Arama

Agnostisizm (Bilinmezcilik, Bilinemezcilik)

Güncelleme: 15 Aralık 2016 Gösterim: 19.910 Cevap: 3
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
8 Kasım 2006       Mesaj #1
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

agnostisizm

Ad:  Agnostizm ve gnostizm.jpg
Gösterim: 1003
Boyut:  21.8 KB

(Yunanca agnostos: “bilinemez”), insanın, kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyin varlığını bilemeyeceğini ileri süren öğreti.
Sponsorlu Bağlantılar

Terim, günlük dilde, genel olarak dinsel sorunlarla ilgili şüphecilik, özel olarak da çağdaş bilimsel düşüncenin etkisiyle, geleneksel Hıristiyan inançlarının reddedilmesi anlamında kullanılır.

Agnostisizm hem bir terim, hem de felsefi kavram olarak Thomas Huxley tarafından ortaya atıldı. Huxley, agnostik sözcüğünü (gnostik: “bilinebilir” karşıtı olarak) hem geleneksel Yahudi-Hıristiyan tanrıcılığını, hem de tanrıtanımazlık öğretisini reddederek Tanrı’nın varlığı sorununu ortada bırakan düşünürler için kullandı.

Tanımdan ve terimin günlük dilde kazandığı anlamdan açıkça anlaşılacağı gibi, agnostisizm dendiğinde, aralarında ilişki olmakla birlikte gene de farklı olan iki görüş anlatılır. Terim, tüm kanıtlar ortaya çıkmadığı, çıkma olasılığı da bulunmadığı için, insan- Tanrı ilişkisi gibi nihai sorunlar üzerinde yargıya varılamamasından başka bir anlama gelmeyebilir. Aziz Augustinus, Pascal ve Kierkegaard gibi filozofların düşünce sistemlerinde kuşkunun imana giden bir yol olarak görülmesi gibi, agnostizm de bu anlamıyla insan-Tanrı ilişkisi konusuna Hıristiyanlığın getirdiği yorumlamalar için bir yol olabilir. Bununla birlikte Huxley, agnostisizmin, insan-Tann ilişkisine ilişkin Hıristiyanlık yorumlarını polemik konusu yapmayı amaçladığını ortaya koydu. Terimin tanımladığı nihai sorunlara ilişkin yargının ortada bırakılmasının, “var olduğu umulan şeyler”e ve “görünmez şeyler”e ilişkin Hıristiyan inancını geçersiz kılacağı düşünülmüştü. Huxley’in, C. Darwin’in öğretisi üzerine yapılan tartışmalarda oynadığı rol, agnostisizme asıl bu kapsamda bir anlamın yüklenmesine yol açtı. Clarence Darrow gibi önemli Danvinciler, kendilerini agnostik olarak tanımladılar. Geleneksel Hıristiyan inançlarına bağlı kalan yazarlar ise, agnostizmi bu inançlara düşmanlık duymakla eşanlamlı kabul ediyorlardı.

20. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde çatışma alanı değişti. Filozoflar arasında temel ilgi alanı, artık Hıristiyanlığın sunduğu kanıtlar değil, veri olarak alınan bu kanıtların ortaya konması ve doğruluğunun gösterilmesi sorunu oldu. Kanıt ve doğrulama sorunu, temel sorun haline geldi.

Agnostisizm ile benzerlikleri olan mantıksal olguculuk, temel ve bilinemeyen sorular ile ilgili kurgulan reddederek Huxley’in agnostisizminin de ötesine geçti.

kaynak: Ana Britannica

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 3 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 07:24
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Mert Ünal - avatarı
Mert Ünal
Ziyaretçi
13 Ağustos 2007       Mesaj #2
Mert Ünal - avatarı
Ziyaretçi
Agnostisizm Nedir?
İnsanın, kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyin varlığını bilemeyeceğini ileri süren öğreti. Agnostisizm hem bir terim , hem de felsefi kavram olarak Thomas Huxley tarafından ortaya atıldı. Huxley agnostik sözcüğünü hem geleneksel Yahudi-Hıristiyan tanrıcılığını, hem de tanrıtanımazlık öğretisini reddederek Tanrının varlığı sorununu ortada bırakan düşünürler için kullandı. Terim daha sonra geriye götürülerek bütün bilinemezci öğretileri kapsamıştır. Agnostisizm, tarihsel olarak bilimin denetiminden yoksun insan düşüncesinin düştüğü büyük yanılgılara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. İlk tepkiyi Yunan antikçağ bilgicilerinden duyumcu sofistler vermiştir. Onlara göre bilgi duyuların sonucudur ve duyular dışında bilgi edinemez ve herkes için geçerli bilgi olamaz.
Sponsorlu Bağlantılar
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 06:36
Mira - avatarı
Mira
VIP VIP Üye
24 Şubat 2012       Mesaj #3
Mira - avatarı
VIP VIP Üye

Agnostisizm Nedir?


Gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesne­lerin ve dayanağının insan ruhu tarafından bi­linemeyeceği öğretisine agnostisizm denir. Dolayısıyla gerçek varlığa, a) ya büsbütün eri-ş, İlemeyeceği; b) ya da akıl ve bilgiyle değil de, ancak İman ile ulaşılabileceği ileri sürülür. Thomas Huxley ve Herbert Spencer tarafın­dan bilginin ancak varlığımızın güven içinde bilebileceği konularla sınırlı bulunduğunu sa­vunan bir akım halinde ortaya konulmaya çalı­şılmıştır.

Agnostisizm terimi, Yunanca'dan alınmış "(" olumsuzluk edatı İle, "bilgi, bilinebilir" an­lamına gelen kelimelerinin birleşme­sinden oluşmuştur. Dolayısıyla "agnoslisizm", bilinebilir karşıtı olarak "bilinenı ezcilik" anlamını taşıyan bir kavramdır. Bu anlam­da "gnosos" kelimesi, Arapçadaki ilin terimi değil "ûfan" terimi, "agnostos"da "itfamye" karşılığında kullanılır.

Kavram olarak agnostisizm, XIX. yüzyılda Huxley tarafından, bilginin duyuma ait algı­dan İleriye gitmesinin imkansız olduğu ve ak­lın olayların ve görünüşlerin Ötesine nüfuz edemeyeceği anlayışını temellendirmek üzere ortaya atılmış, dolayısıyla, olay ve görünüşle­rin dışında hiçbir şeyin kabul edilmemesini önermiştir. Bu görüşe bazan fenomenizm (phenomenism) adı da verilmiştir. Algısal güçle­rimizin sınırlılığı ilkesine dayanan agnostisizm'in en geniş şekli, duyularımızla algıladığı­mız şeylerin dışında kalan nesnelerin varlığı hakkında bilgisizliğimizi itiraf etmektir. Açık­ça görüldüğü üzere burada, daha çok Hıristi­yan ve Yahudi gnostisizminin karşısına çıkıl­makla; Yahudi-Hristiyan tanrıcılığı İle tanrı ta­nımazlık reddedilmektedir. Böylece Tanrının varlığının ne kabul edilebilir, ne de reddedile­bilir olduğu savunulmakta, bu gibi akıl-üstü ve dinî düşünceler bir tarafa bırakılmaktadır.

AugusteComte'un pozitivizmi, Kant'm eleş­tiriciliği, Spencer'in evrimciliği ve Hamİl-ton'ıın izafetçiiiği gibi görüş ve düşünceleri, başka yönlerden birbirinden farklı olmakla birlikte, bilgi ve marifet konusunda agnosti­sizm içinde yer alırlar. Agnostisizm'in diğer iki temsilcisi Lange ve Jodl İse, her türlü meta­fiziği imkansız saymış ve inkar etmişlerdir. Ag­nostisizmi "Kuşkuculuktan ayırmak gerekir.

Agnostisizmin temel ilkesi mutlak ve şarta bağlanmamış varlığa bilgimizin erişemeyeceği önermesidir. Spencer, evrenin bize açtığı kud­retin Özünü tamamiyle kavrayamayacağımız görüşündedir. Bu bakımdan insan ilk nedenle­re (causes primaİres), son amaca (cause final) nüfuz edemez.

Littre'ye göre, sınırsız uzay (mekan) gibi maddî, sonsuz nedenlerin dizilişi gibi manevî olmak üzere nesnenin ötesinde olan "perde­nin" arkasında bulunana insan ruhu kesin su­retle yanaşamaz. Fakat bu yanaşamama, onun yokluğu anlamında düşünülemez. Çünkü ge­rek maddi, gerekse manevi bir payansızlık ve sonsuzluk sıkı rabıtalarla bilgilerimize bağlı ol­malıdırlar.

Metafizik meselelerin anlam ve önemini kay­bettiğini, bilgimizin sınırlı hiçbir şeyin gerçek özüyle bilinemediğini ve bilinemeyeceğini sa­vunan inkarcıları agnostiklerden ayırmak ge­rekir Agnostikler tabiatı açıklamak için biline­mezciliği temel alırlarken, bunu bilimin sınır­ları dahiline sokmak isterler. Evren, onlara gö­re bir kudretin görünüşüdür ve biz bunu bile­meyiz, fakat evreni açıklamak ve anlamak ba­kımından da ona ihtiyacımız vardır. Zihin için kendisine nüfuz olunamaz bir mutlak varlığın tasdiki, bilim ile din arasında ortak ve kesişen nokta, uzlaşma alanı ve birbirinin kaynaşacağı bir ilkedir.

Teologlara göre agnostisizm, reddedilmesi gereken nedenleri içinde taşımaktadır. İlk ne­denler ve nihai amaç konusunda açık ve kesin bir şey bilemiyor isek, hangi yelki ve gerekçey­le buna bir gerçeklik atfedebiliyoruz? Nihai amaç veyeıerli neden konusunda hakikat ke­malden ibarettir. Bir anlamda nesne ve zihnin karşılıklı sınırında duran Descartes, düşünce­sinde daha İleri gitmeyip ruhun kudreti dahi­linde bu sonsuz ışığın kıyas kabul etmez, eşine rastlanmaz güzelliğini düşünür ve ibadetin gerekliliğini hatırlatır.

Yüksel KANAR
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 5 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 06:38
theMira
ahmetseydi - avatarı
ahmetseydi
VIP Je Taime
27 Haziran 2015       Mesaj #4
ahmetseydi - avatarı
VIP Je Taime
AGNOZİ
a. (yun. agnosia, bilgisizlik'ten fr. agnosie). Nöropsikol.

1. Duyuların sağladığı bildirimleri tanıyamama rahatsızlığı. Bu rahatsızlık, beyin zarındaki bölgesel doku bozulmasından kaynaklanır ve temel algılamaları etkilemez.
2. Görsel agnozi, nesneleri, fizyonomileri, renkleri ya dagrafik simgeleri tanıyamama. (Görmede temel bir bozukluk ve yüksek zihinsel işlevlerde bir eksi klik olmadığı halde beyin sarsıntısı sonucunda ortaya çıkar.)

—ANSİKL. Agnozi biçimleri, duyuların niteliğine(görsel, işitsel, dokunsal agnoziler) ya datanınması gereken nesneye (bedensel agnozi yadaazomatognozi, müzikagnozisi ya da amüzi, vb.) göre birbirinden ayırt edilirler. Bu agnozilere yol açan beyin zarı doku bozukluğunun yeri, yu kardaki özelliklere bağlı olarak değişir. Görsel agnozilerin birçok çeşidi vardır: nesne agnozisi, imge agnozisi, renk agnozisi, çehre agnozisi ya da prozopagnozi, mekansal agnoziler. Bu son grup, kendi arasında da bölümlere ayrılır: tek yanlı mekân agnozisi (mekânın bir bölümüne ve özellikle sol yanına dikkat edememe), topografik bellek kaybı (yerleri tanıyamama), topografik kavramları yitirme (yönünü saptayamama). Zamandaş agnozi (simûltagnozi) ise, bir imgeyi ve anlamını tek tek ayrıntılar algılanabildiği halde, birlikte kavrayamamadır.

MsXLabs & Büyük L.
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 06:49
ѕнσω мυѕт gσ ση ツ
Hızlı Cevap
Mesaj: