sahiptir. Çeşitli ticaret bankaları teminat verme, şirket tahvilleri çıkarma ve pazarlama, şirketlerin tasfiye ve birleşme işlemleri, portföy yönetimi gibi hizmetleri de yerine getirir. Sigorta şirketleri, borç sandıkları, tarımsal kredi kuruluşları ve inşaat kurumlan da para piyasasında önemli bir rol oynar. Her eyaletin bağımsız borsaları vardır. Ayrıca merkezi Sidney’de olan Avustralya Birleşik Tahvil Borsası da şubeleri aracılığıyla eyaletlerde etkinlik gösterir.

1980’lerin sonlarında Avustralya’nın GSMH’sinin yedide birini ihracat gelirleri, bunların yaklaşık beşte birini de madencilik ürünleri ihracatından elde edilen gelirler oluşturmaktadır. Öteki önemli ihracat kalemleri arasında yün, et, buğday ve mamul ürünler sayılabilir. İthal edilen başlıca ürünler makine, ulaşım araç ve gereçleri, kimyasal ürünler ve petrol ürünleri, yiyecek ve içecekler, ham petrol ve doğal gazdır. Avustralya’nın ticaret yaptığı ülkelerin başında Japonya gelir. Ayrıca ABD, AT ülkeleri (özellikle Ingiltere), Yeni Zelanda ve Asya ülkeleriyle de ticaret ilişkileri vardır.

EKONOMİNİN YÖNETİMİ.


Avustralya’nın özel sektör ağırlıklı ekonomisinde devlet de önemli rol oynar. Sermaye yatırımlarının büyük bölümü özel sektör eliyle yürütülür. Buna karşılık posta idaresi, uluslararası havayolları, Avustralya Uluslar Topluluğu Bankacılık Şirketi, Avustralya Deniz Nakliyat Komisyonu, elektrik ve gaz dağıtım şebekeleri devletçe işletilir.
Bütçeye dayalı mali politikalar ve para politikaları aracılığıyla ekonomiye yön veren hükümetin bu alandaki başlıca karar oluşturma odakları Merkez Bankası ile Maliye Bakanlığı’dır.

Avustralya’da federal ve eyalet yönetimleri ile yerel yönetimler ayn ayn vergi toplar. Gelir, gümrük, tüketim ve satış vergileri federal yönetimin elindedir. Eyalet yönetimleri de pul, taşıt, emlak ve alkollü içkiler gibi çok değişik vergileri toplama yetkisine sahiptir.
AvustralyalI işçilerin hemen hepsi sendikalıdır. İşçi-işveren anlaşmazlıklarını çözmek için geliştirilmiş olan özel hakemlik sistemi pek tutmamıştır; sendikalar işverenlerle doğrudan görüşmeyi yeğlemektedir.

ULAŞIM.


Ülkenin büyük, nüfusun az oluşu nedeniyle Avustralya’da ulaşım pahalıdır. İşgücünün önemli bir bölümünün ulaşımda çalışması da ayrıca sorun olmaktadır. Ülkenin önemli karayolu ve demiryolu hatları, Avustralya’nın doğrudan İngiltere ile ticaret yapan ayn ayn kolonilerden oluştuğu 19. yüzyılın ikinci yarısında kurulmuştur. Bu hatlar yalnızca önemli limanlarla bağlantılı olduğundan, iç ulaşım uzun yıllar yetersiz kalmıştır. Üç farklı ray sisteminin kullanılması, 1970’lere değin ulaşımın ancak aktarmalarla sağlanabilmesine yol açmıştır. Bütün bunlara karşın, Avustralya başta güneydoğu eyaletleri olmak üzere, oldukça gelişkin bir ulaşım ağma sahiptir. Avustralya’da ulaşım amacıyla yararlanılabilecek suyolu yok gibidir. Demiryollarının yapımından sonra kısıtlı olan ırmak taşımacılığından bütünüyle vazgeçilmiştir. Öte yandan ülkenin koşulları hava taşımacılığına çok uygundur. Mesafelerin uzak oluşu, yüksek dağların bulunmayışı ve havanın sürekli açık olması nedeniyle uçuşlar ucuz ve güvenlidir.

Karayolları ve demiryolları eyalet yönetimlerince işletilir; deniz ve hava ulaşımı ise federal yönetimin sorumluluğu altındadır.
1946’da kurulmuş olan Avustralya Ulaşım Danışma Konseyi ulusal hatlardaki ulaşımın eşgüdüm içinde yürütülmesini sağlar.

Karayolları ağının odakları önemli limanlar ve Sidney, Melbourne, Brisbane, Adelaide ve Perth gibi eyalet merkezleridir. Eyalet merkezlerini birbirine bağlama çalışmaları halen sürmektedir. Kıtayı doğudan batıya ve kuzeyden güneye geçen karayollarının ikisi de trafik yükünü kaldırmaktan uzaktır. Avustralya da, sanayileşmiş Batılı ülkeler gibi, hızla artan otomobil sayısının yol açtığı trafik sorunuyla karşı karşıyadır.
Her eyaletin kendi demiryolu kuruluşu vardır. Avustralya Ulusal Demiryolları ise federal yönetimce işletilir. Madencilik, tarım ve sanayi kuruluşlarına hizmet veren bazı özel demiryolu hatlan da vardır. Sidney ve Melbourne’da kent içi ulaşımın bir bölümü elektrikle işleyen metro ve banliyö demiryolu hatlarıyla sağlanır.
Avustralya’daki 70 kadar ticari limanın çoğu doğu kıyılarında yer alır. Kıtanın öteki kesimlerinde doğal liman yok denecek kadar azdır. Dünyanın başlıca limanlarından olan Sidney’i Port Hedland, Melbourne, Fremantle, Newcastle, Brisbane, Hay Burnu, Port Walcott, Gladstone, Port Kembla ve Port Adelaide izler. Deniz nakliyatı büyük ölçüde yabancıların elindedir; eyaletlerarası kıyı taşımacılığını ise Avustraly alı şirketler üstlenmişlerdir.
Devlet havayolları öuantas Airways taşımacılıkta dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Uluslararası havalimanları Sidney, Melbourne, Brisbane ve Adelaide’dedir. İç uçak seferleri federal yönetimce işletilen Trans-Australia Havayolları (TAA) ile özel sektörce işletilen Ansett Airlines tarafından yürütülür. Avustralya dünyanın en ucuz, en güvenli ve en gelişmiş iç uçak seferleri ağlarından birine sahiptir.

YÖNETSEL VE TOPLUMSAL KOŞULLAR YÖNETİM.


Avustralya anayasasının kabaca İngiliz ve Amerikan anayasalarının bir karışımı olduğu söylenebilir. Avustralya, resmen İngiliz kral ya da kraliçesine bağlı bir anayasal monarşidir. Gerek Uluslar Topluluğu gerek eyalet hükümetleri, seçimleri kazanan partiler tarafından kurulur. Avustralya aynı zamanda ABD’ye benzeyen bir federasyon yapısına sahiptir; federal yönetimin görevleri ve iktidarın Uluslar Topluluğu ile eyaletler arasında nasıl bölüneceği anayasada yazılıdır ve buna ilişkin anayasa değişiklikleri ancak seçmen çoğunluğunun ve altı eyaletten en az dördünün onayıyla yapılabilir.

