Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 121.464|Cevap: 4|Güncelleme: 2 Temmuz 2016

Aile Planlaması Nedir? Aile Planlamasının Amaç ve Yararları Hakkında

28 Eylül 2007 14:27   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

AİLE PLANLAMASI

Ad:  ap.jpg
Gösterim: 42
Boyut:  45.5 KB
Aile Planlaması sadece gebelikleri önlemek değil aynı zamanda çocuk sahibi olamayanlara da hizmet vermek, yol göstermektir. Aileler çocuk yapıp yapmamakta serbestirler. İstedikleri kadar çocuk sahibi olabilirler. Ancak aileler çocuk sahibi olmak istemiyorsa onlara yol göstermek Aile Planlaması Hizmetinin görevidir.
Ailelerin İstedikleri zaman İstedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarıdır. Aile Planlamasında zorunluluk yoktur. Katılım gönüllüdür. Aileler eğitilir ve isteyene çocuk sahibi olabilmesi için isteyene gebelikten korunmak için hizmet verilerek yardımcı olunur.

Sponsorlu Bağlantılar

AİLE PLANLAMASININ AMAÇLARI


1. Ailelerin istemedikleri halde çocuk sahibi olmalarını önlemek,
2. Kadınların sık aralıklarla ve fazla sayıda doğum yaparak sağlıklarının bozulmasını önlemek,
3. Çok genç yaşta veya ileri yaşlardaki kadınların gebe kalmalarını önlemek,
4. Doğurgan çağdaki kadınlara ve erkeklere üremenin nasıl olduğu ve doğum kontrolünün nasıl yapılacağı konusunda bilgi vermek,
5. Çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olup yol göstermek,
6. Çocukların daha sağlıklı yetişmesini sağlamaktır.

AİLE PLANLAMASININ YARARLARI


(Bu Hafta 22 Defa Okundu)
Anne Ölümlerini Azaltır: Anne ölümlerinin çoğu, sık aralıklarla, çok sayıda (4’ten fazla), 18 yaşindan küçük ve 35 yaşindan büyük annelerin yaptigi dogumlarda görülmektedir. Aile planlamasi hizmeti yüksek riskli gebelikleri önleyerek anne ölümlerini azaltir.
Düşükleri ve Düşüge Bagli Anne Ölümlerini Azaltir: Aile planlamasi hizmeti ile kadinlarin istenmeyen gebelikleri önlemeleri saglanarak düşükler azaltilmaktadir.
Bebek Ölümlerini Azaltir: Riskli gebelikler bebek ölümlerini artirirlar. Yüksek riskli gebelikler ve dogumlar aile planlamasi ile önlenir. Böylece bebek ölümleri azaltilabilir.
Dogurganlik Orani Azaltilir: Annelerin sahip olduklari çocuk sayisi arttikça anne ölüm orani yükselmektedir,Aşiri dogurganlik bebek ve çocuk sagligi açisindan da risk oluşturmaktadir. Aile planlamasi hizmeti ile dogurganlik azaltilirken, anne sagligi, çocuk sagligi iyileştirilmiş, dolayisiyla toplumsal ve ekonomik alanlarda da iyileştirilmeler saglanmiş olacaktir.
Saglikli Dogum Yaşi Saglanir: Anne ve çocuk sagligi açisindan, gebelik ve dogum için 18-34 yaşlar arasi en uygundur. Daha erken ve daha geç yaşlarda hastalik ve ölüm riski artar.
Saglikli Dogum Araligi Saglanir: Iki yildan kisa aralikli gebelik ve dogum yüksek risklidir. Kisa dogum araligi, hem anne ölümlerini, hem de bebek ölümlerini artirmaktadir. Gebelikler arasindaki süreyi uzatmak etkili bir aile planlamasi hizmeti ile gerçekleşebilir.
Çocuk Sagligina Olumlu Etki Yapar: Yüksek riskli gebelikler sonucunda meydana gelen dogumlarda ölüm olmasa bile, bebek çeşitli saglik sorunlariyla karşi karşiyadir.

Bu sorunlar şunlardir:

  • Düşük dogum agirligi ve erken dogum
  • Kötü beslenme (Malnütrisyon)
  • Infeksiyon hastaliklari
  • Fiziksel büyüme ve gelişme geriligi
  • Doguştan sakatliklar
  • Zeka düzeyinde gerilik

Son düzenleyen Safi; 2 Temmuz 2016 07:50
Sedef 21
13 Ocak 2008 19:45   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

'Aile Planlaması, Çocuk Yapmama ya da Nüfusu Azaltma Anlamına Gelmiyor'


Mardin Kadın Doğum Hastanesi ve Çocuk Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Adem Özden, aile planlamasının ailedeki kişi sayısını sınırlama, çocuk yapmama ya da nüfusu azaltma anlamına gelmediğini söyledi. Türkiye'de kadınlar arasında istenen çocuk sayısıyla ilgili olarak yapılan araştırma hakkında bilgi veren Dr. Adem Özden, Mardin'de ve bölgede yapılan araştırmalar sonucunda, istenen çocuk sayısıyla sahip olunan çocuk sayısı arasında belirgin bir fark olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Özden, "Kadınlar arasında bölgemizde ortalama istenen çocuk sayısı 1-3 iken, sahip olunan çocuk sayısı ise ortalama 7 civarında. Ülkemizin batısında ise ortalama istenen çocuk sayısı 2-3 iken, ortalama sahip olunan çocuk sayısı 3 ile 4 arasında değişiyor. Bunun en önemli nedeni eğitimsizliktir. Bayanların eğitim seviyesi arttıkça 'aile planlaması' bilincinin arttığı görülmüştür. Ülkemizde üniversite mezunu bayanların sahip olduğu çocuk sayısı 1-2 iken, okur yazar olmayanlarda bu rakam 6-7'dir" dedi.

Nüfus artışının eğitimsizliği beraberinde getirdiğini savunan Dr. Özden, eğitimsizliğin de aşırı doğurganlığı beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, bu kısır döngünün eğitimsizlik ayağında kırılması gerektiğini dile getirdi.
"Ailelerin istedikleri zaman, istedikleri sayıda ve bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları" olarak tanımlanan aile planlamasında amacın, anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması ve sağlıklı çocuklar yetiştirilmesi olduğunu kaydeden Dr. Özden, kontrolsüz olarak birbirini takip eden doğumlar ve düşüklerin anne ve çocuk sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ettiğini ve planlamanın ailedeki kişi sayısını sınırlama, çocuk yapmama ya da nüfusu azaltma anlamına gelmediğini, hatta bir amacının da çocuk sahibi olmayan ailelere yardım ve yol göstermek olduğunu açıkladı.

