Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 12 Aralık 2016  Gösterim: 7.078  Cevap: 2

Sünnet Nedir?

17 Haziran 2009 09:27       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Sünnet
TDK, Türk Dil Kurumu

Sponsorlu Bağlantılar
isim, din b. (***) Arapça sunnet

1 .
Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz.

2 .
Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi.

3 .
Sünnet düğünü.


Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
  • sünnet etmek
  • sünnet olmak
Birleşik Sözler
  • sünnet çocuğu
  • sünnet düğünü
  • sünnet ehli
  • ehlisünnet



17 Kasım 2015 20:35       Mesaj #2
Safi - avatarı
SMD MiSiM
SÜNNET, -ti a. (ar. sünnet).
1. Hz. Muhammet’in söz, davranış, uygulama ve onayları. (Bk. ansikl. böl. Tar. ve Din.)
2. Sünnet derisinin çepeçevre kesilmesi işlemi. (Bk. ansikl. böl.)
3. Sünnet düğünü.
4. Sünnet çocuğu, sünnet edilmiş ya da edilecek çocuk. || Sünnet düğünü, sünnet dolayısıyla düzenlenen eğlence. || Sünnet etmek, erkek çocuğun kamışının ucundaki deriyi çepeçevre kesmek. || Sünnet olmak, sünnet edilmek.

—Folk. Sünnet çocuğu, yakın bir zaman içinde sünnet olmuş ya da olacak çocuk. || Sünnet düğünü, sünnet nedeniyle yapılan düğün. (Bk. ansikl. böl.) || Sünnet entarisi, sünnet edildikten sonra çocuğa giydirilen bol ve uzun kollu entari. || Sünnet kıyafeti, sünnetlik çocuklara özgü giysi ve aksesuar takımı. (Genellikle beyaz ya da lacivert takım veya gömlek, şort, sünnet takkesi, üzeri maşallah yazılı enli kurdele, sünnet entarisi ve kimi zaman kırmızı bir pelerinden oluşur.) || Sünnet mevlidi, çocuğun sünnet edilmesi dolayısıyla okutulan mevlit. || Sünnet takkesi, sünnet olan çocukların giydiği başlık. (Üzeri yaldız vb. ile süslü olur, kimi zaman önüne değerli taşlardan yapılmış bir broş, tüylü bir sorguç vb. takılır.) || Sünnet yatağı, sünnet çocuğu için hazırlanmış süslü yatak. (Bk. ansikl. böl.) || Sünnet yemeği, sünnetten sonra konuklara verilen yemek.

—isi. huk. Sünnet-i kavtiye, Peygamber' in sözle koyduğu kurallar. || Sünnet-i fiiliye, Peygamber'in bir iş yaparak, bir davranışıyla koyduğu kurallar. || Sünneti takri- riye ya da sükutiye, Peygamber'in bir kimseyi bir iş yaparken görüp de engellememek, bir şeyin yapıldığını duyup da ses çıkarmamak biçiminde koyduğu kurallar. (HADİS.)

—ANSİKL. Sünnet iki amaçla gerçekleştirilen bir girişimdir: geleneksel ve cerrahi. Hangi koşullar altında yapılırsa yapılsın her ameliyat gibi kesinlikle asepsiye riayet edilmelidir. Küçük yaşlarda yapılması yeğlenmelidir. Doğumdan 1-2 gün sonra gerçekleştirilmesi bile gerekebilir. (Musevilerde bu yöntem gelenekseldir) Sünnetin hekim tarafından yapılması daha doğru olmakla beraber tek tek ya da toplu halde çoğunlukla sünnetçi adı verilen kişilerce gerçekleştirilmektedir.

—Folk. Erkek çocukların buluğ çağına girmeden sünnet edilmeleri, tüm İslam ülkelerinde dinsel bir gerektir. Anadolu’da çocuğun üç, beş, yedi gibi tek yaşlarda sünnet edilmesine özen gösterilir Sünnet düğünü sünnetten birkaç gün önce başlar. Çocuk sünnet kıyafetini giyip arkadaşlarıyla birlikte araba, fayton ya da ata bindirilerek gezdirilir. İstanbul'da çocuğun sünnetten önce Eyüpsultan'a götürülme si, ailenin durumu uygunsa kurban kesilmesi bugün de rastlanan bir gelenektir.

Anadolu'nun hemen her yöresinde sünnet “ilk mürüvvet" olarak kabul edildiğinden ailenin durumuna göre küçük bir tören ya da düğün yapılır. Sünnetin olacağı gün akraba ve yakınlar davet edilir, sağdıç ya da çocuğun yakınlarından biri çocuğu tutar' 'oldu da bitti maşallah' ’ sözle ri, çalgılar ve çocuğun ilgisini dağıtmak için yapılan gürültüler eşliğinde sünnet gerçekleştirilir. Bu sırada çocuğun ağzına lokum verilir; sünnet yatağına yatırıldıktan sonra kukla, hokkabaz vb. gösteriler başlar, çalgılar çalınır. Sünnetlik çocuğa, düğüne katılanlar çeşitli armağanlar verir ya da yastığının altına para koyarlar. Sünnetten birkaç gün sonra mevlit okutmak da yaygın geleneklerdendir. Eskiden sünneti daha çok hocalar yaparlardı, ilkin Kuran okunur, daha sonra çocuk sünnet edilirdi. Hocaya armağan olarak bir kalıp sabun, havlu, bir kutu şeker ve para verilir, ilkin çocuğa, daha sonra konuklara gülsuyu kokulu şerbetler ikram edilirdi. Saraylarda yapılan sünnet düğünleri çok gösterişli olurdu. Bunların en büyükleri Murat III ve Ahmet III döneminde yapıldı.
Bugün sünnet düğünleri özellikle büyük kentlerde değişik bir nitelik kazanmıştır. Salon tutup düğün yapanlar yanında sade törenleri yeğleyenler çoğunluktadır. Doğumdan bir süre sonra sünnet ettirme de oldukça yaygındır. Giderek sünnetçi yerine hastanede doktorlara yaptırılan sünnetler yaygınlık kazanmaktadır.
• Sünnet yatağı, sünnet yatağının bulunduğu oda, gelin odası gibi süslenir. Yatağa süslü örtüler serilir, çocuğun baş ucuna mahfaza içinde bir Kuran asılır. Odaya gülsuyu serpme ve nazara karşı dört bir yanını hocaya okutma da yaygın uygulamalardandır.

—ikonogr. Roman dönemi heykel sanatında (sütun başlıkları) sıkça rastlanan sünnet teması, Basileios H'nin Menologi- on'unda (Vatikan kütüphanesi) ve Salzburg Antiphonarius'unda ele alınmıştır; Klosterneuburg sunakarkalığı’nda (1181) ishak ve Samson'un sünnetleri koşut olarak gösterilmiştir. Birçok sanatçı Isa'nın sünneti ile Tapınak'a sunulması sahnelerini bir arada ele almışlar.

—Tar. ve Din. Eski Mısır'da daha III. bin- yıl'dan itibaren var olduğu kanıtlanan sünnet, çeşitli antikçağ kavimlerinde yaygındı. Hint-Avrupalılar'ın bilmediği bu uygulama, başlangıçta, erkek çocuğun evlenme çağına gelişiyle, evliliğe geçişi ve dolayısıyla kabile hayatına katılmayı belirten bir geçiş töreniydi. Bu uygulama bazı Afrika, Amerika, Avustralya ve Okyanusya kavimlerinde hâlâ vardır.

• Yahudilikte sünnet özel bir dini anlam, İsrail tanrısı Yehova ile ittifak anlamını taşıyor. Yahudi geleneği bu uygulamayı İbrahim’e kadar çıkarır ve “atamız İbrahim'in ittifakı” diye adlandırır. Bunu seçilmiş kavimin ayırtedici işareti ve yahudi halkından olmanın kesin koşulu sayar. Yahudiler, sünnetin tıbbı bir engel hariç, doğumdan sonra sekizinci gün yapılmasını zorunlu görürler.
Sünnet, Kuran'dan sonra İslam dininin ikinci temel kaynağını oluşturur Müslümanlar, ilk dönemlerden başlayarak bu alanda önemli bilimsel çalışmalar yapmış ve pek çok yapıt ortaya koymuşlardır.
Sünneti konu edinen hadis biliminde sünnet başlıca üç bölüme ayrılır:
1. kavli sünnet, Hz. Muhammet'in söylediği sözler anlamına gelir. Hadis terimi de çoğunlukla bu anlamda kullanılır. Hz. Muhammet’in sözleri Kuran'ı açıklama ya da dinsel içerik taşıma niteliğinde olursa, Kuran ayetleri gibi bir hüküm kaynağı sayılır.
2. fiili sünnet, Hz. Muhammet’in yapmış olduğu işleri, davranışları, uygulamaları kapsar. Hz. Peygamber'in Kuran ayetlerine açıklık getiren ya da Kuran’ da açıklanmış dinsel bir sorunla ilgili iş ve uygulamaları hüküm kaynağı sayılır Özel yaşamıyla ilgili olan tutum ve davranışlarının ise böylesi bir bağlayıcılığı yoktur
3. takriri sünnet, Hz. Muhammet’in gördüğü, duyduğu ve bildiği bir söz ya da uygulamayı benimsemesi ya da en azından sessiz karşılaması biçimindeki tutumu. Onun bu tutumu, onay niteliğini taşır ve bir hüküm kaynağı sayılır.

Fıkıh biliminde sünnet, farz ibadetlerin dışında, Hz. Muhammet’in yapmayı alışkanlık edindiği ibadetler anlamına gelir. Bunlar içinde Hz. Muhammet’in çok az olarak bıraktığı (sabah namazının sünneti gibi) ibadetler sünneti müekkede, ara sıra bıraktığı ibadetler de sünnet-i gayr-i müekkede adını alır. Ezan, kamet, cemaatle namaz kılma gibi İslam dinindeki uygulamalar (şiarlar) durumuna gelen sünnetlere sünnet-i hüda denir ve bunlar da sünnet-i müekkede sayılır. Hz. Muhammet'in yeme içme giyim, kuşam gibi kişisel uygulamalarıysa sünneti gayri müekkede sayılır ve bunlara sünneti zevaid denir
Sünnetin hem doğrudan hüküm koyma hem de Kuran'ı açıklama yoluyla İslam hukukunun bağlayıcı kaynağı sayılması gerektiğini gösteren birçok ayet vardır Kuran' da şöyle denilir: "Hayır! Andolsun ki onlar aralarında baş gösteren anlaşmazlıklarda seni (Hz. Muhammet'i) hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir sıkıntı duymadan tümüyle teslim olmadıkça iman etmiş sayılmazlar" (IV, 65). Bu nedenle İslam kaynaklarında nas (dogma) denilince Kuran’la birlikte sünnet de anlaşılır. Çünkü, ilke olarak müslümanlar sünnetin de tanrısal kaynaklı olduğuna inanırlar. Nitekim, Kuran’da bu inancı gerektiren bir ayette şöyle denilir: "O (Hz. Muhammet) kendi kişisel arzusuna göre konuşmaz. Söyledikleri kendisine gelen bir vahiyden başka bir şey değildir" (Llll, 3-4). Sünnetin İslam dinindeki bu önemi dolayısıyla hadis bilginleri sünnetin eleştirisi ve saptanması konusunda son .derece titiz ve ayrıntılı çalışmalarda bulunmuşlardır. (HADİS.)
Sünnet, bir karagöz oyunu. Oyunun konusu, Karagöz'ün çocuklarını sünnet ettirmek istemesi ve parası olmadığından Hacivat'tan yardım istemesi teması çevresinde gelişir. Hacivat, o günlerde çocuklannı sünnet ettirecek olan mahallenin zengini Abida Bey’den, kendisininkilerte birlikte Karagöz'ün çocuklarının da sünnet edilmesini rica eder. Abida Bey kabul eder, ama sünnet günü Karagöz'ün çocukları kaçıp ortadan kaybolur. Abida Bey kızıp onların yerine Karagöz’ü sünnet ettirir ve gösterişli bir sünnet düğünü yapılır. Hayal içinde hayal, Karagöz'ün sünnet olması, Mecruhun meserreti adlı çeşitlemeleri olan oyun, kârı kadim karagöz fasıllarındandır


Kaynak: Büyük Larousse

12 Aralık 2016 21:22       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sünnet iki kısma ayrılır:
1) Sünnet-i Müekkede: Peygamber efendimizin devamlı olarak yaptığı ve çok az kereler terk ettiği sünnet çeşitidir.Abdestte ağza su vermek gibi.
2) Sünnet-i gayr-ı müekkede: Peygamber efendimizin bazen yapıp bazen terk ettiği sünnetlerdir.
Sünnetin Hükmü: Yapanı sevaba layık olur, terk edeni ise azarlamaya ve kınamaya dûçâr olur.
Haram: Cenab-ı Allah’ın kesin delille muhakkak ve mutlaka yapılmamasını istediği bir şeriat hükmüdür. Züna, içki içmek gibi.
Hükmü: Haramı işleyen, cehennem azabına dûçâr olur. Terk edeni ise Allah’ın emrine uymanın karşılığı olarak sevaba kavuşur, inkar edeni ise kafir olur.


Daha fazla sonuç:
Sünnet Nedir?

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç