Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 29 Temmuz 2017  Gösterim: 23.274  Cevap: 5

Uydu Nedir?

12 Mayıs 2009 20:33       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

UYDU

Ad:  uydu1.jpg
Gösterim: 612
Boyut:  51.5 KB

1. Kütlesi kendi kütlesinden daha büyük olan bir gökcisminin, özellikle de bir gezegenin çevresinde dolanan cisim. (Eşanl. PEYK)
2. Tkz. Başka bir kimsenin güdümü altında ve ona bağımlı olarak yaşayan kimse: Ben kimsenin uydusu olmak istemiyorum.
Sponsorlu Bağlantılar

—Genet. Uçta bulunmuyorsa ikincil bir boğumlanmayla, ortalarda bulunuyorsa iki yerden boğumlanmayla (olağandışı durum) esas kromozomdan ayrılan kromozom bölütü. (İnsan türünde, uçsantromerli beş kromozom çifti [13, 14, 15, 21, 22] kısa kolun ucunda birer uydu taşır. Uydulann boyu değişebilir ve Mende yasalarına göre soydan geçen bir çokbiçimlilik yaratır.)

—Uz. havc Yapay uydu, insen «lıyfe yapılan ve bir füze ya da bir uzay taşıma sistemi yardımıyla bir gökcisminin, özellikle de Yer'in çevresine yerleştirilen araç (Bk. ansikl. böl.)

—sıf ve a Her yönden (ülküsel, siyasal, ekonomik ve askeri) kendinden güçlü başka bir devlete bağımlı olan devlet: Doğu blokunun uydulan. Uydu devletler.

—sıf. Anal. Uydu toplardamar, bir atardamara eşlik eden toplardamar. Atarda marnı gittiği yoktan gider ve çoğu zaman onunla birlikte aynı yerin adını taşır.

—Patol, Uydu adenopatl, komşu bir bölgedeki lezyona eşlik eden ve onun evrimini İzleyen adenopatl (örneğin (rengi şankrı adenopatl),

—Virol, Uydu virüs, başka bir virüae eşlik eden ve olmadığı zaman çoğ alamayan virde.

—ANSİKL Gökbil Doğal uyduların gezegenler çevresindeki dolanımı, genellikle gezegenlerin Güneş çevresindeki dolanımlarıyla aynı yöndedir Yalnız Satürn'ün uyduau Phoebe ile Neptün'ün uyduların dan biri olan Triton ve Uranüs’ün dört temel uydusu İçin durum bunun tersidir.

Bu amaçla Ineelensn bütün uyduların kendi çevrelerindeki dolanım üresi mer kez gezegenin çevresindeki dolanım süresine eşittir, bu nedenle, uyduların hep aynı yüzleri her zaman bu gezegene dönüktür (Ay'ın Yar'e yalnız bir yüzünün dönük olduğu gibi). Ana gezegenlerin kimi uydularının, çoğu zaman da en uzakta olanlarının, çevresinde dolandıkları gezegen tarafından çekilen küçük gezegenler olduğu düşünülebilir. Bunların dışındaki uyduların Güneş'in çevresindeki gezegenlerin oluşumuna benzer bir sürece göre oluştuğu sonucuna varılabilir.

YAPAY UYDULAR


genel bilgiler


Yer'ln İlk yapay uydusu olan Sputnlk 1, 4 ekim 1957'de Ruslar tarafından fırlatıldı, 1983'ten önce, Güneş sistemindeki diğer dört gökcisminin çevresindeki yörüngelere yapay uydular yerleştirildi: Güneş' in kendisi (İlk yapay uydu: Luna 1, 1959); Ay (Luna 10, 1966), Mars (Mariner 9, 1971) ve Venüs (Venera 9, 1975). Öte yandan amerikan sondası Galıleo da 1988'de Jüpiter'in çevresindeki bir yörüngeye otur tuldu. Yerin yapay uydusu insan eliyle ya pılan ve uzaya, büyüklüğü ile doğrultusu yalnız gezegenin çekim etkisiyle Yerin çevresinde en az bir kez dolanmasını sağlayacak bir hızla fırlatılan bir araçtır ilk tah minde, Nevvton, evrensel çekim yasasına uyan bu F çekim kuvveti, F-Km/r’ bıçı mınde yazılabilir, bu bağıntıda m uydu nun kütlesini, r, Yer'in merkezine olan uzaklığını, K Yerin çekımsel çekim değiş mezinl (K 3,986-105km3/snJ) gösterir.

Uydunun balistik yoluna ise uydunun yörüngesi denir Bu yörünge, en azından Yer'in Nevvton çekim kuvvetinden doğan farklarla öteki gökcisimlerinin çekiminden ileri gelen tedirginliklerin hesaba katılmadığı durumda, sabit bir düzlemde çizilen kapalı bir eğri, yani elipstir.
Uydunun elip tık yörüngesi birçok parametreyle tanımlanır:
  1. yerberi, yörüngenin Yer e en yakın nok tasıdır; Yer yüzeyine olan uzaklığı H,, ile gösterilecektir;
  2. 2yeröle, yörüngenin Yer e en uzak böl gesidir. Yer yüzeyine olan uzaklığı HJle gösterilecektir,
  3. yarıbüyük eksen, Yer'in yarıçapına R dersek (R« 6370 km), yörüngesinin a ile gösterilen yarıbüyük ekseni, R+(H»+H a)/2 bağıntısıyla verilir;
  4. yörünge düzleminin eğimi, yöıûnp; düzleminin ekvator düzlemiyle yaptığı i açısıdır.
  5. dolanım süresi, uydunun, yörüngesi üzerinde tam bir dolanım yapabilmesi için gerekli süredir; yalnız, yarıbüyük eksene bağlı olan dolanım süresi formülüyle gösterilir;
  6. Yörüngenin çıkış düğümünün bahar açısı, yörüngem ı çıkışı düğümü, uydunun Güney yarıküreden Kuzey yarıküre'ye geçerken ekvator düzlem» li kestiği noktadır, bahar açısıysa, bu nokta ile Yer in rnerke zini birleştiren doğrultunun, ilkbahar nok tasının doğrultusu ile yaptığı açıdır (r ile birleştirilen bu parametre yörünge düzleminin uzaydaki konumunu belirler);
  7. yerberinin argüman. ckıs düğümünün ve yerberinin doğrulin merğını sağlamıştır, Bununla birlikte çok ağır koşullarda bozulmadan yıllarca çalışmak üzere tasarlanan uzay araçlarının yapım maliyetlerinin yüksekliği göz önüne alına uyduların çeşitlen rak, uydu kullanımı yalnız Ysr'den gerçek yörüngeleri kezlndan başlayarak yaptığı açıdır (bu pa rametre yörüngenin kendi düzlemi içinde kı konumunu belirler).
Yeryüzünün üzerindeki belli bir H yükseltisine önemli bir parametre olan Ve, dairesel hızı denk düşer, bu hız, yörün gesl tıu yükseltide bir daire (elipsin özel durumu) olan Bir uydunun hızıdır, Bu niceliğe ilk kozmik hız da denir ve V=K/(R+H) formülüyle verilir.
Dairesel yörüngelerin, kimi yükseltiler deki hızları ve dolanım süreleri aşağıdaki tablod'B gösterilmiştir;
yükselti hız süre
Ad:  1.JPG
Gösterim: 477
Boyut:  16.0 KB
35 800 km yükseltide, yörünge önemli bir rol oynar: 1 436 dakikalık (23 sa 56 dak) dolanım süresi Yerin dönme süresi ne eşittir, bu durumda, yörünge Yerle eş zamanlı dır. Öte yandan, yörüngenin düz lemi ekvator düzlemiyle karışmışsa, uydu, Yerdeki bîr gözlemciye hareketsiz görü necektlr: bu durumda yereksenlı uydu dan söz edilir.
Yer tümüyle küresel olmadığından, çekim potansiyeli Nevvton'un evrensel çekim ilkesine tamamen uymaz. Yer'in küresel likten en önemli ayrılığı yuvarın basıklığı dır; yörüngesel bozulma biçiminde orta ya çıkan Ibu basıklığın değeri 3/1 000'dir.