İngiliz hükümdarının Avustralya üzerindeki egemenliği semboliktir. Hükümdarı Canberra’daki federal başkentte oturan genel vali ile eyalet valileri temsil eder. Kural olarak bu valiliklere hükümetin gösterdiği adaylar atanır. Teamül gereği yürütmenin başı olarak başbakan kabul edilir. 1975’te genel valinin Avustralya İşçi Partisi (ALP; 1918’e değin, İşçi Partisi) hükümetini görevden almasıyla ortaya çıkan anayasa bunalımı üzerine, meclise genel valinin görev ve yetkilerini kısıtlayıcı bazı anayasa değişikliği önerileri getirilmiştir. Genel valinin görevine son verilerek Ingiltere ile olan bağların bütünüyle koparılmasını isteyen AvustralyalIlar varsa da, bunlar henüz küçük bir azınlık oluşturmaktadır.

Avustralya anayasasına göre federal yönetimin başlıca görevleri savunma, dış politika, göç, gümrük ve posta hizmetleri gibi alanları kapsar. Anayasada sayılmayan öteki yetki ve görevler, 19. yüzyılda kurulmuş koloni hükümetlerinin birer uzantısı olan eyalet yönetimlerine bırakılmıştır.
Kuramsal olarak egemen olan eyaletler adalet, eğitim, sağlık ve eyalet içi.ulaşım gibi konulardan sorumludur. II. Dünya Savaşı’nın en tehlikeli günlerinde (1942) gelir vergisinin federal yönetimce toplanması doğrultusunda alınan bir kararın süreklilik kazanmasıyla, eyaletler eski güçlerini yitirmiş ve gelirlerinin önemli bir bölümünü sağlayan federal yönetime bağımlı hale gelmiştir. 1970’lerde yerel yönetimlerin yetkilerini artıran ve mali kaynaklarım güçlendiren düzenlemeler yapılmıştır.
Kuzey Toprakları, federal yönetim yetkilerinin çoğunun yerel yönetime devredilmesiyle 1978’de özerk bir bölge haline gelerek, eyalet yönetimlerine yakın bir statüye kavuşmuştur. Bu bölge vali yerine bir yönetici ve başbakan yerine de bir bakanlar kurulu başkanı tarafından yönetilmektedir.
Parlamenter demokrasinin bütün koşullarıyla yürürlükte olduğu Avustralya’da, Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri 18 yaşını doldurmuş bütün yurttaşların katıldığı genel ve doğrudan seçimle belirlenir. Eyalet temsilciler meclisleri de aynı yöntemle oluşur. Gerek federal seçimlerde, gerekse eyalet seçimlerinde oy kullanmak zorunludur. Temsilciler Meclisi seçimlerinde tercihli oy verme sistemi uygulanır; Senato’nun 76 üyesi ise nispi temsil esasına göre seçilir.

Avustralya’da siyasal çekişmenin odağını öteden beri ALP ile çeşitli dönemlerde kurulan İşçi Partisi karşıtı koalisyonlar arasındaki iktidar mücadelesi oluşturmuştur. 1949’dan sonra iktidarı daha çok özel girişimcilerin çıkarlarını temsil eden Liberal Parti ile çiftçilerin ve sığır besicilerinin çıkarlarını temsil eden Milliyetçi Parti’nin (eskiden Vatan Partisi) oluşturduğu koalisyon hükümetleri elinde tutmuştur. Batı’ya özgü sosyal demokrat partiler çizgisinde olan ALP, sendikalarca desteklenen ve sosyalist kuramlardan çok, pratik reformlara öncelik tanıyan bir partidir. 1977’de kurulmuş olan Avustralya Demokrat Partisi liberal ve radikal görüşlü orta sınıfların partisidir.

Avustralya hukuku Angloamerikan hukukunu temel almıştır. Yargı ve güvenlik işleri eyalet yönetimlerince yürütülür. Eyaletlerde bir yüksek mahkeme ve buna bağlı bir dizi mahkeme bulunur. Avustralya Yüksek Mahkemesi tüm federal ve eyalet mahkemelerinde görülen davalarda ve anayasanın yorumlanmasında başvurulabilecek son mercidir.
Avustralya Silahlı Kuvvetleri, I. Dünya Savaşı’nda Avustralya Kraliyet Birliği’nin Gelibolu çıkarmasıyla başlayan tarihi boyunca, dünya savaşlarının dışında, Malezya, Kore ve Vietnam’da da savaşmıştır. Avustralya Kraliyet Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri ayrı komutanlıklara bağlıdır. Kraliyet Deniz Kuvvetleri, denizaltılara karşı savaş konusunda özel eğitim görmüş küçük, ama vurucu ve çevik bir donanmaya sahiptir. Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri baskın ve keşif, taktik savaş, hava taşıma, taktik hava desteği ve deniz birliği gibi birimlere ayrılır.

SAĞLIK, SOSYAL HİZMETLER, EĞİTİM


Avustralya’nın kendine özgü bir refah devleti anlayışı vardır. Gerek federal yönetim, gerek eyalet yönetimleri parasız sağlık ve öteki sosyal hizmetler alanında Avrupa’nın gerisinde, ama ABD’nin ilerisindedir. Emekli, sakat, dul ve yalnız yaşlılara bağlanan aylıklar, sağlık sigortası, gebelik ve çocuk yardımı gibi sosyal hizmetler, konsolide bütçeden finanse edilen Ulusal Sosyal Yardım Fonu tarafından karşılanır.
Avustralya’da herkesin kendi evini kurması ya da satın alması köklü bir gelenektir.

Kiralık kamu konudan oldukça azdır; buna karşılık konut alimim destekleyen çeşitli federal ve eyalet fonlan vardır. Eğitim işleri genelde eyaletlerin sorumluluğu altındadır. Eğitim 6-15 yaşları arasında zorunludur. Devlet okullannda ilk ve orta öğrenim parasızdır. Aynca çoğu Katolik Kilisesi’nin yönetiminde olan özel okullar vardır. 1974’ten sonra üniversiteler ile uygulamalı teknik öğrenime ağırlık veren yüksekokullarda da eğitim parasız hale getirilmiştir. Avustralya’daki üniversitelerin en büyükleri Yeni Güney Galler ve Gueensland’de, ötekileri eyalet merkezlerindedir. 1991’de yükseköğretim kurulularındaki öğrenci sayısı 500 bin dolayındaydı.
Sağlık hizmetleri son derece gelişmiştir, parasız tıbbi bakım sağlayan devlet hastanelerinin yanı sıra, özel bakım ve doktorluk hizmeti sunan sağlık sigortası sistemleri vardır.

