Arama

Köpekbalığı (Selachimorpha)

Güncelleme: 18 Temmuz 2018 Gösterim: 18.597 Cevap: 13
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
19 Temmuz 2006       Mesaj #1
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
köpekbalığı, Pleurotremata (ya da Selachi- morpha) üsttakımından kelerbalıklan dışında kalan kıkırdaklıbalıklann ortak adı. One doğru uzamış sivri bir burnu, burnun altında üçgen biçimli keskin dişlerle donanmış, hilal biçiminde bir ağzı, belirgin gözleri, vücudun yanlarında yer alan solungaç açıklıkları, sivri uçlu yüzgeçleri, güçlü ve yukarıya doğru kıvnk kuyruğu ve dişe benzer pullan olan bu balıklann yaşayan 300’ü aşkın türü vardır. Birçok türü denizde yüzen insanlar için büyük bir tehlike oluşturur. Bazı türleri yenmekle birlikte, asıl karaciğerlerinden elde edilen yağ için avlanır.
Köpekbalığı türleri genel olarak birbirlerine
Sponsorlu Bağlantılar


benzer ve renkleri ayırt edici özellik taşımaz. Birçoğu kremden boz, kahverengi, san ya da maviye kadar değişen renklerde, benekli ya da çizgilidir. Bazılannın vücudunda belirgin kabartılar bulunabilir. Pa- mukbalığı (Prionace glauca), beyaz köpekbalığı (Carcharodon carcharias) gibi birkaç tür, günlük kullanımdaki adını renginden alır. Kaplan köpekbalığınm (Galeocerdo cuvie- ri) vücudunda erken yaşlarda bantlar halinde koyu benekler bulunur. Yaklaşık 18 m’yi bulan uzunluğuyla en iri balık olan balina köpekbalığı (Rhincodon typus) ve büyük camgöz (Cetorhinus maximus) ince uzun, çok sayıda solungaç dikeniyle süzdüğü planktonları yiyerek beslenen zararsız dev türlerdir. Bütün öbür köpekbalıklan ise küçük köpekbalıklan, balıklar, mürekkep- balıklan, ahtapotlar ve kabuklu deniz hay- vanlanyla beslenir, bazı türler çöp bile yer. Bu yırtıcı türler arasında en irisi, oburluğuyla tanınan, 11-12 m uzunluğundaki beyaz köpekbalığıdır. Beyaz köpekbalığınm yan büyüklüğünde ve daha az hareketli olan Grönland köpekbalığı (Somniosus mic- rocephalus) soğuk dip sulannda yaşar; foklar, iri balıklar ve balinaların yanı sıra, yüzen ren geyiklerine bile saldırır. Genellikle

gruplar oluşturarak avlanan köpekbalıklan- nın temel besini balıklardır. Dikburun harharyas (Lamna nasus), dikburun (Isurus cinsi) ve sabanbahğı (Alopias cinsi) gibi açık deniz türleri sık sık yüzeye yakın yerlerde beslendiğinden açık denizde olta avcılığı yapan amatör balıkçılann en çok aradığı köpekbalıklan arasında yer alırlar. Suyun içinde kolayca süzülmesini sağlayan profilleri ve güçlü kaslarıyla iyi birer yüzücü olan bu açık deniz köpekbalıklan orkinos, kılıç- bahğı, marlin gibi hızh balıklan avlamakta ustadır. Dipte beslenen türler ise kalın yapılı, küt burunludur ve daha hareketsiz bir yaşama yatkındır. Kabuklu deniz hay- vanlanyla beslenenlerin kaldırım taşlanna benzeyen ezici f dişleri vardır. En garip görünüşlü köpekbalığı olan çekiçbalıklann- da (Sphyma cinsi) burun delikleri ve gözler başın yanlara doğru yaptığı çıkıntılarda bulunur.
Köpekbalıklannda üreme iç döllenme yoluyla gerçekleşir. Erkeklerin kann yüzgeçlerinden gelişmiş olan çiftleşme organları spermanın dişiye aktarılmasına yarayacak biçimde olukludur. Türlerin çoğunda yumurtalar dişinin içinde açılır ve yavrular canlı doğar.
Köpekbalıklarının kökeni belirsizdir. Ama bu balıklann fosilleri Devoniyen Döneme (y. 395-345 milyon yıl önce) değin uzanır. Bulunan en eski köpekbalığı fosilleri Orta Devoniyen’e tarihlenmiştir; bu dönemi izleyen Karbonifer Dönemde (y. 345-280 milyon yıl önce) havanın ısınarak kuzey ve güney kutup bölgelerinin daralmasıyla birlikte köpekbahklannın denizlerdeki egemen



omurgalı durumuna geldiği anlaşılmaktadır. Günümüz köpekbalıklan ise Jura Döneminin (y. 190-136 milyon yıl önce) başlannda ortaya çıkmış ve Kretase (Teşe- bir) Döneminde (y. 136-65 milyon yıl önce) varlığını günümüzde de sürdüren familyalar oluşmuştur. Köpekbahklannın evrimleri boyunca, beslenme ve yüzme sistemlerindeki gelişim dışında vücut yapılan çok az değişikliğe uğramıştır. Yaşayan ve soyu tükenmiş türlerin ayırt edilmesinde en temel gösterge dişlerdir.
Üreme ve beslenme etkinlikleri ya da mevsimlik göçler sonucu sürekli yer değiştiren bu balıklann coğrafi dağılımlannı belirlemek çök güçtür. ABD’nin doğu kıyılann- daki iri köpekbahklannın markalanması bu hayvanlann Florida ve New Jersey arasında düzenli bir biçimde hareket ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Bir mahmuzlu camgöz (Squalus acanthias) markalandığı yerden yaklaşık 1.600 km uzakta yakalandığında 129 gün geçmiş, pars köpekbahğıysa ÇTria- kis semifasciata) 47 günde yalnızca 3 km ilerlemişti. Carcharhinus cinsinin bazı türleri tatlı sulara girmeleriyle dikkat çeker. Bu balıklann görüldüğü başlıca tath sular Zam- bezi, Ganj, Fırat ve Dicle ırmaklan; Asya, Avustralya, tropik Orta ve Güney Amerika ile ABD’nin güneyindeki birçok küçük ırmak ve Nikaragua Gölüdür. Irmak kö-


pekbahklan küçük ve orta boyda olmalarına karşın, çok obur ve saldırgandır.
20. yüzyılın ikinci yansında, köpekbalığı ekolojisi ile birey ve grup etkinlikleri üstüne elde edilen bilgiler, bu hayvanlann davranış biçimlerinin anlaşılması yolunda önemli katkılar sağlamıştır. Büyük köpekbalıklan küçükleri yediğinden, aynı büyüklükte olanlann bir araya gelmesi yaşamlannı sürdürebilmeleri için kaçınılmazdır. Bu gruplarda türler arası baskınlık hiyerarşisi açık bir biçimde gözlenir. Son derece gelişmiş başının sağladığı manevra yeteneği sayesinde çekiçbalıklan öbür köpekbahklan karşısında açık bir üstünlük sağlamıştır. Köpekbahklan genellikle alttan yaklaşarak beklenmedik bir yönde ortaya çıkar ve avının çevresinde daireler çizer. Avı bulan köpek- balıklarının çoğalması yüzme hızlanm artıran ve beslenme davramşlanm uyaran bir etki yapar. Avın çevresindeki hareketler giderek küçülen daireler çizmekten çapraz geçişlere dönüşür. Güçlü beslenme uyanla- nyla çılgınlaşan köpekbahklan iriliğine bakmaksızın yaralı türdeşlerini parçalar. Uzun süre beslenmeden yaşayabilen bu hayvanlar yaşama alanlan kısıtlandığında verilen yiyeceklere ilgisiz kalabilir, iri yapılı erkekler kur yapma döneminde, gebe dişiler yavrulama yerlerinde beslenmezler. Dişi yavrulamak için genellikle büyük köpekbahklannın bulunmadığı bölgeleri seçer. Kimyasal alıcı- lann, özellikle koku duyusunun, yiyeceğin yerini saptamada belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Vücudun üstünde bulunan dokunma alıcılan ses dalgalannın geliş yönünü saptamaya yarar ve köpekbalığı 800 Hz’nin altındaki düzensiz titreşimlerin kaynağına hızla yönelir.
Isırma davranıştan beslenme biçimlerine ve diş yapılarına göre değişir. Kesmeye ve testere gibi çalışmaya uyarlanmış dişleri olan köpekbalıklan, ısırma sırasında değişik vücut hareketleri yaparak parçalama işini kolaylaştınr.
Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve köpekbahklannın tehlike oluşturduğu öbür yerlerdeki kamuya açık plajlarda köpekbalığı saldınlanna karşı korunmak amacıyla gözetleme kuleleri, çanlar, sirenler ya da ağlar kullanılmaktadır. Plajlarda çok sayıda insanın suda yüzmesi, parlak renkli mayolar ya da yansımalara neden olan takılar, suda zıpkınlanan balıklar, su altında çıkanlan sesler, kıyıya yakın doğal ya da yapay setler köpekbahklannı kışkırtan etkenler arasındadır. Köpekbahklannın en çok, kıyıdan 100 m kadar uzakta 1 m’yi geçmeyen sığlıklarda insanlara saldırdığı gözlenmiş, bugüne değin yüzücülerin güvenliğini sağlayabilecek hiçbir etkili yöntem geliştirilememiştir. Köpekbahklannın insanlarla karşılaştığında gösterdikleri önceden kestirilemeyen davramş biçimleri önerilen korunma yöntemlerinin her durumda başanyla uygulanabilmesini olanaksız kılmaktadır.
Köpekbahklannın Türkiye’yi çevreleyen denizlerde yaşadığı bilinen 27 kadar türü vardır. Köpekbalığı türleri ve gruplan üstüne daha çok bilgi için bak. alaca köpekbalığı; balina köpekbalığı; beyaz köpekbalığı; camgöz; çekıçbalığı; dikburun; dikburun harharyas; Grönland köpekbalığı; harharyasgiller; Heterodontus; kaplan köpekbalığı; kedibalığı; mahmuzlu camgöz; pamuk- balığı; pars köpekbalığı; sabanbahğı; testere köpekbalığı.
Son düzenleyen Safi; 12 Nisan 2018 02:27
Gabriella - avatarı
Gabriella
Ziyaretçi
29 Temmuz 2008       Mesaj #2
Gabriella - avatarı
Ziyaretçi
Köpekbalıkları

Sponsorlu Bağlantılar
hammerhead
Pek çok kimsenin denizde en çok korktuğu, hatta bu yüzden denize giremediği hayvan, kuşkusuz köpekbalığı. Aslında insanlar için daha tehlikeli olabilecek hayvanlar varken, köpekbalığından bu kadar korkulmasının nedenleri ne olabilir? Neden bu hayvan bu denli ilgi çekici? Köpekbalığı gerçekten anlatıldığı gibi, kusursuz bir yırtıcı ya da yok edici mi? İnsanlara neden saldırıyor? Tüm bu ve buna benzer soruların yanıtlarını bu hayvanın evrimsel geçmişine, biyolojisine, köpekbalıklarına bakış açılarımıza ve onlarla olan ilişkilerimize bakarak değerlendirmek gerekir.