8. yörünge düzleminin devinimi: sözkonu su olan bu düzlemin kutuplar ekseni çev resindeki dönüşüdür (değişen paramet re çıkış düğümünün bahar açısıdır); bu hareket, Güneş'in görünen hareketini (günde 1") dengelemek ve yörünge düz leminin Güneş'e göre yönelimini sabit tut mak için kullanılabilir, O zaman yörünge ye helyosenkron denir. Bu yörünge türü, özellikte H'nin 800 km'ye ve ı'nin 100°’ye yakın değerleri için elde edilir (bunlar Yer'in gözlem uyduları tarafından kullanılan değerlerdir, çünkü her gün aynı saatte aynı bölgelerin üzerinde uçmayı sağlar)

9. absidler ekseninin dönüşü: yeröte ite yerberiyi birleştiren bu eksen, yörünge düzleminde' yavaş yavaş döner (değişen parametre yerberinin argümenidlr), Olay, ı -63.4° eşitliğinde sıtır olur.
Yapay bir uydunun yörüngesini etkileyen diğer etmenler şunlardır: 150 km yükselti nin altındaki uydulaşmayı genellikte engelleyen atmosfer sürtünmesi: Ay ve Güneş çekimleri: Güneş ışımasının ışınım basıhcı.

gökbilim uyduları


Yer atmosferi gökyüzü ışımalarının büyük bir bölümünü kısmen ya da tamamen tutan bir ekran oluşturur; yeryüzünde, gökcisimlerinin İlettiği mesajlar ancak iki "pencere”den alınabilir; bunlardan biri, görünür ışık ileı yakın morötesi ve kızılaltı ışımaları, diğert dalgaboyu 1 mm İle 20 m eratunda değişen radyo dalgalarını alır. Bura karşılık, atmosfer (Stresinden tümüyle kurtulan uydular, elektromanyetik tayfın tamamına ulaşmaya olanak verir. Bunlar ayrıca, bozularak düşünceye ya da işlevlerini tamamlayıncaya kadar, aylar ya da yıllarca süreldi gözlem yaparlar.

60'iı yılların başında ortaya çıkışlarından bu yana gökbilim uydularının sayısı artmıştır Bunlardan bazıları, ABD ya da Rusya'ya göre dtttıa güçsüz olan Fransa, Büyük Britanya ve Japonya gibi ülkelere ya da Avrupa Uzay blrliğl'nde güçlerini birleştiren bir grup ülkeye önemli araş tırma programlar; gerçekleştirme olanaleştirilmesi olanaksız olan gözlemlerle sınırlıdır: özellikle gökyüzündeki y. X ya da morötesi ışıma kaynaklarının incelenmesi gibi.

Gökyüzünün, morötesinde sistemli bir biçimde incelenmesine 1968'de Amerikan uzay gözlemevi OAO 2 ile; X bölgesinde incelenmesine 1970'te yine bir başka amerikan aracı olan SAS 1 (ya da Uhuru) ile y ışınları bölgesinde incelenmesineyse 1972'de SAS 2 uydusuyla başlandı. Son olarak, yeryüzünden, ancak çok yüksek yerler ile kimi yakın kızılaltı dalga boylarında gözlem yapılabilen ve kızıl-altı bölgesindeki ilk uydu olan İRAS. 1983'te fırlatıldı ve bir dizi keşif gerçekleştirdi yeryüzeyinin uzak noktalan arasında, doğrudan elde edilmesi olanaksız ölçümleri gerçekleştirme olanağı verdi; bunlardan ilki Avrupa-Afrika-Amerika arasında bağlantı kurulmasıdır.

Sayıları arttı ve kullanılan ölçüm tipleri çeşitlendi: doğrultu, uzaklık, Doppler etkisi vb. Ayrıca, çok sayıda istasyondan yapılan pek çok uydu gözlemini birleştirmek de olanaklıdır. Amerikan yapımı Transitler gibi bazı uydular, hem yer belirleme, hem de çok duyarlı jeodezik ölçümlerde kullanılmaktadır: ağ ho/hojenleştirme, kutup devinimlerini saptama vb. Bu sistemler çoğunlukla askeri amaçla kullanılmaktadır.

meteoroloji uyduları


ilk meteoroloji uydusu, 1 nisan 1960'ta fırlatıldı. O zamandan bu yana meteoroloji inceleme ve araştırmalarına yönelik onlarca uydu Yer'in çevresinde yörüngeye oturtuldu. Meteoroloji uyduları yörüngelerinin yüksekliklerine göre iki büyük gruba ayrılır.
  • Yereksenli uydular. Yer'in ekvator düzlemi içinde dairesel bir yörünge çizerler. Bu uyduların dolanım süresi 24 saattir. Demek ki bunlar, ekvatorun yaklaşık 35 800 km üzerinde, Yer'e göre hemen hemen sabit bir konumda kalırlar. Yereksenli uydular, çok geniş ancak her zaman aynı olan bir bölgeyi sürekli gözlemlemeye olanak verirler.
  • Geçip giden uydular, yereksenli uyduların tersine dairesel ve hemen hemen kutupsal olan alçak yörüngelerde (600 km düzeyindeki yükseklikte) dolanır. Bu uydular, genellikle Güneş'le eşzamanlıdır, yani yerkürenin bir bölgesinin üstünden, yalnızca enleme bağlı bir saatte geçerler. Bu uydular hem Yer'in ve bulut sistemlerinin görüntülerim (geceleri kızılaltı ışınlarla), hem de sıcaklık ve nemin düşey profillerim elde etmeye olanak veren radyomet relerle donatılmıştır.