Türkiye'deki nüfus artış oranının Avrupa'da ilk sıralarda olduğuna dikkat çeken Dr. Özden, "Yüksek oranlarda çocuk nüfusu, eğitimsizlik ve yoksulluk kıskacındadır. Aile planlaması yöntemlerine karşı 'toplumda kısırlık, kilo artışı, adet düzensizliği, tüylenme, cinsel isteksizlik, suni hormon içerdiği için zararlı' gibi önyargılar mevcuttur. Bunlar bilgi eksikliğinden kaynaklanmakta olup, bu önyargılar ciddi anlamda aile planlaması yöntemlerinin kullanılmasını engellemektedir. Bu nedenle aile planlamasının amaçlarından biri de, aileleri üreme sağlığıyla ilgili konularda bilgilendirmektir." şeklinde konuştu.
Dr. Adem Özden, aile planlamasının aile ve toplumsal açıdan yararları hakkında şu bilgileri verdi: "Doğum sayısının fazla olması anne-bebek sağlığını bozar. Özellikle 4. doğumdan sonra istenmeyen durum gelişme olasılığıyla anne ve bebeğin ölüm riski artar. Sık doğum, annenin sağlığını bozar. En sağlıklı annede bile iki doğum arasında en az 2-3 yıllık bir süre olmalıdır. Aile planlaması, iki doğum arasındaki süreyi ayarlamak için en iyi yöntemdir. Bir ailenin en büyük sorumluluğu; çocuklarını sağlıklı büyütmek, onların geleceklerini güvenceye almaktır. Aile, bakabileceği kadar çocuk sahibi olursa onların maddi manevi ihtiyaçlarını daha iyi bir şekilde karşılar. Aile planlaması yöntemiyle bedenen ve ruhen sağlıklı çocuklar yetişir. Hızlı nüfus artışının ekonomik gelişim üzerine olumsuz etkisi çok büyüktür. Aile planlamasıyla hızlı nüfus artışını yavaşlatarak toplumun eğitim, beslenme, konut ve çevre koşullarının iyileştirilmesi sağlanır. Bütün bunların sonucunda nüfusun niteliği iyileştirilerek sağlıklı bir toplum oluşturulur."
Son düzenleyen Safi; 2 Temmuz 2016 05:31
Misafir
26 Ekim 2010 19:57   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

aile planlaması nedir?

Aile Planlaması Nedir?


Ailelerin istenilen sayıda çocuk sahibi olabilmeleri için uygulanan yöntemlere "Aile planlaması" denir.
Spiral, doğum kontrol hapları, prezervatif kullanımı, aylık ve üç aylık depo iğneler, cilt altı implantları, erkekte ve kadınlarda tüplerin bağlanması, sperm öldürücü (spermisid) jel, fitil ve kremler bu yöntemler arasındadır.

Bir kadının bir adet kanamasının başlangıcından diğer adetinin kanamasına kadar geçen süreye "bir adet ayı (=bir siklüs)" adı verilir. Normalde modern bir kadın hayatı boyunca ortalama 420 adet siklüsüne sahiptir.

"Nüfus planlaması" ise bir ülkenin politikaları gereği yasaları ile doğurganlığın sınırlandırılmasıdır. Bu ülkelere örnek olarak Çin’i verebiliriz.

Bizim ülkemizde aile planlaması yöntemleri devlet tarafından desteklenirken, nüfus planlaması benimsenmemiştir.
Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde aile planlaması yöntemi olarak "Sterilizasyon" adı verilen kesin kısırlaştırma işlemleri ve spiral (RİA, Rahim İçi Araç) uygulamalarına en sık olarak başvurulmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde ise doğum kontrol hapları ile erkeklerde prezervatif (kondom, kılıf) kullanımları daha yaygındır.

Üreme Hakları ve Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre…
"Uluslararası Aile Planlaması Federasyonu’nun (IPPF)" 1995’te kabul ettiği Üreme Hakları ve Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre (Madde 8); tüm kadınların, üreme sağlığının korunması, güvenli anneliğin sağlanması ve gebeliğin güvenli sonlandırılması için gereken ve tüm kullanıcılar için ulaşılabilir, kabul edilebilir, kullanışlı ve ödeyebilecekleri bir bedel karşılığında bilgi, eğitim ve hizmetlere ulaşma hakkı vardır.

Tüm bireyler güvenli, etkili ve kabul edilebilir doğurganlığı düzenleme yöntemlerinden olabildiğince çoğuna ulaşabilme hakkına sahiptir.

Tüm bireyler, istenmeyen gebeliklerden korunma yöntemleri içinden kendileri için güvenli ve kabul edilebilir olanı özgürce seçmek ve kullanmak hakkına sahiptir.

Tek bir korunmasız ilişkinin siklusun ovulasyon dönemine yakınlığına bağlı olmak üzere %25’lere varan yüksek gebelik riskine neden olabileceği bildirilmektedir.

Aile Planlaması Yöntemlerinden Hangileri En Etkilidir?


"Sterilizasyon" adı verilen kesin kısırlaştırma işlemi en etkili, fakat geri dönüşümü olmayan doğum kontrol yöntemidir.
Sterilizasyon eğer kadında uygulanırsa bu işleme "Tüp ligasyonu (Tüplerin Bağlanması)" adı verilip, yumurtalıklardan rahime bir köprü konumunda bulunan kanalların küçük bir operasyonla bağlanmasıdır.

Erkekte ise "Vazektomi (Tüplerin Bağlanması)" adı verilen işlemle, spermlerin üretildiği testisler ile erkek üreme organları arasındaki kanalların küçük bir cerrahi operasyonla bağlanabilir. Vazektomi sonrası 6 hafta veya 15 ejekulasyon (meninin boşalması) sonrası ancak kesin kısırlık gelişir.

Yapılan araştırmalar; bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, spiral uygulamalarının gebelikten koruyucu etkinliği doğum kontrol haplarına göre çok az da olsa üstünlüğünü göstermiştir. Doğum kontrol hapları alan hastanın bilinçli olması ve ilacını düzgün şekilde kullanması (uyuncunun iyi olması) son derecede önemlidir.
Ancak unutulmamalıdır ki; hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesinde öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır. Çünkü hiçbir korunma yönteminin %100 koruyuculuğu yoktur.

Hangi Doğum Kontrol Yöntemi Daha İyidir?


Aslında, bu sorunun cevabı yoktur. Korunmak için pek çok alternatif vardır ve seçilecek yöntem "kişiye özgü" olmalıdır. Uygun yöntemi bulmak için bir jinekoloğa gidip danışmanız ve gerekirse genel bir muayeneden geçmeniz gerekebilir.

Muayene sonrası her kişiye uygun bir doğum kontrol yöntemi belirlenebileceği gibi, herkes için en uygun doğum kontrol hapı veya en uygun spiral çeşidi de yine bir kadın doğum uzmanı tarafından önerilip uygulanabilecektir.

Doğum kontrol yöntemi seçiminde kişinin yaşı, doğum yapıp yapmadığı, adetlerinin düzeni, alışkanlıkları, cinsel yaşantısı gibi pek çok faktör rol oynar. Bu nedenle "sizce en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?" sorusu yerine "benim için en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?" öncelikle sorulmalıdır. Bu soruya en doğru ve gerçekçi cevabı ise doktorunuzla birlikte, siz ve partneriniz ortaklaşa verecektir.

Doğum Kontrol Yöntemlerinde Başarısızlık Nasıl Hesaplanır?


Doğum kontrol yöntemleri uygulanmasına rağmen gebelik oluşmasındaki iki temel nedenden birisi yöntemin başarısızlığı, diğeri ise kullanıcı hatasıdır.