Köpekbalıkları, efsaneler, abartılı öyküler, haberler, korku filmleri aracılığıyla denizlerdeki korkunun temsilcileri olmuş. Ancak kötü şöhretlerine karşın insanlarla olan ilişkilerine bakıldığında, bu canlılara haksızlık edildiği açık. İnsanlar için potansiyel bir tehlike oluşturan bazı köpekbalığı türleri füze biçimli bedenleri, kocaman ağızları içindeki keskin dişleri ve meşhur sırt yüzgeçleriyle etrafa dehşet saçan, denizde insan kanına susamış canlılar olarak zihinlere yerleşmiş. Konuya ilişkin bilgisi oldukça az olan insanlarda bir köpekbalığı fobisi oluşmuş. Oysa, bu fikrin yanlışlığı biraz düşünüldüğünde kendiliğinden ortaya çıkmakta. Öyle ki, bırakın insanları memelilerin daha yeryüzünde yaşamadığı 350 milyon yıl kadar önce ilk türleri ortaya çıkan köpekbalıklarının doğal kurbanlarının insan olması mümkün değil.


Evrimsel Geçmiş

Kökenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bu hayvanların fosillerine Devoniyen dönemlerde rastlanır (395-345 milyon yıl önce). Bulunan en eski köpekbalığı fosili Orta Devoniyen'e aittir. Bu dönemden sonra gelen Karbonifer'de (345-280 milyon yıl önce) havanın ısınarak kuzey ve güney kutup bölgelerinin daralmasıyla, köpekbalıklarının denizlerde baskın tür konumuna geçtikleri düşünülüyor. Günümüz köpekbalıklarıysa Jura döneminin başında (190-136 myö) ortaya çıkmış. Krae-tase döneminde de (136-65 myö) varlığını günümüze değin sürdüren aileler ortaya çıkmış. Beslenme ve yüzme sistemlerindeki değişimler dışında köpekbalıklarının vücut yapıları evrim sürecinde çok az değişikliğe uğramış.

Köpekbalıkları, omurgalı hayvanların kıkırdaklı balıklar sınıfından olan canlılar. Vücut yapılarında kemik bulunmaz. Tümüyle kıkırdaktan oluşan bu yapı nedeniyle sualtında oldukça kıvrak hareket edebilirler. En büyük dezavantajları, kemikli balıklarda bulunan ve su içinde dengede kalmalarını sağlayan "yüzme keselerinin" olmayışı. Yüzmeyi bıraktıkları anda, ağır bir metal parçası gibi dibe çökerler. Yani, sürekli hareket etmek zorundadırlar. Yüzme keselerinin olmaması, su içinde dikey yönde oldukça hızlı hareket edebilmelerini sağlar. Ayrıca, bu hayvanlarda vücudun yaklaşık %20-30'u karaciğerden oluşur. Bu çok yağlı karaciğerler, köpekbalıklarına pozitif bir yüzerlilik kazandırır. Ancak karaciğerinin günümüzde kozmetik malzeme ve ilaç yapımında kullanılması, hayvanın çok fazla miktarda avlanmasına ve birçok türün soyunun tehlike altına girmesine neden olmuş.

Dünya denizlerinde bugün 350 köpekbalığı türü yaşamakta. 10 türse, saldırı olaylarından sorumlu tutuluyor. Türkiye denizlerinde ise 27 kadar köpekbalığı türü yaşıyor ve bunlar içinde tehlikeli olabilecek 8 tür var.

En büyük tür yaklaşık 20 metrelik uzunluğuyla balina köpekbalığı (Rhincodon typus), en küçüğüyse 20 cm'lik cüce kedibalığı (Etmopterus perryi). Balina köpekbalıkları dışındaki türlerin hepsi etçil. Balina köpekbalığıysa dev cüsselerine yalnızca karşın planktonlarla (mikroskopik canlılar) beslenirler. En büyük etçilse 7.2 metrelik boyuyla "büyük beyaz" olarak bilinen Carcharodon carcharias'tır. Ancak türlerin çoğu oldukça küçük boylu olup tehlike yaratabilecek herhangi bir organları yoktur ve insanlara potansiyel bir tehlike kaynağı olamayacak kadar derinlerde yaşarlar.

Köpekbalıklarının doğal besinleri arasında büyük balıklar, bazı deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve diğer köpekbalıkları yer alır. Üreme sistemlerine baktığımızda, dişi bireylerle erkek bireyler aşağı yukarı birbirlerine benzerler. Bu hayvanlar genelde derin sularda yaşadıklarından ve akvaryumda yaşatılmaları zor olduğundan, çiftleşme davranışları iyi araştırılmış değil. Köpekbalıkları üç farklı şekilde ürerler. Bazıları diğer balıklarda olduğu gibi döllenmiş yumurtayı dışarıya bırakırlar (ovipar); bazıları yavrularını vücut içinde taşır ve bizdeki göbek bağına benzeyen bir organ aracılığıyla besler (vivipar); bazılarıysa döllenmiş olan yumurtayı vücut içinde tutar ama herhangi bir şekilde yavru beslenmez ve gelişimini tamamlayınca dışarıya bırakılır (ovovivipar). Gebelik süreleri 9 ile 24 ay arasında değişir. Bir defada en az l en çok 100 yavru doğurabilirler.

Köpekbalıklarının milyonlarca yıldır hayatta kalmalarının sebeplerinden biri de diş ve çene yapıları. Dişler alt ve üst çenede 4 ya da 5 sıra halinde dizilir ve sayıları türlere göre değişir. Bu dişlerin hemen arkasındaysa "yedek dişler" diyebileceğimiz dişler bulunur. Beslenme sırasında hayvanın dişleri kırıldığında yerini bu dişler alır. Bu hızlı değişim birkaç günle birkaç haftada olabilir.

Köpekbalıklarının diğer canlılara üstünlük sağlamalarına yarayan bir başka özellikleriyse duyu organları. Koku alma ve işitme duyuları iyi gelişmiştir. Kan kokusunu 3 km uzaktan alabilirler. Çok küçük sesleri duyabilir ve geldiği yönü tayin edebilirler (insan sualtında sesi duyar ama geldiği yönü tayin edemez). Görme duyuları pek gelişmemiştir. Zaten genelde derin sularda yaşadıkları için, görme duyularını pek kullanmazlar. Vücutlarının yan tarafında bir çizgi şeklinde bulunan ve "yanal organ" denen duyu organlarıyla manyetik alanları algılayabilir, yön tayini yapabilir (özellikle bulanık suda) ya da yaralı bir balığın çıkardığı titreşimleri saptayabilirler.

Köpekbalıklarının en önemli duyu organıysa "Lorenzini ampulleri" denen elektroreseptör hücreleridir. Vücudun baş kısmında bulunan ve l mm'lik kanallarla dışarıya açılan yapılardır. Elektriksel uyartılara karşı oldukça hassas.

Bu kadar hassas duyu organlarına sahip bir canlı için av bulmak ve onu avlamak çok güç olmasa gerek. Avlanmada ilk uyarılan koku alma ve işitme duyularıdır. Harekete geçen hayvan ava yaklaştıkça görme duyusu devreye girer. Avı bulduğunda etrafında daireler çizmeye başlar. Bir müddet sonra bu daireler küçülmeye ve çapraz geçişler yapmaya başlar. İyice yaklaştığında gözleri geriye doğru kayar ve özel bir kapakla kapanır (parçalama sırasında koruma amaçlı). Bu andan sonra artık devrede sadece elektroreseptör organları çalışmaktadır ve hayvan elektrik yayan her şeye saldırır. Ağız açıldığında alt çene dışarıya doğru çıkar ve avını yakalayan hayvan üst çenesiyle avını tutar. Alt çeneyle de parçalar. Bu arada kazayla parçalanan kendi türlerini dahi yiyebilirler. Tek tek avlandıkları gibi, grup halinde de avlanabilirler. Uzmanlar dalarken ya da yüzerken saldırgan tek bir birey görüldüğünde korkulacak bir durum olmadığını ama sürüyle karşılaşıldığında durumun pek güvenilir sayılamayacağını söylüyorlar.

Bu hayvanların yüzmedikleri zaman battıklarını söylemiştik bu nedenle genel olarak deniz tabanı (özellikle kumlu, çamurlu yerler) ve ona yakın yerlerde yaşarlar. Beslenme amacıyla su yüzeyine çıktıkları da olur. Özellikle de sardalye ve orkinosları kovalarken. Ender olarak kıyı ve limanlara girerler.