Avustralya’da, bir başka örneği yalnızca Yeni Zelanda’da görülen ilginç bir hakemlik sistemi gehştirilmiştir. Anayasa uyarınca işçi-işveren anlaşmazlıklarında arabuluculuk ya da hakemlik yapma yetkisine sahip olan federal yönetimce oluşturulan Avustralya Arabuluculuk ve Hakemlik Komisyonu, kalifiye olmayan bir işçinin ailesini geçindirebilmesi için gerekli olan asgari ücreti belirler. Toplu pazarlık ya da arabuluculuk yoluyla çözülemeyen anlaşmazlıklarda işverenlerin ve sendikaların hakemlik mahkemesine başvurma hakları vardır. Grev hakkı genelde tanınmış olmakla birlikte, mahkeme kararma karşı greve gitmek suç sayılır ve bu suçu işleyen sendikalar para cezasına çarptırılır. Son zamanlarda giderek artan eleştirilere karşın, bu sistem uzun yıllar boyunca çalışma barışını korumuştur.
Avustralya’daki gelişmiş sosyal hizmetlerin ve hakemlik sisteminin temelinde, AvustralyalIların kişi ve sınıf ayrıcalıklarına karşı olan geleneksel eşitlikçi anlayışları yatmaktadır. Bu durum ülkede sınıf ayrımını ve zenginliğin dengesiz dağılımını engelleyememişse de, kapitalist sistemin iç çelişkilerini belirli bir oranda yumuşatmıştır.

KÜLTÜREL YAŞAM


Kıtaya ilk yerleşen beyazların yaklaşık yüz yıl boyunca sanatla ilgilenmeye pek zamanlan olmadı. Bu dönemde zaman zaman ortaya çıkan şair, ressam ve romancılar İngiltere’den alınma kültür ve sanat kalıplanyla yetindiler.
Sanat alanında ilk ulusal bilinçlenme 1890’larda Sidney’de yayımlanan Bulletin çevresinde toplanan bir grup sanatçıyla başladı. Çoğu radikal, eşitlikçi ve milliyetçi görüşlerin etkisinde olan bu grubun üyeleri arasında, Tom Collins takma adıyla romanlar yazan Joseph Furphy ve öykü yazarı Henry Lawson sayılabilir. Karakalem yapıtlarıyla ünlü ressam Norman Lindsay de Bulletin grubundandı.

Avustralya, ancak II. Dünya Savaşı’ndan sonra, refah düzeyindeki yükselmenin ve İngiltere ile Avrupa’dan kopmanın etkisiyle sanat alanında önemli bir sıçrama yapabildi. 1954’ten bu yana federal ve eyalet bütçelerinden sanatlara önemli fonlar ayrılmaktadır. Ünleri ülke sınırlarını aşan ilk AvustralyalI sanatçılar ressamlar oldu. Russell Drysdale, Sydney Nolan ve Arthur Boyd gibi ressamlar çağdaş tekniklerle Avustralya’ya özgü konuları ve manzaraları işleyerek ilk özgün Avustralya okulunu kurdular. II. Dünya Savaşı sırasında Melbourne’da ortaya çıkan bu okul, günümüzde etkisini yitirmiştir; Paris, Londra, New York sanat çevrelerinde geçerli uluslararası üslupları benimseyen çağdaş AvustralyalI ressamların yapıtlarında, bu genç ulusa özgü tazelik ve canlılık gene de kendisini gösterir.
Ad:  avustralya1.JPG
Gösterim: 492
Boyut:  41.7 KB

AvustralyalI şairler, ressamların tersine geleneksel kalıplara sarılmalarına karşın, yeni bir olgunluğa ve inceliğe ulaşmışlardır. Bu gelişmede A.D. Hope ile James McAuley’nin klasik yanlısı tutumlarının payı büyüktür. Daha “modern” çizgideki şairler arasında Geoffrey Lehmann ile hemen hemen tek başına özgün bir Avustralya şiir dili geliştirmiş olan Les A. Murray sayılabilir.
AvustralyalI romancıların aynı ölçüde yaratıcı ve özgün oldukları söylenemezse de, 1973 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Patrick White dünya çapında ün kazanmıştır. Thomas Keneally de tarihsel romanlarıyla adını duyurmuştur. Uzun yıllardır ABD’de yaşayan romancı Christina Stead ile Shirley Hazzard’ın Avustralya asıllı oldukları artık unutulmuş gibidir.

Önemli parasal yatırımlar gerektiren gösteri sanatları, önde gelen AvustralyalI gösteri sanatçılarının daha iyi olanakların bulunduğu Ingiltere ve ABD’ye gitmeleri nedeniyle cılız kalmıştır. Bu sanatçılar arasında Dame Nellie Melba ve Dame Joan Sutherland gibi uluslararası ün kazanmış oyuncular ve şarkıcılar sayılabilir. Son zamanlarda kentsel nüfusun artması, refah düzeyinin yükselmesi, sanatlara parasal desteğin artması, Sidney’de DanimarkalI mimar Jörn Utzon’un gerçekleştirdiği görkemli Opera Binası’nın, Melbourne ve Adelaide’daki yeni sanat merkezlerinin açılmasıyla AvustralyalI gösteri sanatçıları için yeni olanaklar yaratılmıştır. Avustralya’da birinci sınıf ulusal opera ve bale topluluklarının yanı sıra, Avustralya Yayın Komisyonu’na (ABC) bağlı çeşitli senfoni orkestraları vardır.
Sinema sanayisi dikkate değer bir gelişme göstermiştir. Avustralya’nın genç sinemacıları arasında Picnic at Hanging Rock (1976), Gallipoli (1980) ve The Year of Living Dangerously (1983) adlı filmleriyle dünya çapında ün kazanmış olan genç ve yetenekli yönetmen Peter Weir’ın özel bir yeri vardır.
Avustralya popüler sanatlarda Ingiltere ve ABD’deki yeni gelişmeleri yakından izlemektedir. Yerli sanatının özellikle ilginç danslarını ve ağaç kabuğu üzerine resim çalışmalarını yaşatma çabaları sürdürülmektedir.