Yöntemler başarılı olsa da kurallarına uyulmadan uygulandığında gebelik riski yükselmektedir. Bu nedenle tipik kullanıma bağlı gebelik risklerini de bilmek yararlıdır.

Hangi yöntemi uyguluyor olursanız olun adet gecikmesi veya gebelik belirtileri varsa en kısa sürede doktorunuza başvurunuz.

Doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları özel bir formüle göre hesaplanır.

100 kadın bir yıl boyunca bir yöntem uyguladığında oluşan gebelik sayısı "PEARL indeksi" olarak tanımlanır. Çeşitli doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları da bu formüle göre kıyaslanır.

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİNİN BAŞARISIZLIK ORANLARI ("PEARL İNDEKSLERİ")


YÖNTEM EN AZ BEKLENEN TİPİK
KORUNMUYOR 85 85
DOĞUM KONTROL HAPI 0.1 3.0
SPİRAL (BAKIRLI) 0.8 1.0
SPİRAL (HORMONLU) 2.0 2.0
NORPLANT 0.2 0.2
TÜP BAĞLANMASI 0.2 0.4
VAZEKTOMİ 0.1 0.15
ÜÇ AYLIK ENJEKSİYON 0.3 0.3
SPERMİSİTLER (FİTİL) 3.0 21
TAKVİM 9.0 20
GERİ ÇEKİLME 4.0 18
DİYAFRAM 6.0 18
KONDOM 2.0 12
Son düzenleyen Safi; 2 Temmuz 2016 05:32
Misafir
16 Ekim 2011 18:39   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

AİLE PLANLAMASI NEDİR?


Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gebe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında belli bir süre bırakılarak anne ve çocuk sağlığının korumaktır. Bu hizmet, ailedeki kişi sayısını sınırlandırma anlamı taşımaz!

Çocuk yapmada aileler, tamamen serbest olup, kendi iradeleri ile istedikleri, bakabilecekleri, yetiştirebilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilirler. Önemli olan ailelerin bilinçli olarak, sorumluluk taşıyarak karar vermeleridir. İstediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere yardım edilir,yol gösterilir. Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.

Başka bir deyişle Aile Planlaması evli çiftlerin ekonomik olanaklarına ve kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmelerini ve doğumların ana-çocuk sağlığına uygun aralıklarla olmasını sağlayan koruyucu bir hizmettir.
Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.
Bununla birlikte iki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar ile annenin çok genç ya da yaşlı olması anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden ölmekle geride bir milyondan fazla anasız çocuk bırakmaktadır. Aile Planlaması ile bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Yine istenmeyen gebelikler de ana ölümüne neden olmaktadır.
Yine bu nedenle her yıl ülkemizde 500 binden fazla kadın kürtaj olmakta, daha da tehlikelisi kürtajla ilgili 50 binden fazla kadın yaşamını yitirmektedir. Etkin Aile Planlaması yöntemlerinin kullanılması ile ülkemizde yılda l500 annenin ve 60 bin bebeğin ölümü engellenebilir. Yine çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıkları, kansızlık; zor doğum ve bunlara bağlı olarak ana ölümleri artmaktadır.

Çocuk sağlığı da çok ve sık doğumdan etkilenmektedir. Şöyleki; Doğumlar arasında geçen süre 2 yıldan azsa, bir önceki çocuğun ölüm tehlikesi yaklaşık %50 oranında artmaktadır.
En az iki yıl ara ile doğan çocuklar daha sık aralıklarla doğan çocuklara göre fiziksel ve zihinsel açıdan daha iyi gelişmektedirler.
iki yaşın altındaki bir çocuğun sağlığını ve gelişimini tehdit eden en büyük tehlike, ailede yeni bir bebeğin dünyaya gelmesidir.
Bir anne bedeninin gebelik ve doğum etkilerinden tam olarak kurtulabilmesi için iki yıllık bir sürenin geçmesi gerekir.
Eğer bir anne doğumdan sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, yeni bebeğin zamanından önce doğması ve anne karnında iyi beslenemediği için düşük kilolu doğma ihtimali artar. Çok ve sık doğum sonucu çocuklar sık hastalanmakta, kansızlık artmakta, sonuçta fiziksel ve zihinsel açıdan iyi gelişememektedirler.
Anne ise çok ve sık doğum sonucu yıpranmakta ve çocuklarına karşı ilgisi azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklar da eklenince çocuğun yaşamına verilen değer azalmaktadır.

AİLE PLANLAMASININ AMACI


  • Çok ve sık gebelikleri önlemek,
  • Çok ve sık doğumların anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz etkilerini gidermek,
  • İstenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan düşükleri önlemek,
  • Çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmaları için yol göstermek,
  • Ailelere gebelikten korunmanın modern ve tibbi yollarını öğreterek ana sağlığı ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek

ANNE SAĞLIĞINA FAYDALARI


  • Çok ve sık doğuma bağlı gebelikleri önler,
  • Çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıklarını önler,
  • Kansızlık ve kansızlığın neden olduğu hastalıkları önler,
  • Zor doğuma bağlı tehlikeleri önler,
  • Erken ve geç yaşta olan doğumları önler,
  • İstenmeyen gebelik ve düşükleri önler,
  • Anne sağlığı için zararlı, iki yıldan kısa aralıklarla olan doğumları önler,
  • Annenin ruh sağlığını korur,
Sonuçta;
ANNE ÖLÜMLERİNİ AZALTIR, TOPLUMDA SAĞLIKLI VE MUTLU ANNE SAYISI ARTAR!
Son düzenleyen Safi; 2 Temmuz 2016 05:33
2 Temmuz 2016 07:40   |   Mesaj #5   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

AİLE PLANLAMASININ TANIMI, ÖNEMİ VE NEDENLERİ


Aile Planlamasının Tanımı


Ailelerin istedikleri zamanda ve istedikleri sayıda çocuk sahibi olabilmeleridir veya çiftlerin ekonomik olanaklarına, kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmeleri ve iki doğum arasında istedikleri aralığı sağlamalarıdır.
Sponsorlu Bağlantılar
Her aile istediği kadar çocuk sahibi olmakta serbesttir. Bu onların doğal hakkıdır. Aile planlamasındaki amaç; ailelerin kendi iradeleri ile istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarını sağlamak, annenin doğum için en uygun yaşta olmasını sağlamak, iki gebelik arasında yeterli zaman aralığı olmasını sağlamak bireyleri ve aileleri üreme sağlığı konusunda eğitmek, anne ve bebek ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak, yüksek riskli gebelik ve istenmeyen gebelikleri önlemek, çocuk sahibi olmak isteyenlere tıbbî yardım sağlamak ve bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmektir.

Aile planlamasını temel amacı; (çok ve sık gebelik) aşırı doğurganlığı önlemek gebelik ve doğuma bağlı anne ve çocuk sağlığına olabilecek olumsuz etkileri önlemek, oluşan olumsuz etkilerin giderilmesine yardım etmek ve çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır.
Çağlar boyunca insanlar, istenmeyen gebelikleri ya da doğumları önlemek amacıyla çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Bunların birçoğu zaman zaman annenin ve çocuğun yaşamına mal olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilimsel çalışmalar sonucu geliştirilen yöntemler, eski yöntemlerin yerini almaya başlamıştır. Günümüzde hem kadınlar hem de erkekler için geliştirilmiş son derece güvenilir ve etkili metotlar mevcuttur.
Günümüzde dünya nüfusunun %75'i gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaşamakta ve tüm doğumların %85'i, tüm anne ölümlerinin %99'u, tüm bebek ve çocuk ölümlerinin %95'i bu bölgelerde olmaktadır. Ölüm oranlarının bu kadar yüksek olmasının nedeni bu ülkelerde tıbbî yardımın yetersiz olması , aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi sahibi olunmaması nedeniyle modern ve etkili yöntemleri kullanamama ve ihmal etmesidir.
Ülkemizde ise hala çiftlerin büyük bir kısmı geleneksel, güvenirliliği düşük, sağlık açısından sakıncalı doğum kontrolü yöntemlerini uygulamaya çalışmaktadır.
Bu duruma neden olan faktörler ise; çiftlerin doğum kontrolü yöntemleri hakkında yetersiz ve yanlış bilgiye sahip olmaları, tıbbî destekten yeterince yararlanılmaması ve bu konuda gerekli eğitimin sağlanamamasıdır.

Aile Planlamasının Önemi


Aile Planlamasının Sosyo-Ekonomik Yönden Önemi


Nüfus, doğal kaynakları ve ekonomik olanakları zorlayan bir şekilde artıyorsa o toplumda etkili ve yeterli aile planlamasını uygulama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Sanayileşme ile birlikte kentlerde ailelerin daha iyi ekonomik fırsatlar yakalaması, sosyal güvenceye sahip olmaları, yaşam şartlarının ağırlaşması ve kadınların iş hayatında daha fazla rol alması çok çocuk sahibi olma isteklerini azaltmaktadır. Tarıma dayalı yerleşim birimlerindeki ailelerde ise insan gücüne olan ihtiyaçtan dolayı çok çocuğa sahip olmak isteği görülmektedir. Sosyal güvencesi olmayan ailelerde ise ileride aileye bakar düşüncesi ile daha çok çocuğa sahip olunmaktadır. Ayrıca bazı aileler erkek çocuğa sahip olmayı bir güç olarak algıladıkları için erkek çocuk buluncaya kadar doğuma devam edip aile planlaması uygulamamaktadır. Hızlı nüfus artışının önlenmesinde ve sağlıklı bir toplumun oluşmasında aile planlamasının önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır.

Aile Planlamasının Duygusal Yönden Önemi


Bebeklerinin sağlıklı ve mutlu olmasını isteyen anne ve babaların kesinlikle birbirlerini iyice tanıdıkları ve duygusal yönden hazır oldukları zamanda çocuk sahibi olmaları gerekmektedir.

Aile Planlamasının Sağlık Açısından Önemi


Evli çiftlerin fiziksel ve psikolojik yönden sağlıklı olmaları, çocuk sahibi olmalarının en temel koşuludur. Çiftlerin evlenmeden önce gerekli sağlık muayenelerinden geçmeleri toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Genellikle kronik nefrit, tüberküloz, kalp rahatsızlıkları, frengi ve AIDS kan uyuşmazlığı gibi hastalıklar hamilelik öncesi ve sonrasında anne ile bebeğin sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.

Aile Planlamasının Tıbbî Önemi


Birçok kadını ölüme sevk eden en önemli nedenlerden biri de fazla doğum yapmaktır.
İstenmeyen gebelikler sonucunda meydana gelebilen sağlıksız düşükler, annenin ve bebeğin hayatını, ve sağlığını tehdit etmektedir. Oysa aile planlamasında kullanılan yöntemlerin böyle bir tehlikesi yoktur. Çünkü bu yöntemler bilimsel araştırma ve incelemelerin sonucu ortaya çıkmıştır.
Aileler bakabilecekleri, besleyebilecekleri ve sağlığını koruyabilecekleri sayıda çocuk sahibi olurlarsa bebek ölümleri azalacak, anneler sık gebelik ve doğumdan yıpranmayacaktır.
İstemedikleri halde doğum yapacak annelerin ilkel yöntemlerle çocuk düşürmelerini önlemek; onlara gebelikten korunma yöntemlerini öğretmekle gerçekleşecektir.

Evlenmeden Önce Sağlıkla İlgili Yapılması Gerekenler


  • Evlenecek çiftin, sağlıklı bir cinsel yaşantısının olmasını engelleyebilecek problemlerinin olup olmadığının anlaşılması eğer var ise çözüm bulunması amacıyla muayene olması gerekmektedir.
  • Erkeğin “cinsel anormalliği” ve sağlıklı cinsel yaşantıyı engelleyecek problemi varsa bu durum tedavi edilmelidir.
  • Herhangi bir bulaşıcı hastalık (sarılık, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, AIDS gibi) varsa gerekli önlemlerin alınıp tedavi edilmesi gerekmektedir.
  • Çiftin ileride sorun olabilecek sağlık probleminin (kalp hastalıkları, hormonal bozukluk, gizli şeker gibi) olup olmadığının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • Erkeklerde bebek sahibi olmaya yetecek sperm sayısının olup olmadığı tespit edilmelidir.
  • Kadınlarda bebek sahibi olabilmek için yumurtalıkların ve hormonal durumun kontrolü yapılmalıdır.
  • Hamilelik sırasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı ve kadında toksa plazma gibi durumların olup olmadığı tespit edilmelidir.
  • Çiftlerin ailelerinde ya da kendilerinde kalıtsal bir hastalık veya anormallik olup olmadığı, var ise derecelerinin araştırılması, değerlendirilmesi ve hamileliğin takip edilmesi gerekmektedir.
  • Evlilik esnasında oluşabilecek cinsel isteksizlik, korku ve problemleri önlemek için evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma alınmalıdır.
  • Çiftler, aktif cinsel yaşantılarına başlamadan önce uygun korunma yöntemlerini uygulamaya başlamalı ve birbirlerini iyice tanıdıktan sonra çocuk sahibi olmalıdır.

ETKİNLİK-1


İnsanlar toplumsal yaşam gereği evlilik yapmak zorundadır. Siz de ileriki yaşamınızda evlenerek bir aile kuracaksınız. Yukarıdaki bilgiler ışığında gerekli araştırmaları yaparak “evlenmeden önce alınacak sağlık tedbirlerine” yönelik bir drama hazırlayınız, sınıfta arkadaşlarınızla birlikte canlandırınız ve tartışınız.

Aile Planlamasının Anne Açısından Yararları


  • Gebelik, doğum ve düşük nedeniyle anne ölümleri azalır.
  • Annenin üreme organlarına ait sağlık sorunları azalır.
  • Doğuma yönelik komplikasyonlar azalır.
  • Çiftler arasında gebe kalma korkusu ortadan kalktığı için sağlıklı bir cinsel yaşantı oluşur.
  • Çiftlerin istenilmeyen gebelik, düşük ve kürtaj sorunları ortadan kalkar.

Çocuk Sağlığı Açısından Yararları


  • Bebek ölüm oranları düşer.
  • Prematüre doğumlar azalır.
  • Bebeklere bulaşabilecek hastalıklar önlenir.
  • Çiftler, bakabilecekleri sayıda çocuğa sahip olduklarında, onların yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayarak sağlıklı çocukların, nesillerin ve toplumun oluşmasını sağlar.
  • Çocuklarda oluşabilecek problemler en aza indirgenerek mutlu ve kişilikli büyümeleri sağlanır.

Toplum Sağlığı Açısından Nedenleri


  • Toplumdaki sağlıklı annelerin sayısı artar.
  • Sağlıklı çocuklardan oluşan gençlik oluşur.
  • Toplumun beslenme, konut, eğitim, sağlık ve çevre koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte refah düzeyi artar.
  • Sağlık harcamalarında düşüş olur.

ETKİNLİK - 2


Aşağıdaki tablodaki cümleleri okuyarak arkadaşlarınızla bu konuyu nedenleriyle birlikte tartışınız.
Ad:  aplan1.JPG
Gösterim: 43
Boyut:  47.7 KB

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar


Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kısaca “CYBH” olarak gösterilir.

CYBH Genel Özellikleri


  • Her iki cinste de, cinsel yönden en aktif olunan dönemde sık görülür.
  • Genelde sessiz seyreder.
  • Lohusalık humması, serviks kanseri, fetüs ve yeni doğan enfeksiyonları gibi başka hastalıklara zemin hazırlar.
  • Aynı kişide birden fazla enfeksiyon bir arada bulunabilir.
  • Cinsel partnerler beraber değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerekir.

CYBH Olasılığını Arttıran Durumlar


  • Erken yaşta cinsel ilişkiye başlama,
  • Çok eşlilik /eşin birden fazla partnerinin olması,
  • Genel ev kadınları ve müşterileri,
  • Yakın zamanda cinsel eş değiştirmek,
  • CYBH belirtisi olanla ilişkiyi sürdürmek,
  • Eğitim ve prezervatif kullanımının az olması,
  • Kadınlar fiziksel sosyal ve ekonomik faktörlerden dolayı erkeklere oranla CYBH daha yatkındırlar.
  • Sünnetsiz olmak,
  • Madde bağımlılığı olan kişilerde artar.

CYBH Çeşitleri


Yirminin üzerinde bakteri, virüs, parazit ve mantarlara bağlı hastalıklar cinsel yolla bulaşmaktadır.
Frengi, genital siğil, bel soğukluğu, bit, uyuz, hepatit B virüsü, hepatit C virüsü, AIDS hastalığı bu yolla bulaşan hastalıklardan bazılarıdır.
Dünyada yirmi beş yaş altı gençleri etkileyen AIDS sosyal yaradır. AIDS mikrobu cinsel yol dışında vericiden alınan kan ve kan ürünleri, sterilize edilmemiş iğne, dövme, kulak deldirme, manikür pedikür malzemeleri, enjektör, kesici aletlerin kullanılmasıyla da geçer.
Hastalık virüsü taşıyan annelerde gebelik, doğum ve emzirme döneminde virüs bebeğe
geçer.

CYBH ile ilgili sağlık kuruluşları


CYBH ile ilgilenen uzmanlık alanı enfeksiyon hastalıklarıdır. Sağlık kuruluşlarının STD (seks yoluyla bulaşan hastalıklar) poliklinikleri, kadın doğum, dermatoloji ve üroloji bölümleri bu konuda yardım alınabilecek bölümlerdir.
Ad:  aplan2.JPG
Gösterim: 39
Boyut:  25.6 KB

Korunma


  • Cinsel ilişkide kaliteli kondom kullanmak,
  • Erken yaşta cinsel ilişkiye başlamayı önlemek,
  • Tek eşlilik,
  • Şüpheli kişilerle cinsel ilişkiye girmemek,
  • Vücut bütünlüğünü bozacak aletlerin kişiye özgü, steril yada tek kullanımlık olmasına dikkat etmek,
  • Şüpheli kan bulaşmışsa hemen su ve sabunla yıkamak,
  • Madde bağımlılığını önlemektir.

AlLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ


Doğum kontrolü her ailenin istediği sayıda ve istediği zaman çocuk sahibi olması amacıyla kadın ve erkekler tarafından kullanılan yöntemlerdir. İdeal korunma yöntemleri gebeliği kesin olarak önlemeli, sağlığa zarar vermemeli, uygulaması kolay, maliyeti düşük olmalı ve çiftler tarafından benimsenmelidir.
Gebelikten korunma yöntemleri etkili aile planlaması yöntemleri ve etkisi sınırlı yöntemler / geleneksel yöntemler olarak iki grupta toplanır.

Etkili Aile Planlaması Yöntemleri


  • Ağızdan alınan kombine haplar,
  • Mini haplar,
  • Rahim içi araçları (RİA),
  • Diyafram,
  • Deri altı kapsülleri (Norplant),
  • Koruyucu enjeksiyonlar,
  • Prezervatif (Kaput-Kondom),
  • Erkek ve kadında cerrahi sterilizasyon “Tüp Ligasyonu,Vazektomi”dir.

Ağızdan Alınan Kombine Haplar


Doğum kontrol hapları kadının yumurtalıklarında üretilen östrojen ve progesteron hormonlarının laboratuvar ortamında üretilmiş türevlerini içeren ve düzenli olarak kullanıldıklarında gebeliği oldukça başarılı bir şekilde önleyen ilaçlardır. 
Ağızdan alınan gebeliği önleyici haplar östrojen ve progestronu birlikte içeren kombine haplar ve sadece progesteron içeren mini haplar olmak üzere iki şekilde hazırlanmıştır. Gebeliği önleyici haplar gebelikten korumadaki başarı oranı yüksek olan yöntemlerdir.
Ağızdan alınan haplar içerdikleri hormonların etkisi ile kadındaki tüplerin hareketini arttırarak yumurtanın taşınmasını hızlandırır Utera içinde ödem oluşturarak zigotun rahime yerleşmesini engeller, ovulasyonu durdurur. Böylece gebelik yüzde yüz önlenmiş olur.
Mini haplar ise daha çok sürekli alınan progesteron ovulasyonu engeller servikal müküsün spermlerin geçemeyeceği hâle gelmesini sağlar, böylece spermler uterusa geçemez ve yumurta ile karşılaşamaz. Geçebilen spermlerin ise hareketi yavaşladığından yumurtaya ulaşması gecikmektedir. Eğer yumurta döllenmiş ise bu sefer döllenmiş yumurtanın endometrium tabakasına yerleşmesini engeller.
Doğum kontrol haplarına, komple bir jinekolojik değerlendirme sonrasında, doktor önerisine göre başlanır. İlk kutunun ilk hapı adet kanaması başlangıcının tercihen birinci günü, en geç beşinci günü alınmalıdır. Haplardan her gün bir tane ve hep aynı saatlerde almak suretiyle yirmi birinci günün sonunda hap almaya yedi gün ara verilir. Daha sonra sekizinci günde yeni kutuya başlanmalıdır. Bazı doğum kontrol hapları yirmi sekizlik tabletler halinde hazırlanmıştır. Bu hapların yedi tanesi genellikle demir içermektedir. İlacın günlük dozu unutulduğunda hatırlandığında hemen alınmalı, o günün hapı ise normal zamanında alınmalıdır. Bu durumda koruyuculuk oranı azalmaz.
İlacın iki günlük dozu birden unutulduğunda hatırlayınca hemen 2 hap birden alınmalı ertesi gün tekrar 2 hap birden alınmalı ve bir sonraki adete kadar ek bir yöntemle korunulur. Her hangi bir zamanda ilacın üç gün veya daha fazla dozu unutulmuşsa doktordan yardım istenmelidir. Ek bir yöntem kullanmadan cinsel ilişkiye girilmemelidir. Doğum kontrol haplarının düzenli kullanımı halinde koruyuculuk oranı yüzde yüzdür.

Doğum Kontrol Haplarının Yararları


  • Adet döngüsünün düzenli olmasını sağlar.
  • Adet kanamasının miktarını azaltarak kansızlığı önler.
  • Adet öncesi gerginlik belirtilerini azaltır.
  • Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür.
  • Hap kullanan kadınlarda akne (sivilce) ve tüylenme daha az sıklıkla görülür.
  • Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda rahim kanseri ve yumurtalık kanseri çok daha az sıklıkla görülür.
  • Gebelik oluşma riskinin azalması, dış gebeliğin ortaya çıkma riskinin de azalmasını sağlar.
  • Meme kanseri olan kadınlar doğum kontrol hapı kullanmamalıdır.
  • Yumurtlama süreci baskılandığından hap kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık kistleri de daha az görülür.
  • Hap kullanan kadınlarda fibrokistik meme sorunu daha az görülür.
  • Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyon gelişme riskini azaltır.
  • Hap kullanan kadınlarda kemik yoğunluğu daha yavaş azalır.

Doğum Kontrol Haplarının Olumsuz Etkileri


  • CYBH a karşı koruyucu değildir.
  • Damar tıkanıklığı gelişme riskinin artması
  • Bulantı ve kusma
  • Hipertansiyon ortaya çıkması
  • Kan basıncını yükseltebilir.
  • Adet düzeni değişiklikleri
  • Adet kanamasının olmaması
  • Adet kanamasının azalması
  • Depresyonun ortaya çıkması ve duygusal durumda değişim
  • Libido (cinsel istek) azalması
  • Emzirme döneminde süt salgısı üzerine olan etkiler (Anne sütünün miktarını ve niteliğini etkileyebilir.).
  • Kilo alımı
  • Vücut ağırlığında değişim
  • Memelerde hassasiyet ortaya çıkması (dolgunluk)
  • Rahim ağzı yarası gelişimi
  • Vajinada mantar enfeksiyonu gelişimi
  • Yüz cildinde lekelenmenin ortaya çıkması
  • Sivilce (tüylenme) ortaya çıkması
  • Baş ağrısı ortaya çıkması
  • İlaç bırakıldıktan sonra gebe kalabilirliğin gecikmesi
  • Karaciğerde selim tabiatlı tümör oluşumu görülebilmektedir.
  • Bazı ilaçlarla etkileşimi vardır.

Mini Haplar


Bu haplar sadece progesteron içermektedir.
Olumlu ve olumsuz yan etkileri kombine haplardaki gibidir. Östrojen içermediğinden, emziklilikte ve yaşlı kadınlarda kullanılmasının zararı yoktur. Yirmi sekiz günlük olan bu haplar bittiğinde ara verilmez hemen yeni pakete başlanır. Meme kanseri olanlar ve önceden dış gebeliği olanlar mini hap kullanmamalıdır.
Gebelikten korunma oranı kombine haplara göre daha düşüktür.

Rahim İçi Haplar (Spiral) (RİA)


Rahim içi araç (RİA) veya halk arasında bilinen adıyla spiral polietilen (plastik) yapıya sahip, rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış T şeklinde bir alettir. Plastik gövdenin etrafına bakır tel sarılıdır.
Ad:  aplan3.JPG
Gösterim: 40
Boyut:  13.8 KB
RİA çeşitleri

İplik RİA rahim içinden çıkarılmak istendiğinde ucundan tutulup çekilmek için takılma sonrası rahim ağzından 1 -2 santimetre sarkacak şekilde kesilip bırakılır.
RİA'lar röntgen filmlerinde görünülebilirliği sağlamak için baryum sülfat adı verilen bir kimyasal madde içerir.
RİA ovulasyonu (yumurtlamayı) baskılamaz. RİA rahim içine yerleştirildiği andan itibaren burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede iltihabi bir reaksiyon oluşturur. Bu iltihabi reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlar zigotun rahime ulaşmasını engeller ve gebelik önlenir. Yumurtlama süreci devam eder. RİA'nın koruyuculuğu takıldığı anda başlar ve çıkarıldığında kısa sürede biter. 

Bazı RİA'larda bakır yerine progesteron hormonu eklenmiştir. Progesteron hormonu içerikli RİA bakırlı RÎA'nın adet kanaması miktarını ve adet sancısını artırıcı yan etkilerini gidermek için tasarlanmıştır. Ülkemizde bakırlı RİA'lar hormonlu olanlardan çok daha sık kullanılmaktadır.
Rahim boşluğuna yerleştirildikleri zaman gebeliği önleyici etki gösteren değişik biçimlerdeki küçük aletlerdir.Spiraller en az beş yıl süreyle gebelik oluşumundan korur. Koruma süresi içerdikleri bakır veya progesteron hormonunun zamanla tükenmesiyle ilgilidir. Spiralin uygulanmasından sonra ilk üç veya dördüncü ayda kanama ya da kanama miktarında fazlalık olursa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Rahim içi araç adet kanamasının olduğu günlerde yada kadının gebe olmadığından emin olduğu herhangi bir zamanda uygulanır. RİA düşükten, kürtajdan veya doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Çıkarıldığında tekrar gebe kalınılabilir (Rahim dışına çıkıp vücutta dolaşmaz, baş ağrısı yapmaz, kansere neden olmaz, zayıflama yapmaz, sinir yapmaz.). RİA’ların koruma oranı oldukça yüksektir.
Aplikatör tüp içinde bulunan spiral rahim, ağzından geçirilerek rahim içine yerleştirilir ve rahimin tepe noktasına deyinceye kadar ittirilir.
Ad:  aplan4.JPG
Gösterim: 40
Boyut:  16.2 KB

Ria’nın Kullanılmaması Gereken Durumlar


  • Aktif, yeni, geçirmiş yada tekrarlayan genital enfeksiyonu
  • Genital enfeksiyon geçirme açısından yüksek risk altında olanlar
  • Gebelik şüphesi olan
  • AIDS, uyuşturucu kullanımı ve kortizon tedavisi gibi vücut direncini düşüren durumlarda
  • Rahim ağzı yada rahim kanseri olanlar
  • Normal dışı kanaması olan kadınlarda neden belirlenip tedavi edildikten sonra
  • Adet döneminde kanaması fazla olan kadınlar
  • Herhangi bir nedenle antikoagulan (kan pıhtılaşmasını azaltıcı) ilaç kullananlar
  • Rahimde yapısal anemesi olanlar 
  • Rahim miyomlan olan kadınlar arasından miyomları rahim iç tabakasının şeklini bozacak nitelikte olanlarda
  • Bakıra alleıjisi olduğu bilinen veya çok ender görülen bakır metabolizması bozukluğu (Wilson Hastalığı) olanlar
  • Dış gebelik öyküsü olanlar
  • Şiddetli anemisi olanlar
  • Şiddetli adet sancısı olan kadınlar
Ad:  aplan5.JPG
Gösterim: 42
Boyut:  21.5 KB

Diyafram


Ülkemizde kullanımı az olan diyafram yarım küre biçiminde kauçuktan yapılmış bir araçtır. Rahim ağzını kapatır ve spermlerin buraya geçmesini engelleyerek olası bir hamileliği önler. Ancak diyafram sperm öldürücü bir krem veya fitille kullanıldığında, cinsel ilişkiden önce takılmalıdır, etkilidir. Diyafram cinsel temastan altı saat sonra çıkarılmalıdır. Koruyuculuk oranı yöntemi doğru ve düzenli kullanmaya bağlı olarak değişmektedir.

Deri Altı Kapsülleri (Norplant)


Kolda cilt altına yerleştirilir. Cinsel yaşantıyı olumsuz yönde etkilemez. Her yaştaki kadına uygulanabilir. Adet sancılarını, kansızlığı ve kanser riskini önemli ölçüde azaltan olumlu etkileri vardır. Bunun yanı sıra sivilce oluşumu, bulantı, kilo alma veya kilo verme, baş dönmesi, kıllanma gibi olumsuz etkileri vardır. Kullanılmaması gereken durumlar mini haplarda olduğu gibidir.

Norplantın Kullanılmaması Gereken Durumlar


  • Karaciğer bozukluğu olan kadınlar,
  • Kalp krizi ya da beyin damarlarında tıkanıklık geçirmiş kadınlar,
  • Şiddetli baş ağrısı ve migreni olan kadınlar,
  • Daha önceden damar rahatsızlığı geçirmiş olan kadınlar, 
  • Adet kanaması dışında düzensiz kanamaları olan düzensiz adet kanamaları olan kadınlar kullanamaz.
Ad:  aplan6.JPG
Gösterim: 46
Boyut:  34.8 KB

Koruyucu Enjeksiyonlar


Doğum koruyucu iğneler üçer aylık ve birer aylık enjeksiyon şeklinde uygulanmak üzere iki ayrı şekilde bulunur ve ülkemizde ikisi de mevcuttur. Kombine (östrojen + progesteron) olan koruyucu iğneler ve sadece progesteron içeren iğneler olmak üzere iki ana guruba ayrılır.
Bu iki yöntem de güvenilirlikleri doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıyla karşılaştırılacak kadar yüksektir ve aynen doğum kontrol hapları kullanımında olduğu gibi geri dönüşümlü olan korunma yöntemleridir.
Ad:  aplan7.JPG
Gösterim: 40
Boyut:  23.3 KB

Üç aylık enjeksiyonlar içlerinde vücutta doğal bulunan progesteron hormonunun içerirlerken aylık enjeksiyonlarda progesterona ek olarak östrojen de bulunur.
Üç aylık iğnelerin etkisi mini haplara, aylık iğnelerin etkisi KOK’lara benzer.
Üç aylık iğneler on ikişer haftalık aralıklarla, aylık iğneler ise dörder haftalık aralıklarla kalçadan veya koldan kas içine enjekte edilerek uygulanır. Aylık iğnelerde bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla 33 gün, en az 23 gün olmalıdır. Aylık iğneler arası süre 23 günden daha az olduğunda adet düzensizliği ortaya çıkabilmektedir.
İlk enjeksiyon adet gören kadınlar adetin ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Sonraki enjeksiyon kanamanın durumuna bakılmaksızın ilk enjeksiyondan 30 gün sonra uygulanmalıdır. 

Bir enjeksiyondan diğerine geçen süre yukarıdaki süreleri aştığında yeni uygulama gebelik testi sonrası gerçekleştirilmelidir.
Koruyucu enjeksiyonlar overyumlarda oluşacak olan yumurtlamayı durdurarak etkisini gösterir. Üç aylık iğneler ovulasyon (yumurtlama) sürecini devre dışı bırakarak etki ederlerken, aylık iğnelere ek olarak bulunan östrojen ovulasyonu, devre dışı bırakmaya katkısı yanında düzenli olarak adet görülmesini sağlar.
Koruyucu enjeksiyonların adet kanaması değişiklikleri, kilo ve psikolojik değişiklikler gibi yan etkileri olabilir. Türüne göre KOK’lara ve minihaplara benzer. Avantajları ve dezavantajları mevcuttur.
Ad:  aplan8.JPG
Gösterim: 53
Boyut:  99.6 KB
Ad:  aplan9.JPG
Gösterim: 40
Boyut:  24.2 KB

Prezervatif (Kaput-Kondom)


Kadın kondomu: Kadının kullandığı ince poliüretandan yapılmış esnek ince bir kılıftır.
Cinsel ilişkiden önce hazneye yerleştirilir. İlişki sırasında meni ve içindeki erkek tohum hücrelerini hazneye dökülmesini engeller, gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korur.
Erkek kondomu: Erkekler tarafından kullanılan bir çeşit kauçuktan yapılan esnek kılıftır. Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meni ve içindeki tohum hücrelerinin hazneye dökülmesini önlemektedir. Hem gebelikten hem de cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaktadır. Kadının rahim ağzı kanserine yakalanma riskini azaltmaktadır. Her ilişkide yeni bir kondom kullanılmalıdır.
Prezervatif kullanımında şunlar yapılmalıdır; şüpheli kişilerle ilişkiye girmekten kaçınılmalıdır ya da prezervatif kullanılmalıdır. Prezervatif bir kez kullanılmalı, ilişki sonrası çıkarıldıktan sonra imha edilmeli, eller sabunlu su ile yıkanmalıdır. İlişki süresince kullanılmalı, kayıp çıkmamasına dikkat edilmelidir.

Köpüren Tablet ve Fitiller


Cinsel ilişkiden önce hazne içine yerleştirilir. Yerleştirdikten sonra etkisi azalmaya başladığından bu süre içinde ilişki gerçekleştirilmelidir. Jellerin özel uygulayıcısı vardır. Uygulayıcı doluncaya kadar içine krem veya jel sıkılır. Uygulayıcının ucu rahim ağzına kadar sokulur ve piston itilerek krem veya jel hazneye boşaltılır. 

Sperm Öldürücüler


Spermlerin rahim ağzına ulaşmadan etkisiz hâle getirilmeleri için hazneye uygulanan köpüren tablet, fitil, krem, jel ve köpük gibi kimyasal maddelerdir.

Kadın ve Erkekte Cerrahi Sterlizasyon (Tüplerin Bağlanması)


Kadında tüplerin bağlanması
Çiftlerin ortak kararı ile kadında yumurtayı taşıyan tüplerin (kordonların) gönüllü olarak bağlatılmasıdır.
Kadın yumurta hücresiyle erkek tohum hücresi birleşemez ve gebelik oluşamaz. Geri dönüşü yoktur. Kadının cinsel hayatını ve adet düzenini olumsuz yönde etkilemez.
Ad:  aplan10.JPG
Gösterim: 46
Boyut:  24.8 KB
Erkekte tüplerin bağlanması
Çiftlerin ortak kararı ile erkekte tohum kanallarının gönüllü olarak bağlatılmasıdır.
Böylece erkek tohum hücresi meniye geçemez ve gebelik oluşmaz. Geri dönüşü yok denecek kadar azdır. Erkeğin cinsel isteğini, sertleşmesini, boşalmasını yani cinsel hayatını hiçbir şekilde olumsuz yönde etkilemez.