Kuzey yarımkürede yaşayan köpekbalıklarının neden olduğu saldırma olayları yok denecek kadar az. Akdeniz, Ege ve Marmara Denizinde yaşayanların insanlara hiç saldırmadıkları kabul edilir. Bu durumda sahillerde tehlike yok gibi. Bununla birlikte, açık denizde yüzmek ya da derin su dalışları yapmak her zaman beraberinde belli bir risk getirir. Yine de istatistiklere bakılacak olursa köpekbalığı fobisi için bir neden yok. Köpekbalığı saldırıları en çok Avustralya'da görülüyor ama burada da arı sokmasıyla ölenler köpekbalığı saldırılarından ölenlerden 100 kat daha fazla. Boğulma sonucu ölenlerin sayısıysa 1000 kat fazla. Güney Afrika'da son 35 yıl içerisinde en çok saldırıya sörfçüler ve zıpkıncılar maruz kalmış; bu arada yalnızca bir dalgıç ciddi biçimde yaralanmış. Akdeniz sularındaki köpekbalığı saldırılarına ait bilimsel raporlar incelenecek olursa 1863-1961 yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık sürede sadece 18 saldırı olayının gerçekleşmiş olduğu görülür. 1960'lı yıllardan sonra Akdeniz'deki bu tip olaylara ait raporların bilimsel yayınlarda yer almadığı gözleniyor. Saldırı olaylarındaki en yüksek sayıya İtalya kıyılarında rastlanmış (5 saldırı). Bunu Yunanistan (4), Mısır (3), Yugoslavya (3), Malta (1), Fransa (1) ve Kuzey Afrika kıyılarındaki belirsiz bir bölge (1) izliyor.

SHARK1


Kansere Dayanıklılık

Köpekbalıkları hastalıklara karşı oldukça dirençliler. Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar. Köpekbalığı kıkırdağı, hastalıkla savaşmak için bağışıklık sistemini canlandıran belirli proteinler içerir. Yapılan çalışmalarda köpekbalığı kıkırdağının, tümörler için gerekli olan yeni kan damarı oluşumunu memelilerdekine göre çok daha etkin biçimde baskıladığı ortaya çıkmış bulunuyor. Çalışmalar köpekbalığının kıkırdağındaki aktif maddenin direkt tümöre etkili olmadığını, ancak yeni kılcal damarlarla beslenmesini ve büyümesini durdurabileceğini gösteriyor. Bunun yanında köpekbalıkları antikorlarının (savunma hücreleri), insanınkilerin yarısı büyüklüğünde olmalarının, dokulara kolaylıkla nüfuz edebilmelerini ve zararlı oluşumları önlemelerini sağladığı düşünülüyor.


Ekonomik önemi

Köpekbalıklarının çok az bir kısmının eti yenebiliyor. Bazı köpekbalıklarının yüzgeçlerinin kaynatılmasından elde edilen jel, çorbalara tat ve kıvam vermede kullanılıyor. Karaciğerlerinden çıkarılan yağ zengin A vitamini içerdiği için besin olarak değerlendiriliyor. Bu aynı zamanda kıkırdağıyla beraber ilaç yapımında kullanılıyor.

Tüm bu bilgiler ışığında bu balıkların insana saldırma nedenine gelince, geliştirmiş oldukları bazı avlanma yöntemleri ve besin olarak tercih ettiği canlılara duyduğu gereksinim. Foklar köpekbalığının da en sevdiği avlardan biri. Bir varsayım olarak, insanın suyun altından bakıldığındaki silueti foka çok benziyor; bu yüzden köpekbalıklarının foka benzettiği insanlara saldırdığı söylenmekte. Bazı kaynaklarda köpek balığının haince arkadan saldırdığı yorumları yapılır. Köpekbalıkları önden saldırırsa, fok köpekbalığını fark ederek hemen yakındaki bir kara parçasına çıkıp kurtulabiliyor. Zaman içinde bu davranışı öğrenen köpekbalığıysa arkadan olabildiğince hızla yaklaşıp, foku yakalayabiliyor. Gerçekte yemek listesinde bulunmayan insana saldırdığında, ilk ısırmadan sonra tadını beğenmeyip bırakabiliyor. Bu arada kurtulmak için kısa bir zaman doğuyor eğer yaralı birey şoka girmemişse ya da çok ağır yaralanmamışsa saldırıdan kurtulabiliyor. Köpekbalığı kalabalık bir dalgıç ya da yüzücü grubuna saldırdığında içlerinden birini seçerek diğerlerini göz ardı ettiğine dair bir gözleme çeşitli raporlarda yer verilmiş bulunuyor.


Köpekbalıklarından Korunma Tedbirleri

Türkiye denizlerinde tehlikeli türlere oldukça az rastlanıyor. Yüzücüler için herhangi bir tehlike söz konusu değil. Tehlikeye maruz kalabilecekler yalnızca zıpkınla balık avlayanlar olabilir. Zıpkıncılar, avladıkları balıkları bellerinde bir telle taşırlar. Parçalanmış balık ve kan kokusu köpekbalıklarını çekebilir. Herhangi bir saldırı durumunda balıkları mümkün olduğunca uzağa fırlatmaları ve hareketlerini en aza indirgemeleri gerekir. Su yüzeyinde hareket eden kol ve bacaklar köpekbalıklarını daha çok tahrik eder. Hızlı yüzmek kısa mesafelerde işe yarayabilir ama diğer türlü sonuç vermez. Dalgıçlar içinse, olabilecek dalış sınırları (0-42 metre) içinde karşılaşılabilecek köpekbalıkları ise küçük boylu zararsız türlerdir. Olası saldırı olaylarına karşı önerilen pek çok korunma tedbiri bulunuyor. İki taşı birbirine vurmak, kuvvetli ses çıkarmak, regülatörden hava püskürtmek, elle suya çarpmak vs. Eğer yanınızda varsa kimyasal madde (özellikle bakır asetat) kullanmak tavsiye ediliyor.

Bazı raporlarda, eğer birey yaralı değilse ve suda hareketsiz kalırsa meraklı köpekbalığının ortamdan ayrılabileceğinden söz edilmekte. Çeşitli şekillerde (bıçak, zıpkın vb kullanılarak) köpekbalığını yaralamak amacıyla yapılan hareketlerse büyük ihtimalle sonuçsuz kalacak ve hatta bir tahrik unsuru olduğunda saldırı olasılıkla yükselecektir. Köpekbalığına karşı şiddet kullanmak tavsiye edilmemekle birlikte, eğer başka bir seçenek kalmamışsa burun, gözler ya da solungaç yarıklarına darbe yapılmalı.

Dalışlar esnasında koyu renkli bir elbise giyilmesi ve özellikle açık su ya da derin su dalışlarında mümkün olduğunca fosforlu renklere sahip malzeme kullanımından kaçınılması tavsiye ediliyor. Ortamda büyük bir köpekbalığı fark edilirse, yavaş hareketlerle yüzeye çıkıp derhal tekneye binilmeli ve su yüzeyindeyken kollar açılmamalı. Zira köpekbalığı dalgıcın siluetini başka bir canlıya benzetip saldırabilir. Yasak olmasına karşın halen kıyılarımızda dinamitle avcılık yapılmakta ve bu olay pek çok köpekbalığını bir anda ortaya çıkan bol besinden ve kandan dolayı ortama çekebilmekte. Unutulmamalı ki, küçük boylu köpekbalıkları da böyle ortamlarda saldırgan bir tutum sergileyebiliyorlar.

Tüm bunlara karşın köpekbalıklarının insanlarla karşılaştığında gösterdikleri önceden kestirilemeyen davranışlar önerilen korunma yöntemlerinin her zaman başarıya ulaşmasını engelleyebiliyor.



Köpekbalığı Saldırılarında Tedavi Yöntemleri

Köpekbalığı ısırıkları sonucunda genellikle büyük miktarda doku ve kan kaybı söz konusu olur bu nedenle iki önemli probleme karşı acil ve etkin tedbirler almak gerekir:
1- Kan kaybının kontrol edilmesi
2- Şokun önlenmesi
Şok durumu genellikle aşırı (0,5 lt'den fazla) kan kaybına bağlı olarak gelişir. Böyle durumlarda derhal kanama durdurulmalı, yaralı sıcak tutulmalı, hemen serum verilmeli, fakat çok şiddetli şok geçiren bir yaralıya kesinlikle ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Kan dolaşımın normale dönmesi zaman alır. Bu esnada derhal bir tıp merkezine başvurulmalıdır.

Son düzenleyen Safi; 12 Nisan 2018 02:27
BrookLyn - avatarı
BrookLyn
Kayıtlı Üye
27 Ekim 2008       Mesaj #3
BrookLyn - avatarı
Kayıtlı Üye
Köpekbalığı

kopek baligi2
"Köpek Balığı"
Köpekbalıkları iskelet yapı­ları kemik yerine kıkırdaktan oluşmuş balık­lardır. Yeryüzünün hemen hemen tüm deniz­lerinde bulunan yaklaşık 300 türü vardır. Bazı türleri denizlerden akarsulara girmeleriyle dikkat çeker. Ayrıca bir köpekbalığı türünün (Carcharinus leucas) Orta Amerika'da Nika­ragua Gölü'nün tatlı sularında yaşadığı bilin­mektedir.

Köpekbalıklarının öne doğru uzamış sivri bir burnu, burnun altında keskin dişlerle donanmış hilal biçiminde bir ağzı vardır. Öndeki dişler aşındıkça yada koptuğunda diş sıraları öne doğru ilerler ve arkada yeni bir diş sırası gelişir. Gövdelerini sert ve pürtüklü diş yapısında pullar örter. Gövdelerinin yanların­da 5-7 çift solungaç yarığı vardır. Köpekbalık­ları birçok bakımdan 300 milyon yıldan daha önce yaşamış atalarına benzer. Plankton can­lılarından balıklara, foklara ve balinalara kadar yenebilecek her şey köpekbalıklarının besinleri arasındadır. Yakalanan köpekbalık­larının midelerinde kaplumbağalar, yunuslar, deniz kuşları, balıklar, yengeçler, kalamarlar, yumuşakçalar ve öbür köpekbalıkları bulun­muştur. Bazıları ölmüş deniz hayvanları ya da deniz taşıtlarının bıraktıkları artıklarla besle­nen leş ve çöp yiyicilerdir.