1954’te kurulmuş olan Elizabeth Tiyatro Vakfı ve 1975’te bu vakfın görevlerinin çoğunu devralan Avustralya Konseyi’nin desteği ve denetiminde geliştirilmiş olan Avustralya Operası ve Avustralya Balesi federal ve eyalet yönetimlerince finanse edilir.
Ülkede yapılan pek çok şenlik arasında Perth’te her yıl ve Adelaide’da iki yılda bir düzenlenen uluslararası sanat şenlikleri anılmaya değerdir.
Ulusal resim koleksiyonları 1982’de Canberra’da açılan Ulusal Sanat Galerisi’nde toplanmıştır. Bu galeride Avustralya’nın eski ve çağdaş sanat yapıtlarının yanı sıra, Pasifik ve Asya sanatından örnekler ile uluslararası çağdaş sanat yapıtları da sergilenir.
Özgür, bağımsız, rekabetçi ve atak Avustralya basını, Sydney Morning Herald ve Melbourne Age gibi 19. yüzyıl ortalarında kurulmuş ağırbaşlı gazetelerin yanında, sansasyonel haberlere öncelik veren çok sayıda popüler gazeteyi kapsamaktadır. Bütün bu gazeteler yerel düzeyde kalmıştır. 1964’te kurulan The Australian’ın ardından günlük Financial Review ve haftalık National Times gibi ülke çapında okuyucusu olan yayınlar da çıkmaya başlamıştır.
Radyo ve televizyon yayınları, federal yönetimce finanse edilen ulusal ABC şirketi ile gelirlerini reklamlardan sağlayan çeşitli özel istasyonlar tarafından yapılır. ABC’nin özellikle müzik alanındaki kaliteli yayınlan yalnızca küçük bir dinleyici topluluğunu çekerken, çoğu ABD ve İngiltere’den alınmış ikinci sınıf programlar yayınlayan özel istasyonlar geniş kitlelere seslenir.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:17
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Aralık 2017       Mesaj #10
Safi - avatarı
SMD MiSiM

TARİH


AVUSTRALYA YERLİLERİ.


Avustralya Yerlilerinin yaklaşık 25 bin yıl önce günümüzde sulara gömülmüş olan Sahul sahanlığı üzerinden ya da sal ve kanolarla Güney Asya’dan bu kıtaya geçtikleri sanılmaktadır. Göçün kaç seferde yapıldığı ve bu halkların ırksal kökenleri kesin olarak bilinmemektedir. AvrupalIların kıtaya gelişinden önce sayılan 300 bini bulan Yerliler kuzey ve doğu kıyılanyla Murray Irmağı vadisinde ve Tasmanya’da oturmaktaydılar. Farklı çevre koşullan nedeniyle Yerli topluluklar arasında değişik sosyo kültürel yapılanmalar vardı. 500 kadar olan Yerli kabilelerin çoğu özgün adlannın yanında, komşulannca takılmış pek övücü olmayan ikinci bir ad da taşıyorlardı. Her kabile, sınırları belli bir yerleşim alanına sahipti. Kabilelerin tümünü kapsayan bir siyasal sistem yoktu.

Geleneksel yapı


Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen ve yarı göçebe topluluklar halinde yaşayan Yerlilerin ekonomileri doğal koşullara sıkı sıkıya bağlıydı. Bu yüzden özellikle toplayıcılar küçük ve dağınık topluluklar halinde yaşar, kabile üyeleri seyrek olarak bir araya gelirdi. İşbirliği kaçınılmazdı; yaşamı sürdürme konusunda dine önemli bir rol yüklenirdi.
Avustralya Yerlileri insanoğlunun dünyadaki konumunu “Düş Görümü” anlamına gelen Altjira kavramı çerçevesinde açıklardı. Altjira’nın bir anlamı da zamanın başlangıcında yer alan yaradılış dönemiydi. İnanca göre efsanevi yaratıklar bu dönemde yeryüzüne biçim vermiş, çeşitli canlıları yaratmış ve insan yaşamını başlatmışlardı. Bu efsanevi yaratıkların ruhları, ölmüş ya da dönüşüme uğramış olsalar bile, sonsuza değin yaşardı; çeşitli canlılar ve doğal varlıklar bu yaratıkların belirtileriydi, insanlar, doğaüstü yaratıklar ve öteki canlı ve cansız nesneler karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde birbirine destek vermekteydi. Bu yüzden insanoğlu hiçbir zaman yalnız değildi. Kendilerini bu topluluğun bir parçası olarak gören Yerliler, kan bağını da insan dışındaki gerçek ve bilinmeyen dünyayı kapsayacak bir biçimde geniş tutarlardı.

Yerli yaşamının iki belirleyici öğesi din ve ekonomiydi. Din ve ekonominin karşılıklı bağımlıklık ilişkisi toplum yapısına da yansımıştı. Her Yerli geleneksel olarak iki ayrı toplumsal birimin üyesiydi. Bu birimlerden babayanlılığa ve dışevliliğe dayanan yerel soy topluluğu “mülk” denen belirli bir toprak parçasıyla bağlantılıydı. Topluluk içindeki erkekler geleneklerin yaşatılmasın- dan ve kutsal yerlerin bakımından sorumluydu. Altjira'da topluluğa verildiğine inanılan toprağın mülkiyeti devredilemez ve toprak kolektif olarak işletilirdi. İkinci ve daha geniş toplumsal birim olan band birden çok soy topluluğundan ve “mülk”ten oluşurdu. Sayıca ve bileşimce sürekli değişim gösteren band’lar ortak bir ekonomik uğraş temelinde birleşirlerdi.

Avustralya Yerlileri, bu temel birimlerin dışında kabilenin ikiye, dörde ve sekize bölünmesinden oluşan çeşitli alt bölümlere ayrılırlardı. Bu toplumsal bölümler, evlilik ve öteki karşılıklı bağları belirlerdi. Örneğin, bir yarım (moiety) üyesi ancak öteki yarımdan biriyle evlenebilirdi. Her Yerli daha doğmadan belirli bir bölümün üyesi sayılırdı. Bu sistemden doğan özgün davranış biçimleri, bireyin uzak akrabaları ve yabancıları ayırt etmesini kolaylaştırırdı. Kan akrabalığı soy akrabalığından önde gelirdi.
Yerli toplumunda soydan ya da statüden gelen hiyerarşik bir tabakalaşma yoktu. Statü ancak dinsel bağlamda belirgindi: Örneğin kadınlar gizli ayinleri yönetemezlerdi; gençler belirli eğitici törenlerden geçtikten sonra yetişkinler katma kabul edilirlerdi. Bununla birlikte Yerliler temelde “açık” bir toplumdu: Bireyin dinsel alanda önder olmasını engelleyen herhangi bir kısıtlama getirilmemişti. Dinsel alanda yükselmeyi kişinin kendi çabası, akrabalarının desteği ve göreneklere saygısı belirlerdi. Günlük yaşamda ise, yalmzcaibirkaçjkabile-' de evlilik ve ittifaklar yoluyla geniş bir çevre oluşturanlar önder olarak sivrilirdi.

