Arama

Beyin ve Sinir Sistemi Sağlığı (Nöroloji-Nöroşirurji) - Sayfa 2

Güncelleme: 24 Eylül 2018 Gösterim: 109.191 Cevap: 19
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
25 Şubat 2016       Mesaj #11
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sinir sistemimiz merkezi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere iki bölüme ayrılır.
Ad:  sinirsistem.jpg
Gösterim: 8635
Boyut:  86.8 KB
Sponsorlu Bağlantılar

1. Merkezî Sinir Sistemi
Vücudumuzun yönetimini ve denetimini merkezî sinir sistemi sağlar. Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik ve omurilik soğanından oluşur. Beyin, beyincik ve omurilik soğanı kafatasımızın; omurilik ise omurgamızın içinde yer alır. Sizce, bunun sebebi ne olabilir? Merkezî Sinir Sistemimizi Oluşturan Organlar ve Görevleri
Beyin: Beynimizin vücudumuzdaki hangi olayların gerçekleşmesini sağladığını biliyor musunuz? Merkezî sinir sistemimizin en gelişmiş organı olan beynimiz, milyarlarca sinir hücresinden meydana gelir. Vücudumuzun öğrenme, hafıza ve yönetim merkezi beynimizdir.
Beyin;
• Duyu organlarımızdan gelen bilgileri değerlendirir.
• Konuşmalarımızın ve istemli hareketlerimizin gerçekleşmesini sağlar.
• Acıkma, susama, uyku ve uyanıklık gibi yaşam olaylarımızı düzenler.
• Kan basıncımızı ve vücut sıcaklığımızı ayarlar.
• Merkezî sinir sistemimizdeki diğer organların yardımıyla organlarımızın ve sistemlerimizin çalışmasını düzenler.
Beyincik: Bisikletimizi sürebilmemiz için dengede durmamız gerekir. Peki vücudumuz dengesini nasıl sağlar? Vücudumuzun hareket ve denge merkezi beyinciktir. Beynimizin arkasında ve alt tarafında yer alır. Vücudumuzun dengesi bozulduğunda duyu organlarımızdan veya vücudumuzun diğer kısımlarından gelen bilgileri alarak dengemizi sağlar.
Beyincik vücudumuzun dengesini ayarlamak için;
• Kol ve bacaklarımızdaki kasların birbiriyle uyumlu çalışmaları düzenleyerek hareketlerimizin dengeli olmasını sağlar.
Omurilik Soğanı:
Beynimizin vücudumuzdaki diğer organlarla nasıl ilişki kurduğunu biliyor musunuz? Omurilik soğanı soğana benzer bir şekle sahip olduğundan böyle isimlendirilmiştir. Beyin ile omurilik arasında yer alır. Böylece beyin ve diğer vücut organları arasındaki bağlantıyı sağlar. Omurilik soğanı, isteğimiz dışında çalışan iç organlarımızın kontrol merkezidir.
Omurilik soğanı;
• Solunum, dolaşım, boşaltım ve sindirim sistemlerimizin çalışmalarını düzenler.
• Nefes alma, yutma, öksürme, çiğneme, hapşırma ve kusma gibi olayları kontrol eder.
Omurilik:
Omuriliğin merkezi sinir sistemindeki görevini tahmin edebilir misiniz? Omurilik soğanından başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanan omurilik omurgamız içerisinde yer alan bir sinir kordonudur. Organlardan beyne ve beyinden diğer organlara gelen sinirler omurilikten geçer.Omurilik, vücudumuzun refleks yönetim merkezidir.
Omurilik;
• Beyinle diğer organların arasındaki bilgi iletimini sağlar.
• Refleks davranışlarımızı gerçekleştirir.

2. Çevresel Sinir Sistemi
Merkezî sinir sistemi dışında yer alan milyonlarca sinir, çevresel sinir sistemini oluşturur. Çevresel sinir sistemi, merkezî sinir sistemi ile organlar arasındaki iletişimi sağlar.

