Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 458.320|Cevap: 8|Güncelleme: 28 Haziran 2016

1. Dünya Savaşı (Birinci Dünya Savaşı)

Blue Blood
11 Aralık 2006 19:47   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

I. Dünya Savaşı

Ad:  bds1.jpg
Gösterim: 687
Boyut:  28.9 KB

CÎHAN HARBÎ ya da HARBİ UMUMÎ olarak da bilinir,
1914-18 arasında Avrupa, Rusya, Ortadoğu, ABD ve başka bazı bölgeleri kapsayan uluslararası savaş.
Sponsorlu Bağlantılar

Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Ösmanlı Devleti’ııin oluşturduğu İttifak Devletleri ile Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya, Japonya ve ABD’nin (1917) oluşturduğu İtilaf Devletleri’ni karşı karşıya getiren bu savaş, İttifak Devletleri’nin yenilgisiyle sona erdi.

SAVAŞI HAZIRLAYAN NEDENLER.
Sanayi Devrimi’ni geçirmiş ilk ülke olarak dünyanın bir numaralı ticari devleti olan ve en uzak yerlere kadar yayılmış bir imparatorluk kuran İngiltere, 1870’ten sonra bu üstünlüğünü sürdürmekle birlikte, giderek yükselen genç devletlerin tehdidiyle karşı karşıya geldi. Bu devletlerin başında hızla büyüyen ekonomisine yeni pazarlar arayan ve dünyadaki yerini almak için uluslararası sulara çıkmak isteyen Almanya yer alıyordu. 19. yüzyılın son çeyreğinde büyük devletlerin dünyanın çeşitli yerlerindeki çıkar çatışmaları da alevlenmeye hazır bir dizi sıcak bölge yaratmış bulunuyordu. Avusturya-Macaristan ile Rusya’nın Balkanlarda egemenlik kurma çabaları Avrupa’da uzun yıllar süren uyumu bozan ilk etken oldu. Bu arada Asya’nın güneyinde bir dizi sömürge edinerek Çin’e sızan Ingiltere ve Fransa ile Orta Asya’ya doğru yayılan Rusya birçok yerde karşı karşıya gelmeye başladı. Birçok devletin ilgisini çeken Afrika’yı paylaşma mücadelesi hızlı bir tırmanışa girdi. İngiltere’nin, Afrika’nın Kuzey ve güneyindeki sömürgelerini birleştirme tasarısı, Fransa’yı bu yolu kesmek üzere Batı’dan Doğu’ya doğru ilerlemeye yöneltti. Bütün bu gelişmeler Avrupa’daki ittifak sistemlerinde de çeşitli değişiklikler yarattı.

Bismarck sonrasında Weltpolitik (dünya politikası) izlemeye başlayan Almanya’nın Avusturya-Macaristan ile sıkı bir yakınlaşmaya girmesi, Rusya’nın borç para aldığı Fransa ile giderek askeri bir ittifak kurmasına yol açtı. Çıkarlarını korumak için Avrupa’nın bölünmüşlüğünü sürdürmeye yönelik bir denge politikası sürdüren İngiltere, bu gelişme üzerine rakiplerinden bazılarını tarafsızlaştırmaya ağırlık vermeye başladı. Bu doğrultuda Almanya ile sürdürdüğü görüşmeler sonuçsuz kaldı. Ama Güneydoğu Asya’da Fransa ile baş gösteren sürtüşmeleri dengelemek amacıyla, Asya’nın yeni bir emperyalist gücü olan Japonya ile anlaşmayı başardı (1902).

Uzun yıllardan beri Fransa ile ilişkileri bozuk olan İtalya, Doğu Afrika’daki girişimlerinde yenilgiye uğramasından sonra, bu ülkeye karşı yürüttüğü gümrük savaşma son verdi; Trablus üzerindeki emellerinin tanınması karşılığında Fransa’ya Afrika’da destek vermeye başladı. Bir süre sonra İngiltere-Fransa ilişkilerinde başlayan yumuşama, diplomatik dengeleri altüst etti. Fransa’nın geleneksel rekabete son verme önerisi, Almanya’da aradığını bulamayan İngiltere’den olumlu bir yanıt gördü. Uzun görüşmeler sonunda 1904’te imzalanan Entente Cordiale (1904) ile, iki ülke arasında karşılıklı ödünlere dayalı bir uzlaşma havası doğdu.

Tam bu sırada patlak veren Rus-Japon Savaşı, bu ülkelerle karşıt ittifak ilişkileri içinde bulunan Fransa ve Ingiltere’nin ortak bir tarafsızlık politikası gütmesi nedeniyle, yerel düzeyde kaldı. Buna karşılık Fas konusunda Fransa ile Almanya arasında baş gösteren bunalımda, İngiltere müttefiki Fransa’yı kararlı bir biçimde destekledi. Almanya’nın giderek güçlenen donanmasından ürken Ingiltere, Japonya karşısındaki yenilgiyle güç duruma giren Rusya ile Asya’daki rekabete son veren bir anlaşma yapma planağım buldu (1907). Böylece Fransa, İngiltere ve Rusya arasındaki Üçlü İttifak kurulmuş oldu.

Rusya’nın 1905 yenilgisini ve Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet’in ilanının (1908) yarattığı iktidar boşluğunu fırsat bilen Avusturya-Macaristan, çatışmanın “dondurulmuş” olduğu Balkanlar’da harekete geçti. Almanya’nın bu ülkeye verdiği destek karşısında gerilemek zorunda kalan Rusya, 1912’de Balkan ülkelerinin birleşerek OsmanlI Devleti’ne savaş açmasını sağladı ve böylece bölgede yeniden inisiyatifi ele geçirdi. OsmanlIların ağır yenilgisinin ardından Balkan ülkelerinin birbirleriyle savaşa tutuşması, Avrupa’nın büyük devletlerini duruma el koymaya yöneltti. Gerçekleştirilen bir dizi antlaşma görünüşte bir barış havası yaratır gibi olduysa da, Güney Slav milliyetçiliğinin odağı haline gelen Sırbistan ile Avusturya-Macaristan arasında keskin bir düşmanlığın tohumu da atılmış oldu. İmparatorluk içindeki öteki milliyetlerin ayaklanmasından çekinen Avusturya’nın Sırbistan’a ders vermeye çalışması, Avrupa’nın barut fıçısı olarak kabul edilen Balkanlar’da I. Dünya Savaşı’na yol açacak kıvılcımın parlamasına yol açtı.

SAVAŞIN PATLAK VERMESİ.
Gavrilo Princip adlı bir Sırp milliyetçisinin askeri manevraları denetlemek için Bosna’da bulunan Avusturya veliaht prensi Franz Ferdinand’la karısını 28 Haziran 1914’te öldürmesi, öteden beri Sırbistan’a gözdağı vermek isteyen Avusturya’ya gereken fırsatı yaratmış oldu. Almanya’nın Rus müdahalesini önleyeceğine güvenen Avusturya, 23 Temmuz’da Sırbistan’a ağır bir ültimatom verdi. Sırbistan’ın', içişlerine karışma niteliğini taşıyan ültimatom maddelerini reddetmesi üzerine de, diplomatik ilişkilerini keserek kısmi seferberlik ilan etti. 27 Temmuz’da Sırbistan’a resmen savaş açtı ve ertesi gün Belgrad’ı bombalamaya başladı.
Ad:  bds.JPG
Gösterim: 696
Boyut:  91.1 KB
Rusya ve Avusturya arasındaki karşılıklı tehditler iki tarafın da genel seferberlik ilan etmesine yol açtı. Bunun üzerine Almanya, Rusya’ya seferberliği durdurması için 24 saatlik, Fransa’ya da tarafsız kalması için 18 saatlik iki ayrı ültimatom verdi (31 Temmuz). Ültimatomların reddedilmesine yanıt olarak Rusya’ya savaş açan Almanya, ertesi gün Lüksemburg’a girdi ve Belçika’dan birliklerine tarafsız topraklardan geçiş hakkı vermesini istedi. 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş açtıktan hemen sonra Belçika’yı işgal etti. Bu durum İngiltere’nin Almanya’ya savaş açmasına neden oldu. Sonraki birkaç hafta içinde ittifak ilişkileri doğrultusunda karşılıklı savaş ilanları birbirini izledi. Buna karşılık İttifak Devletleri ile gizli bir anlaşma yapmış olan Romanya ve saldırıya dönük bir savaşa katılmakla yükümlü olmadığını öne süren İtalya tarafsız kalma yolunu seçtiler. 5 Eylül’de Rusya, Fransa ve İngiltere, İttifak Devletleri ile ayrı bir barış antlaşması yapmamayı öngören Londra Antlaşması’m imzaladılar.

SAVAŞIN İLK EVRELERİ.


Schlieffen Planı.
Savaşın patlak vermesinden yıllar önce aynı anda iki ayrı cephede daha üstün kuvvetlerle çarpışma olasılığını göz önüne alan Alman genelkurmayı, buna uygun bir strateji geliştirmiş bulunuyordu. Önce batıda savunma konumunda kalarak doğuda Rus birliklerini etkisiz hale getirecek bir darbe indirmeye ve ardından Fransız birliklerine dönerek karşı saldırıya geçmeye dayanan bu strateji, 1891’de genelkurmay başkanı olan Alfred von Schlieffen tarafından tam tersine çevrildi. Buna göre Belçika üzerinden bir saldırıyla kestirmeden Fransa içlerine girilecek ve bu cephenin güvence altına alınmasından sonra Rusya’ya kesin bir darbe indirilecekti. Bu plan aynı zamanda Fransa’nın geri çekilme hattını kesecek bir çevirme harekâtını öngörüyordu. Batı Cephesindeki Alman kuvvetlerinin sekizde yedisini sağ kanada yığmayı gerektiren bu strateji daha sonraları sol kanattan gelebilecek bir saldırı olasılığı göz önüne alınarak bir ölçüde yumuşatıldı ve çevirme harekâtının yönü Paris’in batısı yerine kuzeye alındı. 1905’te genelkurmay başkanlığını üstlenen Helmuth von Moltke (Genç) bu planı temelde değiştirmeden benimsedi.

Doğu Cephesi stratejisi.
Çarlık Rusyası’nm en batıdaki toprağı olan Rusya Polonyası, Almanya ve Avusturya arasına sokulmuş geniş bir kama oluşturmaktaydı. Ulaşım yetersizliği nedeniyle Rusya’nın buraya kısa sürede asker sevk edemeyeceğini göz önüne alan Almanya, saldırıya açık bu bölgeye hemen girilmesinden yana değildi. Ama daha doğuda Rusya ile uzun bir sınırı bulunan ve İtalya ile Slav azınlıklarından çekinen Avusturya’nın baskısı üzerine Moltke, Batı Cephesi’ndeki harekât sırasında bu bölgede Rusya’yı oyalayabilecek bir saldırıyı kabul etti. Almanya’yı bir yana bırakarak bütün kuvvetlerini öncelikle Avusturya cephesine sürmeye eğilimli olan Rusyada, Fransa’nın önerileri doğrultusunda, aynı anda iki orduyla Doğu Prusya’ya ve dört orduyla Galiçya’ya saldırmaya dayanan bir strateji benimsedi.

Batılı İtilaf Devletleri nin stratejisi.
Fransa 1870 sonrasında olası bir Alman baskınını durdurmayı ve ardından karşı saldırıya geçmeyi öngören bir strateji çizmişti. Ama Rusya ve İngiltere ile kurulan ittifaklardan cesaret alarak, 1911’de doğrudan saldırıya dönük bir strateji değişikliği yaptı. Genelkurmay Başkanı J.J.C. Joffre’ın bu amaçla hazırladığı XVII. Plan, Alman saldırısının Ardennes üzerinden yapılacağı düşüncesiyle, Lorraine’den geçerek Saar’a saldırmayı ve kuzeyde ilerleyecek Alman kuvvetlerini vurmayı öngörüyordu. Bu arada İngiliz Sefer Birliği’nin de (BEF) bu cepheye destek vermesi bekleniyordu.
Ad:  bds1 (2).JPG
Gösterim: 403
Boyut:  43.9 KB


1914’te Batı Cephesi.
Savaşın patlak vermesiyle birlikte Belçika’ya giren Alman ordularına yol açmak için saf dışı edilmesi gereken Liege, 5-7 Ağustos’ta düştü. Daha sert bir direniş gösteren öteki kaleler ancak ağır obüslerin yetişmesinden sonra alınabildi. Bu arada Gete Irmağı ile Brüksel arasında sıkışan Belçika ordusu Anvers’teki müstahkem mevzilere çekilmek zorunda kaldı. Alman 1. Ordusu 20 Ağustos’ta Brüksel’e girerken, 2. Ordu da Meuse yolu üzerindeki son engel olan Namur önlerine vardı.

14 Ağustos’ta başlatılan Lorraine’e yönelik Fransız saldırısı 20-22 Ağustos’ta durdurulunca, Joffre, Belçika’ya giren Alman ordularını Meuse-Ardennes bölgesinde kıskaca almaya çalıştı. Ama kıskacın sağ kolu püskürtülürken, sol kol da Alman orduları arasında sıkıştı. Mons’a kadar ilerlemiş olan BEF kuvvetleri, Namur’un düşmesinden sonra korumasız sol kanattan çevrilme korkusuyla geri çekildi. Bu gelişmeler üzerine Joffre, Fransız Cephesi’nin merkez ve sol kanadını Verdun’u eksen alan bir hatta kaydırarak Paris’in kuzeyine yeni bir ordu yerleştirdi. Bu sırada sağ kanadı zayıflayan ve çevirme harekâtının yönünü güneybatıya doğru değiştirmek zorunda kalan Almanya, Verdun’un batısına yönelerek Fransız sağ kanadını kuşatma yoluna gitti.

Joffre savunmasız kalan Alman sağ kanadına karşı 5 Eylül’de genel bir saldırı başlattı. Marne Vadisinde bulunan Alman ordularının savunma amacıyla ikiye ayrılması, Fransız ve İngiliz birliklerinin ilerleyebileceği bir boşluk doğurdu. Bu tehlike karşısında Alman komutanlar geri çekilme emri verdiler. Bu sırada Lorraine’de girişilen saldırı da başarısızlığa uğrayınca, Alman sağ kanadı daha kuzeyde Aşağı Aisne ve Chemin-des-Dames Sırtına doğru çekildi. Almanların İtilaf kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmasıyla, eylül sonlarında bir siper sâvaşı başladı.

Böylece her iki taraf da umutlarını birbirlerinin batı kanatlarını kuşatmaya bağladı.
Belçika ordusunun yarma harekâtları ve İngilizlerin Belçika kıyılarına çıkarma yapma tehlikesi karşısında, Almanlar 28 Eylül’ de Anvers’i ağır top ateşi altına aldılar. Anvers’in 11 Ekim’de düşmesine karşın, İngilizlerin gönderdiği deniz ve kara birlikleri Belçika ordusunun Flandre kıyıları boyunca çekilerek yenilgiden kurtulmasını sağladı. Alman sağ kanadını arkadan çevirmeye yönelik iki girişimleri sonuçsuz kalan Fransızlar, daha kuzeyde BEF ile birlikte yeni bir girişim için hazırlıklara başladılar. 14 Eylül’de Moltke’nin yerine geçen Erich von Falkenhayn, bu gelişmeyi görerek savunmayı pekiştirmek üzere Lorraine’deki bir orduyu kuzeye kaydırdı. Ayrıca kıyı kesimini temizleyerek İtilaf kuvvetlerinin batı kanadını çökertecek bir saldırı planı yaptı. İngiliz birliklerinin 19 Ekim’de Ypres’ten (Ieper) başlattığı saldırının ertesi günü Alman ileri harekâtı da başladı. Belçika birliklerinin mevzilerinden çekilmesiyle Almanlar kıyıya doğru yöneldiler. İtilaf kuvvetlerinin aleyhine gelişen Ypres Çarpışması, Fransız birliklerinin 22 Kasım’da İngilizlerin direnişini takviye etmesinden sonra yavaşlayarak siper savaşına dönüştü.

1914’te Doğu Cephesi.
Rus başkomutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç’in yeterli hazırlık yapmadan Doğu Prusya’ya karşı giriştiği kıskaç harekâtı, 19-20 Ağustos’ta Gum- binnen’de kazanılan çarpışmanın ardından yavaş bir ilerleme gösterdi. Bundan yararlanan Almanlar kuvvetlerini toparlayıp Rus 2. Ordusu’nu iki yandan kuşatarak yarı yarıya yok ettiler. Eylül ortalarında Rus birliklerini Doğu Prusya’dan çıkardıktan sonra, asıl kuvvetlerini Avusturya saldırısının durakladığı Polonya’nın güneybatısındaki Czçstochowa-Kraköw Cephesi’ne kaydırdılar. Almanların Varşova’ya, AvusturyalIların Przemysl’e karşı aynı anda başlattığı saldırılar, Rusların cepheye asker sevkiyatını tamamlamasıyla ekim sonlarında çıkmaza girdi. Almanlar Silezya’ya doğru ilerleyen üstün Rus birliklerini ikiye ayırarak bu geniş çaplı harekâtı bozmayı başardılar. Aralık ortalarında bu cephede Varşova önlerindeki Bzura-Rawka hattına çekilmek zorunda kalan Ruslar, Galiçya’da da eski siperlerine döndüler.

1914 Sırp seferi.
Avusturya’nın bu cephede az bir kuvvetle başlattığı ilk saldırıyı Sırplar kolayca durdurdu. Eylül başlarında Sırpların Sava Irmağı üzerinde giriştiği karşı saldırı, Avusturya’nın batıda Bosna’dan yeni bir harekât başlatmasıyla kırıldı. Avusturya, çıkmaza giren savaşı üçüncü bir saldırıyla lehine çevirerek 30 Kasım’da Belgrad’a girdiyse de, toparlanan Sırp kuvvetleri 15 Aralık’ta kenti geri aldı ve Avusturya ordusunu bozguna uğrattı.

Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi.

Özellikle Rusya’nın Boğazlar üzerindeki tehdidi karşısında Almanya ile ittifakı çıkar yol gören Osmanlı yönetimi, 2 Ağustos’ta, Rusya’ya karşı Almanya’nın yanında yer almayı öngören gizli bir antlaşma imzalamış bulunuyordu. İngiltere’nin savaşa katılması, bazı Osmanlı yöneticilerinin Rusya ile uzlaşma yolları aramasına yol açtı. Ama Rusya ittifak önerisini geri çevirdi.

Alman muhripleri “Goeben” ve “Breslau”nun Çanakkale Boğazını geçerek 10 Ağustos’ta Marmara’ya girmesi, İstanbul’daki havayı Alman yanlısı Enver Paşa’mn lehine çevirdi. İtilaf Devletleri’nin protestosu üzerine, bu Alman muhripleri Osmanlı Devleti’ne satılmış gibi gösterildi ve “Goeben”e “Yavuz”, “Breslau”ya ise “Midilli” adı verildi. “Yavuz”un Karadeniz’e geçerek 29-30 Ekim’de Odessa ve öteki Rus limanlarını bombalaması üzerine, 1 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar. Hindistan’dan gelen bir İngiliz birliği 21 Kasım’da Basra’yı işgal etti. Osmanlılarm 1914-15 kışında Kafkasya’da ve Sina Çölünde başlattığı saldırılar sonuçsuz kalmakla birlikte, bazı Rus ve İngiliz birliklerini bu uzak bölgelere bağlayarak Alman stratejisine önemli katkıda bulundu.

1914-15’te deniz savaşları.
Savaş patlak verdiğinde en büyük deniz devleti İngiltere’ nin, 13’ü yapım halinde 42, başlıca rakibi Almanya’nın ise 9’u yapım halinde 27 büyük savaş gemisi vardı. Savaşın başlarında İngiltere ticaret yollarını korumaya ağırlık verirken, Almanya da sayısal dengeyi sağlamak için denizaltı ve vurkaç saldırılarını esas aldı.

Almanların Doğu Asya filosuna bağlı “Emden” kruvazörü Hint Okyanusunda İtilaf limanlarına ve gemilerine birçok saldırı düzenledikten sonra 9 Kasım’da batırıldı. Bu arada ana filo da, peşine düşen İngiliz gemilerini Şili açıklarında büyük bir yenilgiye uğrattı. Ama 8 Aralık’ta İngilizlerin büyük bir deniz kuvveti yığdığı Falkland Adalarına karşı girişilen saldırı bozguna dönüştü. Alman kruvazörü “Dresden”in Juan Fernandez Adaları açıklarında batırılmasıyla (14 Mart 1915), Almanların açık deniz harekâtı noktalandı.

Dover Boğazını mayınlayan ve İskoçya ile Norveç arasındaki suları devriye gemileriyle denetleyen İngilizlerin deniz ablukası karşısında, Almanlar da Atlas Okyanusunda İngiltere ve Fransa’ya ikmal malzemesi taşıyan gemilere yönelik bir denizaltı savaşı başlattılar. Bu arada sivil yolcuların bulunduğu gemilerin de batırılması, ABD’nin yoğun protestolarına yol açtı. ABD’yi daha fazla kışkırtmaktan çekinen Alman yöneticilerinin deniz kuvvetleri komutanlığına ağır basmasıyla, “sınırsız” denizaltı savaşma ara verildi.

Almanların sömürgelerini yitirmesi.
Avrupa’dan takviye alamayan Alman denizaşırı sömürgeleri, savaş boyunca İtilaf saldırılarına kendi güçleriyle karşı koymaya çalıştılar. Togo savaşın ilk ayında İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin eline geçti. Denizden ve karadan kuşatılan Kamerun uzun bir direnişin ardından 18 Şubat 1916’da düştü. Güney Afrika’nın üstün kuvvetlerle Alman Güneybatı Afrikası’na (Namibia) karşı giriştiği saldırı, ordu içindeki Alman subayların ayaklanması yüzünden ancak bir yıl sonra başarıya ulaşabildi. Çin kıyısındaki küçük Alman sömürgesi Kiaotsçhou’daki (Jiaozhou) Oingdao limanını İtilaf gemilerinin yardımıyla işgal eden Japonlar, bu arada savunmasız kalan Mariana, Caroline ve Marshall adalarını da aldılar. Yeni Zelanda, Batı Samoa’ya çarpışmasız girerken, Avustralya da Yeni Gine’yi işgal etti.

Alman Doğu Afrikası, as kari denen, Almanların eğittiği yerli askerlerin savaşçılığı sayesinde savaşın sonuna değin direndi. Alman komutanı Paul von Lettow-Vorbeck, Kasım 1914’teki İngiliz çıkarmasını püskürttükten sonra. Şubat 1916’da kuzeyden ve güneyden girişilen geniş çaplı bir ortak saldın sonunda Dar es-Salaam ve Tabora’yı yitirmekle birlikte, küçük birliğini yenilgiden kurtardı. Kasım 1917’de Portekiz Doğu Afrikası’na yapağı başarılı bir baskının ardından, Eylül ı918’de Kuzey Rodezya’ya saldırdı. Almanya’nın ateşkes imzalaması üzerine, savaş boyunca 12 bin kişilik birliğiyle 130 bin kişilik itilaf kuvvetlerini bu bölgede oyalamayı başaran Lettow-Vorbeck 25 Kasım’da teslim oldu.

SAVAŞIN KİLİTLENMESİ.


Yeni stratejiler ve Çanakkale seferi. Savaşın uzun süreli ve yıpratıcı bir nitelik kazandığını gören Alman genelkurmayı, 1914 sonlarında Doğu Cephesi’ne ağırlık veren bir stratejiye yöneldi. İngilizlerin Baltık kıyılarına ya da Balkanlar’a çıkarma yaparak İttifak Devlet- leri’ni başka bir cepheden zorlama önerisini benimsemeyen Fransızlar, Alman siperlerine yönelik saldırıları sürdürme stratejisini kabul ettirdiler. Bu arada Rusya, İngiltere’ ye başvurarak Kafkas Cephesi’nin yükünü hafifletmek amacıyla Osmanlı Devleti’ne karşı yeni bir cephe açılmasını istedi. İngiliz yönetimi içindeki sert tartışmalardan sonra, deniz kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadasına çıkarma yapması kararlaştırıldı.

Bir İngiliz filosunun, kara birliklerinin gelmesini beklemeden 19 Şubat’ta başlattığı saldırının ilk ayında, Çanakkale Boğazındaki dış savunma hatlarını yıkmanın ötesinde bir başarı elde edilemedi. 18 Mart’taki boğazı geçme girişiminde iki İngiliz ve bir Fransız savaş gemisi battı. Mısır’dan gelen birliklerin 25 Nisan’da kıyıya yaptığı çıkarma, Liman von Sanders ve Mustafa Kemal komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin kararlı direnişiyle karşılaştı. Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin Anbumu’nda bir köprübaşı tutmasından sonra, karaya iki gün içinde 20 bin kişilik bir kuvvet çıkarıldı. Beş noktada çıkarma harekâtına girişen İngilizler, bunların yalnız üçünde karaya ayak basabildiler. Yeterli destek alamadıklarından, bu noktalardaki birlikler yerlerine çakıldı. Bu sırada harekâtın çıkmaza girmesi Londra’da bir hükümet bunalımına yol açtı. Liberal hükümet yerini bir koalisyon hükümetine bıraktı.

İngiliz genelkurmayı Osmanlı kuvvetlerinin kuzey-güney ikmal hattını kesmek amacıyla Sarıbayır Tepelerini ele geçirmeye yönelik yeni bir plan hazırladı. 6-7 Ağustos gecesi Anbumu’ndaki köprübaşı güçlendiri- hrken, Anafarta limanına da yeni birlikler çıkarıldı. Bunu izleyen saldırıların da sonuçsuz kalması üzerine harekâttan vazgeçildi. Aralık 1915-Ocak 1916 arasında bütün İtilaf birlikleri geri çekildi. Büyük umutlarla girişilen bu harekât İtilaf Devletleri’ne 214 bin kayba mal oldu.

1915’te Batı Cephesi.
Fransız ve Ingiliz kuvvetleri şubat ve mart aylarında Alman siperlerine karşı giriştikleri saldırılarda ağır kayıplara karşılık yalnızca birkaç yüz metrelik ilerleme sağlayabildiler. Genellikle savunmada kalan Almanlar, İtilaf kuvvetlerinin Ypres’teki ileri mevzilerine karşı bir saldın başlattılar. Bu cephede ilk kez kullanılan zehirli gaz İtilaf askerleri arasında büyük bir panik yarattı. Daha önce Polonya’da ters hava koşullarında kötü sonuç verdiği için zehirli gaz bombası üretiminden vazgeçilmiş olması, Almanların bu silahtan yararlanma şansını kısıtladı. Bir ay süren çarpışmalar sonunda cephe hattı pek az değişikliğe uğradı.
İtilaf kuvvetlerinin eylül sonunda Lens çevresinde üç cepheden büyük kuvvetler ve makineli tüfeklerle giriştiği ortak saldırı, başlangıçta elde edilen başarılara karşın, ikmal desteğinin gecikmesi nedeniyle büyük kayıplarla noktalandı. Aralıkta İngiliz başkomutanlığına Sir Douglas Haig getirildi.
Ad:  bds2.JPG
Gösterim: 276
Boyut:  41.5 KB

1915’te Doğu Cephesi.
Silezya’ya yönelik bir ileri harekât öncesinde kanatları pekiştirmeyi amaçlayan Ruslar, 1915 başlarında Doğu Prusya’nın güney sınırına saldırı hazırlıklarını yoğunlaştırdılar. Ama Alman komutanı Ludendorff daha erken davranarak dört Rus tümenini kuşattı ve bu tasarıyı önledi. Galiçya’daki çarpışmalar ise Rusya’nın lehine gelişmeye başladı. Bunun üzerine İttifak Devletleri Rusya’nın Dunajec Irmağı yöresindeki cephe merkezini dağıtmaya yönelik bir saldırıya geçmeye karar verdiler. 2 Mayıs’ta başlayan saldırıyla bozguna uğrayan Rus kuvvetleri sürekli gerilemek zorunda kaldı. Böylece Rus Cephesi ikiye bölünmüş oldu. Bu gelişmeyi beklemedikleri için gerekli hazırlıklardan yoksun olan İttifak komutanları kesin darbe indirme şansını yitirdiler.

Avusturya’yı yeni saldırılardan korumak isteyen Alman genelkurmay başkanı Falkenhayn, saldırının yönünü kuzeye çevirerek Doğu Prusya’dan ilerleyecek Alman birlikleriyle Rus ordularını sıkıştırma yoluna gitti. Ama Ruslar Narew Irmağı kıyısında saldırıyı durdurarak ana kuvvetlerini doğuya çekmeyi başardılar. Bunun üzerine, Ludendorff’un öteden beri savunduğu Kaunas (Kovno)-Daugavpils(Dvinsk)-Vilnius (Wilno) üçgeni üzerinde geniş bir kuşatma harekâtına girişme planı uygulandıysa da, geç başlayan bu harekât güçlü Rus direnişi karşısında sonuç vermedi. Böylece 1915 sonbaharında Doğu Cephesi’nde de, Baltık Denizi kıyısındaki Riga’nın batısından güneye doğru inerek Romanya sınırındaki Czçrnovvitz’e (Çernovitsi, bugün Çernovtsi) kadar uzanan sabit bir savaş hattı oluştu.

1914-16’da Kafkasya ve İran.

Rus ve Osmanlı ordularının karşı karşıya geldiği Kafkasya Cephesi’nin odak noktaları Doğu Anadolu ve Azerbaycan’dı. Bakû petrol yataklarını ele geçirmeyi ve Orta Asya ile Afganistan’a girerek Hindistan’ı baskı altına almayı amaçlayan Osmanlı Devleti’nin önündeki en önemli engeller, ulaşım güçlüğü ve yöredeki Ermenilerin düşmanlığıydı.

Kasım 1914’te Ruslar Sarıkamış üzerinden Erzurum’a yürümeye başlayınca, Enver Paşa komutasındaki Osmanlı 3. Ordusu da Kars ve Ardahan’ı hedef alan üç yönlü bir saldırıya girişti. Savaşın yanında, soğuk ve yorgunluk nedeniyle de 50 bin kişiye yakın kayıp veren Osmanlı kuvvetleri, Ocak 1915’te Sarıkamış ve Ardahan’daki çarpışmalarda tam bir yenilgiye uğradı. Bu arada Azerbaycan’ın tarafsız bölgesine giren ve Tebriz’i alan Osmanlı birlikleri de Ruslann karşı harekâtına direnemeyerek martta geri çekildi.

Rus orduları Ocak 1916’da Doğu Anadolu’ da geniş çaplı bir saldın başlattı. Erzurum, Trabzon ve Erzincan düştükten sonra Ruslar Van Gölünün doğusuna kadar ilerlediler. Ağustos 1916’da Muş ve Bitlis’i geri alan Osmanlı ordusunun giriştiği karşı saldın Oğnut’ta (Gönük) durduruldu. Bunu izleyen çarpışmalar bu cephedeki durumu pek etkilemedi.
Tarafsız kalmasına karşın savaşan tarafların mücadelesine sahne olmaktan kurtulamayan İran, kuzeybatıda Osmanlı ve Rus ordulannın işgaline uğradı. Alman ve İngiliz ajanlarının güneydeki kışkırtmaları yerel ayaklanmalara yol açtı.

1914-Nisan 1916 arasında Irak.
1914’te, İran’daki petrol kuyularını korumak için Basra’yı işgal eden İngilizler, Hindistan’a yönelebilecek bir saldırıyı önleme ve OsmanlI yönetimindeki Arapları yanlarına çekme düşüncesiyle, Irak içlerine ilerlemeye başladılar. Eylül 1915’te Kutü’l-Amare’ ye girerek Basra’daki üssünden 800 km kadar uzaklaşan İngiliz birliği, Bağdat’ı almaya yöneldi. Ama sonuçsuz bir çarpışmanın ardından geri çekildiği Kutü’l-Amare’de Osmanlı birliklerince kuşatıldı ve 29 Nisan 1916’da teslim olmak zorunda kaldı.

1915-Temmuz 1917 arasında Mısır cephesi.

OsmanlIların etkisiyle Kasım 1915’te Mısır’daki İngiliz kuvvetlerine saldırılar düzenlemeye başlayan Libya’daki Senusiler, birkaç ay süren çarpışmaların ardından püskürtüldü. İngiliz kuvvetleri bir yıl sonra Siva Vahasını işgal ederek Senusileri etkisiz hale getirdi. Bu arada Osmanlı ordusunun 1915 ve 1916’da iki kez ele geçirme girişiminde bulunduğu Süveyş Kanalını, Sina Çölü üzerinden gelebilecek tehditlere karşı koruma sorunu öne çıkmıştı. İngiliz casusu Lawrence’ın çabalarıyla Hicaz’da başlayan ayaklanmanın (bak. Hicaz Ayaklanması) Filistin ve Suriye’ye kadar yayılması, bu tehlikeyi ortadan kaldırdığı gibi, Osmanlılar için büyük önem taşıyan Hicaz demiryolunu da tehdit edecek bir düzeye çıktı. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngiliz komutanı Archibald Murray, Aralık 1916’da geniş çaplı bir ileri harekât başlatarak Sina Çölündeki bazı Osmanlı ileri karakollarını ele geçirdi. Mart 1917’de Gazze’nin düşmek üzere olduğu bir sırada Murray, savaşın gidişinden çekinerek geri çekilme yoluna gitti. Ertesi ay bu yanlışı düzeltmek için yeniden saldırıya geçtiyse de, ağır kayıplar vererek püskürtüldü.

1915-16’da İtalya cephesi.
İtilaf Devletleri, Avusturya-Macaristan ve Sırbistan’ın bazı topraklarında gözü olan İtalya ile 26 Nisan 1915’te gizli bir antlaşma imzalayarak bu ülkenin Avusturya’da savaş açmasını sağladılar. Avusturya’nın öteki cephelerden fazla güç kaydıramayacağım düşünen İtalyan başkomutanı Luigi Cadorna, cephe gerisini ve sol kanadını kuzeyden gelebilecek bir saldırıya açık bırakarak Isonzo Irmağı vadisi üzerinden doğuya yönelik bir harekât başlattı. Irmağın taşması sonucu ilerleyemeyince, bir siper savaşma tutuşmak zorunda kaldı. Bunu Avusturya siperlerini geçmeye yönelik Isonzo Çarpışmaları izledi. Ama 1915’te girişilen dört saldırı da büyük kayıplara karşın sonuç vermedi. Mart 1916’daki başansız saldırının ardından Avusturya birliklerinin kuzeyden Asiago bölgesine girmesiyle İtalyan cephesinin yönü değişti. Haziran ortalarında karşı saldırıya geçen İtalyanlar işgal edilen topraklarının ancak üçte birini geri alabildiler. Doğu cephesinde Gorizia’nin (Görz) alınmasından sonraki saldırılar boşa çıktı. Avusturya’nın iki katını bulan İtalyan kayıpları 1916 sonunda 500 bin kişiye ulaşmıştı.

1915-17’de Sırbistan cephesi.
Öteden beri Sırbistan’ın hesabını görmek isteyen İttifak Devletleri, Osmanlı Devleti’yle Balkanlar üzerinden güvenli bir demiryolu bağlantısı kurma konusu da gündeme gelince, 1915 yazında güney cephesine ağırlık vermeye başladılar. 6 Eylül’de Bulgaristan’la bir ittifak anlaşması imzalandıktan bir ay sonra, Avusturya ve Alman kuvvetleri Tuna’yı geçerek Sırbistan’a girdi. Bulgaristan da doğudan ve Makedonya üzerinden saldırıya geçti. Bunun üzerine Yunanistan’ın Selanik limanına çıkarma yapan İtilaf kuvvetleri kuzeye doğru ilerledi. Ama Bulgarlar önlerini keserek onları Yunanistan sınırına püskürttüler. Bu arada kuşatmadan kurtulmak isteyen Sırp ordusu da çetin kış koşullarında geri çekilerek Korfu Adasına sığındı.
1916 sonbaharında Selanik’e yeni İtilaf birlikleri çıkarılmasına karşın, ilerlemelerini sürdüren Bulgarlar, Sırbistan’la Yunanistan’ın bazı bölgelerini işgal ettiler. Bu cephede 500 bin kişiye ulaşan İtilaf ordusu hiçbir ilerleme sağlayamadan yerinde çakılıp kaldı.

1916’da Batı Cephesi.
Rusya’nın etkisiz hale geldiği kanısına varan Alman genelkurmay başkam Falkenhayn, saldırı için koşulların olgunlaştığını düşündüğü Batı Cephesi’nde, Verdun’u çökertmeyi hedef alan yıpratıcı bir savaş başlattı. 24 km’lik bir cephede yoğun bombardımanla birlikte girişilen ileri harekâtların bir savaş aldatmacası olmadığı anlaşılınca, Fransızlar General Petain komutasında savunmaya dönük düzenlemelere geçtiler. Bu arada Rusya ve İtalya da Batı Cephesi üzerindeki baskıyı hafifletmek için yeni saldırılara giriştiler. İngiltere’de zorunlu askerliğin kabul edilmesinden sonra yaz aylarında yapılması tasarlanan genel saldırının hazırlıkları hızlandırıldı.

Ağır, ama düzenli bir biçimde ilerleyen Alman birlikleri haziran sonlarında Verdun önündeki son mevzilere ulaştı. Petain’in Meuse (Maaş) Irmağının batı yakasını boşaltmaya hazırlandığı bir sırada, Somme İrmağı kıyısında başlayan İtilaf saldırısıyla Almanların ilerleyişi durdu.
İngiliz ve Fransız birlikleri 1 Temmuz’da iki ayrı cepheden yürüyüşe geçti. Topçu ateşinin temizlediği alanda ağır donatımlarıyla beklendiği kadar hızlı ilerleyemeyen İngiliz piyadeleri, Alman makineli tüfekleri karşısında büyük kayıplar verdiler. Üstün Fransız kuvvetlerinin görece başarısı, sonucu değiştirecek bir etki yapmadı. İngilizlerin bundan sonra izlediği adım adım ilerleme taktiği, Alman direnişini zorlamaya başladı. İngilizler 15 Eylül’de ilk kez savaş alanına az sayıda tank sürdüler. Dört ay süren Somme Çarpışması, Almanların Verdun’dan kuvvet çekmesi dışında bir sonuç getirmedi. Alman baskısının gevşemesinden yararlanarak karşı saldırılarla eski mevzilerini büyük ölçüde ele geçiren Fransızlar, İtilaf kuvvetlerinin saldın stratejisine katkıda bulunamayacak ölçüde güçten düştüler.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 03:59
Diğer Konular:
Blue Blood
11 Ocak 2007 15:24   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Jutland Çarpışması.


1916 yazı, aynı zamanda, Almanların Açık Deniz Donanması ile İngilizlerin Büyük Donanması arasında tarihin en büyük deniz çarpışmasına sahne oldu. Denizaltıların vurkaç saldırılarıyla tek tek gemi avlayarak denge sağlama stratejisinin başarı şansı bulunmadığını gören Almanlar, İngilizlerin Büyük Donanması’mn bir bölümünü açık denizlere çekerek yok etmek için bir plan hazırladılar.
Ad:  bds.jpg
Gösterim: 373
Boyut:  45.4 KB

Alman kruvazörlerinin 25 Nisan’da iki İngiliz limanını bombalaması, Almanların beklediği sonucu verdi. Bir İngiliz filosu Büyük Donanma’nın Scapa Flow’daki üssünden ayrılarak, saldırı için Rosyth’teki kruvazör filosuyla buluşmak üzere güneye açıldı. Almanlar bu iki filoyu tuzağa düşürmek amacıyla, ana filonun arkadan izlediği bir grup gemiyi yem olarak Norveç açıklarına gönderdiler. Ama 30 Mayıs’ta harekâtla ilgili sinyalleri çözen İngilizler, bütün Büyük Donanma’yı Skagerrak Boğazına doğru yola çıkardılar. Ertesi gün öğle sularında İngiliz filosunun öncü kruvazörleriyle Almanların yem olarak öne sürdüğü grubun gözcü gemileri savaşa tutuştu. İngilizler ağır kayıplar vermeye başladılar. Birkaç saat sonra Almanların Açık Deniz Donanması savaş alanına yaklaşınca, İngiliz amiral Beatty, Almanları Büyük Donanma’ya doğru sürüklemek için kuzeye döndü.

Alman gemilerinin rotasına ters bir savaş düzeni alan Büyük Donanma, beklediği etkili darbeyi indiremedi. Aynı anda 180 derecelik bir dönüş yapan Alman donanması, arkasında torpido gemilerinin yaydığı bir sis perdesi bırakarak izini kaybettirdi. Ama Ingiliz donanmasını arkadan çevirme düşüncesiyle yeniden geri döndü. Bu kez daha kötü bir duruma düşerek arada sıkışan Almanlar yoğun bir bombardıman altına girdiler. Alman amirali Scheer, geri çekilebilmek için kruvazör ve destroyerlerini tehlikeye atarak İngiliz donanmasına yönelik aldatıcı bir saldırı başlattı. Gemilerini yana çeken İngiliz amirali Jellicoe, Alman donanmasını yok etme şansını elinden kaçırdı. Üstelik gece karanlığında Alman gemilerinin yönünü kestiremediğinden, fazla güneye indi. Bu arada Alman gemileri İngiliz donanmasının arkasından geçmeyi başararak Danimarka kıyıları açıklarından limanlarına döndü.
Her iki tarafın da kendisini galip olarak gördüğü çarpışmada İngilizler, üçü ağır altı kruvazör, sekiz torpido gemisi ve 6.274 subay ve er, Almanlar ise bir zırhlı savaş gemisi, bir ağır kruvazör, dört hafif kruvazör, beş torpido gemisi ve 2.545 subay ve er yitirdiler. İngilizler kayıplarına karşın Kuzey Denizindeki üstünlüklerini sürdürdüler.

1916’da Doğu Cephesi.
Mart ayında Batı Cephesi’ni rahatlatmak için giriştikleri saldırıda pek az ilerleme sağlayan Ruslar, yazın cephenin merkezinden yapılacak geniş çaplı bir saldırı için hazırlıklara başladılar. Bu harekât kuzeyde iç kesime yönelik bir manevra, güneyde de aldatıcı bir saldırıyla desteklenecekti. Avusturya’nın Asiago saldırısıyla güç duruma düşen İtalyanların başvurusu üzerine, güney kanadının harekât tarihinden 10 gün önce giriştiği saldırı beklenmedik bir biçimde Avusturya savunma hatlarını çökertti. Buradaki Rus kuvvetleri iki koldan cephe arkasına sarktı. Ama Rus Cephesi’nin kuzey ve orta kesimlerinde beklenen saldırılar gerçekleşmedi. Güneye kuvvet kaydırma çabaları gecikince, Alman destek birlikleri Karpat Dağlarına kadar inen Rus ilerleyişini durdurmayı başardı. Böylece, bir milyon Rus askerini harcama pahasına Avusturya’ya indirilen ağır darbeyi zafere dönüştürme olanağı ortadan kalktı.

Bununla birlikte saldırı dolaylı olarak iki önemli gelişmeye yol açtı. Almanlar Batı Cephesi’nden hareket yeteneklerini kısıtlayacak ölçüde kuvvet çekmek zorunda kaldılar. Öte yandan, Romanya Avusturya’dan toprak alma umuduyla savaşa girdi.
Romanya’nın ağustos sonlarında Erdel (Transilvanya) üzerinden başlattığı ileri harekât çok yavaş gelişti. Bu arada Bulgar kuvvetleri Dobruca’ya girdi. Erdel’de duraklayan Rumen birlikleri, İttifak kuvvetleri karşısında gerilemeye başladı. Kış bastırmadan birleşmeyi başaran Alman ve Bulgar kuvvetleri Bükreş’i alarak felce uğrayan Rumen ordusunu Boğdan’da sıkıştırdı. Böylece Romanya’nın buğday tarlaları ve petrol kuyuları ittifak Devletlerimin eline geçerken, Ruslar 500 km’yi bulan yeni bir cephede savunmaya geçmek zorunda kaldılar.

1916’da denizaltı savaşı.


Şubat ayında yeniden başlayan denizaltı savaşı, ABD ve İspanya ile diplomatik ilişkilerin bozulmasını istemeyen Alman yöneticilerinin baskısıyla durduruldu. Bu sırada genelkurmay başkanlığını üstlenen Hindenburg, bütün ağırlığı Doğu Cephesi’ne vererek Rusya’yı yendikten sonra batıya dönme planını benimsedi. İngiliz deniz ablukası ve Batı Cephesi’ndeki tehditler bu planı engellediğinden, askerler “sınırsız” denizaltı savaşının 1917 başlarında yeniden başlatılması görüşünü benimsettiler.

Barış girişimleri ve ABD politikası.
Savaş öncesinde işçi sınıfının uluslararası dayanışmasından söz eden II. Enternasyonal’e bağlı sosyalist partilerin çoğu, savaş patlak verdiğinde kendi burjuvazilerinin yanında yer almış bulunuyordu. Azınlıkta kalan sosyalistlerin bir bölümü barışın yeniden kurulmasını temel alırken, Lenin’in başını çektiği Bolşevikler, burjuvazinin iç bölünmelerinden yararlanarak “emperyalist savaş”! bir dizi ülkede devrime dönüştürecek bir eylem çizgisini benimsediler.

Barış konusunda ilk etkili adımları ABD başkanı Woodrow Wilson attı. Almanya’nın denizaltı savaşıyla ABD’yi savaşa sürüklemesinden çekinen Wilson, 1916 başlarında arabuluculuk için İtilaf Devletleri ile görüşmeye oturdu. Ingilizler, Almanya’nın arabuluculuğu reddetmesi durumunda ABD’ nin savaşa girmesi ve bu girişimin ancak İngiltere’nin onayıyla başlaması koşuluyla öneriyi kabul ettiler. Ama yaklaşan başkanlık seçimleri ve İngilizlerifi deniz ablukasını sıklaştırarak ABD ticaretine de darbe vurması, Wilson’m barış girişimlerine ara vermesine yol açtı.

Wilson’ın arabuluculuk isteğini öğrenen Alman şansölyesi Bethmann görüşme yoluyla barış politikasını savunmaya başladı. Bu amaçla ABD başkanlık seçimlerine değin denizaltı savaşının ertelenmesini sağladı. Ama Wilson kasımda başkan seçildikten sonra hemen harekete geçmedi. Bu sırada Romanya’da kazanılan zafer, Alman askeri çevrelerinin de Almanya lehine bir barış görüşünü benimsemesine yol açtı. Böylece Bethmann 12 Aralık’ta, İtilaf Devletlerince kabul edilmesi olanaksız Alman barış koşullarını açıkladı.

Bunun üzerine Wilson iki tarafı da “savaş hedefleri”ni açıklamaya çağırdı. Bu girişimden hoşnutsuzluk duymakla birlikte, ABD kredi ve savaş gerecine bağlı olduklarından olumsuz bir tepki gösteremeyen İtilaf Devletleri, Almanların kabul edemeyeceği kapsamlı bir barış önerdiler. Almanlar ise, ABD ile İtilaf Devletleri’nin arasını açma düşüncesiyle, barış görüşmelerine başlama ilkesini benimsediler. Bu manevralar pek sonuç vermedi.

Wilson’m 1917 başında ortaya attığı “zafersiz barış” görüşü, İtilaf cephesinde olumlu bir yankı yarattı. Bu konuda Avusturya da istekli görünmekle birlikte, Almanya daha önce kararlaştırdığı “sınırsız” denizaltı savaşını başlattı. Wilson buna Almanya ile diplomatik ilişkileri keserek yanıt verdi ve Kongre’den ABD ticaretini korumak üzere önlemler alınmasını istedi. Bu sırada Alman dışişleri bakanı Zimmermann’ın Meksika’ daki büyükelçisine gönderdiği şifreli bir telgrafın ABD basınında yayımlanması, ABD politikasında köklü bir değişikliğe yol açtı. ABD ile savaş durumunda bazı ABD eyaletlerini almak üzere Meksika ile Almanya arasında ittifak kurma tasarısının yer aldığı telgraf, ABD kamuoyunda Alman aleyhtarlığının artmasına yol açtı.

SAVAŞ DENGESİNDE DEĞİŞİKLİKLER.


Ocak-Mayıs 1917’de Batı Cephesi.
1916’daki genel saldırının pek sonuç vermemesi, İngiltere ve Fransa’da savaşın yönetiminde önemli değişiklikler doğurdu. İngiltere’de kurulan yeni koalisyon hükümetinde Liberaller arasında beliren görüş ayrılıkları, Başbakan Lloyd George’u Muhafazakârların desteğine daha fazla dayanmaya yöneltti. Bu durum, askeri konularda Muhafazakârlar ile komutanların çekişmesi arasında kalan dar savaş kabinesinin etkili kararları zamanında almasını önledi. Fransa’da ise yıpratma stratejisini temel alan Joffre’nin yerine, Fransız ordusunun belirleyici bir rol üstleneceği kesin bir saldırıyı savunan General R. G. Nivelle başkomutanlığa getirildi.
Ad:  bds3.JPG
Gösterim: 280
Boyut:  42.2 KB

Nivelle’in planı, Almanların dikkatini cephenin kuzey ve güney kesimlerindeki İngiliz saldırılarına çekerek, yeni birliklerle takviye edilmiş Champagne’da asıl darbeyi indirmeye dayanıyordu. İngilizlerin itirazları harekâtın nisana ertelenmesine yol açtı. Bu fırsattan yararlanan Almanlar, Champagne’daki sığ savunma mevzilerini topçu menzili dışında kalan bir hatla pekiştirdiler. Ayrıca öne çıkmış mevzilerinin gerisinde Hindenburg Hattı olarak bilinen yeni bir savunma hattı kurarak birliklerini geri çektiler ve boşalttıkları bölgeyi mayınlayıp bütün barınma olanaklarını yok ettiler.

İngilizlerin başta iyi giden saldırısı, cephe gerisindeki tıkanıklık ve Alman direnişi yüzünden hızını yitirdi. Champagne’daki harekât çok yavaş ilerledi; Alman makineli tüfekleri Fransız birliklerini bozguna uğrattı. Mayıs ortasında başkomutanlığa getirilen Petain, ordu içinde yayılma eğilimi gösteren ayaklanmayı önledi. Bu sırada savaşa girmiş olan ABD’nin tankları ve birlikleri Avrupa’ya ulaşana değin savunmada kalma yoluna gitti.

ABD’nin savaşa girmesi.
Alman denizaltılarının 18 Mart’ta üç ABD ticaret gemisini batırması üzerine, Wilson savaş kararı için Kongre’ye başvurdu. "Kongre’nin onayıyla 6 Nisan’da resmen savaş ilan edildi. ABD bir yandan kendi savaş hazırlıklarını yoğun biçimde yürütürken, bir yandan da İngiltere ve Fransa’ya askeri gereç alımı için geniş krediler açtı. ABD’nin İngiltere ve Fransa’ ya verdiği borçlar savaş sonunda 7 milyar ABD Doları’na ulaşmıştı.
ABD’de zorunlu askerliğin kabul edilmesinden sonra birliklerin eğitimi ve taşınması zaman aldığından, ilk yıl içinde Avrupa’ya ancak 85 bin asker gönderilebildi. Bu sayı Eylül 1918’de 1,2 milyona çıktı. Bu arada deniz kuvvetlerini güçlendirmeye çalışan ABD, destroyer ve denizaltı avcıları yapımına ağırlık verdi. Savaş sonuna doğru ABD’ nin denizaşırı bölgelerde üslenmiş gemilerinin sayısı 380’i bulmuştu.
Bu arada bazı Güney Amerika ülkeleri Almanya’ya savaş açarken, bazıları da diplomatik ilişkilerini kesmekle yetindi.

Rus Devrimi ve Doğu Cephesi.
Rusya’da patlak veren Şubat Devrimi sonrasında kurulan geçici hükümet, savaşı bitirmek ve içerdeki işçi ve asker sovyetlerini denetim altına almak amacıyla, temmuz başında Galiçya’da bir saldırı başlattı. Başlangıçta olağanüstü bir hızla ilerleyen Rus birlikleri, 10 gün sonra duraklayarak kargaşa içinde geri çekilmeye başladı. Almanlar cephenin en kuzey kesiminde saldırıya geçerek Letonya’yı ve Finlandiya Körfezini denetim altına aldılar.

Bu arada Rus olmayan milliyetler arasında bağımsızlık akımı yükselmeye başlamıştı. Ekim Devrimi’nden sonra başa geçen Bolşevikler, savaşan ülkelere ulusların kendi kaderlerini belirleme ilkesine dayalı, ilhaksız ve tazminatsız bir barış için görüşme çağrısında bulundular. Ardından tek yanlı olarak savaşa son verdiler. 15 Aralık’ta Almanya ile imzalanan ateşkes antlaşmasını izleyen barış görüşmeleri, Almanya’nın toprak talepleri yüzünden çıkmaza girdi. Alman birliklerinin Ukrayna ve Baltık ülkelerine girmesi üzerine, Sovyet Rusya ağır koşullar içeren Brest-Litovsk Antlaşması’m imzaladı (3 Mart 1918). Ayrıca Finlandiya ve Ukrayna’nın bağımsızlığını tanıyarak, batıdaki eski Çarlık topraklarının büyük bölümünden çekildi. Bu arada Kars, Ardahan ve Batum’u da Osmanlı Devleti’ne bıraktı.

Yunanistanın savaşa girmesi.
E. Venizelos’un İtilaf yandaşı tutumuna karşın Bulgaristan’dan gelebilecek bir saldırıdan çekinen kralın ve ordunun tarafsızlıkta direnmesi, Yunanistan’ı uzun bir süre savaşın dışında tutmuştu. Bulgaristan’ın 1916 yazında Yunan Makedonyası’na girmesiyle bu çekişme kızıştı. Girit’e çekilip bağımsız bir hükümet kuran Venizelos, 27 Kasım’da Almanya ve Bulgaristan’a savaş açtı. İtilaf Devletleri 11 Haziran 1917’de kralı devirerek Atina hükümetinin direnişine son verdi. Selanik’ten gelen Venizelos’un hükümetin başına geçmesiyle Yunanistan resmen savaşa girdi (27 Haziran).

İtalya Cephesi.
1917 yazı sonunda İtalyan kuvvetlerinin ilerleyişi karşısında Avusturya hatlarının çözülmesi, Almanları bu cephede gözüpek bir saldırı düzenlemeye yöneltti. Ortak kuvvetlerin iki koldan başarıyla gerçekleştirdikleri saldırı, İtalyanların merkezini parçaladı. Büyük kayıplar veren İtalyanlar, kanatlarını kurtararak Piave Irmağı gerisindeki bir hatta çekildiler. İngiliz ve Fransız desteklerinin yetişmesiyle İttifak kuvvetlerinin ilerleyişi durduruldu. Kasım ayında İtilaf Devletleri’nin Rapallo’da düzenlediği askeri konferansta, Versailles’da ortak bir Yüksek Savaş Konseyi’nin kurulması kararlaştırıldı.

Irak ve Filistin.
1916’nın ikinci yarısında destek almaya başlayan Irak’taki İngiliz birlikleri, kanatlardan sarkarak düzenli bir biçimde Bağdat üzerine yürüdü. Şubat 1917’de Kutü’l-Amare cepheden bir saldırıyla düştü. Diyala Irmağı kıyısında yeni bir savunma hattı kurma girişimi boşa çıkınca, Osmanlı komutanı Halil Paşa (Kut) 11 Mart’ta Bağdat’ı boşalttı. İngilizlerin Kafkasya ve İran’dan harekete geçen Rus kuvvetleriyle birleşip Musul’u alma girişimi sonuçsuz kaldıysa da, Osmanlı kuvvetleri daha geriye çekilmek zorunda kaldı.

İngilizlerin Mart ve Nisan 1917’de Gazze’ de Osmanlı ordusuna iki kez yenilmelerinden sonra Haziran 1917’de Mısır’daki İngiliz kuvvetlerinin komutanlığına atanan Al- lenby, Filistin Cephesi’nde geniş çaplı bir saldırı için hazırlıklara girişti. Buradaki Yıldırım Orduları Grubu (7 ve 8. Osmanlı Ordusu) komutanlığına atanan Falkenhayn ise Sina Yarımadasına yürümeyi tasarlıyordu. Allenby daha önce harekete geçerek, Osmanlı savunma hatlarını Gazze’de zorlamaya başladı. Osmanlı kuvvetlerinin bu kanatta toplanmasından yararlanarak, asıl hedefi olan savunma hattının merkezini yardı ve Filistin içlerine girdi. Osmanlı kuvvetleri bir bütün olarak geri çekilmek zorunda kaldı. İngilizler 9 Kasım’da Kudüs’ü işgal ettiler.

Haziran-Aralık 1917’de Batı Cephesi.
Haziran başlarında Ypres çıkıntısının güneyindeki bir sırtın alınmasıyla cesaretlenen İngiliz başkomutanı Haig, öteden beri savunduğu, Flandre’da saldırıya geçme tasarısını gündeme getirdi. Deniz kuvvetlerinin, Belçika kıyısındaki denizaltı üslerinin ele geçirilmesi için yaptığı baskılar, harekâta kuşkuyla bakan savaş kabinesinin ikna edilmesini sağladı. Temmuz sonunda başlayan çarpışmalarda, yağış mevsimi nedeniyle bataklık hale gelen bölge İngiliz birliklerinin ilerleyişini engelledi. Sonbaharda yağışların durması üzerine yeni saldırılar yapıldıysa da pek az ilerleme sağlanabildi. Bu çarpışmalarda İngilizlerin kaybı 250 bin kişiyi buldu.

Fransız ordusunu yeniden düzenleyen Petain ise sınırlı harekâtlar yürüterek 1916’da yitirilen toprakları ve stratejik önemi olan Chemin-des-Dames Sırtını aldı.
İngilizler kasımda Cambrai’nin güneybatısında 400 tankın açtığı yoldan giriştikleri saldırıda Alman savunma hattının içlerine sızmayı başardılar. Ama öne geçen piyade birlikleri arkadan destek göremeyince, ilerleme durdu. Almanların güneyden gerçekleştirdiği yarma harekâtı, Ingiliz kuvvetlerini işgal ettiği toprakların büyük bölümünü terketmek zorunda bıraktı. Bununla birlikte Cambrai Çarpışması ani saldırıların ve tankların siper engelini aşabileceğini göstermesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Uzakdoğu.
İtilaf Devletleri içinde yer alarak Asya’da yayılma politikası izlemeye başlayan Japonya’nın içişlerine karışmasından rahatsızlık duyan Çin, 1915’ten sonra destek için ABD’ye yanaşmaya başladı. İçerdeki liberal Kuomintang muhalefetinin İtilaf Devletleri’nce yeğ tutulması korkusu ve Japonya’nın savaş sonrasında bölgede Almanya’nın yerini doldurmak için İngiltere ve Fransa’nın onayını alması, Çin yönetiminin kaygılarını artırdı. Çin yönetimi ABD’yi izleyerek Almanya’ya ve ayrıca Avusturya-Macaristan’a savaş açtı. Japonya’dan aldığı yardımlarla Kuomintang’ın Kanton’da (Guangzhou) kurduğu hükümetle savaşa tutuştu ve devrim sonrasında Rusya’ya bağlı Mançurya’daki karışıklıktan yararlanmaya çalıştı. Bu durum yalnızca Japonya’nın işini kolaylaştırdı. Üstelik Japonya, ABD ile yaptığı bir anlaşmayla, üstü kapalı bir biçimde Çin’deki özel çıkarlarının tanınmasını sağladı.
Ad:  bds4.JPG
Gösterim: 366
Boyut:  46.3 KB

1917-18’de deniz harekâtları.
ABD’nin savaşa girmesinden sonra Alman denizaltılarının saldırıları doruğuna çıktı. Ama İtilaf Devletleri’nin ticaret gemilerini korumak üzere konvoy sistemini benimsemesi denizaltılann etkisini önemli ölçüde kısıtladı. Bunu, denizaltılara karşı savaş tekniklerinin geliştirilmesi ve mayınlı alanların genişletilmesi izledi. Manş Denizine ışıldaklı devriyelerin yerleştirilmesi denizaltıların geçişini güçleştirdi. Flandre kıyılarındaki denizaltı üsleri 1918’deki İngiliz baskınları sonucu önemli yaralar aldı. ABD’li mayıncıların Kuzey Denizinde, İskoçya ile Norveç arasındaki 290 km’lik bir şeride çok sayıda mayın döşemesi, Almanların Atlas Okyanusuna bu son geçiş yolunu da kapadı.

Hava savaşı.
Savaşın başlarında uçaklar daha çok keşif amacıyla kullanılıyordu. 1915’te ilk kez makineli tüfek taşıyan avcı uçakları ortaya çıktı. Batı cephesinde siper savaşına geçilmesiyle, düşman mevzilere ve hava üslerine karşı taktik bombalama yöntemi gelişti. Piyade yürüyüşlerinde izleyici uçak devriyeleri ilk kez 1916’da kullanıldı.

Stratejik bombardıman İngiliz uçaklarının 1914 sonbaharında Alman zeplin hangarlarina karşı giriştiği akınla başladı. Alman zeplinlerinin İngiltere’nin güney kentlerine yönelik baskınları 1915’ten Ekim 1916’ya değin yoğun biçimde sürdü. İngiliz uçakları da Fransa’nın doğusundan kalkarak Alman sanayi merkezlerine saldırılar düzenlemeye başladı. .
İngiliz ve Fransızlar 1917’de uçak yapımında Almanya’yı geçerek yeni avcı uçakları ve uzun menzilli bombardıman uçakları ürettiler. Zeplinlerden umdukları sonucu alamayan Almanlar da ağır bombardıman uçağı yapımına yöneldiler. Almanların İngiltere’ye düzenledikleri başarılı hava akınları, Ingılizlerin stratejik bombardımana daha çok önem vermesini sağladı. Bunun bir sonucu olarak dünyanın ilk bağımsız hava birliği olan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) kuruldu.

Yeni barış girişimleri.
Franz Josef’in ölümü üzerine Kasım 1916’da Avusturya-Macaristan tahtına oturan I. Kari, Rus Devrimi’n- den sonra İtilaf Devletleri ile ayn bir barış için gizli görüşmelere girdi. Ama İtalya’nın aşırı toprak talepleri, bu girişimi sonuçsuz bıraktı.
1917 yazında Almanya’da Reichstag’da (Parlamento) barış yolunun açılması için toprak ilhaklarından vazgeçilmesi konusu gündeme geldi ve büyük çoğunlukla bir barış önergesi (Friedensresolution) kabul edildi. Hükümetin geçiştirdiği bu kararı, İtilaf Devletleri de pek dikkate almadı. Papa XV. Benedictus’un, işgal edilen yerlerin karşılıklı boşaltılması çağrısı havada kaldı. İngiltere’de ortaya atılan, savaş öncesindeki durum temelinde görüşmelere oturma düşüncesi hükümetçe benimsenmedi.

ABD başkanı Wilson 1918’de savaş hedeflerine ilişkin olarak On Dört Nokta, Dört İlke, Dört Amaç ve Beş Madde bildirilerini yayımladı. Bunların en önemlisi, savaş sonrasındaki birçok düzenlemeye temel oluşturan ve çeşitli yönlere çekilmek istenen On Dört Nokta’ydı. Bu arada Dört Amaç bildirisinin dünya barışını bozabilecek devletleri zararsız hale getirmeye ilişkin maddesi Almanya’yı hedef alan temel bir ilkeye dönüştü.

SON SALDIRILAR VE İTİLAF DEVLETLERİ’ NİN ZAFERİ.


Mart-Eylül 1918’de Batı Cephesi.
Bu dönemde Doğu Cephesi’nden aktarılan birliklerle sürekli güçlenen Almanları ABD kuvvetleri gelene değin durdurma konusu, İtilaf Devletleri’nin başlıca sorunu haline geldi. Ama hiçbir devlet öteki cephelerden, kendi konumunu sarsacak bir kuvvet çekilmesine yanaşmadı. Bu arada Ingilizler ve Fransızlar arasında da savunma hattını paylaşma konusunda anlaşmazlıklar baş gösterdi. Yüksek Savaş Konseyi askeri kanadının ortak bir komiteye dönüştürülmesine karşın, başkomutanlar kendi düzenlemelerini temel almayı sürdürdüler.

Elde ettiği geçici üstünlüğü kesin sonuca varacak biçimde kullanmak isteyen Alman genelkurmayı, İtilaf cephesinin en zayıf kesimine yüklenmeye dayanan bir plan benimsedi. Buna göre iki ordu Arras ve Saint-Quentin arasındaki savunma mevzilerini yararak İngiliz kuvvetlerini Manş Denizine sürmeye çalışırken, bir ordu da güneyden gelebilecek bir saldırıya karşı sol kanadı koruyacaktı. Bu ana harekât cephenin öteki kesimlerindeki üç ayrı saldırıyla desteklenecekti.

21 Mart’ta başlayan saldırıda yarma harekâtı gerçekleştirildiyse de, kuzey yönündeki ilerleyiş durduruldu. Almanlar planlarını değiştirip Amiens’i zorlamaya başladılar. Ama yedek kuvvetlerin yetişmesiyle toparlanan İtilaf kuvvetleri, savunma hattında tutunmayı başardı. Batı Cephesi’nin öteki kesimlerinde tasarlanan saldırılar da, başlangıçtaki ilerlemelere karşın çok geçmeden hızını yitirdi. Mayıs sonunda Marne’a ulaşan Alman birliklerinin aradaki Fransız savunma mevzilerini kıskaca alma çabaları, karşı saldırılar yüzünden sonuçsuz kaldı. Almanlar düzensiz bir gelişme gösteren saldırılar yüzünden dağılan kuvvetlerini toparlamak için çarpışmalara bir ay kadar ara vermek zorunda kaldılar. Bu arada ABD birliklerinin gönderilmesi hızlandığından, kuvvet dengesi de değişmeye başladı. Temmuz ortalarında Champagne’da başlayan yeni Alman saldırısı, Fransızların hafif tankların desteğinde birkaç yönden karşı saldırılarıyla, hızla çözülen bir geri çekilmeye dönüştü.
İnisiyatifi ele geçiren İtilaf kuvvetleri Somme Irmağının kuzey ve güneyinde si- persiz kalmış Alman kuvvetlerini kolayca alt ederek, 191Çdaki cephe hattına ulaştı. Bu arada Fransızlar da güneyde birçok yeri geri alarak Almanları sürmeye başladılar. Ingilizlerin, cephenin Arras-Albert kesimindeki kıskaç harekâtı, Almanları marttaki hatların da gerisine attı. İlk kez bağımsız bir harekâta girişen ABD birlikleri de Verdun ve Nancy arasındaki Alman işgal bölgesini temizledi.

1918’deki bu çarpışmalar sırasında İtilaf Devletleri askeri harekâtı eşgüdüm altına alma kararını vererek ortak bir komutanlık
oluşturdu. Çarpışmaların bir başka önemli sonucu da Alman ordusu içinde görüşme yoluyla barış eğiliminin güçlenmesi oldu.

Yeni devletlerin doğuşu.
Savaş ve onu izleyen Ekim Devrimi, çeşitli devletler arasında bölünmüş Avrupa uluslarının bağımsızlık mücadelesi için elverişli koşullar yarattı. 1917’den sonra İtilaf Devletleri’nin desteğiyle bağımsız bir Çekoslovakya kurma düşüncesi gelişti. Güney Slav halkları arasındaki dayanışma Sırp, Hırvat ve Slovenleri kapsayacak yeni bir devleti öngören Korfu Bildirgesini doğurdu. Savaşın başlarında iki tarafa da güven duymadıklarından kararsız kalan PolonyalIlar, Bolşevik Devrimi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin desteğinde birleşmiş bir devlet kurma düşüncesine yöneldiler.
Ad:  bds5.JPG
Gösterim: 270
Boyut:  30.6 KB

Doğu Avrupa ve Rus sınır bölgeleri.
Brest- Litovsk Antlaşmasıyla Doğu Avrupa’da hareket serbestliği kazanan Almanya, Lit- vanya, Letonya ve Estonya’da kukla devletler oluşturdu ve Finlandiya ile Ukrayna’ya gönderdiği birliklerle kendine bağlı yönetimleri başa geçirdi. Aralık 1917’de teslim olan Romanya’nın Dobruca bölgesinin güneyi Bulgaristan’a verilirken, kuzeyi de İttifak Devletleri’nin ortak yönetimi altına alındı. Almanya, Transkafkasya’ya da elini uzatarak yeni kurulan Gürcistan ile dostluk antlaşması imzaladı.
İtilaf Devletleri Doğu’da yeni bir cephe açmak ve Bolşevik Devrimi’ni etkisiz hale getirmek için Murmansk ve Vladivostok’a çıkarma yaparak “Beyaz” ordularının ayaklanmalarını desteklediler.

1918’de Balkan Cephesi.
Bu cephede yaz başlarında saldırı konumuna geçen İtilaf Devletleri, daha önce hazırlanan bir plan doğrultusunda, eylülde Bulgaristan’da bir yarma harekâtına giriştiler. Bu birlikler hızla yayılarak Bulgaristan’ın bölgeye kuvvet aktarmasını önlediler. İki gün sonra Vardar’ın batısındaki Bulgar Cephesi çöktü. İtalyan birlikleri batıdan, İngiliz birlikleri de doğudan ilerlerken, Fransızların desteğindeki Sırp kuvvetleri Vardar Vadisine yüklendi. Ulaşım sistemlerinin kilit noktası olan Üsküp’ü de yitiren Bulgarlar, Selanik Ateşkes Antlaşması’m (29 Eylül) imzaladılar.

1918’de Osmanlı cepheleri.
1918 yazında Filistin’deki Osmanlı-İngiliz Cephesi, Ürdün’den Akdeniz kıyısındaki Yafa’ya kadar uzanıyordu. İyice küçülmüş olan üç OsmanlI ordusunun ikisi cephenin batısında, biri de doğusunda bulunuyordu. Osmanlı ordularına komuta eden Liman von Sanders doğuda bir saldırı beklediğinden bu kesime ağırlık vermeye başladı. Böylece Allenby 19 Eylül’de cephenin batısında l’e 10 üstün kuvvetlerle Osmanlı savunma mevzilerini söktü. Açılan yolda hızla ilerleyen süvari birlikleri kıyı şeridinden hızla geçtikten sonra, iç kesime yönelerek kuzeydeki çekilme hatlarını kestiler. Doğuda da geriye çekilmeye başlayan Osmanlı birlikleri Hicaz Demiryolu’na bağlı hatları tutan Arapların baskınlarıyla karşılaştılar. İngiliz birlikleri hızla harekete geçerek 1 Ekim’de Şam’a, 25 Ekim’de Halep’e girdi. Otuz sekiz günde 560 km ilerleyen İngilizler, 5 bin kayıp vererek 75 bin tutsak aldılar.

Irak’ta 1918 başlarında Kifri harekâtıyla önü açılan bir İngiliz birliği, İran’dan geçerek Bakû savunmasına katıldı. Dicle yönünde kuzeye ilerleyen İngiliz ana kuvvetleri Musul’a girmek üzereyken, Osmanlılar teslim oldu. 30 Ekim’de imzalanan Mondros Mütarekesi İtilaf Devletleri’ne Boğazlar’a girme, gerekli gördükleri stratejik yerleri işgal etme, Osmanlı liman ve demiryollarını kullanma olanağını verdi. Ayrıca, Osmanlı Devleti askerlerinin hepsini terhis edecek, Arabistan, Suriye ve Irak’taki birlikler de İtilaf kuvvetlerine teslim olacaktı.

İtalya Cephesi.
1917 sonlarında durgunlaşan Piave Irmağı Cephesi’nde, Avusturya kuvvetlerinin Lombardiya ve Venedik’e girmek için Haziran 1918’de başlattığı saldırılar ağır kayıplarla noktalandı. Kesin başarı şansı elde edene değin savunmada kalmayı yeğ tutan İtalyan başkomutanı Diaz, Almanya’nın ateşkes istediği ekim ayında, Avusturya orduları arasındaki ikmal hatlarını kesmek üzere ırmağı geçti. İtalyanların, tuttukları köprübaşından ilerlemeye hazırlandıkları bir sırada, ayaklanmalarla sarsılmaya başlayan Avusturya kuvvetleri geri çekildi. Vittorio Veneto’yu işgal eden Ital- yanlar, Tagliamento üzerine yürümeye başladılar.

Avusturya-Macaristan’ın çöküşü.
Bolşevik Devrimi ve Wilson’ın barış bildirileri, öteden beri Habsburg monarşisinden hoşnutsuz olan uluslar arasındaki bağımsızlık eğilimini güçlendirdi. Avusturya hükümetinin Eylül 1918’de genel barış için tarafsız topraklarda bir konferans toplanması çağrısı ve bunu izleyen ateşkes isteği İtilaf Devletlerince geri çevrildi. Bu arada, ekim ortalarında imparatorluk içindeki uluslara özerklik verilmesi, yalnızca parçalanma sürecinin hızlanması sonucunu doğurdu. Macaristan, Çekoslovakya ve Polonya’da yeni oluşturulan ulusal meclis ve komiteler bağımsızlık yönünde kararlar aldılar. Güney Slavlar ortak bir devlet oluşturma yönünde adımlar attılar. Avusturya’nın ısrarlı başvuruları sonunda 3 Kasım’da Padova Ateşkes Antlaşması imzalandı. Avusturya işgal ettiği bütün topraklardan çekilmenin dışında, iç ulaşım hatlarını ve savaş gemilerini İtilaf kuvvetlerinin emrine verdi.

Batı Cephesi nde son saldırı.
İtilaf kuvvetleri Eylül 1918’de Alman ikmal ve savunma hatlarını kesecek bir çevirme harekâtı için dört koldan saldırıya geçti. Argonne Ormanı ve Meuse’ün batı yakasında ilerleyen ABD birlikleri, asıl hedefleri olan Mezieres’e giden yolun daha yansına varamadan durakladılar. Fransızların Champagne’ın doğusunda başlayan saldırısı Aisne’de kesildi. Hindenburg Hattı’nı yarmayı başaran İngiliz kuvvetleri ise Almanları izlemede gecikti. Gene de bu olay Alman genelkurmayını sarsıcı bir etki yarattı. Gent’e yönelen Belçika birlikleri Ypres çevresindeki bütün tepeleri ele geçirdiler.
Ad:  bds6.JPG
Gösterim: 282
Boyut:  33.3 KB

Almanya ile savaşın sona ermesi.
Bulgaristan’ın ateşkes imzalamasından ve İngilizle- rin Batı Cephesi’nde ilerleyişinden sonra Alman şansölyesi Hertling istifa etti. Hemen barış yapılmasını isteyen Alman genelkurmayı uluslararası saygınlığı olan Prens Max von Baden’in şansölyeliğe getirilmesini sağladı. Ardından 3 Ekim’de, ABD ile gizli ateşkes görüşmeleri başladı. Bir dizi yazışmadan sonra Almanya ateşkes için gerekli koşulları tek yanlı olarak hazırlamayı, görüşmelerde Wilson ilkelerini temel almayı ve İtilaf Devletleri’nin topraklarındaki bütün birliklerini çekmeyi kabul etti.

Bunun üzerine Wilson öteki İtilaf Devletleri’ni ateşkes için ikna etmeye yöneldi. İngiltere ve Fransa, denizlerde serbestlik ilkesini kabul etmeme ve sivil halka verilen zararlar için tazminat isteme çekinceleriyle, öneriyi olumlu karşıladılar. Bunun üzerine iki tarafın temsilcileri ateşkes koşullarını görüşmek üzere 8 Kasım’da Compiegne Ormanındaki Rethondes’de buluştular.

Bu arada, 29 Ekim’de savaşa gitmeyi reddeden Alman Açık Deniz Donanması erlerinin başlattığı ayaklanma, sanayi merkezlerine sıçrayarak bir devrim hareketine dönüşmüş bulunuyordu. İşçi ve asker Sovyetlerinin 7-8 Kasım gecesi demokratik ve sosyalist Bavyera Cumhuriyeti’ni ilan etmesi üzerine, devrimin başına geçmek isteyen sosyal demokratlar hükümetten desteklerini çektiler. Max von Baden kendi başına, II. Wilhelm’in tahttan çekildiğini bildirdi ve şansölyeliği Friedrich Ebert’e bırakarak geçici bir hükümet kurulmasını sağladı. Almanya’da cumhuriyet ilan edildi (9 Kasım) ve II. Wilhelm ülkeden kaçarak tarafsız Hollanda’ya sığındı.

Ateşkes görüşmelerinde İtilaf temsilcileri, Almanya’nın savaş öncesi sınırlarına çekilmesini, Ren’in sağ yakasını boşaltmasını, Brest-Litovsk ve Bükreş antlaşmalarını iptal etmesini ve İtilaf kuvvetlerine büyük miktarda savaş gereci, vagon ve lokomotif vermesini istedi. Ayrıca deniz ablukasının sürmesi koşulunu öne sürdü. Alman temsilcilerinin Bolşevik tehlikesini öne sürerek deniz ablukası ve askeri gereç teslimi koşullarını yumuşatma çabaları, Almanya’da devrimin hızla ilerlemesinin yanı sıra Batı Cephesi’nin güneyinde, Fransız-ABD kuvvetlerinin Metz üzerinden Lorraine’e girerek son Alman dayanağı Anvers-Meuse Hattı’nı kuşatmaya hazırlanmasıyla bütünüyle kırıldı. 11 Kasım’da ateşkes antlaşması imzalandı.

Savaşın maliyeti.
Savaşta toplam 42 milyon kişiyi seferber eden İtilaf Devletleri 3 milyonu Fransız ve Rus askeri olmak üzere, 5 milyon kayıp verdi. İttifak Devletleri ise 23 milyon kişiyi seferber ederek, 4 milyon kayıp verdi. (Bu kaybın 3 milyonunu Almanya ve Avusturya, 1 milyonunu Osmanlı askerleri oluşturuyordu.) Borçlarla birlikte doğrudan savaş harcamaları İtilaf cephesinde 145,4 milyar ABD Doları’nı, İttifak cephesinde de 63 milyar ABD Doları’nı buldu. Çarpışmalarda yaralananların sayısı toplam 21 milyona ulaştı. Savaşan ülkelerdeki taşınır ve taşınmaz mallara verilen zarar 30 milyar, gemi ve yük kaybı 6,8 milyon, üretim kaybı 45 milyon, tarafsız ülkelerdeki zararlar ise 1,8 milyon ABD Doları’na ulaştı. Savaş sonrasında 1 milyar ABD Doları acil yardım gerekti.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:11
20 Eylül 2008 15:30   |   Mesaj #3   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  bds9.jpg
Gösterim: 440
Boyut:  87.7 KB

I Dünya savaşı


Almanlar Belçika’nın tarafsızlığını çiğneyerek önce Liöge’i (7-16 ağustos), sonra da Charleroı (21-23 ağustos) ve Mons'u aldılar (23 ağustos). Daha sonra transız birlikleriyle özellikle Lorraıne'de (Morhan- ge) ve Ardennes’de (20-23 ağustos) yaptıkları sınır savaşlarını kazandılar. Fransız ordularını ve French komutasındaki İngiliz ordularını önce Aisne’e doğru, sonra Marne nehrinin güneyine çekilmek zorunda bıraktılar. Ancak, 6-13 eylülde, Paris valisi Gallieni'nin de yardımıyla, Mareşal Joîfre, Marne’da kazandığı zaferle işgalci orduları durdurmayı başardı. Bu yenilgi, Almanlar'ın Moltke'yi görevden alıp yerine Falkenhayrı'ı getirmelerine yol açtı (14 eylül). Course â la mer ve Melâe des Flandres (eylül) savaşlarında yararlılık gösteren Foch, Joffre'un emriyle BeiçiKa, İngiliz ve transız birliklerini toparladı ve Kuzey denizi'nden İsviçre'ye uzanan 750 km’iik bir cephe kurdu.

Rus cepheleri.
Doğu Prusya’da saldırıya geçen Ruslar, Tannenberg’de Hindenburg tarafından durduruldular (26 ağustos); ama Galiçya cephesinde Lvov’u aldılar (3 eylül) ve Karpatlar'a doğru çekilmek zorunda kalan Avusturya-Macaristan birlikleri Karpatlar’da sabit bir cephe kurabildiler (kasım). Sırbistan’da Avusturya -Macaristan birlikleri her yerde geri püskürtüldü ve Sırplar Belgrad’a girdiler (13 aralık).

Türkiye'nin savaşa girmesi ve türk cepheleri.

Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması (2 ağustos) imzalayan Türkiye aynı gün tarafsızlığını ve seferberliğini ilan etti. İngiliz donanmasının önünden kaçan Goeben ve Breslau adlı alman savaş gemilerinin Çanakkale boğazından geçerek Marmara'ya girmesi, Türkiye’nin savaşa katılmasıyla sonuçlanan bir siyasal bunalıma neden oldu. OsmanlI devletinin bu gemileri satın aldığını açıklayarak Yavuz ve Midilli adlarıyla türk donanmasına katması itilaf devletleri tarafından tepkiyle karşılandı. Bu arada İngiltere, tarafsız kalması koşuluyla Türkiye'nin bütünlük ve bağımsızlığının korunacağı, kapitülasyonların kaldırılacağı ve parasal yardımda bulunulacağı konularında güvence verdiyse de BabIâli, İngiliz önerilerini geri çevirdi. Öte yandan türk deniz kuvvetleri komutanlığına getirilen amiral Souchon da başkomutan vekili Enver Paşa'dan aldığı yazılı izine dayanarak Yavuz ve Midilli ile birlikte türk donanmasını Karadeniz'e çıkardı (23 ekim). Karadeniz’de bazı rus gemileri batırılarak Odesa, Sivastopol, Novrossiyk ve Teodosya limanları topa tutulduğundan, Rusya, OsmanlI devletine savaş ilan etti (2 kasım). İngiliz donanması Çanakkale boğazını topa tuttu (3 kasım), itilaf devletleri OsmanlI devletine savaş ilan ettiler (5 kasım). Daha sonra padişah, tüm dünya müslümanlarının halifesi olarak cihat ilan etti (14 kasım). Bu durum karşısında İngiltere sömürge ve dominyonlarıyla Süveyş üzerinden bağlantıları kesilme tehlikesine düştüğü için, hıdiv Abbas Hilmi Paşa’yı deviren Ingilizler, Mısır'ı egemenlikleri altına aldılar.

Türk ve alman kurmaylarının işbirliğiyle hazırlanan harekât planının temel ilkesi, savaşın kesin sonuç bölgesi olan Avrupa cephelerinde Almanya'nın yükünü hafifletmekti. Karadeniz'de Romanya ile Bulgaristan'a çıkarma yapmak ve Kafkasya’da Ruslar'a, Süveyş kanalında ingiliz- ler'e saldırarak bu bölgelerden Avrupa' ya kuvvet kaydırılmasını önlemek; İstanbul, Marmara ve Boğazlar bölgesinde, savunmada kalarak itilaf güçlerini oyalamak planın ana hatlarını oluşturuyordu. Yaklaşık bir milyon kişilik türk silahlı kuvvetlerinden 1. ve 2. ordular Marmara ile Boğazlar bölgesinde, 3. Ordu Kafkas cephesinde, 4. Ordu da Suriye ve Filistin cephesinde yığınaklarını tamamladıktan sonra savaş durumuna geçtiler. Ayrıca, İran ile Afganistan'ı da ittifak devletleri yanında savaşa sokmak ve Hindistan’a karşı yapılacak olası bir harekâtta kullanılmak üzere Basra’da, Irak bölgesi komutanlığı adı altında 38. Tümen ve birtakım arap aşiretlerinden oluşan kuvvetler kuruldu. Kafkas cephesi. Kars-Sarıkamış yönünden saldırıya geçerek Erzurum üzerine ilerleyen rus kuvvetleri, Köprüköy önünde yapılan savaşlar (6 9 kasım) sonunda 3. türk ordusu tarafından durduruldu. Sınır boylarına geri çekilen Ruslar (16 kasım), kar bastırdığından izlenemedi. Ancak, bir ay kadar sonra (22 aralık) başkomutan vekili Enver Paşa'nın yönetiminde başlatılan Sarıkamış kış taarruzu, türk ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı.
Irak cephesi Bahreyn adasına ve Fav yöresine asker çıkaran ingilizler, özellikle petrol bölgelerine el koymak için getirttikleri hint birlikleriyle saldırıya geçerek Basra' yı ele geçirdiler (22 kasım) ve Korne'ye girdiler, ileri harekâtı kolayiıkia sürdüren İngiliz kuvvetleri, İran’da Ahvaz’ı da aldılar.

Deniz savaşı.


Büyük Britanya sayesinde denizlerde üstünlüğü elinde bulunduran Müttefikler, "boğmak” istedikleri Orta Avrupa imparatorluklarına bir abluka uyguladılar, ingilizler'i Coronel burnu (Şili) açıklarında yenilgiye uğrattıktan (1 kasım) sonra, denizlerde yalnız kalan alman Pasifik donanması (von Spee) Falkland' da (Arjantin) yok edildi (8 aralık).

1915


Schlieffen planının başarısızlığını gören Falkenhayn, önce Rusya'yı saf dışı bırakmaya, sonra Fransa ve Büyük Britanya ile çarpışmaya karar verdi. Mayısta, Almanlar, güneyde Avusturya-Macaristan'dan aldıkları destekle Galiçya'da (Gorlice) Rus- lar’a kesin bir darbe indirdiler. Polonya'yı boşaltmak zorunda kalan Ruslar eylülde Riga'dan Romanya sınırına uzanan yeni bir hat üzerinde toparlandılar.
  • Balkanlar'da. Bulgaristan’ın savaşa girişi (5 ekim), Sırbistan’ın çökmesine ve işgal edilmesine yol açtı. Sonunda Müttefikler, tarafsızlığı seçmiş ama iç bünyesinde müttefik yanlılarıyla (Venizelos) alman yanlıları (VVİlhelm ll'nin kayınbiraderi kral Konstantinos) arasında kararsız duromda bulunan Yunanistan'ın Selanik limanına çıktılar (ekim).
  • Batıda. Fransızlar için her şeyden önce4 topraklarını kurtarmak, bunun için de Paris'in 90 km ötesinden geçen cepheyi bir "yarma hareketi"yle delmek sözkonusuy- du. Ama Champagne (şubat) ve Artois’ da (mayıs) girişilen saldırılar başarısız kaldı ve özellikle fransız piyadelerinin büyük kayıplar vermesine yol açtı. Ancak bu çarpışmalarda alman kuvvetlerinin üçte ikisinin batı cephesine kayması, rus birliklerinin toparlanmasına olanak verdi.
  • Türk cepheleri. Suriye ve Filistin cephesi. Mısır'da osmanlı egemenliğini yeniden kurmak için Süveyş kanalına karşı bir harekât düşünüldüğünden, Filistin ve Sina çölü stratejik bir değer kazandı. 4. Ordu komutanı Cemal Paşa Sina çölünü geçmek için gereken hazırlıkları tamamladıktan sonra biri kıyıdan, öteki güneyden olmak üzere iki koldan Süveyş lânalına doğru ilerlemeye başladı (14 ocak). Ancak, Elkantara’da yapılan savaşta (3 şubat) kanalı geçmeyi başaramayınca, çekilme emri alan kuvvetler (4 şubat) Birüs- sebi ve Gazze bölgesinde toplandı (15 şubat).
  • Çanakkale cephesi. Büyük Britanya’nın isteği üzerine, Çanakkale boğazını geçmek, Ruslar’a yardım etmek ve Türkler'i tecrit etmek amacıyla, denizden saldırıya geçen itilaf devletleri, ağır gemi kayıpları vererek çekildiler (18 mart) Daha sonra donanma desteğinde Gelibolu'ya çıkarılan İngiliz, fransız ve anzak kuvvetleri türk ordusunun yaptığı başarılı savunma harekâtı sonucu yıl sonunda Gelibolu'yu boşaltmak zorunda kaldılar. Rusya ile doğrudan bağlantı kurulamadığı için bu ülkeye gerekli yardım yapılamadığından, Ekim devrimı'ne ve dolayısıyla büyük bir itilaf devletinin erkenden çökmesine yol açan Çanakkale, Birinci Dünya savaşı'nın en önemli cephelerinden biri sayılır.
  • Kafkas cephesi, Getirdikleri taze birliklerle güçlendirdikleri 200 000 kişilik bir orduyla iki koldan Erzurum ve öteki kesimlere karşı saldırılarını sürdüren Ruslar, harekâta Ermeniler'i de kattılar. Bu arada, Erzurum çevresindeki 3. Ordu birlikleri arasında tifüs salgını baş gösterdi. Fırsat kollayan Van’daki ermem azınlık ayaklandı (14 nisan). Askeri hareketleri baltalamaya ve silahsız türk halkını öldürmeye yönelen ermeni saldırıları, birçok doğu iline yayıldı. Osmanlı hükümeti, buradaki ermeni halkını Suriye ve Irak'a yerleştirerek gerekli güvenlik önlemlerini almaya başladı. Ûte yandan, Tortum ve Karaköse yönlerinden saldırıya geçen rus kuvvetleri, Van ile Ma- lazgirt'i ele geçirdiler (27 mayıs). Ancak, toparlanarak bir genel karşı taarruza kalkan 3. Ordu, Van ve Malazgirt'i kurtardığı gibi, Ruslar'ı da eski sınırlarına çekilmek zorunda bıraktı (22 temmuz).
  • Irak cephesi, ingilizler'in ele geçirdikleri (1914) Basra'yı geri almak için bu cephe komutanlığına getirilen Süleyman Askeri Bey, Şuaybiye meydan savaşı'nda yenilince (12 nisan), türk kuvvetleri Kut ül -Amare'ye çekilmek zorunda kaldı. General Towshend yönetiminde ileri harekâtı sürdüren ingilizler, Kut ül-Amare'yi aldıktan sonra Bağdat önlerine kadar geldiler (28 eylül), ingilizler’i Selmanpak’ta durdu ran Türkler, daha sonra yoğun bir saldırıya geçerek Kut ül-Amare'de üslenen general Tovvshend ile birliklerini Dicle kıyısında kuşattılar (8 aralık). Basra’dan Tow- shend’i kurtarmaya gelen İngiliz birlikleri, Felahiye'de yapılan şiddetli savaşlarda (7-23 aralık) bozguna uğrayarak dağıldılar
  • Deniz savaşı ve öbür cepheler. Almanlar’ın daha 1914'te ablukayı yarmak ve İngiliz ticaretini çökertmek amacıyla girişmiş oldukları denizaltı saldırıları, resmen 1915 şubatında başladı. Ancak 7 mayısta, amerikalı yolcuları taşıyan İngiliz transat lantiği Lusitania'nın torpillenmesi üzerine Amerikalıların protestoları, Almanya'yı bir süre için bu tür savaştan vazgeçmek zorunda bıraktı. İtalya’nın Avusturya -Macaristan'a savaş ilan ederek sahneye çıkması (23 mayıs) Trentino’dan Karst’a uzanan yeni bir cephenin açılmasına neden oldu. Temmuzda ingilizler Almanlar ın elindeki Güney-Batı Afrika’yı işgal ettiler.

1916


Bu koşullar altında Rusya’daki durumu oluruna bırakma kararı alan Falkenhayn, baş rakibi saydığı Büyük Britanya'nın kıtadaki en büyük desteği olan fransız ordusunu saf dışı bırakmayı hedefledi. Boylece Almanlar, 21 şubattan ağustos ortalarına dek Verdun'de fransız ordusunun mevcudunu tüketerek kesin bir zafer elde etmeyi umdular Ancak Petain ve Ni- velle’in başarılı direnmesiyle karşılaştılar. Bu savaş, Joffre ve Haig’in temmuz-ekim arasında Somme vadisine saldırmalarını engellemedi. Bu saldırıda ingilizler, Flers' de, ilk kez tanklardan yararlandılar (15 eylül). Aralıkta Joffre yerini Nivelle’e bıraktı.
  • Doğuda. Verdun'ü rahatlatmak ve Somme'a bir müttefik saldırısı gerçekleştirmek için, Brusilov komutasındaki Ruslar Galiçya ve Bukovina'da parlak bir zafer kazandılar (haziran-ağustos). Bu zafer çarlık ordusunun son başarısı oldu. Ûte yandan, Romanya’nın ağustosta Müttefikler safında savaşa girmesi, Almanya’nın buğday ve petrol ikmali olanaklarını tehlikeye düşürdü ve Falkenhayn’ın görevden alınmasına yol açtı. Falkenhayn'ın yerine geçen Hindenburg ve Ludendorff, onu Romanya'yı ele geçirmekle görevlendirdiler (o da bu işi üç ayda başardı), Ver- dun’deyse Almanlar savunmaya geçmeyi kararlaştırdılar.
  • Yıpratma savaşının çıkmazı. Balkanlar’ da, Korfu'da yeniden oluşturulan sırp ordusu, Müttefikler ile birlikte Makedonya’ ya saldırdı ve Bitola’yı ele geçirdi (19 kasım). Almanya’da Reich’ın düşmanlarının artmasından korkan Bethmann-Hollvveg in yönettiği muhalefet, denizaltı savaşına yeniden başlanmasını engelledi. Amiral Scheer'in komutasındaki alman açık deniz donanması 31 mayısta Jutland’da Jel- licoe komutasındaki İngiliz “Büyük Donanma"sıyla karşı karşıya geldi. Almanlar başarılarına rağmen bir daha donanmalarını açık denize çıkartmayı göze alamadılar. Onlar için artık yalnızca yoğun denizaltı saldırıları sonuç alıcı olabilirdi.
  • Türk cepheleri. Galiçya cephesi. Selanik bölgesinde üslenen general Sarrail kuvvetlerinin saldırıya geçmesi ve Rusya’ nın da Bulgaristan'ın Karadeniz kıyılarına asker çıkaracağı haberlerinin yayılması üzerine Bulgarlar Türkiye'den yardım istediler. Ancak, bu sırada rus orduları Galiçya’da ilerlemeye başladığından, alman başkomutanlığı yardımın Galiçya cephesine yapılmasını istedi Böylece 14. Kolordu ve Yakup Şevki Paşa komutasındaki nurı emrine girdi (12 ağustos). 15. Kolordu ise, eylül başlarında bu cephede rus saldırıları yeniden yoğunluk kazanınca, verdiği başarılı savunma savaşlarıyla ittifak kuvvetlerinin Galiçya’da tutunmasını sağladı.
    Ad:  bds2.jpg
Gösterim: 252
Boyut:  33.4 KB
  • Romanya cephesi. Romanya'nın Avusturya'ya savaş ilanı üzerine (27 ağustos) bölgede dengeyi kurabilmek ve Bulgarlar’ı desteklemek için 15. ve 25.Tümenlerden oluşan 6. Kolordu Dobruca cephesine gönderildi. Rus askerleriyle takviyeli rumen kuvvetleri, Mustafa Hilmi Paşa komutasındaki türk birliklerinin saldırıları karşı- sında yenilgiye uğradılar. Dobruca cephesindeki bu büyük başarı üzerine Transilvanya’daki rumen saldırıları kesin olarak kırıldı. Rumen kuvvetleri çekilmeye başladılar (10 ekim). Öte yandan, alman, avusturya, bulgar birliklerinden ve 26. türk tümeninden meydana gelen mareşal von Mackensen komutasındaki Tuna ordusu, Ziştovi'den Tuna ırmağını geçerek (23 ekim) Bükreş doğrultusunda ilerlemeye başladı. Bükreş önlerinde yapılan ve özellikle 26. türk tümeninin üstün başarı gösterdiği Argesu meydan savaşı'nı kazanan Tuna ordusu, Bükreş'i ele geçirdikten (6 aralık) sonra Romanya içlerine doğru ileri harekâtını sürdürerek Seret ırmağına dayanırken (26 aralık), Dobruca'daki birlikler de Tuna ağzına ulaştılar.
  • Makedonya cephesi. Yunanistan’ı kendi yanlarında savaşa katılmaya zorlayan itilaf devletleri, Makedonya’daki Doğu ordusunu Bulgarlar’a karşı yeniden saldırıya geçirince (ekim), bulgar hükümeti Türkiye’den yardım istedi. Bu amaçla türk başkomutanlığı tarafından Makedonya cephesine gönderilen Abdülkerim Paşa buyruğundaki 46. ve 50.Tümenler, ManastırTele geçiren Doğu ordusunu Serez'in batısında durdurmayı başardılar (29 ekim).
  • Kafkas cephesi. Grandük Nikolay bu cephenin komutanlığına atandıktan sonra rus kuvvetlerinin sayısı daha da artırılarak 700 000 kişiyi buldu. Bu gücün karşısındaki 3. Ordu'nun toplamı ise, yaklaşık 65 000 kişiydi. Ruslar, Çanakkale cephesinden serbest kalacak türk birliklerinin Kafkas cephesine kaydırılmasından önce 3. Ordu'ya ağır bir darbe indirmek amacıyla yoğun bir saldırıya geçtiler (11 ocak). Gece gündüz durmaksızın beş gün süren Azap savaşları sonunda Ruslar, 33. Tümen yönünden cepheyi yararak Hasankale’ye girdiler (19 ocak). Erzurum mevzilerini savunmak üzere geri çekilmek zorunda kalan 3. Ordu, olağanüstü çaba göstermesine karşın kentin düşmesini engelleyemedi (16 şubat). Güneyden de saldırıya geçen Ruslar, Muş (17 şubat) ile Rize'yi (8 mart) işgal ettiler, ilkbaharda Of -Soğanlıdağ-Kopdağı-Ognut-Muş ve Bitlis batı çizgisinden geçen cepheye çekilen 3. Ordu, karargâhını da Erzincan kentine kurdu. Ancak, üç koldan ileri harekâtını sürdüren rus ordusu, Mamahatun (15 mart) ve Of'u (20 mart) aldıysa da, Bayburt dayandı. Karaya bir kolordu çıkaran Ruslar, Trabzon'u ele geçirdiler (18 nisan). Bu durum karşısında, izzet Paşa komutasındaki 2. Ordu’nun Erzurum üzerine yürümesi kararlaştırıldı. Ayrıca, 3. Ordu da izzet Paşa'nın buyruğuna verildi. Mamahatun geri alındı ve Of doğrultusunda başlatılan taarruzla rus kuvvetleri geri atıl- dıysa da Trabzon'dan Van gölüne kadar uzanan tüm cephede genel bir saldırıya geçen Ruslar, Bayburt (16 temmuz), Er zincan (19 temmuz) ve Muş (21 temrini kentlerini ele geçirdiler. Çanakkale’ciı. doğu cephesine gönderilen Mustafa Ke mal Paşa komutasındaki 16. Kolordu, Ruslar’a başarılı bir darbe indirerek Muş’u geri aldı (2 ağustos). Böylece Hınıs’ta yolu kesilen rus kuvvetleri, 2. ve 3. Ordular karşısında Bitlis ile Tatvan'da da tutunama hızla geri çekildiler. Temmuzdan eylül ortalarına kadar süren bu şiddetli sa- koyuldular. Bu savaşlarda Ruslar 30 000, Türkler de yaklaşık 20 000 kayıp vermişti.
  • Sina cephesi. 4. Ordu’nun özel olarak hazırlanmış bir tümeni üç koldan harekete geçerek (16 temmuz) ingilizler'in kanaldaki mevzilerine karşı saldırıya geçti (4 ağustos). Ancak, çöl koşulları yüzünden lojistik desteğin yetersiz kalması sonucu tümen El-Ariş’e geri çekildi (14 ağustos). Karşı saldırıya geçen ingilizler (11 aralık) El-Ariş’i aldılar (22 aralık). Sina çölünü boşaltan 4. Ordu birlikleri de Gazze -Şeria-Birüssebi çizgisinde savunmada kalarak mevzilerini berkitmeye koyuldular. Hicaz ve Yemen harekâtı. 1916 başlarında ingilizler'in kışkırtmalarıyla Hicaz, Asir ve Yemen bölgesinde karışıklıklar çıktı. Mekke emiri Şerif Hüseyin ayaklanarak bağımsızlığını ilan ederken, Asir’in güney bölgesine egemen olan Seyit idris de ayaklandı. Yalnız Yemen emiri imam Yahya savaşın sonuna kadar OsmanlI devletine bağlı kaldığı gibi, buradaki 7. Kolordu’ya para ve yiyecek yardımı da yaptı.7, Kolordu müdahale edemeyince Hicazda Mekke ve yöresi ayaklanmacıların eline geçti ve Asir ile Yemen’in anavatanla bağlantısı kesildi. Kolordunun Aden'e karşı giriştiği hareketlerde bazı yerel başarılar elde edildiyse de Seyit idris ayaklanması bastırılamadı. Yemen çöllerinde mahsur kalan 7. Kolordu (15 aralık 1918), ardından da Medine’deki 21. Asir ve 22. Hicaz tümenleri (23 ocak 1919) başkomutanlığın buyruğuna uyarak ingilizler’e teslim oldular
  • İrak cephesi. Kut ül-Amare'de kuşatılmış olan birliklerini kurtarmak için ingilizler Felahiye mevzilerine karşı saldırıya geçtiler (21 ocak). Bu sırada bir rus süvari tümeni de İran içerisinden geçerek Bağdat’ın K.-D.’sundaki Hanikin’e kadar yaklaşınca, 13. Kolordu İran cephesine kaydırıldı, in- gilizler’in art arda giriştikleri dört saldırının da kırılması üzerine general Tovı/shend komutasındaki İngiliz ordusu (yaklaşık 25 000 kişi) dört buçuk aylık kuşatma sonunda teslim oldu (29 nisan) Bu arada, Ruslar'ın Hanikin’e karşı giriştikleri saldırı durduruldu (3 haziran). Hemen karşı taarruza geçen 13. Kolordu, Ruslar’dan Kasrışirin kasabasını aldı (8 haziran). Cepheye gelen Enver Paşa, amcası 6. Ordu komutanı Halil (Kut) Paşa’ya harekâtın Tahran'a doğru sürdürülmesini buyurdu. Böylece Kirmanşah doğrultusunda ilerleyen 13. Kolordu, Ruslar’ı püskürterek Hamedan’ı ele geçirdi (3 ağustos). Irak cephesinde karşı saldırıya geçen İngilizler (13 aralık), bölgedeki türk kuvvetlerim çekilmeye zorladılar Bu arada, Musul'u ele geçirmek isteyen Ruslar da Revandız’da durduruldular.

1917


Almanlar’ın savunmada kalması ve tasarruf amacıyla hatlarını kısaltmaları (şubat) karşısında, transız generali Nivelle büyük bir saldırıya girişme düşüncesini ingilizler’e benimsetti. Ancak Chemin des Dames hezimeti (16 nisan) frarısız ordusu ve Fransızlar arasında ağır bir bunalım yarattı. 15 mayısta Nivelle’ın yerini alan Pâtain, Verdun önünde (ağustos) ve Malmaison’da (ekim) giriştiği sınırlı saldırılarda başarılı olarak bunalımın üstesinden geldi. İngilizler de önce Ypres çevresinde (haziran-kasım), sonra Cambrai'de (kasım) 400 tank eşliğinde şiddetli saldırılara geçtiler.
  • Rus cephesinde ateşkes. Petrograd’da ilk devrim, çarın tahttan çekilmesiyle sonuçlandı (15 mart). Lvov Prensi’nin (mart), sonra da Kererıskiy’irı (ağustos) kurduğu hükümetler Müttefiklerin safında savaşı sürdürmek istiyorlardı, ama rus ordusu Bukovina'da bozguna uğradı (temmuz) ve Almanlar Riga’yı işgal ettiler (3 eylül). 7 kasımda Lenin ve bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesi Berlin ile görüşmelerejoşşlan Karl’a (Bourbon-Parma prensleri olan kayınbiraderleri aracılığıyla) özel bir barış planı sunmaları sonucu, yıpranmış ve sarsılmış olan Avusturya’yı yeniden savaşa sokmak amacıyla Almanlar, bu ülkenin italyanlar’a saldırmasını kesinlikle desteklediler. Caporetto’da yenilen (24 ekim) italyanlar Piave nehrine doğru geri çekildiler, burada bir fransız-ingiliz birliğinin (Fayolle) yardımıyla toparlanma olanağı buldular.
  • Türk cepheleri. Irak cephesi. İngiliz kuvvetlerinin ağır baskısı karşısında 18. Kolordu Bağdat güneyine kadar çekildi. Aziziye’ye kadar ilerleyen İngilizler de Bağdat'ı alma hazırlıklarına giriştiler. Rus süvari kolordusuna karşı direnen 13. Kolprdu da Hamedan'dan çekildi (2 mart), ingilizler Bağdat’ı ele geçirdiler (11 mart). Bağdat kuzeyindeki zayıf 6. Ordu, ingilizler'i durdurmayı başaramayınca, Alman- lar'dan yardım istendi. Burada Yıldırım orduları grubu kurulduğu gibi, Galiçya cephesinden de asker getirtildi; ama karşı saldırıya geçen İngiliz kuvvetleri (27 ekim), Türkler’i ve motorlu araçlarla uçaklardan kurulu alman birliklerini kuzeye çekilmek zorunda bıraktılar. Birçok meydan savaşı sonunda 6. Ordu, 13. Kolordu ile birlikte Karatepe dolaylarında, 18. Kolordu ve buna bağlı kuvvetler de Dicle boyunca Fetha mevzilerine yerleştiler (20 aralık). Bu arada, Ruslar ile Musul’da yapılan ateşkes görüşmelerinde (22 aralık) Başkale -Gevar-Bane hattı mütareke sınırı olarak saptandı.
  • Suriye ve Filistin cephesi. Sina çölünü geçen İngiliz birlikleri, Birüssebi hattında saldırıya hazırlanırken, 4. Ordu'nun beklenmedik baskını karşısında Birinci (26 mart) ve ikinci Gazze (19 nisan) savaşlarında yenilgiye uğradılar. Ancak, toparlanan ingilizler, taze kuvvetlerle Gazze’de karadan ve denizden saldırıya geçtiler (31 ekim). Üçüncü Gazze savaşı’nda (7 kasım) mevzileri yarılan türk birlikleri, Kudüs -Yafa hattına çekildi (14 kasım). Yafa'yı ele geçirdikten sonra ileri harekâtını sürdüren İngiliz ordusu Kudüs'e girdi (9 aralık). Türk kuvvetlerinin çeşitli mevzilerde giriştikleri karşı taarruzlar sürekli kırıldığından, ingilizler'i durdurma olasılığını yitiren 4. Ordu Kudüs'ün kuzeyine çekilmek zorunda kaldı.
  • Kafkas cephesi. 1916'da bu cephede önemli ölçüde ilerleyen rus kuvvetleri, sonunda Bitlis güneyi-Muş-Çaparçur doğusu-Kiğı-Erzincan batısı-Suşehri doğusu-Tİrebolu çizgisinde durduruldu. Ruslar bu cephede iki kat üstünlüklerini korumalarına karşın, üst üste tazeledikleri saldırılar yüzünden çok ağır kayıplar verdiler Rusya'da bolşevikler iktidarı ele geçirdikten sonra bu cephede 15 aralık 1917’den başlamak üzere dört haftalık bir ateşkes imzalandı ve rus Kafkas ordusu dağıtıldı (18 aralık). Daha sonra Brest-Lİtovsk'ta başlayan barış görüşmelerine (28 ocak 1918) türk temsilcileri de katıldılar. Makedonya cephesi. Bu cephede ağırlıklarını giderek artıran itilaf devletleri, Manastır ve Vardar bölgelerinde bazı saldırılar düzenledilerse de istenilen sonuca ulaşamadılar. Ancak, Bulgaristan’da baş gösteren açlık ve kıtlık yüzünden karışıklıklar çıkması sonucu cephede yalnız türk askerleri kaldı, ilerlemeye çalışan Doğu ordusu karşısında türk birlikleri Serez -Kavala çizgisinde çetin savaşlar verdiler.
  • Alman denizaltı saldırısı. İngiltere'yi dize getirmek için, VVİlhelm II, 1 şubatta yoğun bir denizaltı savaşı başlattı. Böylece ABD'nin savaşa girmesini göze alıyordu; bu da 2 nisanda gerçekleşti. Bu savaşta Müttefiklerin ticaret gemilerinin uğradığı kayıplar büyük oldu (nisanda 900 000 tonilato; ikinci Dünya savaşı’nda bile ulaşılamayan rekor rakam). Alman denızaltılarının başarısı kışa kadar sürdü (eldeki 130 denizaltının 701 sürekli sefer durumundaydı, gene de ingilizler'i yenmeyi başaramadılar).

1918


Ludendorff'un planı, Fransa'da, yazdan, yani amerikan askerlerinin gelişinden önce kesin bir başarıya ulaşmaktı. Luden- dorff, doğu cephesinde 700 000 dolayında askere gereksinim duyduğu için, Ukrayna ve Rusya'yı (9 şubat ve 3 marttaki Brest-Litovsk antlaşmaları), sonra da Romanya'yı barışa zoriadı (Bükreş antlaşması, mayıs). Batıdaki alman saldırısı 21 martta Picardie'de başladı. Bunun sonunda fransız ve İngiliz orduları arasında 20 km'lik bir gedik açıldı. Almanlar buradan Amiens'i tehdide başladılar. Tehlike karşısında Lloyd George ve Clemenceau, 26 martta Doullens'da, tüm orduların komutasını General Foch'a verdiler. Haig ve Potain’i eşgüdüm içinde yöneten Foch, Amiens'i kurtardı. Müttefik orduları başkomutanı, daha sonra Ludendorff'un Flandres'da (nisan), Chemin des Dames ile Marne nehri arasında (mayıs), Matz üzerinde (haziran) ve son olarak da Champagne'da (15 temmuz) giriştiği yeni saldırıları önlemeyi başardı. Almanlar üstünlüklerini yitirmişler ve şans Müttefikler'e gülmeye başlamıştı. Foch, Amerikalılar’ın, general Pershing komutasında gönderdikleri 16 tümenin desteklediği bir dizi karşı saldırı düzenleyerek Almanlar'ı Gent, Cambrai ve Sedan'a çekilmek zorunda bıraktı. 4 kasımda Hindenburg, Ludendorff’u görevden alarak Ren nehrine doğru genel bir çekilme emri vermek zorunda kaldı. 7 kasımda da Müttefiklerden ateşkes istedi. Antlaşma, VVİlhelm H’nin tahttan çekilmesinden sonra, II kasımda Rethondes'da imzalandı.
  • Balkanlar ve öbür cepheler. Haziranda, Selanik'te Müttefiklerin Doğu orduları (fransız, sırp, yunan, İngiliz ve İtalyan) komutanlığına getirilen Franchet d'Esperey, 15 eylülde Makedonya’ya belirleyici olacak bir saldırı başlattı. Bulgaristan'ı ateşkes istemek zorunda bıraktıktan (29 eylül) sonra, birlikleriyle Sofya'ya (16 ekim) ve Belgrad'a girdi (1 kasım). Romanya'yı alarak Türkiye ve Avusturya'yı tehdit etti. Vittorio Veneto'nun komutasındaki italyanlar’a yenilip (27 ekim) büyük ölçüde ordusu dağılan Avusturya 3 kasımda Padova’ da ateşkes imzaladı. Bunun üzerine iki ülkeye hükmeden monarşi çöktü: Macarlar ve Çekler bağımsızlıklarını ilan ederken, Viyana'da imparator Kari tahtından el çekti; bir Avusturya Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyetin Almanya'ya bağlanması Müttefikler tarafından kabul edilmedi.
  • 14 kasımda Doğu Afrika'da Almanlar silah bıraktılar.
  • Türk cepheleri, Kafkas cephesi. Ruslar ile Erzincan'da imzalanan ateşkesten ve rus Kafkas ordusunun dağıtılmasından sonra bu cephede ordular arası savaş olmadı. Ancak, rus kuvvetleri çekildikten sonra Van'da toplanan ermeni taburları, Ruslar'ın işgal etmiş olduğu türk topraklarını istilaya giriştiler Bu durum karşısında, Bitlis'ten Tirebolu'ya kadar uzanan cephede altı koldan harekete geçen Vehip Paşa komutasındaki 3. Ordu, 1914 türk -rus sınırına kadar olan bölgeyi geri aldı
  • (7 şubat - 25 mart). Van alındıktan (7 nisan) sonra da Brest-Litovsk antlaşması uyarınca Kars, Ardahan ve Batum sancaklarını işgal için Erzurum'da Yakup Şevki Paşa (Subaşı) komutasında dört tümenden oluşan özel bir grup hazırlandı. Yakup Şevki Paşa grubu Ardahan'ı (10 nisan), ardından da Batum ve Çürüksu'yu (14 nisan) ele geçirdi. Kars'ı Türkler'e bırakmak.zorunda kalan Ermeniler (25 nisan), Novo Selim’e çekildiler. Daha sonra Tiflis'e kadar gelmiş olan alman kuvvetleriyle birleşen Yakup Şevki Paşa grubu, Gümrü'yü ele geçirerek (15 mayıs) demiryolu boyunca Erivan’a doğru ilerlemeye ve istasyonları işgal etmeye başladı. Karakilise (Karaköse) alındı (26 mayıs). Bunun üzerine Ermeniler'in isteğiyle Batum'da barış yapıldı (4 haziran 1918). Öte yandan, Türkistan'ı ele geçirmek amacıyla bir Kafkas-islam ordusuna dönüştürülen 3. Ordu Tebriz'i alarak Hazar denizi'nin batı kıyılarına, Astrahan ve Volga ırmağına doğru ilerlediyse de Suriye ve Irak cephelerindeki ağır yenilgilerden sonra bu harekâtın yersizliği anlaşılarak birlikler çekildi.
  • Irak cephesi. Bağdat düştükten sonra bir grubu Fırat, bir grubu da Dicle vadilerini tutan 6. Ordu’nun büyük bölümü Kerkük’ te toplandı. Saldırıya geçen ingilizler (17 mart), Fırat ve Dicle gruplarını çekilmeye zorladılarsa da Kerkük grubu karşısında yenilgiye uğrayarak çekildiler. Ancak, yeniden saldırıya geçen İngiliz kuvvetleri (23 ekim), 6. Ordu birliklerini kesin bir yenilgiye uğrattılar.
  • Suriye ve Filistin cephesi. Kudüs düştükten sonra Yıldırım orduları grubu komutanı general Falkenhayn görevden alınarak yerine general Liman von Sanders getirildi. On piyade ve bir süvari tümeniyle 100 km'lik bir cepheyi tutmaya çalışan Yıldırım orduları grubunun toplamı ancak 28 000 kişiydi. Ingilizler'in Şeria ırmağı vadisiyle doğusunda başlattıkları saldırılar (3 mart - 27 mayıs), önceleri durdurulduysa da sonraları kara ve hava üstünlüğünü artırarak kıyı, iç ve doğudan üç kol halinde bir genel taarruza girişen İngiliz kuvvetleri karşısında türk cephesi çöktü (19 eylül), ileri harekâtını sürdüren İngiliz öncü birlikleri Yıldırım orduları grubu'nun Nasıra' daki karargâhına kadar girdi (20 eylül). Bu arada, 7. Ordu komutanı Mustafa Kemal Paşa, önceden aldığı önlemlerle düşman süvari kolordusunu Bisan’da durdurmayı başardı. Ancak, türk birlikleri bozgun halinde Dera'ya kadar çekildiler. Şam düştü (30 eylül). Bu yenilgiler üzerine Yıldırım orduları grubu komutanı von Sanders, yönetimi Mustafa Kemal Paşa’ya bırakarak Adana'ya çekildi. Mustafa Kemal Paşa, önce emir Faysal'ın türk birliklerini her fırsatta arkadan vuran yerli Araplar'dan kurulu çetelerini bozguna uğrattı. Ardından Halep kuzeyindeki İskenderun-Tellürrifat mevzilerine çekilerek İngiliz saldırılarını durdurmaya çalıştı. Bu hat, Kurtuluş savaşı sırasında da ulusal sınır olarak benimsendi. Irak'taki türk cephesinin çökmesi sonucu ittihat ve Terakki hükümeti düştü. Ahmet izzet Paşa'nın kurduğu yeni hükümet Mondros mütarekesi'ni imzalamak zorunda kaldı (30 ekim 1918).
  • Deniz savaşının sonu. 1918'deağır, ama güvenilir konvoy sistemini benimseyen Müttefikler, alman U-Boot'larına karşı daha etkili bir savaşım verdiler. Bu alman gemileri, 2,7 milyon tonilatoluk müttefik gemisini batırmakla beraber 2 milyon amerikan askerinin Fransa'ya naklini engelle- yemediler. 176 alman denizaltısı Müttefiklerin eline geçti, alman açık deniz donanmasıysa Scapa Flovv'a götürüldü, orada kendi kendini batırdı (21 haziran 1919).

bilanço


Birinci Dünya savaşı insan ve gereç kaybı, siyasal ve ekonomik sonuçları bakımından İkincisi tarafından aşılmış olmasına rağmen, "Büyük Savaş” olarak niteleniyorsa, bunun nedeni, her şeyden önce fransız (plan XVII) ve alman (Schlieffen) planlarında öngörülen kısa bir savaş varsayımına aykırı olarak dört yıl sürmüş olması ve birtakım ayırtedici temel özellikleridir.

Birinci Dünya savaşı bir koalisyon savaşı olmuştur. Saraybosna suikastı, karşılıklı ittifaklar, ingiliz-alman deniz rekabeti ve Avrupa’daki dengeyi koruma kaygısı üçlü ittifak devletleriyle (Fransa, Büyük Britanya, Rusya), Orta Avrupa imparatorluklarının (Almanya ve Avusturya-Macaristan) savaşa tutuşmasına yol açmıştı. Bu devletlerin güçleri birbirlerine denk düşüyor, yeni devletlerin savaşa girmesi aralarındaki güç dengesini pek değiştirmiyordu. Orta Avrupa imparatorluklarına Türkiye (kasım 1914) ve Bulgaristan (ekim 1915) tarafından sağlanan destek, Müttefiklerin İtalya (mayıs 1915) ve Romanya'dan (ağustos 1916) gördükleri destekle karşılanmış durumdaydı. Savaşın en önemli olayı, Rusya’nın aradan çekilmesiyle (aralık 1917) ABD’nin batı cephesine önemli yığınak yaparak savaşa girişi arasında geçen süreydi (1918 yazı). Ayrıca koalisyon savaşları, her zamanki gibi güçlerin stratejik ve taktik eşgüdümü sorununu yaratmıştı. Bu sorunu çözmekte, Müttefikler büyük güçlüklerle karşılaştılar. Ancak Rapallo konferansı’nda (kasım 1917) oluşturulan Müttefiklerarası üst savaş konseyi'nin deneyimi sonunda, tüm müttefik ordularının stratejik yönetimi Foch'a teslim edilebildi. Öte yandan savaş durumunun kötüleşmesiyle türk ve alman subayları arasındaki ilişkiler kötüleşti ve yer yer sürtüşmeler ortaya çıktı (Enver Paşa ile Liman von Sanders, Mustafa Kemal Paşa ile Falkenhayn arasındaki sürtüşmeler). Bu arayışlar belli bir güç kaybına, dolaylı ve dolaysız yaklaşım stratejileri arasında bir karşıtlıklar doğmasına ve fırsatların kaçırılmasına neden oldu.

Birinci Dünya savaşı bir siper savaşı oldu. Kurulan sürekli cepheler, karada Türk -Rus ve Avusturya-İtalyan cepheleri için olduğu kadar, kesin sonucu sağlayan Batı cephesinde de hareketsizlik yarattı. Özel koşullara bağlı olduklarından, Almanlar’ ın Rusya (1915) ve Romanya (1916) içindeki hızlı ilerleyişleri birer istisna olarak kaldı. Bu nedenle çeşitli yıpratma amaçlı savaşlar (Verdun, Somme, Passchendaele ve Karst "cehennemleri"), yarma denemeleri (1915'te Artois ve Chamsiperde türk askerleri pagne, 1917'de Chemin des Dames) ve büyük çaplı piyade kayıpları doğdu. Sürekli şiddetlenip yinelenen saldırılar boyunca her iki taraf piyadelerinin gösterdikleri kahramanlık, pek çok köy ve tepeye adlarının verilmesine neden oldu. Bu adsız arasız ve ezici kuşatma savaşı birdenbire birkaç ayda son buldu (21 mart - 11 kasım 1918). Bu olay, taktik yeniliklerin doğuşu ya da yeni silahların taşınır toplar, tanklar, uçaklar- önem kazanıp savaşa katılmasıyla cephelerin daha hareketli duruma geldiği döneme rastladı.

Birinci Dünya savaşı aynı zamanda bir sanayi savaşı oldu 1914-1918 çatışması, giderek büyüyen bir savaş sanayisinin denetiminde gelişti.
—Topçulukta, silahların gerek sayısı, gerek ateş gücü bakımından büyük bir gelişme oldu. Savaşın başlangıcında üstünlük Avusturya-Alman ve Rus ordularındaydı. ingilizler ile Fransızlar iki yıl içinde ağır- top sayısını 20 katına çıkararak açıklarını kapadılar ve cephane bulmakta sıkıntı çeken Almanlar’ı zorlamaya başladılar. 75'lik topun erimi 8 km'den 11,4 km’ye, 155'lik topunkiyse 10,9 km'den 15,4 km'ye yükseldi. 75'lik topun atış yoğunluğu, ağustos 1917'de Verdun önlerindeki fransız saldırısı sırasında üç günde 3 milyon mermiyken, 15-18 temmuz 1918'de 4 milyonu, ve yalnız 26 eylül 1918'de, Champagne’ da 1 375 000'i buldu. Topçu savaşı, kayıpları daha önceki savaşlarda % 15'i geçmezken, "Büyük Savaş"ta % 50’yi aştı.

—Makineli tüfeklerden sonra, şarjörlü otomatik makineli tüfeklerin icadı ateş gücünü büyük ölçüde etkiledi.

—El bombaları ve alev makineleriyle şavaşlar daha bir acımasız oldu. Ama en korkunç silah, ilk olarak Almanlar tarafından 22 nisan 1915'te, Langemarck'da kullanılan zehirli gazdı. Etkisinin korkunçluğuna rağmen, iki taraf sistemli bir biçimde bu silahı kullanmaya yanaşmadı. Bunun nedeni, herhangi bir insansevertik duygusu değil, her iki tarafın da, rüzgârın ters dönmesiyle kendi gazlarından zehirlenme korkusu ve gazlanmış bölgelerin işgaline olanak verecek teknik gereçlerden henüz yoksun olmasıydı. Düşmanı sığındığı yerden çıkarmak ve uzayıp giden siper savaşına son verebilmek için daha sonra ortaya çıkan yeni bir silahı, yani tankları beklemek gerekiyordu.