Aile yapısı


Yerli akrabalık sisteminde yakınların tümü birkaç terim altında toplanırdı. Örneğin “baba” sözcüğü amca için de kullanılırdı. Bu, öz babanın bilinmemesinden kaynaklanmazdı. Akrabalık terimleri, cinsel ilişki, sorumluluklar ve yasaklar gibi konularda izlenecek davranış kurallarını göstermeye yarardı.
Evlilik yoluyla oluşturulan akrabalıklar kan akrabalığı gibi sayılırdı. Karı ve kocanın önceden akraba olması, istenir bir durumdu. Kız ve erkek kardeşler arasında cinsel ilişki hiç hoş görülmezdi. Sakınılması gereken cinsel ilişkilerin başında bir erkekle gerçek ya da olası kaynanası arasındaki ilişki gelirdi. Erkeğin, akrabalık ilişkileri ya da evlilik yoluyla kaynanası olabilecek tüm kadın ve kızlardan uzak durması beklenirdi.
Evlilik, iki aileye ya da akraba grubuna karşılıklı sorumluluklar yükleyen bir kurumdu. Evlenen erkek, eşine karşılık bir ödeme yapardı. Erkeklerin kız kardeşlerini, kadınların erkek kardeşlerini eş olarak değiş tokuş etmeleri yaygın bir yöntemdi. Akrabalık ve evlilik sistemi, kadınların ve erkeklerin çok sayıda eş adayı arasında seçim yapmasına elveriyordu. Bu bakımdan evlilik öncesi ve evlilik dışı ilişkilerin de bu “eşler” doğrultusunda aranması uygun görülürdü.
Söz kesme sık başvurulan bir yöntemdi. Bu anlaşma armağanlar ve hizmetlerle desteklenir ve arada büyük yaş farkı da olsa çoğu kez evlilikle sonuçlanırdı.
Birlikte oturmaya başlayan çiftler evli sayılır, ilk çocuklarının doğmasıyla da evlilik kesinleşirdi. Kızların ergenlik öncesinde evlenmesi gerekirdi; erkeğin kadından yaşça büyük olması daha uygun görülürdü.

Söz kesme dışındaki evlenme yolları kız kaçırma, kocaya kaçma, savaşta tutsak alma ve dul kadınları kocalarının kardeşleri ya da üvey oğullarıyla evlendirmekti. Kocaya kaçma çoğu kez aşk büyüsüyle açıklanır- dı; romantik aşk ve örtülü bir biçimde de olsa evlilik dışı ilişkiler onay görürdü.
Birden fazla kadınla evlilik meşru ve “yararlı” sayılırdı. Çok karılı evliliklerde ortalama kadın sayısı iki ya da üçtü; bu sayı Tivilerde olduğu gibi 29’a kadar çıkabilirdi. Çok karılılık erkeklere ekonomik yararların yanı sıra siyasal üstünlük de sağlardı. Bazı kadınlar aileye daha fazla yiyecek girmesini sağlamak ve çocuklara baktırmak için kocalarını evlenmeye zorlardı. Evliliğe son vermek isteyen kadın, başka kocaya kaçma yoluna başvururdu. Erkekler ise hoşnut olmadıkları karıları başkalarına devreder ya da boşarlardı. Kocanın hakları daha fazla olmakla birlikte, kadınlar genelde baskı altında yaşamazdı.

Yetişme


Avustralya Yerlileri, Altjira’dan gelen çocuk ruhunun cenine can verdiğine inanırlardı. Çocuğun tinsel geçmişi ana ve babasıyla olan fiziksel bağından çok daha önemliydi.
DEVAMI Aborjinler (Avustralya Yerlileri)

AVUSTRALYA TOPLUMU.


İlk keşifler


AsyalIların yazılı Tarihöncesinde Avustralya kıtasına çıkmış olmaları olasıdır. Çinli astronomların İÖ 6. yüzyılda Avustralya’da gözlemler yaptıkları ve bazı Çinlilerin 1432’de Danvin’de karaya çıktıkları öne sürülmüştür. Müslümanların Güneydoğu Asya seferleri sırasında kıtaya 480 km kadar yaklaştıkları bilinmektedir. Bütün bunlarla birlikte gerek Çin ve Arap belgelerinde sözü edilen “güneydeki kara”nın, gerekse AvrupalIların 16. yüzyıl haritalarında yer alan “jave la Grande”m Avustralya olduğuna ilişkin kesin bilgi yoktur.

Avustralya’nın kuzey kıyıları açığındaki Melville Adasından köle topladıkları bilinen Portekizlilerin kıtanın kıyılarına ulaştıkları bir varsayım olarak öne sürülmüştür. AvrupalIların 12. yüzyıldan sonra üzerinde tartıştıkları terra australis incognita'ya. (bilinmeyen güney topraklan) Portekizlilerin ayak bastıklarına ilişkin kesin bir kanıt bulunamamıştır.
Amerika’daki İspanyol genel valilerin yeni topraklar bulmaya yönelik seferlerinden birinde, 1567’de Solomon Adalan keşfedildi. 1605’te İspanya kralı III. Felipe’nin desteğiyle ve Katolikliği güneydeki topraklara yaymak amacıyla Peru’dan yola çıkan Ouirös, Yeni Hebrid Adalanna (bugün Vanuatu) ulaştı ve bu takımadalara “Austrialia del Espiritu Santo” adını verdi. Ouirös’un İspanyol Amerikası’na geri dönmek zorunda kalması üzerine, sefere katılan gemilerden birinin kaptanı olan Torres burada kalıp Torres Boğazından geçtiği halde, kıtanın kendisini fark edemedi.

1605’te Yeni Gine’yi bulmak üzere Bantam’dan yola çıkan Willem Jansz adlı bir Amsterdamlı, Torres’ten birkaç hafta önce aynı boğazdan geçerek York Yarımadasının batı kıyılarına ulaştı. 1616’da Batı Avustralya kıyılarında karaya çıkarak Shark Koyunda bir anıt bırakan Hartog gibi pek çok Felemenk gemici, yeni bir kıta keşfettiklerinin farkında olmaksızın, Avustralya’ya ayak bastı. 1642’de kıtanın batı kıyılarına varan ve çıktığı adaya Van Diemen’s Land (bugün Tasmanya) adını veren Tasman, 1644’te asıl kıtanın kuzey kıyılarına çıktı ve buraya Yeni Hollanda adını verdi. Denizcilikte Felemenklerden öncülüğü devralan İngilizler, keşif çalışmalarını daha ileriye götürdüler. İngiliz korsan Dampier 1688’de Yeni Hollanda’nın kuzeydoğu kıyılarına vardı ve dönüşünde gördüklerini kitap haline getirerek yayımladı. 18. yüzyılın ortalarında İngiltere’de terra australis incognita’nın ilginç özellikleri ve olası ticari değeri üzerine pek çok kitap yazıldı. Kaptan Cook 1768’den sonra İngiliz Deniz Kuvvetleri adına giriştiği üç sefer sırasında, kuzeyde Botany Körfezinde ve Possession Adasında karaya çıktı ve bu topraklara Yeni Güney Galler adını verdi.