Etkisi Sınırlı Yöntemler / Geleneksel Yöntemler


  • Takvim yöntemi
  • Geri çekme
  • Vaginal yıkama (Lavaj)
  • Laktasyon
  • Spermisitler (sperm öldürücüler) 

Takvim Yöntemi


Bir kadının yumurtlaması iki adet dönemin ortasındadır. Yani yirmi sekiz günde bir adet gören kadının yumurtlaması on dört gün olur. Bünyeden bünyeye farklılık gösteren adet dönemi arası bazen otuz iki gün olabilir
Yumurtanın ve spermlerin canlı kalmaları göz önüne alınarak on dört günün üç gün öncesi ve üç gün sonrası tehlikeli dönemdir. İşte bu dönemde cinsel ilişkide bulunulmasına takvim dönemi denir. Bu yöntem sıklıkla kullanılsa da çok emin değildir. Çünkü kadının adetlerinin son derece düzenli olması gerekir. Yumurtlamanın önce ya da sonra olması tehlikeli dönemin süresinin değişmesine neden olacağından istenmeyen gebelikler söz konusu olabilir.
Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişiler çok düzensiz adet görüyorsa bu yöntem uygun değildir. Mutlaka doktor kontrolü gerektirir.
Yumurtlama günü ayrıca, kadının sabah her kalktığında herhangi bir fiziksel bir aktivitede bulunmadan vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajinadan gelen akıntının kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.

Geri Çekme
Gebeliği önlemede bilinen en eski yöntemlerden biri olan geri çekmedir. Erkeğin ilişkisi sırasında cinsel organını meninin gelmesinden hemen önce hazneden geri çekmesi demektir. Erkeğin penisinden gelen ilk meni içerisinde erkek tohum hücreleri bulunması belli miktarda tohum hücresinin kadın haznesine geçmesine neden olur. Diğer bir dezavantajı her zaman kişilerin oto kontrolü cinsel, ilişkiye ara vermek için yeterli olmayabilir.

Vajinal Yıkama (Lavaj)
Cinsel ilişkiden sonra haznenin yıkanmasıdır. Yıkama ile spermlerin hepsinin dışarı atılması ya da ölmesi beklenemez. Çünkü spermler, saniyelik bir hızla ilerler. Bu nedenle korunma değeri en az olan yöntemlerden biridir.

Spermisitler (Sperm Öldürücüler)
Bunlar kimi yasal içerikli krem ya da köpük tabletlerdir. Kimyasal etkileri ile hücre zarını bozarak spermleri öldüren maddelerdir. Cinsel ilişkiden on-on beş dakika önce konmalı ve ilişkiden en az altı saat sonra vajina yıkanmalıdır. Koruyuculuğu ve güvenirliği azdır.
Etkisi sınırlı geleneksel yöntemler, sıkça tercih edilen ancak güvenirliği sınırlı olan yöntemlerdir. 

Laktasyon (Süt Yapımı - Emzirme)
Emzirmenin gebelikten koruyucu etkisi bebeğin emmesinin refleks yolla hipofiz bezinden yumurtlamayı baskılayıcı prolaktin hormonu salgısını artırmasından kaynaklanır.
Emzirme doğumdan sonra ovulasyonu bir süre geciktirerek doğurganlığı azaltmaktadır. Doğumdan sonra bebeklerini, çok az emzirebilen kadınların büyük bir bölümü ilk dört ay içinde adet görürken, uzun süre emzirenler ise ilk altı ay içinde adet görmektedir.
Doğumdan sonra kadınların %50’sinde adet görmeden ovulasyon olduğu kabul edilmektedir. Bu da doğumdan hemen sonra istenmeyen gebelik için etkili aile planlama yönteminin uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Bir toplumda emzirme süresi genel olarak uzun sürdürülüyorsa o toplumun kadınlarında doğum sonu amenore (adet görmeme) süresi de uzundur.
Bu nedenle, emzirmeye toplumsal açıdan bakıldığında gebeliği önleyici bir etkisi görülmektedir ancak bu özellik bir aile planlama yöntemi değildir çünkü emziren bir kadında adettin ne zaman başlayacağı bilinemez.
Bilinen tek şey emzirmenin sık ve uzun süreli olması doğum sonrası doğum sonu amenoreyi uzatmakta ve ovulasyonu da aynı yönde etkilemektedir.
Ülkemizde emzirme doğal olarak kırsal kesimde fazladır. Eğitimin etkisiyle de şehir yaşamında da artma gözlenmektedir. Bebeğin emzirilmesi anne ve çocuk sağlığı açısından son derece önemlidir.
Doğum yapan bir anne doğum sonrası adet görmese bile ovulasyon olacağını ve aile planlaması yapmazsa yeniden gebe kalınabileceğini öğrenmelidir.
Ad:  aplan11.JPG
Gösterim: 36
Boyut:  65.8 KB

AİLE PLANLAMASI KONUSUNDA YARARLANILABİLECEK KURUMLAR


Aile Planlaması Kurumlan


Aile planlaması hizmetleri ile eğitim uygulamaları ülkemizin en uç yörelerine kadar ulaştırılması gerekir.
Yapılan araştırmalar ülkemizdeki ailelerin büyük bir çoğunluğunun aile planlaması yöntemlerini kullandığını, bunun yanı sıra geleneksel etkisiz yöntemleri tercih edenlerin de bulunduğunu göstermektedir.
Ülkemizde aile planlaması çalışmalarının başarılı olması için;
  • Aileler gebeliği önleyici etkili modern yöntemler konusunda eğitilmelidir.
  • Etkili modern yöntemleri uygulama koşulları (personel araç gereç vb.) ülkenin ulaşılması en güç yerlerine kadar iyi bir sağlık sistemi örgütlenmesi ile götürülmelidir.
  • Aile planlaması hizmetleri ana-çocuk sağlığı hizmetleriyle birleşerek yurt düzeyinde yaygın bir sağlık örgütü içinde diğer sağlık hizmetleri ile birleştirilmelidir.
  • Aile planlaması yöntemlerinden kadınlarla birlikte erkeklerin de yararlanması sağlanmalı ve uygulaması eğitimler yoluyla anlatılmalıdır.
  • Nüfus artışını azaltarak toplumumuzun sağlıklı, mutlu, iyi eğitilmiş ve ekonomik imkânları artmış ülkeler arasına taşımalıyız.

Aile Planlaması Klinikleri


  • Üniversite hastaneleri aile planlaması poliklinikleri
  • Sağlık ocakları
  • Sağlık evleri
  • Ana çocuk sağlığı aile planlaması merkezleri (ACSAN Merkezleri)
  • Devlet hastaneleri aile planlama poliklinikleri
  • Aile sağlığı merkezleri
  • Özel kuruluşların aile planlaması poliklinikleri

Daha fazla sonuç:
aile planlaması nedir