askeri uydular


Bu uydular kullanım amaçlarına göre sınıflandırılır: askeri telekomünikasyon uyduları, gözetim, keşif ve erken uyarı uyduları; seyir ve |eodezi uyduları; meteoroloji uyduları,

Askeri telekomünikasyon uyduları


ABDde üç büyük bölüme ayrılmıştır:
1. bir kumanda, iletişim ve kontrol sistemi olan Afsatcom (Air Force SATethte communıcatıon System). Uydular ile kara ya da hava kuvvetleri arasındaki bağlantılar UHF (çok yüksek frekanslar) kanalıyla sağlanır.
2. uyduları kullanan yetkililerin kumanda sistemi DSCS (Defense Satellite Commu- nication System). DSCS II ağının, yer çevresinde. bugün 18 bağımsız platformu vardır; bu da, yer çevresinde herhangi bir bilgiyi birkaç saniye içinde nakledebilen bir örtü oluşturur;
3. hareketli kuvvetler sistemi, temel olarak amerikan donanmasının yereksenli Fleet- satcom uydularından yararlanır, ayrıca tamamlayıcı olarak sivil Marisat ağına girebilir.

Ruslar, Molnia ağının bir bölümü olan Statisionar ağını kullanır, ayrıca deniz haberleşmelerinde kimi Kozmos uydularından yararlanırlar.
NATO'nun kendi gereksinimleri için kullandığı üç uydusu vardır (NATO 3A, 3B ve 3C). Büyük Britanya ise, ilki 1969'da fırlatılan, telekomünikasyon uydusu Skynet'i kullanılır. Askeri telekomünikasyonun önemi, 1982'da Büyük Britanya İle Arjantin arasındaki Falkland savaşı sırasında kullanılan bu tip uydularla iyice açığa çıkmıştır.

Kara deniz elektronik gözetim ve keşif uyduları

.
Kara keşiflerinde optik ya da elektronik yöntemler kullanılır. ABD, genel gözetim ve topografik yer belirleme amacıyla, önce, çözme gücü zayıf (7 ile 9 m), büyük alanlı bir kamerayla donatılmış ve filmleri uydu içinde develope ettikten sonra elektronik olarak yere ileten Samosları, ardından çözme gücü yüksek (1,5 ile 2 m) görüntüler sağlayan ve filmleri fırlatılabilir bir kapsül içinde yere ileten uyduları hizmete soktu. Bunlar kutup yörüngeleri üzerinde, 250 ile 350 km yükselti arasında dolanırlar. 1971'den itibaren, dolanımı ve 130 km'ye kadar indiği halde uzun süreli kullanımı roket-motorlarla sağlanan "Big Bird" adlı ağır bir "Süper Samos" hizmetine girdi. Bu uydu, hem bilgileri elektronik yollarla dünyaya ileten bir genel gözlem sistemi, hem de dünyadan aldığı komutla içinde film bulunan kapsülleri fırlatan çözme gücü çok yüksek (0,5 ile 1 m) bir sistemle donatılmıştı. 1977'den sonra, CİA, kullanım süresi uzun, çoktayflı özel sansorları olan ve topladığı bilgileri gerçek zaman içinde Dünya'ya iletebilen yeni bir uydu, Key Höle ll'yi geliştirdi. Birkaç yıl gecikmeyle, Ruslar da aynı yöntemi uyguladı. Çin, 1975'te fırlatılan Çin 3 uydusunda geri getirilebilir kapsül tekniğini kullandı.

Okyanusların gözetiminde kullanılan deniz keşif uyduları, radarlar ve kızılaltı sansorlarla donatılmıştır. Bu uydular, hem düşman gemilerini algılama ve saptamada, hem de denizaltıların varlığını saptamayı sağlayabilen deniz ortamının ayırtedici özelliklerini (tuzluluk, sıcaklık, ses işaretleri) belirlemede kullanılır.

ABD de, donanma, "White Cloud” projesi çerçevesi içinde, bir geminin yerini elektromanyetik yayınlarla belirleyebilen, Elint Eorsats (Electronic İNTEUİgence Ocean Reconnaissance SATellite) uydularını kullanılır. Bu sistem, hedeflerin yerlerini radarla belirleyen ve Eorsatsla alınan yayınların işaretlerinden kimliklerini saptayan Rorsats’ı (Radar Ocean Reconnais dular da denir. Radar ya da kızılaltı algıla- Avrupa bilimsel uydusu Exosat’ın yıcıiarmdan oluşan bir sistemle güdümle- birleştirilmesi ve yerde denenmesi nen katil uydular hedefle aynı yörüngeye oturmadan önce 2 yörünge dolanımı yapar. Hedefin imhası, uydunun patlaması sırasında yayılan bilyalarla gerçekleşir.

60'lı yıllarda Ruslar, termonükleer yük taşıyan bombardıman uyduları (
V.- FOBS) geliştirdiler; ancak gerçekleştirmede karşılaşılan güçlükler nedeniyle program durduruldu Son olarak, uzay programları içinde amerikan uzay mekiğinin önemini belirtmek gerekir. sance SATellite) geliştiren "Clipper Bow" programıyla tamamlanmıştır.
Amerikan donanmasının bilgi toplama ve gözetim merkezi (NOSİC) bu bilgileri sürekli olarak değerlendirir ve geniş deniz alanlarını gözetim altında tutar.
Ruslar da, 1967'den itibaren, denizdeki bir filonun elektromanyetik yayınlarını ; algılayabilen Elint uydularını kullanmıştır. 1975'ten sonra radar uyduları fırlatılmıştır; uydunun enerjisi, kullanıldıktan sonra yukarı yörüngeye itilen, içindeki bir nükleer reaktörden sağlanır.
Uyduyla elektronik keşif, bir elektronik yayının parametrelerini (nominal frekanslar, tekrarlama frekansları vb) saptamada kullanılır. Bu nedenle. Amerikalılar bu uyduları (Elint uyduları) çift olarak fırlatmaktadırlar.

Erken uyarı sisteminde, düşman balistik güdümlü mermilerini harekete geçer geçmez saptayan ve böylece ABM’ savunmasına yaklaşık 20 dakikalık bir zaman kazandıran uydular kullanılır. Bu uydular, balistik güdümlü mermilerin itici jet motorlarını algılayabilen kızılaltı sansorlarla donatılmıştır. ABD'de erken uyarı işlevi, önceleri Midas tipi uydularla sağlanmış, sonra bunların yerini, 1971'den itibaren, yereksenli yörüngelere oturtulan imews (integrated Multipurpose Early Warning System) almıştır.

Bu uydular, ayrıca, özel sansorları sayesinde, nükleer patlamaları da algılayabilir, hatta kimileri, uçuş sırasında denenen rus güdümlü mermilerinin uzaktan ölçümlerinden bile yararlanır.
Ruslar'ın da yüksek eliptik yörüngeye oturtulmuş uydulardan oluşan benzer bir ağı vardır.
Bu alanda gelecek, 1983'ten bu yana, uçakları ve Cruise füzelerini saptamayı sağlayan, yere üslenmiş radar gözetim düzeneklerini tamamlaması düşünülen ve kızılaltı mozaiği oluşturan amerikan Teal Ruby programınındır.

Başlangıçta, özellikle stratejik düşman güdümlü mermilerini saptamak için geliştirilen keşif ve gözetim uyduları, zaman içinde haberalma konusuna çok değerli bir yardımda bulundu. Böylece, amerikan hava kuvvetlerinin Vietnam’da yaptığı keşifler duyarlı bir biçimde yönlendirildi. 1973 Israil-Arap savaşı sırasında, hem Amerikalılar hem de Ruslar uçakların yardımına gerek olmaksızın, uydular sayesinde, çarpışan kuvvetlerin yer değiştirmelerinden sürekli olarak haberdar oldular.

Seyir ve jeodezi uyduları'nın amacı, karada, havada ya da denizdeki hareketli cisimlerin mevki ve hızlarını duyarlı olarak saptamaktadır. Başlangıçta, amerikan donanması, temel askeri görevi füzeatar nükleer denizaltıların yerini saptamak olan Transit ağını tasarladı. Yakın bir gelecekte bu ağın yerini, 3 yörünge üzerine yerleştirilmiş (yörünge başına 8 uydu) 24 uydudan oluşan ve hareketli her cismin yerini 10 m’lik bir yanılmayla, hızını ise saniyede birkaç santimetrelik bir hatayla verebilen Navstar alacaktır. Bu ağın, ayrıca balistik güdümlü mermiler ile Cruise füzelerinin güdümünü iyileştireceği düşünülmektedir." Ruslar 1978' de, birçok uydudan oluşan bir seyir sisteminin varlığını ileri sürmüşlerdir.
Ayrıca, balistik güdümlü merminin yörüngesini sağlıklı bir biçimde saptayabilmek için yer çekim alanının bilinmesi gerektiğinden jeodezi uyduları da gerçekleştirilmiştir.

Genellikle askeri harekâtları koşullandıran meteoroloji, silahlı kuvvetleri özel meteoroloji uyduları yapmaya yöneltmiştir: ABD'de DMSP (Defense Meteorology Satellite Program), Rusya'da Meteor uyduları.

Son yıllarda Ruslar yepyeni bir askeri uydu tipi kullanmıştır: yörüngedeki düşman uydularını imha etmeye yönelik uy- dusavar uyduları. F-1 füzeleriyle fırlatılan, 2 ton ağırlığında, 6 metre uzunluğundaki bu uydusavar uydulara, katil uydular.
Çok değişik işlevleri sağlayan bütün uydular, örneğin meteoroloji uyduları, "etkin” olduklarında radyoiletişimden yararlanırlar; oysa öbür uydular sadece radyoiletişim ve telekomünikasyon işlevlerini sağlar. Uydular, öbür üstünlüklerinin yanı sıra, elektromanyetik dalgalardan yararlanarak, önemli büyüklükte bir yer yüzü parçasına doğrudan doğruya yayın yapabilme üstünlüğünü de taşır. Yeterince yüksek frekanslar kullanıldığında, uydular, özellikle radyosaptama ve radyoseyir için rahatsız edici olan, Yer yüzeyindeki, troposferdeki ve iyonosferdeki kırılma, soğurulana ve kırınım olaylarının geniş ölçüde etkisi dışında kalmaya olanak verir; bu olaylar yer yüzeyine yakın yayılma ölçümlerini belirsiz kılar.

Radyosaptama ve radyoseyir uyduları.


Bir Fransa-ABD işbirliğinden kaynaklanan Argos ve Sarsat radyosaptama sistemleri, alçak yörüngeli (yaklaşık 1 000 km yükselti ve 1 sa. 30 dk.'lık dolanım dönemi) uydularla, denizde ya da karada, küçük radyoelektriksel yardım şamandıralarının yerini saptamaya ve kurtarma merkezlerini haberdar etmeye olanak verir: Sarsat böylece, bir yıl boyunca 30 kadar kişiyi kurtarmıştır.

Kullanılmakta olan radyoseyir uyduları, temel olarak, ABD deniz kuvvetlerinin oluşturduğu, ancak günümüzde askeri ve 3. Interkosmos ailesinden sivil gemilerin, kablo döşeme gemilerinin rus telekomünikasyon ve hatta yarış yatları gibi kimi küçük geuydusu milerin de yararlandığı Transit tipi uydulardır. Bu uydular, 1 000 km yükseltideki kutupsal "bir yörünge üzerinde dolanır. Yer’deki birçok izleme istasyonu, her an, yörüngeyi çok duyarlı bir biçimde belirler ve bu bilgileri uydulara aktanr. Uydular ise bunları 150 ve 400 MHz'lik uluslararası iki frekans üzerinden yeniden kullanıcılara iletir. Uydular aynı zamanda, her iki dakikada bir saat işaretleri yayımlar. Uydunun, uygun erimde yani 15° ile 70° yükseklikten her geçişindeki bu sırada uydu 4 500 ile 7 000 km arasında bir mesafe kat edergemi alıcısı frekansları ölçer ve radyal hızdan kaynaklanan Doppler frekansının integralini alarak, kat edilen yörünge parçasına göre kendi öz konumunu hesaplar İki konum arasındaki

Doppler etkisinin integralini almak, iki noktadan yapılan eşit frekanslı iki yayımın faz farkının ölçümüne eşdeğerdir: dolayısıyla yöntem, çok sayıda vericinin kullanıldığı bir sürekli hiporbolik seyir yöntemidir. Elde edilen yer saptama doğruluğu birkaç metre dolayındadır. Ama noktalar ancak, yaklaşık her iki saatte bir saptanabilir ve transit hızları çok yüksek olan uçaklar tarafından kullanılamaz. Yetkinleştirilmiş bir sistem olan, aynı ilkeleri kullanan ama daha yüksek yörüngeler üzerinde (20 000 km) daha çok sayıda uydu içeren ve yüksek frekanslardan (1 227 ile 1 575 MHz) yararlanan NavstarV1978’den bu yana kulla nılmaktadır.

Telekomünikasyon uyduları


Uzak mesafeler ve özellikle okyanusötesi yüksek kapasiteli bağlantılar için, yalnızca denizaltı kabloları ve-telekomünikasyon aktarma uyduları kullanılır. Aktarma uyduları çok erişimli olabilir, yarıi ayrıı arıda birçok yerdeki ve hatta ülkedeki yer istasyonlarına hizmet verebilir Bu yer istasyonları, uyduları aracılığıyla, her tür bilginin (telefon işaretleri, veri telgraf işaretleri, radyo ve televizyon yayınları), genellikle sayısal işaretlerle temsil edildiği yer ağlarını birbirine bağlar. Bir aktarma uydusu. Hertz demeti bağlantısıyla karşılaştırılabilir.

Bu arada, çok değişik nitelikleri de vardır
1. bu uydulara, bakım amacıyla, uzun yaşam sûreleri boyunca eıişilemez. Dolayısıyla, güvenirliği yüksek olmalıdır; çok karmaşık (uzaktan, uzaktarıölçümlü, uzaktan kumandalı) ve bol yedekli bakım önlemleri alınmış olmalıdır;
2. yayın yapılacak mesafeler çok büyüktür; yer eksenli bir uyduyla yerdeki verici ve alıcı arasında en az iki kez 36 000 km. Bu da, telefonda, bir sorunun sonuyla, ilişkin cevabın başlangıcı arasında rahatsız edici bir gecikmeye rıeden olur. Uydu vericisinin gücü sınırlı olduğundan, enerji gereksinimi sorunları, fırlatma ve yörüngeye oturtma maliyetleri artırılmak istenmiyorsa, yerdeki alıcıların duyarlığı ve antenlerin kazancı çok yüksek olmalıdır. Alıcılar doğal, termik ya da öbür gürültülere ve yapay gürültülere karşı özel olarak korunmalıdır. Yerdeki antenler çok yüksek kazançlı ve yönlendirilebilir (yaklaşık 0,1°) olmalıdır. Bu antenlerin kütlesi çok büyüktür ve nitelikli yer istasyonları asla taşınabilir değildir ve kuruluşları çok pahalıdır, dolayısıyla sayıları da azdır,
3. uydunun antenlerinden elde edilebile cek kazançtan tam olarak yararlanılmak isteniyorsa, aracın yönlenmesi, en az iki eksene göre, en az 1°'lik bir duyarlıkta kararlı olmalıdır;
4. yeteksenli uydular, düşük güçlü, arna uzun ömürlü büyük miktarda propergol gerektiren reaktörlerle, yörüngeleri üzerinde, istenen konumda tutulmalıdır;
5. uydu alıcı ve vericilerinin kapladığı yüzeylerin uzamı frekansların, hertz demetleri gibi kimi yer hizmetleriyle zorunlu paylaşımı nedeniyle, çoğu kez uluslararası alanda alınması gereken eşgüdüm önlemleri, sorı derece titiz ve sıkıdır.

ilk aktarma uyduları


Echo" tipi edilgin yansıtıcılardı (alçak yörüngeye yerleştirilmiş, onlarca metre çapında, metal kaplı plastik bir balon) ve az kullanıldı (1960 -1964). Daha sonra Telstar'lar, ilk etkin aktarma uyduları oldu; bunlar da alçak yörüngeye yerleştirildiğinden, dolayısıyla alıcı antenin görüş alanından çabuk çıktığından, yerdeki antenle titiz bir izleme gerektiriyordu. Kapasiteleri 600 telefon hattı ya da oldukça vasat bir televizyon kanalı düzeyindeydi. ABD ağırlıklı intelsat uluslararası organizasyonuna ait Syncom (1963 -64); sorıra Early Bird (ya da intelsat I) [1965], ilk yereksenli uydulardı Bunları izleyen İntelsat Il-V serisinin kapasitesi, çoğul erişimli 10 000 telefon devresine ulaşıyordu. Başka ülkeler de (Ruslar'ın Molnia programı ve inlerspoutnik organizasyonu, Kanada, Hindistan, Suudi Arabistan, Avrupa ülkeleri) değişik uygulamalarla, aktarma uydusu programlarına katıldılar.

Yayın uyduları


1 bölgesine (Avrupa, Afrika, Sibirya) yereksenii uydularla, 11,7 ve 12,5 GHz bandından uydu yayını, “1977 Cenevre planı'’yla düzenlenmiştir. Özellikle televizyon için öngörülen yayınlar frekans modülasyonludur ve nominal bant genişliği 27 MHz'dir.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:32


17 Mayıs 2009 19:26       Mesaj #2
ahmetseydi - avatarı
SMD Je Taime

Uydu


Herhangi bir gezegenin çevresinde dolanan bir gökcismine uydu denir. Örneğin Ay, Dünya'nın doğal uydusudur. Güneş sistemindeki dokuz büyük gezegenden yedisinin uyduları vardır.
Ad:  uydu2.jpg
Gösterim: 435
Boyut:  33.2 KB

İster doğal ister yapma olsun, bütün uydu­lar ana gezegenlerinin çevresinde, yörünge denen bir yol üzerinde dolanırlar. Gezegenin yerçekimi (kütleçekimi) uyduları yörüngede tutar. Eğer gezegenin atmosferi varsa ve uydu gezegene bu atmosferin içinden geçecek kadar yakınlaşmışsa, atmos­ferin oluşturduğu sürtünme nedeniyle uydu yavaşlar ve sonunda gezegenin yüzeyine dü­şer. Eğer, bu sürtünme çok şiddetliyse, uydu gezegenin çekim gücüyle düşerken bir meteor gibi yanıp yok olabilir.

Doğal Uydular

  • Güneş Sistemindeki uydular
Ay da içinde olmak üzere, bilinen 58 doğal uydu vardır. Güneş sistemindeki gezegenler ile uydularının dökümü aşağıda verilmiştir:
  • Merkür: Uydusu yok.
  • Venüs: Uydusu yok.
  • Dünya: Ay.
  • Mars: Phobos ve Deimos. Jüpiter: Metis, Adrastos, Amaltheia, Thebe, İo, Eu-ropa, Ganymedes, Kallisto, Leda, Himalia, Lysithea, Elara, Ananke, Karme, Pasiphae ve Sinope.
  • Satürn: Atlas, Prometheus, Pandora, Janus, Epimetheus, Mimas, Enkelados, Tethys, Telesto, Kalypso, Dione, Helenos, Rhea, Titan, Hyperion, İapetos ve Phoebe. Henüz adlan­dırılmamış dört küçük uydusu daha vardır. İki uydusunun daha olduğu sanılmaktadır.
  • Uranüs: Miranda, Ariel, Umbriel, Titania ve Oberon. Bunun dışında numaralarla tanımlanmış 10 uydusu daha vardır: 1986 UI, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 1985 UI.
  • Neptün: Triton ve Nereid.
  • Plüton: Kharon.
1610 öncesinde, Güneş sisteminde Dünya'nın Ay'ından başka bilinen bir uydu yoktu. Ama o yıl, yeni bulunan teleskoptan yararla­nan İtalyan astronom Galileo, Jüpiter'in dört büyük uydusunu, İo, Europa, Ganymedes ve Kallisto'yu keşfetti (bu dört uydu "Galileo uyduları" olarak bilinir). 17. yüzyılın ikinci yarısında Satürn'le ilgili araştırmalar Titan (1655) ve İapetos'un (1671) keşfini getirdi. Uranüs'ün kâşifi olan Alman asıllı İngiliz astronom Sir William Herschel 1787'de Uranüs'ün iki uydusunu buldu; bunlar Oberon ve Titania'ydı.

19. ve 20. yüzyıllarda, giderek yetkinleştirilen teleskoplarla çekilen fotoğraflar daha pek çok uydunun bulunduğunu ortaya koydu. 1970'lerin sonlarından beri dış gezegenlere gönderilen uzay araçları daha da küçük uydu­ların varlığını saptadı ve bunların fotoğrafları­nı çekti. 1980 ve 1981'de Satürn'ü, 1986'da Uranüs'ü ziyaret eden ABD yapımı "Voya­ger" uzay sondaları yeni uydular keşfettiler.

Bazı küçük uydular, ana gezegenin kütleçekimine yakalanmış küçük gezegenler, yani asteroitler olabilir. Ama, doğal uyduların çoğunun, ana gezegenlerinin çevresindeki yö­rüngelerde oluştuğu ve Güneş sisteminin baş­langıcından bu yana da uydu olarak kaldığı sanılmaktadır.

Yapma Uydular


Yapma uydular, insan eliyle yapılmış ve roketle fırlatılarak Dünya çevresinde yörün­geye oturtulmuş araçlardır. Bu uydular, at­mosferin üst katmanlarına girerek yanana kadar ya da denetim altında yeryüzüne indiri­lene kadar yörüngede kalır. İlk yapma uydu, 4 Ekim 1957'de SSCB tarafından fırlatılmış olan "Sputnik I"di. İlk ABD uydusu ise 31 Ocak 1958'de yörüngeye oturtulmuş olan "Explorer I"di. O tarihlerden bu yana, genel­likle ABD ve SSCB tarafından binlerce uydu fırlatılmıştır; Fransa, Çin, Japonya, İngiltere ve Hindistan gibi bazı başka ülkeler de yörüngeye uydu oturtmuştur.

Yapma uydular çok değişik amaçlarla geliş­tirilmiş olabilirler. Meteoroloji uydularıyla çok daha kesin hava tahminleri yapılabilmek­tedir. Bu tür uydular fırtına ve kasırgaları önceden haber verebilir. Haberleşme uydula­rı telefon ve televizyon sinyallerini aktarır ve böylece bütün olaylar dünyanın her köşesinde canlı olarak izlenebilir. Dünyadaki doğal kay­naklar konusunda değerli bilgiler veren ve ayrıca orman yangınlarının, tarım ürünleri hastalıklarının ya da deniz ve göllerin yüze­yinde toplanan petrol birikintilerinin yerlerini tam olarak belirlemede yararlanılan başka uydular vardır. Birçok uydu da yalnızca aske­ri amaçlarla kullanılır. Bazıları, casus uydular olarak düşman silahlarının yerleştirildiği yer­leri ve birliklerin hareketini saptayacak biçim­de donatılmıştır. Bazıları da uzun menzilli ve yüksek güçlü laserler gibi silahlarla donatılabilecek türdendir.
Uydunun işlevi yerleştirileceği yörüngenin tipini belirler. Haberleşme uyduları genellikle Dünya'nın kendi ekseni çevresindeki dönü­şüyle uyumlu biçimde dolanırlar. Bu tür bir yörünge üzerinde bulunan uydular, Dünya' mn çevresindeki dolanımlarını 24 saatte ta­mamlar; bunların yörünge dolanım hızları Dünya'nın dönme hızına eşit olduğu için Dünya'nın üzerinde hep aynı noktada kalır­lar. Bazı uydular ise kutup noktalarının üze­rinden geçen yörüngelere oturtulur. Bu tür bir yörünge izleyen uydular, 24 saatlik bir dönem (periyot) içinde, gezegenimizin bütün yüzeyini görebilirler.

Uydular astronomi araştırmalarında gide­rek artan bir rol oynamaktadır. Gökcisimlerince salınan pek çok ışınım türü, örneğin gamma ışınları, X ışınları, morötesi ve kızıl­ötesi ışınlar Dünya atmosferinin içinden geçe­mez; bu nedenle, bu dalga boylarında araştır­ma yapmak için astronomların yörüngeye ışınım algılayıcı aletler yerleştirmeleri gerekir. Yörüngede dolanan en başarılı "gözlemevleri"nden biri Kızılötesi Astronomi Uy­dusu (IRAS) idi. 1983 boyunca çalışan bu uydu, pek çok yıldızı çevreleyen halkalar ve yeni bazı kuyrukluyıldızlar da içinde olmak üzere, çok sayıda kızılötesi ışınım kaynağı keşfetti.

Morötesi ve X ışını dalga boylarında­ki en ilginç Güneş gözlemlerinden bazılarını, 1970'lerde "Skylab" uzay istasyonunda bulu­nan ABD'li astronotlar yaptı. İlk X ışını araştırma uydusu, Aralık 1970'te uzaya fırlatı­lan ABD yapımı "Uhuru" idi. Bunun ardın­dan başka ülkelerce de X ışını araştırma uyduları fırlatıldı ve yüzlerce X ışını kaynağı­nın yeri belirlendi. İlk gamma ışını teleskopla­rı ABD'lilerin "SAS-2" ve Avrupalılar'ın "COS-B" uydularıydı. "SAS-2" 1972'de fırla­tıldı ve yedi ay kadar işler durumda kaldı. "COS-B" uydusu 1975'te fırlatıldı ve 1982'ye kadar bilgi göndermeyi sürdürdü.

MsXLabs.org & Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:33
4 Ekim 2011 16:01       Mesaj #3
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

uydu


daha büyük bir gökcisminin, çoğunlukla gezegenlerin çevresinde dolanan yapay ya da doğal cisim. Örneğin Ay Yer’in uydusudur.

Güneş sisteminde Merkür ve Venüs dışında tüm gezegenlerin doğal uyduları vardır. Bugüne değin 40’ın üzerinde uydu belirlenmiştir. Varlığı kesin olarak saptanmış 17 ve olası 5 uydusuyla Satürn, en çok uyduya sahip olan gezegendir. Doğal uyduların büyüklükleri çok çeşitlidir. Mars’ın iki küçük uydusu ve Jüpiter’in en.dış uyduları gibi çapı birkaç kilometreyi aşmayan uydular bulunduğu gibi, Satürn’ün Titan, Jüpiter’in Ganymedes ve Kallisto uyduları gibi Merkür gezegeninden daha büyük, çapları 5.200 km’nin üzerinde olan çok büyük uydular da vardır. Uyduların yapısı da çok çeşitlidir. Örneğin Ay tümüyle kayalık bir yapıya sahipken Satürn’ün uydusu Enkalados’un yapısının yüzde 50’sinden fazlası buzlardan oluşur.

Yapay uydu düşüncesi ise 1870’lerde ortaya atıldı. Ama bu tür ilk uzay aracı olan “Sputnik 1” uydusu ancak 4 Ekim 1957’de yörüngeye oturtuldu. O günden beri Yer yörüngesine çeşitli amaçlarla yüzlerce yapay uydu fırlatıldı. Yer dışında Venüs, Mars ve Ay’ın da yörüngesine yapay uydular oturtuldu. Yapay uydular bilimsel araştırmalar, haberleşme, radyo ve televizyon yayınlarının iletimi, hava tahmini, askeri keşif ya da Yer kaynaklarının değerlendirilmesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

uydu gözlemevi


uzaydaki cisimlerin atmosfer ötesinden gözlenebilmesi amacıyla Yer yörüngesine oturtulan uzay aracı. Modem astronomlar atmosferin ışınlan soğurma özelliği nedeniyle gözlemlerde yapılabilecek hataları önlemek ve görüş keskinliğini^) artırmak amacıyla uydu gözlemevlerinden yararlanırlar. Atmosferin üst katmanlanndaki moleküller ve atomlar Yer yüzeyine ulaşabilen ışık ve radyo dalgalan dışındaki tüm ışınlan soğurur. Atmosferdeki çalkantılar da görüntünün alt katmanlardan geçerken bulanmasına neden olur.

Uzayda bulunan bir gözlemevi potansiyel olarak bütün ışınım enerjilerini saptayabilir, ama bu alanda kullanılan aletlerin getirdiği bazı sınırlamalar vardır. ABD 1970’lerin başlanndan itibaren uzaya çeşitli amaçlarla uydu gözlemevleri fırlattı. Yörüngede Astronomi Gözlemevi ve Uluslararası Morötesi Araştırması gözlemevleri, tayfın morötesi bölgesindeki soluk cisimlerin gözlenmesinde kullanıldı. Yüksek Enerji Astronomi Gözlemevi ise X ve gamma ışını kaynaklarının incelenmesini sağladı. Yörüngede Güneş Gözlemevi gibi bazı uydu gözlemevleri de Güneş’in incelenmesi amacıyla özel olarak tasarlanmıştır.

uydu haberleşmesi


Yeryüzündeki noktalar arasında iletişim bağlantısı kurulmasında Yer yörüngesinde dolanan yapay uydulardan yararlanılması.
Uydu haberleşmesi alanındaki ilk deneme, ABD hükümetinin SCORE Projesi çerçevesinde 18 Aralık 1958’de fırlattığı bir uydu ile gerçekleştirildi. İlk haberleşme uyduları arasında yer alan ve 12 Ağustos 1960’ta fırlatılan “Echo 1” plastikten yapılmışxve ince bir alüminyum katmanla kaplanmış bir balondu. Pasif (gelen sinyalleri yalnızca yansıtan, yani alıcı-verici donanımı içermeyen) bir uydu olan “Echo 1”, deneysel nitelikte olmak üzere telefçm, faksimile ve veri iletişiminde kullanıldı. İlk aktif (alıcı ve verici donanımı içeren) uydu olan “Telstar 1” uydusu 10 Temmuz 1962’de yörüngeye oturtuldu ve canlı televizyon yayınlarının ve telefon konuşmalarının Atlas Okyanusunun bir yanından öbür yanma ilk kez iletilmesinde kullanıldı. İlk senkron (eşzamanlı, bir başka deyişle, konumu Yer’e göre sabit kalan) uydu olan “Syncom 2” uydusu 26 Temmuz 1963’te yörüngeye oturtuldu. 19 Ağustos 1964’te fırlatılan “Syncom 3” uydusu ise Büyük Okyanus üzerinden ilk televizyon iletişimini sağladı. İlk ticari haberleşme uydusu “Intelsat 1” (Early Bird) ise 6 Nisan 1965’te yörüngeye oturtuldu.

Uydu haberleşmesinde, sinyaller yer istasyonundaki verici aracılığıyla uyduya gönderilir. Uydudaki alıcı tarafından alman bu sinyal, yükselticiler aracılığıyla güçlendirilir ve başka bir yer istasyonuna gönderilir. Bir haberleşme uydusunda genellikle birkaç aktarıcı bulunur. Her aktarıcı üst (alıcı) mikrodalga frekanslarında bir kanalda çalışan bir alıcı, alınan sinyalin frekansını bir alt (verici) mikrodalga frekansına çeviren devre, çıkış gücünü yükselten bir yükselteç ve bir vericiden oluşur. Uydudaki aktarıcı sayısı uydunun iletişim sığasını belirler. Bir iletişim kanalına genellikle bir renkli televizyon sinyali ya da 1.200 tane tek yönlü telefon sinyali yerleştirilebilir.

Haberleşme uyduları roketler aracılığıyla yörüngeye yerleştirilir. Kullanım süresi boyunca uydunun yönlenimi denetim altında tutulur; uydunun konumu da Yer, Güneş ve Ay’ın kütleçekim alanlanndaki düzensizliklerden ve Güneş rüzgân ile Güneş ışığının basıncından kaynaklanan değişmelere karşı sürekli olarak ayarlanır.

Haberleşme uydularında elektrik enerjisi güneş pilleri ile sağlanır; bazı deneme uydularında radyoaktif izotopların saldığı ısı ile
çalışan termoelektrik üreteçler de kullanılmaktadır. Senkron bir uydu yıl boyunca iki 44 günlük dönemde 70 dakikaya varan süreler boyunca Yer’in gölgesine girer, bu nedenle bu uydulara bu süreler içinde enerji sağlamak üzere akümülatörler yerleştirilir. Uydudaki vericilerde mikrodalga frekanslı güç genellikle yürüyen dalgalı elektron lambaları aracılığıyla elde edilir.
Bir grup Yer istasyonu arasında iletişim sağlayan uydular grubu bir uydu haberleşme sistemi oluşturur. Uydu haberleşme sistemleri uluslararası iletişim sağlama amacıyla kurulmuş olabileceği gibi (örn. Intelsat) yalnızca bir ülke içinde iletişim sağlamaya ya da hem uluslararası, hem de yurtiçi iletişime yönelik olabilir. Bazı sistemler gezici kullanıcılara, özellikle gemilere hizmet vermek amacıyla kurulmuştur. Askeri amaçlı ya da amatör radyocuların kullanımına ayrılmış sistemler de vardır.

On bir ülkenin dünya çapında bir iletişim sistemi oluşturmak amacıyla Ağustos 1964’te anlaşmaya varmalarıyla Intelsat doğmuş oldu. “Intelsat”, günümüzde 100’den fazla ülkenin hisse sahibi olduğu bir kuruluş durumundadır. ABD’yi Intelsat’ta 1962’de kurulmuş olan Comsat temsil etmektedir. Sistemdeki uyduların tasarımı, geliştirilmesi ve bakımı Intelsat’ın sorumluluğundadır; yer istasyonları ise bulundukları ülkenin kuruluşlarına aittir ve bu kuruluşlarca çalıştırılır. Intelsat üyesi olmayan ülkeler uydu haberleşmesi olanaklarından Comsat’a bağlı bir kuruluş olan Comsat General aracılığıyla yararlanabilirler. Intelsat sistemi 1980’lerde 150 ülkede 400 kadar yer istasyonu içermekte, televizyon ve öteki iletişim türlerinin yanı sıra 20 bin çift yönlü telefon bağlantısı sağlamaktadır. Sovyetler’in Intersputnik kuruluşu Sovyetler Birliği içinde ve sosyalist ülkeler arasında iletişim sağlar.

İletişimin başka yöntemlerle sağlanmasının zor olduğu koşullarda yurtiçi hizmet veren uydu haberleşme sistemlerinden yararlanılmaktadır. Örneğin Kanada’nm Telesat sistemi, kentsel bölgelerin yanı sıra, nüfusun çok seyrek olduğu Kuzeybatı Topraklarına hizmet götürmektedir. Endonezya’nın Palapa sistemi ülkeyi oluşturan çok sayıda ada arasında iletişim sağlamaktadır. Yurtiçi uydu haberleşme sistemleri özel iletişim amaçlan için de kullanılmaktadır. Bunlar arasında kablolu televizyon sinyallerinin dağıtımı ve ülkenin değişik bölgelerinde aynı anda baskıya giren gazete ve dergilerin sayfa kalıplannm iletilmesi sayılabilir.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 19:35
12 Temmuz 2015 00:51       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM

UYDU

Kendisinden çok daha büyük bir cisim çevresinde, sistemini, kütle merkezi büyük cismin içinde kalacak biçimde dolanan doğal ya da yapay cisim.

Gökbilimde bu tanım örneğin Güneş Sistemi için, gezegenleri, kuyrukluyıldızları, asteroitleri, göktaşlarını ve gezegenlerin "ay"larını da kapsayacak biçimde genişletilebilirse de daha çok bu "ay"ları anlatmakta kullanılır. Güneş Sistemi'nin bilinen 32 "ay"ı içinde en büyüğü Callisto'dur (Jüpiter IV).

Ay, çevresinde dolandığı gökcismine göre bilinen en büyük uydudur ve bu nedenle Dünya-Ay sistemi çoğu zaman bir çift gezegen sayılır. Uyduların dolanım süresi (peryodu), merkezkaç kuvvetiyle kendisi ve çevresinde dolandığı cisim arasındaki çekim kuvvetini eşitleyerek bulunabilir. Kütle merkezleri arasındaki uzaklık r, büyük cismin kütlesi m ve çekim sabiti G olmak üzere bu periyot ( T ), T2=4¹2r3/Gm'dir.

Uyduların Dönme Prensibi


Aslında bir gök cismi diğerinin etrafında dönmez. İki cisim ortak bir merkez etrafında döner. Bu merkez noktası kütlesi daha fazla olan cisme daha yakındır. Dolayısıyla kütlesi az olan cisim daha fazla yol alır. Bu cisme uydu denir. Ay-Dünya örneğinde Ay ve Dünya'nın etrafında döndüğü merkez noktası Dünyanın merkezine çok yakın olduğundan sanki sadece Ay Dünya'nın etrafında dönüyormuş gibi görünür.
Eğer iki cismin kütlesi birbirine yakınsa bu durumda cisimlerden birine uydu demek yerine bu iki cisme ikili sistem denir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 19:24
17 Aralık 2016 15:55       Mesaj #5
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Uydular ile Gökbilim!


Atmosfer dışında gökbilim çalışmaları yapmak için en etkili yöntem teleskopların uydular üzerine yerleştirilmesidir. Yapılacak işin niteliğine bağlı olarak gökbilim uyduları için olası 3 yörünge söz konusu olabilir:
  • Yakın Dünya Yörüngesi!


    Bu yörüngedeki uydular 500 km civarında bir yükseklikte, her 90 dakikada bir Dünya çevresinde döner. Bu yörüngenin çok önemli avantajları vardır.Yakın yörünge olması nedeniyle yörüngeye yerleştirilmesi hem kolay hem de ucuzdur. Ayrıca yakın olması nedeniyle iletişim ve veri aktarımı da nispeten daha kolay ve masrafsızdır. Yörünge Dünya’nın radyasyon kuşağının altında kaldığı için hassas algılayıcılar yüksek enerjili yüklü parçacıkların etkisinden uzak kalır.

    Bu yörüngenin en önemli dezavantajı Dünya’ya yakın olmasıdır, çünkü uzayın neredeyse yarısı teleskoba göre Dünya’nın arkasında kalır. Birçok gök cisminden verimli bilgi almak için çok uzun süreyle, kesintisiz gözlem yapmak gerekir. O nedenle her teleskop sistemi için bu yörünge uygun değildir. Geniş algılayıcı alanına sahip, hızla yön değiştirebilen uydular burada iyi performans gösterir.

  • Yüksek Eliptik Yörünge!


    Bu yörüngedeki uydular üç güne yakın bir süre kesintisiz gözlem yapabilir. Bu durum bazı gözlemler için çok büyük avantajdır, fakat uyduyu yörüngeye yerleştirmek pahalı bir işlemdir ve radyasyon kuşağına giriş çıkışlar sırasında kozmik parçacıklar algılayıcı elektroniğe zarar verebilir.

  • L2 Yörüngesi!


    Dünya ile Güneş’in kütleçekim potansiyellerinin eşit olduğu L2 noktası, hiç kesintisiz gözlem yapmak için Dünya’dan uzak bir yörüngedeki en uygun nokta. Bir uydu bu noktada uzun süre durabilse de uydunun bu yörüngeye gönderilmesi çok pahalı, zahmetli bir işlem olacaktır.

Kaynak: Bilimnet
29 Temmuz 2017 12:41       Mesaj #6
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI!

Doğal Uydular / Güneş Sistemi Dışında Potansiyel Uydu Keşfi!


Ad:  thumbs_b_c_5643c2e06442a8dafe7e3448f890a92b.jpg
Gösterim: 40
Boyut:  87.9 KB
Görsel Telif Hakkı: NASA!
Astronomlar, Kepler uzay teleskobu aracılığıyla Güneş sistemi ötesinde yaklaşık olarak Dünya'ya 4 bin ışık yılı mesafede potansiyel Ay niteliği taşıyabilecek bir gök cismi keşfetti. İlgili cismin ekim ayında Hubble Uzay Teleskobu aracılığıyla yapılacak incelemeler sonucunda uydu olduğunun net olarak onaylanması bekleniyor. Jüpiter büyüklüğünde bir gezegenin yörüngesinde dönen uydu niteliğindeki gök cisminin Neptün büyüklüğünde, Jüpiter'in 10 katı kadar da bir kütleye sahip olduğu ve yine Jüpiter büyüklüğünde bir gezegenin yörüngesinde hareket ettiği belirtildi. Söz konusu potansiyel uyduyu 'Kepler-1625b' olarak adlandıran bilim insanları, keşfedilen ilgili cismin eldeki veriler doğrultusunda büyük bir olasılıkla doğal bir uydu olabileceğini belirtti.

Kaynak: AA Bilim Teknoloji / Science (28 Temmuz 2017)


Daha fazla sonuç:
uydu nedir

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç