Arama

Lidya Uygarlığı

Güncelleme: 17 Şubat 2018 Gösterim: 34.501 Cevap: 5
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Nisan 2006       Mesaj #1
arwen - avatarı
Ziyaretçi

LİDYA

Ad:  lidya2.JPG
Gösterim: 2228
Boyut:  35.9 KB

Eskiçağlarda Batı Anadolu'nun güneyde Karya, doğuda Frigya, batıda Aiolia ve İyonya, kuzeydeyse Demirci (Temnos) ve Murat (Dindymos) dağları ile çevrilmiş bölgesi Lidya adıyla anılırdı. Bölgenin merkez alanını Gediz ve Menderes havzaları oluşturuyordu. Bu topraklar doğal kaynaklar açısından çok zengindi. Dağlar ormanlarla kaplı olduğu için ev yapımında gerekli tahta buralardan sağlanıyor; bol miktarda bulunan kil yataklarından da bina, çanak ve çömlek yapımında yararlanılıyordu. Yörede ayrıca mermer yatakları da vardı.
Sponsorlu Bağlantılar

Bu bölgede Bakır Çağı'ndan beri yerleşim yerleri vardı. Hititler'in Anadolu'ya egemen olduğu dönemlerde bölgede Hitit kralına bağlı küçük beylikler halinde yaşayan birçok kabile bulunuyordu.

Lidya'ya ilişkin bilgiler Eski Yunan söylencelerine dayanır. Herodot'a göre Lidya'da üç kral ailesi egemen oldu. Bunlardan ilki Atyad hanedanıydı. Bunu Heraklid hanedanının egemenliği izledi. İÖ 1200'lerdeki büyük Trak göçünün hemen ardından egemen olan, Trak kökenli bu hanedana Yunanlılar, tanrı Herakles'le bir ilinti kurarak, Heraklidler adını verdi. Herodot'a göre bu hanedan İÖ 1185-680 yılları arasında egemenliğini sürdürdü. Heraklidler konusunda bilgiler çok sınırlıdır. Korunaklı ve savunmaya elverişli kaleleriyle, askeri bir düzene dayanan derebeylikler kurdukları bilinmektedir.

Lidya tarihi konusundaki en sağlıklı bilgiler Mermnad dönemine ilişkindir. İÖ 680'de başlayan bu hanedanı Gyges kurdu. Gyges ile Lidya'nın güç ve zenginlik dönemi başlar. Bu döneme kadar Maionia adıyla anılan bölgeye Lidya, Hyde adı verilen başkentlerine de Sart dendi. Gyges, Lidya'nın Doğu Anadolu ve Mezopotamya ile Ege kıyıları arasındaki coğrafi konumundan yararlanmak amacıyla ticaretin gelişmesine, ayrıca bölgenin topraklarının verimli olması nedeniyle de tarıma önem verdi. Ekonomik gelişmede barışın önemini kavrayarak doğuda Asurlular'la, batıda İyonyalılar'la iyi ilişkiler içine girdi. Bu ülkeler arasında yer alan topraklarında güvenliği sağlayarak Lidya'yı doğu-batı arasında bir geçit durumuna getirdi. Bu arada güçlü bir de ordu oluşturdu. Bu orduda uzun mızraklı süvari birlikleri önemli bir yer tutuyordu.

Gyges, Lidyalılar arasındaki çatışmalara son vermek ve ülke sınırlarını genişletmek amacıyla önce kuzeye, ardından batıya, İyonya kentlerinin üzerine yürüdü. İyonya'ya karşı giriştiği saldırının en önemli nedeni bu kentleri ülkenin çıkarına hizmet edecek üsler durumuna sokmaktı. Bu sırada Frigya'yı yıkan Kimmerler Lidya'nın üzerine yönelmişti. Lidyalılar ilk Kimmer saldırılarını püskürtüp önderlerini tutsak ettiler, ama ağır demir kılıçlarla savaşan Kimmerler'in ikinci saldırısında yenildiler. Gyges savaş alanında öldü. Kimmerler ele geçiremedikleri Sart dışında tüm Lidya'yı yağmaladılar.

Kimmerler'le savaş


Gyges'in yerine tahta çıkan oğlu Ardys döneminde de sürdü. Ardys Asur Kralı Asurbanipal'dan yardım istemek ve onun koruması altına girmek zorunda kaldı. Asurlular'a İÖ 640'ta yenilen Kimmerler dağıldılar. Ardys, Kimmerler'in harabeye çevirdiği ülkeyi onarıp düzene koydu. Ardından İyonya üzerine yürüyerek Priene'yi aldı.

Daha sonraki Lidya kralları da Gyges'in açtığı yoldan yürüdüler. Kral Alyattes döneminde İyonya'ya yapılan seferlerin sonunda Smyrna (Bayraklı, İzmir), Kolophon (Değirmendere) gibi kentler alındı, birçok İyon kentine saldırılar düzenlendi. Ama Efes'le daha Gyges döneminde başlayan dostluk ilişkileri sürdürüldü ve bu kente saldırılmadı. İyonya üzerine düzenlediği başarılı seferlerin ardından Alyattes Anadolu'daki Kimmerler'i yenilgiye uğrattıktan sonra Lidya'nın sınırlarını doğuda Kızılırmak'a kadar genişletti.

Bu sırada İran'da Med Krallığı güçlenmiş, sınırları Kızılırmak boylarına kadar ulaşmıştı. Böylece Asya'nın batısındaki o dönemin en güçlü iki devleti karşı karşıya geldi ve kısa sürede savaş çıktı. Taraflar Kızılırmak yöresinde beş yıl süresince savaştılar. 28 Mayıs 585 yılındaki Güneş tutulmasını her iki tarafın da tanrıların barış çağrısı olarak yorumlaması üzerine savaş sona erdi. Kızılırmak iki devlet arasında sınır olarak kabul edildi.
Doğu sınırını güvence altına alan Alyattes yeniden Batı Anadolu'ya yöneldi. Priene ve Karya bölgesine (Büyük Menderes vadisi ve güneyi) sefer düzenledi. Lidya ile Yunanlılar arasındaki ilişkilere çok önem veren Alyattes, Ege kıyılarındaki birçok Yunan kolonisini ele geçirdi. Bu arada Milet'te iki tapınak yaptırdı. Ayrıca Delfi'deki bilicilik merkezine birçok armağan yolladı. Lidya Alyattes'ten başlayarak yoğun bir Yunan etkisi altına girdi.

Lidya tahtına Alyattes'ten sonra oğlu Krezüs geçti. Mermnadlar'ın beşinci, Lidya'nın son kralı olan ve İÖ 560-546 yılları arasında hüküm süren Krezüs devraldığı güçlü ve zengin devletle ününü kısa sürede tüm ilkçağ dünyasına duyurdu (KREZÜS). En zengin dönemini yaşayan Sart, Eski Yunan kültür ve sanatının Anadolu'daki en önemli merkezlerinden biri oldu. Anadolu'nun verimli topraklarını, ticaret ve sanat merkezi olan öbür kentlerini krallığına bağlayan Krezüs bunlardan elde ettiği zenginliklerle çok görkemli bir yaşam sürmeye başladı. Her yandan Sart'a gelen bilginlere ve sanatçılara maddi yardımda bulunarak o dönemin uygar dünyasında kendisine büyük ün sağladı.

İyonya'nın tümünü egemenliği altına alan Krezüs, Alyattes'in baştan sona yıktığı Smyrna kentini yeniden kurdurarak Lidya'nın önemli bir ticaret limanı durumuna getirdi. Bu arada Kimmerler tarafından yakılıp yıkılmış, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olarak kabul edilen Efes'teki Artemis Tapınağı'nı yeniden yaptırdı.
Krezüs'ün söylencelere konu olan sınırsız servetini bağlı bölgelerden aldığı vergiler, ticaret gelirleri ve Lidya'daki altın madenleri sağlamıştı. Ama elde edilen gelirin büyük bir bölümü üretici işler için kullanılmadı. Bu nedenle sınırsız gibi görünen servetine karşılık Lidya'nın gücü günden güne eriyordu. Krezüs tahta çıktığı dönemde Asya'nın batısında genel bir barış ve uyum havası egemendi. Ama bu durum pek uzun sürmedi. İran'da kurulan büyük Pers İmparatorluğu Lidya'nın doğu sınırlarının güvenliğini sarsmaya başlamıştı. Bunun üzerine İÖ 547'de Kapadokya'ya doğru sefere çıkan Krezüs, Kızılırmak'ı geçti. Bu sırada Pers ordusu da Kızıhrmak'ın çizdiği yayın içine girmişti. Lidya ordusunun büyük bölümünü kiralık askerler oluşturuyordu. Bu durum Lidya ordusu için önemli bir sakıncaydı. Paralı askerler ülkeleri için savaşmadıklarından güçlü düşman karşısında kolayca çözülmekteydiler.

Kızılırmak'ın doğu kıyısında Lidyalılar ile Persler arasındaki ilk savaş Lidyalılar'ın geri çekilmesiyle sonuçlandı. Lidyalılar'ı izleyen Persler, Sart kapılarına dayandılar. Sart yakınlarında bir ovada yapılan meydan savaşını da yitiren uzun mızraklı Lidya süvarileri ele geçirilmez sandıkları akropole çekildiler. 14 gün süren savunma sonunda Sart İÖ 547 ya da İÖ 546'da düştü. Böylece Anadolu'da Pers dönemi başladı.

Lidya Uygarlığı


141 yıl süren Mermnad hanedanı zamanında başkent Sart önemli bir kent durumuna geldi. Lidyalılar bu dönemde sanatta çok ilerlediler. İyon sanatının yumuşaklığı ile doğu sanatının coşkusunun karıştırılıp harman edildiği kendine özgü nitelikleriyle öne çıkan heykelcilikte Sart Okulu denen bir anlayış gelişti. Özellikle Alyattes ve Krezüs, Yunanistan'dan gelen düşünürleri, İyonya kentlerinden gelen heykeltıraş ve mimarları, doğudan gelmjş sanat elçilerini toplayarak, Sart'ta renkli bir çevre oluşturdular. Böylece güzel sanatlarda Yunan etkisi ağır bastı. Daha sonra güzel sanatlar Lidya'ya özgü beğenilerle gelişti ve zenginleşti.

Paranın Bulunuşu


Paranın tarihte kimler tarafından bulunup kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte ilk kez Lidyalılar'ın, değerli madenlerden para bastıkları ve kullandıkları saptanmıştır. Dünyada ilk kez altın ve gümüş sikke kullananlar ve malların değerini para karşılığı olarak hesaplayanlar Lidyalılar'dı. Lidya Krallığı tarafından devletin ve sarayın resmi arması ile güvence altına alınan sikkeler, altın ve gümüş karışımından oluşan maden parçalarıydı. Çok hafif olan sikkeler kolayca taşınabiliyor ve saklanabiliyordu.

Lidya sikkeleri kısa süre içinde gelişti. Krezüs döneminde altın sikke birimleri saptandı. Sikke birimi alanında yapılan bu düzenlemeler sonucunda çok daha kesin bir ödeme biçimi doğdu. Bu da malların belli fiyatlarının oluşmasına yol açtı. Ayrıca bu buluşun sonucunda okuryazarlığa gereksinme duyuldu. Böylece herkesin öğrenebileceği bir alfabe geliştirilip yayıldı.

Beyaz altın denen altın gümüş karışımı madenden yapılmış olan ilk Lidya sikkeleri elips biçimindeydi. Önyüzleri önce düz, sonra çizgili, daha sonra kabartma resimli olan bu sikkelerin arka yüzlerinde bir, iki ya da üç derin dört köşe, dikdörtgen ya da üçgen çukur bulunurdu. Sikkelerin önyüzlerinde ise önceleri krallığın arması olan aslan başı, pençesi ya da karşılıklı duran iki aslanın üst bölümlerinin kabartmaları yer alırdı. Krezüs'ün bastırdığı sikkelerin önyüzlerinde sırt sırta vermiş yalnız üst bölümleri olan bir boğa ile aslan bulunuyordu.
kaynak: Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 17 Şubat 2018 02:10
NihLe - avatarı
NihLe
Ziyaretçi
7 Aralık 2006       Mesaj #2
NihLe - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Lidya Sanatı1.JPG
Gösterim: 1815
Boyut:  80.9 KB
Lidya

LYDÎA olarak da yazılır, Batı Anadolu’nun orta kesiminde antik bölge. Kuzeyde Misya, batıda Ionya ve Eolis (Aiolis), güneyde Karya, doğuda da Frigya bölgeleriyle çevrilidir. Güney sınınnı Messogis (bugün Aydın) Dağları oluşturur. Batı sınırı Magnesia ad Sipylum’a (bugün Manisa) doğru uzanır. Kuzeyde Temnos (bugün Demirci) ve Dindymos (bugün Murat) dağları Lidya ile Misya bölgelerini birbirinden ayırır. Doğuda Frigya ile arasında kesin bir sınır yoktur. Bugünkü Manisa ilinin hemen hemen tümünü, İzmir ilinin de doğu kesimini, bir başka deyişle Gediz (Hermos) ve Küçük Menderes (Kaystros) vadilerini içine ahr.
Sponsorlu Bağlantılar

Bu yöreye daha İÖ 4. binyılda yerleşilmişse de, Lidya halkının ne zaman geldiği açık değildir. Hint-Avrupa ailesine bağlı bir dil konuşan bu halkın, Lidya’da IÖ 2. binyılm ikinci yarısından sonra yaşadığı bilinmektedir. İO 1500’lerde Atys hanedanının yönetmeye başladığı Lidya’da, daha sonra iktidara sırasıyla Heraklid (Herakleides) ve Mermnad (Mermnadai) hanedanları geçti. Homeros’un Mainoialılar diye söz ettiği Lidyalılar Troya Savaşı’nda Yunanlılara karşı Troyahların yanında yer aldılar.

1Ö 680’de Gyges ile başlayan Mermnad hanedanı döneminde Lidya Devleti gittikçe güçlendi ve yayılmacı bir politika izlemeye başladı. İO 7. yüzyılın ilk yansı içinde ülke üç kez Kimmer saldırısına uğradı. Ardys, Sadyattes ve Alyattes’ten (hd IÖ y. 619 - y. 560) sonra tahta çıkan son Mermnad kralı Kroisos (hd İÖ y. 560 - y. 546) zenginliğiyle ünlüydü. Onun yönetimi sırasında Lidya doğuda Halys’e (Kızılırmak) kadar uzanan büyük bir devlet durumuna geldi. Bu devlete İÖ 547/46’da başkent Sardes’i ele geçirerek yakıp yıkan Pers kralı II. Kyros (Büyük) son verdi. Ülke bu tarihten İO 334’e değin Perslere bağlı kaldıktan sonra İskender’in (Büyük) eline geçti. Onun ölümü (İÖ 323) üzerine komutanlarından Lysimakhos’un, İÖ 282’de I. Selevkos’un, daha sonra da III. Antiokhos’un egemenliğine girdi. İÖ 188’de Romalılarla III. Antiokhos arasında yapılan Apameia Barışı sonrasında Pergamon (Bergama) kralı II. Eumenes’e verildi. İÖ 133’te Roma’nın Asya Eyaleti’ne bağlandı.

Lidya’nın en önemli kenti Sardes’tir. Tmolos Dağlarının (Bozdağlar) kuzey eteklerinde, Hermos Irmağı vadisinin bereketli topraklarında kurulu olan kentin içinden akarak Hermos’a karışan Paktolos (Şart) Çayının suları altın içermesi nedeniyle eskiçağda ün kazanmıştı. Tarihte ilk sikkeleri altın ve gümüşten Lidyalılar dökmüşlerdi. Altın dökümhanelerinin bulunduğu Sardes’te en önemli endüstri dokumacılıktı. Tmolos Dağlarının güney eteklerinde, Kaystros Irmağı vadisi içindeki en önemli Lidya kenti ise Hypaipa’ydı. Bu kent yün dokumacılığı ve kök boyalarıyla tanınırdı. Misya sınırındaki Thyateria (bugün Akhisar) kenti yüncülük, yün boyacılığı ve dericilikte ileri gitmişti. Bölgenin doğusu ve Hermos Irmağınmın kaynaklarına yakın bölümü Katakekaumene adını taşıyordu. Yanık ülke anlamına gelen bu ad, yöredeki volkanik araziden kaynaklanıyordu. Katakekaumene’nin şarapları çok lezzetli ve ünlüydü. Lidya’nın doğudaki en tanınmış kenti Philadelpheia (bugün Alaşehir), Pergamon kralı Eumenes’in kardeşi Attalos Philadelphos tarafından kurulmuştu ve eskiçağda sık sık deprem felaketine uğramıştı. Maionia, Iulia Gordos (bugün Gördes), Saittai ve Silandos (bugün Karaselendi) yörenin başka kent ve kasabalarıydı.

Akdeniz ikliminin egemen olduğu Lidya bölgesinde özellikle Hermos ve Kaystros ırmaklarının vadileri Antik Çağda da günümüzdeki gibi zengindi. Bugün tütün, pamuk, meyve ve üzüm bağlarının yer aldığı Lidya vadileri, o zaman geniş otlaklarla kaplıydı. Fındık, nar, elma, kestane ve ceviz ağaçlarının bulunduğu Tmolos Dağlarında, şarapçılıkta kullanılan üzüm de yetiştiriliyordu. Gene bu dağlardan toplanan safrandan yapılan kokular, Antik Çağda sevilen lüks tüketim malları arasında ön sırayı alıyordu. Maden bakımından da zengin olan Tmolos’tan gümüş, bakır, boya yapımında kullanılan arsenik ile ilaç yapımında yararlanılan antimon çıkarılıyordu. Bölgenin bir başka maden zenginliği de cıva idi. Kaystros Vadisinin doğusunda eskiçağın en kaliteli cıva yatakları bulunuyordu. Cıvadan, metal levhaları parlatarak ayna yapmakta yararlanılıyordu. Lidya’nın dokuma ve battaniyeleri de çok ünlüydü.

Lidya dili


Batı Anadolu’daki Lidya Krallığında konuşulan, Hint-Avrupa ailesine bağlı ölü dil. ABD’li arkeologların Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’te ortaya çıkarttıkları Lidya dilindeki metinlerin en eskileri İÖ 6. ya da 5. yüzyıllardan, büyük bölümü ise İO 4. yüzyıldan kalmadır. Bu metinlerde kullanılan alfabe, Doğu Yunan alfabesinden türetilmiştir. İtalyan araştırmacı Piero Meriggi 1936’da Lidya dilinin Hint-Avrupa kökenli olduğunu göstermiş, Onofrio Carruba da 1959’da bu dilin Hitit, Luvi ve Pala dilleriyle ortak özellikler taşıdığından yola çıkarak, Hint-Avrupa ailesinin Anadolu alt öbeği içinde sınıflandırılması gerektiği konusunda güçlü kanıtlar ortaya koymuştur.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 13 Ekim 2017 16:19
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
7 Kasım 2008       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
LYDİA UYGARLIĞI (M.Ö. 700-300)
Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan Lydialıların Batı Anadolu’da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren varoldukları kabul edilmektedir. En ileri dönemlerindeki kralları aşağıda verilmektedir :
  • Gyges M.Ö. 680-652
  • Ardys M.Ö. 652-625
  • Sadyattes M.Ö. 625-610
  • Alyattes M.Ö. 610-575
  • Kroisos M.Ö. 575-546
Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi. Bu madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes’te işletilmeye başlaması Lydia’lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lydia’nın Anadolu’daki uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine çevirmişlerdir.

Lydia tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine göçebe bir topluluk olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca Medler ve Perslerle de çeşitli kez savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs 585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında güneş tutulması meydana gelmiş ve savaş böylece sona ermiştir. Lydia devletine son veren Pers kralı Kyros olmuştur.

Lydia soyluları ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı. Bu tümülüsler Sardes’in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında yer alırlar. Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs Anadolu’daki en yüksek yığma mezar örneğidir.

Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır. Demir Çağında incelenmesi gerekenler arasında Karia ve Lykia uygarlıklarını sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan dilleri Hitit öncesi ögeler taşımaktadır. Karialıların daha önceleri Batı Anadolu’da yerleşmiş oldukları bilinen Leleglerden, Lykia’lıların ise Luvilerden geldikleri sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri arasında kayalara oyulmuş anıtlar yer almaktadır.

Lydia devletinin M.Ö. 546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi kıyılarına kadar tüm Anadolu’yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir kültür almaya başladı.
Son düzenleyen Safi; 12 Ekim 2017 23:27
Keten Prenses - avatarı
Keten Prenses
Kayıtlı Üye
23 Kasım 2008       Mesaj #4
Keten Prenses - avatarı
Kayıtlı Üye

Lidyalılar


Lidyalıların aynı bölgede yaşadıkları kayda geçmiş Meonyalılarla henüz kesinleştirilememiş bir ilişkisi bulunmaktadır. Homeros bu bölgeyi anarken Lidyalılardan değil Tmolos Dağı (Bozdağ) eteklerinde yaşayan Meonyalılardan söz eder. Nitekim antik çağ boyunca Lidya'da Meonia isimli bir kent varlık göstermiştir. Bu isim Kula'ya bağlı halihazırdaki adı Gökçeören olan köyün yakın geçmişe kadar geçerli kalmış ismi olan Menye yolu ile günümüze kadar da ulaşmıştır. Meonialıların, Lidyalılar için kullanılmış daha eski isim olduğu, veya Lidyalılardan önce bu bölgede yaşamış, daha sonra da Frigyalıların bir uç kolu olarak tarihte beliren Lidya halkı ile ya kısmen kaynaşmış, ya da güneydeki dağlık bölgeye sürülmüş bir kavim oldukları öne sürülen teoriler arasındadır. Lidya ismi Asur kayıtlarına Luddu şeklinde geçmiştir.

Lidya ülkesi


Lidya hayvansal, bitkisel ve madeni kaynaklar açısından çok zengin bir bölgede yer almaktaydı. Dağları sık ormanlarla kaplıydı, vadilerinde buğday yetiştirilmekte, büyük hayvan sürüleri otlatılmaktaydı. Nitekim Lidyalılar sonradan süvari birlikleri ile ün kazanmışlardır. Ayrıca başkent Sardes'in içinden geçen Pactolos Nehri'nin getirdiği altın tozu Lidya'nın zenginliğine katkıda bulunmaktaydı.

Lidya devleti


Lidyalılar M.Ö. 7. yüzyılda bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmışlardır. Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür: Sırasıyla "Atyadlar", "Heraklidler" ve "Mermnadlar". İlk iki hanedan ve bunların kralları hakkında fazla bir bilgi yoktur. Sadece bu iki hanedanın M.Ö. 2. bin yılın son yüzyıllarında hüküm sürdükleri, efsanevi kral Lid'in ismine dayanarak halkın Lidyalılar diye anılmaya bailandığı bilinmektedir. Bu anlamda Lidya isminin ortaya çıkışıyla, güney komşuları ve akrabaları Karyalıların (efsanevi kral Kar'a dayalı) ve Karya isminin ortaya çıkışı benzerlik göstermektedir.
Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu dönem Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Gyges hakkında bilinenler eski Yunan tarihçisi Heredot'a dayalıdır. Heredot, Gyges'in Miletos, Smyrna ve Kolofon'a karşı saldırgan bir politika izlediğini söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat Herodot'a göre Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Lidyalıar açısından Anadolu'nun batı kıyılarındaki eski Yunan kolonileri Lidya devleti ile deniz arasında bir engel oluşturmuşlardır. Oysa Lidya tarihinin henüz efsanelerle karışık olduğu çağlarda İzmir Körfezi kıyılarından hareketle yurtlarından ayrılan Tirenyalıların Akdeniz'de bir süre ciddi bir güç oluşturdukları bilinmekte, bu denizciler daha sonra günümüzdeki kuzey İtalya'da kurulan Etrüsk medeniyeti ile ilişkilendirilmektedir.

Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos (560-547) dönemidir. Kroisos da Iyonya kent devletlerine karşı saldırgan bir politika izlemiş, fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler içine girmiştir. Lidya devletini gücünün doruğuna ulaştıran Kroisos'un adı şaşaalı zenginlik ifade eder tarzda, hem Batı kültürlerinde hem de Karun şeklinde Doğu kültürlerinde efsaneleşmiştir.
Yine Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak (eski Yunanca'da Halys) yöresinde yaptıkları savaş Alyattes döneminde olmuştur. Lidyalıların yenildikleri bu savaş esnasında Miletos'lu Thales ilk güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).
M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıllık Pers egemenliği dönemine girmiştir.

Lidyalılar ve para

Ad:  4.jpg
Gösterim: 3694
Boyut:  26.0 KB

Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron" madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan aslan başı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos zamanında ortaya çıkmıştır.
Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları İyonya ile çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu (Artemis) veya Kybele, Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrısı-Baki (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların koruyucusu-Santas'dır.

Lidya dili


Lidya dili Hint-Avrupa dil ailesine aittir ve Frig ve daha öncesinde Hitit dilleri ile, ayrıca komşuları Karyalıların ve Misyalıların konuştuğu dille benzerlikler göstermektedir.

Din ve İnanış


İlkçağlarda Türkiye’de çok tanrılı bir din anlayışı hakimdi. Bu nedenle Anadolu için “Bin Tanrı İli” denilmiştir. Anadolu’nun batısında kurulan medeniyetler Yunan tanrılarından, doğuda kurulan medeniyetler ise, Mezopotamya tanrılarından etkilenmişlerdir. Bu durum, Türkiye’nin coğrafi konumundan doğan tabii bir sonuçtur.
1. Lidyalılar din konusunda daha çok komşuları İyonların etkisi altında kalmışlardı.
2. Lidya'da tanrıça Kibele büyük saygı görmekteydi.
3. Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına tapıyorlardı.
4. Lidyalılar Frigyalılarda olduğu gibi kral ve asillerin ölülerini yığma toprak tepeler (tümülüs) altında gizlenen odalara gömerlerdi.
5. Lidya kral mezarları başkentleri Sardes'in yakınındaki Bintepeler yöresindedir
Son düzenleyen Safi; 13 Ekim 2017 16:18
Quo vadis?
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
16 Haziran 2010       Mesaj #5
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Lidyalılar
(MÖ 7 yy. MÖ. 547 ):
  • Gediz ve Büyük Menderes ırmakları arasındaki bölgeye Lidya denirdi.
  • Baş şehri Sard'dı .Mezopotamya'da Ninova'dan başlayan Anadolu'yu boydan boya geçen Sard üzerinden Efes'e ulaşan yola " Kral Yolu" denir.
  • Lidyalılar doğu ile batı arasında ticaretin gelişmesini sağlamışlardır.
  • Dünyada ilk para Lidyalılar tarafından basılmıştır.
  • Ordu teşkilatına önem vermemişlerdir.
  • Tarihi hazineleri "Karun" hazineleridir.
Son düzenleyen Safi; 12 Ekim 2017 23:43
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
13 Ekim 2017       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM

LYDİA

Ad:  5.jpg
Gösterim: 1252
Boyut:  37.8 KB

Anadolu'nun B.'sında, Hermos (Gediz) ve Maiandros (Büyük Menderes) nehirleri arasında bölge; K.’den Mysia, G.’den Karia, D.'dan Phrygia, B.’dan ionia ve Aiolis ile sınırlıydı. (Bu bölgenin adı Homeros'ta Maionia olarak geçer). Bu sınırlar, Lydia kralı Alyattes döneminde Kızılırmak'a, Karun (Kroisos) dönemindeyse Propontis’ten (Marmara denizi) Lykia bölgesine değin genişlemişti. Doğal kaynaklar açısından çok zengin olan bölge (ormanlık, kil ve mermer yatakları, kuartz, altın) atları, battaniye ve halılarıyla ünlüydü. Lydia’nın merkezi Sardeis, başlıca kentleri Magnesia e pros Sipyloi (Manisa), Apollonia, Tralles (Aydın), Thyateira'ydı. Lydia Krallığı'ndan sonra Perşler'in eline geçen bölge satraplık oldu (İ.Ö. 546). Büyük İskender herhangi bir direnişle karşılaşmadan Sardeis'e girdi ve burada Zeus'un anısına büyük bir tapınak yaptırdı. Daha sonra Sejefkiler (İ.Ö. Z70'ler) ve Bergama Krallığı (İ.Û. 190) yöreye egemen oldu. Roma döneminde Asya (Asia) eyaleti içinde yer aldı.

LYDİALILAR


Anadolu’da Hermos, Kaystros ve Maiandros vadilerinde yerleşmiş eski halk. Tarih sahnesine kral Gyges (öl. İ.Ö. 644'e doğr.) döneminde çıkan bu halk, başkenti Sardeis olan bir krallık kurdu. Savaşçı bir halkın önderleri olan Gyges ve ardılları Mermnadlar (547’ye değin), büyük Phrygia devleti Kimmerler tarafından yıkıldığı sırada, kıyıdaki yunan sitelerini ve iç kesimlerdeki halkları egemenlikleri altına almaya giriştiler. Lydia kralları, Kimmerler'i kovdular; Alyattes (İ.Ö. 610-561’e doğr.) sınırlarını Halys'e değin genişletti. Yunan sitelerinin direnişinin Ka-Atina'da Lykabettos tun döneminde (561-547) son bulduğu sakaynaklara ve bilinen ilk paraların basılmasını sağlayan Paktolos'un elektrumuna sahiptiler. Karun, Pers kralı Keyhüsrev'e karşı bir sefer düzenledi. Keyhüsrev, Karun’u Sardeis'te kuşattı ve Lydia'yı yenilgiye uğrattı. Ahemeniler’in egemenliği altına giren Lydialılar, savaşçı niteliklerini yitirdiler, ama yunan kültürü karşısında lydia kültürü, ancak İ.Ö. IV. yy.'da gerilemeye başladı.

LYDİA DİLİ


Antikçağ’da Lydia’da konuşulan dil. (Sardeis'te bulunan lydia dilinde yazılmış metinlerin en eskileri İ.Ö. VI. yy.’a uzanır. Çoğu ise IV. yy.’dan kalmadır. Bu metinler, batı yunancadan türemiş bir abeceyle yazılmıştır. Bu dilin hint-avrupa kökenli olduğu sanılmaktadır, çünkü, hititçe ve luvi diliyle birçok ortak özelliği saptanmıştır.)

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 13 Ekim 2017 16:20
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

22 Mart 2009 / ThinkerBeLL Sanat
22 Mart 2009 / ThinkerBeLL Mimarlık
12 Nisan 2009 / ThinkerBeLL Tarih
14 Mayıs 2009 / Kral_Aslan Asker ww