Sinir Sisteminde Mesaj iletimi Nasıl Gerçekleşir?
Sinirler beyin ve omurilikten çıkarak deri, gözler, kaslar, dişler ve kemiklerin içi dâhil olmak üzere vücudumuzun her yerine dağılır. Sinirleri, telefon kablolarına benzetebiliriz. Telefon kabloları gibi sinirler de bilgi taşıyarak vücudumuzda iletişimi sağlar. Sinirler, vücudumuzdan ve çevreden aldıkları bilgileri elektrik mesajları şeklinde, beynimize iletir. Beynimiz gelen bilgiyi değerlendirerek bir cevap oluşturur. Beyin oluşturduğu cevabı gerekli yapı ve organlara yine sinirler aracılığıyla iletir.Sinirlerin bilgi taşıma özelliği sayesinde, çevremizde ve vücudumuzda meydana gelen değişimler hakkında hızlı bir şekilde bilgi ediniriz. Böylece vücudumuzun farklı kısımları düzenli ve birbiriyle uyum içinde çalışır.


Önemli NOT:
• Vücudumuzda bulunan bütün sinirlerin sinir sistemimizi oluşur.
• Sinir sistemimizin merkezî sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olarak iki bölümden oluşmuştur.
• Merkezî sinir sistemini oluşturan organların sinirlerden oluşmuştur.Merkezî sinir sisteminin vücudumuzda gerçekleşen olaylardan kasların kontrolü, öğrenme, nefes alma, kalbin atışı vb. kontrol eder.
• Merkezî sinir sistemi dışında yer alan milyonlarca sinir çevresel sinir sistemini oluşturmuştur. Çevresel sinir sisteminin, merkezî sinir sistemi ile organlar arasındaki iletişimi sağlar.


Sinirler Mesajları Beynimize Nasıl Taşır?
Vücudumuzun içinde veya çevremizde meydana gelen ve vücudumuzda belirli bir tepkiye sebep olan fiziksel, kimyasal veya biyolojik etkilere (ses, ışık, koku, tat, basınç gibi) uyarı denir. Uyarılar, duyu organlarımızda bulunan özel hücrelerle alınır. Alınan uyarı sinirler ile merkezî sinir sistemine taşınır. Uyarılar sinir hücrelerimizde
değişikliğe yol açar. Bir uyarının sinir hücresinde oluşturduğu değişikliğe uyartı mesajı adı verilir.
Uyartı mesajını merkezî sinir sistemine; merkezî sinir sisteminde bu mesaj için oluşan cevabı kaslara, organlara ve salgı bezlerine sinirler iletir. Uyartı mesajı beynimizdeki ilgili bölümde değerlendirilir ve uyarıya karşı bir cevap oluşur. Beynimizde oluşan bu cevap yine sinirler aracılığıyla ilgili organ ya da yapılara iletilerek uyarıya tepki verilir. Vücudumuzun içinde veya çevremizde meydana gelen uyarılar vücudumuzda her zaman bu şekilde tepki oluşturmaz. Yemek yerken yutkunuruz. Göz kapaklarımız gün boyu defalarca açılıp kapanır. Elimizi sivri bir cisme değdirdiğimizde hemen geri çekeriz. Bunlar gibi birçok olay, düşünmemize bile gerek kalmadan gerçekleşir. Hatta isteğimiz dışında yaptığımız bazı hareketler bizi tehlikelere karşı korur.
Vücut sıcaklığımız biraz yükselince terlemeye başlarız. Loş bir ortama girdiğimizde göz bebeklerimiz hemen büyürken ışığa bakınca aniden küçülür. Gözümüze doğru gelen bir cisim karşısında gözlerimizi farkında olmadan kapatırız. Bu hareketler isteğimiz dışında gerçekleşir.
Refleks Nedir?
Yeni doğan bebeğin emme hareketi, yanan parmağın hızla geri çekilmesi, yüksek sesten ürkmek, öksürmek, hapşırmak, yutkunmak gibi hareketleri düşünmeden gerçekleştirdiğimizi fark ettiniz mi? Göz bebeğimizin ışıkta büyüyüp karanlıkta küçülmesi de düşünmeden gerçekleştirdiğimiz hareketlerdendir. Bu hareketleri
niçin düşünmeden yapıyor olabiliriz? Peki bunlar vücudumuzda nereden kontrol ediliyor olabilir?
Vücudumuzun dışarıdan gelen ışık, ses gibi bir uyarıya ani ve hızlı bir hareketle tepki göstermesine refleks denir. Refleksler, sürekli ve hızlı bir biçimde gerçekleşir ve
bu sayede vücudumuzun kendini savunmasını sağlar. Refleks hareketlerimiz omurilik tarafından gerçekleştirilmesine rağmen beynimiz tarafından kontrol edilir.
Araba ve bisiklet sürmek, örgü örmek, dans etmek, yüzmek, limon görünce ağzımızın sulanması gibi hareketler de reflekstir. Bu hareketleri ise tekrarlayarak öğreniriz. Bunları bir kez öğrendikten sonra bir daha unutmaz ve düşünmeden gerçekleştiririz.


Önemli NOT:
• Yutkunmak, yanan parmağın geri çekilmesi göz kapaklarının açılıp kapanması gibi düşünmemize bile gerek kalmadan hatta isteğimiz dışında yaptığımız bazı hareketlerin Refleks dir.
• Elimizi yanan bir muma yaklaştırdığımızda derimizdeki acı hissini alan sinirler bunu omuriliğe iletir, omurilik de hemen kaslarımızı kasılarak elimizi çekmemizi sağlar.



SİLENTİUM EST AURUM
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
11 Mart 2017       Mesaj #12
Avatarı yok
Yasaklı

Bedenleri Üzerinde Hiçbir Kontrolü Olmayan Hastalar Artık İletişim Kurabilecek!


Bilim insanları, vücutlarını hiçbir şekilde kontrol edemeyen kilitli kalma sendromu (locked in sendromu) hastalarının ilk defa iletişim kurabileceğini açıkladı. İnsanların beyinlerini analiz eden bir bilgisayar kullanan bilim insanları, sorularına evet veya hayır yanıtları alabilmeyi başardı. İsviçre'deki dört hasta üzerinde denenen yöntem, hastaların hareket ettiremedikleri bir bedende kilitli kalmış olmalarına rağmen mutlu olduklarını da ortaya çıkardı.
Sponsorlu Bağlantılar

Dört hastada da, beyin kaslarını kullanmalarına engel olan bir tür motor nöron hastalığı bulunuyordu. Bu hastalığa yakalananların beyinleri normal fonksiyonlarını sürdürse de hastalar konuşamıyor ve hareket edemiyor. Bu durumdaki hastaların bazıları göz kaslarını hareket ettirerek iletişim kurabiliyor. Fakat bu çalışmada yer alan hastalar göz kaslarını da hareket ettiremiyordu.

Beyin Sinyalleri!


Beyin hücrelerinin faaliyetleri kandaki oksijen seviyesi ve kanın renginde değişimlere yol açıyor. Bilim insanları bu uygulamada kızıl ötesi spektroskopi adlı bir yöntemi kullanarak beynin içindeki kanın rengine bakıp kişinin beyninde yürütülen faaliyeti algılıyor. Hastalara belirgin sorular sorarak bir bilgisayar yazılımının beyinden gelen işaretleri analiz etmeyi öğrenmesi sağlanıyor.

Sistemin başarı oranı yüzde 75. Bu yüzden hastanın verdiği cevaptan emin olmak için aynı soruyu birkaç kere sormak gerekiyor. Araştırmacılardan Profesör Ujwal Chaudhary, bu yöntemin hastaların hayat kalitelerini önemli ölçüde artırdığını açıkladı ve "Hiçbir türlü iletişim kuramamak ile 'evet' ve 'hayır' diyerek iletişim kurmak arasındaki fark devasa." dedi.

Zihinleri Özgürleştirmek!


Bu yöntem sayesinde hastalar aile ziyareti isteyip istemedikleri gibi günlük yaşamlarını ilgilendiren konularda iletişim kurabiliyor.Nöroteknoloji üzerine araştırma yapan Wyss Center'ın direktörü Profesör John Donoghue ise şunları söyledi: "Kilitli kalma sendromu nedeniyle tüm iletişimi kesilen birinin tekrardan iletişim kurmasını sağlamak, çevrelerindeki dünyayla etkileşim kurabilmeleri için zihinlerini özgürleştirmek demektir. Bu olağanüstü."

Kaynak: BBC Bilim (1 Şubat 2017)

Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
15 Mayıs 2017       Mesaj #13
Avatarı yok
Yasaklı

Mikro Devreye Bağlı Yapay Beyin Hücreleri Üretildi!


Ad:  thumbs_b_c_87c3802a2ffa5767dc6e4a991be3be30.jpg
Gösterim: 559
Boyut:  44.1 KB
Bilim insanları yarı iletken silikon bir devreye işlevsel özellikte beyin hücreleri entegre etti.Yavru farelerden alınan dokular yardımıyla üretilen beyin hücreleri bir nevi iskele işlevine sahip nano-tel üzerine yerleştirildi ve akabinde hücreler arasında fonksiyonel nöron bağlantıları oluşturuldu. Söz konusu yapay beyin hücrelerinin beynin hasar gören bölümlerinin yenilenmesinde, özellikle felç, alzheimer, parkinson vs gibi dejeneratif nitelikli hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği belirtildi.

İleri düzey beyin hasarlarının tedavisinde kullanılabilecek ilgili beyin protezlerinin etkili olabilmesi için de hücreler arasında işlevsel nöron bağlantılarına ek olarak beynin bilgileri kaydetme anında kurabildiği hücreler arası bağlantıların anlaşılabilmesi ve yeniden oluşturulabilmesi gerekiyor.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / Science (15 Mayıs 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
4 Haziran 2017       Mesaj #14
Avatarı yok
Yasaklı

Beyindeki Sinir Benzeri 3 Boyutlu Sinir Yapısı Geliştirildi!


Ad:  5931470861361f1818c545fc.jpg
Gösterim: 574
Boyut:  76.9 KB
Beyindeki sinir ağlarına benzer nitelikte 3 boyutlu sinir yapısı geliştiren Güney Koreli araştırmacılar söz konusu yapının alzheimer hastalığı başta olmak üzere çeşitli beyin hastalıkları ile ilgili çalışmalarda büyük katkısı olacağını belirtti.

Araştırmayı yürüten Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü çalışanları graphene oxide nanoflakes kullanarak bakteri selülozü üretti ve genler üzerinde değişiklik yapılmadan bakteri aracılığıyla nanographene kullanarak yeni bir yapı oluşturdu. Geliştirilen sinir yapısının nöromühendislik ve nörobiyoloji alanlarında kullanılabileceği ve çeşitli uygulamalara katkı sağlayacağı belirtildi.

Kaynak: CNN Bilim / Science (2 Haziran 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
27 Ekim 2017       Mesaj #15
Avatarı yok
Yasaklı

3 Boyutlu Beyin Hücresi Modeli Oluşturuldu!


Ad:  thumbs_b_c_f2a007433d813f20c97312d571dfb504.jpg
Gösterim: 502
Boyut:  56.6 KB
ABD'li araştırmacıların bilgisayar ortamında 3 boyutlu canlı beyin hücresi modeli oluşturduğu bildirildi. Allen Enstitüsü tarafından yayımlanan raporda, 36 kişiden alınan 300 beyin hücresinin 100'ünün nöronlarının yapıları, anatomileri ve elektriksel davranışları üç boyutlu biçimde ortaya çıkarıldı.

Beyin hücreleri modelinin oluşturulması için Washington'daki ameliyatlarda atılan canlı beyin hücreleri, Seattle'deki Allen Enstitüsü Nöroloji Bölümü'ne gönderildi. Allen Enstitüsü'nde korumaya alınan hücrelerden bilgisayar ortamında üç boyutlu beyin hücreleri modeli meydana getirildi.

Enstitünün açıklamasında, hücreler üzerindeki bu yeni veri tabanından alınan bilgilerin, insan beyninin karmaşık yapısına, beyin devrelerinin yapısına ve işleyişine farklı bir pencere açtığı belirtildi. İlgili çalışmanın, alzheimer ve epilepsi hastalarının tedavisinde kilit bir işleve sahip olduğu belirtildi. Geçmişte yapılan araştırmalar insan beyninin anatomisi hakkında bilgi verirken, beyin hücreleri arasında elektrik akımı aracılığıyla nasıl bilgi akışı olduğunu tespit edememişti. Beyindeki elektrikle uyarı sisteminin nasıl çalıştığı özellikle alzheimer ve epilepsi gibi hastalıkların tedavi edilmesi bağlamında büyük önem taşıyor. Allen Enstitüsü ilgili araştırmayı 5 yıl gibi bir zaman dilimine yayarak daha da geliştirmeyi amaçlıyor.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / Science (26 Ekim 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
4 Kasım 2017       Mesaj #16
Avatarı yok
Yasaklı

Beynin Yoğun Çalışması!


Yapılan araştırmalar, beynin yoğun çalışmasının insana özel bir durum olmadığını ilgili enerjik durumun bazı hayvanlarda da görüldüğünü açığa çıkardı. Araştırmacılar 22 hayvan türünde beynin enerji tüketimini mercek altına alarak inceledi. Enerjinin beyne damarlar aracılığıyla glikoz denilen bir şeker formunda taşındığını belirten araştırmacılar, hayvan türlerinin belirli bir kafatası kemik kesiti içinden geçen damarlardaki glukoz miktarını ölçtü.

Yapılan ölçümler sonunda insan beyninin oransal olarak kemirgenlerden, makak ve babun gibi eski dünya maymunları ile şempanze ve orangutan vs gibi büyük maymunlardan daha fazla enerji harcadığı ancak kalem kuyruklu ağaç sivrifaresi, cüce ipek maymunu ve halka kuyruklu lemur gibi test edilen bazı türlerin oransal olarak insanlara yakın ya da daha fazla beyin enerjisi harcadığı belirlendi.

Araştırmacılar, fiziksel anlamda vücudun yüzde 2'lik bir bölümünü kapladığı halde, bazal metabolizmaya dair toplam enerjinin yaklaşık yüzde 27'sini kullanabilen insan beyni ve mevcut veriler doğrultusunda enerji tüketen beyinlerin baştan öyle mi oluştuğu yoksa bilişsel zorunlulukların zamanla beyni daha fazla enerji tüketir hale mi getirdiği konularının açıklanamadığını belirtti.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / The Journal of Human Evolution (1 Kasım 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
7 Kasım 2017       Mesaj #17
Avatarı yok
Yasaklı

Beynin Hafıza Bölümünde Kilit Bir Kimyasal Keşfedildi!


Beynin "hafıza" bölümünde istenmeyen düşüncelerin bastırılması misyonunu üstlenmiş kilit bir kimyasal tespit edildi. Araştırma bağlamında bir grup deneğe söz dizilerini ilişkilendirmeleri gösterildi. Çile/hamamböceği, yosun/kuzey gibi bağlantısız sözcük çiftlerini ilişkilendiren katılımcılardan daha sonra sözcük çiftinin ilki yeşil gösteriliyorsa eşini hatırlamaları, kırmızı ise eşini hatırlamaktan kaçınmaları istendi. Bu sırada katılımcılara, Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntülemesi (fMRI) ve beyin kimyasını ölçen manyetik rezonans spektroskopisi uygulandı.

Deneye alınan deneklerin düşüncelerini bastırmaya çalıştıklarında beyinlerinin kilit bölgelerinde neler yaşandığını görmek isteyen bilim adamları, bu yetinin, mesajların sinir hücreleri arasında geçişini sağlayan GABA kimyasalına bağlandığını belirledi. Cambridge Üniversitesi'nde görevli Dr. Taylor Schmitz ve Prof. Michael Anderson tarafından yürütülen çalışmada, beynin hafızayla bağlantılı bölümü hipokampta GABA yoğunluğunun, bireyin istenmeyen düşünceleri ve anıları aklına getirmeme kabiliyetinin öngörülmesini sağladığı belirlendi. İlgili keşfin, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve hipokampta "hiperaktivetinin" gözlendiği şizofreni gibi rahatsızlıklar konusunda uzun süredir cevabı aranan bazı sorulara çözüm getirebileceği bildirildi.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / Nature Communications (6 Kasım 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
28 Mayıs 2018       Mesaj #18
Avatarı yok
Yasaklı

Beyin Sağlığı ile Bacak Egzersizleri Arasındaki Bağlantı!


İtalyan bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, yürüyüş, koşu gibi bacakları çalıştıran egzersizlerin beyin sağlığına katkıda bulunduğunu ortaya çıkardı. Milano Üniversitesi ve Pavia Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmaya göre, bacaklarını hareket ettirmeyen kişilerin beyninde sinir kök hücreleri azalıyor ve yeni sinir hücrelerinin oluşumu yavaşlıyor.

Bacakları çalıştıran egzersizler ise yeni sinir hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunuyor.
Araştırmacılar, laboratuvar fareleri üzerinde yaptıkları incelemelerde, 28 gün boyunca bacaklarını hareket ettirmeyen farelerin beyinlerinde sinir kök hücrelerinin yüzde 70 oranında azaldığını ve yeni sinir hücrelerinin oluşumunun yavaşladığını tespit etti.

İtalyan araştırmacılar, farelerin arka bacaklarını hareket ettirememesinin, beyin sağlığı için kritik önemde olan subventriküler bölgede yeni sinir hücrelerinin oluşumu sürecini nasıl etkilediğini analiz ettiklerini ve beyindeki bu bölgenin, sinir kök hücrelerinin yeni sinir hücrelerine dönüştüğü alan olduğunu ve bu nedenle sağlıklı bir beyin yapısı için kilit önemde olduğunu belirtti.

Araştırmada elde edilen bulguların tekerlekli sandalye kullananlar ve uzaya giden astronotlar gibi bacak hareketliliği kısıtlı kişilerin beyin sağlığını korumaya yönelik önleyici tedavilerin geliştirilmesine katkıda bulunabileceği ifade edildi.

Kaynak: Frontiers in Neuroscience (27 Mayıs 2018)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
4 Eylül 2018       Mesaj #19
Avatarı yok
Yasaklı

Beyin Hasarlarında Yapay Zeka Dönemi!


Bilim insanları ve doktorların birlikte geliştirdiği yapay zeka sistemi, beyin hasarlarının tanımlanmasında kullanılacak. Çin Bilimleri Akademisi'nden bilim insanları ve doktorların 5 yıldır üzerinde çalıştıkları yapay zeka sistemi, beyin hasarı oluşan kişilerde bunun tanımlanması ve değerlendirilmesinde doktorlara yardımcı olacak. Özellikle bilinç kaybı ve bozukluğu (DOC) yaşayan hastaların, bilinçlerini yeniden kazanmasında önemli bir işlevi olduğu düşünülen sistem, beynin farklı bölümlerindeki yapıların birbiriyle iletişim kurmak için oluşturduğu ağları görüntüleyerek bu görüntüye dayalı değerlendirme yapıyor. Yapay zeka, bugüne kadar bilinç bozukluğu yaşayan 63 hastadan 10 binlerce görüntüyü inceledi, bilinci geri gelebilecek ve gelemeyecek hastaları yüzde 88 oranında doğru teşhis edebildi. Çalışmayı yöneten araştırmacı Song, beynin çalışması sırasında birçok bölgenin birlikte hareket ettiğini ve iletişim ağları oluştuğunu ifade etti.

Doktorların beyindeki iletişim ağlarının bilinç bozukluğu ile doğrudan bağlantısını göremediğini ve yapay zekanın bu hastalığı anlamak için yeni ipuçları sağlayabileceğini aktaran Song, yapay zekanın, tam değerlendirme yapmasını ve beyin yaralanmaları konusunda ön bilgi sağlayabilmesini umduklarını, bununla birlikte, yapay zeka modelinin geçerli ve güvenilir bir sistem olabilmesi için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bilinç bozukluğu yaşadıktan sonra bir kısım hastalar, yatalak kalabiliyor veya bitkisel hayata girebiliyor. Çin’de beyin travması, darbe alma ve diğer beyin hastalıklarının neden olduğu 500 binden fazla hastanın kronik DOC yaşadığı belirtiliyor. Bununla birlikte her yıl 70-100 bin arası yeni vakanın ortaya çıktığı kaydediliyor.

Kaynak: eLife (3 Eylül 2018)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
24 Eylül 2018       Mesaj #20
Avatarı yok
Yasaklı

Fiziksel Aktivite ile Beyin Arasındaki Bağlantı!


Egzersize gitmenin neden zor geldiğini araştıran bilim insanları, beynin hareketsizlikten kaçınmaya çalışırken fazladan güç harcadığını belirledi. Bilim insanları, hareketsizlikten kaçınmaya çalışırken fazladan efor sarf eden beynin, bu nedenle "rehavetin cazibesini" tercih ettiğini belirtti. British Columbia Üniversitesi'nden bir grup araştırmacının "egzersiz açmazı" olarak adlandırdığı durumu açıklığa kavuşturmak için yaptığı araştırma, beynin hareketsizlikten kaçınmaya çalışırken fazladan efor sarf ettiğini gösterdi. Yapılan araştırma ile, "beynin hareket etmektense koltukta uzanmayı tercih ettiği izlenimi uyandırdığı" sonucuna varıldı.

Araştırma çerçevesinde bilgisayar karşısına oturtulan bir grup genç yetişkine simgesel ekran karakterinin kumandası verildi. Deneklere daha sonra aniden belirip kaybolan, fiziksel aktiviteyi ya da hareketsizliği betimleyen küçük imgeler gösterildi. Hızla fiziksel aktivite imgesine doğru harekete geçmesi gereken deneklerin genellikle başarılı olduğu ancak bu sırada elektriksel yöntemle takip edilen beyin dalgaları aktivitesinin beynin hareketsizlik imgesinden uzak durmak için daha fazla çalışması gerektiğini ortaya koyduğu tespit edildi. Elde edilen bulguların, spor salonuna gitmenin neden bir mücadeleye dönüştüğünü doğruladığını belirten araştırmacılar, ilgili sonuçların, 'hareketsizliğin, beyne yaratılıştan cazip geldiği fikrini verdiğini' belirtti.

Kaynak: Neuropsychologia (19 Eylül 2018)
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

25 Şubat 2016 / Misafir Tıp Bilimleri
8 Ekim 2012 / Ziyaretçi Soru-Cevap
16 Kasım 2008 / HerHangiBiri Cevaplanmış
11 Ekim 2018 / CrasHofCinneT Biyoloji
25 Şubat 2016 / Misafir Cevaplanmış