Köpekbalıklarında yumurtalar dişinin için­de döllenir. Erkeklerin karın yüzgeçlerinden gelişmiş olan çiftleşme organları spermanın dişiye aktarılmasına yarayacak biçimde oluk­ludur. Türlerin çoğunda yumurtalar dişinin içinde açılır ve yavrular canlı doğar. Öbürleri yumurta sarısı bakımından zengin iri yumur­talarını bir kılıfla sanlı olarak suya bırakır. Yaşayan en iri balık türü olan balina köpekbalığı (Rhincodon typus) 18 metre uzunluğa ve tonlarca ağırlığa ulaşmasına kar­şın oldukça zararsızdır. Yalnız karides ve benzeri küçük hayvanlarla beslenir. Bu hay­vanları solungaçlarından geçen sudan ince uzun, çok sayıda solungaç dikeniyle süzer. Balina köpekbalıkları oldukça tembel hay­vanlardır. Uzunluğu bu türe yaklaşan büyük camgöz (Cetorhinus maximus) de benzer bi­çimde beslenir.

Köpekbalıklarının birçoğu bu dev türlerin tersine son derece saldırgandır. Afrika'nın okyanus kıyıları, Amerika ve Avustralya kıyı­ları gibi köpekbalıklarının tehlike oluşturdu­ğu yerlerdeki plajlarda yüzücüleri korumak için gözetleme kuleleri, çanlar, sirenler, öbür uyarı sistemleri ve ağlar kullanılmaktadır. "İnsan yiyen" ve "beyaz ölüm" gibi adlar da takılan beyaz köpekbalığı (Carcharadon carc­harías) bütün köpekbalıkları arasında belki de en saldırgan ve insan için en tehlikeli olan türdür. Uzunluğu 11 metreye ulaşan bu dev balığın üstte genellikle boz, mavimsi yada kahverengimsi olan rengi karnına doğru kirli beyaza döner. Daha açık renkteki örnekleri­ne de rastlanmıştır. Kaplan köpekbalığı, pamukbalığı ve çekiçbalığı saldırganlığıyla tanı­nan köpekbalıkları arasındadır.

Çekiçbalıkları (Sphyrna cinsi) alışılmadık biçimde yanlara doğru genişlemiş başlarıyla dikkat çeker. Burun delikleri ve gözler bu yan çıkıntıların uçlarındadır. Bu son derece garip görünüşlü kafa biçiminin yüzerken büyük bir manevra yeteneği sağladığı anlaşılmaktadır. Sabanbalığının (Alopias vulpinus) kuyruğu gövdesi kadar uzundur. Saban biçimindeki kuyruğu saldırmadan önce balık sürülerini istediği gibi yönlendirmesine yarar. Mahmuzlu camgözler her iki sırt yüzgecinin önünde kalın ve sivri uçlu bir diken (mahmuz) taşıyan köpekbalıklarıdır. Bunlardan bayağı mahmuzlu camgöz, benekli camgöz yada katranbalığı (Squalus acanthias) adlarıyla ta­nınan tür kuzey yarıküre denizlerinde son derece geniş bir yayılım gösterir. Zehir keseleriyle bağlantılı olan sırtındaki mahmuzlar insan derisinde ağrılı yaralara yol açar. Uzun­luğu en çok 2 metre, gövdesi gri üstüne beyaz beneklidir.

Bayağı köpekbalığı (Mustelus mustelus) At­las Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaygın bi­çimde görülür. Uzunluğu en çok 160 cm, ortalama 60-100 cm dolayındadır. Kedilerinkini andıran oval biçimli gözleri nedeniyle kedibalığı adıyla tanınan 90'ı aşkın köpekbalığı türü vardır. Bunlardan küçük benekli kedibalığı (Scyliorhinus canícula) At­las Okyanusu'nun doğusunda ve Türkiye'yi çevreleyen tüm denizlerde yaşar. Uzunluğu en çok 1 metre dolayındadır; sırtı ile yanları sık ve küçük beneklidir. Karadeniz'de bulun­mayan büyük benekli kedibalığı ya da boz lekeli kedibalığı (Scyliorhinus stellaris) ise 2 metre uzunluğa yaklaşabilir. Ayrıca benekleri daha iri ve daha seyrektir. Bir düzine dolayında türü bulunan kelerbalıklarının (Squatina cinsi) uzunlukları en çok 2,5 metredir. Üstten basık baş ve gövdeleri ile yayvan göğüs ve karın yüzgeçleri nedeniyle vatozlara benzerler.


Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica

bi quan - avatarı
bi quan
Ziyaretçi
1 Nisan 2009       Mesaj #4
bi quan - avatarı
Ziyaretçi
Köpekbalıkları (Neoselachii)

Köpekbalıkları (Neoselachii) takımından, torpido veya mekik gövdeli, sivri burunlu, ağızları alt tarafta olan ve solungaç yarıkları boynun iki yanında bulunan, kıkırdak iskeletli yırtıcı balıkların genel adı. Denizlerde yaşayan 250 kadar türü bilinmektedir. Bunların 27 türünün insanlara saldırdığı tesbit edilmiştir. Bazı türler tropik nehirlerin tatlı su ağızlarına kadar sokulurlar. Boyları 30 cm'den küçük olanları olduğu gibi 14 metreye ulaşanları ve ağırlıkları 18 ton gelenleri vardır. Derileri pulsuzdur. Üzeri zımpara gibi sert ve pürtüklü bir maddeyle kaplıdır. Kuru derileri eskiden marangozlar tarafından zımpara kağıdı yerine kullanılırdı. Boyunlarının yan tarafında çoğunlukla beşer solungaç yarığı bulunur. Bu sayı bazılarında altı veya yedi olabilir. Solungaçlarının kapakları yoktur. Solunum için su, ağızdan alınarak solungaç yarıklarından pompalanır.


Köpekbalıklarının yüzme (hava) keseleri bulunmadığından ve suda ağır olduklarından, batmamak için sürekli olarak yüzmek zorundadırlar. Bu sayede su kesintisiz olarak ağızdan girerek solungaçlardan pompalanır. Balina köpekbalığı ise, ağzı açık olarak yüzdüğünden su akımı kesintisizdir.


Gelişmiş geniş yüzgeçleri, bir su kanadı gibi kullanılarak ağır gövdeyi devamlı yukarı kaldırırlar. Bazılarının sindirim sistemi de yüzmeye yardımcıdır. Kum köpekbalıkları su yüzeyinde kalabilmek için hava yutarak midelerini şişirirler. Köpekbalıklarının vücut yağları karaciğerlerinde biriktiğinden etleri yavan ve tatsızdır. Orta derinlikte yaşayanlarının büyük ve yağlı karaciğerleri yüzdürücü organ görevi yapar.


Köpekbalıklarının sabit solungaçlarını havalandırmak için, devamlı dolaşmaları gerektiği fikrinin doğruluğu bütün türler için geçerli değildir. Kaplan köpekbalıkları ve diğer bazılarının karınları üstünde yatarak saatlerce dipte kalabildikleri gözlenmiştir. Ağızları, oksijen için solungaçlara ağır ağır su pompalar vaziyettedir.


Köpekbalıklarının üremesi, çiftleşme sonucunda iç döllenme ile gerçekleşir. Döl yatağında yumurtalardan çıkan yavrular gelişimlerini buradan tamamlar ve canlı olarak doğarlar. Bazıları ise yumurtlayarak ürer. Bir kuş yumurtası kadar olabilen yumurtaları esnek bir kapsül içinde bulunur. Uçlarındaki ipliksi uzantılarla zeminlere tutunurlar. Yavrular doğar doğmaz dişlerine uygun küçük balıklara saldırırlar. Köpekbalıklarının karaciğerleri A vitamini bakımından zengindir. Bunlar ve derileri için avlanırlar.

Köpekbalıklarında dişler çenelerinde birkaç sıra halinde bulunur. Bu diş dizilerinin dışta olanı etkilidir ve içteki dizi ise kolaylıkla dışa doğru katlanabilir ve burada kaybedilen dişlerin yerini alır. Çenenin ön kısmında dişler kesicidir. Bunların gerisinde ise ezici dişler yer alır.


Kuba köpekbalığıEtçil saldırgan ve hareketli hayvanlardır. Çoğunlukla balıklar, çeşitli omurgasızlar ve gemilerden, limanlardan, atılan çöplerle beslenirler. Bu arada çeşitli eşyaları da yutarlar. Yakalananların midelerinde çeşitli kutular, şişeler, kömür ve tahta parçaları, gazete kağıdı, kırık çalar saatler, beze sarılmış tuğla gibi eşyalar görülür. Mideleri sindirimden çok depolama vazifesi yapmaktadır. Bazan midelerinde, parçalanmadan yutulmuş bütün balıklara rastlanabilmektedir. Köpekbalıklarının doymak bilmeyen yüksek bir iştahları vardır. Müthiş açlıklarını bastırmak için devamlı yiyecek ararlar. Bulurlarsa yerler. Köpekbalıkları okyanusların çöpçüleridir. Ağızlar başlarının altında olduğundan deniz tabanındaki leşleri adeta süpürürler. Mide suları o kadar kuvvetlidir ki, tek bir damlası insan etini yakar. Yavruları bile aç doğar. Doğar doğmaz dişlerine uygun küçük balıklara saldırırlar. Ağızları altta olduğundan, avlarına yandan dönerek saldırırlar. Avdan testereyle kesilmiş gibi parçalar kopararak yerler. Bu balıkların saldırısı sonucu, ayağını veya kolunu kaybetmiş birçok insan mevcuttur. Bu hayvanlar, tehlikeli olmakla beraber insanlara yaptıkları zarar korkulduğu kadar değildir. Her sene yıldırım çarpmasıyla ölenlerin sayısı, köpekbalıklarının öldürdüklerinden fazladır.


Köpekbalıkları, çok keskin bir koku alma duyusuna sahiptir. Başın alt kısmında ve ağzın önünde bulunan burun deliklerinde koku alma organları vardır. Burunları soluk almaya değil, koku almaya yarar. Kan kokusunu üç km uzaklıktan hissederler ve saldırgan bir hale gelerek o bölgeye doğru hızla hareket ederler.