Cook’un Avustralya kıyılarına yaptığı seferlerde elde edilen bilgilere, Dufresne ve du Bruni gibi Fransız kâşifler de önemli katkılarda bulundu. AvrupalIların kıtaya yerleşmeye başlamasından sonra Bass ve Flinders adlı iki İngiliz denizci, Botany Körfezi yakınlarında karaya çıkarak, Everard Burnu üzerinden güney kıyılarını da dolaştılar; bu seferler sırasında Tasmanya’nın bir ada olduğu anlaşıldı. Flinders 1801-03 arasında bütünsel bir harita çıkarmak amacıyla gerçekleştirdiği ikinci seferde kıtanın tek bir kara parçasından oluştuğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtladı. Onun önerisi üzerine kıtanın Yeni Hollanda olan adı, 1817’de Avustralya olarak değiştirildi. P. P. King (1817-22) ve J. C. Wickham’ın (1838-39) kuzey kıyılarında yürüttükleri seferler sonucu yeni kıta konusundaki eksik bilgiler de tamamlanmış oldu. AvrupalIların kıtaya yerleşmesi. İngiltere kıtada koloni kurma çalışmalarına 1788’de başladı. Bu girişime, Amerika’daki kolonilerin yitirilmesinden sonra İngiliz hapishanelerindeki tutuklu fazlasından kurtulmak düşüncesinin yol açtığı biçimindeki yerleşmiş kanıya karşın, bazı tarihçiler bu resmî açıklamanın ardında İngilere’nin doğu denizlerinde ticari bir ileri karakol elde etme isteğinin yattığını öne sürmüşlerdir.

13 Mayıs 1787’de denize açılan ve 570 erkek, 160 kadın mahkûmun yanı sıra, 250’yi aşkın deniz erini taşıyan Arthur Phillip komutasındaki 11 gemilik filo, 21 Ocak 1788’de Port Jackson’a girdi. Koloniciler ilk yerleşim birimini limanın iç kesimindeki Sidney Cove’da kurdu. Geniş yetkilerle donatılmış olan Phillip, toprağın verimsizliği, mahkûmların çalışma isteksizliği, Yerlilerin düşmanca davranışları, hastalık ve salgınlarla uğraşırken, 1790’da ikinci filo çoğu hasta olan yeni bir mahkûmlar topluluğunu Avustralya’ya getirdi.
Kıtaya mahkûm gönderme işi sonraki yıllarda da sürdürüldü; otoriter ve hiyerarşik yanı ağır basan bir toplumsal yapı ortaya çıktı. Girişimcilerin bütün çabalarına karşın, ekonomi için sağlam bir altyapı kurulamadı. Sidney’i bir yay biçiminde çevreleyen 240-320 kilometrelik bir sınır çizilerek, besicilere ve çiftçilere bu alanda topraklar verildi. Bass Boğazının keşfedilmesinden sonra, güneyde ve ardından Tasmanya’da yeni yerleşimler kuruldu. 1820’lerin ortasında Fransa’nın ve hatta ABD’nin kıtaya el atmasından çekinen İngiltere, bütün topraklarda yerleşim kurmaya başladı ve Avustralya’nın tümü üzerinde hak iddia etti.

İngilizlerin Avustralya’da kurduğu otoriter yönetimde valilikler subayların elindeydi. Önceleri hiçbir temsili kurum yoktu. 1820’lerde kurulan yürütme ve yasama meclislerinde resmî görevlilerin yanı sıra, atamayla gelen siviller de yer almaya başladı. Aynı dönemde yargı sistemi geliştirildi ve yüksek mahkemeler kuruldu.
Ülkedeki katı yapılaşma çeşitli gruplaşmalara ve olaylara yol açmakta gecikmedi. Özellikle Yeni Güney Galler Askeri Birliği bir kaynaşma yuvası haline geldi. İktidar ve kazanç peşindeki bazı subaylar, 1808’de ayaklanarak Vali Bligh’i devirdiler. İngiliz hükümeti duruma müdahale ettiyse de, koloninin eski subaylardan ve zengin özgür göçmenlerden oluşan “seçkinler”i (excluşive) ile yerel yönetim arasındaki çatışma Vali Lachlan Macquarie döneminde de sürdü. Macquarie, seçkinlere karşı eski mahkûmların yönetim ve doğal kaynaklar üzerindeki haklarını savunan Emansipistlerle ittifak kurdu. Gelişmelerden kaygılanan İngiliz hükümeti varlıklı ve nüfuzlu kişileri Yeni Güney Galler’e ve Tasmanya’ya yerleşmeye özendirdi. Geniş topraklar verilen bu kişiler, kıtadaki toplumsal ve ekonomik gelişmenin öncüleri haline geldi. Bununla birlikte Emansipistler mahkûm bir kadının oğlu olan W. C. Wentworth’ün kurduğu Australian gazetesi aracılığıyla muhalefetlerini başarıyla sürdürdüler.

1830'lara gelindiğinde Avustralya’ya 50 bini erkek 60 bin kadar mahkûm gönderilmiş bulunuyordu. Bunların çoğu hırsızlığı meslek edinmiş kentlilerden oluşuyordu. Aralarında başta İrlandalIlar olmak üzere siyasal tutuklular da vardı. Bu mahkûmlar ya devletçe çalıştırılıyor ya da özel kişilerin yanma “veriliyordu”. İlk mahkûmların yaşadığı koşullar genelde baskıcı olmadığı gibi, “azat belgeleri” ya da af yoluyla özgürleşme olanağı da bulunuyordu. 1820’ lerden sonra gelen yeni göçmenler ise köleliğe yaklaşan kısıtlamalar altında tutuldu. Mahkûmlar yeni bir suç işlediklerinde kıtada yeni kurulan korkunç hapishanelere atılıyordu.

İngiliz hükümetleri uzun yıllar mahkûmlara bakmak için büyük harcamalar yapmak zorunda kaldı. Bu yüzden kıtada zengin olmanın yolu devlete yiyecek ve tahıl sağlamaktan ve iç ticareti denetlemekten geçiyordu. Bu işleri genellikle Yeni Güney Galler Askeri Birliği’ne bağlı subaylar yürütüyordu; küçük ticari işler çeviren siviller de sayıca çoktu. Bunun dışında çok değişik ürünlerin ekimi yapılıyordu. 1830’lara doğru yün hayvancılığı kazançlı bir girişim olarak gelişmeye başladı. Fok ve balina avcılığı fazla kazanç getirmediği gibi, en zengin fok yatakları kısa sürede tükenme noktasına geldi.

Kıtanın iç kesimlerindeki en önemli'keşifler bu dönemde gerçekleştirildi. Gazeteci Wentworth’ün yönettiği bir sefer sırasında batıdaki dağların 80-160 km kadar içerlerine gidildi. Evans, (Mey, Cunningham gibi öncüler yeni yöreler keşfedip ovaların ve ırmakların haritalarını çıkardılar. Charles Sturt, Murray Irmak sistemini Murray’in ağzına kadar izledi.
Kâşiflerin ve öncülerin aynı zamanda kıtanın ilk edebi ürünleri olan kitapları, doğa tarihi alanında büyük ilgi uyandırdı. 1803’ten sonra çıkmaya başlayan gazeteler Avustralya’nın kültürel ve siyasal yaşamına renk kattı. Eski bir mahkûm olan Francis Greenway’in bu dönemde inşa ettiği kiliseler ve kamu binaları, günümüz Avustralya’ sının en güzel mimari yapıları arasında yer almaktadır.

BÜYÜK DEĞİŞİM


1830-60


Avustralya’nın 1830-60 arasında yaşadığı hızlı değişim sürecinde, başta siyaset olmak üzere ekonomi ve kültür alanlarında, günümüzdeki yapının temelleri atıldı.
Yerleşim. Avustralya’nın altı eyaletinden dördü bu dönemde kuruldu. 1827’de Swan Irmağı yöresini dolaşan İngiliz kaptanı J. Stirling iki yıl sonra buraya vali olarak atandı. İngiliz kapitalist serüvencilerin ilgisini çeken Batı Avustralya adlı bu yeni koloni, toprak bağışlarına ve yatırımlara karşın, sıcak ve kurak iklim koşullarından dolayı uzun yıllar bir gelişme gösteremedi.
İngiliz reformcularından Wakefield’in toprağı “uygun” bir fiyatla satmanın verimliliği artıracağı yolundaki düşüncesi, Güney Avustralya adıyla yeni bir koloni kurulmasına yol açtı. İngiliz liberal aydınlarının desteklediği bu girişimle koloniye akın eden göçmen aileler, 1837’de Adelaide’i kurdular. Koloniciler, birçok güçlüklerle boğuşmak zorunda kalmalarına karşın, bu kolonide eşitliğe ve serbest piyasaya dayalı yeni bir toplum yarattılar.

Yeni Güney Galler’in kuzeyi ve güneyi baştan beri iki ayrı birimden oluşuyordu. Güneydeki Port Phillip kesimi hızlı bir gelişme göstererek 1851’de bağımsız bir koloni haline geldi ve Victoria adını aldı. Kuzeydeki Moreton Körfezi kesimi ise bu denli hızlı bir gelişme gösteremediğinden buradaki Queensland kolonisi ancak 1859’da kurulabildi.
1842’de Yeni Güney Galler’de, üyelerinin üçte ikisi seçimle gelen bir yasama meclisi ve sorumlu bir hükümet oluşturulmasıyla, kolonilerde özerkleşme süreci başladı. 1850’de çıkarılan Avustralya Kolonileri Yönetim Yasası ile Victoria, Güney Avustralya ve Tasmanya da aynı konumu kazandı. 1860’a değin geçen süre içinde Tasmanya dışındaki bütün özerk kolonilerde, daha demokratik bir nitelik kazanan iki meclisli yasama organları ve alt meclise karşı sorumlu hükümetler oluşturuldu.

Koloniciler ile İngiliz hükümeti arasındaki anlaşmazlıkların başında imparatorluk adına toplanan vergiler gelmekteydi. Mahkûmlar için yapılan harcamalar bu vergilerle karşılanıyordu. Kıtaya mahkûrfıların gönderilmesine karşı olan AvustralyalIların çoğu, toprak siyasetine ve dinsel mezheplere yapılan yardımlara karşı da hoşnutsuzluk duyuyordu. 1830’da bütün kolonilerde toprak ve işgücü alanında serbest piyasa koşulları geçerli kılındı. Toprak bağışının yerine toprak satışının geçirilmesi, koloniciler arasında huzursuzluklar yarattı. Özgür göçmenlerin kıtaya gelmesi benimsenmekle birlikte, mahkûmların durumu sürtüşmelere yol açtı. İngiltere 1840’ta mahkûmları özel girişimcilerin yanma işçi olarak verme siyasetinden vazgeçti. Bu tarihten sonra yalnızca Batı Avustralya ile kıtanın doğu kesiminde sürdürülen mahkûm gönderme siyasetine 1868’de bütünüyle son verildi.
1850’lerin başlarında yaşanan altına hücum hareketleri kıtada önemli siyasal sorunlar doğurdu. Madencilerin vergi ödemeye yanaşmaması, 1854’te askerlerle silahlı çatışmalara neden oldu. Bu, AvrupalIlar arasında seyrek olarak görülen şiddet olaylarının en kanlısı oldu.

İngiliz hükümetine duyulan genel güvensizlik zamanla yatışmakla birlikte, koloniciler arasındaki derin düşünce ve çıkar ayrılıkları gerginliği artırdı. Özellikle Sidney’de büyük toprak sahibi zenginlere cephe alan popülist-radikal bir akım gelişti. Özerkleşmeyle birlikte iç siyasal dengede sol bir eğilim ağırlık kazandı.

Ekonomi


Avustralya’nın iki önemli gelir kaynağı olan yüncülük ve madencilik bu dönemde büyük bir gelişme gösterdi. Avustralya’da işgücü, sermaye ve toprak arasındaki ilişkiler yün üretimi için son derece elverişli bir durum yaratmaktaydı. Adelai- de’den güneye, kuzeye ve Brisbane’ in doğusuna uzanan yaklaşık 400 km’lik bir yayın içinde kalan kesimde yoğunlaşan koyunculukla birlikte, geniş topraklara yasadışı bir biçimde el koyan “işgalci” sürü sahipleri {squatters) ortaya çıktı. Hızla gelişen bu işin bedelini en ağır ödeyen Yerliler oldu. Valilerin ve misyonerlerin çabalarına ve Yerlilerin direnişine karşın, özellikle Tasmanya’da kıyımların önü alınamadı. Bu arada giderek zenginleşen “işgalciler”e toprak kiralama hakkı tanındı. 1850’lerde başlayan göç akını ile, bu otlaklarda çiftçilik yapmak isteyen göçmenlerin, toprakların satışa çıkarılması yönündeki baskıları yoğunlaştı. Çıkarılan yasalar çerçevesinde yapılan açık artırmalı satışlarda varlıklı “işgalciler” bazı toprakları satın aldıysa da, otlakların büyük bölümü çiftçilerin eline geçti. Bu durum “işgalciler”in toplumsal değişime ayak direyen bir güç haline gelmesine yol açtı.
1842’de Güney Avustralya’da bakır yataklarının bulunmasını bir dizi altın keşfi izledi. Özellikle Victoria’nın ekonomisine katkıda bulunan altına hücumla birlikte, Avustralya bir sürgünler ülkesi olmaktan çıktı.

Kültür


Avustralya’da kiliselere 1830’ lardan başlayarak büyük yardımlar yapıldı. En geniş topluluğa sahip olan Anglikan Kilisesi’nin dışında, Katolik Kilisesi özellikle doğuda güçlü bir konum elde etti. Metodist, Presbiteryen gibi Protestan mezhepleri de önemli bir yandaş kitlesi buldu. Daha çok yükseköğrenimle ilgilenen kiliselerin çabalarıyla Sidney (1840) ve Melbourne (1853) üniversiteleri kuruldu. Bu arada mimarlık alanında güzel örnekler verildi. Bütün kentlerde tiyatro ve müzik gelişti. Kıtanın bilinmeyen yörelerini keşfetmeye yönelik seferler çeşitli tehlikeler göze alınarak sürdürüldü.

