SEÇMECİLİK a Aralarında bir ayrıcalık gözetmeden çok çeşitli şeyler ya da varlıklarla ilgilenen, gene çok değişik alanlarda bilgi sahibi olan kişinin ve düşünce yapısının özelliği: Bu adamın resim konusunidaki seçmeciliği şaşırtıcı.
—Fels. Çeşitli sistemlerden en kabule değer görünen savları seçerek bunlardan bir öğreti oluşturma yöntemi; bu yolla ortaya konan öğreti. (Victor Cousin, seçmecilik yöntemini uygulayan en ünlü transız filozoftur; ancak bu yöntem, yunan-roma Antikçağı'nda da kullanılıyordu.)
—Güz. sant. Özellikle XIX. yy.'da Batı'da geçerli olan ve eski üslupların kullanılması ve uzlaştırılmasına dayanan sanatsal eğilim. (Bk. ansikl. böl.)
—ANSİKL. Güz. sant. Günümüzde sanatseverler ve tarihçiler seçmeci tutuma aşağılayıcı bir gözle bakarlar. Ancak eskiden durum böyle değildi; genç sanatçılar hocalarından aldıkları öğütlerle eskileri kop-. ya etmeye, ustaların çizdiği yolu bıkmadan izlemeye yüreklendiriliyordu. Buna bağlı olarak İtalyan eleştirmen Lomazzo XVI.yy.'ın sonunda resimde kusursuzluğa, Âdem'ini Michelangelo'nun çizdiği ve Tiziano'nun renklendirdiği, Havva'sını da Raffaello'nun çizdiği ve il Correggio'nun renklendirdiği bir Adem ile Havva tablosuyla ulaşılacağını yazmıştı. Bu tutum ne kadar çekici gelse de, çıkmaza girmeye mahkûmdu, çünkü her tür sanatsal yapıtın ayrılmaz bir olgusundan, yani yaratıdan yoksundu. Bu doğrultuda yeniklasikçiliğin kuramcısı VVİnckelmann, Carracciler'in sanatının seçmeci olduğunu ileri sürerken yanlış bir yol izliyordu.
♦ Plastik sanatlar. 1830-1850 yıllarından XX. yy.’ırl ilk çeyreğine kadar kalıplaşmış uzlaşımlar, resmi sanatta klasik ve barok dönemlerin canlı idealinin yerini alırken, seçmecilik, akademiciliğin temel kurallarını güncel bir beğeniye uyarlayarak, resim ve heykelcilikte önemli bir yer tuttu: titiz çalışma, bütün ayrıntılarıyla tamamlanmış yapıtlar, modele sadık kalma, egemen burjuvazinin beğendiği temalar. Antik yapıtlara göre resim yapma, canlı model etütleri, XVII. ve XVIII. yy.'lar ve Rönesans’a başvurular, güzel sanatlar okulları ile akademilerde öğretim veren ustaların "reçeteleriyle” birlikte, ressamlık mesleğinin temelini oluşturdu. Buna karşılık, gündelik yaşam sahnelerinde, tarihsel resimlerde, hatta alegori ve dinsel resimlerde, konu genelde bir ayrıntı niteliğini aldı, iddiasız (fakat bazen aşırı) ve fazla canlılık taşımayan (fakat sağlam olarak kabul edilen değerlere uygun) bu natüralizm, özellikle Fransa’da resim (Delaroche, Çouture, Meissonier, Cabanel, Göröme, Bouguereau, Baudry vb.) ve heykel (Frömiet, R Dubois, Falguiöre vb.) alanlarında egemen Oldu. ( AKADEMİ.)
• Mimarlık. Sanayileşen ülkelerdd XIX. yy.'ın ikinci yarısında egemen olan seçmecilik hareketi, çoğu zaman tarihsel üslupların yenilenmesi ile özdeşleştirildi. (TARİHSELCİLİK.) Aslında kaynaklarıyla olduğu kadar amaçlarıyla da ondan ayrılır.