Koku duyusunu görme duyusu tamamlar. Eskiden beri, köpekbalıklarının gözlerinin zayıf olduğu kabul edilirdi. Ancak, yapılan incelemeler neticesinde gözlerinde hassas bir retina bulunduğu ortaya çıkarıldı. Çok zayıf ışıkta bile görebilirler. Mesela gece veya karanlık derin sularda rahatlıkla avlanabilirler. Bazı derin su köpekbalıklarının gözlerindeki ağ tabakasında zayıf ve kesintili ışığı netleştiren ince bir zar mevcuttur. (Kediler de buna yakın bir mekanizmayla koyu karanlık bir ortamdaki en zayıf ışığı bile değerlendirerek çevrelerini rahatça görürler.) Gözlerine fazla ışık geldiğinde duyarlı zar, bir çeşit koku diyaframıyla örtülerek gözü korur.


Araştırmacılar, köpekbalıklarının avlanırken, avlarının 30 metre yakınına kadar koku duyularıyla yaklaştığını, 30 metreden daha yakın olan avları için gözlerini devreye koyduklarını ortaya çıkardı.


Köpekbalıkları, ayrıca vibrasyonlara karşı da çok hassastır. Aynı zamandan vibrasyon (sallantı) cinsi de mühimdir. Akıntı ters olsa bile işitme duyuları sayesinde sudaki titreşimlerden, yaralı bir insan veya hayvanın varlığının farkına varırlar. İşitme olayına, kapsül içinde bulunan iç kulaklarından başka, yanal çizgilerinden de son derece istifade ederler. Kemikli balıklarda olduğu gibi, vücutlarının yanlarında uzunlamasına birer kanal içinde bulunan yan organ (yanal çizgi) küçük frekanslı titreşimleri idrak eder.


Köpekbalıklarının saldırısına sebeb olan etkilerden biri de yüzen kimsenin sudaki hareketleridir. Köpek balıkları, daha çok sinirli, düzensiz, çırpıntı şeklindeki su dalgalarına doğru giderler. Bir insanın sudaki davranışı, çoğu zaman köpekbalıklarının davranışını tayin eder. Suda panik çok tehlikelidir. Böyle hareketler köpekbalıklarına davetiyedir. Denizde yüzen insan, köpekbalığı gördüğü takdirde soğukkanlılığını bozmadan düzenli yüzme hareketleriyle sahile bir an önce varmaya çalışmalıdır. Paniğe kapılmadan düzgün yüzme hareketleriyle birkaç köpekbalığı arasından sıyrılarak sahile ulaşan kimseler mevcuttur. Köpekbalığının burnu darbeye karşı hassastır. Burnuna vurulabilecek bir yumruk, balığı kaçırtır. Bir yaralanma halinde, yarayı hemen kayış gibi bir şeyle sıkarak kanı durdurmak gerekir. Aksi takdirde kısa bir anda ortalık köpekbalıklarıyla kaynayabilir. Köpekbalıkları genelde derin su hayvanları olmakla beraber bazan sığ sularda da saldırmaktadırlar.


Köpekbalıklarına karşı çeşitli korunma çareleri araştırılmaktadır. İkinci Dünya Harbinde ABD donanmasında bunlarla ilgili çalışmalar hızlandırılmıştı. Yarı kokuşmuş köpekbalığı etinin, ahtapot ve mürekkepbalığı mürekkebinin köpekbalıklarını kaçırttığı tesbit edildi. Bilim adamları, bir geminin batması veya bir tayyarenin mecburi iniş yapması halinde personeli korumak için bakır-asetatlı bir bileşimi ve nigrosin boyası hazırladılar. Bakır-asetatlı bileşim, kokuşmuş köpekbalığı etinin bazı kimyevi hususiyetini taşır. Nigrosin boyası da, mürekkep balığı mürekkebini andırır. Yapılan denemeler gösterdi ki, suda eriyen kalıp halindeki karışım suya bırakılınca köpekbalıklarını kaçırttı. Korunma çaresi olarak gemideki bütün personele dağıtıldı. Böylece birçok hayat kurtarılmış oldu. Daha sonra yapılan araştırmalar neticesinde köpekbalıklarını kaçırtan şeyin nigrosin boyasından çok boyanın rengi olduğu ortaya çıktı. Bununla beraber asetat ve kara nigrosin boyasıyla yapılan deneyler her zaman kesin sonuç verememektedir. Delinmiş, basınçlı hava borularından çıkan hava kabarcıkları da köpekbalıklarını tamamen kaçırtmamaktadır. Köpekbalığı saldırısına karşı, insanı koruyabilen bir çeşit köpekbalığı kaçırıcı madde elde etme çalışmaları henüz kesin bir sonuç verememiştir. En uygun savunma çeşidi; yüzülen alanları, köpekbalıklarına karşı hazırlanmış özel ağlarla çevirmektir.


Köpekbalıklarının denizlerde mağlup edemedikleri tek hayvan zeki foklardır. Foklar saldırgan köpekbalıklarının karın boşluğuna dalarak karnını deşerler. Bazı ülkelerin plajlarında, köpekbalıklarının saldırılarına karşı ehlileştirilmiş fok balıkları bulundurulur. Yurdumuzda en çok rastlanan camgöz kedibalığı, pamukbalığı ve vatozlardır.


Asıl köpekbalığı (Mustelus mustelus)

Tropik ve kuzey denizlerle Akdeniz'de yaşar. Boyu 1,25 ile 1,75 m arasındadır. Yumuşakça ve kabuklular ile beslenir. Derinlerde barınır. Mayıs ve haziran aylarında kıyı bölgelere gelir.

Mavi köpekbalığı (Prionace glauca)

Tropik ve ılık denizler ile Akdeniz'de ve Avrupa kıyılarında yaşar. Boyu 3,5-4,5 metre kadardır. Gözleri, göğüs ve karın yüzgeçleri mavi olduğu için bu adı almıştır. Pamuk balığı olarak da bilinir. Dişleri kuvvetli ve testere gibidir. Yakalandığı zaman sudan çıkarılmadan önce öldürülür. Asıl harhariyastan sonra insanlar için en korkulu balıktır. Bir defa insan etinin tadını almış olanı korkusuzca insana saldırır. Tropik denizlerde 140 kadar çeşidi yaşamaktadır.

Asıl harhariyas (Carccharhinus lamia)


Bu cinsin 40 kadar türü vardır. Atlantik Denizinde ve Akdeniz'de yaşar. Boyu 2,25 metre kadardır. Rastladığı balığı yutar. İnsan için en tehlikeli köpekbalığıdır.

Mahmuzlu camgöz (Squalus acanthias)

Atlantik Denizinde ve Akdeniz'de yaşar. Boyu 1,5 metre kadardır. Her iki yılda bir ilkbaharda beyaz renkli 25-26 cm boyunda 6 ile 12 yavru doğurur.

Siyah camgöz (Etmopterus spinax)

Avrupa denizlerinde yaşar, Boyu 45 cm'dir. Sırt yüzgeçlerinde birer diken vardır. Ortalama olarak 10 ile 20 yavru doğurur.

Çekiç balığı (Sphhyrna zygaena)

Akdeniz'de tropik denizlerde yaşar. Başı çekiç şeklinde, saldırgan bir köpekbalığıdır. Boyları 3-5 m'ye ulaşabilir. 200-300 kg ağırlıkta olanları mevcuttur.

Güneşleyen köpekbalığı (Cetorhinus maximus)

Daha çok okyanuslarda bulunur. Boyları 13 metreye, ağırlıkları 400 kiloya kadar ulaşır. Denizin yüzeyine yatıp ısındığı için bu ismi almıştır. Saldırdığı avını öldürmeye değil ondan bir parça koparmaya çalışır.
Son düzenleyen Safi; 12 Nisan 2018 02:30
probLem girL - avatarı
probLem girL
Ziyaretçi
13 Ağustos 2009       Mesaj #5
probLem girL - avatarı
Ziyaretçi
Balina köpekbalığı(Rhincodon typus)
Walhai4

«Balina köpekbalığı», günümüzdeki balıkların en irisidir. 13-14 metre uzunluğunda olanları çok görülmüştür, 18 metrelikleri bile duyulmuştur. Bu canavarların kaç kilo çektikleri kesin olarak bilinmezse de, 11.5 metre uzunluğunda olan bir tanesinin 13 tondan ağır olduğu hesaplanmıştır.
Bu tür, iki sırt yüzgecinin vücudunun arkasına doğru yer alması bakımından kedi - balığıgillere benzer, fakat kuyruk lotalarının eşit gelişimi ve dişlerinin ufaklığı bakımlarından onlardan ayrılır.
Bütün tropikal denizlerde bulunan balina köpekbalığı, bazen mutedil sulara da girer. Bazen sürüler halinde toplanır. Arada suyun yüzeyinde güneşlenir, fakat o kadar korkusuz ve tembeldir ki gemilerin çarpması sonucunda öldüğü olur.
Balina köpekbalığının sırtı ile yanları, derisinin koyu gri veya kahverengi fonu üzerinde belirli şekilde göze çarpar yuvarlak beyaz veya sarımsı beneklerle süslüdür.


Çekiç Kafalı Köpekbalığı

Köpekbalığı türlerinin en garip biçimlisi olan bu türün kafa yapısı çekici andırdığı için bu adı almıştır. Burun delikleri ve gözleri, bu çekiç biçimindeki çıkıntıların üzerinde yer alır. Uzunlukları 4.50 m’ye yakındır. Bütün tropikal denizlerde bol miktarda bulunur; ayrıca kıyıya yakın, ya da az tuzlu sulara girdikleri görülür. Vatoz ve diğer küçük köpekbalıklarını yiyerek beslenirler. Kimi türleri deri ve yağları için avlanır. İnsana saldıran ender tehlikeli köpekbalıklarından biridir. Alçak sulara girdiğinde oltayla bile yakalanır.


Çekiç balıkları bir tür köpek balığıdır ve balıklar arasında en ilginç kafalılardan birisidir.Başlarının yanında çekiç biçiminde 2 tane çıkıntı vardır ve gözleri kafalarının iki yanındaki bu geniş çıkıntıların ucunda bulunur.Boyu 4 metreye ulaşabilen çekiç balıkları sıcak denizlerde yaşarlar.
Doğurarak çoğalan çekiç balıkları döllenmeden 15 ay kadar sonra ilkbahar ve yaz aylarında doğururlar.Bir defada 25 kadar yavru dünyaya getirebilirler.
Yavrular yaklaşık yarım metre boyundadır ve doğum kolay olması için çekiçleri arkaya doğru yatık durumdadır.
Bu köpek balıkları oldukça iri olduklarından çok tehlikeli olabilirler.İnsanlara saldırdıkları da çok duyulmaktadır.Dişleri uzun keskin ve hemen hemen üçgen biçimindedir.Özellikle Birleşik Amerikanın Atlantik Kıyılarında ve Batı Hint Adalarında derileri ve karaciğerlerinin yağı için çok avlanırlar.
Son düzenleyen Safi; 12 Nisan 2018 02:29
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
28 Ekim 2009       Mesaj #6
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Boğa köpekbalığı (Carcharhinus leucas)

boakpekbalg

Boğa köpekbalığı (Carcharhinus leucas), genellikle 2-3 m olan ama 4 m'yi de bulan teklikeli bir köpekbalığıdır. Balık, ahtapot, kalamar, yunus ve kaplan kum köpekbalığı gibi hayvanlarla beslenir.

Dağılımı


Genelde çoğu denizde görülür ama tam olarak yaşıyor dediğimiz yerler: 4 okyanusun 3'ünde yaşar. (Aşağıda dağılımı var.) Ve tatlısulara geldiği de bilinir. Bu özelliğe sahip tek köpekbalığı.

Üreme


Yumurtasız ürerler ama memeli değildirler.
Vikipedi

Leopar Köpek Balığı (Triakis semifasciata)

Köpekbalığı (Selachimorpha)

Leopar köpek balığı (Triakis semifasciata), Triakidae familyasından bir köpek balığı türü. Doğduklarında 20 - 23 cm civarındadırlar. Ortalama uzunlukları 120-150 cm'dir. Kaydedilmiş en büyük yetişkinin uzunluğu ise 71 inç, yani 180 cm kadardır. Ağırlıkları ortalama 32 kg'dır. Kuzey Amerika'nın Büyük Okyanus'a kıyısı olan Oregon, Kaliforniya eyaletlerinde yaşar. Solucanlar, yumuşakçalar, kabuklular, ahtapotlar ana öğünlerini oluşturur. Okyanusal kayalıklarda, resiflerde, kelp ormanlarında, iskele altlarında sıkça görülürler. 3-76 m derinliklerde bulunurlar. Ancak geneklikle 6 m ve daha yüzeye yakın tabakaları tercih ederler.

Leopar köpek balığı vivipardır. Çiftleşmeden 10-12 ay sonra yavrular doğar. Bir seferde 4-29 yavru doğabilir.
Vikipedi
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 12 Nisan 2018 02:29
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
19 Kasım 2009       Mesaj #7
Avatarı yok
Yasaklı
Köpekbalıklarının Evrimi


Köpekbalıkları en az 450 milyon yıldır süren bir evrimi temsil etmektedirler. Bu süreç, dinozorların var olmasından yaklaşık 100–200 milyon yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Bizler ilk köpekbalıklarına ait bilgileri onların fosilleşmiş dişlerinden elde ediyoruz. Bu fosiller bizlere, günümüzde mevcut yaklaşık 1000 türe karşın, bir zamanlar bu eski dünyanın denizlerinde avlanmış ve korku salmış 2000 kadar türün var olduğunu da göstermektedir.

Yaklaşık 450 milyon yıllık evrimsel tarihleri süresince köpekbalıkları, sucul yaşamın temel bileşenlerinden biri olmuş ve çok değişik ekolojik faktörlere adapte olmayı başarabilmişlerdir. Permiyen periyodunun sonundaki felakette (245 milyon yıl önce) deniz canlılarının neredeyse yüzde 96’sı yok olmuşken, köpekbalıkları hayatta kalmayı başarmışlardır. Dinozorların var oluşlarına şahit oldukları gibi onların yok oluşlarını da izlemişlerdir . Sahip oldukları bu uzun evrim tarihi, onları mükemmel birer avcı yapmıştır. Eğer kendimizi o uzak zamanlara götürebilme şansımız olsaydı, bize yabancı gelecek ve acayip organizmaların oluşturduğu dünyada tanıyabileceğimiz tek canlı köpekbalıkları olurdu. Uzak zamanlarda görebileceğimiz köpekbalıkları günümüzde gördüklerimizden elbette biraz farklı olacaktı.

Fosil kayıtlarında en yaşlı köpekbalığı benzeri yaratığa Siluriyen devrinin başlangıcına doğru rastlanmakta olup bu da yaklaşık 450 milyon yıl öncesine denk gelmektedir. Bununla beraber, Erken Devoniyen’e kadar (yaklaşık 400 milyon yıl öncesi) gerçek köpekbalıklarına ait fosil dişlere rastlanmamaktadır. Siluriyen’de rastlanan bu yaratıklar boyları 30 cm’yi, dişleri ise 4 mm’yi geçmeyen canlılardı. Bu yaratıklara ait tam bir fosil iskeleti elimizde bulunmadığından dolayı, bunların köpekbalıklarının atası olduğunu söylemek şu an için zordur. Bununla birlikte, Antarktika’da bulunan Antarctilamna en eski köpekbalığı fosiline bir aday olabilir. 40 cm boya sahip bu balık köpekbalığını andırmaktadır. Önünde bir adet diken bulunan uzun bir dorsal yüzgeci vardır. Dişleri taç şeklinde iki uca sahiptir ve bu uçlar arasında daha küçük uçlar bulunmaktadır.

Balıkların evriminde Devoniyen çağı (yaklaşık 400 milyon yıl öncesi) önemlidir. Çünkü bu zamanda köpekbalıkları da dâhil tüm balıklar oldukça farklılaşmışlardır. Bütün bir şekilde bulunan en erken gerçek köpekbalığı iskeletlerinden biri Cladoselache’ye aittir.



Cladoselache


En eski ve ilkel köpekbalıklarından biri olan Cladoselache, yaklaşık 400 milyon yaşında olup Ohio, Kentucky ve Tennessee’nin Paleozoik tabakaları içinde bulunmuştur. Bu kayalar bir zamanlar Kuzey Amerika’ya kadar uzanan sığ bir okyanusun yumuşak çamurlu zeminini oluşturmakta idi. 0.5 – 2 m arasında boyu olan Cladoselache, öyle olağanüstü bir şey değildi. Uzun kıkırdak çubuklarla desteklenen her iki sırt yüzgecinin önünde uzun ve büyük dikenler mevcuttu. Anal yüzgeci ve klasperleri (günümüz köpekbalıklarında iç döllenmeyi gerçekleştirebilmek amacı ile erkek bireylerin sahip olduğu ve pelvik yüzgeçlerinden oluşan 2 adet üreme organına verilen ad) yoktu. Başın her iki yanında 5 adet solungaç açıklığı bulunmakta olup uzun ve narin bir yapıya sahip çeneleri mevcuttu. Dişleri 3 tane sivri uca sahipti ve ortada bulunan büyük ucun kenarlarında daha küçük çıkıntılar vardı. Bulunan fosil dişlerde bu sivri uçların yıpranmış ve körelmiş olduğu görülmektedir. Bu durum; muhtemelen Cladoselache’nin dişlerini modern köpekbalıkları kadar sık değiştirmediğini göstermektedir. Kuyrukları (kaudal yüzgeç) çok hızlı yüzen Mako’ya (Isurus oxyrinchus) ve Büyük Beyaz Köpekbalığı’na (Carcharodon carcharias) benzemekte idi. Bazı Cladoselache üyelerinin fosilleşmiş kalıntılarında ilk olarak kuyruklarından yenmiş bütün şeklinde balıklara rastlanılmıştır. Bu da, Cladoselache’nin balık ile beslendiğini, yüksek bir hız ve çevikliğe sahip olduğunu göstermektedir. Hız ve çevikliğe sahip olma aynı zamanda aynı okyanusu paylaştığı ve boyları 6 m’yi geçen zırhlı dev Plakoderm balıklar (arthrodires) tarafından yenilmemek için gereken bir özellik idi. Bu Devoniyen dönemi denizlerinde yaşayan Cladoselache ve diğer köpekbalıkları aynı zamanda bu ürkütücü zırh plaklı Plakoderm balıklar ile rekabet etmek zorunda idi. Bununla beraber bu dönemin köpek balıkları hem basit hem de hidrodinamik olarak son derece hızlı ve elverişli vücut yapıları ile taktiksel bir üstünlüğü çoktan kazanmışlardı bile. Kıkırdaktan oluşan esnek ve güçlü bir iskelet ile rakiplerinden daha iyi bir adaptasyon sağlamışlardır.


Stethacanthlar


Karbonifer devrinin başlarında, yaklaşık 360 milyon yıl önce, köpekbalıkları farklılaşmaya ve çoğalmaya başladılar. Öyle ki, biliminsanları bu zamana “köpekbalıklarının altın çağı” adını koydular. Bu devirde günümüz köpekbalıklarına benzer türlere ilaveten tuhaf olarak nitelendirilebilecek bazı türler de vardı. Stethacanthus muhtemelen 3-4 metre boya ulaşabiliyordu ve başının üzerinde küçük dişlerden oluşan bir miğfere sahipti. Sırtında görülen büyük bir çıkıntı ile bu köpekbalıklarının görünüşü oldukça değişikti. Birinci sırt yüzgecinin olması gereken yerde küçük dişçiklerden oluşan fırça şeklinde bir yapı vardı Hem erkek hem de dişilerde bulunan bu fırça şeklindeki yapı düzinelerce dişten oluşuyordu ve küçük dişçikler önde iken daha büyükleri arkada yer alıyordu. Göze çarpan ve kullanışsızmış gibi görünen bu yapı önemli bir role sahip olmalı idi. Belki kur yapmada, belki savunmada önemli bir role sahipti. Belki de, günümüz kılavuz balığında (Remora sp.) olduğu gibi, bu yapıyı kendini daha büyük bir balığın altına yapıştırmak için kullanıyorlardı.