DEMOKRATİKLEŞME


1860-1900


Resmî ilişkileri yok denecek kadar az olan koloniler, ayrı ayrı da olsa benzer bir demokratikleşme sürecinden geçti. Seçmen ve üye bileşimi bakımından seçkinlere özgü bir kurum olarak kalan üst meclisler dışında, bütün alanlarda demokrasi yönünde önemli adımlar atıldı. Sık hükümet değişikliklerine karşın, koloni anayasaları büyük değişikliklere uğramadan işledi. Bu dönemdeki siyasal gruplaşmalar, temelde kişisel çıkarlara ve iktidar hesaplarına dayanmakla birlikte, liberal ve muhafazakâr öğeler de içeriyordu.
Liberallerin çabalarıyla bütün kolonilerde toplumsal reformlar alanında ileri bir düzeye varıldı. “Parasız, laik, zorunlu” ilköğretim sloganını benimseyen reformcuların eğitim konusundaki çabaları ise, kiliselerin direnişi nedeniyle önemli sonuçlar doğurmadı. işyeri yasalarının çıkarılması ve temel sosyal hizmet birimlerinin kurulması yoluyla refah devletine doğru adımlar atıldı. Öte yandan yaşam düzeyinin düşmesi korkusunun yanı sıra, ırkçı önyargıların da etkisiyle beyaz olmayanların kıtaya göç etmesini kısıtlayıcı önlemler alındı.

Ekonomi.


Bu dönemde yün ve maden ihracatından sağlanan gelir hızla arttı. Toprak düzenlemelerine ilişkin yasalara karşın, koyunculuğun gelişmesine paralel olarak “işgalci” aristokrasi 1870’lerin ortalarına değin altın çağını yaşadı. Koyun ve sığır yetiştiriciliği iç kesimlere doğru genişledi. 1891’de 16.000 km’yi bulan demiryolu ağı, kırsal ekonominin gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldu. Demiryolu yapımı için gerekli yatırımlar koloni hükümetlerince denizaşırı ülkelere borçlanarak sağlandı.
Victoria’daki altın ve Güney Avustralya’daki bakır yataklarına kıtanın başka yörelerindeki yeni yataklar eklendi. Tasmanya’da dünyanın en zengin kalay yatağı bulundu. 1880’lerde gümüş madenciliği büyük atılım yaptı. 1883’te Alman asıllı bir göçmen, madenler açısından çok zengin bir yöre olan Broken Hill’de, sonradan Avustralya’nın en büyük özel kuruluşuna dönüşen Broken Hill Proprietary Company’yi kurdu. 1890’larda Batı Avustralya’da yeni bir altın yatağının bulunması, piyasayı ve göç akınlarını harekete geçirerek koloniyi zenginleştirdi.

Kentlerdeki ve ikincil sanayi kollarındaki büyüme, ihracat gelirlerini doğrudan etkilememekle birlikte, olağanüstü bir gelişme gösterdi. 1880’lerde ana sanayi kollarını iyice geride bırakan imalat ve inşaat sektörleri, ulusal gelir içinde yüzde 25 gibi yüksek bir paya ulaştı. Kırsal kesimden kentlere doğru hızlı göçler sonucu, Sidney ve Melbourne dünyanın en büyük kentleri arasına girdi. 1890’lardaki aşırı sermaye yatırımları ve yaygın arsa spekülasyonu, dünyadaki gelişmelerin de etkisiyle, ikincil sanayileri sarsan bir bunalıma yol açtı.

Koloniler


19. yüzyıl sonlarında Avustralya’da biçimlenen bölgesel özellikler, 1960’lara değin kıtanın yapısına damgasını vurdu.
Victoria kolonisi 1850’lerdeki hızlı gelişmesini, başta canlı bir kültür merkezi olan Melbourne’da olmak üzere, sonraki yıllarda da sürdürdü. Eğitim reformlarında ve sanayiyi geliştirmeye ve yaşam düzeyini yükseltmeye yönelik korumacı siyasetlerin benimsenmesinde, koloniye ideolojik planda egemen olan liberalizm önemli bir rol oynadı.
Çok önemli değişikliklere sahne olmayan Yeni Güney Galler’de temel siyasal sorunlar, mezhep çatışmaları ile korumacılık ve serbest ticaret tartışmaları oldu. Bu kolonide Victoria’nın tersine serbest ticaret yanlıları ağır bastı. Sidney’de dönen ticari dolaplar kente kötü bir ün kazandırdı.
Ad:  avustralya2.JPG
Gösterim: 449
Boyut:  30.7 KB

Kuzeye ve batıya doğru genişlemeye devam eden Queensland’de sığırcılık ve şekerkamışı sanayisi büyük bir önem kazandı. Küçük çiftçilerin tropik bölgelere yerleşme çabalan karşısında, bu bölgeyi ellerinde tutan büyük toprak sahipleri, Pasifik Adala- nndan getirttikleri Kanakaları tarım işçisi olarak çalıştırma yoluna gittiler. Federasyonun kurulmasına değin sert tartışmalara neden olan Kanaka sorunu, bölgede sermaye çevrelerine karşı tepkinin yoğunlaşmasında önemli rol oynadı.
Doğudaki komşularına oranla refah düzeyi düşük kalan Güney Avustralya’nın tarıma dayalı ekonomisi, iklim ve toprak koşulları yüzünden sınırlı bir gelişme gösterdi. Güney Avustralya’nın reformlar konusundaki en önemli katkısı toprak satışlarında tapu işlemlerini basitleştirmesi ve kadınlara ilk kez oy hakkı tanıması oldu. 1863’te Yeni Güney Galler’in bir bölümü Kuzey Toprakları adıyla Güney Avustralya’ya bağlandı. 1872’de koloninin başkenti Darwin’den geçen telgraf hattıyla, Avustralya kıtası ile dünyanın öteki kesimleri arasında bir haberleşme bağlantısı kurulmuş oldu.

Çeşitli madenlerin bulunmasıyla ekonomisi önemli ölçüde düzelen Tasmanya’da yaşam düzeyi gene de düşük kaldı. Tasmanya, 1900’e değin oy verme hakkını mülk sahipliği esasına dayandıran geri bir demokrasiye sahip olmasına karşın, temsili demokrasiyi uygulayan ilk koloni oldu.
Batı Avustralya, 1868’de mahkûm göçmen almaya son verdikten sonra, 1870’te temsilcilerinin bir bölümü halk tarafından seçilen bir yasama meclisine ve 1890’da da sorumlu hükümete sahip oldu. 1890’lardaki altına hücumla birlikte en hızlı büyüyen koloni haline geldi. Bunu çiftçiliğin gelişmesi, kentleşme, demiryolu inşası ve toplumsal yasaların çıkarılması izledi.
Son düzenleyen Safi; 8 Aralık 2017 20:17
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

4 Aralık 2017 / GusinapsE Kültür
4 Aralık 2017 / ThinkerBeLL Edebiyat
16 Nisan 2009 / HipHopRocK Taslak Konular
21 Haziran 2008 / Bia Eğitim Bilimleri
22 Mart 2010 / ThinkerBeLL Taslak Konular