XVII. yy.'ın başından itibaren, doğanın bir yorumu niteliğinde evrensel ve kalıcı bir güzelliğin varlığını kabul eden klasik öğreti, eleştiriye uğradı. ''Modernler'', barokları taklit ederek, ilkelerine dokunmadan klasik öğretinin karşısına, rokay üslubun kuralsızlıklarını ve büyük paralar karşılığında edinilen ilginç nesnelerle uyumlu tüm bir Uzakdoğu pitoreskini çıkardılar. Bu sanata tepki Ingiltere'den geldi. Bu pürıten ülkede, palladıoculuk geleneği, antik kaynaklara dönüşü kolaylaştırmaktaydı; ancak bu gelenek, Ortaçağ' ın pitoresk bakışımsızlığına, pagodaların ve tatar çadırlarının mağrib köşkleri ve gotik kalıntılarla bir arada bulunduğu İngilizçin tarzı bahçelerin görünürdeki özgürlüğüne duyarlı kuzey anlayışı ile yumuşatılmıştı. Karşıt eğilimleri bünyesinde toplayan bu yeniklasikçilik gene de bir öğretiyi kabul ettirmeye çalıştı. Devrimler sonucu yeniklasikçilik akademilerin yönetiminde söz sahibi olunca, uzlaşmaz, bir tutum takındı; ulusçuluğa, ardından egzotizme gönül veren romantikler, yeniklasikçiliğin boyunduruğundan kurtulmak istedikleri zaman uzlaşmazlığı daha da arttı.
Tarih biliminde ve klasik arkeolojide görülen ilerlemeler, toplumların gelişmesine bağlı olmayan ideal bir güzellik kavramını bir süre için kuvvetlendirdi. Buna karşılık Doğu ve Amerika kültürleri ya da sadece Ortaçağ Batı kültürü gibi diğer kültürleri de kapsamaya başladıklarında, bu araştırmalar süratli bir biçimde çoğulcu anlayışlara yönelerek, çeşitli sistemlerden kendilerine göre en geçerli olanı alan Victor Cousin gibi bilim adamları ve filozoflarla uyum sağladılar.
Sanayi devrimi çelişkinin merkezindeydi. O döneme kadar doğadan kaynaklanan güzellik, elde yapılan doğal ürünlerle bir tutuluyordu. Buharlı trenin ekonomi ve toplumları altüst ettiği bir dönemde, “klasik" gelenek sınai gereçlerden yararlanmayı reddetti ya da kendi ilkelerini hiçe sayarak onları gizleyerek kullandı. Aslında artık çok geç kalınmıştı; kalıplanmış gereçlermetal, seramik, alçı ya da kartonçoktan ince yapı işlerini istila etmişti. Süslemedeki bu değişiklik mimalık kavramlarının da değişmesine yol açtı; bu, mimarların çoğunun akademik eğitimin dışında kalmasından dolayı daha da kolaylaştı. Mimarlar gelişmekte olan sektörlerde (ticaret, sanayi, konut) görülmemiş derecede artan siparişleri karşılamak için elde bulunan ve yeniklasikçilerin ürettiği oldukça yüzeysel ve sayıca az grafik belgeleri ve model albümlerini incelemekle yetinmek zorunda kaldılar. Bu yüzden 1840'ta Fransa'da hiçbir üsluba ayrıcalık tanımadan tüm geçmişi incelemeyi amaç edinen /a Revue gdndrale de l'architecture et des travaux publics adlı derginin yayımlanması olumlu karşılandı. Derginin genç yöneticisi Cösar Daly, ustası Duban' ın çizdiği yolda ilerledi. Çok geçmeden daha akılcı, hatta organik anlayışlara yöneldiyse de Daly, üç çağdaş (Architectüre privde [Özel mimarlık], 1867, 1872 ve 1877) ve iki geçmişe dönük diziyle (Motifs historiques [Tarihsel motifler], XVI. -XVIII. yy.'lar, 1869 ve 1880) model albümlerine katkıda bulundu. Daly'ninkilerin yanı sıra, H. Lefuel'in louvre'un tamamlanması, V. Calliat'nın Paris Belediye sarayı, Davioud’nun Haussmann şehirciliği üzerine yayınları, hüküm süren Bourbonlar' ın adlarına bağlı fransız üsluplarının bir çeşit özeti niteliğini taşıyan “ikinci empire üslubu"nun taşrada ve yabancı ülkelerde yaygınlaşmasına yol açtı.
Seçmecilik hiçbir yerde iddialı olduğu kadar evrenselleşemedi; çoğu zaman, italyan Rönesans'ına başvurdu. Bu üslubun basmakalıp süs öğeleri Victoria dönemi ingilteresi, Orta Avrupa (Viyana Ring’i) ya da Rusya'da az masrafla uyarlanabiliyor, ABD'de de dökme demire uygulanabiliyordu. Öte yandan, romantiklerin daha önce yaptığı gibi eski ulusal örneklerden de yararlanıldı. Flaman ve germen XVI. yy.’ından alıntılar, pitoresk ve bölgesel üslupların XX. yy.'daki gelişimlerinin habercisi oldu. Kamu yapılarının yaratıcıları özellikle kiliseler için (Marsilya'da Espörandieu, Lyon’daki Fourviöre'de Bossan, Paris’teki Sacrö -Coeur'de Abadie) bazen daha eskilere uzandılar. Geleneksel bezeme anlayışı taşıyıcı yapıyı tümüyle örtecek kadar ağır basınca, bu yaratıcıların kurdukları bireşimler iyice yadırganmaya başlandı.
Seçmecilik gene de, geçmişi, modaya uydurulan bir tür giysi haline getirerek, tam bir kopma oluşturdu; sanayi yöntemlerinin geleneksel tekniklerin yerini daha çabuk almasına, yem programların akademik kısırlıktan kurtulmasına olanak verdi. Zaten Gaudet gibi akademicilik yanlıları mimari geçmişin her türlü anlatım biçimine eşit ölçüde değer ve yer verdiğinden, akademicilik XX. yy.'a geçiş döneminde bir üsluplar derlemesine dönüşmüştü.
Sponsorlu Bağlantılar
—Güz. sant. Özellikle XIX. yy.'da Batı'da geçerli olan ve eski üslupların kullanılması ve uzlaştırılmasına dayanan sanatsal eğilim. (Bk. ansikl. böl.)
—ANSİKL. Güz. sant. Günümüzde sanatseverler ve tarihçiler seçmeci tutuma aşağılayıcı bir gözle bakarlar. Ancak eskiden durum böyle değildi; genç sanatçılar hocalarından aldıkları öğütlerle eskileri kop-. ya etmeye, ustaların çizdiği yolu bıkmadan izlemeye yüreklendiriliyordu. Buna bağlı olarak İtalyan eleştirmen Lomazzo XVI.yy.'ın sonunda resimde kusursuzluğa, Âdem'ini Michelangelo'nun çizdiği ve Tiziano'nun renklendirdiği, Havva'sını da Raffaello'nun çizdiği ve il Correggio'nun renklendirdiği bir Adem ile Havva tablosuyla ulaşılacağını yazmıştı. Bu tutum ne kadar çekici gelse de, çıkmaza girmeye mahkûmdu, çünkü her tür sanatsal yapıtın ayrılmaz bir olgusundan, yani yaratıdan yoksundu. Bu doğrultuda yeniklasikçiliğin kuramcısı VVİnckelmann, Carracciler'in sanatının seçmeci olduğunu ileri sürerken yanlış bir yol izliyordu.
Seçmecilik her dönemde, fakat özellikle XIX. yy.’da Avrupa'da uygulandı.
• Mimarlık. Sanayileşen ülkelerdd XIX. yy.'ın ikinci yarısında egemen olan seçmecilik hareketi, çoğu zaman tarihsel üslupların yenilenmesi ile özdeşleştirildi. (TARİHSELCİLİK.) Aslında kaynaklarıyla olduğu kadar amaçlarıyla da ondan ayrılır.
XVII. yy.'ın başından itibaren, doğanın bir yorumu niteliğinde evrensel ve kalıcı bir güzelliğin varlığını kabul eden klasik öğreti, eleştiriye uğradı. ''Modernler'', barokları taklit ederek, ilkelerine dokunmadan klasik öğretinin karşısına, rokay üslubun kuralsızlıklarını ve büyük paralar karşılığında edinilen ilginç nesnelerle uyumlu tüm bir Uzakdoğu pitoreskini çıkardılar. Bu sanata tepki Ingiltere'den geldi. Bu pürıten ülkede, palladıoculuk geleneği, antik kaynaklara dönüşü kolaylaştırmaktaydı; ancak bu gelenek, Ortaçağ' ın pitoresk bakışımsızlığına, pagodaların ve tatar çadırlarının mağrib köşkleri ve gotik kalıntılarla bir arada bulunduğu İngilizçin tarzı bahçelerin görünürdeki özgürlüğüne duyarlı kuzey anlayışı ile yumuşatılmıştı. Karşıt eğilimleri bünyesinde toplayan bu yeniklasikçilik gene de bir öğretiyi kabul ettirmeye çalıştı. Devrimler sonucu yeniklasikçilik akademilerin yönetiminde söz sahibi olunca, uzlaşmaz, bir tutum takındı; ulusçuluğa, ardından egzotizme gönül veren romantikler, yeniklasikçiliğin boyunduruğundan kurtulmak istedikleri zaman uzlaşmazlığı daha da arttı.
Tarih biliminde ve klasik arkeolojide görülen ilerlemeler, toplumların gelişmesine bağlı olmayan ideal bir güzellik kavramını bir süre için kuvvetlendirdi. Buna karşılık Doğu ve Amerika kültürleri ya da sadece Ortaçağ Batı kültürü gibi diğer kültürleri de kapsamaya başladıklarında, bu araştırmalar süratli bir biçimde çoğulcu anlayışlara yönelerek, çeşitli sistemlerden kendilerine göre en geçerli olanı alan Victor Cousin gibi bilim adamları ve filozoflarla uyum sağladılar.
Sanayi devrimi çelişkinin merkezindeydi. O döneme kadar doğadan kaynaklanan güzellik, elde yapılan doğal ürünlerle bir tutuluyordu. Buharlı trenin ekonomi ve toplumları altüst ettiği bir dönemde, “klasik" gelenek sınai gereçlerden yararlanmayı reddetti ya da kendi ilkelerini hiçe sayarak onları gizleyerek kullandı. Aslında artık çok geç kalınmıştı; kalıplanmış gereçlermetal, seramik, alçı ya da kartonçoktan ince yapı işlerini istila etmişti. Süslemedeki bu değişiklik mimalık kavramlarının da değişmesine yol açtı; bu, mimarların çoğunun akademik eğitimin dışında kalmasından dolayı daha da kolaylaştı. Mimarlar gelişmekte olan sektörlerde (ticaret, sanayi, konut) görülmemiş derecede artan siparişleri karşılamak için elde bulunan ve yeniklasikçilerin ürettiği oldukça yüzeysel ve sayıca az grafik belgeleri ve model albümlerini incelemekle yetinmek zorunda kaldılar. Bu yüzden 1840'ta Fransa'da hiçbir üsluba ayrıcalık tanımadan tüm geçmişi incelemeyi amaç edinen /a Revue gdndrale de l'architecture et des travaux publics adlı derginin yayımlanması olumlu karşılandı. Derginin genç yöneticisi Cösar Daly, ustası Duban' ın çizdiği yolda ilerledi. Çok geçmeden daha akılcı, hatta organik anlayışlara yöneldiyse de Daly, üç çağdaş (Architectüre privde [Özel mimarlık], 1867, 1872 ve 1877) ve iki geçmişe dönük diziyle (Motifs historiques [Tarihsel motifler], XVI. -XVIII. yy.'lar, 1869 ve 1880) model albümlerine katkıda bulundu. Daly'ninkilerin yanı sıra, H. Lefuel'in louvre'un tamamlanması, V. Calliat'nın Paris Belediye sarayı, Davioud’nun Haussmann şehirciliği üzerine yayınları, hüküm süren Bourbonlar' ın adlarına bağlı fransız üsluplarının bir çeşit özeti niteliğini taşıyan “ikinci empire üslubu"nun taşrada ve yabancı ülkelerde yaygınlaşmasına yol açtı.
Seçmecilik hiçbir yerde iddialı olduğu kadar evrenselleşemedi; çoğu zaman, italyan Rönesans'ına başvurdu. Bu üslubun basmakalıp süs öğeleri Victoria dönemi ingilteresi, Orta Avrupa (Viyana Ring’i) ya da Rusya'da az masrafla uyarlanabiliyor, ABD'de de dökme demire uygulanabiliyordu. Öte yandan, romantiklerin daha önce yaptığı gibi eski ulusal örneklerden de yararlanıldı. Flaman ve germen XVI. yy.’ından alıntılar, pitoresk ve bölgesel üslupların XX. yy.'daki gelişimlerinin habercisi oldu. Kamu yapılarının yaratıcıları özellikle kiliseler için (Marsilya'da Espörandieu, Lyon’daki Fourviöre'de Bossan, Paris’teki Sacrö -Coeur'de Abadie) bazen daha eskilere uzandılar. Geleneksel bezeme anlayışı taşıyıcı yapıyı tümüyle örtecek kadar ağır basınca, bu yaratıcıların kurdukları bireşimler iyice yadırganmaya başlandı.
Seçmecilik gene de, geçmişi, modaya uydurulan bir tür giysi haline getirerek, tam bir kopma oluşturdu; sanayi yöntemlerinin geleneksel tekniklerin yerini daha çabuk almasına, yem programların akademik kısırlıktan kurtulmasına olanak verdi. Zaten Gaudet gibi akademicilik yanlıları mimari geçmişin her türlü anlatım biçimine eşit ölçüde değer ve yer verdiğinden, akademicilik XX. yy.'a geçiş döneminde bir üsluplar derlemesine dönüşmüştü.
Kaynak: Büyük Larousse
X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.

Seçmecilik Nedir?