Helicoprion


Bu köpekbalığı hakkında çok az şey bilinmesine rağmen dişlerinin şekli hemen fark edilmektedir. Dişler “taşıyıcı kemer” olarak adlandırılan yarım ay şeklindeki bir yapının arkasından çıkarak bir helezon ya da sarmal oluştururlar, ancak bu dişler modern köpekbalıklarındaki gibi ön taraftan dökülmezler. Bunun yerine, dişler alt çenenin apeksinde bir eksen üzerinde dönerler ve daha sonra sıkı bir spiral şeklinde toplandıkları yer olan alt çenenin altındaki bir boşluk içerisine geri giderler. Bu köpekbalığının neden bu şekilde acayip bir diş düzeni geliştirdiği hala bir sırdır. Bu köpekbalıkları da büyüktü. Büyük fosil dişlerine dayanılarak yapılan hesaplara göre boyları 6, ağız genişlikleri ise 1 metreye kadar ulaşabiliyordu. Devoniyen sonunda zırhlı dev plakodermlerin yok olması ile bu köpekbalıkları denizlerdeki en büyük omurgalı avcılar oldular.






Kaynak:popüler bilim
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
30 Ağustos 2010       Mesaj #8
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
Beyaz Köpek Balığı
Vikipedi, özgür ansiklopedi

  • Bilimsel sınıflandırma
  • Alem: Animalia(Hayvanlar)
  • Şube: Chordata(Kordalılar)
  • Sınıf: Chondrichthyes(Kıkırdaklı balıklar)
  • Takım: Lamniformes
  • Familya: Lamnidae
  • Cins: Carcharodon
  • Smith, 1838 Tür: C. charcharias
  • Binominal adı Carcharodon carcharias Linnaeus, 1758

Beyaz köpek balığı (Carcharodon carcharias), Lamnidae familyasından bir köpek balığı türü.

Boyu 6 (nadiren 7) metreye ağırlığı 1.7 tona kadar ulaşabilen bu köpek balığı, bütün dünyadaki ılıman sularda, dolayısı ile Türkiye'nin Akdeniz, Ege ve Marmara kıyılarında bulunur. Bazı kaynaklarda, Karadeniz'de de bulunduğu belirtilir.

Beyaz köpek balığının Akdeniz havzasındaki temel besinleri, orkinos balıklarıdır. Ancak orkinos balıklarının neslinin azalması sonucu yunuslar ile beslenmeye ağırlık verdikleri tahmin edilmektedir. Balina, yunus, diğer köpek balığı türleri, deniz kunduzları, foklar, penguenler, tuna balığı en favori yiyeceklerindendir. Avına alttan yaklaşarak öldürücü vuruşunu yaparkende avını ısırarak uzaklaşır. Avının kan kaybından ölmesini bekledikten sonra avını yer. diğer köpek balıkları gibi çiğneme yeteneği yoktur avını parça parça kopartarak ya da tüm olarak yutar. Beyaz köpek balığının yediği büyük bir av onu 1-2 ay idare edebilir.

Türkiye karasularında en son kaydedilen iki birey, 5 temmuz 2008 tarihinde Edremit Körfezi'nde yakalanmıştır. İhtiyoloji Araştırmaları Topluluğu tarafından incelenen her iki bireyin de yavru olması ve bir tanesinin yeni doğmuş olması, yavruların Kuzey Ege sularında doğduğuna dair ipucu vermiştir. Çoğu filmde katil köpek balığı diye anılır ama dünya rekorlarına en uzun süre mesafe yol kat eden köpek balığı olan nicole Afrika açıklarından başlayarak 3 ayda Avusturalya'ya mercan resifine gidip gelerek rekor kırmıştır.

800px Carcharodon carcharias

Beyaz köpek balığının oldukça kuvvetli çenesi vardır.

Çenelerinde 3000'e yakın kesici diş birkaç sıra halinde bulunur. ilk iki sıra ısırma ve kopartma için kullanılırken arka sıralar besini daha küçük parçalara ayırmak için kullanılır.

Yassı üçgen biçimli kesici dişler kırılma kopma gibi durumlarda yeniden çıkar.Üremeleri ovonipardır. yani yumurtlarlar ancak yumurta dişi bireyin karnında büyür gelişir ve yumurtadan çıkar. Ortalama 2-14 adet yavrularlar. Beyaz köpek balığı diğer köpek balıkları gibi koku almada çok hassastır. 100 litre suda tek bir kan damlasının kokusunu farkedebilir. Elektriksel yük değişimlerine karşı oldukça hassaslardır. 0.005 mikrovoltluk değişimleri farkedebilirler. Avının atan kalbinin ya da solungaçlarının yaydğı elektriği farkedecek kadar hassastırlar. Esir ortamına alışık değillerdir. Tutsak olarak fazla uzun ömürlü olmadıkları görülmüştür.Köpek balığı hastalığa yakalanmayan tek canlıdır.
"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.
pesimist - avatarı
pesimist
Ziyaretçi
7 Mayıs 2011       Mesaj #9
pesimist - avatarı
Ziyaretçi
Köpekbalıkları (Neoselachii)

Köpekbalıkları (Neoselachii) takımından, torpido veya mekik gövdeli, sivri burunlu, ağızları alt tarafta olan ve solungaç yarıkları boynun iki yanında bulunan, kıkırdak iskeletli yırtıcı balıkların genel adı. Denizlerde yaşayan 250 kadar türü bilinmektedir. Bunların 27 türünün insanlara saldırdığı tesbit edilmiştir. Bazı türler tropik nehirlerin tatlı su ağızlarına kadar sokulurlar. Boyları 30 cm'den küçük olanları olduğu gibi 14 metreye ulaşanları ve ağırlıkları 18 ton gelenleri vardır. Derileri pulsuzdur. Üzeri zımpara gibi sert ve pürtüklü bir maddeyle kaplıdır. Kuru derileri eskiden marangozlar tarafından zımpara kağıdı yerine kullanılırdı. Boyunlarının yan tarafında çoğunlukla beşer solungaç yarığı bulunur. Bu sayı bazılarında altı veya yedi olabilir. Solungaçlarının kapakları yoktur. Solunum için su, ağızdan alınarak solungaç yarıklarından pompalanır.


Köpekbalıklarının yüzme (hava) keseleri bulunmadığından ve suda ağır olduklarından, batmamak için sürekli olarak yüzmek zorundadırlar. Bu sayede su kesintisiz olarak ağızdan girerek solungaçlardan pompalanır. Balina köpekbalığı ise, ağzı açık olarak yüzdüğünden su akımı kesintisizdir.


Gelişmiş geniş yüzgeçleri, bir su kanadı gibi kullanılarak ağır gövdeyi devamlı yukarı kaldırırlar. Bazılarının sindirim sistemi de yüzmeye yardımcıdır. Kum köpekbalıkları su yüzeyinde kalabilmek için hava yutarak midelerini şişirirler. Köpekbalıklarının vücut yağları karaciğerlerinde biriktiğinden etleri yavan ve tatsızdır. Orta derinlikte yaşayanlarının büyük ve yağlı karaciğerleri yüzdürücü organ görevi yapar.


Köpekbalıklarının sabit solungaçlarını havalandırmak için, devamlı dolaşmaları gerektiği fikrinin doğruluğu bütün türler için geçerli değildir. Kaplan köpekbalıkları ve diğer bazılarının karınları üstünde yatarak saatlerce dipte kalabildikleri gözlenmiştir. Ağızları, oksijen için solungaçlara ağır ağır su pompalar vaziyettedir.


Köpekbalıklarının üremesi, çiftleşme sonucunda iç döllenme ile gerçekleşir. Döl yatağında yumurtalardan çıkan yavrular gelişimlerini buradan tamamlar ve canlı olarak doğarlar. Bazıları ise yumurtlayarak ürer. Bir kuş yumurtası kadar olabilen yumurtaları esnek bir kapsül içinde bulunur. Uçlarındaki ipliksi uzantılarla zeminlere tutunurlar. Yavrular doğar doğmaz dişlerine uygun küçük balıklara saldırırlar. Köpekbalıklarının karaciğerleri A vitamini bakımından zengindir. Bunlar ve derileri için avlanırlar.

Köpekbalıklarında dişler çenelerinde birkaç sıra halinde bulunur. Bu diş dizilerinin dışta olanı etkilidir ve içteki dizi ise kolaylıkla dışa doğru katlanabilir ve burada kaybedilen dişlerin yerini alır. Çenenin ön kısmında dişler kesicidir. Bunların gerisinde ise ezici dişler yer alır.


Kuba köpekbalığıEtçil saldırgan ve hareketli hayvanlardır. Çoğunlukla balıklar, çeşitli omurgasızlar ve gemilerden, limanlardan, atılan çöplerle beslenirler. Bu arada çeşitli eşyaları da yutarlar. Yakalananların midelerinde çeşitli kutular, şişeler, kömür ve tahta parçaları, gazete kağıdı, kırık çalar saatler, beze sarılmış tuğla gibi eşyalar görülür. Mideleri sindirimden çok depolama vazifesi yapmaktadır. Bazan midelerinde, parçalanmadan yutulmuş bütün balıklara rastlanabilmektedir. Köpekbalıklarının doymak bilmeyen yüksek bir iştahları vardır. Müthiş açlıklarını bastırmak için devamlı yiyecek ararlar. Bulurlarsa yerler. Köpekbalıkları okyanusların çöpçüleridir. Ağızlar başlarının altında olduğundan deniz tabanındaki leşleri adeta süpürürler. Mide suları o kadar kuvvetlidir ki, tek bir damlası insan etini yakar. Yavruları bile aç doğar. Doğar doğmaz dişlerine uygun küçük balıklara saldırırlar. Ağızları altta olduğundan, avlarına yandan dönerek saldırırlar. Avdan testereyle kesilmiş gibi parçalar kopararak yerler. Bu balıkların saldırısı sonucu, ayağını veya kolunu kaybetmiş birçok insan mevcuttur. Bu hayvanlar, tehlikeli olmakla beraber insanlara yaptıkları zarar korkulduğu kadar değildir. Her sene yıldırım çarpmasıyla ölenlerin sayısı, köpekbalıklarının öldürdüklerinden fazladır.


Köpekbalıkları, çok keskin bir koku alma duyusuna sahiptir. Başın alt kısmında ve ağzın önünde bulunan burun deliklerinde koku alma organları vardır. Burunları soluk almaya değil, koku almaya yarar. Kan kokusunu üç km uzaklıktan hissederler ve saldırgan bir hale gelerek o bölgeye doğru hızla hareket ederler.


Koku duyusunu görme duyusu tamamlar. Eskiden beri, köpekbalıklarının gözlerinin zayıf olduğu kabul edilirdi. Ancak, yapılan incelemeler neticesinde gözlerinde hassas bir retina bulunduğu ortaya çıkarıldı. Çok zayıf ışıkta bile görebilirler. Mesela gece veya karanlık derin sularda rahatlıkla avlanabilirler. Bazı derin su köpekbalıklarının gözlerindeki ağ tabakasında zayıf ve kesintili ışığı netleştiren ince bir zar mevcuttur. (Kediler de buna yakın bir mekanizmayla koyu karanlık bir ortamdaki en zayıf ışığı bile değerlendirerek çevrelerini rahatça görürler.) Gözlerine fazla ışık geldiğinde duyarlı zar, bir çeşit koku diyaframıyla örtülerek gözü korur.


Araştırmacılar, köpekbalıklarının avlanırken, avlarının 30 metre yakınına kadar koku duyularıyla yaklaştığını, 30 metreden daha yakın olan avları için gözlerini devreye koyduklarını ortaya çıkardı.


Köpekbalıkları, ayrıca vibrasyonlara karşı da çok hassastır. Aynı zamandan vibrasyon (sallantı) cinsi de mühimdir. Akıntı ters olsa bile işitme duyuları sayesinde sudaki titreşimlerden, yaralı bir insan veya hayvanın varlığının farkına varırlar. İşitme olayına, kapsül içinde bulunan iç kulaklarından başka, yanal çizgilerinden de son derece istifade ederler. Kemikli balıklarda olduğu gibi, vücutlarının yanlarında uzunlamasına birer kanal içinde bulunan yan organ (yanal çizgi) küçük frekanslı titreşimleri idrak eder.


Köpekbalıklarının saldırısına sebeb olan etkilerden biri de yüzen kimsenin sudaki hareketleridir. Köpek balıkları, daha çok sinirli, düzensiz, çırpıntı şeklindeki su dalgalarına doğru giderler. Bir insanın sudaki davranışı, çoğu zaman köpekbalıklarının davranışını tayin eder. Suda panik çok tehlikelidir. Böyle hareketler köpekbalıklarına davetiyedir. Denizde yüzen insan, köpekbalığı gördüğü takdirde soğukkanlılığını bozmadan düzenli yüzme hareketleriyle sahile bir an önce varmaya çalışmalıdır. Paniğe kapılmadan düzgün yüzme hareketleriyle birkaç köpekbalığı arasından sıyrılarak sahile ulaşan kimseler mevcuttur. Köpekbalığının burnu darbeye karşı hassastır. Burnuna vurulabilecek bir yumruk, balığı kaçırtır. Bir yaralanma halinde, yarayı hemen kayış gibi bir şeyle sıkarak kanı durdurmak gerekir. Aksi takdirde kısa bir anda ortalık köpekbalıklarıyla kaynayabilir. Köpekbalıkları genelde derin su hayvanları olmakla beraber bazan sığ sularda da saldırmaktadırlar.


Köpekbalıklarına karşı çeşitli korunma çareleri araştırılmaktadır. İkinci Dünya Harbinde ABD donanmasında bunlarla ilgili çalışmalar hızlandırılmıştı. Yarı kokuşmuş köpekbalığı etinin, ahtapot ve mürekkepbalığı mürekkebinin köpekbalıklarını kaçırttığı tesbit edildi. Bilim adamları, bir geminin batması veya bir tayyarenin mecburi iniş yapması halinde personeli korumak için bakır-asetatlı bir bileşimi ve nigrosin boyası hazırladılar. Bakır-asetatlı bileşim, kokuşmuş köpekbalığı etinin bazı kimyevi hususiyetini taşır. Nigrosin boyası da, mürekkep balığı mürekkebini andırır. Yapılan denemeler gösterdi ki, suda eriyen kalıp halindeki karışım suya bırakılınca köpekbalıklarını kaçırttı. Korunma çaresi olarak gemideki bütün personele dağıtıldı. Böylece birçok hayat kurtarılmış oldu. Daha sonra yapılan araştırmalar neticesinde köpekbalıklarını kaçırtan şeyin nigrosin boyasından çok boyanın rengi olduğu ortaya çıktı. Bununla beraber asetat ve kara nigrosin boyasıyla yapılan deneyler her zaman kesin sonuç verememektedir. Delinmiş, basınçlı hava borularından çıkan hava kabarcıkları da köpekbalıklarını tamamen kaçırtmamaktadır. Köpekbalığı saldırısına karşı, insanı koruyabilen bir çeşit köpekbalığı kaçırıcı madde elde etme çalışmaları henüz kesin bir sonuç verememiştir. En uygun savunma çeşidi; yüzülen alanları, köpekbalıklarına karşı hazırlanmış özel ağlarla çevirmektir.


Köpekbalıklarının denizlerde mağlup edemedikleri tek hayvan zeki foklardır. Foklar saldırgan köpekbalıklarının karın boşluğuna dalarak karnını deşerler. Bazı ülkelerin plajlarında, köpekbalıklarının saldırılarına karşı ehlileştirilmiş fok balıkları bulundurulur. Yurdumuzda en çok rastlanan camgöz kedibalığı, pamukbalığı ve vatozlardır.


Asıl köpekbalığı (Mustelus mustelus)

Tropik ve kuzey denizlerle Akdeniz'de yaşar. Boyu 1,25 ile 1,75 m arasındadır. Yumuşakça ve kabuklular ile beslenir. Derinlerde barınır. Mayıs ve haziran aylarında kıyı bölgelere gelir.

Mavi köpekbalığı (Prionace glauca)

Tropik ve ılık denizler ile Akdeniz'de ve Avrupa kıyılarında yaşar. Boyu 3,5-4,5 metre kadardır. Gözleri, göğüs ve karın yüzgeçleri mavi olduğu için bu adı almıştır. Pamuk balığı olarak da bilinir. Dişleri kuvvetli ve testere gibidir. Yakalandığı zaman sudan çıkarılmadan önce öldürülür. Asıl harhariyastan sonra insanlar için en korkulu balıktır. Bir defa insan etinin tadını almış olanı korkusuzca insana saldırır. Tropik denizlerde 140 kadar çeşidi yaşamaktadır.

Asıl harhariyas (Carccharhinus lamia)


Bu cinsin 40 kadar türü vardır. Atlantik Denizinde ve Akdeniz'de yaşar. Boyu 2,25 metre kadardır. Rastladığı balığı yutar. İnsan için en tehlikeli köpekbalığıdır.

Mahmuzlu camgöz (Squalus acanthias)

Atlantik Denizinde ve Akdeniz'de yaşar. Boyu 1,5 metre kadardır. Her iki yılda bir ilkbaharda beyaz renkli 25-26 cm boyunda 6 ile 12 yavru doğurur.

Siyah camgöz (Etmopterus spinax)

Avrupa denizlerinde yaşar, Boyu 45 cm'dir. Sırt yüzgeçlerinde birer diken vardır. Ortalama olarak 10 ile 20 yavru doğurur.

Çekiç balığı (Sphhyrna zygaena)

Akdeniz'de tropik denizlerde yaşar. Başı çekiç şeklinde, saldırgan bir köpekbalığıdır. Boyları 3-5 m'ye ulaşabilir. 200-300 kg ağırlıkta olanları mevcuttur.

Güneşleyen köpekbalığı (Cetorhinus maximus)

Daha çok okyanuslarda bulunur. Boyları 13 metreye, ağırlıkları 400 kiloya kadar ulaşır. Denizin yüzeyine yatıp ısındığı için bu ismi almıştır. Saldırdığı avını öldürmeye değil ondan bir parça koparmaya çalışır.
_EKSELANS_ - avatarı
_EKSELANS_
Kayıtlı Üye
6 Nisan 2013       Mesaj #10
_EKSELANS_ - avatarı
Kayıtlı Üye
Kaplan kum köpek balığı
MsXLabs.org & Vikipedi, özgür ansiklopedi

Korunma durumu: Korunmasız (VU)
260px Grey Nurse Shark at Fish Rock Cave2C NSW




Köpekbalığı (Selachimorpha)

Mavi ile gösterilen alanlarda görülür.

Kaplan kum köpek balığı
(Carcharias taurus), Türkiye'de yaşamaz. Nadiren ağlara takıldığı olur ama dağılımında değildir. Genelde boyu 1.8 ile 3.6 m arasında değişir. Ahtapot, yengeç gibi hayvanlarla beslenir çünkü yunus ve fok gibi hayvanları avlayacak düzeyde değildir.

Köpekbalığı (Selachimorpha)


Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube: Chordata (Kordalılar)
Sınıf: Chondrichthyes(Kıkırdaklı balıklar)
Alt sınıf: Elasmobranchii
Takım: Lamniformes(Dik burunlular)
Familya: Odontaspididae
Cins: Carcharias
Tür: C. taurus
Binominal adı: Carcharias taurus (Rafinesque, 1810)
Diğer adları: Gri hemşire köpek balığı
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen iceslush; 11 Haziran 2013 18:39 Sebep: Sayfa Düzeni
Hızlı Cevap
Mesaj: