Arama

Uydu Yayıncılığı

Güncelleme: 4 Kasım 2017 Gösterim: 34.129 Cevap: 13
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
27 Temmuz 2008       Mesaj #1
karayel - avatarı
Ziyaretçi

UYDU YAYINCILIĞI

Ad:  Uydu Yayıncılığı1.jpg
Gösterim: 1136
Boyut:  35.2 KB

UYDU NEDİR


Yerçekimi kanunlarının etkisinde kalarak dünya etrafında dönen cisimlere “uydu” denir. Yerden 36 bin kilometre uzakta, uzayda ayna görevi gören uydular, yerden aldığı sinyalleri tekrar daha geniş alanı kapsayarak dünyaya gönderirler. Günümüzde ülkelerin ve kıtalar arası telefon, teleks, faks, teleteks, televizyon yayınları, gazete basımları ve bilgi akış düzeyleri uydudan geçmektedir. Uydular yörüngelerine ve amaçlarına göre sınıflara ayrılır. Yörüngeleri açısından 3’e ayrılırlar; Alçak yörüngeli uydular, geastasyoner yörüngeli uydular ve özel yörüngeli uydular. Kullanım amaçlarına göre ise 4 bölümde incelenilirler. Meteorolojik uydular, askeri amaçlı uydular, araştırma uyduları ve haberleşme uyduları.
Sponsorlu Bağlantılar

Uydulardan Faydalanma


  • Uyduların yapılışındaki başlıca amaç, başlangıçta yüksek atmosferin ve dış atmosferin keşfi olmuştur. Göktaşları, kozmik ışınlar, elektromanyetik alanlar, Güneş ışınlarının etkisi, atmosferin yüksek tabakalarının birleşimi, gezegenler ve uyduların yapısı, ısı dereceleri, uzaydan gelen ışınımların dereceleri ve uzayda yaşama şartları gibi bilimsel konuları incelemek için yollanan suni peyklerin yapıları da bu amaçlara göre değişmektedir.
  • Uyduların atılma amaçları arasında askeri ve sivil ihtiyaçları karşılama bulunmaktadır.
  • Askeri alanda casus uydu olarak kullanılan bu uzay araçları diğer ülkelerin topraklarının fotoğraflarını çekmektedir.
  • Sivil alanda radyo ve televizyon uyduları olarak kullanılmaktadırlar.
  • Haberleşme uyduları, dünyadaki verici antenlerden gelen radyo dalgalarını alır, güçlendirir ve dünyadaki alıcı istasyonlara gönderir.
  • Seyir uyduları, bir geminin bulunduğu yeri tespite yarar. Gemiden yada uçaktan gönderilen radyo dalgalarını değerlendirir ve saniyenin birkaç binde biri kadar kısa zamanda cevap verir.
  • Meteoroloji uyduları, televizyon alıcıları ve tespit bantlarına sahiptir. Uydu yeryüzünün ve bulutların durumunu bantlara alır, istenilen zaman da televizyon alıcıları aracılığı ile yeryüzüne gönderir.
  • Bunların yanında uyduların bir diğer önemli faydaları kasırga, tayfunlar yada fırtınalar gibi atmosferik olayları önceden tespit etmeye yaramalarıdır.

HABERLEŞME UYDULARI


Haberleşme uyduları, TV, radyo, telefon gibi iletişim araçlarını kullanabilmek için uzaya gönderilmiş uydulardır. Uzaya fırlatılan uydularla haberleşme, radyo teleskoplar ve otomatik alıcı-vericiler ile yapılır. Bir uydu atılışı tasarlanırken, bununla irtibatın sağlanması da önceden ayarlanır. Peyklerin radyo dalgaları ile gönderdikleri haberler, resimler ve diğer bilgiler bu alıcılar sayesinde yeryüzüne iner. Haberleşme uydularının sayısı bilimsel çalışmalar yapılan uydulardan daha çoktur. Televizyon ve Radyo gibi amaçlara yönelik olan haberleşme uyduları "clarke belt" adı verilen ve yeryüzüne uzaklığı yaklaşık olarak 36 bin kilometre olan bir kuşak üzerinde bulunurlar. Bu kuşak jeosenkron (yeryüzü ile eş zamanlı) bir yörüngedir. Haberleşme uydularını yörüngeye yerleştirme teknikleri, öteki türlerde kullanılanların aynıdır. Uydu önce alçak bir dairesel yörüngeye ateşlenir, sonra daha yüksek, elips biçimli ikinci yörüngeye sokulur. Dikkatle seçilen bir anda, Dünya’dan en uzak olduğu noktada yeröte motoru ateşlenerek, ikinci yörünge, daire biçimine sokulur.

Haberleşme uyduları, uluslararası olayları yansıtan tv yayınlarının yanı sıra, telefon konuşmalarının ve bilgi iletiminin gerçekleştirilmesini de sağlarlar. Ana merkezler arasında haberleşmeyi sağlamak için, hala okyanus yataklarına kablo hatları çekilmektedir; ama uydular bir hat çekimi için yıllar geçmesi gereken kent ve ülkeleri kısa sürede birbirine bağlamaktadır. Bu, özellikle küçük ve gelişmekte olan ülkeler için önemlidir. Uydular, kıtalararası hizmetler dışında, kıta içi bölgesel hizmetlerde de kullanılmaya başlanmıştır. ABD, Kanada ve Avrupa için ayrı uydular planlanmaktadır.

UYDU YAYINCILIĞI


İnsanlık tarihinde her zaman öncelikli bir gereksinim olan haberleşme, başlangıçta ilkel yöntemlerle gerçekleşmiştir. Uzun süre boyunca insan gücü, atlı posta, ateş kulesi ve posta güvercini gibi zahmetli ve yavaş yöntemlerle haberleşen insanlar, zamanla yeni haberleşme teknikleri geliştirmişlerdir. Telgraf ve telefon bunların yerine kullanılmıştır. Radyo link bağlantılarıyla uzak mesafelere iletim yapılmıştır. Denizaşırı ülkelerle haberleşmenin zorlukla sağlanması uyduyla haberleşme fikrini ortaya çıkarmıştır. Dünya çevresinde yörüngeye oturtulacak uydulardan haberleşmede yararlanma düşüncesi, ilk olarak 1945 yılında ortaya atıldı.

1960 yıllarına kadar uzak yerlerle haberleşme, ya kabloyla ya da atmosferin iyonlaşmış (elektrik yüklü) tabakalarından radyo dalgalarının yansımasıyla gerçekleştirilebiliyordu. Kablolarda hat sayısı sınırlıydı: iyonosferden yansımalarla sağlanan haberleşmeyle, düşük nitelikli olmakta ve sık sık kesilmekteydi.
Stanford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taylor Howard, “20. Yüzyıl için tarih kitapları yazılırken, uydulardan yapılan televizyon yayınlarının direkt olarak evlerden alınması olayı, otomobilin insanlık tarihine yaptığı etkiye eşdeğer olarak nitelendirilecektir” diyor.

Uydular bilgi çağının ‘süper otoyolları’ olmuştur. Para, milliyet, zaman ve mekan sınırlarının çözülmesine neden olan uydu yayıncılığı ve uydu haberleşmesi, toplumlar üzerinde şimdiye kadar görülmemiş süratle değişmelere neden olmuştur. Uydu yayıncılığı başlangıçta geleneksel yayın sistemlerinin aksaması durumunda yedek araç olarak düşünülmüştür. Ancak günümüzde uydu sisteminin yayıncılık alanındaki üstünlüğü tartışılamaz bir boyut kazanmıştır. Uydular aracılığı ile haberleşme teknolojisindeki son yıllarda meydana gelen gelişmeler, yeni teknolojik gelişmelere ve yeni pazarların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeryüzünde bir ya da birkaç noktadan gönderilen yayınları, uydular alır ve istenilen yayın alanına yöneltebilirler.

Uydular aracılığı ile yapılan TV yayınlarının getirdiği en önemli üstünlük, alınan görüntünün yayın alanının her yerinde güçlü ve temiz kullanılabilir olmasıdır. Burada ki alan ile tüm ülke veya bir kıta kastedilmektedir.
Bugün için uydu ile iletişim geleneksel iletişimden daha ucuz olmayabilir ama daha pahalı da değildir. Orta vadede, bugün birim üretim niteliğinde uydu üretimleri çoğaldıkça, deneyim ve bilgi birikimi arttıkça ve fırlatma teknikleri geliştikçe sistemlerin ucuzlayacağı açıktır. Geleneksel yayıncılık yöntemi ile hizmet açığı hep büyümek zorundadır.
Oysa uydu yayıncılığında bu sorunların bir kısmı doğal olarak çözülmüş, bir kısmı önerilen çözümlerde uygulama aşamasına gelmiştir.
Uydu yayıncılığı ise kapsama alanı sorununun kökten çözen bir yaklaşım sağladı. Orta vadede telefon, teleks, faks ile haberleşme, sayısal bilgi akışı stereo radyo yayıncılığı ve televizyon yayıncılığı alanlarında bizleri bekleyen yenilik ve gelişmelerin iletişim uyduları aracılığı ile gerçekleşeceğini artık biliyoruz.

Uydu Yayıncılığı Fikrinin Ortaya Çıkması


1946'da İngiliz Arthur C.Clarke, uzayda uygun yerlere yerleştirilecek üç haberleşme uydusundan ibaret dünya çapında bir haberleşme sistemi teklif etmiştir. Tüm dünya çapında bir radyo yayını yapılması problemiyle boğuşurken Clarke'ın yörüngeye konuşlandırılacak uydu aktarıcılar kullanılmasını teklif etti. Clarke haberleşme uyduları kavramının taslağını ortaya koydu. Kendi ifadesiyle bu aynen şöyle idi:
"...Yeryüzünden tam doğru mesafedeki bir yapay uydu her 24 saatte bir tur yapacaktır. Yani böyle bir uydu yerden bakıldığında ayni noktada kalır ve yeryüzünün neredeyse yarısı tarafından da optik olarak görülebilir. Doğru yörüngede olan ve birbirinden 120 derece açıda bulunan bu aktarıcı istasyonları tüm gezegene televizyon ve mikrodalga kapsama alanı sağlayabilir. .... "

John Pierce, 1955'te Bell Telefon Laboratuvarlarından uydularla haberleşmede hazırlanan ilk farklı metodu analiz etti. Bu metodlardan birinde sinyaller herhangi bir elektronik cihazı olmayan pasif bir uydudan yansıtmaya diğeri ise sinyalleri alacak, güçlendirecek, tekrar yeryüzüne aktaracak cihazlara sahip aktif uydular kullanmayı öngörüyordu. Bugün her iki cinsten uydular da kullanılmaktadır.

BAKINIZ
Uydu Nedir?
Yapay Uydular

Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:13
LaDymm - avatarı
LaDymm
Ziyaretçi
21 Ağustos 2008       Mesaj #2
LaDymm - avatarı
Ziyaretçi
Uydular üzerinden ticari televizyon yayıncılığı, karasal TV yayıncılığının başladığı 1950’lerden sonra 1972 yılında atılan ilk ticari jeosenkron uydu olan Anik 1 üzerinden 1973 yılında başlamıştır. Sonraki yıllarda uydu üzerinden TV yayıncılığı, uyduların geniş bölgelere yayın yapabilmesinden dolayı hızlı bir şekilde yaygınlaşmıştır.
Ad:  Uydu Yayıncılığı2.jpg
Gösterim: 649
Boyut:  22.2 KB

Sponsorlu Bağlantılar
Türkiye’de de karasal yayıncılık 1968 yılında başlarken, uydular üzerinden TV yayıncılığı, TRT tarafından, o yıllarda PTT tarafından günümüzde ise Türksat A.Ş. tarafından işletilen Gölbaşı yer istasyonundan 1984 yılında ilk canlı yayın çıkılarak, 1986 yılında ise Intelsat uydusundan tüm Türkiye’ye yayın yapılmasıyla başlatılmıştır. 1990 yılında Star televizyonunun Eutelsat F-5 uydusu üzerinden başlayan iletimi ile özel TV yayıncılıkta yeni bir dönem başlamıştır.

1989 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın öncülüğü ile Türksat projesi başlatılmıştır.. 1994 yılında ilk uydumuz Türksat 1A fırlatma sırasında düşmüş ancak aynı yıl Türksat 1B ve 1996 yılında Türksat 1C uyduları başarı işletilmeye başlanmıştır. 2001 yılında ise Türk Telekom ve Alcatel ile ortak olarak kurulan Eurasiasat şirketi üzerinden Eurasiasat-1 uydusu, Türksat 1C ile beraber 42 derece doğu lokasyonunda hizmet vermeye başlamış, 2004 yılında ise uydu hizmetleri, tüm uydular ve yer istasyonları Türk Telekom bünyesinden ayrılarak Türksat A.Ş. adlı yeni kurulan bir şirkete devredilmiştir. Yurtdışı uydularından yayın yapan TV şirketleri kısa zamanda Türksat uydularına geçmiştir.

TV yayınları başlangıçta analog formatta olup uydu üzerinde yaklaşık 26MHz yer kaplamakta idi. 1997 yılından sonra sayısal yayıncılık standartı olarak DVB’nin yaygınlaşması ile televizyonlar sayısal yayına geçmeye başladı. Sayısal yayın görüntü kalitesi ile son kullanıcı tarafından, uyduda 4-5 MHz kapasiteye ihtiyaç duyması sebebi ile de yayıncılar tarafından hızla tercih edildi. 2005 yılında tüm kanallar sayısala geçişi tamamladı. 42 derece doğu lokasyonundaki Türksat 1C ve Eurasiasat-1 uyduları üzerinden 120’nin üzerinde TV ve 60’ın üzerinde radyo sayısal yayın yapmaktadır.

Türkçe yayın yapan televizyonların 42 derece doğu lokasyonundaki Türksat uydularında toplanması da kullanıcılara tek bir anten ile tüm TV ve Radyo yayınlarını izleme imkanı vermiştir. Son kullanıcının yayınlara ücret ödediği sayısal yayın platformlarının (Cine-5, Star Dijital, Digitürk) yayına başlaması ve futbol maçlarının yayın ihalelerini alarak hızlı bir gelişim göstermesi de uydu üzerinden TV yayıncılığının yaygınlaşmasında etkin olmuştur. Uydu anten ve sayısal alıcıların fiyatlarının düşmesi de kullanıcıların uydu yayınlarını tercih etmesini sağlamıştır.
Kırsal bölgelerde ise, nüfusun yoğun olmaması sebebi ile TRT dışındaki özel televizyonlar karasal verici yatırımı yapmamaktadır. Karasal yayınlar halen analog olarak devam etmekte, gerekli frekans tahsislerinin de RTÜK tarafından yapılamamasından dolayı oluşan karşılıklı bozmalar (enterferans) yüzünden kaliteli görüntü elde edilmesi mümkün olamamaktadır. Bütün bu sebeplerden dolayı 2000 yılından sonra adeta uydu yayınlarında patlama olmuştur ve hızla gelişmeye devam etmektedir.

Uydu alış antenlerinde bir kanuni düzenleme olmaması sebebi ile zamanla artan görüntü çirkinlikleri oluşmaktadır. Belediyeler tarafından gerekli düzenlemelerin yapılması ve denetlenmesi ile bu görüntü kirliliğine çözüm bulmak mümkündür ve zaman kaybetmeden yapılmasında fayda vardır. Diğer yandan, uydu TV alıcıları herhangi bir frekans ve
elektromanyetik kirliliğine sebep olmamaktadır. Türksat uydularının teknik performansı sebebi ile Türkiye içinde 60 cm’lik küçük antenler ile her yerden yayın alınabilmektedir.

Uydu üzerinden TV ve radyo yayıncılığı önümüzdeki yıllarda da hızla gelişmeye devam edecektir. Uydu yayın maliyetlerinin düşmesi sebebi ile, Türksat ve diğer uydular üzerinden daha fazla yerel TV ve radyo yayın yapmaya başlayacaktır. Uydu yayıncılığının alternatifi olarak Kablo TV yayıncılığının şehir merkezlerinde ve nüfusun yoğun olduğu
bölgelerde gelişmesi beklenmelidir. Ancak Kablo TV merkezlerine yayın ulaşımı yine uydular üzerinden olacaktır.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:14
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
22 Ağustos 2008       Mesaj #3
karayel - avatarı
Ziyaretçi

DÜNYADA İLK UYDULAR

Ad:  Uydu Yayıncılığı3.jpg
Gösterim: 621
Boyut:  35.3 KB
İlk uydu 4 Ekim 1957 günü atılan SPUTNIK 1 uydusudur. SSCB’nin ilk insan yapımı uydu olan Sputnik 1’i uzaya göndermesi soğuk savaşa paralel bir uzay savaşını başlattı. Sputnik'in fırlatılmasının stratejik önemini ilk görüp bunun dünya siyasetinde yaratacağı değişiklikleri ilk farkedenlerden biri de 40 yaşındaki Massachusetts senatörü John F. Kennedy idi. Kennedy, Sputnik'in fırlatılmasından iki gün sonra Albuquerque (New Mexico) da yaptığı bir konuşmada, dünya üzerinde Sovyetler birliğinin belirli hedefleri olduğu, bu hedeflere nasıl ulaşılacağını bildiği, ve o hedeflere doğru ilerlediği, ABD'nin ise hiçbir şey yapmadan beklediği gibi bir izlenim oluştuğunu söyledi. Sputnik 1'in arkasından daha bir ay geçmeden Rusya, içine Sputnik II uydusunu 3 Kasım 1957 'de fırlattı. Bu uyduyu 31 Ocak 1958’de ABD’nin EXPLORER‘ları takip etti. Birkaç yıl sonra 28 Eylül 1962’de NASA/KANADA yapımı ALOUTTE 1, 15 Aralık 1964’te NASA/İTALYA yapımı “SAN MARCO 1”, 26 Nisan 1962’de NASA/UK yapımı uydular yörüngelere konuldu.

NASA, 12 Ağustos 1960 tarihinde o zamana kadar uzay seyahatine gönderilen en büyük cisim olan Echo-1'i attı. Sputnik gibi, Echo-1'de çıplak gözle görülebilmekteydi. Radyo dalgaları pasif bir uydu olan Echo-1’in alüminyum kaplamasına çarparak dünyaya dönüyordu. Echo-1 sayesinde ABD'de ilk defa doğu yakasından batı yakasına doğrudan televizyon aktarımı sağlandı. Echo-1 ayrıca Crawford Hill, N.J.'deki Bell Labs tesislerinden telefon görüşmelerini de Amerika'nın öbür yakasına aktarabiliyordu. Bu dev balon sekiz yıl boyunca yörüngede kaldı. Echo 1, ilk haberleşme uydusu olarak 12 Ağustos 1960'ta, Courier 1B, 10 Ekim 1960'ta fırlatılan ilk başarılı uydulardır.

Telstar-1 uydusu 10 Temmuz 1962 yılında atılmıştı ve aynı gün ABD'den yayınlanan canlı televizyon görüntüleri Fransa'dan alınabilmişti. İlk haberleşme uydusu olmamasına karşın, Telstar içlerinde en çok bilinenidir ve çoğu gözlemci tarafından uydu haberleşme çağını açtığı kabul edilir. Telstar 1, Relay 1, Syncom 2 gibi aktif haberleşme uyduları, kendilerine gelen sinyalleri alan güçlendiren ve yer istasyonlarına başka bir frekanstan gönderen mikrodalga cihazlarına sahiptir. Bu cihazlarla, yer istasyonlarına büyük miktarlarda bilgi aktarılabilmektedir.

Syncom-1 uydusunun 14 Şubat 1963’te atılması ve başarı ile 24 saatlik yörüngesine ulaşmasının hemen ardından tüm haberleşme kesildi. Sadece beş ay sonra 26 Temmuz 1963'de Syncom-2 Atlantik okyanusunun üstündeki senkron yörüngesine başarıyla yerleştirildi. İlk senkronize uydu olan Syncom-2 uydusunun devrim yaratan özellikleri ilk defa aynı yıl başkan John F. Kennedy, Washington, D.C'den, Afrika'daki Nijerya Başbakanı Abubaker Balewa'ya telefon ettiğinde dünya kamu oyunun dikkatini çekti. Bu devlet başkanları arasında arasında ilk defa uydu aktarması üzerinden yapılan görüşme idi. Syncom-2'nin ilk yılı boyunca NASA ses, teleks, faks testleri yaptı. Syncom-2 böylece hem haberleşme sisteminin, hem de uyduyu yerinde tutma manevralarının yürütülebilirliğinin güzel çalıştığını ispatladı.

Syncom-3, 19 Ağustos 1964 'de gerçek jeostasyoner yörüngesine yerleştirildi. Syncom-2 ve -3 uyduları 1964'deki Tokyo olimpiyatları dahil birçok televizyon ve telefon haberleşmesi görevini yerine getirdi. 1965 yılından sonra da Vietnam savaşı sırasında batı pasifik ile güneydoğu asya arasındaki ana haberleşme bağlantısı olarak görev yaptı.

Uydu aracılığı ile bütün dünyaya ilk ses nakli 19 Aralık 1958'de ABD Başkanı Eisonhower'in yeni yıl mesajının basit bir sinyal cihazına sahip olarak yörüngede bulunan bir Atlas füzesi ile gerçekleştirildi.

Telotar 1, 10 Temmuz 1962'de fırlatıldı. ABD ve Avrupa arasındaki tv sinyallerini taşıyordu. 4800 km yükseklikte bir yörüngede bulunduğu için kesikli hizmet veriyordu.

İlk ticari haberleşme uydusu olan Early Bird, 6 Nisan 1965'te Atlantik üstüne fırlatıldı. Bir tv kanalı ve 240 telefon hattı taşır. Atlantik Okyanusu bölgesine hizmet etmek üzere konuşlandırıldığından, Early Bird uydusu Kuzey Amerika ile Batı Avrupa arasında ticari haberleşme hizmeti sağlamaktaydı. Yörüngede hizmet süresi sadece 18 ay olacak şekilde tasarlanmış olmasına karşın üç buçuk yıl kadar hizmette kaldı. Bu uydunun ismi daha sonra INTELSAT-1 oldu.INTELSAT ise daha 60'lı yıllar bitmeden Hint Okyanusu üzerine INTELSAT III uydusunun da yerleştirilmesiyle 1 Temmuz, 1969'da tüm alanları kapsar bir konuma gelmişti. 4 tv kanalı ve 1200 telefon kanalı bulunan INTELSAT III uydusunun faaliyete geçmesinden sadece 19 gün sonra Neil Armstrong ve Apollo 11 mürettebatı tarihi aya ayak basma eylemini gerçekleştirdiler. Bu olay INTELSAT uyduları ile kurulan global şebeke sayesinde 500 milyon kişi tarafından canlı olarak izlenebildi.

23 Nisan 1965 yılında yörüngeye yerleştirilen Molniya 1 tipi uydulardan toplam olarak 16 tanesi, ve Orbita 1 denilen yer istasyonları serisi ile tüm Sovyetler Birliği coğrafyası televizyon yayınları kapsama alanına alındı. Molniya 1 uydusu Moskava Vladivostak arasındaki 30 yer istasyonuna TV yayınların aktarmaktadır.

Özet olarak 1957-1977 arasındaki 20 yılda uzaya fırlatılan yaklaşık 2 bin 230 uydunun 1163’ü SSCB’ye, 853’ü ABD’ye ve 232 uydu da farklı ülkelere aittir.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:14
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
23 Ağustos 2008       Mesaj #4
karayel - avatarı
Ziyaretçi

Günümüzde Uydu Yayıncılığının Getirdikleri

Uydu iletişimine geçilmesiyle birlikte Dünya’da önemli gelişmeler meydana gelmeye başladı. Özellikle 1957 yılında Rusya’nın ilk yeryüzü uydusu olan Sputnik I’i fırlatması, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bir çok gelişmiş ülkenin dikkatini çekmiş ve bu ülkeler teknoloji konusunda geri kaldığını düşünerek tüm eğitim-öğretim programlarında, okullarda reforma giderek kendilerini yenilemeye çalışmışlardır. Uydu iletişiminde meydana gelen gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeler tarafından dikkatle izlenmekte ve bunun sonucu da teknolojideki gelişme olarak kendini göstermektedir. Çünkü iletişimin hızı artmakta, bilgi paylaşımı artmakta ve bunun sonucunda ise yeni teknoloji olarak ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde uydu haberleşme sistemleri artık hayatımızın bir parçası olmuştur. Ortalama yüzde 99.5'luk yıllık aktif çalışma oranıyla, yaptığımız bilgi alışverişlerinin, evimize gelen televizyon sinyallerinin, gerçekleştirdiğimiz telefon konuşmalarının çoğunda farkında olmasak da altyapı olarak uydu sistemleri kullanılmaktadır. Artan iletişim trafiği, gün geçtikçe daha fazla kanal kapasiteli ve daha hızlı haberleşme sistemlerinin kurulmasına neden oluyor.
Aya inişin görüntülerinin uydular aracılığıyla tüm dünyadaki insanların evlerine aktarılması, bugün dünya çapında "Globalleşme" dediğimiz olgunun da başlamasına yol açtı. John Naisbitt bunu şöyle özetliyor.: "Bugün önemine yeterince işaret edilmemiş olan bir konu, uyduların dünyamızı Marshall McLuhan'ın "global köy" diye nitelendirdiği şekle nasıl dönüştürmüş olduğudur. Uydular yüzümüzü dışa, dış uzaya doğru döndüreceğine, tersine dünyaya kendi kendimize doğru daha fazla bakar hale getirmişlerdir."

Dünyanın neresinde olursa olsun, gelişen tüm olayları anında aktarma yeteneğine sahip, geliştirilmiş iletişim uyduları; kanallar arasında büyük bir rekabet doğurmuştur. Bu rekabet küçük çaplı çanak antenler aracılığıyla tüm uydu yayınlarını izlenebilir hale getirmiştir.

Uydu yayınlarının yaygınlaşması, televizyon yayınlarının çeşitlenmesinde de etkili olmuştur. Uydu anteni olan bir izleyici yalnız kendi ülkesinde yapılan yayınları değil yabancı ülkelerdeki yayınları da izleyebilmektedir.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:58
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
23 Ağustos 2008       Mesaj #5
karayel - avatarı
Ziyaretçi

Türkiye’de Uydu Yayıncılığı

Uydu teknolojisi ile iletişim, Türkiye’ye yeni bir boyut getirmiştir. Bu boyut çağdaş iletişimin hızıdır. Türkiye’de renkli televizyon yayınları ile ikinci televizyon kanalından hemen sonra dünyada uydu yayıncılığı başlamış ve hızlı bir gelişme yaşanmıştır. Her uydu kanalından bir televizyon yayını ve televizyon sesinin yanında radyo yayınları da yapılmıştır. Sayısal teknolojinin uydu yayınlarında uygulanmasıyla bir uydu kanalından daha çok televizyon yayını ile stereo radyo yayını yapılmaya başlanmıştır.
1990’lı yıllarda yeni fırsatlar doğmuş, uydu yayıncılığının getirdiği imkanlarla özel radyo ve televizyonlar ile internet devreye girmiştir. Yerel medya kuruluşlarının öncülüğünde pek çok yerel televizyon ve radyo kurulmuş, internet aracılığıyla yapılan yayınlar da daha geniş bir kitleye kendisini tanıtma ve okutma imkanı bulmuştur.

Bugün Türkiye’de; 24 yaygın, 16 bölgesel; 214 yerel, 65 kablolu, 86 uydu olmak üzere toplam 405 televizyon; 36 yaygın, 102 bölgesel, 951 yerel, 49 uydu olmak üzere toplam 1.138 radyo bulunuyor.
Tüm dünyada ve ülkemizde kanal sayılarında bir artış izleniyor. Özel ilgi alanlarına hitap eden bu kanallar, sadece reklam gelirlerine bağlı olarak izleyiciye sunuluyor. İngiltere’de faaliyet gösteren FreeSat ücretsiz uydu platformu buna güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Bu uygulamada, bir uydu alıcısı satın alan izleyici bu platformun tüm imkanlarından faydalanabiliyor.
Ülkemizde de benzer bir durum yaşanıyor. AC Nielsen’ın Mayıs 2006’da yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde ödemeye dayalı platformun abone sayısında pek bir değişiklik olmazken, uydu anteni ile ücretsiz TV seyreden hane sayısı 6 milyona ulaşmış durumda.

Ülkemizde 17 milyon hane olduğu düşünüldüğünde, ücretsiz çanak uydu anteni ile erişim penetrasyon oranı yüzde 35’e çıkmış durumda. Bu oran geliri daha yüksek olan Batı ve Marmara bölgesinde yüzde 40 oranına yaklaşıyor.

Türkiye’de uydu ortamından yapılan radyo ve televizyon yayınları için lisans ve yayın izni verme işlemleri, “Uydu Yayının Lisans ve İzin Yönetmeliği” kapsamında yürütülmektedir. Kuruluşların lisans müracaatları değerlendirilerek Üst Kurula sunulmakta, yükümlülüklerini yerine getiren kuruluşlara yayın izni verilebilmesi için stüdyo denetimleri yapılmaktadır.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:58
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
24 Ağustos 2008       Mesaj #6
karayel - avatarı
Ziyaretçi

Türkiye’de Uydu Haberleşmesi Çalışmaları

Dünya haberleşme teknolojisini yakından izleyen ülkemizde ise haberleşme için uydulardan yararlanma konusunda ilk çalışmalar, 1968 yılında PTT Genel Müdürlüğü bünyesinde Peyk Telekomünikasyon Grup Başmühendisliği'nin kurulmasıyla başladı. Bu kurumla, aynı yıl INTELSAT’a üye olma kararı alındı ve uydu üzerinden ilk telefon kanalları Yugoslavya ve Iran yer istasyonlarından yararlanarak Amerika Birleşik Devletleri ile kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda artan uluslararası trafiği karşılamak üzere Türkiye'de de bir uydu yer istasyonu kurma çalışmaları 1970'li yılların başında yoğunluk kazandı. 1976'da ihale açıldı, 1977'de sonuçlandı ve kurulması 1979 yılında bitirildi. İngiltere ile 11 telefon kanalı bağlantısı olan AKA-1 (Ankara 1) 23 Nisan 1979’da kurularak servise verildi. 1985 yılında EUTELSAT’a katıldı. Eutelsat 2 ile çalışan AKA-2 yer istasyonu 3 Kasım 1985 tarihinde hizmete girdi.

Türkiye 16 Kasım 1989 yılında INMARSAT'a da üye oldu.

Uydu teknolojisinin gelişmesine paralel olarak Türkiye de kendisine ait uzay kesimini temin etmek için yabancı uydu kuruluşlarından uydu kanalı kiralama yoluna gitti. Diğer uydulardan televizyon ve yurtiçi telefon haberleşmesi amacıyla kanal kiralamanın ekonomik olmadığı dikkate alınarak, milli uydu sistemlerimizin gerçekleştirilmesi için çalışmalar yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. 1989 yılında anahtar teslimi proje ile Türkiye'nin ilk haberleşme uyduları sistemi için uluslararası ihaleye çıkıldı. Bu ihaleye çeşitli firmalar katılmış ve yapılan incelemeler sonucunda Fransız Aerospatiale firması ile 21 Aralık 1990 tarihinde 315 milyon ABD dolar bedel ile sözleşme imzalandı.

İlk uydu 12 dakikada kayboldu


24 Ocak 1994’te Fransız Guyanası’ndan fırlatılan İlk uydumuz TÜRKSAT 1A, 12 dakika 12 saniye sonra roketindeki arıza nedeniyle düştü. Türk gazeteleri olayı “şok” olarak nitelendirirken, dönemin Ulaştırma Bakanı Mehmet Köstepen, “Çok üzgünüm ama yapacak bir şey yok” diye konuştu. Türksat 1A’nın kazalara karşı sigortası bulunmasından dolayı, sigorta şirketleri yeni bir uydu üretmek zorunda kaldı.

İlk uydunun kaybedilmesinin ardından, TÜRKSAT 1B uydusu, 42° East (Doğu) yörüngesine 11 Ağustos 1994 tarihinde basarıyla yerleştirildi. Yörünge testlerinin ardından 10 Ekim 1994 tarihinde hizmete girdi.
TÜRKSAT 1C, 10 Temmuz 1996 tarihinde uzaya fırlatılmış, 31.3° E yörüngesine yerleştirilmiştir. TÜRKSAT 1C'nin yörünge testlerinin yapılmasının ardından, TÜRKSAT 1B'ye göre daha geniş kapsama alanlarına sahip olması nedeniyle TÜRKSAT 1B ve 1C uydularının yörünge pozisyonları değiştirilmiş ve 27 Eylül 1996'dan itibaren TÜRKSAT 1C 42° E ve TÜRKSAT 1B 31.3° E pozisyonlarında hizmet vermeye başlamışlardır.

Birinci nesil uyduların gösterdiği başarılar göz önüne alınarak yüzde 51' i Türk Telekom' un yüzde 49' u Avrupa'nın önde gelen uydu üretici firmalarından biri olan Fransız Aerospatiale Firması'nın olmak üzere ortak bir şirket kuruldu. EURASIASAT adıyla faaliyete geçen bu şirket, 2000 yılı başlarında uzaya fırlatılması planlanan ikinci nesil TÜRKSAT 2A (EURASIASAT - 1) uydusunun yapımı için sipariş vermiş ve uydunun üretimine 1998 başı itibariyle başlanmıştır. Eurasiasat uydusu 1 Şubat 2001 tarihinde de faaliyete geçti. Turksat 1C uydusunun yerine geçti.

2000 yılının Aralık ayında TT tarafından "bir Amerikan şirketiyle uydular satın almak üzere" sözleşme yapıldığı basında yer almıştı. Uydular Leasing (finansal kiralama) ile alınacak ve ilki olan ANATOLIA-1 uydusu hemen 50 derece doğu konumuna yerleştirilecekti. ANATOLIA-1 uydusu aslında çalışmaya Endonezya'nın Palapa C1 uydusu olarak başlamıştı. İlk olarak 31 Ocak 1996'da bir Atlas 2AS booster roketinin ucunda Fransız Guyana'sındaki Kourou'dan fırlatılarak 150ºDoğu konumuna yerleştirildi. Ancak bu uydular uzayda verimli olamadılar. Üç tanesi hemen elektriksel arızalarla kaybedildi. Diğerleri de kısmen arızalandı. 24 Kasım 1998'de, yani fırlatılışından üç yıl geçmeden Palapa C1 de elektriksel problemlerle karşılaştı. Uydu bu arızası nedeniyle Endonezyalı kullanıcısı tarafından sigortaya "kullanılamaz" olarak deklare edilmişti. Endonezyanın adaları arasında haberleşme bağlantısını yürüttüğü üç yıldan sonra faaliyet dışı kalıp, sigorta tarafından parası ödendi. Uydu sigorta şirketinin malı oldu. Ocak 1999 yılında Hughes Global Services uyduyu satın aldı, ve adını HGS3 yaptı. Kullanılabilir duruma getirmeye çalıştı. Ancak uydu tamirden sonra da senede 88 günün gece 11'den 2’ye kadar olan 3 saatlik dönemlerinde yeterli enerji bulamaz durumdaydı. Yine de toplam sürenin %96'sında verimli ve tüm transponderleri tam faaldi.

Ağustos 2006 itibariyle faal bulunan Türksat 1C ve 2A(Eurasiasat-1) uydularımızın bulunduğu 42 derece doğu konumunda toplam olarak 178 dijital TV kanalı, 99 dijital radyo ve 5 data yayını bulunuyor.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:59
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
24 Ağustos 2008       Mesaj #7
karayel - avatarı
Ziyaretçi

TÜRKSAT ve EURASİASAT Uyduları Hakkında

Türksat 1A birinci uydumuz 3. katındaki bir arıza nedeniyle fırlatılma esnasında kayboldu.

TÜRKSAT-1B uydusu üzerinde ise yurtiçi ve yurtdışı telefon kanalları, Kent TV, CTV, HBB, BTV, Global TV, KTV, Süper Kanal, Best TV, MNG TV, Medya TV, Yavuz TV, Özdil TV ve ETV isimli sayısal televizyon kanalları ile bazı radyo yayınları mevcuttu.

Turksat 1C, Türkiye ve Avrupa ile Türkiye ve Orta Asya'ya aynı anda servis vermek ve Avrupa ile Orta Asya arasında doğrudan bağlantı kurabilmek amacıyla, Batı Bölümünde Türkiye ve Avrupa, Doğu Bölümünde ise Türkiye ve Orta Asya'yı kapsamak üzere tasarlanmıştır.
Avrupa'da bugüne kadar üretilmiş en büyük ve en güçlü uydu olan EURASİASAT 1 (TÜRKSAT 2A), Avrupa'yı Asya'ya bağlayan en önemli haberleşme ortamını sağlayacak.

Türksat Uyduları Yararları


Türksat uydu sistemi yüksek kalitede ve her alanda güvenilir iletişim sağlıyor. Yüksek güçlü transponderler sayesinde, yayın alışı 60-120 cm çaplı antenler ile mümkün. Merkezden uzak alanlar da TVRO anten dağıtım ağından TV programlarını alabilirler. Bunun yanında spectrum bolluğu sayesinde diğer özel kuruluşların Radyo ve TV taleplerini karşılamak mümkündür.

Uydu yer Radyo-link veya kablo bağlantılarının kurulmasının güç olduğu yerlerde telefon, data, telex ve fax hizmetleri istasyonları aracılığıyla uydu seçeneğini kullanabilirler.
Türksat VSAT hizmetlerini de sunmaktadır. Türk Telekom’un gelir paylaşımlı olarak çalıştığı COMSAT Türkiye ve VERINET firmaları bu servisleri vermektedirler.

Bütün kurumlar VSAT sistemleri aracılığıyla uydu üzerinden kendi özel data iletişimini kurabilecektir.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 20:59
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
25 Ağustos 2008       Mesaj #8
karayel - avatarı
Ziyaretçi

Uydular Aracılığıyla Haberleşme Teşkilatları


Dünyada gelişen uydu haberleşme teknolojisi, ilk yıllarda sadece uluslararası trafiği aktarmak amacıyla kullanılmış, daha sonraları ise hızlı bir gelişme göstererek ülkelerin kendi milli haberleşme alanlarında da kullandıkları bir sistem haline gelmiştir. Sonraki yıllarda Avrupa ülkeleri arasındaki trafiğin artmasıyla yeni bir uydu sistemi ve organizasyonu kurma çalışmaları başladı.

INTELSAT (Uydular Aracılığıyla Haberleşme Uluslararası Teşkilatı)


1964 yılında birkaç ülkenin pay ortaklığı ile kurulan INTELSAT’ın, Mart 97 tarihinde Özbekistan'ın ortaklığı ile üye ülke sayısı 141'e ulaşmıştır. Bu sayıyla Intelsat dünyanın en büyük uydu haberleşme kuruluşudur. Yalnız üye ülkeler değil dünyanın her şirketi INTELSAT'in sağlamakta olduğu data/ses, video servislerinden ve yeniliklerinden faydalanmaktadır. Bu organizasyona 1968 yılında üye olan Türkiye, 15'inci büyük paya sahip ülke durumundadır.

EUTELSAT (Uydular Aracılığıyla Haberleşme Avrupa Teşkilatı)


Avrupa'nın sabit ve mobil uydu haberleşmesini sağlamak amacıyla EULTELSAT, 17 Avrupa ülkesinin katılımıyla 1977 yılında kurulmuştur. 28 Şubat 1998 tarihi itibariyle üye ülke sayısı 46'ya ulaşmıştır. EUTELSAT tarafından isletilen uydular üzerinden, telefon, fax, data, VSAT, mobil, analog TV ve digital TV hizmetleri verilmektedir. Türkiye bu organizasyona 1985 yılında üye olmuştur. Eutelsat’in Avrasya Bölgesi Satış ve Pazarlama Müdürlüğü’nü Ali Korur isimli bir Türk yapıyor.

INMARSAT (Uydu Aracılığıyla Mobil Haberleşme Uluslararası Teşkilatı)


INMARSAT, mobil haberleşme alanındaki eksikliğin kapatılması ile gemicilik ve deniz emniyetinin sağlanması amacıyla 26 üye ülkenin katılımıyla 1979 yılında oluşturuldu. Halen 81 üyesi bulunan INMARSAT organizasyonuna Türkiye, 16 Kasım 1989 yılında üye oldu.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:00
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
25 Ağustos 2008       Mesaj #9
karayel - avatarı
Ziyaretçi

Uydu Teknolojisi


Uydu yayınlarının temelindeki teknoloji, radyo-elektrik işaretlerini kullanma teknolojisidir. Doğrusal yayılma nedeni ile televizyon yayınları doğal engelleri aşamamakta, köşe dönememekte ve atmosferden yansıyamamaktadır. Oysa radyo yayınlarında, kıtalar ve ülkelerarası yayınlar için atmosfer bir yansıtıcı ortam olarak kullanılmaktadır.

Televizyon yayınlarını taşıyan VHF ve UHF bandındaki elektromanyetik titreşimler atmosferin üst katmanlarından yansıyamamaktadır. VHF ve UHF yayınlar atmosferde ya emilir ya da uzaya yönelir. Bu durum karşısında televizyon yayınları ancak yoğun birlik ve aktarıcı ağı ile ülkeler çapında veya ülkeler arsı dağıtılabilmektedir. Ancak iki link arasına doğal ya da yapay bir engel çıkarsa link görev yapamamaktadır. İki link arasındaki mesafede sinyalin zayıflamasına neden olmaktadır. Linklerin bu sorunlarına çözüm olarak iletişim uyduları bulunmuştur. Uydular hem link hem de verici görevini yüklenmiştir. Çünkü uydular, radyo-elektrik işaretlerini yüksek frekanslarda uzak mesafelere ulaştırabilmektedir.

Her uydu yayın yaptığı yer istasyonları tarafından izlenir. Böyle bir sapma durumunda, üzerindeki roket tipi, küçük motorlarla yerden kumanda edilerek tekrar yerine oturtulabilir. Bu nedenle uydunun taşıdığı yakıt miktarı, uydunun kullanım süresini etkileyen önemli etkenlerden birini oluşturmaktadır.

İletişim uydusunun fırlatıldığı yörüngede, yerine getirmesi gereken işlevleri vardır. Öncelikle bulunduğu Clarke Yörüngesi’nde hep aynı yerde durabilmelidir. Yollanan sinyalleri alabilmesi için, bir yüzünü sürekli dünyaya dönük tutabilmelidir. Ayrıca çalışması için gerekli elektrik enerjisini üretip, depolayabilmelidir.

İletişim uydularında alıcı-verici sistemlere transponder adı verilmektedir. Transponderin bant genişliğine göre kaç televizyon yayını alabileceği saptanabilir. Bir televizyon yayını 15 MHz ile 36 MHz arasında değişen genişlikte bant gerektirebilir. Transponderler aldıkları sinyali hiç değiştirmeden yayın alanına göndermektedir.

Uydular, yer istasyonlarından aldıkları sinyalleri, istenilen bölgelere iletmektedir. İletilen sinyaller yine link istasyonlarınca alınarak, çapları 2-5 metre olan çanak antenlere sahip alıcılara verilmektedir. Bir uydu projesinin gerçekleştirilmesi 5 yıl almaktadır.
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:00
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
21 Mayıs 2012       Mesaj #10
Avatarı yok
Yasaklı

Türkiye Uzayda Sınıf Atlayacak


Türksat Genel Müdürü Dalbay yaptığı açıklamada, uydu üreten ve fazla sayıda uydusu olan ülkelerin uzaydaki varlıklarının daha da güçleneceğini belirterek, Türkiye'nin, 2015 itibariyle fazla sayıda uydusu olan ve uydu üreten ülkeler safına gireceğini ve değişen kuralların Türkiye'nin lehine işleyeceğini söyledi.

Türksat'ın mevcut yörünge haklarıyla ilgili bir sorun olmadığını belirten Dalbay, ''Kendi uydularımız var, diğerlerini de kiralıyoruz. Kendi atacağımız uydulara kadar haklarımızı elimizde tutuyoruz'' diye konuştu.Dalbay, Japonya'da üretimi devam eden Türksat 4A ve 4B uydularıyla ilgili takvimde sapma olmadığını ifade ederek, ''4A 2013'ün Kasımında, 4B de 2014'ün Şubatında uzaya çıkmış olacak. 4A'yı 42 dereceye, 4B'yi 50 dereceye koyacağız'' dedi.

Kaynak : AA
Son düzenleyen Safi; 29 Temmuz 2016 21:01

Benzer Konular

29 Temmuz 2017 / ThinkerBeLL Uzay Bilimleri
24 Ağustos 2008 / karayel İletişim Bilimleri
4 Şubat 2013 / Misafir Soru-Cevap
10 Kasım 2008 / Gabriella Taslak Konular