—Fakat en büyük gelişme hiç kuşkusuz havacılıkta oldu. Savaş başladığı sırada Almanya’nın 232, Rusya'nın 190, Fransa'nın 162, Büyük Britanya'nın 84, Avusturya -Macaristan'ın ise 56 uçağı vardı. Dört yıl içinde bunların sayısı başdöndürücü bir hızla arttığı gibi (örneğin Fransa'nın 1918’de 11 836 uçağı vardı) kullanım alanlarında da kesin değişiklikler oldu. Önceleri düşmanın ilerleyişini izlemek için kullanılan uçak, belli bir hava bölgesini denetim altında tutmak ve düşman kuvvetlerinin konumunu saptamakla görevlendirildi. Alman, fransız, daha sonra da amerikan uçaklarından düşman birliklerini dehşete düşürecek akınlar düzenlemek için de yararlanıldı. Fakat bu görevde en büyük başarı, Londra ve Paris'e sık sık bomba yağdıran Zeppelin güdümlü balonlarıyla elde edildi.
Ad:  bds12.jpg
Gösterim: 259
Boyut:  43.0 KB

—Savaşan ülkeler kadar yansız ülkelerinde ticaret ve yolcu gemilerine karşı denizaltı saldırılarının başlaması (en ünlü örneği Lusıtania yolcu gemisinin torpillenmesidir). Bunun sonucu doğan zararlar çok büyük oldu (ağustos 1914-ocak 1917 arasında 3 800 000 tonilato). Yoğun denizaltı savaşı bu saldırıları şiddetlendirdi (1917'de 5 700 000, 1918’de 2 500 000 tonilatoluk gemi battı; 1917’nin çeşitli aylarına ilişkin rakamlar şöyle oldu: mart 440 000 t, nisan 680 000 t, mayıs 460 000 t ve haziran 540 0001). 1914-1918 arasında toplam 12 milyon tonilatoluk gemi battı.

—Motorlu araçların işlevlerinin önem kazanması (1914 te 9000; 1918’de 88 000). Savaşın kimi vasıtaları, bu yönden ün yaptı. Örneğin Verdun savaşı’nda Kutsal Yol’daki kamyonlar, Marne’daki taksiler kadar ün kazandı.
Sonuç olarak, cephelerdeki hareketsizliğin gerisinde, denize ve motorlu araçlara bağlı olarak gelişen askeri harekât yavaş yavaş savaşın yeni gücü durumuna geldi. Ama karada önemi büyük olan bu eylemlerin açıkça benimsenmesi kolay olmadı.

Bu savaş, ilk dünya savaşı oldu Afrika. Asya ve Avrupa kıtalarıyla tüm okyanuslarda sürdürüldü. Savaşa giren ülkelerin her alanda (kara, deniz ve havada) etkili olabilmek için tüm güçlerini seferber etmelerini gerektirdi:
Karada,
cephe savaşı veren ülkeler, tüm güçlerini buralara yığdılar: insan gücü (Türkiye savaş boyunca 2 850 000 kişiyi silah altına aldı) ve bunun yanı sıra gereç, bilgi, beceri ve para
Denizde,
egemenlik kurmanın zaferin temel öğesi olduğu çabucak anlaşıldı. Dağıtılan alman deniz kuvvetlerinin saf dışı bırakılmasından (Falkland harekâtı. Goeben ve Breslau zırhlıları olayı) sonra, Müttefikler, Avusturya-Macaı ıstan donanmasını kendi limanlarına hapsettiler. Jutland deniz muharebesinden sonra da alman donanmasını kendi limanlarına sığınmaya zorladılar. Denizdeki bu üstünlük Müttefikler e uzun seferlere çıkma (Basra körfezi, Çanakkale, 1915) ve askeri müdahalelere girişme (Yunanistan, Selanik) olanağı verdi; alman sömürgelerinin ele geçirilmesi harekâtın başarısında önemli rol oynadı. Ayrıca, Orta Avrupa imparatorluklarına ekonomik abluka uygulanmasını sağladı Bu imparatorluklar, denizde yalnızca yoğun denizaltı savaşıyla ciddi tehlike oluşturdular. Denizaltı saldırıları Müttefikler'e ağır darbeler indirdi; ama amerikan birliklerinin Atlantik'ten Avrupa'ya taşınmasını engelleyemedi.
Havada
üstünlük sağlamak, kısa sürede, karadaki savaşların kazanılması için kaçınılmaz duruma geldi; uçak savaşı sonuca götürecek tek silah gibi görünmeye başladı: “Uçak, eğer düşman gereksinimlerinin (...) karşılanmasını uzun bir süre engelleyebilseydi, savaşı sona erdirecek silah olabilirdi; uçağın işlevi, paniği ve moral bozukluğunu siperlerin çok gerilerine dek götürmektir; birliklerin ve savunma hatlarının morali, savaşımın başlıca etmenleri durumuna geldiğine göre, bu işler temel bir işlevdir."
(General Pâtain'in General Pershing'e yazdığı mektup, 25 aralık 1917).

Birinci Dünya savaşı, aynı zamanda bir psikolojik savaş oldu. Savaşın durağanlığı, kuvvetler arasındaki denge, savaşan ülkeleri yeni bir silaha başvurmaya ve düşmanlarını içten yıkmaya yöneltti. Yalan haberlerin yayılması bunlardan biriydi. En büyük koz olarak da çeşitli halkların kışkırtılması kullanıldı: Müttefikler in Türkler'e karşı ermeni azınlığını ve Araplar’ı, Türkler’in de Rusya Tatarları'rıı, Hindistan ve Kuzey Afrikadaki müslümanları harekete geçirmeleri; Müttefikler'in, Habsburglar’a karşı direnen Çekler'i, Slovenler'i; buna karşı Almanlar ın da Romanovlar’a başkaldıran Finlileri, UkraynalIları ve Polonyalılar'ı. İngiltere'ye karşı da irlandalılar'ı desteklemeleri...

Hükümetler, halkların gitgide tükendiğinin bilincine vardılar ve düşman kuvvetleri ciddi darbeler yemedikçe elde edilmesi güç görünen uzlaşma barışları yolunda çabalarını artırdılar. 1914 ve 1915'in vakitsiz ama anlamlı girişimlerinden sonra, 1916-1918 yıllarının daha inandırıcı gizli çabaları geldi: 1916 sonlarında Avusturya-Macaristan imparatoru Kari l'in bu yolda attığı adımlar (Bourbon -Parma prensi Sisto'nun yüklendiği görev), savaşan devletlerin hedeflerini açıklamaları yönünde ABD başkanı Wİlson'ın yaptığı girişim, Wİlhelm ll'nin barış önerisi, 1917'de, prens Sisto'nun başarısızlığından sonra papa Benedictus XV'in yaptığı barış çağrısı, Armand-Revertera görüşmeleri, Briand ve Lancken'in başarısızlıkla sonuçlanan görüşmesi, Kari I ile başkan VVİlson arasında başlayan yazışmalar, 1917 boyunca süren ve yıla damgasını vuran genel bezginlik karşısında duyulan kaygıların belirtileri oldu. 1918'de, çarpışmaların ortalığı kasıp kavurduğu günlerde bile, askeri sonuçların alınması beklenmeden, savaşı diplomatik girişimlerle sona erdirme yolunda büyük çabalar harcandığı görüldü: böylece Ludendorff 27 mayısta, Chemin des Dames yöresinde fransız hatlarını yarmış- ken, prens Hatzfeld VVİldenburg barış görüşmelerini yürüttü. 1 haziranda, Almanlar başarılarının doruğundayken, Bavyera'da, Rupprecht prensi alman ordusunun sonuçta başarı kazanamayacağını yazdı. Oysa aynı gün Foch, "savaşın belki de yitirildiğini" açıklıyor, 7 haziranda da ingilizler tümenlerinin sayısını azaltırlarsa "savaşı sürdürmenin olanaksız duruma geleceğini” belirtiyordu. Gözlenen genel bitkinlik savaşta uğranan kayıpların kanıtıydı; Müttefikler zaferi bu bezginlik ortamında kazandı.

Birinci Dünya savaşı, son olarak, savaşa giren ülkeler ve özellikle de Batı Avrupa ülkeleri için bir yıkım savaşı oldu:


—insan kayıpları: Türkiye 500 000 - 600 000 şehit verdi. Savaş boyunca silah altına aldığı 2 850 000 kişiden ateşkes sırasında elde kalan 560 000 kişiydi (Fransa 1400 000 insan kaybetti; aktif erkek nüfusun % 10'u yitirildi, Almanya'da % 9,8 toplam 1 800 000 ölü, Avusturya - Macaristan'da % 9,5, İtalya'da 6,2, İngiltere’de 5,1, Rusya'da 4,5, Belçika'da 1,9 ve ABD’de 0,2). Savaşın toplam insan kaybı 8 milyon kişi dolayında oldu.

—Mali kayıplar: Savaş ardında çok büyük mali yükler bıraktı. Fransa ve Büyük Britanya ABD'ye 7 milyar dolar borçlandı. Para her ülkede değer yitirdi. Bu durum, “Büyük Savaş" sonrasında dünyanın altın stokunun % 50’sini elinde tutan ABD ile öteki ülkeler arasında uyuşmazlıklara yol açtı. Türkiye'nin de savaş giderleri 398,5 milyon osmanlı lirası tuttu. Bu gider büyük ölçüde emisyonla karşılandı; 161 milyon osmanlı lirası basıldı. Para arzı dört kat arttı, ikinci kaynak dış borçlanma oldu. Almanya 4 milyar mark kredi verdi. 1916 yılına kadar değerini koruyan para, altın karşısında değerini yitirdi. 1917'de bir altın lira altı kâğıt liraya eşit oldu.

—Dünyada etki kaybı: Batı Avrupa, 1914’ te dünya ticaretinin üçte ikisini elinde tutarken, savaş sonrasında bu oran beşte ikiye düştü. Sömürgelerinde savaş koşullarının yarattığı güçlüklerle karşı karşıya kaldı. Aynı dönemde Wİlson’ın öğretisi ve Lenin'in devrim stratejisi sömürge halkları arasında belirgin bir yankı yarattı.

Ama kimi ülkeler için zaferin, herkes içinse savaşın sona ermesinin sevinci (kimi çatışmalar, özellikle de rus iç savaşı hâlâ sürse de) ortaya çıkan yeni sorunların büyüklüğünü gözlerden gizledi. Bir yandan toparlanan, öbür yandan zayıf düşmüş olan demokrasi yönetimleri, bu sorunları çözecek siyasal gücü her zaman bulamadılar. Böylece Büyük Savaş siperlerinin görünüşteki hareketsizliği ardında değişik biçimlerde hareketler, özellikle de motor sanayisinin gücü belirdi. Bu yeni güç, İkinci Dünya savaşı'nın büyük strateji zaferlerine dönüşünü hazırladı ve XX. yy.'ın yeni büyük devletlerini az-çok belirledi: ABD, Sovyetler Birliği ve Japonya.
Barış antlaşmalarının yetersizliği ve Büyük Savaş'ın yol açtığı ağır zorunluklar, II kasım ateşkesini ancak 20 yıl sürecek bir barış antlaşması durumuna getirdi.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:01
9 Ekim 2008 16:38   |   Mesaj #4   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN KRONOLOJİSİ


1914

Ad:  bds3.jpg
Gösterim: 263
Boyut:  48.0 KB

haziran
28-
Saraybosna suikastı.
temmuz
28. Avusturya-Macaristan Sırbistan'a savaş açtı.
ağustos
1. Almanya Rusya’ya savaş açtı.
2. Türkiye genel seferberlik ilan etti.
3. Almanya Fransa'ya savaş açtı
4. İngiltere Almanya'ya savaş açtı.
5. Avusturya-Macaristan Rusya’ya savaş açtı.
10. Goeben ve Breslau gemileri Çanakkale’de.
16. Almanlar'ın Liâge’i alışı.
20. Almanya' nın Fransa' ya saldırması.
23. Japonya Almanya’ya savaş açtı.
—Almanlar’ın Charleroi ve Mons'u alması.
26. Almanlar'ın Tannenberg zaferi.
29. Guise çarpışmaları.
eylül
3. Papa Pius X'un ölümü, yerine Benedictus XV.'in seçilmesi.
—Ruslar'ın Lvov'u alması.
6-13. Marne savaşı.
14. Falkenhayn, Moltke’nin yerine geçti.
18. Almanlar’ın Flandres'a saldırıya geçmeleri. (Course â la mer).

ekim
9. Anvers’in düşüşü.
29. İngiltere, Almanya’ya abluka uygulama kararı aldı.
30. Odesa'nın topa tutulması.

kasım
1. Coronel deniz savaşı.
2. Rusya Türkiye'ye savaş açtı.
3. İngiliz - fransız donanmasının Çanakkale'nin dış tabyalarını bombardımanı...
5. Fransa ve İngiltere Türkiye’ye savaş açtı.
7. Japonlar ve ingilizler’in Çingdao’ ya Almanlar'dan alması.
14. Cihadı ekber ilanı.
17. Rus donanmasının Trabzon'u bombardımanı.
22. ingilizler’in Basra’ yı alması.

aralık
2. AvusturyalIların Belgrad'ı alması.
6. Almanlar'ın Tödz’u alması.
8. Falkland deniz savaşı.
13. Sırplar’ın Belgrad’ı geri alması.
21. Sarıkamış harekâtının başlaması.

1915


ocak
28. ingilizler’in Çanakkale’yi geçme kararı.

şubat
3. Birinci kanal harekâtı.
4. Almanlar'm ilk denizaltı savaşını başlatmaları.
17 Fransızlar ın Champagne’a saldırıları.

mart
18. Fransız ve ingilizler’in Çanakkale'ye yaptıkları deniz saldırısının başarısızlığı.

nisan
22. Almanlar'ın Flandres'da ilk kez zehirli gaz kullanmaları.
25. Müttefiklerin Gelibolu’ya çıkarma yapmaları.
26. Müttefikler le italyanlar arasında Londra anlaşması.

mayıs


2. Almanlar'ın Rusya'ya saldırması.
7. Lusitanıa'nin torpillenmesi.
9. Artois'da ilk transız saldırısı.
17. Van'ın Rus ve Ermeniler tarafından işgali.
23. İtalya'nın Avusturya-Macaristan'a savaş açması.

haziran
1. Almanlar ın Dniestr nehrine ulaşması.
22. Lvov'un AvusturyalIlar ve Alınanlarda geri alınması.

temmuz
7. ilk müttefiklerarası konferansın Chantilly'de toplanması.
9. ingilizler’in Alman Güney Afrikası'nı işgal etmesi.
14. Almanlar'ın Nyemen ve Narew' de saldırıları.

ağustos
5. Almanlar'ın Varşova’yı, AvusturyalIların ivangorod'u alması. Sarrail'in Doğu Ordusu komutanlığına getirilmesi.
20. İtalya’ nın Türkiye’ye savaş açması.
25. Almanlar'ın Brest-Litovsk’u alması.

eylül
18. Almanlar’ın Vilna’yı alması.
25. Champagne ve Artois’da ikinci transız saldırısı.

ekim
5. Bulgaristan'ın savaşa girişi. Sarrail'in ve ilk fransız birliklerinin Selanik'e girişi.
9. Avusturya-alman birliklerinin Belgrad’ı alması.
14. Bulgaristan'ın Sırbistan’a savaş açması.
16. İngiltere’nin Bulgaristan’a savaş açması.
17. Fransa’nın Bulgaristan’a savaş açması.
19. İtalya' nın ve Rusya'nın Bulgaristan'a savaş açması.

kasım
21. Sırplar ın Yeni Pazar’da bozguna uğrayıp geri çekilmesi.
24. Sırp hükümetinin işkodra’ya sığınması,

aralık
2. Joffre'un fransız orduları başkomutanı olması.
6-8. Chantilly'deki ikinci müttefik konferansı.
19. Haig'in, French' in yerine İngiliz orduları başkomutanlığına getirilmesi.
28. İngiltere’de zorunlu askerlik hizmetinin getirilmesi.

1916


ocak
8. Fransız-ingiliz birliklerinin Gelibolu’ dan çekilmeleri.
16. Sarrail’in, Selanik’teki fransız-ingiliz kuvvetlerinin başkomutanı olması.

şubat
16. Ruslar ın Erzurum'u alışı.
21. Verdun savaşı’nın başlaması.
25. Almanların Douaumont’u alışı.
—Petain’in Verdun cephesi komutanı oluşu, mart
15. Avusturya-Macaristan'ın Portekiz'e savaş açması.

nisan
18. Ruslar'ın Trabzon'u alması.
24. İrlanda ayaklanmasının başlaması.
29. ingilizler’in Kut ül-Amare'de teslim olmaları.

mayıs
15. AvusturyalIların İtalya’ya saldırıya geçişi.
31. Jutland savaşı,

haziran
2. Mekke şerifi Hüseyin'in OsmanlI devletine karşı ayaklanması.
6. Almanların Vaux kalesini alışı.
16. Ruslar'ın Galiçya ve Bukovina'ya saldırıya geçişi.
23. Verdun’de şiddetli alman saldırısı.

temmuz

1 Somme savaşı’nın başlaması.
11. Almanlar’ın Verdun'de son direnişleri.
27. ikinci kanal harekâtı,

ağustos
27. Romanya'nın Avusturya-Macaristan’a savaş açması.
28. Almanya'nın Romanya’ya savaş açması.
30. Türkiye'nin Romanya'ya savaş açması,

eylül
3. Almanlar’ın Darüsselam’da teslim olması.
14. Müttefiklerin Makedonya' ya saldırması.
15. İngiliz tanklarının ilk kez Flers’de kullanılması,

ekim
23. Alman-bulgar birliklerinin Köstence'ye girişi.
24. Fransızların Douaumont’u geri alışı.

kasım
2. Fransızların Vaux kalesini geri alışı.
7. ABD’de Wilson’un yeniden başkan seçilişi.
21. Avusturya-Macaristan imparatoru Franz-Joseph'in ölümü. yerine Kari l'in geçişi,

aralık
6. Almanlar'ın Bükreş’e girmesi.
12. Nivelle'in, mareşal rütbesi alarak Joffre’un yerine geçmesi.
26. VVİlhelm ll'nin barış önerisi.

1917


ocak
5. Rus ve rumen kuvvetlerinin Dobruca’yı terk etmeleri.

şubat
1. Şiddetli denizaltı savaşının yeniden başlaması.
3. Alman-amerikan diplomatik ilişkilerinin kesilmesi.
21. Almanların Hindenburg hattına çekilişi.
24. Türkler’in Kut ül-Amare'yi kaybetmesi.

mart
10. Petrograd’da genel grev.
11. İngilizlerle Bağdat'ı alması.
13. Çin ile Almanya arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesi.
15. Rus çarının tahtını bırakması.
21. Çarın tutuklanması.
26. Birinci Gazze savaşı,

nisan
2. ABD’nin savaşa girmesi.
16. Nivelle'in saldırıya geçmesi.
19. ikinci Gazze savaşı.
— Nivelle'in saldırısının başarısızlığı.
28. Pâtain'in genelkurmay başkanı olması,

mayıs
15. Foch’un, Pâtain’in yerine başkomutanlığa atanması.
20. Fransız ordusunda ayaklanmaların başlaması, haziran
29. VVİlhelm II ile Monsignore Pacelli arasında görüşmeler.

temmuz
21. Rusya'da Kerenskiy’nin, prens Lvov'un yerine başbakan olması, ağustos
14. Çin'in Almanya'ya savaş açması.
20. Fransızların Verdun'de saldırıya geçmesi.

eylül
3. Almanlar'ın Riga'ya girişi,
11. Guynemer'in ölümü.

ekim
23. Fransızlarla Malmaison zaferi.
24. İtalyanların Caporetto’da bozguna uğraması.

kasım
2. Siyonizm üstüne Balfour bildirisi.
—ABD ile Japonya arasında Çin konusunda anlaşmalar.
6. Rapallo’da Müttefik devletler konferansı ingılızler’ in Passchendaele'yi alması.
7. ingılizler in Gazze'yi alması. Rusya'da bolşeviklerın iktidara gelmesi.
8. İtalya’ da Diaz'ın, Cadorna’ nın yerine geçmesi.
16. Fransa’ da Clemenceau kabinesinin kurulması.
20. ingılızler’ m Cambrai’ye yoğun tank saldırısı,

aralık
7, ABD'nin Avusturya-Macaristan'a savaş açması.
9. Romanya'nın ateşkes imzalaması İngilizlerle Kudüs'ü alması.
15. Brest-Litovsk ateşkesi

1918


ocak
8. Wİlson'un on dört ilkesi,

şubat
9. ilk Brest-Litovsk antlaşması. (Orta Av rupa imparatorlukları ve UkraynaV
10. Alman-rus görüşmelerinin kesilmesi.
12. Türk ordusunun Doğu Anadolu'da ilerlemeye başlaması.
24. Trabzon'un geri alınması,

mart
3. ikinci Brest-Litovsk antlaşması (Orta Avrupa imparatorlukları ve Rusya).
13. Erzurum’un geri alınması.
21. Birinci alman saldırısı; Somme bölgesinde.
26. Doullens konferansı; Foch'un Müttefiklerin Batı Orduları başkomutanlığına getirilmesi,

nisan
5. Japonlar'ın Vladivostok'u işgal etmesi.
7. Van'ın geri alınması.
9. ikinci alman saldırısı: Flandres'da.
14. Foch'un, Müttefik orduları başkomutanı olması.
— Batum'un alınması.
25. Kars'ın geri alınması,

mayıs
7. Orta Avrupa imparatorlukları ile Romanya arasında Bükreş antlaşması.
27. Üçüncü alman saldırısı: Chemin des Dames üzerine.
30. Almanlar'ın Marne nehrine ulaşması,

haziran
9. Dördüncü alman saldırısı: Matz'da.

temmuz
15. Fransa'da beşinci ve son alman saldırısı: Champagne'de.
16. Rus imparatorluk ailesinin katledilmesi.
18. Champagne'da müttefik karşı-saldırısı.

ağustos
6. Foch'un Fransa mareşali olması.
8. Müttefiklerin Picardie’ye saldırması.

eylül
12. Amerikalıların Saint - Mihiel'e saldırması.
15. Franchet d'Esperey'in Makedonya'ya saldırması. Bakü'nün ingilizler'den geri alınması.
19. ingılizler' in Filistin'de genel saldırısı.
26. Champagne'dan Flandre'a dek müttefik saldırıları.
29. Bulgarlarla ateşkes imzalanması.
30. ingilizler'in Şam'ı alması.

ekim
2. Saint-Ouentin'in geri alınması.
4. Almanlar'ın Wilson'a ilk notası.
9. Cambrai'nin geri alınması.
14. Çeklerin bağımsızlık ilanı.
16. Müttefikler' in Sofya'ya girmesi.
17. Lille ve Douai'nin geri alınması.
19. Belçikalılar'ın Brugge'ye girmesi.
24. Macarların bağımsızlık ilanı.
25. ingilizler'in Halep'i almaşı.
27. Vittorio Veneto komutasındaki İtalyanların zaferi. Almanlar’ ın VVilson'dan ateşkes istemi.
29. Hırvatların ve Slovenler'in bağımsızlık ilanı.
30. Türkiye ile Mondros mütarekesi.

kasım
1. Sırplar'ın Belgrad'a girmesi.
3. AvusturyalIlarla Padova ateşkesi.
7. Polonyalılar'ın bağımsızlık ilanı.
9. WilhelmM'nıntahttançekılmesi.
10. Mâziâres ve Charleville'nin geri alınması.
11. Rethondes ateşkesi.
12. Rusya'nın Brest-Litovsk antlaşmasını reddetmesi.
—AvusturyalIların Almanya’ya bağlı bir cumhuriyet ilan etmeleri.
14, Doğu Afrika'nın teslim olması.
19. Fransızların Metz'e girmesi. Pâtain'in Fransa mareşali olması.
21. Alman donanmasının gözaltında tutulmak üzere İngiliz sularına getirilmesi.
25. Fransızların Strasbourg'a girmesi,

aralık
11. Müttefiklerin Koblenz (Amerikalılar), Mainz (Fransızlar) ve Köln'e (ingilizler) girmesi.

barış antlaşmaları


  • 28 haziran 1919, Almanya ile Müttefikler arasında Versailles antlaşması.
  • 10 eylül 1919, Avusturya ile Müttefikler arasında Saint -Germainen -Laye antlaşması.
  • 27 kasım 1919, Bulgaristan ile Müttefikler arasında Neuilly antlaşması. 4 haziran 1920, Macaristan ile Müttefikler arasında Trianon antlaşması. 10 ağustos 1920, Türkiye ile Müttefikler arasında Sevr (Sövres) antlaşması. (Bu antlaşma Ankara'daki TBMM hükümetince tanınmadı.)
  • 14 ekim 1920, SSCB ile Finlandiya arasında Tartu (Dorpat) antlaşması. 12 kasım 1920, İtalya ile Yugoslavya arasında Rapallo antlaşması.
  • 18 mart 1921, Polonya ile SSCB arasında Riga antlaşması.
  • 24 temmuz 1923, Türkiye ile Müttefikler arasında Lozan antlaşması. (Türk.Kurtuluş savaşı sonrasında.)
Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:01
Misafir
17 Mayıs 2010 15:58   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ad:  bds10.jpg
Gösterim: 247
Boyut:  44.0 KB

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI


1914 Ağustos undan 1918 Kasım'ına kadar süren ve çok geniş bir bölgeyi içine alan uluslararası bir savaştır. Savaşın başlangıcında, İngiltere ve İngiliz Uluslar Topluluğu ülkeleri ile Fransa, Belçika, Rusya, Sırbistan ve savaşa kısa bir süre katılan Japonya İtilaf Devletleri'ni oluş­turdu. Bu devletlere daha sonra ABD, İtalya, Romanya, Yunanistan ve öbür bazı ülkeler de katıldılar. Öbür yanda ise İttifak Devletleri, yani Almanya, Avusturya-Macaristan İmpa­ratorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve çok sonra katılan Bulgaristan bulunuyordu.

Sponsorlu Bağlantılar

Savaşın Nedenleri


18.yüzyılda Sanayi Devrimi'ni gerçekleştire­rek gelişen ve zenginleşen İngiltere, dünyanın her yerine yayılmış sömürgeleriyle, büyük bir imparatorluk kurmuştu. 19. yüzyılda Al­manya, Fransa, Japonya, ABD gibi bazı ülkeler de hızla sanayileşmeye başladılar ve 19.yüzyılın sonlarına doğru özellikle Alman­ya, İngiltere'ye ciddi bir rakip oldu. Büyü­yen ekonomisinin ve artan nüfusunun gereksi­nimlerini karşılayacak sömürgeler bulmak için dünyaya açılmaya çalışan Almanya, bir­çok yerde İngiltere ve Fransa ile karşı karşıya gelmeye başladı.

Balkanlar'da siyasal ve ekonomik etkisini artırmaya çalışan Avusturya-Macaristan İm­paratorluğu ile Rusya'nın çatışması da, uzun süreden beri Avrupa'nın gündeminde yer alan uluslararası sorunlardan biriydi. Ayrıca, Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu yeni sömür­geler arayan devletlerin çıkar çatışmasına sahne olan önemli bölgelerdi.
Böylece, birbirleriyle kıyasıya çıkar çatış­ması içinde olan devletler, güvenliklerine yönelebilecek tehlikelere karşı önlem alma amacıyla aralarında çeşitli savunma antlaşma­ları yaptılar. İtilaf ve İttifak devletleri diye anılan iki karşıt cephe işte bu tür antlaşmaların ürünüdür.

Savaşın Başlaması


Avusturya'nın 1908'de işgal etmiş olduğu Bosna'nın Saraybosna kentinde, 28 Haziran 1914'te bir Sırp milliyetçisinin Avusturya veli-ahtını öldürmesi savaşı başlatan kıvılcım oldu. Bu olaydan Sırbistan'ı sorumlu tutan Avus­turya, 27 Temmuz 1914'te bu ülkeye saldırdı. Rusya Sırbistan'ı destekleyince Almanya, Avusturya'nın yandaşı olarak, Rusya'ya savaş açtı; Fransa da 1892'de imzaladığı İkili İttifak çerçevesinde Rusya'ya arka çıktı. Bunun üze­rine Almanya, Fransa'ya da savaş açtı.

Alman birlikleri Fransa'ya saldırmak için Belçika'ya girdiler. Daha 1839'da, herhangi bir saldırı karşısında Belçika'ya yardım etme­ye söz vermiş olan İngiltere, 4 Ağustos 1914'te Almanya'ya savaş açtı. Böylece, I. Dünya Savaşı başlamış oldu.

O yıllarda orduların savunma gücü saldırı gücünden fazlaydı. Başlangıçta güçlü filolara sahip olan İtilaf Devletleri, denizde üstünlüğü ele geçirdiler. Ama daha sonra Alman denizaltıları da ticaret gemilerinibatırmaya baş­ladı. Bu savaş aynı zamanda, etkin bir rol oynamamış olsalar da, uçakların kullanıldığı ilk savaştır.

Osmanlı Devleti'nin Savaşa Girmesi


Osmanlı Devleti 20 Temmuz 1914'te tarafsız­lığını ilan etmişken, 2 Ağustos 1914'te Al­manya ile gizli bir anlaşma yaptı. 10 Ağustos' ta iki Alman savaş gemisi, Goeben ve Breslau İngiliz gemilerinin önünden kaçarken, Ça­nakkale Boğazı'ndan geçip Marmara'ya girdi. İtilaf Devletleri'nin protestoları karşısında, Osmanlı Devleti bu gemileri satın almış gibi göründü; adlarını da Yavuz ve Midilli olarak değiştirip kendi donanmasına kattı. Ardın­dan, içlerinde Yavuz'un da bulunduğu, Os­manlı donanması Karadeniz'e çıktı ve bazı Rus limanlarını bombaladı. Bunun üzerine 1 Kasım'da Rusya, 5 Kasım'da da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.
Osmanlılar, ı. Dünya Savaşı'nda üç ana cephede savaştılar. Bunlar, Marmara ve Bo­ğazlar, Kafkasya ve Ortadoğu'dur.

Batı Cephesi


Savaş çıktığında, Avrupa'nın büyük ülkele­rinde tüm sağlıklı erkeklerin iki ya da üç yıl askerlik yapmalarını zorunlu kılan bir sistem uygulanıyordu. Bu nedenle de bu ülkelerin birkaç milyonu bulan orduları vardı. İngilte­re'de ise gönüllülerden oluşan ordu çok daha küçüktü ve bu ülkede zorunlu askerlik ancak 1916'da başladı.

Kara savaşlarının geçtiği en önemli iki alana, Almanya'nın batısı ve doğusu anlamın­da, Batı Cephesi ve Doğu Cephesi adları verildi. Daha sonra İtilaf Devletleri deniz kuvvetlerinin desteğiyle savaşı, özellikle Or­tadoğu ve Doğu Akdeniz'de, yeni bölgelere sıçrattı ve Almanlar'ın sömürgelerini ele ge­çirme olanağı buldu. Bir başka cephe de 1915'te İtalya'nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na saldırmasıyla, bu iki ülke ara­sındaki Isonzo vadisinde açıldı.

Almanlar'ın iki cephede birden savaşabil-mesini sağlayacak bir savaş planı,1905'de General Alfred von Schlieffen'ce (1833-1913) hazırlanmıştı. Amaç Doğu Cephesi'nde asker sayısı düşük tutulurken, Alman ordusunun olanca gücüyle Belçika üzerinden Fransa'ya girip, Fransız ordusunu ezmesiydi. Ama Fransızlar, Alman saldırısını Paris yakınların­da yer alan Marne Savaşı'nda durdurunca, Schlieffen'in planı bozuldu ve Almanya savaşı kısa bir sürede kazanma şansını yitirdi.

Bundan sonra Batı Cephesi'ndeki savaş, 1918 yazına kadar siper savaşı biçiminde sürdü. Belçika kıyısında Ostende dolayların­dan İsviçre sınırına kadar uzanan siperler, en azından 180 metre eninde ve dikenli tellerle örülmüş bir bölgeyle birbirinden ayrılıyordu. Her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği savaşta topçu mermilerinin toprakta açtığı çukurlar ilerlemeyi zorlaştırıyordu. Genellikle savun­mada kalan Almanlar 1915'te bu cephede ilk kez zehirli gaz kullandılar. İtilaf askerleri önce paniğe kapıldılarsa da, daha sonra gaz maskeleriyle kendilerini koruyarak Al­man saldırısını püskürttüler.İngilizler, siper ve engel tanımayan zırhlı bir motorlu taşıt olan tankı ilk kez bu cephede kullandılar . Ne var ki, 15 Eylül 1916'da Somme Irmağı yakınlarında az sayıda tankla saldırıya geçmiş olmaları, başarı şans­larını yitirmelerine yol açtı.

Somme Savaşı,


Batı Cephesi'ndeki büyük çatışmaların tüm özelliklerini taşıyordu. İngi­liz komutanı Sir Douglas Haig'in (1861-1928) yönettiği saldırı Alman siperlerinin bir hafta süreyle bombardıman edilmesiyle başladı. Yi­nelenen saldın ve karşı saldırılarla gelişen savaş, kasıma kadar sürdü.

Batıdaki önemli çatışmalardan bir başkası da Almanlar'ın Verdun'deki Fransız tabyala­rına karşı giriştikleri saldırıdır. 1916'daki bu çatışmada, önce geri püskürtülen Fransızlar, yıl sonuna kadar General Henri Philippe Petain (1856-1951) komutasında, yitirdikleri toprakların çoğunu geri aldılar. 1917'de de şiddetle süren, büyük can ve mal kaybına yol açan çatışmalar Batı Cephe­si'nde iki tarafı da zayıflattı. 1917'de Fransız ordusunda baş gösteren ayaklanmaları önle­mek ve genelde duruma bir çözüm bulmak için Sir Douglas Haig, Ypres yakınlarında yeni bir saldırı başlattı. Üç ay süren şiddetli çatışmalardan sonra bu saldırı da Passchen-daele bataklıklarında son buldu.

Doğu Cephesi


Doğu Cephesi'nde savaş, batıya göre daha belirsiz bir çizgide sürdü. Saldıran tarafın gücüne göre zafer kimi zaman bir tarafın, kimi zaman öbür tarafın oldu. 1914 Ağustos'unda Doğu Prusya'ya giren Ruslar, Tannenberg Savaşı'nda, daha sonra bütün Alman ordularının başına geçecek olan Paul von Hindenburg (1847-1934) ve Erich Ludendorff (1865-1937) komutasındaki birliklerce büyük bir yenilgiye uğratıldı.

1915 yazında Almanlar, Ruslar'ı Doğu Cephesi'nde geri püskürtünce, bu başarıdan umutlanan Bulgarlar da İttifak Devletleri'ne katıldılar. Almanya, Avusturya ve Bulgaristan birlikleri Sırbistan'ı işgal ettiler. Sırbistan'a yardım etmek için Yunanistan'ın Selanik ken­tine çıkarma yapan İtilaf Devletleri savaşın sonuna kadar başarı sağlayamadılar.Ruslar 1916'da silah ve cephane açısından büyük sıkıntı içindeyken, bugün SSCB'yi Romanya'dan ayıran dağlık Bukovina bölge­sinde, Avusturyalılara karşı beklenmedik bir saldırıya giriştiler. Bu saldırının başarıyla sonuçlanmasından yüreklenen Romanya, İti­laf Devletleri'ne katılmak istediyse de, Batı Cephesi'nden çektikleri birliklerle Roman­ya'ya saldıran Almanlar, Rumenler'i büyük bir yenilgiye uğrattılar.
İtalya, İtilaf Devletleri'ne 1915'te katıldı. İtalya ile Avusturya sınırındaki dağların do­rukları Avusturyalıların elinde olduğundan, İtalyanlar zorlu çatışmalar sonucu çok az ilerleyebildiler ve ağır kayıplar verdiler.

Osmanlı Cepheleri


Kafkasya Cephesi. 1914'te Ruslar Sarıkamış üzerinden Erzurum'a doğru ilerlediler. Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Arda­han ve Sarıkamış'ta, şiddetli kışın da etkisiy­le, çok büyük kayıplar verdi. 1916'da geniş çaplı bir saldırı başlatan Çarlık Rusya'sı bir­likleri, Trabzon ve Erzincan'ı alarak, Van Gölü'ne kadar indiler. Osmanlı ordusunun başlattığı karşı saldırı Muş ve Bitlis'in geri alınmasından sonra durduruldu. Bundan son­ra bu cephede önemli bir gelişme olmadı.

Marmara ve Boğazlar Bölgesi.
Kafkas Cep­hesindeki Ruslar'a yardım etmek amacıyla yeni bir cephe açmaya karar veren İtilaf Devletleri, 19 Şubat 1915'te Çanakkale Boğazı'nda bir saldırı başlattılar. Boğazı geçme girişimleri başarısızlığa uğrayınca geri çekilen İngiliz ve Fransız donanmaları, 25 Nisan'da Gelibolu'ya çıkarma yaptılar. Mustafa Kemal ve Liman von Sanders yönetimindeki Türk birliklerinin kararlı direnişleri sonunda Aralık 1915-Ocak 1916'da tüm İtilaf birlikleri Mar­mara ve Boğazlar bölgesinden çekildiOrtadoğu Cephesi. Savaşın başında Suriye, Filistin ve Arabistan'ın büyük bölümü Os­manlı İmparatofluğu'na bağlıydı. Basra Körfezi'nde bulunan petrol yataklarını korumak için İngiliz yönetimindeki Hint birlikleri 21 Kasım 1914'te Basra'yı işgal ettiler. Daha sonra Dicle Irmağı boyunca kuzeye yönelen bu birlikler, Kut-ül-Amare'de Osmanlı birlik­lerince kuşatıldılar ve 147 gün süren bir kuşatmadan sonra 1916'da teslim oldular. İkinci Mezopotamya saldırısında İngilizler Kut-ül-Amare'yi; 11 Mart 1917'de de Bağ­dat'ı ele geçirdiler.Daha batıda, İngiliz orduları ve İngiliz Uluslar Topluluğu birlikleri Mısır'dan sonra Sina Çölü'nü geçerek Filistin'e doğru ilerledi-lerse de Gazze'de Osmanlı ordusuna iki kez yenilince, bir yılı aşkın bir süre burada kaldı­lar. İngiliz birliklerinin başına getirilen Gene­ral Edmund Allenby (1861-1936) 1917 sonba­harında başlattığı saldırı ile Osmanlı orduları­nı ikiye bölerek 9 Kasım'da Kudüs'ü işgal etti.

Birliklerin çoğu Batı Cephesi'ne yardıma gönderildiğinden, savaş uzunca bir duraklama dönemine girdi. Hindistan'dan yardım alan ve İngiliz casusu T. E. Lavvrence'in (1888-1935) kışkırttığı Arap ayaklanmasından yararlanan Allenby, ordusunu gizlice Akdeniz kıyıların­da topladı; hızla harekete geçerek önce Şam'ı, ardından Halep'i işgal etti. İngiliz orduları Musul'a yürürken, Osmanlılar teslim oldular ve 30 Ekim'de Mondros Mütarekesi'ni imzaladılar

Kara Savaşlarının Son Aşamaları


Rusya'daki 1917 Devrimi , İtilaf Devletleri'nin Doğu Cephesi'nde çökmesine yol açti. Almanlar başka yerlerde savaşabilmek için birliklerini bu cepheden çektiler. Avusturyalılarda birlikte Caporet-to'da ani bir saldırı düzenleyerek İtalyanlar'a ağır kayıplar verdirdiler ve Piave Irmağı'na kadar sürdüler.

Bu arada Alman denizaltılarının ticaret gemilerine saldırması ABD'nin İtilaf Devlet­leri'nin yanında savaşmaya karar vermesine neden oldu. Ayrıca, 1917 başlarında Alman­ya'nın, kendi safına çekmek için Meksika'ya ABD'nin Texas, New Mexico, Arizona eya­letlerini verme sözünde bulunduğu öğrenilin­ce, ABD'nin savaşa girme kararı kesinleşti.

İtilaf Devletleri'ne para, araç ve gereç yar­dımına başlayan ABD, ordularını Avrupa'da savaşmaya hemen gönderemedi. 1917 Ma-yıs'ında ABD hükümeti Kura ile Askerlik Yasası'nı çıkarınca 21-30 yaş arasındaki tüm erkekleri silah altına alma yetkisine sahip oldu. 1917-18 kışı, İtilaf Devletleri'nin savunmada, ABD birliklerini beklemek zo­runda kaldıkları bir dönemdi. Bu durumdan yararlanan Almanlar, 1918 baharında son bir yarma girişiminde bulunmaya karar verdiler. İtilaf Devletleri bu şiddetli saldırıları zorlukla durdurabildi. Bu sırada batıdaki bütün İtilaf Devletleri birliklerinin komutası Fransız Ma­reşali Ferdinand Foch'a (1851-1929) verildi ve her ay 300 bin ABD askerinin gelmeye başlamasıyla durum değişti.

1918 Temmuz'unda saldırı sırası Foch'a gelmişti. Fransızlar'ın güneyde geliştirdikleri başarılı bir saldırının ardından, İngiltere, Ka­nada ve Avustralya birlikleri 8 Ağustos'ta Amiens yakınlarında genel bir saldırı başlattı­lar. Kasım ayında Almanlar savaşın başladığı 1914 hattına çekilmişti.
İtilaf ordularına Selanik'te yenilen Bulgar­lar, 29 Eylül'de teslim oldular. İtilaf güçleri bu kez İtalya'da Piave Irmağı'nı geçti ve Vittorio Veneto Savaşı'nda kesin bir yenilgiye uğrayan Avusturya, 3 Kasım'da Padova Ateş­kes Antlaşması'nı imzaladı.

Deniz Savaşları


Amiral Sir John Jellicoe (1859-1935) komuta­sındaki İngiliz büyük donanması, daha güçsüz ve deneyimsiz Almanaçık deniz donanması ile karşılaşmak için sabırsızlanıyordu. 28 Ağustos 1914'te Amiral Sir David Beatty'nin (1871-1936) yönetiminde ağır silahlarla dona­tılmış zırhlı, büyük ve hızlı savaş gemileri olan kruvazörlerin desteklediği hafif İngiliz savaş gemileri, Alman kıyıları açıklarındaki Ffeligo-land Körfezi Savaşı'nda üç Alman kruvazörü­nü batırdı.Açık denizlerde İngiliz deniz kuvvetleri as­keri birlikleri taşıyan gemilere eşlik ediyor ve Alman sömürgelerinin ele geçirilmesine yar­dımcı oluyordu. General Paul von Lettow-Vorbeck'in savunduğu Alman Doğu Afrika'sı dışındaki tüm Alman sömürgeleri kolayca ele geçirildi. Alman kruvazörleri, özellikle de 15 ticaret gemisini batıran Emden kruvazörü açık deniz­lerde büyük tehlikelere yol açıyordu. Emden'i daha sonra, Avustralya deniz kuvvetlerine bağlı Sydney kruvazörü Hint Okyanusu'ndaki Cocos Adaları yakınlarında batırdı.Alman donanması itilaf birliklerinin kıyıla­ra denizden çıkarma yapmasını engellerken, İtilaf Devletleri'nin donanmaları da asker ve gereç yedeklemelerini rahatça yapabilmek için açık denizleri kolluyor, aynı zamanda İt­tifak Devletleri'nin deniz yolundan besin ve gereç yardımı almalarına engel oluyordu. 1915 Şubat'ında açıklanan bu ablukanın ciddi sonuçlar vermesi için iki yıl geçmesi gerekti.

İngiliz ablukasına yanıt olarak Almanlar, İngiltere çevresindeki sularda yol alan her ti­caret gemisini, içindekileri uyarmadan batıra­caklarını açıkladılar. Denizaltıların bu biçim­de kullanımı uluslararası yasalara aykırıydı ve ABD, Almanya'nın bu tutumunu protesto et­ti. Bir Alman denizaltısının İngiliz yolcu ge­misi Lusitania'yı 7 Mayıs 1915'te batırması ve içlerinde ABD'lilerin de bulunduğu 1.200'e yakın yolcunun yaşamını yitirmesi protesto­ların artmasına neden oldu ve Almanlar bir süre büyük yolcu gemilerini uyarıda bulunma­dan batırmayacaklarına söz vermek zorunda kaldılar. Lusitania'mn batırılışı, ABD'nin İti­laf Devletleri'ne verdiği desteği ve savaşa giri­şini büyük ölçüde etkiledi.

İngiliz ve Alman donanması arasındaki en büyük çatışma 31 Mayıs 1916'da oldu. İngiliz­ler ile Almanlar, önce kruvazörler savaşında, hemen ardından da iki ana donanma arasın­daki Jutland Savaşı'nda karşı karşıya geldiler. Almanlar başarılı bir manevrayla kaçmayı başardılar ve kayıpları İngilizler'in ancak yarı­sı kadar oldu. İngilizler, kayıplarına karşın, Kuzey Denizi'ndeki üstünlüklerini sürdür­düler.
Ad:  bds6.jpg
Gösterim: 260
Boyut:  44.1 KB

1916'da Alman denizaltılarının saldırıları arttı ve ticaret gemilerinin batırılma hızı, ye­nilerinin yapılma hızını geçti. 1917 Şubat'ında Almanlar, İtilaf Devletleri limanlarına giden ya da bu limanlardan ayrılan tüm gemileri, hiçbir uyarıda bulunmaksızın batıracaklarını açıkladılar. İtilaf Devletleri'nin gemi kayıpla­rı giderek yükseldi ve nisanda İngiltere'den uzak limanlar için ayrılan her dört ticaret ge­misinden biri geri dönemedi. Şubat sonunda İngiltere'de ancak altı hafta yetecek kadar ta­hıl stoku kalmıştı. O dönemde ne deniz di­bindeki denizaltıların yerini saptayabilecek, ne de yeri bilinenleri bulundukları yerde yok edebilecek kadar gelişkin araçlar vardı. Gü­venlik için ticaret gemileri silahlandırıldı ve ticaret konvoylarına savaş gemileri eşlik etti. Bu önlemler batırılan gemi sayısını bir ölçü­de azalttı. Bu arada denizaltıların yerlerini saptama ve yok etme yöntemleri de geliştiril­di. Bazı denizaltılar da "Q gemisi" denen ve gizli toplarla donatılmış ticaret gemilerince batırıldı. Deniz erleri ve subaylarının gizlen­diği bu gemilere bir denizaltı saldırısı oldu­ğunda, önce "paniğe uğramış bir grup" kur­tarma sandallarına binip açılıyordu. Denizal­tı, Q gemisinin işini tamamen bitirmek için su yüzüne çıkınca, gemide kalan denizciler giz­ledikleri silahları ortaya çıkararak denizaltıyı top ateşine tutuyorlardı.

Almanlar bu savaşta, çoğunluğu 1917 ve 1918'de olmak üzere yaklaşık 200 denizaltı yi­tirdiler. Gene de Alman denizaltıları 6.000 gemi batırdı.
Alman açık deniz donanmasının uzun süre denize açılamaması büyük gemilerde başkal­dırmalara neden oldu. 29 Ekim 1918'de, do­nanmaya denize açılması emri verildiğinde denizciler bu emre uymadı.

Hava Savaşları


I. Dünya Savaşı'nda hava kuvvetlerinin en önemli görevi deniz ve kara savaşlarını des­teklemekti. Savaşın başında, karacıların ve denizcilerin hava kuvvetleri ayrı ayrıydı. Ö günlerde uçaklar emekleme dönemindeydi ve en kullanışlı uzun yol hava ulaşım aracı Al­manlar'ın geliştirdiği, kocaman bir puro görü­nümündeki zeplin havagemileriydi.
1915 başlarında zeplinler geceleri İngiliz kentlerini bombaladı. Ama 1916'dan sonra savaş uçakları ve uçaksavarlar devreye girin­ce, zeplinlerin saldırıları azaldı. 1917'de Al­man uçakları Londra'yı ve öbür büyük kentle­ri, genellikle ay ışığında, kimi kez de gündüz­leri bombalamaya başladılar.

Son büyük hava saldırısı 1917'de, 19 Mayıs'ı 20 Mayıs'a bağlayan gece 43 bombardıman uçağıyla başlatıldı ve bu uçakların 13'ü Lon­dra'ya ulaştı. Halkı yaklaşan saldırılara karşıuyaran sistem oldukça etkiliydi; ama II. Dünya Savaşı'nda geliştirilen korunaklar tü­ründe çok az yer vardı. İngiltere'ye yapılan hava saldırılarında 1.300 kişi öldü, 3.000'den fazla kişi yaralandı.
Savaşın sürdüğü cephelerde düşmanın yeri­ni ve hareketlerini gözlemek ve fotoğraf çek­mek için de uçaklar kullanıldı. Sonuçta, sık sık yoğun hava çatışmaları oldu. Uçaklar aynı zamanda demiryolu kavşaklarını, havaalanla­rını ve levazım depolarını da bombalamak için kullanıldılar.

Deniz uçaklarının bu savaşta görevleri ol­dukça sınırlıydı. Bu uçaklar ya tekerlek yeri­ne konan kızaklarla denize inip kalkabiliyor ya da büyük savaş gemilerine eklenen pistler­den havalanabiliyordu. İlk uçak gemisi olan HMS Argus, uçakların inip kalkabileceği düz üst güvertesiyle ancak 1918 Eylül'ünde hiz­mete sokulabildi. İngiltere ve ABD, "Blimp" adı verilen küçük uçakları denizaltılan ara­mak için kullandılar.

Savaşın Sonu


Almanlar 3 Ekim 1918'de, ABD Başkanı Wood-row "VVilson'a ateşkes istemiyle başvurdu­lar. Başkan kayıtsız şartsız teslim olmalarını istedi. Bu sırada İtilaf Devletleri'nin deniz ab­lukası nedeniyle açlıktan kırılan Alman halkı 4 Kasım 1918'de ayaklandı.Alman ordularının tam bir bozguna uğra­mamasına karşın, 11 Kasım 1918 sabahı Al­man yetkililer yenilgilerini kabul eden bir si­lah bırakma antlaşmasını imzaladılar. Bu ant­laşma Compiegne Ormanı'nda, Foch'un özel vagonunda imzalandı ve imzadan altı saat sonra, 11. ayın 11. günü, saat ll'de yürürlü­ğe girdi.

Antlaşmalar


Barış antlaşmalarının ilkelerini ABD Başkanı "VVilson, İngiltere'de 1916 sonundan beri baş­bakan olan David Lloyd George ve Fransız Başbakanı Georges Clemencau saptadı. Ant­laşmalarda, VVilson'un dediği gibi, "dünyada demokrasiyi güven altına almak" amacı güdü­lüyordu. Avrupa'daki sınırların, bir ulusun başka bir ulus egemenliğinde kalmamasını sağlayacak bir biçimde düzenlenmesine çalı­şıldı.Almanya, Alsace-Lorraine'i Fransa'ya, Si-lezya'nın bir bölümünü, yeniden kurulan Po­lonya Devleti'ne verdi ve tüm sömürgelerini yitirdi. Macaristan'ın bağımsızlığını ilan etme­sinden sonra Avusturya-Macaristan İmpara­torluğu kuzey bölgesindeki toprakları yeni Çekoslovakya ve Polonya devletlerine; doğu­sundaki bazı yerleri Romanya'ya; güneydeki­leri, sınırları genişletilen Sırp devleti Yugoslav­ya'ya bırakırken, batıdaki Fiume (bugün Ri-jeka) bölgesini İtalya aldı. Baltık kıyısında Estonya, Letonya ve Litvanya adında üç yeni devlet kuruldu.

Osmanlılar ile yapılan Sevr (Sevres) Ant­laşması ile Osmanlı topraklarının bir bölümü Yunanistan ve başka bazı devletler arasında paylaştırıldı. Mustafa Kemal başkanlığındaki Ankara hükümetinin tanımadığı bu antlaşma, Kurtuluş Savaşı so­nunda ortadan kalktı (bak. Kurtuluş Savaşi). Ortadoğu'da o zamana kadar Osmanlı İmpa­ratorluğu egemenliğinde bulunan topraklar ile Almanya'nın sömürgeleri, Milletler Cemi­yeti adına yönetilmek üzere, bazı İtilaf Dev­letleri'nin mandası altına girdi. Dünya barışı­nı korumak ve anlaşmazlıkları çözmek için kurulan Milletler Cemiyeti pek başarılı ola­madı.
Almanya yalnızca gönüllülerden oluşan kı­sıtlı bir kara ve deniz ordusu bulundurabile­cek, denizaltı, tank gibi savaş araçlarına sahip olamayacağı gibi hava kuvvetleri de oluştura­mayacaktı. Alman donanmasının büyük bir bölümü Orkney Adaları'nda bulunan Scapa Flow'a götürülerek 21 Haziran 1919'da kendi denizcilerinin eliyle batırıldı.

28 Haziran 1919'da Almanya ile imzalanan Versay (Versailles) Antlaşması ile Milletler Cemiyeti'nin kurulmasını öngören yazılı an­laşma aynı gün yürürlüğe girdi. Senatosunda Milletler Cemiyeti'ne girmesine karşı çıkıldığı için ABD, Versay Antlaşması'nı tanımadı, Almanya ve Avusturya ile 1921 Ekim'inde ay­rı barış antlaşmaları imzaladı.
Savaşın doğrudan yol açtığı ölümler, yakla­şık 5 milyonu İtilaf Devletleri'nden olmak üzere, 8,5 milyona ulaştı. Ayrıca 21 milyon sivil yaralandı. Bunlara ek olarak dünyanın değişik bölgelerinde, savaş yüzünden çıkan hastalıklardan ve kıtlıktan 20 milyona yakın insan öldü.

MsXLabs.org & Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:09
22 Haziran 2010 16:14   |   Mesaj #6   |   
The Unique - avatarı
Üye

I. Dünya Savaşı

Ad:  bds7.jpg
Gösterim: 296
Boyut:  47.8 KB

Avrupa devletleri arasında, 1 Ağustos 1914'te başlayan ve 11 Kasım 1918'de sona eren savaş.
İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan) ile İtilâf Devletleri (İngiltere, Fransa, Çarlık Rusyası, İtalya) arasında yapılan bu savaş, daha çok Avrupa'da geçmesine karşın, daha sonra ABD, Japonya, Avustralya, İngiliz sömürgeleri ve dominyonları da savaşa katılmışlar; böylece, bütün dünya devletlerinin savaşı hâlinde gelmiştir.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlıca nedenleri


1) 1870'te birliğini tamamlayan ve sanayi devrimini de gerçekleştiren Almanya'nın büyük bir sömürge imparatorluğu kurma politikası ve dünya ticaretinde İngiltere ile ciddî bir rekabete girişmesi;
2) Rusların, Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki istekleri;
3) Ülkelerde milliyetçilik bilincinin gelişmesi olmuştur.

Savaşın başlamasından çok önce, Avrupa'nın büyük devletleri, kendi aralarında çeşitli antlaşmalarla iki gruba ayrılmış durumda bulunuyorlardı. Bir yanda Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya arasında Üçlü İttifak (1882), diğer yanda Fransa, İngiltere ve Rusya arasında Üçlü İtilâf (1908) kurulmuştu. Bu uluslararası gerilim sürerken, Avusturya uyruklu Bosnalı üniversite öğrencisi olan Gavrilo Princip, Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan tahtının vârisi Arşidük Franz Ferdinand'ı Saraybosna'da öldürdü. İki ülke arasında gerginlik son haddine ulaştı ve Avusturya 28 Temmuz'da Sırbistan'a savaş açtı. Çatışma bir anda yayıldı. 30 Temmuz'da Rusya, Avusturya'ya karşı seferberlik ilân etti, 1 Ağustos'ta Almanya, Rusya'ya savaş açtı. 2 Ağustos'ta Fransa'da seferberlik ilân edildi, 3 Ağustos'ta Almanya, Belçika'ya girerek Fransa'ya savaş açtı; aynı gün İtalya yansızlığını açıkladı; 4 Ağustos'ta İngiltere, Fransa ve Rusya ile dayanışıklığını ilân etti.

Savaşın ilk günlerinde Fransız ordusunu bozguna uğratan Almanlar, Lüksemburg, Belçika ve Kuzey Fransa'yı işgal ettiler. Daha sonra Marne'da yapılan (6-10 Eylül) savaşlarda Fransız ve İngiliz kuvvetleri, Alman ilerlemesini durdurabildiler. Her iki taraf orduları sağlam bir siperler çizgisinin gerisine yerleşti. Bu durgunluktan yararlanan Almanlar doğu cephesine, batı cephesinden büyük miktarda asker kaydırdılar ve Ruslara karşı saldırıya geçtiler. Tannenberg'de (26-30 Ağustos) Rusları yenen Almanlar, sert kış karşısında çarpışmaları kestiler.

Aynı yıl 23 Ağustos'ta Japonya, Almanya'ya savaş açarak, Almanya'nın Uzakdoğu'daki sömürgelerini ele geçirdi. 11 Ağustos'ta Fransa kıyılarını döverek Türk karasularına sığınan Alman savaş gemileri Goeben (Göben) ve Breslau'yu, İngiltere ve Fransa'nın kendilerine teslim edilmesini istemeleriyle patlak veren durum, Osmanlı Devleti ile İtilâf Devletleri arasında sert çatışmalara yol açtı. Osmanlı hükümeti bu gemileri satın almış görünerek, Yavuz ve Midilli adlarıyla donanmasına katıp Goeben'in komutanını Türk Deniz Kuvvetleri'ne amiral olarak atayınca, İngilizler Çanakkale Boğazı'nı abluka altına aldılar. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti boğazı kapattı (1 Ekim). Bu olaylardan kısa bir süre sonra da Karadeniz'e keşif amacıyla çıkan Alman amiralinin komutasındaki Yavuz zırhlısının, 28 Ekim 1914'te Sivastopol ve Odessa'yı bombalaması, gerginliği büsbütün artırdı. Bunun üzerine 2 Kasım 1914'te Rusya ve 5 Kasım 1914'te de öbür İtilâf Devletleri Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. 11 Kasım'da da Osmanlı Devleti resmen savaşa katıldı. 1914-1915 kışında Batı cephesinde kıpırdamayan Almanlar, çabalarını Doğu cephesine yönelttiler. 1915 Nisanı'na kadar Rusları Karpatlar'dan attılar.

3 Mayıs 1915'te Üçlü İttifak'tan çekilen İtalya, 23 Mayıs'ta İttifak Devletleri'ne savaş açtı. Osmanlı Devletleri savaşa girince, İngilizler Karadeniz'e çıkamaz olmuşlardı. Rusya'ya yardım için İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale Boğazı'nı zorlamaya başladılar. 18 Mart 1915'te büyük bir yenilgiye uğrayan İtilâf Devletleri 9 Ocak 1916'da Gelibolu Yarımadası'ndan çekildiler.

14 Ekim 1915'te Bulgaristan, Almanların safında savaşa katıldı. Rusya'da önemli başarılar elde eden Almanya, bütün ağırlığını Batı cephesine aktardı. 21 Şubat 1916'da Verdun'de başlayan yıpratma savaşında Fransız hatları aylarca direndiler ve 16 Aralık 1916'da Verdun tabyalarını geri aldılar. 27 Ağustos 1916'da Romanya, Avusturya-Macaristan'a savaş açtı. Fakat ülkenin büyük bir bölümü Almanlar ve Bulgarlar tarafından işgal edildi. Almanlar 22 Şubat 1917'de Hindenburg hatlarına kadar çekildiler. 15 Mayıs'ta Verdun çevresi tamamen Almanlardan temizlendi. 27 Haziran 1917'de Yunanistan da, İtilâf Devletleri safında savaşa girdi. Doğu'da Rus ordusu, Şubat ayında patlak veren Devrim'e katıldı.

Rusya'da kurulan geçici hükümet Almanlara karşı bir saldırı başlattıysa da başarılı olamadı. Galiçya, Bukovina ve Riga, Almanların eline geçti (3 Eylül). Rus cephesi 15 Aralık 1917'de Brest-Litovsk Antlaşması ile ortadan kalktı. Tarafsız ticaret gemilerine yapılan saldırılar ve denizaltı savaşının tehlikeli bir durum alması üzerine, ABD Almanya'ya savaş açtı (6 Nisan 1917). Rus cephesinin çökmesiyle doğudaki tehlikeyi ortadan kaldıran Almanlar, 1918 Martı'nda Batıda saldırıya geçtiler ve Paris yakınlarına kadar ilerlediler. Foch'un komutasındaki Fransız, İngiliz, Belçika, Portekiz, ABD ve İtalyan birliklerinin 18 Haziran'da başlattığı ve "Fransa Savaşları" diye adlandırılan saldırılar, Almanların 11 Kasım 1918'de ateşkes istemesiyle sonuçlandı. Vittorio Veneto zaferini kazanan (29 Ekim 1918) İtalyanlar da 3 Kasım'da Avusturyalıları ateşkes istemek zorunda bıraktılar.

İtilâf Devletleri'nin Doğu ordusuna karşı koyamayan Bulgaristan, 25 Eylül 1918'de, Suriye ve Filistin'de yenilen Osmanlı Devleti de 30 Ekim 1918'de ateşkes istediler. Ateşkesleri barış antlaşmaları izledi.

Almanya ile 28 Haziran 1919 Versay (Versailles), Avusturya ile 10 Eylül 1919 Saint-Germainen Laye, Bulgaristan ile 23 Kasım 1919 Neuilly, Macaristan ile 4 Haziran 1920 Trianon ve Osmanlı Devleti ile de 10 Ağustos 1920 Sevr (Sévres) Barış Antlaşmaları imzalandı.

I. Dünya Savaşı Sonuçları


  • Avrupa’daki mevcut dengeler değişti
  • Rakiplerini etkisiz hale getiren İngiltere ve Fransa en kazançlı devletler olurken; galipler safında yer alan İtalya ve Rusya hedefledikleri amaçlarına ulaşamamışlardır.
  • Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanmış; Çarlık Rusya’sı yıkılmıştır.
  • 4-Türkiye, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Letonya, Litvanya ve Ukrayna gibi yeni devletler kurulmuştur. Açıklama: Yugoslavya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Makedonya ve Slovenya’nın birleşmesi sonucunda kurulmuştur.
  • Cemiyeti Akvam kurulmuştur(1920)
  • Sömürgecilik yerini Manda ve Himayeye bırakmıştır.
  • Barış Antlaşmalarında milliyetçilik prensibine dikkat edilmemesi azınlık sorununun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
  • Merkezi İmparatorlukların parçalanması sonucu Avrupa ve Orta Doğu’da denge boşlukları ortaya çıkmıştır.
  • Komünizm, Faşizm, Nazizm gibi, demokratik olmayan, totaliter rejimler ortaya çıkmıştır.
  • 1Sivil savunma düşüncesi ortaya çıkmış; böylece cephe gerisindeki sivil halkın korunması amaçlanmıştır.
  • Barış Antlaşmaları devletlerin eşitliği ilkesine aykırı olduğu için sürekli bir barış ortamı sağlanamamış,bu yüzden II.Dünya savaşı çıkmıştır.
  • Bazı devletler ekonomik krizlere girdi
  • Ümmetçilik ve Turancılık iflas etti.
  • Milliyetçilik güçlendi ve ulusal devletlerin kuruluşu hızlandı
  • Deniz altı gemileri önem kazandı
  • ABD tekrar içine kapandı
  • İngiltere ve Fransa Orta Doğu kaynaklarını ele geçirdi
  • Suriye, Irak, Lübnan ve Hicaz Osmanlı’dan ayrıldı.
  • Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’de mandater yönetimler kuruldu.
  • İttihat ve Terakki Partisi dağıldı.
Açıklamalar:
  • I.Dünya Savaşında ilk defa tank ve kimyasal silah kullanıldı
  • Savaştan sonra sınırlar çizilirken milliyetlerin dağılımı dikkate alınmadığından dolayı savaştan sonra da milliyet olayları devam etti.
  • İtalya savaş başlamadan önce Fransa ile gizli antlaşma yaptı
  • Paris konferansında Doğu Trakya Yunanistan’a verildi.
  • ABD I. ve II.Dünya savaşının bitmesinde etkili oldu.
  • ABD savaşa girerken uluslararası dengede yerini almak istedi.
  • ABD savaşa 2 Şubat 1918’de fiilen girdi.
  • Savaştan sonra; Almanya’nın güçlenmemesi İngiltere ve Fransa için temel politika oldu.
  • Versay, Nöyyi, Sen Jermen ve Trianon antlaşmaları II.Dünya Savaşının çıkması ile yürürlükten kalktı
  • ABD ve Osmanlı savaşın başlamasında etkili olmamıştır.
  • Boğazların Osmanlı’nın elinde olması; Mustafa Kemal’e göre Osmanlı’yı savaşa sokabilecek stratejik bir etkendi.
  • Rusya’da Bolşevik ihtilali çıkınca; Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan bağımsız oldu.
  • Ukrayna 22 Ocak 1918’de bağımsız oldu
  • Savaştan önce İngiliz sömürgeleri kendisinin 104 katı; Fransız sömürgeleri ise kendisinin 20 katıdır.
  • Osmanlı’yı paylaşmak savaşın başlangıç sebeplerinden değildir.
  • Malüb devletlerin bir daha savaşmaya cesaret edememesi için antlaşmalara ağır maddeler kondu.
  • I.Dünya Savaşı’nda Danimarka, Norveç, İsveç, İsviçre ve İspanya tarafsız kalmıştır.
  • Osmanlı, ABD, Yunanistan, Bulgaristan, Japonya ve Romanya savaşın başlangıcında etkili olmamıştır.


MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:45
Daisy-BT
4 Temmuz 2011 18:04   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

I. DÜNYA SAVAŞI (1914-1918) NEDENLERİ ve SONUÇLARI


NEDENLERİ

Ad:  bds8.jpg
Gösterim: 253
Boyut:  51.6 KB
  • Sanayi inkılabı sonucunda devletler arasında Pazar ve hammadde arayışından doğan sömürgecilik yarışı ve ekonomik rekabet
  • Ekonomik yarışın devletler arası bloklaşmalara sebep olması
  • Almanya ile Fransa arasında Alsac-e Lorainne (Alsas Loren) bölgesinden doğan çekişme
  • Rusya ile Avusturya -Macaristan İmparatorluğu arasında Rusların panislavizm politikasından doğan gerginlik
  • Rusların Osmanlı toprakları üzerindeki emelleri ve sıcak denizlere inme politikası
  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna Hersek'i ilhalkının Sırbistan ile arasında meydana getirdiği gerginlik
  • Avusturya - Macaristan İmparatorluğu veliahtının Bosna Hersek'i ziyaretinde bir sırp tarafından öldürülmesi

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞMESİ


  • Avusturya ile Sırbistan arasında başlayan savaş, Almanya, Rusya, Fransa ve İngilterenin de savaşa katılmasıyla bir dünya savaşına dönüşmüştür.
  • (Bağlaşma) İttifak Devletleri
  • Almanya, Avusturya - Macaristan İmparatorluğu, İtalya (savaş başlayınca taraf değiştirmiştir.) Savaş başlayınca Osmanlı ve Bulgaristan da katılmışlardır.
  • (Anlaşma) İttifak Devletleri
  • İngiltere, Fransa, Rusya savaş başlayınca Romanya, İtalya, Portekiz, Japonya, A.B.D., Yunanistan, Sırbistan da katılmıştır.

Osmanlı Devletinin Savaşa Girme ve İttifak Devletlerini Tercih Sebepleri


  • Başta Balkanlar olmak üzere kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi.
  • Turan idealini gerçekleştirme düşüncesi.
  • Almanyanın savaşı kazanacağına kesin gözüyle bakılması
  • Yalnızlık politikasından kurtulmak istemesi
  • Kapitülasyonlar ve Duyunu Umumiye'den dolay İngiltere ve Fransanın ekonomik baskısı İttihatçı subaylarda Alman hayranlığı olması
  • İngiltere'nin önünden kaçan Goben ve Breslav adlı iki Alman gemisinin Yavuz ve Midilli adı verilerek satın alındığının ilan edilmesi, Karadeniz'e geçen bu gemilerin Rusların, Sivastopol ve Odesa limanlarını bombalaması.

Almanların Osmanlıları Savaşa Çekmekteki Amaçları


  • Yeni cepheler açmak, kendi yüklerini hafifletmek
  • Osmanlının jeopolitik konumu
  • Halifenin nüfuzundan faydalanmak (Cihad ilanı)
  • Petrol bölgelerini kontrol altında tutmak
  • İngilizlerin sömürgeleri ile irtibatını kesmek
  • Osmanlının mevcut asker potansiyelinden faydalanmak
  • Boğazların kontrol altında tutulmasıyla Rusyaya yardım yapılmasını engellemek

I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA BÜYÜK DEVLETLERİN DURUMU


İtalya'nın Durumu: Savaş öncesi gruplaşmalarda Almanyanın yanında yar alan İtalya, savaş başlayınca tarafsız kalmıştı. 12 Ada ve Güneybatı Anadolunun vaad edilmesiyle İtilaf Devletleri yanında savaşa katılmış, sonra Batı Anadolu da vaadedilmiştir.
Bulgaristan'ın Durumu: II. Balkan savaşında kaybettiği toprakları geri almak isteyen Bulgaristan Çanakkale Savaşından sonra Osmanlı yanında savaşa girmiştir. Böylece Osmanlı-Alman kara bağlantısı sağlanmıştır.
Rusya'nın Durumu: Rusya yardım alamayınca zor durumda kalmış, 1917'de Bolşevik İhtilaliyle Çarlık Rusyası yıkılmış Sovyet Rusya kurulmuştur. Sovyet Rusya 3 Mart 1918 Brest - Litowsk Antlaşmasıyla savaştan çekilmiştir.
ABD'nin Durumu: Savaşta uzun süre tarafsızlığını koruyan ABD, ticaret ve yolcu gemilerinin Alman denizaltıları tarafından batırılması sonucu savaşa katılmıştır. ABDnin katılmasıyla savaş kısa sürede sona ermiştir.
Not: Yunanistan savaşa en son katılan devlettir.

OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞTIĞI CEPHELER


Kendi toprakları üzerindeki cepheler


Taarruz Cepheleri:
  • Kafkas
  • Kanal
Savunma Cepheleri:
  • Çanakkale
  • Irak
  • Suriye -Filistin
  • Hicaz - Yemen
Müttefiklerine yardım için savaştığı cepheler
  • Romanya
  • Makedonya
  • Galiçya
Kafkas Cephesi: Doğu Anadolunun Rusların eline geçmesini engellemek, daha öce kaybedilen toprakları geri almak, Kafkasları ele geçirerek Turan İdealini gerçekleştirmek amaçlanmıştır.
Osmanlı Devleti soğuk, hastalık ve açlık karşısında yaklaşık 100.000 şehit vermiştir. Ruslar ilerleyerek Muş, Bitlis, Van, Erzurum ve Trabzona kadar Doğu Anadoluyu ele geçirmiş, Mustafa Kemal, Muş ve Bitlisi bizzat kurtarmıştır. 3 Mart 1918 Brest-Litowsk Antlaşması ile bu bölgeler, hatta 1878 Berlin Antlaşmasıyla kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum da geri alınmış, Kafkas cephesi kapanmıştır.
Not: Karışıklık çıkaran Ermeniler, 1915 Tehcir Kanunu ile Suriye taraflarında iskan ettirilmiştir.

Kanal Cephesi:
İngilterenin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için Almanlarla beraber Süveyş Kanalına iki kez çıkarma yapılmışsa da başarılı olunamamıştır.
Not: İngiltere tepki olarak Çanakkale ve Irak cephelerini açmıştır.

Çanakkale Cephesi (18 Mart 1915):


Cephenin Açılma Sebepleri:
  • Rusyaya yardım etmek
  • Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmak
  • Boğazları ve İstanbulu ele geçirerek jeopolitik açıdan avantaj elde etmek
  • Balkan devletlerini kendi yanlarında savaşa çekerek yeni cepheler açmak.
  • Savaşı kısa sürede sona erdirmek.
Sonuçları:
  • Nusret mayın gemisinin başarılı çalışmaları, Türk askerinin kahramanlığı ve topçuların isabetli atışları karşısında İtilaf devletleri gerek denizde gerekse karada mağlup olmuşlardır.
  • Savaş en az 2 yıl daha uzamıştır.
  • Bulgaristan Osmanlı Devletinin yanında savaşa girmiştir.
  • İngiltere ve Fransanın itibarı sarsılmıştır.
  • Gizli antlaşmalar gündeme gelmiştir. (Rusyanın isteği üzerine)
  • Rusyaya yardım yapılamayınca Çarlık Rejimi zor duruma düşmüş ve 1917 Bolşevik ihtilaline zemin hazırlamıştır.
  • Mustafa Kemal'in Anafartalar, Conkbayırı, Arıburnu ve Kireçtepe'de elde ettiği başarıları, Milli Mücadele'ye lider olmasını sağlamıştır.
Irak Cephesi: İngiltere Rusyaya karadan yardım yapmak ve petrol bölgelerini ele geçirmek amacıyla taarruza geçmiş ise de Osmanlı orduları tarafından Kut'ül-Amare bölgesinde durdurulmuşlardır. Fakat yardım alan İngilizler ilerleyerek Bağdatı ele geçirmişler, Musul önlerine geldiklerinde Mondros Mütarekesi imzalanmıştır.

Suriye, Filistin, Hicaz ve Yemen Cepheleri :
Bu cephelerde İngilizlerle ve onların kandırdıkları Araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.
Not-1: İslamcılık fikrinin geçerliliğinin kaybedildiği görülmüştür.
Not-2: Osmanlılardan ayrılan en son topluluk Araplardır.
Not-3: Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşındaki son görevi en son kapanan Suriye Cephesinde Yıldırım Orduları grup komutanlığıdır.

Romanya, Makedonya, Galiçya Cepheleri : Müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler, Rusyada ihtilalin çıkması ve Brest-Litowsk Antlaşmasıyla kapanmıştır.

WİLSON İLKELERİ (8 OCAK 1918)


A.B.D. başkanı Wilson, savaş sonrası düzeni sağlamak ve barışı korumak amacıyla 14 maddelik ilkelerini yayınlamıştır. Buna göre:
  • Boğazlar bütün devletlere açık olacak
  • Her millet kendi geleceğini kendisi tayin edebilecek, Türkler nüfus yoğunluğuna sahip oldukları bölgelerde bağımsız olarak yaşayabilecekler, azınlıklar nüfus çoğunluğuna sahip oldukları bölgelerde bağımsız devletler kurabilecek
  • Savaş sonrası toprak işgali olmayacak
  • Mağlup devletlerden savaş tazminatı alınmayacak
  • Gizli anlaşmalar iptal edilecek, barış görüşmeleri açık olacak
  • Alsace Lorainne bölgesi Fransaya verilecek
  • Cemiyeti Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulacak
  • Sömürgecilik yapılmayacak

GİZLİ ANTLAŞMALAR (OSMANLI DEVLETİNİ PAYLAŞMA TASARILARI)


  • 1915 Boğazlar Antlaşması: Rusyayı kendi yanlarında tutabilmek için İngiltere ve Fransa tarafından İstanbul, Boğazlar ve Marmara kıyıları Rusyaya vaadedilmiştir.
  • 1915 Londra Antlaşması: 12 Ada ve Güneybatı Anadolu İtalyanlara vaadedilerek itilaf Devletlerinin yanında savaşa çekildiği antlaşmadır.
  • 1916 Sykes-Picot Antlaşması: İngiltere ve Fransanın Osmanlı topraklarını paylaştıkları anlaşmadır. Çukurova, Güneydoğu Anadolu, Musul ve Suriye çevresi Fransızlara, Irak İngilizlere bırakılacak, diğer bölgelerde ise bir Arap devleti kurulacaktır.
  • 1916 Petrograd Antlaşması: Doğu Anadolu ve Trabzona kadar olan Karadeniz kıyıları daha önceki bölgelere ek olarak Rusyaya bırakılmıştır.
  • 1916 Mac - Mahon Antlaşması: İngilizlerin Mısır valisi Mac-Mahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında yapılmıştır. Arapların Osmanlı Devletine isyan etmelerine karşılık bağımsız bir Arap devleti vaadedilmiştir.
  • 1917-Saint Jean de Maurienne Antlaşması: Rusyanın savaştan çekilme ihtimali üzerine İtalyanın önemi artmış ve önceki bölgelere ek olarak Batı Anadolu da İtalyanlara vaat edilmiştir.
Not: Rusyada Bolşevik İhtilali sonunda kurulan yeni rejim tarafından gizli antlaşmalar dünya kamuoyuna duyurulmuş, böylece uygulama alanı bulamamışlardır.

I. DÜNYA SAVAŞI'NIN SONUÇLARI


  • Yaklaşık 10 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
  • Bazı büyük devletler yıkılmış, yeni devletler kurulmuştur. (Avusturya, Macaristan, Yugoslavya, Polonya, Çekoslovakya)
  • Bazı devletlerde rejim değişikliği meydana gelmiştir. (Rusyada kominizm, İtalyada faşizm, Almanyada nazizm, Türkiyede cumhuriyet). Genel olarak cumhuriyet ağırlıklı rejimler kurulmuştur.
  • Bazı devletlerde yönetimde değişiklikler olmuştur. (İttihat Terakkiciler yurt dışına kaçmış, Ahmet İzzet Paşa kabinesi kurulmuştur.)
  • Yeni teknolojik silahlar kullanılmıştır. (Uçak, tank, denizaltı)
  • Kurtuluş Savaşına sebep olmuştur.
  • Mağlup devletlerle önce ateşkes, daha sonra barış antlaşmaları imzalanmıştır.
  • Bulgaristan ile Selanik Mütarekesi Neuilly Barış Antlaşması
  • Osmanlı ile Mondros Mütarekesi Sevres Antlaşması
  • Avusturya ile Willa Gusti Müterakesi Saint Germain Barış Antlaşması
  • Almanya ile Rethondes Müterekesi Wersailles (Versay) Barış Antlaşması
  • Macaristan ile Trianon Barış Antlaşması imzalanmıştır.
  • Osmanlı Devleti Ortadoğu topraklarını kaybetmiştir.
  • I. Dünya Savaşının sonuçları özellikle (Versay Antlaşması) II. Dünya Savaşına sebep olmuştur.
  • Milletler Cemiyeti (Cemiyeti Akvam) kurulmuştur.

MONDROS MÜTAREKESİ (30 EKİM 1918)


Siyasi Alandaki Maddeler:
  • Boğazlar İtilaf devletleri denetimine bırakılacaktır. (Osmanlıların Anadolu toprakları ile Rumeli toprakları arasındaki bütünlük bozulmuştur.)
  • İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikeli gördükleri bölgeleri işgal edebileceklerdir. (7. Madde)
  • Doğu Anadoluda 6 ilde herhangi bir karışıklık çıkarsa bölge işgal edilebilecektir. (24. Madde. Bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlanmak istenmiştir.)
Askeri Alandaki Maddeler:
  • 50.000 kişilik Jandarma kuvveti dışındaki bütün Osmanlı orduları terhis edilecektir.
  • Osmanlı donanması, gösterilen limanlarda İtilaf devletlerine teslim olacaktır.
  • Osmanlı silah ve cephanesi İtilaf devletlerine teslim edilecektir.
  • İtilaf devletleri esirleri serbest bırakılacak fakat Osmanlı esirleri serbest bırakılmayacaktır.
Teknik ve Ekonomik Alandaki Maddeler: Demiryolları, bütün ulaşım ve haberleşme araçları, limanlar, Toros tünelleri ve geçitler İtilaf devletleri denetimine bırakılacaktır.
Not: Çok ağır şartlar taşıyan, işgallere zemin hazırlayan (özellikle 7. Maddesiyle) Osmanlı Devletini fiilen sona erdiren bir antlaşmadır. İstanbul Hükümeti anlaşmayı olumlu karşılamış, Mustafa Kemalin de içinde bulunduğu birçok aydın ise tepki göstermiştir.
Mondros'a karşı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, işgallerin başlamasıyla da Kuvayı Milliye birlikleri kurulmuştur.
Not: Osmanlının kayıtsız şartsız teslim belgesidir.

MONDROSTAN SONRAKİ İŞGALLER


  • İngiltere ,Musul (ilk işgal), Urfa, Antep ve Maraşı işgal etmiş, ayrıca İzmit, Eskişehir, Afyon, Samsun, Merzifon ve Batuma asker çıkarmışlar.
  • İtilaf Devletleri İstanbul'u fiilen işgal etmiş (13 Kasım 1918)
  • Fransa , Adana ve çevresini işgal etmiş.
  • İtalya , Antalya ve Konya çevresini işgal etmiştir.
Not-1: Urfa, Antep ev Maraş sonradan Fransaya devredilmiştir.
Not-2: Paris Barış Konferansından sonra Yunanlılar İzmiri işgal etmişlerdir. (15 Mayıs 1919)

MONDROSTAN SONRA KURULAN CEMİYETLER


I. ZARARLI CEMİYETLER
A) Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler:
  • Mavri Mira: Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakyayı Yunanistana dahil ederek Megalo İdeayı gerçekleştirmek istemişlerdir. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatları ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.
  • Etnik-i Eterya: Megalo İdea amacıyla 19. Yy. başlarında kurulmuş aynı amaçla Mondrostan sonra da faaliyetlerini sürdürmüş bir Rum cemiyetidir.
  • Rum Pontus Cemiyeti: Fatih'in 1461'de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatorluğunu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.
  • Hınçak ve Taşnak Cemiyeti: Çukurovadan Trabzona çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti (Magna Armania) kurak için çalışmalar yapmışlardır.
  • Alyans-İsrailit (Makkabi) Cemiyeti: Yahudi azınlık tarafından ekonomik, dini ayrıcalıklarını sürdürmek amacıyla kurulmuştur.

B) Türkler Tarafından Kurulan Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:
  • İngiliz Muhipler Cemiyeti: İngilizlerle iyi geçinerek ülkeyi en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyette padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.
  • Teali İslam Cemiyeti: Halifeye ve İslamiyete kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır. İlmi, ahlaki, sosyal yollarla siyaset yapmışlardır.
  • Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerikan mandasını savunmuşlardır.
  • Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti: Kurtuluşun Osmanlı saltanatına bağlılık ve padişaha kesin itaatle mümkün olacağına inanmışlardır. Meşruti demokrasiyi ilke edinmişlerdir.
  • Kürt Teali Cemiyeti: Doğu Anadoluda bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.
  • Hürriyet ve İtilaf Fırkası: 20. yy. başlarında İttihat Terakkiye muhalif olarak kurulmuş Mondrostan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.
  • Trabzon Adem-i Merkeziyet Cemiyeti: Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk devleti kurmak istemişler, zamanla milli mücadele safına geçmişlerdir.

II. YARARLI CEMİYETLER


  • Trakya ve Paşaeli Cemiyeti: Trakya ve çevresini özellikle Mavri Miranın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İlk kurulan cemiyettir.
  • İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Batı Anadoluyu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmirin işgali sonrası Anadoluya milli mücadele için cephane taşımışlardır.
  • Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Bir yandan Rum Pontus cemiyetine diğer yandan Adem-i merkeziyet cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.
  • Kilikyalılar Cemiyeti: Çukurova bölgesini Ermenilere ve Fransızlara karşı savunmak amacıyla kurulmuştur.
  • Harekatı Milliye ve Reddi İlhak Cemiyeti: İzmirin Yunanlılarca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.
  • Anadolu Kadınları Müdafaai Vatan Cemiyeti: Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadeleye para ve Mal yardımı sağlamışlardır.
  • Milli Kongre Cemiyeti: Türk halkının haklılığını basın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.
  • Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadoluda Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kararı almış bir cemiyettir.
Not-1: Cemiyetlerin hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson ilkeleridir.
Not-2: Milli cemiyetler kendi bölgelerin kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.
Not-3: Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros Müterakesinden sonra kurulmuşlardır.
Not-4: Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 OCAK 1919)


İtilaf devletlerinin temsilcileri mağlup devletlerle yapacakları barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek için Pariste toplanmışlardır. Sevr hariç diğer barış antlaşmalarının şartları belirlenmiş, Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaşamadıkları için Sevr sonraya bırakılmış, gizli anlaşmalar feshedilmiştir.Daha önce İtalyaya vaat edilen Batı Anadolu, İngilterenin çıkarına ters düştüğü için ve Yunan propagandasının etkisinde kalarak Yunanistana verilmiştir. Bu olay İtilaf devletleri arasında ilk kez ikilik çıkmasına ve bir yönüyle II. Dünya Savaşına sebep olmuştur.
Wilson İlkelerinin sömürgecilik yapılmayacak maddesine karşı manda ve himaye fikri ilk kez burada ortaya atılmıştır.

İZMİRİN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)


Yunanlılar Paris Konferansında alınan karara dayanarak 15 mayıs 1919da İzmir'i işgal etmişler, özellikle Hasan Tahsinin attığı ilk kurşunla beraber katliamlara girişmişlerdir.
Not-1: Kuvay-ı Milliye'nin doğmasına yol açmıştır.
Not-2: İlhak amacı taşıdığı için Türk halkı büyük tepki göstermiştir.
Not-3: Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuştur.

AMİRAL BRİSTOL RAPORU (13 EKİM 1919)


Amerikalı bir amiral olan Bristol'un başkanlığındaki bir heyet Batı Anadolu'ya gelerek incelemelerde bulunmuş ve burada nüfus çoğunluğunun Türklere ait olduğunu, katliamlardan Yunanlıların sorumlu olduğunu ve İzmirin işgalinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. ABD kandırıldığını görmüş, Wilson ilkelerinin uygulanmamasına kızarak aktif dünya siyasetinden çekilmiş, Monroe Doktrini uygulanmıştır.
Not: Amiral Bristol Raporu Türk halkının ve Kurtuluş Savaşı'nın haklılığını göstermesi açısından önemlidir.

KUVAYI MİLLİYE HAREKETİ


Mondros Mütarekesi 'nden sonra başlayan işgaller, işgallere İstanbul Hükümeti'nin sessiz kalması ve Osmanlı ordularının terhis edilmiş olması üzerine kurulmuştur. Halkın kurduğu bölgesel direniş güçleridir. Düzenli ordu kuruluncaya kadar düşmanı oyalamayı ve kayıp verdirmeyi amaçlamış, ihtiyaçlarını halktan karşılayan, belli bir merkezden yönetilmeyen düzensiz çetelerdir. BMMye karşı çıkan isyanların bastırılmasında etkili olmuşlar ve düzenli ordunun çekirdeğini oluşturmuşlardır.
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:04
Misafir
13 Ekim 2011 15:16   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

ÇANAKKALE CEPHESİ


Tarafların kuvvetleri:


Türk Kuvvetleri:
Çanakkale Boğazını savunacak olan 5 nci Türk Ordusu, düşmanın yapacağı hareketlere karşı koyacak şekilde büyük kısmı ile Gelibolu ve Çanakkale bölgelerinde konuşlanmış bulunuyordu. Almanya'dan gelen dört uçaktan üçü Başkomutanlık Vekaletinin emri ile Çanakkale Boğazına gönderildi. Bu uçaklar Çanakkale'deki alana inerek Müstahkem Mevki Komutanının emrine girdiler.

İtilaf Devletleri Kuvvetleri:
16 muharebe, bir uçak ana gemisi, iki kruvazör, muhrip, mayın arama ve tarama gemilerinden ibaretti. Ayrıca, Limni adasında İngiliz ve Fransızlardan karma büyük bir kara kuvveti toplanmıştı. Bozcaada'da bulunan Ark Royal uçak ana gemisinde iki kara Sopwith ile üçü Short olmak üzere toplam beş uçak vardı.

Çanakkale'ye gönderilen Türk uçaklarının harekat ve faaliyetleri:

25 Ağustos 1914'de Üsteğmen Fazıl'ın uçtuğu bir deniz uçağı Nara'daki alana indi. Uçağın gelmesi ile boğaz dışında, Bozcaada ve Limni adasındaki İngiliz deniz ve diğer kuvvetleri ile tesislerinin havadan keşfedilmesi için gerekli hazırlıklara başlanmıştı.
5 Eylül 1914'de Bozcaada ve Limni doğrultusunda yapılan hava keşfinde, boğazın 10 mil açığında Tavşan adalarının kuzey-batısında Basiliks sınıfından iki İngiliz muhribinin boğazdan çıkan iki nakliye gemisini durdurmuş olduğu, Gökçeada istikametinde bulunan Veymouth kruvazörünün uçağı görür görmez seyre başladığı ve Limni yönünde Defence tipinden bir kruvazörün daha bulunduğu tespit edilmişti. Yapılan bu ilk hava keşfi ile İngiliz deniz kuvvetlerinin boğaz dışında devriye gezdiği ve boğaza giren-çıkan gemileri kontrol ettikleri anlaşılmıştı.

10 Eylül 1914'de yapılan hava keşfinde, budan önceki keşifte tespit edilen İngiliz gemilerinin boğazın ortalama 25 mil açığında dolaşmakta olduğu ve Defence kruvazörünün grandy direğinde amiral forsunun çekildiği görülmüş, sert bir havada Mondros limanına giden uçak, iç limana varamadan dış limandan geri dönmek zorunda kalmıştı. Dış limanda hiç bir deniz kuvveti göremeyen uçak dönüşte önden aldığı şiddetli rüzgar yüzünden sürati azalarak boğaz girişine beş mil kala benzini bittiğinden denize inmek zorunda kalmış ve o civarda bekleyen Draç torpitosu tarafından yedeğe alınarak üsse getirilmişti.
2 Ekim 1914'de yapılan hava keşfinde, Bozcaada'nın batı ve güneyinde İngiliz ve Fransızlara ait dört muhrip, iki kruvazör, iki muharebe gemisi, iki denizaltı. iki kömür gemisi ve bir yatın demirli olarak bulunduğu; Bozcaada'nın doğusunda ve Marmara burnu dolaylarında iki İngiliz muhribinin dolaşmakta olduğu görülmüştü.

14-19 Ekim 1914 günleri yapılan hava keşifleri ile İngiliz deniz kuvvetlerinde azalma olmadığı ve bu kuvvetlere bazı şilep ve nakliye gemilerinin katıldığı görülmüş ve bu keşiflerden elde edilen bilgilere göre: İngiliz ve Fransızların Bozcaada ve dolaylarında çok sayıda harp gemisi topladığı ve yakın bir gelecekte Çanakkale Boğazına karşı harekata geçeceği tahmin edilmişti.

Tek uçakla devamlı keşif yapılmasına imkan olmadığından İstanbul'dan Çanakkale'ye Yüzbaşı Savmi komutasında iki kişilik bir nieport deniz uçağının daha gönderilmesine karar verildi. 19 Ekim 1914'de İstanbul'dan hareket eden Yüzbaşı Savmi Marmara üzerinde motor yağının bitmesi sonucu denize inmek zorunda kalmış ve uçak deniz üzerinde 24 saat kaldıktan sonra bir kurtarma motorbotu yedeğinde çekilerek Çanakkale'ye götürülmüştü.

Bu tarihlerde havacılık çok ilkel bir durumda olduğundan ve görev yapan pilotlar da iyi yetişmediğinden sık, sık kazalar olmakta, ancak Üsteğmen Fazıl, Üsteğmen Cemal ve Yüzbaşı Savmi gibi üstün yaratılıştakiler görev yapabilmekte idiler. Görevler birkaç kişinin elinde kaldığından ve uçakların sık, sık arızalanmasıyla istenilen keşif görevleri tam olarak yapılamamakta idi. Bu devrede İngiliz hava harekatına ait hiçbir faaliyet görülmemişti.

Çanakkale Boğazının denizden zorlanması ve bu safhada hava harekatı:
Çanakkale cephesinde ikitaraf savunma ve taarruz için gereken hazırlık ve tertipleri almışlardı. 17 Mart 1915 tarihinde Başkomutanlık karargahı Hava Müşaviri Yüzbaşı Serno İstanbul'dan bir torpito bot ile Çanakkale'ye geldi ve 17-18 Mart gecesi alandaki üç uçağı uçuşa hazırladı. 18 Mart sabahı rasıtı Kurmay Yüzbaşı Shneider ile birlikte düşman durumunu keşfetmek üzere Bozcaada'ya doğru havalandılar. Uçak Truva harabeleri üzerine geldiği zaman hava aydınlanmış, Bozcaada doğrultusu iyice görülmeye başlamıştı. Bu sırada etrafı gözetleyen rasıt, ada önlerinde muharebe gemileri, kruvazörler, uçak gemisi, tamir ve nakliye gemilerinden kurulmuş büyük bir gemi topluluğu görmüştü. Muharebe gemileri pruva hattında Çanakkale Boğazına doğru seyir halinde olup, bunları kruvazörler takip etmekte idi. Bir deniz kurmay subayı olan rasıt Shneider, gemi tiplerini tanımakta zorluk çekmedi ve düşmanın Çanakkale Boğazına taarruz etmek için ilerlediğini kolayca anladı. Havada daha fazla zaman kaybetmeden geri dönen keşif ekibi, düşman gemilerinden açılan ateş altında kaçınma manevraları yaparak en kısa yoldan Çanakkale'ye döndü ve hemen elde ettiği bilgileri Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına bildirdi. Keşif ekibi tarafından verilen bu bilgiler üzerine Çanakkale'yi savunan ve böyle bir taarruzu bekleyen bütün birlikler gerekli tertibi aldılar.
Bir süre sonra boğaza gelen ve kıyı bataryalarını şiddetle bombardıman eden düşman donanması ilerlemeye başladı. Türk topçusunun azimle karşı koyması düşman ileri harekatını ağırlaştımakla beraber kayıp verdirmeye de başlamıştı. Karşılıklı topçu ateşi ile yapılan muharebeler öğleden sonra da devam etti. Öğleden sonra keşif yapmak üzere Alman pilotu Seydler ve Türk rasıtı deniz Yüzbaşısı Hüseyin havalandı. Bu ekibin görevi Limni adası ve dolaylarındaki düşman faaliyetleri hakkında bilgi toplamaktı. Bir saatte bölgeye varan hava keşif ekibi, Mondros'da 13 harp, dört nakliye ve yirmi dokuz kömür gemisinin bulunduğunu tespit etmiş ve meydana dönüşte Çanakkale Boğazının ağzında hareket halinde bulunan topçu ateşi ile yaralanmış Fransız gemisi Gaulois'i görmüştü. 8 Mart'da Erenköyü yakınlarına Nusrat mayın gemisi tarafından dökülen mayınları İngiliz ve Fransız keşif uçakları dokuz günden beri keşfedememiş, böylece 18 Mart 1915 muharebelerinde bu mayınlardan düşmanın haberi olmamıştı.

Öğleden sonraki muharebelerde Erenköyü dolaylarına dökülen mayınlara çarpan Buve, Ocean, Irresistble zırhlıları batmış, Inflexble ağır hasara uğramış ve akşama doğru düşman yenilmiş olarak geri çekilmeye başlamıştı.
Sonuç olarak; 18 Mart muharebelerinde sabahın erken saatlerinde yapılan Türk hava keşfinde, düşman donanmasının herekete geçerek boğaza yaklaşmakta olduğu, zamanında Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına bildirilmiş ve alarm halinde bekleyen Türk birliklerinin gerekli önlemleri almalarına yardım etmişti.

19 Mart - 24 Nisan 1915 Hava Harekatı:
18 Mart zaferinden sonra, yüksek komuta kademesini düşündüren mesele, düşmanın yeniden taarruzu tekrarlayıp tekrarlamayacağı veya Çanakkale Boğazı dolaylarında karaya asker çıkarıp çıkarmayacağı idi. İstihbarat kanalı ve diğer yollarla elde edilen bilgiler daha çok düşmanın karaya asker çıkaracağını gösteriyordu. Hava durumu nedeniyle görev uçuşları 26 Mart'da başladı. 26 Mart günü öğleden önce Bozcaada ve Limni doğrultusunda keşif için havalanan uçuş ekibi Bozcaada'dan sonra hava durumu nedeniyle geri dönmüştü. Bu keşif esnasında Bozcaada önlerinde birkaç İngiliz gemisi tespit edildi. Bunlar arasında mayına çarparak yaralanan ve onarılmakta olan Inflexble da vardı. Aynı gün öğleden sonra hava düzelmiş olduğundan pilot Seydler ve rasıtı Yüzbaşı Hüseyin görevlendirildiler. Uçak Limni'ye ulaştığında, Mondros koyunda Queen Elizabeth'in demirli olduğunu ayrıca beş adet nakliye gemisini tespit ettiler. Bu keşif sonucunda düşmanın donanma ile yeniden taarruza geçeceğine dair bir emare görülemedi.

Keşif faaliyetleri devam ederken iki tarafın hava birliklerinin kuruluşunda bazı değişiklikler yapılmıştı.
-Türk Hava Birliği: Çanakkale'de bulunan üç uçak, Alman pilotları, Yeşilköy'de eğitim görmüş üç Türk subayı ve Alman bakım personeli ile 1 nci Türk Tayyare Bölüğü kuruldu. Bu bölükteki Alman sivil pilotlarına teğmen, makinislere astsubay rütbesi veridi. Bölük komutanlığına Alman teğmen Preussner getirilerek bölük, Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine verildi. Bu komutanlık, rasıt olarak yüzbaşı Hüseyin'i 1 nci Tayyare Bölüğüne atadı.
- İngiliz Hava Birliği: 24 Mart 1915'de İngiliz binbaşısı Samson'un komutasında bir uçak birliği Bozcaada'ya gelmişti. Bu birlikte İngiliz ve Fransızlardan karma 18 uçak bulunuyordu. Ayrıca, Bozcaada'ya daha önce getirilen iki tane de Fransız Nieport uçağı vardı.
İtilaf Devletleri hava birlikleri, uaçak sayısı bakımından bir üstünlük sağlamış olmasına rağmen, üç uçağı bulunan 1 nci Tayyare Bölüğü 27 Mart-17 Nisan tarihleri arasında Çanakkale Boğazı önünde ikisi Limni'ye olmak üzere birçok keşif görevi yaptı. Bu keşifler sonucunda, düşmanın yeni harekat faaliyetlerine ait belirtiler ve kuvvetlerinde bir artış tespit edilmemişti. Bu görevlerde, İstanbul'da yapılan bombalar düşman nakliye gemilerine atılmış ve isabetler kaydedilmişti.

Gittikçe kuvvetlenen düşman birliklerinin bir hava üstünlüğü kurmasından endişe eden Müstahkem Mevki Komutanlığı Bozcaada'daki düşman hava alanına baskın yapılmasına karar verdi. 18 Nisan 1915'de yapılan taarruzdan bir sonuç alınamadı. Çünkü düşman, önceden tedbir almış ve havada sürekli av devriyesi kurmuştu. Hava alanına yaklaşan Türk uçakları düşman av uçakları tarafından karşılanmış ve yapılan hava muharebesinde iki taraftan düşen ve yaralanan olmamış ise de Türk uçaklarının taarruzu etkisiz kalmıştı. Türklerin bu akınına aynı gün karşılık veren İngilizler, üçer uçaklı iki kolla Çanakkale'deki Türk hava alanına hücum ettiler. Bu hücumda, uçaklar gizlenmiş olduğundan bir hasar görmediler.

23 Nisan'da Mondros koyunda yapılan bir keşifte İngiliz ve Fransızların bilinen deniz kuvvetlerinden başka altısı Fransız olmak üzere 27 nakliye gemisi, koy dolaylarında büyük iaşe, ikmal depoları ve aynı zamanda birçok kara birliklerinin bulunduğu görülmüş ve bunların bir çıkarma için kullanılacağı düşünülmüştü.

7 Ağustos-Kasım 1915 Hava Harekatı:
İlk İngiliz takviye çıkarması 6-7 Ağustos'da Suvla'ya yapıldı. Bu çıkarma esnasında Türk uçakları keşif yapamamış, düşman Suvla'ya çıktıktan sonra haber alınmıştı.
Düşman, harekat alanında hava üstünlüğünü devam ettirmek amacıyla Çanakkale'deki Türk hava alanına hücum ederek uçakları yerde tahrip etmeye büyük çaba harcıyordu. Düşmanın artan bu hava faaliyeti karşısında Türk uçakları alanda dağılma, gizlenme ve aldatma önlemleri alınarak korunmaya çalışılıyordu. Aldatma önlemlerinden biri de işe yaramayan uçakların açıkta bırakılmasıydı. Uçuşa hazır uçaklar çok iyi gizlendiğinden fazla bir zarar görmemişti.

Çanakkale Savaşı sırasında Türk birliklerinin birlik, silah, cephane ve diğer ihtiyaçları deniz yoluyla yapılıyordu. Savaşın ilerleyen aylarında çok çetin geçen muharebeler nedeniyle Marmara'daki deniz trafiği gittikçe yoğunlaşmıştı. Bu nakliyatın güvenle yapılabilmesi için Marmara'ya giren düşman denizaltılarını tespit etmek amacıyla Müstahkem Mevki Komutanlığı elde kalan tek uçağı keşif ve bombalama amacıyla görevlendirdi. 9 Ağustos öğleden sonra Marmara adaları yakınlarında tespit edilen düşman denizaltısına taarruz eden deniz uçağının yaptığı bombardımanın sonucu anlaşılamamıştı.
Türk hava harekat ve faaliyetlerini devam ettirmek için Almanya'dan makineli tüfekle donatılmış, av ve bombardıman görevi yapabilen o günün en üstün uçaklarından olan beş Albatros-C ve beş Gotha tipi deniz uçağı getirilmişti. Albatros-C'lerle 1 nci Tayyare Bölüğü takviye edilmiş, üç deniz uçağı Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine, ikisi de İstanbul'daki hava istasyonuna verilmişti.

Uçak ve personelle takviye edilen 1 nci Tayyare Bölüğü, düşmanın hava üstünlüğüne rağmen, fırsatlardan faydalanarak düşman topçu mevzilerini, depolarını fotoğraflarla tespit ederek bu hedeflere bomba ve uçak oklarıyla hücum ediyordu.
Düşman topçusuna ateş düzenlemesi yaptıran sabit balon gemisine, 18 Eylül'de iki deniz uçağı ile hücum edilmiş, bombalar balon gemisinin yanında bulunan bir kruvazör üzerinde patlayarak yangın çıkarmıştı.

20 Eylül'de Limni, Bozcaada, Midilli, Gökçeada, Saroz körfezi ve muharebe sahasında yapılan hava keşfinde, adalarda fazla deniz trafiği görülmediği, Gelibolu bölgesinde düşman birliklerinin eskiye göre bir miktar azaldığı tespit edilmişti.
27 Eylül'de balon gemisine taarruz edilmiş, isabet eden bir bombanın yarattığı hasar derecesi tespit edilememişti.
28 Eylül'de havanın sisli olmasına rağmen aynı hedefe tekrar taarruz edilmiş, 300-400 metre yükseklikte görev yapan uçaklar balon gemisini görememişlerdi. Uçaklardan biri o bölgede gördüğü bir torpitobota iki bomba atmış, diğeri de Kabatepe kıyısında bulunan bir düşman gemisine hücum ederek geminin kıç tarafında tam bir isabet sağlamıştı.
Keşifler ve diğer kaynaklardan alınan haberler, düşmanın Çanakkale bölgesinden çekilmekte olduğunu, harekatın büyük kısmının sona erdiğini ve deniz kuvvetlerinin faaliyetlerini azalttığını gösteriyordu. Gerçekte İtilaf Devletleri, kuvvetlerini Çanakkale'de tutmasında bir fayda görmeyeceğini değerlendirerek bu bölgenin boşaltılmasına karar vermişti.
Kasım sonlarında hazırlanan tahliye planına göre Anafarta ve Arıburnu'nu 19/20 Aralık 1915'de, Seddülbahir'i 8/9 Ocak 1916'da tahliye ederek Çanakkale'den bir defa daha yenilmiş olarak çekildi.

BAKINIZ Çanakkale Destanı (Çanakkale Zaferi - Çanakkale Savaşı)
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 02:37
28 Haziran 2016 02:56   |   Mesaj #9   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

I. Dünya Savaşı (Birinci Dünya Savaşı)


I. Dünya Savaşı, 1914 yılında Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "dünya savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekildi.

Sponsorlu Bağlantılar

Nedenleri


Birinci Dünya Savaşı, 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında meydana gelen olay ve gelişmelerin bir sonucudur. Bu bakımdan sebeplerini bu dönemde aramak gerekir. Birinci Dünya Savaşı, Avrupa'da dört merkezi devlete karşı, Avrupa ve diğer kıtalarda bulunan yirmi beş devletin giriştiği, o tarihe kadar görülmemiş ilk dünya savaşıdır. I. Dünya Savaşı Avrupa'da ittifak veya merkezi devletler diye adlandırılan Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ile itilaf devletleri diye adlandırılan İngiltere, Fransa, Rusya ve ABD önderliğindeki itilaf devletleri arasında gerçekleşmiştir. I. Dünya Savaşı'nın genel ve özel olmak üzere iki nedeni vardır.
Ad:  bds11.jpg
Gösterim: 592
Boyut:  43.0 KB

1. Genel Nedenler


Fransız İhtilalinin getirdiği yeni anlayış ve görüşler siyasi ve sosyal hayatta büyük değişiklikler yapmıştır. Milliyetçilik düşüncesi özellikle 20. yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamıştır. 1815 yılında Viyana Kongresi ile Avrupa'ya yeni bir statü getirilmiş ve buna göre de güçler dengesi kurulmuştur. Özellikle 1870 Sedan Savaşı ile Alman ve İtalyan birliklerinin kurulması ve bu devletlerin girişimlerde bulunmaları Viyana Kongresi statüsünü ve güçler dengesini büyük ölçüde değiştirmiştir.
19. yüzyıl içinde önem kazanmış diğer bir gelişme de sanayileşmedir. Sanayileşme sonucu sömürgelicilik ortaya çıkmış ve büyük devletlerin çıkar çatışmaları Afrika, ve Uzak Doğu'ya kadar yayılmıştır. Ham madde ve pazar arayışı hızlanmış, bütün devletler sömürge yarışına girmiştir. Bazı devletlerin siyasi birliklerini geç kurmaları blokların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bloklar hızla silahlanarak yeni bir savaşın ortamını hazırlamıştır.

Nedenler:


  • Avusturya-Macaristan imparatorluğunun velahdı Ferdinand'ın bir Sırplı tarafından öldürülmesi
  • Milliyetçilik düşüncesi
  • Sömürgecilik (ham madde ve pazar arayıcılığı)
  • avrupa devletleri arasındaki ekonomik ve siyasi rekabet(özellikle de Almanya ve İngiltere arasında)
  • Aşırı silahlanma hareketi

I. Dünya savasının baslamasındaki en önemli etkendir.


Özel Nedenler
Devletlerin izledikleri politikalar ve çeşitli çıkarlar özellikle bu devletleri karşı karşıya getirmiştir. Rekabet ittifak ve itilaf devletleri arasında meydana gelmiştir. Savaş öncesi devletlerin durumuna bakıldığında;

Almanya: Siyasal birliklerini kurduktan sonra (1871) ekonomisinde büyük bir canlanma meydana gelmiştir. Birliğini geç kurduğundan dolayı sömürgeciliğe geç başlamıştır. Yeni sömürgeler elde etme ve denizlere hakim olma konularında İngiltere ile rekabete girişmiştir.
İngiltere: Almanya'nın siyasal ve ekonomik açıdan güçlenmesinden rahatsız olmuştur. Kendisine rakip olabilecek güçlerden kurtulmak ve Alman birliği ile bozulan Avrupa'daki güç dengesini tekrar kurmak istemektedir. Almanya'nın denizlede güçlenmesinden de fazlaca rahatsız olmuştur.
Fransa: 1870 Sedan Savaşı ile Almanyaya kaptırdığı Alsance-Loren bölgelerini geri almak istemektedir. Bundan dolayı Almanyaya karşı bir düşmanlık içindedir.
Rusya: Panislavizm ilkesi ile Balkanlara yayılmak istemektedir. Ayrıca Rusya, boğazları ele geçirerek Akdeniz'e inmek amacındaydı.
İtalya: Sömürgecilikte geri kalmıştır. Amacı yeni sömürgeler ele geçirmenin yanında, eski Roma İmparatorluğu gibi Akdeniz'e hakim olmaktır.
Avusturya-Macaristan: En büyük tehlikesi Rusya ve onun destekçisi olduğu Sırbistan'dır. Panislavizme ve Balkanlar'daki Rus etkisine karşı mücadele etmiştir.
Osmanlı Devleti: Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile en değerli topraklarını kaybeden Osmanlı Devleti, son yüzyılda kaybettiği toprakları geri almak için Almanya yanında savaşa girmiştir.
ABD, savaş öncesinde, Avrupa'daki savaşa katılma eğilimi içinde olmamıştır. Ancak 1917 yılında yaşanan bazı gelişmeler ABD'nin de savaşa katılma kararında etkili olmuştur. 1917 yılından itibaren İngiliz ve Fransız deniz ablukasına karşı Almanya'nın giriştiği denizaltı savaşı, Kuzey Atlantik'de Amerikan ticari ve yolcu gemilerini de hedef almaya başlamış, Amerika'nın Avrupa ticaretine katlanılmayacak ölçüde zarar vermeye başlamıştır. Öte yandan Almanya'nın Meksika hükümetini ABD'ye savaş açmaya teşvik etmesi de ABD'nin Avrupa'daki savaşa katılmasında etken olmuştur.

Başlaması


Avusturya BÜYÜK Sırbistan'ı kurmak isteyenlere gücünü göstermek üzere 1914 yılı Haziran ayında Bosna da bir manevra yapmaya karar vermiştir. Buna katılmak üzere veliaht Ferdinand da Saray Bosna'ya gelmiştir. Ancak veliaht 28 haziran 1914 günü bir Sırplı tarafından öldürülür. Buda I. Dünya savaşına yol açan olayın başlangıcı olur. Avusturya bu olaya Sırbistan'a savaş açarak karşılık verir. Bunun üzerine Almanya, Avusturya-Macaristan'ın, Rusya da Sırbistan'ın yanında yer alır. Böylece savaş kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı etkilemiştir.

Osmanlı Cephesi


Sonuçta, Yavuz (Goesa) ve Midilli (Breslav) gemileri Amiral Sovchen komutasında 28-29 Ekim 1914 gecesi Rusya'nın Odessa ve Sivastopol Limanlarını topa tutması fiilen Osmanlı Devletini savaşa sokmuş oldu.
Bu olay üzerine önce Rusya ardından İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar. Böylelikle savaşa resmen katılan Osmanlı Devleti I. Dünya savaşında birçok cephede savaşmıştır.

Cephe Stratejileri


Baltık Denizi
Baltık Denizine egemen olmak ve hem Ruslara silahla cephane yetiştirmek, hem de Almanya'nın mesafelerce düz kumluk halinde bulunan Pomeranya kıyılarına, Berlin'den 150-200 km uzaklıkta olan yerlere, büyük bir Rus ordusu çıkarmak. Lora Fiser'e göre ayrıca üç yere üç ordu çıkarılacak biri asıl çıkış ordusu, diğer ikisi gösteriş ve şaşırtma orduları olacaktır.
Planın esaslarına göre İngiliz donanması, Almanya Frizon (Frize) adalarından Batı'da bulunan Bordum adasını ele geçirip onu Çanakkale önündeki Limni, İmroz ve Bozcaada gibi bir üs olarak kullanacak, o bölgede denize dökülen Alman ırmaklarının ağızlarını tıkayacak, Kiel kanalını tahrip edecek ve genel olarak Almanya'nın kuzey deniz kıyılarını torpille kuşatacaktır.

Güney Harekat Planı

Lloyd George Planı: Lloyd George planının esası ilkbaharda kuvveti 700 bin kişiye varacak olan yeni birliklerin Fransa'da Batı cephesine gönderilmeyip Balkanlar'da kullanılmasıdır. Lloyd George ayrıca Türklerin Süveyş kanalına saldırdıkları sırada, Suriye'ye 100 bin kişilik bir kuvvet çıkararak 80 bin kişilik Türk ordusunu mağlup etmeyi de düşünmüştür. Böylelikle Suriye ele geçirilmiş ve Kafkasya ile sıkışık durumda bulunan Ruslara yardım edilmiş olunur.
Amiral Fisher Batı cephesini Baltık yolu ile Kuzeyden çevirmeyi, Lloyd George ise aynı işi Balkanlar'dan veya Adriyatik kıyılarından yapmayı istemektedir.

Almanya Harekatı
JOFR Planı: Bu düşüncede olanlar her şeyi bir kenara bırakarak ilk olarak Almanya'yı ezmeyi istemektedirler. Buna klasik düşünce ve plan denilebilir. Bunu isteyenler, elde edilecek bütün kuvvetlerini, yani en çok İngiltere'de önce gönüllü sonra mecburi olarak silah altına alınan ve alınacak olan birkaç milyon askerin hepsini veya hemen hepsini Batı cephesine yığmak ve Alman ordusunu kemire kemire ezmek düşüncesindedirler. Bu düşünceler ileri sürenlerin başında Fransız orduları başkomutanı Jofr ile İngiltere İmparatorluk genel kurmay başkanı General (sonra mareşal) Robertson bulunmaktadır.

Boğazlar Harekatı
Churchill-Hankey'in Boğazları Zorlama Planı: Baltık denizine girmek planı da kısmen deniz bakanının düşünceleri arasında olmakla birlikte Churchill, hemen bütün gücünü Çanakkale'nin zorlanması üzerinde toplayacaktır. O sırada İngiltere'de Osmanlı Devleti, düşmanların en zayıfı sayılıyordu. O, Almanya'dan damla damla ve adeta kaçak gibi Romanya ve Bulgaristan yolu ile silah ve cephane alabiliyordu, dolaysıyla Türk'ün kahramanlığını göz önünde tutmayanlar Boğazları zorlamayı nispeten kolay sayabilirlerdi.

Uzlaşma Devletleri Çanakkale'ye denizden saldırıya girişecekleri sırada Osmanlı Devleti'nin durumu onlar açısından böyle bir saldırı için elverişli görüntüdeydi. Osmanlıların Sarıkamış üzerine yaptıkları büyük saldırı bozgunla sonuçlanmıştı. Mısır'ı İngilizlerden kurtarmak amacıyla giriştikleri kanal harekatları umulanları getirmemişti. Bu arada Balkan Devletlerinden Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'la Dünya Savaşı'nın başlamasından beri bir antlaşmaya varılması için sürüp gelen siyasal görüşmelerden de olumlu bir sonuç alamamıştı.
Bulgarların çekingen davranışı Almanya ile Osmanlı arasında doğrudan bir bağlantının kurulmasını engellediğinden Osmanlı ordusunun yoksun bulunduğu Modern savaş gereçleri ile donatılmaması da gecikmekteydi.
Bu durum uzlaşma Devletleri'nin Osmanlılara karşı bir saldırıya geçmelerine elverişli gibi görünmekteydi. Ne var ki aralarında bu maksatla hazırlanmış bir harekat alanları yoktu. Savaş sonucunun batı cephesinde ve kısa bir zamanda alınacağına inanılmaktaydılar. Üstelik İngiltere'nin büyük bir kara ordusu kurmak için giriştiği hazırlıklar da tamamlanmış değildi. Çanakkale üzerine bir saldırı için ilgililer arasında kesin bir antlaşmaya henüz varılmamıştı.

Genel Cepheler


Batı Cephesi
I. Dünya Savaşı için Almanya'nın öngördüğü savaş planı Schlieffen Planı'ydı. Bu plana göre önce Fransa'ya saldırmıştır. Yine bu plana göre, Fransa'ya Majino Hattı üzerinden değil, bu hattın kanadını aşacak şekilde, Belçika üzerinden saldırmıştır. Schlieffen Planı, Belçika'dan geçerek Fransız topraklarına kuzeyden girmeyi ve Majino Hattında ve onun hemen gerisinde konuşlanmış Fransız kuvvetlerinin gerisine sarkmayı planlamaktadır.
Ancak Belçika kuvvetlerinin beklenmedik direnişi Alman ordularını geciktirmiş, bu gecikme de Fransız ve İngiliz ordularına gerekli manevraları yapma zamanı kazandırmıştır.
Fransa topraklarında cereyan eden daha sonraki savaşlarda her ne kadar Alman birlikleri Paris'e 70 km. kadar yaklaşabilmişlerse de sonunda giderek sertleşen direnç ve ağır kayıplarla Schlieffen Planı'ndan beklenen sonuca ulaşamamıştır.
ABD'nin savaşa katılmasıyla Batı Cephesi'nde güçler dengesi Almanya'nın aleyhine dönmüş ve ağır baskılar sonucu Alman topraklarına kadar geri çekilmesine yol açmıştır.

1914 yılı


Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır. Bu plana göre; seferberliğini iki haftada tamamlayabilecek olan Fransa 39 günde savaş dışı bırakılacak ve müteakiben doğu cephesine dönülerek seferberliğini geniş coğrafyası içerisinde en az altı haftada ve güçlükle tamamlayacağı değerlendirilen Rusya'ya taarruz edilecekti.
Batı Cephesi savaşları 4 Ağustos 1914 tarihinde Alman ordularının Belçika’ya saldırmasıyla başlamıştır. Ancak Belçika ordusu hiç umulmadık bir direnme gösterdi. Alman birlikleri Liege kentini, planlandığı gibi 24 saat sonunda değil, 13 günlük çatışmanın ardından ele geçirip Fransa içlerine ilerlemek zorunda kaldılar.
Fransa topraklarında ilerleyen Alman orduları, Paris’e 70 km. kala, Marne nehri geçişlerinde sert bir Fransız direnişiyle karşılaştılar. 6-12 Eylül tarihlerindeki, I. Dünya Savaşı’nın en kanlı savaşlarından olan Marne Savaşı ardından Batı Cephesi’nde hatlar kilitlenmiştir. İki taraf da siperlere yerleştiler ve defalarca yenilenen karşılıklı taarruzlardan bir sonuç elde edemediler.

1915 yılı


Siperden sipere karşılıklı taarruzlar 1915 yılı boyunca da yenilenmiştir. Her iki taraf açısından da ağır kayıplara karşın cephe hattında sonuç alıcı bir değişme olmamıştır. 1915 yılı Batı Cephesi savaşlarının önemli bir yanı da ilk kez zehirli gaz kullanılmış olmasıdır.

1916 yılı


Rusya’nın askeri gücünün artık zayıflamış olduğunu düşünen Alman Genel Kurmay Başkanı Erich von Falkenhayn, önemli ölçüde takviye ettiği kuvvetlerle Verdun21 Şubat 1916 tarihinde başlayan Verdun Savaşı üzerinden genel bir taarruz başlattı. 24 km.lik dar bir cephe hattından yoğun bombardımanla başlatılmıştır. Başlangıçta Fransız birliklerinde dağılma belirtileri ortaya çıkmışsa da Mareşal Petain yeni yollar açtırarak cepheyi sürekli olarak cephane yönünden desteklemiştir. Fransız topçu bataryalarının sürekli ve etkili ateşi, Alman ilerlemesini güçleştirmiş, sonunda ise durdurulmasında önemli unsur olmuştur. I. Dünya Savaşı'nın en kanlı savaşlarından olan Verdun Savaşı, taraflara toplam 650 binin üzerinde kayba malolmuştur.
Haziran ayı sonuna kadar Alman birlikleri yine de düzenli ama ağır da olsa ilerleme kaydetmişlerdi. Ancak Fransız ve İngiliz Yurtdışı Sefer kuvvetinin Somme ırmağı kıyılarında başlattıkları karşı taarruz, Alman ilerlemesini durdurmuştur. Dört ay süren Somme Savaşı’nda Alman birlikleri eski mevzilerine çekilmek zorunda kalmışlardır. Ağır kayıplarla sonuçlanan Somme Savaşları da Alman kuvvetlerini Fransız topraklarından çıkartmakta beklenen başarıya ulaşmamıştır.

1917 yılı


1916 yılında yaşanan başarısızlıklar üzerine R. G. Nivelle Fransız Orduları Başkomutanlığına atandı. Nivelle, Fransız ordularının baş rolü oynayacağı bir genel karşı saldırıyla Almanları Fransa topraklarından çıkartmayı öngören bir savaş planı önermiştir. İngiliz birliklerince cephenin kanatlarından yapılacak tespit taarruzlarının hemen ardından Fransız birliklerinin cephenin merkez bölümünde başlatacakları bir karşı taarruz planıdır bu. Plan konusunda İngiliz hükümetiyle mutabakat ancak Nisan ayı sonlarında sağlanabildi. Bu arada Almanlar ise merkez bölgeyi takviye ettiler ve bir miktar geri çekilerek boşalttıkları bölgeyi mayınladılar. Neticede Fransız saldırısı ağır kayıplara karşın başarısız olmuştur.
Temmuz ayında İngiliz birliklerinin başlattıkları saldırılar, cephe hattında kayda değer bir değişme yaratmadığı gibi 250 bin kayba yol açmıştır. Orduda, yer yer ayaklanmalara kadar varan huzursuzlukları bastıran General Petain’in yürüttüğü taarruzlar ise bazı stratejik noktaların ele geçirilmesiyle sonuçlanmıştır.

1918 yılı


İtilaf Devletleri açısından Batı Cephesi’nde 1918 yılının ilk aylarındaki temel sorun, Alman kuvvetlerinin Doğu Cephesi’nden aktardıkları kuvvetler karşısında, Amerikan birlikleri kıtaya ulaşıncaya kadar direnebilmektir.
Alman saldırısı 21 Mart 1918 tarihinde başlatılmıştır. Kısmı başarılar sağlayan Alman taarruzları, Temmuz ayı ortalarında Fransız birliklerinin hafif tankların desteğinde giriştikleri karşı saldırılarla durmuş, hemen ardından da düzensiz bir geri çekilmeye dönüşmüştür.
Eylül ayında Amerikan birliklerinin de katıldığı bir harekat planlanmıştır. Bu plana göre İtilaf Orduları dört kol üzerinden saldırıya geçerek Alman cephesinin geri bağlantısını keseceklerdir. Çeşitli nedenlerle bu amaca ulaşılmamış olmasına karşın harekat Alman Genel Kurmayı üzerinde savaşın geleceği ile ilgili genel bir umutsuzluk yaratmıştır. 3 Ekim 1918 tarihinde ABD ile gizli ateşkes görüşmelerine başlanmıştır.

Sonuçlanması


İtilaf Devletleri'yle tek tek İttifak Devletleri arasında yapılan mütarekelerle çatışmalar resmi olarak sonlandırılmıştır. Bu mütarekeler, Bulgaristan ile 29 Eylül 1918 tarihinde Selanik Antlaşması, Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Antlaşması, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile 3 Kasım 1918 tarihinde Villa Giusti Antlaşması ve Almanya ile 11 Kasım 1918 günü Rethondes Antlaşması'dır.
Savaş sonrasında Avrupa'da sınırların belirlenmesi için 18 Ocak 1919 tarihinde Paris Barış Konferansı toplanmış ve Almanya ile 28 Haziran 1919 tarihinde Versay Antlaşması, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile 10 Eylül 1919 tarihinde St. Germain Antlaşması, Bulgaristan ile 27 Kasım 1919 tarihinde Neuilly Antlaşması ve Osmanlı Devleti'yle 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması ve Macaristan ile 4 Haziran 1919 tarihinde Trianon Antlaşması imzalanmıştır.

Nüfuz Paylaşımı

Nüfuz bölgelerini tesbit edilmiş ve yeni sınırların çizilmesi gerçekleşmiş.

Kullanılan Teknoloji
İlk olarak İngilizler tarafından Batı cephesinde tanklar ve zırhlı araçlar kullanılmıştır. Denizde ise menzili 15 km ye varan savaş gemileri ve denizaltılar kullanılmıştır.

Etkileri
53 milyon insan kayıp verilmiştir.
Son düzenleyen Safi; 28 Haziran 2016 04:05
Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç